« Genel Kurmay’ın İnternet Mesajı Üzerine | Ana Sayfa | Hıristofobi Eken Vahşet Biçer »

April 30, 2007

Her Laik Paranoyak Değildir

Bugün Batı dünyasında “şu aralar bizi hedef alan her terörist Müslüman olsa da, her Müslüman terörist değil” diye bir laf var. Bu lafın kendisini biraz sakıncalı bulsam da, Türkiye’ye yönelik bir adaptasyonu işe yarar diye düşünüyorum: Şu sıralarda ülkemizdeki her paranoyak laik olsa da, her laik paranoyak değil.

Bir başka deyişle Önce Tandoğan’a sonra da Çağlayan'a yüzbinleri taşıyan “laik Cumhuriyet elden gidiyor” nevrozu, seküler bir yaşam biçimine ve dünya görüşüne sahip olan pek çok kişi tarafından paylaşılmıyor. Bunlardan biri, Türkiye’nin en ünlü ve saygın akademisyenlerinden biri: Bilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı, Türkiye Bilimler Akademisi üyesi hukukçu ve siyaset bilimci Prof. Metin Heper. Prof. Heper Radikal’den Neşe Düzel’in kendisiyle yaptığı söyleşide çok önemli şeyler söylemiş. Tümü mutlaka okunmalı.

Ben en önemli gördüğüm bir kaç noktanın altını çizeyim. Prof. Heper, “Meseleyi yakından inceleyen ve tarafsız kalmaya çalışanlar, AKP'nin devleti İslamileştirme niyetinin olmadığını ve iktidarda şu ana kadar yaptıklarını görüyorlar” demiş. Ve eklemiş: "AKP'lilerin laik düzeni yıkmak ve Türkiye'yi İslamileştirmek gibi bir niyetleri yok.”

AK Parti liderleri içinse “Bunlar dindar insanlar ve laik bir politika yürütüyorlar” diyen Prof. Heper, asıl sorunun dindarlığı başlı başına bir tehlike olarak gören yaygın “Türk zihniyeti”nde olduğunu anlatarak şöyle demiş:

Ama CHP'nin temsil ettiği bir görüş, bir 'malum korku' var bu ülkede… Eğer bir insan Müslümansa... Yani Müslüman gibi davranıyorsa, namaz kılıyorsa, eşinin başı örtülüyse ve zaman zaman Müslümanlık'tan çıkardığı bazı değerlere atıfta bulunuyorsa, bu insanın laik bir politika izlemesine imkân yok. Bu insan muhakkak dine dayalı bir devlete doğru toplumu sürüklemeye çalışır. İşte biz aslında böyle bir eğitim gördük Türkiye'de. İsrailli bir yazarın 'Öğreten devlet' diye bir kitabı çıktı yeni. Yazar, 'Türkiye'de insanlar öyle bir eğitim gördüler ki, dinle uzaktan yakından bir ilişkisi varsa, o insan ilerici olamaz, rasyonel düşünemez, o insan gericidir ve cumhuriyeti bugünkü değerlerinden uzaklaştırır diye bir inanış var' diyor.

Prof. Heper, ordunun yayınladığı “uyarı” metninin bir “muhtıra” olmadığını, hükümetin görevini sürdüreceğini ve ülkenin AB ve modernleşme yoluna devam edeceğini de söylemiş ki, kendisine tümüyle katılıyorum.

Allah’tan aklı başında laikler de var bu ülkede…

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 30, 2007 11:19 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Tarihi gunlerden geciyoruz. Tarih seyirci sporu dergildir. Aydin sorumlulugu boyle zamanlarda test edilir. Size garanti ederim bircok omurgasi ilerde "aslinda ben kasiydim askerin karismasina ama siyasiler, zamanin sartlari, kem, kum.." cevir kazi yanmasin cekecekler.

Akyollar, Altanlar, Yaylalar, Dagilar, Erdoganlar, secuklar bunlar arasinda olmayacak. Sona geldiginizde ahlaki butunlugunuzden baska bir sermayeniz olmayacak.

Laikcilerin Heper gibi laiklik yanlilarindan kavramlari ogrenmeleri dilegi ile.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 1, 2007 12:09 AM

Selamun Aleyküm Mustafa Bey;

Efendim evet her laik paranoyak değildir. Ama bu yeterli değil. Asıl meselemiz ne? Tandoğan ve Çağlayan meydanlarına toplana onbinler, yüzbinler neden oradaydı? Bu Ülke'nin derdi ne? Aslında "HANGİ?" NEFSİ MÜDAFA diye sormalı. Cemil Meriç, Ali Şeriati, Seyyid Kutup, Rene Guenon, Muhammed İkbal, İbn-i Haldun, Sartre vesaire karıştırılmalı bayağı ya da şanlıysak biraz.

Kısa ve öz olarak dolaylı dert anlatımı: İbn-i Haldun'dan mağlubun galibi taklid kanununu; Ali Şeriati'den sömürü için medeniyeti yok edip modernizmin yerine monte edilmesi operasyonunu, Cemil Meriç'den mağlup milletlerin umrandan uygarlığa nasıl intikal ettiğini, Seyyid Kutup'dan dinin yani İslam'ın ne anlama geldiğini, Rene Guenondan seküler ve sekülere bağlının anlamını ve metafizik gerilimin ne demek olduğunu, İkbal'den madde ve manada nasıl dirilmeyi başarabileceğimizi, Sartre'den "Yeryüzünün Lanetlileri"ni ve daha sayamadığım bir çok geneli Müslüman olan mütfekkirden, alimden, arifden ve aydından önümüze cömertce serdikleri tecrübelerini alırsak problem berrak bir şekilde ortaya çıkar. Yani kalabalıkların problemi. Artık anlayan anladı.

İyi günler, Allah'a (c.c) emanet olun...

Yazan: Doğu Tarih: May 1, 2007 12:49 AM

Laikliğin bahane olduğunu, eleştiren de eleştirilen de iyi biliyor. CHP-Genelkurmay eksenli statükocuların saltanat kaygılarına uydurdukları kılıfın sloganı.."laiklik elden gidiyor"

merak etmeyin, laiklik falan bir yere gitmiyor.. giden birşey varsa o da smokin ve silindir şapka altında gizlenmiş yobazlıktır. sarıkla örtünmüş özgür bir kafayı, silindir şapka takan dinazor kafalara tercih ederim.

selametle...

Yazan: Yasin Tarih: May 1, 2007 01:22 AM

Gecen sene Guantanamo'daki birkac kisiyi saliverdiler. Gazeteciler Afganli biriyle roportaj yapiyor:

-Sikayetcimisin?
-Yooo, degilim
-Niye?
-Hergun 3 ogun yemek verdiler, sirtimdaki kaşintiyi tedavi ettiler, hatta saliverdikten sonra bi cift ayakkabi verdiler... daha once hic ayakkabim olmamisti.
...

Gulermisin aglarmisin?
***

ABD, Ingiliz ve NATO orayi bombalamadan once adamin hayatini tahayyul etmeye calisiyorum...
...

Dagin basindaki, ovalarda, vadilerde, collerdeki fakir koy-kasabalarda yasayan dunyadan izole binlerce ve binlerce insan. Bunlarda kendilerine gore inanclari, kulturu, degerleri olan kavruk kavruk yasayan insanlar en nihayet. Mutlaka kendilerine gore siyasi gorusleri, o siyasetin KIRMIZI cizgileri, bu cizgiler dahilinde farkli fraksiyonlari da vardi. Gel gor ki biz o siyasi parametrelere baktigimizda "yav bunlarin hepsi ayni... bunlar neyin kavgasini yapiyor" diyebilirdik. Oylesine dunyadan izole olmuslarki farkli seylere acik olmadiklari gibi, onlari anlamayi, savunmayi akillarina bile getirmiyordular. Hani olaki birileri savunsun mazallah!

Etraflarinda fiziksel bir duvarmi vardi? Hayir? ama yinede izole idiler. Koy evinde kurulu aga, yol agzinda nobet tutan adamlar ve onlara yagcilik yapan cahil sakallilar bu insanlarin etrafina gorunmez duvar oruyorlardi, beyinlerini yikiyordu, KORKUTUYORLARDI.
***

Bizde durum nasil?
Milliyetci Hareket Partisi
Milliyetci Cumhuriyet Halk Partisi
Milliyetci Isci Partisi
Milliyetci B Birlik Partisi
Milliyetci Kürt Partisi
Milliyetci Selamet Partisi
Milliyetci 50 parti daha
Milliyetci Polisler
Milliyetci Mahkeme
Milliyetci Askerler
Milliyetci Sirketler
Milliyetci Bakkallar
...
...

Disardan bakan "yav bunlarin hepsi ayni... bunlar neyin kavgasini yapiyor" diyor. Ama biz icerden bakinca CHP ile MHP arasinda cok fark var, spektrum cok genis zannediyoruz.

Bizim etrafimizda fiziki duvarmi var? Hayir.

Ama Kemalistler onyillarca beynimizi oylesine yikamiski "Ataturkculukten baska yol yok, en buyuk tarih bizim, hic yenilmeyiz, ne mutlu Turkum diyene, bir Turk dunyaya bedeldir, yerli mallari haftasi, devlete zeval gelmesin, Kemalizm en dogrudur vs vs..." ile dunyadan kopmusuz.

Taaaaa ki Ozal gelip uyandirincaya kadar.
Bazilarimiz uyandi "yeter" demeye basladi.
Bu uyanis bazilarinin isine gelmiyor... adamlarin gecimi elden gidiyor.
Bazilari hala uyudugu icin Caglayan meydaninda birikiyor.

Yasssaklar koydular, olmadi
Ataturkculuk, Kemalizm dayattilar, olmadi.
Bolunuyoruz diye KORKUTTULAR, olmadi
Simdilerde bizi SERiAT GELIYOR diye KORKUTUYORLAR ama...
...nafile!

Bizi bi cift "milliyetci" ayakkabiyla kandiramazsiniz artik!

Yazan: Haydar Tarih: May 1, 2007 02:48 AM

"AKP'lilerin laik düzeni yıkmak niyeti yok." Bu sadece laf.

Niyetleri o olmayabilir fakat ülke o tarafa, istemeden sürüklenebilir. Dinci düşünceyi kim "kontrol edebilir"? Bakın işte bir sürü cinayetler yaşıyoruz. Bunlar olduktan sonra "bunların dinde yeri yok, lanet olsun" filan diye bağırıyoruz. Ama gerçekleşmesine engel olabiliyor muyuz? Kontrol edebiliyor muyuz?

AKP lafla değil icraatle bunu göstermelidir. AKP'nin dinle devleti ayıran bir ilkeye sahip olduğunu nasıl iddia edebiliriz?? Bu konuyu hiç takmadıkları gibi devamlı dini kullanarak siyaset yürütmekteler. En son "dindar cumhurbaşkanı seçeceğiz" demeleri bardağı taşıran damla oldu.

Yukarıda söylediğiniz korkunun yersiz olduğu iddia edilemez. Laikliği içine sindirmemiş ve tamamen dine göre hayatını şekillendiren (sadece bu pencereden bakan) bir kimse, laikliği çok doğal olarak yoksayıp çiğneyecektir. Çünkü onun lugatında böyle bir kavram yok! Laikliği "din ve vicdan özgürlüğü" filan sanıyor.

Yazan: Keskin Tarih: May 1, 2007 04:32 AM

Simdi Livanelli'nin (Avrupa'da CD'lerini bu isimle satiyormus Italyan sansinlar diye) Caglayan Mitingi yazisindan birkac cumle lime gecti. Paylasmasam olmazdi:

‘Miting alanına giderken İstanbul’un çeşitli semtlerinde gözüme çarpan bir başka ilginç nokta, orta halli, düzgün apartmanların çoğunun penceresinden bir Türk bayrağı sallandığıydı ama gecekondu semtlerinde ve kaçak yapılarda o Türk bayrağı görülmüyordu. Hem bu, hem de mitinge gelenlerin genel profili, demokrasi ve yaşam biçiminin kentliler ve özellikle kadınlar tarafından savunulduğu, göç ederek şehrin varoşlarını oluşturan kesimlerin ise bu düşüncede olmadığıydı. (Zulfu Livaneli).

Iste bu da Baykal'a karsi oldugu icin CHP'den ayrilan iyi CHP'li, sosyalist, halkci, prorestocu, proleterya savuncusu, Zulfu sevgili dostlar. Bir de bunlarin burjuvaci cinsi var. Onu da sizlerin hayal gucune birakiyorum.

Halktan nefret eden halkci.
Cumhurdan nefret eden Cumhuriyetci.
Din, vicdan hurriyetrinden nefret eden, devletin Islam ile savas acmasini Kemalizm'i resmi din yapmasini savunan laik! Yaziklar olsun!

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 1, 2007 05:50 AM

"Din elden gidiyor " dan farkı ne bunun ?

evet farkı var. "Din elden gidiyor" diye birkaç yüz kişi yanyana gelsin, sivasta olduğu gibi
insan yanarken seyredecek kadar başka varlığa dönüşüyor., Din hassasiyeti dengelenmeyecek kadar uç noktaya gidebiliyor. Onun için dinin
yukardaki temsili asabi olmamak zorunda.

PROF HEPER sizlerin ders çıratmasına engel olmasın. Fotoğrafları görün. İnsanlara bakın.
O insanlar siz oraya bakmasınızda ordalar.

Bületn arıç "dindar cumhurbaşkanı " dediği gün
hepiniz değil laiklik, dine lden gidiyor diye
bağırmanız gerekirdi.

siz hanginiz şuanki cumhurbaşkanın dindar olmadığını söyleme cesretini gösterbilirsiniz ?

din dediğinizde siayasi dini şovlardan başaksı
akınıza gelmiyor.

türk siyasetine engin civan armağan eden özal dindar, maaşına mahlemece el konan abdullah gül dindar ama sezer değil ? sezer oğluna düğün yapmış ve gece sayaçlardan elektrik parasını okutup parasını kendi ödemiş. Ama bu dindarlık değil.

size ne ? ve kime ne ?

göstere göstere dini sirk malzemesine döndürdülr. DÖRT YILDIZLI OTELİN BALKONUN OBJECTİFLERE karşı namaz kılan bir bakan acaba cumhurbaşaknı olmak için iyi bir dindar mı ?

daha çok gösteren daha iyi dindar olacak yani.

kazım mızrak, valla en çok sana yakıştıramıyorum bu sirk manzaralarını nasıl savunursun ???

kim bileblirir ve nerden bilebilir ?
ALLAH bilir demeyeceğim.Allah bilir sözü rafa kalktı. Çünkü hazreti meeclis başkanlığı diye bir yer bunu biliyormuş.

valla ananem yaşıyor olsa öyle bir laf ederki,..

bana biri burada, cesareti olan biri, dindar cumhurbaşkanı ile dindar olmayan cumhurbaşkanı arasındaki farkı söylesin ?

hangi hazreti ulu meclis başkanlığı makamı bu ayrımı yapacak ? vallaha merak. isterseniz sayın
Hepere bir sorun., internette email adresi vardır. öğrenmek istiyorum. Masum bir soru bu.


Yazan: knz Tarih: May 1, 2007 06:27 AM

keskin'i okuyunca aklıma ne geldi.

Ben pazar İstanbul’daydım. Eşimle -başortülü ve modern giyimlidir- ve Cengiz bey (Cebi) ile Beşiktaş’tan karşıya geçiyorduk vapurla.

Etrafımızı bayraklı insanlar sardı. Cengiz bey bana dönüp “bu bayraklar niçin?” deyince birden ortalık karıştı. Vay biz kimmişiz, gazete okumuyormuşuz mu, mitingden haberimiz yok muymuş, pis pis gülüyormuşuz falan.. Karşılıklı atışmaya başladık. Biz çok sakin ve kibardık, “siz” diye hitap ediyorduk ama karşı taraf hiç öyle değildi. Demokrasiyi ve laikliği koruyacaklarını söylüyorlardı.

Biz de “muhtıra ya da darbe ile mi?” dedik. O 10 saniye önce “Demokrasiyi ve laikliği koruyacağız” diyen iri yarı bayan bana dönüp “keşke darbe olsa da sizi kesseler dedi” Ben “demokrasi anlayışınız ilginçmiş” derken bir sivil polis geldi ve muhtemelen biz orada linç edilmekten kurtulduk.

Cengiz Bey fırsat bulursa ayrıntıları ile yazacak meseleyi. Tabi bu bir kesit, genele şamil edilmez ama bir fikir de verebilir.

Keskin'in söylediğini tersine çevirin bakalım. Şimdi kimin korkması daha rasyonel? Güç kimin elinde? Bu korku var diye vaz mı gececeğiz demokrasiden ya da laiklikten?

***

Korkularla, niyet okumalarla demokratlık olmaz, şerhlerle de.. Ne kadar çok sahte demokratımız varmış.

Konuya değindiğim bir yazı:

http://www.dusunceler.org/2007/04/30/sahte-demokratlar/

Yazan: Suat Öztürk Tarih: May 1, 2007 10:02 AM

TSK ZENGiN TÜRKIYE iSTEMiYOR!

Büyükanit'in geceyarisi kâbusu bize bir gecede 8 milyar dolara patladi. (PKK ile mücadele için 20 yilda 10 milyar dolar harcadik)

Ordu Neden zenginlesmemizi istemiyor?

Dünya ile bütünlesmis, büyük miktarda yabanci sermaye çekmis zengin bir Türkiye'de orduya ihtiyaç azalacagindan TSK'nin siyaset üzerinde söz hakki da kalmayacak. Vatan Satiliyor! Laiklik Elden Gittiiii! tarzinda sloganlarla, korkuyla milleti yönetme imkani azalacak.

Fakir, kaybedecek bir seyi olmayan toplumlarin asiri akimlara kolaylikla kapildigi, zengin toplumlarin ise daha temkinli olduklari, siddetten kaçindiklari bir gerçek.

TSK'NIN MÜDAHELESi LAIKLIK iÇiN BÜYÜK TEHLIKE

Laiklige verilen zararlar konusunuda TSK'nin disyasi kabarik. Orgeneral Kenan Evren zamanindaki RABITA skandalini hatirlamak yeterli.

Yazan: Tunç Tarih: May 1, 2007 11:19 AM

Çağlayan mitinginde ben de vardım. Demek ki aklım karışık, korkutulmuşum, başkalarının heyhey höyhöylerine kanmışım.

Belki de öyle olmamıştır.

"Bunların hepsi beyni yıkanmış, kandırılmış insanlar." demeye getiriyorsunuz. "Bindirilmiş kıta" lafını bizzat sayın başbakanımız kendisi söyledi. Oysa bu ülkeye daha fazla demokrasi getirme iddiasındaki AKP Hükümetinden bu kalabalıkları gördüğünü, anladığını, ama halktaki endişelerin (tabii bizleri de halktan sayıyorsanız) yersiz olduğunu söyleyen birkaç cümle laf beklerdik, ancak o zaman bu hükümetin herkesi kucaklamaya en azından niyeti olduğunu hissederdik.

Üniversiteye türbanla girmek için eylem yapanlar en hakiki demokratik haklarını kullanıyor diye savunulurken bu ülkenin geleceğiyle ilgili endişelere kapılmış insanları görmezden gelmeye, görmezden gelemiyorsanız küçümsemeye çalışmanızın anlamı ne?

Gerek Tandoğan olsun, gerek Çağlayan olsun, oraya toplanan milyonlarca insanı aynı kefeye koyup küçümsemeye çalışmak yerine bir değişiklik yapıp biraz olsun anlamaya çalışın. Belki o zaman bir yerlere varırız.

Yazan: KEREM Tarih: May 1, 2007 11:43 AM

Sayın knz,

Dindar cumhurbaşkanı, mesela Cuma namazı kılmaktan, oruç tutmaktan, hacca gitmekten çekinmeyen cumhurbaşkanıdır. Bunu anlamak için çok fazla kasmanız gerekmiyor. Yani ortalama bir Türk vatandaşı kadar dinine bağlı olması dindar cumhurbaşkanı olması için yeterlidir.

Mesela Sezer dindar cumhurbaşkanı sınıfına girmez. Bir kere Cuma namazına gittiği görülmeyen, Ramazan ayında açıktan su içen birinin dindar olduğu iddia edilemez. Onun da öyle bir iddiası yok zaten. Din ona göre dogma.

Özal, bu bağlamda, dindar bir cumhurbaşkanıydı. Gül de öyle. Arınç'ın bahsettiği dindar cumhurbaşkanı da böyle bir şeydir işte.

Bunu anlamayacak ne var, neden gocunuyorsunuz, dilinizin altındaki bakla nedir anlayamıyorum. Akıl fikir diliyorum.

Yazan: dindar vatandas Tarih: May 1, 2007 12:34 PM

- @ Keskin
- Siz ne sanıyorsunuz, Keskin bey? Kendimden şüphe duymaya başladım :)
- @ Doğu
- Ben anlamadım ama, cidden.. bu kalabalığın derdi neymiş acaba?
- @ Yasin
- Laiklik semptomları: Tandoğan'da ve Çağlayan'da Türk bayrağı sallamak.. hepsi bu :)
- @ Haydar
- Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak :)
- @ Bekir Yıldırım
- İyi dileklerinize katılıyorum.. bir de şu var tabi: Demokrat 'ım diyenler, despot :)
- @ Knz
- Sevelim, sevilelim.. bu dünya CHP 'ye kalmaz :)
- @ Atatürkçü Düşünce Derneği
- Mustafa Kemal 'ler ölmez, Vatan bölünmez :)

Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: May 1, 2007 03:05 PM

Sezer ve Baba'nin Anyasa Mahkemesine yerlestirdigi kara cuppeli miltanlar eli ile Anyayasa'nin irzina gecilmistir. Laikci fasitler bir taraflarina kina yaksinlar!

Kararin daha mehkemey gitmeden once verildigin hatta kmin hangi oyu verecegini de noktasina kada yazmis idim. Yaynlanacak gerekceli kararin cumlelerini dah yazabilirim. Am n gere var. Bunun hukukla mukukla alakas yok. Militan fasitler kendilerine ait olan devlete cumhurdan irilerinin gitrmesn her halukrda, ve butun yolu caiz gorerek engellemeye yaminliler.

Soru entellektuellerin, aydinlarin, kanaat onderlerinin ne yapacagi sorusudur. "bir dahaki secime Ak-Parti yuzde kac ile gelir" diyerek poltik onor kaabilyet le bizleri cok etklyen dehalar geyik muhabbetine devam edebilirler.

Omurgalilar icin zaman hareket zamanidir! Tamam anladik herkes cok sofistike billere sahip;kuvvetli kalemler de var. Baska?

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 1, 2007 06:54 PM

Kerem bey..

Değerlendirmenizi güzel bir özeleştiri yazısı cihetiyle okudum. Ortada bizim tarafa bir haksızlık söz konusu olduğu için, şeklen karşı taraf için atılan adımı benimseyememe durumu ortaya çıkıyor ne yazık ki.

Tabi bunların böyle bir futbol musabakası gibi cereyan etmemesi lâzım aslında.. ama sürü psikolojisi denilen hareket anlayışından kaynaklı olsa gerek, birileri yola düşünce arkasından giden çok oluyor.

Bu da bizim bir öz eleştirimiz olsun.. şuan, anayasa mahkemesinin kararını tahlil edebilme anlayabilme çabasındayım. Yüzde elli gibi bir ihtimal vardı.. kanaatimce, muhalefetin ve askerin de dayatmasıyla pek de beğenmediğim bir manzara çıktı ortaya.

sayın Gül, bu koltuğun hakkını verebilecek bir mizaca sahipti.. hayırlısı olsun, bakalım zaman neyi gösterecek.

Saygılarımla,

Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: May 1, 2007 09:10 PM

@ Bekir L. Yildirim

Şuan soğukkanlı olma zamanı bir de efendim.. adamların bu naneyi yiyeceği belliydi, biz de (AKP sempatizanı olarak değil, Vatan severler olarak) ateşe körükle gidersek.. millet olarak, devlet olarak zarar ederiz. Bu saydığımız zevatın bunları düşünebildiklerini sanmıyorum.. düşünebilselerdi zaten, krizin benin nazarımdaki mümessilleri olmazlardı.

&

sayın Abdullah Gül, akşam üzeri NTV 'ninde canlı yayınladığı gazeteciler ile birlikte olan sohbetinde.. sözde The Guardian 'a verdiği iddaa edilen laiklik karşıtı söylevini tekzip etti. Buralarda bir yerde okuduğumu hatırlıyorum da.. cevap verememiştim. İçimde kalmış, yazayım dedim.

Kışkırtma, tahrih, kınama, kandırmaca, tehdit, protesto.. bunlar üzücü, ama mukavemet gösterebilmeliyiz. Kaptanın ustalığı fırtınalı denizde belli olur.. haydi, sabr diyelim.

Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: May 1, 2007 09:30 PM

dindar vatandaş merhaba,

Sanki SÜLEYMEN DEMİRELİ söyler gibi haliniz var.
iyi de kendisi doğduğumdan beri dindar başkan zaten.
kenan evren vardı yukardan ayet atardı, hem de kerdeşi ziya ül hak vardı, yani dindar başkan gördük de başımız göğe ermedi.

bir daha, daha diye aymak bilmezlik var.
sülyman demirel kuran el basardı ama hacca böyle ekip ekip gitmezdi. Sağolsu erbakan sayesinde
her sene hacca giden başkanımzda oldu, tabi yazık oldu süleymen efendiye.

ama fakat bliyor musnuz, Osmanlı padişahları hacca gitmezmiş. Duyunca küçük dilimi yutacaktım.

nereya kadar dindar adam bulacağız, vallahi şaşırdık. Acaba kadın elini sıkmasın mı dedik ???

Ben şunu anlamıyorum dindar vatandaş ?

abdülatif şener için, CHP "hayır" demem demişti. Mesela onu neden önermedi bülent arıç ? Acaba yeterince dindar mı değildi ? içime bir kurt düştü. Bu soru çok ciddi. Yani onu aday gösterselerdi şimdi sorun olmayacaktı. ABDÜLATİF ŞENER neden dindar değil. Hani namazı mı aksatıyor ? yoksa eşi şule yüksel modası mı takip etmiyor ?
Bir cevap veren olursa sabah akşam dua edeceğim.

cumhurbaşkanı adayı olarak, mesela Yaşar nuri öztürk koysak yeterince dindar mı ?

acaba iran anayasasınına mı geçsek.
cumhurbaşaknı hem müslüman olmalı, hem de erkek
olmalı diye iki şartı var. kadınlar şahitlik yapamıyor ya, nası cumhurbaşkanı olacak diyorlar. dindarlığın son noktası burası mı ?
yok valla öğrenmek istiyorum.

acaba din konusunda insanları rahat bırkasanız,
hani naçizane ??? Samimiyetsizlikten şikayetçiyim.

Yazan: knz Tarih: May 1, 2007 09:49 PM

İsmet Özel'in ''irtica elden gidiyor''una mutlaka bakın derim.

Yazan: M Ali Diktaş Tarih: May 1, 2007 10:13 PM

Selamun Aleyküm Bekir Bey;

Efendim az sakinleşmenizi önereceğim. Bana biraz agresif göründünüz. Haklıyız evet. Sinirliyiz de. Ama iş sandığa kaldığına göre sorun kısmen çözüldü. Evet böyle olmamalıydı ama oldu maalesef. Ama bu sandık alıştı artık birilerinin kendisine gömülmesine. Rahat rahat tartılın, stres yapmayın :D

İyi günler, Allah'a (c.c) emanet olun...

Yazan: Doğu Tarih: May 1, 2007 11:18 PM

Acaba islamı ulusallaştırsak(!!) bu sözkonusu Tandoğan ve Çağlayan taifesi tatmin olur mu?
Türkçe ezan, Türkçe Kuran ısrarlarına karşılık bulsalar, paranoyaları bir nebze azalır mı?

İstedikleri ve özlemini çektikleri laiklik, tek parti döneminde olduğu gibi, toplumun geri kalmasının tüm faturasının dine kesilerek, tamamen tasfiye edilmesi mi, yoksa sadece yöneticilerin dinsiz yada DEMİREL türü insanlardan oluşması mı?

Bence bu kalabalıklar da ne türden bir laiklik istediklerinin farkında değiller..
Eline bayrak alan maça gider gibi gitti meydanlara..
Bilinçli ve KALİTELİ PARANOYAKlar olduklarını sanmıyorum:)

saygılarımla

Yazan: Ecenaze Tarih: May 2, 2007 01:37 AM

"Eğer bir insan Müslümansa... Yani Müslüman gibi davranıyorsa, namaz kılıyorsa, eşinin başı örtülüyse"


Heper'in müslümanlığı bu şekilde tanımlaması ve sizin de onaylamanızı Allah'a şirk koşmak olarak gördüğümü öncelikle belirteyim. Kişinin müslüman olduğu kıldığı namaza ve eşinin türbanlı-başörtülü-şapkalı olmasına indirgenemez değil mi? Benim böyle bir yazı sonrasında müslüman olup olmadığıma karar veremeyeceğiniz gibi.


Sorun aslında çok basit: Bu ülkede insanlar oruç tutmadı diye bıçaklandı hep, oruç tuttu diye değil. Ya da Tandoğan ve Çağlayan mitinglerinde yürüyen insanların sizlerin tanımıyla % 99'u müslümandı. Ama bu insanlar sizin istediğiniz anlamda bir müslümanlığı istemiyorlardı. Neden? Sorunun yanıtını kimse oruç tutmuyor diye bıçaklanmak istemiyor diye versem, abartıyor diyeceksiniz. (Bir kişinin bile bu yüzden bıçaklanması yeterdir oysa.) Gelin size şöyle bir öykü anlatayım: Birkaç yıl önce, iftar vakti, açık bir lokantadan yemek istediğimde "iftar vakti olmadı, yemek vermiyoruz" diye bir yanıt aldım. Bir lokantada çalışan kişi, lokanta açık olduğu halde benim neyi ne zaman yiyeceğime nasıl karışabilirdi? (Bunlar kişisel (münferit) örneklerdir denebilir, ama lütfen bu şekilde topu taca atmayın.) Sonrasında o gece, yediğim o tokattan sonra hiçbir şey yemedim.


Şimdi yukarıda yazdıklarımla ilgili nasıl bir yanıt vereceğinizi çok merak ediyorum? Ama lütfen onların ki cehalet, gerçek müslümanlık değil gibi laflar etmeyin. Bu kimsenin haddi değil. Ayrıca AKP'nin beslendiği yerlerin de buraları olduğunu unutmayın. (Milli Görüş!)


Ordunun verdiği muhtıraya gelince, bunu kabul etmem kişisel olarak mümkün değil. İlginç olan, Türkiye'nin bu duruma gelmesinin ana nedeni 1980 darbesi iken, şimdi alınan sonuçların karşısında yine ordunun olması. Gülünmeli mi, ağlanmalı mı? Ben ağlayanlar tarafındayım.


Sizin ve savunduğunuz düşüncenin samimi olduğuna inanmıyorum sonuç olarak. Peygamberin "harp hüdadır" sözlerinin sizin (siz=Mustafa Akyol) ve Arınç gibilerin kulağında küpe olduğunu biliyorum da, kendimi bir savaştaymış gibi hissetmiyorum, hissetmek de istemiyorum.

Yazan: iki bir Tarih: May 2, 2007 12:26 PM

Mustafa Bey,


Paranoyak sözcüğünü bir daha kullanmayacağınızı umarak, "abartıyor" sözcüğünü kullandım. (Sorunun yanıtını kimse oruç tutmuyor diye bıçaklanmak istemiyor diye versem, abartıyor diyeceksiniz)


Teşbihte hata olabiliyor çünkü...

Yazan: iki bir Tarih: May 2, 2007 01:03 PM

Kim ne derse desin laiklerin paranoyaklığı AB'nin paranoyaklığından daha demokratiktir.

1999 yılında, Avusturya'da yapılan seçimi kazanan ırkçı eğilimli Hayder'in partisi koalisyon hükümeti kurdu. O zaman 15 ülkesi vardı Avrupa Birliğinin, 14 ülke karar verdi "biz, bunu muhatap almayacağız, bu hükümette olduğu sürece, Avusturya'yla hiç temas etmeyeceğiz, el sıkışmayacağız" dediler. Efendim, mademki seçimi kazandı, ırkçı da olsa, benim makbulümdür, diyen çıkmadı, hiçbiri elini sıkmadı. Sonunda ne oldu; AB'nin baskısıyla bu zat, 2000 yılında, partisinin başından ayrılmak zorunda kaldı.

Kim daha paranoyak? Tabiiki AB..Kim daha demokratik? TSK mı AB mi? Tabiiki TSK.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: May 2, 2007 02:05 PM

sayın ikibir,

Birkaç yıl önce, iftar vakti, açık bir lokantadan yemek istediğimde "iftar vakti olmadı, yemek vermiyoruz" diye bir yanıt aldım. Bir lokantada çalışan kişi, lokanta açık olduğu halde benim neyi ne zaman yiyeceğime nasıl karışabilirdi?

Yaw hocam sizde Ramazan'da dayak yiye yiye bir hal oldunuz. İyi yanlış bir şey anladık, halkımızın muhafazakarlığı kaba bir muhafazakarlık. İyi de kimi, neyi suçlamamız gerekiyor? Buradan bilimum lokanta sahiplerine sesleniyorum, Ramazanda oruçsuz insanları dövmeyin, yazıktır kıymayın. Al sana çözüm önerisi: Yanına iki güçlü kuvvetli arkadaş alırsın, tek başına gitmezsin dövülme problemin olmaz, biraz da Kung-fu filan öğren, teknik geliştir, tokat atmaya kalkışan eli büküp hareket çek. 40 yıldır aynı mevzu ya. Sakız oldu. Bu lokanta esnafı da amma dayakçıymış mübarek, herhalde Ramazan'da şimdi biri gelip yemek istese de yapıştırsak tokadı diye bekliyorlar.
2 yıl önce de değil, 3 gün önce Çağlayan'dan çıkan tiplerden biri iki arkadaşımı aralarında "neden Türk bayrağı taşıdıkları konusunda konuşurken" dövmeye kalkışmış, polis müdahale etmiş, linç olmaktan kurtulmuşlar. Ne yapalım? Nasıl çözelim bu durumu? Demek ki bu laikçiler böyle deyip mitingleri mi engelleyelim, ne yapalım, çözüm ne?
Sürekli problemlerden bahsetmeyin, iki satır da çözüm sunun bi-zahmet. Ramazan'da tokat yemişmiş. Yeme kardeşim, elin kolun yok mu?
Töbe töbe ya...

Yazan: blue Tarih: May 2, 2007 03:07 PM

Türkiye'de laikçilerin hepsi paranoik şizofren. Bu hastalığın bir ilacı da yok. Şizofrenler tehlikeli insanlardır, kendilerini tehlikede gördükleri zaman adam öldürebilirler (bkz: Adnan Menderes ve iki bakanı). Sürekli çevresindeki insanların kendilerini kandırmaya çalıştığını ve gizli emelleri olduğunu düşünürler (bkz: iki bir "harp hudadır" yorumu). Kimsenin görmediği tehlikeli şeylerin varlığına yemin bile edebilirler. Sakın onlara iyi de ben bir şey göremiyorum demeyin. Sizin hasta olduğunuzu düşünebilirler.
Paranoid şizofreni tedavi edilemez. Hastanın kendini, başkalarının göremediği ve sadece kendisinin gördüğü, dolayısıyla gördüklerinin kendi algısı olduğu konusunda sürekli telkinde bulunması gerekir.
Ama bütün bunlardan daha korkuncu nedir biliyor musunuz? İki şizofrenin yanyana olmasıdır, hele 3 kişiden fazla biraraya geldiklerinde onları ikna etmek artık imkansızdır.

Yazan: blue Tarih: May 2, 2007 03:38 PM

Sayın İki Bir,

Bu ülkede insanlar oruç tutmadı diye bıçaklandı hep, oruç tuttu diye değil. "

Bu nasıl bir genelleme? Kaç kişi var böyle bıçaklanan? Bunun toplama oranı nedir? Sosyolojik arkaplanı kültürel kodu nedir?

Oruç tutmuyor diye solcuları döven ana kendileri de oruç tutmayan ülkücülerin olduğu bir ülke burası..

Yukarıda anlattığımı tekrar anlatayım.

Ben pazar İstanbul’daydım. Eşimle -başortülü ve modern giyimlidir- ve Cengiz bey (Cebi) ile Beşiktaş’tan karşıya geçiyorduk vapurla.

Etrafımızı bayraklı insanlar sardı. Cengiz bey bana dönüp “bu bayraklar niçin?” deyince birden ortalık karıştı. Vay biz kimmişiz, gazete okumuyormuşuz mu, mitingden haberimiz yok muymuş, pis pis gülüyormuşuz falan.. Karşılıklı atışmaya başladık. Biz çok sakin ve kibardık, “siz” diye hitap ediyorduk ama karşı taraf hiç öyle değildi. Demokrasiyi ve laikliği koruyacaklarını söylüyorlardı.

Biz de “muhtıra ya da darbe ile mi?” dedik. O 10 saniye önce “Demokrasiyi ve laikliği koruyacağız” diyen iri yarı bayan bana dönüp “keşke darbe olsa da sizi kesseler dedi” Ben “demokrasi anlayışınız ilginçmiş” derken bir sivil polis geldi ve muhtemelen biz orada linç edilmekten kurtulduk.

Şimdi bu kesitten yola çıkıp sizin mantığınızla genelleştirelim bakalım Çağlayan'dan kaç faşist çıkacak?

Seçilmiş Başbakan'ın uyduruk bir mahkeme ile asıldığı bir ülkedeyiz bu militarizmi "gözbebeğimiz" ordu için genelleştirelim bakalım ne olacak?

Böyle hatalı genellemler yapmayın.

Yazan: Suat Öztürk Tarih: May 2, 2007 05:45 PM

Bir hukukcu turkiye'de mahkemelerin kararlarin degerlendirirken "yuzde 5 kanunun metni yuzde 95 hakimin yorumu belirleyicidir" demis. Ne kadar utandirici! Burada bir milyonda bir dahi terreduut yoktu. Ama "Anayasa'nin cani cehenneme; GUL'u istemezuk" dedi "Hakimler"!!. Konnun legal siyasi boyutu ile ilgili bir tahlil: 367 kere Maşallah! Laikliğe aykırı değilse tabii

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 2, 2007 08:51 PM

dndar vatandaş herkes havaya sövüyor da,

ben neden adüllatif şeneri cumhurbaşkanı adayı göstermedikerini anlamıyorum.
bütün bu olaylar olmayacaktı., bu kadar basiretsiz siyasetçiler yanyana az bulunur.
asker masker uğraşmayacaktık.
yok ilaki mağduriyetten beslenecekler ya,

madem oy çokluğuna sahip değildiniz, muhaletefin sizin içinizden itiraz etmem dediği adaya atlasaydınız ya.

benim kafam mı almıyor ?
yoksa abdülatif şener dindar mı değildi ????


Yazan: knz Tarih: May 2, 2007 11:32 PM

Yani m Akyol çok tutarsızlığınızı gördüm ama bu sefer harbiden rekoru kırmışsınız.
Şu ifadelerinize bir bakar mısınız?
-Şu sıralarda ülkemizdeki her paranoyak laik olsa da, her laik paranoyak değil.-
Hayır siz tutarsızlıkta inat ediyorsanız Türkiye ne yapsın? Yani bugünlerde birisi piskopatlık yapsa onun hakkında herşeyden önce emin olabileceğimiz özellik o kişinin laik olacağı. Siz nereden öğrendiniz bu laikliği acaba sorabilir miyim? Boğaziçi'nde laiklik bu şekilde öğretilmediğine göre.
Hayır bir de lütfetmişsiniz, her laik piskopat değildir diye. Size ders mi vereyim şimdi laiklik ve laik birey olmak hakkında? Laiklik nedir, ne değildir onu mu öğretelim? Bunu mu istiyorsunuz?
Tutarsız olma konusunda birazcık frene basın artık.

Yazan: Beagle Tarih: May 3, 2007 12:13 PM

Suat Bey,


Blogunuzu takip ediyorum. İlginçtir, aslında aynı dertten mustaribiz diyebilirim. Ben benim yaşantıma, yaşama hakkıma kimsenin karışmasını istemiyorum (bireysel olarak ben kimseninkine karışmıyorum) siz de sizinkine.


Yine ilginçtir, belki inanmayacaksınız ama, Çağlayan mitingi yapılırken, babamla bu bayrakları tartışıyordum ben de. Ve evet ben de bu milliyetçi, ulusalcı yaklaşımı faşizmin ayak sesleri olarak görüyorum. O faşizmin uzantısı da sizin gibileri kesmeli söyleminde açığa çıkıyor.


Şimdi, kendi özelime dönersem, "Oruç tutmuyor diye solcuları döven ama kendileri de oruç tutmayan ülkücülerin olduğu bir ülke"de yaşıyor olsam da, doğrudur, bıçaklananların oruç tutmayanlar olduğu gerçeği değişmiyor. Kaç kişinin bıçaklandığı, tartaklandığı konusunda da bilimsel bir veri yok -maalesef ve benim için çok da önemli değil- ancak her yıl ramazan ayında böyle haberlerin çıkması bana yetiyor ve siz beni değiştirmek istemiyor olsanız da, birileri benim yaşantımı değiştirmek için uğraşıyor, uğraşmaya devam ediyor.


Örnek mi istiyorsunuz? Bu sitenin sahibi, Mustafa Akyol'u örnek olarak gösterebilirim. Kendileri, -muhtemelen- Akıllı Tasarım'ın müfredata girmesini istiyor. Beni değiştirecek olmasa da, benim çocuğumun Akıllı Tasarım'ı öğrenerek ve buna inandırılarak eğitilmesini istemiyorum. Yetmez mi?


Blue,


Muhatabım değilsiniz...

Yazan: iki bir Tarih: May 3, 2007 01:42 PM

Sayın Knz,

"benim kafam mı almıyor ?"

Evet sizin kafanız almıyor. Çünkü 1982'den beri böyle 367 ile oturum açma diye bir kural yoktu. Özal, Demirel Sezer hep bu 367 zorunluluğu olMadan seçildiler.

Oligarşi AKP'nin önünü kesmek için şapkadan tavşan çıkardı.

Umarım bunu bari alır kafanız.

Sayın İki Bir

"Beni değiştirecek olmasa da, benim çocuğumun Akıllı Tasarım'ı öğrenerek ve buna inandırılarak eğitilmesini istemiyorum. Yetmez mi?"

Bir yanlış örnek daha. Konu ile alakası yok ama yine de birşey söyleyeyim.

Ben de çocuğuma darwinizmin öğretilmesini, bu yanlışlanmış ve naturalizme a priori iman etmeyi gerektiren teoriye inanarak yetiştirilmesini istemiyorum; n'olacak şimdi?

Yazan: Suat Öztürk Tarih: May 3, 2007 02:00 PM

syn bir iki kesinlikle sizin hayatınızın değişmesini istiyorum matrixin içinde sunulan sanal mutluluktan mevlananın hacı bektaşı velinin
yunusemrenin ulaştığı gerçek mutluluğa erişmenizi
istiyorum çok mu şey istiyorum ):

Yazan: MİKAİL Tarih: May 3, 2007 05:22 PM

Durum budur hem de yıllardır budur:

Bizim toplumumuzda aydınlar, orada burada Avrupalı aydınların dine karşı oldukları duyuldu mu, hemen kendileride hiç düşünmeden, şu din bu din demeden dine karşı oluverirler. Böyle olmakla Avrupalı aydınların düzeyine ulaştıklarını sanırlar. ALİ ŞERİATİ – BİZ VE İKBAL Sayfa 56

Yazan: Doğu Tarih: May 3, 2007 05:56 PM

Sayın Mikail,

Benim orada olmadığımı nereden biliyorsunuz?

Suat Bey,

Mikail Bey'in dediklerine katılıyor musunuz?

Sayın Doğu,

Ali Şeriati'nin satırları son derece öznel. Böyle bir genellemeye gidilemez.

Yazan: iki bir Tarih: May 4, 2007 09:34 AM

Sayın iki bir siz doğduğunuzda bu tip aydınlar 2. 3. belki de 4. nesilini yaşıyordu bu topraklarda ondan mı öznel geldi acaba?

Peki Sartre'dan bazı satırlar aktarayım o zaman da Avrupa ne diyor onu görelim:

Doğrusu aydın, tercüme, kopya ve taklit yolula doğmaz; aksine tahsil etmiş, doktor, mühendis, mimar meydana gelir. Ama aydın meydana getirmez. Aydın yeni bir şekilde ve yeni bir tarzda düşünendir. Eğer okuma-yazması olmazsa, olmasın… Felsefe bilmiyosa, bilmesin. Fakih değilse olmayıversin; ama zaman (?) hissetsin, halkı anlasın. Şimdi nasıl düşünmenin gerektiğini bilmelidir, nasıl bir sorumluluk taşıdığını hissetmeli, bu sorumluluklar gereğince fedakarlıklar göstermelidir… Ancak islam toplumu ve doğuda aydın nasıl meydana gelir? Jean Paul Sartre “Yeryüzünün Lanetlileri” kitabının önsözünde, batılıların aydın yetiştirme tarzını doğulular için saklıyor ve şöyle diyor: “Biz kabile reislerini, hem ailesi mensuplarını, para sahiplerini, Afrika’nın zorbalarını, Asya’nın büyüklerini getiriyor, Amsterdam, Londra, Norveç, Belçika ve Paris’te birkaç gün gezdiriyor, elbiselerini değiştiriyor, yeni sosyal ilişkiler öğrendi diyorduk. Böylece bunlar yeni pantaloon, ceket giyiyor, yeni gidiş geliş tarzı, ağırlama şekli öğreniyor, Avrupalı’lar gibi düğün yapıyor veya Avrupa geleneklerine göre evleniyorlardı. Mobilyalı yeni hayat, yeni süsleme, yeni Avrupa’ca masraf tarzını öğreniyor ve dolayısıyla kendilerine Avrupa yemeklerini öğretiyor; ülkelerinin Avrupa’lılaşmasının arzusunu kalblerine yerleştiriyorduk. Bilahare, bu operasyondan geçirdikten sonra onlarımemleketlerine gönderiyorduk. Hangi ülkelere? Kapıları devamlı olarak yüzümüze kapalı ülkelere… O ülkelere yolumuz yoktu; biz necistik, biz cin olarak görülüyorduk, biz düşmandık, bizden korkuyorlardı; insan görmemişlerdi. Kendi ellerimizle yetiştirdiğimiz aydınları, ülkelerine geri gönderiyorduk. Bunun ardından biz Amsterdam’dan, Berlin’den, Belçika’dan, Paris’ten feryad ediyorduk: İnsanların kardeşliği zaman geçmeden, sesimizin Afrika’nın değişik kesimlerinde, bu aydınların ağzından –tıpkı suda atılan bir taşın meydana getirmiş olduğu kavisler, dalgalar misali- yankılandığını görüyorduk. İnsanların kardeşliği diye bağırıyorduk. “Beşeriyet dini, muhtelif dinlerin yerine” teorisini ortaya atıyorduk, ve onlar aynı sözü tekrarlıyorlardı. Bu, onların ağzıyla söylenen bizim sözlerimizdi. Biz durgun olduğumuzdan, havuzdaki deliklerde sessizdi. Konuşmaya başladığımız zaman, yankısı ve kendi sesimizi yetiştirmiş olduğumuz boğazlardan duymaya başlıyorduk. Bundan sonra, bu aydınların söylemek için en küçük bir sözlerinin olmadığının yanında –elbetteki bizim onların diline sunduğumuzun dışında- halklarından konuşma hakkınıda aldıklarına mutmain olduk. (9)

9- Bu cümleye iyice dikkat edin, bütün musibetlerimizin kaynağı budur. ALİ ŞERİATİ – AYDIN Sayfa 54 – 55 & 67

Biz biliyoruz ki bizim yaklaşık 150 yıldır aydın dediğimiz kesin kötü bir batı kopyasıdır. O kadar kötü bir kopyadır ki söyleyecek tek kelime sözü yoktur. Ama bizim konuşma hakkımızıda elimizden alır. Yüzbinlerce örnekten sadece birisi: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=6449229&yazarid=2

Evet bizim Aydınımız Avrupa'nın 300 yılda kendisine biçtiği gömleği üstüne giymeye çalıştı ve hala çalışıyor bu da bir şey değil kendi insanınada bu işkenceyi reva görüyor. Bana Osmanlıda Kiliseyi gösterin. Gösteremezsiniz. Bana Osmanlıda fen bilimleriyle uğraştı diye aforoz edilen ya da engellenen birisini gösterin. Bana Osöanlıda Camilerin, tarikatlarin mal varlığının halkın mal varlığına daha doğrusu halkın kaynaklarına oranını gösterin. Avrupadaki gibi uçuk oranlar bulamazsınız. Mükemmel değildi, bazı yozlaşmalar vardı ama Avrupadan yüzde 99 farklı şelerdi bunlar. Ve herzamanda bu büyük fark mevcuttu. Ta ki sözde aydınlar Avrupadan medeniyet diye Avrupanın kokmuş çoraplarını ithal edene ve pazarlayana kadar. Yıllardır bunun karşısında bir sürü insan oldu bu topraklarda. Hepside horlandı ezilldi sindirilmeye çalışıldı. Ali Şeriati İranlı. Seyyid Kutup Mısırlı, Ceml Meriç Türk Muhammed İkbal Hindistanlı bakın bakalım hepsi ne diyor. Hepsi Müslüman ve hepsi Aydından öte Arif, alim, mütefekkir. Hepsi deha. Bizim dehamız. İthal değil taklit değil. Tesbit doğrudur. Bu gömlek bize alerjik, biz de bu gömleğe alerjiğiz. Zaten böyle olmasa bu kadar boş tartışma olmazdı.

İyi günler...

Yazan: Doğu Tarih: May 4, 2007 10:27 AM

Ali Seriati ve pek cok dusunur, sosyal bilimci manzaranin resmini cekmisler. Bircokl;ari bir nedensellik tahlili de yapmslardir.

Benim sikca vuguladigim bir nokta neden bu insanlarin bulunduklari noktada olduklari. Bazilari bu "cumhuriyet muhafizlarinin psikoanalizi" olarak tasvif edebilecegim tahlili siyasi tarihi duzlemde yaptilar "Cumhuriyetin Derin Korkular' veya "yerli Oryantalizm' turu yaklasimlarla.

Ben daha temele inip kitle hatta birey psikolojisne inmenin geregine inananlardanim. Bakin etrafiniza ve gozlemleyin; Laikci profilni inceleyin. Neler goruyorsunuz? Trafikte, vergi dairesinde, cafede, is ortaminda,
baska sosyal mekan ve konumlarda.

Cevaplari bulacaksiniz eminim. Mesele sadece fikir ayriligi deyip gecilecek kadar basit degil.

Bir ipucu: Bu sitede bir yorumda birisi: "ABD Iran'a sadirirsa ben ABD'nin yaninda olurum. Cunku ABD en az 50 defa daha guclu" dedi mealen. Bir baska sitede ise diger biri "bu Muslolarin (muslumanlar) Israil tarafindan kirilmasina seviniyorum; tabii secim geregi guclu olan ayakta kalmali, zayif yok olmalidir" dedi.

Noktalari birlestirin ve MEFISTO'nun resmini gorun dostlar!

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 4, 2007 01:15 PM

Sayın İki Bir,

Suat Bey, Mikail Bey'in dediklerine katılıyor musunuz?

Bir temenni olarak evet; arzu ederim. Ama tahakküm olarak elbette hayır.

Yazan: Suat Öztürk Tarih: May 4, 2007 02:16 PM

suat bey, bu platform yazılı yer.
Burası demogojiye yer vermez ki ?
benim sorum sizin iki satır yukarnızda hala duruyor. bakın ne sormuşum ben.

benim kafam mı almıyor ?
yoksa abdülatif şener dindar mı değildi ????

Şimdi o "kafam mı almıyor" sorusun altına, anayasa mahkemesi ile görüşünüzü yazmayı nerenize sığdırıyorsunuz ?

evet anayasa mahkemesi kararı bana saçma geldi

huu adülatif şener diyorum, yeterince dindar değil miydi ?

Yazan: knz Tarih: May 4, 2007 11:00 PM

Bana Osmanlıda fen bilimleriyle uğraştı diye aforoz edilen ya da engellenen birisini gösterin.

fenbilimiyle uğraşan birinin adını saymakta zorluk çekersiniz.

üstelik Taküyyüdün efendi^nin rasathanesinin melekleri seyretti diye kapatıldığını da biliyoruz.

bir tek kadın matemetikçi var mıydı, kafes arkasında fonksiyon çözmüş olsun.

peçeye isyan diye sokakta gösteri yapan 10 tane kadın hiç çıktı mı ?

biz kadı olmak istiyoruz diyen ama tutuklanan bir tek kadın var mıydı ?

ölü toprağıydı resmen. fakat karnımız doyuyordu ama şimdi ölü toğrağı ile kanımız doyamaz.

tepeden inme olarak , kadınlara şahitlik hakkı tanındı ama kadınlarımız bunun bile farkında değil henüz.

bu ölü toprağının kendi kendine silkinmesini mi bekleselerdi, valla emin değilim, ne olurdu ?

kuveytli kadınlar gibi hala boynu bükük vaziyette parkta bisiklete binme hakkını almayı mı beklerdik ???

Biz CUMHURİYETLE batılaşmadık sanayi sonrası topluma geçişte hız kazandık. Asıl oSAMNALI DOLMABAHÇE SARAYI İLE BATILILŞAMYA ÇALIŞIYORDU.

ben nasıl batılıaşırım ki, köpüklü kahve seviyorum. bir yardımı başkasına sadece imece uslü verebilirim. vs vs..benim şimdi gidip mahkemede şahitlik yapmam batılaışmak değildir.

not: Amerika iran'a saldırsın herzaman iran'ın yanında olurum. Ömer hayyamIn ülkesidir orası. Can yani.


Yazan: knz Tarih: May 5, 2007 06:22 AM

Knz Hanım,

Evet burası yazılı bir yer. Ve siz "benim kafam mı almıyor ?" sorusundan hemen önce şu cümleyi yazmıştınız:

madem oy çokluğuna sahip değildiniz, muhaletefin sizin içinizden itiraz etmem dediği adaya atlasaydınız ya.

Burada sizin kafanızın almadığı husus AKP'yi oy çokluğuna sahip değil zannetmeniz. (Mahkeme şapkadan tavşan çıkartmadan önce yani. Yoktu çünkü bir kural süreç başladığında)

Şifre çözücü değilim, yazılarınızı da okumuyorum, o ifadeye gözüm çarptı sadece yazdım.

Baykal'ın Şener'e itiraz etmeyeceğini düşünmeniz de saf kalpliliğinizden geliyor herhal. Hala Baykal'ın startejisini anlamamışsınız.

Aynı Baykal bir hafta önce "Aday olma, söz, korktu demem" derken bir hafta sonra lafını yememiş miydi?

Gözünüzü açın biraz, Baykal'dan, "omurga" dan siyasetten söz ediyoruz.

Ne güzek insanlar var yahu.. Ne temiz kalpli.. :-)

Yazan: Suat Öztürk Tarih: May 5, 2007 12:36 PM

Burada yazdıklarımızla bir sonuca varacağımıza inanmıyorum.Cünkü görüyorum ki Türkiyenin içinde buluduğu durumdan şikayetçi olmayanların sayasısı epeyce fazla.Ve bunların büyük bir kısmını okumuş cahiller oluşturuyor.o kadar güzel cümleler kuruluyor.o kadar büyüleyeci şeyler söyleniyor ki insan bunların aydın olduğun falan sanabiliyor.oysa bunlar kendi düşüncesi olmayan robotlaştırılmış,beyni yıkanmış,özgürlükleri sadece başlarına geçirecekleri sarık ve sırtalrına takacakları cüppede arayan,ilkel yaratıklar.

Diyebilirsiniz ki bunların böyle düşünmeyenleri de var hayır şuanda böyle olmamaların tek sebebi hala Cumhuriyetçi laik insanların azımsanmayacak derecede olması. ama emin olun ki bunu yapmak için ellerinden geleni yaptılar ve yapacaklar daha dün cumhuriyetin kutsal değerlerine saldırken;ulu öndere küfür edip,hakaretler savururken bugün değiştim diyerek çıktılar karşımıza.ve basınıda aladılar arkalarına cahiller ordusuna basın yoluyla hükmettiler hemde o cahiller ordusunu hiç beklemediği:laik demokratik gibi gözüken çağdaş basın organalarıyla.Önceleri Ulu öndere hakaret kasetleri ortaya çıkaran ve gerisde gelecek diyen çağdas basın daha sonraları bu zihin yapısını alkışlamaya başladı sonra o kasetleri ortadan kaldırdı.yaptıkları herşeyi alkışlamaya devam ettiler,edecekler de.
Gelelim okumuş cahillere laikliği,kemalizmi din düşmanlığı olarak görüyorlar. hatta kaflarını o kadar dini inanışlarla bulandırmışlar ki her düşünce sistemini br din gibi görmeye başlamışlar.Kendi algıladıkları dinin karşıtı yeni bir din...ve şimdi de sokaklara dökülen dökülen çağdaş,ülkesinin temel değerlerine sahip çıkmaya çalışan halkı paronaylıkla suçluyorlar.Birilerinin dediklerin sürekli tekrarlıyorlar bu robotlar.Ve umarım bir gün bu robotların kadın olanları hayata siyah peçe arkasından bakmaya çalışırken,erkekleri de dini bağnazlıkların içinde bunalırken o paronayak insanlarla dolu günleri aramazlar.

Yazan: serhat Tarih: May 5, 2007 01:43 PM

knz hanım kusura bakmayın ama saçmalıyorsunuz. Tek hak verebileceğim nokta peçe ve bisiklet konuları. Onlarda da batı ile aynı neden sonuç ilişkilerina sarılmak yıkıcı bir kolaycılıktır. İslam'da kadınları ikinci sınıf insan statüsüne yerleştirme çabalarına ta Peygamber efendimiz zamanında Müslüman olmuş Yahudiler tarafından Peygamberimiz hayattayken başlamıştır. Ama uzun müddet bunun önüne geçilmiştir. Zamanla toplumda yer eden bu tip düşünce ve uygulmaları değiştirmek eğer batının çözümlerini almakla olsaydı şimdi böyle bir sorunumuz olmamalıydı. Ama hala var.

knz Hanım size önerim geçmişi ve İslam'ı bir daha araştırın. Belki karşınıza Ebu Hanife gibi zalim valiye ve dirayetsiz halifeye karşı bir şehrin halkını savunacak ve bunu canı pahasına yapacak fakihler ya da avrupa hastalardan cin çıkarırken kimyahanelerinde ilaç yapan tabibler çıkar. Hem sosyal bilimlerde hem fen bilimlerinde hem de dini bilimlerde sizin yukarıda yazdıklarınızdan dolayı yüzünüzün kızarmasına neden olacak o kadar çok deha varki Osmanlıda ve İslam dünyasında. Köpüklü kahve sevmeniz sizi siz yapmaz. Şimdi batı köpüklü kahveyi bizden daha çok seviyor.

İyi günler...

Yazan: Doğu Tarih: May 5, 2007 03:22 PM

knz Hanım aşağıda linkini verdiğim makaleyi okursanız sevinirim. kadınlar hakkında Ali Şeriati'nin bir makalesi. Büyük oranda benim bu konua söyleyeceklerimi güzel bir şekilde anlatmış: http://imakale.wordpress.com/2007/04/05/cagimizin-musluman-kadindan-beklentisi/

İyi günler...

Yazan: Doğu Tarih: May 5, 2007 04:40 PM

Serhat Bey,

Yorumunuzu begendim. Icerigine katilmasamda durdugunuz yeri tarif etme kaabiliyetiniz acisindan kisa fakat oz bir yazim. Tebrikler.
***

Saglam bir pozisyon sergilemek sorunu cozmuyor elbetteki.
Cunku elestirdiginiz kimseler de ayni derecede saglam bir pozisyon sergiliyor, sonucta ortada olan sadece gerginlik.

Bir grup insanin ovada bir kale kurdugunu dusunun, diger bir grupta baska bir yerde bir kale kursun... her iki taraf da "benim kalemdeki insanlar iyi digerleri kotu" desin. Sirf bu zihniyet yuzunden iki kale arasindaki binlerce kilometrekarelik ova kullanilamaz hale gelsin.
Her iki tarafinda cizdigi portre bu. Bu yuzden Turkiye bir turlu zenginlesmiyor, insanlar izdirap cekiyor.
***

Karsi veya bu kaledekiler soylendigi gibi gercekten "ocu"lerdenmi olusuyor? Ya degilse?

Karsi kaledeki uc-bes aczimendiye bakip herkese "sarikli-cuppeli" etiketi yakistirinca sorun cozulmuyor. Cunku degiller.

Bu kaledekilere de "dinsiz-imansizlar" etiketi yakistirmak da sorunu cozmuyor. Cunku degiller.

Hos sarikli/cuppeli/dinsiz/imansiz olsa bana ne. Benim veya toplumun diger uyelerinin kisisel hudutlarima dokunmadiktan sonra mesele yok.
***

“Efendim karsi kaledekiler iktidara gelirse –soyle yaparlar, boyle yaparlar-” kayginiz varmi bilmiyorum ama, karsi kaledekiler sizin icin halihazirda oyle dusunuyorlar. Cunku sakal, basortusu, namaz vakitleri, vs gibi pek cok konu halihazirda kamusal alanda yasakli.
Siz yapinca reva onlar yapinca tu-kaka.

Bu guzergah herkes icin tehlikeli ve insanlari kutuplastirmaktan baska bir ise yaramiyor.
***

Caresi ne?

Sizinde bahsettiginiz “cagdas” olmayi yakalamak sorunun cozumu.
Yani etrafimizdaki kale duvarlarini yikmak… ovada bir araya gelmek.
Ova; Avrupa Birligidir.

Ekranlarinizda ingilteredeki, Almanyadaki yarim metre sakalli Aczimendi turu kimselerin nefret kustuklarini seyrediyorsunuz. Ayni sekilde Dazlaklarin, Neo-Nazilerin beyanatlarinida seyrediyorsunuz. Bunlara ragmen, bu ikisinin arasinda kalan ve cogunlugun yolu olan herturlu fikir, dusunce inanca tolerans gosteren yasam bicimi gayet guzel bir sekilde varligini surduruyor. Benim gibi hic bir dine-inanca bagli olmayan kimselerde bundan gayet memnun.

Yazan: Haydar Tarih: May 6, 2007 06:37 AM

Haydar Bey;
çözümün çağdaşlık olması gerekteğini düşündüğünüze sevindim. Ama eğer çağdaşlığı yakalamak istiyorsak her türlü çağdışı düşünceden kurtulmak gerekir. Bir ateist olarak ülkenin içinde bulunduğu durumdan memnun olmanız beni şaşırttı. Sizi memnun eden hayatı tamamiyle bağnazca olan dini inanışlarına göre yaşayan ve insanlağı tüm bağnaz düşünceleriyle bloklara bölmüş insanların bir şekilde siyasi otorite ve ekonomik olarak güçlenmesi mi? bence bir kez daha düşünüp memnuniyetlerinizi sorgulayın. Sizin bahsettiğiniz karşı kaleyi suçlama konusunda size kesinlikle katılmıyorum. Tamamiyle zıt olan düşünceler arasında kesinlikle bir uzlaşma noktası yoktur. Bırakın düşünçeler çarpışsın,sorgulansın.Sizde bunu yaptığınızda ben ve benim gibi düşünenlerin haklı olduğunu göreceksiniz.Ayrıca dünyada yıkılan duvarlara bakıp 'MUTLUK OVASI'ilan ettiğniz AB konusunu hakkında da bir kez daha düşünün. Çünkü emin olun insanlık blokları, duvarları yıkarken, Yıkılması çok zor olan düşünce duvarları üstüne tuğla üstüne tuğla ekledi.Bir çok devlet hala emperyalizmi meşru olarak göstermeye çalışırken siz nasıl hala bu şekilde düşünüyorsunuz ? Artık vakit hayatı bize gösterilenlerin çok cok ötesinde arama vakti. İnanın hiç bişey bu kadar toz pembe değil.

Yazan: serhat Tarih: May 6, 2007 10:07 PM

Serhat Bey,

Ateist degilim, agnostik'im.
Ulkenin icinde bulundugu durumdanda hic memnun degilim. Carpik olsa dahi halkin sectigi kimselerin atanmis olan birileri tarafindan 10 senede bir itilip kakilmasini ulkem adina ayip olarak goruyorum.
***

Cagdaslik dan anladigimiz oldukca farkli seyler olmali.
Mustafa Kemal Ataturk cagdaslik konusunda "muassir medeniyetler"den bahsettiginde iran-hindistan-cin-arabistan istikametine bakmiyordu. Bahsettigi, bugun bazilarinin -emperyalist- diye sovdugu bati ulkeleriydi.
***

Bes kisilik ailelerde bile farkli dusunceler, egilimler olabilirken 70 milyonluk bir ailede farkliliklarin olmasi gayet dogal o nedenle "her türlü çağdışı düşünceden kurtulmak" mumkun degildir. Bunlardan bir kismi o veya bu asiri uclara takilan kimselerde olabilir. Geriye kalan buyuk bir cogunluk ise bir takim nuans farklariyla birbirinden ayrilmistir.
Kimi az dindardir, kimi cok dindardir. Kimi ateist olup dine karsidir, kimi agnostik olup "beni ilgilendirmez neye inanirsan inan" diyebilir. Sonucta farkli dusuncelerin, inaclarin olmasi saglikli birseydir. K Korede, Eski Saddam-istanda bile tam homojenlik yoktu.

Heyhat, birileri "elimde sopa var... benim dedigim gibi olacak" dedigi andan itibaren durum farklilasir. Bunu yapan sapkali aile uyesi olsada sakalli aile uyesi olsada farketmez.
Siddet siddeti cagristirir. Bugun sopa sizde olabilir... yarin baskasinda. Bu konuyu dusunmenizi tavsiye ederim. iran Sahi, Irak Saddami, Yugoslavya Milosevici, Cezayir Diktatorleri, Eritre Habesleri, Ruanda Tutsileri vs guzel birer ornektir. Biri digerini "tamamen zit" diye tanimliyordu. Hic biri sopanin elinden dusmiyecegini zannediyorlardi. Hani neredeler? Sonuc: Bir bela gitti, baska bir bela geldi.

Fakat;
Bir kibrit fabrikasi bile olmayan Bulgaristana, Kent sigarasi verildiginde takla atan Romanyaliya, daha evvel gunde uc ogun dalga gectigim Polonyalilara bakin... adamlar bugun "Turkiye AB ye girsin" lutfunda ve rollerindeler. Cunku Turkiyeyi dislerine gore pazar goruyorlar. Oyle ya dunku Macaristanin ingiltereye uyduruk fotograf makinasi satacak hali yok... olsa olsa o makina Turkiyede satilir. Dustugumuz durumumuza bakin!
Yakinda Zambia ayni seyleri soylerse sasmayin.
***

Bunlarin hepsi bir yana.

Beni en cok rahatsiz eden "emperyalizm" sozunun olur olmaz kullanilmasi. Rica etsem bana bi tarif edermisiniz emperyalizmden anladiginizi.

Yazan: Haydar Tarih: May 7, 2007 03:22 AM

haydar bey serhat beyle anlaşma imkanımız yok neden mi
1
mevlana derki aynı dili konuşan değil aynı duyguyu paylaşanlar anlaşır aynı duyguları paylaşmıyoruz
2
o karşı tarafı nasıl aşağılarım nasıl küçük düşürürümde kendimi bu küçük tamahlarla tatmin ederimin peşinde

tabiki bu mantaliteyle bir yere varamayız onun adına üzgünüm

Yazan: MİKAİL Tarih: May 7, 2007 05:56 PM

selam doğu,
cevap vermekte geciktim

şeriatinin makalesinde ana hatlarıyla karşı olduğum pek fazla birşey yok.

fakat ne tek bir burjuvazi, ne bir tek islam var.

biz şimdi bu tür makalelerde yeni bir şey ararken, kadınların hemşire olmasının kablünü değil, savcı olmasının kablünü bekliyorz.

hicab hakkında kadınlar için değil, artık erkekler için yazmasını bekliyorz.


Yazan: knz Tarih: May 23, 2007 07:11 AM

Tamam her Laik paranoyak degildir ama ote yandan her paranoyak ta laik degildir. Benim bir tanidigim var. Adam Cinli, ama paranoyak. Ne yapaciaksiniz simdi? Ha?

Yazan: Layla L. Layik Tarih: May 30, 2007 01:43 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)