« İki Farklı Batı | Ana Sayfa | Günün Alıntısı: Özdemir İnce'nin İstatistik Vizyonu »

December 21, 2006

Bir Diktatörün Ölümü

Turkmenbasi1.jpg Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Niyazov bugün öldü. 1991 yılından bu yana ülkesini demir yumrukla idare eden, hiç bir siyasi muhalefete izin vermeyen, rejim muhaliflerini hapishanelere ve hatta akıl hastanelerine kapatan “Türkmenbaşı” lakaplı Niyazov, her ölümlü gibi, toprak oldu.

Eski bir Komünist Parti üyesi olan, komünizm yıkıldıktan sonra da ülkesini Stalinvari bir zihniyetle yöneten “Türkmenbaşı”nın rejiminin bana en ilginç gelen yönü, “lider kültü” olagelmiştir. Hemen tüm dikta rejimlerinden rastlanan “lider kültü,” toplumun iradesinin safdışı edilebilmesi için, baştaki diktatörün insanüstü vasıflara sahip bir “kurtarıcı” olarak resmedilmesine dayanır. Lider, karanlık ve cehalet içindeki halkını “bir güneş gibi” aydınlatan şaşmaz ve yanılmaz bir “kurtarıcı” olarak tasvir edilir.

Turkmenbasi2.jpg Nizayov bu yöntemi başarılı bir biçimde uyguladı. Türkmenistan’ın her sokağı, her banknotu, her sınıfı, her ofisi onun resim ve büstleriyle dolduruldu. Som altından yapılma heykelleri, Türkmen şehirlerinin merkezi noktalarına yerleştirildi. Başkent Aşkabat’ın ortasına dikilen devasa Anıt, özellikle, çarpıcıydı: Şehrin en yüksek yapısı olan anıtın tepesinde yer alan Niyazov’un som altın heykeli, otomatik bir mekanizma ile her gün sürekli güneşe bakacak şekilde dönmeye ayarlandı. “Güneşe bakan” lider, oradan aldığı ışığı halkına yansıtıyordu.

“Türkmenbaşı” kendisine tüm bunların nedenini soran gazetecilere “ben aslında her yerde resmimi görmek istemiyorum” demişti, “ama halkım öyle istiyor.”

Söz konusu “lider kültü” başta dediğim gibi otoriter rejimlerin çoğunun ortak özelliğidir. Sovyetler Birliği’nde Stalin, Kuzey Kore’de Kim İl Sung, Kızıl Çin’de ise Mao bu şekilde putlaştırılmıştır. Bu rejimlerin kullandığı propanga imajları da birbirine çok benzer. Örneğin Türkmenistan’daki “halkının üzerine güneş gibi doğan lider” imajı, Mao için de kullanılmıştır. Şu propaganda resminde görüldüğü gibi:

Mao’nun bir güneş gibi doğuşu

Putlaştırılan liderin özellikle genç nesillere şaşmaz bir yol gösterici olarak empoze edilmesi de önemlidir. Kızıl Çin’in propaganda resimlerinde yine bu yöntem açıkça görülür:

Mao sınıfta

Özellikle öğrenciler ve askerlerin Mao’nun izinde yürüdükleri ve bu sayede mutlu ve doğru yolda oldukları telkin edilir:

Mao ve askerler Mao ve öğrenciler

Oysa kuşkusuz nasıl mutlu olunacağı ve “doğru yol”un nerede olduğunu gibi sorular, her bireyin kendi vicdanında cevap arayacağı meselelerdir. Otoriter rejimlerin en büyük zararı, bu yolu kapayarak, insanları kollektif bir doğruya mahkum etmesidir. Bazıları buna safça inanıp gerçekten de mutlu olabilir; ama resmi ontolojiyi sorgulayanların öyle olması mümkün değildir.

İşte bu nedenle dikta rejimlerinin yıkılması, inançları ve düşünceleri ne olursa olsun, bireyler için iyidir. Tükmenbaşı’nın ölümünü işte bu perspektifle iyi bir haber olarak karşılıyorum. Türkmen halkına hayırlı olsun.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: December 21, 2006 03:22 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Bir kaç Türkmen arkadaşım var. Sabah internetten haberi alınca arkadaşıma baş sağlığı dilemekten önce tereddüt ettim. Gidip yanına söyleyecektim ki ben den önce deneyimi olan arkadaşlarımdan duydum, eleman seviniyormuş...
Ne diyelim,
Türkmen halkına hayırlı olsun...

Yazan: Talha CAN Tarih: December 21, 2006 04:10 PM

Türkmenistanlı tanıdıklarımdan duyduğum kadarıyla söyleyeyim, ülkelerinin selameti için Tanrı'nın bir lütfudur Saparmurat'ın ölümü...

Hala orada bulunan ve Türkiye'ye dönmeye çalışan bir arkadaşım saçma sapan yasal düzenlemeler yüzünden korkuyla bekliyor.

Türkmenistan için bayram zamanıdır. Kutlu olsun.

Yazan: Gökhan Tarih: December 21, 2006 04:13 PM

Komünizmin çökmesiyle ortaya çıkan Türki cumhuriyetlerde bu çağın yönetim sistemi olan demokrasinin hemen uygulanmayacağı ve otoriter rejimlerin bir süre daha devam edeceği tahmin ediliyordu...

Bu durum Haydar Aliyev'in ölümünün ardından İlham Aliyev'in cumhurbaşkanı seçilmesiyle net olarak görülmüştü..

Yakın zamanda başka bir diktatör olan Saddam Hüseyin Irak'ta devrilmiş,
Şili diktatörü Pinochet ölmüştü.
Fidel Castro gibi latin ve Ortadoğu ülkelerindeki diktatörlüklerin de umarız tez elden sonları gelir..
İnşallah tüm dünya bu tür açık yada gizli kasaplık yapan kurtarıcılardan kurtulur...

Yazan: Tarık T. Tarih: December 21, 2006 04:19 PM

Şimdi bu yazıyı okuyanlar, ülkemizin kurtarıcısı ile sapar murat arasında bir bağ kurarlar mı? Kurmalılar mı?

Yazan: ilhan Tarih: December 21, 2006 04:47 PM

Bu narsist diktatörün yaptığı bazı icraatlar:

- Türkmenistan'da her sokakta bir Türkmenbaşı heykeli, her binada ise Türkmenbaşı posteri, her çeşit gıda, tüketim ürününde fotoğrafı bulunuyor.
- Ülkede, internet bağlantısı sadece resmi kuruluşlarda mevcuttur.
- Aşkaabat dışındaki hastaneleri kapatttı, hasta olan Türkmenlerin başkente gelebileceklerini söyledi. ve 15 bin sağlık çalışanını işten çıkardı.
- “Sıradan Türkmenler kitap okumaz” diyerek Aşkaabat dışındaki kütüphaneleri kapattı.
- Doktorların Hipokrat yemini’ni bırakarak kendisine yemin etmelerini istedi.
- Çok fazla şiddet içerdiği gerekçesiyle bilgisayar oyunlarını yasakladı.
- Haber spikerlerinin makyaj yapmasını yasakladı.
- Her yıl Ağustos ayının ikinci pazar’ını Türkmen karpuzu günü ilan etti.
- Ruhname isimli bir kitap yazdı ayrıca 2010 yılında tamamlanmak üzere ruhname üniversitesi açılması emri verdi. Üniversiteye ve ehliyet sınavına girişte kendi yazdığı Ruhname adlı kitabın ezbere bilinmesi gerekiyor.
- Erkeklere uzun saç, sakal, küpeyi; kadınlara kısa saçı yasakladı.
- Türkmen gençlerinin altın diş kullanmasını yasakladı, bunun yerine dişlerini korumalarını istedi.
- Arabalarda radyo dinlemeyi yasakladı.
- Tüm paraların üzerine kendi resmini bastırdı. Beyaz saçlarını siyaha boyatınca eski paraları tedavülden kaldırıp yenisini çıkardı.
- 2001'de doğumgünü hediyesi olarak peygamberliğini ilan etmek istedi. Ancak tepkiler üzerine bundan vazgeçti.
- Ocak ayına kendi, nisan ayına annesinin ismini verdi. anne ve babasını milli kahraman ilan ettirdi. türkmence'de çörek denilen ekmeğe annesinin ismini verdi.
- Ülkede 'playback' yapılmasını yasakladı.
- Opera ve baleyi Türkmen kültürüne uygun değil gerekçesiyle yasakladı.
- Bir Türkmenle evlenmek isteyen yabancılardan 50.000 $ istenmesine karar verdi.
- Aşkaabat dışındaki hastaneleri kapatttı, hasta olan Türkmenlerin başkente gelebileceklerini söyledi. ve 15 bin sağlık çalışanını işten çıkardı.

Yazan: ingenue Tarih: December 21, 2006 05:49 PM

NETEKIM, dunya ne Turkmenbasina ne Sililibasina kaliyor!

Yazan: Bekir L. yildirim Tarih: December 21, 2006 06:07 PM

birşey mi demek istiyorsunuz acaba?

biz de sizin resimlerinizi sağa sola vatan hainleriyle birlikte koysak benzer bir durum yaratabilir miyiz?

Yazan: kemal Tarih: December 21, 2006 06:53 PM

Yazar, birsey demek istese ne olur? Su vatan hainligi etiketi cok ucuzlamadi mi artik? Kabak tadi vermedi mi? Hosumuza gitmeyen her soz, soylem sahibi vatan haini. Oldu bitti, her sorunumuz cozuldu...

Konu Mustafa Kemal ise, Mustafa Kemal tarihe mal olmus, istesek te degistiremeyecegimiz bir figur. Kaldi ki, niye boyle bir sey isteyelim. Ancak Ataturk'u kultlestirip, gunumuzun siyasi kavgalarina alet edenler az degil. Hem Ataturkcu gecinen hem de bunun karsiti kesimler sorumlu bu durumdan. M.K. Ataturk'ten alinacak en onemli ders akilcilik degil mi? Bugun akilcilik nerede? Birakalim simgelerle veya simgeleri kullanarak kavga etmeyi rica ediyorum.

Yazar da bunu yapiyorsa, bu yazisinda veya digerlerinde, teessuf ederim kendisine.

Saygilar...

Yazan: Nihat Tarih: December 21, 2006 11:55 PM

Kendine "kendi kendini yönetme" yetkisi tanımayan/tanıyamayan toplumlarda birileri bu "kutsal görev"i üstlenirler. Bu kral olur, şah olur, padişah olur, kurtarıcı/devlet başkanı olur... Yada bunların "yılmaz savunucuları" olur. Halkların bilgi/bilinç düzeyleri belli bir çizgiye gelmedikçe bu durum böyle sürecek gibi.

Saygılar...

Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni

Yazan: cengiz cebi Tarih: December 22, 2006 12:55 AM

Gunes balcikla sivanmaz. Bir akademisyeni "tabulari sorguladi" diye linc kampanyasina tutan, buradaki cagrisima atif yaparak "birseymi demek istiyorsunuz" diye tehditvari sozler savurtan kultur ile bu "heykel rejimleri" arasindaki goz kamastirici benzerligi bizler "yok canim ne munasebet" diye inkar etsek ne olurki? Galile de canini kurtarmak icin "tamam dunya duzdur" dedikten sonra "benim duz dememle duz olacak degilya" ilavesini yapmistir.

Nasil Atilla Yayla'ya gosterilen "resmi ve gayriresmi linc" tepkisi tam da o'nun tezini isbatini teskil ediyorsa bu yazinin cagristirdiginin hakliligi da "birseymi demek istyorsun....vatan haini..." turu ifadelerle isbatlaniyor. Bu sorularin soruldugu ulkeler tam da yazida adi gecen ulkelerdir. Birsey soylemeye gerek yokki; siz soylediniz Sn. Kemalist vatandas.

Gavurlarin bir sozu vardir: Ayakkabi uyuyorsa giy.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 22, 2006 01:46 AM

Yukarida bir arakadas, Turkmen bazi tanidiklarindan edindigi izlenime dayanarak, bu Hacivat'in olumunu "Türkmenistan için bayram zamanıdır. Kutlu olsun." diye degerlendirmis. Oysa, enerji stoklari ve askeri-stratejik konumu itibariyla, bu ulkenin kendi haline birakilip, guzel guzel demokrasiye falan yonlenebilecegi suphe goturur. ABD, Rusya, Iran, hepsi bir yana cekistirecek. Bu ucuncu guclerin cikarlari icin en kisa yol da, yeni bir diktator bulup tahta oturtmak olabilir. Malum ABD'nin Irak'ta icine dustugu durum; "bu ulkede demokrasi istiyoruz" diyecek halleri kalmadi, deselerde inanacak kimse kalmadi. Digerlerinin zaten boyle bir derdi yok. Umarim Turkmenler, onumuzdeki 2-3 yil zarfinda, niye Niyazov arkasinda bir veliaht birakmadi diye hayiflanmak durumuna dusmezler.

Yazan: Nihat Tarih: December 22, 2006 09:28 AM

Eğer konuyu Mustafa Kemal eksenine çekmek isteyenler varsa şunu belirteyim; onu bu kadar basitleştirmek yada Saparmurat gibi bir delinin düzeyinde tartışmak faşizan bir nefretten başka bir sebeple yapılamaz.

Mustafa Kemal'i putlaştıranları tartışmak mümkün ama O'nu deli bir diktatörün ölümüyle bu sayfalarda tartışmaya açmak kabul edilir değil...

Bu kadarına da pes diyor insan... pes...

Yazan: Gökhan Tarih: December 22, 2006 11:44 AM

Türkmenbaşı, aslında atatürk ile eş anlamlı.
Zaten kendisinin de Atatürk adını beğendiğini biliyoruz.

Yazan: ilhan Tarih: December 22, 2006 01:15 PM

buna peygamber efendimiz zamanında cahilliyye adetleri denirdi değişen birşey yok rusyadan ayrılıp böyle işler yapması kadar cahilliyyelik normal bana pek anormal gelmiyor.neyse herşey de bir hayır vardır deyip geçiyorum.

Yazan: mikail Tarih: December 22, 2006 03:12 PM

Gökhan bey duymasin ama... :-)

Yahu gene de biraz Atatürk'ü hatirlatti bana.
Artik atatürk mü uçuyordu yoksa onu atatürkçüler mi uçurdu? orasini bilemiyorum...

Radikal gazetesi'nden alinti : Cenaze pazar günü Türkmenistan'ın ilk devlet başkanı olan ve kendini 'ebedi devlet başkanı' ilan eden Saparmurad Niyazov önceki gece kalp krizi geçirerek öldü. Atatürk hayranlığının da etkisiyle Türkmenbaşı adını alan Niyazov'un cenazesi pazar günü kaldırılacak. Peygamber gibi Türkmenbaşı dillere desten icraatlarıyla sürekli gündemdeydi. 'Ruhname' adlı kitabının üniversiteye girişte ve ehliyet alırken sınav konusu olmasını zorunlu kıldı, "Ruhname'yi üç kez okuyan cennete gider" deyip kendini peygamber seviyesine yükseltti. Hipokrat da kim! Her sokakta heykeli, her binada portresi bulunan Türkmenbaşı saçlarını boyatınca bütün fotoğrafları değiştirtti. Ocak ayına kendisinin, nisan ayına ise annesinin ismini verdi. Doktorlara da hipokrat yeminini yasaklayıp kendi hazırladığı yemini ettirdi.

Yazan: Tunç Tarih: December 22, 2006 08:29 PM

Bu günkü Zaman'dan Abdülhamid Bilici Türkmenbaşı ile dalga geçen çoğunluğun aksine yiğiti öldür ama hakkını ver dercesine bir yazı kaleme almış:

Dalga geçenler hiç yardımcı oldu mu?

Her fani gibi, Türkmen Devlet Başkanı Türkmenbaşı da dünyaya veda etti. Hayatta iken hakkında hiç olumlu haber yapmayan Batı medyası, onun ölümünü de dalga geçen haberlerle verdi.
Maalesef büyük çoğunluğu ile Türk medyası da bu çizgiyi izledi.

Evet, Türkmenbaşı'nın bazı uygulamaları sıra dışı, bazıları da tuhaftı. Ama bu, onun acımasız ve akılsız bir diktatör gibi gösterilmesini gerektirmiyordu. Halbuki demokrasi bir yana, bir devlet için asgari altyapının bile olmadığı ortamda, onun, ülkesini nasıl 15 yıl istikrar içinde idare ettiği tartışılabilirdi. Demokrasi sorununa dikkat çekerken, ekonomik başarıları ele alınabilirdi. Sovyetler'in sadece doğalgaz ve pamuk tedarik merkezi olarak gördüğü ülkenin, sanayi alanındaki hamleleri incelenebilirdi. 14 yıl önce ürettiği pamuğun yüzde 5'ini işleyebilen Türkmenistan'ın bu oranı nasıl yüzde 50'nin üzerine çıkardığı konuşulabilirdi.

Batı medyasında, Türkmenbaşı'nın elektrik, telefon, su, un ve şeker gibi temel ihtiyaç maddelerini halka nasıl bedava sunduğunu anlatan bir ekonomi analizi okuyamadık. Birçok temel maddeyi de nerdeyse bedava denecek fiyatla satmasına rağmen, sıfır dış borçla, ekonomik büyüme oranını nasıl yüzde 18'in üzerinde tutabildiğini kimse ele almadı. 70 yıllık Sovyet döneminde, adeta bir silindirin altından geçmiş halkına kimliğini kazandırma çabasına da hiç empatiyle yaklaşılmadı. Sovyet mantığı içinde tamamen Moskova'ya endeksli bir ekonomik yapı ve devraldığı bürokratik mirasa rağmen, Türkçe Konuşan Ülkeler Zirvesi'nin en samimi taraftarlarından biri olması ve Latin alfabesine geçme cesareti de takdir edilemedi.

Büyük güçlerin, ülkenin sahip olduğu dev enerji kaynakları üzerinde verdiği savaşa rağmen, Türkmenistan'ın BM'de tarafsızlık statüsü kazanarak, bağımsız dış politika izleme çabası da görmezden gelindi. Türkmenbaşı'nın yönetim biçimini acımasızca eleştiren Batı'nın, onun demokratik dünya ile entegrasyonunu sağlayacak projelere ciddi destek vermediğini unutmamak gerekir.

Türkmenistan'ı eski bağımlılıklarından kurtaracak ve gerçek manada dünyaya açacak en kritik adım, enerji kaynaklarını Rusya dışında yollardan dünyaya açmak olacaktı. Olacaktı, diyorum; çünkü 15 yıldır konuşulmasına rağmen bu konuda neredeyse hiçbir mesafe alınamadı. 10 yıl önce, yüksek lisans tezimi bu ülkenin enerji kaynakları üzerine yapmaya karar verdiğimde, Türkmenbaşı'nın birinci önceliği, doğalgaz sevkıyatında Moskova'nın tekelini kırmaktı. Çeşitli projeler üretmişti. Alternatif boru hattı projelerinden biri, doğalgazı Afganistan-Pakistan üzerinden Hint Okyanusu'na taşıyacaktı. Diğer hat ise İran güzergâhını izleyerek Türkiye'ye ulaşacak, buradan da Avrupa'ya varacaktı.

Birinci alternatifin gerçekleşmesini, Afganistan'da bitmeyen iç savaş önledi. Gerçi proje hâlâ konuşuluyor. Hatta son olarak Afgan lider Karzai ile Pakistan lideri Müşerref, 3,5 milyar dolarlık bir anlaşmayı imzalamış durumda. Ama aradan 10 yıl geçmiş ve hâlâ bir proje. Uygulaması daha kolay olan ve Türkmenistan'ı hem Türkiye'ye hem de Avrupa'ya yaklaştıracak ikinci proje ise ABD'nin İran'ı cezalandırma politikasının kurbanı oldu. Proje, ABD'nin İran'a yatırım yapacak şirketlere uyguladığı meşhur D'Amato yaptırımları yüzünden bir türlü uygulanamadı. Sonra Hazar geçişli alternatif ortaya atıldı. Ama bu da önce Azerbaycan ile Türkmenistan arasındaki sınır tartışmasına, sonra da şaibelerle yüklü Mavi Akım'a takıldı.

...
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=476656

Yazan: Tarık T. Tarih: December 23, 2006 09:24 AM

Abdulhamid Bilici hakkini veren kismini yazmis. Bu da yigidi olduren kismi:

http://www.yenisafak.com/yazarlar/?t=23.12.2006&y=KursatBumin

Yazan: fk Tarih: December 23, 2006 06:37 PM

Atanizi hangi düzeyde tartisalim veya hangi düzeyde tartisilmasina izin verirsiniz efendim, ne dersiniz mesela peygamberler düzeyinde tartissak nasil hosunuza gidermi veya bilim adamlari düzeyine cikarsak ya da edebiyatcilarin veya müzisyenlerin. Hayir efendim "Ata"nizin kiyas muhatabi "Türkmenbasi" ve onun gibiler.
Üstelik bu tip totaliter lider sahsiyetleri tenkid etmek, fasizanlik degil fikir hürriyetidir, asil "fasizan"lik bir millete mensubiyetin "ne mutlu" tarifini Devlet politikasi yapmaktir.

Yazan: mahmud Tarih: December 23, 2006 08:24 PM

Benim diktatorum iyidir!

Bir yorumcunun linkni verdigi "Sezar'in hakkini veren yazisi ile problemim sudur.

Bati dillerinde de "benovelent dictaors" (kisaca iyi veya iyi seyler yapmis diktatorler) ifadesi kullanilir genellikle kullananin ideolojisine hizmet edenler icin. Netekim Pinochet icin Allende'yi ldurtup yerine o'nu geciren Amerikan sahinleri boyle seyler soylediler. Adam "Guney Amrika'nin komunizmden korunmasinda onemli bir gorev yapmis. Serbest market ekonomisine gecisi saglamis vs.

Benzer sekilde herkes bizim darbecilerimizden bazilar icin benzeri ifadelr kullanirlar. 27 Mayis, 12 Mart, 12 Eylul ve 28 Subat icin.

Benim yaklasimim su: 30 kusur yil once seyrettigim Ask Hikayesi filmiin mehur repligi "Ask hicbir zaman pismanlik duymamaktir" idi. Bende "demokratlik AMA dememektir" diyorum. Tamam faasistti, narsisistti, kendini tanrilastirdi, putlastirdi AMA'si yok. O yola girersek Stalin, Hitler icin de AMA'lar vardir.

Adam acimasiz bir diktaordu. Insan haklari karnesi saniyorum HRW (Insan Haklari Izleme Orgutu) ne gore ele alinan 148 ulkeden 147nci; birtek Eritre daha kotu imis. Bazen baski rejimlerinde serbest piyasanin olmayisi, muhalefetin olmayisi, ekonominin, sosyal hayatin tek elden kontrol edilmesinin sagladigi istikrar da olabilir. Nitekim Rusya'da da Kuzey Kore'de de boyle bir istikrarin ya illuzyon, ya gecici oldugunu gorduk.

Otoriter-totaliter rejimlerin hicbirinin gunumuz insani icin ne kalici refah nede istikrar saglayabilecegi artik verilerle isbatlanmistir.

Sezer'in (pardon Sezar'in) verilmemis bir hakki yoktur.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 24, 2006 01:28 PM

Araba içinde radyo dinlemeyi kim yasaklayabilir ?

Buna aklı ortalama çalışan bir insan ne kadar inanır?

Altın diş meselesinde, üniversiteli genç kızlara "Altın dişlerle çok iyi görünüyorsunuz.Fakat porselen dişlerle daha iyi görüneceğinizden hiç şüphem yok" demiştir.

Birde üniversite diploması almış olmakla, Atatürk'ü veya tarihe mal olmuş herhangi bir şahsiyeti demokrasi adına istediği gibi eleştirebilme yetisine sahip olmayı bir zannetmenin en güzel örneğini vermiş bir yorumcu arkadaş...

Mustafa Kemal'i ve onun polikilarını bugünün şartları ile değerlendirmeye çalışmak, toplumsal bir rahatsızlığımızın kanıtıdır.

Dünü bugünün şartları ile yorumlamak...Ne kadar kolay geliyor değil mi herkese sıcak kahvesini yudumlarken birkaç kelime döktürmek milletinin adını tarihe altın harflerle yazdırmışlar hakkında...

Ve faşizan üstü bir nefretle...

Yazan: ik ik Tarih: December 25, 2006 01:18 AM

Kavramlar da gerçekten hayatın kendisi gibi göreli ve sana dayatılan anlamı içinde kullanıyoruz bütün kavramları... şimdi türkmenbaşına diktatör diyoruz. çünkü ülkesini tek başına yönetiyor, demokrat değil diyoruz.. otoriter diyoruz ve hemen aklımıza gelen diktatörleri, otoriterleri sıralıyoruz.. (bunlarda niye ise hep solcu önderler oluyor) ama ben bugün demokrasi dediğimiz yönetim biçiminin de niteliksel olarak türkmenbaşının yönetiminden farklı olmadığını düşünüyorum.. aradaki farklar yalnızca biçimsel,, niteliksel değil,, en demokratik ülke abd'de, bush'un seçildiği ilk seçiminin ne kadar şaibeli oluşunu hatırlayın. 250 milyon nüfüslu ülkede başkanı 500 oy belirlemişti. ya da en demokratik ülkelerin bile partilerinden istediği bazı kriterler var ve bunları uymayanlar seçimlere katılamıyor ve kapatılıyor.. örneğin türkiye'de kapatılan partiler hepimizin malumu, bu koşullarda seçim olsa ne yazar... sana kimi seçeceğin gösteriliyor.. beğenmediklerini ise kapatıyorlar... yani şimdi bu söyledikleriniz laf mı? amerika orta doğuya demokrasi getirecekti. ee hamas seçim ile iktidara geldi onu istemiyor, ne biçim bir demokrasi... demokrasi seçim demek değildir. onun adı cumhuriyettir. demokrasi başka birşey.. ama bunu da boşverin, artık neo-liberal politikalar ile dünyanın geldiği noktada, kimin ne şekilde yönettiği ile ilgilenmiyorum, kim için yönettiği ile ilgileniyorum.. dünyamız açlıktan kırılıyor. hepsi 300-500 uluslararası şirket sahibi için.. şimdi chavez ülkesini halkı için yönetiyor. gerçi türkmenbaşı gibi sapur supur şeyler yapmıyor ama politikası belli .. halktan yana .. bu noktada chaveze diktatör deseniz ne olur ki? demokrasi kavramının ne anlama geldiğini iyi biliyoruz.. demokrasi dediğiniz şey serbest piyasa ekonomisinin üst yapısıdır. bizi kandıramazsınız ve bu halkların ezilenlerin yararına birşey değildir. bunu ergeç anlayacağız...

Yazan: yılmaz aslan Tarih: December 25, 2006 03:19 PM

Putlaştırmayı bir kenara bırakalım Türkmenbaşı Fravunun 21.yüzyıl versiyonu değilmidir.Bence şimdi Türkmenistan halkı evlerinde gizlide olsa bayramlarını kutluyorlar.Türkmenler bu hafta çifte bayramı yaşıyorlar.

Yazan: cem dirlik Tarih: December 26, 2006 08:20 AM

Halk…

http://www.gazetem.net/ahmetaltan.asp
Yalanı, sahtekarlığı, zorbalığı, şarlatanlığı anlıyorum…
Anlamadığım, halkların bunu iştahla kabul edişi.
Türkmenistan’ın diktatörü öldü biliyorsunuz.
Rahmetli, şarlatan bir psikopattı.
Ama bugün halkı arkasından acıyla ağlıyor.
Türkmenbaşı ismini alması…
Aylara kendisinin ve ailesinin adlarını vermesi…
Altından heykellerini diktirmesi…
Her yere sadece kendi resmini astırması…
Görgüsüzlük şaheseri sayılacak saraylarda oturması…
Yazdığı kitabı Kuran’la bir tutup herkese zorla okutması…
Kendini peygamber sanması…
Halkını baskı altında tutması…
Daha da beteri, bütün ülkeyi müreffeh bir hale getirecek doğalgaz gelirlerini ailesiyle ve yakınlarıyla paylaşıp halkını fakir bırakması…
Bütün bunlara rağmen Türkmenler ağlıyorlar.
Dünya, Türkmenbaşı’nın yaptıklarına alaycı yorumlarla gülüyor.
Halkı ise “büyük bir adamı kaybettiğine” samimiyetle inanıyor.
Bu, nasıl mümkün olabiliyor?
İnsanlar, “psikopat bir zorbayı” nasıl oluyor da büyük bir kahraman sanıyor?
Galiba işin sırrı “eğitim sistemini” ele geçirmekte.
Eğer yönetime geldikten sonra ordunun generallerini, gizli polis şeflerini parayla ve iktidar nimetleriyle kendinize bağlarsanız ondan sonrası kolay.
Bütün paranın kontrolunu ele alıyorsunuz.
Bunun önemli bir kısmını kendi hesabınıza, kalanını da yandaşlarınızın hesabına yatırıyorsunuz.
Bu zorbalığa karşı çıkmaya kalkanları hemen tutuklatıp çoğunu öldürüyorsunuz.
Bütün muhalif sesleri kesiyorsunuz.
Ve, asıl ana damar olan eğitime el atıyorsunuz.
Okullarda, gerçekleri sorgulama imkanına sahip olmayan çocuklara “zorbanın” nasıl büyük bir kahraman, muhaliflerinin nasıl hain alçaklar olduğunu anlatıyorsunuz.
“Büyük liderimiz olmazsa alçaklar ülkemizi parçalar,” diyorsunuz.
Bu manasız iddiaya karşı çıkabilecek hiç kimse ortada olmadığından, aksine bir ses duymadan sadece bu fikirlerle büyüyor çocuklar.
Buna inanıyorlar.
O tek adamın her yana asılmış resimleri, her meydana dikilmiş heykeller, okullarda okutulan marşlar, anlatılanlar “diktatörü” kutsallaştırıyor.
Çocuklar diktatörün yüceliğine inanarak büyüyorlar.
En büyük yiğitliğin “diktatörün uğruna ölmek” olduğu fikri hücrelerine kadar işliyor.
“Büyük adamla”, millet, vatan, bayrak, ulusseverlik kavramları bütünleşiyor.
Tarih de yenibaştan sadece “büyük adamın” dehasıyla ve başarılarıyla dolu bir şekilde yazılıyor.
O yalanlar da çocuklara zerk ediliyor.
Ondan sonra sorun yok.
Milletin kanını emerek aldığınız paraları generallerle gizli polise paylaştırırken bir hata yapmazsanız yıllarca o ülkenin padişahı olarak kalabiliyorsunuz.
Büyük bir “beyin yıkama operasyonundan” geçen insanlar kendi iradeleriyle sizin köleniz oluyorlar.
Siz de onları soydukça soyuyorsunuz.
En saçma isteklerinizi bile kabul ettirebiliyorsunuz.
Dünyanın bütün diktatörlerine bakın, orduyla gizli polisten sonra ilk el attıkları yerler okullar.
Yalanın tohumları okullara atılıyor.
Fideleri orada büyüyor.
Dalları bütün ülkeye yayılıyor.
Ve, oranın halkı bütün dünyanın bildiği gerçekleri bilmiyor.
“Türkmenbaşı” gibi bir ismin gülünçlüğünü bile fark etmiyor.
Bir ülkeyi tanımak için okullara bakın.
Tek bir adam ve tek bir düşünce övülüyorsa anlayın ki…
Bir diktatörlüktesiniz.
Ve sizi alabildiğine soyuyorlar.

Yazan: Haydar Tarih: December 27, 2006 05:53 AM

Ve, oranın halkı bütün dünyanın bildiği gerçekleri bilmiyor.
“Türkmenbaşı” gibi bir ismin gülünçlüğünü bile fark etmiyor.
Evet bilmem ne demeli, halimiz bu ve üzülmemek elde degil, sadece ikinci cümle bile 21'ci yüzyilda insanlarin arkalarinda biraktigi tecrübeler isiginda en azindan ezberlerini sorgulamasini gerektirir.

Ilim ve Irfan seviyesi düsük olan her ferdin veya cemiyetin bir Ilaha ihtiyaci vardir ve yapilmasi gereken ilk is bu sahte ilahtan kurtulmaktir, aksi taktirde vay halimize

Yazan: mahmud Tarih: December 27, 2006 11:50 PM

su bir gercek ki Turkmenbasi ile Ataturk u kiyaslamak cok cahilce!
hepimiz kabul edelim ki Turkmenbasi nin yanlis uygulamalari olmustur.demokrasinin olmadigindan herkes bahsetmis.bugun dunyanin hangi ulkesinde demokrasi var?amerika da mi?
SSCB yonetiminde bu insanlar alistilar merkezden yonetilmeye ve demokrasi yi bu insanlara hazmettirmek gerek.birden oyle demokrasi olmuyor.ben Kirgizistan da yasiyorum.burasi orta asya nin en demokratik ulkesi.ama benim ulkem somurge olduktan sonra demokrasinin hic bir anlami kalmiyor.Turkmenbasi bunu cok iyi yapti.kapilarini herkese acmadi.Turuncu Devrimciler oraya giremedi.ama kirgizistan da herkes cirit atiyor.Turkiye den cok sivil orgut var,Turkiye den cok siyasi parti var.ama somurge bir devlet.bazi seyleri degerlendirirken objektif bakmak lazim.aynisi bizde de var.Ulkemiz parcalanma tehlikesi ile basbasa.hukumet ulkeyi tabiri caizse satiyor biz hala basortusu ile ugrasiyoruz.ya soruyorum benim ulkem koloni olduktan sonra benim neyime lazim Laiklik.Ilk once yumrugumuzu masaya vuraim ondan sonra Laikligi konusalim.
Ayni tezi de Turkmenbasi icin dusunelim.
dedigim gibi yanlis uygulamalari olmustur ama olayi iyi yorumlamak gerekir.

Ataturk hakkindada bir dipnot gecmek istiyorum.Gerek savas gerek devrim zamaninda insanlar cok olur.Ataurk un yapmis oldugu devrimde bir ilk vardir.dunyada varolan devrimlerde en az insan olen devrim bizim devrimizmizdir.bu acidan da kitaplarada yazilmistir.

arkadaslar Ataturk lede Turkmenbasini kiyaslamak cok yanlis olur.hatta bu bir cahilliktir.

Yazan: dalilah Tarih: January 1, 2007 03:43 PM

bence m.kemalle turkmenbaşını kıyaslarsak.ekonomi konusunda turkmen başı bizimkiyle kıyaslanmıyacak kadar aktif çalışmıştır.bizde ise bir kaç göz boyama dısında cakırkeyiflikten kurtulamamışızdır.ta menderes zamanına kadar ulkede dişe dokunur atılım hamlesi yapılamamıştır.(buyuk edebiyatcı mehmet kaplanın ifadesiyle züğürtlerin inkılabı cercevesinde her tarafta ciftlikler iananılmaz luks yatlar, her saray ve kasırda özel odalar ki gidin yataklar ve odalar müze olaral geziliyor şu an.T.C tarihinde en yuksek c.başkanı maaşı.kyn.(can dundar).yapılmayan yollar yanında sadece bir kısım demiryolları.ha diğer konuda bizde o zamanlarda hiç kimsenin cesaret edemediği ünvanlar ve kült vasıfları kullanılıyordu baksanıza su zaman bile rahatca resmi tarih dışında yorum bile yapamıyorsun.daga taşa heykel yapımı ulu önderimiz zamanında hızla yaygınlaşmıstı.birileri ondan sonra ezberlerini söylese bile.

Yazan: ehl-i tarih Tarih: January 10, 2007 07:48 PM

Türkmenbaşı'yla Atatürk'ü kıyaslamak bence çok yanlış! İlla bir kıyaslama yapılacaksa neden İsmet İnönü atlanıyor? Onu anlayamadım. :)

Yazan: IComparer Tarih: January 30, 2007 07:44 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)