« 23 Nisan Mesajı... | Ana Sayfa | Türk Milliyetçiliğinin Kürtlükle İmtihanı »
April 24, 2007
Cumhurbaşkanı [Adayı] Gül, Ülkemize Hayırlı Olsun
Bugün Başbakan ve AK Parti lideri Tayyip Erdoğan, partisinin Cumhurbaşkanı adayını açıkladı: Dışişleri Bakanı Abdullah Gül. Bunun son derece yerinde bir karar olduğunu düşünüyorum. Sayın Gül, devlet adamı vasıflarına haiz, dış politikaya vakıf, birikimli, ilkeli ve uzlaşmacı bir isim. Seçildiği takdirde, Türkiye’ye büyük hizmetlerde bulunacağına inanıyorum. Kuzey Irak konulu yazımda da belirttiğim şekilde, “kendisinden bir önceki ‘demokrat, sivil ve Müslüman’ Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yaptığı gibi" pek çok konuda önemli açılımlar getirebilir. Ülkemize hayırlı olsun.
Öte yandan Sayın Erdoğan’ın AK Parti’nin ve hükümetin başında kalacak olması da bence önemli bir kazanım. Başbakan, sadece 4.5 yıllık icraatı ile değil, bugün gösterdiği feragat ve kalenderlikle de gerçekten bir “hizmet insanı” olduğunu ortaya koydu. Kendisini tebrik etmek gerek.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 24, 2007 01:29 PM




Hayirlisi olsun.memleket icin gecen gun yaptigim tanima %90 uyuyor.Secimin en dogru yani yurtdisinda memleketi utandirmadan temsil edebilecek birinin Sn cumhurbaskani tanimina uymus olmasidir.
Saygilar
Yazan: Salih N. Tarih: April 24, 2007 02:09 PM
Çok hayırlı olacak. Çok mutluyum. Mutlu sona çok yaklaştık. Kıskananlar çatlasın!
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: April 24, 2007 02:21 PM
Evet, öncelikle hayirli olsun ülkemize.
Arinç, Erdogan veya Gül oldktan sonra icraatte çok degisen birsey olmayacakti, üçü de temkinli insanlar.
Ama Gül'ün olmasi gene de iyi oldu, CHP'nin hirçinligi azalacaktir sanirim.
Sonuçta Türkiye için yeni bir dönemin basladigini düsünüyorum. Hedefleri ve yöntemleri açisidan birbirine yakin kimselerin yönetimde olmasi Türkiye için büyük bir avantaj. Herseye veto koyan Sezer'in yerine Gül gelince ortalik güllük gülistanlik :) olacak.
Ülkemizde ilk defa "rejim tehlikede - vatan satiliyor - kafama kitap atti :( " sloganlarinin disinda bir seyler duyuyoruz, 2030'larin Türkiyesini konusan, kisi basina geliri 10 bin dolara çikarmak isteyen, vizyon sahibi insanlar söz konusu.
Özal konusuna gelince... AKP'nin stratejisinin bir çok yönüyle Özal'i hatirlattigi bir gerçek. Ancak rahmetli etrafina yeterince yetenekli insan toplayamamisti. Bir de genel olarak "pragmatik" AKP'ye göre daha "romantik" kaldigini ve oligarsinin söyleminden yeteri kadar kopamadigini düsünüyorum.
Sonuçta bu bir süreç. Kayiplarla, hatalarla da olsa yola devam edilmeli.
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: April 24, 2007 02:26 PM
Hayırlı olsun.
Sayın Gül, bulunduğu her mevkiin hakkını verebilecek vizyona sahip müstesna bir şahsiyettir. Kendisini politikacıdan ziyade uzlaşmacı, birikimli ve dürüst bir devlet adamı olarak görmüşümdür. Bakanlıklarına ait dönemlerde bu ülkeye faydalı işler yapmıştır, inşallah bundan sonrada böyle olacaktır. Tekrar hayırlı olsun, iyi tercih...
Yazan: JaneDo Tarih: April 24, 2007 03:23 PM
Evet, rtE geri adım atmadı zira kendisi Arınç veya Gül dışındaki herhangi ılımlı bir ismi aday göstermesi gerçekten tam bir geri adım atma olacaktı. Bu geri adımı atmadı. Şimdi top Baykal'da ve bugüne kadar atıp tutan Baykal bakalım şimdi ne yapacak, rtE kendi amaçları doğrultusunda gayet yerinde oynadı ve şimdi kızgın patatesi Baykal ın eline verdi. Şimdiye kadar rtE ye sabırlar dilerken bundan sonra Baykal a sabırlar dileyeceğim.
Baykal zaten yanlışlarına devam ediyor, bundan sonra pek tutarlı bir hareketi kendisinden görmek pek olası görünmüyor bence. Hele bir de hem rtE hem Baykal ikisi birden demokrasiyi ağızlarından düşürmüyorlar ya o ayrı bir gülmece. Maşallah rtE nin anti-demokratik tutumlarını zaten aşikar da Baykal sanki kendisi çok demokratmış gibi konuşmuyor mu bir de, gördük ne kadar demokratik olduğunu parti içi demokrasisinde.
Neyse, şimdi gelelim m Akyol 'zırvalamasına'. Bundan sonra sizin yazdıklarınıza tutarsızlık yerine zırvalama diyeceğim m Akyol çünkü sizin saygı çerçevenize girmiş görünüyor bu sözcük.
Şunu önce herkes bence bir yere not etmeli. Gül önce milletvekilliğinden istifa edecek, yani dokunulmazlık zırhı kalkacak. Hakkında iki tane dosya vardı. Birisinden daha geçen hafta aklandı(ne tesadüf değil mi)ama diğer dosya bekliyor. İddia edilen suç 'resmi evrakta sahtecilik'. Yani yüz kızartıcı ve hapis cezası olan bir suç. Bu suçu işleyen kişi memur bile olamaz.
Şurası kesin ki Gül artık CB olacak, ve sağolsun akp nin bize yaşattığı başka bir Türkiye ilki olacak-tabi hep utanç veren ilkler: CB forslu makam aracı mahkeme ziyaretlerinde bulunacak.
Şimdi araya bu notu şıkıştırdıktan sonra m Akyol zırvalamasına geçeyim.
En ala zırvalamanız Arınç gibi kimin müslüman olup olmadığını anlamanız. m Akyol, allahın vekili misiniz nerden biliyorsunuz kim müslüman kim değil? Bu ne saçmalık. Ayrıca bir insanın ne dinden olduğunun ne önemi var. Yani müslüman olmayan birisi CB olursa ne olur? Ayrıca daha önceki CB larin müslüman olmadığını nereden çıkartıyorsunuz. Kelimelerinizi seçerken azıcık frene basın da Arınç gibi şeyini şey etmeler olmsın lütfen. Kim müslüman kim değil bunun takdiri size değil, hiç kimseye ait değil. Bunu takdir etme konusunda sizin benden ya da herhangi bir kişiden bir adım önde olan bir durumunuz yok.
rtE mevzusuna gelecek olursak;
Yani m Akyol, başkaları ile karıştırmayın beni çünkü belki başkalrı yer ama en azından ben yemem. Demek rtE hizmet adamı imiş ha? Onun için makamlar mesele de değil zaten?
O nedenle mi diğer önemli atamalarda olduğu gibi işi son güne bıraktı. Ben size son güne bırakma sebebinin söyleyeyim hemen-gerçi zaten biliyorsunuz ya: Nabız yokluyor çünkü gözü orada. Ama rtE nin gücü bu sefer yetmedi. Çıkamadı. Mecbur başka bir isim bulundu. Gül ü kendi tepesine koydu şimdi. Bunu ister miydi? Hiç sanmıyorum. Sadece mecbur kaldı. rtE ye kalsa kendi dışında Gül den önce başka isimleri aday göstermek isterdi ama Arınç veya Gül dışındaki hiçbir isme Arınç tahammül edemezdi çünkü şurası çok görünen bir olgu ki CB için rtE dan sonra en çok yanıp tutuşan kişi Arınç idi. Ee onun da hayalleri bir başka bahara artık.
Hayır beni en çok şimdi en çok emine Erdoğan güldürüyor. Kendinden yaşça küçük kolunun altındaki Hayrünnisa hanım ile bundan sonra ilişkileri nasıl olacak acaba? Hayır, kendisi kendini CB eşi olmaya çok hazırlamıştı ya, o da artık bir başka bahara.
Yani en kısa haliyle zırvalamanıza cevap verecek olursam m Akyol, rtE hizmet için değil, yemediği için Gül ü aday gösterdi. Son güne kalınmasının sebebi ise tıpkı başka önemli atamalarda olduğu gibi nabız yoklamaktı. Yokladığı nabız tutmadı.
Şimdi bu tartışmaları arkada bırakıp bundan sonra ne olur diyecek olursak, öngörümlerim çok ileriye dönük olarak ama kesin olan tekşey var:
Meydanlar beni bekliyor.
Yazan: Beagle Tarih: April 24, 2007 04:02 PM
Sn Akyol,
Sn Erdoğan hakkında kullandığınız övücü sıfatları,Cumhurbaşkanlığına adaylığını açıklamaya cesaret edebildiği zaman kullanmanız gerekirdi.Şimdi değil.
Bakalım arka-planda neler oldu?
Selamlar.
Yazan: canc Tarih: April 24, 2007 04:38 PM
ben açıkçası biraz hüzünlü biraz mutlu karşıladım.iki arkadaş artık yolları ayrılıyor(öcü siyaset yapacaklar için asla)Erdoğan tek başına devam edecek sandıkta. gerçekten en iyi seçimdi bence Nimet Çubukçu'yu seçipte bir ilk yaşatabilirdi.bence artık chp,dyp,anap işi yokuşa sürmemeli.aksi halde c----h----p'ye cevap aynen bu şekilde olacaktır.kabul etmeliki baykal için Gül'den daha iyi bir seçim olamazdı.tarafsız Gül'e başarılar.tek istediğim budur.
Yazan: b.bozkurt Tarih: April 24, 2007 05:18 PM
Hayırlı uğurlu olsun.
Başından beri Gül’ün olmasını hem aklen hem de kalben istemiştim. Erdoğan'ı gösterdiği özveriden ve akl-ı selim kararından dolayı kutluyorum.
Son günlerde Nimet Çubukçu, Beşir Atalay, Vecdi Gönül gibi isimler ortaya atılmaya başlamıştı. Açıkcası canım da sıkılmıştı buna. Sitemdeki yazımda da belirttim; Çankaya konusundaki en büyük gerilim müstakbel Cumhurbaşkanının eşinin başörtülü olma ihtimalinden çıkıyor. Erdoğan’ın köşke eşinin başı açık birisini çıkartmasının taban ve genel seçmen nezdinde “geri çekilme” olarak algılanacağı kesin.
İşte bu algıyı bozmak için Erdoğan köşke eşinin başı örtülü bir ismi çıkartmak zorundaydı. Ama aslen önemli olan algı değil. Erdoğan bunu halledebilir. Bence daha önemlisi böyle birisinin adaylığını -algı bozmanın yanında- anlamsız ve kanunsuz dayatmalarda bulunan, insanlara inancından, kendisinin ve/veya eşinin başörtüsünden dolayı ayrımcılık yapan, bunun üzerinden siyaset yapıp sopa gösteren bazı çevrelerin gazını almak ve ülkeye normalleşme eşiğini aşırtmak için de olmazsa olmaz olarak görüyordum.
Abdullah Gül ismi tüm bu açılardan çok çok iyi oldu.
Böylece Erdoğan bir taşla pek çok kuş vurmuş oldu:
1. Partisinin başında kalacak ve daha uzun yıllar siyaset yapabilecek. Emanetçi algı ve sıkıntısına neden olmayacakk. Meydanlara inecek, ekonomik istikrarı ve liderlik yeteneğinin getirdiği teşkilatçı yapısını ve karizmasını da kullanarak seçimlere daha güçlü girecek, yine tek başına iktidar olarak çıkacak. Parti içinde de Gül’e itiraz olmayacağı için hiçbir huzursuzluk olmayacak.
2. Muhalefetin ağzındaki sakızı alacak, Gül’e itiraz bile edemeyecekler. Dayandıkları tüm stratejileri çökecek. 367 gibi komik hukuk hokkabazlıklarına da başvurunca iyice rezil olacaklar.
3. Kimse “geri çekildi” de diyemeyecek; çünkü Gül’ün eşi de tıpkı Erdoğan gibi başörtülü. Gül’de tıpkı Erdoğan gibi Milli Görüş kökeninden geliyor.
4. Gül metazori kabullenilince de malum çevrelerin gazı alınmış olacak. Ülke normalleşme sürecine girecek.
Artık yeni bir döneme giriyoruz. Bu sürecin adı “normalleşme”dir.
Umarım önümüzdeki dönem, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün kağıt üzerinde değil uygulamada da görüldüğü ve içselleştirildiği, insan hak ve özgürlüklerinin temel alındığı, kimsenin inancı, kılık kıyafeti nedeniyle ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmediği, devletin tüm inanç ve felsefi görüşlere eşit mesafede olduğu gerçek bir laiklik anlayışına kavuştuğumuz bir dönem olur.
Bu konuyu daha çok konuşacağız. Umarım malum kesimlerin gazı kolaylıkla çıkar da hem onlar rahatlar hem de biz..
Artık ileriye bakma ve bu ülke için birşeyler yapma zamanı..
Oligarşiye güle güle..
Hayırlı uğurlu olsun…
Yazan: Suat Öztürk Tarih: April 24, 2007 05:41 PM
böyle olacağını daha önceki yazımda ifade etmiştim, Tayyip Erdoğan bir süre daha lazım, bugün ilginç bir yazı okudum Radikalde bunun sizinle paylamak isterim;
'14 Nisan mitingine katılanlar faşist ve ırkçı'. 'Kendi kendilerine korkular icat ediyorlar, tehdit ve tehlike altında olmayan Cumhuriyet'i korumaya kalkışıyorlar.' 'Korkular paranoya boyutuna ulaşınca da, Malatya'dakiler elden gitmekte olan vatanı kurtarmak için Hıristiyanları boğazlıyor' vb.
Kendilerine liberal aydın diyen zatların bu analizine göre, Cumhuriyet'i ve kurucu ilkelerini savunmak faşizm. Aslında Genelkurmay Başkanı'na, Cumhurbaşkanı'na da 'faşist' diyecekler, ama korkuyorlar. Aynı görüşleri paylaşanları faşizmle suçlayarak dolaylı yoldan itham yolunu seçiyorlar.
Bu liberaller, aynı zamanda, milliyetçi olmadıklarını iftiharla söylüyorlar. Zira çağı geçmiş milliyetçilik iç ve dış düşman yaratıyor ve toplumu içine kapatıyor. Dolayısıyla onlar için, milliyetçiliğin temel unsurları olan milli kimlik, milli çıkar ve milli onur da geçersiz. Yani korkusuzluklarının temelinde kaybedilecek şeylerin onlar açısından değersiz olması vakıası yatıyor.
Cumhuriyet'in laiklik ve tekillik ilkesinin tahrip edilmesi onları korkutmuyor. Zaten bu ilkeler mütedeyyin kesimlerin sistemle bütünleşmesini ve 'Kürt' sorununun demokrasi içinde çözümlenmesini engelliyor. Çokkültürlü liberal demokrasiye göre, dini ve etnik cemaatlerin siyasal örgütlenmesinden ve bir tür Kürt-Türk federasyonundan yanalar.
Bu nedenle 2. cumhuriyetçi olmamışlar mıydı?
Türkiye, AB'nin dış dinamikleri olmazsa iç dinamikleriyle, bırakın gelişmeyi, ayakta bile duramaz. Bu nedenle AB'nin 'tüm' isteklerini kabul etmekten korkulmasına bir anlam veremiyorlar. Onlar için Türkiye'nin üyeliğine karşı AB'de ırkçı önyargılar, çifte standartlar ve bunlardan kaynaklanan aşırı talepler yok.
Bu liberaller Irak'ın kuzeyinde bir Kürt devletinden korkmuyorlar. Onlara göre, Amerika'nın isteği doğrultusunda Türkiye Kuzey Irak'a müdahale etmemeli; Kürdistan gerçeğini tanıyıp, yöneticileriyle yüksek düzeyde diyalog kurmalı; PKK teröristleri için kapsamlı bir af çıkarmalı ve Güneydoğu'ya Kuzey Irak benzeri bölgesel haklar vermeliyiz.
Onlar için Kıbrıs'ın hiçbir stratejik önemi yok. Adada çözümsüzlüğün tüm sorumluluğu zaten 'bize' ait. Annan Planı'nı tek yanlı kabulün bize zemin kaybettirmesinden korkmuyorlar. Cesaretleri, dış politikada kazançlar gibi kayıpların da çok uzun bir süreçte son derece tedrici (incremental) gelişmeler sonucunda gerçekleştiğini bilmemelerinden geliyor.
Haksız Ermeni soykırımı iddialarını kabul etmekten de korkmamamız gerektiğini; tarihimizle yüzleşmemizin demokrasimizi geliştireceğini savunuyorlar.
Kore ve Çin gibi Uzakdoğu ülkelerinin küreselleşmeyi kendi çıkarlarına nasıl yönettiklerini göz ardı edip, 'Dünya ekonomisiyle bütünleşme' adına ekonomimizi olumlu olumsuz tüm dış etkilere 'korkusuzca' açmaktan yanalar. Sonuçlar nasılsa onların hayatını etkilemiyor.
Ne yazık ki onların korkmadıkları her şey toplumun geriye kalanı için haklı ve meşru korku kaynaklarını oluşturuyor. Ama toplumu olumsuz etkileyen asıl neden liberallerin nelerden korkmadıkları değil, nelerden korktukları.
Bu liberaller, öylesine AKP'nin yörüngesindeler ki, dokunulmazlıkları kalkmış, finansmanı denetlenen, milletvekilleri başkan değil halk tarafından seçilen gerçek demokrasiden bile korkuyorlar.
Ama asıl Türk milletinin kendi gücüyle ayakları üzerinde durmasından, kendi sorunlarını çözme iradesi göstermesinden, günün şartlarına uygun bir bağımsızlık ideali gütmesinden korkuyorlar. Kısaca korkularının merkezinde Türkiye'nin ve Türklerin güçlü bir milli kimliğe sahip olması ihtimali yatıyor.
Başkalarının farklılığını hemen kabul ediyorlar. Türklüğün etnisite ötesi bir üst kimlik olmasına bile karşılar. Anayasal vatandaşlığı kimlik diye yutturmaya çalışıyorlar.
Ulusal kimlikten yoksun olanlar karşılarındakini 'faşist' sanabilirler. O zaman, kimlik sahibi olanların da onları 'vatan haini' sayması ihtimali var.
Türkiye'nin büyük bir hesaplaşmaya gitmesini önlemek için herkes kullandığı dili doğru seçmeli.
Benim de görüşlerim bu yönde, AKEPE iktidar, Tayyip Erdoğan Başbakan, Abdullah Gül Cumhurbaşkanı...Allah bu milleti tez elden bunların elinden kurtarsın dilerim , yazarımızın da inandığı gibi, müslüman ve demokrat olan !!!!!!! bu insanların elinde Türkiyenin daha ne kadar kaosa ve bağımlılığa düşeceğini, daha ne kadar ödünler verileceğini, memurlara zam yerine arabanız eviniz var diyerek (küllüm yalan) tersleyeceğini, sözde varoşlara şirin gözüküp yerli bile değil yabancı uluslararası zenginlere kurumları ve toprakları nasıl peşkeş çekeceklerini, ılımlı islam büyük ortadoğu tasarısında daha net nasıl adımlar atacaklarını ve karşılığını nasıl kan ve karmaşa ile alacaklarını, yakın bir süreçte bunların dilinden kuzey kürdistanla ilişkiler için nameler dinler iken birilerinin de (yazarımız da sanırım buna katkıda bulunacaktır) türkiye federasyonunu bunların metinlerinden de cesaret alarak nasıl kurgulamaya başlayacaklarını, daha kaç yurdum insanını ananı da al git diye azarlayarak sultanlıklarını ilan edecekleri günü çabuklaştıracaklarını hep birlikte izleyecek görecek ve Türkler dışındaki herkes bunların icraatlerinden zevklenecek bileceğiz,
desem de bu duruma gelmeden bunların ipi çekilir geldikleri gibi giderler
Yazan: ancazin Tarih: April 24, 2007 05:59 PM
Geçmiş olsun Türkiye. Faşist-Gerici kadrolarıyla ülkeyi örümcek ağı gibi saran teşkilat mücadelesini nihayetlendirdi. Bu günden itibaren AK günler geride kaldı. Atatürk Türkiyesine veda zamanıdır.
Yazan: UNT Tarih: April 24, 2007 06:45 PM
Mustakbel Cumhurbaskanimiz tum ulke ve insanlik icin hayirli ugurlu olsun.
Kimse kendisini kaybetmis hissetmemeli. Demokrasi sifir toplam oyunu degildir. Digerlerinin hurriyetleri genislediginde sizinki de genisler. Yukselmeniz, mevkiler isgal etmeniz digerine ragmen, veya onlarin kesesinden degil onunla beraber oldugunda daha bile zevklidir. Bakin TUSIAD yesil isigi gormeye basladi. Zararin neresinden donerseniz kardir.
Gelin beraber yukselelim.
Sevgili laikciler,
Koramayin! Kimse sizin ickinize de, mini eteginize de diger "cagdaslik" sembollerinize de birsey apmayacak. Sadece kendiniz icin artik bunlarla cagdas olunmadigini baska seyler de gerektigini kavramaniz tavsiye olunur. Kavramlarla tanismak guzel bir baslangic olabilir. Gene de siz bilirsiniz.
Demokrasi tesis edildiginde hem gercek cagdaslasma olcak, hem de korkulariniz izale edilcek; cunku demokrasi mazlumlar arasinda intikam duygsuna kapilan olsa dahi onlara zulum etme imkani vermeyecek. Ben sahsim adina butun laikcileri affedebilirim ama henuz degil. Fasist oligarsi tabuta konulduktan sonra.
"kimileri mevkilere birseyler olmak icin, kimileri bir seyler yapmak icin" gelir. Gul birseyler yapnmak icin gelmek isteyecek kapsitede, mutevazi, zeki, durust, milletin degerleri ile de modern dunya ilede barisik bir zattir; simdiki Cankaya sakininin aksine.
Hepimize hayirli olsun.
Mevzu uzerinde diger bir degerlendirme. Doğru Seçim: Gül
Selam, saygi ve muhabbetle
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: April 24, 2007 07:47 PM
Benim neslim, demokrasinin yüksek değerlerinin yanında duran bir ABD imajıyla büyüdü… Tek başına bu trajediyi durdurma imkân ve kabiliyetine sahip olan dünyanın tek süper gücü, insanların bu kadar acı çekmesine neden göz yumuyor ve merhamet çağrılarını neden karşılıksız bırakıyor ?' ( Abdullah Gül- Zaman- 3.8.2006
Kahraman Amerikalı askerlerin sağ salim Amerika'ya dönmesi için duacıyım
'Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Türkiye'nin dış politika ilkelerine uygun. ABD ile hareket ediyoruz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek..
Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerimiz önemlidir. Dünyanın süper gücünün gündem maddeleri bizim de gündem maddelerimizdir. Aramızdaki işbirliğinin stratejik boyutta olmasının anlamı, bu meselelerde ulaşılması gereken hedeflere ilişkin görüşlerimizin örtüşmesidir ”
bu adamları görüşlerini bu şekilde açıklamış iken seçimlerde yine cumhurbaşkanı da başbakanda AKEPEden ülkemiz tarihinin en istikrarlı dönemini yaşayacak sloganı ile halkın karşısına çıkar iken laik rejimin despotluğunu yıkma çağrışımları yaparak da biz artık her yere egemeniz gösterişi ile bazı yerlerin de güvencini artıracaklar anlaşıan... ne yazık ki bu makyaj sağı da solu da çok yanıltacak.
Yazan: ancazin Tarih: April 24, 2007 07:50 PM
SnErdoğan ve Gül,Verdikleri demeçlerde:T.C'nin değerlerine ve laikliğe sadık kalacaklarını belirtiyorlar.Laikliği mini etek giymek ve içkiiçmek le eşdeğer tutanlar aceba yukarıda adıgeçen değerli şahsiyetleri nasıl değerlendirecekler çok merak ediyorum.
Selamlar.
Yazan: can Tarih: April 24, 2007 08:22 PM
Bekir L. Yıldırım:
Sevgili laikciler,
Koramayin! Kimse sizin ickinize de, mini eteginize de diger "cagdaslik" sembollerinize de birsey apmayacak. Sadece kendiniz icin artik bunlarla cagdas olunmadigini baska seyler de gerektigini kavramaniz tavsiye olunur. Kavramlarla tanismak guzel bir baslangic olabilir. Gene de siz bilirsiniz.
-------------------------------------------
Her şeyi belden aşağı yada mideden içeri algılamanın hazin tablosu budur. O yüzden 15 santimlik türbanı namus meselesi yapıyor bu insanlar.
Yazan: UNT Tarih: April 24, 2007 08:35 PM
biraz duygusal bir secim,
belki son anda gozonunde bulundurulan.
hesaplar uzun vadede yapılmıs.
kısa vadede,sayın gul dısislerinde kalmalıydı.yerini doldurabilecek birini bulmak zor olacak.bu nedenle pasifize edilmis cumhurbaskanlıgı gorevi ile dıs islerini bir arada yurutmek durumunda sayın gul.
bülent arınç en uygun adaydı.ancak;dedigim gibi duygusal bir secim olmus.sakınca var mı?hic bir sakınca yok.
cizgiler aynı,fikirler aynı.
simdi gelecege bakalım.baskanlık sistemine yavas yavas ısınmamız gerekiyor.belki diger ulkelerden farklı bir sistem olacak.demokrasi adına isledigi surece hic bir sakıncası olmaz.mumcu ile bu konuda anlasıldı.digerlerinin de bir sorun cıkaracagını sanmıyorum.deniz baykal dısında...
Yazan: bercenay Tarih: April 24, 2007 09:54 PM
son 20-30 yılı bu ülkede yaşamış birisi olarak(hep buradaydım, bilinç anlamında bu kadar yıl), Sn. Abdullah Gül'ün olabilecek en iyi seçim olduğunu, ülkemize faydalı bir sürecin başlangıcında bulunduğumuzu düşünüyor ve Milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Hala bir takım korkular üzerine düşünce üretenleride nacizane aklımla anlayamadım galiba anlıyamayacağımda (kafa yeterli değil görünüyor.) Avrupa ve Amerikanın, daha ileri gidersek ortadoğu ve dünya tarihinin gerçeklerini kavrayamadığını gördüğüm birilerinin basma kalıp düşüncelerle düşünmeden, irdelemeden kendilerini baştan taraf ilan ederek (Ay'a gidip dünyaya bakmalarını tavsiye ederim) her doğruyu bilir edasıyla kısır görüşler sunmalarına sadece gülümsüyorum. İnsan olmanın erdemlerine erişeceğimiz günün özlemiyle...
Yazan: centil71 Tarih: April 24, 2007 10:07 PM
Asıl sınav şimdi başlıyor.
Ve o sınava hzırlıksız girdi gül.
Gül vahiy ve bilim sorusunda sorduğum o sorudan kaçamayacak!
zafer anı değil bu.
biraz düşünseniz bekir beyler, bu zafer anı değil.
çünkü hayrunisa hanımın avrupa mahkemesininden neden davasını çektiğini hiç düşünmediniz.
neden çekmek zorunda kaldığını ?
çünkü hazılıksızdı. Çünkü neyi savuncağını bilmiyordu.
Şimdi hepiniz göreceksiniz ki, eğer cumhurbaşkanı olursa, cumhurbaşkanı eşi olmak veya cumhurbaşkanı olmakla başınız göğe ermeyecek.
hukuk şu demektir.
din ve vicdan hürriyeti vardır.
ben size daha önce yazdım. milliyet ve vicdan özgürlüğü demeyiz demiştim.
din ve vicdan özgürlüğü şudur.
ben tek kişi olsam ve tek kişilik bir dinin tek temsilcisi olsam; hukuk karşısında diğer dinlere göre daha az değerli bir yere sahip olmam.
hukukuğa göre hepsinin hakkı aynıdır.
hukuk hep bana bana demek değildir.
o zaman şu soruyu sordum ben;
siz olabilcek her dinin kamuda temsilini taşıyabilecek misiniz ?
biraz düşünmeniz yeterdi.
düşünmeye düşünmeye çankaya'ya kadar çıkmak mümkün ama o sorudan kaçmak mümkün değil.
gidip uluslarası mahkemde ben haklıyım diyemeyecek. kendi mahkemesinde de diyemeyeck.
biri mutlaka ayşa azmi davası açtıracak.
uzay dinlisi mutlaka olacak.
tabi şuna güvenmeleri de mümkün.
biz vahşiyiz mi diyecekler ? biz vahşiyiz o başka her türlü dini temsili düşünmek zorunda değiliz mi diyecekler sevgili deniz?
müslüman mahalesinde salyongoz satılmaz,
satamaya kalkanı da malatyada ham yaparlar mı diyecekler ?
insanlar kamuda uzlaşma noktasına tecrübe ederek geldiler., er veya geç abdullah gül de tecrübe edecek.
Yazan: knz Tarih: April 25, 2007 12:43 AM
Abdullah Gül olabilecek en iyi tercihti. Her yönüyle müsbet bir seçim oldu. Türkiyeyi çok güzel günler bekliyor. Kabus kısmen de olsa geride kaldı. Ülkesini gerçekten seven, dürüst, akıllı ve tecrübeli insanların idare edeceği bir Türkiye'de yaşamaktan büyük haz alıcaz.
Burda fazla yer işgal etmek istemem. Gül'ün cumhurbaşkanlığıyla ilgili geniş değerlendirmem fakirhanemdedir: http://osmantimurtas.wordpress.com/2007/04/24/gul-gibi-tercih/
saygıyla...
Yazan: osman Tarih: April 25, 2007 02:38 AM
Turkiyeyi gonulden kutlarim.
***
Gul'un kendisinden onceki Demirel, Evren, Koruturk, Sunay, Gursel, Bayar, Inounu den daha iyi cumhurbaskani olacagi kesin. Ataturk ve Ozal gibi bu ulkenin ilerlemesini saglayacaktir... (Ne hikmetse sayiyorum sayiyorum 9 da kaliyorum!!!).
Yazan: Haydar Tarih: April 25, 2007 05:40 AM
Kayseri’den Çankaya’ya
Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığını duyunca...
Aklıma ilk önce..
İçinden cumhurbaşkanı çıkaracak Kayserili bir ailenin hikayesi geldi.
Türkiye’deki toplumsal değişimin bir resmi gibi...
Hamdi Ahmet Bey ile Adeviye Hanım’ın oğulları...
Bir adım sonra cumhurbaşkanı olacak
Aklıma ikinci gelen ise... Strasbourg’da Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi iken ilk karşılaşmamız.
O munis hali...
Usul usul konuşması...
Eşinin başörtüsünden dolayı yaşamındaki zorlukları anlattığını da anımsıyorum...
Oradan başbakanlığa giden yol...
Dışişleri Bakanı olarak AB sürecinde döktüğü ter.
***
Devlette emekçilik yapan bir babanın oğlu...
Eşi mağdur edilmiş bir eş.
Hem sosyolojik...
Hem siyasal bir değişimin de simgesi gibi Abdullah Gül.
***
Kayseri unsuru da çok önemli.
Ekonomik olarak Ankara’dan bağımsız...
Devletten değil...
Piyasadan para kazanan...
Dış dünyaya mal ihraç eden...
Ekonomik aklı, yaşam pusulası yapmış bir kent.
Cumhurbaşkanının bu kentten çıkıyor olması da...
Türkiye’deki değişim açısından daha yakından incelenmeli.
***
Demokratik bir ülkede Tayyip Erdoğan’ın adaylığı...
Meşru ve yasal olduğu için tepki görmezdi.
Türkiye’de böyle bir söylem var.
Meşru olabilir...
Yasal olabilir...
Ama sakıncalı.
Buna kim karar veriyor?
Meşru ve yasal olan bir şey nasıl sakıncalı olur?
Bunlar önemli değil, çünkü statükonun bahaneleri.
Kime karşı?
Devlet elitinden gelmeyenlere karşı.
***
Ama Erdoğan ve partisi de...
Darbeyle, darbecilikle alakası olmayan...
Milyonlarca insanın neden tedirgin olduğunu...
Hangi hataların...
Onları böyle korkuttuğunu da...
Artık iyice düşünmeli.
***
Sivil cumhurbaşkan adaylarından haz etmeyen CHP...
Görüldüğü kadarıyla hırçınlığına devam edecek. Meşru ve yasal bir adaylığa...
Tek parti anlayışına dayalı bürokratik bir zihniyetle karşı çıkacak.
Dün gibi hatırlıyorum...
Deniz Baykal aynı şeyleri Özal için de yapmıştı...
‘Onursuzca indiririz’ lafı herkes gibi benim de kulağımda.
***
Bu açıdan da Gül portresinin sosyolojik ayağı önemli.
Devletçi...
Merkezci...
Bürokratik...
Militer vesayete yatkın...
İçe kapanmacı bir anlayış direniyor ama... Belirleyici olamıyor.
***
Kayseri, üretime...
Kayseri, iharacata...
Kayseri, piyasadan para kazanmaya devam ettikçe...
Ankara’da devlet imkanlarıyla yaşam sürdüren...
Kendi egemenlikleri için sürekli korku yayan anlayış kaybetmeye devam edecek.
***
Önemli olan ekonomik kalkınmanın...
İktisadi büyümenin...
AB sürecinin...
Temel hak ve özgürlükler uygulamasının sürmesi.
Bu başarılırsa...
Cumhurbaşkanları adayları merkezden değil çevreden çıkmaya devam edecek..
***
Ankara yırtınacak...
Ama Türkiye demokrasiye doğru yola devam edecek.
M ALTAN http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=118756
Yazan: Haydar Tarih: April 25, 2007 06:10 AM
@
Bu gelişmeden dolayı çok memnun oldum.. böyle sempatik güler yüzlü bir cumhur başkanımızın olabilmesi ihtimali bile içimi ısıttı.
Ümit ediyorum ki. Tehlikenin Farkında mısınız, Cumhuriyer Elden gidiyor yaygarası yapan zevat da memnun olmuştur.
AKP 'nin ve Türkiye 'nin.. yaşıyla, aklıyla iyi bir performans sergileyen Tayyip Erdoğan gibi bir başbakan adayını muhafaza etmesi de, millet olarak ayrı bir faydamızdır.
Dünya siyasetini iyi takip eden.. bu ikilinin, bu vatana millete çok hizmetleri dokunacağına inanıyorum.
Turgut Özal sonrası, Türkiye'nin düştüğü siyasi bunalımın bir daha yaşanmaması temennisindeyim.
Hayırlı olsun..
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: April 25, 2007 06:25 AM
Cumhurbaşkanı "adayı" hayırlı mı olsun?
Peki diğer adaylar da hayırlı olsun mu? :)
"Cumhurbaşkanı" yazamamışsınız (çünkü değil), "Cumhurbaşkanı adayı" yazamamışsınız (çünkü saçma olacak), en iyisi bir orta yol yapıp "adayı"nı parantez içinde yazmışsınız.
İşte Türkiye'nin "demokrasicilik" oyunu bu kadar oluyor! :( Cumhur'un başkanı olacak adam hakkında cumhur'un hiçbir söz hakkı yok! Dahası, ortada bir "seçim" filan da (yani meclisin de söz hakkı) yok! Bir adam, "adayı" açıklıyor ve o anda "hayırlı oluyor"(!)... Bu demokrasi adına rezil bir tablo. Ve böyle rezil bir tablo varken, birileri kalkıp yürüyüş yapan düşüncesini söyleyen insanları "demokrasiye ayıp etmekle" suçluyor!
Sezer'i demokrat olmamakla suçluyordunuz, bu mu demokrasi? "Yüce meclis iradesi" filan diyordunuz, hani nerede?
Yazan: Keskin Tarih: April 25, 2007 11:51 AM
Anlıyorum rahatsızlığınızı Keskin..
Kolay değil tabi..!
Allah "hazım" kolaylığı versin.
Yazan: AAD Tarih: April 25, 2007 01:18 PM
"İşte Türkiye'nin "demokrasicilik" oyunu bu kadar oluyor! :( Cumhur'un başkanı olacak adam hakkında cumhur'un hiçbir söz hakkı yok! "
Mantığa bakın. Sanırsınız ki AKP Türkiye'nin değil de komşu ülkelerden birisinin partisi. Cumhur AKP'yi niçin seçti?
"Ve böyle rezil bir tablo varken, birileri kalkıp yürüyüş yapan düşüncesini söyleyen insanları "demokrasiye ayıp etmekle" suçluyor!"
İlginç bir mantık daha. Buradan şu sonucu çıkartıyoruz. Tandoğan'da yürüyenler birinci sınıf insanlar ve bu ülkenin gerçek sahipleri. AKP'ye oy verip meclise gönderen ve yetki veren milyonlarca insan da ikinci sınıf ırgatlar yani hassolar ile memolar.
"Sezer'i demokrat olmamakla suçluyordunuz, bu mu demokrasi? "Yüce meclis iradesi" filan diyordunuz hani nerede?"
Patlamazsanız cuma günü başlayacak oturum. Ve TBMM içinden birisini C.Başkanlığına seçecek. Hem birşey soracağim Saytın sezer'i seçenler kaç yıl oldu sandığa gömüleli?
Bu kadar gaz sancıısı iyi değil Sayın Keskin, bir doktora görünün siz..
Ve bu -bana göre de eksik olan- demokrasi sürecinin hesabını bu siyasi partiler kanunu yapan 12 Eylül cuntacılarına sorun, AKP'ye değil..
Yazan: Suat Öztürk Tarih: April 25, 2007 01:43 PM
Cumhurbaşkanının direkt halk tarafından seçilmesini arzu edenlerdenim. Bildiğiniz gibi meclisin seçtiği cumhurbaşkanları çoğunlukla halkın iradesini direkt yansıtmıyor. Öyle zannediyorum ki şuana kadar seçilen cumhurbaşkanlarından Atatürk, İnönü ve Özal halkın iradesini yansıtıyorlardı. Şuan ise Gül cumhurbaşkanı seçildiği takdirde halkın iradesini yansıtmış olacaktır. Yani demem o ki Atatürk, İnönü, Özal ve Gül direkt halk oylamasıyla seçilecek olsalardı da sonuç yine pozitif olacaktı. Fakat cumhurbaşkanını halk seçiyor olsaydı Demirel ve Sezer'in cumhurbaşkanı olacağını kim söyleyebilirdi!. Hele de Sezer bırakın Cumhurbaşkanı, Çankaya belediye başkanı olacak kadar bile oy alamazdı.
Mevcut hükümet bugüne kadar yapılmamış olanı yaptı ve sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, parti teşkilatları, milletvekilleri gibi türkiyenin büyük çoğunluğunun görüşlerini yansıtabilecek kişi, kurum ve kuruluşların fikrini aldı.
14 nisan mitingini demokrasi ayıbı olarak gören yok. mitingi organize edenlerin kendileri birer demokrasi ayıbı. mitingi organize edenler ya darbeci veya darbe çığırtkanı. ondan da öte, bilim haricinde herşeyle uğraşan üniversite rektörlerinin kendi ideolojileri doğrultusunda bu mitinge devletin imkanlarını kullanarak organizatör olarak katılmaları demokrasi ayıbı. hem de bu miting uğruna sınavları erteletecek kadar. yani eğitime bile ara verebilecek kadar ideolojilerine körü körüne bağlanarak... "demokrasi ayıbı" olarak kastedilen bunlardır. meşru zeminde, meşru insanlar tarafından yapılan bir mitinge kim ne diyebilidi ki! kaldı ki bu kadar soru işareti ve problem varken bile mitinge pek de bişey denmedi.
Yazan: osman Tarih: April 25, 2007 03:33 PM
hersey bi kenara,sezer cok asik suratli halkin tabiriyle suratsiz bi adamdi,halktan kopuk bi yüzü ve kibiri vardi bence,gül onun tam tersi,bende gülün halka yakin bi insan oldugunu düsünüyorum...sezer sanki kin ve sevgisiz bi imaj birakti bende..iyiki gitti,haberlerde hep mahkeme duvari bi cumhurbaskani görmekten haz duymuyordum dogrusu...
Yazan: metin Tarih: April 25, 2007 04:36 PM
"Mantığa bakın. Sanırsınız ki AKP Türkiye'nin değil de komşu ülkelerden birisinin partisi. Cumhur AKP'yi niçin seçti?"
Anlamsız şeyler yazıyorsunuz. Bu kadar da partizan olmayın. İşinize gelen anti-demokratik durumları görmezden geldiğiniz gibi, benim hatırlatmam üzerinde bir de bana saldırıyorsunuz. Bunlar sadece benim sorunum değil. Bir arkadaş "hazımsızlık" demiş. Bunları hiçkimsenin hazmedememesi lazım.
"İlginç bir mantık daha. Buradan şu sonucu çıkartıyoruz. Tandoğan'da yürüyenler birinci sınıf insanlar ve bu ülkenin gerçek sahipleri. AKP'ye oy verip meclise gönderen ve yetki veren milyonlarca insan da ikinci sınıf ırgatlar yani hassolar ile memolar."
Ne alakası var? Yazının neresinden böyle bir sonuç çıkarıyorsunuz? Yok "gerçek sahibi", yok "haşo memo"... Edebiyat yaparak bir yere varamayız, anca yerimizde sayarız.
"Ve bu -bana göre de eksik olan- demokrasi sürecinin hesabını bu siyasi partiler kanunu yapan 12 Eylül cuntacılarına sorun, AKP'ye değil.."
Bu itirazınız çok komik. Amacım AKP'yi yada şu yada bu partiyi suçlamak değil ki. Ülkenin durumundan bahsediyorum. Sizse "AKP'yi korumayı" ülkenin durumundan üstün tutuyorsunuz. 12 Eylül cuntacıları ne alaka? 2 yanlış bir doğru eder mi? AKP böyle bir kuvvetle iktidara geldiyse, ve (bazılarını önceden de söz verdiği) demokratik atılımları yapmıyorsa, ülkenin iyiliği için ve samimiyetinizi göstermek için bunu eleştirmeniz lazım.
İşinize gelmeyen durumlarda (Örneğin 14 nisan gibi, bugüne kadar ülkede görülen en sivil, demokratik eyleme karşı) "demokratlık" söylemiyle itiraz ediyorsunuz. Diğer taraftan demokrasi alehindeki çok çarpık durumları eleştirmeye yanaşmıyorsunuz. Ne %10 barajı ne de AKP içindeki ve meclisteki anti-demokratik durumlar hakkında sesiniz çıkmıyor. Neden? Çıkmadığı gibi, bunu söyleyenlerin bile üzerine yürüyorsunuz... Şimdi sizin "demokratlık" ve "meclis iradesine saygı" konusunda takiye yapmadığınıza nasıl güvenilebilir?
Yazan: Keskin Tarih: April 25, 2007 08:56 PM
KESKIN BEY'E ÇOK ÖZEL
Ne %10 barajı ne de AKP içindeki ve meclisteki anti-demokratik durumlar hakkında sesiniz çıkmıyor. Neden?(KESKIN)
Keskin Bey,
%10 konusuna daha önce cevap vermistim, gözünüzden kaçmis oldugunu saniyorum,
onun için buraya aktardim :
bu %10 gibi çarpikliklarin nereden geldigine bakarsaniz
saskinliktan ne diyeceginizi bilemezsiniz :)
Bir kere ülkemizdeki seçim metodu fransa'dan araklamadir.
Fransa'da da su anda UMP (Eskiden Chirac baskan idi) aldigi %34
oyla meclisin %60'ina hakim. çünkü bu yasanin yapildigi 80'li yillara kadar
çok fazla koalisyon olmustu, yasalar yapilamiyor, meclis kilitleniyor
ve zirt pirt erken seçime gidiliyordu.
Ayni sorunlardan muzdarib Türkiye Cumhuriyeti de
lider partiyi "kayiracak" sekilde bu fransiz seçim kanunundan
esinlendi.
Daha da komigi, %10'luk baraj "dincileri" engellemek için kondu.
tipki C.Baskaninin asiri yetkileri gibi
halkin oylari ile seçilebilecek partileri engellemek için kondu
ama Türk halki oylarinin %35'ini AKP'de birlestirdi.
AKP'ye oy vermeyen %65'lik kitleyi ise kimse kendi çatisi altinda
birlestiremedi. CHP,ANAP ve DYP gibi partilerin beceriksizliklerinden
o kadar yilmisti ki millet, oylar dagildi. CUMHURIYETçiler kendi
kazdiklari %10 tuzagina düstü.
TBMM elbette milleti demokratik biçimde temsil ediyor. ANAP
Özal zamaninda iki defa iktidar olmustu, ikisinde de %30 civarinda
oy almisti. Ama meclisteki koltuklarin %60'i onundu.
Gazeteciler ona "HALKIN %70'I SIZI ISTEMIYOR" denince
o "elma ile armut toplanmaz" diye yanit veriyordu.
Özal tipki Gül'ün seçilecegi gibi kendi partisinin (ANAP) oylariyla C.Baskani seçildi.
Elbette bir parti almadigi degil aldigi oylar ile iktidara gelir.
Ama tersi dogru olsaydi meselâ DYP almadigi %93 ile gayet güçlü bir
iktidar olurdu süphesiz :-))
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: April 25, 2007 11:43 PM
Bu demokrasi adına rezil bir tablo.
@ sayın Keskin
Sizinle hem fikir değilim, bu manzara bir çalışma tablosunu temsil ediyor. Bilinçli siyaset denilir buna muhterem.. .
Saygılarımla,
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: April 26, 2007 12:09 AM
yeniden yazıyorum; "jokeben dindarlık", jokeben laiklikten daha zor olacak,.
insanlar bir hayli öğrenmeye devan edecekler.
o davayı neden geri çektiğinizi düşünmeye fırsatnız hiç olmamıştı., şimdi bol bol vaktiniz olacak., olsun. yaşam bu değil mi ? deneyimlerimizden öğreneceğiz.
hepiniz knz nin dediği yere geleceksiniz.
ben düşman değildim ki.,
Yazan: knz Tarih: April 26, 2007 06:16 AM
"hersey bi kenara,sezer cok asik suratli halkin tabiriyle suratsiz bi adamdi,halktan kopuk bi yüzü ve kibiri vardi bence,"
@ sayın Metin
Medya'ya pek yüz vermeyişiyle de tanınıyordu.. elinde şapkası yoktu ki şöyle iki sallasaydı :)
* * *
@ sayın Knz
Merak buyurmayın efendim.. milletce laik 'lik nedir 'i öğreneceğiz.. AİHM 'ye neyim gerek kalmayacak. Bu işin sonu oryantalizm dememeli, ne olacak demeli.. bu arada, laik 'lik de neydi ya hu :)
Dipnot: Bir kavram olsun ki, herkes kendi keyfine ve menfaatine göre onu oflasın puflasın. İşte laikliğin son tanımı böyle :))
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: April 26, 2007 10:09 AM
Cok Cok Cok Cok Cok mutluyum tam ona yakisan ona laik bir Görev. O görevi temiz, namuslu bir sekilde yerine getireceginden eminim. Sayin Recep Tayyip Erdogan yahut Sayin Arinç veya Sayin Gül bunlardan biri olsunda kim olursa olsun. Baykal adayligini koymadi ya....
Kiskananlar Catlasin!!!
Bütün Millete Hayirli Ugurlu olsun...
Yazan: Fatih Bakkal Tarih: April 26, 2007 04:58 PM
Cumhurbaşkanı adayının Abdullah Gül olduğuna çok çok çok sevinen arkadaşlarımız için bir Abdullah fikriyatı derledim ;
Bildiğiniz gibi Abdullah GÜL, Milli Görüş'ün geleneklerine de aykırı olarak Fazilet Partisinin 14 Mayıs 2000 tarihinde yaptığı kongresinde Genel Başkan adayı olmuştu. Bu adaylık sürecinde kendisini tanıtan bir kitapçık bastıran Gül bakın toplumumuza 150 yıldan beri medeniyet projesi olarak dayatılan ve anlatılan AB ile ilgili bir soruya cevaben neler söylüyor;
"Belki ifadelerim yadırganacaktır ama, yine de söylemek zorunda olduğumu düşünüyorum. Bizim için ortada bir mağlubiyet var, bunu aynen kabul etmemiz gerekir. Konu medeniyetlerle ilgili. Karşılaşma adeta medeniyetlerin karşılaşması. Bir Batı medeniyeti var, bir de bizim başından beri ileri sürdüğümüz tezler var. Bence bu, hüzünlü bir yolculuk. Ortada açıkça bir mağlubiyet var. İddialarımızın tezlerimizin üstünlüğünü gösteremedik. Ama sonuca seviniyoruz."
Eski adamların bir sözü var: 'Kölelik önce zihinde başlar' diye.
Abdullah GÜL'ün 7 yıl önceki 1400 yıllık medeniyetimizin Batı karşısında yenildiğini kabul eden bu sözleri neyi ifade ediyor. Peşin yenilmişlik duygusu ile hangi politikalar ortaya çıktı hep beraber görüyoruz.
Nasılsa benzer sözleri İtalya Eski başbakanı Berlusconi'de 01.08.2005 tarihinde söylemiş;
"Batı uygarlığı İslam'dan üstündür. İslam Medeniyeti Batı medeniyetinden geridir"
Ne yaman, ne acı bir benzerlik değil mi?
Peki başka neler söylemiş Sayın GÜL?
"Küçük olalım doğruyu söyleyelim anlayışıyla bir yere varılmaz"
"Amerika kesinlikle doğru yolda. Dünya barışı için son 50 senede dünyada en çok Amerikalılar kendi çocuklarını feda etmişlerdir" 16 Mayıs 2006 (Irak,Afganistan, Vietnam vs. bu nasıl bir barışsa A.A.)
"ABD ile ilişkilerimiz önemlidir. Dünyanın süper gücünün gündem maddeleri bizim de gündem maddelerimizdir. Aramızdaki işbirliğinin stratejik boyutta olmasının anlamı, bu meselelerde ulaşılması gereken hedeflere ilişkin görüşlerimizin örtüşmesidir" 20.01.2007
"Biz İran'ın nükleer programıyla ilgili olarak BOP kapsamında ABD ile birlikte hareket edeceğiz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek" 14.03.2006 (Irak'a getirdikleri nasıl bir demokrasi ise A.A.)
"AB tarihi bir olay. YÖK ve Türban AB'nin yanında lokal denecek küçük küçük olaylar" 14.11.2004
Başında bulunduğu Dışişleri Bakanlığının Başörtüsü mağduru Leyla Şahin AİHM'deki davasına gönderdiği savunmadan;
" Dini tercihini sergilemek kişinin mutlak hakkı değildir. Başörtüsü, köktendinci grupların sembolü haline gelmiş olup, onların politik sonuçlar elde etmek için kullandıkları bir vasıtadır. Başörtüsüne izin vermek belli bir dini kesime ayrımcılık yapıp kayırmak anlamına gelir, bu da toplumda eşitliği bozar"
4 Temmuz 2003'de Süleymaniye'de 11 askerimizin başına çuval geçirilmesi hadisesinde ABD'nin özür dilemesini isteyenlere;
" Büyük devletler özür dilemez"
ABD'nin Irak'ı işgali üzerine;
" Amerika 30 yıl komşumuz"
1 Mart Tezkeresinin reddi üzerine başbakan iken;
"Tezkere geçmeyince çok üzüldüm istifa etmeyi düşündüm"
Şimdi Abdullah GÜL'ün nasıl bir Cumhurbaşkanı olacağını anladınız mı?
Hala anlamadı iseniz;
"ABD Iraktan çıkmamalı. Eğer çıkarsa İran; hem Irak'a hem de bize kendi rejimini ihraç eder"
Yazan: ancazin Tarih: April 26, 2007 07:06 PM
Tunç Bey,
O yazınızı okudum, fakat ne demek istediğiniz anlamadım. Eleştiriyor musunuz, yoksa mazeret mi gösteriyorsunuz belli değil. %10 kötüyse kötü deyin, iyiyse iyi deyin. Şuradan gelmiş, buradan alınmış, şunculara karşı koyulmuş, bilmemkim getirmiş... bunlar önemsizdir.
Yazan: Keskin Tarih: April 27, 2007 05:08 AM
Keskin Bey, %10'luk baraj çok yanlis bir seydir. Kaldirilmasi gerekir. Ama "TBMM HALKI TEMSIL ETMIYOR" diyenler aslinda bunu yapan ve yillarca seyirci kalanlarla ayni.
AKP bundan istifade etti.
dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: April 27, 2007 12:24 PM
seçim öncesinden bir yazı sanırım biraz uyarıcı olabilir akepeye oy vermeyi düşünecekler için
, tartmak düşünmek yormak sizin işiniz artık
Seçimden Ak Parti'nin birinci parti olarak çıkacağına ve belki de tek başına iktidar olacağına dair tahminler güçleniyor. Bir koalisyon kurulması halinde bile bunun Ak Parti'nin ağırlıkta bulunacağı bir koalisyon hükümeti olacağı kabul görüyor.
Ak Parti'ye bu yönelişin altında ne var? Hemen ifade edelim ki, seçmenlerin çoğu, birkaç seçimde yaptığı gibi, bu seçimde de,
'istediklerini değil, istemediklerini seçerek' tercihini kullanacak. Yani, koalisyon partilerini listeden eleyince geriye kalanlar içinde de hiç denenmemiş olana oyunu verecek.
Peki yeni yönelinecek Ak Parti'nin ekonomik programı ne? IMF ile ilişkiler konusunda ne diyor? Doğrusu ve acı olan seçmen, Ak Parti'nin ne programına ne de gelecek ile ilgili hazırlıklarına bakmıyor. Oysa, bunu yapsa, baksa, belki de yeni bir yanlışa düşmekten uzak durabilecek. Size Parti programından birkaç cümle aktaralım: "Partimiz aşağıdaki temel ilkeleri benimser:
Piyasa ekonomisinden yanadır.
Devletin her türlü ekonomik faaliyetin dışında olması gerektiğini benimser.
Özelleştirmeyi rasyonel bir ekonomik yapının oluşması için araç olarak görür.
Küreselleşmenin getirdiği yapısal dönüşümlerin en az maliyetle gerçekleştirilmesini savunur ve en sağlıklı yolunun uluslararası rekabet gücünün artırılması olduğuna inanır.
Uluslararası bilgi birikiminin transferinde önemli rol oynayan yabancı sermayenin, ekonomiye katkıda bulunacağına inanır.
Avrupa Birliği, Dünya Bankası, IMF ve diğer uluslararası kuruluşlarla olan ilişkilerimizin, ekonomimizin ihtiyaçları ve ulusal çıkarlarımız doğrultusunda sürdürülmesi gerektiğine inanır.
Restorasyon partisi
Bunlar, merkez sağ, merkez sol, herhangi bir partinin programında bulabileceğiniz cümleler. Denilebilir ki, "Tayyip ve ekibinin zaten meşruiyet problemi var. Programa böyle yazarak önce fincancı katırlarını ürkütmeden iktidara gelmeyi planlıyorlar, gelince görürsünüz, Hanyayı Konya'yı."
Bilemeyiz. Ak Parti'nin öncekilerden farklı, IMF'nin dizayn etttiği bir programın dışında bir çizgi izlemesi mümkün mü?
Hem niyet başka, veri durum başka. Siyasi tarihimiz, düzeni değiştirme iddiası ile gelip düzeni restore etmeye mecbur kalmış hükümet örnekleriyle dolu. Gerçek şudur: Seçimlerin ertesi günü, 4 Kasım sabahı Türkiye 210 milyar dolarlık borç yükü ile uyanacaktır ve iktidara gelecek olanlar böyle bir kamburu sırtında taşıyan Türkiye'yi yönetmeye başlayacaklar. Bunu yaparken IMF çizgisi mi hâkim olur, yeni bir çizgi mi geliştirirler. Bekler, görürüz. Ama gerçek, Ak Parti'nin de farklı bir icraat programı olmadığı ve sistemi restorasyona talip olduğudur. Türkiye seçmeni, hep aklıyla değil, gözüyle düşünme geleneğinden dolayı biraz daha sıkıntıyı da kendi eliyle seçmiş olacağa benzemektedir. Buna da saygılı olmayı bilmek gerekir.
Yazan: ancazin Tarih: April 28, 2007 12:25 AM
BÜYÜKANIT YOKSA GiZli bir AKP-PERVER Mi?
Müzmin Anonim dostumuz güzel bir yazi yayinlamis :
".........
Realiteye bir bakalım: Bugün bir seçim yapılsa, Başkan'ın kim olacağı aşağı yukarı belli --mevcut Başbakan..
Niçin?
Çünkü, Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık koltuğuna oturmadan önce ve o gün bugündür hep mağdur. Hep 'hakkını yediler'...
Başörtüsünü kaldırmak istedi ama YÖK'teki ve başka yerdeki o kötü amcalar buna mani oldular, yine Başbakan mağdur oldu.
'Halklara özgürlük' vermek istedi ama haki renkli elbiseler giyen amcalar engel oldu; yine Başbakan mağdur oldu..
Kısacası, neye el attıysa, hep birileri engel oldu ve sonuç değişmedi: Başbakan hep mağdur oldu.
En son da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde mağdur oldu.
Hakkıydı; ama izin vermediler.
O da büyük feragatlerle, bir arkadaşını aday gösterdi. O denli büyük feragatlere rağmen, gene yaranamadı ve adayına engeller çıkarıldı: Başbakan yine mağdur.
Başbakan o kadar mağdur ki, 'Başörtüsü mağdurları' sesini çıkaramıyor, çünkü Başbakan onlardan daha mağdur. Özgürlük isteyenler de aynı durumda.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde gösterdiği --ve en büyük siyasi rakiplerinden birisi olan-- adayın harcanmış olması önemli değil, mağdur olan Başbakan.
...."
Yazinin tamami için : http://muzminanonim.blogspot.com/2007/04/madur.html
Yazan: Tunç Tarih: April 29, 2007 11:15 PM
sayın JANEDO! size sayın bile diyemiyorum! Bu konuşmanla memleketi kurtaracağınımı sanıyosun! bence senin yazdıkların zırvalık! sen kimsinde böyle bir yazarı küçümsüyosun! bence küçümsenecek durumda olan sensin! MUSTAFA AKYOL çok güzel yazıyorsun! devam et böylelerine meydan bırakmicaz! böylelerinin amacı sadece ortalık karıştırmak! kıskançlıktan ne yazcaklarını şaşırıyolar! eminim bunu yazan koca adamdır! utansın biras kendinden we yazdıklarından! akp yi çekemiyolar! ha buarada rte gerçekten bir hizmet adamıdır! sizin gibiler onun tırnağı bile olamaz! ona kurban olmuşsunuz siz tamammı! bunu oku we utan utan! bunun öbür tarafıda war! müslümanlara o pis ellerinizi bulaştırmayın! temiz we zararsız o insanların adı bile ağzınıza yakışmıyor! TEK SORUN AKP Yİ ÇEKEMEMENİZ! alewlerin ortasına düştüğünüz zaman anlicaksınız yaptığınız hataları! ama nafile! BİLMEM ANLATABİLDİMMİ!
Yazan: nursima Tarih: May 1, 2007 06:14 PM
Bence cumhurbaşkanlığı için en ideal aday.Şimdiden hayırlı olsun.
Yazan: baris Tarih: May 1, 2007 08:00 PM
evet ama, lider mağdur olmaz.
mağduriyet çok zaralı bir alışkanlıktır.
washington posta bir yalan bir heber çıkmıştı( olayı aktarırken hata yapabiliirm, serdar turgutta okumuştum)
herkes şaşırmış ? asıl olur da denetimi bu kadar yoğun bir gazetede bu olabliyor demişler ?
meğer haberi yalan yapan zenciymiş. kimse zencileri denetlemeye cesaret edemiyormuş ?
çünkü zencilere ayrımcılık yapıyor gibi görünmek istemiyorlarmış.
mağduriyet çok keyiflidir.
fakat çok da tehlikelidir.
kadınlar da bunu kullanılırlar ama ne kadınlara ne erkeklere faydası vardır.
ilk tıp fakültesine kaydolan batılı kadının mücadelesini hiçbir mağduriyet hikayesine değişmem.
Türk halkı mağduriyete prim verdikçe hep birlikte batacağız. NYE Kİ ? çıksın adam gibi savunsun başörtüsünü, o zaman fıkıh diye bişeyle karşılaşacağız., Başörtüsü mağduru olacağına avrupa mahkemesi kahramını olsun ???
ya susmak zorunda kalınca çok güzel mağdur olunuyor.
kızmızı hali serilince başınız göğe ermiyor.
bence de hayırlı olsun ama sadece kırmızı halı.knz
Yazan: knz Tarih: May 2, 2007 02:39 AM
Suat Bey,
Ne oldu sizin şu hesaplar tutmadı galiba?
-"kendisinin ve/veya eşinin başörtüsünden dolayı ayrımcılık yapan (..) bazı çevrelerin gazını almak ve ülkeye normalleşme eşiğini aşırtmak için de olmazsa olmaz olarak görüyordum."
"Gazını almak". Evet, birisinin gazı alındı ama kimin. :)
-"Böylece Erdoğan bir taşla pek çok kuş vurmuş oldu"
O kendi kuşları olmasın sakın! :)
-"Muhalefetin ağzındaki sakızı alacak, Gül’e itiraz bile edemeyecekler. Dayandıkları tüm stratejileri çökecek. 367 gibi komik hukuk hokkabazlıklarına da başvurunca iyice rezil olacaklar."
:)
-"Gül metazori kabullenilince de malum çevrelerin gazı alınmış olacak. Ülke normalleşme sürecine girecek."
"Normalleşme" sürecine girmedik malesef. Laik ve türbansız olarak "anormal" şekilde kalıyoruz.
-"Umarım önümüzdeki dönem, (...) gerçek bir laiklik anlayışına kavuştuğumuz bir dönem olur."
"Sahte" laiklikle idare edeceğiz. Biz sizin gerçek laikliği sevmedik.
-"Umarım malum kesimlerin gazı kolaylıkla çıkar da hem onlar rahatlar hem de biz.."
Ummadık taş baş yarar. Siz şu "gaz alma" sevdanızı bıraksanız, hepimiz rahat edeceğiz.
-"Oligarşiye güle güle.. Hayırlı uğurlu olsun…"
Hahahaha :)
Yazan: Keskin Tarih: May 2, 2007 11:36 AM
Suat Bey'in hesaplarini bilmem ama Anayasa Mahkemesi'nin milleti bu derecede aptal yerine koyacagini ben hesaba katmamistim. özal, Demirel ve Sezer'i CB yapan kurallar Gül için islemedi.
Yakinda 367 yerine 550 isteyecekler.
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: May 2, 2007 12:20 PM
BANA BAK JANEDO MUSUN NESİN! terbiyemi bozmak istemiyorum ama senin gibiler yüzünden dünyanın sonu geliyo işte! Şu düşüncelerinin saçmalığına bakarmısın bi! m akyola zırwalık demişsinde kendi yazdıklarına bakarmısın bi senin yazdıkların zırwalık deilde ne peki! bişeyin idrakine waramamışsın! o senin başbakanın ne olursa olsun onun hakkında bu şekilde terbiyesizce atıp tutamazsın tamamı! ne kadar cahilsinki bukadar sewiyesiz konuşabiliosun! konuşmalarındaki müslümanları aşaılamana bakılacak olursa koca adamsın bense daha liseye gidiyorum,, ama , aramızdaki farka bakarmısın? düşüncelerimiz arasıondaki farklılıklara. Sana hak wermioda deilim seninde düşünme özgürlüğün war yanlış anlama; neye inanırsan inan istersen git inançsız ol benim umrumda bile deil! allahın huzurunda cezasını çekecek olan sensin! ama bu işi başka insanları we bu temiz insanlarının hizmetlerini karalıyarak yapma! KANIMIZA DOKUNUYOR ÇÜNKÜ! sizin gibi düşüncelerini gayet düşüncesiz bi biçimde ortaya koyan insanlar yüzünden bu halk ikiye bölündü bölünecek we tehlikeye giricez hepimiz.. iç karışıklıklar çıkıyo millet farkında deilmisiniz! başka ülkeler hapkapan gibi bunu biliyorsunuz! peki neden hala kendi karışıklıklarınızı düzeltemiyorsunuz! başka ülkelerin egemenliği altına girebiliriz! çünkü onlar bu durumdan mutlaka faydalanmaya çalışacaklardır! biz bağımsızlığımıza özgürlüğümüze düşkün bi ülkeyiz! milletçe hemde hepimizin ortak özelliği bu! bunu biliosunuz! peki bu durumda nası başka bi dewletin egemenliğine gireriz! bunu hiç düşünmüyomusunuz! şu fikir ayrılığına ya bi son werelim yada adam gibi tartışmalar yapıp birbirimize düşüp düşman olmayalım! biz birbirimize düşman olursak fikirlerimize BAŞBAKANIMIZA düşman olursak nerde bunun birlik beraberliği? söylermisiniz? LÜTFEN JANEDO KÜÇÜK DÜŞÜRME BAŞKANINI WE MİLLETİNİ!
Yazan: NURSİMA Tarih: May 2, 2007 07:01 PM
deveye boyunun eğri demişler, nerem doğru demiş.
memleketin hali bu. kimse kimseye afra tafra atmasın.
Yazan: knz Tarih: May 2, 2007 11:23 PM
Sayın Akyol,
Gül'e güle güle demezler mi şimdi.....
neyse artık başka bahara......
inşallah...
saygılarımızla........türkiye cumhuriyeti
Yazan: ERHAN ERDOĞAN Tarih: May 7, 2007 02:00 AM
@ Erhan Erdoğan
Tebrik ederiz efendim, güzel oynadınız..
Dipnot: Erhan bey 'in Türkiye Cumhuriyeti ibaresini tenzih ederek yorum yazdım. Ne yazık ki birileri, bu memleketi babasının tapulu malı sanıyor.. laikliği de, tapusu!
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: May 13, 2007 02:05 AM