« Kemal Karpat'tan Bilgelik | Ana Sayfa | TV’de AB ve Cumhurbaşkanlığı Tartışması »

December 14, 2006

Sitenin Öteki Yüzünden İnciler

Malum, bu siteye gelen yorumlar yayınlanmadan önce kontrolden geçiyor. Bu, belirli bir düzeyi korumak ve özellikle de hakaretlerin önüne geçmek için belirlediğim bir ilke. Bu yüzden de siteye — ve dolayısıyla bana — arada bir gelen çirkin sataşmaları sizler görmüyorsunuz. Ben de pek önemsemeyip siliyorum.

Ama çirkinlikleri arada bir göstermekte fayda var. Çünkü bazıları çirkinliğinin yanında aynı zamanda hem traji-komik hem de ibretlik. “Laikçilerin Faşizanlaşması Sürpriz Değil" başlıklı yazımın sayfasına dün gelen şu yorum, mesela, tam da öyle:

“Sizin gibilerin takiyyeci, yüzsüz ve iftiracı olduğunu biliyordum ama yalancılıkta, demagojide ve çarpıtmada bu kadar ileri gideceğinizi tahmin etmiyordum. Kendinizi özgürlükçü, gerçek demokrat göstermede epeyi başarılıymışsınız. Ancak ben şüphesiz sizin pis nöronlarınızdan geçen sinyalleri sizden iyi bilirim. Sizi Atatürk'ün ve bilimin ışığında öyle ezeceğiz ki çırpınmakta olduğunuz ininizde karanlığa gömüleceksiniz...”

Enteresan, öyle değil mi? “Laikçilerin Faşizanlaşması Sürpriz Değil” başlıklı bir yazıya “sizi ezeceğiz” diye faşistçe bir tepki veren bir “laikçi”den daha traji-komik ne olabilir?

İşin kötü yanı, üstteki hakaret ve tehditleri savuran okurun, kütlesi ve fanatizmi giderek büyüyen bir toplumsal kesimi temsil etmesi. “İlericilik”, “bilimin ışığı” gibi lafları kullanarak Kuzey Kore tipi bir rejim savunan, bu cinneti eleştiren herkese de öfkeyle köpüren bu kesimle ne yapacağız, bilemiyorum. “Fikirlerini korusunlar da bari biraz daha düzeyli olsunlar” diyeceğim, ama sanırım o tip bir fikirle öyle bir düzey arasında doğrusal bir bağlantı var. İşimiz, zor…

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: December 14, 2006 12:56 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Mustafa Bey bu yorum acaba buz denizinin görünen kısmı mı?sizin adınıza üzüldüm ama biraz da gülmeme sebep oldu..kusura bakmayın.

Ancak ben şüphesiz sizin pis nöronlarınızdan geçen sinyalleri sizden iyi bilirim. Sizi Atatürk'ün ve bilimin ışığında öyle ezeceğiz ki çırpınmakta olduğunuz ininizde karanlığa gömüleceksiniz...”

hakaretin bu kadar bilimselini daha önce hiç görmemiştim:))

sevgiler,saygılar,başarılar.............

Yazan: deniz Tarih: December 14, 2006 01:25 AM

"Enteresan, öyle değil mi? “Laikçilerin Faşizanlaşması Sürpriz Değil” başlıklı bir yazıya “sizi ezeceğiz” diye faşistçe bir tepki veren bir “laikçi”den daha traji-komik ne olabilir?" (MA)

Entersan degil. CunkU:

"İşin kötü yanı, üstteki hakaret ve tehditleri savuran okurun, kütlesi ve fanatizmi giderek büyüyen bir toplumsal kesimi temsil etmesi." (MA)

Daha otesi ve daha onemlisi bu seviye bu kesimin onderligini yapan "aydinlarinkinden" cok farkli degil. Teori gene isbatlanmistir: "laikci entellektuel oxymorondur". Simdiye kadar curtulmedi bu teori.

Sadece bu dusunurun ustadlarindan bir siir ve bir yazi koyayim da "aydinlanmasinin" kaynagi anlasilsin:

YENİ MİLLETVEKİLLERİNE

………..

Bilin ki Atatürk'ün kurduğu Ankara'ya

Atatürk'ün yolundan yürünerek girilir.


Anıtkabre gidip de yürekten baş eğmeyen

Günü gelir çarpılır, düşer, yere serilir.


Bir avuç yobaz için, bir sürü cahil için

Devrimi çiğneyecek ayak varsa, kırılır.

……………

Bir an unutmayın ki Atatürk ülkesinde

Ahiretten önce de Yüce Divan kurulur...


~ Behçet Kemal ÇAĞLAR ~
=====================================


Bekir COŞKUN bcoskun@hurriyet.com.tr

Teneke düdükler çoktan susmuş...

GİDİP görün Anadolu'yu.

Laik cumhuriyete karşı gerçekleştirilen "karşı devrim"in nasıl başarıldığını, uygarlık-çağdaşlık umutlarının nasıl yerle bir edildiğini gözlerinizle görmelisiniz.

İstanbul'un, Ankara'nın yüksek binalarındaki kuşbakışı görüş, otomobillerin arka koltuklarındaki füme camlar görmenize engel bence.

Gidip yakından bakmalısınız.

Koca şehirlerde bir tek başı açık, medeni giyimli "Atatürk kızı" gördüğünüzde gözleriniz nasıl takılı kalacak, nasıl tuhaf bir şey görmüş gibi arkasından bakacaksınız, nasıl onun yapayalnız ve istisna olduğunu düşüneceksiniz?..

7 cumhuriyet okuluna karşı 14 tarikat okulu kurabilmiş yobaz.

Köylerden, yoksul beldelerden toplatılmış zeki çocuklara yurtlarda gece zikir seansları yaptırıldığını anlattılar bana.

Belediyelerde, hastanelerde, kamu kurumlarında artık türbanlı memurlar var.

"Dinci" olmayanları ayıklayıp atmışlar.

İktidarın "eskinin yeniden yapılanması" programına uymayan devletin adamları ortalıktan kaybolmuş, sinmişler.

Valiler yok.

Kaymakamlar yok.

Kamu görevlileri yok.

Cumartesi sabahı dolaştığım Urfa'nın o bir zamanlar tiyatro salonunun bulunduğu, sinemaların yer aldığı, şık restoranların sıralandığı ünlü caddesine baktım:

Sanki Arabistan.

*

Baba ocağında, babamın "Kendi yaptığımız teneke düdüklerimle onuncu yıl marşını çalardık" dediği evde, hafta sonu o mübarek dizin dibinde oturup bunları düşündüm:

Aydınları, akademisyenleri, gazetecileri, patronları, işçileri, memurları, valileri, kaymakamları, polisleri, yargıçları, savcıları... Kısacası cumhuriyetin çocukları, görülmemiş bir gaflet içinde Mustafa Kemal'in ülkesini terk etmişler ihanete.

Ve ortalıkta yoklar.

Birer Arap kentine dönmüş şehirler.

Gericiler, 7 çocuğa karşı, 14 karşı devrimci yetiştiriyorlar.

Teneke düdükler çoktan susmuş.

Gidin görün Anadolu'yu.

Dört bir yanı esir almış bir sinsi değişimi, bir gizli savaşı, bir yok edilişi gidin görün.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bilmem anlatabiliyor muyum. Tekrar soruyorum: FARKLARI NE?

Not:Ayni konuda benim blogdaki yazidan alintidir.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 14, 2006 02:12 AM

Bence yapilan yorumdan cok, kendinbilmezin birinin yazdigi iki uc cumleyi firsat bilip yine mazlum edebiyati yapmaniz komik olmus.

Bu "ezecegiz" sozu bu kadar zorunuza gittiyse, fikirleri "musluman halkimizin dini duygularini rencide eden" yazarlarin yillardir tehditler, ana avrat kufurler vesaireyle hergun muhatap olmak karsisinda ne hissettiklerini tehdit edersiniz. Bir de bu tehditlerin yururluge konmasi var elbette, ki onlarin sizde "laikci" fasizanliga duydugunuzu tepkiyi uyandiramadigini gormek zor degil.

"Fasizanlik" sadece sizi hedef aldigi olcude fasizan degildir Mustafa Bey, sizin tarafinizda olan da fasizanliktir. Siyasi konumuz dinsel inancla bagdastirip, inancin kutsalligi arkasina saklayarak kendi tarafinizin yillardir uyguladigi kitlesel sindirme politikalarini affettiremezsiniz.

Yazan: Balbazar Tarih: December 14, 2006 03:06 AM

Bekir Coşkun'un yazısı harikulade...

Yazan: Gökhan Tarih: December 14, 2006 12:02 PM

Balbazar konuşuyor ama karnından. Yukarıda Bekir Bey'in örnekleri mevcut işte. Bunun gibi yığınla köşe başlarını tutmuş kalem teröristi var.

İçindeki kini, seviyesiz, argümansız aptalca hezeyanlarını köşe yazarı kisvesiyle kusup duranlar var. Onların yanında yukarıda alıntılanan yorumlar çok masum kalır.

Kimsenin zoruna birşeyin gittiği yok. Burada acıma var sayın Balbazar, düşülen bu hale acıma..

Tabi anlayana..

Yazan: Bora Tarih: December 14, 2006 01:12 PM

Balbazar yorumu bana gene ABD'deki bir panelde bir zenci konusmaci ile bir beyaz arasinda gecen diyalogu hatirlatti:

Beyaz: Siz de irkci olabilirsiniz pek ala. Irkcilik benim tekelimde degilki.

Siyah: Haklisiniz. Ama benimkisi kafamdaki bir dusunce kalbimde bir duygu olabilir, tepkisel olabilir. Benim dusdunceleim ne "duzen" poltikasidir, ne kurumsal pozisyonu demsil eder. Oysa sen irkci oldugun zaman beni ozguirluklerden insanca yasamaktan mahrum birakma gucune sahipsin, yuzyillarca yaptigin gibi.

Burada Balbazar cari rejimin inanislarindan, degerlerinden, kulturunden dolayi "dusman" ilan ettigi kesim ve Akyol ve bizler gibi buna elestirenlere karsi aba altindan ve usunden sopa gsteren lisan ile, mazlmun, ve onun adina konusanin cellat ve onun saksakcisina protestosunu bir gostermeye calisiyor.

Bu sekilde mevzuyu adeta bir "internet adabi" merbesine indiriyor ve altindaki "buzulu" gormezlikten gelerek "tencere dibin kara..." demeye getiriyor. Oldukca kurnaz ama fazla degil.

Kimbilir Yahudiler Nazilere ne kufurler emislerdir Sn. Balbazar.

Turkiye'de rejimin "ic dusmanlari" arasinda olan kesmin hissiyatlarini ifade etmeye calisanlar arasinda da Mustafa Bey'in bahsettig lisani kullananlar vardir ozellikle internetin anonim ortaminda. Hangisi daha cok kullaniyor sorgulamasini yapmak ta manasizdir, cevabi acik olsa da.

Ama her zaman laikcilere sordugum , ve bir onceki yorumumun da ana ikrini teskil eden soruyu soracagim gene. Demokrasi adina, ozgurlukler adna, Islam adina, gercek laiklik adina konusan yuzerce entellektuelden ben size pek olculu, hicbir hakaret icermeyen, yazilar, argumanlar sunarim.

Ama siz bana Mustafa Bey'in bahsettigi uslubun sahibinden farkli bir laikci zihniyet temsili gosteremezsiniz. Fark varsa "iyi laikci soylem" den ornek gosterin burada analiz edelim.

Buna yukarda alintiladigim bir siir ve bir yaziyi tahlil ederek baslayabilirsiniz.

Laikci entellektuel oxymorondur.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 14, 2006 02:02 PM

iki yanlış bir doğru etmez .
Laiklik adına faşizanca yanlış bir davranışta bulunmak laikliği faşizan yapmaz.
Eğer bu kısır ve çirkin maksatlı bakış açısı ile bakarsanız el kaide nin yaptığı terör de İslam olur , İslam terörist bir din olur. Ama öyle değil , değil mi ? Bir başkasının İslam adına terör yapması ile İslamın terör olması arasında bir fark var. Tıpkı laiklik ile birisinin laiklik adına ne olursa olsun yaptığı açıklama ile olduğu gibi.
mustafa akyol , siteme saçmalıkları koymam diyorsunuz ama bu da bir yerde saçmalık olmuyor mu ?

Yazan: beagle Tarih: December 14, 2006 02:26 PM

Kendi adıma o arkadaşın baştan aşağı ikilem içeren yorumunu gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Nasıl bi ruh haline sahip olduklarını görmek açısında çok iyi bir örnek olmuş. İnanıyorumki Türkiye AKP iktidarıyla iyi bir yola girdi Türkiyede kalıplaşmış ezberler bir bir tartışmaya açılıyor. Her ne kadar küfür dolu eleştiriler olsada... 5 10 15 sene sonra çok daha liberal, özgür, demokratik, insan haklarına saygılı, hoş görünün olduğu bir ülkede yaşayacağız. Eğer o günleri görürsek Tayyip Erdoğanla görürüz. Eğer olurda sol bir parti iktidara gelirse eminim 100 yıl geriye gideriz. İnşallah yüce Rabbim o günleri bize göstermez....

Yazan: mesut sümbül Tarih: December 14, 2006 03:02 PM

Merhaba,
"Sizi Atatürk'ün ve bilimin ışığında öyle ezeceğiz ki çırpınmakta olduğunuz ininizde karanlığa gömüleceksiniz..." denmiş.
İşte günlerdir çözemediğimiz ERKE'nin çıkış noktası bu:)
Sayın beagle,
benzetmeniz ne kadar da güzel oturmuş, el kaide yaptığı ve yapmak istediği terör faaliyetlerini, başkalarının hayatını kasdetmelerini İslam maskesi ile yapıyorlar, laikçiler de kendi hayat tarzlarını kabul ettirmek için başkalarının hayat tarzlarını bastırmayı laiklik maskesi ardından yapıyorlar!!!

Peki Sayın beagle, İslam'ın ne olduğu, ne içerdiği net ve uyumlu şekilde ortadadır. Bunun uygulayıcısı insanın kendisidir. öyle de laikliğin tanımı tam olarak yapılmadan ve uygulamada tek bir dengenin dahi olmadığında otorite kabul edilen kişileri dedikleri bizim için bağlayıcı değil midir?
Dini koyan Yaradan'dır, islamın temsilcisi el kaide değildir, ancak uyguluyan insan olabilir, yani bu işin sorgusu kula olmaz, yaradana olursa da inkar olur. Peki, insanların koyduğu olguları, ve temsilciliğini yine insanın üslendiği laikliği kimden sorgulayacağız? Birilere benim hayat tarzım hakkında fikir yürütüp uygulamalar yapsa, haşa bunlar ilah, dedikleri dediktir mi diyeceğim?
İslamı sorgulamakla, insan zihninin ürünü yapıları sorgulamak bir midir?
Lütfen, verdiğiniz örneğin temsiliyet ve yükümlülük farklarına bir daha bir düşünün.

Yazan: Talha CAN Tarih: December 14, 2006 03:51 PM

Sayın Beagle,

Bir tane aklı başında laikçi gösterin dişimi kırayım.

Sizin bu sitede başka başlıkta yazdığınız akıllara sakat "demokrasinin şartları" hezeyanlarınız da dahil tüm laikçi argümanlar tam birer saçmalıktır. Ve -sizin yazılarınız da dahil- tamamı faşizan uygulamalar içeren/öneren insan hak ve özgürlüklerinden nasipsiz totoliter despotizm özentisidir.

Buyrun, aksini kanıtlayın.. Aklı başında ve faşist argümanlar içermeyen bir tane "laikçi" yazısı gösterin..

Yazan: Bora Tarih: December 14, 2006 04:31 PM

Beagle,

Eğer bahsi geçen ve faşizan söylem kullanan insanlar, El Kaide gibi azınlık teşkil eden bir grup olsaydı elbette, bu bir avuç insan için bir kesimin eleştirilmesi yanlış olurdu. Ne yazık ki bu söylem, Cumhurbaşkanlığı makamından ana muhalefet partisi liderliğine, Atatürkçü Düşünce Derneği'nden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ne; Emin Çölaşan'dan Bekir Coşkun'una uzanan bir yelpazede, baskın bir söylem. Hatta bir zamanlar muhafazakarların oyunu alarak defalarca iktidar olmuş eski bir Cumhurbaşkanı bile, sistemin dayattığına uymayanları, sistem dışına itmekle tehdit edebiliyor. Bu, ne yazık ki baskın bir söylem. Ve internet haber sitelerindeki yorumlara ( http://www.izlenimler.net/2006/11/29/devlet-mali/ ) veya kurulan Atatürkçü sitelere ( ataturkcudusunce.wordpress.com ) gibi sitelere bakacak olursa tabanı geniş bir söylem.
Bu insanların giderek faşizanlaşması, birçok insanın yaşamını dahi etkiliyor. Orhan Pamuk, Elif Şafak gibi insanlar bile taciz ediliyor, hayatlarından endişe ediyorlar. Tüm dünyada gazetelere yansıyan nobel ödüllü edebiyatçımız Orhan Pamuk'un, bir duvar kenarından korkulu gözlerle bakan fotoğrafı, bu ülkede çekildi. Ne yazık ki giderek azgınlaşan bir güruh var, ve bunlar laikçilerin tamamına tekabül ediyor. Siz, kendinizi laikçi değil, laik olarak tabir ettiğiniz için meclisten ayrı tutuyorum.

Yazan: blue Tarih: December 14, 2006 04:33 PM

Kendini ABD'deki zencilerle, Avrupa'daki yahudilerle karsilastiran bir "islamcilik" ile karsi karsiyayiz. Buna oyle inanmis ki, soyle diyor: "Benim dusuncelerim ne duzen politikasidir, ne kurumsal pozisyonu temsil eder. Oysa sen irkci oldugun zaman beni ozgurluklerden insanca yasamaktan mahrum birakma gucune sahipsin, yuzyillarca yaptigin gibi." Bu topraklarda yuzyillarca surmus ve surmekte olan toplumsal ve siyasi duzenin Ortodoks Islam'in siyasi yorumu uzerine kurulu oldugunu sanirim soylemeye gerek yok. Ama elbette, son on senede sistemle ciddi sekilde yuzyuze geldi diye kendini demokrasi sampiyonu ilan eden bu kokten baskici ve fasizan ideoloji, dezenfermasyon cabalarina bu tarihsel gercegi degistirmeyi de ekleyecektir.

Bu sitede yaratilan havanin ne kadar yanlis bilgilendirici olduguna ornek olsun diye soyle bir test sunayim:

1. 1983 yilinda, yani 12 Eylul rejimi doneminde, Yesilkoy havalimaninin adi Ataturk olsun diye kampanya baslatip bunu milli (ulusal degil) dava haline getiren gazete hangisidir?
(a) "Laikci"-Kemalist Cumhuriyet
(b) Milliyetci-Muhafazakar Tercuman

2. 12 Eylul 1980 tarihinde "Ataturkcu", "laikci", ve "ulusalci" ordumuzun yonetime el koyup memleketi baskici bir rejimin altina sokmasi karsisinda memleket aydinlarini bir araya getirip bu duruma karsi yuksek sesle bir seyler demek, karsi durmak icin sivil orgutlenme cabasina girisen ve bundan dolayi yargilanan kimdir?
(a) Musluman-Demokrat Fethullah Gulen
(b) Ateist-Laikci Aziz Nesin

3. Bu ulkenin tarihinde mecliste tekme tokat dayak yiyen ilk "secilmis" milletvekili kimdir, kim tarafindan dovulmustur?
(a) "Mazlum" AKP'nin "mazlum" milletvekili Kemal Unakitan / "Laikci" CHP mebuslari
(b) TIP milletvekili Cetin Altan / Muhafazakar AP mebuslari

4. Milli Egitim Bakanligi'na bagli bir Milli Egitim Mudurlugu (yani, duzen) 2004 yilinda bir ogretmen hakkinda sinifta hangi bilimsel teoriden bahsettigi icin "sorusturma" acmistir?
(a) "Sansure maruz birakilan" akilli tasarim "teorisi"
(b) Evrim teorisi

Simdi durustce soyleyin. Bu sitede yazilanlari ve yapilan yorumlari okuyan ve Turkiye yakin tarihi konusunda hicbirsey bilmeyen biri bu sorularin hepsine hangi yaniti verecektir? (a), degil mi? Dogru cevaplarin (b) oldugunu soylememe gerek var mi?

Ben size Emin Colasan'i savunmuyorum, hicbir zaman savunmadim da. Sadece burada demokrasi, insan haklari konusunda ahkam kesen sizlerin Emin Colasan, Yilmaz Ozdil vb. kisilerin oteki taraftaki muadilleri oldugunuzu soyluyorum. Onlar Yayla'nin akademik ozgurlugunun geregini savunmak icin imza atan 208 akademisyeni "hain" ilan ederler, sizler akademik calismalarin sonuclarinin okullarda dogru ogretilmesi icin imza atan 700 akademisyeni "din dusmani" ilan edersiniz. Nuray Mert gibi ezber bozan, samimiyetle demokratik ve nesnel bir tavir takinan muslumanlara tepki gosterilmesi de bundan ileri geliyor. Sadece Colasan'larin oldugu dunyada sahici demokratmis gibi yapmak cok kolay cunku.

"Laikci entellektuel oxymorondur" lafinizla "sagcidan aydin olmaz" tavrindaki Sovyet isbirlikcisi Ortodoks sosyalistlerin seviyesinde oldugunuzu gosteriyorsunuz. Laik, "seriatci" olmayan ve burada elestirilen despotizme karsi cikan birsuru isim sayabilirim, "iyi" olup olmadiklari sizin takdirinize kalmis: Murat Belge, Yildirim Turker, Umur Talu, Umit Kivanc, Etyen Mahcupyan, Cetin Altan... Sanirim listenin sonsuz uzayacagini gormek zor degil.

Siz bana, Sivas katliamindan Aziz Nesin'i sorumlu tutmayan tek bir "seriatci" gosterebilir misiniz?

Not: Hic hos bulmadigim ve kullanilmasina karsi oldugum "seriatci" tabirini, dilinize pelesenk ettiginiz "laikci" tabirinin cirkinligine isaret etmek icin kullandim.

Yazan: Balbazar Tarih: December 14, 2006 07:11 PM

Mustafa Akyol Bey´e kisaca:
Üzülmeyin,meydan bos degil.

Blogculara Istirhamim:

Sadece blog camiasiyla sinirli tutmayin mücadelenizi.Yorumlarinizla cok faydali olabileceginiz ,klasik boyali basin zihniyeti haricinde haber siteleri var."Cok sacma yorumlar yaziliyor,bunlarla mi ugrasacagiz?", demeyiniz, her türlü etkiye acik genc kardeslerimize sahip cikiniz.

Cenab i Hakk´in en iyi günleri hep beraber yasamak nasip etmesi temennisiyle...

Yazan: Mehmet Ali Meydan Tarih: December 14, 2006 09:47 PM

Değerli yorumcular, tek parti despotluğu sayesinde
milletimize reva görülen hafıza kaybı, demokrasi-
nin kökleşmesiyle aydınlanıyor, sisler dağılıyor.
Hani mesela Osmanlı deli ve hain padişahlar yüzün-
den çökmüştü. Osmanlı şeriatçı ve ilkel bir toplum
du! Öğrendik ki öyle değilmiş. herşey en büyük dün
yevi arşiv olan Osmanlı arşivinde mevcut. yine öğ-
rendikki İslam dini biz Türklerin büyük bir medeni
yetler dizisini oluşturmasında -Selçuk ve Osmanlı-
temel motivasyonmuş. İlk rasathane Uluğ bey, Medre
seler, külliyeler, Sinan şahaserleri, mimar sinan
ın türbesi bile kapatılmıştı, tekke ve zaviyelerin
yasaklanması kapsamında. güneş balçıkla sıvanmıyor
İngilizin dayatmasıyla dünya sahnesinden çekilen
Türkler cumhuriyetin demokratik evrimiyle yeniden
dünya sahnesindeki yerini alıyor. Aslını inkar eden haramzadeler bundan hoşlanmayabilir, ancak
Özal'ın vizyonu birkez daha gerçekleşiyor. Birile
ri rahatsız olsada Yirminci yüzyıl Türklerin Yüzyılı olacak gibi görünüyor. İslam bu millete
çok yakışıyor. Papa nasılda gördüğü vakur İslam ülkesinde dinimize gıpta ediyor. Katolik camiada
din duyguları gevşerken, Batı trakyadaki, Bulgaris
tandaki, Sovyetlerde yaşayan Türklerden hiçbiri
dinini ve müslüman kimliğini yansıtan isimlerini değiştirmemişti.İçerde yaşanan onca dinden soğutma
operasyonu sonuç vermiyor.28 Şubat sürecinde
İslama dönük karalama kampanyaları,sahte tarikat
dümenleri tam tersi sonuç veriyor,milletimiz muaz
zez dinine daha çok sarılıyor. Çağdaş,demokrat,din
dar bir Türkiye güneş gibi doğuyor. bu millet din-
siz olarak bağımsız ve özgür olamayacağını kromozomlarına kadar biliyor. bunu idrak edemeyen
leride kınamıyorum. Birzamanlar sizde bilmezdiniz,
diyen Rabbimizin hitabını hatırlayıp, Milletimizin
ve devletimizin dirliği için dua ediyorum. Saygılar Levent.

Yazan: levent Tarih: December 14, 2006 10:17 PM

Sayın Balbazar,

O kadar derin yanılgılarınız var ki, öfkeden besleniyor, geçmişi bir kabus gibi geleceğe taşıyorsunuz.

Ve geçmişte siyasilerin yaptığı hataları yukarıdaki faşist yorumu temize çıkartmak için kullanıyorsunuz. Yazık.

Öfkeniz gözünüzü bürüme safhasını aşmış, hücrelerinize işlemiş artık. Geçmişten besleniyor bir türlü unutamadığınız ve karşı devrim olarak gördüğünüz 50 sonrası ile evrim teorisinin savunulmasını ile bile kutuplara oturtmaktan çekinmiyorsunuz.

Halbuki burnunuza kadar pisliğe batmışsınız ama haberiniz yok. Acınılacak bir hal..

Size daha önce laiklik ve laikçilik ile ilgili sayfalarca yazı yazdım. Hiçbirisine cevap vermediniz. Bunun yerinde geçmişte yapılmış bir takım yanlış uygulamaları örnek gösterip "ama.. ama.. ama.." dediniz durdunuz.

Ben bunların sebeplerini de söyledim size hatırlarsanız. En büyük müsebbip bu ülke insanına en doğal haklarını çok görenlerdir.

Bu ülkede yıllardır sağlıklı bir demokrasinin işlemesine en büyük engel kimdir? Bu ülkede köpek ve bebek davasından halkın seçtiği başbakanı asan kimdir? Her on yılda bir darbe / muhtıra yaparak tüm toplumu bir mühendis gibi şekillendirmeye çalışan kimdir? Militarizmi bu ülkeye hakim kılmaya çalışan kimdir?

Bu ülkede hiçbir serbest seçimi kazanamadığı halde her devirde borusunu devlet eliyle öttüren parti kimdir? Hala olmadık şaklabanlıklar yaparak türlü türlü tiksindirici yöntemlerle ülkenin önünü tıkamaya çalışan, despotik faşizan bir yönetim arzulayan ve böylece de muhalefette olduğu hale ibretamiz bir biçimde eriyip giden kimdir?

Tek parti döneminde halkı inim inim inleten kimdir?

Kimden neyin hesabını soruyorsunuz?

Bu kısa geçmişe anası ile yavrusu ile 6-7 darbe ve sayısız gizli müdahale/tahakküm ve şekillendirmeler sığdırmak ve neticesinde de doğal olarak ortaya çıkan anormal siyasal oluşumlardan dolayı hesap sormaya çalışmak nasıl bir yüzsüzlüktür Sayın Balbazar?

28 Şubat döneminde Allah'a İslam'a, Hz.Peygambere ağıza alınmayacak laflar eden, gelen tepkilerden dolayı günler sonra yalanlama yapan kimdir?

Kardeşim şu an asker. Az önce görüştüm yine dağa operasyona gidiyor. Ama annem orduevine giremiyor sayın Balbazar? Ve mesela kardeşim annemin başörtüsü yüzünden subaylığı ancak rüyasında görür. Siz hangi vicdandan handi mantıktan hangi kutuplaşmadan bahsediyorsunuz?

Şair Can Yücel, heykele işeyen köpek ile ilgili şiirinden dolayı Atatürk'ü koruma kanununa muhalefetten yargılanırken "o kanun bizim için değil gericiler içindi" demişti.

Siz yukarıdaki yazınızla bizimle alay mı diyorsunuz Sayın Balbazar?

Dönün de bir geçmişe bakın yahu.. bakın. Bakın bakalım geçen yıllara kimlerin borusu ötmüş, kimlerin müdahalesi olmuş?

Bir tane aklı başında, faşist olmayan "laikçi" gösterin dişimi kırayım demiş bir arkadaş. Hadi gösterin, E. Çölaşan kutup, B.Coşkun kutup, Y.Özdil kutup, Z. Livaneli kutup. Ö.İnce kutup. Tamam.

Andıç kuşu E.Özkök ne? Darbe yalakası postal yalayıcı Güngör Mengi ne? "Bir üst düzey komutan şöyle dedi.."ci Fikret Bila ne? Dalgalı saçlı artist, 28 şubatta siyaset meydanına ara veren ve "28 şubatı destekliyorum" diyen demokrat!! Ali Kırca ne? Mustafa Mutlu ne? İlhan Selçuk ne? Tuncay Özken ne? C.Arcayürek ne? D.Som ne? M.Kırıkkanat ne? Bütün merkez medyanın belli başlı kalemşörleri ne? Ve bunlar kimin eseri, müslümanların mı?

Kaç tane U.Talu var sayın Balbazar?

Hayal aleminde yaşıyorsunuz. Bu ülkeyi bu hale getirenler sizin zihniyetinizdekilerdir. İnsanlardan her türlü özgürlüğü yıllardır kısıtladılar, demokrasinin yerleşmesini türlü türlü bahanelerle yaptıkları darbe ve müdahalelerle sürekli engelldiler.

Şimdi birşeyler yapmaya çalışan M.Akyol gibi insanları bile kendi müsebbibiniz olan geçmişi örnek vererek dolayı utanmadan karalamaya çalışıyorsunuz.

Güncel bir örnek vereyim ülkedeki sakatlığın nereden kaynaklandığına dair.

Son kıbrıs olayındaki absürdlüğe bakın. RTE sıkıntıya düşsün de gerisi boş.. Peeeh!

Tabi Nuh Gönültaş'ın dediği gibi biz Hükümeti C.Başkanına ve G.Kurmaya hammallık yapsın diye seçiyoruz, değil mi?

Hükümet dış politikada bir manevra yapıyor ve bu manevraya ilişkin olarak Genelkurmay Başkanı -bu teknoloji çağında- Başbakanı arayıp bilgi alacağına(*) andıç sabıkalısı medya kalemşörünü (E.Özkök) arıyor “bundan haberimiz yok” diye. Ve bunu özellikle yazmasını istiyor. (Hoş; niçin haberi olması gerektiği de ayrı bir konu.) Ertesi gün de manşet..

Ardından C.Başkanlığı “bizim de haberimiz yok” diyor. Ama sonradan dışişlerinin her iki kurumu da bilgilendirdiği ortaya çıkıyor. İlginç olanın ise dışişlerinin manevrasının çok daha önceden açıklanan ve MGK’da da görüşülen “Kıbrıs Eylem Planı” na uygun olması.
Başka örnek..

Olur olmaz herşeye "tavsiye!!" kararı veren MGK, en lazım olduğu zamanlarda, mesela Irak tezkeresi ve Lübnan tezkeresi öncesinde "ne hikmetse" sessiz kalmış, topu hükümetin daha doğrusu meclisin üstüne atmıştı. Neden acaba sayın Balbazar?

Böyle olduğunda, yani fikri sorulduğunda ve gerçekten en lazım olan zamanlarda "biz karışmayız, hükümet bilir" dendiğinde, bu tavrı "sorumluluk korkusu ve olası kötü gidişte işi hükümetin üstüne yıkmak" olarak niteleyen yorumlar haklı çıkmış olmuyor mu?

Biz aptal mıyız, bunları görmüyor muyuz?

Sizin yukarıda yazdığınız yazı neye benziyor biliyormusunuz, çamurun içindeki kişilerin dışarıdakileri kendi yanına çekme isteklerine.. Yukarıya çıkmaya çalışanları paçalarından tutup pisliğin içine, aşağıya çekiyorsunuz. Faşizm ruhunuza işlemiş, apaçık bir faşist yorumun eleştirilmesine bile hararetle ve alakasız argümanlar öne sürerek karşı çıkıyorsunuz.

Sürekli devlet tahakkümü ile toplumsal mutasyona sebep oldunuz. Hangi aklı başında insan evladı mutantın anormalliğinin suçunu yine mutanta sorar sayın Balbazar?

Çekseydiniz elinizi milletin yakasından adam gibi demokratik bir toplum olsaydık.

Dönün de aynaya bakın. Gözümüzün içine baka baka bizimle alay etmeyin!!

Yazan: Suat Öztürk Tarih: December 15, 2006 01:03 AM

Balbazar,

Yazinizin tamamini okuyacak ne sabrim ne de zamanim var. Sadece son umlenizde "laikcilik" kelmesinin cirkinligin isare etemek icin Seriatci kullandim derken temel kavramla hakkindaki chaletinzi sergiliyorsunuz.

"laikcilik" bir hukuki ve bilimel kavramdir butun dunya aniklopedilerinde yer alan Fransiz kokenli laisizm'in Turkcesidir.

Bu kelime ile laikligin farkini Yargitay Onursal Baskani Sami Selcuk iki prca yazisinda anlatti:

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=337892&keyfield=6C616973697A6D

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=338435&keyfield=6C616973697A6D

Birazcik bilgi edinseniz de kendiniz bu hallere dusurmeseniniz?

Ote yandan Bati dillerinde Seriatci, veya dinci'ye tekabul eden kelimeler yoktur. Seiat bi anlami ile "dogru yol" ve diger anlam ile Islam'in emirleri manzumesidir. Yani Islami kabul eden manasina kullaniyorsunuz bu kelimeyi. Oysa bu gruba diger bir kelime ile tanimlar dunya dilleri: Musluman.

Bati dillerinde sizin "dinci" dediginize dindar denilir.

Koktendinci fundamentalism ise gene cari rejimin muhendisleri tarafindan kasitli olarak carptilmis tercumesidir. Sadece dinda insanlari kucultmek icin kelime capitilirken, aslinda dini olandan cok daha genis, yaklasik olrak "temel ilkelere sadik" manasindaki kelime, bir dini kotuleme propogandasi icin sadec dine mal edilmis bir negatif vurgulu kelime yapilmistir. Oysa fundamentalist, bilimden, hukuka bircok sahalarda kullanilabilir. Neyse bunlar size fazla agir gelecek galiba.

Siz dogru yere geldiginizden eminmisiniz? Mesela Ataturkcu Dusunce, Kuvay-i Milliye, Turk Solu gibi siteler entellektuel olarak daha doyurucu olmazmi sahsiniz icin ? Sadece bir fikir.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 15, 2006 01:26 AM

Son yorumumda bir tanim atlamisim Balbazar icin. Eger Seriatci derken siz ve sizin icin dusunnler "Seriati blen kisi" demek istiyorsa onun ad "Fakih" tir. Sahsim adina bu titreden gurur duyarim ama her babayigidin kari degildir fakh olmak. Turkiye'de bu rutbeya haz saqdece birkac kisi vardir. Iste gercek SERIATCI onlardir. Bence siz ustadlariniza haber ulastirin hemen tesbit etsinler!

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 15, 2006 01:37 AM

Taliha Can ,
Liaklik de aynen bir o kadar nettir . Siz net olduğundan kuşku duyduğunuz yerleri belirtin ben cevaplamaya hazırım , çünkü ben hiçbir bulanıklılık görmüyorum. Ayrıca İslam ile laikliği aynı tavırlar içerisinde göremezsiniz , birisi bir düşündür , diğeri ise din. BU her ikisini de ne küçültür ne de büyütür , çünkü konumları ayrıdır. Laikliğin direkt kaynağını sorgulayamazsınız , bakın hiçbir siyasal görüşü direkt olarak bir kaynağa bağlayamazsınız . Örneğin Kemalizm i 1920 den sonrası sayamazsınız , onun şekillenmesi bir emperyalizm ve sömürü tarihi ile başlar. Bu durum düşün ürünü olan bu kavramları dayanaksız yapmaz , çünkü dayanak direkt kendileridir.
Bora ,
Bugün kaç oldu size yazalı bilmiyorum açıkçası ,
Demek demokrasinin şartlarını bir faşizanlık oluyor ha , bu ifadenizi neden açık bir şekilde sebepleri ile yazmıyorsunuz , çünkü yine bir ‘ sebepsiz , dayanaksız yakıştırma ’ ile karşı karşıya kalakaldım . Mesela neden eşit katılımcı yönetim bir faşizan saçmalıkmış , bunu açıklayarak yapsa idiniz önerinizi keşke. Ben aksini kanıtlamak zorunda değilim , çünkü zaten gerek gördüğüm dayanakları yazmıştım. Siz bu dayanaklardaki yanlışlıkları anlatsanız zaten iddiamı çürütmüş olacaksınız. Evet yanlışlıkları bulmanızı bekliyorum. Bu siteden öğrendiğim en iyi şey zaten beklemek oldu . Kaç kişiye sorularım cevapsız kaldı bilmiyorum artık.
Ayrıca ne demek laikçi ? Kimin laikçi olduğunu nereden biliyorsunuz ? Kimlermiş bunlar ? Neden Laikçilermiş ? Ben de dahil miyim bu tanımlamanıza ?

Blue ,
Azınlık ya da çoğunluk , ya da mevki makam , her neyse benim söylediklerimle çelişmiyor çünkü bahsettiğim hususlar bu noktalar ile ilişkili değil. Behsettiğim konu gayetin net : Bir kavram ile o kavram adına yapılan eylemler arasında fark vardır, ki benden farklı düşünmüyorsunuz anladığım kadarı ile bu noktada. Yani bir bireyin laiklik adına söyledikleri ile laikliği bir tutamazsınız. Ayrıca Emin Çölaşan ı ya da Bekir Çoşkun u lütfen bana anlatmayın , Doğan grubundan ne beklenebilir ki zaten , ya da kar amaçlı bir haber kaynağından .
Ayrıca bakın , insanlara yapılan tacizlere ben de karşıyım . Üstelik ben de laik olduğunu iddia eden birisiyim. Ee laiklik mi değişti şimdi ? Tabiki hayır . Bireylerin düşünceleri ve eylemleri ile kavramların kendilerini birbirlerine karıştırmamak gerekir. Mustafa akyol un bu seferki konusu malesef içerik olarak çok sığ kaldı . Tamam beni meclisten ayrı tutmuşsunuz ama bu da bence haksızlık , çünkü başka insanlardan farkları düşüncelerim olması onlarla hiç bir konuda uyuşmadığım anlamına gelmez , iyi niyetli davrandığınız için sağolun ama dediklerimi de anlamaya çalışın lütfen ve de benim burada sadece bilgi paylaşımı amacı ile yazdığımı ayrıca bilmenizi isterim.
Son not olarak da ADD, CHP , DSP , SHP ; bu kurumlardan yana sizlerden emin olun çok daha fazla sıkıntı yaşayan birisiyim. Bugün sosyal demokrasi adına YAPILAN ve YAPILMAYANLAR ( Bakın yapılamayan değil , yapılmayanlar ) kadar beni bunaltan ve utandıran başka bir manzara yok emin olun ki ama Ahmet Necdet Sezer i ayrı tutyorum sizden farklı olarak , ve bana söyleminizi istiyorum: Cumhurbaşkanımızın hangi davranışı faşizanca söyler misiniz ?
Daha önce de dediğim gibi , benim yaşım itibarı ile 10-11 yıldır siyaseti kendimce takip edebiliyorum ve bu yaşıma kadar gördüğüm adam gibi adam iki insan var : Ahmet Necdet Sezer ve eski içişleri bakanımız Sadettin Tantan.

Yazan: beagle Tarih: December 15, 2006 04:40 AM

Turkiyedeki laik, laikkcilik, sekuler, dindar, dinci, islamci, vs kelimeleri belli kesim tarafindan tanimlanmis, bu cercevede kullanilir olmus ve giderek toplumun genis kesimlerine yayilmakta.

Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir-iki potansiyel propaganda tuzagi var.

Hernekadar yazar-cizer grubu kelimelerin manalarini bilip ona gore kagida dokuyorsada genis okur kitleleri bu farki bilmiyor ve mesela "Bir tane aklı başında laikçi gösterin dişimi kırayım" veya "laikci entellektuel oxymorondur" seviyesinden genellemeler tepki ceker, mesaj iletiyim derken negatif intiba birakabilirsiniz.
Bunu malzeme olarak kullanacaklar da epey var.

ikincisi, laik-laikci, laik-sekuler, dinci-dindar vs terminoloji farki baska kulturlerde yok... hele hele genis halk kitleleri boyle seylerin farkinda degil. Yabanci basin mensubu kimseler basta olmak uzere, Turkiyede olup biteni dunyaya anlatan insanlar "fark" i anlatma zahmetine katlanmaz ve duzden bir haber gecer, sonucta sizin mesajinizin tersi ekranlara gelir.

O nedenle, Eser Karakas, Mustafa Akyol, burada yorum yapan pek cok kimse ve digerlerine tavsiyem bu potansiyel tuzagi gormek, gerekirse tercume kargasasinda gume gitmeyecek terimleri kullanmasidir. Ozellikle "laikci" terimi bu carpitmaya cok acik.

Ornegin ben Anglo-Sakson sekularizmini destekleyen biri olarak "laikci" kelimesinde kendimden birseyler oldugunu hissediyordum ve manasini, ne amacla kullanildigini anlayana kadar bu konuda yazilanlari ofensif buldum.
Herkesin bunu arastirmaya zamani, kaynagi veya heyecani olacagini zannetmiyorum.

Yazan: Haydar Tarih: December 15, 2006 07:00 AM

Balbazar bence dürüst demokrat,siz türbedarlar niye saldırıyorsunuz?Bir takım eleştirileri yerinde.Hem mevlana bakın ne yapmış?
Mevlânâ'ya düşmanlık güden Konyalı Sirâceddin'e Mevlânâ'nın: "Ben yetmişiki milletle beraberim" dediğini söylediler. Sirâceddin de düşmanlığından, Mevlânâ'yı huzursuz etmek ve kıymetten düşürmek niyetiyle, yakınlarından olan bir âlimi ona gönderdi. O âlim, Sirâceddin'in talimatına göre, büyük bir kalabalık içinde Mevlânâ'ya, sen böyle mi söyledin, diye soracak, şayet ikrar ederse kendisini edep dışı sözlerle incitecek, insanlar arasında mahcup edecekti.
O âlim, Mevlânâ'nın huzuruna geldi ve sordu: "Sen yetmişiki milletle beraberim diye söyledin mi?" Mevlânâ da cevaben:
"Evet demişim" deyince, o âlim ağzına geleni söyledi, aşırı derecede ileri geri konuştu. Mevlânâ tebessüm ederek dedi ki:
"Senin bu söylediklerine rağmen, seninle de beraberim."

Yazan: salih Tarih: December 15, 2006 09:46 AM

Balbazar,

50 yıllık tarihi eşelerseniz elbette güzel malzemeler çıkarırsınız. Sorularınızın cevaplarındaki garipliği ise görememeniz hakikaten ibretlik.
Atatürk adına sahip çıkıp, mevcut rejimi koruyup kollamanın adı "muhafazakarlık"tır. Bir zamanlar Atatürk'e küfreden ve rejimi değiştirmekten dem vuran solcuların bugün rejim muhafızı ve Atatürk aşığı olması kadar garip başka bir şey var mı?
Aziz Nesin'in askeri darbeye karşı çıkması elbette güzel bir şey. Ne yazık ki günümüz laikçileri darbe şakşakçısı. Bu size garip gelmiyor mu hakikaten?
Milletvekillerinin dövülmesi, meclisten kovulması gibi örnekleri çok yaşadık. Bu konuda bir yarıştırma yapmak yanlış olur. Çetin Altan'ın ilk dövülen olması dolayısıyla nişan mı takmamız gerekiyor? Döven kimse hayvandır, bu ülkede sağcılardan da solculardan da bu magandalardan bollukla var maalesef. Bırakın dövmeyi, milletvekilleri birbirine silah bile çekebiliyor. Bu toplumsal bir ayıptır. Kimin daha çok dövüldüğünün çetelesini mi çıkartacağız? Çok yanlış kıyaslamalar bunlar.
Bir öğretmenin evrim teorisinden bahsettiğini söylediği için soruşturma açılması mı??? Kuzum siz hangi ülkede yaşıyorsunuz? Bu ülkede okullarda evrim teorisi dışında bir şey mi öğretiliyor? Buna imkan mı var? Siz, söylediğinize inanıyor musunuz? Daha geçen sene Biyoloji Prof.Dr.Adem Tatlı, kitabında yaratılıştan bahsettiği için YÖK tarafından üniversiteden "ihraç" edildi. Soruşturma filan değil ha, "ihraç" dikkatinizi çekerim. Hem suçlu, hem güçlü diye buna diyorlar. YÖK diye güzide bir kurumumuz var, sadece bu işlerle meşgul. Sahi, bizim solcular hep YÖK'e karşı çıkardı. Neden sesleri kesildi? Bu nasıl solculuk ya?
İzlediniz mi? Dün Kanal 1'de bir hastanede namaz kılan doktorları, hemşireleri fişliyorlardı. Gizli kamerayla tespit yapmışlar. Doktorları namaz kılarken yakalamışlar ! Suç üstü yani... Siz Adalet Partisinden TİP'den bahsedin. Biz, bu baskıyı her gün yaşıyoruz. Demokrasiden azıcık nasibiniz varsa, gidip Aziz Nesin'in yaptığını yapar askeri darbeye karşı çıkarsınız. Var mı öyle demokrat laikçi? Demokrat laikçi de oxymorondur.

Yazan: blue Tarih: December 15, 2006 09:55 AM

Sayın Beagle,

Yahu demokrasinin şartları vardır, öncelikle halk bilinçlenmelidir falan gibi zırvaları söyleyen siz değil misiniz? Nereden öğrendiniz siz bu tanımı? Dünyanın neresinde böyle bir demokrasi tanımı var Beagle? Bakın bakalım literatüre "demokrasi" ne demek?

Öncelikle halk bilinçlenecekmiş.. Yok yav? Nasıl olacak bu? Kimsiniz siz de halkı bilinçlendirme misyonunu ediniyorsunuz? Bilinçten anladığınız nedir? Neden bu bilinç ve sizin dünya görüşünüz tek doğru oluyor?

Haa şöyle yapacaksınız galiba. Önce faşist bir düzen kurulacak, toplum mühendisliği yapılacak. Pozitivizme göre halk şöyle bir elden geçirilecek. Arada iki üç nesil heba olacak. Ve sizin anlayışınıza göre bilinçlenmiş yani tornıdan geçirilmiş olacak he mi?

Yav siz kimsiniz? Benim adıma nasıl buna karar verirsiniz? Ben hassoyum, memoyum ve ben de bu ülkenin parçasıyım. Size benim adıma bu kararları verme yetkisini kim verdi?

Bahsettiğiniz süreç hangi batılı ülkede olmuş? Hiçbir avrupa ülkesinde tepeden inme toplum mühendisliği uygulanmamış. Tüm gelişme dipten toplumun kendi dinamiklerinden gelmiş. Sizin bahsettiğiniz şey SSCB'de vardı, Küba'da ve K.Kore'de var şu anda. İnsanlarda o ülkelerden kaçmak için ölümü göze alıyorlar şimdi.

Nerede yaşıyorsunuz siz?

Bakın A.Yayla laikçi proflarla ders vermişti. Beleştir siz de katılın buyrun:

http://gelenek.wordpress.com/2006/10/16/atilla-yayladan-ozgurluk-dersi/

Laikçinin ne demek olduğunu Yargıtay başkanı Sami Selçuk açıklamıştı. Siz daha bu tanımım uluslararası literatürde var olduğunu ve laisism olarak geçtiğini bile bilmiyor, bu tanımın uyduruk bir kavram oldunu sanıyorsunuz. Bu tanıma göre evet siz laikçisiniz.

Buyrun Sami Selçuk'un laiklik ve laikçilik farkı üzerine yazıları:

http://www.zaman.com.tr/?bl=yorumlar&trh=20060826&hn=337892

http://www.zaman.com.tr/?hn=338435&bl=yorumlar&trh=20060826

http://www.zaman.com.tr/?hn=339059&bl=yorumlar&trh=20060827

Bu sitede kaç kez görüm bu linkleri. bunları da bir Allah'ın kulu cevaplayamamış. Hayret. Neden acaba???

Yazan: Bora Tarih: December 15, 2006 12:10 PM

aslinda bu sekildeki hakaretvari bir tepki bir caresizligin sonucudur,ayni israilin filistindeki bitürlü kiramadigi dirence karsi uyguladiklarinin daha light sözlü sekli.

bu ülkede bu kadar dayatmaya ragmen hala neden dindar yada kemalist düsünmeyen insanlarin var olabileceginin insani cildirtmasinin sonucu

bu ülkede bu kadar dindarlari mümkün mertebe yüksek okullardan,bürokrasiden,askeriyeden vs. uzak tutmaya calismaya nazaran halen kendini fikri bakimdan iyi egitmis insanlarin cikipta bi kemalist düsünceye sahib olanla akademik bazda (ve tabiiki ahlaki cercevede) tartisabilip onu fikri acidan "yenmesinin" verdigi cildirmanin sonucu

bu ülkede bu kadar islama getirilen yasaklara ragmen hala arastirmalara göre halkin (görsel olmasada) dindarlasmalarina cildirmanin sonucudur

niye cildiriyorsunuz ki,hic mi tarihten ders cikarmadiniz yada hicmi bugünden ders cikarmiyorsunuz? bakin ABD ve ISRAIL yada Demokratik BATI dahi zorla hic bir seye ulasilmayacagini bize ögretmedimi (kendi yanlis kirli savaslariyla)...

kissadan hisse cikariniz ve halkin degistigini yada belkide pek degismedigini ama sizlerin istedigi gibi olmaya zorlanamayacagini kabullenin;-)küfür etsenizde onlara sizler gibi düsünecek degiller:) her zaman derim ,yine diyorum,sizlerin sosyallesmesi icin elimizden geleni yapmaya haziriz:)

Yazan: metin Tarih: December 15, 2006 01:27 PM

Bora ,
Sorularım yine cevapsız kalmış .
Demokrasi tanımını en temelde ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Comperative Politics dersinde öğrendim. Siz bilinçlenmeden aynı tornadan çıkmayı anlıyorsanız size bunları anlatmak için parmaklarımı hiç yormayacağım çünkü bir değil bir kaç fırın ekmek yemek gerekiyor kanımca.
Bilinçlenme haklarını , tavırlarını , çağdaş yaşam kurallarını , vs. öğrenmektir. Bu ülkede eğitim sistemimiz bilinç sahibi insan yetiştirmiyor. Bilinçin ortada olmadığı yerde insanlar fikir sahibi olamazlar , çünkü bilgi yoksa fikir de yoktur. Fikri olmayan insanlar siyasi katılımı nasıl olur , tabiki bilinçsiz ve yönlendirilmiş olarak olabilir. Daha anlatılacak çok şey ver ama ellerimi yormaya üşeniyorum inanın ki , bilinçin bir toplum için gerekliliğini anlatmak için .

Yazan: beagle Tarih: December 15, 2006 04:14 PM

Bazi yorumlari okudugumda insan aklina durgunluk verecek yorumlar yapildigini görüyorum..ben sahsen Danimarka da birkac yildir yasiyorum..ama ne tv ,ne herhangi bir web sitesinde birbirinden bukadar nefretle bahseden yazismalar görmedim ve göremiycegimi biliyorum..cünkü türkiyede henüz yerlesmemis olan bir yarim demokrasi ve hos görüsüzlük durumu mevcut. pek cok kisinin yaptgi sey bir birinin görüslerine tahamülsüzlük ve laf sikistirma bak nasil laf soktum deyip böbürlenmek amaci oldugunu görüyorum..her insanin fikrine yada siyasi görüsüne nezaman saygi duymayi ögrenicek pek cok kisi bilmiyorum !burada farkli görüslerde olan insanlar en iyi dostlar olabilmekte ayni masada yemek yiyebilmektedir..yani biri kominizmi savundugu icin öbürünü bence yanlis düsünüyorsun böyle böyle olmali gibi yorumlar kimse yapmaz, yada sen benim gibi düsünmelisin demez.yadadinci bir kisidinsizbir kisiye fikir kabul ettirmeye calismaz yada tam tersi...hatta secimden bir gün sonra kimse siyasetten konusmaz..bu bilgi sahibi olmadiklari icin degil kazanana saygi duyduklari icindir..yani benim demek istedigim burada birbirinize laf sokmak icin siteye gelmemenizi dilerim..bunun yerine keyifli seylerle zaman gecirin(belki fazla felsefi oldu ama :-) eger bir konu hakkinda gercekten fikriniz varsa yazin birbirinizi ezmek maksatli yorumlar cok basit ve gereksiz oluyor..ama türkiyede pek cok insanin bunu anlayabilmesi icin karsi taraf diye birsey olmadigini kavramasi gerekirki bu bence mümkün görünmüyor...

Mustafa beye yazilmis bu yorumu görünce sadece bir hissim oldu insanlarda okadar nefret olusmuski tabiri caizse bir kasik suda birbirilerini bogmak istiyorlar...

umarim bir gün türkiye bunlari asar ve herkezin birbirinin siyasi yada ideolojik fikrine saygili oldugu dönemleri görürüz ..ama gercegi söylüyceksem bundan hic ümitli degilim umarim yanilirim...

Yazan: muzzi Tarih: December 15, 2006 04:28 PM

Salih Bey,

Bu sitede Knz hanım bir, siz ikisiniz muhatap alacak seviyede görmediğim.

Daha önce de terbiyesizce Lübnan katliamları sırasındaki insancıl feryatlarımızı duygu sömürüsü yapmak ve sahte gözyaşı dökmek olarak nitelendirmiştiniz. Hatırladınız mı? O zaman da birşey dememiştim size ve acınacak sözlerinize. Yine muhatap alıp yazmayacaktım ama dayanamadım.

Bakın hele Lübnan savaşı zamanının realisti Salih bey şimdi gelmiş hümanizm satıyor bana. Şaşılacak şey.. Neremle güleyim bilmem..

Merak etmeyin Mevlana'yı da Yunusu da sizden iyi tanırım, Mesneviyi neredeyse ezbere bilirim, ruhunu özümserim, başucu kitabımdır; Yunus en gözde şairimdir. Ok?

Şimdi konuya dönelim mi?

Balbazarın verdiği örneklerin yanlış olduğunu nerede söyledim ben? Benim söylediğim tüm bu absürd siyasal oluşumların müsebbibinin toplumu tahakküm altında tutan egemenlerin olduğuydu. Hem topluma tahakküm edip sık sık darbelerle demokrasinin çarkına okuyup hem de neticeten doğal olarak oluşan anormal siyasal fotoğraftan hareketle ne hakla yine mağdur insanlara hesap soruluyor? Hesap sorulacak mercii belli. Bu ülkeyi kendi haline bırakmayıp birtakım kalıplara sokmaya çalışanlar. "Halka rağmen halk için" diyenler.. Sayın Balbazar serzenişinde haklı ama suçluyu yanlış yerde arıyor. Yanlış kişileri suçlu addediyor. Ayrıntının labirentinde kaybolmuş bütünü görmeyi beceremiyor. Bu ülkede ortodoks İslamın siyasal yönü hakim diyebilecek kadar yakın tarihe şaşı bakıyor. Ben bunu ifade ettim.
Acaba diyorum, şu içi boş sözleri ve geleneğimizin büyük insanlarını da alet ettiğiniz humanist laklakları bıraksınız da yazdıklarıma siz cevap vermeyi deneseniz?

Hadi, ölmüş bir düşüncenin bekçisi îmasıyla ikidir kullandığınız (ilki İslam öncesi türkler konusu başlığındaydı) "türbedar" hakaretini görmezden geliyorum, buyrunuz adam gibi karşıma geçip tartışınız?

"Suat bey çok iyi türbedar" diye bir satır karalayıp (İslam öncesi türkler başlığı) kaçmak yerine niçin argüman sunmuyorsunuz?

Madem ben türbedarım, gelin düşüncemin ölü olduğunu bana ve cümle aleme gösterin..

Suat Ö.

Yazan: GeleneK Tarih: December 15, 2006 05:28 PM

sayın salih bey bence balbazar nekadarda kendisi
tarafsız bir yorum yapıyorum desede yapmıyor ama
yapmasınıda beklemiyorum kimseden beklemiyorum bence önemli olan iyi niyetli olup doğruyu bulmaya
çalışmak mesela ben yaratıcının yolunun insanın belirleyeceği yol gibi olmayacağını düşünen yani
balbazarın kastettiği kişi olarak aziz nesini olan
olaylardan sorumlu tutmuyorum onun da konuşma özgürlüğü var o gün protesto edenlerin de protesto
etme hakları var ve mevlana gibi olmak yani yaratıcıya aşık olmak herkesin ulaşabildiği bir nokta değil maalesef. ayrıca bana göre hakaret ederek veya o tür kelimeler kullanarak yazılan yazıların alt yapısında söyleyebilecekleri birşey olmadığını gösterir bu konuda hem sn. akyola ve de balbazara katılıyorum yani iki tarafta yapmamalı. bu arada özgürlükler her zaman islamın
daha çok gelişmesine sebep olmuştur nizamıl mülk
zamanını incelerseniz gelişmeyi görebilirseniz ve
şeytanın da boş durup insanları birbirine düşürmek için elbette sıkıntılar çıkarabilir ama bu din bu tip sıkıntıları aşacak güçtedir yeter ki
insanların düşünmesine konuşmasına engeller konulmasın.

Yazan: mikail Tarih: December 15, 2006 05:30 PM

Ari kovanina comak sokmusum da, haberim yokmus. Belki entelektuel seviyem cok yuksek degil ama, farkli birseyler soylemem ise yaramis. Demek ki gercekten nasil yanlis bir hava yaratildigini basitce de olsa gosterebilmisim ki, bu durum oldukca rahatsiz etmis. Elbette, gelen tepkiler genelde kizgin olsa da, cesitli.

Birisi, "gururla" okumayi reddettigini soylemis mesela yazdiklarimi. Demokrasinin, tahammulun, hosgorunun tartisildigi bir noktada boyle bir davranista bulunup biraz da olsa hakli oldugumu gosterdigi icin sagolsun. Bir de beni kovalamis, Turk Solu'na gitmemin daha uygun olacagini salik vermis. Ne diyeyim, kisi herkesi kendi gibi bilirmis. Siz Vakit okuyup okuyup gaza gelmekten, daha siddetli tavir alalim (mesela, daha cok hukukcu oldurulsun?) cigliklari atmaktan hoslaniyorsunuz diye size karsit gorusteki herkes Turk Solu'ndan hoslanacak degil.
"Sen de benim gibi ol" demeye getiriyorsunuz, ama kusura bakmayin, durusumu sizin gibilerin fanatizmine endekslemeye hic niyetim yok.

Hep sogukkanli ve rasyonel yaklasan Suat Ozturk'den de hararetli ve ithamlarla dolu bir yanit gelmis. Aslinda "siz Emin Colasan'in muadilisiniz" derken tam olarak kendisinden bahsetmiyordum ya, neyse. Ben alay etmiyorum, ama sordugum sorularda mizahi bir yan bulundugu dogrudur. Bu denli ofkeye yol acan da bu bence. Cunku, o basit sorularla bile cok inanarak birbirinize tekrar tekrar onaylattiginiz soylem komik duruma dusuyor. Onemli olan o sorularin yanitlari degil, bu sitede yaratilan havaya inanan bir insanin o sorulara yanlis cevap verecegi gercegidir, yani burada dogrularin hakkini vererek konusulmadigi gercegi. MGK, basortusu, ve hukumete muhalefet konusunda cok seyde haklisiniz, zaten baska bir yerde bu konuda uzun uzun yazismistik ve benim fikrimi biliyorsunuz, ben sonunda kavustugumuzu dusunerek tekrar cevap yazmamistim.

Ozetle sunlari soyleyeyim: (1) Ben "ama" demiyorum, dememeye de ozen gosteriyorum. Siz ilgili bir bahiste cok onemli bir "ama" dediniz, bunu hatirlatayim: "Evet dusunce ozgurlugu, ama inanc...", "Evet suryani rektor, ama..." (2) "Muslumanlara yonelik baski" Islamciligin onlarca yildir yerel iktidarlar, yani sihi, seyhi, hocasi ve agasi, Amerikan emperyalizmi ve fanatik milliyetcilikle isbirligi halinde "muhafaza"ya katkida bulunmasini ve sistem muhaliflerinin tepesine binmekten geri kalmamasini, ve hatta iktidari ele gecirdigi anda her turlu kayirmacilik ve adaletsizligi uygulamasini hosgormenize yetiyor. Onlari, seceneksiz birakilmis, o duruma itilmis, yani edilgen goruyorsunuz. Peki o zaman, dun, o Islamcilarin yer yer isbirligi yer yer danisikli dovus halinde oldugu askeri yonetim altinda inlerken ve buna direnirken, bugun kendilerini yoketmek isteyen MEB'e karsi YOK'e, kendilerini sindirmek isteyen dinsel fanatizme karsi orduya sarilmalarini da seceneksizlikle aciklayip hosgorebilir miyiz? Sahsen, ben hosgormuyorum. (3) Ben hakaret eden kisiyi savunmadim, hakaret etmenin ve siddet kullanmanin Islamcilar icin geleneksel oldugunu ve bunun Islamci entelejansiya tarafindan hos gosterilmeye calisildigini soyledim. Ise gelmeyen en ufak birsey soyleyenin cemaat, tarikat, parti, orgut, ocak vb, uyeleri tarafindan organize bir sekilde kufur ve tehdit yagmuruna tutulmasi 30 yildir yasanan bir seydir. Eger bir hakaret savunma durumu varsa, bunu yapan Bekir Yildirim'dir, hem de hic utanmadan kendini zencilerle karsilastirarak. (4) Tarihten bahsetmek kin gutmek degildir, herseyin tarihsel bir gelisimi, dayanagi vardir ve tarihi baskiyla, katliamla dolu olanlar bir gunde demokrat, hosgorulu olamazlar. (5) Ertugrul Ozkok'u "laikci" sinifina sokmaniz karsisinda ben de sorayim: Siz benimle alay mi ediyorsunuz?

blue'nun dedigi gibi, keske bugun Aziz Nesin gibi, daha cok karsi duran olsa. Ne yazik ki Aziz Nesin gibiler sindirildiler, ve Islamcilik bu operasyonda basrol oynadi. Ayrica, orneklerini verdigim gibi "laik birey" olup sizin deyisinizle "laikci"lige ve sisteme tavir alan insanlarin sayisi hic de az degil. Evrim teorisi anlatan ogretmene sorusturma acildigina dair delil istemek yerine dogrudan reddetmeniz bu "ben magdurum" yaklasimiyla kendi gercekligini yaratma egilimine benden cok sizin girdiginizi gostermiyor mu? Ogretmenin adi Zeliha Avci'dir, olay Mamak'ta 2004 Temmuz'unda yasanmistir, ogretmen, "cocuklarin beyninde tahribata yol acmak"la suclanmistir, Ankara il milli egitim mudurlugunun sorusturmayi yurutmekle gorevlendirdigi mufettisin adi da Ziya Acun'dur.

Kovalasaniz, hoslanmasaniz da ben buradayim efendim. Ara ara celiskilerinizi ve cifte standartlarinizi gostermek, biraz olsun sizi farkli dusunmeye davet etmek icin birseyler yazmaya devam edecegim. Mustafa Bey'in de (bircok Islamci yayin organinin aksine) bu konudaki samimiyetine, yani yazdigim seyleri sansurlemeyecegine inaniyorum. Ayni seyi Turk Solu zihniyetindekilere de yapiyorum merak etmeyin. Onlar da ayni ofkeyle beni "seriatci" diye niteliyorlar.

Yazan: Balbazar Tarih: December 15, 2006 06:40 PM

Murat Belge, bugun musluman sol kavramini iredeledigi yazisinda soyle birsey soylemis ki, tam benim defalarca soylemeye calistigim seyi ifade ediyor: "Başını örterek üniversiteye gitmek isteyen Müslüman kızın bu isteğinin bir 'demokratik hak' olduğuna inanıyorum ve bu hakkın elde edilmesi için sonuna kadar mücadele ederim [1]. Ama 'başını örtme'nin iyi bir şey olduğuna inanmıyorum ve niçin inanmadığımı da sonuna kadar açıklamak, savunmak isterim. İyi olmadığına herkesi ikna etmek isterim [2]."

Akyol dahil, burada yazan bircok insan, [2] ile numaraladigim tavri [1]'in karsiti ile ayni sepete koymak konusunda israrci ve bu tavra karsi tahammulsuz. Bu tahammulsuzlugune de [1]'in karsiti tavri bahane ediyor.

Cunku "basortusu Allah'in emri", dediginizde orada bitiyor. Karsi taraftaki buna karsit birsey soyluyorsa, soyledigi, tutarliligi, ve soyleme tarzi beseri nesellige gore degil, inancimiza karsi durdugu yere gore degerlendiriliyor. "Basortusu evrensel anlamda Allah'in emri degil" yahut "Allah'in emri olsun olmasin benim beseri aklim bunu yanlis buluyor" demeye kalktiginizda sizden kafiri, deccali, zalimi, fasisti, baskicisi yok.

Islamciligin toplumsal ve hatta siyasi anlamda kismen "iktidar" oldugunu soylememi yanlis bulan Ozturk'e sormak isterim: Basortusu hakkinda, kimimizin inancina uygun olmayan fikirleri ifade edebilmek icin Islamciligin topyekun iktidar olmasini mi beklememiz gerekiyor?

Yazan: Balbazar Tarih: December 15, 2006 07:16 PM

Sn. Balbazar,

Atatürk "Dahili ve harici bedbahtlarınız" olacaktır derken..

"Gaflet ve dalalet içinde olanlar" derken..

İleriyi görmüştü. Etki tepkiyi getiriyor, her iki taraf da gittikçe radikalleşiyor.

malesef..

mustafa akyol ile ilgili en isabetli yorumları ekşi sözlükte bulabilirsiniz.

sığ ve polemikten medet uman sıfatları benim en beğendiklerim.

bu mücadele, aklı özgür insanlar ile aklı sınırlanmış insanlar arasındadır.

aklı sınırlanmış olanlara ne kadar laf anlatsanız boş, ANLAYAMAZLAR.

bir de burada bir "şakşakçı" güruhu var ki, sormayın gitsin!

Yazan: Erke Tarih: December 15, 2006 10:14 PM

Sayın Balbazar,

1.) Ben hangi başlıklarda niçin "ama..." dediğimi iyi biliyorum. Üşenmedim arayıp buldum.

Siz şunları sormuştunuz:

1. Sizce yukarıdaki cümle İslam'a hakaret içermekte midir?
2. Sizce %99'u müslüman olan bir ülkede, bir akademisyenin İslam'ı (ya da onun kültürel algılanışını) eleştirme hakkı var mıdır?
3. Sizce %99'u müslüman olan bir ülkede, Süryani bir akademisyenin rektör olma hakkı var mıdır?
4. Sizce bir insanın Süryani kimliğinden yola çıkarak onun hain olduğu kanısına varabilir miyiz?
5. Sizce bir insanın İslam'ı eleştirmesi onun hain olduğu anlamına gelir mi?


Ben de şöyle cevap vermiştim:

Bekir Bey'e sormuşsunuz ama ben de, size soracağım küçük bir soruya alacağım cevaba göre sorularınıza ilişkin düşüncelerimi genişçe açıklayabilirm.

Atila Yayla'nın sözlerinden hareketle bu tartışma açıldığı için ve siz de fikir özgürlüğü kapsamına ilişkin olarak kıyas yaptığınız için sorayım:

Sizce "Kemalizm" bir din midir? Yani Mustafa Kemal Atatürk bir din kurucusu mudur, yoksa bir siyasetçi midir?

Bu soruya vereceğiniz cevaba göre ifade hürriyetini ve bunun nerede başlayıp bittiğini, inanca hakaret ya da inançla ilgili ifade özgürlüğü ile siyasal sistem eleştirisinin ayrımını yapalım.

Yine de ön bilgi olarak sorulara çok kısa cevap vereyim. Tabi Türkiye'de ki mevcut görüntülere sahip bir ülkede değil, Müslümanların ezici çoğunlukta olduğu ama gerçekten hem müslümanların hem de gayri müslimlerin dinlerini öğrenme/öğretme/yaşamada ve tebliğde ya da dinsizlerin kişisel inanç hürriyetlerinde başta devletle olmak üzere hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadıkları demokrat ve gerçek "laik" bir ülkede olduğumuzu varsayarak.

1. Hayır.
2. Evet. (kişisel düşüncesi olarak.)
3. Bu seçim ülkemizdeki malum yöntemlerle değil de gerçek liyakate göre yapılıyorsa, evet.
4. Hayır.
5. Hayır.

Yukrıda koyu olarak belirttiğim şerhime dikkat.. Bu şartlar maximum seviyede gerçekleştiğinde tüm bu soru ve sorunların çözülme yoluna gireceğini düşünüyorum.

Yazan: Suat Öztürk Tarih: November 26, 2006 11:49 AM

***

Sanırım anlaşılmıştır.

2. Bunun nedenini açıkladım. Sağlıklı bir demokratik sistem kurmaz ve bunu sürekli engellerseniz iktidarı ele geçirenler karşıt görüştekilerden intikam alacaklardır. Bu ülkede sağlıklı bir demokratik yapının kurulmasının önündeki en büyük engelde militarizmdir. Militarist görüşün ideolojisinin bugün hangi siyasal görüşle uyum içinde olduğunu ise söylemeye gerek yok sanırım. Bunu hoşgörüp görmemeye takılacağınız yerde bataklığı kurutma çabasına katkı yapmanızı öneririm.

3. 2 de yazdıklarım buna da cevap içeriyor.

4.Bir günde olmaz elbet. Ama bugün bunun için mücadele verilirken "ama geçmişte şöyle oldu" diye buna sekte vurmaya çalışmak neye fayda getirir?

5.Hayır alay etmiyorum. Detay olduğu için üzerine durmaya değmez ama eğer isterseniz Ertuğrul Özkök'ün laikçiliğine ilişkin yazılarından seçmeler alıntılayabilirim.

Bir de ikinci yazınızda değindiğiniz başörtüsü konusu ile ilgili yazayım.

Ne bu sitede ne de kendi sitemde başörtüsü konusunda İslam ile ilişkisi bağlamında bir yorum yapmadım.

Ben sürekli başörtüsünün bir inanç meselesi olduğunu ve bu anlamıyla da en temel insan hakkı olduğunu savundum. Bu ortada olduktan sonra başötüsünün Allah'ın emri mi yoksa geleneksel İslamın yorumu mu olduğunu noktasını hiç tartışmadım, tartışmam da.

Başörtüsü kullanan bir hanım bunu eğer inancı gereği örttüğünü beyan ediyorsa bunu sorgulamak kimsenin üzerine vazife değildir. Kur'an da bunun olup olmadığı, Allah'ın emri mi yoksa gelenek mi olduğu, tarihsel mi yoksa muhkem mi olduğu tamamen Müslümanların iç meselesidir ve bunu kendi aralarında tartışırlar. Çeşitli yorumlar olabilir ve müslüman birey bu yorumlardan herhangi birine inanıp ona göre iman edebilir. Tamamen kişisel bir meseledir. Bunu hele hele müslüman olmayan birilerinin "ama kuranda başörtüsü yok ki, takamazsın.." demesi düpedüz hakarettir.

Ve onun için başörtüsü en temel insan hakkıdır ve mencut başörtüsü yasağı tamamen keyfidir, faşizandır, insanlar arasında ayrımcılığa neden olmaktadır ve baskıcı bir uygulamadır.

Sanırım bunda hemfikiriz.

Genel olarak ifade özgürlüğü konusunda Murat Belge'den yaptığınız alıntı ile hiçbir sorunum yok. Evet Belge başörtüsün anlamsızlığını savunabilir, bu onun en doğal hakkıdır. Bu hiç şüphe yok ki bir ifade özgürlüğüdür, ama M.Belge'nin düşüncelerine katılmamak ve karşıt argümanlar sunmak da bir ifade özgürlüğüdür.

"Başını örterek üniversiteye gitmek isteyen Müslüman kızın bu isteğinin bir 'demokratik hak' olduğuna inanıyorum ve bu hakkın elde edilmesi için sonuna kadar mücadele ederim" diyen Belge vb. düşüncede olanları kim bahsettiğiniz faşist, baskıcı vb. sıfatlarla suçlamış anlayamadım. Böyle bir şey yapana en başta ben karşı çıkarım. Bunu yapan var mutlaka ama tam aksi yönde ve devrim çığlıkları ile faşizmi savunan çok daha fazlası var. ( Allah aşkına şu topiği bir ziyaret edin: http://www.kemalistler.net/viewtopic.php?p=64407#64407 )

Son olarak şöyle demişsiniz: "Basortusu hakkinda, kimimizin inancina uygun olmayan fikirleri ifade edebilmek icin Islamciligin topyekun iktidar olmasini mi beklememiz gerekiyor?"

Hayır Sayın Balbazar, demokratikleşmemiz ve tanımı yapılmış, herhangi bir ideolojiyi dayatmayan, insan hak ve özgürlüklerine sonuna kadar saygılı, tepeden inme toplumsal proje uygulama amacı olmayan, tüm dinlere ve felsefî düşüncelere eşit mesafede gerçek bir bir laik düzene kavuşmamız gerekiyor.

Bunun için hepimiz çalışmalıyız. Ama benim gördüğüm siz geçmişe takılıp kalmışsınız ve bundan kurtulamıyorsunuz.


[Not: Bir önceki yazımdaki üslûbumum sertliğinden dolayı sonradan üzüldüm. Okudunuz mu bilmiyorum; mail adresinizi bilmediğim için -son yazılarınızı okumadan önce- blogunuzdaki "İlk söz" başlığına, üzüntülerimi ve özrümü içeren bir yorum bırakmıştım. Bilginize.]

Yazan: Suat Öztürk Tarih: December 15, 2006 11:43 PM

Hur Fikirler sitesinde asagidaki yazi alintisin okuyunca aklma burasi ve "Otreki Yuzunden inciler" ifadesi geldi.

Belki bu vurgu bircoklar icin kabak tad vermeye basladi ama anlasimdigindan emin olmadigim icin bir kere daha tekrarlayayim. Izlenimler blogunda Fethi Bey de sormustu bu soruyu bir yazi basliginda: FARKLARI NE?

Bu ornek gib binlerce ornek bulabilirsiniz, hem de anonim yorumlarda degil kose yazilarinda! Bu lisani, idrak muhakeme seviyesini birkac lumpene mal edersek en buyuk yanilgii yapmi oluruz. Bu tur malzemeler her gun aydinlaimiz, generallerimiz, rektorlerimiz tarafindan uretiliyor. Iste asagidaki yazi Fethi DEde ve Muzzez Ilmiye Cig'in "IFADE HURRIYET icin, nerdeyse darbe cagrisi yapan sahte demokratlarin Atilla Yayla karsinda takindiklari fasizan tavir tezatini gozler onune seriyor.
========================================
Ahmet Kekeç - Atatürkçülük küfretme özgürlüğü müdür?

Benim bildiğim, ‘Atatürkçü terbiye’ (varsa böyle bir şey) gerçekte uygar ve çağdaş bireyler yetiştirmeyi öngörüyordu; anlamadığı, kavramadığı, kavramasına imkan ve ihtimal bulunmayan konularda sezgileriyle davranan edep yoksunu kişiler değil...


Hatırladınız mı? Bir ara, Başbakan’a ‘kafir’, ‘hırsız’, ‘satılmış’ diye küfreden Mehmet Fethi Dördüncü adlı yaşlı bir adamı idolleştirmişlerdi. ‘Fethi Dede’ diye de sevimli bir figür haline getirmişlerdi.

Eh, hem ‘Dede’, hem ‘Atatürkçü’ olunca, küfür şifa niyetine geçiyor.

Fethi Dördüncü ünlü basın patronu Halil Lütfü Dördüncü’nün manevi oğluymuş. Oğlunu bilmem de, Halil Bey cimriliğiyle ün salmıştı. Mesela, gazete binasına kaplattığı muşamba eskimesin diye hep büyük adımlarla yürürmüş, personeline de büyük adımlarla yürümelerini önerirmiş, mürekkepten tasarruf etmek için de soyadını ‘4.’ şeklinde rakamla yazarmış. Böyle tatlı bir adam...

İşbu Halil Lütfü Dördüncü’nün oğlu, yani ‘Çılgın Türk’ taifesinin ‘Fethi Dede’si geçen yıl kalkıp Selanik’e gitti, Atatürk’ün defterine Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanıyla ilgili, çirkin, galiz, medeni bir insana yakışmayacak çiğlikte şeyler yazdı. Sonra da yazdıklarından hiç pişman olmadığını söyledi. Yine gitseymiş, yine aynı şeyleri yazarmış. Selanik’e daha önce beş kez gitmiş, her gidişinde ‘hacca gitmiş’ gibi hissediyormuş. Çünkü çok iyi bir Atatürkçüymüş, falan filan...

Fethi Dördüncü’nün bu çılgın eylemine, tuhaftır, ‘halkın partisi’ olduğunu söyleyen CHP’den başka sahip çıkan olmadı. Hatta parti ileri gelenlerinden biri, Atatürk’ün defterinden yırtılıp çıkarılan Fethi Dördüncü imzalı küfür sayfasını yerine yapıştırmak için bir heyet oluşturup Selanik’e sefer düzenleyeceklerini açıkladı.

Bir başkası daha da ileri gitti (bu da bir belediye başkanıydı), Peygamber için düzenlenen ‘Kutlu Doğum Haftası’na karşılık, Atatürk için de bir ‘Mutlu Doğum Haftası’ ihdas edeceklerini söyledi.

Bir tek kişi de çıkıp, ‘Bu Fethi Dede dediğiniz adam yanlış bir iş yapmıştır, Atatürkçülük küfretme özgürlüğü değildir’ demedi.

İnsanın akıl ve fikir sağlığı dilemekten başka bir şey yapamayacağı Fethi Dördüncü, anlıyoruz ki, çok iyi bir Atatürkçü olduğu için, Başbakan’a küfretmeyi ‘doğal hak’ sayıyor.

Dün, Cumhuriyet’le yaşıt olduğunu söyleyen gazetenin bir yazarını okudum. Hiç okumazdım da, şeytan dürttü.

İçinde ‘yağmur’ ve ‘hüzün’ geçen yazılarıyla bizi bizden alan, coşturan, irkilten, ontolojik sorunlara garkeden, zaman zaman ağlama noktasına getiren bu yazar da en az Fethi Dördüncü kadar, hatta onun da fevkinde bir Atatürkçü.

Kalemi de, nasıl derler, yağmur ve hüzün takılmadığı zamanlarda, pek keskin ve çılgınca.

Hiç üşenmedim, oturdum, bu çılgın arkadaşın yazısında geçen küfür ve hakaret sözcüklerini saydım.

Sevabına aynen alıntılıyorum: Soytarı, maskara, liboş, Fetuş, dinci, dolar babası, laf cambazı, sapla samanı karıştıran adam, ampul, şaklaban, kaz kafalı, yalaka, cahil...

Final cümlesi de şöyle: ‘Hadi oradan maskaralar!..’

Bunlar sadece sıfatlar. Küfür ve hakaret ihtiva eden tamlama ve sözcük gruplarını listeye dahil etmedim.

Bunları niçin mi anlattım?

Benim bildiğim, ‘Atatürkçü terbiye’ (varsa böyle bir şey) gerçekte uygar ve çağdaş bireyler yetiştirmeyi öngörüyordu; anlamadığı, kavramadığı, kavramasına imkan ve ihtimal bulunmayan konularda sezgileriyle davranan edep yoksunu kişiler değil...

Tamam, Atatürkçü olabilirsiniz. İnandığınız değerleri bazı ‘izm’lerle ve dinlerle yarıştırabilirsiniz.

Birazcık nezahat istiyoruz...

Birazcık terbiye...

Çok şey mi istiyoruz?

Star, 16 Aralık 2006



Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 16, 2006 09:40 PM

“sıkmabaşlar ve köpekler giremez” (6 ok rumuzlu atatürkçü - AD sitesinden)

Suat Bey'in verdigi linke gidip yorumlari okumakta fayda var :
http://www.kemalistler.net/viewtopic.php?p=64407#64407

Aslinda bas örTüsüne hücum fikri "tanidik" bir ekipten gelmis : AD (Atatürkçü düsünce)

http://ataturkcudusunce.wordpress.com/2006/12/11/turbana-hayir-kampanyasi/

Simdi atatürkçüler arasinda meselâ Atilla Yayla gibi beyefendi bir insan var mi? inanin aklima gelmiyor. Galiba atatürkçü kitlenin seviyesiz dogasi akli basinda atatürkçülerin bu akimi terk ederek liberaller arasina kaymasina yol açti.

Simdi atatürkçülük klasik bir fanatiklesme çizgisine oturdu. Liderleri gitgide daha küfürbaz, ayrintili tahlil kabiliyetinden uzak ve daha saldirgan.

Mustafa, Bekir ve Suat Beyler küfür konusuna dikkat çekmisler ama daha da çarpici olan bir sey var : Sloganlar!

Meselâ www.kemalistler.net'de yazilan yorumlarin %99'unda bir sebep sonuç ilskisi yok, dogrudan sloganlar pespese siralanmis, atatürkçüler birbirlerinin düsüncelerini bile anlamamislar :

“Din medenî hayatı yaşamaya engel bir zehirdir” İsmet İnönü APTALI DEVAMLI AFFETMEK ONU AHLAKSIZ YAPAR Bir kalem susar , yerini bir başkası alır. Bu kalemler tükenmez .Kalemler vardır , yılmadan , usanmadan , eğilmeden , bükülmeden yazar. UĞUR MUMCU Türkiye LAIKTIR LAIK kalacak! - Atatürk'e biz ihanet etmeyiz Devrimler , RADİKAL tutumlar ile hayata geçerilir. Devrimcinin radikali,liberalı olmaz.Devrimci:Devrimin ruhuna uygun neyi gerektiriyorsa onu yapmalıdır. Kemalizm yaşamdır.Yaşam kitapları izlemez.Kitaplar ve kuramlar yaşamı izler

Hirçinlasan kemalistler fasizmin merkezine kayiyorlar... Bir düsünce ne denli basit, bölücü ve saldirgan olursa o kadar hizla yayiliyor atatürkçüler arasinda.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: December 17, 2006 01:34 AM

"Son bir sozum de bizi elestiren sozde Kemalistlere…" (Kubilay, Kemalistler.NET)

-------- Kemalistler.NET'den alinti -----------
Beni iyi dinleyin.

Bu siteye durup durup Zubeyde hanimin resimlerini gonderip durmayin. Diyorsunuzki kendisi turbanliydi onuda mi sokaklarda gezdirmeyeceksiniz!! Ne kadar zavallisiniz. Elmayla armutlari toplamaktan vazgecmeyeceksiniz demek. Size zaten bildiginiz bir gercegi sonkez anlatiyorum iyidinleyin:

.... Bu siteden ogrenemediyseniz gidin Ataturk’un anilarini okuyun gerizekalilar. Bakin bakalim ne diyormus esleri basortulu olan adamlarina. .... Ne kadarda asagiliksiniz… zaten sizin gibi adiler yuzunden esleri sikmabaslilar yonetiyor bugun guzel ulkemizi.

-------- Kemalistler.NET'den alinti'nin sonu -----

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: December 17, 2006 01:47 AM

Yazılar, yorumlar vb. okuyunca laiklerin ne kadar laik olduğunu değilde ne kadar layık olduğunu görüyorum. Ülkeyi laik antilaik diye bölmek isteyen insanların ekmeğine yağ sürmeyin.

Yazan: leman samyeli Tarih: December 23, 2006 10:36 PM

Kemalistler.net e bende üyeyim adamlar herşeyden önce kesinlikle FAŞİST.. Buna emin olun ve öyle girin o siteye. İkincisi yöneticilerin çoğu resmen "DİN DÜŞMANI" bunu henüz bende anlayabilmiş değilim KEmalistlik ile din düşmanlığı arasında nasıl bir bağ kurabilmişler?! Şimdi Size site yöneticilerinin imzalarını aktarıyorum : KemaLin_Askeri
Kemalistler.net Yöneticisi-Din Bir Zehirdir ve Kesinlikle İlerlemeye Engeldir..!--- kemalist_pelin-"Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır." vs.. vs..

Yazan: Siv Tarih: January 6, 2007 07:12 AM

BU GÜN KENDİ İSTEĞİMLE İSMİ LAZIM OLMAYAN SİTEYİ TERK ETTİM.

ARTIK DAYANAMADIM ÇÜNKÜ SİTENİN %10'A YAKIN BİR KISMI "ATATÜRK BENİM ALLAH'IM BEN ONA TAPIYORUM SÖYLEVLERİDE AYETLERİDİR" DİYEREK CİDDİ CİDDİ TARTIŞTILAR.

KANIM DONDU KANIMM!!!

Yazan: Siv Tarih: January 8, 2007 07:18 AM

Sizi uzun zamandır takip ediyorum. Bende kendi çapımda, becerebildiğim kadar yazmaya çalışıyorum... Yazılarınızın çoğu bölümüne katılıyorum. Size gelen bu yorumların aynıları hatta çok daha tepkili "küfürler vs.." olanları ile karşılaşıyorum. Uzun uzun yazmaya hiç gerek yok bu tipler benim kanımca "LAİKCİ OXYMORONDUR"...

Yazan: Özkan TÜMER Tarih: February 1, 2007 10:12 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)