« November 2006 | Ana Sayfa | January 2007 »

December 30, 2006

Bayram, Sosyalizm, Liberalizm, vs.

Tüm okurların Kurban Bayramı’nı içtenlikle kutlarım. Kur'an’a göre tüm inananların atası olan Hz. İbrahim’in geleneği üzerine kurulu olan bu kutsal günler, dilerim her birimiz, ülkemiz ve tüm İslam dünyası için hayır ve bereketlere vesile olur. Allah’ın üzerimizdeki nimetlerini hatırlamak, O’na şükretmek ve bu bilinçle aile, akraba ve dosları kucaklayıp fakirlere ve muhtaçlara yardım etmek, bayramın üzerinde en çok durmamız gereken değerleri olsa gerek.

Gelelim biraz daha dünyevi değerlere… “Sosyalizm İslam’a Uyar mı?” başlıklı yazım üzerine bir dizi itiraz geldi. Bu meselenin tartışmaya gebe olduğunu biliyorum ve “İslam ve ekonomi” meselesinin bu kadar kısa yazılarla ele alınmasının işi daha da zorlaştırdığını farkındayım. Kitap boyutunda işlenmesi gereken bir konu bu. Ama şimdilik bir kaç ufak ekleme yapayım.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 09:22 PM | Yorumlar (12)

December 29, 2006

Sosyalizm İslam’a Uyar mı?

[29 Aralık 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
sosyalizm.gif
Öncülüğünü Ertuğrul Günay ve Mehmet Bekaroğlu’nun yaptığı “Yeni Siyaset Girişimi” geçtiğimiz haftalarda “İslami Sol” kavramını gündeme taşıdı. Gerçi Günay ve Bekaroğlu “İslami Sol” olmadıklarını açıkladılar, ama olsun, kavramın kendisi önemli ve tartışmaya değer.

Aslında “sol” biraz belirsiz bir tanımlama. Özellikle de kimi “solcu”ların gayet “aşırı sağcı” pozisyonlar alabildiği ülkemizde... Bazıları “özgürlükçü sol”dan söz ediyor; ama siyasal ideolojiler arasında asıl özgürlükçü olanı liberalizmdir ve çoğu solcu hareket de aslında özgürlük karşıtıdır. Bu da şaşırtıcı değildir, çünkü sol ideolojinin aslında en önemli içeriği olan sosyalizm, hayal ettiği ütopyaya ulaşıncaya dek, bireysel özgürlüklerin “halk yararına” bastırılmasını öngörür.

Peki bu içerik, yani sosyalizm, İslam’a uyar mı?

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:14 AM | Yorumlar (24)

December 27, 2006

Anlamlı Bir Kitap: A Meaningful World

A-Meaningful-World.jpgBir kaç gün önce bir dostum "sence 2006'da yayınlanan en iyi kitaplar nelerdi" diye sorunca, aklıma ilk gelen başlık A Meaningful World: How the Arts And Sciences Reveal the Genius of Nature oldu. Yani, Anlamlı Bir Dünya: Bilim ve Sanat Doğa’nın Dehasını Nasıl Ortaya Çıkarıyor. Her ikisi de hem teolog hem de felsefeci olan Benjamin Wiker ile Jonathan Witt'in birlikte kaleme aldığı bu eser, gerçekten de dikkate değer.

Akıllı Tasarım teorisini bu sitede çok işledik ve yeri geldikçe işlemeye devam edeceğiz. Wiker ve Witt'in kitabı ise, evrendeki tasarım kanıtlarının biyolojik dünyanın daha ötesinde, doğanın fiziksel ve kimyasal ahenginde ve hatta insan dehasının yapısında da var olduğunu gösteriyor. Dünyamız, Wiker ve Witt'e göre, materyalist düşünürlerin ısrarlı "anlamsızlık" iddiasının aksine, anlamlılıkla dolu. Ve bu anlam, evrenin bir Yaratıcı’sının olduğunun kanıtı.

Kitabın giriş bölümünü, A Meaningful World sitesinden ücretsiz indirmek mümkün. İngilizce okuyan herkese tavsiye ederim.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:18 AM | Yorumlar (18)

December 23, 2006

Günün Alıntısı: Özdemir İnce'nin İstatistik Vizyonu

Hürriyet gazetesinin ultra-laikçi yazarlarından Özdemir İnce, bugünkü yazısında TESEV’in “Türkiye’de irtica tehlikesi yoktur” sonucunu veren bilimsel araştırmasını eleştirirken söze şöyle başlamış:

1952-1956 yılları arasında bir tarihte ya Bedii Faik ya da Çetin Altan aşağı yukarı şöyle anlamda bir cümle yazmışlardı: "İstatistik bikiniye benzer, ayrıntıyı açar işin aslını gizler!" O zamandan bu yana istatistiklerin ipiyle kuyuya inmem.

Görüyor musunuz, ne kadar da bilimsel bir zihniyet... İstatistik bilimi hakkındaki tüm vizyonu 50’li yıllardan kalma bir “kahvehane sohbeti” cümlesine dayanan bir yazar var karşımızda.

Sitemizin müdavim yorumcularından Bekir Yıldırım Bey’in “laikçi* entellektüel oxymoron**”dur diye bir sözü var; üstteki gibi “verileri” görünce, kendisine katılmamak mümkün değil.


* Laik değil, laikçi. Bu ikincisi, seküler düşünceyi topluma zorla empoze etmek isteyenleri kast ediyor. Yoksa kuşkusuz pek çok seküler entellektüel vardır.

**Oxymoron: Gerçekte yan yana getirilmesi mümkün olmayan iki çelişkili kavramı barındıran kavram.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:06 PM | Yorumlar (29)

December 21, 2006

Bir Diktatörün Ölümü

Turkmenbasi1.jpg Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Niyazov bugün öldü. 1991 yılından bu yana ülkesini demir yumrukla idare eden, hiç bir siyasi muhalefete izin vermeyen, rejim muhaliflerini hapishanelere ve hatta akıl hastanelerine kapatan “Türkmenbaşı” lakaplı Niyazov, her ölümlü gibi, toprak oldu.

Eski bir Komünist Parti üyesi olan, komünizm yıkıldıktan sonra da ülkesini Stalinvari bir zihniyetle yöneten “Türkmenbaşı”nın rejiminin bana en ilginç gelen yönü, “lider kültü” olagelmiştir. Hemen tüm dikta rejimlerinden rastlanan “lider kültü,” toplumun iradesinin safdışı edilebilmesi için, baştaki diktatörün insanüstü vasıflara sahip bir “kurtarıcı” olarak resmedilmesine dayanır. Lider, karanlık ve cehalet içindeki halkını “bir güneş gibi” aydınlatan şaşmaz ve yanılmaz bir “kurtarıcı” olarak tasvir edilir.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:22 PM | Yorumlar (27)

December 19, 2006

İki Farklı Batı

Daha önceki bir yazımda “ABD ve İngiltere'nin güncel Ortadoğu politikalarına haklı olarak tepki gösteriyor, bu ülkelerde, özelikle de ABD'ye yükselişte olan ‘İslamofobi’den yine haklı olarak büyük rahatsızlık duyuyor olabiriz” demiş ve eklemiştim:

Ama unutmamak gerekir ki, dünyadaki hiç bir ülkenin "İslamofobi" düzeyi Türkiye'deki bazı odaklarınki kadar yüksek ve köklü değildir… Türkiye'nin bu despot sekülerist anlayıştan kurtulması ise ancak özgürleşmesi ve demokratikleşmesiyle mümkün olabilir. Bu yolda örnek — ve destek — alınabilecek en iyi yaklaşım da Anglo-Sakson, yani Amerikan ve İngiliz ve modelidir.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:27 PM | Yorumlar (11)

December 18, 2006

Abdülkerim Suruş ile 'İslam, Demokrasi, Modernite'

Ünlü İranlı düşünür Prof. Abdülkerim Suruş, 19 Aralık Salı akşamı saat 19.00'da Taksim'deki Green Park Otel'de "İslam, Demokrasi ve Modernite" başlıklı bir konuşma yapacak. Benim de danışma kurulunda yer aldığım "Açık Fikir Toplantıları" adlı yeni bir oluşumun düzenlediği bu toplantıya giriş serbest ve ben de tüm "site sakinlerini" davet ediyorum. İngilizce yapılacak konuşma simültane olarak Türkçe'ye de çevrilecek, sonrasında da soru/cevap faslı var.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:25 PM | Yorumlar (9)

December 15, 2006

Yeni Türkiye'nin Yükselen Yıldızı

Zaman gazetesinin bugünkü Yorum sayfasında Amerikalı gazeteci Hugh Pope'un "Türkiye'ye Bir Şeyler Oluyor!” başlıklı bir yazısı var ki, kanımca mutlaka okunmalı. Türkiye ve Türk dünyası hakkındaki kitapları ve uzmanlığıyla tanınan Pope, AK Parti'nin temsil ettiği "hem Müslüman hem de modern" Türkiye'nin Ortadoğu'da büyük bir ilgi ve sempati uyandırdığını vurguluyor. "Araplar ile İranlılar uzun zamandan bu yana Türklere karşı bir itimatsızlık besliyorlardı," diyen Pope, bu durumun değiştiğini öncelikle kişisel bir gözlemiyle fark etmiş:

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 02:36 PM | Yorumlar (21)

TV’de AB ve Cumhurbaşkanlığı Tartışması

Mustafa Akyol bu akşam Yeni Şafak gazetesinin yeni haber kanalı olan ATR'de Avrupa Birliği süreci ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin tartışılacağı bir programa konuk olacak. Gazeteci Mustafa Özkaya'nın yönettiği "Kırmızı Çizgi" adlı programı saat 21.15'ten itibaren izleyebilirsiniz.

Yazan: WebMaster Tarih: 10:30 AM | Yorumlar (3)

December 14, 2006

Sitenin Öteki Yüzünden İnciler

Malum, bu siteye gelen yorumlar yayınlanmadan önce kontrolden geçiyor. Bu, belirli bir düzeyi korumak ve özellikle de hakaretlerin önüne geçmek için belirlediğim bir ilke. Bu yüzden de siteye — ve dolayısıyla bana — arada bir gelen çirkin sataşmaları sizler görmüyorsunuz. Ben de pek önemsemeyip siliyorum.

Ama çirkinlikleri arada bir göstermekte fayda var. Çünkü bazıları çirkinliğinin yanında aynı zamanda hem traji-komik hem de ibretlik. “Laikçilerin Faşizanlaşması Sürpriz Değil" başlıklı yazımın sayfasına dün gelen şu yorum, mesela, tam da öyle:

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 12:56 AM | Yorumlar (38)

December 06, 2006

Kemal Karpat'tan Bilgelik

Wisconsin Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Kemal Karpat, hem Osmanlı tarihi alanında dünyanın sayılı isimlerinden biri, hem de toplumsal meselelere getirdiği derinlikli yorumlarla tam anlamıyla bir "bilge"dir. Geçenlerde Radikal'de Neşe Düzel'in Prof. Karpat ile yaptığı bir röportaj yayınlandı. Tamamını herkese şiddetle tavsiye ediyorum. İçindeki bazı kısımlar ise ayrıca büyüteç altına alınmaya değer.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:54 AM | Yorumlar (66)

December 05, 2006

Papa’nın Marksistçe [Yanlış] Analizi

Bir kaç okur, bana Sayın Nuray Mert’in Papa’yı şiddetle eleştiren İlahi Komedya başlıklı yazısı hakkında ne düşündüğümü sordu. Nuray hanımın gerçekten de “mert” olan duruşunu, özellikle Türkiye’deki despot laiklik uygulamalarına, Jakoben tutuma karşı tavır alışını hep takdir etmişimdir. Ama bu yazısına ve bu paraleldeki diğer yazılarına katılmıyorum. Ve bunun önemli bir nedeni var. Epeydir aklımdaydı, yeri gelmişken açıklayayım.

Söz konusu yazıdaki şu cümle, aslında son derece açıklayıcı:

“Papa'nın başlattığı kiliseleri uzlaştırma hamlesi, Batı'ya da dini bir kimlik bulma, zengin Batı'nın yürüttüğü emperyal talana dinsel görüntü verme çabasının bir sonucu.”

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 10:21 PM | Yorumlar (12)

December 04, 2006

Bir Kaç Not

Geçenlerde bir okur, Kürt sorunu ile ilgili bir yazıma “Kürtlerin hakkını savunduğunuza göre siz de Kürt olmalısınız” gibi bir yorum eklemişti. Kürt değilim, uzaktan-yakından bir alakam da yok, ama bu yorumu önemli buldum. Çünkü, kanımca, Türkiye’de çok yerleşik ama bir o kadar da yanlış olan bir zihniyete işaret ediyor: Ancak kendi “kabilemizden” olan insanların hakkını savunma alışkanlığına. “Kürtlerin hakkını savunduğunuza göre siz de Kürt olmalısınız” diyen kişinin “ben Kürt olmadığıma göre onların hakkı beni ilgilendirmez” diye düşünmesi kaçınılmaz.

Bu “kabileci” bakış, sadece Kürt sorununda değil, ne yazık ki “bizden” saymadığımız hemen herkes için, onların hakkını göz ardı etme sonucunu doğuruyor. Dahası bu haklara belirli ahlaki ilkeler gereği sahip çıkanlar da “gizlice onlardan biri olmak” veya “onlardan para almak”la suçlanabiliyor. Hem kabileci düşünen hem de bunun dışına çıkanlara dair komplo teorileri üreten bir zihin yapısı var kısacası. Türk toplumu bunu aşamaz ise, gerçek bir özgürlük ve demokrasiye kavuşamayacağı gibi, sahip olduğu inançların özündeki ahlaki ilkelere de aykırı hareket etmiş olur.

Türkiye’de dini özgürlükleri sadece Sünni Müslümanlar için değil, Aleviler, Şiiler, Hıristiyanlar ve diğer azınlıklar için de istemek, yine aynı ahlaki ilkelerin bir gereği. Bu meseleye bu yüzden önem veriyorum. Voice of America radyosunun geçtiğimiz günlerde bu konuda benimle yaptığı (İngilizce) söyleşiyi, ilgilenenlere tavsiye ederim.

Söz İngilizce çalışmalardan açılmışken, son günlerde İngilizce siteme eklenen bir dizi Papa gezisi analizini ve özellikle de de Papa’ya yönelik “açık mektubu” da tavsiye edeyim. Bir de iki koyu İslam düşmanının da katıldığı “Papa ve İslam” başlıklı sempozyumu... Yorum ve eleştiriler için, şimdiden teşekkürler.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:45 PM | Yorumlar (18)

December 01, 2006

Papa’nın ‘Gerçek Amacı’ Ne?

The International Herald Tribune gazetesinde yayınlanan ve üstteki soruya ilginç bir cevap getiren bir makaleyi, Radikal “Papa 'dinsel Rönesans'ına destek arıyor” başlığıyla tercüme etmiş. Phillip Blond ve Adrian Pabst imzalı makalede kanımca dikkate alınmaya ve üzerinde tarşılmaya değer yorumlar var. Özellikle de şu son paragraflarında:

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 08:33 PM | Yorumlar (36)

Papa Geldi, Ezberleri Sarstı

[2 Aralık 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Papa Sultan Ahmet Camii'nde dua ederkenPapa XVI. Benedict’in Türkiye ziyareti beklenenden çok daha olumlu geçti. Hemen herkes, sorunsuz yürüyen ve karşılıklı jestlerle bezenen, özellikle de Papa’nın cami ziyareti ile taçlanan gezinin, Türkiye için çok olumlu bir tanıtım olduğunu belirtiyor. Bu, doğru. Bir diğer önemli nokta ise, bu ziyaret sayesinde bazı ezberlerin ve klişelerin de sarsılması.

Bu ezberlerden biri, Batı-İslam ilişkileriyle ilgili. Bu ilişkilerin 90’lı yıllardan bu yana gerildiği, “medeniyetler çatışması”nın uğursuz rüzgarlarının esmekte olduğu herkesin malumu. Ama buna karşı ne yapmak lazım? Türkiye’deki muhafazakar kesimde iki farklı eğilimin varlığını görüyoruz: Birincisi, “Batı İslam’a savaş açtı, biz de savaş baltalarını çıkaralım” diyenler. İkincisi, “Batı’da İslam’la savaşmak isteyenler var, ama sağduyulu insanlar da var, çözüm diyalog ve uzlaşmada” diye düşünenler.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 03:00 PM | Yorumlar (15)