« February 2007 | Ana Sayfa | April 2007 »
March 28, 2007
300 Spartalı, Oryantalizm ve Faşizm
[28 Mart 2007 tarihli Yeni Şafak gazetesinde yayınlandı]

Şu aralar İstanbul’un dört bir yanında dev afişlerle karşımıza çıkan “300 Spartalı” adlı film, sadece tarihsel bir savaş filmi değil. Pek çok yorumcunun da işaret ettiği gibi aslında oldukça güncel mesajlar içeriyor. Bir grup Spartalı asker ile Pers imparatorluğunun dev ordusu arasında bundan 2500 yıl önce geçen bir boğazlaşmayı anlatırken, sözde “barbar Doğu”ya karşı “akılcı ve özgürlükçü” Batı medeniyetinin propagandasını yapıyor. Hem de göstere göstere, üstüne basa basa...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:21 AM | Yorumlar (34)
March 27, 2007
Erdoğan’ın Çankaya Hesapları
[27 Mart 2007 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Bu günlerde bazı yorumcular, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı konusunda bir “oyun planı” kurduğu ve bunu uygulamakta olduğunu düşünüyor. Oysa AK Parti’nin bazı üst düzey isimlerinden aldığım duyumlara göre aslında Başbakan bu konuda hâlâ kararsız. Bunun nedeni ise Çankaya’ya çıkmanın da çıkmamanın da Erdoğan’ın önüne siyasi zorluklar koyuyor olması.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:51 AM | Yorumlar (27)
March 26, 2007
Vatana İhanet, Oligarşiye İhanet
Malum, Türkiye’de pek çok insan sık sık “vatana ihanet”le suçlanır. Bu suçlamaya maruz kalanların yaptığı ise, aslında, çoğu kez sadece devletin tarif edegeldiği “ideal vatandaş” tipinden farklı olmaları ve farklı şeyler söylemeleridir. Durum öyle gariptir ki, milyonların oyunu ve sevgisini kazanmış başbakanlar bile “vatana ihanet”le suçlanabilir. Merhum Adnan Menderes, bu suçlamayla idama mahkum edilmiş, daha doğrusu bir grup üniformalı zorba tarafından suçsuz yere katledilmişti.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 08:15 PM | Yorumlar (38)
March 18, 2007
İslam ve Şiddet
"Bir Ortaçağ Hitler’i: Cengiz Han" başlıklı yazım üzerine bazı okurlardan “ama İslam tarihinde de katliamlar var” diye özetlenebilecek itirazlar geldi. Ancak bu itirazların sahipleri bir kaç yönden konuyu ıskalıyorlar ve neden öyle olduğunu açıklamakta yarar var.
Hemen her medeniyetinki gibi İslam’ın da tarihinde karanlık şiddet sayfaları vardır. Ancak bunları okurken öncelikle iki farklı şeyi birbirinden ayırmak gerek: Müslümanların İslam’a rağmen uyguladıkları şiddet ile İslam nedeniyle uyguladıkları şiddeti. İlkinden kastım, kimliği Müslüman olan kimi birey ve toplulukların İslam dışı bir takım ilke ve amaçlarla uyguladıkları şiddet. Örneğin Saddam Hüseyin bir Müslümandı, ama halkına uyguladığı şiddet İslami bir dayanağa ve amaca sahip değildi.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:38 AM | Yorumlar (79)
March 16, 2007
Bir Ortaçağ Hitler’i: Cengiz Han
[Derin Düşünce sitesinde yayınlandı]
İstanbul şu günlerde “Cengiz Han ve Mirasçıları: Büyük Moğol İmparatorluğu ” isimli bir sergiyi ağırlıyor. Evsahipliği yapan Sakıp Sabancı Müzesi’nin Müdürü Dr. Nazan Ölçer, “Sergi, dünya tarihine önemli bir damga vuran Cengiz Han’la Moğol İmparatorluğu’nun kültürler ve kıtalar arasında kurduğu bağı daha iyi anlamamıza yardımcı olacak” demiş. Umarım öyle olur. Bu “anlama”ya küçük bir katkı olarak da, Cengiz Han’ın tarihinin karanlık sayfalarını biraz açmakta yarar var.
Malum, asıl adı Timuçin olan Cengin Han, 13. yüzyılda Çin’den Mezopotamya’ya kadar uzanan dev bir coğrafyayı istila etmişti. Bu istila hareketinin en çarpıcı yönü ise her ulaştığı yerde uyguladığı korkunç vahşetti. Ele geçirilen şehirlerin çoğunda, kadın-çocuk ayrımı yapılmaksızın herkes kılıçtan geçirilir, sadece zanaatkarlar gibi “işe yarar” görülen bir grup insan canlı bırakılırdı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:38 AM | Yorumlar (97)
March 12, 2007
‘Korkut ve Yönet’ Stratejisi
[12 Mart 2007 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
Biz Türklerin en iyi bildiği siyasi kavramlardan biri “böl ve yönet stratejisi”dir. İlkokuldan beri zihnimizin derinliklerine kazanmıştır bu. Dünyadaki büyük güçlerin, bizim gibi daha küçük ülkeleri bölerek yönetmek istediklerini, bu yöndeki stratejilerinin her daim geçerli olduğunu düşünürüz. “Bölünerek yönetilmekten” endişe etmemizin en büyük sebebi ise, bunun bize esaret getireceğini düşünmemizdir. Dış güçler bizi esir etmek, yani özgürlüklerimizi yok edip bizi diledikleri gibi kullanmak için “böl ve yönet” stratejisini uygulamaktadırlar. Başarırlarsa, bizi “uşak” yapacaklardır.
Ancak madem kimsenin esiri ve uşağı olmak istiyoruz, o zaman bir başka tehlikeli stratejiyi daha akılda tutmamız gerekiyor. Bu, “korkut ve yönet” stratejisidir.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:36 AM | Yorumlar (46)
March 07, 2007
Dawkins Yanılgısı
NOT: Türkiye'nin akıl almaz bir mahkeme kararıyla "YouTube" sitesinden mahrum edilmesi nedeniyle, burada sözünü ettiğim filmi şu an izleyemiyorsunuz. Umarım "Atatürk'e hakaret eden filmleri tüm dünya izleyebilir, ama Türkler izleyemezler, dahası başka hiç bir şeyi de izleyemezler" anlamına gelen bu trajikomik karar değiştirilir.
NOT II: Söz konusu filmi şimdilik bu adresten izleyebilirsiniz. (Bir dahaki mahkeme kararına kadar.) Bu bağlantıyı ve aşağıdaki yorumlar arasında yer alan dökümü haber veren okurlara teşekkürler.
"Bugün dünyanın en ünlü ateisti kimdir" diye sorulsa, verilecek tek cevap Richard Dawkins'tir. Oxford Üniversitesi zooloji profesörü olan Dawkins, hem Darwin'in evrim teorisinin hem de ateizmin en koyu, fanatik ve militan savunucusudur.
Dawkins'in pek çok kitabı var, bunlardan bazıları TÜBİTAK tarafından dilimize de çevrildi. Şu günlerde üzerinde en çok tartışılan kitabı ise, yeni yayınlanan "God Delusion" (Tanrı Yanılgısı). Dawkins kitap boyunca Allah'a inanmanın bir yanılgı olduğunu kendince kanıtlamaya uğraşıyor. Kullandığı argümanlar bu sitenin "Bilim, Din ve Ateizm " kategorisindeki çeşitli yazılarda ele aldıklarımdan daha farklı değil. Bu yüzden yeniden incelemeye gerek görmüyorum. Ancak burada Dawkins'i tabiri caizse “ti’ye alan” 5 dakikalık kısa bir film var ki, şiddetle tavsiye edeyim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:37 AM | Yorumlar (34)
March 05, 2007
Mete Tunçay'dan Bilgelik
Bugünkü Yeni Şafak gazetesinde Türkiye'nin en saygın tarihçilerinden biri olan Prof. Mete Tunçay'la yapılmış "Günümüz Kemalistleri geçmiştekilerden çok daha doğmatik" başlıklı bir söyleşi var. Kanımca, mutlaka okunmalı. Pek çok konuda önemli şeyler söylemiş Prof. Tunçay. Örneğin son yazımda da belirttiğim "1930'lar Türkiyesi" hakkında bir anekdot vermiş ki, burada alıntılamaya değer:
Komünizm zamanında Leningrad'da Kazan Katedrali'ni Ateizm Müzesi'ne çevirdiler. Sovyetler yıkıldıktan sonra orası yine katedrale döndürüldü. Oralarda camekânlarda, din düşmanlığı için fotoğraflar, kitaplar teşhir ediliyordu. Erken Cumhuriyet dönemlerimizde de benzer şeyler oldu. Mesela, ressamlar 1930'larda İstanbul'da doğru dürüst resim galerisi yok diye, Sultanahmet Camii'ne göz koymuşlar.
Prof. Tunçay, artık bu İslamofobik ve otoriter zihniyetleri aşmamız gerektiğini, ancak Türkiye’deki bazı aydınların bunu bir türlü başaramadığını anlatmış. İnançlı birisi olmamasına rağmen, İslam kültürüne ve Müslümanların haklarına duyduğu saygıyı ifade etmiş. Bu yaklaşımını takdir, röportajı yapan gazeteci dostum Mehmet Gündem’i de tebrik ediyorum.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:10 PM | Yorumlar (9)
March 03, 2007
Bir Ortaçağ Malikanesinde ‘Medeniyet’ Tartışması
[3 Mart 2007 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
“Da Vinci’nin Şifresi” filmini izlemiş miydiniz? Eğer cevabınız “evet” ise, o filmin son sahnelerinin geçtiği kiliseyi de hatırlarsınız sanırım. Hani İngiltere’nin yemyeşil ovalarının ortasında bir yerlerde yükselen o çekici ama bir o kadar da ürkütücü gotik mabedi... Geçen hafta sonu işte tam da öyle bir yerdeydim. Güney İngiltere’nin yemyeşil bir ovasının ortasına kurulmuş, 12. yüzyıldan kalma gotik bir kilise ve onun yanında yükselen 16. yüzyıl yapımı şatovari malikanedeydim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:55 PM | Yorumlar (8)
March 02, 2007
Kim Kafatasçı? [1932'den Bir Kesit]
Son haftalardaki milliyetçilik tartışması ile birlikte “kafatasçılık” kavramı da yeniden gündeme geldi. Ben Türkiye’de “kafatasçılık” düzeyinde bir ırkçılığın çok sınırlı bir çevrede etkili olduğunu, biraz daha geniş bir çevrede yer alan ancak yine de tehlikeli olan negatif milliyetçiliğin ise daha ziyade “etnik milliyetçilik” ve “yabancı düşmanlığı” kavramları ile tarif edilmesi gerektiğini düşünüyorum. (Bir de tabi “bütün Türkiye’yi sevmek” manasında olumlu bir milliyetçilik var.)
Ancak söz konusu “kafatasçılık” da yabana atılır bir şey değil ve Türkiye’de enteresan bir geçmişi var. Temeli 19. Yüzyılın Sosyal Darwinist ırk teorilerine dayanan bu görüş, 20. yüzyılın ilk yarısında önce Osmanlı sonra da Türk entelektüellerinin bazılarını etkilemişti. Hele de 1930’larda bir ara “resmi görüş” olmuştu. “10 yılda 15 milyon genç” yaratılmak istenince ve bu “yeniden yaratma” sırasında toplumun var olan tüm geleneksel inanç ve değerleri reddedilip yerlerine sadece yapay bir “Türklük” konmak istenince, bu “Türklük”ün kendine ırk temeli araması da kaçınılmaz oldu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:54 PM | Yorumlar (17)



