« Sitede Yenilik: Göze Çarpanlar | Ana Sayfa | TV’de Milliyetçilik Tartışması »
January 29, 2007
Kilise'ye Saldırıya Lanet
Türkiye'deki faşist hareketin hedefleri arasında gayrı müslim azınlıklar ve onların ibadet mekanları başta gelir. Dün yine böylesi bir hedefe saldırı düzenlenmiş. Milliyet'in "Samsun'da Kilise Derneğine Taşlı Saldırı" başlıklı haberine göre, kentteki Agope Kilisesi Derneği'nin camları kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce taşlarla kırılmış.
Söz konusu kişilerin kimlikleri belirsiz olabilir, ama ideolojilerinin gayet belirli olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu ideoloji, bir önceki yazıda “Türk faşizmi” diye nitelendirdiğim şey. Bu öfke dolu ideolojiyi ve tüm saldırılarını nefretle kınıyorum.
Benim en çok tepki duyduğum şey ise, ülkemizde faşizm ile İslamiyet arasında dolaylı da olsa bir bağ kurulması. Bu da sebepsiz değil: Bir taraftan bu ideolojinin bağlıları bazı İslami kavramları kullanıyor, diğer yandan da bazı İslami çevreler bu ideolojiyle örtüşen söylemlere sarılıyor.
Oysa faşizmin hiç bir türü İlahi dinlerle uyuşmaz. Türk faşizmi de İslam’a hiç bir şekilde uymaz. Faşistler için insanlar arasında “asabiyet”, yani soy bağı önemlidir; İslam’a göre ise mühim olan inanç ve ahlaktır. Gayrı müslimler faşistlerin gözünde “iç ve dış düşman”dır; İslam’a göre ise haklarına saygı gösterilmesi gereken “Kitap Ehli.” Faşistler kilise ve sinagoglara saldırırlar, oysa Kur’an’ı Kerim’de bu mekanlar camilerle birlikte saygıyla anılır:
Eğer Allah'ın, insanların kimini kimiyle defetmesi (yenilgiye uğratması) olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı mescidler, muhakkak yıkılır giderdi. (Hac Suresi, 40)
Öte yandan Türk faşistleri, sadece Hıristiyan ve Yahudilere değil, Müslüman Araplara ve Kürtlere de düşmandır. (Bu düşmanlığın ne gibi yanlış algılara dayandığını ise bu sitedeki çeşitli yazılarımda dile getirdim.)
Meseleye bakarken şunu görmek gerek: Faşizm, “biz”in, “öteki”ne kin beslemesi ve tahakküm etmesi üzerine kuruludur. Bu “biz” Türkiye’de hasbelkader Müslümanlık olmuş; başka bir din olsa, o zaman faşistler onu kullanmaya çalışacaktı. Zaten bazıları İslam’ı fazla “beynelmilelci” (enternasyonalist) buldukları için daha çok Şamanizm’e ilgi duyuyor. Daha geniş bir kitle ise, İslamiyet’i sahipleniyor, ama bunu “milletlerin devamı için dine ihtiyaç vardır” mantığıyla yapıyor. Oysa gerek İslamiyet’in gerekse diğer dinlerin milletlerin devamına katkı sağlamaktan çok daha aşkın ve büyük amaçları vardır. Bu amaçlara gerçeken inananlar, faşizme sempati besleyemezler. Beslememeliler…
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 29, 2007 06:43 PM




Mustafa Bey yazınız ve duyarlılığınız için teşekkür ederim. Bahsi geçen güruhtan aldığımız ilk saldırı değil bu size daha önce de yazmıştım, Türkiye'nin hemen hemen her bölgesinde kiliselerimiz ya taşlanıyor yada molotof kokteylleriyle yakılıyor. Silivri'de İncil'i tanıtmak konusunda faaliyet gösteren arkadaşlarımız bir linç operasyonuna maruz kaldılar. Meseleyi Hıristiyan kızlarını pazarlama noktasına kadar çeken sözde gazeteciler bile var. Bunların bazıları çok saygın görülen kesimden. Böylesi bir zamanda gerginliği tırmandırmaktan kimin faydası olacaksa onların üstüne gidilmesi gerekiyor. Bu ülke de sadece Hıristiyan azınlığın değil tüm azınlıkların hakkına eşit koşulda sahip çıkmak bir namus meselesidir. Hıristiyanlığı tartışabiliriz, diğer inançları da. İnanır yada inanmazsınız, hatta misyonerliği bile tartışmaya açabilir, uluslarası ve ulusal hukuk açısından üstünde durabiliriz. Ama şiddet ve faşizm dolu tepkiler sadece ve sadece bundan çıkarı olanları besler.
Tekrar teşekkür ederim. Hıristiyanlar olarak dostlarımızın duyarlılığından dolayı teselli buluyoruz.
Esenlikler dilerim.
Yazan: Gökhan Tarih: January 29, 2007 07:14 PM
Sn Akyol'un hatirlattigi prensiplerin 'bilgi bazinda' dogru olduguna tartismaya dahi gerek görmüyorum. Ancak Türkiye'de bir Islâm algisi var ki bazen türk kimliginin gerisinde kaliyor. Bunu Hirant Dink ile ilgili makaledeki tartismada gördük. IHL'den ve ilahiyattan geldigini söyleyen bazi arkadaslarimizda dahi (açikça ifade edilmemekle beraber) biyolojik bir türk milliyetçiligi söylemine rastladik, üzüntüyle kesfettik bunu.
Osmanli zamaninda dinlerine göre "milletlere" ayrilan osmanli halkinda meselâ kürtlerle türkler ayni "millet" içindeydi. (Bkz. Osmanli Devletinde Millet Sisyemi, Eryilmaz, Alternatif üniversite yayinlari)
1900’lerde dünyaya hakim olan “kan” milliyetçiligi osmanli devletinin yikilmasinda emperyalistlerin çok isine yaradi. Bu çarpik anlayistan kendini siyiramayan atatürk milliyetçiligi ve türk milli egitiminin tornasindan geçen kusaklar ne yazikki hâlâ ermeni, yunan ve yahudi düsmanligi üzerine kurulu ve haliyle Islâm’a aykiri bu milliyetçilige vargüçleriyle sariliyorlar. Ve farkinda olmadan dis emperyalist güçlerin ve iç politik kavgalarin piyonu haline geliyorlar bazen.
Laiklik gibi milliyetçilik de yeniden tarif edilmesi gereken bir kavram kanimca.
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: January 29, 2007 08:05 PM
Elinize sağlık Mustafa Bey,
Etnosantarizm içinde debeleneduran "faşizm"in belirttiğiniz gibi her hangi dini bir bağı yoktur. Hiç bir ilahi din bunu kabul etmez. Özellikle ırkçı tutumlar üzerinde, dinimizin büyük bir yasaklaması vardır. Ahmet Şahin'in dediği gibi, bırakın ırkçı faşizmi, bunun lafını yapmak bile sakıncalı görülmüştür.
"Beslememe" anlamında sosyal marjinal konmlara ihtiyaç var. Bir Hrant, bir Mahçupyan hatta Elif Şafak gibi. Düşüncede revizyona ihtiyaç var.
Selam ve saygıyla...
Yazan: Talha CAN Tarih: January 29, 2007 09:53 PM
"iyi is becerdim NETEKIM".
Yazan: Haydar Tarih: January 30, 2007 03:05 AM
Bu insanlar ne zaman akıllanacak merak ediyorum? Birisi birşey söylese, herkes HEMEN İNANIYOR. (Koyun sürüsü gibi) Bu milleti kandırmak, kışkırtmak, hayali şeylere inandırmak ne kadar kolay!... Tarihimizde bu, yüzlerce defa yaşandı. ÇOK KOLAY İNANIYORUZ.
İnsanların milliyetçi duygularını kaşıyorlar. Sağdan soldan ortadan, herkes bunu yapıyor. Sonuç ne oldu? Ülke "kurtuluşa" mı ermeye başladı? Neden devamlı kendi kendimizi gaza getiriyoruz?
İnsanların ihtiyacı olan (hele bu geri kalmış ülkede), milliyetçilik yada dincilik değil AKILDIR. İnsanları "birey" gibi değil koyun gibi görüp, tepeden onlara birşeyler dikte eden ideolojiler ne yarar getirebilir? Dünyada hangi toplum, bu tür ideolojilerin pompalanmasıyla kalkınmış? Bırakın kalkınmayı, hangi topluma "huzur" gelmiş??
Yazan: Keskin Tarih: January 30, 2007 03:18 AM
Gökhan Bey
merhaba..sizi buralarda görünce seviniyorum ben.iyisinizdir inşaallah..eşinize de selamlar..
Mustafa Beyin yazısında konu ettiği faşistler misyonerliği Türkiye'yi bölen tehlikeli bir hareket olarak görüyorlar..misyonerlerin aslında ajan olduğuna falan inanıyorlar..din olarak Hristiyanlıkla yaşadıkları bir sorun değil bu..dert başka..
bu önyargıların kırılması için sizin gibi Hristiyan vatandaşlarımızın daha çok kendini anlatması gerekiyor sanıyorum..
ben sizin gerçekten çok samimi dindar bir hristiyan olduğunuzu biliyorum.
Tunç Bey;
İHL lerde milliyetçilik çok yaygındır aslında..bu pek bilinmiyor..hep belli bir grubun arka bahçesi olarak gösterilmeye çalışılmıştır..böyle bir yanlış kanaat var sanıyorum..
milliyetçilerin hepsine faşist diyemeyiz..tekrar altını çiziyorum..bu çok yanlış bir genelleme..
bu söylem çok kışkırtıcı..Mustafa Beyin deyimiyle faullü:))
Mustafa Beyin bu yazısının altına imzamı atıyorum..neresine karşı çıkılabilir ki..elinize sağlık..teşekkürler.
Yazan: deniz Tarih: January 30, 2007 02:52 PM
Deniz Hanım,
Samimi selamınız için çok teşekkür ederim, selamet ve sevgi üzerinizde olsun...
Yazan: Gökhan Tarih: January 30, 2007 05:30 PM
Merhaba Deniz Hanim,
Merak ediyorum, IHL'deki milliyetçilik(-ler) acaba Türkiye'dekilerden farkli mi? Kanimca 3-4 degisik düsünce akimi var ve hepsi kendini "milliyetçi" olarak tarif ediyor.
Aslinda IHL'lileri çok iyi tanimiyorum. BU'de iki arkadasim olana kadar "öcü propagandasi" disinda bir bilgim yoktu. Simdi de internet vasitasiyla biraz bilgim oluyor. Aslinda tanitici yazi veya site biliyorsaniz beni sevindirirsiniz.
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: January 30, 2007 05:50 PM
Tunç Bey
ben 6 yıl okudum ihl'de..farklı şehirlerde..çok değişiktir yapısı aslında..
benim ilk başladığım yerde mgv'li arkadaşlar ağırlıktaydı..sonra milliyetçilerin içine düştüm..en son gitiğim yerde de daha çok nurculuk hareketini benimsemiş kişiler vardı..öğrencilerden bahsediyorum..çok azda olsa radikal bir yapıda vardı..ama bunlar tutunamazdı fazla..
öğretmenlerimiz ise meslek dersi hocalarının dışında sol görüşlüydü genelde..biraz sürgün okulları gibiydi.. nerde sivri tip varsa bize gönderiyorlardı.
din eğitimi verildiği için devlet baskısını hep üzerimizde hissetmişizdir..ikinci sınıf olduğumuzu
bilirdik..devlet okullarıdır ama devlet sahiplenmez nedense..İzinsiz açılmış illegal Kuran kursu muamelesi görmüştür..
biz din eğitiminin yanında sosyal ve sayısal bölüm derslerinide okurduk..Kuran dersinden çıkar matematik dersine girerdik..fen labından çıkıp fıkıh dersine giredik vs..çok keyifliydi..ben severek okudum..
benim zamanımda karma eğitim yoktu..kızlar kampı gibiydi:)
devlet tarafından yeterince sahiplenilmediği ve itici gösterildiği için öğrencilerde kendine güven duygusu oluşumunda bazı sorunlar olabiliyordu..bu özellikle üniversite sürecinde ortaya çıkabiliyordu..genelleme yapmak doğru olmaz
tabiki.
ama İHL kimliğini taşımak zordur Türkiye'de..dışlandığı için insan acaba ben bir suç mu işledim burda okumakla?diyebiliyor..devlet okulu sanıp gidiliyor ama sanki illegal bir kuruma gelmiş gibi oluyorsunuz.
19 Mayıs töreninde liseler arası yapılan yarışmada gençliğe hitabeyi okuma hakkını İHL'li bir öğrenci kazanmıştı..törene gelen komutanlar hitabe okunduktan sonra çocuğu alkışlamamış,protesto etmişlerdi.belki hatırlarsınız..
bildiğim bir link yok..ben mezun olalı epey oluyor.28 Şubat sürecinden sonra okulların durumunu hiç bilmiyorum..ben süreçten önce okumuştum.herkesin tecrübesi farklıdır tabiki..benim gördüklerim bunlar kısaca.
İHL'li olmak zordur.işe girerken,iyi bir üniversitede okumak isterken sorun çıkartır..ben İHL mezunuyum demek istemezsiniz çoğu zaman.sanki gizlenmesi gereken ayıp birşeydir.Tayyip Beyin çektiklerini görüyoruz..sırf kimliğinden dolayı icraatlarına bakılmıyor..
başörtülü ve ilahiyatçı olmak ise ayrı bir dert:))
sevgiler.
Yazan: deniz Tarih: January 30, 2007 06:52 PM
siz fasişt'mi arıyorsunuz.esas fasişt'ler fenerbahce,galatasaray ve besiktaslılar.sahalarda yasanan olaylara bakarsanız bu bahsettikleriniz deve'de kulak bile kalmaz.
bu adamların kimligi belirsiz ise ideolojilerini nereden biliyorsunuz?
bende size bir yakıstırma yapayım.
samsun'daki rumların oyunu bu.zayiat ne?kırılmıs cam.camı degistirmek zor degil.ama boyle davranarak turk milliyetciligini karalamak cok kolaydır.
biraz daha objektiflik ve akılcılık diliyorum.
fasişm,dediginiz gibi turkiye'de hortlamıs bir sey degil.gecmiste olsa size hak verebilirdim.ama bugun degil...
Yazan: bercenay Tarih: January 30, 2007 11:28 PM
Avrupali devlet adamlari Turkiyeyi kendi aralarinda konusurlarken "Ilımlı Musluman Ulke" diye tanimlar.
Bence bu tanim %99 degil, %100 dogru bir tanimdir.
Severim "Ilımlı" (Mutevazi, Moderate) kelimesini... ne kadar guzel bir kelime. "Ilımlı" kendi icinde biraz soguk, biraz sicagi karistirarak barindirir ama her ikisinide dengede tutar.
***
Deniz hanimin bahsettigi "alkislama" olayinda bu "Ilımlılık" yerini soguk ve sicagin yarattigi turbulansa terketmis.
Bir yandan laikligi gereginden fazla empoze etmek isteyenler, diger yandan bir okulu amacindan saptirarak baska amaclar icin sicrama tahtasi haline getirmek isteyen (mgv'li... milliyetçiler... nurculuk hareketini benimsemiş kişiler -DENiZ H.-) kimselerin yarattigi turbulans ortami olmus.
***
Turkiye sicak veya soguk arasinda tercih yapmak zorunda degil.
"Ilımlılık" herkesin inanclarina, degerlerine, kimligine, yasam bicimine saygi duyan bir ortami yaratir. Buna bazilari DEMOKRASI de diyor.
Demokrasiyi ogrenip, icimize sindirmenin en pratik yolu ise AB istikametindedir. AB ye katiliriz-katilmayiz, onlari geceriz-gecmeyiz bize kalmis birsey.
Yazan: Haydar Tarih: January 31, 2007 05:44 AM
Sagolun Deniz Hanim bu samimi mesajiniz için. Süphelerimi dogruladi kismen.
Türkiye'de iken fanatik atatürkçüleri "gidiklamak" için bazen Bursa IHL'den mezun oldugumu söylerdim, sirf killik olsun diye, ardindan bir ölüm sessizligi...
Bilmem bilir misiniz? Bagdat caddesi taraflarinda büyüdüm Istanbul'da. Bizim için IHL hani neredeyse EL KAIDE gibi birseydi.
Önyargilarin kirilmasi kolay degil. Komutanlar IHL'lileri sevmiyorlarsa biraz gülünç duruma düsüyorlar. Kenan Evren'in kürsülerden Kur'an okudugunu ve çok sayida IHL dersligi açtigini ne çabuk unuttular.
Bilmiyorum 1980 darbesi sirasinda kaç yasindaydiniz, neredeydiniz? MGK baskani ve cumhur baskani Kenan Evren il il gezer, "Kayserili hemsehrilerim, açin okuyun, Bakara sûresi filân ayet, baakin ne diyor?"
Söyledigine göre babasi da hafizmis.
Laikligin yilmaz ama yildiran bekçileri bizim subaylar :-)
Dostluka
Yazan: Tunç Tarih: January 31, 2007 03:17 PM
Kilise taşlamak veya bunun gibi "öteki"ni istememe şeklinde açıklayabildiğimiz olaylar ülkemizde hakikaten faşist bir bakış açısının tezahuru mudur bunun araştırılması gerekiyor.
Yani buradaki faşizm Türk milliyetçiliğine monta edilmiş belirgin bir ideoloji olarak faşizm ve bu tür eylemleri yapanlar bu belirgin ideolojinin mensupları mıdır?Yoksa duygusal bir reflekse yapılmış münferit "faşistçe" eylemler midir?
Bence üzerinde durulması gereken konulardan biri de Hırant Dink cinayeti,daha önce Trabzondaki hristiyan din adamının katli veya kilisenin camlarının kırılması gibi olaylarda ilk akla gelen kavram olan "provakasyon(ki bunun tam olarak içeriği nedir,dış güçlerden ya da [içte istikrarı bozmak isteyenler]den kasıt nedir)" bir kenara bırakılırsa hakikaten bir Türk vatandaşı olarak her hangi bir radikal gurubun ya da bir ideolojinin mensubu olmamakla birlikte "-Ya bak bu yazar biz Türklere hakaret etti, en iyisi mi ben arkadaşlarla bir plan yapıp şunu öldüreyim" veya "-Yetti şu papazların bizim cennet vatanımızın oksijeninden nasiplendiği..-Yetti şu gavur dinine(!) ait mabedlerin bizim toprağımızdan bizim gökkubbemize doğru yükseldiği." tarzında düşünen kahraman Türk evlatları(!) var mıdır?
muhabbetle
Yazan: veysel Tarih: January 31, 2007 03:20 PM
Veysel beyin yorumunu ve sorusunu begendigimi soylemek isterim.
Matematikte denklem cozerken bilinmeyen "x" yerine eti-butu olan gercek bir rakam koyarsan denklem cozulur.
Soyleki:
Hirant Dink cinayeti olayinin arkasindakilerin kim oldugu bilinmiyor... yani "x". Bu x ortada durup ismini koymadikca problem cozulmez.
Gelin x yerine eti-butu olan Dev-Sol koyalim (hasa Dev-Sol yapti demek istemiyorum ama sadece ornek).
***
1-Dev-Sol nefret ettigi bir adami vurmaya karar vermis ve icinde "polis muhbiri var". Muhbir plani bildirdigi andan itibaren konunun geregi yapilirmi yapilmazmi?
...ama yapilmiyor.
2-Dev-Sol kadrolarindan birileri tetikcileri alenen atis talimine goturuyor ve istihbarat bunu biliyor. Istihbarat aninda olaya el koyarmi koymazmi?
...ama koymuyor.
3-Dev-Sol kadrolari bu isi yapmak icin bir suru para dagitiyor. Bu paranin kaynagi bulunurmu bulunmazmi?
...hala ses yok.
4-Dev-Sol bu olaylari gerceklestirmek icin gayet pahali silahlari cocuklarin ellerine veriyor. Bu silahlarin nereden nasil ele gecirildigi, nasil yurda sokuldugu aninda bulunurmu bulunmazmi?
...ama bulunmuyor.
...
Sorularin ve denklemlerin hatti hesabi yok.
***
Buradaki "x" faktorunun Dev-Sol olmadigini biliyoruz. Cunku Dev-Sol olsaydi olay daha olmadan cozulurdu. Kim oldugunu bu isleri devletin en yuksek makamlarinda bulunmus kimseler mesela, Mehmet Agar veya Veli Kucuk gibi yetkililerin bilme ihtimali var diye dusunuyorum.
"X" in ismini koymadigimiz surece Susurluklarin, Semdinlilerin, Danistay olayinin, Abdi Ipekci olayinin vs arkasindaki SIR cozulemez.
Ha! bir soru daha var...
...cozmek istiyormuyuz?
Yazan: Haydar Tarih: January 31, 2007 10:37 PM
Saygideger büyükler, kiymetli arkadaslar ve siz degerli kücükler; hepinizin yorumlarini okudum ve farkettim ki, sapla saman yine karistirilmak isteniyor fakat; halkimiz halahazirda uyumaya devam ediyor. Konu fasitlik, koministlik degil, aksine emperyalizmin (AMERIKA´NIN) oyunlaridir. Degerli gazeteci yazar Hrant Dinké tanridan rahmet,
gözüyasli ailesine de sabir diliyorum. Bu oyunlar her daim degisik senaryolarla ve degisik oyuncularla herzaman gündemi bir sekilde mesgul etmistir. Halkimizin hicbir zaman kendine soramadigi bir soru da "Acaba bu neyin gelisinin isareti?". Bakin birkac gün önce Fransiz Arte TVsi
sinirda kacakcilik üzerine tüm avrupaya canli yayin yapti. Konuyla ne alakasi var diyenler mutlaka olacaktir ve ben onlari bekletmeden cevaplayayim. Amerika Iraná vurmak icin bahanelerini resmi kayitlara ve ispatlara dayandiriyor. Burada en önemli olan Türkiye´nin alacagi roldür. irak savasi sirasinda meclisten Amerikalilarin istedigi sey gecmedi, bu sefer ne olacak? Ortadogu projesi ne asamaya geldi?
******
Suriye´de Irak´ta veya Misir´da ermeni veya diger adiyla gayrimüslim insanlar yasamiyor mu? Onlarin bu insanlarla hic mi problemi yok? ama olay Türkiye´de patlarsa Türk hükümetinin elikolu kirilmis olacak. Istekleri varsa artik onlari da konusamayacak. Cünkü soykirim yasasi Amerikan meclisinden gececek ve bu "kusura bakmayin, tüm dünyanin gözüönünde ülkenizde bir ermeni vatandasiniz öldürüldü" olacak.
********
Bunlari basarmak icinde bu aralar piyasada en ragbet gören senaryo MILLIYETCILIK ve oyuncularda MILLIYETCILER.
Doguda yasamini kaybeden bu vatanin evlatlarina SEHIT mertebesi vererek bir baska vatan evladina düsmanlikta bu olayin diger bir sahnesi. ayrica ben hicbir siyasetcinin ve askeri kademeden yüksek rütbeli subaylarin cocuklarinin da dogu bölgemizde askerlik görevini yaptiklarini göremedim ve duymadim. Oysaki general olarak emekli olan yüksek rütbeli bir subayimizin altina zirhli arac veriliyor. Ülkemizde emekli kactane general var acaba? Bu paraya yazik degil mi? Cok farkli konular üzerine daha cok fazla örneklemeler yapabiliriz, ama gerek yok. Bilenler zaten biliyor.
*******
Uzun lafin kisasina gelince, üzerimizde gercekten cok önemli oyunlar oynaniyor. Dün seriatti, bugün milliyetcilik, yarin ...., öbürgün ..... Bize düsen uyanik olalim dostlar. Eger elele verirsek, ülkemizde cok seyi degistirebilecegimize inaniyorum. Dinin, inancin ne olursa olsun, sen yeterki bu vatani sev, bu vatanin iyiligi icin birseyler yap.
******
IHL´ler konusuna gelince: IHL´leri destekleyen, onlarin kapatilmamasi icin vargücüyle calisan siyasetcilerden hicbirinin evladini herhangi bir IHL´de okuttugunu göremedim ve duymadim. Bu ülke icin cok calisalim arkadaslar.
saygi ve sevgilerimle
kendal
Yazan: Kendal Tarih: January 31, 2007 11:55 PM
9 lu yaşlardayken arkadaşlarla gece dışarı çıkar mahallemizdeki bazı kiliseleri taşlardık bir de üstüne üstlük marifetmiş gibi bunları büyüklerimize anlatır onlardan övgü dolu sözler alırdık .(hatırlıyorum bi kere yan komşumuz bana bu yüzden para vermişti :))
haklı olarak rahip polis çağırmış .bundan habersiz elimizde taşlarla kilisenin yolunu tuttuk kilisenin önüne geldiğimiz zaman polisler bi anda ortaya çıktı ve elimizdeki taşlarla bizi yakaladı karakola götürüldük ve ailelerimiz çagrıldı.ailelerimiz geldiği zaman komiser şuna benzer bi konuşma
yapmıştı
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::.:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Unutmayın onlarda aynı ALLAH’a inanıyor bizlerde Türkiye laik bi devlet laiklik sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değil ülkemizde farklı inanç sahibi insanlar olabilir ve bu nedenle sırf insan oldukları için onlara saygı göstermeliyiz anlamıda vardır. Ben burada çocukları suçlu bulmuyorum aksine burada suçlular sizlersiniz sizleri suclu buluyorum siz bunlara gerçek İSLAMI anlatsanız bunlar böyle çabalar içinde bulunmazdı serbest bırakıyorum ama bir daha bu çocukları böyle işer içinde görürsem sizleri içeri atarım
::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::.:::::::::::::::
bu sözler bende bazı şeylerin dank etmesini sağlamıştı.
De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.
(Al-i İmran Suresi, 64)
Yazan: alikaya Tarih: February 1, 2007 01:26 PM
Keske o memurlar "bu kiliseyi 5-6 nesil onceki dedelerimiz yapmisti" diyebilseydi.
Sakarya depreminde yikilan eski evlerin pek cogunda duvarlara sakli inciller bulunmustu. Ama cok satan gazeteler bunu haber saymamisti.
Yazan: Haydar Tarih: February 1, 2007 03:17 PM
Alikaya Bey'in naklettiği olay önemli.Çünkü çocukluğunda kiliseyi taşladığı zaman ona para veren komşusu en azından "öteki"ne karşı aldığı tavrı ortaya koyuyor ve belkide böyle yaptığı için kendini küçük bir "zafer" elde etmiş sayıyor.
İnsanımızdaki hoşgörüsüzlük ,hasbi olmayan "taraftar" milliyetçilik ve taraftar müslümanlık ;Eğer gerçekten mezkur eylemler dış güçlerin üzerimizdeki emelleri ve planları sonucunda oluşuyorsa suçlu gömleğinin üzerimize daha kolay giydirilmesine sebep oluyor.
İşte faşistleşmenin en temelinde bu hoşgörüsüzlük yatıyor sayın Kendal.Ne yani başımıza bu çorapları ören Amerika da ülkemizdeki Türk veya müslüman olmayan vatandaşlara öteki kimliğiyle bakarak "maşallah ellerin çok maharetli ördüğün çorap tam başıma göre" diyen biz değil miyiz?
Yazan: veysel Tarih: February 1, 2007 06:16 PM
Ne demisler? Beni bir kere aldat (oyuna getir), yaziklar olsun sana. Ikinci kez yap ayni seyi, yaziklar olsun bana. Veya oyle bir seyler iste... Her musibetin arkasinda basimiza corap ormeye calisanlari goren arkadaslara ithaf olunur.
Ne oluyor simdi? 301 silinecek mi kitaptan? Son durum nedir? Iyi halde olsunlar ne buyuruyorlar? Ne zaman dank edecek kafalara? Yasalarla mahkemelerde korunmasina ihtiyac duyulan kimlik kendi kendini yiyip durmaya mahkumdur diye. Sen yasa koyucu olarak ipligi, sisi ver; sen, ebeveyn olarak 17 yasinda cocugu bos birak, kin ve nefret yuvalarinda fink atsin, kilise taslasin, komsular aferin desin, vesaire. Sonra neymis, "basimiza copar ormeye calisanlar" varmis. Bu ve benzeri "yok, gavura Allah'tan rahmet dilenmezmis, felanca zaten Sebatayciymis" tarzi sacmaliklari birakmanin zamani geldi de geciyor. Masallah herkes din alimi, felsefeci, tarihci, politikaci, istihbarat uzmani... bir gayret ki, gelde sorma, ne icin diye. Insan icin mi? Degil efendim, egolarin tatmini icin, kucuk dunyalar yikilmasin, korkularin yersiz olabilecegi dusunulemesin diye...
Uysa da soyledim, uymasa da. Dostlukla...
Yazan: Nihat Tarih: February 1, 2007 08:32 PM
Bu tür saldirilari yapan gencler, iyi aile terbiyesi almamis,egitimsiz,bilgi ve beceri kazandirilmamis bosta gezen cocuklardir.Aileden(benim cocugum hic bir yere saldirmamalidir.Bir tepki gösterilecekse medenice,faul yapmadan göstermelidir.)Seklinde bir ilgi ve terbiye .Okullardan birlikte yasamanin degerine önem veren bir ögretim ile bunun pratikte nasil olacagina yönelik bir egitim. Ve bundan sonra cocuklara mesleki bilgi ve beceri kazandirilip eger övünülecekse bunlarla övünmeleri gerektigi ögretilirse bu tür saldirilar kendiliginden ortadan kalkar.Mutlaka bu saldiriyi duyan binlerce Ebeveyn,Ögretmen,Dernek Baskani vs. olayi lanetlemistir.Bu yetmez, o halde lanetledikten sonra cocuklariyla,ögrencileriyle.üyeleriyle vs.yukarida yazdigim gibi daha yogun bir sekilde ilgilenirlerse sorumluluklarini yerine getirmis olurlar.
Yazan: Ahmet Altunsu Tarih: February 2, 2007 05:36 PM
Sorumlu makam sahibi yetkililer, gorevlerini tam olarak kavramislar midir?
Bir sure once okudugum bir makalede dikkatimi cekmisti. Bir toplanti sonrasi, gazeteci Adalet Bakani'na 301. madde hakkinda sorular yoneltir; bu maddenin, AB uyum-reform duzenlemeleri sirasinda allem-kallem gecirildigini, bu konuda bakan ve iktidarin ihmalkar veya sorumlu oldugunu ima eder. Bakan, ofkelenir ve gazeteciyi suclar, "madde onaylanirken siz neredeydiniz" seklinde. Gazetecinin o sirada nerde oldugunu bilmiyorum, belki uyari babindan bir seyler yazmistir veya yazmamistir. Ancak burada Bakan'in sorumluluk kabul etme konusunda gucluk cektigi gorulmuyor mu? Gazetecinin sorumlulugu, yetkisiyle sinirli olmanin otesinde, en son tahlilde okuru ilgilendirmez mi? Bakan'a ne oluyor? Okur ve sade vatandas gibi tepkiler gosterecekse, siyasi sorumlulugu sorgulandiginda, sen-ben niye meclis'te oy kullanamiyoruz, kendisine niye makam arabasi tahsis ediliyor?..
Simdi de anlasilan bir fotograf skandali patlak vermis. Ogun Samast'in Samsun'da tutuklanmasi oncesinde (veya sonrasinda), toplam sekiz sivil ve askeri polisle Ataturk takvimi altinda cekilmis fotograf(lar)i. Galiba adi karisan sivil polisler gorevden uzaklastirilmislar, askeri polisler ise baska yerlere atanmislar. Askeri polis komutanligi da, galiba bir bildiri yayinlamis konuyla ilgili. Okudugum yazilarin yalancisiyim, "fotograf(lar)i sizdiranlarin maksadina, muhtemel art niyete dikkat" cekiliyormus bu bildiride. Eger dogruysa, pes birader! Tamam, "sizdirma" ilk once belki durumu sorusturmaya yetkili sivil/askeri savcilik makamlarina bildirme seklinde olsa daha dogru olabilirdi. Ama, olmadiysa da olmadi, sonucta simdi bu makamlarin bilgisi var degil mi? Siz, konu sonuna kadar sorusturulacak deyin gecin; konu, zaman icinde sumen alti edilirse de, bu millet aliskindir, yine yer. Nicin yetki ve sorumluluk alanini disinda, ikincil konularda yorumda bulunmak ihtiyaci hissediliyor?
Cevap acik: corap orucu arayalim, aman, halihazirda baslara giyilmis coraplarla fazla ugrasmayalim.
Kusura bakmayin, son iki yorumumda biraz ofkeyle konustum. Ama, millet olarak dolambacsiz, mert, dogru durust bir yonetim istemek zamani degil mi? Kendimiz de oyle olmaya calismak kaydiyla...
Yazan: Nihat Tarih: February 2, 2007 10:39 PM
"Ressamin karni yasarken doymaz" diye bir laf var... fotografci icinde gecerli bu.
Seneler once Almanca konusan bir Avrupa sehrine is icin gittim, freelance olunca kimse otel parasini odemedigi icin, ya beles bir yer yada ucuza bir oda ile meseleyi hallederdim. Turk kahveleride bu is icin bicilmis kaftan... yerde bol, hikayede.
Kahveden birileri ucuz oda yerini tarif etti gittim. Benim geldigimi duyan ust kattaki ve Bitlisli oldugunu soyleyen bir zat cay icmeye davet etti... bedava cay... gittim. iki kisilermis ama eve biri daha girip cikiyordu. Hos bes derken bana Kürt oldugunu ve Oguz boyunun falanca kavminden oldugunu anlatiyordu. Bir iki yok filan dedimsede anlatamadim... israrda etmedim.
***
8-9 gun sonra polis kapimi caldi ve kibarca karakola davet etti. Megerse o evdeki 3uncu kisi epeyce bir uyusturucu ile yakalanmis, kendisinin PKK li oldugunu soylemis(?). Sozde Bitlisli olan diger iki vatandas ise kayip... polis de bana bilip bilmedigimi soruyor. Formalite sorular oldugu tavirlarindan belliydi zaten. "Nicht Verstanden" diyen bir kagida imza caktirdilar ve beni gerisin geriye goturduler.
Bu meslekte epey sey gorunce bunlar olay bile olmuyor.
***
Eser Karakas'in ekteki "Avrupa’da yakalanan kamyonların üzerine neden gidilemiyor?" diye baslayan benzeri yazisini okuyunca hayal kirikligina ugradim dogrusu.
Yakalanmadigi surece Oguz boyunundan... yakalaninca "Kürdüm abi" diyen kamyoncunun hikayesini anlatacakmis ama anlatamamis heralde.
Buyrun okuyun...
---------------------------------------------
http://www.gazetem.net/haberanaliz.asp
Terör ve ekonomi
Avrupa’da yakalanan kamyonların üzerine neden gidilemiyor?
Hrant Dink’in hunharca katledildiği 19 Ocak Cuma sabahı gazetelerde Fransa’nın Dunquerque limanından İngiltere geçmek isteyen bir Türk kamyonunda tam 13.5 milyon dolar değerinde eroin yakalandı.
Yakalanan eroinin bir Türk kamyonunda yakalandığı biliniyor ama bu kamyonun sahibi, nereden gelip nereye gittiği, teslimatın Londra’da kimlere yapılacağı, bu eroinin Türkiye’den mi geçtiği, geçti ise hangi sınır kapısından geçtiği henüz bilinmiyor.
Daha doğrusu 19 Ocak Cuma öğleden sonra yaşanan bu menfur suikast sonrası ben dahil herkesin dikkatleri bu konudan uzaklaştı.
Kimse yanlış anlamasın, Dunquerque limanında Fransız polisinin yakaladığı 13.5 milyon dolarlık eroin ile Dink cinayeti arasında bir bağ olduğunu falan söylemiyorum.
Terör çok para istiyor ama bu konu neden gündemde değil?
Ama mutlaka ve mutlaka üzerine gidilmesi gereken konu terör ve bu menfur işin finasmanı konusu.
Ülkemizde her yerde pıtrak gibi terör ve strateji enstitüleri kuruluyor, buralarda terörle ilgili sözde çalışmalar yapılıyor ama nedense işin finansman yanı hep atlanıyor.
Bu birimlerde yapılan çalışmalara “sözde çalışmalar” dememin temel nedeni, terör gerçeğinin finansman ayağı ortaya çıkarılmadıkca, tüm diğer konuların, startejinin, psikolojinin, milli çıkar konusunun havanda su dövmek anlamına geldiğini, geleceğini çok iyi bilmem.
Oysa, bizde ne 12 Eylül öncesi yaşanan terörün, ne 1984 sonrası Güneydoğu’da yaşanan acıların finansman boyutu hiç gündeme gelmemiştir; 12 Eylül öncesi o silahların kimlerce, hangi parayla tedarik edildiği, 84 sonrası OHAL ortamında bir türlü bitmek bilmeyen uyuşturucu ticaretinin bizim topraklara yansıyan kısmının nerelere kullanıldığı hiç doğru dürüst araştırılmamıştır.
Susurluk meselesinin ortaya çıkarıldığını söylemek mümkün değil ama finasman boyutu hiç ama hiç ortaya çıkarılmamıştır.
Sözün özü
Son zamanlarda Trabzon bölgesinde oluşmaya başlayan yeni bir nüvenin de sıfır para ile oluşamayacağını hepimiz biliyoruz ama nedense bizde kimse terör dendiği zaman aklına ilk planda para gelmiyor.
Fransızlar, her karmaşık konu, entrika için “cherchez la femme” (altında kadını arayın) derler.
Bu kavram artık, özellikle terör için, “altında parayı arayın”a dönüşmeli.
Terör çok pahalı, çok para isteyen bir menfur iş.
Terörle mücadele de mutlaka finansman kaynaklarının ortaya çıkarılmasından geçiyor.
Bizde de nedense en az yapılan bu.
Yazan: Haydar Tarih: February 3, 2007 10:22 AM
merhaba mustafa bey,açık konuşmak gerekirse yazılarınızı ilk defa okuyorum,tarzınız açık ve belli,çizginizin değişmeden devam etmesi temennisiyle..
Yazan: drbetül Tarih: February 4, 2007 12:37 AM
Turk halkimizin en buyuk kusuru egitim eksikligi Turk halkimiz derken butun Turkiye sinirlari icinde ya da disinda yasayan ozu ya da dini ne olursa olsun kendini TC vatandasi kabul eden sahislardan bahsettigimi belirtmek istiyorum yanlis anlasilamamak icin.
Egitimden kastetmek istedigim sadece okullarda verilen egitim degil...egitim once ailede baslar ve okul egitimi alinsa bile ailenin baskilari ya da yonlendirmeleri (okul caginda da devam ettigi icin) okulda alinmis bir egitimi bile yanlis yonlendirebiler. Yani yetismekte olan bir cocuk, gelecegin insani diye adlanlandirmak istiyorum (buradaki insan kavrami kendine ve topluma yararli bir sahis), kendini anlayana kadar (tabii bu sartlara gore 40 yas ta olabilir)bircok celiskiler ve dengesizlikler yasayabilir. Ozellikle yasadigi ortamin etkisi ile bu celiskiler daha da cikmaza girebilir. Sonucta boyle bir sahistan saglikli davranislarda bulunmasi beklenemez ve kolaylikla baska amaclara yonlendirilebilir. Bu klisenin taslanmasi ya da bir sahsin oldurulmesi olabilir. Bu gibi siddet olaylarinda suclular devlet ve toplumdur. Devletin sucudur cunku: toplumun egitimsizligi ve bilincsizliginden devlet sorumludur. Toplumun sucudur cunku: sahsin bu sekilde yetismesinden toplum sucludur, sadece aile degil, aile yasanilan ortami, yani toplumun yarattigi ortami ya da kulturu yansitmazmi?
Yazan: gunka Tarih: February 4, 2007 09:02 PM