March 18, 2007
İslam ve Şiddet
"Bir Ortaçağ Hitler’i: Cengiz Han" başlıklı yazım üzerine bazı okurlardan “ama İslam tarihinde de katliamlar var” diye özetlenebilecek itirazlar geldi. Ancak bu itirazların sahipleri bir kaç yönden konuyu ıskalıyorlar ve neden öyle olduğunu açıklamakta yarar var.
Hemen her medeniyetinki gibi İslam’ın da tarihinde karanlık şiddet sayfaları vardır. Ancak bunları okurken öncelikle iki farklı şeyi birbirinden ayırmak gerek: Müslümanların İslam’a rağmen uyguladıkları şiddet ile İslam nedeniyle uyguladıkları şiddeti. İlkinden kastım, kimliği Müslüman olan kimi birey ve toplulukların İslam dışı bir takım ilke ve amaçlarla uyguladıkları şiddet. Örneğin Saddam Hüseyin bir Müslümandı, ama halkına uyguladığı şiddet İslami bir dayanağa ve amaca sahip değildi.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:38 AM | Yorumlar (79)
January 05, 2007
Allah Kimin Yanında?
[6 Ocak 2007 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Geçen cumartesiden bu yana dünya Saddam Hüseyin’in idam görüntülerini konuşuyor. Yapılan yorumlar genelde akl-ı selimde birleşiyor: Evet, bu görüntüler rahatsız edici. Eli kanlı bir despot olmasına rağmen Saddam’ın taciz edilerek asılması, bunun bir “Şii intikamı” görüntüsü çizmesi, yanlış. Bu olay, muhtemelen, Irak’taki iç savaşı daha da körükleyecek. Bütün bunlar doğru.
Ancak benim dikkatime başka bir şey takıldı: Hem Saddam’ın hem de onun cellatlarının Kelime-i Şahadet getirmeleri. Birbirinden öldüresiye nefret eden bu iki “ekol”ün aynı Allah’a ve peygambere bağlılık yemini etmeleri... Acaba bunu dini bir perspektiften nasıl açıklamak gerek?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 04:37 PM | Yorumlar (30)
January 03, 2007
İslam Savaşları'nı Yeniden Düşünmek
İslam dünyası neden Batı'ya göre daha güçsüz, fakir ve harap durumda? Bu soru, Osmanlı aydınlarından bugüne dek tartışılan, üzerinde kafa yorulan bir meseledir. Bugün ise belki her zamankinden daha anlamlı bir sorudur bu. Çünkü 1) sadece Batı değil Uzakdoğu da İslam dünyasını dünyevi kıstaslara göre geride bırakmış durumdadır, 2) İslam dünyasında yaşanan acılar ve dökülen kanlar belki tarihteki en feci boyutlarındadır.
Peki neden? Buna karşı pek çok Müslümanının başka medeniyetlerin özellikle de Batı'nın komplolarını cevap olarak öne sürdüğünü biliyorum. Emperyalizm, oryantalizm, siyonizm gibi kavramlar bolca kullanılarak yapılan açıklamalar bunlar... Bu açıklamalarda bazen kısmi bir haklılık bulsam da, şu iki soruyu soramadan edemiyorum:
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 08:48 PM | Yorumlar (31)
December 01, 2006
Papa’nın ‘Gerçek Amacı’ Ne?
The International Herald Tribune gazetesinde yayınlanan ve üstteki soruya ilginç bir cevap getiren bir makaleyi, Radikal “Papa 'dinsel Rönesans'ına destek arıyor” başlığıyla tercüme etmiş. Phillip Blond ve Adrian Pabst imzalı makalede kanımca dikkate alınmaya ve üzerinde tarşılmaya değer yorumlar var. Özellikle de şu son paragraflarında:
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 08:33 PM | Yorumlar (36)
October 20, 2006
İngilizce Sempozyum: İslam ve Din Özgürlüğü
ABD'deki "İslamofobik" yayınların önde gelenlerinden biri olarak kabul edilen, alabildiğine "şahin" Frontpage dergisi, İslam'ın zorla din değiştirmeyi emredip etmediğini tartışmaya açan bir sempozyum düzenledi. Sempozyumda halen ABD'deki en aktif "İslam eleştirmenleri" arasında yer alan Robert Spencer ile Andrew Bostom'ın ve tarihçi David Aikman'ın savunduğu "İslam baskı dinidir" tezine ben cevap verdim. Son derece renkli geçen tartışmanın tüm metnini buradan okuyabilirsiniz.
Bu arada, bu vesileyle, tüm okurların Ramazan bayramını tebrik ederim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 07:33 PM | Yorumlar (17)
October 14, 2006
Minnesota Üniversitesi'nde Konferanslar
Mustafa Akyol, 19 ve 20 Ekim tarihlerinde ABD'nin Minneapolis kentindeki Minnesota Üniversitesi'nde düzenlenecek iki ayrı konferansta konuşacak. "Akıllı Tasarım Hakkında Uluslararası Gazeteciler Forumu" başlıklı ilk konferansta, Akyol, Kanadalı gazeteci Denyse O'Leary ile birlikte AT teorisinin ABD basınında ele alınışını eleştirecek. Bir sonraki günkü "Papa ve İslam" başlıklı konferansta ise Mustafa Akyol ve teolog Dr. Terry Nichols, Papa XVI. Benedict'in İslam hakkındaki son yorumunu tartışacaklar.
Minneapolis ve civarında olup da bu konferanslara katılmak isteyenler, organizasyonu düzenleyen MacLaurin Institute sitesinden detaylı bilgilere ulaşabilirler.
Yazan: WebMaster Tarih: 06:01 PM | Yorumlar (8)
October 13, 2006
İslam, Akıl ve Laiklik Üzerine
Bugünkü Radikal'de, Türk basınında az rastlanır nitelikte, "dolu" bir yazı var: "Türk devrimi, laiklik ve İslam". Uygar Aktan imzalı makalede, İslam tarihindeki iki ana kelam ve fıkıh akımı karşılaştırılmış ve bunlardan "akılcı" olanın laikliğe uygun düştüğü savunulmuş.
Yazıya yüzde yüz katılmıyorum, örneğin Türkiye'deki resmi laiklik uygulamalarının burada resmedildiği kadar toz-pembe olduğunu düşünmüyorum. Yazarın Eşarilik ve Maturidilik arasındaki farkı da biraz abarttığı kanısındayım. Ama İslam'ın ilk asırlarındaki ehli hadis/ehli rey veya akıl/nakil çatışmasına yaptığı vurgu yerinde. "Zamanın değişmesi (ezman-ı tegayyür) ile hükümlerin de değişmesi gerektiği"ni söyleyen Ahmet Cevdet Paşa gibi otoritelere yaptığı atıflar da isabetli.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:26 PM | Yorumlar (5)
September 20, 2006
Papa, İslam Algısı ve Yöntem Meselesi
Papa XVI. Benedict'in İslam hakkındaki son yorumlarının tümüyle yanlış olduğuna kuşku yok. Kritik soru, İslam'a dair bu gibi yanlış kanaatler (ve anti-İslami propaganda) karşısında Müslümanların nasıl bir tutum izlemesi gerektiği.
Bu konuda bugün yayınlanan iki ayrı köşeyazısında kayda değer kısımlar var. Birincisi Hadi Uluengin'in Hürriyet'teki yazısı. Uluengin, Papa'yı eleştirdikten sonra şöyle demiş ki, bence tamamen haklı:
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:54 AM | Yorumlar (35)
September 15, 2006
Papa, Cihad ve Müslümanlar
[16 Eylül 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
"Papa başkanlığında Hıristiyan dünyadan İslâm'a topyekün saldırı ve hakaret!" Bu sabah bilgisayarıma düşen ilk email'in başlığında böyle yazıyordu. Eski reformist yeni ulusalcı Yaşar Nuri Öztürk'ün "Halkın Yükselişi Partisi"nden gelen bu mesaj, sanırım çok sayıda Müslümanın Papa XVI. Benedict'in İslam'a dair son yorumu hakkındaki algısını yansıtıyor.
Papa, söz konusu yorumu, Almanya gezisi kapsamındaki bir konuşmasında yapmış. Bizans İmparatoru Manuel II. Paleologos'un, "Bana Muhammed'in getirdiği yenilikleri gösterin, sadece kötü ve insanlık dışı şeyler bulacaksın, tıpkı vaaz ettiği dinin kılıç gücüyle yayılması emrini verdiği gibi" şeklindeki cümlelerinden alıntı yaparak, İslam'daki "cihad" kavramı eleştirmiş.
İşte bu sözlerin medyaya yansıdığı andan itibaren doğal olarak bir "Müslüman tepkisi" geldi. Ancak görünen o ki, bu tepki, daha önceki örneklerde de olduğu gibi, kınama ve "özür talebi" ağırlıklı. Oysa belki de Papa'yı "cihad" konusunda bu yorumu yapmaya yönelten gerçeklerin ne olduğunu ele almak, sonra da bunlar hakkında iyi bir açıklama getirmek daha doğru olacak.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 02:08 PM | Yorumlar (84)
September 09, 2006
Muhammed Hatemi'den Teröre Reddiye
İran eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, ABD'nin başkenti Washington'daki Amerikan-İslami İlişkiler Konseyi'nde yaptığı konuşmada kayda değer olduğunu düşündüğüm yorumlar yapmış. Yeni Şafak gazetesinin konuyla ilgili haberinde şunları yazılı:
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 02:31 PM | Yorumlar (7)
August 28, 2006
Müslümanca Öz Eleştiri I: Din Özgürlüğü
Etyen Mahçupyan'ın makalesine atıfla siteye eklediğim son yazıda, içine doğru sürüklenmekte olduğumuz "medeniyetler çatışması" girdabında Müslümanların da herhangi bir öz eleştiriye ihtiyacı olup olmadığını sormuştum. Gelen cevapların önemli kısmı, tahmin ettiğim gibi, "hayır, suç Batı'da" diye özetlenebilecek bir içerikteydi.
Bu cevaplara karşı Batı'nın tek parça olmadığı, vicdanlı ve barış yanlısı pek çok Batılı çevrenin de bulunduğunu hatırlatmak mümkün. Şimdiye kadar başka yazılarımda bu hatırlatmayı yapmaya çalıştım zaten. Ama kanımca daha da önemli olan, çoğumuzun hiç yanaşmak istemediği o "öz eleştiri" kısmı. Acaba Müslümanlar yanlış bir şeyler yaparak Batı'nın saldırganlığını kışkırtıyor veya gerekçelendiriyor olabilirler mi?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:12 PM | Yorumlar (22)
August 25, 2006
Muhafazakarlara İyi Bir Eleştiri
Etyen Mahçupyan'ın bugünkü Zaman'da yer alan "Muhafazakarlar Huntington’cu mu oldu?" başlıklı yazısı, bence yabana atılmamalı. Türkiye'deki dindar kesimde hızla yükselen Batı karşıtlığını eleştiren Mahçupyan, bunun "Amerika’nın Irak’a yaptığı müdahale, Bush ve tayfasının kışkırtıcı beyanları, Genişleyen Ortadoğu fikrinin neocon yorumu altında ikiyüzlü bir tahakkümcülüğe dönüşmesi ve nihayet İsrail’in önceden planlanmış olduğu apaçık olan saldırısının Batı dünyasınca zımni kabulü" gibi anlaşılabilir sebepleri olduğunu belirtiyor. Fakat ardından şunları yazıyor:
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 02:02 PM | Yorumlar (39)
August 19, 2006
İngilizce Makale: 'Islam and The West'
Mustafa Akyol'un "Islam and The West: Fight the radicals from common ground" (İslam ve Batı: Radikalizme Karşı Ortak Zeminle Mücadele) başlıklı makalesi, International Herald Tribune gazetesinde yayınlandı. İslam dünyasında Batı'ya duyulan tepkinin nedenlerinin anlatıldığı yazıda, Batı'nın İslam dünyasındaki din karşıtı diktatörlükleri desteklemiş olması eleştirilirken, terör karşıtı mücadelenin İslam'a ve Müslümanlara yöneltilmemesi uyarısı yapılıyor. ABD'nin Ebu Ghraip cezaevi ve Guantanamo'daki işkenceleri, Irak ve Afganistan'da sivillerin ölümüne neden olan operasyonları ve İsrail'in Lübnan saldırısı da yeriliyor. Makalede İslam dünyasındaki gelişim ve yenilenme çabalarından ve Batı ile İslamiyet arasındaki ortak değerlerden de söz ediliyor.
Yazan: WebMaster Tarih: 12:05 AM | Yorumlar (5)
August 18, 2006
'Materyalist İslam'a Dair
Son günlerde sitenin diğer ilmeklerinde "materyalist Müslüman" bazı okurların ruhun varlığına yönelik itirazları gündeme geldi. Meseleyi burada derli-toplu bir şekilde yeniden ele almakta yarar görüyorum.
Malum, felsefe tarihinde bu konuda üç temel ekol vardır: İdealizm, dualizm, materyalizm. İdealizm, sadece ruhların var olduğunu, madde dediğimiz şeylerin ise ruhların muhatap olduğu algılardan ibaret olduğunu savunur. Materyalizm, sadece maddenin var olduğunu, ruh dediğimiz şeyin insan beyninin bir fonksiyonu olarak çıktığını iddia eder. Dualizme göre hem madde hem de ruh gerçektir; aralarında etkileşim vardır.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:30 PM | Yorumlar (47)
August 11, 2006
'İslam'ın Hayranlık Vericiliği'ne Dair
ABD'nin önde gelen Hıristiyan liderlerinden biri olan — ve aslında İslam'a da pek sıcak bakmayan — Patrick Buchanan'ın "Vakti Gelmiş Bir Fikir" başlıklı yazısında enteresan teşhisler var. Buchanan, İslam'ın iki yüzyıldır süregiden baskı ve saldırılar karşısındaki direncinin "astonishing", yani hayranlık verici olduğunu şöyle ifade etmiş:
Hıristiyanlık Avrupa'da ölür gibi dururken, İslam 21. yüzyılı, daha önce başka yüzyıllara yaptığı gibi, sarsacak şekilde yükseliyor... [İslami savaşçıları görünce] Victor Hugo'nun sözlerini hatırlamamak mümkün değil: "Hiç bir ordu, vakti gelmiş bir fikir kadar güçlü değildir." Karşıtlarımızın çoğunun uğrunda savaştığı fikir, ikna edici bir fikir. Tek bir Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in onun elçisi olduğuna, İslam'ın yani Kuran'a teslimiyetin cennete giden tek yol olduğuna ve Allah'a bağlı bir toplumun şeriata göre yönetilmesi gerektiğine inanıyorlar... Milyonlarca Müslüman insan [onlara sunulan] Batılı alternatifleri kabul etmişti. Ama bugün onmilyorlarca Müslüman bunu reddeder gözüküyor ve daha saf bir İslam'daki köklerine dönüyorlar. Açıkçası, İslami inancın dayanıklılığı, hayranlık verici.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 02:19 AM | Yorumlar (12)
July 16, 2006
İngilizce Makale: "[Sexism Deleted] in Turkey"
Mustafa Akyol'un "[Sexism Deleted] in Turkey" (Cinsiyet Ayrımcılığı Silindi — Türkiye'de) başlıklı makalesi, bugünkü The Washington Post gazetesinde yayınlandı. Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın başlattığı "kadın karşıtı hadislerin ayıklanması" çalışmasını açıklayan ve yorumlayan yazıda, Türkiye'de yükselen dindarlığın sanıldığının aksine demokrasi ve laikliğe tehdit olmadığı da vurgulanıyor.
Yazan: WebMaster Tarih: 12:54 PM | Yorumlar (35)
July 05, 2006
Bir Kaç Not: Ayasofya, Filistin, Irak...
Ayasofya'da ibadet konusu şu günlerde yeniden gündemde. Sabah'ın konuyla ilgili haberinde dikkat çeken küçük bir ayrıntı var. Anadolu Kiliseleri Piskoposu Monsignor Luigi Padovese, "Ayasofya'da namaz kılınması Hıristiyanları rahatsız eder mi" sorusuna şu cevabı vermiş: "Hayır Hıristiyanları rahatsız etmez, Ayasofya'nın müze olarak kalmasına karar verenleri rahatsız eder."
Öte yandan şu günlerde İsrail'in Filistin yönetimi altındaki Gazze Şeridi'ne yönelik saldırısı sürüyor. Hamas militanlarınca kaçırılan tek bir askere karşı tüm bir Filistin halkını cezalandırmaya yönelik bu işgali, kınıyorum. Görünen o ki, İsrail Başbakanı Olmert, kendisine Ariel Şaron'dan miras kalan, onun da Menahem Begin gibi aşırı sağcı İsrail liderlerinden devr aldığı "revizyonist" (ve faşizan) Siyonizm anlayışını sürdürüyor. Bunu, " Şaron politikalarının ilham kaynağı: Vladimir Jabotinsky " başlıklı eski bir yazımda incelemiştim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 02:02 PM | Yorumlar (10)
June 30, 2006
Palyaçolu Kur'an Kursu Üzerine Düşünceler
[1 Temmuz 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Geçen pazartesi günü Radikal gazetesinde ilginç bir hikaye vardı: Palyaçolu Kur'an kursu. "Promosyonlu dindarlık!" başlığıyla verilen habere göre, İstanbul Yenibosna'da yer alan Kuba Camisi'ndeki "Yaz Kuran Kursu"nun açılışında görevlendirilen bir palyaço, çocuklara dondurma dağıtmıştı. "Eli sopalı hocalarla anılan Kuran kursları kabuk değiştiriyor" diye yazıyordu Radikal, "kurslar çocukları çekmek için dondurma ve palyaço kullanıyor".
Bu olay, Türkiye'de son bir kaç onyıl içinde gördüğümüz diğer "dinde modernleşme" örneklerinin yanına eklenebilir; tesettür defileleri veya kadınların ön safta durduğu cenaze namazları gibi. Tüm bunlarda, alışılagelmiş, hatta "1400 yıldır" devam eden klasik dindarlık kalıplarından farklı, modern unsurlar çıkıyor karşımıza.
Peki bunları nasıl yorumlamak gerek?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:16 PM | Yorumlar (23)
June 23, 2006
Diyanet, Hirsi Ali'yi Çürütüyor
[24 Haziran 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Ayaan Hirsi Ali adlı genç kadının ismine şu günlerde Batı medyasının manşetlerinde sıkça rastlamak mümkün. Yakın zaman kadar Hollanda vatandaşı ve dahası milletvekili olan Somali asıllı Ayaan hanımı ünlü kılan ise, İslam'a karşı açmış olduğu savaş. Hirsi Ali, İslam'ın başta kadınlar olmak üzere insanları ezen bir "boyun eğdirme ideolojisi" olduğunu iddia ediyor ve ortadoğulu kadınların sorunlarının, geleneklerden değil, doğrudan İslam'ın kendisinden kaynak bulduğunu ileri sürüyor.
Hirsi Ali'yi spotlar altına taşıyan gelişme, söz konusu tezlerine tepki sonucunda yaşanan vahim bir olay: Hollandalı film yönetmeni Theo van Gogh'un öldürülmesi. Van Gogh, senaryosunu Hirsi Ali'nin yazdığı "Submission" (Boyun Eğme) adlı filmde İslam'a hareket ettiği gerekçesiyle, Kasım 2004'te Amsterdam'da kanlı bir saldırıyla öldürülmüş, cinayeti işleyen Muhammed Bouyeri adlı İslamcı militan, bir sonraki hedefin Hirsi Ali olduğunu belirten bir de not bırakmıştı. Somalili genç kadın o zamandan bu yana polis korumasında yaşıyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:33 PM | Yorumlar (21)
June 21, 2006
İslam'a Dönenler
Yeni fark ettiğim ilginç bir site var, sizlerle de paylaşmak istedim: Turn To Islam, yani, bir anlamda, "İslam'a Dönenler." Bu sitede, sonradan Müslüman olan bazı Batılılarla yapılan röportajların görüntüleri var. Artık herkesçe tanınan Cat Stevens/Yusuf Islam'ın yanında, Taliban tarafından Afganistan'da tutuklandıktan sonra İslam'a ilgi duyan ve bir süre sonra da bu dini seçen İngiliz gazeteci Yvonne Ridley ya da Katoliklik'ten İslam'a dönen Monica Aparicio gibi bayanların hikayesi gerçekten enteresan. Teksas'taki yeni Müslümanların öyküsü ve yaşam biçimi de oldukça ilginç.
Aslında bu gibi "mühtedi" veya "convert"lerin sayısı hayli yüksek ve giderek de artıyor. Bu olguyu görmek, bir Müslüman için hem sevindirici hem de Batı-Doğu kalıplarının artık giderek anlamını yitirdiği bir dünyada yaşadığımıza işaret etmesi açısından düşündürücü. Sözkonusu Batılı Müslümanların hemen hepsinin, İslam'ın gereklerini, Doğulu (mesela Türkiyeli) Müslümanların bazılarından daha özgür bir biçimde yerine getirebiliyor oluşu da, not edilmesi gereken bir başka gerçek.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:46 AM | Yorumlar (8)
June 16, 2006
Diyanet, Doğru Yolda
HaberTurk sitesinde yayınlanan "Diyanet, Kadına Şiddeti Meşru Gösteren Hadisleri Atıyor!" habere göre, "Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Ali Bardakoğlu, Hazreti Muhammed’e atfedilen, ancak doğruluğu olmayan özellikle de kadına yönelik şiddeti meşru gösteren hadislerin temizlenmesi için" düğmeye basmış.
Haber doğru ise, Diyanet doğru yolda. Daha önceki bazı yazılarımda da belirttiğim gibi, İslam'ın Kuran'dan sonraki ikinci kaynağı olarak kabul edilen hadis külliyatında ciddi sorunlar var. Peygamberin vefatından iki yüzyıl sonra toplanan hadislerin arasında, İslam'ın baskıcı ve bağnaz bir din olarak algılanmasına neden olan, çeşitli efsaneler, uydurmalar ve çarpıtmalar yer alıyor. Din olarak algılanagelen bu geleneklerin dinden ayrıştırılması, İslam'ın bugünü ve geleceği için çok önemli.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:18 PM | Yorumlar (81)
May 21, 2006
Da Vinci Şifresi'nden Şifreler

[27 Mayıs 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Dan Brown'un aynı adlı romanından uyarlanan Da Vinci Şifresi adlı filmi izledim. Hıristiyanların, özellikle de Katoliklerin tepkisini çeken, bazı Müslüman ve Yahudi gruplar tarafından da Hıristiyanlarla dayanışma niyetiyle — yani aslında benim isabetli bulduğum bir yaklaşımla — ortaklaşa protesto edilen filmde enteresan bulduğum noktalar var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 04:43 PM | Yorumlar (67)
May 05, 2006
Kur'an, Hadisler ve İslami Çoğulculuk
Son günlerde sitenin yorum bölümlerinde hadislerin İslam'daki yeri ve hadis literatürünün güvenilirliği hakkında bir tartışma sürüyor. Bazı okurlar hadislere karşı kuşkucu ve hatta reddiyeci yaklaşırken, diğerleri bu yaklaşımı eleştiriyor ve farklı ölçülerde de olsa hadis literatürünü savunuyorlar.
Bu konudaki bazı görüşlerimi ifade etmekte yarar görüyorum. Bunların birincisi ve belki de en önemli olanı ise, İslami çoğulculuğun önemi. Bir başka deyişle birbirinden farklı İslam yorumları olabileceğinin baştan kabul edilmesinin ehemmiyeti.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:59 AM | Yorumlar (129)
March 18, 2006
Müslüman Müslümanı Vurur mu?
[18 Mart 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı, Zeynebiye sitesinde alıntılandı]
Irak'ta süregiden şiddetin en gözü dönmüş noktalarından biri, Şiiler için en kutsal üç mabedden biri olan Samarra'daki Altın Cami'nin havaya uçurulmasıydı. Bunun ardından Iraklı Şiiler ve Sünniler arasındaki tansiyon iyice yükseldi, bazı Sünni camilerine küçük çaplı intikam saldırıları düzenlendi. Her iki mezhebin din adamları sağduyu çağrısı yaptılar ve durum şimdilik iç savaş noktasına varmadı. Ama sadece şimdilik...
Peki ama Altın Cami'yi kim havaya uçurdu? Ve dahası Şii camilerine yönelik son üç yıldaki benzeri saldırıları kim düzenlemişti?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:40 AM | Yorumlar (18)
March 05, 2006
'Manifesto'ya ve Kendime Dair...
[6 Mart 2006 tarihinde Haber 7 sitesinde yayınlandı]
Zeyno Baran ile birlikte kaleme aldığımız "İslam Adına Terör ve Baskıya Karşı Müslüman Manifestosu" başlıklı metin, pek çok olumlu yorumun yanında bazı olumsuz tepkiler de aldı. Kimi Müslümanlar, bunu "ABD'nin ılımlı İslam planına hizmet" olarak görmüşler ve kınamışlar.
Bu gibi yorumlara üzüldüm. Ve bazı noktaları açıklığa kavuşturmakta yarar gördüm.
Benim bu metne imza atmaktaki amacım, İslam'a bulaştırılmak istenen terör ve zulüm lekelerine karşı İslam'ı savunmaktan başka bir şey değildir. "Ilımlı İslam"a değil, İslam'ın bizzat kendisine inanıyorum. Ama zaten İslamiyet, Müslümanlara adaletli ve merhametli davranmayı emrederek, suçsuz insanların öldürülmesini yasaklayarak, belirli bir ılımlılık (itidal) emrediyor. Buna Batılılar "ılımlı İslam" diyor olabilirler, bence İslam'ın kendisi...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 02:23 PM | Yorumlar (58)
March 04, 2006
Terör ve Baskıya Karşı İslami Manifesto
Mustafa Akyol ve Zeyno Baran'ın birlikte kaleme aldıkları "A Muslim Manifesto Against Violence and Tyranny in the Name Islam" (İslam Adına Terör ve Baskıya Karşı Müslüman Manifestosu) başlıklı metin, uluslararası medyada büyük yankı uyandırdı. ABD'nin National Review dergisinden sonra Alman Der Spiegel dergisi de Manifesto'yu yayınladı.
İngilizce orjinaline buradan ulaşabileceğiniz metnin geniş bir Türkçe özetini de Yeni Şafak gazetesi "Akyol ve Baran'dan manifesto: İslâm barış dinidir" başlıklı manşet haberiyle yayınladı.
Metnin Türkçe tercümesini, aşağıda okuyabilirsiniz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:53 PM | Yorumlar (9)
March 01, 2006
İtalya'da Avrupa ve İslam Sempozyumu

23-25 Şubat 2006 günlerinde İtalya'nın Montepulciano kentinde "Noi e l'Islam" (Biz ve İslam) başlıklı bir sempozyum düzenlendi. Focolare ve Legambiente adlı İtalyan kuruluşların organize ettiği ve İslam ile Avrupa kültürü arasındaki ilişkilerin tartışıldığı toplantıda İtalya'nın ve Avrupa'nın İslami konularda uzmanlığıyla tanınan çeşitli akademisyen, gazeteci ve dini liderleri söz aldı. Mustafa Akyol da iki ayrı konuşmayla katıldığı programda, İslam adına uygulanan terörün İslami kaynakların çarpıtılmasıyla üretildiğini, "İslami terör" denen şeyin aslında İslami olmayan bir öfkeden kaynaklandığını, bunun kökeninde ise Batı'nın hatalı politikalarının payı bulunduğunu anlattı.
Yazan: WebMaster Tarih: 12:02 AM | Yorumlar (2)
February 01, 2006
Tarihselcilik Meselesi Üzerine
Siteye eklediğim son kısa yazıda, Kur'an'ın bir yorum yöntemi olan "tarihselciliğe" işaret etmiştim. Bu konu yanlış anlaşılmaya ve yanlış sonuçlar vermeye açık olduğu için, "tarihselcilik"ten ne anladığımı ve neyi doğru neyi yanlış bulduğumu daha net bir şekilde ifade etmek istiyorum.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:37 PM | Yorumlar (13)
January 31, 2006
Kur'an'ın Tümü Evrensel midir?
Dikkatimi çekiyor; site içinde yürüyen tartışmalarda Kur'an'ın evrensel bir kitap olup olmadığı konusu da arada bir gündeme geliyor. Bu, zaten uzun zamandır İslam dünyasında ve hatta Batı'da tartışılan bir konu. Müslümanların çoğu, İlahi mesajın evrenselliğine inandıkları için, Kuran'ın tümünün tüm çağlar için geçerliği olduğunu savunuyor. Buna karşılık İslam'a eleştirel yaklaşanlar, cariyelik, kölelik hukuku gibi konulara dair ayetleri göstererek, bunların o devre ait hükümler olduğunu belirtip, buradan hareketle de "Kur'an bu devre bakmaz" diyorlar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:37 PM | Yorumlar (43)
January 14, 2006
İslam'ın Şehirleri Neden Böyle?
[14 Ocak 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
İslam'ın en kutsal kenti Mekke'de, kutsal hac ziyareti sırasında izdiham yaşandı ve 350 kadar hacı yaşamını yitirdi. Ortada terör saldırısı, silah, bomba yok; sadece kalabalıkların düzensizliği ve paniği var. Akıl alır gibi değil...
Aklın daha da alamadığı, buna benzer felaketlerin sürekli yaşanması. Son 15 yıldır bir kaç senede bir hac sırasında hep izdiham yaşanıyor, onlarca, yüzlerce Müslüman birbirini ezerek can veriyor. Facia sürekli tekrar etmesine rağmen, ne Suudi devleti doğru dürüst bir tedbir alıyor ne de başka Müslüman organizasyonlar...
Acaba neden? Neden Müslümanlar güvenli ve sakin bir biçimde hac yapmayı başaramıyor? Neden yeni bir problem olan "kalabalık" sorununa bir çözüm üretemiyorlar? Bundan yüzyıllar önce, dünya nüfusunun da, Müslümanların da, hacıların da sayısının çok az olduğu bir dönemde şekillenen hac yapma usulünü, biraz adapte edip daha güvenli hale getirmeye çalışmıyorlar?...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:01 PM | Yorumlar (92)
January 12, 2006
'Kurban Bayramı'nda Kurban Kesmek Gerekli midir?
Kurban Bayramı'nı yaşadığımız şu günlerde Türkiye sokakları bir kez daha feci manzaralara sahne oluyor. Ulu orta ve bilinçsizce kesilen hayvanların çektiği acı, ortaya dökülen kan ve et, sadece Türk değil dünya medyasına da çirkince yansıyor.
Oysa İslam'ın temel kaynağı olan Kuran'da "Kurban Bayramı" olmadığı gibi, her yılın belirli bir vaktinde kurban kesmeyi emreden bir hüküm de yoktur. Kurban, ayetlerde sadece Kabe'ye yapılan hac ziyaretinin bir parçası olarak geçer. Hacca gitmeyenlerin de hac döneminde kurban kesmesi gerektiği fikri, zaman içinde gelişmiş bir "yorum"dur. Ve dolayısıyla İslam'a göre, her yıl kurban kesmek "farz", yani Allah'ın doğrudan emrettiği bir eylem değildir.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:49 PM | Yorumlar (63)
January 10, 2006
Din ve Medeniyet Üzerine Bir Kaç Tespit
Tüm okuyucuların Kurban Bayramını tebrik ederim.
Bugün Türk basınından iki yazı önereceğim. Birisi, Milliyet yazarı Hurşit Güneş'in "Dinle Kalkınma İlişkisi" başlıklı makalesi. Sayın Güneş, Türkiye'de bir kesimde hayli yaygın olan, bu sitenin bazı okurları tarafından da paylaşılan "dinin toplumları geri bıraktığı" efsanesinin neden yanlış olduğunu örnekler vererek anlatmış.
Yine Milliyet'te, Taha Akyol'un sütununda ise, Suudi Arabistan'ın resmi mezhebi olan Vahabilik ile "Osmanlı İslamı" arasındaki farka vurgu yapan önemli bir makale var. Akyol, "Türkler'in İslam öncesinde daha ileri bir medeniyete sahip olduğu" şeklindeki uydurma tarih tezinin de geçersizliğine işaret ederek şöyle demiş:
Türk tarihinde bozkır göçebeliği, Arap tarihinde Bedevilik büyük rol oynadı. İslam'dan sonra iki kavim de yerleşik medeniyete yöneldi; şehir, cami, medrese, mahkeme ve devlet gibi yerleşik kurumların yanında mezarlık mimarisi ve türbe gibi yerleşik kurumlar da gelişti. Bizde göçebeliğin tasfiyesine Selçuklular başladı, Osmanlılar tamamladı.
Gerçekten de — o dönemin başka edebi eserlerine kıyasla çok zayıf bir örnek olan "Orhun Anıtları" dışında — İslam öncesi Türkler'in hiç bir kayda değer edebiyatı, mimarisi, sanatı yoktur. Bu medeniyet unsurları, ancak Türkler'in İslam'ı kabul etmesiyle birlikte başlar. Başta Kur'an olmak üzere "yazı temelli" bir medeniyet olan İslam, Ortadoğu'daki diğer barbar kavimleri medeniyete taşıdığı gibi, Türkler'i de aydınlatmıştır. Bu önemli konuyu, bir zaman sonra daha detaylı olarak işlemeyi planlıyorum...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:06 PM | Yorumlar (62)
December 19, 2005
İngilizce Makale: Halife Olsa Ne Yapardı?
Mustafa Akyol''un Sultan II. Abdülhamid ile ilgili yeni bir makalesi, "Washington'ın en etkili siyasi dergisi" olarak tanımlanan The Weekly Standard'da yayınlandı. Abdülhamid'in Halife sıfatıyla önemli bir modernleşme ve kalkınma projesi yürüttüğünü vurgulayan makalede, 20. yüzyılın başında Filipinler'deki Müslümanlar ile çatışmaya giren ABD'nin Halife'den nasıl yardım istediği, onun bu isteği kabul ederek Amerikalılarla savaşmamaları için Filipinli Müslümanlara bir mektup gönderdiği ve bu sayede barış sağlandığı anlatılıyor. Hilafet'in kaldırılmasının İslam dünyasında kaos yaratarak çeşitli radikal akımların gelişmesine yol açtığını anlatan yazıda, bu dünyanın bugün de Osmanlı tecrübesine ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor.
The Weekly Standard sitesinde "A Sultan with Swat: Remembering Abdul Hamid II, a pro-American caliph" başlığıyla yayınlanan yazının tam metnine, Akyol'un İngilizce sitesi TheWhitePath'den ulaşabilirsiniz.
Yazan: WebMaster Tarih: 11:35 PM | Yorumlar (10)
December 02, 2005
Kadına Ayrımcılık, İslam'dan mı, Gelenekten mi?
AKP'li bir bakanın eşinin ayrı bir masada yemek yemesi üzerine, medyadaki "sekülerist düşünce polisi" yeniden ayağa kalktı ve "dincilerin bağnazlığı" üzerine koro halinde söylenmeye başladı. Bu söylenmenin ne denli yüzeysel ve bilgisizce olduğu, Taha Akyol'un köşesinde iyi izah edilmiş. Murat Belge ise Radikal'deki yazısında aynı konuda şu yorumu yapmış:
AKP için 'İslamcı' deniyor, 'muhafazakâr' deniyor. Bu sıfatlarla anılmayan toplumsal kesimler kadın-erkek ilişkilerinde nasıl davranıyor, bu toplumda?... Kurulduğundan beri içine bir kere kadın ayak basmamış bütün o kahveleri düşünün. Oyun oynayan, fosur fosur duman saçan o adamlar 'şeriatçı' mı hepsi birden? İçeri giren kadına kötü kötü bakmayı AKP mi öğretti onlara?... Devrimci köylünün köyünde, evinde kaldım. Aile reisi Mao'cu olmuştu. Aile içinde herkes de onu izlemişti, doğal olarak. Ama o kalabalık ailede ev halkı akşam yemeğine bir arada oturmuyordu. Yemek, ayrı odalarda yeniyor, bizim oturduğumuz odaya kadınlar yalnız dolu tabak getirip boş tabak götürmek için geliyorlardı...
Kısacası toplumumuzda kadını "ikinci sınıf vatandaş" olarak görme yönünde bir eğilim gerçekten de var. Ama bu İslam'ın veya ona inanan "dincilerin" ürettiği bir sorun değil. Dine de bulaşmış, ama aslında dinin değil geleneklerin ürettiği bir sorun. Çözümü için bir taraftan din ile geleneği ayrıştırmak, bir taraftan da gelenek üstünden dine saldıran bağnaz seküleristlerin propagandasını etkisizleştirmek gerek...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:51 PM | Yorumlar (4)



