« TV’de Mehmet Ağar ile Söyleşi | Ana Sayfa | Dış Mihrak Değil, İç Faşizm Var »

January 19, 2007

Hrant Dink Cinayetine Lanet

dink.gifGazeteci-yazar Hrant Dink, bugün, yöneticisi ve başyazarı olduğu Agos gazetesinin önünde kurşunlanarak öldürüldü. Türk Ermeni cemaatinin en entelektüel sesi olan, Ermeni kimliğini gururla taşırken Türkiye’yi de savunan, Ermeni diasporasının Türkiye karşıtı politikalarına karşı çıkan Dink, dürüst ve mert bir insandı. Allah rahmet eylesin. Katilini ve onu azmettirenleri lanetliyor, yakınlarına ve tüm Türkiye’ye başsağlığı dliyorum.

Cinayetin failleri henüz meçhul. Bu yüzden bir sorumlu göstermek doğru olmaz. Ama yine de Hrant Dink ve 1915’teki Ermeni trajedisi konusunda “aykırı” görüşler savunan diğer bazı aydınların, malum çevrelerce sürekli olarak hedef gösterildiğini, türlü hakaret ve tehditlere maruz bırakıldığını hatırlatmak gerek. Böyle bir “nefret propagandası”nın böyle vahim sonuçlar doğurması kuvvetle muhtemeldir. Umarım bu vahim olay, Türkiye’deki nefret propagandasının daha da artmasına değil, sorgulanıp yenilmesine sebep olur.

Bugün Hrant Dink’in vurulduğu yerin önünde toplanan binlerce Türk “hepimiz Ermeniyiz” diyordu. Ben de öyle diyorum. Osmanlı İmparatorluğu’nda yüzyıllarca birlikte yaşadık, bugün de Türkiye’de öyle yaşamak istiyoruz. Katiller, bunu engelleyemeyecek.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 19, 2007 06:35 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Hür insan düşüncesine yapılmış bu menfur saldırıyı şiddetle kınıyorum.Bu saldırıyı yapanlar çok iyi bilmeliler ki bu amaçları boşa çıkacak ve hiç kimseyi yıldıramayacaklar...


Başımız sağolsun...

Muhammed Ali Diktaş

Yazan: Muhammed Ali DİKTAŞ Tarih: January 19, 2007 10:17 PM

Çocukluğumun yegane kitapçısı, "Beyaz Adam"... Bana ilk kitabımı (Çocuk Kalbi-Edmondo de Amicis) hediye eden sevgili "Hırrant ağbi"... Seni çok özleyeceğim...

Yazan: Ayça Tarih: January 19, 2007 10:42 PM

Bu cinayeti bütün kalbimle lanetliyor, Dink’e Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı diliyorum.

Zamanlamasından, gerçekleştirilme şekline kadar buram buram provokasyon kokan bu cinayet Türkiye’nin başını epey ağrıtacağa benziyor.

Hrant Dink, Ermeni kimliğini aşan, donanımlı, demokrasiye, çoğulculuğa ve düşünce özgürlüğüne inanmış bir aydın idi. Birçok konuda Emeni diasporası ile de görüş ayrılığına düşmüş vicdan sahibi bir entelektüeldi.

Olay daha çok yeni, derinlemesine bir değerlendirme yapmak zor ama bu eylemi gerçekleştirenlerin bir taşla birçok kuş vurma amacında oldukları aşikar.


Amerikan kongresindeki son gelişmeler hiç de lehimize değil. Ermeni diasporasının tutumları zaten belliydi şimdi kullanmaları için ellerine müthiş bir fırsat geçti.

Dink’i uygun bir hedef haline getiren süreçte bizim de fazlasıyla suçumuz var; onu, ifade özgürlüğü kapsamında olması gereken sözlerinden dolayı yargıladık, yetmezmiş gibi yargılanması sırasında linç etmeye kalktık.

Şimdi böyle linç düşüncesine sahip insanların bu ülkenin çoğunluğunu temsil etmediğini anlatmak kolay olmayacak. Gerçek böyle olmadığı halde, dışarıdan bakıldığında Türkiye farklı din veya etnik kökenden gelenlerin bir biçimde ortadan kaldırıldığı bir ülke gibi gösterilecek.

Türkiye 2007′de iç ve dış siyaset bakımından zor bir yıl geçirecekti; bu şimdi daha da zorlaştı. İstikrarı baltalamak, ülkeyi karıştırmak, Türk insanına ve Türkiye Cumhuriyetine güveni sarsmak isteyen insanlar karanlık yüzlerini birkez daha gösterdi.

Bu cinayeti kimin işlediği konusunda henüz bir fikrim yok ama kimin işine yarayacağı ortada.

Umarım bu olay en kısa zamanda tüm boyutlarıyla aydınlatılır ve katiller ardındaki güçler ile birlikte ortaya çıkartılır.

Ve yine umarım ülkemiz, birlik ve beraberlik ruhu ile bu menfur hadisenin zararlarını en az yara ile atlatır.

Yazan: Suat Ö. Tarih: January 19, 2007 11:48 PM

Hrant Dink'in öldürülmesini nefretle kınıyorum. Türkiyeyi dış güçlerin bölmek, parçalamak istediğini söyler dururuz. Bence dış güçlerin ( herkimseler ) bizi bölmek, parçalamak için fazla uğraşmalarına gerek yok. Bizler ayrılmak, parçalanmak için "çılgınca" elimizden geleni yapıyoruz, adım adım nasyonal sosyalizme doğru gidiyoruz zaten.

Azınlıklar benim gözümde hep Osmanlının bıraktığı miras olarak görülür. Ben "hepimiz Osmanlıyız" demeyi kendimce daha uygun görürüm. Gerek Hrant Dink olsun, gerek Etyen Mahçupyan olsun diasporaya karşı Türkiyeyi belki bir çok Türkten çok daha iyi savunmuşlardır.

Türkiye çok önemli bir aydınını kaybetti. Hepimizin başı sağolsun.

Tuncay Yılmazer

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: January 20, 2007 12:16 AM

ASALA ihtimali unutulmamali

"Ermenilerin tarihinin Avrupa masalarinda bir meze olmasini istemiyorum, avrupalilar tarihleri itibariyle türklere ders verecek vaziyette degiller." (Hirant Dink)

Hirant Dink Avrupali devletlerin iki yüzlü tutumlarini ve ermeni diasporasinin irkçiliga varan söz ve tavirlarini sert bir dille defalarca elestirmisti. Fanatik türk milliyetçileri kadar ASALA veya benzeri bir örgütün de parmagi olabilir bu cinayette. Ancak suçlunun bulunmasi onu geri getirmeyecek. Baristan ve özgürlükten yana durusuyla ülkesine daha çok hizmet edebilirdi. Büyük bir kayip Türkiye için. Diger cesur kalemlerin güvenliginin arttirilmasi hükümetin önceligi olmali kanimca. ALLAH rahmet eylesin, ailesine ve sevenlerine sabir ve dayanma gücü versin.

Yazan: Tunç Tarih: January 20, 2007 12:33 AM

Vahim bir cinayet. Allah rahmet eylesin.

10 yildir yurtdisindayim. Bu tur akil almaz nefret ve dusmanlik dolu hareketler ve malum bazi ilkel yasaklar, ne yazik ki, Turkiye'yi savunmayi cok guclestiriyor. Simdi Ermeni Soykirimi baglaminda karsilikli iddialardaki nuanslarindan soz etmek mumkun mu? Umuyorum, hukumet bu hain katlin yarattigi infiali, yasal reformlari bir an once sonlandirmak icin degerlendir. Susurlukta kaybedilen firsat, bu baglamda tekrar yakalanir. Bilmiyorum safca bir arzu mu bu? Ama Hrant Dink herhalde mutlu olurdu boyle bir sonuctan.

Tum ulusun da, boyle aci sonuclar dogmadan, potansiyel tehlikeleri, cirkinlikleri erken tespit edip, bunlara zamaninda tepki vermeyi ogrenmesi lazim. Gazeteci-yazar kimselerimiz (Sayin Akyol?), ornegin, ziyareti oncesinde Papa'ya yapilan tehditler, Ayasofya isgalleri vs. karsisinda ne yapmislar idi? Cok iyi takip edemedigimden soruyorum; bir ima yok. Karikatur hakaretleri, Bizans alintilari vb.'nin yarattigi tepki seline kapilip, bunlari "cirkindir ama ..." falan seklinde gecistirmisler midir? Buralarda "apologetic" dedikleri sekilde. (Turkcem de kitlasmis biraz, affedin.) Turban, Atilla Yayla vb. konularinda gosterilen duyarlilik, dini-siyasi-ideolojik cikarlara bagli kalmadan her konuda gosterilebilir mi? Bu AKP'nin inanilirligini, samimiyetini pekistirebilir mi?

Ornegin, bazi Alevi ailelerin zorunlu din dersleri konusunda Avrupa mahkemelerine kadar gittigini duyuyor, okuyorum. Kamuoyu nabzi ne diyor bu konuda? Bilen bir arkadas kisaca aydinlatabilir mi? Yarin bu tur bir "munafik"in katliyle bir kez daha yuzumuz kizarmayacak degil mi?

Yazan: Nihat Tarih: January 20, 2007 02:58 AM

Hrant,

Sen dogmadan bu ulkeyi sana zehir etmistik.
Kisa donem askerligimizin ilk gununu hatirliyorum... ismini sorup bana "Hrant" dediginde anlamamistim... bu nasil isim diye dusunmustum... gozlerindeki korku bana senin Ermeni oldugunu sipsak anlatmisti... ne biliyim Ermeni nedir. O zamanlar Ermeni denilince bize canavar gibi birsey dusunmemizi nakşetmislerdi. Fakat sen insan oglu insandin. Sana 8 ay askerligimiz boyunca baktigimda hep utandim.

Istanbula yerlesmeye karar verdigimde onca arkadasimin icinde en cok sana guvenecegimi bildigim icin sana gelmistim. Yer-gok arayip bana harika ev ve ofis yeri bulmustun... dogru durust tesekkur bile ettigimi hatirlamiyorum. Ama biliyordunki tesekkurden daha cok borcum vardi sana. Hic bir zaman odeyemeyecegimiz borc. Korku icinde bir omur yasatmanin borcu nasil odenirki?

...ve bugun gozlerindeki o korku suzulup gitti. Yalniz degilsin. Hepimiz biraz Hrant'iz.

O korkuyu yenmek icin meydanlarda, gazetelerde, blog sayfalarinda bizi korkutanlara haykiriyoruz... yaziyoruz...

...yazacagiz!

Kalemin dusmedi.

Yazan: Haydar Tarih: January 20, 2007 04:42 AM

"bizden biri" ni kaybettik. Topragi bol olsun.

Olay sonrasindaki birkac saat icerisinde orada toplanan insanla oraya ne "kurumlardan" , devlet kesesinden otobulslerle, uniformali, uniformasiz komutanlarin wemiri ilr geldiler. Ne kimseye tukurduler, ne kimseye gol atma hevesilisi idiler tavirlari ile. "Sari gelin" i dinlediler, demokrasi dediler "ben de Hrant Dink'im" dediler. Bu gun, yarin bolca "aslinda severdim, yazik oldu..., Turkiye'ye zarar verir.." diyenlere bakiniz. Ve ayni kimselerin birkac ay onceki "vatan hainleri.." yazilarini okuyunuz. Dun "yuzune tukurun diye" resmini koyduklari Nazim'i bugun ilahlastiran, dun "pis emperyalist" dedikleri Amerika'dan bu gun "yaw generaller darbe yapacak gibi degil, gel sunlarin defterin sen dur" diyenlerin resmi ayni!

Tani bunlari ama tani da buyume. Cunku resim sonlarinin geldiginin resmidir. Resim bir milletin uyandiginin resmidir. Bir sure daha "onuncu yil nmarsi" soylenecek, ama daha alcak sesle..Yeni bir gun basliyor. Turkiye'de artik gudumsuz, gercek demokrat, mustakil muhakeme sahibi bir nesil yetisiyor. Ilhan abi-perincsiz-kucukanit-Tezgec-Kilic Ali ogyllarini gelecek nesil "bunlar da olmus tarihimizde" diye ibretle okuyacaklar.

"Gavurlar ne der" umurumda bile degil. Bu mevzuuda ahlaki otorite olcak gavur tanimadim henuz. Evimizde olu oldugunda "komsular ne der" m diyoruz?

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 20, 2007 06:01 AM

Dink e Hak'tan rahmet dilerim.
Dink gibi bu ülkede 10 kişi vardır,100 kişi vardır.Bunları koruyamayan içişleri bakanı istifa etsin.
Adımı Salih N. olarak değiştiriyorum çünkü benim ismimde birisi daha yorum yazıyor.
saygılarımla

Yazan: salih N. Tarih: January 20, 2007 09:53 AM

Hırant Dink'e Allah'tan rahmet dilerim. Acılı
ailesine sabırlar diliyorum. Ateş düştüğü yeri
yakar. Bu ateş bütün Türkiye'ye düşmüştür. Eğer
bu saldırıdan hedeflenen kötülük, şer ne ise bunun
gerçekleşmemesi için Allah'tan yardım diliyorum.
Milletimizin başı sağ olsun. Levent.

Yazan: Levent Tarih: January 20, 2007 10:11 AM

---------------------ALINTI -------------------
Komutan gazetecinin gözlerinin içine bakarak sözlerini sürdürür.
-Oraya gidemezsiniz. Giderseniz geri dönemezsiniz. Dönerseniz o ropörtajı yayınlayamazsınız. Yayınlarsanız dava açılır, mahkeme mahkeme süründürürüz. Hatta o ropörtajı yaparsanız öldürülürsünüz, oradan sizi kurtaramayız...
Gazetecinin kulaklarında "öldürülürsünüz" sözcüğü yankılanır. Bir insanın yaşamını sona erdirecek sözcük, bu kadar kolayca hem de devletin resmi üniformasını taşıyan komutan tarafından çok rahat bir biçimde telaffuz edilebilmekktedir:
-Öldürülürsünüz!
Gazeteci, daha bu sözcüğün şaşkınlığını üzerinden atamadan, ikinci kez şok olur.
-İşte burada tüm yaptığınız telefon konuşmaları. Kiminle nasıl temas ettiğiniz, bütün görüşmeleriniz.
Komutan iki lacivert kaplı klasörü gazetecinin önüne atar. Gazetecinin şaşkınlığı bir kat daha artmıştır.
-Siz bizim telefon konuşmalarımızı dinlemekle anayasal bir suç işliyorsunuz
diyerek tepki gösterir ve devam eder:
-Benim burada yapmak istediğim gizli kalmış bir konuyu ortaya çıkarmak, en azından APO - MİT ilişkisiyle ilgili iddiaları tarafsız bir basın mensubu olarak ortaya çıkarmaktır.
Ama nafile! Karar kesindir. PKK lideri Abdullan Öcaalan ile ropörtaj yasaktır .
Gazeteci- yazar Uğur Mumcu'nun sonun başlangıcına çıkış noktası, bu kez de bir başka gazetecinin önünde engeldir.
Sanki devletin gizli kalması istenen bir sırrı vardır. Ve bu sırra uzanmak yasaktır. Uzanan kalemler ise kırılacaktır.


---------------------ALINTI -------------------
Doç. Üçok, öldürülmeden önce tehdit telefonları alıyordu. Bunun üzerine savcılık aracılığıyla PTT'ye başvurarak telefonunu dinlemeye aldıran Üçok'a, yapılan işlem sonrasında tehdit telefonunun 117 61 62 (417 61 62) nolu telefondan geldiği bildirildi. Ölümünden sonra açılan hazırlık soruşturmasında, bu telefonla ilgili olarak verilen takipsizlik kararı ise halen dosyada.
Ama bu telefon nereye ait. 118'deki kayıtlara göre 417 61 62 nolu telefon Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı santrali olarak geçiyor. Ancak santral 417 61 00'dan başlayıp 417 61 50'de sona eriyor. Gazetecinin saptamasına göre ise, bu telefon Genelkurmay Baskanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı'nda, dışardan aramaya kapalı, içerden aramaya açık bir numara. Peki nasıl oluyor da, numarası belli bir telefonla ilgili olarak takipsizlik kararı alınabiliyor?

---------------------ALINTI -------------------

işadamı Jak Kamhi'ye düzenlenen suikatte kafalarda pek çok soru işaretine yol açıyordu. Dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin adına, suikastle ilgili olarak 5.2.1993 gün ve Basın Müşavirliği'nin 001 ve 002 sayılarını taşıyan faks sorularında bakanlık Basın Müşaviri Olcay Göker, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne şu soruyu yöneltiyordu:
"Tetikçi oldukları iddiası ile tutuklanan şahısların evleri niçin aranmamış ve neden yakınlarının ifadelerine başvurulma gereği duyulmamıştır? Yoksa olay baştan sona Üsküdar Emniyet Amirliği sivil memurların bilgisi dahilinde olduğu için mi bu işleme gerek duyulmadı?"

---------------------ALINTI -------------------


Bu arada, Apo'nun Suriye'de oturduğu evin bir üst katında MİT'çi emekli bir yarbayın oturduğu, sık sık Apo'yu ziyarete giden bir yazarın da Dışişleri İstihbarat Dairesi Başkanı olan bir bacanağının olduğu ve ilişkilerinin çok iyi olduğu da biliniyor.

---------------------ALINTI -------------------


dönemin DGM Başsavcısı Nusret Demiral'ın, Mumcu'nun toprağa verildiği gün gazetecilerle söyleşirken, "Sabah gazetesinde plastik bombayı Ankara'ya getiren kişinin yakalandığı yolunda bir haber var. Doğru mu?" sorusuna verdiği yanıt belgeliyordu:
-Bizim haberimiz yok ondan.
Demiral, "Böyle bir olay varsa, Uğur Mumcu suikastinden önce bombayı getiren kişinin Ankara'ya bildirilmesi gerekmez mi?" sorusunu da, "Emniyet arasında ilişki kuruluyor, irtibat yürütülüyor" şeklinde yanıtlıyordu. İki emniyet arasında ilişki kuruluyor, Ankara'ya patlayıcı gönderildiği biliniyor, ve terörün basın mensuplarına yönelebileceği, Türk İstihbaratının en üst düzeyli görevlisi tarafından bizzat dile getiriliyor. Ancak Mumcu'ya koruma verilmiyordu?
Suikast sonrasında İstanbul'dan Ankara'ya bomba getirilen ev bile tespit ediliyordu. Bu gelişme üzerine gazeteci, (biraz da edindiği bu bilginin doğruluğundan kuşkulu olsa gerek) İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'e tam soru biçiminde olmasa bile, "Olayla ilgili olarak Ankara Emniyeti bir adrese gitti. Ama adres boş çıktı" diye soruyordu. Sezgin ise şu şok yanıtını veriyordu:
- Hayır, boş çıkmadı. Yanlış biliyorsunuz. Bir devlet memurunun yeri çıktı orası. (Nokta Dergisi - 31 Ocak - 6 Şubat 1993)
Bu açıklamadan yaklaşık 1,5 yıl kadar sonra ise Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, olaya bir devlet görevlisinin karışıp karışmadığına ilişkin iddialarla ilgili soruya yine şok bir yanıt veriyordu:
"Devlet cinayete karışmaz. Çok büyük bir iddia. Bu cinayeti devlet işler mi? olmaz. Kesinlikle onu söyleyeyim. İkincisi, ama devletin şu veya bu şekilde bir görevlisi, bir memuru kendiliğinden bu işe karışmışsa, o cinayet devletin değil, onu yapanındır." (24 Aralık 1994 - Cumhuriyet Gazetesi)

---------------------ALINTI -------------------

Devlet soruları yanıtlayamıyor. Soruşturma ilerlemiyor. Suikasti aydınlatabilecek bir yola gidilemiyor. Yalnız Mumcu suikasti mi? Doç. Dr. Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Viktor Marvick, Ehud Sadan, yani Ankara'da işlenen 10 faili meçhul cinayette herhangi bir ilerleme kaydedilemiyor. Soruşturmalar hep hazırlık aşamasında kalıyor ve kilitleniyor.
Mumcu suikasti üçüncü yılını doldurdu. Suikastten sonra 100'e yakın ihbar değerlendirildi (!) bir sonuç çıkmadı. Mumcu'nun evinin bulunduğu sokaktaki otel kayıtları "gecikmeli de olsa" (!) incelendi, bir şey çıkmadı. (Suikastten sonra otel kayıtlarını gazeteciler alırken, otel yetkilileri; emniyetten de geldiklerini, otelde kalanların dökümü istediklerini, ancak fotokopi makinası olmadığını öğrenmeleri üzerine "daha sonra alırız" diyerek, otelden ayrıldıklarını anlattılar)
Taksi durağının Mumcu'nun evine bakan camlarının neden buzlu camla değiştirildiği araştırıldı, ama bir sonuca gidilemedi. Mumcu'nun evinin 20 metre ötesindeki Tunus Büyükelçiliği'nin önünde bekleyen polis memurlarının ifadeleri alındı, soruşturuldu, sonuçta takipsizlik kararı verildi.

---------------------ALINTI -------------------

Bu arada Uğur Mumcu suikasti zanlısı olarak aranan İslami Hareket Örgütü'nün lider kadrosundan Şefik Polat , Ankara'da ele geçerken son anda kaçıverdi! Hem de ne kaçış?
Suikastten 2 gün sonra Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Müceadele Şube Müdürlüğü'ne bir ihbar geldi. Saat 09.45'de gelen ihbarı Başkomiser Derviş Kaya alırken, üzerine de "önemli" notunu düştü. İhbar ile ilgili hazırlanan "Telefon İhbar Tutanağı" şöyleydi:
26. 1. 1993 günü saat 09.45 sıralarında şubemiz nöbetçi amirliğine ait telefonu arayan, kimliğini açıklamayan bir bayan, Ahmet Refik Paşa (Ahmet Vefik Paşa olacak) Caddesi ile Atış Caddesinin kesiştiği köşede elektrik trafosunun bitişiğindeki yeşil renkli binanın orta katı, tek dairenin islami Cihat Örgütü tarafından tutulduğunu ve içinde kalan kişilerin durumlarının şüpheli olduğunu ihbarda bulunmuştur.
Bilginize arz ederim. 26.01.1993" (Belge - 33: Telefon İhbar Tutanağı)
Bu ihbar üzerine ekipler harekete geçerek Ahmet Vefik Paşa Caddesi'ndeki eve baskın düzenlerler. Polis memurları Osman Menteşe, Akif Karakoç ve Komiser Yardımcısı Varkın Suyuak tarafından yapılan "tahkikat", Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne şöyle iletilir:
"26. 01. 1993 günü şubemiz nöbetçi amirliğine yapılan telefon ihbarına konu olan ikamet ile ilgili olarak yapılan tahkikatta;
Söz konusu yerin, Ahmet Vefik Paşa Caddesi 72/2 sayılı yer olduğu, bu ardeste Van ili merkez ilçesi Şerefiye köyü nüfusuna kayıtlı, Yusuf oğlu, 1958 doğumlu Necmi Aslan isimli şahsın eşi ve üç çocuğu ile beraber Şefik Polat isimli bir şahsın misafir olarak barındırdığı, Necmi Aslan isimli şahsın İrfan Baştuğ Caddesi 128/B adresinde oto alım - satım işi ile uğraştığı, doğulu olması itibariyle evine pek çok misafir geldiği, ancak bu misafirlerin kimler ve ne amaçla geldiklerinin anlaşılması mümkün olmamakla birlikte durumlarının şüphe arz etmediği çevreden yapılan tahkikattan anlaşılmıştır.
Arz ederim. 26.1.1993" (Belge - 34: Tahkikat Tutanağı)
Evet, Mumcu suikastinin zanlısı olarak aranan Şefik Polat Ankara'da ele geçmiş, ancak "çevreden yapılan tahkikattan şüphe arz etmediği" öğrenilerek, polis tarafından serbest bırakılmıştı!..
Emniyete göre, görevli polisler üzerlerine düşeni fazlasıyla yapmışlardı. Çünkü arşiv tetkikinde Şefik Polat ve Necmi Aslan adlı "iki şahsın da aranır" kayıtlarının olmadığı anlaşılmıştı. Ancak Polat, İslami Hareket Örgütü mensubu olmaktan Ankara ve İstanbul Emniyetlerince aranmaktaydı!.. (Belge - 35: Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı'nın, ugmum2 kodlu bilgi notu)

---------------------ALINTI -------------------
Şefik Polat, Mumcu suikastinden tam 4 ay önce, "ideolojik amaçla adam öldürme suçuna iştirakten" idam cezası istemiyle yargılanmış bir sanıktı. Batman İnsan Hakları Derneği yöneticilerinden Sıddık Tan'ın 20. 6.1992 tarihinde Şefik Polat'ın evinde 3 kişi tarafından öldürülmesi sonrasında Polat hakkında, 1992 / 703 esas numarasıyla, 10. 7. 1992 tarihinde dava açıldı. Hazırlanan iddianamede, Polat hakkında Türk Ceza Yasası'nın 450. maddesi uyarınca idam cezası istenirken, şöyle denildi:

---------------------ALINTI -------------------
Şefik Polat'ı evinde barındıran Necmi Aslan, bu olaydan dört gün sonra işyerinde gözetim altına alındı. Aslan hakkında, İslami Hareket Örgütü'nün Genel Şura üyesi ve örgütün Ankara Sorumlusu olduğu gerekçesiyle Ankara DGM'de toplam 20 yıl hapis istemiyle dava açıldı.
Peki Necmi Aslan kimdi?
Şimdi sıkı durun!.. Yeni şeriatci Necmi Aslan eski bir solcuydu. Hem de 1981 yılında Diyarbakır eski Belediye Başkanı Mehdi Zana ve arkadaşları ile birlikte TKSP, yani Özgürlük Yolu davası sanıklarındandı. Atilla İlhan'ın, "Türkiye'de ister şeriat paravanası altında, ister sosyalizm paravanası altında olsun, iş Kürtçülüğe ya da bölgeciliğe döküldü mü, arkasında mutlaka emperyalizmi arayın" sözlerini anımsayarak, Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün 15 Şubat 1993 tarihinde DGM'ye gönderdiği fezlekeye göz atalım:
"Muhsin - Cemil kod Necmi Aslan hakkında Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nden gelen 12 Şubat 1993 gün ve B.05.1.EGM.4.21.00.14.00.5060 saılı teleks yazıda adı geçen ve arkadaşlarının yasadışı TKSP (Özgürlük Yolu) örgüt mensubu oldukları, Diyarbakır 7. Kolordu Askeri Savcılığı'nca bir kısmının hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararının verildiği, diğer bir kısmına ise, çeşitli cezalar verildiği, dava dosyalarının ise, Sıkıyönetim Askeri Savcılığı'nın 6 Ocak 1993 gün ve 1981/442 sayılı yazıları ile Yargıtay Başkanlığı Savcılığı'na (Askeri Yargıtay) gönderildiği bildirilmiş olup, makamın Yargıtay Başkanlığı Savcılığı olması nedeniyle, sanık hakkında yapılan işlemin Cumhuriyet Başsavcılığınzca sorulması ile cevap verileceği anlaşılmıştır." (Belge - 38: Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün Fezlekesi)

---------------------ALINTI -------------------
Suikastten sonra 17.2.1993 tarihinde saat 21.50 sıralarında 155 nolu telefonu arayan ve kimliğini açıklamayan bir şahıs, Batman'lı Mehmet Tevfik Günaydın adlı bir kişinin Ankara Devlet Demiryolları Misafirhanesinde kaldığını ve bu kişinin Hizbullah Örgütü kuryesi olduğunu ihbar etti. Emniyet mensupları, ihbardan tam 4 gün sonra misafirhaneye giderek, otel kayıtları üzerinde inceleme yaptı. İhbar edilen şahsın ismini kayıtlarda bulamayan görevliler, izin alarak tüm odalarda tek tek kimlik tesbiti yaptılar. Bunun sonucunda, ihbar edilen Mehmet Tevfik Günaydın'ın misafirhanede kalmadığı belirlendi.
---------------------ALINTI -------------------
Mumcu'ların oturduğu 65 nolu apartmanın 16 nolu dairesinde yaşayan Erdoğan Nezhrozoğlu, suikastten sonra alınan ifadesinde, "belki de Ankara DGM'nin bu öngörüsünü" kuvvetlendirecek açıklamalar yaptı. Nehrozoğlu, 22 Şubat 1993 tarihinde alınan ifadesinde, olay günü şöyle anlatıyordu:
"Ben olay saatinde uyuyordum. Patlama sesini duyduğumda uyandım ve dışarıya camdan baktım. Camdan dışarıya baktığımda, modern giyimli, yabancı uyruklu, zenci üç bayan gördüm. Bu şahıslar bir süre bağrıştılar ve ağladılar. Daha sonra olay yerinde kalabalık oluşmadan, olay yerinin fotoğrafını çektiler ve kalabalık oluşmadan olay yerinde ayrıldılar. Bundan başka bilgim ve görgüm yoktur. Olay öncesi ve sonrasında yukarıda bahsettiğim kişileri ve bu olayı yapabilecek şüpheli şahıs veya şahıslar görmedim." (Belge - 39: Erdoğan Nezrozoğlu'nun İfade Tutanağı)
Ancak bu ifade ile ilgili bile bir işlem yapılmadı. Böyle bir patlama sonrasında, insan tepkisinin ne olabileceği, normal bir insanın fotoğraf çekmeyi düşünüp düşünmeyeceği bile psikologlara sorulmadı. En azından olay sonrasında hemen çekildiği belirtilen fotoğraflara ulaşıp, "belki gözden kaçan bir delil bulur muyuz" araştırmasına bile gidilmedi.

---------------------ALINTI -------------------
"...Soruşturmayı yürüten ilk savcı Ülkü Coşkun, ifademi alırken bana; "Bu olayı devlet yapmıştır. Siyasi iktidar isterse bu iş çözülür..."
İşte Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu'nun 14 Kasım 1994 tarihinde Adalet Bakanlığı'na yaptığı yazılı başvurusundaki bu satırlar Ankara'da bir bomba etkisi yarattı. Eşinin ölümünden sonra mücadeleyi hiç bırakmayan Güldal Mumcu bu dilekçesinde çok önemli bir iddiayı ortaya atarken, Ankara DGM'nin soruşturmayı yürütürken yaptığı aksaklıkları da tek tek sıralıyordu:
"Olay sonrası yapılan delil toplanması bu konudaki teknik kurallara, yasaya ve hukukun genel ilkelerine tamamen aykırıdır.
TRT'de yapılan bir programda, Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı tarafından gizlidir denilen Bilirkişi Raporu üzerinde, soruşturmayı etkileyecek ve saptıracak biçimde açıklamalar yapılmış, böylelikle soruşturma adeta yönlendirilmek istenmiştir.
---------------------ALINTI -------------------
Kimbilir, belki de Mumcu'nun, daha önceden işlenen cinayetlerle ilgili olarak 31 Ocak 1991'de yönelttiği tüm şu soruların yanıtları bilindiği için:
"Devletin görevi, bu gibi cinayetlerin kanıtlarını bulmak değil midir? Devlet, islami hareket adına, uçlarına susturucu takılmış silahlarla cinayet işleyen çetelere karşı bu kadar çaresiz midir? Yoksa "devlet" dediğimiz şu büyük aygıta takılan başka susturucular var da biz mi bu susturucuları bilemiyoruz!"

Yazan: Tunç Tarih: January 20, 2007 11:46 AM

Öfke, üzüntü ve nefret duygularına kapılmadan düşünebilmek bugünlerde çok zor, bu ülkenin demokratları için. Tükenenler, tükendiklerinin kanıtını böyle alçakça provokasyonlarla gösteriyorlar. Böyle deyip iyimser olmaya çalışıyorum, olmuyor. En değerli vatan evlatları yıllardır kırılıyor, kırdırılıyor bu ülkede. Hrant Dink, yurtsever, demokrat, aydın bir Türkiyeliydi; işte bu özellikleriyle mükemmel bir hedefti karanlık odaklar için. Bu odakların kim olduğu o kadar da önemli değil zaten; önemli olan, Türkiye'nin demokratlaşmasına, özgürleşmesine karşı statükocu güçlerin gösterdiği şiddetli ve kanlı direniş. Hrant kardeşim, toprağın bol olsun; unutulmazlar arasına karıştın gittin. Umarım çocuklarımız özlediğin o medeni, aydınlık Türkiye'ye kavuşur.

Düşüncelerimi şurada daha iyi ifade ettim: http://jazzetta.wordpress.com/2007/01/19/ortadoguda-bir-bayat-numara-daha/

Yazan: metin-thePoor Tarih: January 20, 2007 12:33 PM

Bu odakların kim olduğu o kadar da önemli değil zaten (metin-the-Poor)

Hayir tatli kardesim, çok önemli, özellikle de TC'den maas alanlar hepsinden önemli.

Azmettirenleri bulabilir ve ilân edebilirse Tayyip Erdogan'in devlet adami oldugu tescillenmis olacak. Aksi takdirde "politikaci" olmaktan öteye gidemeyecek.

Insanlarin düsüncelerinden ötürü veya seçim sonuçlarini engellemek için öldürüldügü bir ülke olmaktan çikmak istiyor muyuz? TC bir muz cumhuriyeti midir yoksa bir demokrasi mi? Bunun kavgasinin verilmesi kaçinilmaz.

Hükümet Hakkâri'de bazi seylere teget geçti ama artik Hirant Dink son nokta olmali, eger "organize olmayan bir fanatik" diye siyrilmak isterlerse Dink bosuna ölmüs olacak.

AKP derin AKP'ye karsi da mücadele vermeli.
Taksitle pesin fiyatina deokrasi olmuyor. Ya hep ya hiç.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: January 20, 2007 01:54 PM

Bu cinayet inşallah ülkemizdeki ırkçı-devleti zihniyetin artçı şoklarından biridir. "Devletin bekası" denilince akan sular durur bu ülkede. Paranoyaklığın her türlüsü kabarır, kimlikler, diller bile tehdit olarak görülür.
Özgürlük, demokrasi ve insan hakları mı? Bir başka bahara!

Yazan: Ahmet A. Tarih: January 20, 2007 03:21 PM

Tunç Bey,

O cümlemin ikinci yarısı, ilk yarısını açıklayan bir ifadeydi zaten, dikkat ederseniz: "Bu odakların kim olduğu o kadar da önemli değil zaten [1]; önemli olan, Türkiye'nin demokratlaşmasına, özgürleşmesine karşı statükocu güçlerin gösterdiği şiddetli ve kanlı direniş.[2]" Suikastin planlayıcıları kabak gibi ortada bence, ama KİM'den ziyade NEDEN önemli. Nedeni bulduğunuzda faili de bulursunuz. Neden çok açık: Türkiye'nin demokratik, özgür, zengin, medeni bir ülke/toplum olmasını engellemek. Bunu kim ister? Dışarıdakileri bir yana bırakıp içeriye bakalım: Mevcut düzeni ve paradigmayı sürdürmek isteyenler ister. Onlar kim? Onların kimler olduğunu sanırım aklı bu işlere azıcık eren herkes biliyor.

Evet, Türkiye bir muz cumhuriyeti midir, değil midir? Gün bunun cevabını verebilme günüdür. Ama kısa vadede umutlanmak için ne yazık ki sebep göremiyorum. Bu ülkenin yaşanabilir hale gelebilmesi için çok çaba sarfetmemiz lazım. Önce uyanık olmamız lazım. Demokrat kafaların sayısının çığ gibi artması lazım. Kafalarımızda ötekileştirici, düşmanlaştırıcı zihniyetten eser kalmaması lazım. Adam olmamız lazım ve bunu birilerinin bizi adam etmesini bekleyerek değil, böylesine küçük düşürücü ve alçaltıcı bir bakış açısını bir an önce terkederek bizzat kendimizin başarması lazım. Bu toplumun ırkçı ve faşist güç odaklarının oyuncağı olmaktan çıkması için var gücümüzle çaba harcamamız ve bunun için de hayatın tüm rol modellemelerini eleştirel süzgeçlerden geçirmemiz lazım. Vs vs vs.

Yazan: metin-thePoor Tarih: January 20, 2007 04:00 PM

hiç uğruna bir ölüm daha...
gözü doymaz bir kaç ülke yüzünden hep bu kargaşa.
ikili oyunlarla mahvediyorlar ülkeyi.içimizde osmanlıdan az da olsa kalmış olan kardeşlik duygusunu yok etmeye çelışıyorlar.çünkü onlar hasta adamın hala can çekişmekte olduğunun farkındalar.zor olsa da o hasta adam yine sağlığına kavuşup huzuru verecek bize inşallah....ne kadar da ihtiyacımız var insan olmaya...

fransız ihtilalinin kalıntılarının bizi bölmesine izin vermeyip,bu tür olayların da bunu desteklemesine izin vermeden elele karşı çıkalım ONLARA...
ama nedense bizim halkımız çabuk unutuyor yaşananları(ya da unutturuluyr)her ölüm yeniden uyandıyor,ve sonra tekrar derin bir sessizlik.evet Hrant Dink öldü bugün onun arkasından yorumlar yapmak,kardeşlik sloganları atmak çok kolay,kolay da hiç düşünülüyo bu konuşmalar onun evlatlarına bir baba olamıyacak,onların nefretine engel olamıyacak.eğer o ölmeden bu konular konuşuluyo olsaydı belki bugün bizden bu kadar nefret edenler olmazdı.sanılıyo muki bu yalnız türklüğe vurulmuş bir darbedr,bu islama da vurulmuş bir darbedir,en ağırı da budur...

umarım kokusunun duyulmaya başladığı pislikler en kısa süre içinde gözler önüne serilir...

Hrant Dink'e ALLAH'tan rahmet,başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum...
saygılar

Yazan: rüya Tarih: January 20, 2007 10:44 PM

Ogün Samast'in babasi AKP'ye örnek olmali

Buraya düzenli yorum yazan on kadar arkadasla beraber en azindan bir konuda hemfikiriz :

"AKP'ye karsi bir sey yapamiyorum o halde Türkiye'ye zarar vereyim" diyenlerin cumhurbaskanligi seçimi yaklastikça hirçinlasacaklarini 6 aydir yaziyorduk, keske yanilsaydik, ALLAH'im neler vermezdim yanilmis olmak için.

AKP'li bakan ve millet vekillerinin ihlas, kul hakki, adalet-ihsan gibi terimleri bolca kullaniyorlar. içlerinden bir çogunun, samimi müslümanlar oldugunu, ALLAH korkusuyla hareket ettiklerini umuyorum.

Hirant Dink'in katli AKP'yi grilerden çikmak zorunda birakacak. Artik "iyi havalarda özgürlük ve demokrasiden yanayiz ama icabinda kazi çeviririz" gibi politik yaklasim islemeyecek. AKP Atilla Yayla konusunda kivirdigi gibi politik bir kivirma yapamayacak.

Bugün sonuna kadar gitme günü, seçim korkusuyla degil ahiret günü korkusuyla Derin Devlet'in bütün vidalarinin, çarklarinin sökülme günü olmali.

Katil Ogün Samast'in babasi Ahmet Samast öz evladini ihbar etmekten çekinmedi. Basbakan Tayyip Erdogan’in kayitsiz ekonomiye karsi mücadele için söyledigi bir söz var ”babanizin oglu olsa bakmayin gözünün yasina, ihbar edin. Burada KUL HAKKI söz konusu”

Hirant Dink'in GERÇEK katilleri cezalandirilabilirse bu kelimelerin içinin dolu oldugu ispatlanacak. Aksi takdirde siyasi rakipleri "din suistimali" dedigi zaman kizmamak gerekecek.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: January 21, 2007 11:42 AM

olayı duyduktan sonra aklıma hemen su soru geldi.

ermeni yalanlarına karsı cıkan ve turkiye'yi savunan ermeni bir gazetecinin olumunden kim cıkar saglayabilir?

zanlı yakalandı ve olay aydınlanacak.
dogru soruları sordugumuzda dogru cevapları mutlaka alırız.
olay provakatiftir ve cok cirkindir.

neden hep turkiye,neden hep bizim uzerimizde oyunlar oynanıyor?biz bu kadar aptalmıyız,bu kadar basiretsizmiyiz? diye kendi kendime sormadan edemiyorum.
cevaplarımdan biri,iyi niyetli bir anlayısa sahip oldugumuzdur.
ancak dunya duzeni artık iyi niyetli degil.
bizimde yeni dunya duzeninde tabloyu iyi okumamız ve gelecek stratejileri hazırlamamız gerekli.
elbetteki baris icin her zaman caba sarfedilecek,ancak karsı taraf hep oyun kurmakta.
dunya'nın bir numaralı kuralı;OYUNU KURAN HER ZAMAN BİR ADIM ONDEDİR.bizde artık oyun kurucu pozisyonunu almalıyız.

Yazan: bercenay Tarih: January 21, 2007 02:50 PM

Hrant Dink suikastını kınamamak elde değil..birde cuma namazını kılıp bu işi yapmış katil..Allah'tan yardım istemiştir eyleminden önce mutlaka..

nasıl bir din anlayışı var görüyorsunuz..sağlıklı din eğitiminin yolu kapanırsa daha ne çarpıklıklar görürüz..ihl'ler sadece imam yetiştirmiyordu..sağlıklı din eğitimi almak sadece imam olacaklar için mi geçerli?..

tasavvufla yoğrulmuş hoşgörülü,sevgi dolu milletimiz vahhabileşiyor mu?ne oluyoruz?

keşke Hrant Dink aşağıdaki cümleleri yazmadan önce daha iyi düşünseydi..ülkelerin hasasiyetlerine dokunmak iyi olmuyor..keşke bu yazı hiç yazılmasaydı...kolay kandırılabilecek,iradesi zayıf genç insanları tahrik etmek o kadar zor değil..

ulusalcılıkla mücadele edilebilir..her türlü aşırılık kötüdür..fakat ulusların hassasiyetlerine saygı duymak gerekir..demokrasi adına sınırsız özgürlük talebinde bulunamayız..11 Eylülden sonra demokratik ABD ve Avrupa ülkelerinde düşünceye nasıl kısıtlamalar getirildiğini unutmayalım lütfen..

"Türk'ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur. Yeter ki, bu mevcudiyetin farkında olunsun"

Türk-Ermeni ilişkisinin günümüzde geldiği nokta ise şudur. Ermeniler ve Türkler birbirlerine bakışlarında klinik iki vaka durumundadır. Ermeniler travmalarıyla Türkler paranoyalarıyla...HRANT DİNK

toprağı bol olsun..

sevgiler.











Yazan: deniz Tarih: January 21, 2007 04:03 PM

Deniz Hanım,

Güzel yazıyorsunuz da, o alıntınız "namaz kılmak günahtır"a benzemiş biraz. Hrant Dink'in sözleri, ırkçı faşist odaklar tarafından özellikle böyle kırpılmış ve bağlamından koparılarak yansıtılmıştır. Bu, provokatörlerin itinayla tezgahladıkları dezenformatif bir işlemdi. Önünüze konanları dikkatli gözlerle incelemek, dolduruşa gelmemek gerekir.

Yazan: metin-thePoor Tarih: January 21, 2007 06:38 PM

Hrant Dink'in haince öldürülmesini kınıyorum.Ülkemizde insanların eğitimsiz olması nedeniyle kolayca kandırıldığı ve istenen olayları rahatlıkla yaptırdıklarını Abdi İPEKÇİ,Uğur MUMCU,Çetin EMEÇ... ve Hrant DİNK cinayetlerinde olduğu gibi aydın düşünceyi susturacaklarını sananlar büyük bir yanılgı içinde olmalıdırlar.Duygu ve düşüncelerimizi söyleyemediğimiz müddetçe özgür olamayız.ülkemizin özgürlüğü için cehalete,yoksulluğa,adaletsizliğe ulusça savaş açmamız gerekir.(Özgür yazılar demekki bazı kişileri çileden çıkrmaktadır)

Yazan: Metin Öğretmen Tarih: January 21, 2007 07:11 PM

Deniz Hanim,

Hirant Dink'in sözleri degistirldi saniyorum, Can Dündar'in programi NEDEN'e katildiginda söyle demisti : "Türklerle birlikte yasamak onlara karsi duyulan nefretin panzehiri oluyor, türkleri tanimaniz onlari sevmenizi sagliyor"

Ama biraz arastiracagim, ne deyip ne demedigi tam belli degil.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: January 21, 2007 07:56 PM

Deniz Hanim,

Belki yanilmis olabilirim, ama yazinin bütünü elimde yok, bir link verirseniz sevinirim. Asagidaki haber 25 subat 2006 tarihli Hürriyet'ten :

Oya ARMUTÇU/ANKARA

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in "Türk'ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur" ifadesini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı suç olarak görmedi. Yazının bütününe dikkat çeken Başsavcılık 'Yazar Ermenilerdeki hatalı anlayışı eleştiriyor' dedi ve beraat istedi.

YARGITAY Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan, "Cezam kesinleşirse, Türkiye'den giderim" diyen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'e, temyizde ilk iyi haber geldi. Başsavcılık tebliğnamesinde, Dink'e Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nce, eski TCK 159'daki, "Türklüğe hakaret" suçundan 6 ay hapis cezası verilip ertelenmesine ilişkin kararın hem esastan hem usulden bozulması istendi.

ELEŞTİRİLEN ERMENİLER

Dink'in yazı dizisinin bir bütün olarak değerlendirilmesini isteyen Başsavcılık, "Türk'ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur" ifadesini suç olarak görmedi.

"Beraat" talepli tebliğnamade, "Bu sözlerde Türklüğü tahkir ve tezyif sözkonusu değildir. Eleştirilen Türkler değil Ermenilerdeki hatalı, sanığın ifadesiyle zehirli anlayıştır" denildi.

TÜRK’E DÜŞMANLIK YOK

Tebliğnamede, "Yazı; Türklüğe kin ve nefret duymayan ve düşmanlık çağrısı içermeyen, 'küçültücü ve/veya sövgü içerikli" bir yazı olmadığı gibi; ortaya koyulan görüşte eleştiri sınırları' içerisinde kalan, hatta mensubu olduğu cemaat/Diaspora yönünden 'özeleştiri' niteliği de taşıyan bir görüştür. Yazar kendi diasporasına yönelik özeleştiri yapmıştır" değerlendirmesi dikkat çekti.

KASIT GÖSTERGESİ OLAMAZ

Tebliğnamede, "Ermeni kimliği, ülkemizde Lozan Antlaşması uyarınca 'azınlık kimliği' niteliğinde kabul edilmekte ve bu yönüyle korunmaktadır. Ermeni kimliği bağlamında 'bu anlamıyla' Ermeni azınlık kimliğinin korunmasını savunmak, suç olmayacağı gibi bir kastın göstergesi de olamaz" ifadesi dikkat çekti.

9. DAİRE BAKACAK

Tebliğname temyiz incelemesini yapacak Yargıtay 9. Ceza Dairesi'ne dün gönderildi. Tebliğname daire için "bağlayıcı" nitelik taşımıyor. Ancak, Yargıtay'daki dava dosyalarının büyük bölümü tebliğnamedeki görüş doğrultusunda sonuçlanıyor.

Yazan: Tunç Tarih: January 21, 2007 08:03 PM

Bu millete, bu ülkeye sevdalıların, tarihe “sadık” olanların, barış için, beraberlik için kaygısı olanların, hepimizin başı sağolsun….
Allah yakınlarına sabır, kendisine rahmet eylesin.
İnşallah fikirleri kendisiyle birlikte ölmez, “ba’s-ü bâd-el mevt” temennisiyle…

Yazan: Talha Can Tarih: January 21, 2007 09:14 PM

Metin Bey

sizde güzel söylüyorsunuz..provakatörlere böyle malzeme vermemek lazım..bende bunu söylemek istiyorum..Hrant Dink'in yazısının bütünü mantıklı insanlar tarafından okunup yorumlanabilir..

ama görüyorsunuz mantıksız insanlarda var..sonuçta ne kadar kırpılırsa kırpılsın bu cümleler bir vakıa.
o yazıdaki ince mantığı kim sezecek..

olan sonuçta yazının sahibine oldu..ben böyle netameli konularda yazan arkadaşlar için uyarı mahiyetinde söylüyorum..anlatmak istediğimizi direk söyleyelim..mecazlarla,kinayelerle pek uğraşacak vakit yok sanıyorum..

bende sizinle aynı fikirdeyim..Kuran'a bütüncül yaklaşmayınca ve Hz.Muhammed(as)ın sünneti ile tefsir edilmeyince ne tür haricilikler ortaya çıktığına tarih şahittir ve malesef bugün bizler de şahit oluyoruz..

sevgiler.

Yazan: deniz Tarih: January 21, 2007 10:24 PM

Ülkemiz zor bir dönemden geçmektedir.

İç siyasette, yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile genel seçimler ülke ortamında ister istemez gerginlikler yaratacaktır ve yaratmaktadır da.

Dış siyaset açısından, Ermenilerin 2007 yılını sözde soykırım için dünya ülkeleri nezdinde bir atak yılı kabul etmeleri, A.B.D.’nin K.Irak’taki yapılanmada Türkiye’ye söz hakkı vermek istememesi ve PKK ile mücadelede işbirliğinden kaçınması, K.Irak Kürtlerinin Musul ve Kerkük üzerindeki hesapları, Türkiye - AB ilişkilerinde sıkıntılı bir dönemin başlaması, Kıbrıs meselesinde görece elde edilen iyi pozisyonun korunması ve çözüme yönelmesi gibi sorunlar sebebiyle Türkiye için 2007 çok zorlu bir yıl olacaktır.

Türkiye’nin bu zorlu dönemden başarılı bir şekilde çıkmasını istemeyen güçler, Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak için her türlü yola başvuracaklardır.

Daha evvel defalarca gördüğümüz senaryo bir kez daha uygulanmaya başlamıştır: Siyasi Cinayetler.

17 Mayıs 2006 tarihindeki Danıştay saldırısından sonra, 19.01.2007 günü gerçekleştirilen Ermeni asıllı gazeteci Hrant DİNK’e yönelik suikast, istikrarsızlaştırma ve kaosa sürükleme amacıyla yürütülmekte olan faaliyetlerin en önemli adımını teşkil etmektedir.

Bu cinayet öyle bir zamanda ve öyle bir kimseye karşı işlenmiştir ki, Türkiye’yi dünya nezdinde olabilecek en güç duruma sokmuştur; Cinayet, A.B.D.’de sözde Ermeni soykırımı yasasının tartışmasının yapıldığı, Türkiye’nin tam da K.Irak'ta –belki A.B.D.'ye rağmen- harekete geçmeye hazırlandığı, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaştığı bir dönemde, kime karşı böyle bir eylem yapsak istikrarsızlaştırma sürecinde mesafe alırız diye düşünülse akla gelebilecek bir tek kişiye, Ermeni asıllı gazeteci Hrant DİNK’e yönelik işlenmiştir.

Olayın basit bir saldırı, iddia edildiği ve TV ekranlarında konuşulduğu üzere TCK 301. maddesi ile bir ilgisi olduğu düşüncesi en hafif ifadeyle safdilliktir. Türklüğe hakaret ile ilgili yargılamanın üzerinden aylar geçmiş, en hararetli tartışmaların yaşandığı o günlerde böyle bir girişimde bulunulmamıştır. Böyle bir düşünce ile saldırı gerçekleştirilecek olsa o günlerde yapılırdı.

Yine ekranlarda konuşan bir takım zevat (siyasetçi, gazeteci vs.), tam da Ermeni Diasporasının istediği şekilde, Hrant DİNK cinayeti üzerinden siyaset yaparak, Ermenistan sınırının derhal açılmasını istemekte, Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi gerektiğini dile getirmektedirler.

Bunlara söylenebilecek en basit cevap şudur: Ermeniler öncelikle işgal altında tuttukları, yüzbinlerce insanı yerinden yurdundan ettikleri Karabağ'ı sahiplerine teslim etsin. Sonra asılsız soykırım iddialarında samimi iseler, T.C. Devletinin “sorunu bilenler, tarihçiler, belgelerle çözsün” yaklaşımına olumlu cevap versinler.

Saldırının kökü dışarıdadır. Görünürdeki sebebi ne olursa olsun bu cinayet Türkiye’nin istikrarsızlaştırılmasından menfaat elde edenlerin planı, eseridir. Bu cinayetten menfaat elde edecekler iyi irdelenmelidir.

Türk halkı olarak,- vatandaşı, aydını, siyasetçisi ...- oyuna gelmeyelim. Birlik ve beraberlik içinde, akl-ı selimle hareket ederek meselelerimizi çözelim.

Türkiye; hepimizindir, üzerinde yaşayan tüm halklarındır.


Yazara not:

Sn Akyol;

“Bugün Hrant Dink’in vurulduğu yerin önünde toplanan binlerce Türk “hepimiz Ermeniyiz” diyordu. Ben de öyle diyorum. Osmanlı İmparatorluğu’nda yüzyıllarca birlikte yaşadık, bugün de Türkiye’de öyle yaşamak istiyoruz. Katiller, bunu engelleyemeyecek” demişsiniz.

Söyleminiz, birlikte yaşamak iradesinin vurgusundan ziyade, öncelikle cinayetin milliyetçi saikle işlendiğine işaret etmektedir. Birlikte yaşamış ve yaşacak olmak, kendimizi bir başkasının milliyetine aidiyet vermemizi gerekli kılmamalıdır. Yine, yorumumda da belirttiğim gibi zahirdeki durum ne olursa olsun bu cinayet zamanlama ve hedefi açısından dikkate şayandır. Menfaat elde edeceklerin iyi irdelenmesi gerekmektedir. Gerçek katiller yakayı ele vermemek için, cinayetin ardındaki sebepleri gizlemiş, zahiri bir sebep ve bu sebebi amaç kılacak bir piyonu öne sürmüşlerdir: TCK 301. madde (Türklüğe hakaret) ve genç bir sözde milliyetçi.

Türkiye; hepimizindir, üzerinde yaşayan tüm halklarındır.

Ben Türk’üm ve birlikte yaşamak iradesinden yola çıkarak bu cinayeti lanetliyorum.

Saygılarımla,

Yazan: hg Tarih: January 22, 2007 01:18 AM

Garip isler

Hirant Dink’in « türk – kani, ermeni kani » dedigi üç makale var. Yazilarin tamamini okumazsaniz hiç bir sey anlamayabilirsiniz. Asagidaki linkte hem onu aklayan bilirkisi raporu hem de yazilarin tamami var :

http://www.ortakpayda.org/boxes.asp?foo=read&feox=42&ronin=4

Geçen yil türk düsmani ermenilerle yazistigimi analtmistim bu forumda. Hirant Dink’in tespitleri çok yerinde, ermeni diasprasi için « türk düsmanligi» kavrami bir hastalik olmus, adeta bir kanser gibi onlari tüketiyor. Dink ise onlari bundan kurtulmaya çagiriyor.

Bizim genel kurmay da karisiyor ise !

Dink’in bu yazilari ocak 2004’te yayinlaniyor ve kimse bir sey demiyor. Ancak Atatürk’ün manevi kizi Sabiha Gökçen’in bir ermeni yetimhanesinden geldigini yaziyor AGOS gazetesi. Ermeni akrabalariyla yapilan röportajlar yayinlaniyor. Hürriyet haberi mansetten veriyor, bir sürü köse yazari da Dink’e yükleniyor. Bunun üzerine ne alakasi varsa bizim Genelkurmay çok kiziyor ve yazli bir açiklama yapiyor:

“Böyle bir sembolü amacı ne olursa olsun tartışmaya açmak, milli bütünlüğe ve toplumsal barışa karşı bir cürümdür”. (22 Şubat Pazar günü TV’den de yayınlanan yazili bildiri)
http://www.tsk.mil.tr/bashalk/basac/2004/a03.htm

Vali yardimcisinin “daveti” bunun arkasindan geliyor.

Gene bu olayin arkasindan Hirant Dink birden bire “Türklüge hakaret eden ermeni” olarak hedef gösteriliyor basinda. Bir çok fanatik grup AGOS’un önünde “sen hedefimizsin, bir gece ansizin gelebiliriz” diye slogan atiyorlar. Özgür Gündem ve Haber7 disinda hiç bir basin kurulusu bu olaylari aktarmiyor okurlarina.

Ermeni mi? Estagfurullah o öyle kötü bir kadin degildir!
Asagidaki sayfa Sabiha Hanim’in “iki paralik edilen” onurunu tamir için yazilmis :
http://www.akut.org.tr/Default.aspx?tabid=250&ItemID=1317
Radikal’den bir baska yazi ise ortaligi biraz toparliyor :
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=3159
Biraz daha bilgi ve iyi ŞAHİN ALPAY’dan sade bir yorum.

SORULAR
1. Biz müslüman türkler için “ermeni” demek bir küfürse, biz onlari bu kadar asagi görüyorsak o halde onlarin su veya bu bati devletiyle isbirligi yapmasina ne hakla kizabiliriz?
2. Genel Kurmay’in vakti bu kadar bol mu? 17 milyar YTL’lik bütçeyi böyle fasülyeden islere mi harciyorlar? Hani bir sürü dis ve iç tehdit vardi?
3. Nasil oluyor da bizim ülkücüler, genel kurmay, valilik ve bazi basin kuruluslari bu kadar esgüdüm içinde çalisabiliyorlar?
4. Ben tutup “Ismet Inönü ermeniydi” dersem bizim genel kurmay’dan, istanbul itfayesi’nden, Bursa ipek böcegi kooperatifi’nden ve Çagla Sikel’den tepki alir miyim?

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: January 22, 2007 01:53 AM

Tunç Bey

verdiğiniz bilgiler açıklamalar için teşekkürler..

türkün kanı,zehir ,asil kan kelimeleri yan yana gelince bu yazının bütününe bakılmıyor ve tahrik olmak için yetiyor..

Ben Hrant Dink için çok üzüldüğümün takrar altını çizeyim..haksız yere bir insan öldürülmüştür ki bu bütün insanlığı öldürmek gibi olmuştur..

Hrant Dink'e tepkiler sadece bu yazısı nedeniyle değildi sanıyorum..

yurt dışında Türkiye'nin soykırım yaptığını söylüyordu..Türkiyede daha yumuşak ifadeler kullanıyordu..Türkler soykırım kelimesinden inciniyor diye..ama Ermenilere haksızlık ve katliam yapıldığına inanıyordu..

hepimiz Hrantız diyenlerin hassasiyetini anlıyorum ama ben böyle bir cümle kullanamıyorum..çünki ben Türkiyenin soykırım yaptığına inanmıyorum..zaten bu soykırımı yaptığını ileri sürdükleri devlet tarih sahnesinden silindi..hayat memat mücadelesi veriyordu..makineye bağlıydı..can havliyle doğu cephesini koruma amaçlı yaptığı bir göç olayı..kasten bir ırkı ortadan kaldırma yok..

biz arşivlerimizi açtık..eğer gerçekten varsa kabul ederiz ama gelin bir araştırın deniyor..kimsenin duyduğu yok..

bu topraklarda doğmuş,büyümüş,okumuş Ermeni vatandaşlarımız Türkiye Cumhuriyetinden ne kötülük gördünüz?yazık günah değil mi bu ülkeyi soykırımcı diye yurtdışında şikayet etmek..

Eğer Hrant Dink yanlış anlaşılabilecek bir yazı yazmışsa yargılanması doğaldır..suçsuz bulunduysa ne ala..ama yargılanmasını garipsemeyelim lütfen..kendini ciddiye almayan bir devleti kimse ciddiye almaz..301 bu ülkede olmalı..bunun kaldırılmasını isteyenler demekki Türklüğe hakaret etmek istiyor..rahat rahat yapamıyor bunu..yoksa hakaret etmeyecek kişilerin bu yasadan gocunmaması lazım..Türkiye herkesin istediği gibi hakaret edebileceği bir oyuncak değil..

şimdi Türklüğe laf söylemek moda..eleştirenlerde ırkçı oluyor..Fransa bile soykırım aleyhine konuşmayı yasaklıyorda benim güzel ülkem kendine mi hakaret ettirecek?

AB'ye verilen tavizler yüzünden milliyetçilik güçlendi..artık bu AB masalından bıktı millet..burdan bir iş çıkmayacağını herkes görüyor ama AKP uyuyor sadece..

ben Hrant Dink değilim..çünki düşüncelerini paylaşmıyorum..fakat yaşam hakkını kendi canım pahasına olsa korumak isterdim gücüm yetseydi..bizde emanete ihanet yoktur..biz güvercinleri de öldürmeyiz..

bu güvercine çok yazık oldu..üzgünüm..

sevgiler.

Yazan: deniz Tarih: January 22, 2007 10:30 AM

Deklârasyon: Kale, içerden yıkılır...

SAYIN MUSTAFAAKYOL.ORG YAZARINA,

Arkadaşlar,

Son günlerde www.ataturkcudusunce.wordpress.com
sitesinde kendilerini Atatürkçü Düşünür olarak tanıtan birileri,
dine ve başörtüsüne karşı çirkince sözlü sataşma
ve saldırılarda bulunuyorlar.

www.kemalist.org sitesi bu arkadaşları dinci olmakla
ve provakasyon yapmala itham etti. Açılan forumu kitlediler.

www.kemalistler.net forum sitesi de aynı şekilde,
açılan forumu kilitleyerek, bir anlamda ilgili kişilere
yol gösterdiler.

Anlaşılacağı üzere Kemalist zihniyetin savunucuları,
bu blog yazarlarını sahiplenmiyorlar. Bizim de dini inançlarımıza
saldırıyorlar.. Kimin şahsında peki? Atatürkçü Düşünce
şahsında..

Muhafazakar kesim, Atatürkçü Düşünceye ve Sol
görüşe karşı nefretle düşman edilmek isteniyor olabilir.

Aynı şekilde, Sol kesim de, bu blog yazarlarının
haddini aşmış gaye ve emellerine alet ediliyor ve
bizlere karşı kışkırtılıyorlar.

Ülkemiz üzerinde kirli oyunlar düzenleyen, hesap
sahiplerine fırsat vermeyelim.. ve dahi, güya kendisini
akıl sahibi sanan kara cahillere...

Kemalist olabilir insan, veya bir Sol görüşü savunuyor
olabilir; ama bu insan aynı zamanda bir Müslüman da
olabilir pekâlâ. Kavramları karıştırmayalımm.. Yurt içinde
birlik ve beraberliğimi sağlamak zorundayız..

Kale, içerden yıkılır kardeşlerim.. Uyanık olalım...

Kâzım Mızrak

22.01.07 10:13

Konu hakkında, ismimle yazıyorum. Bloğumun adresi,
http://mizrak.web.tr/2007/01/deklrasyon-kale-ierden-yklr.html
Bu münasebetle, sizlere yukarıdaki deklârasyonun
sorumluluğunu aldığımı beyan ediyorum..

Konu hakkındaki düşüncelerimi bloğumda yazdım, aşağıdaki
bağlantıyı takip edebilirsiniz.

http://mizrak.web.tr/2007/01/atatrk-dnce-madurluu.html

Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: January 22, 2007 11:11 AM

Daha 17 yaşında bir genç, eline silahı neden ve nasıl alır?

Daha 17 yaşında bir genç, adam öldürme fikrini zihnine neden ve nasıl yerleştirir?

Daha 17 yaşında bir genç, tüm hayatını bir namlunun ucunda nasıl ve neden yok edebilir?

Daha 17 yaşında bir genç, belki de hiç yan yana gelmediği birinin canına neden ve niçin kast eder?

Üzüntülüyüm, kaybımız iki yönlü. Bir tarafta fikir ve görüşleriyle, beğensek de beğenmesek de, söyleyecek daha çok sözü olan bir yazarımızı, diğer tarafta ise daha 17 yaşında hayatını neden harcadığı meçhul bir gencimizi kaybettik.

Hepimizin başı sağ olsun.

Yazan: Arife Tarih: January 22, 2007 12:46 PM

Türkiye'de tam da proaktif politikalar üretmekten,Kerküke seyirci kalmak yerine müdahil olmaktan bahsedildiği bir dönemde, hemde amatörce sayılabilecek şekilde meydana gelen bu olay,Türkiye'ye ve istihbarat örgütüne verilen açık bir mesaj olarak yorumlanabilir.

Bu olay yolcu uçağımızın düşmesinden sonra ikinci uyarı anlamına gelebilir.

Yani Ermeni meselesi üzerinden Türkiye'ye verilen otur oturduğun yerde işimize karışma mesajı..

Yazan: Tarık T. Tarih: January 22, 2007 02:01 PM

Deniz Hanim,
türkün kanı,zehir ,asil kan kelimeleri yan yana gelince bu yazının bütününe bakılmıyor ve tahrik olmak için yetiyor.. (DENIZ)
Dogru söylüyorsunuz, kanimca Dink bilerek yapti bunu, insanlarin merakini çekmek, aydinlari «entelektüel olarak» tahrik etmek istedi.
bu topraklarda doğmuş,büyümüş,okumuş Ermeni vatandaşlarımız Türkiye Cumhuriyetinden ne kötülük gördünüz? (DENIZ)
Ne yazikki ermeniler, yahudiler, rumlar TC’den bir sürü kötülük gördüler. Varlik vergisi hiç de azimsanacak bir olay degil. Bunun yaninda müslüman olmayanlara cephane nöbeti verilmemesi, rütbelerinin arttirilmamasi sayilabilir. Ermeni bir arkadasim polis kolejine girerken « sen komiser olamazsin buraya neden geldin ? » denmisti kendisine. Yari resmi bir ayrimcilik sürekli yapiliyor Deniz Hanim. Yakin zamanda yahudiler güney doguda toprak aliyor diye kiyamet kopartildi. Örnekler çok. Geçmiste kalmis da olsa 6-7 eylül olaylarini bi r gayrimüslimin unutmasi kolay degil.
Eğer Hrant Dink yanlış anlaşılabilecek bir yazı yazmışsa yargılanması doğaldır…....301 bu ülkede olmalı..bunun kaldırılmasını isteyenler demekki Türklüğe hakaret etmek istiyor (DENIZ)
Türklüge degil herhangi bir etnik kimlige hakaret yasak olmali. Gazetelerimiz „kürt oyunu, ermeni usagi, rum tuzagi“ gibi ifadelerle dolu. Genellemelerin yasaklanmasi gerek, sadece türklügün korunmasi biraz garip kaçiyor sanki.
şimdi Türklüğe laf söylemek moda..eleştirenlerde ırkçı oluyor..Fransa bile soykırım aleyhine konuşmayı yasaklıyorda benim güzel ülkem kendine mi hakaret ettirecek? (DENIZ)
Fransa geriye dogru bir adim atti bu kanunla. Örnek alinacak bir sey yok elbette. Ama bir çok tarihçi ve hukukçu mümkün olan en sert dille elestirdiler bu yasa tasarisini. Güzel olan ise kimse kimseyi “vatan haini” ilan etmedi, “Fransa elden gidiyor, rejim tehlikede!” filan demedi.
AB'ye verilen tavizler yüzünden milliyetçilik güçlendi..artık bu AB masalından bıktı millet..burdan bir iş çıkmayacağını herkes görüyor ama AKP uyuyor sadece..(DENIZ)
Ayri bir baslik altinda daha ayrintili tartisiriz isterseniz ama Türkiye AB’ye taviz vermekten çok kendine çeki düzen verdi kanimca. Ilerlemeler çok olumlu herseye ragmen. Kanimca milletçilik yapay ve akli selimden uzak bir sekilde yükseltiliyor, vatan sevgisi yerini IRK SEVGiSiNE birakiyor. Metal Firtina, Çilgin Türkler, Kurtlar Vadisi bunun en güzel göstergeleri.
ben Hrant Dink değilim..çünki düşüncelerini paylaşmıyorum..fakat yaşam hakkını kendi canım pahasına olsa korumak isterdim gücüm yetseydi.. (DENIZ)
Öyle demeyin Deniz Hanim, Deniz’siz bir Türkiye de istemeyiz Hirant’siz bir Türkiye de . Sizden ögrenecegimiz daha çoook seyler var :-)

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: January 22, 2007 02:13 PM

Başbakanı ne zaman öldüreceksiniz?


Avrupa Birliği'nin kapısına, Türkiye'nin girmemesi, girememesi için esaslı bir çivi çaktınız!

Kapı açık değildi, yalnızca aralıktı ama siz işi iyice sağlama almak istediniz... Kaç yıldır "boşuna tantana ediliyor, hem onlar almazlar, hem biz giremeyiz" deyip dururum, elbette bu sizi kesmedi, kesemezdi, "almasınlar" tavrınızı açık seçik koydunuz. Tekmeyi bastınız.

Hadi hadi, katilin yakalanınca atacağı "milli hislerim galeyana geldiği için vurdum" ayağını hiçkimsenin yemeyeceğini bile bile bitirdiniz bu işi... (Burası televizyon değil, bizde "canlı yayın" yok. Bu yazı yazılıp da yayınlanıncaya kadar neler olacak bilemem, istesem de saat saat gelişmelere yetişemem. Ama ola ki yakalanırsa katilin ne diyeceği bellidir)... "Yabancılar yapmıştır" lafını da kimsenin yutmadığını gördünüz ama bu da sizin umurunuzda değildir.

Hırant Dink öldürüldü. Orhan Pamuk'un aklı varsa buralarda durmaz, uzunca bir süre de uğramaz.

(Beni vurmayacağınızı biliyorum canım, ben önemli bir adam değilim.)

Peki başbakan ne yapsın? İstifa mı etsin?

Ne yani, gündeminizde "Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkmasını önleme çalışması" yok mu?

Bunun iki yolu var, biliyorsunuz: Ya darbe, ya suikast.

Darbe kışkırtma çabalarınız tutmuyor, çünkü ne ordu buna yanaşır ne de Amerika izin verir. Bir kalıyor başbakanı da vurmak.

Geçen mayıs ayında Yargıtay baskınıyla kendisine önemli bir mesaj vermiş, "biz istersek neler yapabiliriz, gör de ona göre ayağını denk al" demiştiniz... Arada olan da, kızgın güneş altında cenaze töreni için kendini paralayan Ecevit'e oldu! Buna üzüldünüz, eminim.

Bendeniz de gene aynı günlerde başbakana bir açık mektup yazmış, "Çankaya'dan vazgeçtiğinizi açıklayın, hemen de erken seçime gidin, yoksa cinayetler sürecek" demiştim...

Eh, koskoca başbakan bu, beni mi dinleyecekti?

Mesajı aldı ama umursamadı. Sinirlenmekle yetindi.

İşte cinayetler de yeniden başladı. Bu mayısa kadar da "olaylar hızla gelişecek"... Artık "biz bu filmi görmüştük" zevzekliğinin bile tadı kalmadı.

Ancak... Başbakana "bir hal olursa" AKP'nin ilk seçimde bu kez beş yüz milletvekiliyle "sağlama" geleceğini de umarım hesaplamışsınızdır... Yoksa öyle bir durumda partinin çökeceğini, dağılacağını mı düşünüyorsunuz? Yanlış yapıyorsunuz.

Peki... Tut ki iktidara siz geldiniz, dış politikanız ne olacak? Kuzey Irak'a girip Amerikan ordusuyla çatışmayı göze alamayacağınıza göre, ille de efelenme dürtüsüyle Amerika'yla anlaşıp İran'a mı saldıracaksınız?

Eee, bu milliyetçilik mi oluyor, yoksa Enver'in doksan sene önce giriştiği türden bir serüvencilik mi?

Oluruna bırakacaksanız, bu hükümeti devirmenin ne faydası var, o da öyle yapıyor zaten!

Herhalde Turan İmparatorluğu fikrinin yürümeyeceğini siz de idrak ettiniz artık, Kırgızistan bile bize vize koyduktan sonra...

Eee, Viyana'yı alacak halimiz de olmadığına göre...

Vallahi gerçekten merak ediyorum, tut ki Türkiye bugün olduğu gibi gizlice değil de günün birinde açık seçik elinize geçerse neler yapacaksınız yahu? Dış borçları mı ödemeyeceksiniz, IMF'ye mi kafa tutacaksınız, ithalatı mı durduracaksınız, yabancı sermayeyi mi kovalayacaksınız, döviz bulundurmayı mı yasaklayacaksınız? Kendi yağımızla mı kavrulacağız, kavrulabilecek miyiz, yoksa "yoksul ama onurlu" bir Ortadoğu ülkesi durumuna mı düşeceğiz? Rakı içmek herhalde serbest olacaktır, o açıdan bir kuşkumuz yok.

Bari yurt dışına çıkışları gene kısıtlamayın da, şu ahır ömrümüzde iki yer daha gezelim, emekli olduk değerlendirelim, e mi erenler?

Engin Ardiç

Yazan: Tunç Tarih: January 22, 2007 03:03 PM

Evet , cinayetin vehameti konusunda , vahşiliğini , iğrençliğini herkes kabul ediyor görünüyor.
Daha önce de dediğim gibi insanın beden bütünlüğüne yapılan hiçbir müdahelenin hiçbir haklı gerekçesi olamaz , meşru yollar tükenmediği sürece.

Senelerce bu ülkede milletvekilleri , bakanlar , başkalarına ermeni sözcüğünü kullanarak hakaret ettiklerinde sustuk. Türk filmlerimizde Türkler karşısında hain ermeni karakterleri yerleştirilirken sustuk.
6-7 eylül olaylarını yaşadık , sonra hiç konuşmadık. Konuşanların sergileri dağıtılırken sustuk.
Uğur Mumcu öldü , sustuk.
Birileri ağca yı vatan kahramanı yaptı sustuk.
Şimdi de utanmadan çıkmış ağlıyoruz.
Aynı yanlışlar halen devam ediyor.
Yahudilere , Alevilere , Ermenilere , Kürtlere yapılmaya devam ediyor. Biz de susmaya tabii.
Şeytan Soyu, Ermeni Dölü ve Piç - Cevheri GÜVEN yazmış. Sustuk. Girin şu siteye ermenilere bir şiirde kaç tane hakater yapılır okuyun.
http://my.opera.com/RAMZESS/blog/show.dml/229253
ya da aynı şahsın bir başka şiiri
Kürdü Lazı Çerkezi bir ağacın dalları
o ağacına dı Türk daha çoktur koları
ağaca balta vuran Ermeninin d.lleri
ee bu şiire hangimiz bir tek tepki verdi. Ya da kimse verdi mi ? Şimdi de ağlıyoruz Hrant Dink öldü diye.
Her yanlışın üzerine gidilmiyor , belirli yanlışlar sorgulanıyor. Bir ADD ci yanlış yapsın yazılır. Ama ben daha bu sitede herhangi bir şeriatçı ifadedeki yanlışın sorgulandığını görmedim. Şevki Yılmaz insanlara hakaretler yağdırırken kimse konuşmadı. 1995 öldürülen Baro Başkanı Ali Günday konuşulmaz. Taner Kışlalı konuşulmaz. İpekçi konuşulmaz. Turhan Dursun konuşulmaz. Sivas da ölen 37 kişi konuşulmaz. Bunları hakaretler ile hedef gösterenler konuşulmaz.
Hrant Dinkler ölür , sonra. Ölmeye de devam edecekler malesef.
Çünkü bu ülkede aydın geçinenler , yazar geçinenler , gazeteci geçinenler samimiyetsizliklerine devam ettikleri sürece bu cinayetler devam edecek. Bu cinayetin tek sorumlusu 17 yaşındaki o genç değildir.
Hrant Dink gibi kesinlikle düşünmüyorum , birçok dediğine hiçbir şekilde katılmıyorum. Ama ben bu ülkedeki her cinayetin nasıl sahiplenilmediğini de hatırlıyorum. Yanlış devam ediyor. Hiçbirşey bitmiş değil. Samimiyetsizlik ve cehalet birleşince bu sonuçlar hep doğacaktır.

İkinci olarak , bu hükümet ne yapıyor. NAsıl Hrant Dink gibi göz önünde olan , daha birgün öncesinde Vali Yardımcısı makamında tehdit ettirilen bir insan korunmaz. Koruma talep etmemişmiş.
Yuh diyorum ben bu hükümete.
1 - Etse ne olucaktı, sanki koruyabileceklerdi. Danıştay Hakimi koruma istedi de hükümet sağladı sanki.
2- Hrant Dink gibi hedef haline gelmiş bir insanın illa koruma istemesi mi lazım?
Çıkmış RTE sağına İçişleri Bakanını almış , soluna Adalet Bakanını , sanki bana bir marifet eylemiş gibi ekranlarda şov yapıyor. Sen Hrant Dink i bile koruyamadın önce bunun hesabını ver.
Hrant Dink i koruyamayan , Üst düzey mahkeme hakimini korumayan devlet seni beni mi koruyabilecek ? Biz de buna mı inanacağız ?
Bu ülkede sadece AKP döneminde değil , yıllarca süredir devam eden bir kanunsuzluk ve güvensizlik hakim . AKP bu yanlışlık konusunda sadece bayrağı devraldı.
Cİnayeti de gençin babasının itirafları aydınlatıyor da SAmsun da yakalanıyor genç. Deyse çoktan Trabzon a varırdı herhalde.

Bir yerde yazarlar , aydınlar , gazeteciler , vatandaşlar , yöneticiler görevlerini bilinçli ve samimi bir şekilde yapmazlarsa daha çok kurban veririz.

Yazan: Beagle Tarih: January 22, 2007 03:07 PM

Bu iğrenç cinayet karşısında verilebilecek en güzel tepki veriliyor ülkemizde.
Hrant Dink ve bütün insanlar. Meşru yoların bulunduğu hiçbir ortamda hiçbir kimse , hiçbir kimsenin hiçbir gerekçe ile beden bütünlüğüne müdahele edemez.
Ama samimiyetsizlik bir çığ gibi ,
Senelerce bu ülkede insanlar Ermeni sözcüğünü hakaret olarak kullandı sustuk.
http://celebi.wordpress.com/tag/ozan-arif/ bu siteye bir girin bir okuyun şu satırları :
Kürdü, Lazi, Çerkezi, bir ağacın dallari,
Bu ağacin adı Türk, daha çoktur kolları.
Ağaca balta vuran Ermeni’nin d.lleri.
Son kelimeyi sansürlemek zorunda kalıyorum. Aynı şairin başka şiirlerini okuyun.
Yıllarca insanlar başkalarına hakaret amacı ile gavur , Ermeni , Kızılbaş , Kürt sözcüklerini kullandı , sustuk.
Şevki Yılmaz hakaretler yağdırdı , sustuk. Güner Ümit inanılmaz bir hakaret yaptı sustuk.
Gazeteciler , yazarlar her iğrençliği yazmadı. sustuk. Onlar samimiyetsiz , biz bilinçsiz kaldık.
Uğur Mumcu öldü , konuşmadık. İpekçi öldü , katili vatan kahramanı yapıldı sustuk.
Turhan Dursun öldü sustuk. Hablemitoğlu öldü sustuk.
İşkence katliamları konuşmadık. Nazlı Ilıcak Ziverbey Köşkünde geçenleri değil , sadece İlhan Selçuk un yazdıkları ile yazı yazdı sustuk. Bugün , bu işkenceleri yazmayanlar bir numaralı işkence karşıtları oldular , susuyoruz.
Katliamlar oldu sustuk.
Baro Başkanı Ali Günday öldürüldü konuşmadık.
Bazı cinayetler konuşuldu , diğerleri konuşulmadı , biz sustuk.
Şimdi de Hrant Dink öldü diye üzülüyoruz. Bu insanlar dünden bugüne hedef haline gelmedi.
Bu iğrençlikler ve de devletin can güvenliğimizi sağlayamaması bir süreç. Bugünki yazarlar, aydınlar ve hükümet sadece bayrağı devraldı.
RTE bir de çıkmış sağına İçişleri Bakanını , soluna Adalet Bakanını almış ekran gösteriş yapıyor. RTE önce Hrant Dink gibi hedef haline gelmiş bir insanın bile can güvenliğini nasıl sağlanamıyor onun hesabını versin .
ayrıca ne imiş , koruma istememişmiş.
1- istese ne olucaktı. Danıştay hakimi istedi ne oldu. koruma mı verildi ya da korundu mu ?
2- istemesine gerek mi var Hrant Dink gibi bir insanın.
Hrant Dink gibi hedef haline getirilmiş ünlü bir gazeteciyi bile korumayan devlet seni beni mi koruyacak , biz de bunu yutacak mıyız ?

Üzerimize düşen görev belli.
Vazifesini yapamayanları sorgulayalım.
Bütün cinayetleri , bütün işkenceleri sorgulayalım. Sema Pişkinsüt işkencenin üzerine gidecek oldu da kim arka çıktı bu bayan milletvekiline ? Neden ? cevabı vereyim : samimiyetsizlik.
Bütün cinayetleri , Ermenilere yapılan bütün bu iğrençlikleri sorgulayalım.
Ne dersiniz? Bunların hesapları verilmediği sürece bu cinayetlerin , katliamların bteceğine inanan bir tek kişi var mı burada ?

Yazan: Beagle Tarih: January 22, 2007 03:24 PM

"TCK 301. madde (turkluge hakaret)" zahiri sebep degildir; kisileri hedef gostermekdir, yani dolayli da olsa sebeptir. "Sozde milliyetci bir genc" bir piyondur demek ise, ipe un sermektir. Bir olaydan kim yarar sagliyor seklinde cozumlemeleri birakalim istihbaratcilar yapsin. Beagle dogru soylemis, biz dilimizdeki "Ermeni d*lleri" seklindeki asagilamalari, dislamalari temizlemeye bakalim. Baska turlu, duygusal veya cikarci olmayan, pro-aktif ve surekli bir demokratik toplumsal duyarliliga ihtiyac var. Bir an once, daha fazla zaman kaybetmeden. Ipe un sermeden.

Deniz Hanim, "kendini ciddiye almayan bir devleti kimse ciddiye almaz..301 bu ülkede olmalı.." demissiniz. Herhalde farkinda degilsiniz, devletimiz tam da bu cins yasa maddeleri nedeniyle ciddiye alinmamakta. Neredeyse tum dunyada alay konusu olmakta. Nu dusuncenizi, Turkiye/Turkce disindaki fikir platformlarinda savunmayi deneyerek, test etmenizi oneririm.

Yazan: Nihat Tarih: January 22, 2007 06:26 PM

“Ne yazik ki ermeniler, yahudiler, rumlar TC’den bir sürü kötülük gördüler. Varlik vergisi hiç de azimsanacak bir olay degil.”Tunç bey

Peki bu ülkede balı tutanın parmak yalaması hortumlaması ve açıkların yeni vergilerle hortumlayamamış milletin omzuna yüklenmesi,
Vergi kaçırmayı kitabına uyduranların varlıklarına zavallı emekçinin,orta direğin varlığını gasp ederek arttırması yani kendince varlığının vergisini bu halktan alması..!

“ Bunun yaninda müslüman olmayanlara cephane nöbeti verilmemesi, rütbelerinin arttirilmamasi sayilabilir”. Tunç bey

15bin doları verip askerlik yapmayanı,eğitim olanağı bulamadığı için kısa dönem askerlikten yararlanamayanı,İstanbul doğumluların özellikle doğuya verilmesi…


“Ermeni bir arkadasim polis kolejine girerken « sen komiser olamazsin buraya neden geldin ? » denmisti kendisine.” Tunç bey

Bir arkadaşım İstanbul doğumlu olduğu için doğuda kendinden önce askerliğe başlamış erlerin sonra gelenlere uyguladığı pek hazmedilemeyecek davranışlardan bahsetmişti,
Bir diğeri de çok iyi eğitimli olduğu halde kart hamili bir yakını olmadığı için beklediği terfiyi alamamıştı,

“Yari resmi bir ayrimcilik sürekli yapiliyor Deniz Hanim. Yakin zamanda yahudiler güney doguda toprak aliyor diye kiyamet kopartildi.” Tunç bey

Araplara da bu insanların ev kiralamadığını yada satmadığını da yazsaydınız Tunç bey..
Adalarda uzun zaman mülk sahibi olamayan Türkleri de bir düşünün,yada bazı semtlerde nedense bazı Türklerin mal sahibi olamadığını da.
Bunun yolunu bulanlar var tabii Tunç bey,sadece bir örnek;bir Alman’ın mal sahibi olmak için bir Türk’e güvenip malı alıp tapusunu onun üzerine yaptığı da biliyorum.

Irkçılığa örnek mi?Yurt dışında yaşayan bir yakınım oldukça ünlü bir firmaya iş başvurusunda bulundu,başvurduğu firmadan evine gelip ailesi ile görüştüler,Ülke Hollanda.Aynı ülkede ev almak istediğinde de bunun gayri resmi zorlaştırıcı prosedürlerle yapıldığını da biliyoruz.Onlar bunu şuna bağlamışlar;paran sadece almaya yetiyorsa ama bu muhite uygun yaşayamayacaksan ALMA!

Dediğiniz gibi örnekler çok.Her yaşanan olayı kendi penceremizden değerlendirme hatasında lütfen bulunmayalım.Hak teslimiyetinde bulunurken de illa yetim hakkı korurmuş gibi davranmayalım.Ortada bir haksızlık varsa bunu tek etkileneni dediğiniz gibi sadece azınlıklar değil.

Yazan: çuvaldız Tarih: January 22, 2007 06:36 PM

Değerli bir insan öldürüldü,görüşlerine katılınır katılınmaz ama ortada olan gerçek bu.Ölümünün siyasi malzeme yapılması olasılığına karşı saygıdeğer ailesi örnek bir kararla sessizlik istedi,alkış,slogan vesaire yok cenazesinde Dink'in..biliyorlardı ki bu ülke böyle bir yer haline geldi.Ölülerden siyasal rant elde dilen onlar üzerinden bağlı olduğu dogmaya referans çizen insanların olduğunu biliyorlar.Evrensellikten kasıt herkesin insan dairesinin içinde eşsiz bir parça olmasıysa bu trajediye bir babanın-eşin-arkadaşın kaybı olarak bakmalıyız. Her kültür ölüye saygı duyar,hatta bazıları ileri gider şintoizm gibi ölüye tapar.Biz ise açıkca görüldüğü gibi ne saygı duyabiliyoruz adamakıllı ne de yüceltebiliyoruz okkada mantıklı.Kaybettiğimiz bu değerli insana Allahtan rahmet ve ailesine sabır diliyorum.Velhasıl bu trajediye başka bir açıdan bakma niyetindeyim.Bir gazateci öldürüldüğünde haber oluyor,yorumların alabildiğine siyasi,komplo güden,arkası deşilen tarzı haber niteliği taşıyor, ölenin salt ölümü değil haberi haber yapan. Bir Iraklı yada Filistinli öldürüldüğünde de haber oluyor.Yada trafik kazalarında ölenleri duyuyoruz 34 NT bilmemne diye sürüp giden..hepsinin ortak paydası haberdeki ölüm yada ölümler fark nerede?Fark olayı yansıtan Medyamızda gizli.

Bugün Iraktaki saldırılarda kaç insan öldü biliyormusunuz?Yada yurdumuzda Trafik kazasında kaç kişi trafik terörüne kurban gitti?Eğer medyamızın haberlerini dinlediyseniz'istatisliki' verileri almşsınızdır.Çünkü orda ölen insalar istatisliki rakamlardır,alışmışızdır.Kim bilir içlerinde kaç avukat kaç doktor ,öğretmen, baba-anne ve hatta bilim insanı vardı yaşadığımız son 5 yılda yada işgalden bu yana ölenlerin içinde? Dink'in ölümü ise bir insanın ölümünden çok bir süreçin baltalanması,trenin yolda duraklaması,arızası yada demokratikleşemeyen Türkiye mevzusu oldu çıktı.Hemde inanılmaz bir hız ve biçimde.Halbuki orada öldürülen bir insandı tıpkı Irak'ta Filistin'de yada Türkiye'de olduğu gibi.Tıpkı bu aileler gibi Dink'in aileside tüm bu sevimsiz tartışmalardan uzak gerçek acılarını aynı insani duygularla yaşıyorlar.Birileri Canları üzerinden kendini tanımlıyor tanımlamıyor umurlarında değil.Bu insani duygu ortaklığıdır ki cenazede sessizlik ve saygı dilemişler,ne iyi etmişler.ne kadar asil bir davranış..

Her haksızlığa Dink örneğinde olduğu gibi toplumsal duyargalarımızla karşılık verebilseydik keşke ,içinde siyasi duruş olmadan,içinde bir kimlik olmadan. Yada verebilsek bu şekilde Türkiyemiz aynı ekmeği yiyen, suyu içen ve kader birliği eden insanları ile kendi geleceğini 'hiç bir dış kuruma ve güçe ihtiyaç duymadan' kurabilir diyebiliriz Dünyaya.Çünkü AB gibi dış bir etmen yüzünden toplumsal barışımız üzerinde satranç oynamamıza gerek yok.Birilerine sevimli gözükmek için değil bu ülke insanı için yapmalıyız o reformları.Birilerinin dayatması değil devletin kendinin rızası ve isteği ile ülke sivilleşmeli, böylece devlet geleneği daha güçlenecektir.İki yüzlülüğün resmi devlet politikası olduğu bir Batı dünyasından çok şey ummayada gerek yok.Ötekini anlamak ve ilerlemek için öteki gibi olmayada gerek yok..düşünceye saygı,empati ve insan olmanın getirdiği yaşanılanları içselleştirebilmek tüm gerekli olan.Zamanla iyiye doğru gidicek inşallah vatanımızda herşey herşeye rağmen...Allah rahmet eylesin...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 22, 2007 10:26 PM

bu arada daha onceden turk genelkurmay baskanlıgınca hazırlanan ve satısa sunulmayan , ancak tsk ıcındekı kıtaplıklarda bulabılecegınız bır kıtap okumustum , batı anadoluda yunan mezalımı adlı bır kıtap, kıtap tamamen osmanlı i yabancı ve savas sonrası turkıye tarafından resmı ve ozel olarak hazırlanmıs belgelere, resımlere, raporlara dayalı.. kesınlıkle roman degıl ya da bunu mıllıyetcılık amacı ıle yazılı , yunanlıları kotu gostermek amacı ıle yazılmıs bu ıcerıkte olan bır kıtap degıl , delilleri ile belgeleri ile tam bır gerceklık ....
malum olay yunanlıların anadoluya cıkması ıle ısgale gırısmesı ıle baslıyor , nerede ıse ankaraya varacaklar ıste bu ısgalın baslaması ve gerı cekılıslerı sırasında yasananlar....
ne yahudıler gordu boyle bır mezalım ne de ermenıler ne de yunanlılar osmanlı cagınca....
yunan ordusu denılen capulcu toplama ası bırlıklerı yagmacılar yangıncılar ve tecavuzculer olarak bolumlendırılmısler ve ısgal boyunca ordusuz askersız savunmasız hatta yetıskın erkeklerın bır cogu savasta cephede duzenlı orduda , bır cogunu da zaten osmanlının bıtmek bılmeyen anadolu otesı cephelerınde yıtırmıs anadolu turk ınsanını yılgın savunmasız bulan yunanlıların tek yaptıkları cogunlugu kadın yaslı erkek ve cocuklardan olusan koylerı basmak ve yukarıdakı mangaları ıle bır ırkı toptan yok etmek ...bu ne bır dırenıs , bu ne bır ulusun bagmsızlık mucadelesı , bu bır ulusun ıntıkam ıcın gırıstıgı soykırım , apacaık bır soykırım,
batı anadolu boyle i guneyde franszılar , doguda ruslar ve ermenıler orta anadolu ve karadenızde ermenıler ve rumla yer yer kurt ısyanları , ıste memleketın durumu bu.... ee zaman deccalce bır aldatma meydanı olmus , ısayı bekleyen bosa bekler meydan bushlara kalınca , bu durumda dunya bır olmus uzerımıze olum ve kın kustugu bır devırden sonra barbar , katıl , canavar bız secılsek de tarıhın ırzına gecercesıne ,
yıne bıze mustehaktır , kendı pusulamızla yonumuzu bulmadıkça....

Yazan: ancazin Tarih: January 22, 2007 10:50 PM

en son yazanlardan bırı demıs kı ermenılere yapılan ıgrenclıklerı sorgulayalım.... bız de karadagda dogu anadoluda yapılanları sorgulayacagız , toplu mezarlardan cıkan cocuk ıskeletlerını sorgulayacagız , talat pasanın berlınde katlını sorgulayacagız ....sız yalanı sorgulayın , bız hala bugulasıp bulutlara karısan akıtılan turk kanını sorgulayacagız, kanı kanı yugmayan bır uygarlıktan gelsek de ıronı halındekı turk dusmanlıgını sorgulayacagız...

Yazan: ancazin Tarih: January 22, 2007 10:56 PM

Tanrı ülkemize esenlik versin. Zor dönemler bunlar diyorlar ama merak ediyorum hangi dönemde faşist güçler aydın düşünceleri hedef almadı. Dünya Türk Olsun çığlıklarının patlamaları bunlar. Her farklıyı düşman görmenin hafifliği...

Hrant Dink öldürüldü. İki kızın babası, bir kadının kocası öldürüldü. Bir ülkenin onurlu yurttaşı, Türk halkının sadık bir dostu öldürüldü. Bir Ermeni öldürüldü. Bir Komünist öldürüldü. Türkiye'nin bir parçası öldürüldü. Ve bu bütünün bazı parçaları bıyık altında sırıtarak gözyaşı döküyor. Timsah değil vampir gözyaşları bunlar. Ülkenin kanını emen bir zihniyetin diş izleri kaldı Agos gazetesinin önünde. Ve hala bazıları "ama..." diye başlayan anlamsız tümcelerle gündemi yoruyorlar.

Hrant Dink öldürüldü. Kulaklar duyuyor mu?

Yazan: Gökhan Tarih: January 22, 2007 11:04 PM

Tunç Bey

cevabınızı okudum..nasıl ince ince kaşıyor bakar mısınız?

Akdeniz üniversitesinde bir konferansta Hrant Dink şöyle söylüyor.İstiklal marşımızla ilgili olarak.

Ben düşünüyorum ki, kahraman ırkım yerine çalışkan yurttaşım kelimesi ne olur. Ulusal marşın bütün mısralarını söylüyorum sizinle, oraya gelince susuyorum. Ondan sonra devam ediyorum. Ulusal marşı reddetmiyorum. Türklüğü aşağılamak ne münasebet. Ama hissiyatım bu. Ben kendi ulusal marşımda ırkçılığa gönderme yapmak istemem.

şimdi burda Hrant Dink çok yumuşak bir insanmış imajı verip bir ulusun kanla yazılmış mecliste kabul edilmiş milli marşına dil uzatıyor..

siz milliyetçilik söylemlerinde vatan sevgisinin yerini IRK SEVGİSİNE bıraktığını söylemişsiniz..bu bağlamda milli marşımız hakkındaki görüşlerinizi öğrenmek isterdim.

Tunç Bey Fransa soykırım yasasını eleştirenlere yasak getirip ve bu ülkesinde tartışma konusu olsada millet olarak bundan çok etkilenmezler..Türk milleti ise soykırımla suçlanıyor..kibar kibar Türk milleti tahrik ediliyor.moral değerleri ile oynanıyor ve bunu söyleyenler prim yapıyor,meşhur oluyor,ödül alıyor.

301 yasasından bu kadar gocunmaya gerek yok..ne diyor 301:

Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
-Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, devletin yargı organlarını, askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
-Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
- Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

başka etnik kimliklere de hakaret edilmesi doğru değil tabiki ama burada Türklüğü bir etnik kimlik ve sadece bir ırkın ifadesi olarak almamak gerekir.bu bir milli bilinci ifade eder..milli marşı,bayrağı,tarihi..Osmanlı diyemediğimiz için bu devlet yıkıldığı için bunu Türklük kelimesi ile ifade ediyoruz..bu birleştirici bir unsur olarak alınmalı..siz bunu bir etnik kimlik olarak alırsanız karşısında da tepki olarak ırkçılık hortlayacaktır..

Tunç Bey Ermenilere kötülük başlığında saydığınız şeylere siz kötülük mü diyorsunuz?..ben soykırımı kasdetmiştim..anti demokratik uygulamalara bakarsanız bunu ben şu anda fiili olarak yaşıyorum..bana çok büyük maddi manevi zararı olmuştur..

ama bu durum devletime karşı olmamı gerektirmez.ben bir sıkıntı yaşıyorda olsam ülkemin itibarını dışarıya karşı zedelettirmem.devletin zayıfladığı yerde namus kavramıda ortadan kalkar..ben başörtüsü davasının AİHM'e götürülmesine de çok üzülmüş birisiyim..

böylesi nazik konularda Türkiye dışarıda rencide edilmemeli..kendi içimizde çözmeye çalışmalıyız..
ben Türküm ama kıyafetimden dolayı rahatsızım açıkçası..benim okulumda ermeni bir öğretim üyesi var..bu toprakların bir parçasıysak hepimiz aksaklıklardan nasibimizi alıyoruz.

devletle ve onun itibarıyla oynanmaması gerekir..

ben ülkemin menfaati için eğer bir ermeni vatandaşı korumam gerekirse,bunun sonucunda da bana birşey olursa bu benim için onur olur..

biz ekmeğini yediğimiz,barındığımız topraklar için gerektiğinde canda veririz.siz biraz vatandan uzak kaldınız galiba.gelmeyi düşünmüyor musunuz?

milli bilinç,millet sevgisi,devlete bağlılık önemlidir.bu değerleri kaybetmeden demokratikleşelim..

sevgiler.

Yazan: deniz Tarih: January 23, 2007 02:22 AM

Biraz gecikmiş bir yorum olacak ama, hoşgörünüze sığınıyorum. Hrant Dink gibi bir değeri koruyamamış olmanın utancı ve onu kaybetmiş olmanın üzüntüsü içerisinde olduğumu bildirmek isterim. Vasiyetiyle bile ne kadar hassas bir yurtsever olduğunu adeta gözümüze sokarak fiziki varlığıyla ayrılıyor aramızdan. Cenaze töreninde slogan atılmaması, pankart taşınmamasını isteyecek olgunluğa sahip kaç insan vardır Hrant Dink'in sahip olduklarına sahip olan.Cenazesinin gösteriye dönüştürülmek suretiyle bir gerginliğe neden olabileceği kadar ince düşünebilen.
Ben Deniz Hanım'ın bir yorumuna katılmadığımı belirtmek istiyorum esas tibariyle. Şöyle demiş Deniz hanım:
"keşke Hrant Dink aşağıdaki cümleleri yazmadan önce daha iyi düşünseydi..ülkelerin hasasiyetlerine dokunmak iyi olmuyor..keşke bu yazı hiç yazılmasaydı..."
Hiç yazılmasaydı dediği yazı da şu:
"Türk'ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur. Yeter ki, bu mevcudiyetin farkında olunsun.(H. Dink'e ait ifade)"
Bu konuda yukarıda çok haklı yorumların yazıldığını elbette gördüm. Nitekim yazının bütünlüğü içerisinde suç teşkil etmediği hususu Yargıtay'ca da telim ediliyor ve dava temyizden dönüyor. Gerçi yargı'nın verdiği bu karar da bir tarafa, H. Dink'in Türk kanını aşağılamadığı/ aşağılamayacağı aklıselim herkesin malumu idi. Retorik olarak bile olsa, H. Dink'e "Asil Kan" kıyaslaması yaptıran sözün M. Kemal'in Gençliğe Hitabe deki son cümlesi olduğu malumunuzdur. Sahip olunan kudret damarlardaki kan da aranınca Ermeni (ya da başkaları)de kendi kanında bir fark fehmedemez mi? (Tekrar söylüyorum. H. Dink'in söylemi bu değildi) Biz esas damardaki kanda kudret aradıkca daha kudretli kanların da olabileceğini! zımnen kabul etmek zorundayız. O zaman bir gün bir molla kasım çıkar ve benim kanım, benim soyumun kanı daha da kudretlidir derse bu ikilemden nasıl kurtulacağız. Bir tarafta asla yanılmayan Ata'mız, öbür yanda kendi mantığımızla bizi çürüten bir başkası.
Selam ve sevgiler
Yaman Avcı

Yazan: Yaman Avcı Tarih: January 23, 2007 07:29 AM

ancazin cok hakli.
Eminim Yunanlilar da Ermeniler de o bir-iki senelik donemde savunmasiz koylere girdiginde yasli, kadin, cocuk demeden pek coguna karsi insanlik sucu islemistir.

Umarim yakinda birileri bir kitap yayinlar ve Osmanlinin 400-500 sene boyunca Yunan ve Ermeni dahil Viyanadan Yemene kadar olan koylere girdiginde savunmali-savunmasiz bu insanlara hicbirsey yapmadigini anlatir...
...belki rakamlarida verirde orantilari anlariz.

Yazan: Haydar Tarih: January 23, 2007 08:05 AM

Bu cinayetin toplumumuz üzerine kabus gibi çökmesi
gönül gözü açık Anadolu insanının, bunun sıradan bir cinayet olmadığını görmesinde yatıyor. ABD bu
pis savaşını sürdürmesi halinde, er yada geç bunun
bizede bulaşacağını görüyor basiretli milletimiz.
ABD, Irak yağmasından sizde pay alın havucunu uza
tıyor bir yandan, terör sopasını sallıyor öte yandan. Bu ahlaksız teklifler milletimizce kabul
görmeyecek inşaallah. BM,AB,İslam Konferansı ve
bölge ülkeleri derhal Irak'ın toprak bütünlüğü
korunacak bir barış için harekete geçirilmeli.
ABD bir çekilme takvimi belirlemeli. Irakta geçiş
aşamasında doğacak boşluktan Türkiye olarak fırsat
çı bir yararlanma içinde olunmayacağı açıklanmalı.
Irak'ın toprak bütünlüğüne saygılı olmaları kaydı
ile Kürt kardeşlerimizle iyi ilişkiler sürdürülece
ği duyurulmalı. Deokrasimizi, ülkenin bölünmez
bütünlüğünü ve askerlerimizin ve milletimizin can
güvenliğini tehlikeye atacak maceracı politikalar
dan uzak durulacağı meclis ve hükümet tarafından
ilan edilmeli. Yüzbinlerce insanın öldüğü coğrafya
da, Hırant Dink cinayeti bizler için bir uyarı olmalı. Ortadoğu kanıyor.Hergün yüzlerce masum
çocuk, kadın ve sivil katlediliyor. masum insanlar
ın öldürülmesi bütün insanlığın öldürülmesi anlamı
na geliyor dinimizce. Bu cinayet, kan dökücülerin
arzusu hilafına neticelenir inşaallah. Endenozyada
Lübnanda,Somalide, Sudanda, Irakta, Pakistanda,
Filistinde,Balkanlarda, başta Kızılay,diğer insani
yardım kuruluşlarıyla, BM kaynaklarınca belirtildi
ği üzre ençok yardım yapan bir milleti,işledikleri
yüzbinlerce cinayeti örtecek, tek bir cinayetle
karalamak isteyenleri de kınıyorum. Katilin hemen
bulunması bir nebze yüreğimizi rahatlattı. Allah
acılı ailesine sabır versin. Saygılar.Levent.

Yazan: levent Tarih: January 23, 2007 11:06 AM

Istiklâl Marsi ve "kahraman irkim" konusu

Sayin Deniz Hanim,

1) Istiklal marsimiz,
2) Devletimizin bir çok kurumu,
3) Laiklik gibi ilkeleri,

1900-1930 atmosferi içinde yazilmis ve kurulmus. Bunlar yapilirken de avrupa devletlerinin özellikle de Fransa'nin etkisi büyük olmus. Bu konuda AKYOL.ORG, DUSUNCELER ve DERINSULAR bloglarinda çok sayida yazi belgeleri ile yayinlandi son alti ayda, ittihatçilar ve mesrutiyet dônemlerini benden daha iyi bildiginizden de eminim.

Gene eminim ki Mehmet Akif bugün yasasaydi Istiklâl Marsinin sözlerini baska türlü yazardi.

Alman milli marsinda "über alles" (herseyin üstünde) diye tarif edilen sey alman irki. Simdi orada yasayan müslüman türk çocuklara bu marsin zorla okutulmasi kabul edilebilir mi? “Irk” kavrami bir müslümanin agzina yakisiyor mu?

Illa herseyi degistirelim demiyorum ama bizden farkli düsünen herkesi vatan haini ilân etmeyi artik birakalim diyorum.

Tektip vatandas ile güvenligini garantilemek isteyen ulus devlet modeli çökmüstür. Avrupa devletleri de bunun sancisini çekiyor. Dönüp dolasip gelecegimiz nokta Hz Muhammed’in su hadisi olacaktir : “Düsüncelerin zitligi bizler için rahmettir”.

4 yasindaki kizimdan basörtü dersi
Islâm'i tatbik etmek isteyen hanimlarimiza zorla dayatilan laik kiyafet bizim Fransa'dan kopyaladigimiz bir tuhaflik, bunu hep söylerim.

ALLAH sizi inandirsin, dün aksam 4 yasindaki kizim elinde Atatürk'ün hayati ilel ilgili bir kitapla yanima geldi, "bana bunu oku" diyerek. (Dayim atatürkçü oldugu için kizima resimli bir çocuk kitabi hediye etmisti) Kiyafet devrimi kismina geldik. Kitap söyle diyor : “Atatürk Türk halkina yakismayan çirkin kiyafetlerin atilmasini istedi, yerine daha güzel kiyafetler giydik” Bütün tuhafligina ragmen cümleyi okudum. Kizimin ilk sorusu su oldu : “Atatürk mü karar veriyormus insanlarin ne giyecegine?”

Türkiye henüz demokratik bir ülke degil, hepimiz bunun bedelini ödüyoruz. Ama su veya bu sebeple azinlik / “zayif kesim” durumuna düsenler daha agir ödeyebiliyorlar :
1) Basini örtmek isteyen kadinlar,
2) Müslüman olup da evladini din dersine yollamak istemeyenler,
3) Dinsizler,
4) Yahudiler,
5) Ermeniler,
6) Digerleri.

Demokratik bir hukuk devleti olursak bu tür dertlerimiz azalacak, toprak bütünlügümuzle ilgili riskler de ortadan kalkacak.Ama Hirant Dink’in dedigi gibi sadece kürtler veya ermeniler için adalet istemek yanlis. Bir bütün olarak ülkemiz Dünya’ya parmak isirtacak bir adalet seviyesine gelmeli.
Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: January 23, 2007 11:37 AM

Çuvaldiz adli arkadasimiz DUSUNCELER blogunda faydali alintilar yapmis:

“Artık ne zaman ‘ülkemizde hain yoktur, olsa olsa farklı düşünen ve davranan yurttaşlarımız vardır, en kötü durumda bir gidişi eleştiren insanlar vardır’ diyebileceğiz? Hain yok, hakaret yok, küfür yok, tehdit yok, yalnız farklılığa tahammülsüz insanlar var. Bu anlayış bir toplumsal güven olarak içimize yerleşmeden cinayeti mahkum etmenin etkisi sınırlıdır. Mahkum edilmesi gereken cinayetleri besleyen güvensizliğimiz, paranoyamızdır.” Zaman Herkül Milas 22.01.’07

Yazinin tamami için : http://www.dusunceler.org/2007/01/22/soylenecek-ne-kaldi/#comments

Yazan: Tunç Tarih: January 23, 2007 12:23 PM

yahu kafir olan birine Allahtan nasıl rahmet dilenir anlayamıyorum. toprağın bol olsun denir tamam ama Allahın rahmeti Lailaheillallah muhammeden resullullah deyim islamiyetin emir ve yasaklarını yerine getirenler için değil mdir yoksa hristyanlar da ne kadar farklı bir yoldan gitselerde cennete mi gidecekler o zaman kim bu kafir dediklerimiz , hem kuranı kerimde hz isanın ne hristyan ne yahudi oldugu onun bir müslüman oldugu ayetinden gafil sahısların haberi yok mu

Yazan: kahir Tarih: January 23, 2007 01:42 PM

Bakiyorum bazi yorumcular bu menfur olayi firsat bilip "biz adam olmayiz" sendromunda topuzu iyice kacirmislar. Biz katliamlar yapmisiz, biz soyle alcak bir milletmisiz, boyle gaddar ve vahsi imisiz. O zaman bu vatandaslara sormak lazim BIZ bunlari yaparken SIZ ne yapiyordunuz? Kendinizin dahil olmadigi bir gruptan bahsediyorsaniz SIZ veya ONLAR denir buna. Once muserref olalim. Bir taraftan "BIR TURK DUNYAYA BEDELDIR" lumen hamaseti, obur taraftan BIZ BOYLETYIZ ISTE lumpen gunah cikrmasi, yerli oryantalizm, Mine Kirikkanatizm, elitizm, asagilik kompleksi, adini siz koyun. Bun sahsim adina soyluyorum; BIZ SOYKIRIMCI BIR MILLET DEGILIZ. ISLAM topluluklasri soykirimci olmadilar. "resmi taih" in ne dedigi umurumda degil. Dogrulari ideolojik tarihe gore de o'nun karsisnda olursam entel gorunurum saiki ile de belirlemem. Kimsenin kendisini veya ATASIN tanimlama hakkna karismam. Ben KENDIMI DE ATAMI DA TANIRIM TESEKKURLER. Verdiginiz bilgiler sayesinde SIZ ile muserref olduk.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 23, 2007 01:51 PM

Öncelikle terörün her türlüsüne karşı olduğumu, kim olursa olsun bu şeklde haince öldürülmeyi haketmediğini söylemek istiyorum..
Mamafih,biz Türk milleti olarak bazı şeyleri fazlasıyla abartıyoruz sanırım, umarım bu duygusallığın bedelini daha sonra türk halkına ödetmezler...
saygılar..

Yazan: belkıskübra Tarih: January 23, 2007 02:07 PM

Kazanasnlar ve Kaybedenler

Kaybedenler:
1. Ailesi (ates dustugu yeri yakar)
2. Turkiye'deki Ermeni cemaati (ates dustugu yeri yakar). O'nun yerini doldurabilecek durust bir entellektuel, "millet-i hakime" (Mahcupyan) ile samimi diyalog kurma gayret ve kapsitesinde biri varmi bilmiyorum.
3. Turk toplumu (bakiniz 2)
4. Ulusalci, laikci, "Turkun turkten baska dostu yoktur; Turk olmak da yetmez laik, Kemalist, Arap, yabanci, Ermeni, Kurt dusmani olmak da sarttir- Cumhurasuz cumhuriyet) ci lumpen elit ve pesindeki lumpen kalabaliklar. Belki Dink'in cenazesini Duygu Asena ve Ecevit'inki ile karsilastirip aynaya bakarlar.
5. Derin devlet veya hakim ideoloji. Ne kalplerin ne beyilerin kontrol dugmelerinin parmaklari altinda olmadigini gorduler; goremedilerse daha kotu kaybettiler.
6. "soykirim" tezi. Cunku zamanimizda dogrular borsa sistemi ile belirleniyor. Guclu alicilarin yuklu alis satislari fiyatlari yukseltip azaltiyor. "truth is the first casualty of the war" (Savastaki ilk kayip hakikattir).
7. Her gun "ic ve dis dusmanlar" edebiyatini gecim kaynagi edinmias kose kadilari. Delil: Altemur Kilic ve Colasan'i okuyun. Sut dokmus kediye donduler.

Kazananlar:
1. Ermenistan ve diaspora (bulunmayacak firsat; nitekim H-rant'in , Rantini devsirmek icin her turlu firsat degerlendriliyor)
2. Turkiye'yi muhtelif siyasi nedenlerle SIKISTIRMAK isteyen Fransa'dan, Yeni Zelanda'ya Poltik masnevra=Ahlaki dogrular'i siar edinmis Bati mihraklari. bU Kurt meselesinden AB'ye kadar pek cok oyunda ileri surulecek bir kozdur direk veya indirekt olarak.
3. Turkiye'de otekini anlama, etnik, menfaat gruplari toplulugu degil ahlaki degerler bazinda TOPLUM olma biincinde olanlar.
4. Demokrasi.
5. Turkiye. Hrant'in serbestce fikirlerini soyleyebildigi, otekine ulsmaya calistigi ve girli entrikalar yerine "dinla beni aci cekiyorum" diyenlerin ZARAR DEGIL KAR OLDUGUNU ANLAYANLARIN SAYISI ARTTI! Noam Cohmsky'leri Gore Vidal'lari susturmayasn ABD, Israel Shahak, Grace Haskell'leri susturmayan Israil aptal degil. Bunlar sayesinde bizim maruz kaldigimiz suclamalardan kendilerini koruyabiliyorlar. Bu muhalifler onlara "bakin bizd fkir Hurriyeti var" dedirtiyor. Ve buna inanildigi icin Chomskyler, Haskeller, Shahak'lar marjinal kaliyorlar oralarda. Oralarin duzenleri daha fazla demokrsinin muhalifleri marjinal birakmanin da en guzel mekanzmasi oldugunu biliyorlar. Bizde simdiyeb kadar YUCE DEVLET BASKISI'nin b mekanizma oldugu sanilir idi. HRANT DINK sayesinde bnun geri teptigini daha cok insan gordu. HAKIM ELIT YA CAGA GOZLERIN ACAR YA DA OBLIVIANA YOLCUDUR.

Nihai tahlilde Turkiye kazanmistir. Bircoklarinin dedigi gibi "Hrant olumunde yasaminda basaramadigini basardi".

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 23, 2007 03:25 PM

Bir türk Dünya’ya bedelse 70 milyon türk kaç kilometre kare eder?

Iste yine baltayi tasa vurduk. Zülfü yâre dokunduk. Milli gururumuz incindi. Atatürk'ü kutsallastiranlari elestiriyoruz da Osmanli'yi kutsallastiranlari neden elestiremiyoruz? Bütün atalarimiz insan-i kâmil miydi? Türk kanina ve kirmizi-beyaz kromozomlarimiza tapacak isek nasil LA ILAHE ILLALLAH diyecegiz?

Ama olmaaaaz, türk türkü elestiremez, yaparsa buna günah çikarmak denir, adami hemen fislerler "vatan haini" diye. "Bati karsisinda asagilik kompleksin var senin" denir.

Peki biz ALLAH karsisinda nasil hesap verecegiz? Yerinden yurdundan edilen ve sayilari 300 bin ile 1 milyon arasi tahmin edilen güneydogulu insan kardeslerimiz büyük sehirlerin gecekondu mahallelerinde doyamiyorlar ve isinamiyorlar. Çünkü gözümüzün bebegi, “en güvenilen kurumumuz” onlara gidin burdan dedi. Ama nereye gideceklerini söylemeyi “unuttu”. “Komsusu açken karni tok uyuyan” BIZ’den degilse hakikaten bir kimlik sorunumuz var demektir. BIZ kimiz, ONLAR kim?

Bu da ABD’nin suçu herhalde? 17 agustos depremini takip eden kepazelikleri de yahudi lobisi yapti zaten. Istanbul’da sel mi var? Herhalde Ermenilerin parmagi vardir.

Hirant Dink vurulunca “acaba ASALA mi” dedim. Aslinda öyle olmasini istedim. Degilmis. “Bizimkiler” mis. Alpaslan’in, Fatih’in torunlariymis. Nasil olduysa ayyildizli alyuvarlari onlari koruyamadi kötü yola düsmekten.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: January 23, 2007 04:38 PM

Deniz Bey/Hanım ,
Diyorsunuz ki :
Eğer Hrant Dink yanlış anlaşılabilecek bir yazı yazmışsa yargılanması doğaldır..301 bu ülkede olmalıbunun kaldırılmasını isteyenler demekki Türklüğe hakaret etmek istiyor..

Öncelikle size şu noktada katılıyorum , 301. madde bence de olması gereken bir maddedir , ama bu hali ile değil.Çünkü madde yanlış çıkarılmıştır ve suistimale çok açık bir hale gelmiştir.
Öncelikle maddedeki ifadeler net değildir. Bu açık olmama durumu sorunlu tartışmalı mahkeme ve davalara sebep olmaktadır.
Bunu 301. maddenin mimarı AKP siyasetçileri de kabul etmektedirler ve bu nedenle diyorlar ki : Efendim içtihatleri bekleyeyim , madde o zaman asıl anlamını kazanacak !
E benim de maşallah diyesim geliyor , içtihatlerin şekillendirmesi için mi kanun çıkarılıyor. Ya da meclis bizzat kendisi yasama görevini yargıya kaydırmaya çalışıyor ? Bu ifadeler AKP nin maddeyi sorunlu çıkardıklarının itirafıdır.
Peki AKP bu maddeyi meclisten geçirirken STK lara görüş sordu mu ? Hayır.
Onları dinledi mi ? Hayır.
Muhalafeti dinledi mi ? hayır.
Herhangi başkasını dinlediler mi ? Hayır.
Maşallah CHP muhalefet yapmaz, meydan AKP ye kalır. Alan memnun satan memnun bir meclis vaziyeti.
sonuç sorunlu bir yasa. Mimar : AKP.
Zaten yasanın yanlış olduğunu kendileri çoktan anladılar ama kaçamak yapıyorlar çünkü müdahele etseler milliyetçi yükselen oyları kaçıracaklar , müdahele etmeseler demokrasi eksikliği doğuyor.
Bu nedenle sıkıştılar ve en son STK lardan yardım ve öneri istediler. EE çıkarırken sormadılar , ellerine yüzlerine bulaştırınca şimdi de yardım istiyorlar.
Arkadaşlar , bu yanlışın sorumlusu AKP dir. 301. madde yanlış bir şekilde oluşturulmuştur.
Bu tür bir maddenin varlığı yanlış değildir , bu hali yanlıştır.
Deniz Hanım/ Bey e maddenin gerekliliği konusunda katılıyorum fakat içeriği ve ifadeleri konusunda 301 i yanlış bulduğumu belirtiyorum.
Ne dersiniz , hesap sorulması gereken yerlere hesap sormak gerekmez mi ?

Yazan: Beagle Tarih: January 23, 2007 06:50 PM

"bu milet adam olmaz abi; elin gavuru..." milli masochism ritullleri ile kestirme yoldan ozgurlukcu, aydin, demokrat, cagdas falan olmayi umit edeenler icin dusundurucu olabilecegini umid ettigim bir bulmaca:

http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/01/16/yuva-yikan-resim-hangisi/

Not:

-Cenazede Basbakan'in celengi konulubnca alkislanmamis; CB'ninki alkislanmis.

-Devlet kesesinden butun masraflari odenip cnazeye getrilen Diaspora temsilcileri, gordukleri manzaradan memnun olduklarini fakat "sykirim poltiklarinin" bundan etkilenmeyecegini soylemisler. Yani resim karmasik. Hersertyi manlandirabilecek bir yazi denemesini en az 5 kere yapip cope attim. Bir daha deneyecegim bakalim.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 23, 2007 08:42 PM

Bir agac vardir
...kesilir, dallari budaklari yontulur
Tomruk olur...
...hizara girer
Kereste olur
...firinlanir
mobilyalik Tahta olur
...islenir
Mobilya olur
...iyi kismindan
Biblo, Heykel, Kaplama filan yapilir.
***

Bir cocuk vardir
...evde dinini ogretirsin
Dindar olur
...mahallede takim-taraf tutmayi ogrenir
Milliyetci olur
...sehre cikar acilari gorur
Solcu olur
...her cesit insanla oturup konusur
Humanist olur
...en iyileri
Yunus Emre, Nazim Hikmet, Hirant Dink, Orhan Pamuk olur.
***

Bu merdiveni kirip ilk, ikinci basamagi filan alip basina tac yapan topluma ne denir?

Yazan: Haydar Tarih: January 23, 2007 09:10 PM

tunç bey osmanlıyı neden elstirmiyoruz demissiniz , ama verdiğiniz örnekler hep son 50 yılın cumhuriyetinde yaşanmış olaylar. bunların osmanlı ile ilgili bir rabıtası var mı? bence yok. hem fatihin torunu olmak onun yolundan gitmediğimiz sürece bize bisey kazandırmayacaktır. hele fatihin yolundan gidenleri yani ahkamı islamiyeye uyanları gericilikle , yobazlıkla suclayan münhezim sahıslar bu ülkede önemli mevkileri ele gecirmisken cok sey beklememek gerekir. son bir söz olarak ayıdan post kafirden dost olmaz. malum atasözleri belli bir deneyim sonucu olusuyor ne guzel soylemis cettimiz. is birliği ayrıdır , onu dost saymak ayrıdır , burada ki nüansa dikkat. dost dediğiniz kişiye sırtınızı dönebilirsiniz amma o dost bildiğiniz sizin gizli düsmanınıssa siz safca dosstlugu kabul etmisseniz o zaman sırtınıza yediğiniz hancerin acısına razı olacaksınızdır.

Yazan: vural Tarih: January 23, 2007 10:06 PM

“Buradaki temel soru bu gençlerin neden Trabzon’dan çıktığı sorusu değildir. Esas cevap bulunması gereken soru, ‘Trabzon niçin seçilmiş ve kim seçmiştir?...!”

“Parasız pulsuz, internet kafelerden çıkmayan O.S., Şişli'de Agos Gazetesi'nin merkezini rüyasında mı görmüştü? Gazetenin ismini ve Hrant'ın yazılarını gerçekten okuyor muydu? Hrant'ı ve AB sürecini destekleyen köşe yazarlarını gerçekten takip mi ediyordu?”

....

Trabzon insanı ülkesine, dinine, bayrağına ve değerlerine bağlılığı tartışılmayacak kadar farklılık arzeder. Ancak bir o kadar da hoşgörülüdür. Yabancıya kucak açar, bağrında yaşatır. Diğer bölge insanlarından tek farkı; "Korkunun üzerine giden, erken parlayan, gelecek hesabı yapmayan, yerine göre pire için yorgan yakan, ama sonradan pişman olan, bir yapıya sahip olmasıdır.

Papaz cinayetinin katili O.A., Hrant Dink'in katili O.S. tipleri yalnız Trabzon'da yaşamıyor. Adana'da da İzmir'de de, Antalya'da da var. Aynı eylemler için oralardan çocuklar aransaydı da bulunabilirdi. Ama Trabzon tercih edildi. Birileri AB karşıtlığının ve hatta Kürt meselesinin karşısında bir Trabzon olgusu icat etti. Trabzon'u bir yandan Brüksel'in karşısına dikmeyi projelendirenler, öbür yandan Diyarbakır'ın alternatifi ilan etti. Sonra da zaman zaman toplum karşısına geçip "AB'nin Yolu Diyarbakır'dan değil, Trabzon'dan geçer" şeklinde bir keyfiyet icad etti.

Suriye nüfusuna kayıtlı Ermeni kökenli PKK teröristi Maçka'da vurulup cenazesi Nusaybin'e gittiğinde "Burası Nusaybin, Trabzon değil" sloganları atılmıştı. Benzer sloganlar Diyarbakır sokaklarından da duyulmuştu. Bize göre çift taraflı çalışılıyordu. Zira bir süre sonra Trabzon Adli Tıp'tan cenaze almaya gelen Kürt kökenli vatandaşlar "Burası Trabzon, Diyarbakır değil" şeklinde sloganik tacizlerle karşılaşıyordu.

Dolayısıyla buradaki temel soru bu gençlerin neden Trabzon'dan çıktığı sorusu değildir. Esas cevap bulunması gereken sorular "Trabzon niçin seçilmiş ve kim seçmiştir?" Trabzon'u Bürüksel'in karşıtlığına bir merkez, Diyarbakır'ın karşısına bir alternatif gibi kim oturtmuştur?.." sualleridir.

Olay Trabzon'un suyundan, toprağından ve havasından değil, Trabzon'u bir anlayışın üssü olarak seçenlerden kaynaklanmaktadır. TAYAD'lı çocuklar bu şekilde 8-10 yıldır bildiri dağıtıyordu. TAYAD'lı Zeynepler'in bu şehrin çocuğu olduğunu herkes biliyordu. 2005 Nisan ayına kadar hiçbirşey yoktu da 14 Nisan'da TAYAD'lı çocuklar birdenbire nasıl PKK'lı oldu? Nasıl oldu da 'Bayrak yakıldı' yalanı yayıldı ve bu yalana toplum inandırıldı. TV'lere ve cep telefonlarına bu mesajların gidişini kimler organize etti? Benzer provokasyon Erzurum'da olsa, Sakarya'da olsa aynı şeyler yaşanmazmıydı? Evet Trabzon insanı acelecidir. Erken inanır, çabuk güvenir ve harekete erken geçer... Ama bunları hangi güçler harekete geçiriyor?

Mc Donalds'a bomba atmak hakikaten ABD'ye kızmak mı, yoksa küçücük prova mıydı? 16 yaşındaki O.A.'nın papazı vurma planı hakikaten bağımsız bir öfke mi, yoksa yönlendirilen organize miydi? Parasız pulsuz, internet kafelerden çıkmayan O.S., Şişli'de Agos Gazetesi'nin merkezini rüyasında mı görmüştü? Gazetenin ismini ve Hrant'ın yazılarını gerçekten okuyor muydu? Hrant'ı ve AB sürecini destekleyen köşe yazarlarını gerçekten takip mi ediyordu? Elbetteki hayır... Böyle bir dünyası yoktu. Öyleyse O.S'yi kimler yönlendirdi? Adresi, silahı ve parayı kimler temin etti? Ardından yakalanmasını bilerek ve adeta teslim etme olarak algalanacak biçimde kimler temin etti?

(Ali Öztürk, Trabzon Günebakış Gazetesi, 22.01.2007)

.....

Bu soruları cevaplayabilecek miyiz?

Yazan: hg Tarih: January 23, 2007 10:17 PM

Deniz Hanim,
Istiklal Marsini kutsallastirmanizin nedeni nedir? Neden sizin icin "irkima" kelimesi degistirilemezdir? AYni sairin baska bir siirini okuyan RTE hapse girdigi zaman tepkiniz ne oldu? Arti yazari Arnavut olduguna gore belki Arnavut atasini dusunerek yazdi? Hem kanla yazildigini nerden cikardiniz? Ben odullu diye hatirliyorum yarismayi... Hem istiklal marsi konuusnda ben de konustum ya bana da dil uzatti demezsiniz herhalde? Belki dersiniz... Diyebilme ihtimalinize karsi soyleyeyim ozgur bir ulkede dusuncelerimi acikliyorum elestiri yapiyorum. Dil uzatmiyorum hakaret etmiyorum. Farki anlaya miyormusunuz???

Bakin Turkiye'de 80 yildir kutsanan yanlis seyler var. Vatanin haritasi kutsal degildir, bayragi kutsal degildir, istiklal marsi da kutsal degildir. Bunlar tarih boyunca devamli degismistir ve bundan sonra da degismesinde bir sakinca olmayacaktir. Bu saydigim uc seyide daha farkli sekillerde gormus iki ninemde hayattadir.

Bunlar Kurtulus savasi sirasinda da boyleydi. Misak-i Milli sinirlari icerisinde bir butundur denilen vatan'dan Musul ve Kerkuk alinamayinca ulkede buhran olmadi. Insanlar hainlikle suclanmadi. Hatay geldigi icin de basimiz goge ermedi.

Yarin birsey oldu Irak bolundu ve Kuzey Irak komple Turkiye'ye katilmak istedi. Yine "gozbebegimizin" her yere yansittigi, tek bayrak, tek dil, tek millet, tek devlet hezayani ile kabul etmeyecek misiniz? Katildiklarindan sonra Amerika geri istedi diyelim, atalarimizin kanlari ile sulanmadan bize katildiklari icin tum Kuzey Iraki verecek misiniz?

301'mis... Devletin itibarini korumakmis... Bakin kendiniz yazmissiniz : "-Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, devletin yargı organlarını, askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
Turkiye'de ki ayrimciligin en buyuk delilidir bu madde. Hukumete kufur serbesttir yargitaya yasak, polise kufur serbesttir askere kufur yasak...
Buna ragmen 301'in burada isi nedir??? Her Allahin gunu hukumete kufur eden Hurriyet ve Cumhuriyet gazetelerinin toplatilmasi haklarinda dava acilmasi gerekmiyor mu acaba?? Buyrun madem maddeyi savunuyorsunuz uygulamasini da savunun...Hukumete hakaret ettirmeyin, diluzatmayin soyle yapiyolar diye. Cunku bence sizin de AKP hukumeti hakkinda yukarda ve daha bir suru yerde soylediginiz sey elestiri degil hakarettir. Simdi sizi de yargilasinlar mi "Turklugu asagilamaktan?" Yada Hrant Dink'in olumu ile ustu kapanan askerin Semdinli davasindaki bir diger haber elemaninin 50 kilo uyusturucu ile yakalanmasi hakkinda "gozbebegimize" bisi olmasin diye susalim mi? Bu konulardaki goruslerinizi de duymak isterim... Hos birsey diyemezsiniz siz simdi "devlet"inizi korumak isteyeceginiz icin...

Bir de yurtdisindan elestirmenin cezasi daha buyukmus? Bunun mantigi ne acaba? Hani siz ve ben internette ayni cumleyi yazaiyoruz ve ben sizden fazla ceza aliyorum... Acaba kamusal alanin disina ciktigim icin mi cezalandiriliyorum???

Basortusu meselesinden bahsetmissiniz. Bizim kendi meselemiz demissiniz. Siz Avrupa Birligi karsiti degilseniz bunu nasil soyleyebilir siniz? Biz AVrupa Birligine girince ne olacak saniyorsunuz? Sadece vize ile seyahat mi? Biz Avrupali degil miyiz?
Veya size gore ne icimizde halletmemiz gereken meseledir ne degildir? Mesela ailemin topragini alarak kamusallastirip karsiliginda degerinin yirmide birini veren ve turkiye cumhuriyetindeki davalarin hepsinde sizi karsiliksiz birakan cok sevdiginiz "devleti" avrupada mahkemeye vermeyelim degil mi? O da bizim ic meselemiz degil mi? Devlet yol yapiyor iste... Aslinda bunun bir adim otesi de var. Komunizm yada fasizm. Devlet alsin herseyi hakkimiz neyse versin. Ic meselemiz nasil olsa. Devletten iyi mi bilecegiz??

Yada yukarda bazi arkadaslarin da degindigi herkese karsi ayirimci devlet meselesi.... Hic utanip SIKILMADAN bir irka karsi yapilan ayrimciligi, sacma sapan ayrimciliklarla esitlenmesi yani....
Ermeni oldugunuz icin yapilan ayrimciligi Istanbullu oldugunuz icin yapilan ayrimciliga esitlemek gibi... Yok aslinda onun daha otesini orneklemek daha "mantikli" olabilir... Mesela su ornek nasil : "Ermeniler ve diger azinliklar buyukada da toprak lairken Turklerden daha sanslilardir"
Vay beeee.... Desenize adamlar gul gibi yasiyorlar burda... Varlik vergisi falan ne olacak...adam devletine korunmasi gereken "Turk"luk kavramindan daha yakin... En azindan daha cok vergi veriyor...

Turkiye'de devletin kutsalligi yikilmadikca daha coook bu tur olaya sahit oluruz...

Devletini sevmeyi ona tapmaktan farkli oldugunu anlamak lazim. Cunku insanlar taptiklari seyi elestirmez ne derse yaparlar. Ama severlerse hatalarini da onun iyiligi icin ona soylerler. Soylemekten de korkmazlar. Cunku belki kutsal devlet sizi surum surum surundurur ama sevilen devlet hosgoruludur ve tum elestirilere aciktir. Siddet kullanimina ise herkes karsidir...

Yazan: fatih demir Tarih: January 23, 2007 11:27 PM

Sayin Vural Bey,

"hem fatihin torunu olmak onun yolundan gitmediğimiz sürece bize bisey kazandırmayacaktır" (VURAL) Seklindeki sözünüz atasözü degerinde, altina imzami koyarim.

Hz Ali'nin de buna uygun bir sözü vardir : "Insanlarin asaleti atalarinin çürümüs kemiklerinden degil iyi, güzel ve dogru adina yaptiklari islerden gelir"

Az önce TV'de Can Dündar'in NEDEN adli programini seyrettim. Başbakanın siyasi danışmanı ve Ak Parti Adana Milletvekili Ömer Çelik çok güzel konustu. Hirant Dink, milliyetçilik, fasizm, Türkiye'nin sorunlari tartisildi. Ömer Çelik gibi insanlarin yönetimde olmasi gerçekten ALLAH'in bir lûtfu bize.

Yorumunuzun ikinci kismina katilamayacagim. Bence Düsman milletler yoktur, beceriksiz politikacilar vardir Keza kötü insan yoktur, nefsine yenik düsen insan vardir.

"kafirden dost olmaz, gizli düsman vb" derken sanirim gayri müslim türk vatandaslarini kasdediyorsunuz. Madem ki atasözleriyle basladik öyle bitirelim : "Her agacin kurdu özünden olur"

En büyük sorunlarimizdan biri olan PKK konusuna baska bir gözle bakmayi denediniz mi hiç? ölümlü kazalarla sonuçlanan helikopter ihaleleri, belli saatlerde kapatilan gece görüs cihazlari, MIT'ten maas alan PKK militanlari, bunlar hep bizim kanimizdan hatta dinimizden olan müslüman türk ailelerin çocuklari. Yani vatana ihanet ermenilerin rumlarin tekelinde degil demek istiyorum.

Ve eger biz onlara potansiyel hain gözüyle bakiyorsak onlarin da ihanet etme hakki veya en azindan bize güvenmeme hakki dogmuyor mu yavas yavas?

Iste böyle böyle kiskirtilmasi, kandirilmasi kolay biz azinligi belkide kendi ellerimizle insa ediyoruz.

Gene de herseyin en dogrusunu ALLAH bilir.

Dostlukla


Yazan: Tunç Tarih: January 24, 2007 01:43 AM

Fatih Bey kardesim, biraz enerjik olmakla beraber güzel bir yorum yazmissiniz. Umarim Deniz Hanim biçimden çok öze bakar da konusmaya devam ederiz.

Yukarida HG rumuzlu bir arkadas "trabzon neden seçildi, diyarbakir neden seçildi?" tarzinda sorular sormus. CEVAP VERIYORUM : Birileri bizim tipki 1977-1980 arasinda oldugu gibi birbirimizi öldürmemizi istiyor. Belki darbe yapmak için uygun ortam olsun diye. Çünkü AKP'nin temsil ettigi müslüman-liberal-demokrat bir yükselis var ve bu ne ordunun, ne CHP'nin, ne de derin devletin isine geliyor.

Ben de inadina ne kadar alevi, kürt, ermeni yahudi varsa hepsiyle tanisacagim, dost olacagim. Görelim bakalim sevgi mi kazanacak nefret mi?

Bu gün musevi bir dostumla dertlestim, Hirant'in ölümü onda ve esinde bazi dertleri desti yeniden.

Bu forumda yorum yazan bazi arkadaslar yahudilerin "seytan geni" tasidigini bile iddia ettiler ama bir müslüman olarak benim böyle bir seyi kabul etmem mümkün degil elbette.

Neyse, yahudi olduklari isim ve soyadlarindan anlasilan bu türkler sizin bizim gibi muamele görmüyorlar mesela sinir kapilarinda, orduda, devlet dairelerinde.

isimleri sansürledim, gerisi otantik:

Gönderen : XXX

> ben de gozyasi doktum tunc.... hem 53 yasinda hayatini
> kaybeden bir aydinimiz icin, hem ne ilk ne son olacagi icin, hem de en cok
> vah turkiyem vah icin... ates tabii ki en cok dustugu yeri yakar ama bu
> mantalitelerle ne olacak su vatanin hali bilmiyorum.
>
> halen pasaport kontrol gisesindeki memur YYY’ye bu ne isim boyle, sizin
> kitabiniz ne diyorsa, murekkep yalamis bir arkadasin rozita ne bicim bir turk
> ismi, kim bunlar yahu diye sorabiliyorsa (hem de XXXX adinda birine!),
> en yakin tanidiklarin hrant dink adini dahi telafuz edemiyorsa/hic
> duymamissa, turk entellektueli diye gecinen bir sahis yeryuzunden bir pis
> ermeni daha eksildi diyebiliyorsa, ben daha fazla yorum yapamiyorum.
>
> umarim hepiniz saglik ve keyiftesinizdir. uzun zaman oldu biraraya
> gelemedik, pazar gunu programiniz var mi? musaitseniz goruselim.
>
> sevgilerle,

XXX

sevgili tunc,

"kotu niyetli olmayan kabalik" diye basitlestirebilir miyiz emin degilim. biz azinlik olmanin agirligini hep yasadik dogdugumuz gunden bu yana/ turkiye'de, italya'da, fransa'da... anne-babalarimiz, buyukanne-buyukbabalarimiz hep sakli, gizli yasadilar hayatlarini..isimlerimizi turk isimleri koyar bizleri koruyacaklarini(!!) sanirlardi. bazen hakliydilar! esimin dedesi ismi rafael oldugu icin askale'ye suruldu ve tas kirarken can verdi. benim buyukbabamin ise ismi aziz oldugu icin yahudi oldugu anlasilmadi, normal bir varlik vergisi ile hayatini ve ailesini kurtardi. buyuklerimiz o gunun sartlarinda hakliydilar, dogru bildiklerini yaptilar. son 15 yildir ise isler yavas yavas degismeye basladi, "topluma entegre olmak icin kendimizi daha iyi anlatmaliyiz, gostermeliyiz" diye kulturde, sanatta, edebiyatta yazar, cizer, gazeteci, sanatci vs. gayrimuslimlerin adlari duyulmaya basladi. vakti zamaninda hrant dink de ermeni patrikanesine boyle bir oneri ile gider: "kendimizi daha iyi anlatmamiz lazim" der. bugun olsa yine ayni seyi yapar miydi-- sanirim evet... son yazisinda da safca "bu ulkede guvercinleri vurmazlar" diyebildigine gore... ne dersin?

maalesef bu ne ilktir, ne de sondur, emeclerden, mumculardan, kislalilardan sonra da hep sozler havada kalmistir. emniyet simdiden "orgut yok, milliyetci duygular var" demistir!
insan oldurenlerin yerine dusunenlerin cezalandirilmasi ne hazindir....

derin bir anlam ifade eden "hepimiz hrant'iz, hepimiz ermeni'yiz" pankartlarina bile bugun gazete sayfalarindaki tepkileri okumussundur--
-ermeni isen ulkene git!
-ne isin var benim ulkemde?
-kayserili egitimci bile "gazeteci bozuntusu yoluyla turkiye'ye hakaret ettirmeyiz" derken de bunu safca, iyi niyetli bir cahillik olarak mi degerlendirmeliyiz?

verdigin orneklere tamamen katiliyorum. ne deveciyan'i ne asala'yi ne le pen'i ayri tutamayiz tabii ki.. "digeri'"ne toleransizligin yurdu, milliyeti yok. sanki surekli nefret ureten bir iklim hissediyorum dunyanin dort bir yaninda.... bizim goremeyecegimizden eminim ama dedigin gibi aydinlik yarinlari sizlerin/bugunun cocuklari gorebilsinler, isleri coook zor, Allah yardimcilari olsun.

sevgi ve dostlukla,

XXXX

Yazan: Tunç Tarih: January 24, 2007 02:14 AM

Herkese Selam..

burada bana karşı gerek yumuşak tonda gerekse sert tepkiler vererek cevap yazan arkadaşların samimi bir şekilde demokrasi istediklerini biliyorum.

Türkiye Cumhuriyeti en iyi şekilde yönetilmeyi hak ediyor tabiki..ben hem bir ihl'li hem ilahiyat fak.okumuş ve kıyafetinden dolayıda çok rahat edemeyen biri olarak ayrımcılığa uğramadan yaşamaya birçok yorumcudan daha fazla ihtiyacı olan biriyim..ve Türkiye'de ikamet ediyorum..çok daha demokratik bir Avrupa ülkesinde ya da ABD'de yaşamıyorum.

ve şunu da çok iyi biliyorum..ben bu yazıyı size rahatça yazıyorsam,geceleri rahat uyuyorsam şu an birileri benim güvenliğim için uykusuz kaldığı içindir..ben çok sevdiğim iki insanı bu yolda şehit verdim..bana miras kalan bir tek şey var..ay yıldızlı bir tesbih..onu da odamın duvarına astım.
tek tesellim bu..eğer çok görmezseniz..:(

Kurtuluş Savaşı verilerek bu ülke kuruldu..topraklarımızın altı şehitlerle dolu..bastığınız yerleri toprak diyerek geçmeyin.
İstiklal Marşımız günlük gülistanlık bir havada,haydi bir yarışma yapalım kim güzel destan yazacak diye yapılan bir yarışmanın meyvesi değil.
Mehmet Akif Ersoy verilen parayı kabul etmemiştir ve millet adına bağışlamıştır.

İstiklal marşımızdan rahatsız olmak yeni değildir..Atatürk'ün yanında birileri bu irticacının şiirini neden kabul ettik diye şikayet edince Atatürk,evet sende doğru söylüyorsun ama bu irticacı ülkeyi gerçekten çok seviyor mealinde bir cevap vermiştir.

İstiklal Marşımızda dine bağlı,Ha