« Papa Geldi, Ezberleri Sarstı | Ana Sayfa | Bir Kaç Not »

December 01, 2006

Papa’nın ‘Gerçek Amacı’ Ne?

The International Herald Tribune gazetesinde yayınlanan ve üstteki soruya ilginç bir cevap getiren bir makaleyi, Radikal “Papa 'dinsel Rönesans'ına destek arıyor” başlığıyla tercüme etmiş. Phillip Blond ve Adrian Pabst imzalı makalede kanımca dikkate alınmaya ve üzerinde tarşılmaya değer yorumlar var. Özellikle de şu son paragraflarında:

Benediktus'un Türkiye'deki gerçek amacı, tektanrılı dinleri militan ve kendini bile bile yıkan laik kültüre karşı birleştirmek. Bu amaçla İstanbul'un Ekümenik Patriği 1. Bartholomeos'la yeni bir siyasi birleşme arıyor…

Papa'nın uyumlu bir ittifak yaratma çabaları Hıristiyanlarla sınırlı değil. Ziyaretinin ilk gününde Benediktus, 11. yüzyıldaki papalardan 7. Gregory'den bir alıntı yaptı. Hıristiyanlarla Müslümanların birbirlerine karşı görevleri olduğunu, 'zira hepimizin tek bir Tanrı'ya inandığımızı' söylüyordu Gregory. 
Papa, Müslüman karşıtı olmak bir yana, İslam'ı, Batı toplumunun ahlaki özünü aşındırdığını düşündüğü aydınlanma liberalizmine karşı başlıca kültürel müttefik gibi görüyor.

Ne var ki şunu görmek önemli: Benediktus ortak eleştiriler ve kavrayışlar etrafında somut bir dini yakınlaşma projesi kurarken, karşılıklı bir sorunun da farkında. Irk, devlet ve ulusa dair laik yargılar bütün inançları bozmuş ve bunları çoğu zaman milliyetçiliğin veya ırkçılığın birer aracına çevirmiş durumda.

Velhasıl Benediktus Regensburg'da İslam'ın kutsal metne dayandırılan şiddetini eleştirirken, aslında tüm inançlara kendi bozulmalarını terk etme çağrısı yapıyordu. Papa'nın salı günü bütün dinlerden, 'şiddeti inancın meşru bir ifadesi olarak görenleri reddetmesini' istemesinin nedeni de buydu. Papa'nın diğer evrensel dinlerle, Batı'nın zorla inançsızlaştırma ve acımasız tüketimcilikten menkul, saldırgan ve tahakkümcü kültürüne karşı ortak bir dava yürütme çabası memnuniyet verici.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: December 1, 2006 08:33 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Mustafa Bey merhaba,
Size bir soru sormak istedim. Papa ve Türkiye'de ki Müslüman camianın uzlaşmacı tarafı arasında ki bu ilişki sizce temelde nereye gidiyor? Yani reel sonuçları ne olacak sizce?

Birde Papalığa yada Patrikliğe bağlı olmayan Hıristiyanlarla (özellikle bağımsız Amerikan kiliseleri, Afrika Kiliseleri, İngiliz Anglikan Kilisesi, azınlık Protestan topluluklar v.s) uzlaşma karşıtı Müslümanlar bu atmosferde nerede değerlendirilmeli?

Saygılarımla...

Yazan: Gökhan Tarih: December 1, 2006 09:39 PM

Tayyip Erdogan'in amaci ne?

Bu konuya tekrar tekrar dikkat çekilmesinde büyük fayda var, sagolun Mustafa Bey.

AKP'nin son zamanlarda attigi iyi adim lardan biri de Medeniyetler ittifaki oldu. Türkiye'nin çikarlari elbette huntingtoncular ile mücadele etmeyi gerektiriyor. ERDOGAN, GÜL ve BARDAKÇIOGLU kanimca çok iyi oynadilar son zamanlarda.


Türkiye tanitimi ve Dünya barisi
EURONEWS gibi kanallardan izlemissinizdir, sadece Fransa'da degil tüm Avrupa'da günlük gazeteler üç gün boyunca Türkiye'ye ayirdilar ilk sayfalarini. Bu sahane bir reklâm oldu bizim için.

Bunun yaninda Benediktus da iyi oynadi elbette. Bu seviyeye gelmis dini/politik liderlerin canlarinin istedigi gibi konusmaya haklari yok. Insanligin bu denli gerildigi günlerde baris mesajlari ile her kesimin fanatiklerini ofsaytta birakmaliyiz.

Yanlis bilmiyorsam Kudüs sehrinin kapisina Osmalilar zamaninda "Allah'tan baska tapacak yoktur, Hz Ibrahim onun kulu ve elçisidir" diye yazilmis. Bu ne güzel bir anlayis, ne kadar birlestirici bir yaklasim degil mi?

Dinlerin birlestirilmesine elbette gerek yok. Ama ortak yönlerinin ön plana çikarilmasi ve halka anlatilmasi, farklarin ise tarihçilere ve meraklilara birakilmasi her halde acil bir ihtiyaç.

BBP ve SP
BBP ve Saadet Partili arkadaslarin rahatsiz olmalari normal çünkü AKP içerde ve disarda puan topladi. Keske bu partiler layikiyla muhalefet yapsalar da AKP'yi daha iyi çalismaya itebilseler. NE yazik ki bunlar sadece muhalefet yapmak için kurulmus tepki partileri. Ne isteMEdiklerini biliyorlar ama hiç bir projeleri yok... Tipki su anki CHP gibi.

ERDOGAN bir cemaatin, irkin veya politik görüsün basbakani olamaz, buna hakki yok, ALLAH'tan istegi de yok. Bütün Türkiye'nin basbakani olmak kolay degil, bes vakit namaz kilani da var, dinsizi de. Ne yazik ki Necdet Sezer bu birlestirici rolü oynayamiyor, bölücü, küstürücü tavirlarla kapayacak dönemini.

Sen kürtsün, sen basini örtüyorsun, sen neden atatürkü benim kadar(veya benim gibi sevmiyorsun) demek bir cumhurbaskanina elbette yakismaz. ALLAH'tan tek söz sahibi kisi o degil ve yakinda da baska bir cumhurbaskanimiz olacak.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: December 1, 2006 10:36 PM

Tamamlayici bir bilgi notu:
Alman bir arkadasim anlatmisti,kendisi müslüman...
Trende seyahat ederken,arka koltukta iki rahibenin konusmasina tanik olur:

"Ben Kur´an da okuyorum,cok feyz aliyorum."
Bu arkadasim, kilisenin insanlarin ilgi ve dikkatini cekebilmek icin yapmadik seyi birakmadigini buna ragmen cöküs icinde oldugunu söylüyordu.Almanyada yapilan arastirmalar halkin büyük bölümünün(%80) herhangi bir kiliseye üye olduklari halde yine bunlarin %80´nin ateist oldugunu ortaya cikarmistir(Rakamlar tam dogru olmayabilir).
Dolayisiyle VATIKAN´in evangelistlerin yogun oldugu Güney Almanyadan bir katolik papazi Papa olarak secmesi,Almanyadaki dine olan bu ilgisizligin önüne gecmek istenildigi gercegini ortaya koyuyor.
Öte yandan baslangicta sözünü ettigim arkadasimin tespitleri:
1.Pazar günleri kiliselerde bazi papazlar islamdan/Kur´an´dan esinlenerek vaaz vermektedir.
2.Kilise ayakta durmak icin gerektigi zaman kendini yeniler/reform yapar.Bu sefer islam´dan bazi seyleri entegre edecekler kendi dinlerine.
Benim hatirlatmam:

1.Katolikler ,protestanlari basta kafir olarak görürken bu gün barismis durumdalar.
2.Bediuzzaman,Hristiyanlik bir kere yirtildi,purutluga kadar geldi,ya tassaffi(saflasacak)ve islamiyete inkilab edecek ya da tefessüh edip sönecek,sözüdür.(kelimeler birebir olmayabilir).
SONUC:Islam´in degil ama hristiyanligin bir isbirligine ihtiyaci var.

NOT:Purutluk=Protestanlik.

Yazan: Mehmet Ali Meydan Tarih: December 2, 2006 01:03 AM

papa devlet başkanı sıfatı ile geldi türkiye'ye.
devlet başkanı olarak zulu kabilesi gelse aynı şeydir., çankaya'ya çıkabilir. Bizim tarikat liderleri devlet başkanı olmadığı için çıkamıyorlar.,

Müslümanlık sade bir dindir.
aracı kabul etmeyen bir dindir.
aracılara üstünlük vermeyen birdindir.

onun için papalığın laik sistemle çelişkisi olablir ama müslümanlığın çelişkisi ne ola ?

hristyanlık kendine göre güzeldir, müslümanlık başka güzeldir.

fakat ilaki birbirlerine göre benzemek zorunda değiller.

başörtüsü ile ilgi suat beyin siteye yazacağım.başörtüsü savunucularının bunu dini kimlik statüsü, bir dini ayrıcalık simgesi gibi
savunma-ma-ları lazımdı. Daha normal bakarlarsa gerilim kalkar kalkacaktır. Bunu bizler yapabiliriz

bizim devlet adına yenzelandaya giden siyasetçilerimiz, hatta eşleri de vardı ve muhafazakar tanımlar kendilerini.

yarıçıplak erkeklerin aborjin kültürüne ait "haka dansı" olarak bilinen bu dansı seyretmek zorunda kalmışlardı. HAKA dansında yapılan el hareketi bizde ayıp kabul edilmesine rağman, devlet töreni olduğu için eşler da
bir güzel izlemişlerdi.

gelen kişinin devlet başkanı sıfatı olduğunu unutmayın.

yukarda yazılanlar doğru olsa çok sevinirdim
papa insanlar mmadiyatçı oldu, umursamamaz oldu, isaraf aldı yürüdü, hadi gelin hep beraber bir buna tavır alalım demek istiyor.

ırakta yaşanalara bi cümle kurmayacaksınız.
günde 100 insan ölüyor, bi cümle olamyack.
o kadar kan akacak.
burnun dibinde Bosna olacak ama hiç hata yapmayan papalar gidip, gidip gelecekler.
sonra akıllarına nihilizmle savaşmak falan gelecek.

siz böyle olmasaydınız, o şikayet ettiğiniz insanlar umursamaz olmazdı belki.

dünya bu kadar adaletsizken, insanların gözlerinin önünde herşey ceryan ederken, insanlar umursamaz olmasınlar da ne olsunlar ? hassas ve duyarlı insanlar dayanabilir mi ?

dün nihat genci dinlerken düşündüm bunları.

hayat bayram olsa şarkısı çok güzeldi ama olmuyor işte.

Yazan: knz Tarih: December 2, 2006 05:50 AM

GERCEK AMAC 1:

Turkler tarihler ile cok ovunurler... haksiz da sayilmazlar. Farslar ise Turkleri geride birakip, tarihleri ile fanatik olma derecesine varacak kadar ovunurler... onlarda haksiz degil.

Turklerin "Bati Dunyasinin Tarihi"ni etkilemesi islamiyeti kabul etmelerinden sonra agirlik kazanir (MS 7YY ve sonrasi). Daha onceleri olsada kokten etkiliyecek buyuklukte olmamistir. Fakat Farslar yani Persler'in "Bati Dunyasinin Tarihi"ne etkisi rahatlikla MO 1000 senesine kadar varir. Buna neden ise "Bati" medeniyetinin besigi sayilan Klasik Dunya yani Misir, Mezopotamya, Anadolu, Persia ve Helen (Yunan) uygarliklarinin onemli bir bolumunde uzun zaman hakimiyet kurmuslardir. Bkz.

http://en.wikipedia.org/wiki/Image:Persia-Cyrus2-World3.png#filelinks

ve

http://www.dusharm.com/content/view/4/2/

Tarihten biliyoruzki Persler; Yunanlilar, Makedonlar ve Misirlilarla defalarca carpismislar, birinin digerini isgali sirasinda epey kultur, din, teknoloji gecisine sebep olmustur.

Yine tarihten biliyoruzki Persler; ilk "Tek Tanrili Din" olan Zerdustlugu adapte eden dindir ve Musevilige buyuk bir kaynak olmustur.(ayrintilari http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/11/papa_iyilikle_karsilanmali.php ).

Yine biliyoruzki Musevilik Hiristiyanligi ve Islamiyeti cok etkilemistir.
Ayni kaynaklardan etkilenen "Tek Tanrili Dinler" ve bu dinlerin sekil verdigi kulturler aslinda klasik anlamdaki "Bati" tarifinin aciklamasidir.
***
Bundan onceki Papa Jean Paul bu perspektiften bakarak her uc dinide kucaklamis, saygisini gostermistir. Tum egitimini ve hayatini dunyada olup bitenlerden ziyade sadece Katolik dunyasinda olup bitenlerle kisitli tutan yeni Papa Benedikt ise bunu cok yeni anlamistir. Hatta son birkac ayda anlamistir dersek yanlis olmaz.

Turkiye ziyaretinin birinci amaci "kirdigi potlari tamir etmekti" diye dusunuyorum.

***
GERCEK AMAC 2:

Bizans imparatoru Konstantinin yoktan yere (?) ayirdigi Hiristiyanlik dinini resmi olarak olmasada politik olarak yanyana getirme amacidir.

***
GERCEK AMAC 3:

Son senelerde papazlarin tecavuzler dahil pek cok konudaki yanlisliklarindan dolayi Katolik cemaatinde mezhep degistirenler, dinsizlesenler, dinden soguyanlar suratle artmaktadir. Ustune bir de dusuk dogurganlik eklendiginde, Katolik kilisesi buyuk bir kan kaybina ugramaktadir.

Turkiyeye yaptigi ziyaret, en azindan kendi tribunlerine karsi, Papanin "dunya lideri" imajina olumlu etki edecektir. Bu propaganda kan kaybini azaltmak ve onlemek icin bir cabadir.

***
Tabiiki bu ziyaret AB ve ABD nin de politik ve ekonomik durusuna faydalidir. O konu cok derin oldugu icin umarim bu sitede bu konu ile ilgili ayrica bir baslik acilirda yorumlar yapilir.
Saygilar

Yazan: Haydar Tarih: December 2, 2006 06:36 AM

Değerli yorumcular, toplumların hayatında bazı ol
aylar derin izler bırakıyor. 17 Ağustos depremi mesela! Bu etki tüm insanları hesaba davet ediyor
Hiç bir musibet yokturki, katımızdaki bir kitapta
yazılı olmasın buyuruyor Rabbimiz. Papanın ziyare
ti etkileriyle insanımızın belleğinde, bilinçli
yada bilinç dışı derin izler bırakacaktır. 1967
yılında Papa Altıncı Paul Efese geldiğinde, Çağla-
yangil'inde bulunduğu araca kucağında torunuyla yaşlı bir Türkmen kadını yaklaşır. Koca papaz han-
giniz der. çağlayangil nüktedan, ana benim papaza benzer halimmi var, hem ne yapacan sen Papa'yı di
ye sorar. Kadın: Çocuk hastaydı Meryamana suyundan
içti iyi geldi, dilinde peltek var Koca papazın elini öptür iyi gelir dediler deyince, Çağlayangil
Müslüman hoca bulamadınmı diye tatlıca takılır.
Kadın orasına sen karışma der, Hocası, papazı hep
aynı Allaha inanmıyormu diye terslenir. Bilge Türk
men kadının olmuşluğuna bakın. Ne diyor Türkmen
Kocası Yunus. Gelin tanış olalım/İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim/Dünya kimesne kalmaz. Allah bizi
iyiliklerle oldursun. Güzel yurdumuzu her türlü
taasuptan, azgınlıktan muhafaza buyursun. İnsanlık
işkenceci,sömürgeci,kan dökücü çetenin tahakkümün-
den kurtulsun. Amin Ya Rabbülalemin.

Not:Samimi kaygılarla,bu papazlar birbirine yakla
şıyor.Ekümenik-mekümenik bir dümen çeviriyorlar
diye tedirgin olan vatandaşlarımız Başta Alemlerin
Rabbi olan Allahımıza, sonrada Vakar Miletimize ve
onun bağrından çıkan Devletimize, kahraman ordumu
za güvensinler. Ordunun politikaya karışmasını ele
ştirmek onun masuniyetini korumak amaçlıdır böyle
biline.
Saygılar Levent.

Yazan: levent Tarih: December 2, 2006 10:38 AM

Radikalde yayınlanan yazı,
Papa'nın önceki çizgisinde sapma olmadığını vurguluyor.Ben buna katılmıyorum.

Bu gezi bize,Papa'nın İslam dünyasından özür dilemesini ve yeniden diyalog kurma yoluna gitmek istediğine dair ciddi bir yörünge değişikliğine gittiğini gösteriyor...
Şayet Papa'nın daha önce böyle bir gayreti olsaydı,hem karikatür krizinde sessiz kalmaz, hemde bunun peşinden infial oluşturacağı belli olan malum sözleri bizzat kendisi sarfetmezdi..

Papa'nın İslamiyete dair olan görüşü yani İslam'ın dünyaya şiddet ve nefreti pompaladığı.. sadece dışardan bakmakla ilgili oryantalist bir önyargıydı ve çeşitli maksatlara matuftu...
Son gezide "İslam barış dinidir" diyerek önceki sözlerini tekzip etti...

Herald Tribune'deki yazıda, Avrupa'da laikliğin konumlandırılış şeklinin ahlaki zaafiyete yol açtığını dolayısıyla Papa'nın gerçek amacının bunu kırmak olduğu belirtilmiş...
Buna bir ölçüde katılabilirim ama bana göre gerçek sebep, Papa'nın dinsizliği referans alan çevrelerin "bilinçli" olarak insanlığı beşinci kol faaliyetleri denilen belden aşağı yöntemlerle felç etme çabalarını keşfetmesiydi...
Kur'ani ifadeyle bu "yeryüzünde fesat çıkaranlara karşı" mücadele için bir güç birliğine gitme arayışıydı ...

Önceki resimdeki Papa, kendisine düşman olarak "İslam" ı koymuştu...
Yeni resimde ise durum tamamen farklı gözüküyor.
Tarihin dönüm noktaları olan kareler vardır.
Benedict tarihinde ise Özellikle Sultanahmet'teki "ortak dua" görüntüsü bu gezinin özetiydi...

Bence bu gezi,içinde müslümanlardan özürüde barındıran geniş katılımlı bir "ittifak" gezisiydi...
Çünkü Papa, Türkiye'de sadece müslümanları değil,
hristiyanlığa ait diğer mezhepler olan Ortodoks ve Ermeni cemaatlerini de ziyaret etti..
Bu da "insanlığın ortak düşmanlarına karşı " ittifakta kararlığını gösteriyor...

Yazan: Tarık T. Tarih: December 2, 2006 01:24 PM

Mustafa bey ve diğer teist'lerin anlayamadığı bir nokta var,

"dindar" kesim, laik kesime karşı asla birleşemeyecek. anladığım kadarıyla, sn. akyol kendi kafasında bir "kutsal ittifak" hayal ediyor ve umuyor, ancak dinsel radikalizm nedeniyle bu ittifak asla oluşamayacak.

bunun net bir şekilde anlaşılması gerekiyor. her ideolojide olduğu gibi dinsel ideoloji de, kendi içinde milyonlarca renk barındırıyor.

bunların hepsinin bir şekilde uzlaşabileceğini iddia etmek, john lennon'ın "imagine" parçasının teistik versiyonuna inanmak olur.

onun için, boşuna hayal kurmayın, kurdurmayın.

Yazan: Ergin Tarih: December 2, 2006 02:29 PM

Mustafa Bey
Konuyu irdelemeye devam ettiğiniz için teşekkür ederim.Bence de çok ilginç olan kısmı altta kalanlar.
Acaba bir şey rica etsek.Süleyman Demirel sizin blogunuza papa takma adıyla yorum yazsa.Bu yorumlarında 1967 ve 1979 da ki papa ziyaretlerini değerlendirse ve hatta SSCB nin uçağıyla neden moskova ya gittiğini bir anlatsa.
Geçen almanakları karıştırıyordum.Meğer papa Jean Paul Türkiye deyken Ağca hapisten yeni kaçmış bekliyormuş!!!!
Hadi bilenler anlatsın biz de bilelim.Hangi olay hangi olayla bağlantılı.Bir de ricam sadece bu başlık altında ki yazıya özel kimse yorum yapmasın.Herkes sadece bilgi aktarsın.Kabul görürse.
Saygılar

Yazan: salih Tarih: December 2, 2006 03:32 PM

Papa’nın gerçek Amacı Ne?

Güzel soru!

Seçenekler:

-Sevri hortlatmaya geldi?
-Bartholomeos ile birleşip İstanbul’u almaya geldi?
-Sübyancı papazlar için Heybeliada’da tedavi merkezi kurmaya geldi?
-Erke’nin sırlarını ele geçirip NASA’ya vermeye geldi?
-Müslüman olup hazır cubbesi varken İsmail ağa cemaatine katılmaya geldi ? (Dikkat: Sultanahmet’te dua)
-Laisizm dinine geçmeye geldi? (Dikkat: Anıt-Kabir’de dua)
-CB Sezer’i Regensburg Üniversitesinde karsılaştırmalı dinler ve gercek laiklik dersleri vermeye ikna etmeye geldi.
-Hiçbiri
-Hepsi (Favori müzik grubunuz değil)

Not: Bu arada http://www.atatrurkcudusunce.com sitesinde kötü giydirmişler Akyol’a ve bu bloga. Benden söylemesi.


Yazan: Entelliboş Tarih: December 2, 2006 07:14 PM

Merhaba,

Bugun garip bir sitede Mustafa beyle ilgili anormal bir elestiri gordum. Son zamanlarda Ataturkculuk adina yapilanlarin geldigi noktayi gostermesi acisindan esef verici. Kiniyorum. Adresi surasi, tepkimizi gosterelim derim.

Ataturkcu Dusunce

Yazan: Muallak Tarih: December 2, 2006 07:37 PM

onceki ve sonraki davranısları birbiriyle fazlasıyla celiskili.
bence Papa daha onceki sozleriyle buyuk bir pot kırdı.
hatasını duzeltmek icinde;turkiye ziyareti buyuk bir fırsattı.turkiye su andaki konumu itibariyle,hem musluman bir ulke hemde hristiyan klubune girmeye calısıyor.dolayısıyla fikren kopru vazifesi gorebilir.
bu davranısları hristiyan aleminden cok musluman alemine bir mesajdı.bir ozur mesajıydı bana gore.su saatten sonra kızdıgımız papa'yı artık seviyoruz dimi?bize yaranmak icin yapmadıgını bırakmadı.hatta bir ara namaz kılacak bile zannettim,kazayla sehadet getirtsek musluman olacaktı adam.
neyse bu en cok ulkemize yaradı,gercek anlamda buyuk bir reklam.ayrıca dunya ulkelerinin ulkemize bakıs acısıda degisti.siz bakmayın onlar dinlerine onem vermez gibi gorunseler de bir cok sey din uzerine kuruludur,gizli ve buyuk ideolojiler...

Yazan: bercenay Tarih: December 2, 2006 11:13 PM

Jean Paul II koyu katolikligi ile bilinen
Polonya'dan geliyordu. Komünizm zulümü altinda inim inim inleyen dindar polonyalilar için gerçek bir umut oldu onun seçilmesi. Kiliselerin yikildigini, vaftiz yapan rahiplerin tutuklandigini, ibadet saatlerinde ve dini bayramlarda Rusya'daki vericilerden porno yayinlarin yapildigini biliyorsunuz elbette.

dinî veya millî takintisi olmayan analistlerin buldugu en makul açiklama su :
Komünizme karsi ciddi biçimde mücadele veren Jean Paul II'yü öldürmek degil ama korkutmak istedi ruslar. Yoksa Agca gibi bir "uzman" o mesafeden iskalamazdi. Agca'nin türk ve müslüman olmasi ise sadece kamuflaj.

Bu tezi destekleyen bilgileri Rahmetli Ugur Mumcu'nun "papa, Agca ve Mafya" adli kitabinda bulmak mümkün. Ayrica Agca sizin de bildiginiz gib hapisten kaçmadi. "Malatyali hemsehrileri" sayesinde elini kolunu sallayarak çikti.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: December 3, 2006 12:05 AM

Papa'nın ne düşündüğünü yorumlayabilmek için biraz hıristiyanlığı bilmek gerekiyor sanırım. Hıristiyanlık bir peygamberin yaymaya çalıştığı bir din değil kilise dinidir. Daha doğrusu Yahudiliğin gnostik (vahiy yoluyla elde edilen ilgi)bir mezhebidir. Yahudilik ve İslam peygamberlerini yaratan seçmiştir ve buyruklarını kullarına iltmekle görevlendirmiştir, peygamber tanrının bir elçisidir. Gnostizmde ise böyle bir seçme ve buyruk yoktur.
İsa'nın gerçek adı Yaşua'dır, Yunanca İesous, Latince İasus olarak yazılır ve İbranice "Tanrı kurtuluştur" anlamına gelir. Yaşua, mesih olarak kabul edilmişir. Mesih meshedilmiş,kutsal yağla yağlanmış anlamındadır ve Yahudi kavminde müjdelenmiş olan kurtarıcıdır. Yunanca Hıristos, Latince Christus olarak yazılır. Hıristiyanlığın kelime anlamı buradan gelir.

İncil Arapçada iyi haber ve müjde anlamındadır. İlk inciller İS 66-110 yılları arasında İsa'nın yandaşları olan Sakirtler tarafından yazılmıştı. İncillerin içeriği sadece İsa'nın yaşadıklarıdır. Pekçok incilin yazıldığı (ortalama 250 adet) düşünülmektedir. İS 144 yılında Papaz Markion tarafından Tevrat ile İncil bir arada derlenmiş ancak bu Papaz şeytanın oğlu olarak kabul edilerek Aziz Polykorpos tarafından aforoz edilmişti. İS 303 yılında İmparator Diocletianus tarafından tüm inciller ve hıristiyanlık ile ilgili herşey yok edilmiştir. İmparator Constantinus I zamanında hıristiyanlık serbest bırakıldı ve incillerin yeniden yazım işlemleri başladı. Bu imparator döneminde çok önemli bir olay yaşandı ve İznik Konsülü toplandı. Burada İmparator ile kilise pazarlık yaparak hıristiyanlığın nasıl yaşanacağını belirledi. Aynı konsülde kabul edilen bir diğer önemli karar baba-oğul kavramıydı; artık kesinlikle İsa Tanrının oğluydu. Konsülden önce kilisenin inançlarına karşı çıkan başka İseviler vardı ve bunlar İsa'nın insan olduğuna inanıyorlardı. Ancak bu düşünce kilisenin temelindeki baba-oğul ve kutsal ruh söylemini yani kiliseyi ortadan kaldırıyordu. İS 367'de Athanesius tarafından "incilde yer alacak konular" adlı çalışma yayınlandı. İS 393'de Cezayir'de Hippo konsili toplantısında Athanesius'un çalışması doğrultusunda 4 incil tekrar yazıldı. Bunlar kilise tarafından kabul edilen Matta, Markos, Luka ve Yuhanna'nın yazdığı incillerdi. İncillerini Markos İS 65, Luka İS 80, Matta İS 90 ve Yuhanna İS 110 yıllarında yazmış olup hiç birinin İsa'yı görmemişti. Bu incillere kilise tarafından kabul edildikleri için Kanonik inciller denildi. 1945 yılında Mısır'da 13 ciltlik NagHammadi Belgeleri bulunmuşdu. Bunlar diğer gnostik incillerin toplamı olup kilise incillerinin yazdıklarını yalanladıklarından kilise tarafından yasaklanmış incillerdi ve İznik konsülü öncesinde piyasada yaygın olarak bulunmaktaydılar. İS 390 yılında Dhedosius İskenderiye'deki Jupiter anıtını yıkarak Hıristiyanlığı tek din yapma işine başladı. Bundan sonra Roma İmparatorluğu topraklarındaki tüm Hıristiyanlık dışı dinler yasaklandı, mabedler ya kiliseye çevrildi yada yıkıldı. Atina'da Platon'nun kurduğu Akademia kapatıldı (Rönesansdan sonra bu yıkımların pek çoğundan Türkler sorumlu tutuldu). Hıristiyanlık imparatorluğun resmi dini olduktan sonra ayrıldı. Kilisenin batı-latin kanadı Roma'ya, Doğu-Yunan kanadı İstanbul'a bağlandı. Katolik evrensel anlamında olup Germen-latin kültürüyle gelişti, Ortodoks ise doğru inançlı anlamını taşıyordu ve tamamen Yunan karakterliydi. Kilise Roma'da oturan Papa'ya bağlı piskoposluklar tarafından yönetiliyordu. Piskoposlar (gözeten, nezaret eden) kendi bölgelerindeki kilisenin mali sorunlarını ve papazlar arası problemleri çözen, küçük rütbeli papazları tayin eden vekillerdi. Dördüncü yüzyıldan sonra Papa İmparatorluğa hakim olunca piskoposları da bölgelerinin valileri haline geldi. Altınca yüzyılda Benedictus tarafından Benedikten tarikatı kuruldu ve manastırların kurumsallaşması tamamlandı. Bu tarihten itibaren Kilise artık devletti ve anayasasını incil-temelini tanrı oluşturuyordu. 1059'da muhtemelen Doğu Roma ile Batı Roma arasındaki siyasi oyunların bir sonucu Ortodoks papaz Mikhael Kerularios Papa Leon IX'u afaroz etti, Papa'da buna yine afaroz karşılık verdi ve Ortodoksluk ile Katoliklik 900 yıl süren bir ayrılık ve kavganın içine girdiler yani devlet ikiye bölündü.

Aslında Hıristiyanlık bir dini olgu değildir, siyasi bir olgudur. Papa dini bir lider değil siyasi bir lider, bir kraldır. Hıristiyanlık tarihi araştırıldığında ortaçağın nasıl geliştiği daha iyi anlaşılır. V.yüzyıldan itibaren Pavluscu inanç felsefesi tüm Avrupayı kaplamaya başladı. 5-7.yüzyıllar arasındaki dönemin felsefe akımına Patristik felsefe, 7-16.yüzyıllar arasındaki felsefe akımına Skolastik felsefe adı verilir. Karanlık ortaçağ demek aslında karanlık hıristiyanlık demektir. Tüm Hıristiyan Avrupa Papalığın, tüm Hıristiyan Asya Patrikhanenin kontrolü altındadır. Adı geçen diğer krallar, imparatorlar, derebeyler sadece din adamlarının temsilcileridir.

Kilise zenginleştikçe ve gücü arttıkça kendi içinde gücün ve servetin paylaşılmasından kaynaklanan sorunlar üstü örtülenemez hale geldi. Papa sayısı önce ikiye sonra da üçe çıktı. 1411'de aynı dönemde Papalığını ilan eden Papa 13.Johannes sürgün olarak gittiği Macaristan'dan İtalya'daki Papa 12.Gregorius'a karşı haçlı seferi ilan etti ve savaşın giderlerini karşılamak için endüljans satışına başladı. Çek asıllı bir din adamı olan J.Hus aristokları da arkasına alarak buna karşı çıktı ve halkı bu uyruğa uymamaya çağırdı. Bunun sonu J.Hus için engizisyon ve yakılarak idam olacaktı. Osmanlı'nın yükselişi ile ortodoksluk zaten etkisini kaybetmişti. Katolik kilisesi de eski güçlü günlerinin sonuna gelmişti. 1517'de Roma'daki Aziz Petrus Bailikasınnı yeniden yapımı için çıkartılan endüljans kararı yeni bir akımın doğmasına neden oldu. Almanyadaki endüljans satışlarından toplanan para Mainz Başpiskoposu Albrecht'in özel kasasına girmeye başladı. İyi eğitimli Alman bir rahip olan Martin Luther ünlü çıkışını yaparak "Doksan Beşler" tezini yayınladı ve reform hareketi başladı. Bu tez o günün baskı teknikleriyle o güne kadar görülmedik bir tiraja ulaştı ve tüm Almanya da yayıldı. İlk kez kiliseye karşı bir eleştiriyi Roma denetleyemiyor ve kapı arkasında yapılan pazarlıklarla örtbas edemiyordu. Kutsal Roma Germen İmparatorluğunun gücünü Alman ulusu oluşturuyordu. J.Hus ile gelişen Çek ulusçuluğu, Martin Luther ile Almanlarda da yayıldı.

Papalık sistemi ve kilise artık çökmüştü ve rönesansla başlayan aydınlanmayla beraber kilise düzeni sona erdi.

Artık Ortaçağ sona ermişti. Artık krallar papaya bağlı değildi ve papalığın sözü krallar üerinde etkili olamıyordu. Krallar kendi halkları üzerindeki etkilerini arttırabilmek için dini kullanıyorlar yani papalığı alet ediyorlardı. Papalık artık kralların siyasi maşası haline gelmişti.

Buradan çıkarak günümüze ulaştığımızda Papanın Türkiye ziyaret amacını laikliği karşı dinlerin birleşmesi olduğu görüşüne katılmıyorum. Bugün için hiçbir dinin siyasal olarak eski güzel günlerine dönme şansı artık yok. Papalık ve patrikhanenin bu flörtü ancak başta Amerika olmak üzere batı devletlerinin isteği doğrultusunda gerçekleşmiş olabilir. İstanbul ziyareti ile Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında çizilecek olan yeni sınırların belirlenmesinde önemli bir adım atıldığı görüşündeyim. Sanırım yakında ekümenlik tartışmaları ve İstanbul'da Vatikan benzeri bir devletin kurulması tartışmaları daha da alevlenecek.

Yazan: serhad yüksel Tarih: December 3, 2006 04:21 AM

"<em>Ayrica Agca sizin de bildiginiz gib hapisten kaçmadi. "Malatyali hemsehrileri" sayesinde elini kolunu sallayarak çikti.</em>" (TUNÇ)

Tunç Bey'e katılıyorum.Ağca İstanbul'da Cevizli'de bir askeri birliğin içindeki cezaevindeydi. Oradan gece tam anlamıyla elini kolunu sallayarak, yani nöbetçi amiri kolluğuyla binbaşı rütbesiyle çıkıp gitmiştir. Hatta bir rivayete göre nizamiyedeki nöb. askere halini hatırını sorduğu ve "aman ha çok dikkatli olun, tekin günlerde değiliz" dediği anlatılır.

Papa'nın gelişine ilişkin niyetten önce bu ziyareti ve yansımalarını okumamız, değerlendirmemiz gerekir. Papa'nın niyetinin, aklından geçenlerin nihai anlamda elbet İslam lehine olması mümkün değil ama reelpolitik kaygılar dünyanın sekülerizmin ahlak yoksunluğuna doğru süregiden felaketi Papa'yı geçici de olsa işbirliğine itmiş olabilir.

Papa'nın kafasının içindekilerin ne olduğunu çözmeye uğraşacağımıza bu meseleye biraz siyasal pencereden bakıp bizim bu ziyaretten neler kazanabileceğimize odaklanmalıyız. Bu açılardan bakıldığında da ziyaret son derece faydalı geçmiştir.

Bu arada, Atatürkçü düşünce sitesi mustafaakyol.org ile başka pek çok site ile beraber benim siteyi de hedef tahtasına oturtmuş. Üslup ve bilgi seviyesine bakıp, eğlenmek için mutlaka ziyaret edin derim. :-)

Yazan: Suat Öztürk Tarih: December 3, 2006 12:47 PM

Sayın AKYOL
Papa bile kendini sizin savunduğunuz kadar savunamazdı. Bu gönüllü avukatlığınız takdire şayandır(!). siz ve sizin gibilerin aslında endülüs'ü yada Osmanlı'nın son yüzyılını okuması gerekiyor. Siz ve sizin gibiler konuştukça aklıma Balkan Harbi öncesi Meclis-i mebusunda konuşan ve "kesinlikle balkan devletlerinin savaş istemediklerini vede düşmanlık yapmadıklarını namusu üzerine yemin ederek ispat etmeye çalışan" osmanlı bakanı (ismini hatırlayamadım) geliyor aklıma.hatırlarsanız bu Balkan devleteleri kısa süre sonra Yeşilköye kadar gelmişlerdi. Koca bir imparatorluğu batırdı bu uyuşuk ve stratejiden yoksun zihniyet. Sizin batılıların amaç ve beklentilerini hafife almanız bu tehlikeyi hafifletmez. Sizin iyi niyetli (daha doğrusu bu köylü saflığınız) onların iyi niyetli olduğunu göstermez. Aşağılık kompleksinizi atın artık. Said nursi'ninde F.Gülen'inde insan olduğunu, hata yapabileceğini ve bu konularda çuvalladığını anlayın artık. Bizim her türlü diyalog için kendimize güvenimiz tamdır. Diyalogu gidip ırak'a , filistin'e , çeçenistan'a anlatsınlar. Yada bıraksınlar öğretelim. Sizin gibilerin gaflet, dalalet ve hatta hiyanetiniz bu dünyada da öbür dünyada da utanmanızdan yüzünüzün kızarmasından başka hiçbir işe yaramayacaktır. endülüs'te sabahlara kadar oturup diyalog çalışması yapanlar kadınlar gibi ağlayarak her türlü hakareti ve işkenceyi görerek gittiler buradan elleri yüzleri kara. Bizim herkesle iyi ilişkilerimiz olsun ama böyle bir diyaloga ihtiyacımız da yok gerek de yok.

Yazan: tolga efe Tarih: December 3, 2006 12:48 PM

Suat bey dediğinizi yaptım ve baktım.
"Atatürkçü Düşünce"yi blog adı olarak kullandıklarından ve üniversite eğitimi almış yada halen almakta olan bir grup geleceği parlak gencin "Atatürkçü Düşünce"yi algılama,geliştirme ve tanıtma adına neler yazdıklarını merak ederek yazılanları görmek istedim.Birkaç yazıya baktım ama ad olarak seçilen başlığa uygun bir yazıya denk gelmedim.
Atatürkçü Düşünceye hizmet etme yolunun dağ eşkiyası ağzıyla hakaret,tehdit ve kişiliğe saldırı olduğunu düşünemiyorum hele hele bu gençlerin örnek aldıkları insanın adı altında bunları yazmasından esef duydum.
Adı geçen siteyi,sadece bir gün benim görmeyi arzu ettiğim fikir tartışması temelinde yazılar okuyacağımı düşünerek arada ziyaret etmeye karar verdim.Bunu sadece düşmanlığı ve nefreti anlayamadığım ve savaşın çözüm olmadığına dair umudumu kaybetmemek adına yapacağım.Savaşlar son bulsun diye masa başında ödünler verilip imzalar atılırken,ödün vermemek adına savaş çıkarmayı anlayamıyorum.Savaş ilan etmenin kolay anlaşmanın ise zor sanat olduğunu bilmeme rağmen kendi umudum için yapacağım.Çok mu hayalperestim?
Sizin yüzünüzden günlük okumalarım arasına bir blog daha katıldı. :-)

Yazan: çuvaldız=herkes alınsın Tarih: December 3, 2006 06:02 PM

Lev Tolstoy Napolyon'un Rusya seferini anlatan ünlü kitabı Savaş ve Barışı bitiminde kendince bir tarih felsefesi ortaya koyar ve Napolyon istedi diye Fransız Halkı Rusya'ya doğru yüremedi, Fransız Halkı Rusya'ya gidecekti o sadece önlerine geçti diye belirtir.

Sekülarizm dinsizlik değildir, devlet işlerinin din işlerinden tamamen ayrılması demektir. Halk istediği dini istediği gibi yaşar, devlette buna asla karışmaz. Sekülarist bir toplum liberal demokrasi kavramına tam olarak uyan bir düzendir. İsteyen istediği inancı istediği gibi yaşar. Devletin de buna en ufak bir müdahalesi olmaz. Ama ütopik bir düzendir, çünkü din siyasette varlığını sürdürmeye çalıştığı sürece devletin din üzerindeki kontrolü de devam edecektir.

Dünyada halklar artık dini kendi yaşamlarından çıkartmaya başlamışlardır. Bu yukarıda da yazdığım gibi hıristiyanlıkta 1500'lü yıllarda, müslümanlıkta da 1900'lü yıllarda başlamıştır. Artık dinler devleti değil devletler dinleri kullanmaktadır. Şeriat hukukunun geçerli olduğu Arap Krallıklarında şerri hükümler sadece halk için geçerlidir, kral ve yandaşlarının gösteri amaçlı dini uygulamaları dışında bir sorumlulukları yoktur. Buna ülkemizden en iyi örnek olarak Necmettin Erbakan verilebilir. Yolsuzlukları, yediği yetim hakları, servetinin kaynağı hiçte İslami kurallara uygun değilken çıktığı umre sayısı peygamberinkine eştir. Müslümanlık konusunda toz kondurmayan bu devlet adamımızın taktığı kıravatlar bir çocuğun yıllık okul masrafına denk olup daha ucuz bir kıravat takarak bir yetimi yetiştirmek gibi dinimizin asıl manasına uygun olarak sadelik, hoşgörü, yardımseverlik gibi kısımlarını gözardı etmiştir.

Papa'nın Türkiye'ye Patrikhaneye destek amacıyla geldiği kesindir. Artık dünya seküler hatta ateist bir anlayışa doğru ilerlerken Papa'nın siyasal gücünü daha da kaybetmemek için birlik arayışlarında olması muhtemeldir.

Papa Türkiye'deki başbakanlar gibi tek adam değildir. Çok geniş ve köklü bir kurumun başkanı ve sözcüdür. Yani yaptığı her hareket, ağından çıkan her kelime aslında Papalığın hareketleri ve sözleridir. Papa II.Jean Paul'ün de tavırlarını göz önüne alırsak Papalık içinde bazı şeylerin değiştiği kabul edilebilir.

Tabi ki genel ahlaki çöküntüyü, daha doğrusu din dışı ahlak gelişimini önlemek mi istiyor, ortaçağdaki eski güzel günleri mi arıyor, yoksa Batı devletlerinin siyasi maşalığını mı yapıyor bunları zaman gösterecektir. Ama hiçbirinin de Türkiye'nin menfaatine olmadığı aşikardır.

Ama bu ziyaretten bizim yararımıza olan tek şey, Papa geldi ve mutlu bir biçimde ülkemizden ayrıldı, yani biz güvenli bir ülkeyiz imajını tüm dünyaya göstermiş olmamızdır.

Yazan: serhadyüksel Tarih: December 3, 2006 06:12 PM

Serhat Yuksel'i son iki yazisindan dolayi kutlarim. Cok onemli konulara deginmis.

Fakat mesajlarinda; kendi inanclari ve gorusleri dogrultusunda (subjektif) yazdiklari ile tarihi gercekler (objektif) zaman zaman birbirine karismis. Bu bilgilerle yeni tanisan okuyucular acisindan bunlari belirtelerek soyluyorum, her iki parametrede de yazdiklarinizi begenerek okuyorum.

...devam.

Yazan: Haydar Tarih: December 3, 2006 09:38 PM

Hakaret yarisi ve atatürkçü düsünce sitesi
Selamlar Suat Bey,

atatürkçü düsünce sitesi'ne gittim, gerçekten utanç verici. Bir türk olarak utandim dogrusu.

Size, Mustafa Bey'e hakaret etmeleri çok ayip.
Internette gezen bunca çocuk var, genç var, bayan var. Benim bile midem bulandi kullandiklari dilden. Herhalde ADD üyesi kisiler olmalilar. Kendi aralarinda bile yumruklastiklarina göre...

ALLAH akil fikir versin hepsine.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: December 3, 2006 09:44 PM

Haydar Bey'e benim yazılarıma en büyük ilham kaynağı olduğu ve yapıcı eleştirisi için teşekkür etmek isterim.

Tarihi gerçekler konusunda tam anlamıyla objektif olamadığım için özür dilerim. Bu konuda ki uyarınızı dikkate alarak daha objektif olmaya çalışacağım. Yazılarımı yazarken kendi düşüncelerimi ve inançlarımı ön planda tutarak bir polemiğe girmekten ziyade bu seviyeli tartışma ortamında kendimi geliştirebilmeyi ve Türkiye'nin sorunlarına gerçekçi ve uygulanabilir çözümler bulunmasına katkı sağlamak isterim.

Yazan: serhadyüksel Tarih: December 4, 2006 01:50 AM

Ben de katiliyorum Tunc Bey'in hissiyatina Suat Bey! "Size ve Mustafa Bey"e hakare etmeleri cok ayp. Obur gericiler, irticacilar, entel-liboslar icin yazdiklarinda cok haklilar!

Hassasiyetiniz icin tesekkurler Tunc Bey! Eminim Mustfa ve Suat Beyler'in vasiyetlerinde adiniz gececektir.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 4, 2006 02:14 AM

ADD hakkında
Bence kimseyi oraya yönlendirmeyin bakması için.Onlara rating kazandırıp ödüllendirmiş oluyorsunuz.
Bence muhatap almayın.Bakın Mustafa Bey e muhatap almıyor.
Saygılar

Yazan: salih Tarih: December 4, 2006 09:36 AM

Tunc, Salih Beyler,

Yukrdaki "sitemim" bir mizah denmemesi idi canim. Ciddiye alacak birsey yok. O blogda benim bir suredim mizah ithyacimi fazlasi ile karsiliyor; yillardir bu kadar gulmemistim. Sizlerin aksine ben oranin tik sayisini artirmanin yararli oldugunu dusunuyorum. Hatta kendi blogumdan link bile vermeyi dusundum bir ara. Belki gayemi anlamayanlar olur diye vaz gectim.

Bu blogu kendi blogumda konu etmem onlar uzerindeen bu cagdas-laikci guruh ile onlarin "dusman" ilan ettikleri arasindaki tezati kristal acikligi ile gozler onune sermek idi. Orada ara sira cevap yazmam da bu gayeye matuftur. "Ataturkc Dusunce" adini gorup orayi tiklayanlar da durumu gorup artik kemalizmin fazla "kool" olmadigini gorebilirler belki. Bu olmazsa gene mizah kari devam ediyor. Sizler tahayyul edebiliyormusunuz embesil olmayan birinin oraya girip te "daha Kemalist" olarak cikabilecgini? Mustafa Bey ne yapacagini kendisi bilir. Ben buranin varligindan memnunum. Bir iki tane Colasan, O.Ince, Riza Zelyut ihtyaca yetmiyor; onlarin ogrncileri devreye girmisler.

Ben elinde bos zamani olanlarin sadece orasi degil, Ulusalsol gibi siteleri de ziyaret etmelerini tavsiye ederim.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 4, 2006 04:12 PM

Bekir Ağabey,

Galiba Tunç Bey sizin site hakkındaki yazılanları görmedi. İki yazı okuyup irkildi ve hemen çıktı.

Ama hata ben de. Ben eksik verdim linkleri. Hemen, senin hedefe oturtulduğun yazının linkini veriyorum:

http://ataturkcudusunce.wordpress.com/2006/11/25/dusman-2-bekir-l-yildirim/

Tunç Bey, Ayrıca akyol.org da sitede linki olup da orada hedef tahtasına oturtulan "gelenek" ve "bekiryıldırım" dışında iki site daha var.

İzlenimler ve Derinsular.

Yazan: Suat Öztürk Tarih: December 4, 2006 04:18 PM

Yukardaki yorumumun sonuna bir Kizilderili veya Afrika kokenli sozu ilave etmeyio unutmusum: Balik avlamak istiyorsaniz nehre gitmelisiniz.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 4, 2006 04:25 PM

Gecen haftasonunda alman televizyonlarinda normal yayin sirasindaki alt yazi:

"Anayasayi koruma kurulu baskanindan(anayasa mahkemesi baskani galiba)uyari,"Almanya tarihte simdiye kadar benzeri görülmemis sekilde terör tehdidi altinda,intihar saldirilari bekleniyor!Vatandaslar her türlü tehlikleye hazir olsun!"

Buna ne dersiniz?Papa´nin yaklasimi belli mahfilleri rahatsiz etti herhalde...

Yazan: Mehmet Ali Meydan Tarih: December 5, 2006 12:10 PM

yukarıdaki linki inceledim;yazıklar olsun.
boyle ataturkculuk olmaz,bunlar ataturkcu de olamaz.
uyduruktan bir site oldugu belli.bence kaale almayın.zaten gerekli yorumu orayada yazdım.

Yazan: bercenay Tarih: December 5, 2006 08:48 PM

Sn. Bercenay,

"bolye Atatukculuk olmaz" demissiniz. Katiliyorum. Ama bana bugunlerde "iyi Ataturkcu" gosterebilirmisiniz. O blogdaki yazilar, yorumlarin benzerlerini Colasan, Zelyut, Ince'nin yazilarinda gorebilirsiniz. "Laik olmak adam olmaktir" sozu o blogdaki lumpennlere degil TC Cumhurbaskani'na aitti. O'da alinti yapiyord baglamdan cikrarak. 24 meddede laikligin tanim yoktur diyen pek te laikci, Ataturkcu Yargitay Baskani'na "laiklik o binanin her tuglasinda 10 bin defayazilidir" diyen de bu blogun lumpenleri degil, SEYH-UL MUHARRIRIN, Basin Konseyi Baskani OKTAY EKSIdir. "camilerde sevisme odlari olsun, hem para kazansinlar.." diyen ise gene iki lumpen degil unlu Kemalist, Sumerolog Muzzaez Ilmiye Cig ninedir. Ve kendis bugun ADD, CYDD, laikci-kemalist medyanin goz bebegidir. Bunun gubu binlerce ornek var aydin, seckin Ataturkcu kesim ait? Siz onlra niye kiiyor, niye sasiiyorsunuzki. Bu USTADLARDAN ogreniyorlar yazdiklarini. Fark en fazla usluptur. Siz bana bir iyi Atautrkcu gosterin. Ben onun yazilarindan soylemlerinden bu blogdaki ile ayni zihniyeti temsil eden birkacini secip buraya koyacaim. Artik Ataurkculuk Ataturk'un de taniyamaacag bir hale gelmistir.(resmen nutuk, mektuplari tahrif edilip bugunku poltikalara alet edilmektedir) O'nun tanidigi hali dahi zamani gecmis, uzerinde dusunulmeden, sosyal gerceklikler hesaba katilmadan, fesef zeni olmadan, zamanin poltik sartylarina cevaben alelacle uretilmis ve dayatilmis bir toplum muhendisligi projesidir. Bahsettiginiz blog bunun bir tezahurudur. NTV'y seyredindinleyin muhtemelen en saygin Ataturkcu Entellektuelleden Emre Kongar'i. Ve sol;eyin bana aradaki fark ne? Fasizan kafa, dogmaik Kemalizm, ice kapasniklik savunuculugu, paranoya, Islam dumanligi, elitizm hepsi var. Sadece bahsettiginiz blogda yazanlarin adlarinin basinda Prof. Dr. yazmiyor ve lisanlari da Kongar kadar "entel" degil.

Ben bu blog fayadli buluyorum. Artik KOOL oldugu icin Kemalistim, cgdasim diyen, ortadaki gucluden, modadan yana olmayi ontoloji yapmis kesme giden mesa sudur: Artik kadar kool degil, bu is, passe oldu sekerim. Kurtarilacak taraf kalmadi. Bircok Batilinin da isret ettig gibi "Kemalizm Turkiye'nin demokratiklesmesine engeldir". O derece yozlastirilmis, kotu emellere kalkan yapilmistirki artik orijinal halni kurtamak mukun degildir. Ataurkculuk baz olumlu islevler gormus yararli omrunu tamamlamistir. Iyisi ile kotusu ile yeri tarih kitalaridir. Ataturkcu Dusunce blogu bunun tercilllerinden sadece biridir. Sular yukari akmaz. Bu konuda Engin Ardic'in pespese iki yazisi cikti Aksam'da tavsiy olunur.

Selam, saygi ve muhabbetle

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 6, 2006 11:29 AM

GERCEK ATATURKCULER BASKAMI?

Bahsedilen Ataturkcu Dusunce adli blogdaki yazilar, yorumlar icin bazi arkadaslar, bu Ataturkculukle dalga geciyor; gercek Ataturkculer boyle konusmaz vb. diyorlar. Bence haklilar. Asagidaki alinti Kurucu /yazarlari arsinda Eski Anayasa Mahkemesi Baskani Yekta Gungor Ozden'in bulundugu cok saygin bir Kemlist-ulusalci-solcu yayin olan Turksolu'ndan. Bakin "gercek Ataturkculer" nasil konusumus, ve aradaki farki gorun:


====================================
Karın da ODTÜ’lü müydü?
Yobazın biri devlet makamını eline geçirmiş ve oradan Deniz Gezmiş’e atıp tutuyor.
Deniz’i yakından tanırmış, ODTÜ’de kadınla kandırılmışmış...
İyi de sen nerden biliyorsun be yobaz!
Anan mı, bacın mı, nişanlın mı ODTÜ’de öğrenciydi?
Yoksa siz Milli Görüş’te Anadolu delikanlılarını böyle mi kandırıyorsunuz?
http://www.turksolu.org/121/gundem121.htm

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 7, 2006 05:28 AM

Bekir bey;
herseyin asırısı zararlıdır ve kimseye fayda saglamaz.bu asırı sag olsun veya asırı sol olsun farketmez.
her iki linkteki sitelerde bu asırı uclara ait.
nasıl ki islamiyet adına,din adına bazı cevreler yanlıs yapıyorsa,ataturkculuk adına da bugun yanlıslar yapılıyor,gordugum kadarıyla.

Yazan: bercenay Tarih: December 7, 2006 01:06 PM

Siz bana Ataturkcyuluk, Kemalizm, laiklik adinma :asiri omayan"soylemlerden onekler verirseniz, belki daha iyi anlsilir meraminiz. Ben bu blogdakiler "saygin Kemalistler, laikciler, rejim muhafizlari, seckinler" in soylemlerinden muhteva degil sadece Turkce kullanimi olarak farkli olablecgni soyledim birkac yorumumda. Eger yukrdaki "asirilardan" secm ise CB, e. Colsan, i. Selcuk, D. Som, amiral gemisindekilein hemen hepsi, Kanalturkun hepsi, emekli pasalarin hemen hepsi, YOK'culerin hemen hepsi, Kongar vb de ASIRIDIR. Sadece Turkcde'yi biraz daha iyi kullanirlar. Benim bu blogdan aldigim mesaj budur. HEPSI AYNI! Artik kuul degil, trendy degil, hip degil In degil OUT'tur, lumpenliktir, gericiliktir, pespayeliktir, kurtarilir tarafi kalmmistir. Yeri cop teneklesidir. bu da "asiri" oldu ise "tarih kitaplaridir" diyeyim. Benim universite yillarimda solcului, sosyalistlik IN iken gene Bati ozenticiligi de in idi. Yani "kool" olan solcu soylemi, Bati kulturunu benimsemek idi. Bugun de bircok bagimsiz dusunce kapsitesi zayif gencler ve o kadar genc olmayanlarin Kemalist-ulusalci soylemi benimsemeleri onmun hala IN oldugunu dusunmeleridir. Bence bgunun gibi bloglar artik ortalama zeka, mhakem sahb icin dahi bu isin OUT oldugu mesajini ulastimasidir. Bunda dolayi ben orasinin yaral bir islev gordugu kanaatindeyim.

"defending the indefensible" (mudafa edilemezi mudafa etme) kimse icin kolay is degil Bercenay kardesim. Ugrasan kendi sayginligina zarar verir.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 7, 2006 02:57 PM

Bekir Bey anlatmaya calıstıgım sey su;
ulkemizin buyuk bir cogunlugu muhafazakardır.gerek sag olsun,gerekse sol.
birtakım insanların yaptıkları seyleri genellemeniz yanlıs olur.
mesela ornek olarak verdiginiz "laik olmak adam olmaktır" sozu bir sacmalıktan ibarettir.soyleyen sayın cumhurbaskanımız olsa da.turksolu'ndan link verdiginiz "karın OTDU'lumuydu yazısı bence mide bulandırıcı bir yazı.ancak bunlara bakarak sol budur,laik'lik boyle bir seydir.demek yanlıs olur.
son zamanlarda yanlıs yapılan cok sey var.umarım yattıgı yerde atamızın kemikleri sızlamaz.cunku kendi adına boyle davranılmasını kendiside istemezdi.

benim gorusum su;bu taskın davranıslar,fikren kaybedilen iktidarın son cırpınısları.hedef ulke cıkarı olsa aslında hic bir sorun yok.ama ne yazık ki gecmisin getirdigi bir alıskanlık olsa gerek hep ideolojik cıkarlara saplanıyoruz.

bunların aşılacagını dusunuyorum.guzel ulkem,guzel gunler gorecek.buna emin olabilirsiniz.

Yazan: bercenay Tarih: December 7, 2006 06:49 PM

Asirilik sadece solda degil:
http://www.alparslanturkes.net/

Asiriliklari besleyen sagci ve solcu pek cok site var.Bunlar toplumdaki linc kültürünü besliyor.
Linc kültürünü hangi unsurlarin besledigini görmek isteyenler,sinirleri saglamsa bakabilir.
Yoksa tavsiye etmem.
Saygilar.

Yazan: Mehmet Ali Meydan Tarih: December 7, 2006 06:53 PM

Mehmet Bey,

Bugun artik sag ve sol kelimelerinin diger bircok kavram gibi manalarini kaybettigi bir donemdeyiz. Verdiginiz ornek bunun en bariz orneklerinden. Bahsettiginiz sitenin lisani, fikir seviye ve cizgisi ile Ulusalsol gibi ulusalcilarinkiler arsinda ciddi bir fark yok. Her ikisi de fsist, lumpen, ice kapali, paranoid, seviyesiz ve kultlesmisler. Zaten he iki akmin bir nmarali siyasi opartileri MHP ve CHP son bakanlik dagilimi uzerinde calisiyorlarmis duydugum, kadari ile. Ironiye bakn ki benim ogrencilik yillarimda bnlar brbirnin kanini akitirken "sagci" olanlari biz dindalari, erkek olmamaktan, "karpuz" (icimiz kizim, disimiz yesil imis) kadar bin turlu suclamalar getirirdi. Bugun "millyetci" kesimin en kuvvetli kalemlerinden Altemur Kilic ayni zamanda en kuvvetli Islam dusmani laikcilerdendir. Bazi ifadelerini buralara koydum.

Bu sitede Mustafa Bey'in "laikciligin fasizanlasmasi" konulu bir yazisi ve yorumlari da okumanizi dilerim, bu sag-sol kategorizasyonunun kifayetsizligini sergilemesi acisindan.

Bercenay Bey,

Soylediklerinize cogunlukla katiliyorum. Hele hele "iktidar kaybetme korkusunda olanlarin son cirpinisi" tam durnyi gozunden uran bir ifade. Benim vurgu yamak istedigim iclerinde "curuk emalar" olmadigi, toptan kokmus olmalari bahsettigim guruhun! Fikir, inanios, ahlak, garet ile kazanilmamis, hazir-yiyici, talanci hayditlar tabiati ile, bu mevzilerini korumak istiyorlar. Mevzuu budur.

Selam, saygi ve muhabbetle

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 8, 2006 05:24 AM

Bercenay Bey hakli :
Her türlü görüsün, dinin ve felsefenin baskici rejimler tarafindan suistimal edildigi bir gerçek. Ne yazikki Islâm dini dahi bundan gayri degil. Iran ve Suudi Arabistan da bu duruma en "güzel" örnek.

Fakat Bekir Bey de hakli :
Söyleki : Kemalist arkadaslarin içinde bir tane Atilla Yayla gibi adam var mi? (Dikkatinizi çekerim, "adam" dedim) Yani hem bilgili, hem alçakgönüllü, hem de iyi ögretmen?

Atilla Yayla'nin bir sürü videosunu izledim web üzerinden. Yayla'nin konustugunu duyar duymaz ilk tepkim susmak oldu. "Susayim da bir seyler ögreneyim" dedim. Bilgilerini ve düsüncelerini bu kadar açiklikla anlatabilen kaç kisi taniyorsunuz? Samimi söyleyeyim, ögrencilerini kiskandim. Simdi bu ADAM'a ders vermek yasak. Peki yerine kimi koydular? Var mi Atilla Yayla benzeri bir atatürkçü ?

Her türlü makale, video vb'yi okuyup izleyecegime söz veriyorum. Ama bir sartim var : Slogan degil Atilla Yayla kalitesinde olacak...

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: December 10, 2006 02:23 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)