« March 2007 | Ana Sayfa | May 2007 »

April 30, 2007

Her Laik Paranoyak Değildir

Bugün Batı dünyasında “şu aralar bizi hedef alan her terörist Müslüman olsa da, her Müslüman terörist değil” diye bir laf var. Bu lafın kendisini biraz sakıncalı bulsam da, Türkiye’ye yönelik bir adaptasyonu işe yarar diye düşünüyorum: Şu sıralarda ülkemizdeki her paranoyak laik olsa da, her laik paranoyak değil.

Bir başka deyişle Önce Tandoğan’a sonra da Çağlayan'a yüzbinleri taşıyan “laik Cumhuriyet elden gidiyor” nevrozu, seküler bir yaşam biçimine ve dünya görüşüne sahip olan pek çok kişi tarafından paylaşılmıyor. Bunlardan biri, Türkiye’nin en ünlü ve saygın akademisyenlerinden biri: Bilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı, Türkiye Bilimler Akademisi üyesi hukukçu ve siyaset bilimci Prof. Metin Heper. Prof. Heper Radikal’den Neşe Düzel’in kendisiyle yaptığı söyleşide çok önemli şeyler söylemiş. Tümü mutlaka okunmalı.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:19 PM | Yorumlar (48)

April 28, 2007

Genel Kurmay’ın İnternet Mesajı Üzerine

Türkiye dün gece yarısından bu yana Genel Kurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yayınlanan laiklik uyarısını konuşuyor. Ben, meseleyi fazla büyütmek gerekmediği kanısındayım. Bu, hükümeti istifaya zorlayan bir “muhtıra” değil. Metinde işaret edilen hususlar ise — örneğin genç kız öğrencilerin başları örtülü halde ilahi okumaları — ne “rejime tehdit” olarak görülebilecek şeyler, ne de hükümetle bir ilgileri var. TSK’nın laiklik konusunda hassas olduğunu zaten biliyorduk, bir kez daha duymuş olduk. Mesele, bu.

Kanımca bundan sonraki süreç için de fazla endişelenmeye gerek yok. Ülke en fazla altı ay içinde zaten genel seçimlere gidecek. Millet, tüm bu “laiklik tehlikede” mesajlarına ne kadar katılıp katılmadığını, AK Parti hükümetini güvenilir bulup bulmadığını sandıkta gösterecek. Onun üzerine hiç kimse hiç bir şey diyemez.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 07:54 PM | Yorumlar (52)

Laik Devlet, ‘Laiklerin Devleti’ Değildir

[28 Nisan 2007 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Emin olun, eğer Türkiye’nin müstakbel 11. Cumhurbaşkanının bir “AK Partili” olması ihtimali ufukta belirmeseydi, “367 tartışması” diye de bir şey yaşanmayacaktı. Daha önce hiç bir Cumhurbaşkanı seçiminde hiç kimsenin aklına gelmemiş olan bu “laik hile-i şeriye”, Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’na malum olmayacak ve CHP’nin savaş baltasına dönüşmeyecekti.

Buna benzer tartışmalar ve gerilimler Türkiye’de onyıllardır sürüyor. Sorunun temelinde ise, “laiklik” kavramını kendilerine bayrak haline getirmiş bazı kesimlerin, bu ilkeyi tamamen çarpık bir şekilde anlamaları yatıyor. Bu kesimler, “laik devlet”in “laiklerin devleti” olması gerektiğini zannediyorlar. Yani devletin “laik” (dini olmayan) bir yaşam biçimine sahip olanlara ait olması, dindarların ise üst düzey makamlardan (ve hatta üniversiteler gibi kurumlardan) uzak tutulması gerektiğini sanıyorlar.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:12 AM | Yorumlar (52)

April 27, 2007

‘Merkez Sağ’ın Alçalışı

Ağar ve MumcuAnavatan ve Doğru Yol partilerininin liderleri, Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar, bugün ard arda yaptıkları açıklamalarla Cumhurbaşkanlığı seçimine katılmayacaklarını bildirdiler. Böyle yapmakla da, her ne kadar kendilerini CHP’den ayrıştıran laflar etseler de, fiilen CHP safına geçtiler. “CHP zihniyeti”nin uydurup savunduğu “laik hile-i şeriye”ye, yani “367 oyunu”na dahil oldular.

Sayın Ağar’ın son dönemde demokratik ve liberal bazı çıkışları olmuş, bunları takdirle izlemiştim. Ancak kanımca hem o hem de Mumcu, bu son kararlarıyla partilerinin tarihine karar birer leke sürdüler. Millet, vekillerini, Meclis’i çalışamaz hale getirsinler ve bürokratik oligarşiye kurban etsinler diye seçmez. Hele de merkez sağ seçmeni, o niyetle oy vermez. Çünkü merkez sağ, “Yeter, Söz Milletindir!” diyen bir geleneğin uzantısıdır. Oysaki bugün Ağar ve Mumcu, “Hayır, Söz Oligarşinindir!” diyenlerin safında yer aldılar. Yazık oldu...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:02 PM | Yorumlar (19)

April 25, 2007

Türk Milliyetçiliğinin Kürtlükle İmtihanı

[Türkiye Günlüğü dergisi Bahar sayısında yayınlandı]

Kuzey Irak'ta bir Kürt okuluHer ideoloji tarihin belirli bir durumunda ortaya çıkar ve hem o durumu anlamlandırmaya hem de kendince iyi gördüğü bir yöne doğru çekmeye çalışır. Bu, aynı zamanda, ideolojilerin yeni tarihsel durumlara göre sürekli olarak yeniden yorumlanması gerektiğinin de ifadesidir. Bu yeniden yorumlamayı yapamayan ideoloji, yeni şartlara uygun düşmeyen bazı eski kalıpları savunur hale gelecek, yani “çağın gerisinde” kalacaktır.

Bunu söylerken, “çağ ne getirirse ona uymak” gibi bir “konformizm”in doğru olmadığını da hemen belirtmek gerekir. Eğer karşımıza çıkan her olguyu ve görüşü sorgusuz-sualsiz kabul etseydik, o zaman zaten ideolojilere gerek kalmazdı. Bazıları bu konformizmi “pragmatizm” olarak niteleyip başlı başına bir ideoloji haline getirme eğilimindedir. Ancak insanoğlunun sadece dünyaya göre değişmek değil, aynı zamanda dünyayı değiştirmek gibi bir rolü vardır; olmalıdır. Ve de bu yüzden, gerçeklere göre kendini sürekli adapte eden, ancak gerçekliği de kendi değerlerine göre değiştirmeyi hedefleyen ideolojiler elzemdir.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:30 PM | Yorumlar (33)

April 24, 2007

Cumhurbaşkanı [Adayı] Gül, Ülkemize Hayırlı Olsun

Abdullah_Gul.jpgBugün Başbakan ve AK Parti lideri Tayyip Erdoğan, partisinin Cumhurbaşkanı adayını açıkladı: Dışişleri Bakanı Abdullah Gül. Bunun son derece yerinde bir karar olduğunu düşünüyorum. Sayın Gül, devlet adamı vasıflarına haiz, dış politikaya vakıf, birikimli, ilkeli ve uzlaşmacı bir isim. Seçildiği takdirde, Türkiye’ye büyük hizmetlerde bulunacağına inanıyorum. Kuzey Irak konulu yazımda da belirttiğim şekilde, “kendisinden bir önceki ‘demokrat, sivil ve Müslüman’ Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yaptığı gibi" pek çok konuda önemli açılımlar getirebilir. Ülkemize hayırlı olsun.

Öte yandan Sayın Erdoğan’ın AK Parti’nin ve hükümetin başında kalacak olması da bence önemli bir kazanım. Başbakan, sadece 4.5 yıllık icraatı ile değil, bugün gösterdiği feragat ve kalenderlikle de gerçekten bir “hizmet insanı” olduğunu ortaya koydu. Kendisini tebrik etmek gerek.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:29 PM | Yorumlar (46)

April 22, 2007

23 Nisan Mesajı...

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer bir “23 Nisan mesajı” yayınlamış ve “TBMM, O’nun (Atatürk’ün) yüce kişiliğine ve devrimlerine layık olduğunu kanıtlamak zorundadır” demiş.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:16 PM | Yorumlar (40)

April 20, 2007

Türk Neo-conları Irak Konusunda Yanılıyor

[20 Nisan 2007 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

Barzani'ye karşı izlenmesi gereken doğru politika ne?Malum, ABD’deki ünlü “yeni muhafazakar”lar (neo-conlar) sert ve saldırgan bir dış politika savunurlar ve zaten Irak işgali de büyük ölçüde onların marifetidir. Bu durum, bizde hep “doğal kaynakları talan etme” hedefiyle izah edilse de, aslında daha çok militarist ve şahin bir “siyasi zihniyet”le ilişkilidir. Neo-conlar, ABD’nin karşılaştığı “İslamcı terör” tehdidine karşı sert ve caydırıcı davranmak gerektiği, zaten radikal İslamcıların önceki yönetimlerin (özellikle Clinton’un) ılımlılığı yüzünden “cesaret bulduğu” görüşündedirler. Bunun üstüne bir de Oryantalist klişeleri eklerler: “Araplar ancak kaba kuvvetten anlar” ve “yumuşaklığı zaaf olarak algılar.”

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 09:51 AM | Yorumlar (36)

April 19, 2007

Kemalistler Kapitalizmi Neden Sevmez?

NOT: Dün Malatya’daki Hıristiyan bir yayınevine düzenlenen korkunç, insanlık dışı saldırıyı nefretle lanetliyorum. Birileri sürekli “Hıristofobi” yaydıkça, böyle vahşetler de kaçınılmaz olur. Misyonerlik paranoyalarını bir kenara bırakıp, ülkemizdeki tüm inançlar için din özgürlüğünü savunmamız gerek.

Ekonomi profesörü Eser Karakaş’ın iki hafta kadar önce (4 Nisan’da) yayınlanan bir yazısını çok önemli bulmuştum, ele alıp yazmaya ancak şimdi zaman ayırabildim. Prof. Karakaş, "Laik-Antilaik Çatışmasının İktisadî Temelleri" başlıklı sözkonusu yazısında “Cumhuriyet'in ilk günlerinden beri cumhuriyetçi laiklik anlayışı ile dışa kapalı, ulus model eksenli rant ekonomisinin beraber hareket ettiğini” söylüyordu ki, bu gerçek, günümüzde yaşanan bazı gerilimlerin (ve körüklenen paranoyaların) altında yatan nedenleri anlamak için çok önemli.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:40 PM | Yorumlar (32)

April 17, 2007

İngilizce Makale: ‘Render Unto Atatürk’

Din ve toplumsal yaşam konusunda ABD’deki en itibarlı fikir dergilerinden biri olan First Things’in Mart sayısında, "Render Unto Atatürk" başlıklı bir makalem yayınlandı. (Başlık, İncil’deki “Sezar’ın hakkını Sezar’a, Tanrı’nın hakkını Tanrı’ya verin” sözünden geliyor — “Render unto Caesar the things which are Caesar's, and unto God the things that are God's.”)

Türkiye’deki laiklik anlayışının dini özgürlükleri kısıtladığını, bundan hem Müslümanların hem de Hıristiyanların mağdur olduğunu anlatan makale, “İslami köktencilik” kadar “laik köktencilik”in de bir tehdit olduğunu, zaten ilkinin kimi zaman bu ikincisine tepki olarak doğup geliştiğini savunuyor. İlgi duyan okurlara tasviye ederim.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:38 AM | Yorumlar (19)

April 16, 2007

Cumhurbaşkanlığı Düğümü Çözülüyor mu?

Son ayların en yüksek tansiyonlu iç meselesi olan cumhurbaşkanlığı seçimini ben kendi içimde çözdüm. Kendisiyle yeni müşerref olduğum Aliye Öztürk hanımefendi Çankaya'ya çıkarsa, sanırım memleketimiz düzlüğe çıkar. Bu çiçeği burnunda cumhurbaşkanı adayına başarılar diliyor, kampanyasına can-ı gönülden destek çıkıyorum.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 02:04 AM | Yorumlar (14)

April 10, 2007

Vahiy ve Bilim Üzerine Bir Not Daha (ve de AT)

Vahiy ve Bilim Üzerine Bir Not” başlıklı yazıma ilave etmem gerektiğini düşündüğüm bir kaç nokta var.

Birincisi, vahiy ve akıl ilişkisi üzerine. Söz konusu yazıda aklın yanılabilirliğinden söz etmiştim. Bunu görmek zor da değildir; modern ideolojilerin hepsi “akıl ürünü”dür ama birbirlerinden çok farklı şeyler savunurlar ve bazıları bu savunduklarıyla büyük felaketlere de yol açmışlardır. Örneğin komünizm ve faşizm gibi sistemler tamamen “akıl ürünü”dür, kendi içlerinde belirli bir mantığa dayanırlar, ama onmilyonlarca insanın ölümüne neden olan korkunç sonuçlar üretmişlerdir.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 02:04 AM | Yorumlar (37)

April 06, 2007

Papa’dan Sömürgeciliğe Eleştiri

Geçen Aralık ayındaki “Papa’nın Marksistçe [Yanlış] Analizi” başlıklı bir yazımda, Papa XVI. Benedict’i “emperyalizme hizmet”le suçlayan kimi Müslüman yorumcuların yanıldığını söylemiştim. Özellikle de “Papa'nın başlattığı kiliseleri uzlaştırma hamlesi, Batı'ya da dini bir kimlik bulma, zengin Batı'nın yürüttüğü emperyal talana dinsel görüntü verme çabasının bir sonucu” diyen Sayın Nuray Mert’e katılmadığımı vurgulamıştım.

Bugünkü Hürriyet’te yer alan “Afrika’yı Yağmaladık” başlıklı haberde yer alan bilgiler, bu açıdan ilginç. XVI. Benedict yakında yayınlanacak olan “Nasıralı İsa” adlı kitabında Batı dünyasını “Afrika’yı ve diğer yoksul bölgeleri yağmalamakla” suçluyormuş. “Bizim yaşam tarzımız, hepimizin dahil olduğu tarih, onları soydu ve soymaya devam ediyor" diyormuş. Dahası “Onlara Tanrı’yı sunarak muhteşem geleneklerine kucak açacağımıza, onlara sadece güç ve kár hesabına dayanan Tanrısız dünyanın şüpheciliğini sunduk" diyerek, Batı’nın yaydığı kültürel materyalizmi de kınıyormuş.

Umarım Papa’nın bu isabetli görüşleri, bazı aydınlarımızın Batı dindarlığını emperyalizmin bir alt kümesi zannetme kolaycılığından kurtulmalarına yardımcı olur.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:06 PM | Yorumlar (5)

Panel: Avrupa Birliği Süreci ve Türkiye

Bu Pazar (8 Nisan) günü Köprü Grubu’nun düzenlediği “Avrupa Birliği Süreci ve Türkiye” konulu bir panelde konuşacağım. (Sanırım tartışma AB sürecinden başlayıp Türk siyasetine kadar uzanacak.) İlgi duyanlar, Mecidiyeköy Kültür Merkezi’nde saat 16’da başlayacak olan programa izleyici olarak katılabilir.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:35 PM | Yorumlar (2)

April 05, 2007

Vahiy ve Bilim Üzerine Bir Not

Sayın Ali Bulaç’ın köşesinde yayınladığı “okur mektubu”mda geçen “Kuşkusuz vahiy mutlak doğrudur; bilim gibi beşeri bilgi kaynakları ise eksik, kusurlu ve değişkendir” şeklindeki cümle üzerine bir okur eleştirel bir yorum getirmiş. “Bu ne kadar vahim bir cümle, bu anlayışa sahip olan kişi daha en baştan itibaren bilime değil, sadece vahye dayandığını itiraf etmektedir” demiş. Yaygın bir zihniyetin ifadesi olduğu için, bu eleştiriyi eleştirmekte yarar gördüm.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 08:13 PM | Yorumlar (29)

April 04, 2007

Akıllı Tasarım Teorisine Yönelik Bir Eleştiri ve Cevap

Türkiye’nin en birikimli ve vasıflı Müslüman entelektüelerinden biri olan Sayın Ali Bulaç, 28 Mart 2007 tarihli “Darwincilerden Tık Yok!” başlıklı yazısında Darwinizm’in yanısıra Akıllı Tasarım teorisine de eleştiri getirmişti. “Allah, zeka sahibi insan gibi tasarlamaz; ilmi, iradesi ve kudretiyle halkeder ve bu yaratma "Kün" emriyle vuku bulup devam eder” demiş, “insana ait bir sıfatla Allah nitelendirilemez” diye de eklemişti.

Ali Bulaç’ın "Akıllı Tasarım" başlıklı bugünkü köşesinde ise, benim kendisine yolladığım bir okur mektubu yayınlandı. İlgi ve nezaketine çok teşekkür ediyor, mektubun metnini aşağıya ekliyorum:

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:33 AM | Yorumlar (44)