January 13, 2007
İsrail'e Karşı Ne Yapmalı?
[Türkiye Günlüğü dergisinin Kış 2007 sayısında yayınlandı, daha önce Radikal’de yayınlanan aynı başlıklı yazının genişletilmiş versiyonu]
2006 yılının asla unutulmaması gereken trajedilerinden ikisi, Gazze Şeridi’nde ve Güney Lübnan’da yaşandı. Haziran ayında, İsrail ordusu, bir askerinin kaçırılmasını bahane ederek Hamas (İslami Direniş Hareketi) yönetimindeki Gazze Şeridi’ne bomba ve ölüm yağdırdı. Tek bir asker karşılığında yüz kadar Hamas militanını ve onlarca sivili vurdu, Gazze’nin başta elektrik tesisleri olmak üzere altyapısını yıkarak zaten zor şartlarda ve “balık istifi” sıkışıklığında yaşayan bir buçuk milyona yakın insanı olağanüstü zor şartlarda bıraktı. Gazze’deki şiddet dinmemişti ki, bu kez Lübnan’da kanlar akmaya başladı. Ülkenin güneyini kontrol eden Hizbullah İsrail hapishanelerindeki binlerce tutuklunun bir kısmıyla takas etmek üzere iki İsrail askerini kaçırınca, Zahal (İsrail ordusu) bu kez Lübnan’ı vurmaya başladı. Sivil yerleşim birimlerini göz kırpmadan bombalayan İsrail’e, Hizbullah militanları da yine sivil yerleşim birimlerine füze atarak cevap verdi. 12 Temmuz’dan 8 Eylül’e kadar süren çatışmalarda, çoğu Lübnanlı sivil olmak üzere 1400 kişi yaşamını yitirdi. 300’den fazla Lübnanlı çocuk ve bebek, İsrail bombalarının altında can verdi.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 04:25 PM | Yorumlar (53)
November 11, 2006
İsrail Terörü, Untermenschen ve Sezer
Geçtiğimiz haftanın en trajik olayı, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Beyt Hanun kasabasına top mermisi yağdırıp 7'si çocuk, 4'ü kadın 19 masum insanı katletmesiydi. Hiç bir şeyden habersiz küçücük çocuklar, uyurlarken üzerlerine düşen bombalarla hayata veda ettiler. Bu barbarca, zalimce ve insafsızca katliam üzerine İsrail yetkilileri sadece "kusura bakmayın, yanlışlıkla oldu" dediler. Acaba Hamas İsrail'de bir köyü vurup 19 sivili öldürse ve "kusura bakmayın, yanlışlıkla oldu" deseydi ne olurdu? Dünyanın tepkisi bu kadar cılız kalır mıydı?
Bu soru, ve genel olarak İsrail'in sivillere yönelik terörü karşısındaki "çifte standart", bizi bazı Batılıların ve yine bazı İsraillilerin Müslümanlara bakışındaki temel bir çarpıklığa götürüyor: Bunlar, Müslümanları kendileri gibi "insan" saymıyorlar. İsrail'in şahin başbakanlarından Begin'in Filistinliler için "iki ayaklı hayvanlar" demiş olması, bir dil sürçmesi değil. Müslümanlar "tam insan" sayılmadığı için, onların yaşam, güvenlik ve özgürlük gibi hakları, ötekilerinki kadar önemli görülmüyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 02:16 PM | Yorumlar (83)
September 01, 2006
Nasrallah'tan Öz Eleştiri
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının başladığı günlerde yazdığım "İzninizle" başlıklı notta, şu yorumu yapmıştım:
Öte yandan Hamas'tan bir fraksiyonun ve sonra da Hizbullah'ın İsrail askerlerini kaçırarak, Olmert hükümetine arayıp da bulamadığı saldırı gerekçesini sunmuş olması gerçeği üzerinde de bence düşünmek lazım. İsrail'e karşı direniş nasıl ve hangi yöntemlerle olmalıdır, en az hayata ve acıya mal olacak yol nedir; İsrail'in devlet terörüne karşı çıkarken bunu da serinkanlılıkla düşünmek gerekiyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:06 PM | Yorumlar (18)
August 16, 2006
İsrail'in Faşist Yüzü
[19 Ağustos 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Dan Halutz... Bu ismi bir kenara yazın. Kendisi, İsrail'in şu anki Genel Kurmay Başkanı ve Lübnan'a yönelik son İsrail saldırısının baş mimarı. Ama "evveliyatı" da var: Geçmiş yılllarda İsrail ordusunda savaş uçağı pilotu olarak görev almış, ve bir defasında sivil bir hedefi bizzat bombalamış, içindeki kadın ve çocukları cayır cayır yakmıştı. Daha sonra bir gazetecinin "kadın ve çocukları bombalarken ne hissetiniz" sorusu üzerine de Halutz şu ünlü cevabı vermişti: "Ne mi hissettim? Sadece bomba düştüğü anda uçak kanadında hafif bir sarsıntı. O kadar."
Dan Halutz'un masumların ölümlerine karşı hiç bir insani his duymamakla kalmayıp, bu işten kâr da ettiği ise geçtiğimiz günlerde ortaya çıktı: Referans'ın da yazdığı gibi, Halutz, Lübnan savaşı için tetiğe basmadan önce borsadaki hisse senetlerini satmış, böylece düşen endeksten kazançlı çıkmıştı.
Ahlaki yönden "Luftwaffe" (yani Nazi Hava Kuvvetleri) generallerinden pek bir farkı olmayan — Cengiz Çandar'ın da belirttiği gibi aslında "savaş suçlusu olarak yargılanması gereken — Halutz, kuşkusuz nev-i şahsına münhasır bir canavar değil. İsrail'in kökeninde, Halutz gibilerini bolca üreten bir ideolojik unsur var çünkü. Adı, faşizm.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 05:08 PM | Yorumlar (90)
August 06, 2006
Savaş Karşıtı Yahudiler ve 'Goyim'
Son yazım üzerine bazı okurlar "nerede bu savaş karşıtı Yahudiler" diye sordu. Aslında şu an Lübnan'daki İsrail terörüne karşı İsrail içinde gerçekten de sadece cılız bir muhalefet var. Halkın Lübnan saldırılarına destek oranı yüzde 90'ı buluyor; "Hizbullah da bize füze atıyor" diye düşünüyorlar. Ama yine İsrailli Araplar ve Yahudilerin birlikte düzenlediği savaşı tel'in mitingi gibi iyi tepkiler var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 02:11 AM | Yorumlar (66)
August 05, 2006
İsrail'e Karşı Ne Yapmalı?
[5 Ağustos 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
İsrail ordusu Lübnan'a haksızca ve insafsızca saldırıyor. "Hizbullah'ı zayıflatmak" adına bine yakın masum insan öldürüldü. Bunların iki yüzden fazlası çocuk. İsrail Başbakanı Ehud Olmert dil ucuyla "siviller için üzgünüz" diyor, ama daha bir çok sivili öldüreceği besbelli olan saldırılara devam emri veriyor. Dünyanın tek süper gücü olan ABD ise, BM ve AB'nin aksine, İsrail'e pervasızca arka çıkıyor.
Evet, durum bu. Tüm kalbimizle kınamalı ve tepki göstermeliyiz. Ancak bunu yaparken bir taraftan da düşünmeliyiz: İsrail militarizmini önlemek için ne yapmak gerek?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:51 AM | Yorumlar (51)
August 04, 2006
İsrail Militarizmi ve CHP'li Vekil
[5 Ağustos 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
İsrail'in Lübnan'da yürüttüğü saldırılar nedeniyle yaşamını yitiren sivil sayısı 900'ü geçti. Bunların 300 kadarı, hiç bir şeyden haberi olmayan küçücük çocuklar ve bebekler. 1 milyona yakın insan evini terk etmek zorunda kaldı ve Lübnan sokakları harabeye döndü. Bu korkunç trajediyi vicdan sahibi herkes kınıyor. Batılı insan hakkı kuruluşları da dahil olmak üzere, pek çok kişi ve kurum, böylesine acımasız ve insafsız bir "terörle mücadele"nin aslında "savaş suçu" olduğunu ilan ediyor.
Ama CHP Manisa milletvekili Nuri Çilingir öyle düşünmüyormuş. Zaman gazatesinin 3 Ağustos tarihli haberine göre, CHP'li vekil, İsrail'in saldırılarını haklı bulmuş ve bunlar ile Türkiye'nin PKK'ya karşı yürüttüğü mücadele arasında paralellik kurmuş.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:31 PM | Yorumlar (11)
İsrail Militarizmine Lanet, Anti-Semitizme Reddiye
Üç haftaya yaklaşan uzun bir aradan sonra yeniden "site başında"yım. İstatistikler, sitenin yine de yoğun bir trafikle işlediğini gösteriyor; bu sevindirici ilgiye teşekkür ediyorum.
Şu günlerin en yakıcı konusu kuşkusuz İsrail'in Lübnan'da yürüttüğü haksız, acımasız ve insafsız saldırılar. Bine yakın sivilin ölümüne neden olan, iki yüzden fazla çocuk ve bebeği katleden, 900 binden fazla insanı yollara düşüren bu operasyonu lanetliyorum. İsrail'in Hizbullah'a karşı "operasyon hakkı" olup olmadığı tartışılabilir; ama sivillerin hayatını böylesine hiçe sayan bir saldırı, barbarlıktan başka bir şey değildir. İsrail, New York merkezli İnsan Hakları Gözlemi (Human Rights Watch) kurumunun açıkladığı gibi, açıkça "savaş suçu" işliyor. Buna göz yuman ABD ise, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Washington Post'taki sağduyulu makalesinde belirtildiği gibi, dünya kamuoyu nezdinde inandırıcılığını yitirmiş durumda.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:44 AM | Yorumlar (23)
July 15, 2006
İzninizle... [İsrail, Zımmilik, Teizm, Hümanizm, vs.]
Son günlerin en önemli konusu, kuşkusuz, İsrail'in önce Gazze Şeridi'ne sonra da Lübnan'a karşı yürüttüğü haksız saldırılar. Her iki cephede şu ana kadar toplam 100'den fazla insan yaşamını yitirdi. İsrail'in kaçırılan askerlerini gerekçe göstererek, böylesine dengesiz bir güç kullanıma başvurması, tüm bir Gazze ve Lübnan halkını "cezalandırmaya" kalkması ve bunu katliam boyutuna vardırmasını her akl-ı selim sahibi insan gibi ben de şiddetle kınıyorum. Olayların gelişimi hakkında iyi birer değerlendirme için, Filistinli yazar Marwan Bishara'nın The Nation dergisindeki "Israel on the Offensive" başlıklı İngilizce yazısını ve Richard Falk'ın Zaman'da yayınlanan "İsrail çıldırdı, dünya kaygılı!" başlıklı makalesini tavsiye ederim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:23 AM | Yorumlar (75)
July 06, 2006
Yeniden Filistin ve Irak Üzerine
"Bir Kaç Not: Ayasofya, Filistin, Irak..." başlıklı son yazım bazı eleştiriler aldı. Ne demek istediğimi belki daha iyi ifade etmeliyim.
İşaret etmek ve eleştirmek istediğim gerçek, Müslümanlara yapılan zulümlere karşı gösterdiğimiz tepkinin bir benzerini, faili Müslüman olan bir başka zulüm karşısında pek göstermiyor oluşumuz. İsrail'in Filistin'de 1967'den beri süregiden haksız ve acımasız işgalini kınamakta yerden göğe kadar haklıyız. Aynı şekilde ABD'nin Irak işgaline karşı çıkmakta, burada yaşanan; binlerce masum sivilin ölümü, Ebu Garip cezaevindeki işkenceler, Hadissa katliamı, Amerikan askerlerinin tecavüz suçları gibi zulümleri tüm kalbimizde lanetlemekte de haklıyız. Bu zaten Türkiye'de sıklıkla yapılıyor da. Dolayısıyla Müslüman kamuoyunda bu konularda ciddi bir duyarlılık var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:42 AM | Yorumlar (45)
September 22, 2005
Dindar Olmayan İslamcılık
[22 Eylül 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
İstanbul'da 2 Eylül günü cuma namazı çıkışı Fatih Camii'nde yapılan 'hilafet gösterisi'nden bu yana, dikkatler bu işi organize ettiği anlaşılan Hizb-ut Tahrir örgütüne yöneldi. Örgütün 'Türkiye sözcüsü' Yılmaz Çelik olaydan sonra kayıplara karışmış durumda. Ancak amaçlarının ne olduğunu Tempo dergisinin bir hafta önce kendisiyle yaptığı röportajda açık açık anlatmıştı. "Hilafet bayrağını yeniden göndere çekeceğiz" diyen Çelik, bunu nasıl başarmayı düşündüğüne dair de 'şok' açıklamalar yapmış, silahsız bir yoldan 'İslam devrimi'ne nasıl ulaşacaklarını tarif ederek "Önce orduya sızacağız" demişti.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:54 AM | Yorumlar (36)
July 16, 2005
Çağın Güçlükleri ve İslam
[16 Temmuz 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı. Turkish Daily News'ta yayınlanan İngilizce versiyonunu da okuyabilirsiniz.]
11 Eylül 2001'deki terör eylemlerinden bu yana, Avrupa Müslümanları, terörizmin potansiyel zemini olarak görülüyor ve büyüteç altına alınıyorlar. Geçtiğimiz hafta Londra'da yaşanan ve 70'nin üzerine masum insanın yaşamına mal olan 'barbarca' saldırı, bu büyüteci biraz daha kalınlaştırdı. Gerçi Müslüman liderler eylemleri güçlü bir biçimde kınadılar, Tony Blair "Biliyoruz ki Müslümanların büyük çoğunluğu teröre bizim kadar karşı" dedi. Ancak sorun ortadan kalkmış değil.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:30 AM | Yorumlar (18)
January 10, 2005
İsrail ve ABD Abbas'a Nasıl Bakıyor?
[10 Ocak 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Filistin'in liderliğine "barış yanlısı" ve "ılımlı" olarak bilinen Mahmud Abbas'ın yüksek bir oy oranıyla seçilmesi, kuşkusuz bölge için iyi bir gelişme. Ancak aşırı iyimserliğe de kapılmamak gerekiyor. Bunun bir nedeni, İsrail tarafında gerek Mahmud Abbas'a gerekse yeni bir "barış sürecine" son derece kuşkulu bakılıyor olması.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:35 PM | Yorumlar (0)
December 15, 2004
İsrail Neden Güçlü?
[15 Aralık 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
İsrail'in küçüklüğüne rağmen güçlü olmasının sırlarından biri, çoğulcu demokrasisi. Ülkede en sekülerden en koyu dindarlara kadar her görüşten Yahudi'ye yaşam ve katılım hakkı sağlayan bir sistem var. İsrail, dindarlarına alabildiğine özgürlük sağladığı için, onlar da devleti seviyor ve benimsiyorlar. Başına Musevi dininin gereği olan "kippa"yı taktığı için resmi dairelere alınmayan, "kamusal alan"dan kovulan, üniversiteden atılan kimse yok. Böyle bir baskı olmadığı için, dindarlar İsrail'i kendi devletleri olarak bilip sahipleniyorlar.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:02 PM | Yorumlar (4)
November 23, 2004
Filistin Davası
[23 Kasım 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Denebilir ki, eğer Filistinliler terör yerine Gandhi'nin Hindistan'da yaptığı gibi "sivil itaatsizlik" yolunu seçselerdi, çok daha iyi olurdu. Evet, bence de çok iyi olurdu, ama şartlar pek çok yönden farklıydı. Ne ortada bir Gandhi vardı ne de İsrail işgali, Hindistan'daki İngiliz yönetimi gibi "kibar"dı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:54 PM | Yorumlar (1)
Arafat'ın Dramı
[23 Kasım 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Arafat'ın dramı, bizlere terörizmin yanısıra bir de "maksimalizm"in yıkıcılığını gösteriyor. Yani, siyasi bir sorunda, hep en fazlasını istemek ve bundan azıyla yetinmemek. Çoğu Filistinli'nin maksimalist hedefi, İsrail'i denize döküp tüm Filistin'i yeniden kazanmak. Oysaki bu gerçekçi değil. Dahası Yahudilere karşı yeni bir "soykırım" öngördüğü için insancıl ve kabul edilebilir değil.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:19 PM | Yorumlar (0)
November 04, 2004
Siyonizme Saygı ve Eleştiri
[4 Kasım 2004 tarihli Şalom gazetesinde yayınlandı]
"Siyon Protokolleri" denen uydurmadan olacak, "Siyonizm" denince, Türkiye'deki bazı insanların zihninde dünyayı sarıp kuşatan bir "Yahudi komplosu" imajı belirir. Oysa ortada böyle bir komplo bulunmadığı gibi, Siyonizm teriminin de böyle bir anlamı yoktur. Siyonizm, tek cümleyle, 20. yüzyıla kadar devletsiz bir ulus olan Yahudilerin, tarihsel yurtları olan Filistin'de bir Yahudi Devleti kurma hedefidir.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 04:40 PM | Yorumlar (4)
Siyonizme Saygı ve Eleştiri
[4 Kasım 2004 tarihli Şalom gazetesinde yayınlandı]
"Siyon Protokolleri" denen uydurmadan olacak, "Siyonizm" denince, Türkiye'deki bazı insanların zihninde dünyayı sarıp kuşatan bir "Yahudi komplosu" imajı belirir. Oysa ortada böyle bir komplo bulunmadığı gibi, Siyonizm teriminin de böyle bir anlamı yoktur. Siyonizm, tek cümleyle, 20. yüzyıla kadar devletsiz bir ulus olan Yahudilerin, tarihsel yurtları olan Filistin'de bir Yahudi Devleti kurma hedefidir.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 04:40 PM | Yorumlar (4)
March 28, 2004
Şaron politikalarının ilham kaynağı: Vladimir Jabotinsky
[28 Mart 2004 tarihli Zaman gazetesinde yayınlandı]
İsrail’in Şeyh Ahmed Yasin’i hükümet kararı ile öldürmesi, tüm dünyada tepkilere neden oldu. Hemen herkes, Şaron hükümetinin bu suikastla Ortadoğu’ya sadece kan ve ateş getireceğini konuşuyor.
Bir taraftan da, Şaron’un bu şiddet politikasıyla neyi amaçladığını tartışıyor.
Şaron’un amacını anlamak için yapılması gerekenlerden biri ise ideolojisini anlamak... Bu ideolojinin kökeni ise Şaron’un, onun liderliğini yürüttüğü sağcı Likud Partisi’nin ve genel olarak tüm İsrail sağının fikir babası sayılan Vladimir Zeev Jabotinsky’e uzanıyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 02:45 PM | Yorumlar (1)



