« Türk Neo-conları Irak Konusunda Yanılıyor | Ana Sayfa | Cumhurbaşkanı [Adayı] Gül, Ülkemize Hayırlı Olsun »

April 22, 2007

23 Nisan Mesajı...

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer bir “23 Nisan mesajı” yayınlamış ve “TBMM, O’nun (Atatürk’ün) yüce kişiliğine ve devrimlerine layık olduğunu kanıtlamak zorundadır” demiş.

Çok zırva duydum, ama böylesini hiç duymadım. TBMM milleti temsil etmek için vardır. Kendisini bir yere kanıtlamak zorunda da değildir, çünkü “milli irade”den üstün bir siyasi irade yoktur. Aksine, başka her kurum kendisini TBMM’ye kanıtlamak zorundadır.

Sezer’in mantığını işletince ilginç bir sonuç çıkıyor: TBMM Atatürkçü olduğunu kanıtlamak zorunda. Peki TBMM kimi temsil ediyor? Milleti… Yani aslında “millet, Atatürkçü olduğunu kanıtlamak zorunda.” Kime? Bu “kanıtlamayı” değerlendirecek, uygun görürse kabul edecek olan oligarşiye…

İşin komik tarafı, düpedüz “totaliter” olan bu incileri önümüze seren Sayın Sezer’in bir de arada bir “demokrasi”den söz etmesi. Hep söylüyorum: Onun ve onun gibi düşünenlerin “demokrasi”den anladığı, “Kuzey Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti”ninkinden farklı değil.

Anlaşılan "ulusal egemenlik" bayramını, Sayın Sezer'le birlikte değil, ona ve onun gibi düşünenlere rağmen kutlamamız gerekiyor...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 22, 2007 03:16 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

23 nisan bir çocuk bayramı değil ulusal egemenlik bayramını törenidi yadıdır, sezerin demesi ile ulusal egemenlik gününün anlamın yozlaştırmanız hiç de çok savunduğunuz fikrinizle uyuşmuyor yani bu yazınıza biz biraz güldük, acele yazılmış bir yazı ,
güzel ücmleler kurma mantık geliştirme çabası, sayın mustafa akyol bey, biz halk olarak ulusal egemenliğin değerini ve önemini bu anlamda cumhuriyetin sonsuza dek savunucusu ve böyle bir dönemde daha da sahip çıkılması gereken bir kutsal emanet olduğunun blincindeyiz, aksaklıklar arızalar var ise bu sezer gibi düşünenlerin nedense bu ülkede çokça etkin makamları işgal ediyor olmalarıdır, ulusal egemenlik bu Türk ulusu için seçimler öncesinden yeniden çok incedüşünülmesi gereken kutsal bir kavramdır

Yazan: ancazin Tarih: April 22, 2007 03:41 PM

Güzel tespit. Sanırım Sayın Cumhurbaşkanı bunları söylerken milletimizin iradesini hiç hesaba katmamış. Anayasamızın giriş kısmında belirtilen başlangıç ilkelerinden ilki ''Millet iradesi mutlak olarak üstündür: Türkiye Cumhuriyeti’nde egemenlik kayıtsız-şartsız Türk Milleti’ne aittir.Yani devlet yönetme gücü millete aittir.Hiçbir şekilde bu güç başkalarına devredilemez.'' metniyle ifade edilmiştir. Şu anki TBMM'de bu milleti yönetmeyi sadece millete kanıtlamak zorundadır. Zaten kanıtladığı sürece orada kalacaktır. Saygılar.....

Yazan: Burak Arüv Tarih: April 22, 2007 04:44 PM

Sezer'in sözlerinde çok aşırı birşey göremedim. Alıntı yaptığınız cümle (konuşma içinde sadece o kısım) biraz sert. Fakat sizin eleştiri içeriğiniz ondan da sert.

"TBMM, Atatürk'ün ilke ve devrimlerine layık olduğunu göstermelidir." Şimdi bu söylem sizi neden rahatsız ediyor? Sizce TBMM Atatürk'e layık olmadığını mı göstermelidir?

Siz sürekli "demokrasi" lafının ardına saklanıyorsunuz. Halbuki bu ülkede demokrasi NE DERECE vardır? Bugünkü iktidarın konumu ve gücü, halkın iradesini yansıtıyor mu? Halkın sadece küçük bir kesiminin desteği ile geldiler. Fakat sistemdeki çarpıklıklar yüzünden mecliste ezici bir çoğunluk oluşturdular. Birçok kurumda kadrolaşma yaptılar, şimdi de Cumhurbaşkanlığı makamına gelecekler. Bunlar nasıl oldu? Sadece seçmenin %35'inin oyuyla!... Şimdi siz kalkıp da bu tabloya "demokratik" diyebilir misiniz? Bunun demokratik olmadığını siz de biliyorsunuz, halkın çoğunun görüşünün seslendirilmediğini, bir kenara atıldığını biliyorsunuz, ama tablo işinize geldiği için "demokrasi" sözünün ardına saklanarak konuşuyorsunuz.

AKP'nin meclisteki çoğunluğu "%10" barajıyla belirlendi. Peki bu rakam neden %10? Neden %20-25 değil?... Eğer öyle olsaydı AKP meclisin tamamını ele geçirecekti! Eğer baraj olmasaydı da AKP belki de iktidara bile gelemeyecekti!

Yanı sırf bu baraj yüzünden ortaya çıkan durumu, siz kalkıp da "işte halkın iradesi, işte kutsal demokrasi" gibi nasıl sunuyorsunuz?

İşinize geldiği durumda "halk ne diyorsa odur" diyorsunuz. Ama o halkın içinden, hoşunuza gitmeyen bir ses çıktığında da (14 Nisan'daki gibi) bunu "demokrasiye ihanet" gibi gösterip taşa tutuyorsunuz. Demek ki sizin demokrasi dediğiniz başka bir hükümdarlık. Sadece kendi fikrinize uygunsa "demokrasi" diyorsunuz. Değilse, "despotluk", "statüko", "oligarşi" gibi isimler koyuyorsunuz. Sizin görüşlerinizin tersi bir görüşü seslendirenleri savunduğunuzu ve "demokrasinin gereği budur" dediğiniz ben neden görmüyorum?

Başka bir konu da şu. "Halk istediğini yapar" diye birşey yoktur. Ülkede tam bir demokrasi olsa, baraj kaldırılsa, bir parti %85 oy alsa bile; o parti ülkede "canının istediğini" yapamaz. Bu ülkenin bazı değişmez ilkeleri vardır. Teorik olarak HALK ÖYLE İSTESE DE değişmeyecek şeyler...

Bakın bu konuda Hıncal Uluç da bir yazı yazdı. Başlığı: "Ben Demokrat Değil Cumhuriyetçiyim." Okumanızı öneririm: http://www.sabah.com.tr/2007/04/21/haber,571B1B858B3F4797AE4D7132C14219B6.html

Sonuç olarak:

1-Şu anda Türkiye'de oluşan tablo (ve meclis) halkın iradesini yansıtmamaktadır. Yani demokratik değildir. Bu tabloyu savunmak da "demokrasiyi savunmak" olmaz.

2-"Halk ne istiyorsa yapar, bu herşeyden üstündür" görüşü sizin görüşünüzdür. Gerçekte böyle birşey yoktur. Yasalarımızda da yoktur.

İyi günler.

Yazan: Keskin Tarih: April 22, 2007 05:04 PM

Budur.

Bir fasistin tabiiki bir fasizan soylemlerle problemi olmaz. Bazi fasist lumpenlerin "ben demokrat degilim" demesini takdir ediyorum; dogru yolda bir adim. Biliyoruz Hincal. Nene lazim demokrasi memokrasi senin; sen git bir tane daha uzun boylu manken tut kendine de ne oldugunu anlamasinlar.

Bir de "ben lumpenim, fikir mikir uretemem, bunun icindir ki calismadan kazandigim, sadakatim icin bana verilen rantlarin, mevkilerin bende kalmasini istiyorum; dunyaya kapali kalmak istiyorum; cunku o zaman gercek demokrasiyi ogrenecek insanlar, universiteler ciftligim olmaktan cikacak, bilim yapacaklar,ekonomi, yonetim seffaf olcak ve benim gibilerin ne mal olduklari ortaya cikacak diye odum yuregim kopuyor" deseler daha bir taktir edecegim.

Dilimize "vay anasini sayin seyirciler" ve "bu atagi da gol ile savusturduk" incilerini hediye eden 70'lerin mac spikeri Abidin Aydogdu simdilerde "siyaset stratejisi" felan yapiyormus. Universiteleri rektor daveti ile turlayip ogrencilere “mecburi” konferanslar verip darbenim zaruretini anlatiyormus. Yakinda Toroglu, Eruygur, Sezer, Ince, H. Tolon, T. Ozkan gibi feleyesoflari da transfer ederse onunde durulmaz!

Laikci=Fasist=Ozgulurkler dusmani=Antilaik=Paranoyak, gerici.

Ironiye bakin ki dun “komanist” “fasist” diyerek biribirlerinin kanini dokenler bu gun cok renkli bir laikcilik/millyetcilik/ulusalcilik/laikcilik bayragi aitinda birlesip “din elden gidiyor” “misyonerler cirit atiyor” ve “rejim tehlikede”, “irtica hortladi” sloganlari atiyorlar. Disarda icerde kendilerinden olmayan herkesi dusman ilan ediyorlar.

Artik kimin cumhurbaskani olacagi sorusunun otesine gecip fasist/darbeci/Anayasa ilgacisi vurguncu derin devletcilerden kanun onunde hesap sorulup sorulmayacagi noktasinda olmamiz gerekir. Bunu yapamadigimiz zaman darbe olup olmamasi cok ta fark etmez. Iktidari “hakimiyetin kayitsiz sartsiz sahibi” millete teslim etme zamanidir. Bu da belirli mevkilere milletin teveccihnu kazanmis kimseleri getirmekle tamanmlanmaz. Onlarin artik milletin degerleri dogrultusunda hareke etmeleri ile olur. Onlarin gereken “yurek” sahibi olabilmeleri de milletin ve oncelikle aydinlarin “korkularini” yenmeleri sarttir. Ulkede namuslu insanlar da artik Inonuler kadar cesur olmak zorunda. Yeni NOKTA’lar, Ferhat Sarikayalar kurban verilmediginde ancak iktidarin halka gectigini anlarim. Hrant’in katili de Malatya katliaminin mesulleri de NOKTA’yi kapatan Istiklal Mahkemeleri de darbeci generaller, TIT’liler, Uzanlar, aile resmindekiler, bilumum ciyanlar, akrepler yilanlar, savci titreli vampirler, kurtulus Savasi’ni millet kazanmadi seckinler kazandi diyenler, ve buralara gondedikleri papaganlar ayni takimin oyunculari. Tani bunlari! Tani da buyu!

"300 Filmi" basligi altinda yapilan yorumda bir din dusmani "ABD Iran'a saldirirsa ABD'nin yaninda olurum cunku o 50 defa daha guclu" demis.

"demokrat degilim"
"cumhuriye batacagina ekonomi batsin"
"demokrai adi altinda...."
"laiklik adi altinda.,."
"hassolara memolarami biracagaiz bu ulkeyi"
"herkes yerini bilsin"
"vekiller bilin ki Meclis'e Ataturk'un izinden yuuyerek girilir..Ahiretten once de yuce divan kurulur." (bilmeznmiyiz Sn. Caglaer?)
"bizim itikatimiz Ataurkedir" ) (vuyi Turkci Altemur Kilic) Kabe Arabin olsun Cankaya bize yeter" (kamu) . (bazilari tam alinti degil meal )

Noktalari birlestirin ve gorun butunu.

Fazlasi "Malatya Katliami Uzerine"

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: April 22, 2007 07:57 PM

Halk ne istiyorsa yapar, bu herşeyden üstündür" görüşü sizin görüşünüzdür. Gerçekte böyle birşey yoktur. Yasalarımızda da yoktur.(Keskin)

Tehlikenin farkında mısınız?!!

Yazan: blue Tarih: April 22, 2007 10:45 PM

%35'lik iktidar ve %10'luk baraj masali

Keskin Bey,

"Siz sürekli "demokrasi" lafının ardına saklanıyorsunuz.
Halbuki bu ülkede demokrasi NE DERECE vardır? Bugünkü
iktidarın konumu ve gücü, halkın iradesini yansıtıyor mu?
Halkın sadece küçük bir kesiminin desteği ile geldiler.
Fakat sistemdeki çarpıklıklar yüzünden mecliste ezici bir
çoğunluk oluşturdular. "
(KESKIN)

Demissiniz, bu çarpikliklarin nereden geldigine bakarsaniz
saskinliktan ne diyeceginizi bilemezsiniz :)

Bir kere ülkemizdeki seçim metodu fransa'dan araklamadir.
Fransa'da da su anda UMP (Eskiden Chirac baskan idi) aldigi %34
oyla meclisin %60'ina hakim. çünkü bu yasanin yapildigi 80'li yillara kadar
çok fazla koalisyon olmustu, yasalar yapilamiyor, meclis kilitleniyor
ve zirt pirt erken seçime gidiliyordu.

Ayni sorunlardan muzdarib Türkiye Cumhuriyeti de
lider partiyi "kayiracak" sekilde bu fransiz seçim kanunundan
esinlendi.

Daha da komigi, %10'luk baraj tipki C.Baskaninin asiri yetkileri gibi
halkin oylari ile seçilebilecek partileri engellemek için icad
edilmisti. Ama Türk halki oylarinin %35'ini AKP'de birlestirdi.

AKP'ye oy vermeyen %65'lik kitleyi ise kimse kendi çatisi altinda
birlestiremedi. CHP,ANAP ve DYP gibi partilerin hirsizliklarindan
o kadar yilmisti ki millet, oylar dagildi. CUMHURIYETçiler kendi
kazdiklari %10 tuzagina düstü.

TBMM elbette milleti demokratik biçimde temsil ediyor. ANAP
Özal zamaninda iki defa iktidar olmustu, ikisinde de %30 civarinda
oy almisti. Gazeteciler ona "HALKIN %70'I SIZI ISTEMIYOR" denince
o "elma ile armut toplanmaz" diye yanit veriyordu.

Elbette bir parti almadigi degil aldigi oylar ile iktidara gelir.
Ama tersi dogru olsaydi meselâ DYP almadigi %93 ile gayet güçlü bir
iktidar olurdu süphesiz :-))

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: April 23, 2007 02:30 AM

Simdi su demokrat, cumhuriyetci, laik, dinci... etiketlerini bir an icin cikaralim ve kavganin gercek sebebine bir goz atalim. Zannimca hadise sudur. Bu ulkede bidayetinde iktidari ve tabii nimetlerini ele geciren, tarihi surec icinde bu imkanlari kendileri ve menfaatcilerinden baska hickimse ile paylasmak istemeyen, ne var ki icinden ciktigi millet ile bir turlu uzlasamamis, bu gerilimi surekli bir takim dusmanlar ureterek savusturmaya ugrasmis, milleti tabiri caizse hizaya getirmeye calisan bir zumre var. Yakin gecmise kadar devlet dedigimiz mekanizma her seviyede emirlerine amade idi. Basbakan da astilar, o yetmedi hapislere doldurup topyekun imha hareketine giristiler. Ne var ki kavga bitmedi, muhalefet susmadi. Yil 2007, hala darbe cagrilari yapiyor bir takim zevat! Yani, kaba kuvvet. Cunku biliyor ki baska sansi yoktur. Oturup adam gibi konusmayi, anlasmayi bilmez.
Cozum uretemez. Zaten menfaatten baska kaygisi da yoktur.

Yanliz resimde ciddi degisiklikler var artik. Bugunku iktidarin konumu ve gucu halkin iradesini yansitmiyor, diyor bir arkadas. Bu iktidar bu sistemin icinden gelmedi mi ya hu? Silah gucuyle, yabanci isgal kuvvetlerinin zoruyla mi oturuyorlar TBMM siralarinda? Acaba sizin hosunuza gidecek iktidar hangi yoldan ulasacak bu konuma?

Aslinda bu hircinlik, bu tahammulsuzluk, bu hazimsizlik, oturduklari koltuklara yapisip kipirdamak istemeyen zevatin artik o koltuklari daha fazla mesgul edemeyeceklerini derinden idrak ettiklerinin itirafidir...

Neden tasfiye oluyor bu zihniyet? Gelin onu da konusalim. Evet, iktidar ellerindeydi, her turlu guc, her turlu imkan ellerindeydi. Ancak bu tarihi firsati millet menfaati icin kullanmak yerine kendi yandaslarini memnun etmek icin seferber ettiler. Neticede milletin taleplerine kulaklarini tikadiklari icin hicbir meseleye cozum uretemez hale geldiler. Daha da fenasi, devlet mekanizmasinin tepeden tirnaga yolsuzluga batmasina sebep oldular. Bu yolsuzluk gunahi utancla baslarini egip susmalari icin yeter de artar aslinda.

Uzun lafin kisasi, herhangi bir sekilde iktidara gelmis grup, zumre ya da kisinin halkin taleplerine kulak tikamasi ve iktidarin menfaatlerinin kendi yandaslarina adeta peskes cekmesi, o iktidarin er yada gec tasfiyesi ile neticelenir. Boyle bir zihniyeti iktidarda tutabilecek HICBIR GUC YOKTUR. Insanlik tarihi bu kanunun sayisiz ispatlariyla doludur. Ve bugunku iktidar dahi bir istisna degildir, ayni kanuna tabiidir.

Saygilar...


Yazan: Elif Tarih: April 23, 2007 03:08 AM

üslubu sertleştirmek işe yarar kesinlikle.
ama yaşadığımız devletin cumhurbaşkanına ya da birlikte yaşadığımız herhangi bir insana, ona saygı duyanların ve onu tanıyanların gözü önünde "zırva" demek sertlik değil, hakarettir. biliyoruz ki 301 hepimizin bir parça tehtididir.
sizi yazınız için bir düzenlemeye davet ediyorum.

saygılarımla ERHAN ERDOĞAN

Yazan: ERHAN ERDOĞAN Tarih: April 23, 2007 04:47 AM

Buyukce bir holdingde calisan bir muhendis arkadasim bir grup makina alimi yapmak isteyen yoneticilere tercuman olarak ingiltereye gitmis, gorusmeler sirasinda tuhaf bir tartisma cikmis.
Bizim muhendis ingilize "sana mail gonderdik ya!" dedikce, ingiliz de "hayir ben mail filan almadim" diye israr ediyormus.

Ingilizin "mail" den anladigi posta-mektup-paket filan gibi birsey, bizimkilerin anladigi ise elektronik mesaj.

Her iki tarafta da birden guvensizik ortami... ve is neredeyse olmaza geliyor.

Eh be adam, madem o adamlarin diliyle is goruyorsun ya meselenin dogrusunu ogren yada israr etme.
***

Yukarda vatandasin biri "demokrasi" edebiyati yapmis ama mevzuudan gram haberi yok. Ustelik oylesine rakam, istatistik vs filanda veriyorki okuyanda "breh breh bu adam bu isi biliyor" zanneder.

Eh be adam, madem demokrasiden dem vurmaya calisiyorsun ya meselenin dogrusunu ogren yada israr etme.

Yazan: Haydar Tarih: April 23, 2007 06:03 AM

Nu Keskin fikirler nerden gelir?

Okuyalim haberi de ogrenelim:

Cumhuriyeti bu cin fikirler kurtaracak

Ankara'daki mitingin benzerini İstanbul'da yapmaya hazırlanan, tanınmış hukukçu ve öğretim görevlilerinin katıldığı bir panelde cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda ilginç fikirler ortaya atıldı

ZEYNEP ÇİFTÇİ-HÜSEYİN İSTEMİL/İSTANBUL

Türkiye Gençlik Birliği tarafından Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi, 27, 28 ve 29 Nisan tarihlerinde İstanbul ve Ankara'da yapılması düşünülen mitinglerle ilgili bir panel düzenlendi. Panelde konuşan avukat Ceyhun Mumcu, 27 Mayıs darbesine övgüler yağdırırken dinleyicilerden de darbe özlemi anlatan sözler geldi. Atilla İlhan Kültür Merkezi'nde düzenlenen panele, İstanbul Barosu Başkanı Kazım Kolcuoğlu, avukat Ceyhun Mumcu ve avukat Nazan Moroğlu konuşmacı olarak katıldı. Gençler tarafından düzenlendiği duyurulan panele katılanların çoğunun yaşının 60'ın üzerinde olması dikkat çekti.
ORDU MİLLET EL ELE VERSİN
Konuşmalarının ardından söz alan dinleyicilerden biri, "Orduyla millet yan yana geldiğinde 27 Mayıs çıkar. Bir şeyler yapmak lazım. Tam da burada ordu millet tekrar el ele vermeli" deyince, salonda bulunanlar tarafından alkışlandı. Moroğlu, rejimin tehlikede olduğunu iddia ederek, "Ak Parti gizli gizli çalışıyor. Örneğin her yıl ulusal bayramlarda Milli Piyango bileti çekilişi yapılır.
BAŞÖRTÜSÜ PARANOYASI
Bu yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için özel hazırlanan biletlerin üzerine Anayasa Mahkemesi'nin kuruluşu kurulmuş. Amaçları ise sadece 'ulusal egemenlik' kelimesini yazmamak" şeklinde konuştu. Bileti havaya kaldırıp dinleyicilere gösteren Moroğlu'na verilen yanıt ise şu: "Aaa biletin üzerinde görünmeyen gizli bir başörtülü kadın fotoğrafı var. Bu fotoğraf ışık oyunuyla uzaktan bakıldığında kapalı bir kadını andırıyor. Burada siyasi bir kasıt var" yanıtı geldi.
Ecevit gibi Anayasa'yı fırlatsın
Konuşması boyunca 27 Mayıs darbesini öven Ceyhan Mumcu, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e büyük görevler düştüğünü belirterek, "Şu ana kadar tartışılan 367 şartı çözüm değil. Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulu'nu toplayıp Başbakan'ı istifaya zorlayabilir” şeklinde konuştu. Kolcuoğlu'nun, Cumhurbaşkanı'nın böyle bir yetkisinin olmadığı uyarısı üzerine “En azından böyle bir öneride bulunsun. Daha önce Bülent Ecevit'e Anayasa kitapçığını fırlattığı gibi aynısını Erdoğan'a da yapabilir" dedi.
Sandıktan hep doğru kişi çıkmıyor
Cumhurbaşkanlığı seçimi arifesinde Türkiye'nin rejim tehlikesi yaşadığını iddia eden İstanbul Barosu'nun Başkanı Kazım Kolcuoğlu, "Demokratik görünmek için sandık çok önemli. 'Sandıktan ne çıkarsa kabullenmek zorundayız, çünkü halkın seçimine saygı göstermeliyiz' diyen sözde sol bir kesim var. İşte bu 'sandık önemli' diyen kesim, iktidarın ekmeğine yağ sürüyor. Sandık her yerde var. Önemli olan sandıktan çıkandır. Her zaman doğru kişi çıkmıyor. Cumhurbaşkanını Meclis seçmesin" dedi.
İstenirse seçim iptal edilebilir
Avukat Nazan Moroğlu ise asıl görevin Anayasa Mahkemesi Başkanı'na düştüğünü savunarak, "Anayasa'da 367 şartı aranmıyor. Bu çok net ama Anayasa'da bu olmasa bile Medeni Kanun'a 'toplantı yeter' şartı aranıyor. Seçimden sonra Anayasa Mahkemesi'ne başvurulduğu taktirde Medeni Kanun baz alınarak seçim iptal edilebilir" dedi. Moroğlu, "Bunlar Anayasa'ya uygun şekilde Cumhurbaşkanlığı seçimlerine adım atıyorlar. Ama demokrasiyi koruyacağız diye de buna göz yumamayız" dedi.
23.04.2007
Kaynak:http://www.yenisafak.com.tr/gundem/?t=23.04.2007&q=1&c=1&i=41824&İşte/rejimi/kurtaracak/cin/fikirler

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: April 23, 2007 06:18 AM

Haydar Bey guzel bir noktaya isaret etmis. Fasist kose yazarlarindan kavram ogrenenlerin bahsettikleri kavramlari sozlukten ogrenseler ne guzel olur. Wikipesdia bile yeter. Demokrasi, laiklik, cogunlugun iradesi ve taptiklari Ulu Onder'in "hakimiyet Kayitsiz Sartsiz Milletindir" derken ne demek istemis olabilecgi gibi? Takiyyemi yapiyordu? Oyleyse?

Neyse madem "aritmetik" simdilerde bizim laikcilerin (ha laikcilik te bilimsel bir terimdir, laiklik gibi, Sami Selcuk, Hilmi Yavuz, Atilla Yayla, Prof. Ozbudun, Mustafa Erdogan bunu acikladila; bizler de ozunu buraya 20 defa tasidik ama kafasi basmayanlara ben naapiyim?) faviori konusu "ARITMETIK" oldugna gore biraz ARITMETIK dersi:

1. 2002'den beri Sezer'in ARITMETIGI sifirdir. Onu secenlerin hepsi meclis disinda idi. (Sadece laikci mantik).

2. Laikci aritmetige gore Bush hemen istifa etmeli. Cunku secime katilan yuzde 55'in yuzde 51'inin oyunu yani halkin yuzde 28 'inin destegini almis oluyor.

3. Bush bi onceki 4 yilinda secime katilan yuzde 50 kusurun yuzde 48'inin oyunu alarak iktidara geldi. Gene lauikci aritmetige gore halkin yuzde 75'ten fazlasi ona karsi idi. "Amerikanin REJIMI ELDEN GITTI!" anlayacaginiz, laikci lumpenlerin hesabina gore.

4. Blair'in son secimde aldigi oy sayisi rakibi Muhafazakaerlardan yuzde 7-8 daha fazla ama cikardigi sandalye sayisi ondan yuzde 50 daha fazla. Ingilizler "TeHLIKENIN FARKINDA DEGILSENIZ BZDEN OGRENIN APTALLAR"! Nerde sizin generallerininz rektorleriniz?

Ayni durum Japonya, Norvec, Yeni Zelanda gibi butun demokratik ulkeler icin gecerli. Simdi benim her birini googellayacak zamanim yok; ihiyaci olanlara tavsiye olunur.

Simdi sormak lazim: Evlat sizlere mektepte, 10.ouncu yil marsi ile Inkilap Tarihi'nden baska bir sey ogretmedilernmi?

Bu gunu "temsil zaafiyeti" diye otenler "aman dinciler, Kurtler meclise girmesin' bizimmimbasa gece istikrar olur" diye bu yuzde 10 aritmetigini icad edenlerin ta kendileri! Eh sizin liderleriniz gerzekse ben naapiyim? Mizrak cuvala sigmiyor cocuklar. Bakin SULU bile beceremiyor onu; kendinizi rezil etmeyin; daha gencsiniz belliki.

Sunun adini dogru koyalim. "Devlet de, ulke de bizim babamizin malidir. Millete birakmayiz. Bu sahipligimizi sarsabilecek bir yontemi mesru addedemeyiz" diyorlar. Zirvalarini dinleip bosna sac bas yolmayin.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: April 23, 2007 11:24 AM

ulusal egemenlik günü tüm TÜRKLERE bir kez daha kutlu olsun, TÜRKİYE CUMHURİYET DEVLETİ İLELEBET VAR OLACAKTIR, NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE, seni özlüyoruz atam, devrimlerine sadık kalacağız ve ülkemizi adını kullanarak yozlaştıranlara da ülkemizi bölmek ve paylaşmak isteyenlere de yeni rejimler var etmek isteyenlere de bağımlılaştıran ve türk uygarlık güneşini söndürmek ve AB-D müttefikliğinde güvenlik ve zenginlik arayanlara da bırakmayacağız, gençliğe hitaben her zaman aklımıza kazınmıştır ve biz bu TÜRK ÜLKESİNİN cehennemler kudursa ölmez bekçileri koruyucularıyız

Yazan: ancazin Tarih: April 23, 2007 12:18 PM

Çok zırva duydum, ama böylesini hiç duymadım.(Mustafa Akyol)

Zaman Gazetesi'nden Amerikan / Utah kaynaklı sahte profesörlerin zırvalarını buraya aktarırken aklınız nerdeydi?

Nasıl olsa yalancıların mumu yatsıya kadar yanarmış. Merak etmeyin hepinizin foyası yakında ortaya çıkacak. Demokrasi işte. Mutlu son.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: April 23, 2007 01:14 PM

Mustafa bey

Miletvekili yemini soyledir: "Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim."

Simdi bu yemini edenlere “TBMM, O’nun (Atatürk’ün) yüce kişiliğine ve devrimlerine layık olduğunu kanıtlamak zorundadır” denmesini niye garip karsiliyorsunuz? Ben bunda bir gariplik goremiyorum. Sizin bu feryadinizi cok anlamsiz ve temelsiz buldugumu belirtmek zorundayim.

Yazan: sawyer Tarih: April 23, 2007 01:36 PM

Bu adamı cumhurbaşkanı sıfatı olmasa muhatap almaya gerek yok.ama malesef bu ülkenin cumhurunun başında ne dediği onemli görülüyor ihtiva zırvada olsa.bence tarihe havale etmek lazım bu milletin kaderinde bunlarda olmuş demek için.nasıl daha bu ulke kurulurken yapılanları hayretle karşılıyoruz bazılarıda bu hayretin tepkiye dönüşmemesi için çuvala sığdırmaya çalışıyor tarihi aynende gelecekte gelen nesilde bu zaman yaşananları yargılayacak hayretle.ama bu sefer cilalanamıyacak sahte kahramanlar türetilemeyecek çünkü iletişim musade etmiyor buna..

Yazan: hakaniz73 Tarih: April 23, 2007 02:06 PM

"Bugunku iktidarin konumu ve gucu halkin iradesini yansitmiyor, diyor bir arkadas. Bu iktidar bu sistemin icinden gelmedi mi ya hu? Silah gucuyle, yabanci isgal kuvvetlerinin zoruyla mi oturuyorlar TBMM siralarinda? Acaba sizin hosunuza gidecek iktidar hangi yoldan ulasacak bu konuma?"

Benim dikkat çektiğim de zaten "sistemin" aksaklıkları. "Bu iktidar yasal yollarla gelmedi" demiyorum ki! O yasaların demokrasi fikrine uygun olmadığını söylüyorum. İktidar "sizden" olunca, bunu neden kabul etmeye yanaşmıyorsunuz?

Benim hoşma gidecek iktidar hangi yollardan ulaşacak? Bilmiyorum. Aynı yollardan olabilir veya daha demokratik bir sistemin sonucu gelebilir.

Fakat ben buradaki demokrasi takiyesini gösteriyorum. Demokratik olmayan bir sistem sonucu gelmiş hükümeti, demokrasi adına kutsayamazsınız. "Bunu halk seçti, o yüzden herşeyi yapar" diyemezsiniz. Bu partinin kendisi de böyle bir tavır içine girmemelidir.

AKP dışında kalan partilerin ve halkın sorumluluğu olmadığını da iddia etmiyorum. Elbette bugün yaşanan sıkıntıların önceden öngörülmesi de lazımdı.

Yazan: Keskin Tarih: April 23, 2007 04:45 PM

Millet vekilleri Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacaklarına yemin etmeden vekil olamıyorlar zaten. O yüzden Sezer'in talebi gayet meşru. Devlet ideolojisi diye bir şey var, malesef.


“devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ve anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

Yazan: Kıvanç Tarhan Tarih: April 23, 2007 06:50 PM

YEMIN VE HUKUK

“Doğruların peşinde koşacağıma, haklin refahı ve mutlulugu için çalışacağıma , ahlaki ilkelerden sapmayacağıma yemin ederim”

Bu yemini ben uydurdum şimdi. Bir yerde yazmıyor. Bu yeminden ne anladınız? Hiçbir zaman hiçbir yerde pozitif hukuku kullanarak benim bu yemini çiğnediğimi ispatlayamazsınız. Çünkü her yaptığım ahlaki olduğunu, millet yararına olduğunu iddia edebilirim; aksi fikre sahip olabilirsiniz ama bu kanıt olamaz. Sizin fikriniz. Fikrinizi hukukun yerine ikame edemezsiniz. Etmeye kalkarsanız bunun adi zorbalık olur.

Zaten yeminle iş bitse idi Anayasaya kanunlara ne gerek kalırdı? Her vatandaş, devlet görevlisi böyle bir yemin ederdi. Ve yargılamalar insanlık vicdanında yapılırdı.

Cumhuriyetin ruhu, rejimin ilkeleri gibi pozitif tanımı olmayan, soyut kavramları kullanarak meşruiyet belirlenemez. Bu ruh, ilkeler, inkılaplar bunlara bağlı olanların yaptıkları anayasalar, ve onlara bağlı kanunlar, tüzükler, yönetmeliklerle vücut bulur. (unutmayalım TC’nin bütün anayasaları devrim veya darbe anayasalarıdır). Eger kanunlar Anyasda'ya uymuuyor ise dava acarsiniz kanunlarin degismesi icin. WEger Anayasa arzu ettiginiz "ruh" veya "ilkelere" uymuyorsa sectikleriniz vasitasi ile Anayasa'yi degistirrsiniz.

Cumhuriyetin ruhuna aykırı diye Anayasa Mahkemesine dava açamazsınız. Ancak Anayasa’nın şu maddesini ihlal ediyor diye dava acarsınız. Milletvekili yeminine aykırı diye de dava açılmaz. Çünkü ispati imkansızdır. “namus ve şeref” manevi kavramlardır. Hesabi mahkeme-i kubrada verilir. Bilmiyorum kavramı anlayabildi mi arkadaş.

Simdi buraya koydugu yemin metnini irdeleyelim biraz.

“devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ve anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

Nasıl karar vereceksiniz kimin bu yemini ihlal ettiğine? Her donemde iktidar vekilleri muhalefetin bu yemini bozduğunu, ve muhalefet te iktidar için ayni iddiada bulunur.

Yemin içinde çelişkiler barındıran hamasi bir laf salatası.

Bakiniz “hukukun üstünlüğü” ile “atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalma” yi nasıl bağdaştıracaksınız?
M. Akyol cuk guzel ifade etmis problemi:

"Çok zırva duydum, ama böylesini hiç duymadım. TBMM milleti temsil etmek için vardır. Kendisini bir yere kanıtlamak zorunda da değildir, çünkü “milli irade”den üstün bir siyasi irade yoktur. Aksine, başka her kurum kendisini TBMM’ye kanıtlamak zorundadır. " (M. Akyol)

Diyelim ki meclis bir kanun çıkardı; ve kanun bazılarına göre “Atatürk ilke ve inkılaplarına” uygun değil. Ne yapacağız? Kanunu yok saysak “hukukun üstünlüğü” ilkesini çiğnemiş oluruz. Uysak “Atatürk ilke ve inkılaplarını” . Peki “demokratik ve laik” ilkesine kimin bağlı olup olmadığını nasıl anlayacağız? Bu vatanseverlik veya dindarlık gibi sübjektif bir kavramdır. Ancak fikir oluşturursunuz birilerinin veya kendinizin buna uyup uymadığı konusunda. Bu sübjektif yargınız kanunun yerini almaz.

Bir kişinin milletvekili veya CB olmasına bu fikriniz başlı başına engel olmaz. Bu fikriniz ancak ona oy vermemenizi, veya sizi temsil eden vekilin cumhurbaşkanlığı seçiminde oy vermemesine sebebiyet verir. Ama belirleyici kriter ancak Anayasa ve kanunlarla oluşturulur.

Meclis yeminlerinde bu tur ifadeler bulunduran demokrasi olduğunu sanmıyorum. Aksini iddia eden belki “bakin İngiltere’de Churchill ilkelerinden, Fransa da De gaulle veya Amerika’da Reagan doktrininden sapmayacağıma “ gibi ifadeler varsa getirsin koysun. Bu tur yeminlerrin oldugu yerler vardir eminim, ama hicbiri demokrasi ile yonetilmiyordur. "cumhuriyet" olma o kadar ogunulecek bir sey deil. Kozey Kore, Libya, ve Afrika ulkelerinin yuzde doksani Cumhuriyet!

Demokrasinin tanımına aykırıdır, yasama yürütme veya yargı organını mensuplarının belirli bir siyasi ideoloji üzerine yemin etmesi. Bilmiyorum yargı mensupları için benzeri bir yemin var mi ama varsa bu yargının adalet vermeyeceğine yemin etmesine eşdeğerdir. Yargı adaletten başka hiçbir kavram üzerine yemin edemez.

“hakimiyet-i milliye” (milli egemenlik) ile bir ideolojiyi nasıl bağdaştıracaksınız? Bir gün gelip toplum değişir ve kolektif iradesi ile o ideolojinin kendisine uygun olmadığına karar verirse yahut onu günün koşullarına uygulamak için yorumlarsa siz “milli egemenliği” çöpe mi atacaksınız? Millet sizin tasvip etmediğiniz kimseleri seçerse, meşru değil midir o secim? Nasıl karar vereceksiniz? Kimin eli ile? O rejimin adini ne koyacağız?

Yazan: Dmokrat Vatandas Tarih: April 23, 2007 08:36 PM

Mustafa Bey, görüşlerinize tamamiyle katılıyorum. Sezeri hiçbir zaman içime sindiremedim. Eminim elinde güç olsaydı bu meclisi anında fesederdi. Sezer asosyal bir insan, dünyadaki gelişimlerden bi haber. ideolojik saplantılarla boğulmuş, kafası maalesef başka birşeye basmıyor. Olaylara çok geniş bir pencereden baktığım zaman kendime sormadan edemiyorum. Ben niçin demokrasi ile yönetildiği iddia edilen memlekette özgür değilim? Niçin düşüncelerim şiddet içermediği halde, düşüncelerimi açıkça söyleyemiyorum? Ben Atatürkün normal bir insan gibi yanlışlarınında olduğunu( mesela, 15 koca yıl boyunca bir diktatör gibi muhalefeti katı bir şekilde bastırtı, belki erken ölmeseydi 25, 35 yıl daha muhalefetsiz bir ülkede yaşayacaktık!!) neden söyleyemiyorum? Neden üniter devlete karşı olduğumu söyleyemiyorum? İşin ilginci ben bunları üniversitede bile söyleyemiyorum! Sizce bu durum demokrasi ile yönetildiği iddia edilen bir ülkede normal midir?

Yazan: Mesut Tarih: April 23, 2007 09:34 PM

mustafa bey siz ve sizin gibiler Atatürk ün izinden çıkalı yıllar olmuş artık iflah olmazsınız..

Yazan: fikri yücelay Tarih: April 24, 2007 04:14 AM

Sn. Akyol,

Görmezden geldiğiniz bir nokta var. Türkiye Cumhuriyeti, belirli bir ideoloji üzerine kurulmuştur.

Türkiye cumhuriyetini rejimi "Laik demokratik cumhuriyet"tir ve Atatürk ilkeleri'ne bağlıdır.

Bunları sorgulamadığınız sürece dilediğinizi yapabilirsiniz.

Bunlar sorgulanamaz. Sizin sandığınızın aksine, millet iradesi de bunu desteklemektedir. Çürük elmalar tabi olacaktır ama rejimi tehdit etmedikleri sürece bunlar birer renk olarak kabul edilebilir.

Durum budur. Demokrasiyi paravan olarak kullanmayalım.


Yazan: sayyid Tarih: April 24, 2007 12:00 PM

Mustakbel Cumhurbaskanimiz tum ulke ve insanlik icin hayirli ugurlu olsun. Kimse kendisini kaybetmis hissetmemeli. Demokrasi sifir toplam oyunu degildir. Digerlerinin hurriyetleri genislediginde sizinki de genisler. Yuksrlmenizmevkiler isgal etmeniz digerine ragmen, veya onun kesesinden degil onunla beraber oldugunda daha bile zevklidir. Bakin TUSIAD yesil isigi gormeye basladi. Zararin neresinden donerseniz kardir.

Gelin beraber yukselelim.

"kimileri mevkilere birseyler olmak icin, kimuileri bir seyler yapmak icin" gelir. Gul birseyler yapnmak icin gelmek isteyecek karakterde bir zattir.

Hepimize hayirli olsun.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: April 24, 2007 01:09 PM

Neden üniter devlete karşı olduğumu söyleyemiyorum? (Mesut)

Çünkü sizlerde yürek yok! Takiyye yapmak işinize geliyor. Sizin gibilerin dünyada başka bir örneği de yok zaten.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: April 24, 2007 01:56 PM

Muvazzaflar iş başında
Ben aşağıdaki cümlelerde ne mantık kırıntısı ne de bir anlam göremiyorum ne de konuyla alaka kurabiliyorum.
Toplumsal sorunlara kendini adamış bir arkadaşım kendisi için kaygılanıyormuş yorum olarak yazmamı istedi benden.
Gerçi Alim ile eyle ülfet ......
demiş atalarımız ya neyse

"Zaman Gazetesi'nden Amerikan / Utah kaynaklı sahte profesörlerin zırvalarını buraya aktarırken aklınız nerdeydi?

Nasıl olsa yalancıların mumu yatsıya kadar yanarmış. Merak etmeyin hepinizin foyası yakında ortaya çıkacak. Demokrasi işte. Mutlu son"

Yazan: Sami Muzafferoğlu Tarih: April 24, 2007 04:51 PM

Sevgili Hülagü, Bu ülkede neden üniter devlete karşı olduğumu söyleyemememin tek sebebi düşüncemden dolayı bu genç yaşımda hapse girmemektir! Bunun yüreksizlikle alakası asla yoktur. Ayrıca üslubunuza dikkat edin!! Sizden farklı düşünen insanlara saygılı olmayı öğrenin!!

Yazan: Mesut Tarih: April 24, 2007 05:04 PM

Sevgili Mesut,

Sizde yürek yok derken doğrudan sizin şahsınızı hedef almadım. Bireysel olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısına karşı olduğunuzu elbette ifade edebilirsiniz. Bunda size engel olacak bir yasa maddesi hatırlamıyorum. Varsa da hatırlatın lütfen.

Ancak bu görüşlerinizi bir öğretim görevlisi olarak okullarda öğrencilerinize ifade ederseniz ya da örgütlü olarak bir eyleme dönüştürürseniz bu elbetteki devleti yıkmaya yönelik bir suçtur. Bunu geçmişte yapan partiler, dernekler ya kapatıldı ya da yöneticileri ceza aldılar.

Yüreksizlikten kastım bütün hayatları boyunca 50 ~ 60 yıl gibi bir süre laik, demokratik, üniter devlet yapısına karşı olmuş ve demokrasi'yi bir amaç değil sadece bir araç olarak gördüklerini her fırsatta dile getirenlerin sonradan ortaya çıkıp biz artık değiştik diyerek propoganda yaparak siyasi konjonktür'ünde yardımıyla iktidara geldiklerinde çaktırmamaya çalışsalarda gizli ajandalarını uygulamaya koymaya çalışmaları yüreksizlik değilde nedir?

Üniter devlet yapısına karşıyım derken yerine kafanızda hangi modeli canlandırıyorsunuz? Birlikteliği nasıl garanti altına alacaksınız? Eğer bu DİN dir diyorsanız. Bunu geçiniz lütfen. Günümüz gerçeklerine uygun mantıklı bir yorum getirmelisiniz. Çünkü din'lerin birleştirici mahereti olmadığı çok acı bir gerçektir. Eğer din birleştirici olsaydı bugün Arap İslam alemi birlik olup birarada yaşarlardı. Birbirleriyle küs ve kanlı bıçaklı olmazlardı. Eğer din birleştirici olsaydı Gürcistan'la aynı din ve mezhep'ten olan Rusya, en küçük bir siyasi anlaşmazlıkta dahi Rusya'da yaşayan Gürcüleri bir gecede sınır dışı etmezdi. Bu örnekler saymakla bitmez.

Çok fazla gerilere gitmeye gerek yok canlı tanıkları hala hayatta olan 1'inci dünya savaşından itibaren çevremizde ve dünyada yaşanan olaylara bakıp bu Cumhuriyet'in tek kurucusu olan ATATÜRK'ün neden üniter laik bir devlet kurduğunu iyice düşünmek lazım. O kadar ısrarlara rağmen istese halife olamaz mıydı? Bunun tek bir izahı var o da AKIL dır.

Bu AKIL da TBMM'yi kurmuştur. Ama bazıları bunu neden kurduğunu bir türlü anlayamamışlardır. ATATÜRK'e halife ol diyebilmişlerdir. Halife olacak adam neden TBMM'yi kursun. İşte ATATÜRK böylesine büyük bir insan ve devrimcidir. Onun kurduğu TBMM'yi kullanarak onun en büyük eserim dediği Türkiye Cumhuriyeti'nin rotasını değiştirebileceklerini sananlar tarihin en büyük yanılgısı içindedirler.

Etnik ve dini ayrımcılığı ne kadar kaşırlarsa kaşısınlar asil Türk milleti bu oyuna sonsuza dek gelmeyecektir. ATATÜRK'ün sağlam temeller üzerine kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır!

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: April 25, 2007 11:21 AM

Sevgili Hülagü, Yazına cevap vermeden önce üslubunuzu yumuşattığınız için teşekkür ederim. Evet ben üniter devlete karşıyım. Sebebi de şu; yıllardır PKK belası yüzünden binlerce masum insan öldü. Ayrıca PKK ile mücadele ekonomimize darbe üstüne darbe vurdu. Bunların cemeresinide halk çekti. Ve hala daha doğu illerimize oluk oluk para gidiyor.. Ülkeleri halk yönetir ve nasıl hangi sistemde yaşayacaklarınıda kendileri karar verir. On yıllardır kürt vatandaşlarımıza: siz aslında kürt değil; Türksünüz denildi onların varlığı hiçe sayıldı ve baskılar baskılar.. Bence Doğu illerimizde, kürt vatandaşlarımız arasında refarandum yapılmalı federatif bir yapı isteyip istemediklerini öğrenmek için. Referandum sonunda federal bir yapı isterlerse demokrasi açısından kimse karşı çıkmaması lazım. yok eğer istemiyorlarsa işte o zaman bütün sorun tamamiyle çözülür PKK nın dayanak noktası da böylece yok olmuş olur. Sırf doğu illerimiz için değil aynı zamanda diğer bölgelerimizde federatif olarak ayrılırsa, bu, bölgeler arası rekabete yol açar ve başarıyı getirir. Ayrıca federalism parçalanma yada bölünme değildir.örneğin Almanya, ABD, Rusya gibi ileri ülkeler fedaral ülkelerdir ve kimse onların bölündüğünü iddia edemez.
Not: Ben öğretim görevlisi değilim. Üniversite öğrencisiyim.

Yazan: Mesut Tarih: April 25, 2007 06:22 PM

kutlarım Hülagu TTT çok guzel yazmıssın . ıste bu tarzda ınanclı ve kararlı turk genclıgı halkı mevcut kosullarda yok edılmek ıstenmektedır. yılmak yok. egemen ve sahıpkar oldugumuzu gostermek ıcın mevcut kosullar bekleyenlerden olmadıgımızı da adım adım goreceklerdır

Yazan: ancazin Tarih: April 25, 2007 07:48 PM

Atatürk'ün izleri silindi mi?

Sayin Fikri Yücelay,

"Atatürk ün izinden çıkalı yıllar olmuş artık iflah olmazsınız.."(FY)

Demissiniz. Atatürk ilkelerinin Atatürk tarafindan icad edildigini gösteren tek bir belge var mi elnizde?

Kanimca Atatürk bir siyasetçiydi, gerekeni yapti. Ilkelerinin ondan çok sonra uyduruldugunu saniyorum. "Türkiye'nin el kitabi" gibi bir doktrin yok ortada.

Atatürk 1938'de rahmetli oldu, mumyasi yapildi ama diriltilemedi. Osmanli imparatorlugunun okullarinda okumus, pasa rütbesine yükselmisti. Ama insandi, onun nefsi de her nefis gibi ölümü tatti.

Simdi 2007 yilindayiz. Kimsenin izinden gitmeye gerek yok. Atatürk ne internet bilirdi ne de uzaya gidilecegini. Onun ölünden bir yil sonra Almanya ve Fransa bir savasa tutusarak 80 milyon insan öldürdüler. Bugün biz AB'den konusuyoruz.

Yerlerde iz aramayi birakip kafamizi kaldirmaliyiz, Türkiye için ne gerekiyorsa onu akil yoluyla bulmali ve uygulamaliyiz. Atatürk'ün ruhuna da fatiha okuyabiliriz.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: April 25, 2007 11:56 PM

Sevgili Mesut,

Öncelikle derslerinde başarılar dilerim. Bilgilerine tamamlayıcı olması açısından federal yapıdaki devletlere verdiğin örnekler bizim ülkemiz için geçerli olamaz. Neden? Federal yapıyı olusturan etnik topluluklar sınırları belli bir bölgede birarada yaşayan ve daha önce devlet kurmuş ya da kendi hukuki yönetim biçimlerini oluşturmuş topluluklardır. Bu etnik topluluklar kendi ekonomik veya siyasi çıkarları gereği ya kendi istekleriyle ya da savaşlar sonucunda komşu etnik topluluklarla federal bir yapı oluşturmuşlardır. Örnek verdiğiniz ABD, Almanya ve Rusya daki federatif yapılar bu şekilde oluşmuştur. Federal yapıyı oluşturan etnik topluluklar belli bir sınır içersinde birarada yaşayan etnik topluluklardır ve bu federal yapıdan önce kendi hukuki tüzel kişilikleri olan yani hepsi ayrı birer devlet olan etnik topluluklardır.

Bizde ise durum çok farklı. 30'un üzerindeki farklı etnisiteye sahip yurdun dörtbir yanında dağılmış vaziyette yaşayan insanlar Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmuşlardır. Kürtler dahil herkes bu cumhuriyetin kurucu sahipleridir. Bizim ülkemizdeki etnik yapının belli bir sınırı ve öncesi her birinin ayrı ayrı devlet yapıları olmadığı için ABD (Amerika Birleşik Devletleri) Rusya ve Almanya örneklerinde olduğu gibi federal bir yapı oluşturmayı bırakın düşünmeyi söz konusu bile olamaz. Tarihte bunun başka bir örneği yok.

Olsa olsa dış güçlerin kışkırtmasıyla PKK gibi satılmış ayrılıkçı Kürt oluşumlar ülkemizi bölmeye kalkarlar. Akılsız insanlar her zaman yok olmaya mahkumdurlar. Ne yapalım bize maddi ve manevi açıdan zararı çok fazla ama bunları bertaraf etmek zorundayız. Bütün sorun Kürtlerin kendilerinden kaynaklanıyor. Doğu ve güney doğu anadoludaki Kürtler özgür birer birey haline gelmedikçe yani o bölgedeki ağalık, şeyhlik, şıhlık düzenine baş kaldırmadıkça ne zenginleşirler ne de adam olurlar. Kürt sorunu yoktur Kürtlerin ağalarına, şeyhlerine, şıhlarına başkaldıramama sorunu vardır. Çözüm özgür birey olmaktan geçiyor. Burada devletimizin tek hatası bu ağalık, şeyhlik, şıhlık düzenine son verememiş daha doğrusu bunu yapmak istememesidir. Nedeni çok basit oy kaygısı. ATATÜRK'ün ömrü vefa etmedi yoksa böyle bir sorunda kalmayacaktı.

Sevgili Mesut, umarım federal devletler konusundaki eksik bilgilerini tamamlamışımdır.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: April 26, 2007 12:11 PM

Sevgili Tunç,

ATATÜRK'ün ruhuna fatiha okuyalım elbet ama ara sıra da onun söylev ve demeçlerini de okuyalım. Aydınlanalım. Görünen o ki hiç okumadığınız anlaşılıyor. Okursanız gelecekte avrupa, Sovyetlerbirliği ve dünya siyaseti hakkında neleri öngörmüş çok şaşıracaksınız. Pot kırmamak için kulaktan dolma bilgilerle ATATÜRK hakkında konuşmamak daha doğru olacaktır.

Evet ATATÜRK internet bilmedi ama Hayatta en doğru yol göstericinin bilim ve fen olduğuna inanırdı. Evet uzayıda bilmedi ama İstiklal'in göklerde olduğuna inandığı için Kayseri Tayyare fabrikasını kurdu. Evet ATATÜRK ekonomi de bilmedi ama askeri zaferler ekonomik zaferlerle taçlandırılmadıkça askeri zaferler kalıcı olmaz diyerek o gencecik yaşında İzmir İktisat kongresini topladı.

Evet sevgili Tunç, yerde iz aramaya yok. Gerçek bir başarı öyküsü var ortada. 38 yaşında gencecik bir insanın neyi nasıl başardığının gerçek bir başarı öyküsü. Kendi kaleminden. NUTUK!

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: April 26, 2007 01:02 PM

Sevgili Hülagü, Federal sistemle ilgili düşüncene katılmamakla beraber yazında haklı bulduğum yerlerde yok değil. Şunu da söylemeden geçemicem yine Atatürkü, Tunç arkadaşıma verdiğin cevapta öve öve bitirememişsin. Söyler misin dünyanın neresinde görülmüş körü körüne birinin peşinden her pahasına koşmak! Ben mecbur muyum Türk parasına baktığımda Atatürkün resmini görmeye? Ben mecbur muyum her devlet dairesinde, okullarda, üniversitelerde bile onun resmini görmeye! Dünyanın neresinde görülmüş bir insan için anıtkabir gibi dev bir yapıtın inşa edildiğinde? Niçin zorla taa ilkokuldan başlayıp üniversiteye kadar Atatürkle ilgili dersler görüyorüz? Dünyanın neresinde böyle şeyler var? Demokrasinin sözeldiği yerde böyle birşeyden sözedilebilir mi? Niçin bu zorlamalar? Şuna eminimki Türkiyede birçok insan bundan rahatsız ama dile getirmeye korkuyorlar. Bu tür rejimler ancak faşist rejimlerde olur. Eminim Atatürk yaşasaydı bunlara kendisi dahi izin vermezdi.

Yazan: mesut Tarih: April 26, 2007 08:53 PM

Sevgili Hülagü,

Atatürk'ü tanimak için Nutuk okumak Hitler'i tanimak için Kavgam'i okumaya benzer. Gereklidir ama yetersizdir. Nutuk'ta verilen bilgiler ile Fevzi çakmak, Kazim Karabekir gibi kisilerin anilariyla tutmuyor. Gördügünüz gibi Nutuk'u okumusum :)

Atatürk için fransizlar "despot éclairé" (aydin diktatör) diyorlar, bizim kemalistlerin "Tanri Atatürk" kavramina göre gerçege daha yakin.

Yaptigi çok iyi islerin yaninda çok büyük yanlislari da oldu. Bazilarinin fiatini bugün hâlâ ödüyoruz.

Fakat Atatürk kadar onun takipçileri de büyük yanlislar yaptilar hem de onun adina. Onun bir Tanri olmadigini söyledigim zaman bu size bir hakaret gibi gelebilir ilk anda, çünkü ülkemizde biz böyle sartlandirildik.

Atilla Yayla ona ADAM dedi diye kopan firtinayi hatirlayin.

ALLAH Atatürk'ün de günahlarini affetsin ve mekanini Cennet eylesin. Süphesiz O'nun rahmeti cehennemi bile kusatir.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: April 26, 2007 10:04 PM

Ataturk, Cumhuriyet, laiklik ve toprak bütünlüğü bu ülke insanlarının çok ama çok büyük bir kesimi için zaten çok değerli ama kazanılmış, artık üzerinde polemik yapmaya bile gerek olmayan vazgeçilmesi de düşünülemeyecek değerlerdir.
Hedef olarak 84 sene önce kazanılmış değerleri koymak ne demek?
Birileri Cumhuriyet’imizin yüzüncü senesi yani onaltı sene sonrası için Cumhuriyet’in, laikliğin ve toprak bütünlüğünün korunmasını temel hedef çizgisi olarak gösterebiliyorlar.
Cumhuriyet bizlerin 1923 yılında tanıştığı ve yönetim erkinin babadan oğula geçmediği bir rejime verilen isim ve bilebildiğim kadarı ile ben bu ülkede bu tanım çerçevesinde Cumhuriyet kavramına karşı kimseyi ne duydum, ne de gördüm.
Toprak bütünlüğü hedefi de yine 1923 senesinde ulaşılmış bir aşama hatta daha sonra Hatay’ın ilhakı ile daha da genişlemiş.
Laiklik meselesi de, fiilen 1923’de, anayasal olarak da 1937’de gelinmiş bir aşama.
Yani, birileri 2007 senesinde bir siyasi muhalefet cephesi oluşturmak istiyor ve temel politika çizgileri ve hedefleri, bu ülke insanının 84 sene önce, yani 1923’de kazandığı değerler ve ilkeler.
İşte ufuksuzluk ve tasavvur fukaralağı olarak niteleyebileceğim manzara tam da bu.
Bir siyasi çizgi düşünün ki, temel hedefler manzumesi olarak, 84 sene önce kazanılmış ve kanımca da yerleşmiş değerler bütününü ortaya koysun ve daha iyi ve daha özgür yaşamaktan başka beklentisi pek olmayan geniş kitlelere demokratik olarak yaklaşabilsin.
Bunun yapılabilir bir proje olmadığı ortada.

Burada amac bahanelerle gizli veya aleni olan iktidari elden bırakamamak.

Yazan: Haydar Tarih: April 27, 2007 12:43 AM

Sevgili Mesut,

Milli paramızın üzerinde Türk bağımsızlığının sembolü ATATÜRK'ün resmini görmekten rahatsız oluyorsan eğer paranı Amerikan Doları'na çevirmeni tavsiye ederim. Üzerinde özgürlükler ülkesi, tüm dünya'ya özgürlük ve demokrasi getirmek için çırpınan bu uğurda kendi canlarını bile feda etmekten çekinmeyen Amerika Birleşik Devletleri'nin kurucularının resmi var.

Nasıl büyük mutluluk değil mi? Baktıkça özgürlük ve demokrasi çağrıştırıyor.

Sevgili Mesut, hiç durma bütün paranı Amerikan Doları'na çevir. Tabii böyle daha mutlu olacaksan.

Ayrıca şundan emin olabilirsin. ATATÜRK'ten sadece sen ve senin gibi düşünenler rahatsız değil. Sömürgeci AB ülkeleri ve ABD de çok rahatsız. Yanlız değilsiniz anlayacağın. Bu kadar büyük bir çoğunluk rahatsız olduğuna göre siz haklısınızdır mutlaka. Ama sadece rahatsız olmak yetmiyor Sevgili Mesut. Birazcık yürek te gerekiyor.

Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak evvela bizim kendi benliğimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen, bütün iş ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki milli benliğini bulmayan milletler başka milletlerin avı dır. (ATATÜRK, 1923)

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: April 27, 2007 12:25 PM

Sevgili Tunç,

ATATÜRK'le Hitler'in adını bile aynı satırda dahi olsa birlikte anmak abesle iştigal.

Birisi "mecbur kalmadıkça savaş bir cinayettir", "Yurtta Barış Dünyada Barış" diyen bir insanlık abidesi, diğeri dünyayı kana bulamış eli kanlı ırkçı bir faşist olarak sonsuza dek anılacak bir insan müsfettesi.

NUTUK, bir başarı öyküsü, bir ders kitabıdır. Kavgam ise ırkçı bir faşist'in biyografisi. Aradaki büyük farka dikkat!

NUTUK'u okumadığın o kadar belli ki, Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir paşalar hakkında zaten NUTUK ta açıkca ağır eleştiriler yapıyor ATATÜRK. Bu eleştirilerde onların kahramanlıklarıyla vatanseverlikleriyle alakalı değil. Kurtuluş savaşı kahramanlarımız olan bu paşalar Cumhuriyet'in ilan edilmesine karşı çıktılar. Hilafet'in devamından yanaydılar o kadar. Onların anıları sadece bu dönemlerle alakalıdır. Bu konuda ATATÜRK'e muhalefet ettiler. Ama her iki paşamızında ATATÜRK sevgisi ve saygısı sonsuzdur. Geri kalan söylentilerin hepsi dedikodu'dan ibarettir.

ATATÜRK'ü bir Tanrı olarak görmek ve göstermek kusura bakmayın ama o sizlerin hüsn-ü kuruntusu. Başka türlü nasıl nefret ettirilebilinir ki? Ancak bu şekilde. Dincilerin ATATÜRK nefreti boşuna değil.

Oysa ATATÜRK, herkesin gurur duyması gereken Türk bağımsızlığının bir sembolüdür. Böyle bir insana da ancak saygı duyulur. Nefret değil!

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: April 27, 2007 01:54 PM

Sevgili Hülagü, verdiğin cevap beni düşüncelerimi teyit eder nitelikte bu yüzden çok sevindim. Yazında "Üzerinde özgürlükler ülkesi, tüm dünya'ya özgürlük ve demokrasi getirmek için çırpınan bu uğurda kendi canlarını bile feda etmekten çekinmeyen Amerika Birleşik Devletleri'nin kurucularının resmi var." demişsin. Burada bir kelime çok önemli "Kurucularının"!! Kurtuluş savaşını sadece Atatürkün sayesinde kazandığımızı ya da Çanakkale savaşını sadece atatürkün sayesinde kazandığımızı iddia edebilir misin? Bu başarılarda atatürkün silah arkadaşlarının hiç mi rolü yoktu? Tabiki vardı. Bunu sende kabul edersin. Peki o zaman niçin o canını hiçe sayarak bu ülkenin istiklal mücadelesinde canını veren insanların paramızda resmi yok? Neden sadece Atatürk? Bunun cevabını veremezsin. Ama ben sana söyliyim. Bunun cevabı Atatürkün ülkemizde bazı çevreler tarafından insan üstü gösterilmesi vardır. Şuan Türkiyede Atatürk (haşa) Tanrıdan daha üstündür. Bunu kimse inkar edemez. Bir insan olarak ben bundan çok rahatsızım. Ama inanıyorumki gün gelecek bu sapkın anlayıştan kurtulacağız.

Yazan: mesut Tarih: April 28, 2007 06:43 PM

Hincal Ulucun yazisina link verilmis ama Hincal Ulucun ne demokrasi, ne de cumhuriyet kavramlarindan haberi var. Demokrasi cogunlugun tiranligi demek degildir, cumhuriyetin de alternatifi olacak bir kavram degildir. Sayin Uluc arada bir kac dogru sey soylese de, daha cok fasizme giden bir cumhuriyet tarif ediyor. Pek cok konuda ise hakikaten cahil, yuzde 10 barajini kendi gibi cumhuriyetcilerin koydugundan bihaber. Ben Hincal Ulucun yazisini aldim, worde koyup, cumhuriyetci yerine fasist yazdirdim. Ne var bunda, ucuz bir numara demeyin hemen. Dusundurucu olan, fasist kelimesinin cumhuriyetci kelimesine nazaran yazinin kontextine, icerigine daha cuk oturmasiydi ve Hicalin derdini daha iyi ifade etmesiydi. Buyrun yazidan alinti(SAdece anayasada cumhuriyet yerine fasist yazmadim):

Ben demokrat değil, fasistim.. Bu ikisi arasında akla kara kadar büyük bir fark var, insanlar pek farkında değil.. Bu iki terim çoğu zaman birlikte kullanıldıkları için..
Demokrat için "Halkın sesi hakkın sesidir.." Son zamanlarda "..hakkın" derken, "H"yi büyük de yazar olduk.. "Hakkın sesi" diye..
Yani, halkın oyunu alanlar, onun adına her şeyi yapma hakkına sahiplerdir. Ama her şeyi..
Halkın oyu nasıl alınır, orası karışık, tarih boyu.. Dünyayı geçin.. Türk demokrasi tarihi yığınla değişik sistemde aldı, halkın oyunu..
Babamı Meclis'e sokan Milli Bakiye Sistemi'nde, ziyan olan tek oy yoktu, baraj falan hak getire.. Ülke genelinde, bir, tek bir milletvekili çıkaracak oyu aldın mı, Meclis'e bir temsilci sokardın. Şimdi bir ilde bütün oyları alsan, ülke genelinde yüzde 9.9 ise toplam oyların seçilemezsin.
Bugün Milli Bakiye Sistemi olsa, AKP'nin milletvekili sayısı 353 değil, 190 olacaktı. Bırakın tek başına ülke yönetmeyi, karşısındaki laik koalisyon yüzünden iktidar bile olamayacaktı. Nasıl "Halkın sesi, halkın seçimi" oluyor o zaman AKP'nin, daha doğrusu tek başına onun liderinin kararı?..
Seçim sisteminde baraj yüzde 10.. Niye?.. Yüzde 20 de olabilirdi. Sınır yok ki.. Çıkar yasayı olsun.. O zaman da AKP 550 milletvekili sokardı Meclis'e.. Yüzde 100.. Anayasayı değil, babayasayı bile değiştirme gücü ile..
Yaptığı her şey de demokratik olurdu. Halkın oyu ile geldikleri için..
Diyeceksiniz ki, yüzde 24, yüzde 35 oylar halkın sesi olur mu?.. Halkın gücü olur mu?..
Hitler yüzde 10 oyla iktidara geldi. Sonunu biliyorsunuz. .
Şimdi bakın..
Türk Anayasasının ilk dört maddesi aynen şöyle..
"1 . Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
2 . Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milldayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
3 . Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millmarşı 'İstiklal Marşı'dır.
Başkenti Ankara'dır.
4 . Anayasanın 1'inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2'nci maddesindeki fasistligin nitelikleri ve 3'üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez."
Şimdi dördüncü maddeye dikkat..
İşte bu dördüncü madde fasist ile demokratı ayırır.
Demokrat için, halk istedi mi, değiştirilmeyecek şey yoktur, olamaz.. Halk istiyorsa, imparatorluk da geri gelir, hilafet de.. Ülke eyaletlere bölünür istenirse, iç işlerinde serbest.. Bu eyaletler kendi anadillerini belirleyebilir, kendi yargı düzenlerini bile seçebilirler. . İsterlerse Medeni Kanun, isterlerse Mecelle.. İsterlerse Ceza Kanunu, isterlerse şeriat.. Daha aklınıza ne gelirse..
fasist için ise, halkın sesi, her yerde hakkın sesi değildir. Bazı şeylerden, çoğunluk öyle istiyor diye vazgeçilmez, geçilemez..
Bu bazı şeyler, fasistin Anayasasında "Değiştirilmeleri teklif dahi edilemez" diye geçer..
Yani Türkiye fasisti'nin üniterlikten vaz geçmesi, dilinin Türkçe dışında olması, bu devlet yıkılmadığı sürece mümkün değildir.
Atatürk Milliyetçiliğinden, laiklikten vazgeçilmesi söz konusu edilemez.
O laikliğin tarifi de, Anayasa'nın giriş bölümünde aynen şöyle anlatılmıştır..
"..laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı.."
fasist, Meclisin yüzde 100'ü de oylasa, hiçbir siyasal gücün bu ilkeleri değiştirmesini kabul etmez. "Halk isterse.." demez.
Ben fasistyim..
Demokratlarla farkım da burada..
Medyada sayımız az.. En hızlı fasistler bile, giderek artan hızla demokratlaşıyorlar nedense..
Ama halkın içinde sayımızda azalma yok.. Kriz anlarında parti, siyasal düşünce farkına bakmadan, nasıl kenetlenip, nasıl bir araya geldiğimizi, 14 Nisan mitingi gösterdi..
Sivil Toplum Örgütlerinin büyük bölümü fasist..
Ordu, sapına kadar fasist..
Üniversiteler, fasist..
Yargı, fasist..
Daha ne olsun!..

Yazan: comfortablynumb Tarih: April 29, 2007 05:38 AM

comfortablynumb formulu bulmus... dogru soze ne denir.
gulu gule catladim.

bir de "laiklik" kelimesi yerine "hazineden gecinme" nutku okusak iyi olacak.

Yazan: Haydar Tarih: April 29, 2007 07:47 AM

HINCAL VE TAIFESININ SORUNU

Istanbul hukuktan bir profesor Hincalin bahsettigi maddeler hakkinda konusmustu. Bu profesore gore, ilk uc maddenin degistirilemeyecegini soyleyen dorduncu maddeyi degistirdikten sonra, ilk uc madde de degisebilir. Yani, teknik olarak, hic bir kurali ihlal etmeden bu dort maddeyi istediginiz gibi degistireblirisiniz . Bu prof.a gore, bu 4. madde bir dilek, temenni teskil ediyor, o kadar. Daha fazla baglayiciligi yok.

Tabi her seyde fikir sahibi olan, hatta sadece fikir sahibi olmakla kalmayip kendini otorite ilan eden(mimari, sanat muzigi, bati klasik muzik, Turk klasik muzigi, muzecilik, fuarcilik, hukuk, politika, ekonomi, sehircilik, imar, otelcilik, restorancilik, gurmelik, hakemlik, teknik direktorluk, futbolculuk, trafik, asayis...ilk aklima gelenler) Hincal Uluc, 4. maddeyi okuyunca bunun kaldiralamayacagini dusunememis, ilk uc maddenin yerinin saglam olduguna kanaat getirmis, Halbuki 4. maddeyi koruyan bir 5. madde yok, olsa da onu koruyacak 6. bir madde. Sonucta cumhuriyetci de olsaniz, bu 4 maddeyi cumhuriyet anayasasini kalanina sadik kalarak degistirebilirsiniz.

Hincalin sorunu cumhuriyetciligini ilk uc maddeye baglamasi, yani sekilci olmasi. Onun gibiler icin anayasanin geri kalanin maddelerinin ne oldugu, nasil bir mentalite ile yazildiginin pek onemi yok. Gercek cumhuriyetcilik bu uc maddeye bagli olamaz; gercek cumhuriyetci anayasanin geri kalaninin ruhuna bakar, ona gore anayasayi tartar. Bu uc maddeyi koruyup, anayasanin geri kalaninda diktatorluge sebep olacak maddeler de getirebilrisiniz. Bu duruma gercek demokratlar ve cumhuriyetciler bu duruma itiraz edecektir, ama Hincal gibilerinin Cumhuriyetciligine halel gelmeyecektir

Yazan: comfortablynumb Tarih: April 30, 2007 05:29 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)