« Papa’nın ‘Gerçek Amacı’ Ne? | Ana Sayfa | Papa’nın Marksistçe [Yanlış] Analizi »

December 04, 2006

Bir Kaç Not

Geçenlerde bir okur, Kürt sorunu ile ilgili bir yazıma “Kürtlerin hakkını savunduğunuza göre siz de Kürt olmalısınız” gibi bir yorum eklemişti. Kürt değilim, uzaktan-yakından bir alakam da yok, ama bu yorumu önemli buldum. Çünkü, kanımca, Türkiye’de çok yerleşik ama bir o kadar da yanlış olan bir zihniyete işaret ediyor: Ancak kendi “kabilemizden” olan insanların hakkını savunma alışkanlığına. “Kürtlerin hakkını savunduğunuza göre siz de Kürt olmalısınız” diyen kişinin “ben Kürt olmadığıma göre onların hakkı beni ilgilendirmez” diye düşünmesi kaçınılmaz.

Bu “kabileci” bakış, sadece Kürt sorununda değil, ne yazık ki “bizden” saymadığımız hemen herkes için, onların hakkını göz ardı etme sonucunu doğuruyor. Dahası bu haklara belirli ahlaki ilkeler gereği sahip çıkanlar da “gizlice onlardan biri olmak” veya “onlardan para almak”la suçlanabiliyor. Hem kabileci düşünen hem de bunun dışına çıkanlara dair komplo teorileri üreten bir zihin yapısı var kısacası. Türk toplumu bunu aşamaz ise, gerçek bir özgürlük ve demokrasiye kavuşamayacağı gibi, sahip olduğu inançların özündeki ahlaki ilkelere de aykırı hareket etmiş olur.

Türkiye’de dini özgürlükleri sadece Sünni Müslümanlar için değil, Aleviler, Şiiler, Hıristiyanlar ve diğer azınlıklar için de istemek, yine aynı ahlaki ilkelerin bir gereği. Bu meseleye bu yüzden önem veriyorum. Voice of America radyosunun geçtiğimiz günlerde bu konuda benimle yaptığı (İngilizce) söyleşiyi, ilgilenenlere tavsiye ederim.

Söz İngilizce çalışmalardan açılmışken, son günlerde İngilizce siteme eklenen bir dizi Papa gezisi analizini ve özellikle de de Papa’ya yönelik “açık mektubu” da tavsiye edeyim. Bir de iki koyu İslam düşmanının da katıldığı “Papa ve İslam” başlıklı sempozyumu... Yorum ve eleştiriler için, şimdiden teşekkürler.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: December 4, 2006 01:45 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Gene alacaginiz olsun Mustafa Bey. Ben de bir haftadir Papa hakkinda yazdigim, silip dort degisik versiyonun yazdigim en az bir yazinin "Papaya Acik Mektup" baslii altinda sunmaya karar kilmis idim (papa degismeden cikaririm Insha_Allah) Simdi sizinkin okumayacagim esinlenmeme icin. Ama tahmin ediyorum ortak bircok ogeler olacak. Saniyorum ziyaret Bati'daki yeminli Islam dusmanlari haric herkes icin iyi ldu. En buyuk kari eger papayi onuargilarini, bilgilerini sorgulayip, asil dumanin Islam degil sizin de epeydir bahsettiginiz ve Papa'nin kardnal olrak uzerine vurgu aptigi "ahlaki izafiyet" ve dogurdugu ahklaki cokuntu halidir. Simdi Bati'da "teririzmin kok nedenlerini sorgulama" y yasak eden kultur acaba Papa'nin boyle bir uyanis pozisyonu almasina ne diyecek? Iste o zaman gorecegiz Bati'da "merkezin" Vatikan'mi New Yorkmu oldugunu.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 4, 2006 03:24 PM

Ne güzel.Adım adım.Sona doğru mu?Hayır geriye baktığınızda aldığınız yolu görmek?Sonuçta daha ne kadar yol alacağınızın ne önemi var geldiğim yol bile bir başarıdır diyebilmek.Şükretmek ama kibirlenmemek,tevbe edenleri de bu yola alabilmek hatta tevbe etme niyeti olanları da bu yolda görmeyi arzulamak.İşte yol bu.Akyol bize farklı düşünmeyi,sabırlı olmayı,beyefendi olmayı,asabi olmamayı,okumayı ve görebilmeyi kendisi bu yolda yürürken gösteriyor.
Şu üstte ki yazınızı okurken aklıma ADD ciler geldi.Onların tepkisi bana cahille alimin atışmasını hatırlattı.Sonra da aklımdan yıkarda yazdıklarım geçti ve yazdım.İyi ki varsınız.
Saygılar

Yazan: salih Tarih: December 4, 2006 03:50 PM

Aynen katılıyorum.

Yazan: ilhan Tarih: December 4, 2006 04:33 PM

Mustafa Bey, Zeyno Baran'ın makalesi ile ilgili sizden bir değerlendirme bekliyoruz.
Saygılarımla...

Yazan: e-mine Tarih: December 4, 2006 04:54 PM

Mustafa Beye katılıyorum.

haksızlık kime karşı yaplırsa yapılsın mazlumun yanında olmak gerekir.

Türkiye'yi parçalayıp yutmak isteyenler gap bölgesine göz dikmişken bizim orda yaşayan çoğunluğu teşkil eden kürt kardeşlerimize herzamankinden fazla sahip çıkmamız gerekir.topraklarımız malesef yabancı sermayenin yatırımı adı altında elden çıkıyor.

bunların acısı beş on yıl sonra çıkar.hiç ihtiyaç yokken açılan kiliselerle halk hristiyanlaştırılmaya çalışılırken biryandan da marksist komünist pkk'nın kıskacı altına alınmış bir bölge.burda halkın islamla olan rabıtasının güçlendirilmesi gerekir.doğulusu batılısı hep beraber bu cumhuriyeti kurduk.kürt kardeşlerimizde kurucu bir unsurdur.bunun altını daha kalın çizmeliyiz.

1555 yıllık itikadi ayrılıkları katolik ve ortodokslar yok sayıp birleşirken biz müslüman kardeşlerimizle aynı topraklarda birlik duygusu içinde yaşayamıyacak mıyız?

Vatikan AB konusunda Türkiye'ye destek sözü vermediklerini açıklamış papanın dönüşünden sonra.
bizde aman ne güzel papa bizi sevdi,aslında cici adammış havalarına girdik.

tarihinde hiç ekümenik olmamış bir patrikhane bizden ekümenlik istiyor.önce siz şu kin kapısını açın demezler mi?bunlar gözümüze baka baka Bizansı hortlatıyorlar.Mustafa Kemal bu patrikhaneye şer yuvası derken bir bildiği vardı herhalde.

bu batı kompleksimiz AB hayranlığımız yüzünden yarın azınlık durumuna düşersek hiç şaşırmayalım.

saygılar.

Yazan: deniz Tarih: December 4, 2006 04:58 PM

Bu haritada bugun 40 kusur millet vardir…
http://www.osmanli700.gen.tr/padisahlar/12harita.html
Osmanli bu haritayi bir araya getirirken Anadolu Selcuklu Turk beyleri ile savasmak dahil hemen her karisi icin savasmistir.
Bu 40 kusur millet ayrilirkende hemen herbirisi ile savasmistir... biri haric.
Kurtler ayrilmamaya karar vermistir. Hala da oyledir.
***
Neden ayrilmamistir?
Daha iyi anlamak icin o gunleri anlamak gerekli.
Cografi nedenlerden dolayi 900 sene boyunca Anadoludaki Turklere en yakin halk Kurtler Araplar Rumlar ve Ermenilerdi. Rum ve Ermenilerle birey/aile/kultur/din olarak kaynasmasinin biraz zor oldugu asikar. Hernekadar Araplarla karismis olsa dahi, Araplar Atlas Okyanusundan Umman a, Suriyeden Sudan a kadar olan cok cok buyuk bir cografyaya yayilmis bir milletti ve birey/aile/kultur etkilesimi sadece bolgesel oluyordu.
Kurtler icin ise farkli bir durum vardi. Lisan engeli asildigi andan itibaren, birey/aile ve kutur kaynasimi cok kolay oluyordu. Cografi olarak da bu kaynasima uygun mesafadeydi.
...Ve oylede oldu, Kurtler Osmanli zamani Konya, Istanbul, Bursa gibi sehirlere akin ederken, Turklerde Kerkuk, Musul, Erbil gibi Kurt sehirlerinde buyuk cemaatler olusturuyordu. Pek cogu bu surecte karisip ana mecraya katilmissa da bir kisim o yorelerdeki kimligini devam ettirmistir.
***
Osmanli devletinde her millet kendi dilinde okuyup, yazip, calip, oynamistir. Bir Sirp Osmanlica (yada Turkce) ogrenmeye, yazmaya zorlanmamistir. Bir Arap ta zorlanmamistir, bir Ermenide, bir Rumda... ve Kurtlerde kendi lisanlarinda okuyup, yazip, guluyor, oynuyordu.
***
1920 civarinda Mustafa Kemal Kurt ileri gelenleri ile gorusup desteklerini aldiginda da degisen birsey yoktu.
Fakat 1924 teki hesaplara gore bu yaklasim tek tarafli degisti ve bugun hala bunun icinden cikmaya calisiyoruz.
***
***
1924 teki durum neydi…
Sumerbank, Etibank vs diye birseyler vardir.
Bunlar 1923 den sonra kurulan bankalardan bazilaridir ve bu isimleri koymaktan amac yeni kurulmus olan devletin tarihini kurumlarina yansitmakti.
Fakat gelin gorunki Ataturk'un vefatindan sonra ne Sumerlerin nede Etilerin Turklerin tarihinde hemen hemen hic bir rollerinin olmadigi anlasilmistir.
Bu cok ilginctir ve bize dayatilan "resmi tarih"in aksakliklarini net bir sekilde gosteriyor.
Yani 1923-1938 tarihleri arasinda "tarihimiz" dedigimiz zaman bildiklerimizi anlatiyor. Cunku o zamana kadar yeni Turkiye Cumhuriyetinin halefi olarak bilinen tek devlet Osmanli idi ve Selcuklularin varligi ise yeni yeni ogreniliyordu. Ataturk'un Uygurlardan, Gokturklerden, Gaznelilerden vs den haberi bile yoktu.
Bu nedenle Ataturk'un icinde bulundugu dunyayi anlamak ve yigidin hakkinin o gunun sartlarini degerlendirdikten sonra vermek gerekir.
Turklerin tarihini dahi teknik nedenlerle bilemeyen Ataturk'ten, Kurtlerin tarihini bilmesini istemek dogru olmaz. Bazi Kurt arkadaslarin bunu bildikten sonra kritikllerini ona gore yapmasini tavsiye ederim. Ataturk bugun bizim bildiklerimizi bilseydi mutlaka farkli bir care bulurdu. Onca ozveri, sehit ve izdirapla kurdugu eserinin 50-60 sene sonra kan revan icerisinde olacagini dusunerek hesaplarini yapmadi. Eksiklik ve hata daha sonra gelenlerdedir.
Sonucta; Ataturk'un Kapikuleden Semdinliye kadar olan cografyadaki tum insanlarin tek bir kimlik altinda birarada yasamasindaki maksadi KOTU AMACLARLA yapilmis seyler degildi.
***
Vefatindan sonra Ataturk'u anlamak yerine onu ezberle takip edenlerede, ona saldiranlarada tavsiyem bugunku Afganistan'a bakmalaridir. Afganistan 1920 lerdede 1990 lardada ayni fotografin icinde kalmis bir toplumdur.
1920 lerin Turkiyesinin tamamina yakin yeri Kandahar'dan, Herat'tan farkli yerler degildi, Ankara'nin goruntusu Kabil'den pek iyi degildi.
Fakat Antalyanin, Denizlinin, Kayserinin 1920 lerdeki fotografi ile bugunku fotografi cok farklidir.
Bu fark bizim Ataturk gibi bir lidere sahip olmamizdan kaynaklaniyor.
Hakkaride, Sirnakta, Bitliste hala Afganistan'a benzer fotograflar cekilebiliyorsa, bu Ataturk'u anlamayip onun Cankayasina yerlesenlerin, onun uniformasini giyenlerin, onun kurdugu mecliste oturanlarin sorunudur

Yazan: Haydar Tarih: December 4, 2006 07:13 PM

Sagolun. Ben de ayni seyleri cok duydum. Beni kurt oldugumu iddia ettiler, kurtler hakkinda ki haksizlik uzerinde konusunca. Mesela, Kurt musiginin yasak olmasi bir ara. Hristiyan oldugumu soylediler eger bati kulturunu anlayip, okuyup, hoslanmaktan dolayi, ve musevi oldugumu soylediler ben Israil deki masum insanlari savununca filistinli “Suicide Bombers” a karsi.


Bana sonun da, Seytan oldugumu soylediler, eger Sharia Law hakkinda ters konusmalar yapinca veya insanlari taslamakla oldurme aleyhinde konusunca. Bunlar bana pek dokunmazdi. Cunku, ben ne oldugumu biliyorum.


Gosterdiginiz insanlik icin cok tesekkurler. Dininiz, bence daha saglam gozukur boyle inanclarinizla. Zayif degil. Iste bir bu nokta yi anlasalar !


Saygilar,
Celal

Yazan: Celal Brown Tarih: December 5, 2006 08:34 AM

türkiyenin dinozorlasmis kafalarinda bu modadir,kürdü savunursan kürtcü yada daha iyisi pkk lisin,ama adalet anlayisini evrensel bir sekilde uygulayan biri olamazsin

islami savunursan arabcisin,yada detone tabiriyle yesil-komunist,ama asla allahin size görev bictigi kulluk bilincinde bi müslüman olamazsin

kemalizmi elestiriyorsan hem yobaz hem bölücü hem gerici hem o hem bu,hepsi birdensin,yani öyle yada böyle vatan hainisin cünkü kemalizm TC nin kurucusu mustafa kemal beyin ideolojiside ondan

bu liste daha cok uzar,böyle düsünen kesim türkiyenin kanatimce kendisini hic gelistirmemis ve bundan sonrada sor gelistircek kesimidir,cünkü insan ne görüse sahib olursa olsun,zulmun yada haksizligin adresini sormamali,sevmedigine karsi dahi yapilsa,durun yapmayin zulumdur diyebilmeli,bu erdemi yakaladiginiz an toplum kalitesini arttirmistir ve toplumun kalitesi devletede,dünyayada yansir,hadi bakalim,kürdü savunmayi kürt olmakla esgörenler biraz adil olun yada nasil olunacagini soru anlatalim...sizlerin sosyallesmeye ihtiyaci var,yardim ederiz söz:)

Yazan: metin Tarih: December 5, 2006 12:26 PM

Merhaba,
Bu güzel yazıdan ötürü Sayın Akyol'u tebrik ediyorum.
Sitedeki yazıları ve yorumları uzun zamandır takip ediyorum. Bence bu yazı sitenin kalbi niteliğini yüklenmiş. Bir özet gibi...
Bir topluma sahip çıkmak, değerlerini anlamak için illaki o toplumun bir bireyi olmak gerekmez. bunun için İNSAN olmak yeterlidir. Üstelik bu toplum Kürtler ise bunun önemi daha bir fazla olur. Bu bizim üzerimize tarihi ve insani bir vazifedir.
Sayın Deniz'in belirttiği gibi Kürtler bizim kardeşimizdir. Tabi bunu kavramak için sosyalleşmeyi tamamlamak ve tarihi bir şuura ihtiyaç vardır.
Diğer yandan üniter devletin getirdiği bir anlayışla düşünmek bizi kaçınılmaz hatalara sürükleyecektir. "öteki" kavramını şekillendirip meşrulaştırdığımız zihniyetimiz "cemaatçi", "kabileci", "bizci" gibi sınırların içinde kalarak görüş açısını daraltacaktır. Kürt meselesinin büyük bir kaynağı da bu yaklaşımlardır.
Öte yandan Sayın Akyol'un bu samimi çabalarını siyasi ve ya şahsi bir menfaate bağlamak da çok insafsız bir yaklaşımdır. Kabileciliği kıramayan bir toplumda bu şekilde sosyal marjini kırmış ve objektifliği yakalamış bir düşünürün illaki menfi bir "bizcilik" içinde bulunduğunu düşünmek aslından düşüncenin kaynağındaki kalıpta yatmaktadır.
Sayın Akyol'un çabalarını takdirle karşılıyor ve gönülden destekliyorum.
Selem ve muhabbetle, vesselam.

Yazan: Talha CAN Tarih: December 5, 2006 09:07 PM

Mustafa Bey,

Kürtleri savunmak için kürt olmak gerekiyorsa basini örtmek isteyen hanimlari savunmak için ne yapmak gerekiyor? Sizi bilmem ama sakalim yüzünden türban bende biraz tuhaf durabilir :-)

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: December 5, 2006 09:31 PM

kim olursa olsun zalime karşı kim olursa olsun mazlumdan yana olmak işte bütün mesele bu.

Yazan: mikail Tarih: December 6, 2006 02:04 PM

İki yüz yıllık idealimiz olan Avrupa ulus-devlet sisteminin bir kıta-devlet sistemine doğru evrilmeye yüz tuttuğu günümüzde, Kürt yurttaşlarımızla hâlâ dar ulus söylemiyle konuşmaya devam mı edeceğiz? Bu yurttaşlarımızla yarım saatlik mesafede oturan ve aralarında ailevi akrabalık ilişkilerinin devam ettiği Kuzey Iraklı Kürtlerle hâlâ Brüksel veya Washington üzerinden mi konuşacağız?

Yazan: Talha CAN Tarih: December 11, 2006 05:07 PM

"..Cunku o zamana kadar yeni Turkiye Cumhuriyetinin halefi olarak bilinen tek devlet Osmanli idi ve Selcuklularin varligi ise yeni yeni ogreniliyordu. Ataturk'un Uygurlardan, Gokturklerden, Gaznelilerden vs den haberi bile yoktu.
Bu nedenle Ataturk'un icinde bulundugu dunyayi anlamak ve yigidin hakkinin o gunun sartlarini degerlendirdikten sonra vermek gerekir.
Turklerin tarihini dahi teknik nedenlerle bilemeyen Ataturk'ten, Kurtlerin tarihini bilmesini istemek dogru olmaz. Bazi Kurt arkadaslarin bunu bildikten sonra kritikllerini ona gore yapmasini tavsiye ederim. Ataturk bugun bizim bildiklerimizi bilseydi mutlaka farkli bir care bulurdu. Onca ozveri, sehit ve izdirapla kurdugu eserinin 50-60 sene sonra kan revan icerisinde olacagini dusunerek hesaplarini yapmadi. Eksiklik ve hata daha sonra gelenlerdedir.
Sonucta; Ataturk'un Kapikuleden Semdinliye kadar olan cografyadaki tum insanlarin tek bir kimlik altinda birarada yasamasindaki maksadi KOTU AMACLARLA yapilmis seyler degildi."


Resmi tarih eleştirisi yaparken,"kurgucu" batı merkezli tarih önermesi yapmayı çözüme katkı olarak görmüyorum.Bu arkadaş ikisi arasındaki farkı iyi görsün ya da baksın!..Hele Atatürk'ün Osmanlı'dan geriye Türk tarihini bilmediğine dair yazdıklarını önyargı ve kötü niyetlilik mi "cahillik"mi? olması gerektiği konusunda "cehalet" olarak nitelemeyi yazışma etiğine daha uygun buluyorum.Sorun Batı kavram anlamsalığı ile bakmak dayatması veyahut Bunları Doğu ve Türk Genel tarihindeki mecralarına uydun kavramlarla düşünerek izah etme sorunudur.Saygı ve Esenlikle..

Yazan: Kutlu Ayyüce Tarih: December 12, 2006 12:42 PM

sayin mustafa bey
kürt oldugunuzu saniyorum demistim..gercegi söylüyceksem yazilarinizda kürt tarihinden bahsederken bu izlenimi veriyor.yazimda ama bunu kürtleri asaglamak yada öyle türklügü övmek icin yapmadim..sadece yazimdada bahsetigim gibi bir ulusu överken öbürünü canim islamdan önce pek medeni degillerdi deyip tabiri caizse amacin üzüm yemekten cok bagciyi dövmeye dogru kaydigini belirttim..kürt sorunlari ile ilgili yazarken belki istemedende olsa biraz yazinizin bu yöne kaydigini belirttim..onun disinda herhangi bir türk her hangi bir kürtten daha degerli degildir. yazimin tamamini buraya yapistiriyorum kürtleri dediginiz gibi benden degilse onlarin hakki beni ilgilendirmez diye gibi bir iddiam olup olmadigina okuyucular karar versin..

"Sözkonusu "Türkler İslam'dan once çok medeniydi" argümanına "masal" demek bile belki hafif kaçıyor; doğrudan "uydurma" demek daha isabetli olabilir. Çünkü, apaçık tarihsel bir gerçektir ki, Türklerin İslam öncesinde kayda değer bir medeniyeti yoktur. İslam öncesi dönemde bir "Türk sanatı", "Türk mimarisi", "Türk bilimi"nden söz edilemez. Orhun Anıtları haricinde, kayda değer bir "Türk ebediyatı" da yoktur. Olamaz da zaten. Çünkü İslam öncesi Türkler göçebe bir kavimdir ve göçebelerin "medeni" (yani şehirli) bir kültürü olmaz."demissiniz..
buradaki ince alayci tutmunuzdan belki bazi kisilerin sezimleyemiyecgi bir uslübunuzdan aslinda türklerin okadar övünmemesi gerekir özetini cikarmak mümkün.
buna peki diyelim ama zaten türklerin islamiyeti kabul etmeden önceki dönemlerinde dunyada muhtesem eserlerin yapildigi ,muhtesem mühendislik eserlerinin oldugu bir dönemmidir ki türklerden bunu bekliyorsunuz?tam olarak bilmesemde kürt kökenli oldugunuzu tahmin ediyorum yazilarinizdan cünkü kürtlük üzerine 5-6 yazi yazmissiniz ve su cilgin kürtler gibi kürtleri gururlandirici yazi yazmayida ihmal etmemissiniz..
yani sadece siz türkler övünmeyiniz canim kürtlerde var arada demek icin..aslinda kismen haklisiniz bu konuda bu inkar edilemez..ama benim asil dikkatimi ceken türklügü bir sekilde asaga cekmek yada siz türkler kadar bizde bu ülkeyi kontol ediyoruza getirmek,bireysel olarak bakildigina her kürt bir türk kadar hakka sahip olmalidir.buna egitim hakkida dahildir..yani okullarda kürtcenin secmeli ders olarak okutulmasini kast ediyorum..
kürtlerin cogu kendilerine baski yapildigindan söz etmektedirler.özelikle doguda yasamini devamettiren kürtlerin icin zamanla olaganüstü hal vb uygulmalar rahatsiz edicidir ve kabul edilemez..yada devletin altyapiyi oraya yeterince tasiyamamistir,bunlar önemli problemlerdir....bunun gibi realiteeler vardir..ben bulgaristan dogumlu bir türk oldugum icin ayni durumlari ordaki türkler icinde söyleyebilirim yani belki birkac yillik isim degisimi olaylari(84-89) disinda olagan hal ve uygulamalr olmamistir..ama bununla birlikte türk sehirlerinin sokaklarina bile türkce konusunca para cezasinin verildigi dönemler olmustur..bu türkiyede kürtlere yapilmismidir? 89 öncesi bulgaristanda bir türk cumhurbaskani oldugunu rüyanda görseniz ne her hangi bir türknede bir bulgar bunu ciddiye alip gülmez bile..bu dönemi birakiniz günümüz bulgaristaninda bile bu hayaldir ve olmasi imkansizdir..dogru halen cogunlugunu türklerin olusturdugu hak ve özgürlükler partisi hükümet ortagidir ve parlementoda 36 millet vekili ile temsil edilmektedir..ama bulgaristanda pek cok bulgar buna tahammül edememektedir..ataka isiimli bir fasist(hitlerle ayni cizgide)hükümet olmalari halinde türklerin tekrar türk isimlerini geri almaktan ve bulgar ismi vermekten konusabilmektedir..ve bu zat bir ay önceki cumhurbaskanlgi seciminde %25 oy almistir..bildiginiz gibi bulgaristan 1 aysonra ab ye tam üye olucaktir..bugün bulgaristandaki türkler secmeli ders olarak hafatda 4 saat türkce alabilmektedirler 15 kisinin imzasi olusmasi halinde..ve henüz bir türk tv si yoktur,devlet kanali günde sadec 10 dakika türkce yayin yapmaktadir..
burda anlatmaya calistigim sey dünyanin hic bir bölgesinde azinliklara cogunlugun sahip oldugu haklar verilmez.(kesinlikle bireysel haklari kastetmiyorum)ana dili ve özerklikle ilgili haklari ve cogunluk kadar ülke yönetiminde hak sahibi olmayi kastediyorum..
yani ayrilikci yada federalist yapi ile ülke yönetiminde %50 paysahibi olmayi düsünen kürt milliyetciler icin söylüyorum...BU BIR HAYALDIR..bununla birlikte kürtlerin birysel her hakka sahip olmasini savunuyorum..zaten ülkemizde ezici cogunlukla türkler arasinda ,kürt düsmanligi yoktur olsaydi ne rahmetli ismet inönü nede turgut özal cumhurbaskani olabilir ve niceleri meclise girebilirdi..
sonuc olarak at,islamla ilgili yorumlarinizdan dolayi sizi tebrik ederim fakat kürtlük ve kürtler üzerine bazi yazilarinizda üzüm yerken bagciyi dövdügünüz zamanlar olmustur ,belki istemeden yada farkina varmadanama her millet kendi etnik kökeniyle gurur duymalidir ve her millet aslinda siz islamdan önce iyi bir kültürünüz yoktur gibi bir yakistirmaya muhatap olmak istemez bilgilerinize sunarim..."

konuyla ilgili ikinci yazimda sudur:
sayin blue arkadas ben zaten kürt sorunuyla ilgili farkli düsünüyorum..benim ayni evi paylastigim kürt arkadaslarim olmustur..ve halen danimarkada yasamaktayim,burada milliyetcilik insana kürt -türk olarak bakmamayi sadece milli maclarda hangi takimi desteklediginizle ilgilidir..o yüzden ben kürtlere her hangi bir gözle bakmiyorum onlardan biri benim icin soydas oldugumsizden yada baska bir türkten daha degersiz degildir..ben karsimdakine insan olarak bakarim karekterine göre deger bicerim,bu zaten evrupada yasamak icin temel kriterdir..bununla birlikte benim anlatmaya calistigim sey hic bir ülkede azinliklar cogunlik kadar ülke yönetiminde hak sahibi olamazlar..bu bir realitedir..o yüzden bazi kürt milliyetciler efendim federatif düzen kuralim fifty-fifty yönetelim gibi iddialari sadece hayaldir..biz bulgaristanda cikip fifty-fifty dersek ne olucagini sizde benim kadar bilirsiniz..
saygilarimla"

sizce bu yazilari okuyup yukarida benim icin yaptiginiz yoruma ulasmak dogrumudur?

dogruyu söylüyceksem elestiriye pek acik olmadiginizi düsünüyorum..ve yazdiklarimi okumadan belki sitenizde yardimcilarinizin fikriyle bu yaziyi yazmis olmalisiniz diye düsünüyorum...

yoksa bu sonuca yazimi okuyup nasil vardiginizi anlayamiyorum."Bu “kabileci” bakış, sadece Kürt sorununda değil, ne yazık ki “bizden” saymadığımız hemen herkes için, onların hakkını göz ardı etme sonucunu doğuruyor. Dahası bu haklara belirli ahlaki ilkeler gereği sahip çıkanlar da “gizlice onlardan biri olmak” veya “onlardan para almak”la suçlanabiliyor. Hem kabileci düşünen hem de bunun dışına çıkanlara dair komplo teorileri üreten bir zihin yapısı var kısacası. Türk toplumu bunu aşamaz ise, gerçek bir özgürlük ve demokrasiye kavuşamayacağı gibi, sahip olduğu inançların özündeki ahlaki ilkelere de aykırı hareket etmiş olur"ben gercekten bu noktaya nasil ulastiginizi merak ediyorum..."

yoksa insan haklari,türklük,kürtlük vs hakkinda en az sizin kadar duyarli oldugumu ben biliyorum ve bu benim icin yeterli...


................

MUSTAFA AKYOL'UN NOTU:

SAYIN MUZZI, BENİM NİYETİM SİZİ ELEŞTİRMEK DEĞİLDİ. SİZİN YORUMUNUZDAN YOLA ÇIKARAK ÇOK KARŞILAŞTIĞIM BİR ZİHNİYETİ ELEŞTİRDİM. O ZİHNİYETTE DEĞİLSENİZ, Kİ ÖYLE OLMADIĞINIZI İFADE EDİYORSUNUZ, SORUN YOK.

TÜRKLERİN İSLAM ÖNCESİ YÜKSEK BİR KÜLTÜRÜ OLMAMASINI BELİRTMEK, BİR KÖTÜLEME, AŞAĞILAMA VS. DEĞİL DURUM TESPİTİDİR. KÜRTLERİN DE YOKTUR ZATEN. BUNU KİTABIMDA ANLATMIŞTIM, BAKABİLİRSİNİZ.

SAYGILAR,

MUSTAFA AKYOL

Yazan: muzzi Tarih: December 13, 2006 08:30 PM

sayin Akyol
beni elestirmek istemediginizi belirtmissiniz,tesekkür ederim ama ben elestirilmekten cekinmiyorum,sadece dogru tespit yapmanizi dilerdim.."SİZİN YORUMUNUZDAN YOLA ÇIKARAK ÇOK KARŞILAŞTIĞIM BİR ZİHNİYETİ ELEŞTİRDİM."denmesi beni daha cok rencide eder,cünkü ben yukaridki yazilarimda böyle bir zihniyette yorum yazdigima inanmiyorum..
benim yukardaki yorumlarimla sizin bahsetiginiz zihniyet tamammen farkli durumdur..
ama sonuc olarak ortada bir yanlis anlasilma olduguna inaniyorum hem benim acimdan hemde sizin yorumlariniz acisindan kürt oldugunuzla ilgili yanlis tespit yaptigim icin(kürt olmak kötü degil tabiki ama yanlis tespit icin) özür dilerim..

"TÜRKLERİN İSLAM ÖNCESİ YÜKSEK BİR KÜLTÜRÜ OLMAMASINI BELİRTMEK, BİR KÖTÜLEME, AŞAĞILAMA VS. DEĞİL DURUM TESPİTİDİR. KÜRTLERİN DE YOKTUR ZATEN. BUNU KİTABIMDA ANLATMIŞTIM, BAKABİLİRSİNİZ"..dediginiz kismen dogrudur yani türklerin yada kürtlerin o dönemde muhtesem bir medeniyetleri yoktur,en azindan kitaplarda bulabildigimize göre öyledir..ama ben bir genelleme yapilmasina karsiyim bu konuda..babaniz sayin Taha Akyol `un 12/12/2006 milliyet gazetesi yazisindaki su tespiti cok begendim ve burayi koymayi uygun buldum :-)
"Tekil olguları gözden kaçıran bütün aşırı genellemeler gibi, bu aşırı genelleme de yanlıştır!"

sonuc olarak her dönemin ve milletin kendi yasadiklari döneme göre özel bir kültürleri vardir.eger medeni olmayi göcebe olmama yada yerlesik hayata gecmeme gibi bir genelleme yaparsak dogru olmaz diye düsünüyorum..nasilki günümüzde hindistanin bazi bölgelerinde insan ölülerin etini yiyen kisiler(national geograpic in birkc yil önceki sayisinda uzunca yazildi) yasiyorsa belki bizim kültürümüze göre normal birsey degil ama onlar kötüdür gibi bir yoruma varmakta dogru degildir düsünüyorum iyi yada kötü bu onlarin kültürü..ayni sekilde islam öncesi kürtlerden ve türklerden medeni degildirler gibi tespit yapmanin dogru olmadigi inancindaayim..biz olaylara 21.yy bakis acisiyla bakmamaliyiz..özet olarak bir kültüre yada millite medeni degillerdi vs gibi etiket yapistirmanin dogru olmadigina inaniyorum.bu millet ister kürt olsun ister alman istersede kürt olsun,kültürlerle ilgili genelleme yapilmasi bana göre yanlistir..basarilarinizin devamini dilerim...

herkeze saygilar ..


Yazan: muzzi Tarih: December 14, 2006 02:28 PM

PKK NIN TUZAGINA DUSMEYELIM

Türkiye’de yaşanan terör olayları, binlerce masum insanın ölümüne ve yaralanmasına, milyonlarca ailenin perişan olmasına, 100 milyar doların üzerinde maddi kayba neden olmuştur.

Dikkatinizi çekmiştir, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde terörist saldırılar ve bölge halkını provoke etmeye yönelik şiddet eylemleri zaman zaman tırmanmaktadır. Türkiye, tekrar terör batağına çekilmek istenmektedir. Burada kamuoyunun dikkatini başka bir yöne çekmekte yarar görüyorum. Türkiye; doğuda terör tehdidi, batıda ise Yunanistan, Kıbrıs, adalar sorunuyla savaş tehdidi altında bırakılarak, hep köşeye sıkıştırılmak istenmiştir. Burada asıl amaç, Türkiye’nin ekonomik yönden zayıflatılması, uluslararası siyasi alanda zor duruma düşürülmesi ve savaş tehdidi altında kalan ülkenin savunma harcamaları yüksek tutularak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çağın gereklerine göre modernize edilerek küçültülmesine mani olunması çabaları yatmaktadır.

Konuyu biraz daha açacak olursak, dünyada enerjinin önemi, sanayi ve teknolojinin gelişmesiyle her geçen gün daha da artmaktadır. Yakın geçmişte yaşanan Irak Savaşı dahil savaşların çoğu, ülkelerin ekonomik ve siyasi yönden daha güçlü olması için gözlerini dünya enerji rezervlerine dikmelerinden kaynaklanmıştır. Ülkeler, dünya enerji kaynaklarının kontrolünü ne kadar çok ellerinde tutarlarsa, hem kendi ekonomilerini, hem de diğer ülkelere karşı her yönden üstünlük sağlayacaklarını çok iyi bilmektedirler. Bu nedenle günümüzdeki ve gelecekteki savaşlara “enerji savaşları” adını verebiliriz. Günümüz savaşlarında, medyayı kullanma, psikolojik yıpratma, ekonomik baskı ve akla gelebilecek tüm taktikler kullanılmaktadır.

Günümüzde düzenli orduları yenmek için, artık savaş meydanları kullanılmamaktadır. Ülkelerin sosyo ekonomik ve sosyo kültürel yapıları çok iyi analiz edilerek, halkın etki altına alınması, ordu yöneticilerinin bir şekilde ikna edilmesi ve yıpratılması artık revaçtadır. Ancak bütün bunlara rağmen, birlikte yaşama iradesi gösterebilen halk direnişine karşı etkili bir yöntem henüz bulunamamıştır.

Yakın bir gelecekte dünya petrol rezervlerinin tükeneceği bilinmektedir. Günümüzde petrol için yapılan savaşlar, önümüzdeki dönemde başka enerji kaynakları için yapılacaktır. Gelecekte muhtemel enerji kaynaklarından biri de “bor” madenidir. Dünya bor rezervlerinin yüzde 70’ine sahip olan Türkiye’nin gelecekteki önemi daha da artacaktır. Almanya’da bor ile çalışan arabanın yapıldığını kamuoyuna yansımıştır. Ayrıca, bor madeninin bir çok değerli ürünün üretiminde kullanıldığı da bilinmekte.

Bunun yanı sıra, Türkiye’nin tatlı su kaynaklarından tutun da diğer madenlerine kadar çok büyük bir zenginliğe sahip olduğu çok iyi bilinmektedir. Yakın bir gelecekte Türkiye’nin, gerek elinde bulundurduğu bu değerler, gerekse Avrupa’nın Ortadoğu’ya açılan kapısı olması nedeniyle jeopolitik-jeostratejik konumu nedeniyle ön plana çıkacağı ve önemin daha da artacağı ortadadır.

Bütün bu saptamalar ışığında, bugün Türkiye üzerine oynanan oyunların hepsinin gelecekteki enerji savaşlarının bir parçası olduğu açıkça görülmektedir. Karanlık güçlerin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde tırmandırmak istedikleri terör oyununa ve ülke genelinde etnik milliyetçilik temelinde körüklenmek istenen çatışmalara karşı, başta ülke yöneticileri olmak üzere, siyasi parti temsilcilerinin ve tüm vatandaşların uyanık olması gerekiyor. Kürt kökenli vatandaşlar olmak üzere, bu ülkede birlikte yaşama iradesi gösterebilen ve demokrasiye inanan herkesin, taşeron olarak kullanılan PKK’nın şiddet tuzağına karşı bilinçli hareket etmesi ve terör oyununa gelmemelidir.

Avrupa Birliği’ne girme yolunda atılan somut adımların sonuna kadar arkasında olunmalı, gelecekte dünya ülkeleri arasında birlik ve bloklaşmanın daha da yaygınlaşacağı ve Türkiye’yi yanına alan ülkelerin gelecekte enerji avantajını da kullanmak isteyecekleri gerçeği gözlerden kaçırılmamalıdır.

Haklı terör yoktur, olamaz. Terör, bir silahlı propaganda yöntemidir ve insanlık suçudur. Terör örgütleri, bu yöntemi, önce halkı korkutmak, sindirmek, otorite kurmak, devlet otoritesine alternatif oluşturmak ve sonra da “dava”ları desteğe dönüştürmek ve süreci siyasallaştırmak için kullanırlar. PKK’nın izlediği yol da bu yoldur. Halk arasında destek bulamayan terör örgütleri yaşayamaz. Bu nedenle halkın tutumu, belirleyici derecede önemlidir. Halkın teröre karşı durması, terör örgütüne gönüllü, gönülsüz destek vermekten kaçınması, her eyleme tepki vermesi etkili olur. Terör örgütünü zor duruma düşürür. Terörü lanetlemesi, mahkum etmesi giderek bu yöntemi çıkmaza sokar. Bu açıdan başta Diyarbakır olmak üzere, Türkiye’nin dört bir yanından PKK terörüne yönelik tepkilerin yüksek sesle haykırılması, şiddetin sonunu getirecektir.

Çok kültürlülüğü ile zengin Anadolu, bölünmeye uygun bir toprak değildir. Bu çağ artık bölünme çağı değil, bir arada yaşama, birlikte yaşama iradesini gösterebilme çağıdır. Türkiye’nin de çok kültürlü konumunu korumaktan başka çaresi yoktur. Türkiye hepimizin ülkesidir. Hep birlikte, bu topraklarda barış ve kardeşlik içinde yaşamayı çoktan hak ettik. Günümüz; etnik milliyetçilik yerine, demokratik milliyetçiliğe ve yurtseverliğe gerçek anlamda sahip çıkma günüdür. Türkiye’nin de, Türkiye’de yaşayanların da tek doğrusu budur.

Nail Amudi
nailamudi@yahoo.com

Yazan: nail amudi Tarih: December 22, 2006 11:50 AM

sizi yürekten destekliyorum mustafa bey

Yazan: abdullah Tarih: December 22, 2006 09:51 PM

Artık Türkiye'de Kürt olmak her yerde avantajlı hale geldi.

1920'lerden itibaren Kürt milliyetçiliğinin inkarı muhtelif olumsuzluklara sebep olmuştur, güneydoğudaki insanlar mağdurdur, Türkiye'li vatandaş, bu kişi Kürt ama çok iyi bir insan, istiklal savaşına şöyle katkı yaptılar, Türk milliyetçiliği çağ dışıdır v.s. diye diye ortada mağduriyet falan kalmadı artık.

Her yerde bir şekilde Kürt olmak ya da Kürtlükle bağlantılı olmak avantajlı hale geldi.

Aşiret ilişkilerine böylece daha rahat girebilirsiniz.

Nesnellik gerektiren her alanda Kürtlük vasfınız da varsa diğerlerinden bir adım öndesiniz.

Doğu veya güneydoğuda yaşıyorsanız zaten devlet size her alanda avantajlı hizmetler sunar. Batı ya da ortalarda iseniz büyük ihtimalle ya çok zenginsinizdir ya da sizlerle şu ya da bu şekilde hemşehri-akraba-hısım olanlar sayesinde bir grupsunuzdur. Asla yalnız değilsinizdir.

Acaba bu iş birazcık istismar edilmeye başlanmadı mı?

Hem de yeni değil, on yıllardır.

Türkiye'de Kürt olmak her zaman Türk olmaktan avantajlı olmuştur. Türklüğün günahı resmi ideolojinin Türk sıfatını kullanmasıydı. Ama artık o da yavaş yavaş tarihe karışıyor.

Evet ben Kürt'üm diyebilirsiniz.
Hadi ben Türk'üm diye haykırın.
Hadi!
Yapabiliyor musunuz?

Yazan: Kubilay Ant Tarih: January 16, 2007 08:49 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)