« Fikri Hür Gençlerden Atilla Yayla'ya Destek | Ana Sayfa | Ayasofya’nın Geleceği ve TV’de Papa Tartışması »
November 27, 2006
Papa, İyilikle Karşılanmalı
[27 Kasım 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
Katolik dünyasının lideri Papa XVI. Benedict yarın Türkiye’ye geliyor. Yanında da dev bir gazeteci ordusunu ve dünya kamuoyunun dikkatini sürüklüyor ülkemize. Boşuna değil: İslam hakkında sarf ettiği sözler nedeniyle dünya Müslümanlarının tepkisini çeken Papa, ilk kez bir Müslüman ülkeye ayak basmış olacak. Herkes, “Müslümanlar, kendilerini kızdırmış olan Papa’ya nasıl davranacak” diye bekliyor.
Bazı Müslümanlar, özellikle de kendilerini “Bozkurtlar” olarak tanımlayan “milliyetçi Müslüman”lar, Papa’yı pek sıcak karşılamaya niyetli olmadıklarını geçtiğimiz günlerde gösterdiler. Ayasofya’yı basıp, “Papa, sabrımızı taşırma!” diye slogan attılar. Saadet Partisi de “cahil ve sinsi Papa gelmesin” kampanyası başlattı.
Oysa Papa’ya — ve bir başka Hıristiyan lidere — karşı takınılması gereken “doğru İslami tavır” bu mu? Aslında sadece Papa’nın İslam hakındaki sözlerine değil, genel olarak Batı’dan İslam’a gelen eleştiri, suçlama ve hatta hakaretlere karşı nasıl tepki vermek gerek, bunu bir düşünmek lazım.
Kısır Döngüyü Bozmak
Bu çerçevede son yıllarda bir dizi dramatik olay yaşandı dünyada: Hollanda’daki Theo Van Gogh cinayeti, Hz. Muhammed karikatürlerine karşı düzenlenen protesto gösterileri, Papa’nın sözleri üzerine yakılan kiliseler gibi. Veya Trabzon’da vurulan rahip, Somali’de vurulan rahibe gibi… Tüm bunlarda uğursuz bir kısır döngü var: Bazı Batılılar çıkıp “İslam şiddet dinidir, Müslümanlar da potansiyel teröristtir” diyor veya demeye getiriyor; bunun üzerine de bir kısım Müslümanlar öfkeyle ayaklanıp tehditler savuruyor, etrafı yakıp-yıkıyor, hatta adam öldürüyorlar. Yani gösterdikleri tepkiyle, kendilerine ve dinlerine yöneltilen suçlamayı adeta teyid etmiş oluyorlar. “Sen barbarsın” diyen birinin gözüne yumruk indiren kişi, onu haklı çıkarmış olmaz mı?
Eğer Müslümanlar olarak dinimize gerçekten sahip çıkmak istiyorsak, bu kısır döngüyü bozup, tam aksine yönde tavır takınmalıyız: Bizi “terörist”, “barbar” veya “despot” diye suçlayanlara, nazik, medeni, hoşgörülü tepkiler ve akılcı cevaplar vermeliyiz. İslam ile şiddet arasında bir bağ olduğunu ima etmiş olan Papa XVI. Benedict’i de, öfke ve yuhalamayla değil, sükunet ve güleryüzle karşılamalıyız.
Polyannacılık Değil
Bazıları bunu “İslam’da yeri olmayan bir Polyannacılık” olarak görebilir. Nitekim İncil’de yer alan “bir yanağına tokat atana öbürünü çevirme” prensibinin Kuran’da bulunmadığı, İslam’ın Hıristiyanlık kadar “pasifist” olmadığı hep söylenir. Oysa kötülüğe iyilikle karşılık vermek, ne Polyannacılık, ne “Hıristiyanlaşma”, ne de “ılımlı İslam”cılıktır. Aksine bu tavır doğrudan İslam’ın kalbinde, yani Kur’an-ı Kerim’de emredilir:
“İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, görürsün ki seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluvermiştir.” (Fussilet Suresi, 34)
Dikkat edilirse bu ayette kötülüğün veya düşmanlığın iyilik yoluyla sadece durdurulabileceği değil, aynı zamanda dönüştürülebileceği vurgulanmaktadır. İslam tarihi de bu dönüşümün örneklerini anlatan menkıbelerle doludur: İslam’a karşı önyargılı olan pek çok insan, Müslümanların erdemlerini görünce vicdanen etkilenmiş, fikir ve hatta taraf değiştirmiştir.
Günümüzde ise Müslümanlarının çok ihtiyaç duyduğu bu “iyiliğin dönüştürücü gücü”, Kuran’ın diğer bazı önemli hikmetleri gibi, ne yazık ki büyük ölçüde unutulmuş durumda. Dahası siyasal İslamcılığın Marksizm-Leninizm’den tevarüs ettiği “sıkılmış yumruk” kültürü, ortaya iyice “çatık kaşlı” bir İslam portresi çıkarmış vaziyette. İşte bu yüzden Batı’ya veya diğer medeniyetlere yönelik “İslami tepki”, kimi zaman Marksist solun veya radikal milliyetçilerin söylemine benziyor.
Oysa hiç benzememesi gerekir ve bunun oldukça temel bir felsefi sebebi vardır: Radikal bir milliyetçi için kendinden olmayan herkes “öteki”dir ve bu değişemez. Marksist sola göre de insanlar ve topluluklar “sınıf bilinci” ile düşünmek zorundadırlar; “emperyalist” veya “burjuva” iseler, böyle kalır, dönüştürülemezler. Her iki ideolojiye göre de “iyiliğin dönüştürücü gücü” olamaz; buna inananlar saf ve gafildir. Tek yol, çatışmadır. Ve zaten “tarihin motoru” da odur.
Oysa Kuran, Allah’ın farklı insanlar topluluklarını “tanışmaları” için yarattığını bildirir (Hucurat Suresi, 13); çatışmaları için değil...
Papa’ya da tüm diğer öteki”lere de bu perspektiften bakmak gerekiyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: November 27, 2006 11:20 AM


Papa ya da bir başkası...
Ne farkeder diye düşünüyorum. Hazmedemeyen, tartışamayan, kabullenemeyen, değişime kapalı, despot, şiddet yanlısı kimseler için gelen Papa'da olsa, Hacı da, Hoca da olsa değişen bir şey yok.
Ben Papa yanlısı bir Hıristiyan değilim ama bu denli öfkeyi körüklemenin mantığını da anlamıyorum. Kimler gelmedi ki bu ülkeye... Barzani'ye, Talabani'ye kılı kalkmayan milliyetçilerin, hafızaları ne kadar saydam.
Papa'nın İslam'la bir sorunu varsa bunu çözmenin yolu gelme, gözüm görmesin seni demek mi? Yoksa Mustafa Bey'in vurguladığı gibi İslami teologların Papa'nın karşısına kendi iddialarıyla çıkması mı?
Ülkemiz ve benzer ülkeler bu tür konularda hezeyana çabuk kapılan insanlardan kurulu. Biz Ortadoğuluyuz ve kalabalığın arasından bir "urun kellesini" çığlığı bizi cinayete sürükleyebilir. Duygularımız baskındır çünkü. Ama Papa gelmeden düşünmeye başlamalı Müslümanlar. Çünkü gelince ortaya çıkacak basıncın altından kalkamayabilirler. Hele de Saadet'in saadet nerede dedirten eylemlerinin gölgesi üzerimizden kalkmamışken.
Hayırlısı...
Yazan: Gökhan Tarih: November 27, 2006 12:39 PM
"Oysa Papa’ya — ve bir başka Hıristiyan lidere — karşı takınılması gereken “doğru İslami tavır” bu mu?"
"Doğru İslami tavır" konusu pek çok kez karşılaşılan önemli bir sorun. Bu tavırda neden bu kadar çok ve yaygın yanlışlar yapılıyor? Yalnızca bilgisizlik mi sebep? Bilgisi olan arkadaşlarımızın açıklama yapmaları beklenir.
Saygılar...
Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni
Yazan: cengiz cebi Tarih: November 27, 2006 01:22 PM
Bilmeden Müslümanız.Tesev’in araştırmasında”dindarım diyenler yükselen bir grafik çiziyormuş(!)Buna paralel olarak toplum ahlak yapısının ve verilen tepkilerin de daha İslamiyete uygun olması beklenmez mi?Bilen değil sadece “Tepkici ve Taklitçi Müslümanız”.Tepkilerimiz içgüdüsel.Yeterince bilmediğimiz bir şeyi ne pahasına olursa olsun koruma düşüncesi ile hareket ediyoruz.Bize dini öğrenirken nasıl bir yol izlenildiyse biz de aynı yolla karşılık veriyor ve öğretmenimizi taklit ediyoruz.
Din hakkında sus konuşma günah,devlet ve sistem hakkında konuşma sus çünkü suç sadece itaat et. Soru soramazsın sadece öğrettiklerimizi bil ve uygula.Din hakkında sorma eleştirme günahkar yada kafir olursun,devleti yada temsil ettiklerini eleştirme asi olursun.
Büyüklerinin yanında konuşma saygısız olursun. :)
Bu kadar günah ve yasak çemberinden sonra bu insanların içlerindeki tüm bastırılmış duyguların dışa vurulacağı bir an olmalı.İşte o anlardan biri daha yaklaşıyor.
Yazan: çuvaldız=herkes alınsın Tarih: November 27, 2006 03:17 PM
Mustafa Bey demiş ki:
Bizi “terörist”, “barbar” veya “despot” diye suçlayanlara, nazik, medeni, hoşgörülü tepkiler ve akılcı cevaplar vermeliyiz. İslam ile şiddet arasında bir bağ olduğunu ima etmiş olan Papa XVI. Benedict’i de, öfke ve yuhalamayla değil, sükunet ve güleryüzle karşılamalıyız."
Çok doğru Mustafa Bey..
Geçen hafta Atilla Yayla "Gerileme ile Kemalizm arasında bir bağ" kurmuştu ve akabinde yaptıklarıyla Kemalistler, A.Yayla'nın ne kadar haklı olduğunu cümle aleme göstermişlerdi...
Etyen Mahçupyan da Yayla için yapılanlara karşılık "Kemalizm işte böyle bir şey" diye başlıklı bir yazı kaleme aldı...
Bizde Papa'ya nasıl davranırsak,
"İşte müslümanlık böyle bir şey " dedirteceğiz..
Umarım Papa'yı mahçup ederiz...
Yazan: Tarık T. Tarih: November 27, 2006 06:51 PM
Mustafa bey, Papa'nın gelişi ve olaylara İslami bakış açısına çok güzel noktalardan değinmişsiniz...
Keşke millet olarak olayları bu bakış açısı ile değerlendirebilsek...
Ki bunu yapabiliyor olsaydık zaten Türkiye'nin konumu da bugünkü gibi olmazdı...
Yazan: Serotonin Tarih: November 27, 2006 08:38 PM
"Gel, ne olursan o yine gel..." bizim gerçek kültürümüz, özümüz bu. Kinle, nefretle yoğrulmuş bir misafirperverlik hangi kültürde var?
Yazan: MURAT Tarih: November 27, 2006 09:38 PM
Değerli yorumcular, Rehber kitabımız Kur'an-ı
Kerim 'Müslümanlara en yakın olarak kendilerine
Hristiyanız diyenleri işaret ediyor; Yine en şer-
liler, düşmanlıkta en ileri gidenler olarak, Müş-
rikleri ve Yahudileri işaret ediyor. Şimdi nasıl
oluyorda Hristiyanlar Ulusal öfkenin ana hedefi
oluyor. Yahudiler belli, bugünün İsraili. Müşrik-
ler olarak kimi algılayabiliriz. Mesela ülkemizde
müşrikler kimlerdir. Bunlar münafık olarakda ken-
dilerini gizliyorlar. Böyle gizli dinliler bizde
de varmı? Bunlar, Kitap ehli birbirine düşünce ellerini oğuşturmaklamı yetiniyor, yoksa bu süreci
kışkırtıyormu? Müslümanlar mutedil olmalı, atılan
taşın ardından gitmemeli. Çok değerli bir Diyanet
işleri başkanımız var. Gerekeni söyleyecektir, bize düşen vakar bir duruşla ziyareti izlemek ve
kışkırtmalara düşmemektir. Doğru İslami tavrın
belirlenmesi otoritesi Papalık benzeri bir müesse
se İslamda yok. bu bir eksiklik mi, yoksa bireyle
re geniş bir farklı tepki skalası sunan, özgürlük
çü, daha ileri bir dinimi tanımlıyor. İdeal olarak
bu ikinci seçeneği yakın bulsak da, çok tartışmala
ra ve dağınıklığa sebep olduğunuda düşünebiliriz.
Ancak bugün için Kur'an bize ılımlı olmayı ve orta
yolu tutturmayı öneriyor, öğüt veriyor. Halifeli
ğin ilgası Seksen yıl sonrasına ne sorunlar yansı
tıyor değil mi? Ben yaptım oldu ideolojisi Atilla
Yayla'yı aforoz etmiş ne gam! Bu satırlarla İslam
dan bana ne diyenlere herhangi bir gönderme yoktur
O günün şartlarında Ulemaya sormadan dine dair
yapılan düzenlemelerin yanlışlığına gönderme var-
dır. O günkü yanlış bize bugün ortodoks Hristiyan
Fener patrikliğinin ekümenik sıfatını almasınada
karşı çıkmaya zorluyor. Ortodoksların ekümenik
sıfatı kabul görürse, müslümanlar bizimde dini liderimiz İslam aleminin tamamını temsil etsin
demezmi. Biz bu hakkı zaten elimizle söndürmedikmi
nasıl ben yaptım oldu olmuyor değilmi? Hristiyan
larla alıp veremediği olanlar bu pozitifist müşrik
ler olmasın sakın. ne kadarda güçlüler değil mi?
yahudi lobisi kimden yana acaba. Yoksa birbirini
yesinler yeter mi diyorlar. Ne çok bilinmeyen var
Her şeyin en doğrusunu Allah bilir demenin, acziye
ti kabul etmenin sakıncası yok değilmi? Saygılar.
Levent.
Yazan: levent Tarih: November 27, 2006 10:09 PM
Atilla Yayla olayi ile paralellik
Tarik Bey'in benzetmesi yerinde olmus, fanatikler ister kemalist olsun ister müslüman, ayni yöntemlerde birlesiyorlar.
Tabi ikinci bir nokta da Saadet Partisi'nin Papa düsmanliginda liderlige soyunmasi. Çünkü AKP diplomasinin en basit ilkesini uyguluyor : Küsmemek, iliskilede sürekliligi saglamak.
Islâm dünyasi ile, AB ile, papalik ile, israil ile. Bunun adi döneklik degil, kararsizlik degil, bunun adi diplomasi. Ecevit gibi ona buna küsüp sonunda cumhurbaskani ile yastik, pardon anayasa kavgasi yapmak artik gerilerde kaldi.
AKP'nin siyasi rakiplerinde görülen salgin hastalik bu : Ne isteMEdiklerini ne istediklerinden daha iyi biliyorlar. Tepki partisi, tepki ideolojisi...
Oysa siyasi bir örgüt halkin ne istedigini bilerek, sorunlari tarif ederek ve projelendirilmis çözüm (bütçe ve takvim ile) önererek ortaya çikmali.
CHP basörtülü kadinlari istemiyor,
MHP kürtlerle diyalog istemiyor,
SP ise Papayi istemiyor.
Peki CHP'nin laiklik projesi nedir?
MHP'nin güneydogu projesi nedir?
SP'nin diplomasi anlayisi nedir?
Kaka pis mahalle çocugu gibi yere yatip tepinmekle siyaset yapma devri kapandi ama
bunlar görmek istemiyorlar.
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: November 27, 2006 10:32 PM
Merhabalar ;
Uzun süredir ülkemizde papanın geleceği konuşuluyor ve insanların buna olan tepkileri...
Bazı siyasi partilerin insanların inançlarını siyasete alet ederek bunları kullandıgını düşünmekteyim.
İslamiyet bu konuda biraz daha musamahakar olmalıdır düşünüyorum.Eğer bizlerde olaylara onlar gibi yaklaşırsak onlardan bir farkımız kalmayacaktır.
Bugun dünya genelinde müslüman imajı zarar görmektedir.
Ülkemizde bile dini temsiliyet noktasında ciddi sıkıntılar yaşanırken bunu dünyada temsil etmek gercekten cok zor bir durumdur.
Papanın Türkiye'ye gelmesi bazı yanlış anlaşılmaları düzeltmek için bir araç olabilir diye inanıyorum.Ancak bununda çok başarılı olacağına ihtimal vermiyorum.Çünkü yapılan protestolar ve gösteriler çoktan dünya basının gündeminde.Orda yayınlanan fotolara baktıgımızda çok daha farklı bir Türkiye portresi görüyorum.
Tüm bunların çözümü için öncelikli olarak bizlerin ortak bir dil bulması gerekecek sanırım.
Şu durumda bir birimizi anlamaktan o kadar uzagız ki...
Saygılarımla...
Yazan: ehaliloglu Tarih: November 27, 2006 10:57 PM
Papa gelmiş hoş gelmiş de...
Benimim kendi yarın başlayacak olan bu ziyaretten merak ettiğim her zaman konstantinopol diyen papa , bu sefer İstanbul diyebilecek mi ? Ya da her zaman ekümenik sıfatı verdiği patrikhaneye yine aynı şekilde hitap edecek mi ? Yarın göreceğiz papa bize ne kadar samimi yaklaşıyormuş .
Konu dışı gibi olucak belki de hükümet de harika yani , yok görüşmem , görüşebilirim , ayaküstü olabilir. Yani bir duruşunuz olsun lütfen ve bu duruşunuz medyanın soruları ile şekillenmesin , günden günden değişmesin. Dialog naraları atanlar papadan kaçacak delik arıyorlar . Niçin ? Oy kaygısı ile.
Ayrıca Tarık T. arkadaşa da cevap vermek istiyorum . Demek iki yanlış bir doğru edebiliyor Tarık T. Kemalistlerin yaptıı bir yanlış yayla nın yanlış sözlerini doğrulatmış oluyor. E bravo. Bu durumu Mahçupyan ın da haklı göstermesi en çok beklenecek durum tabiki , başka kim yapacaktı ki bunu. Ama şu ilginçlik var ; büyük önermeler ortaya atılırken önce ortaya çok güçlü dayanaklar konulur. Eğer birileri ortaya güçlü dayanaklardan yoksun bir şekilde ifadesini sadece önermesi üzerine yapıyorsa , bu insanın amacı bilgilendirmek değil , başka şeylerdir - artık avro mu dersiniz , kafa karıştırmak mu dersiniz , ne derseniz deyin. Ben bugün bir kemalist düşünen birisi olarak Kemalizmin bu ülkeyi asla geriye götürmediğini düşünüyorum , eğer birisi götürdü diye bir önermede bulunuyorsa ondan bekleyeceğim tek şey bunun dayanaklarını sunmasıdır ve de hala bunu yayla dan göremedik , bekliyoruz.
Yazan: beagle Tarih: November 27, 2006 11:21 PM
Mustafa Akyol’a tamamen katılıyorum.
İslam’ın “öteki”ne olan tavrı, kırıp dökmek, sövüp saymak değil. İslam hoşgörüyü, barışı, anlayışlı olmayı, bize kötü davrananlara bile iyilikle mukabele etmemizi tavsiye eder.
Siyer okuyanlar bilirler. Necran Hristiyanları 60 kişilik bir heyetle Medine’ye gelirler. Görüşmeler sırasında ibadet saatleri geldiğinde Hz.Peygamber mescidin boşaltılmasını emreder ve Necranlıların, Müslümanların mescidinde ibadet etmesine izin verir.
Bu olaydan çok etkilenen Necranlılar ülkelerine döndükten sonra çok da fazla zaman geçmeden müslüman olurlar.
Moğollar çekirge sürüleri gibi İslam beldelerini yağmalaya yağmalaya istila ettikten sonra, 100 yıl içinde tamamen müslümanlaşırlar. Ve sonrasında bu istilacı kavim TacMahal’i yapacak bir medeniyet seviyesine ulaşır.
Bu, herhalde onlara karşı aynı sertlikle mukabeleden dolayı olacak bir şey değildir.
Oysa biz bugün çok farklılaştık. Bazen İslam’a karşı önyargılarla çeşitli suçlamalar yapanlara, iftira atanlara karşılık olarak, adeta onları haklı çıkarır tarzda anlamsız tepkiler veriyoruz.
Papa’nın yaptığı açıklamalar çok talihsiz ve cahilceydi. Ve çok büyük bir ihtimalle kasıtlıydı da. Buradaki kasıtın ne olduğunu görmek için çok zeki olmaya gerek yok. Papa’nın açıklamaları, Müslümanlar ile Batı arasındaki uçurumu derinleştirmek için yapılmış planlı bir söylemdi.
Ve Papa’ya gerekli cevaplar gerek akademik düzeyde, gerekse İslam dünyasınından dört bir yanındaki eylemlerde -bazen istenmeyen olaylar olsa da- verildi.
Şimdi ise Papa ülkemize geliyor. .
Hem Papa’nın bu çatışmayı derinleştirme kastını boşa çıkartmak, hem de İslam’ın o gerçek, sıcak, hoşgörülü ve misafirperver yüzünü göstermek elimizde. Yakıp yıkarak, söverek, lanet okuyarak ne elde edebiliriz? Biz böyler yaptıkça hiç istemeyeceğimiz halde Papa’yı ve Papa gibi düşünenleri haklı çıkartmış olduğumuzun farkına varamıyor muyuz?
Mağduruz; amenna. Sömürgeleştirildik, istilaya uğradık, katledildik; halen de ediliyoruz, çok doğru.
Ama bizler Müslümanız. Müslümana yakışır bir biçimde davranmalıyız. İki yanlış bir doğru etmiyor.
“Hz. Peygamber yaşasaydı nasıl davranırdı?” diye sorsak birçok sorunumuz kendiliğinden hallolacak.
O halde sakin olalım ve soralım. “Bugün Hz.Peygamber yaşasaydı nasıl davranırdı?”
Yazan: Suat Öztürk Tarih: November 27, 2006 11:34 PM
Cengiz Bey
İslami tavr peygamber tavrıdır.
Peygamber Muhammed SAV defaten Ebu Cehil i İslam a davet etmiştir.Ebu Cehl e O Resul defalarca hakaret işitmek uğruna tahammül edip ve hatta iltifat ederek gönlünü kazanmaya çalışmışken bugün hangi tavrımızın,sözlerimizin,düşüncelerimizin Muhammedi olduğunu ,bensiz olduğunu iddia edebiliriz.
Mustafa Bey burada bazı arkadaşlar hakkında ki yazdıklarımı yayınlamıyor ama bilmeli ki benim tavrım ben kokan ama İslamı temsil iddiasındakilere karşı.Hayatımın 25 senesi bunları tanımakla geçti.
Saygılar
Yazan: salih Tarih: November 28, 2006 09:09 AM
gördüğüm kadarıyla burada islamı kötüleğen ona hakaret eden bir insan hakkında yorum yapılmak yerine herkesin yorumunda siyaset başrolde kimse kusura bakmasın ama bir çoğunun boş konuşuyorsunuz dikkatinizi çekerim ortada islama hatta EFENDİMİZ HZ.MUHAMMED (S.V.A) E hakeret ediliyor bunu yapan pir papa diye neden bu kadar basite alınıyor ve ikincisi burdaki yorumların bir çoğu ülkücü camiaya yapılmış şimdi soruyorum siz bu camiadan daha mı çok faydalısınız bu memlekete eğer daha çok yararlıysanız buyrun meyden sizin bir yararınızı söyleyinde hepimiz bi duyalım milliyet çilerin bu memleket için yaptıklarını neden göz ardı ediyorsunuz zorunuzamı gidiyor beyler yapamadığınız için mi zorunuza gidiyor açın gözlerinizi elinize kalem alıp kapalı kapılar ardında yorum yapmaktan vaz geçip bu memleket için mücadele eden insanlara dil uzatmaktan vaz geçin doğruları konuşmaya davet ediyorum sizi silama ve onun peygamberine dil uzatan bir insana az bile yapılmış bu hakaretleri biri babalarınıza yapsaydı acaba ne gibi bir tepki verirdiniz onu düşünüyorum...
Yazan: reis12 Tarih: November 28, 2006 11:43 AM
"“Hz. Peygamber yaşasaydı nasıl davranırdı?” diye sorsak birçok sorunumuz kendiliğinden hallolacak." s. Ozturk
Soru mukemmel de kardesim, ah cevap o kadar berrak olsa! Herkes "gercek cevabi" kendisinin bildigini iddia ediyor. Mesele de bu.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: November 28, 2006 06:37 PM
ülkücülerin türkiyeyi böldüklerini düsünüyorum,bu ülkeye faydamiz olcak diye toplumu kategorilestirdiler,onlara itiraz eden her kürde pkk lisin derler,onlara itiraz eden her dindara yesil komunist yada arabci derler,onlara itiraz eden her milliiyetciye hain derler,eger akillarina baska bir sey gelmezse "ermeni" derler,kisacasi ülkücüler bu ülkeyi geriye götüren antiproduktif bir kesim.onlarin papanin gelmesine bakislarinin ne islamla nede akilla mantikla ilgisi olmadigini düsünüyorum...
müsrik tarifine gelince,kuranda bir cok yerde gecer,ayetleri siralamadan özetle geciyorum,müsrikler allaha inanan insanlardir,yani ateist filan degil,hatta putlara duyduklari saygi ve onlara ibadeti kuranda beyan ettikleri gibi "allaha yaklastirmasi icin" yaparlarmis.müsrik olanlar allaha inanmakla birlikte,kendi dünyevi ve dini hayat alanlarinda en az allah kadarda putlara inanir ,saygi duyarlarmis,kisacasi peygamberimizin elci olarak gönderildigi mekke toplumundaki müsrikler allah inanci olupta ,allahin hayatlarindaki tek tartisilmaz otorite-ilah gercegini kabullenmeyen insanlarmis.günümüzde kimler müsrik oluyo kimler olmuyo,onuda siz düsündügünüz zaman cikarabilyiorsunuz zaten:)
Yazan: Metin Tarih: November 28, 2006 07:13 PM
Salih Bey,
Evet Peygamber tavrı ama, -Bekir Bey'in de belirttiği gibi- bu tavrın ne olduğu konusunda bir fikir birliği yok. Yani verdiğiniz örnek bağlayıcı bulunmayabilir. Gerçi bu yeni bir şey de değil. Bu gibi konularda hep farklı görüşler olagelmiş. Tabi bu 'görüş'lerin bir kısmı bilgi azlığından kaynaklanıyor da olabilir. Ama ben de bunu sormuştum zaten : Tek neden bilgisizlik mi? Galiba bilgisizliğin yanısıra siyaset ve asabiyet de etkili şeyler. Burada sizin "benli" dediğiniz duygu ve düşüncelerin öne çıkması sözkonusu sanırım.
Ben Papa konusunda Mustafa Bey'in savunduğu yaklaşımı makul buluyorum ama aksini savunanlar da tavırlarını "dinin bir gereği" olarak sunabilirler. Ve açıkçası bunlara cevap verebilecek bir dini bilgim de yok. Mustafa Bey'in yazdıklarına göre "itidal" doğru yol olarak görünüyor.
Saygılar...
Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni
Yazan: cengiz cebi Tarih: November 29, 2006 12:52 AM
YORUMSUZ MEVLANA DAN
"İki parmağının ucunu gözüne koy.Bir şey görebiliyormusun dünyadan?
Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir!"
"İnsan gözdür,görüştür,gerisi ettir.İnsanın gözü neyi görüyorsa değeri o kadardır."
"Dil tencerenin kapağına benzer kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişer anlarsın"
Saygılar
Yazan: salih Tarih: November 29, 2006 01:01 PM
medyada yazılanlar yada şurada burada söylenenler papanın gelmesi yada gelmemesi hakında gerçeğihiç yansıtmıyor.İslam dinini tanımayan bir toplum hele hele islamın gerçek kaydelerinden bi haber olan toplumunun böyle bir durumda hareket tarzını doğru belirlemiş olması düşünülemez.papa ve onun misyonu,inancıve ibadetleri neyi gerektiriyorsa o onu yapıyor ya bizler....?
Yazan: tarkan duran Tarih: November 30, 2006 12:19 PM
Makedonyali Buyuk Iskender mezarindan kalkip Papa'nin ziyareti ve bununla ilgili duyada olup biten tantanalara bakinca gevrek gevrek guluyordur "vay be amma is becermisim" diye.
B.Iskender zamani Pers Imparatorlugunun bir parcasi olan Anadolu uzerinden Iran'a girip Pers kralini Afganistan daglarina kadar kovalamis, gittigi yerleri biryandan yakip yikarken biryandanda yeni sehirler kurmus, ordusunun bir bolumunu orada birakmis, yerli halktan topladiklarinida ordusuna katip Afganistan'dan Misir'a, Mezopotamya'dan Makedonyaya kadar haritadaki kulturlerin birbirleriyle kaynasmasina onculuk etmisti. Bu yorelerden ogrenilenleri kurdugu sehirlerdeki (Misir Iskenderiye, Hatay Iskenderun ve niceleri) kutuphanelerde topluyor yeni bir anlayisa onculuk ediyordu. Sadece kultur ve bilim degil yoresel dinlerede etki ediyordu. O zamanar Perslerin dini olan Zerdustluge epey darbe indirirken, kendiside birseyler ogreniyordu.
B.Iskenderin olumunden sonra toparlanan Persler, yeni liderleri Daryus'la tekrar eski gucune kavusup ulkelerine yeni topraklar kattilar. Bunlardan biride Babil (bugunki Bagdat civarinda) sehrini ele gecirmek oldu. Babil sehrini kusattigi zamana kadar adet "fethettigin sehri yak yik, halkini katlet, kole et, ganimet topla ki bir daha sana tehdit olmasin" anlayisi idi. Fakat Daryus tersini yapti. "Benim hukumranligimi kabul eder, dinimi kabul ederseniz size dokunmayacagim" sozu verdi. Bunun uzerine Babil teslim oldu ve Daryus'u ciceklerle karsiladi, kimseye dokunmadi... hatta senelerdir orada olan Ibrani koleleri azad edip Kudus'e donmelerine musade etti.
Iste zurnanin zirt dedigi yer burada basliyordu.
Muslumanlarin Tevrat, Yahudidilerin Torah dedikleri kismen yazili, kismen sonradan eklenmis dini bilgiler (kitap?), bu Babil azadlari tarafindan etkileniyor, Zerdustlukteki yeni yeni kavramlar (Melek, Seytan, Azrail, Cebrail, Adem Havva vs) Musevilerin dinlerine ekleniyordu.
Sonrasi malum. Yuzyillar sonra yayilan Hiristiyanlik Musevi'lerin dinini temel alarak kabul edip onun uzerine insaa ediliyor... ve bugunlere, Papa Benedikt gunlerine geliyoruz.
Islamiyet Musevilik ve Hiristiyanliktan ne kadar etkilenmistir... onada herkes kendi karar versin.
Yazan: Haydar Tarih: December 1, 2006 03:36 AM
Haydard Bey
Rica etsem.Şu babille tevratı nasıl bağladığınızı ve bu aktardığınız bilgilerin kaynağını verirmisiniz?
Bir de kaynağa sizin katkılarınızı da belirtin ki biz de yorulmayalım.
Saygılar
Yazan: salih Tarih: December 1, 2006 03:17 PM
Pers kralini Darius olarak vermisim, Cyrus olmasi gerekiyor... ozur dilerim.
***
Kaynaklara benim katkim olmadi. Kaynaklar ingilizce, umarim sorun degildir.
***
http://en.wikipedia.org/wiki/Babylonian_captivity
...Babylonian Jews returning from exile, seventy years after their deportation, completely eclipsed the partial fate of the mixed group of Israelite survivors, who had practised paganism for hundreds of years in Israel (including the worship of a golden bull), and who had inter-married with the peoples sent into the territory by the Assyrians (and which was strictly forbidden by Mosaic Torah 'law', and punished by Nehemiah).
[edit] Impact upon the Jewish philosophy of the time
The Babylonian Captivity and the subsequent return from captivity (back to Israel), was seen as one of the great pivotal acts in the drama between God and His people, Israel. Just as they had been predestined for, and saved from, slavery in Egypt; now the Israelites were predestined to be punished by God through the Babylonians, and then saved once more. This experience has had a number of serious effects upon Judaism and the Jewish culture. The current Hebrew script was adopted at this time, replacing the very different Israelite script.
[edit] Impact upon Jewish history
This period saw the last high-point of Biblical prophecy in the person of Ezekiel, followed by the emergence of the central role of the Torah in Jewish life; according to many historical-critical scholars, it was edited and redacted during this time; and saw the beginning of the canonization of the Bible, which provided a central text for Jews...
***
Kaynaklara gore, Misir firavunundan kurtulup Filistine gelen israilogullari "Tek Tanrili" bile degil, aksine "Altin Okuz" basta olmak uzere "Cok Tanrili" idiler.
http://www.geocities.com/Pentagon/6315/religion/zoro.html
..."Now it was from this very creed of Zoroaster that the Jews derived all the angelology of their religion...the belief in a future state; of rewards and punishments, ...the soul's immortality, and the Last Judgment - all of them essential parts of the Zoroastrian scheme." From The Gnostics and Their Remains (London 1887) by King and Moore quoted at 607a in Peake's Bible Commentary...
***
Bu konu bir sir olmadigi icin daha pek cok kaynak bulunabilir. Google dan "Babylonian Captivity" diye arama yaparsaniz yuzlerce kaynak bulursunuz.
Umarim faydali olmustur.
Yazan: Haydar Tarih: December 2, 2006 04:27 AM