« Sosyalizm İslam’a Uyar mı? | Ana Sayfa | İslam Savaşları'nı Yeniden Düşünmek »
December 30, 2006
Bayram, Sosyalizm, Liberalizm, vs.
Tüm okurların Kurban Bayramı’nı içtenlikle kutlarım. Kur'an’a göre tüm inananların atası olan Hz. İbrahim’in geleneği üzerine kurulu olan bu kutsal günler, dilerim her birimiz, ülkemiz ve tüm İslam dünyası için hayır ve bereketlere vesile olur. Allah’ın üzerimizdeki nimetlerini hatırlamak, O’na şükretmek ve bu bilinçle aile, akraba ve dosları kucaklayıp fakirlere ve muhtaçlara yardım etmek, bayramın üzerinde en çok durmamız gereken değerleri olsa gerek.
Gelelim biraz daha dünyevi değerlere… “Sosyalizm İslam’a Uyar mı?” başlıklı yazım üzerine bir dizi itiraz geldi. Bu meselenin tartışmaya gebe olduğunu biliyorum ve “İslam ve ekonomi” meselesinin bu kadar kısa yazılarla ele alınmasının işi daha da zorlaştırdığını farkındayım. Kitap boyutunda işlenmesi gereken bir konu bu. Ama şimdilik bir kaç ufak ekleme yapayım.
Sosyalizmin benim yazıda ileri sürüldüğü kadar özgürlüğe ve dine karşı olmadığı ileri sürüldü. Bu kuşkusuz sosyalizm derken hangi versiyondan bahsettiğimize göre değişir. Ama bu ideolojinin ana damarı Marksizm’dir ve Marksistler, lokal istisnalar bir kenara bırakılırsa, hem dine hem de bireysel özgürlüklere muhaliftirler. Sovyetler Birliği yıkılalı beri “komünist mezalim” olgusu gündemimizden düştü; ama 20. yüzyılın tarihine bakarsak, dindarlara en çok baskı ve şiddet uygulayan rejimlerin komünist sistemler olduğunu açıkça görürüz. Türkiye’deki Marksist hareket de — Leninist veya Maoist olmayan daha ılımlı versiyonları bir kenara bırakılırsa — eskiden beri “İslam karşıtı” olagelmiştir. Bunun sadece ideolojik boyutta kalmayan bir karşıtlık olduğuna da dikkat çekmek isterim. Murat Belge’nin geçenlerde sütununda aktardığı şu enteresan anıyı bir kenara yazmak lazım:
Yeni Gündem dergisini çıkarırken, dine fazla 'taviz' verdiğimi düşünen iki üniversiteli 'Marksist' ofise uğramış ve bu konuyu tartışmışlardı. Bir aşamada, "Peki, ne yapmayı düşünüyorsunuz?" diye sordum, "Diyelim ki sizin onayladığınız iktidar kuruldu ve toplumda hâlâ dine inanan insanlar var... Öldürecek misiniz onları?" Çok sakin ve rahat, 'Elbette' diye cevap verdiler.
Benim modern ideolojler içinde liberalizmi (hem siyasi hem de ekonomik manada) İslam’a en uygun olanı olarak gördüğümü sanırım aşikar. Buna karşı temelde iki tür itiraz alıyorum. Birinci tür, liberalizmin tabiatı ile ilgili. İkincisi ise “İslam’ın ne ihtiyacı var böyle Batılı fikirlere” diye özetlenebilecek bir yaklaşım.
Önce ikincisine dair bir şey söyleyeyim. Bence bu itirazı getirmeden önce, “İslam” diye bilip sahiplendiğimiz geleneğin ne kadarının ilahi ve ebedi, ne kadarının beşeri ve tarihsel olduğunu baştan bir düşünmek gerek. Benim kanımca, İslam’ın Kuran’da ifade bulan ilahi ve ebedi bir özü vardır; fakat bu öz, tarihsel duruma ve şartlara göre yorumlanıp gelişmiştir. Dolayısıyla elimizdeki İslam geleneğinin önemli bir bölümü, 7 ila 12. asırlar arasındaki Ortadoğu’nun siyasi, sosyal ve fikri şartlarını yansıtır. (Kaldı ki elimizdeki gelenek de, o dönemdeki farklı İslam yorumlarından sadece bir tanesidir.)
Yani “liberalizm bize yabancı” diyenler, aslında İslami geleneğin içinde de pek çok “yabancı” unsur bulunduğunu — örneğin İslam hukukunun devrin Roma ve Pers hukuklarından pek çok unsur aldığını — zaten din ile dünyevi fikirler arasında her devirde kaçınılmaz bir sentez kurulduğunu görmelidirler.
Yine de bazı Müslümanlar yeni yorumların “dinin sulandırılması” veya “dinden taviz verilmesi” olduğunu düşünüyor ve bunlara tepki gösteriyorlar. Bu tepkinin ardındaki ihlas ve “hamiyet-i İslamiye”ye saygı duymakla birlikte, bu yaklaşımın geleneğe körü körüne bir bağlılık meydana getireceğinden ve İslam dünyasına zarar vereceğinden endişe ediyorum. Zaten son iki yüzyılda öyle de oldu.
Liberalizme gelince, bu kuşkusuz modern ve “Batı icadı” bir kavram. (Aslında “demokrasi” de öyle; ama bugün çoğu Müslüman demokrasiyi benimsemiş durumda.) Bu gibi kavramlar karşısında benim temel yaklaşımım şu:
1) Bir kavramın İslam dünyası dışında gelişmesi, İslam’a aykırı olduğu anlamına gelmez. Aksine gayet uygun da düşebilir.
2) Eğer o kavram, geliştiği medeniyet içindeki dindarlar (mesela Hıristiyanlar) tarafından benimsenmiş ve onlar bu kavramla dindarlık arasında başarılı bir sentez oluşmuşlar ise, bu tecrübeyi incelemek de Müslümanlar için yararlı olabilir. (Batı medeniyetinin içindeki “Kitap Ehli”nin, yine o medeniyet içindeki seküleristler karşısındaki pozisyonu, bazen Müslümanların İslam medeniyeti içindeki seküleristler karşısındaki pozisyonuna çok benzemektedir. Batı’nın içindeki ateizm-teizm çatışması, “aile değerleri” gibi ahlaki meseleler üzerinde yürüyen tartışmalarda olduğu gibi.)
Buna bir de “dünyevi” bir analiz eklemek ve şunu sormak lazım: Batılı ideoloji ve sistemlerin hangileri başarılıdır? Hangileri fiyasko ile sonuçlanmıştır veya en azından kötüye gitmektedir? Bu perspektiften bakınca, liberal (kapitalist) ekonomilerin başarılı, sosyalist ekonomilerin ise başarısız olduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz. (Kore Yarımadası’nın bir kuzeyine, bir de güneyine bakmak bile bir fikir verebilir.) Bu başarı farkının Friedrich von Hayek, Milton Friedman gibi iktisatçılar tarafından ortaya konan çok detaylı sebepleri var; burada girmeye gerek görmüyorum.
İslam dünyasının ve tabii ki Türkiye’nin “ahlaki kapitalizm”e ihtiyaç duyduğunu — ki zaten mevcut hükümet o yolda — tüm bunlara dayanarak söylüyorum. Bizde “kapitalizm” kelimesi neredeyse ahlaksızlıkla eş anlamlı görüldüğü için, “ahlaki kapitalizm” kavramı garip gelebilir. Oysa Batı’da öyle değil. İlgilenenlere, dindar/liberal bir düşünce kuruluşu olan Acton Institute tarafından yayınlanan “Markets & Morality” (Piyasalar ve Ahlak) isimli dergisini tavsiye ederim. Aynı kuruluşun "Religion & Liberty” (Din ve Özgürlük) adlı dergisi de izlemeye değerdir.
İyi bir bayram ve dahası mutlu bir 2007 dileklerimle…
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: December 30, 2006 09:22 PM




Sosyaliozm, liberalizmi tartismak icin vaktimiz olcagi hasabi ile simdilik Mustafa Bey ve okur camiasinin mubarek Kurban Bayramini tebrik eder, rahmet ve bereketini yeni resmi yila adarim.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 31, 2006 05:28 PM
Bayramınız mübarek,
Yeni yılınız hayırlı olsun.
Selam ve Saygıyla...
Yazan: Talha CAN Tarih: December 31, 2006 06:57 PM
Benim anlayamadığım "sosyalist" veya "komünist" dediğiniz ülkeler gerçekten öyleler mi? Tabela öyle diye öyle oluyorlar mı? Bu kanıya nereden vardınız? Normalde sınıfsız toplumdur komünizm, ama buralar basbayağı devletin şiştiği ilginç yapılardır. Halbuki başarılı anarşist-komünist deneyimler de vardır! Ama egemen söylem (sizin söyleminiz) bunları görmezen gelir. Açıkça ifade edeyim ki algınız çok indirgeyici... Vallahi şaşırıyorum. Lütfen daha geniş okumalar yapınız demek geliyor içimden.
Yazan: Tansel Güçlü Tarih: January 1, 2007 05:03 AM
Mustafa Bey,
Sizin ve okurlarınızın bayramının bütün bir ömre yayılmasını diler, sevgilerimi sunarım.
(Bu arada, sosyalizmi konu alan tartışmalarda biraz terminolojik dikkate ve tarihi doğru okumaya ihtiyaç olduğunu belirtmekte fayda var.)
Yazan: metin-thePoor Tarih: January 1, 2007 12:42 PM
Mustafa Bey
Sitenizin yeni müdavimi olarak sizin ve diğer yorumcuların bayramını tebrik ederim.
Yazan: veysel Tarih: January 2, 2007 11:08 AM
sizin söylemeye çalıştığınız pek"ahlaki kapitalizm gibi değil daha çok yeşil sermaye gibi duruyor ki daha önceki yazılarınızda da dindar sermayedarların bunu ön plana çıkarmadıklarından bahsetmiştiniz.
Ahlak için İslam gerekir diyorsanız bu noktaya varmazmıyız?Liberalizmi kuvvetli bir seçenek gördüğünüze göre bu noktada önce topluma din mi şırınga edilecek?
Yazan: çuvaldız Tarih: January 2, 2007 12:38 PM
Çok başarılı bir yazıdan dolayı sizi tebrik ederim. Sosyalizm tartışmalarına ben bir benzetimle soğuk füzyon gibi yaklaşmaktayım. Yani olay teoride gerçekten çok hoş çok güzel bişey ama elimizdeki tek örneği 20. YY. komünist-sosyalist deneyimleri. Benzer biçimde füzyon tüm insanlığın enerji ihtiyacını karşılayabilecek bir olgu ancak ona ilişkin tek deneyimimizde hidrojen bombası.................
Yazan: yilmaz Tarih: January 2, 2007 01:47 PM
Liberalizm,her ne kadar batılı bir kavram ise de,"liberal"değerler ise daha evrenseldir bence.Hatta bazı akademisyenlere göre 14.yüzyılda yaşayan İbni Haldun ilk liberal sayılmakta ve şu sözü referans olarak alınmaktadır:Bir hanedanın yükselişi döneminde çok gelirler,az vergilerle toplanır;bir hanedanın çöküşü döneminde de az gelirler çok vergilerle toplanır...
Bu sözün yanında,İran(Acem)kültüründe var olan-Her ne kadar şu an üstü örtülmüş gibi olsa da-şu atasözünün de çok anlamlı olduğunu düşünmekteyim:Şimdi düğün geçti,yüz bardak bir ekmeğe...
Araştırmacı edebiyatçı A.Baki GÖLPINARLI,bu sözün "niçin"ve "hangi durumda"söylendiğini tam 15 yıl araştırmış;sonunda da bir arz-talep meselesi olduğu gerçeğine ulaşmış.
Acem kültüründe şarap önemli bir nesne ve düğünlerde içilmektedir.O zaman talep bardağa olduğu için değeri artmakta-kendiliğinden tabi-,düğün geçtikten sonra da "talep olmayınca"yüz bardak ancak bir ekmek edebilmektedir.
Bunlara bağlı olarak liberal sistemin insani ve hem de herkese,kendisini ifade edebilecek kadar da hayatın içinde olduğunu-hem de kendiliğinden bir düzen olarak-kabul etmekteyim.Tabi ki samimi inanç sahiplerine de en uygun sistem olacağı inancını hem taşıyor,hem de paylaşıyorum.(Samimi olup,olmadıkları kişinin kendi"beyanlarıdır"bence.Karar makamı olup,onu ben ölçemem.)
Bunlar da benim "tercihlerim"sonuç olarak.
Yazan: Sabri Ayçiçek Tarih: January 2, 2007 11:26 PM
Öncelikle herkezin gecmis bayramini kutlarim..Mustafa Bey sosyalizm yazinizi okudum..dogru tesbitleriniz olmakla birlikte tamamina katilmiyorum diyebilirim..Ben Danimarka da yasiyorum ve burada normalde her yurtastan minumum %40 vergi alinir..hangi isi yapyorsaniz yapin..ve Danimarka vergi sisteminin söyle bir sözü vardir: "en genis omuzlar en agir yükü tasimalidir"..bu yüzdende yaptiginiz ise göre %50 bazi durumlarda %55 yada nadiren % 60 oraninda kazancinizdan vergi alinir...danimarka yönetim bicimi olarak sosyal demekrasidir.. ama kendilerininde kabul etigi gibi tam olarak dogru yönetim seklinin henüz dünyada bulunmadigi asikardir..yani kisacasi sizin dediginiz gibi islamin kapitalizme uyduguna inaniyorum.(eger kast etiginiz amerikan kapitalizmi ise hic inanmam :-)cünkü güclünün ayakta kaldigi hic bir sosyal yardimin olmadigi bir kapitalizmi ben dogru sistem diye tanimlamam..bununla beraber iskandinav ülkelerinin en dogru ve olabilecek en uygun yönetim sistemine yakin oldugunu düsünüyorum..cünkü az önceki verdigim vergi alimlarini her sekilde halkina yansitiyorlar ister ücretsiz saglik sistemi olarak olsun ,ister 18 yasini gecmis ögrencilere verilen aylik 300-600 euro arasi burs olsun(her ögrenciye)halkina bu aldigi yüklü vergiyi yansitiyor..ben Bulgaristan dogumlu bir türk oldugum icin Bulgaristanin kominizm zamaninda %50 vergi alindigini yani kazandiginin yarisi devlete gitmesinden bildigim icin ve Bulgaristan da da ücretsiz saglik hizmeti,okullarda ücretsiz her ögrenciye yemek vs.gibi uygulamalarini bildigim icin kapitalizmin en dogru yönetim sekli olduguna inanmiyorum(tipki kominizm gibi)..bunlarin karisimi olan (hatta belki bugün dünyada olmayan belki gelecekte yönetim sekli olabilecek bir yönetim bicimi)en dogrusu olabilir ve islam buna en uygunu olabilir..özetle demek istedigim sey islami kapitalizme uydurmaya calismak bana göre gereksizdir..tipki baska bir ideolojiyi uydurmaya calismak gibi..islamin kapitalizme uymayan asiri gözü dönmüs sekildeki rekabet seklini red etigini hepimiz bilmekteyiz..islami bir sisteme uydurmak yerine ;insanlar icin en iyi yönetim bicimini bulup uygulamaya calismak en dogrusudur diye düsünüyorum..
herkeze sevgiler
Yazan: muzzi Tarih: January 4, 2007 01:17 AM
sayın mustafa akyol ... rica ediyorum iyi bilmediğiniz konularda yazı yazmayın.. "ben bir aydınım. her konuda bir şeyler yazmam gerekir" gibi bir kompleks ile hiç hareket etmeyin .. zira sosyalizmi bilen insanlar için yazdıklarınız gayet can sıkıcı... bunun için size uzun uzun yazardım ama gerekli görmüyorum.. yalnızca bir iki noktaya değineceğim.. birincisi size engels'in bir fabrikatör olduğunu hatırladırım. ama kendisi gayet de komünistti. ikincisi tarihsel açıdan artık yalnızca marksizm diye bir şey yoktur .. onun adı artık marksizm leniniizmdir. leninizmi okumanızı tavsiye ederim . zira marksizmin sosyalist ideolojinin yalnızca tarihsel bir aşamasındır. ama leninizim onu bütünler.. marksizim kapitalizmin (determenizm gereği) kendi iç dinamikleri ile mutlaka yılıkacağını söylerken, leninizm kapitalizmi yıkmazsak yıkılmaz der ve olaya volantarist yaklaşır... üçünçüsü bize bir tacir dini olan islamiyetin ahlaki versiyounundan falan bahsetmeyin çok komik oluyor.. bu kapitalizmin yasalarına aykırı hem de gayet aşağılık birşey.. yani fakirlik ve yoksulluk olgusunu toplumsal olarak çözmüme kavuşturma, onlara sadaka dağıt...olacak iş mi? hiç kimsenin sadakaya gereksinim duymayacağı bir toplum dilemenizi beklerdim... şu an yaşanan sosyo-ekonomik formasyon emperyalist - kapitalizmdir ve bunun ahlakisi falan olmaz... bu sadaka rezaleti zaten sorunları da çözmez...
saygılar...
Yazan: ahmet Tarih: January 4, 2007 09:36 AM
sayın mustafa akyol günümüz ideolojilerinden islama en yakın olanı liberalizmdir tespitiniz son derece doğru bir tespittir.Fakat özgürlükçü bir felsefeyi ve demokratik değerleri savunan liberalizm ile jakoben,totaliter vahşi kapitalizmi bağdaştırmakda nereden çıktı anlayamadım.Kapitalizm ile liberalizmin kurucuları burjuvazi sınıfı olmasına rağmen birbirine zıt dünya görüşlerini ifade eder.Kapitalizm kendi özgürlüğü uğruna karşısındakini özgürlüğünü harcamayı yani tahkkümü esas alır liberalizm temelde bireyin hiç bir baskıya maruz kalmadan kendi düşüncelerini özgürce ifade etmeyi esas alır.
Yazan: abdurrahman öz Tarih: January 4, 2007 10:53 PM
islam hukukunun roma ve pers hukukundan alıntı yaptığını söylüyorsunuz bu peygamber efendimiz dönemindemi sonralarımı olmuştur ve bu alıntı şekil-model alıntısımı içerik yani kural-kanun alıntısımı yanıtlamanızı rica ediyorum
Yazan: mustafa Tarih: May 1, 2007 11:25 PM