« Vatana İhanet, Oligarşiye İhanet | Ana Sayfa | 300 Spartalı, Oryantalizm ve Faşizm »

March 27, 2007

Erdoğan’ın Çankaya Hesapları

[27 Mart 2007 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Bu günlerde bazı yorumcular, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı konusunda bir “oyun planı” kurduğu ve bunu uygulamakta olduğunu düşünüyor. Oysa AK Parti’nin bazı üst düzey isimlerinden aldığım duyumlara göre aslında Başbakan bu konuda hâlâ kararsız. Bunun nedeni ise Çankaya’ya çıkmanın da çıkmamanın da Erdoğan’ın önüne siyasi zorluklar koyuyor olması.

Öncelikle cumhurbaşkanı olmaması ihtimalini ele alalım. Erdoğan bu durumda kendisinin yerine bir başka önemli AK Partiliye Çankaya yolunu açmış olacak. Ama bunun parti içinde siyasi bir problem yaratmasından, seçim dönemi öncesinde bir “küskünler kampı” oluşturmasından endişe ediyor. Başta Meclis Başkanı Bülent Arınç olmak üzere, “Erdoğan cumhurbaşkanı olmazsa, ben olmalıyım” diye düşünen bazı isimler var. Parti tabanında ve milletvekilleri arasında önemli bir ağırlığı olan Arınç’ın, Erdoğan’a rağmen, onun göstereceği cumhurbaşkanı adayına karşı Çankaya’ya talip olması, ihtimal dahilinde. Arınç’ın Meclis Başkanlığı seçimi öncesinde de yine AK Parti’den olan Vecdi Gönül’e rakip çıkması, bu konuda akıllarda kalmış bir “emsal.”

Oysa Erdoğan’ın aklında AK Parti’yi daha da merkeze çekmek, daha da liberalleştirmek hedefi var; bunu yapabilmesi için de parti disiplinini elinde tutması gerek. Cumhurbaşkanlığı konusunda yaşanabilecek bir parti içi çekişme, hiç istemeyeceği bir senaryo. Çankaya’ya çıkmamasının, buna yol açması riskini akılda tutuyor.


Erdoğan Çankaya’ya Çıkarsa

Diğer yandan Erdoğan Çankaya’ya çıkarsa, karşılaşacağını düşündüğü başka zorluklar var.

Hemen belirteyim ki, bu zorluklar “Ben gidersem partim ne olur” sorusundan kaynak bulmuyor. Erdoğan, daha önce Özal’ın ve Demirel’in cumhurbaşkanlıkları sonrasında ANAP ve DYP’nin başına gelen “lidersizlik” sıkıntısının AK Parti’de de yaşanacağına ihtimal vermiyor. Çünkü Özal ve Demirel’in arkalarında bırakabilecekleri güçlü, başarılı, karizmatik birer isim yoktu. AK Parti’de ise Abdullah Gül var. Gül, zaten başbakanlık tecrübesi bulunan, dahası geçen dört yıl içinde Türk dış politikasını başarıyla yönetmiş, hem dış dünyada hem de Türkiye’de güven ve sempati kazanmış bir isim. Parti tabanında zaten çok seviliyor. Dolayısıyla Erdoğan, kendisi cumhurbaşkanı olduğu takdirde, Abdullah Gül’ün hem başbakanlık hem de parti liderliğini başarıyla üstleneceğine inanıyor.

Nitekim Abdullah Gül’ün yakın çevresinde de bu yönde bir beklenti var. Gül’ün yakın zaman önce “Bizde devir teslim konusunda sorun olmaz, bunun örneklerini verdik” mealinde konuşmuş olması da “Erdoğan cumhurbaşkanı, Gül başbakan” formülüne yoruluyor.

Kısacası Erdoğan’ın Çankaya yolunda partisinden yana bir endişesi yok. Aksine, bunun parti için daha iyi olacağını düşünüyor. Ama onu endişeye sevk eden başka bir unsur var: “Devlet”in ve toplumdaki laik duyarlılığı yüksek çevrelerin Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını bir sorun haline getirmeleri olasılığı. Cumhurbaşkanı olduğunda devlet kurumlarıyla yapacağı temaslarda sıkıntılar yaşanması, bunun “siyasi kriz” gibi algılanması ve istikrarsızlığa sebep olması ihtimalinin ne kadar gerçekçi olduğunu tartıyor.


Yüzde 51

Şu bir gerçek ki, katı laik çevreler bir yana, mevcut cumhurbaşkanını fazla “statükocu” bulan liberaller arasında bile, Sezer’in AK Parti’ye karşı bir “denge unsuru” olduğu görüşü yaygın. Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkması halinde hem cumhurbaşkanlığı hem de başbakanlık makamları AK Partililerde (hem de AK Parti’ye sonradan katılmış isimlerde değil, parti geleneğinin özünü temsil eden liderlerde) olacak. Bunun Türkiye’de, bazı korku tacirlerinin ileri sürdüğü gibi “Cumhuriyetin sonu” değil ama “muhafazakârlığa kayma” şeklinde bir sonuç vereceğinden endişe eden, dolayısıyla “denge arayışı” içinde olanlar var. Erdoğan bunu görüyor.

İşte Başbakan’ın Çankaya hesabının hâlâ belirsiz olmasının nedeni, tüm bu farklı dengeler üzerinde hâlâ düşünmekte ve “nabız yoklamakta” oluşu. Benim gördüğüm, şu noktada Çankaya'ya çıkma ihtimalinin “yüzde 51” düzeyinde olduğu. Önümüzdeki haftalar, ibrenin ne yöne kayacağını belirleyecek.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 27, 2007 11:51 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Mustafa Bey guzel bir tahlil sunmus am Cankaya-Totocularin isine yarayacak fazla "insider" bilgisi yok. En azindan gecen Ertugrul Beyazkaptan'in yatigi "erdogasn Beni aradi Cumhurbaskanligi hakkindaki gorusletrini paylasti" ilk satrini gazetenin on cephesine koyup tiraj ve tik sayisini arttirma oyununa bas vurmamis (yazinin icnde hicbir bilgi yoktu).

Bu yazida ozellikle "parti ici faktorler" vurgulanmis ama ben "parti disi" faktorlerin malesef daha belirleyici olcag kanaatindeyim. Maalesef demokratik bir ulke olmadigimiz, ve arastirmaci gazetecilik diye birsey henuz olumadigi icin su siralar perde arkasinda cerayan ettiginden emin oldugum gelismelerden haberdar degiliz.

Eminimki su siralar Erdogan ve hukumete CB'lik konusunda Askeri Kanat'ta bircok telkinler hatta muhtiralar dahi ulasiyor. Dolayisi ile aday belirlemede "ic dnamikler" den cok dis dinamikler" (parti disi) rol oynayacagidir endisem.

Bir de sunu not edeyim: "Erdogan CB olursa Ak_Parti oy kaybeder" dusuncesine olanlardan degilim. Simdi AK-Parti'ye oy vercek vatadasin artik Erdogan'in karizmasindan cok hukumetin icraatlarina oy verecegi fikrindeyim.

Her kim olursa bir sobnraki CB icin bu bir "atesten gopmlek" olcagi dusunlurse AK-Parti icersinde bu gorev icin yaris olmasini da (var ise) pek anlayabilmis degilim.

Toto oynuyor olsam Vecdi Gonul gibi bir "taviz aday" a oynardim.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 27, 2007 12:49 PM

Başbakan Erdoğan'ın adaylıkla ilgili değerlendirmelerinde belirttiğiniz etkenlerin yanında ortaya çıkarılan senaryoların da etkili olacağını düşünüyorum. Mesela bugünlerde ısıtılan bir kaset olayı var ki biz bu kaset olaylarına önceki dönemlerden oldukça aşinayız.

Bugün Zaman'da Ekrem Dumanlı bu konuyu biraz da pot kırma ve siyaset açısından ele almış,yer yer hak veriyorum yazıya.

Şöyle hakkıyla kaç kez cumhurbaşkanı seçebilmiş ki meclis? Son 2 dönemde demokratik seçim yapıldığını düşünmüyorum. Geriye sadece merhum Özal kalıyor ki onun da seçim aşamasında karşılaştığı sorunlar,komplolar ve en sonunda da şüpheli vefatı statükonun bu "son kale" için aslında ne denli etkin olduğunu bize gösteriyor.

Yazan: Feraklit Tarih: March 27, 2007 01:44 PM

Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Sayın Erdoğan ın cumhurbaşkanlığı yolunda ki durumuna ait görüşlerim aşağıdadır.
1.Ben muhafazakar bir çevrenin evladı olarak diğer ülke fesatlarına karşı(ehven-i şer) başarılı olmasını elbette istemeliyim.Ama istemiyorum.Çünkü yetiştiğim çevrenin dünya görüşü beni gani etmiyor.Ben artık bu konularda solcu gibi oldum(aslında bütün izm leri reddeden büyk ustaya her an rahmet okuyurum)(solcu gibi oldum deyişi kirlendimi andırdı :)).Neden istemiyorum çünkü erdoğan ın başarısı ile ülkemin ve milletimin tarihi başarısı ötüşmüyor. Bundan dolayı cumhurbaşkanı olmamalıdır.
2.Fakat tezat bir durum var Erdoğan ın cumhurbaşkanı olmamasını isteyenlerle hiç bir ortak yönümüz yok aslında onların hevesleri beni iğrendiriyor.
3.Ben Sayın başbakanı cumhurbaşkanlığı makamına uygun görmüyorum.Çünkü yıllardır kendisine slogan yapıp yükseldiği değerler Onun cumhurbaşkanlığıyla iyice yıpranacaktır.
4.Devlet adamlığı,temsil yeteneği,sosyal mühendislik yanı çok zayıf olan bu pragmatik kişiliğin cumhurbaşkanlığı makamına oturmasına dışarda ki aklıselim bir utanma vesilesi olarak görecektir.
5.Ben halen daha samimi ve ciddi görüşümü sürdürüyorum.Bugün Türk milletinin başına gelebilecek en iyi şey cumhurbaşkanlığı vazifesine Taha Akyol un seçilmesidir.Düşünsenize mhp memnun,akp memnun,bbp memnun,anap memnun,aydın doğan memnun
en önemlisi tarih yazılacak,gerisi önemli değil.
6.Ama bence de % 51 ihtimalle erdoğan seçilecektir.Buna karar verenler onun vizesini belediye başkanlığı zamanında verdiler.Niye mi?Çünkü gördüler.Tayyip Erdoğan nelerden taviz verebiliyor iktidar uğruna.bugün bağırıp çığıranlar onun ekmeğine geçmişte de yağ süren asıl bu işi tezgahlayan grubun üyeleridir.
Saygılarımla

Yazan: Salih N. Tarih: March 27, 2007 01:51 PM

Salih Bey,

Şöyle yazmışsınız:

"Ama bence de % 51 ihtimalle erdoğan seçilecektir.Buna karar verenler onun vizesini belediye başkanlığı zamanında verdiler.Niye mi?Çünkü gördüler.Tayyip Erdoğan nelerden taviz verebiliyor iktidar uğruna.bugün bağırıp çığıranlar onun ekmeğine geçmişte de yağ süren asıl bu işi tezgahlayan grubun üyeleridir."

Sizden bir ricam var.

Şu Erdoğan'ın C.başkanlığına seçileceğini daha belediye başkanlığı sırasında karar verenlerle, yani müneccimlerle "yakın temasta" bulunan bu kişiler -her kimse onlar- ile irtibat kurmak mümkün mü?

Benim bir sorunum, daha doğrusu "sorum" var. 32 yaşındayım. Evli iki çocuk sahibiyim. Elim yüzüm düzgün ama yakışıklı sayılmam. Kilom vardı biraz rejim yapayım dedim. Hiç başaramazdım, bu kez çok başarılıyım. 1.5 ayda tam 13 kilo verdim, 75 e düştüm. Boy 1.76.

Ama endişelenmeye başladım. Acaba ben hasta mıyım? Ne zaman öleceğim, bi zahmet soruverseniz?

Saygılar.

Yazan: Suat Öztürk Tarih: March 27, 2007 06:38 PM

benim gorusum soyle;

Bülent Arınç cumhurbaskanı olacak,Recep Tayyip Erdogan basbakan olarak devam edecek.

Yazan: bercenay Tarih: March 29, 2007 12:00 AM

Turkiyenin ihtiyaci olan adimlar:

1- Dunyayi kavramak, dunyadaki yerini yeniden ayarlamak
2- Ic huzur, baris, denge ve demokrasi
3- "Herkesin devleti" olmak

Turkiyede bu adimlara onculuk edebilecek parti veya lider su anda mevcut degil.
Ancak, 2005 teki demokratik adimlardan U donusu yaparak milliyetcilige ve oligarsiye teslimiyet sinyalleri veren AKP ve Erdogan rotasini 2005 ve oncesi istikametine cevirdigi taktirde bahsettigim lider vasiflarina en yakin ve TEK lider.
***

1- Dunyadaki ekonomik, sosyal ve kulturel etkilesim suratle agirligini hissetirmekte, uyamayanlari -zorla- uymaya yonlendirmektedir. Etrafimizda olup bitenler, baska ulkelerin meclislerindeki tasarilar, birilerinin cizdigi yeni haritalar, borsalardan ve yatirim politikalarindan, enerji hatlari hesaplarina kadar olan bitenler, AB ruzgarlari artik Tukiyenin etrafina duvar cekip kavruk kavruk yasamasina musade etmemektedir.
Hala duvarimi cekip hazineden gecinmeye devam ederim zihniyetindeki oligarsik/1930 model devlet tarzinin savunucularina Erdogandandan baskasinin direnebilecegine pek kanaat getirmiyorum.
***

2- Roma imparatorlugunun Anadolu topraklarina adim attigi gunden buyana halki -teba- olamaktan ote gormeyerek yoneten her devlet, daima almis fakat cok az geri vermistir.
Bugun Anadolu halki artik teba olmaya razi olmayacak olgunluga ulasmis, cesitli engellemelere ve yasaklara ragmen kendi kendini yonetecegi iktidara adim adim yaklasmaktadir.
Bunu engellemek isteyen statuko, basortusu-kimlik yasaklari ve "tehlike geliyor" korku ve bahaneleri ile bu degisimi engellemeye calismaktadir.
Anadolu insani Erdoganin arkasinda durmanin bu engelleri asmanin, huzur ve demokrasinin yesermesinin ilk adimi ve tek caresi oldugunu bilmektedir.
***

3- Tiyatrolarin amblemi olan gulen/aglayan suratli tanri Janus misali; vatandasina daima asik suratli, hortumcusuna, lojmancisina gayet guler yuzlu olan, istedigine hizmet goturen istemedigine vatan haini veya bolucu veya seriatci damgasi vurarak dislayan devleti Erdogandan baska kimsenin yola koyacagina da pek aklim yatmiyor.
***

5-6 sene once birileri bana bunlari yazacagimi soyleseydi ciddiye almazdim... bunuda itiraf edeyim.

Yazan: Haydar Tarih: March 29, 2007 09:07 AM

rtE nin başbakanlığı-BB veya cumhurbaşkanlığı-CB konusunda söylenecek, ve hepsi rtE aleyhine olan çok şey var ama, konu rtE nin olmaya cesaret edip edemeyeceğidir bence. Cesaret etmekten bahsediyorum çünkü rtE nin CB olmak konusundaki ihtirasından şüphe eden kimse yoktur eminim ki.
Kişisel olarak görüşümü ve düşüncemi belirtecek olursam bence rtE aday olmayacak, çünkü aday olması demek kazanması demektir, malum meclisin dağılımı ortada. Aday olmayacak, çünkü CB olması ona çok fazla sorun doğuracaktır.
Öncelikle şu bilinmeli ki CB adayı olabilmesi için milletvekilliğinden istifa etmesi gerekir rtE nin. Bu durumda dokunulmazlığı otomatik olarak düşecektir, ve de rtE hakkında birçok davanın beklediği biliniyor. Sağolsun akp iktidarı sayesinde o kadar çok ilki yaşadık ki- olumsuz ilkler tabiki- rtE sayesinde bir ilki daha yaşarız. CB nin dokunulmazlığı olmadığı için eğer rtE CB olursa o fors plakalı makam aracı ile bol bol asliye ve ağır ceza mahkemelerini ziyaret edeceği kesin. Buna rtE bence cesaret edemez.
Ayrıca şu artık belirginlik kazanıyor ki yeni dönem mecliste 2 den fazla parti olacak gibi. DYP ve MHP barajı aşacak görünüyor. Yani rtE CB olursa altında akp nin iktidar ortağı olmadığı bir koalisyon hükümeti olabilir ki bu rtE yi olduça kısıtlı tutar. ( burada parantez açmak istiyorum, malesef kamuoyu yanıltılıyor CB nin yetkileri konusunda, elbetteki CB nin kimi yetkileri var, özellikle yüksek yargı elemanlarının atanması konusunda ama yine de yürütme ve yasama yönünden yetkileri oldukça sınırlıdır. Mesela bir kanunu sadece bir kez veto edebilir, ya da en fazla Anayasa Mahkemesine gönderebilir. Yani kendi asla bunun dışında bir müdahele yapamaz. Kanunun çıkıp çıkmayacağını en son mahkeme veya yine meclis söyler. CB değil. Eğer ki meclis anayasaya uygun kanun geçirirse CB hiçbirşey yapamaz. Ama sağolsun akp o kadar bu yanlışı yapıyor ki tabiki Sezer için bunları durdurmak zor olmuyor. Yani şu an Sezer i güçlü yapan şey akp nin yanlış atamaları veya yasalardır. Anayasa değişikliği için de aynısı geçerli. Son sözü sadece meclis veya referandum ile halk söyler, CB asla son sözü söylemez.)
Neyse,
Yani rtE CB olursa, yeni hükümet ve meclis doğru icraat yaptığı sürece rtE sadece oturur ve yürütmedeki kısıtlı yetkilerini kullanır. Yargı elemanları konusundaki geniş yetkilerine gelince de, bu yetkisini kullanması ancak üyelik boşaldığında olabilir. Artık 7 yılda ne kadar boşalırsa. Elbetteki CB nin birçok yetkisi var ama demeye çalıştığım asıl nokta, bu yetkiler Bakanlar kurulu ve meclisin yetkilerinden kesinlikle daha geniş yetkiler değildir.
İkinci bir durum ise diyelim ki rtE bir başkasını aday gösterdi ve kendisi BB olarak kaldı, bu da ayrı bir sıkıntı doğuracaktır rtE için, çünkü şurası belli ki tek başına iktidar olamayacak veya iktidar bile olamayacak yeni seçimlerde- zaten herkes bunu görüyor ki zaman gazetesi son zamanlar DYP-akp iktidarına övmeler yapıp duruyor, ben de çok gülüyorum tabiki bu duruma, resmen altyapı hazırlıyorlar-. Eğer ki rtE bir başkasını CB adayı yaparsa, yeni seçimde de iktidarı kaybederse kendi eli ile birisini tepelere getirirken , kendisi sıradan bir muhalefet lideri olacak. Bunu kaldırır mı rtE, bu tahammülsüzlükle asla bence. Kaldı ki şurası şimdiden belli ki rtE dışındaki her aday partide taraflar oluşmasına sebep oluyor.
İşte benim rtE hakkında görüşlerim bunlar, sonuçta kanunlar ve Anayasa konuşmalı, ve konuşacak da. Ama şu kesin ki rtE ye bol sabırlar dilemek gerekiyor, zaten iki güne bir değişikliklerden bahsetmeleri- yok anket, yok yeni anket, vs. - kendilerinin kafaları bir hayli karışık. Üstelik Baykal'ın çirkin muhalefeti ( yanlış anlaşılmasın, rtE kesinlikle muhalefeti hakediyor, ama yöntem ve söylev tarzı Baykal'ın yaptığı gibi olmamalı) sayesinde eğer rtE aday olmaz ise bu kesinlikle seçmen de Baykal'ın mücadelede kazandığı izlenimini oluşturacaktır ki, bunun maliyeti oldukça fazla bir oy kaybı olucaktır.
Sonuç olarak yine aynı şeyi söyleceğim,
rtE ye BOL SABIRLAR, inanın bu kadar güç ile bu kadar limitli kalmak- ki tamamen kendi hataları ile olmuştur bu- bana çok ama çok komik geliyor Erbakan a çok gülerdim, sıra ile demek ki bu işler.

Yazan: Beagle Tarih: March 29, 2007 11:34 AM

rtE ye BOL SABIRLAR, inanın bu kadar güç ile bu kadar limitli kalmak- ki tamamen kendi hataları ile olmuştur bu- bana çok ama çok komik geliyor Erbakan a çok gülerdim, sıra ile demek ki bu işler. (Beagle)

Siz gülmeye devam edin.

Manzara şu: İktidarının 5. yılında oy oranını arttıran bir parti. Hızla yolalınan AB süreci. Demokratikleşmede yetersiz olmakla birlikte gelinen mesafeler. Liberal politikarla şahlanış.

Ve acz içinde baraj korkusunua düşmüş irili ufaklı bir muhalefet. Alternatifi olmadığı ve Ana Muhalefet partisi olduğu halde oy oranını tepetaklak düşen CHP.

Erdoğan çok akıllı oynuyor ve aynen "ellerine verdik çelik çomak oynuyorlar" dediği gibi gündemi belirliyor. Geçenlerde sızdırılan "eşi başörtülü olMayan C.Başkanlığı adayları" ile alakalı anket de bunun göstergesi..

İstese C.başkanı olabilecek, istemese 5 yıl daha Başbakanlığı garanti bir adam.

Kim kime gülüyor acaba?


Yazan: Suat Öztürk Tarih: March 29, 2007 12:41 PM

Allah yeni Cumhurbaşkanımıza zihin açıklığı versin. Başarılar.

Ben müslümanım diyenin tekrar yanıma gelip bir de aynı zamanda laikim demesi mümkün değil niye? Çünkü müslümanın yaratıcısı Allah kesin hakimiyet sahibidir. Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir lafı koskoca bir yalan. (Recep Tayyip Erdoğan)

Türkiye Cezayir olur mu, diye soruyorlar. Biz hazmettire hazmettire geliyoruz. Allah'ın izniyle!..Şimdi artık millet yalnız aktörleri değil , senaryoyu da değiştirmeye talip. Bu çalışmalarımız senaryoyu değiştirme çalışmalarıdır. Biz onun için geliyoruz. Bu düzenin koruyucusu olamayız; bu mümkün değil. Bu hukuku hazırlayanlar, bu düzenin kaldırılmasının maşası olacaklar. (Recep Tayyip Erdoğan)

Avrupa Birliği'ne girmek için koşturuyorlar. Onlarda bizi almamayı düşünüyorlar. Eeeee..Bizde girmemeyi düşünüyoruz. AB'nin asıl adı Katolik Hıristiyan Devletler Birliğidir. (Recep Tayyip Erdoğan)

Yahu bu milletin bütünlüğü Ne Mutlu Türküm diyene ifadesiyle sağlanır mı? Osmanlı 30'u aşkın etnik grubu ümmet düşüncesiyle birarada tuttu. (Recep Tayyip Erdoğan)

Doğumevlerinde yalnız kadın doktorlar çalışacak!..Öğretmenlikte yetişmiş başörtülü kızlarımız var, şimdi işe alınmayan bu başörtülü kızlarımız ana okullarında yavrularımızı yetiştirecek. (Recep Tayyip Erdoğan)

Yazan: Hülagü Tarih: March 30, 2007 12:46 PM

Sayın Mustafa Akyol'un değindiği en önemli konu bence Sayın Abdullah Gül konusu.

Chp liderinin "Erdoğan Cumhurbaşkanı olmasın! Partisinin başında kalsın, gelecek seçimleri Akp de kazanabilir, olsun, Tekrar Başbakan olsun, ama Cumhurbaşkanı olmasın" sözlerinin nedenide budur.

Abdullah Gül ne bir Mesut Yılmaz nede Çiller dir. Sayın Erdoğan sonrasında partiyi taşır, hatta Tayyip beye olan bazı tepkilerden ve yeni bir yüzle karşı karşıya olunmasın dan dolayı (partinin bir bakıma vitrini yenilenmiş olur)partinin oylarını daha da artırabilir.

Bu durumda, millet iradesinin üzerinde bulunan iktidar dinamiklerinden -Cumhurbaşkanlığı, genel kurmay,YÖK- biri ve en önemlisinin bir "görüşün" eline geçmesidir.

Bu "korku oyunun" sonu olabilir! Korkularla yönetilen toplumun bu korkuların ne kadar "boş" olduğunu anlaması, yönetenin ve yönetme yönteminin sonu, dolayısıyla siyasi iktidara kim gelirse gelsin, daima "iktidar olanın" sonu olabilir.

Ancak bu sonun engellenmesi, sadece Recep Bey in Cumhurbaşkanlığının engellenmesiyle başaralıbilecek bir durum değildir.

Önce Sayın Demirel in Cumhurbaşkanlığı süresinin uzaltılmasına "HAYIR" denmesiyle başlayan çatlama, Irak teskeresine "HAYIR" denmesiyle derinleşerek devam etti.

Kabuk bir kere çatlamıştır, Kaçınılmaz son engellenemez...

Saygılar....

Yazan: Muhammet Tarih: March 30, 2007 07:55 PM

İnanç sömürüsüyle iktidar olanlar inançlarını satmaktan çekinmezler.

Değerli eleştiri ve yorumlarınızı bekliyorum.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: March 31, 2007 11:18 AM

suat bey, bülent arınç olacak demiş. bunun türkiye'de olacak en son şey olduğu aşikardır. mülahazalarda bulunurken bu gözardı edilmemeli.

Yazan: yigit Tarih: April 1, 2007 11:07 AM

Suat Bey oldukça doğru tespitler yapmış. Öyle yada böyle, AKP Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir siyasi başarı elde etti. Seçim sonundaki tablo korkunçtu. AKP bütün partileri "silindirle ezdi" neredeyse. (Buradan bir CHP'nin çıkması ise, onun başarılı olmasından filan kaynaklanmıyordu.)

Başbakan kim olursa olsun, Cumhurbaşkanı kim olursa olsun, hangi parti nereleri ele geçirirse geçirsin, önemli olan bence halkın ne düşündüğüdür. Halkın kabul etmediği ve etmeyeceği şeyleri dayatmak mümkün değildir. Bu yeni doğan ve büyüyen bir gerçektir.

Yazan: Keskin Tarih: April 1, 2007 11:50 AM

Evet suat Öztürk, önceki tartışmalarımız kapanmamışken yeni bir tartışmaya başlamak bana sıkıcı geliyor ama ne yapalım, cevapsız kalmaya bir hayli alıştım.
Neyse diyerek;
Şimdi suat Öztürk, bahsettiğiniz manzarada 5. yılında akp nin oy oranını artırdığını nereden biliyorsunuz? bu sadece tahmin edilebilir, yoksa geleceği mi görüyorsunuz? yok anketlerden bahsedecekseniz bu bilgi değil, tahmindir. Karıştırıyorsunuz, ayrıca tam tersi anket sonuçları var. Yani bilmesek ya da cahil olsak herhalde daha neler diyeceksiniz. Maşallah, ne diyeyim.
Hızla yol alan AB süreci ne imiş? Buyrun, hala adayız, hangi müzakere başlığı sonuçlandı. Birkaçı başlayabildi o da hiç bir garanti verilmeden,üstüne taviz verilerek. - hatırlatıyorum ekonomi tartışmamızı, bunları da sonra bahsetmemiş gibi geçmeyin lütfen cevap veriniz, olur mu?-
Demokrasi konusunda ne mesafe almışız, yani lütfen suat Öztürk , 'Kavramlar benim milletimin karnını doyurmuyor' , demokrasiyi amaç değil tramvay olarak gören bir liderle mi demokrasi gelişecek, biz de buna mı inanacağız? ayrıca varsa ne imiş bu gelişme? tıpkı rtE gibi konuşuyorsunuz, hiç yere temas etmeden bol yükseklerden.
Liberal politikalarda şahlanış!! e ben de yuh diyeceğim, son 5 yılda ne açılımlar oldu da liberal politika şahlandı, en az bir icraat yazın veb unların ŞAHLANIŞ olduğunu izah ediverin de inanalım bari,
Evet muhalafet cidden bir acz içerisinde, bunu fazlası ile hak ettiler, rtE gibi bir lidere bu kadar tutarsız ve zayıf bir muhalefet yapılabilir.
Peki siz benim yazdığımı tam okudunuz mu gerçekten suat Öztürk , zaten okumuyorsunuz herhalde, beni yabancı sermaye, özelleştirme karşıtı ilan etmiştiniz, üstelik de dayanaksız olarak, hala cevap alamadım o sorularıma, neyse,
diyorum ki zaten bu kadar güç ile bu kadar limitli olmak: yani bahsettiğim rtE yi güçsüz bulmuyorum ve buna gülmüyorum. Bu kadar güç ile bu kadar limitli kalmak. Çık açıkla adayını, senden daha güçlü kim var bunu yapabilecek, nedir bu telaş, bu korku. işte beni güldüren bu, bir de sizin anlamadan cevap vermeniz. Okuyunuz suat Öztürk , okuyunuz. ha bir de lütfen sorularıma cevap veriniz. bakın ne oldu ekonomi ile ilgili tartışmamız? üstelik bir de iktisatçı imişsiniz. neyse ben alıştım zaten bunlara.
evet konumuza dönecek olursak, rtE aday olursa garanti olan şu , bol mahkeme ziyareti, bakın üstelik emsal yargı kararları bile var terörbaşına 'sayın' denilmesi konusunda. heyecanla bekliyorum CB adayı olursa mahkemede ne cevap verecek bu ses kayıtlarına?
Eee bir de size soralım suat Öztürk, hoş cevap vermiyorsunuz ama, sizce nasıl hesap verir rtE bu ifadelere mahkemede, ya da CB forsu taşıyan makam arabasına yakışacak mı böyle bir davadan ötürü adliye saraylarını ziyaret etmek?

Yazan: Beagle Tarih: April 1, 2007 02:05 PM

Sayın Yiğit,

Ben "Arınç olur" dediğimi hatırlamıyorum. Onu sanırım Bercenay rumuzlu yorumcu yazmıştı.

Selamlar.
Sayın Beagle,

Siz cevapsız kaldığınızı sanmaya devam edin. Birşeyler yazıp, yazılan cevapları görmezden gelip sonra da "bana cevap verilmedi" demekle kimi kandırdığınızı zannediyorsunuz anlayamıyorum. Trübunlere oynuyorsanız, buranın okurlarına hakaret gibi olur bu cümleler. Çünkü kimin ne yazdığı, kimin kime nasıl cevap verdiği, kimin nasıl saçmaladığı yazıların altında yazıyor. herkes bu değerlendirmeyi yapacak kapasiteye sahip, yanılıyor muyum?

Böyle yaparak ancak kendi egonuzu kandırabilirsiniz; o da yerse tabi.

AKP'ye gelirsek. Bunu görmek için kahin olmaya gerek yok. Seçimlerden sonra ölmez sağ kalırsak görüşürüz.
Bakın en son yapılan Anar anketi ne diyor: (Anarın 3 kasım seçimleri %0.3 yanılmayla doğru tahmin ettiğini hatırlatırım)

http://www.yenisafak.com.tr/politika/?t=25.03.2007&q=1&c=2&i=37060&Başbakanın/masasındaki%3cbr%3e/son/anket

Kararsızlar dağıtılmadan AKP'nin oy oranı % 35. Kararsızlar dağıtılrsa daha da yükseliyor. Liderler performansı değerlendirmesinde ise Başbakan Erdoğan % 62 ile açık ara önde.

Anlayacağınız Türkiye sizden ve sizin gibi düşünenlerden ibaret değil sayın Beagle.

Gördüğüm kadarı ile demokrasiyi içinize bir türlü sindiremiyorsunuz. Haklısınız oligarşiye ve tahakküme o kadar alışmışsınız ki bu günler size çok zor geliyor olmalı, tahmin ediyorum.

Bakın bir fıkra anlatayım. Adamın birisi bakkala gitmiş. Ekmeğin arasına tahin helvası istemiş. Bakkal çırağı yanlışlıkla ekmeğin arasına bir kalıp sabun koymuş. Adam ekmeği yedikçe ağzı da köpürmeye başlamış. Ama adam buna rağmen "hapursan da köpürsen de yiyeceğim, o kadar para verdim çünkü" demiş.

Durumunuz buna benziyor. Israr etmeyin, ideolojik kabullerinizi bırakın ve hepimize lazım olacak demokrasiye sığının. Sabunu yemeğe gerek yok, bunu gurur meselesi yapmaya da.. Çok çok ezberleriniz bozulur. Bu da, iyi birşeydir.

AKP istese adayını çoktan açıklardı. Buna engel olan hiçbirşey yok. Diyor ya Erdoğan "ellerine çelik çomak verdik, oynuyorlar" diye. İşte ondan bu, "limitten" falan değil. Çünkü Türkiye'nin şartlarını ve demokrat görünümlü faşistleri iyi tanıyorlar.

AKP .ok akıllı oynuyor, sanırım sizin sinirinizi bozan da bu.

Ekonomi konusunda sizi ciddiye almıyorum, ben makro göstergelere bakıyorum. Bunlar da çok iyi durumda. Gerisi laf-u güzaf. Sizin söylemleriniz bana kahve muhabbetlerini hatırlatıyor. Seçim yılı olmasına rağmen ekonomide ciddi bir sapma yapmadılar, populizme dalmadılar ve bu Cumhuriyet tarihinde siyasal iktidarlarda hiç görmeye alışık olduğumuz bir davranış değil. Evet ben iktisatçıyım; o bakımdan tereciye tere satmaya kalkmayın. Türkiye -hala yetersiz olmakla birlikte- iyi yolda.

T. Errdoğan'a gelelim. Bakın Hürriyet'ten Enis Berberoğlu bugün ne yazmış:

"Geriye dönüp bakıldığında, "Erdoğan'ın önlenemez iktidar yürüyüşünü kestirmek o kadar da zor muydu?" diye sormak gerekiyor. Hiç sanmıyorum, zaten galiba görülmedi değil görmezden gelindi.

İşte o yüzden Tayyip Erdoğan, sistemi gafil avladı, çevreden merkeze rahatça ilerledi.

Şimdi Çankaya'nın kapısında, ya kendi girecek veya başkasına yol verecek...

Gerçekten fark eder mi?

Yoksa asıl sorun, Erdoğan karşıtlarının tıpkı İstanbul Belediye Başkanlığı, AKP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık öncesinde içinde bulunduğu (haydi kibar olalım!) aymazlık mı?

Seçmeni kazanmak yerine iyi saatte olsunlara güvenmek... Fikir yerine mazeret üretmek...

Tayyip Erdoğan'ı büyüten sihirli reçete, aslında bu hatalardan ibaret.

O hatalar ki, yakın geçmişin yenilmez armadasına tek tek teslim bayrağı çektiriyor."

--------

Geçen geçti Sayın Beagle, böyle hop hop zıplamakla olmaz, iyi satte olsunlara güvenmek, onlara çaktırmadan "hadi ne bekliyorsunuz" demekle de. Erdoğan'ı bu noktaya getiren hataları yapmaya devam ediyorsunuz. Ha bundan şikayetçi olduğu sanmayın sakın. Aynen böyle devam edin. Sayenizde hangi görüşten olursa olsun, sağcısı ile solcusu ile müslümanı ile sosyalisti ile "gerçek demokratlar" bir blok oluşturdu ve Türkiye'nin önünü açıyorlar.

Olan biten karşınızda bu hırçın tavrınız ve anlamsız höykürmeleriniz dışında iki alternatifiniz var. Bir: Çok çalışacak, halkın değerleriyle barışacak, halkın güvenini ve oyunu alarak "seçim" kazanacak ondan sonra konuşacaksınız; tıpkı Memecan'ın çok güzel karikatürize ettiği gibi:

http://www.sabah.com.tr/2006/12/30/biz101-1.html

(Linke tıklamaya üşenenler için: Sine-i millet senaryoları ve zorlama hukuk yorumları ile uğraşan Baykal'a yanındaki partili şöyle diyor: "Esasında bi'daha ki seçimlerde çok çalışıp, çok oy alsak, bunlarla hiç uğraşmasak." )

İkinci alternatif ise "darbe" olmasını sağlamak/beklemek. Hangisinden yanasınız siz, darbeden mi demokrasiden mi?Safınızı belirleyin. Zaman azalıyor çünkü..

Selamlar.

Yazan: Suat Öztürk Tarih: April 1, 2007 04:01 PM

Gerci kisi veya parti odakli siyaset benim fazla il;gimi cekmez ama MKA'nin "soz konusu vatan olunca geriosi teferruattir" dusturuna uygun olraktan elimi tasin altina koymam ve milletimizi TEHLIKE'den haberdar etmem zarureti dogdu. Bu saik ile bende diger vatansever gucler gibi Eruygur Pasa, Ilhan Pasa ve Deniz Pasa'nin direktifleri dogrultusunda RTE aleyhine bir yigin bege ortaya cikarmis bulunuyorum. Ustelik Ankara'da Kaset piyasasina giren digerlerinin aksine ben bunlari gendim icin hicbir karsilik beklemeden Baykal Pasa ve diger zinde guclerimzin hizmetine. ">http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/03/22/baykal%e2%80%99a-tuyolar-erdogan-aleyhinde-10-tane-kapi-gibi-belge/"> sunuyorum

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: April 1, 2007 08:11 PM

Görünen köy klavuz istemez. Yalancının mumu nasıl olsa yatsı da sönecek. Su testisi de su yolunda kırılacak.

Gerçek demokrasi ve hukuk eninde sonunda bu ülkede iktidara gelecek. Anayasayı ihlal edenler, ulusal onurumuzu ve çıkarlarımızı korumaktan aciz basiretsiz siyasetçiler, devleti soyup soğana çeviren hırsızlar, ülkeyi şakirtler cumhuriyeti'ne çeviren din bezirganları Türk adaleti önünde hesap verecekler.

Tarih : 02.Nisan.2007

Hülagü Tan Tarkan Tanrıöver

Yazan: Hülagü Tarih: April 2, 2007 04:16 PM

Hülagü kardeş "ülkeyi şakirtler cumhuriyetine çeviren din bezirganları" dediğiniz insanlar artık ülkeyi aştı dünyaya oynuyor. Ne kadar kudursanız haklısınız. :)

Yazan: şakird Tarih: April 2, 2007 07:19 PM

Siz öyle sanın Sevgili Şakird kardeş. Bin Ladin gibi olacaklar. Gün ışığı görmeden mağara mağara dolaşacaklar. İnsan içine çıkacak yüzleri olmayacak. Unutmayın geçmişte Bin Ladin de Amerika'ya hizmet ediyordu. Amerika'ya güvenip'te dünyaya oynamaya kalkanların sonu ortada.

Tarih tekerrürden ibarettir.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: April 3, 2007 03:46 PM

Sayın Hülagü,



Kehanetlerinizi kendinize saklayın.



Amerika'ya güvenme meselesine gelince; her Amerika'ya gideni Amerika'nın uşağı zannetme düz mantığıyla olayları değerlendirirseniz kehanetlerde bulunmaktan öteye geçemezsiniz. Mantıklı bir şey söylemenizi beklemiyorum. Gerçek şu ki bu insanlar Amerika'ya değil sadece Anadolu insanına güveniyorlar ve Anadolu insanı geçmişte olduğu gibi bugün de üzerine düşen fedakarlığı fazlasıyla yapıyor.



Siz her ne kadar olayı Amerika'da bulunan şahsa bağlasanız da bu hareket Anadolu insanına mal olmuştur. O sadece fikirlerinden yararlanılan bir kanaat önderidir. Asıl aktörlerler ise; geri dönmemek üzere dünyanın kimbilir hangi ülkesindeki Türk okullarına giden öğretmenler, kolundaki bileziği o öğretmenlerin gittiği okullar için vakfeden kadınlar, kazancının bir kısmını o okullarda okuyan öğrenciler için burs olarak gönderen adamlardır.



Bütün bu mükemmelliğiyle Anadolu insanını Bin Ladin ve benzeri bir grup teröristle karıştırıyorsanız sizden sağlıklı düşünmenizi de beklemiyorum.

Yazan: şakird Tarih: April 4, 2007 02:32 AM

HALEP BURDA DEGIL AMA...
atasozunun bir kere daha gercek oldugunu gorduk. Halepten atip tutmak kolay olsa gerek.
***

4 Nisan 07 Tarihli Radikal gazetesinde Murat Yetkin imzali HALEP ten yazilan bir makale;
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=217442&tarih=04/04/2007
--------------------------------------------------
(...)
RADIKAL- Andıçlar ve günlükler yayımlanıyor. Gerçi Özden Örnek 'Benim değil' dedi ama, darbe girişimlerinden söz ediliyor. Siz geçenlerde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile görüştünüz. Bu konuda bir soruşturma açılıp açılmadığını sordunuz mu, ya da siz soruşturma açacak mısınız?
ERDOGAN- Burada hiçbir şey olmasa dahi, savcılıklara ciddi manada bir görev düşüyor. Ama onlardan hiç ses yok. Birinci derecede malum dergiden başlaması lazım.
RADIKAL- Nokta mı?
ERDOGAN- Evet. O dergiden 'Sen böyle bir başlığı attın. Bunu bir ihbar kabul edip o dergiyi çağırması lazım.
RADIKAL- Yani yargı görevini yapmıyor mu?
ERDOGAN- Şu anda öyle. Çünkü çağırıp ona soracak. Kaynaklarını söyle bakalım. Delillendir. Belgelendir. Zaten orada delillendirme, belgelendirme olduğu andan itibaren bu nereye gidiyorsa o zaman sivil birimleri de ilgilendiriyorsa, oraya da bunu havale eder. Sivilde devam eden bir süreçse, o zaman sivil de bulacak.(...)
--------------------------------------------------
NEDENSE AKLIMA VAN SAVCISI FERHAT SARIKAYA GELDI. O SAVCI BASBAKANIN DEDIKLERINI HARFI HARFINE YAPMISTIDA NE OLDU?

Yazan: Haydar Tarih: April 4, 2007 06:45 AM

Sayın Şakird,

Anadolu insanı Mustafa Kemal'le omuz omuza emperyalizme karşı savaş vermiştir. Anadolu insanını bu işe neden karıştırdınız anlamadım? Benim kastetdiğim damat Ferit ve onun devam ettirilen zihniyetidir. Anadolu insanını emperyalizm'e karşı direnmemesi Mustafa Kemal'in peşinden gitmemesi konusunda camilerde fetvalar verdiren damat Ferit ve onun zihniyetindekilerdir.

Anadolu, özgürlük ve tam bağımsızlık ateşini yakan ATATÜRK'ün ruhudur. Anadolu TSK dır. Dolayısıyla şu an hizmet ettikleri Amerika'ya hiç güvenmesinler. Hele hele anadolu'ya hiç güvenmesinler. Çünkü anadolu damat Ferit'leri içinde barındırmaz. Tarih boyunca da barındırmamıştır.

Hülagü Tan Tarkan Tanrıöver

Yazan: Hülagü Tarih: April 4, 2007 01:23 PM

Memleketin birinde...
Bir papağan yaşarmış.
Sahibi, büyücü.
Büyücü ne derse...
Papağan da aynen tasdiklermiş.
Taklalar atar, şirinlikler yaparmış.
Tam yalaka yani.
Ama bir derdi varmış...
Kediler.
Çok korkuyormuş kedilerden.
Yerler merler diye.
Büyücü seviyor ya... "Bir iyilik yapayım şuna" demiş, kediye çevirmiş papağanı... Mahallede rahatça gezsin, dolaşsın diye.
Bir gün, iki gün...
Bizim kedi papağan, gene tir tir titriyor.
Bu sefer niye?
Köpekler.
Dobermanları kangalları bırak...
Finolardan bile ödü patlıyor.
Büyücü, bakmış olacak gibi değil...
Direkt aslana çevirmiş, kedi papağanı.
Daha ne...
Cüsseyse cüsse, yeleyse yele.
Kükre kükreyebildiğin kadar.
Ama gel gör ki...
Bizim imitasyon aslan, değil ormanda salına salına gezmeyi, sokağa bile çıkamıyor...
Çünkü avcılar var!
"Beni de avcı yap" diye yalvarmaya başlamış... İşte o gün anlamış büyücü...
Her kalıba girebiliyor ama, bu yürekle insan olabilmesi mümkün değil.
Üstelik, fark etmiş ki... O kuş beyniyle adım adım şekil değiştirerek, ne kedi ne aslan, aslında avcı olmak istiyor bizim papağan.
Tüfeği kaptığı gün...
İlk kurşunu, genetik sırlarını bilen büyücüye sıkacak... Kendisini fareye çevirmesin diye

çok hoşuma gitti.sizinle paylaşmak istedim.kaynak.sabah gazetesi yılmaz özdil

Yazan: Salih N. Tarih: April 6, 2007 09:10 AM

Merhaba suat Öztürk,
Anlamadığım tribünlere oynadığımı söylemişsiniz de sizler mi tribünsünüz, ya da bu sitede yazan insanlar mı? Ayrıca sorularım tabiki cevapsız kalıyor, sadece yabancı sermaye yazımda kaç sorumu cevapsız bıraktığınızı belirteyim mi? En basitinden hangi ODTÜ öğretim görevlisi ‘Ordu Göreve’ pankartı taşımış? Bunun cevabını vermediniz, bunun gibi birçok sorum hala duruyor, ve de açık açık diyorum , sorularım cevapsız kalıyor, o nedenle zaten birgün yüz yüze bir tartışma imkanımız olur diye ümit ediyorum, belki o zaman bu sorunları aşabiliriz, ama netten ancak bu kadar olabiliyor işte! Ayrıca emin olun egomu tatmin edecek olsam en başta bu sitede yazmazdım.
akp ye gelecek olursak, hayır suat Ö. Geleceği görmek için kahin olmak gerekli, ve de siz kahinsiniz galiba çünkü oldukça net konuşmuşsunuz, eh herkese böyle bir Allah vergisi diliyorum. Ve de bunu lütfen unutmayın suat Ö. Seçimlerden sonra hatta ilk hükümet kurulduğunda bunu göreceğiz, ben o gün size bu site ayakta durursa, sağ kalırsak soracağım emin olun. Ha siz yine cevap verir misiniz vermez misiniz göreceğiz. Bir de çıkmış hala anket hatırlatıyorsunuz. Anlamıyorsunuz herhalde suat Ö. Anket bilgi vermez, tahmin bildirir. Ama siz bayağı biliyor gibisiniz, yanlış yazdınız, hala kıvranıp duruyorsunuz. Çıkın rahatça tabiki bilemem, öngörüm bu sadece deyin ve kurtulun bu işkenceden suat Ö.
Ayrıca Türkiye tabiki benim gibi düşünenlerden ibaret değil, bir bakıma iyi ki de değil. Bakın, herkes benim gibi düşünse akp, chp, genç parti, mhp, dyp, anap, sp , dehap, dsp, ip …. asla oy alamazdı bir kere 2002 de herkes benim gibi düşünse. Neyse…
Ayrıca bakıyorum belden aşağı vurmaya devam ediyorsunuz, ben nerede demokrasi ile çatışan bir görüş bildirmişim? Yani yine gaipten yakıştırmalara devam ediyorsunuz bakıyorum, ideolojik kalıplar, üüü neler neler….Ben demokrasiyi özümsedim suat Ö., asıl siz bu soruyu gidin demokrasi tramvay olarak görenlere sorun bence , ne dersiniz? Ayrıca yazımı yazdığım bugün itibari ile 14 Nisan bana çok güzel bir demokrasi anısı bıraktı, yüzbinlerle ifade edilen bir demokrasi anısı, ya sizlere?
akp demek insanların eline çelik çomak vermek için adayını açıklamıyor ha suat Ö. Siz öyle sanın, son güne kadar nabız yokluyorlar, ve ellerinden geldiğince kendi eksenlerinde birisini atamak istiyorlar, en başta rtE istiyor bunu ama cesaret yok, sadece zemin yokluyorlar ve 14 Nisan dan sonra açık olan şu ki rtE nin Çankaya hayalleri bir hayli zora girdi. Arınç ve Gül dahil. Bakalım bir hafta sonra kim yanılacak?
Ayrıca akp nin CB adaylığını çelik çomak diye yorumlaması sizde hiç rahatsızlık yaratmamış anlaşılan, oysa bu kadar sığ ve ciddiyetsiz bir anlayışa ben hala alışmadım, alışamam, ama siz alışmışsınız, e afiyet olsun ne diyeyim.
Üstelik asıl çelik çomağı kendileri oynuyorlar, her ağızdan bir başka laf, toplantı üzerine toplantı. Nedir bu dert sıkıntı sizce suat Ö? Ben söyleyeyim, sıkıştılar hem de çok fazla, neden sıkıştıklarını daha önce açıkladım, rtE aday olsa bir dert, bu sefer yüzbinler Samsun’a gider herhalde ben de dahil olmak üzere, çıkmasa bir dert, Baykal ın dediği oldu olacak seçmenin gözünde. Evet çelik çomak rtE nin elinde ve de görülüyor ki toplantılar daha bayağı devam edecek ben de güle güle izleyeceğim, bu kadar imkana bu kadar limit.
Yani suat Ö, harbiden çok güldüm şimdi ya bu ekonomi ile ilgili paragrafınıza gelince, hem sorularımı cevaplamadığınızı belirtip kendi kendinizle çeliştiniz, hem de demek beni ekonomi konusunda ciddiye almıyorsunuz ha? O halde neden ekonomi ile ilgili bana yorum yazdınız? Benim sorularım sizi ters köşeden vurdu ki kendi açtığınız konuları bir bir kapatıp-yabancı sermaye gibi, başka konulara geçtiniz, üstelik cevapsız bırakarak. Ne oldu benim verdiğim yabancı yatırım rakamlarındaki bilgi eksikliğinize suat Ö. Yoksa ikna mı oldunuz ? Hani asgari ücret rakamları? Yoksa bilmiyor musunuz? Demek beni ciddiye almıyorsunuz ha, o nedenle yazdınız herhalde sayfalarca yorumu bana, yoksa size verdiğim cevaplar mı beni ciddiye almamanıza neden oldu? O halde uyarayım, ben size hep cevap vereceğim , ciddiye alıp almamak size kalmış.
Ayrıca tereciye tere satarım, eğer ki o tereci naneyi bana maydonoz diye satıyorsa, sizden birkaç makro rakam istedim, yani bari bir tanesini verse idiniz, siz o rakamları biliyorsunuz, ben de sizin bildiğinizi biliyorum, bilmediğim tek şey bildiğiniz halde neden yazmadığınızdır. Evet, neden?
Şimdi de enis Berberoğlu na geçtik, ne oldu eser Karataş ı hallettik mi yoksa? Yine daldan dala atlıyorsunuz suat Ö. Ben bu Berberoğlu yorumunuza cevap veririm ama önce daha önceki ekonomi tartışmamızı kapatmak koşulu ile, boşa yazmayalım değil mi? Bekliyorum suat Ö, nasıl yabancı sermaye kapandı, makro rakamlar verilmedi, karataş yazısı öylece kaldı, aynı durum Berberoğlu nun başına da gelmesin değil mi?
Ayrıca göremedim sorduğum rtE ve demokrasi alakalı sorularımın cevabını, sizce demokrasiyi araç olarak gören , kavramları küçümseyen birisi demokrasiye nasıl hizmet verebilir? Lütfen beni bu tekrarlardan kurtarın.
Ayrıca evrim tartışması da takıldı, onu da hatırlatayım arada.
Ha unutmadan son bir hatırlatma daha-belki görmemişsinizdir:
Hani şu sizin ‘Haydi bakalım evrimciler, bu da olmadı, kazmaya devam.. :-)’ dediğiniz fosil ile ilgili yorum var ya, ben ona bir cevap vermiştim başka bir tartışmada, belki görmediniz onu da araya katıyorum en son olarak aynen kopyala/yapıştır ile:

Endonezya’nın Flores adasında bulunan ‘Hobbit’ takma ismi verilen insan fosilinin farklı bir tür değil de, mikrosefali hastası bir insan ailesi olduğu zannedilmişti. Bunu ayrı bir insan türü zannederek evrim konusunda yeni bir kanıt elde eden bilim adamları ve evrim destekçileri hayal kırıklığı yaşamış ve de sizler, akıllı tasarımcılar çok sevinmiş, hatta kimileri bol bol dalga geçmeyi de ihmal etmemişti. Bakın S.Öztürk ne diyor 20 Mayıs 2006 tarihli yazisinda:
Haydi bakalım evrimciler, bu da olmadı, kazmaya devam.. :-)
Evet, evrimciler kazmaya devam ediyor ve ilerliyor, ya siz ne yapiyorsunuz S.Öztürk ?
Ayrıca şimdi evrimciler haklı mı çıktı size göre S.Öztürk? Bakın bu kez oldu ha?
Ama ben ne diyorum hep, asıl gerçek her zaman bilinmezin üstüne cesaret ile gidildiğinde bulunur. tıpkı bilimadamlarının yaptığı gibi. Ve şimdi sıkı durun:
Florida Üniversitesi’nde görevli Dean Folk ve ekibinin yaptığı araştırma sonucu artık kesin olarak bu kalıntıların farklı bir insan türü olan HOMO FLORESİENSİS’e ait olduğu kanıtlandı. Ulusal Bilim Akademisi Gelişmeleri adlı yayında yayınlanan sonuçlar şimdi de umarım yüzünüzü güldürmeye devam ediyordur!
Artık bilinen şu ki bunlar farklı bir insan türü.

Yazan: Beagle Tarih: April 15, 2007 01:37 PM

Atatürk de kriz çıkariyordu

Artik herkes alissin elitist dayatma bitti, Atatürk heykellerine tapinarak ileri gidilemeyecegini herkes anladi. Silah gücüyle de olmuyor. Eger askerler veya CHP elitleri halki cahil buluyorlarsa onun daha iyi egitilmesi için çaba harcamak, icabinda fedakarlik yapmak zorundalar.

Yok eger AKP'yi yeterince laik bulmyorlarsa o halde laiklikten ne anladiklarini yeniden tarif edip bunun Türkiye'ye getirecegi faydalar konusunda herkesi ikna etmeleri gerekecek.

2007 bir milat. Dayatma kültürü sona eriyor.
Emre Aköz'ün Nese Düzel'e çok detayli bir biçimde anlattigi gibi daha Atatürk zamaninda bile silah zoruyla "istenmeyen" adaylar eleniyordu : http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=216610

Siddetin bir yöntem ( hatta tek yöntem olarak ) kullanildigi bu dönemlerin sonucunda bazi muhafazakâr müslümanlarin da asiriliga kaymasi ve dayatmaciligi benimsemesi anlasilabilir. Ama onaylanamaz elbette. Ne ülkemizin çikarlari ne de Islâm dininin temel ilkeleri böyle diktatörce tutumlar ile uyumlu degil.

Artik diyalog ve ikna dönemi. Fransiz usulü laiklik Fransa'da bile iflas etti. Laiklik ve atatürkçülük konusunda hassasiyeti olan dostlar yakin tarihimizi alternatif kaynaklardan bir kez daha okuyarak bir uyanis dönemine girmeliler.
1930'larda yasamiyoruz.

AKP de insanlardan olusan bir parti. Onlarin da nefsi var. Hatalari, eksikleri olmustur, olacaktir. Demokrasinin geregi güçlü ve akilli bir ana muhalefet partisi dogmali artik.

CHP gibi kriz çigirtkanlarina oy vermeden önce herkes takkesini önüne koyup düsünmeli. Halki korkutmakla toplanacak oy %11'i geçmiyor.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: April 16, 2007 04:12 PM

Cok haklisiniz Tunc Bey... "2007 bir milat. Dayatma kültürü sona eriyor".
***

Bakin M Altan Star gazetede durumu nasil anlatmis...
=====================================
Ankara mitingine katılan iyiniyetli kadınlara soruyorlar: Neden buradasınız?

Atatürk için.. Laiklik için..

Cumhuriyet için..

(...)

Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olmasın..

Ama AB’de olmasın..

Ne olsun? Mitingdeki konuşmacılara benzer birileri olsun.. Yani.. Atatürkçü olsun..

Laik olsun.. Cumhuriyetçi olsun..

AB’ye karşı olsun..

***

Neden mitingin adı ‘cumhuriyet yürüyüşü’ gayet iyi anlaşılmakta..

Çünkü demokrasilerde ‘bana benzemeyen ölsün’ mantığı olmaz..

Orada gösterilerin amacı siyasi muhalife karşı taraftar toplamayı hedefler..

Ankara mitingindeki söylem ne?

‘Bize benzemeyen rejim düşmanıdır.’

İstenen rejim de demokrasi değil, AB standartları da değil, tek parti dönemi bir diktatörlük.. O nedenle sadece cumhuriyet lafı var.. Nasıl bir cumhuriyet?

Kemalist bir cumhuriyet..

***

Neden ‘demokratik bir cumhuriyet’ değil?

Çünkü demokratik cumhuriyet olunca devreye halk giriyor..

‘Cumhuriyetçi vatandaşlara’ benzemeyenler iktidar olabiliyor..

Atatürk için.. Laiklik için..

Cumhuriyet için..

Ama asla demokrasi için değil..

Ama asla çoğulculuk için değil..

Ama asla ‘ötekinin’ hukuksal güvenceleri için değil.. Ama asla temel hak ve özgürlükler için değil..
(...)
Bunlar kırılma noktaları..

Türkiye değişiyor.. Ben iyimserim..

Cumhuriyet diye yürüyenler de demokrasiyi keşfedecek.. Halkı da kabul edecekler..

AB’nin de tek kurtuluş yolu olduğu anlaşılacak..
===================

Selamlar

Yazan: Haydar Tarih: April 16, 2007 06:24 PM

Başlık son derece açık aslında, RTE'nin hedefi Cumhurbaşkanlığı
mı, yoksa eyalet sistemi ile yönetilen bir Türkiye'nin devlet başkanlığı mı?


Bu durumu değerlendirebilmek için ve yeterince anlaşılır olması bakımından maddeler halinde incelemek gerek.

Eğer Cumhurbaşkanlığına aday olursa;

* AB-D'nin bölgede oluşturmak istediği nihai siyasi ve coğrafi yapı tam olarak oluşmadığından ve bu oluşumun olmazsa olmazının Türkiye ile uyumlu bir birliktelik olmasından dolayı, bu projeye erken doğum yaptırmak anlamını taşıyacağından, stratejik müttefik(?) desteğinden mahrum kalır.

Çünkü AB ve ABD'nin Irak ve Ortadoğu ile ilgili planının, sadece Irak'ta kukla bir federasyon kurup gitmek olduğunu düşünmek safdillik olur.

Türkiye'den, ama AB-D iradesi ile yönetilen bir Ön Asya için gerekli şartlar henüz oluşturulmamıştır.

Bu şartların oluşması için de; hali hazırda yakalanmış olan iktidar-küresel güç uyumunun hiçbir şekilde bozulmadan devam etmesi gerekmektedir.

RTE'nin Cumhurbaşkanlığı ise bu uyumun bozulmasına dolaylı olarak neden
olacaktır.

Çünkü AKEPE başka bir genel başkan konusunda şu anda olduğu kadar uyumlu olmayacak, Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılır yapılmaz ( eğer RTE aday olursa) iç çekişmeler başlayacaktır.

Bu durumun önüne geçmenin tek yolu seçimlerin öne alınmasıdır. Başbakan'ın
seçim tarihini 4 Kasım olarak açıklaması ise aday olmayacağının en sağlam
kanıtı niteliğindedir.

* Kendi tabanı, genel başkanlarını bir dönem daha başbakan olarak
görmek istemektedir çünkü hala tabanına verdiği ve tutamadığı sözleri
vardır.

* Seçildiği döneme kıyasla, sivil toplum son derece tepkili ve organize bir şekilde, karşı organizasyonlar yapabilecek güce daha fazla sahip olduğundan ( 14 Nisan buluşması ciddiye alınmalıdır) beklediği oyların bu seçimden çıkmama ve AKEPE'nin bir koalisyona gitme ihtiyacı veya gerekliliği
ihtimalinden dolayı
partisinin başında kalması gerekmektedir.

* Toplantı yeter sayısı ( Meclis İç tüzüğünün 57. maddesi) zorunluluğu konusuna atfen yapılan meydan okumalara her ne kadar

"yan yatarsa çamura batar, gazel olursa toprağa karışır"

türünden cevaplar verilse de çok iyi biliyorlar ki bu bir sorundur ve RTE'nin adaylığı durumunda muhalefet bu sorunu kaşıyacaktır.

* Hakkında ki dosyalardan yargılanmasının önündeki tek engelin, milletvekili dokunulmazlığı olduğu ve Cumhurbaşkanının dokunulmazlığının olmaması durumu göz ardı edilmemeli, bu durum meclise aynı güçle giremeyeceği ihtimali ile beraber düşünülmelidir ki bu da aday olmaması için yeterli bir sebeptir.


* Her ne kadar açık bir dille ifade edilmese de askerin bu konu ile ilgili duruşu ve tutumu rahat bir Cumhurbaşkanlığı dönemini öngörmemektedir.

Türkiye gibi bir ülkede, bu tutum son derece önemlidir.

Tüm bu sebeplerden dolayı kendisi, partisi ve stratejik müttefikleri ile şiir gibi uyumu olan ve tıpkı büyü gibi ( bana göre kara büyü) her kesimin onayını alacak, onayını almasa bile gürültü çıkartılmayacak bir aday önerecektir.

Cumhurbaşkanı'nın ille de meclis içinden olacağına dair söylemleri ise hedef şaşırtma olarak değerlendirdiğimi belirtmeliyim.

Zira muhtemel adayın yıpratılmaması da son derece önemli.

Uyumlu Cumhurbaşkanı ile ve yine uyumlu iktidar ortağı ile düz ovalarda doludizgin bir beş yıl daha son derece önemlidir( tabii ki, eş başkanlığını yaptığı BOP için). Şimdilerde dillendirilen eyalet sisteminin, bu beş yılın sonunda adı farklı da olsa fiilen hayata geçmesinin ardından, Devlet başkanlığı " suyundan da koy" türünden bir lezzet olacaktır.

Bu lezzet karşısında Cumhurbaşkanlığının pek çekici olmadığını söylersek yanılmış olmayız diye düşünüyorum.

Ayrıca 14 Nisan buluşmasının doğrudan AKEPE'yi ve başbakanı işaret eden bir doğrultuya, özellikle Cumhurbaşkanı olmasına karşı yönlenmiş olması, oluşturulacak bir karşıtlık
psikolojisi için son derece uygun bir zemin hazırlamıştır.

Bu da yapacağı seçim propagandasında "makam peşinde değilim" vurgusunu yaparak -ki bu ortamda iyi prim yapacağı kuşkusuzdur ve son açıklamalarında bunu derhal
yapmıştır- elini güçlendirmesine neden olacaktır.

Üstelik bu adayın meclis dışından olması da"hiç birimiz makam peşinde değiliz" klişesi ile yapılacak propagandaya olanak verecektir.

Tüm bu şartlar göz önüne alındığında ortay çıkan tablo, RTE'nin Cumhurbaşkanlığı yerine devlet başkanlığını, daha tercihe değer gördüğü tespitinin yapılmasına olanak sağlamaktadır.

Ayrıca yine bu tabloya bakarak şunu da diyebiliriz ki şu anda Cumhurbaşkanlığına aday olmak, hiç mantıklı bir karar değildir.

Bu kadar ihtimali sayıp döktükten sonra muhtemel bir adayımız da var elbet.

Sabık Genel Kurmay Başkanımız ve uyumluluğu ile muteber Hilmi Bey, bu konudaki tüm karmaşayı çözecek büyü gibi bir aday tanımımıza tıpa tıp uymaktadır.

İkinci beş yılın sonunda bu uyuma bir de halef selef ilişkisi eklenir ki bu durumda yüzük kardeşliği solda sıfır kalır vesselam.

Hilmi Bey'in Cumhurbaşkanlığı durumunda ise;

* Muhalefetin bu duruma muhalefet etmesi için görünürde bir sebep
olmayacaktır.

* Ciheti askeriye, kendi içinden çıkmış ve en yüksek makamından emekli
olmasından dolayı tavır takınamayacaktır.

* BOP doludizgin devam edecektir, hayırlısıyla(?).

* Düz ovalar, yeni siyaset arenası olacaktır( anladın sen onu kıymetli
okuyucu).

* Bir beş yıl daha hakkındaki dosyalardan yargılanamayacak, beş yıl
içinde de çıkacak yeni yasalar bu yargılanmayı engelleyecektir.

* Tüm bu süreçten sonra Cumhuriyetin federal devlete dönüşmesi
şimdikinden çok daha kolay olacaktır.

Bunlar benim tahminlerim ve yorumlarım. Haksız çıkmak için, yanılmış olmak
için dua ettiğim bu beklentilerim, doğru çıkarsa eğer eminim 2014 yılında
sıkmaktan ağzımda diş kalmamış olacaktır.

Dişsizliğe de razıyım da gidecek özelleşmemiş bir devlet hastanesi kalsa bari.

Yazan: ancazin Tarih: April 18, 2007 11:05 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)