June 01, 2007

Namaz Kılarken ‘Suç Üstü’ Yakalanmak

[1 Haziran 2007 tarihli Zaman gazetesinde yayınlandı]

namaz1.jpgDün Türkiye’nin bazı gazetelerinde “Lisede Topluca Namaz” veya “Devlet Lisesinde Gizli Mescit” gibi manşetler vardı. Konu, İstanbul'un Bağcılar Lisesi'ndeki bir odanın bazı öğrenciler tarafından namaz kılmak için kullanıldığının “ortaya çıkması”ydı. Bu “ifşaat”, kızlarında beliren dindarlık emareleri üzerine kuşkulanıp okulu takibe alan “duyarlı” bir aile tarafından ortaya çıkarılmış, “müdür yardımcısının kıldırdığı gizli namaz” gizli kameralarla görüntülenmişti.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:08 PM | Yorumlar (58)

May 29, 2007

Council on Foreign Relations’da Konuşma

Son günlerde siteye pek yazamadım; sebebi seyahatte oluşum. Geçen Cuma günü (25 Mayıs) ABD’nin dış politika konusunda en önemli düşünce kuruluşu sayılan New York merkezli Council on Foreign Relations’da Türkiye siyasetini yorumlayan bir konuşma yaptım. “Turkey’s Political Battle: Secularism vs. Democracy” başlıklı konuşmanın ve soru-cevap kısmının ses dosyasını buradan indirip dinleyebilirsiniz. Sanırım “Batılılara Türkiye’yi tanıtma” açısından verimli bir toplantı oldu…

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:48 AM | Yorumlar (18)

May 18, 2007

Laikliği Asıl ‘Laikçiler’ İhlal Ediyor

[18 Mayıs 2007 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

Son dönemde AK Parti muhalifliği ve “Cumhuriyet teorisyenliği” ile öne çıkan Radikal yazarı Sayın Gündüz Aktan, “AKP iddia ettiği gibi laikse,” demiş, “Anayasa'nın 24. maddesindeki tüm unsurları tek tek benimsediğini sözle ve uygulamayla kanıtlamalı”.

Bu talebi değerlendirmek kuşkusuz AK Partililerin işi. Ama laiklik konusunda kendilerini kanıtlaması gereken başka çevreler de var. Bunların başında da, “laiklik elden gidiyor” diyerek Ankara kurumlarında ve memleket meydanlarında kükreyenler, diğer bir deyimle “laikçiler” (yahut “laik fundamentalistler”) geliyor.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 08:18 AM | Yorumlar (35)

May 04, 2007

İngilizce Makale: ‘Asıl Tehdit, Laik Köktencilik’

Türkiye’de son haftalarda yaşanan “laiklik gerilimi”ni yorumlayan “Asıl Tehdit, Laik Köktencilik” (The Threat Is Secular Fundamentalism) başlıklı yazım, International Herald Tribune gazetesinde yayınlandı. Türkiye’deki mücadelenin “İslamcılar” ile “laikler” arasında değil, demokrasi yanlıları ile karşıtları arasında geçtiğini, bu nedenle AK Parti’yi destekleyen pek çok seküler liberal insanın da bulunduğunu anlatan yazıda, asıl sorunun Türkiye’deki aşırı katı ve otoriter laiklik anlayışı olduğu vurgulanıyor.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 06:15 PM | Yorumlar (8)

April 28, 2007

Laik Devlet, ‘Laiklerin Devleti’ Değildir

[28 Nisan 2007 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Emin olun, eğer Türkiye’nin müstakbel 11. Cumhurbaşkanının bir “AK Partili” olması ihtimali ufukta belirmeseydi, “367 tartışması” diye de bir şey yaşanmayacaktı. Daha önce hiç bir Cumhurbaşkanı seçiminde hiç kimsenin aklına gelmemiş olan bu “laik hile-i şeriye”, Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’na malum olmayacak ve CHP’nin savaş baltasına dönüşmeyecekti.

Buna benzer tartışmalar ve gerilimler Türkiye’de onyıllardır sürüyor. Sorunun temelinde ise, “laiklik” kavramını kendilerine bayrak haline getirmiş bazı kesimlerin, bu ilkeyi tamamen çarpık bir şekilde anlamaları yatıyor. Bu kesimler, “laik devlet”in “laiklerin devleti” olması gerektiğini zannediyorlar. Yani devletin “laik” (dini olmayan) bir yaşam biçimine sahip olanlara ait olması, dindarların ise üst düzey makamlardan (ve hatta üniversiteler gibi kurumlardan) uzak tutulması gerektiğini sanıyorlar.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:12 AM | Yorumlar (52)

January 10, 2007

Seküler Fundamentalizm Tehdidi

Son bir kaç onyılda dünya “dini fundamentalizm” tehdidini bol bol dinledi ve tartıştı. Bu söylemin kimi yerde—özellikle Türkiye’de—abartılsa da, reel bir tehlikeye karşılık geldiğine kanımca kuşku yok. Çünkü siyasi otoriteyi ve kaba kuvveti kullanmak suretiyle belirli bir dini görüşü başka insanlara zorla empoze etmek isteyen “dinci”ler gerçekten var. Bunlar, İslam dünyasında olduğu gibi Yahudi ve Hıristiyan dünyasında, dahası Hinduizm gibi başka dinlerde de ortaya çıkabiliyor.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:18 PM | Yorumlar (18)

December 21, 2006

Bir Diktatörün Ölümü

Turkmenbasi1.jpg Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Niyazov bugün öldü. 1991 yılından bu yana ülkesini demir yumrukla idare eden, hiç bir siyasi muhalefete izin vermeyen, rejim muhaliflerini hapishanelere ve hatta akıl hastanelerine kapatan “Türkmenbaşı” lakaplı Niyazov, her ölümlü gibi, toprak oldu.

Eski bir Komünist Parti üyesi olan, komünizm yıkıldıktan sonra da ülkesini Stalinvari bir zihniyetle yöneten “Türkmenbaşı”nın rejiminin bana en ilginç gelen yönü, “lider kültü” olagelmiştir. Hemen tüm dikta rejimlerinden rastlanan “lider kültü,” toplumun iradesinin safdışı edilebilmesi için, baştaki diktatörün insanüstü vasıflara sahip bir “kurtarıcı” olarak resmedilmesine dayanır. Lider, karanlık ve cehalet içindeki halkını “bir güneş gibi” aydınlatan şaşmaz ve yanılmaz bir “kurtarıcı” olarak tasvir edilir.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:22 PM | Yorumlar (27)

December 06, 2006

Kemal Karpat'tan Bilgelik

Wisconsin Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Kemal Karpat, hem Osmanlı tarihi alanında dünyanın sayılı isimlerinden biri, hem de toplumsal meselelere getirdiği derinlikli yorumlarla tam anlamıyla bir "bilge"dir. Geçenlerde Radikal'de Neşe Düzel'in Prof. Karpat ile yaptığı bir röportaj yayınlandı. Tamamını herkese şiddetle tavsiye ediyorum. İçindeki bazı kısımlar ise ayrıca büyüteç altına alınmaya değer.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:54 AM | Yorumlar (66)

October 03, 2006

'İrtica', ABD ve İngiltere

ABD'nin Ankara Büyükelçi Ross Wilson, son günlerde yeniden ve histerik bir tonda gündeme gelen irtica tartışmaları için "kuru gürültü" yorumunu yapmış. Ve "biz hesaplarımızı sivil irade ile yapıyoruz" diye de eklemiş.

İyi demiş…

"İrtica" öcüsüyle hedef gösterilen dindar vatandaşların ve genel olarak tüm demokratların bunu bir kenara yazmasında fayda var. Sadece bunu değil; Başkan George W. Bush ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde yeniden ifade bulan "dostluğunu"; başörtüsü kulandıkları için Çankaya'ya ve TSK'nın ordu evlerinin kapısından içeri giremeyen Erdoğan ailesinin Laura Bush tarafından Beyaz Saray'da nezaketle kucaklanmasını; veya İngiltere Kraliçesi'nin, sarayında çalışan tek bir Müslüman görevli için dahi seve seve "mescid" açmasını da not etmek gerek.

ABD ve İngiltere'nin güncel Ortadoğu politikalarına haklı olarak tepki gösteriyor, bu ülkelerde, özelikle de ABD'ye yükselişte olan "İslamofobi"den yine haklı olarak büyük rahatsızlık duyuyor olabiriz. Ama unutmamak gerekir ki, dünyadaki hiç bir ülkenin "İslamofobi" düzeyi Türkiye'deki bazı odaklarınki kadar yüksek ve köklü değildir. Nitekim bu nedenle Müslümanların ibadet etme ve dini kimlikleri görünür bir biçimde toplumda var olma hakkına, dünyada en az hoşgörü gösteren ülkelerin biri Türkiye'dir.

Türkiye'nin bu despot sekülerist anlayıştan kurtulması ise ancak özgürleşmesi ve demokratikleşmesiyle mümkün olabilir. Bu yolda örnek — ve destek — alınabilecek en iyi yaklaşım da Anglo-Sakson, yani Amerikan ve İngiliz ve modelidir. Sadece dış politika sorunlarına saplanıp bu toplumsal gerçeği ıskalamamak gerek. AKP biraz yalpalayarak da olsa bu modele doğru yürümeye çalışıyor. "Taban"ın da buradaki inceliği görmesinde ve "tepeyi" zorda bırakmamasında fayda var.

Baksanıza, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu, "irtica" ile "evrensel kapitalizmi" bir arada topa tutmuş. Koskoca general boşa konuşmaz…

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:18 PM | Yorumlar (19)

September 29, 2006

Laikçilerin Faşizanlaşması Sürpriz Değil

[29 Eylül 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

Elif Şafak davası sırasında liberal yazarları protesto eden Kemalist ulusalcılar

"Laikçiler ırkçılığa kayıyor." Ekonomi profesörü Eser Karakaş'ın 23 Eylül tarihli Referans gazetesinde yayınlanan yazısının başlığı buydu. Prof. Karakaş, CHP'nin Türk vatandaşlığını "ırk esasına göre" tanımlamaya yönelik girişimlerine işaret ederek, "Türkiye, büyük bir hızla ırkçılığa dayalı bir anlayışın pençesine kayıyor" diyor ve şöyle ekliyordu; "hem de kendini ilerici, modern, Atatürkçü, çağdaş diye tanımlayan bir kesimin itelemesi ile."

Söz konusu "ilerici kesim"den bazı grupların düşünce özgürlüğüne vurulan bir pranga niteliğindeki 301. maddeyi de cansiperane savunduklarını, Elif Şafak gibi düzeyli yazarlara karşı gayet düzeysiz saldırılar düzenlediklerini de biliyoruz. Yani sadece ırkçılığa değil, onunla hep atbaşı giden faşizanlığa da eğilimliler.

Bu kuşkusuz ilginç bir durum. Ama aslında pek de şaşırtıcı değil. Çünkü sözkonusu "laikçi" kesimin dünya görüşü, aslında ırkçılığın ve faşizmin yeşermesine gayet uygun bir zemin oluşturuyor.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:37 AM | Yorumlar (27)

September 27, 2006

Tarikatlar, Özgürlük ve Şeffaflık

[30 Eylül 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

İsmail Ağa Cemaati'nin camisinde yaşanan cinayet ve linç olaylarından bu yana Türkiye'nin gündemine yeniden "tarikatlar" meselesi oturdu. Tarikatların ve diğer dini cemaatlerin "gerici yuvası" olduğu, rejimi tehdit ettiği gibi klişeler de yeniden ağızlara sakız oldu.

Modern teknolojiyi reddeden ünlü Amerikan tarikatı 'Amish'lerÖncelikle temel bir "vatandaşlık bilgisi"ni belirtmek gerek: Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşları nasıl isterlerse öyle yaşayabilirler. İsteyen tümüyle seküler bir yaşam sürüp koyu bir ateist olabileceği gibi, isteyen de istediği dozda dindar olabilir. Hatta dindarlık bir yana, göğsünü gere gere "gerici" de olabilir. Modern çağın kötü olduğunu düşünüp daha önceki devirlere özlem duyabilir, mutluluğunu ve kurtuluşunu geçmişteki gibi yaşamakta arayabilir. Asırlar öncesinin kıyafetlerini tercih edip, modern bilimi ve teknolojiyi reddedebilir. Liberal, sosyalist, milliyetçi veya feminist olmak nasıl bir özgürlükse, "gerici" olmak da bir özgürlüktür.

Zaten dünyanın tüm özgür toplumlarında alabildiğine özgür "gericiler" vardır. ABD'de, Avrupa'da veya İsrail'de modern teknolojiyi reddeden, yüzlerce yıl öncesinin yaşam biçimini aynen koruyan cemaatler bulunur. Kimse de bunları görünce "irticaya karşı savaş" yeminleri etmez. Böyle yeminlerin edildiği ve "gericiliğin" suç sayıldığı ülkeler, Kuzey Kore, sabık SSCB, Kızıl Khmer Kamboçyası gibi ideolojik diktatörlüklerdir.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 02:38 AM | Yorumlar (97)

September 03, 2006

Devletin Affetmeye Hakkı Var mı?

Victor Hugo'nun ünlü romanı: SefillerBugün gazeteleri çevirirken, ""Kadın dişçinin katili seri tecavüzcü çıktı" başlıklı bir habere rastladım. İzmir'de bayan bir diş hekimi önce tecavüze uğramış, sonra da öldürülmüş. Polis faili yakalamış. Adam tam bir "suç makinesi" imiş: 11 yıl önce yine bir diş hekimi kadına tecavüzden hapse girmiş, ama afla serbest bırakılmış.

Bu, ilk değil. Bülent Ecevit'in başbakanlığı döneminde — ve eşi Rahşan Ecevit'in fikri öncülüğünde — çıkarılan af yasası sonucunda serbest kalan bir sürü katil, ırz düşmanı, hırsız ve bilumum suçlunun eski alışkanlıklarına geri döndüğünü gösteren bir dizi feci olay yaşandı son yıllarda. Affedilenlerden bazıları aynı suçları tekrar işleyip yeni masum insanları kurban ettiler.

Bu olaylar ne zaman yaşansa, Türk medyası "afla çıkan katil yine adam öldürdü" diye manşet atıyor. Doğru da yapıyor. Ama sanki problem sadece "Ecevit affı"ymış gibi bir hava var. Oysa kanımca devletin suçluları affetme hakkına sahip olması başlı başına sorunlu bir düşünce: Devlet kimi hangi yetkiyle affedebiliyor ki?

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:25 AM | Yorumlar (41)

August 20, 2006

Akıllı Tasarım Hakkında Online Tartışma

21 Ağustos 2006 Pazartesi günü, ABD'deki Darwinist lobinin en etkin kuruluşlarından National Center for Science Education'ın sözcüsü Nicholas Matzke ile Mustafa Akyol arasında online bir tartışma gerçekleşecek. IslamOnline sitesinin organize ettiği ve Türkiye saatiyle 19.30'da başlayacak tartışmayı, buradan takip edebilirsiniz. (Tartışma sırasında email yoluyla Matzke veya Akyol'a soru sormak mümkün. Tartışmayı canlı olarak izlemeseniz de, sonradan tüm metnine IslamOnline'dan veya bu siteden ulaşabilirsiniz.)

Yazan: WebMaster Tarih: 08:43 PM | Yorumlar (29)

June 27, 2006

Zeki, Çevik, Pagan ve Faşist

Haber 7 sitesine göre, Atatürkçü Düşünce Derneği'nin (ADD) kongresinde şu enteresan olaylar yaşanmış:

Bir ADD posteriNiğde Ulukışla Şube Başkanı Mehmet Karakaya kongrede konuşan herkesin Sezer’i övdüğünü belirterek, “Ancak Sayın Sezer cumhuriyetin yıkılmasına yol açacak yasaları imzaladı” dedi. Karakaya’nın bu sözlerine tepki gösteren bazı delegeler kürsüye yürümek istedi. Karakaya’nın konuşmasını engellemek isteyenlere divan başkanının izin vermemesi üzerine salondan bir üye ayağa kalkarak “Bu adamı konuşturursanız ve de ADD’den ihraç etmezseniz intihar edeceğim” diye bağırdı. Bazı üyeler ise bu sırada “Kimse Cumhurbaşkanı’mızı eleştiremez. Sezer’i eleştiren adamın ADD içinde yeri yoktur. Bu adamı atın” şeklinde bağırdı...

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:22 PM | Yorumlar (87)

June 15, 2006

Laiklik Üzerine İyi Bir Dizi

Derin Sular sitesinde beş yazılık bir seri halinde yayınlanan Laiklik dizisini herkese tavsiye ederim.

Fransız devriminin kilise karşıtı militan 'sans-culotte'larını resmeden bir tasvirDizinin tümü iyi, ama özellikle bazı "çok iyi" noktalar var. Örneğin "Dünyanın pek çok yerindeki laik diktatörlüklere bakılarak da anlaşılabileceği gibi, laiklik, inanç özgürlüğünü temin değil, tehdit eden bir kavram" cümlesi, bunlardan biri. Bu yorum, Türkiye'de dillerden düşmeyen "laik cumhuriyet"in aslında tek başına pek bir değer taşımadığına da işaret ediyor. SSCB veya Kızıl Çin gibi kanlı diktatörlükler de birer "laik cumhuriyet" idiler. Önemli olan "laik cumhuriyet"in aynı zamanda demokrasiye ve insan haklarına adanmış olup olmadığı. Ne laik ne de cumhuriyet olan, ancak demokrasi ve insan hakları konusunda son derece ileri düzeydeki ülkeleri (örneğin İngiltere olarak da andığımız Birleşik Krallık'ı) akla getirince, meselenin özü daha da iyi anlaşılıyor.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 07:16 PM | Yorumlar (9)

June 03, 2006

Sekülerist Yorumcuların Satır Aralarında Gezinti

Okur yorumları büyüteç altındaSon Ayasofya yazısı üzerine siteye gelen yorumlardan biri ilgimi çekti. Yorumun sahibi olan Yılmaz bey şöyle diyor: "Ben dinci değilim. Akılcıyım. Ayasofya'nın müze olmasını istiyorum".

Bu üç kısa cümlede çok şey gizli. Yılmaz beyin şahsını değil, onun temsil ettiği militan sekülerizmi anlamak açısından iyi bir "case study" (örnek çalışma) çıkarılabilir bu üç cümleden.

Önce "dinci değil, akılcıyım" lafını ele alalım. Bu, elbette, dinlerin akılcı olmadığı, dinsizliğin (sekülerizmin) ise öyle olduğu anlamına geliyor. Ama acaba gerçekten durum öyle mi?

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 09:34 PM | Yorumlar (106)

May 15, 2006

'Çıplak Kamusal Alan' Laikliğe Aykırı

[15 Mayıs 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

Çıplak Kamusal AlanTürkiye'de laikliğin tehlikede olduğundan endişe edenler, bu endişenin haklılığına kanıt olarak en çok dindarlığın kamusal alana adım atma çabalarını gösterirler. Başörtülülerin resmi alanlarda gözükmesi, dindarlığı ile dikkat çeken insanların devlet kurumlarında çalışması ve hatta başbakanın bir konuşmasına "besmele" ile başlaması gibi örnekler, "kamusal alanın elden gitmeye başladığının" delili olarak yorumlanır.

Bunu bir kez böyle formüle ederseniz, her sabah uyandığınızda laikliğe yönelik yeni bir "tehdit" görmeniz kaçınılmazdır. Mutlaka bir yerlerde bir dindar, dindarlığını gizlemeksizin, kamusal alana ayak basacaktır. Zaten öyle de oluyor ve Türkiye yıllardır bu "tehdit algısı" ile alarma geçirilip duruyor.

Peki ama dinin ve dindarlığın kamusal alanda ifade bulmasınının laikliğe aykırı olduğunu nereden biliyoruz?

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 05:34 PM | Yorumlar (21)

April 14, 2006

Cumhurbaşkanı'na Muhalefet Şerhi

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer[15 Nisan 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Basındaki yorumlara göre Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, "son altı yılın en sert çıkışı"nı yaptı. Harp Akademileri Konferansı'nda yaptığı 18 sayfalık uzun konuşmayla, "irtica, türban, yargı, terör konularında ilk kez böyle net ve ağır konuştu." Kanımca bu ağır konuşmanın laiklikle ilgili kısmına bir kaç muhalefet şerhi koymak gerekiyor. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanı'nın şu cümlelerine:

Son günlerde artarak sürdürülen söylemlerde, laiklik, 'din ve vicdan özgürlüğü' olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımla laiklik, din ve vicdan özgürlüğüne indirgenmekte ve anlamsız kılınmaya çalışılmaktadır... [Oysa] Anayasa'daki tanıma göre laiklik, dinin toplumsal, siyasal ve hukuksal bir güç ve düzenleyici olmasını engelleyen temel ilkedir... Bireyin dini inanç ve ibadet yaşamı, kamu düzenini korumak için sınırlanabilir.

Sayın Cumhurbaşkanı'nın burada yaptığı, laiklik ilkesine bir tanım getirmek. Bu ise aslında "Anasaya'daki tanım" değil, kendisinin tanımı. Peki ama doğru mu?

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:19 AM | Yorumlar (33)

January 02, 2006

Cumhurbaşkanı Sezer ve Türkiye'nin 'Çimentosu'

[2 Ocak 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SezerBaşbakan Erdoğan'ın geçen haftalarda dinin Türkiye için birleştirici bir "çimento" olduğunu söylemesi üzerine başlayan tartışmaya, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de katıldı. "Anayasa'daki ulusçuluk anlayışı" dedi Sayın Cumhurbaşkanı, "ırksal ve dinsel ögelere değil, gurur ve övünmede, sevinç ve tasada, hak ve ödevlerde, nimet ve külfette ortaklık ve birlikte yaşama isteği gibi değerlere dayanmaktadır."

Dün yayınlanan bazı gazetelerde ise Cumhurbaşkanı'nın bu sözleri "Din çimento değil" diye özetleniyor ve "tartışmada son nokta" olarak tanımlanıyordu.

Oysa mesele bu kadar basit değil.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:15 AM | Yorumlar (34)

October 29, 2005

Cumhuriyeti Yaşatmak, 'Kutsal Görevimiz' mi?

[29 Ekim 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

1930'larda bir Cumhuriyet töreniSon günlerde İstanbul'da araba kullananlar otobanların üzerinde görkemlice uzanan şu cümleyi fark etmiş olmalılar: "En kutsal görevimiz, Cumhuriyet'i yaşatmaktır."

Bu cümleyi içeren dev afişlerin Cumhuriyet Bayramı'nı idrak ettiğimiz günlere daha bir anlam katmak için asıldığı belli. Bu bayramın önemine ise denebilecek hiç bir şey yok; aksine hepimize alabildiğine kutlu olsun. Ama Cumhuriyet'i yaşatmanın tüm vatandaşlara "en kutsal görev" olarak belirlenip ilan edilmesi üzerine biraz düşünmekte yarar var.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 09:41 AM | Yorumlar (13)

October 02, 2005

Türkiye ve Başörtüsü

[Yazının İngilizce orjinali 2 Ekim 2005 tarihli The Washington Times gazetesinde ve TheWhitePath.com'da yayınlandı]

headscraf.jpgDünyanın çok az ülkesinde polisler kadınların uygun kıyafet giyip giymediklerini denetler. Bu ülkelerden biri Suudi Arabistan'dır. Suudilerin kötü bir şöhrete sahip olan "mutavva" adlı "din polisleri", kadınlara başlarını ve vücutlarını zorla örttürür. Türkiye'de ise durum tam tersinedir: Türk polisler kadınları başlarını açmaya zorlarlar.

Tabi adil olmak gerek: Türkiye'nin kıyafet yasaları Suudi Arabistan'a kıyasla çok daha hafiftir. Türkiye'de ise yasaklama sadece "kamusal alan" denen yerlerde uygulanır. Yani devlet binalarında, mahkemelerde, üniversite kampüslerinde ve tüm okullarda.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:04 PM | Yorumlar (135)

July 22, 2005

Tabularla Nereye Kadar? [Tarihsel Atatürk'ü Keşfetmek]

[22 Temmuz 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı. Yazinin Almanca versiyonunu da okuyabilirsiniz.]

Son Vahdettin tartışmasında Demirel, 'Atatürk referansını sarsmayalım' dedi. Doğrudur, Atatürk Türkiye'nin referansı. Ancak Atatürk'ü tartışılmaz bir tabu yapmak bu referansa büyük zarar verir.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:21 PM | Yorumlar (112)

June 14, 2005

AKP Neden Anti-Amerikan Olsun ki?

[14 Haziran 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı.]

Pek çok yorumcu, 'tabandaki anti-Amerikanizm'i verili ve dahası tutarlı bir durum olarak ele alıp sonra da AKP liderliğine 'ne yapalım, siyaset böyle, duyarlılıklarınızı bir kenara bırakın' diyor. Oysa belki de "durun bir dakika, neden Müslümanlar anti-Amerikan olsunlar ki" diye sormak daha doğru. Gelin, bunu sorup üzerinde birlikte düşünelim.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:36 PM | Yorumlar (2)

April 13, 2005

Sezer ve 'Ilımlı İslam'

[13 Nisan 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer geçenlerde şöyle demiş: "Deneyimler gösteriyor ki ılımlı İslam uygulamaları, köktendinci rejimlere yol açmaktadır."

Sayın Cumhurbaşkanı'nın din-devlet-toplum ilişkisine bakışının bir özeti gibi duran, ve kendisinin "başörtülü kabul etmeme" gibi uygulamalarının da "teorik altyapısını" oluşturduğu anlaşılan bir yargı bu. Peki bu yargı doğru mu?

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 05:21 PM | Yorumlar (9)

April 05, 2005

Papa'yı Materyalistçe Yanlış Anlamak

[5 Nisan 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Türkiye'nin koyu seküleristleri dünyadaki "de-sekülerizasyon"u kavrayamadılar. Onun için hala Yılmaz Güney filmlerinin puslu atmosferinde "Türk Aydınlanması"nı bekliyorlar. "Ulusalcılık" yoluyla da zaten kendilerini dünyaya kapatmış durumdalar. Türkiye'de veya dünyanın bir başka yerinde din güçlendiğinde, bunun altında illa "Amerikan emperyalizmi" yahut "yeşil sermaye" arıyorlar.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 05:23 PM | Yorumlar (2)

January 17, 2005

Türkiye'nin Dini Özgürlükleri Genişletmesi Gerek

[17 Ocak 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Misyonerlere düşmanlıkta, Rahşan Ecevit, Doğu Perinçek veya Haydar Baş gibi isimleri bir arada görmek mümkün. Farklı kökenlerden gelseler de, devletin din üzerinde egemenlik kurmasını savunmakta birleşiyorlar. Oysa AB ülkelerinin sahip olduğu laiklik anlayışı, daha ziyade devletin dinden ayrılmasını, dinin de devletten özgürleştirilmesini gerektiriyor.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 06:04 PM | Yorumlar (2)

January 15, 2005

Tanrı'nın Hakkı Tanrı'ya

[5 Ocak 2005 tarihli Refarans gazetesinde yayınlandı]

Sadece Rahşan Hanım'ın anti-misyoner salvosu değil, son yıllarda Türkiye'deki AB karşıtı garip çıkışların hemen hepsi, aslında "din elden gidiyor" endişesinden ziyade "statüko elden gidiyor" kaygısından doğuyor. Ancak bunu böyle açıkça, dürüstçe ifade etmek pek işe gelmediği için, statüko taraftarları, son çare olarak din gibi kutsal bir değeri kullanmayı tercih ediyorlar. Hem de son 80 yıldır din ve dindarlar üzerinde uygulanan baskıların mimarı sayılabilecek "Jakoben elit"in tam da kendileri veya uzantıları olmalarına rağmen.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:38 PM | Yorumlar (0)

January 12, 2005

Bilim ve Dogmatik Düşünce

[12 Ocak 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı.]

Sayın Türker Alkan ile olan tartışmamızın özü, bilimin yöntemi. Kendisi, 'Bilim ateizmi varsaymak zorundadır' diyor. Ben ise bilimin hiçbir felsefeyi varsaymak zorunda olmadığını, tüm dogmalardan özgür olması gerektiğini savunuyorum. Ateizm-teizm tartışmasına gelince (ki açıkça ikinci taraftayım) diyorum ki, bırakalım bilimi, bizi ne yöne doğru götürüyorsa götürsün.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 04:44 PM | Yorumlar (25)

November 24, 2004

Futbol Faşizmine Sıfır Tahammül

[24 Kasım 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş veya Siirt Köy Hizmetleri Spor.. Bunlar, "uğrunda ölünecek" kutsal varlıklar değil. Nedir ki, sonuçta en fazla 100 sene önce kurulmuş, bir takım adamların bir hayli kar etmesine vesile olan, en iyi tanımla birer "jimnastik kulübü" her biri... Bir insanın bu takımların herhangi birini tutmasının da, çocuk yaştaki çevresi veya tesadüfler dışında, bir nedeni yok aslında.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:16 PM | Yorumlar (2)

November 04, 2004

Bilimi Ateizmden Kurtarmanın Zamanı Geldi

[4 Kasım 2004 tarihli Zaman gazetesinde yayınlandı]

Tabii ki isteyen ateist olabilir. Bunu savunabilir, yaymaya çalışabilir de. Sorun, bilimin ateist bir temele oturtulması gerektiğinin savunulmasıdır. Sayın Türker Alkan’ı sanırım en çok bu yönden eleştirmem gerekiyor. Çünkü 11 Temmuz 2003 tarihli sütununda “Bilim, bir düşünce etkinliği olarak zaten ‘ateizmi’ var saymak zorundadır.” diye yazmıştı.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 04:36 PM | Yorumlar (8)

(ABD Seçimlerini) Muhafazakarlık Kazandı

[4 Kasım 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Kısacası Bush'un zaferiyle birlikte, ABD'de zaten güçlü olan muhafazakarlık, biraz daha da güçlendi. Dünyanın en modern ve gelişmiş ülkesi olan Amerika'nın, aynı zamanda da en dindar toplumlardan biri olduğu, bir kez daha tescillendi. Acaba bu durum, "muasır medeniyet"in de - bizdeki geleneksel "Aydınlanmacı" zihniyetin varsayımlarının aksine - giderek muhafazakarlıkla özdeştiği anlamına mı geliyor?

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 02:00 PM | Yorumlar (1)

October 15, 2004

Fransa'dan İbret Almak

[15 Ekim 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

AB süreci ile birlikte, Türkiye'nin 150 yıllık "çağdaşlaşma" maratonunun en önemli etaplarından birindeyiz. Ama bu gidişe taş koyanlar var, bildiğimiz gibi. Fransa bunların başında geliyor. Eski Cumhurbaşkanları Valery Giscard d'Estaing, zaten uzun zamandır "Türkiye AB'ye alınırsa, Avrupa'nın sonu gelir" diyerek alarm zilleri çalıyordu. Son günlerde Başbakan Jean Pierre Raffarin biraz daha üstü kapalı olsa aynı "endişe"yi seslendirdi. Cumhurbaşkanı Chirac'ın partisinin önde gelen isimleri olan Sarkozy ve Touboun gibi milletvekilleri de "Türkiye Avrupa'ya yaramaz" görüşünde.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 02:51 PM | Yorumlar (0)

September 17, 2004

ABD, "Katı Laikliği" Desteklemiyor

[7 Eylül 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Amerikan dış politikasına yön veren ünlü düşünce dergisi Foreign Affairs'in son sayısında Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği ele alınıyor. Yorumcu David L. Phillips'e göre, Türkiye'nin AB'ye kabulü, Amerikan çıkarları ve küresel dengeler açısından zorunlu.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:42 PM | Yorumlar (1)

Zina, İnsanlar ve Hayvanlar

[17 Ekim 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Zina yasası tartışması, son haftaların en sıcak gündem maddesiydi. AKP hükümeti, karşılaştığı yoğun muhalefet üzerine, daha önce de bu gibi çetrefilli konularda yapmak zorunda kaldığı gibi, geri adım attı. Daha önceki çetrefilli konularda olduğu gibi, belki bu tartışmayı hiç başlatmamalıydı.

Ben, kendi adıma, ahlaki bir mesele olan zinanın ceza hukukuna dahil edilmesini yanlış buluyorum. Çünkü ahlak kanunla empoze edilemez. Eğer empoze ediliyorsa, zaten o ahlak olmaz. İnsanlara "ahlaksız bir şey yaparsanız hapse girersiniz" derseniz, onları ahlaklı değil, en fazla ikiyüzlü yapmış olursunuz.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:38 PM | Yorumlar (6)

September 03, 2004

Gezegenimiz Ne Kadar Anlamlı?

[3 Eylül 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Geçen günkü Radikal gazetesinde "Uzayda İki Komşu Daha" başlıklı bir haber vardı. Söz konusu "komşular", varlıkları yeni keşfedilen iki gezegendi. Radikal, Güneş sisteminin dışında, Dünya'nın 10-20 kat büyüklüğündeki bu iki gökcisminin "yaşama müsait olduğunun sanıldığını" da ekliyordu. Yani, bu gezegenlerin üzerinde küçük yeşil adamlar bulmayı bekleyebilirdik.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:46 PM | Yorumlar (1)

July 17, 2004

Bush, Amerika ve Din

[17 Temmuz 2004 tarihli Zaman gazetesinde yayınlandı]

Gelecek kasım ayındaki başkanlık seçimi, sadece ABD'nin değil tüm dünyanın geleceğini etkileyecek bir dönüm noktası. Daha öncekilere kıyasla çok daha çekişmeli ve kavgalı geçecek olan seçimde, Cumhuriyetçi (yani muhafazakar) Başkan Bush'un karşısında Demokrat (yani liberal) John Kerry var.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:55 PM | Yorumlar (0)

April 03, 2004

"Muhafazakarlaşan Türkiye" Hakkında Yersiz Endişeler

[[3 Nisan 2004 tarihli Zaman gazetesinde yayınlandı]

"Türkiye inanılmaz bir hızla muhafazakârlaşıyor!” Milliyet’in genç kalemi Ece Temelkuran, seçim günü yayınlanan yazısında böyle diyordu. Ancak bunu sadece bir “tespit” olarak değil, bir “alarm sinyali” olarak duyuruyordu. Toplumdaki belirli bir kesimin düşünce ve duygularını ifade eden bu “alarm sinyalini” ciddiye alıp incelemek gerekiyor.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:51 PM | Yorumlar (12)