« Papa, İyilikle Karşılanmalı | Ana Sayfa | Papa Geldi, Ezberleri Sarstı »

November 28, 2006

Ayasofya’nın Geleceği ve TV’de Papa Tartışması

Haziran 2006’da Ayasofya Cami/Kilise Olmalı başlıklı bir yazı yazmış ve bunun üzerine “Yunan uşaklığı” ve “vatan hainliği” gibi suçlamalar içeren bazı ters tepkiler almıştım. Bugün, vatanseverliğinden pek kimsenin kuşkulanacağını sanmadığım Sayın Hasan Celal Güzel de aynı teklifi getirerek şöyle yazmış:

Ayasofya, İslâmın en önemli mâbetlerinden biridir. Gönlümüz hiç şüphesiz onun câmi olmasından yanadır. Ancak, görünen odur ki, Hıristiyan âlemi de ona büyük bir kutsiyet atfetmektedir. Ayasofya'nın iki kurucusundan birisi Justinianus ise, diğeri de onu harap hâlinden kurtararak ikinci defa inşa eden Fatih Sultan Mehmed Han'dır. Bu konuda teklifimiz, Ayasofya'nın hem cami, hem kilise olarak ibadete açılması, hem de müze olarak ziyaret edilebilmesidir. Bunun modern teknolojinin imkânlarıyla (Meselâ, otomatik açılıp kapanan perdelerle) yapılabileceğini düşünüyoruz. Bu bir proje olarak gerçekleştirilebilirse, dinler arası yakınlaşmaya da medar olabilecektir.

Belki bu konunun da gündeme geleceği, asıl olarak da Papa’nın Türkiye ziyaretinin tartışılacağı bir televizyon programına bu akşam konuk olacağım: CNNTürk’te yayınlanan, gazeteci Ahmet Hakan Coşkun’un yönettiği “Tarafsız Bölge”ye. Dileyenler saat 21.30’dan itibaren izleyebilir.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: November 28, 2006 02:25 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Gerekçeniz ikna edici değil.Dinler arası muhabbet için aynı mekanda ibadet.
Hırıstiyanların kendilerine ait bir klisenin müzeye dönmesinden dolayı “inciniyorlarsa”aynı “incinmişlik”duygusunu aynı mekanda bir Müslüman’la ibadet ederken de yaşayacaktır.Çünkü dinini kabul etmediği birinin ibadeti de olamaz.Hiç aklıma gelmemiş Vatikan’a gittiğimde neden seccademi serip orta yerde ibadet etmemişim!Etseydim ne olurdu acaba?Bu bir çocuğa iki kişinin ben annesiyim demesine benziyor.Doğuran mı bakan mı?Kuma olmalarını istiyorsanız nasıl adil olacaksınız.Ayasofya eşitçe paylaştırılacak bir ekmek somunu değil.Her iki taraf da oradaki en ufak bir dini eylemi “kale” kazanmış edası ile yansıtacağından bu fikir sadece infial yaratır,düşmanlığı arttırır.
Programı dikkatle izlemeye çalışacağım bu konuda söyleyeceklerinizi bilmek isterim.

Yazan: çuvaldız=herkes alınsın Tarih: November 28, 2006 02:59 PM

Bence herşeyden önce ülkemizin Hıristiyanların kurumsal varlığıyla ilgili kesin bir tanım yapması daha önemli. Vatikan'a yada Patrikliğe bağlı olmayan Hıristiyanların sayıları ne olursa olsun, ibadeti için gerekli atılımlar ve açılımlar sağlanmadan Ayasofya'yla ilgili tartışmanın bir katkı sunacağını düşünmüyorum. Türkiye de atıl durumda olan birçok eski kilise binası, ahır, depo yada harabe olarak bekliyor... Bazıları daha aşağılık bir muamele görmekte. Bence bu yapıların Hıristiyanlara tahsisi ve tamiri için kaynak sağlanması daha önemli bir adım olacaktır.

Yazan: Gökhan Tarih: November 28, 2006 03:36 PM

Bu post-modernist öneriye bir Müslüman olarak elbette karşı çıkıyorum.Nedenleri şöyle.

1.Müslümanlık inancı ile antromorphic temelle tahrip edilmiş bir büyük inanış olan Hristiyanlık aynı mabette birlikte olamaz.Biri yek ve tek Allah iman ederken diğeri Teslis inançını savunmaktadır.

2.Dialogue etimolojisini yapar isek İki mantık anlamına gelir bu zaman diliminde iki matığı birbirini anlamak ve tahammül göstermek manasında kullanıyoruz.Bu karşılıklı iletişimde olabilir.Ama iletişmek ile bitişmek birbirinden çok farklı şeylerdir. Analgam bir algılayış Tehvid inancı için sağlıklı olamaz.

3.Niye hep biz ödün veriyoruz?Niye hep birşeyleri değiştirmek zorunda olan bizleriz?Yutkunmak zorunda olan ve hoş görüsünün sınırlarına sürekli tecavüz edilen bizleriz?

4.Din ile siyaset sanırım hamaset ile sonuçlanıyor.Siyasiler dini konularda fazla konuşmasa bu ülkenin insanının kendi içinde inanç akideleri üzerinde fazla sıkıntı olmaz.Dışardanda kimse iç işlerine müdahale gibi dil uzatamaz.

5.Evet Medeniyetlerin birbirini anlaması için daha çok iletişim karşılıklı bilgi alışverişi ve akademik paylaşımın çoğaltılması gerekli,yoksa sembollerle yapılacak olan iletişimler şu demekten öteye geçmez;Sizi sevmiyoruz ,sizi benimsemiyoruz hazmedemiyoruz ama size ilerisi için mecburuz bu yüzden katlanıyoruz yada sizi destekliyoruz.Sanırım Batı medeniyetinin maalesef bize mesajıda bu...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: November 28, 2006 03:53 PM

Mustafa bey,

Bu öneriyi ilk defa yaptığınız zaman keşke bunu kamuoyuyla paylaşma imkanınız olsa diye yazmıştım. Duam kabul oldu galiba. Umarım aptal tepkilere heder olup arada kaynamaz. Çok yaratıcı bir fikir. Dilinize, dimağınıza kuvvet !

Yazan: blue Tarih: November 28, 2006 04:38 PM

Her iki Mustafa Bey'laerin gorsunde katildigim kisimlar var. Ajln Bey 'in ucuncu maddesi ise tam "budur" diyecegim cinsten.

Ayasofyanin he iki dinin ibadethanesi olmasi fikri konusunda kesin bir gorusum yok. Eger suc degilse "ulemaya sormak lazim" diyecegim. Sadece Ayasofya'nin statisu Mustafa Ajlan Bey'in ucuncu sikta vurguladigi hassasiyet icerisinde yapilmali.Yani "batililardan iyi not almak" bir faktor olmamali. Biz yuksek Islam ahlaki ile bezenmis toplumlar olarak karar veririz; Engizisyoncular, soykirimcilar, entrikacilara karsi yuzumuz ak. Bu "hamasi" sayilabilecek satirlari yazan birinin ayni zamanda AB'nin istedigi bazi insan haklari iyilestirmeleri, yonetimde seffafliktan, tarima, cevreye, ekonomiye kadar hayatin bircok alanlarinda onlarin talep ettikleri degisikliklerin yapilmasinin yaninda olmasi bir tezat degildir. Sonucta bu degisiklkler bizim insanmiz icin hayati iyilestirme adimlaridir, ve onlar istemese de "Ankara kriterleri" denilip yapilmalidir.

Papa'nin ziyaretinin ise gerek semoblizm, gerek muhteva acisndan "overrated" oldugu dusuncesindeyim. Bu ziyare sonunda Islam_Bati dunyasi iliskileri acisindan nelerin degisebilecegi sorusunu kendime sordugumda aklima bir cevap gelmiyor. Herkes buyuk olcude bu mevzudaki yerlesmis yargilarina destek olacak unsurla arayacaklardir.

Bati'inin islampfoblari Caglayan mitinginden basortulu ve sakall resimlerini gosterip "bakin biz size demedikmi; aptakl papa daha sert olmali idi' girmemeli idi.." diyecekler.

Ilsma hassasiyetli muhalfler "biz size demedikmi, ozur dilmedi; Patrigin ekumenikligini saglayip Isoam';a karsi Hiristiyan Birligini guclendirmek icin geldi" diyecekler.

Ulusalcilar, burda "Musluman ve Hiristiyan dinciler elele verip ulkeyi bolecekler, ic ve dis dusmanlar, ABD-AB-Papa- El-kaide, Hamas, Hizbullah, imam hatipler, basiortululer, "ayasofya meyhane olsun" falan diyecekler..ve hepsinin sormlusunun Ak_parti oldugunun altini cizecekler.

Saka bir yana, ben "papa ozur dilesin" talbini fazla Islami bulmuyoum. Bu "ozur dilesin" muhabbeti bize , yani Islam ,kulture ait degil bir Judeo-Hiristoyan icadidir. Sahi bir insanin buir konuda ifade ettigi fikirden dolay ozu dilemesi nedirki? Karikatur icin bnu biraz anlardim. Bir yayin karikturleri yayinladigi icin our dilediginde sunu der aslinda" Sizin dininiz hakkindaki dusncelerimiz herhalde biliniyor. Ama bun hakaret ile ifade etmemiz yanlisti. Bunun icin ozur dileriz.

-Peki Papa "islam hakkindaki ifdelerimden dolayi ozur dilerim" dese ne demis olacak?

1. Simd Islam konusunda ne kadar cahip olsdugumu anladim?

2. Ben seleflerimden I, Peter Urban gibi Hacli zihniyetin temsil eden biri oldugumu anladim; tevbe ediyorum.

3. Bunu Israil_ABD Inc. onculugundeki Islam'a savas projesine teolojik destek vermek icin yaptim, simdi utanc duyuyorum.

Listeyi uzatabilirsiniz; saniyorum meramim anlasildi. Bunlari demeyecegine gore ozur dfilem hangi mesaji iletecek muhtabina? "uzdugum icin uzgunum" gibi ici bos bir sahte nezaket disinda?

Aklima benim favori filozoflarimdan Woody Allen'in bir filminde sarfettigi suna benzer sozler geldi:

"siz, sahtekar, soyguncu, haysiyetsiz, riyakar......in tekisiniz; ve bunu butun saygimla soyluyorum "and I say this with all due respect".

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: November 28, 2006 06:29 PM

o teklif gerceklesse dahi bunu gayrimüslimler istismar edip iclerinden "enayi müslümanlar" diyecekler

biz müslümanlarin bu kadar safliga varacak iyiniyete ihtiyacimiz yok,karsi taraf zaten anlamicak...sonrada pisman olacagiz yine

tarih onu göstermistir ki gayrimüslimlere haklarini verip adil davranmali ama onlari simartmamali,simardiklari zaman gecmisten,bugünden ordan burdan mutlaka bahane bulup müslümanlari ezme arzulari realiteye döner cünkü,napalim heriflerin zihniyeti bu,tedbirimizi alalim:)

Yazan: Metin Tarih: November 28, 2006 06:59 PM

Blue bey,duanızın kabul olduğu an çok ilginç.Bu konunun özellikle Papa buradayken açılıp tartışılması ondan da ilginç.İstediğiniz kamuoyu oldukça fazlası ile sağlanacak.Şimdiki duanız ne?:)

Yazan: çuvaldız=herkes alınsın Tarih: November 28, 2006 07:29 PM

Mustafa Bey'e ben katılmıyorum..

Ayasofya, emsali olan Süleymaniye ve Selimiye gibi eserlerin tam 900 yıl öncesinde yapılmış ve o zamanki teknolojiye göre muhteşem olan mimarisiyle tarihçi İlber Ortaylı tarafından dünyanın en esaslı harikalarından biri olarak nitelendiriliyor..

Ben, Ayasofya'nın ille de ibadet mekanı olarak algılanmasını tuhaf bulanlardanım...
İslamiyette 3 ibadet mekanı kutsal sayılmıştır..
Bu mekanların arasında Ayasofya yoktur...

Zaten şu andaki haliyle muhtemel bir depremde, yerle bir olmasına kesin gözüyle bakılan ve insanlığın ortak malı olan bu eseri, tahkim etmek,kurtarmak ve yeniden insanlığın ortak istifadesine sunmak varken siyasete alet etmenin bence bir anlamı yok...

sonuç:Bu eser sadece müslüman ve hristiyanların değil tüm insanlığın ortak malı olduğu için ibadet önerisine hayır..

Yazan: Tarık T. Tarih: November 28, 2006 08:17 PM

Mustafa Bey,

Zeyno BAran ve 50-50% darbe ihtimali hakkinda yazacak misiniz? Sizden bu konuda bir yazi beklemek hakkimiz sanirim.

Selamlar,
Baris

Yazan: baris Tarih: November 28, 2006 11:58 PM

Sayın çuvaldız,

Allah'ın işine akıl sır ermez. Bir samimi duaya papayı da Türkiye'ye getirir, dinleyecek kulakları da var eder. Allah, bir ibadethanenin müze olmasından hoşnut değildir şüphesiz. Allah'a halleluyah veya sübhanallah sözcükleri değil, temiz kalpler ve niyetler ulaşır.
Beni papanın niyetleri değil, kendi niyetlerim ilgilendirir. Kendimizi hep düşman bellediklerimizin pozisyonuna göre konumlarsak hata ederiz. Bırakın yörünge tayiniyle uğraşmayı. Ayağınızı öyle sağlam basın ki, her biri sizin çevrenizde dönsün.

Yazan: blue Tarih: November 29, 2006 12:50 AM

Uzun tartisma programinin, yarim saatlik NTV'deki ayni konulu tartisma, ve BBC-Prime'daki favori komedim Sanjev kacamaklari disinda izledim.

Kaliteli, kapsamli bilgilendirici tartisma oldu. Konusmacilaern son cumlesini tekrarlamak, veya soru sekline getirme otesinde fazla katkisi olmayan moderator disinda herkes iyi idi. Itiraf etmeliyim program sayesinde bazi yanlis ve eksik bilgilerimi ve onlar uzerine kurulu goruslerimi tashih etme imkani buldum. Programin tek eksigi ulkemizdeki hakim sinifin dini olan laisizmi (laikcilik)temsil eden kimsenin olmamasi idi. Saka yapmiyorum. Bu konuda Turkiye'nin tutumunda en onemli rolu oynayan kesimin ne dusunmdugun bilmek isterdim. Bu kadar konusuna hakim kis arsinda boyle bir temsiliyet aydinlatici oldugu kadar eglendiric de olurdu.

Mustafa Bey'in "Hiristiyan'in Islam topraginda ibbadet etmesi Islam'a halel getirmez" seklinde ifade bla "tutarli ozgurlukcu" tavrin katilmamak mumkun degil fakat "musluman olmanin cilesini" tecrublerle bilen M. Sevket Eygi'nin "ama ben bu hurriyetten mahrumum" hissiyatini da anliyorum. Sonucta bunlari delink etmek daha dogru tabiiki. "Hurriyette esit degilsem baski da esitlik olsun" fikri fazla makul degil. Herkesin hurriyet alanini gebnisletmeye calismak gerek ilkesel olarak, gerek pratik yararlari acisindan daha dogru strateji oldugunu dusunuyoum.

"Bu papa ekumeniklik istiyor, Ortodokslarla birlesip Anadolu'yu ele gecirecekler, Lozan, Sevr... "yaygarasina da hic ragbet etmedim.

Ilginctir bu komplo teorisinin onculeri cogunlukla dindar degil ulusalci kesim, ve Aytunc Altindal gibi catlak "tek konu savascilari". Saadet Partisi dahi her ne kadar miting yapti ise de itirazlari cogunlukla "ozur dilesin" (ki ben fazla manali bulmuyorum bunu) "islam konusunda cehalet sergiledi" gibi mutedil, oldukca makul mesajlar seklinde idi.

Burada Muslumanlar yenilmislik kompleksinden kendilerini kurtarip kazanma formulu bulabilirler. Bunun tek yolu da "kalles papa"yi lanetlemek degil. Gerek Mustafa Bey, gerek Ozgurel , Erus ve Hatemi Hoca Papa'nin Islam hakkindaki cahilane sozlenin aslinda daha cok zayiflayabn Katolisizmi guclendirmek, katolikleri birlestirmek gibi bir gayeye de donuk olabilecegine isaret ettiler. Bir diger onemli nokta da gene Mustafa Bey'in isaret ettigi bu Papa'nin tek derdinin Islam'a karsi hacli seferi degil, ateizm, sekulerizm'e karsi savasmak oldugu gercegi. Nitekim bunu bir konusmasinsda "we are moving toward a dicatorship of moral relativism" (bir ahlaki izafiyet diktatorlugune dogru yol aliyoruz) diyerek ifade etmis idi. Iste bu noktada bir isbiligi imkani var. O da Bati ve Dogu'nun muhafazakalari dunyada ahlaki degerlerin, bu humanist ahlaki relativizme karsi guc kazanmasidir. Bir cesit "kazan, kazan" formulu yani. Israil_ABD INC.'in Islam'a karsi Hacli seferleri bu isbirligi ortamina buyuk darbe vurdu. Fakat vizyon sahibi insanlar bu imkani konjukture kurban etmemeliler. Papa Jean Paul, II bu yonde olumlu adimlar atmis idi. Dilegim bu papanin da isigi gormesidir. Yoksa kucukluge mahkmdur.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: November 29, 2006 01:49 AM

Bardak yari dolumu, yari bosmu? Bu sorunun cevabinin sadece kisiden kisiye degistigini zannediyorsaniz yaniliyorsunuz. Bu yazi altina yazdigim bu dahil, uc yorumun her biri son 12 saate yazildi. Fakat her birinde de biraz farkli hissiyatin hakim oldugunu farkettim. Nedeni korusunda derin psikoanalitik tahlillere girmek degil niyetim. Sadece onceki yorumlarima sunlari da ilave etmezsem eksik olacagini dusundum.

Bati dunyasinin Islam'a bakisi konusunda Mustafa Bey kadar iyimser degilim. Nerdenmi cikti simdi bu?

Son 4-5 saattir yabanci siteler geziyorum Papa'nin Turkiye ziyareti ve daha onceki Islam hakkindaki sozleri ile lgili olarak. Her ne kadar Newsweek, Washington Post, NY Times gibi "mainsteam" (merkez medya) diyebleceimiz merkezler oldukca nesnel olarak yansitmislarsa da, nette karsima cikan binlerce hitten hemen hemen yuzde 95'inde Islam'a saldiriliyor su veya bu formda ve siddet derecesinde.

Bunlarin ortak ozelligi "what is wrong with Pope (or us)" degil what is wrong with Islam sorusu il ise baslamalari. Hatirlayiniz unlu Oryantalist, Siyonist, neoconlarin entellektuel ustadi Bernard Lewis'in en cok satan kitabinin adi da "Wha Went Wrong" idi? Tesaduf? Sanmam. Cevaplar "terorizmi lanetlemeleri" gibi bildik "ilimli" recetelerden "nuke them" (nukler bomba yagdiralim) a kada gidiyor; kufurlerin hakatretlerin bini bir para.

Okuduklarim, goz attiklarim arsinda gordugum bir ortak ozellik de Bush'un "terorle kuresel savasi" ile Papa'nin "islam siddet dinidir" gorusu arasinda baglanti kurulmasi. Hayir, Muslumnlarin evhamindan bahsetnmiyorum. Bu baglanti oncelikle evangelist fakat hemen her mezhepten Hiristiyanlara ait yayinlarda kuruluyor. Vatikan'a yakin kaynaklar dahil.

Saniyorum "biz onlara firsat veriyoruz; bir Ruhban okulu, Ayasofya, radikalizm, terorizm olmasa iliskiler sutliman olur" diyen dostlar da benzeri bir intenet arastirmasindan yaralanabilirler; eger yargilari tasa kaznmamis ise. 11 Eylul fakotoru inkar edlemez fakat, sosya arstirmaclar bu faktoru de disarda birakarak islamofobi (sevmedigim bir kelime ama altwernatifini bilmiyorum) nin tarihcesini arastirablirler.

Bir diger gozlemim, Saddet Partisinin simdi bazi Bati yayinlari takipcileri tarafindan bizim medyayi takip edenlerden muhtemelen daha iyi taniniyor olmasi. Bir Newsweek'in buna ayirdigi yer Hurriyet'inkinin birkac kati! Kanal D buyuk alt yazi ile "Papa Ataturk icin dua etti" derken Herhalde dengeli davranmak icin her uc dine ait oldugunu dusundugu merkezleri de ziyaret etmenin poltik olarak dogu olacagini dusunmus- Aya Sofya, Sultanahmet ve Anit-Kabir. (Saka canim tabiiki, sanki Anit-Kabir'e gidip gitmeme hurriyeti var da..)

Newsweek, Saadet Partsi'nin Caglayan mitingini, katilanlarin temsil ettikleri cizgiyi, Ak_Parti ile ilskisini, mesajin degisik yanismalarni; Ayasofya onundeki basortlu hanimlarin protetosunda polislerin guzel giymli "laik", fizigi duzgun hanimlardan secilmesi ile "laik duzen" in vermeye calistigi mesaja kadar anatomisini yapmis. Icteki manzaranin bu kadar iyi biliniyor olmasi artik mizragin cuvala sigmayacagi umitlerimi guclendirdi.

Hah, simdi oldu iste. Devami yok.

Sadece bir ornek sunuyorum bir dini siteden:

Pope Benedict XVI condemns Islam's violence
Pope Benedict XVI condemns Islam's violence. He said, quoting Byzantine emperor Manuel II Paleologos, show me just what Mohammed brought that was new, and there you will find "only evil and inhuman, such as his command to spread by the sword the faith he preached".
In a major lecture at Regensburg University, where he taught theology between 1969 to 1977, Benedict said Christianity is tightly linked to reason and contrasted this view with those who believe in spreading their faith by the sword.
In his lecture, the Pope quoted, among others, the 14th century Byzantine emperor Manuel II Paleologos who wrote that Mohammad had brought things "only evil and inhuman, such as his command to spread by the sword the faith he preached."
The Pope, who used the terms "jihad" and "holy war" in his lecture, added in his own words: "Violence is incompatible with the nature of God and the nature of the soul". source
January 24, 2006

Pope Benedict XVI believes that unlike other religions, Islam cannot be reformed and, therefore, is incompatible with democracy, according to a Catholic leader who participated with the pontiff in a secretive meeting on the subject.
The pope, according to Fessio, believes Islam cannot become compatible with democracy because a radical reinterpretation of the religion would be required, which is "impossible, because it's against the very nature of the Quran, as it's understood by Muslims."
In July, when asked by reporters, Benedict refused to declare Islam "a religion of peace", a phrase often invoked by President Bush.
These are amazing statements from the leader of the Catholic Church.
Originally posted at Right Truth

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: November 29, 2006 05:08 AM

Mustafa Bey

katıldığınız programdan geç haberim oldu.saat 23.00 gibi seyretmeye başladım.öncesinde ne tartışıldı bilemiyorum.

programda diyalog konusunda Şevket Eygi Beyin bazı itirazları olunca siz diyalog için LA İLAHE İLLALLAH
deyip MUHAMMEDEN RESULULLAH demesekde olur.bir anlaşma sağlayıp,zemin oluşturmak için dediniz ve Hudeybiyeyi örnek gösterdiniz,İslama güvenden falan bahsettiniz.

eğer sizin İslam için samimi şekilde mücadele verdiğinize inanmasam ağır bir şekilde sizi eleştirirdim.fakat samimiyetinize inanıyorum ve dil sürçmesi olarak kabul ediyorum.

Efendim bu din kendini insanlığa yeni mi sunuyor?
Hz.Muhammed(as) bu dinin bizzat başında mı yoksa 1400 küsür sene mi geçmiş üzerinden?Hudeybiye'de bu imani ilkeden tavizi kim veriyor?bu dinin peygamberi.peki din henüz kendini tamamlamış mı?hayır.vahiy inmeye devam ediyor mu?ediyor.

bu şartlarda hz.Peygamber (as)ın verdiği taviz bize örnek olur mu,aynısını yapabilir miyiz?
kesinlikle hayır..teklif dahi edilemez.hele de bir vatikan projesi uğruna.adamlar zaten diyalog ile islamı zayıflatıp,hristiyanlığı yayma amacındalar.bizim kaşımıza ,gözümüze hayranlıklarından diyalog yapmıyorlar.

onlar diyalogta uzlaşma olsun diye bir müddet İsa Mesih'e peygamber diyelim fakat Tanrı demeyelim diyorlar mı?bu akıllarından bile geçmez.

bu bizdeki neyin saflığı?bu diyalogçu kardeşlerimiz sarhoş gibiler adeta.sizi bir sarsmak lazım.kendinize gelin lütfen.

MUHAMMEDEN RESULULLAH sözü LAİLAHE İLLALLAH'tan ayrılamaz,ayrılması teklif dahi edilemez.

işte kendine güven budur.dinine güven budur.diğeri komplexten başka bir şey değil.

bilmem anlatabildim mi?

saygılar.

Yazan: deniz Tarih: November 29, 2006 06:19 AM

Ben sahsen ayasofyanin muzelikten kalkmasi taraftariyim.Orasi haksiz yere muze oldu.Ayasofya'nin ilk sahibi bizanstir,sonra Fatih Istanbulu alinca orayi camiye çevirip kurdugu Vakif'a devretmistir.
Esasinda TC kanun ihlal etmektedir.Orasi Fatihin vakfidir.
Ustelik bizanstan oyle ahm saham bir kilise degil de bir harabe aldi osmanli.O yapida bizans kadar turklerinde emegi var.
Fakat yine de diyorumki mademki cami olmayacak(laiklige ters düstügü için) en azindan kilise olsun(!).

Yazan: bajazet Tarih: November 29, 2006 08:07 AM

Laikçi dinin temsilcilerinden kimse tartışmada yoktu. Belki patrikhanenin ekümenik sıfatı taşıma
sının mahzurunu anlatırdı. Milyonlarca müslümanın
evrensel temsilcisi Halifeyi kapı dışarı etmenin
kolaylığını, Patrik hazretlerine neden uygulayama
dıklarınıda izah edebilirdi belki. İslama saldır
makda, fütursuz olanlar Papanın burada dinsel çağ-
rışımlar uyandırmasından rahatsız. Kulağına en üst
perdeden burasının müslüman değil laik bir ülke ol
duğu da fısıldandığına göre.. Sayıları binbeşyüz
olan rum ortodoks cemaati için böyle talepler müs-
lümanlar için kötü örnek oluyor, lütfen bizi zor
durumda bırakmayın Papa hazretleri. Sonra bu müs-
lümanlar Saidi Nursinin mezarı nerede gibi 'insani
olmayan'çok tehlikeli! taleplerde bulunabilirler.
Biz yaptık oldu halbuki, hilafeti bir gecede ilga
ettik, Ayasofyayı ibadete kapatıverdik, Saidi Nurs
i hazretlerini mezarından çıkarıp kaybettik, başka
tarikatları bakkal dükkanı kapar gibi kapattık.
Başka ben yaptım oldu çılgınlığına örnek neler is-
tersiniz. İngiliz nasılda yüz yıl sonrasını plan
lıyor değilmi? Hem planlamasa ne gam, Türkler gibi bir rakibi bloke etmiş olmak oyunun kuralı değilmi? Şimdi tartışalım bakalım Ayosofyayı Cami
mi yapsak kilisemi. Yoksa ikisi birdenmi. musevi
cemaate yer yokmu? Mevlevilere versek İstanbulda
mevlevi ayini düzenleyip sema dönsünler. Hem tur
izmede faydası olur.Ne dersiniz? Saygılar.Levent.

Yazan: lema Tarih: November 29, 2006 09:57 AM

Sn.Blue işte bu cümlenize yürekten katılıyorum."Allah'a halleluyah veya sübhanallah sözcükleri değil, temiz kalpler ve niyetler ulaşır."
Bir camide ibadet etmek istemek pek tabii ki iyi niyetli bir dua,bu duayı Ayasofya'da etmeyi istemek yani adres vermek!O zaman ibadet mi mekan mı sorusu akla geliyor.Diyelim Ayasofya cami oldu o zaman "temiz kalpli olan bendim ve duam kabul oldu diye düşünüp şimdi sizin yaptığınız gibi dillendirmeyecekmiyiz,bu bir çeşit böbürlenme olmayacak mı?
"Kendimizi hep düşman bellediklerimizin pozisyonuna göre konumlarsak hata ederiz."İşte bu cümlenizden dolayıdır ki Ayasofyanın camii/klise tartışmasının bugün yapılması çok ilginç demiştim.Bu aranan sağlam duruşa yakışır bir davranış değil bence.
Şimdiki duanızı da amin diyebilmek için "iyi niyet ve temiz kalple "sormuştum ama ne yazık algılamanız farklı olmuş.Olsun :)bir gün siz de posizyon almadan okursunuz.

Yazan: çuvaldız=herkes alınsın Tarih: November 29, 2006 10:39 AM

Papa'nin faydalari

Benediktus Sempatikus'un narin kalbini "istemezuk" çigiklariyla kiran Saadet Partili arkadaslar herhalde bugün pismanlik içinde Bartolomeos'a günah çikarmaya gitmislerdir.
Adam geleli 48 saat olmadi bizim 48 yildir halledemedigimiz isleri halletti. önce "Türkiye'nin AB'ye girmesini istiyorum" diyen Benediktus Sempatikus simdi de kamusal alani delik desik etti.

Sezer'in yüce huzuruna dinî kiyafetlerle çikarak bir ilke imzasini atan Benediktus Sempatikus'un fotografini burada görebilirsiniz :

http://gelenek.wordpress.com/2006/11/29/kamusal-alan-delindi-papa-cankayada/#comment-2667

Kendisine bir müslüman olarak tesekkür ediyorum.
Umarim ayaginin tozuyla Gazi üniversitesi gibi kurumlari da dinî kiyafet ile ziyaret eder.

Bu kadar faydali bir Papa'yi birakmasak diyorum.
Yakinda Ayasofya'yi ibadete de açabilir meselâ.

Benediktus Sempatikus bir parti kursa herhalde CHP'den fazla oy alir. Zaten Saadet Partili ve BBP'li arkadaslari simdiden "Don't go, I love Pope" yazili pankartlarla havaalaninda gösteri yaparken ve nedametle diz döverken düsünebiliyorum.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: November 29, 2006 12:28 PM

Sayın deniz,

Mustafa bey'in Hudeybiye örneğini vermesindeki amaç, karşılıklı diyalog ve barış için insanlara dayatma yapmamanın peygamber metodu olduğunu göstermek. Teşbihte hata aranmaz. Üstelik Hatemi hocanın dediği gibi Hz. Muhammed (S) zaten ehl-i kitaba bir dayatma yapmamıştır. Kur'an da ehl-i kitap ile ortak kelimeye gelinmesini öğütler. Kurtulmak için "La ilahe illallah" kafi midir, yoksa "Muhammeden Resulullah" da gerekli midir tarih boyunca tartışılmış bir konu. Yeni bir tartışma açmanın kimseye bir yararı yok.

Yazan: blue Tarih: November 29, 2006 01:19 PM

o kadar dini kıyafete meraklıysanız hristiyan olun.,

dinler çeşit çeşit.
bizim din tezgahta keramet taçta değil, baştadır diyen bir din.

sadeleliği seven buraya gelir, cafcafayı seven oraya gider.

yani hristiyanlıkla müslümalık aynı olamk zorunda mı ?

istanbulda bir yığın kilse, bir yığın cami var.
zengin şehir alalh için.
ibadet etemk isteyen gider bulur.

kafa kafaya iyi işlerde verin,
mesela depremde tarihi binalar çöker mi ? ne olur ? ne tedbir aldınız ? bunları konuşun.

inat ve dindarlık hiç yakışmıyor.

milyonlarca müslümanın dini temsilciymiş.
halife cihat ilan etti de gelen mi oldu ?


Yazan: knz Tarih: November 29, 2006 04:42 PM

Ayasofya cami yapılmalıdır. çünkü Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u ayasofya için fethetmiştir.
Fatih'in vediası vardır, ayasofya'nın kıyamete kadar bu işlevini (cami)sürdürmesi için fatih'in fermanı vardır.

Yazan: bence Tarih: November 29, 2006 05:56 PM

knz,

Memleketin deprem gibi daha önemli işleri varsa neden her ilmek altında bilip bilmediğiniz konularda yorum yazıyorsunuz, ben bu yaman çelişkiyi bir türlü çözemiyorum. Madem siz deprem meselesini çözmeye adaysınız, buyrun tartışın, bizi de bu korkudan kurtarın. Yok müteahhitlerden, sistemin kokuşmuşluğundan, belediyelerdeki rüşvetten bahsedecekseniz bunlar kimseye fayda sağlamayacak ucuz kahve konuşmaları olur. Yok depremi önceden tespit edecek bir alet bulduysanız erke dönergecinin yanında onu da takdim edin de bu millet faydalansın.
Yok cami de çokmuş da, kilise de çokmuş da...
Sizin gibi düşünen de çok ama bakın biz usanmadan cevap yazmaya devam ediyoruz.

Yazan: blue Tarih: November 30, 2006 12:15 AM

Bu konuda en güzel cevabı gene Sayın hocam Prof.İlber Ortaylı Can Dündar Beyin NeTeVe Kanalındaki Neden adlı programda verdi.Müze, Atatürk yendiği Batı dünyasına, Ayasofyayı Camilikten Müzeye çevirerek Medeniyet adına gösterdiği büyüklük olmuştur.Büyük bir medeniyetin nasıl olduğunun örneği, bir barış simgesi olarak hiçte zorunda olmadığı halde Medeniyetlerin sulhu için gerçek bir ödün(ki
Hocanında değindiği gibi çok ağır gelebilir) vermiştir.Bundan sonra Müze kalmalıdır.(yada Cami olabilir. Patrikhane okul açarsa yapılabilir.Bu benim düşüncem)Müze bence Türk milletinin ne kadar büyük bir millet olduğunun göstergesidir.Endülüste,Balkanlarda,Cezayirde İslam ve Osmanlı mimarisinin kökünü kazımak için her türlü barbarlığı yapan Batı medeniyetinin muassır yöneticileri,Batının ayakta kalmış en eski ve en büyük mabedinin Osmanlı tarafından(Mimar Sinan) onarıldığını, dahada iyi duruma getirildiğini görmüyor mu? görmek mi istemiyor?Keyfe keder bir durum içindeyken Türk Milleti, bu Mabedi İnsanlığın ortak değeri manasında Müzeye çevirerek ne denli büyük olduğunu kanıtlamıştır.(O dönem Tepkiler elbette olmuş) Bunun üzerine planlar yapmak dediğim gibi siyaseten sahte kahramanlık yapmaya çalışmaktır.Bu konularda siyasetin değil Tarih biliminin bizlere neler söylediğine bakılmalıdır.Bizler Osmanlının kabul etsekte ,etmesekte devamıyız, o zaman
büyük Osmanlı Medeniyeine layık hareket edilmelidir. Prof. Halil İnalcık,Prof.Hanikoğlu ve Prof.Ortaylının görüşleri üzerine bize düşen susmaktır.

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: November 30, 2006 03:54 PM

SN.Blue

Mustafa Beyin söylediği söz yanlıştı.bunu her zaman savunurum.böyle diyalog olmaz.itikadi ilkelerle oynamak hata kelimesiyle geçiştirilemez.ben Mustafa Beyin samimiyetine inandığım için bir art niyet kesinlikle aramıyorum zaten.fakat böyle sözleri sağda solda söylemeseler iyi olur.LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULULULLAH
davetine muhatap olanların durumu ile Hz.Muhammed(aS)'ı hiç duymayan fakat tek bir Allah'a inanların durumu farklıdır.tartışılan mesele budur.yoksa kelime-i tevhidin neyini tartışacaksınız?

aşağıdaki sözümü tekrarlıyorum.

onlar diyalogta uzlaşma olsun diye bir müddet İsa Mesih'e peygamber diyelim fakat Tanrı demeyelim diyorlar mı?bu akıllarından bile geçmez...deniz

bu kadar kritik zamanlarda biz kendimize güveniyoruz falan sözleri çok afaki kalır.cahillik çok çünki.ben müslümanlara güvenmiyorum.karma bir din oluşmasına zemin hazırlar.başka bir faydası olmaz.Ayasofya'da ortak ibadet falan.bunlar çok safça şeyler.

müslümanlara MUHAMMEDEN RESULULLAH'tan vaz geçelim demek bir dayatma olur.eşit olacağız önce.onlar İsa Mesih Tanrıdır demesinler..bu bize ağır geliyor çünki.diyalogu başlatan vatikan.bizde tebliğ var.1400 yıldır biz itikadi ilkelerimizden taviz vermeden tebliğ yaptık.olacaksa böyle.
diğeri belki iyi niyetli de olsa kaosa kapı açar.cehennemin yolları bazen de iyi niyet taşları ile döşeli olur.saflığa gerek yok bence.

Mustafa Akyol Bey İslama güvenden bahsediyor.ben İslam dininin peygamberi olan Hz.Muhammed(as)ın bir hadisini yazmak isterim.Tirmizi'de hasen olarak rivayet edilmiştir.

--insanlardan ilmin kaldırılacağı bir zaman gelecektir.Nitekim ilim namına hiçbir şeye güçleri yetmeyecektir.

bunun üzerine bir sahabi önlerinde Kuran olduğu ve sürekli okunduğu halde ilmin nasıl ortadan kalkacağını sorar.Hz.peygamber şöyle buyurur.

---bende seni Medine halkının bilginlerinden sanırdım.işte Tevrat ve İncil..Yahudi ve Hristiyanların elindedir.onlara ne yararı var?

sanki çok canlı bir dini hayat var,ilmi çalışmalar harıl harıl yapılıyor,İslam ülkeleri de muazzam güçlüler de biz böyle bir lüksü teklif edebiliyoruz.artık ne bir Nizamül-Mülkümüz var ne de İmam-ı Gazaliler yetişiyor.

iyi yetişmiş olsa da ben Mustafa Akyol Beyin bu çapta biri olduğunu sanmıyorum.

söylediğimiz ve yazdığımız herşeyden hesaba çekileceğiz.iyi düşünüp konuşmak lazım.ümmetin kaldıramayacağı şeyleri ağza almamak lazım. hele de Hz.Muhammed (as)a hakareti meslek edinmiş bu Vatikan diyalogçularına karşı daha müteyakkız olmak gerekir.ben uyarı görevimi yapıyorum.

saygılar.

Yazan: deniz Tarih: November 30, 2006 04:40 PM

binalar islev degistirebilir. bu, mimarik meslegi acisindan ilginc ve zor konulardan biridir. zordur cunku; bina hem onceki hem de yeni islevini belirleyen ihtiyac programini basariyla karsilamayabilir. ilginctir cunku; binanin bir hikayesi vardir ve yikilmadigina gore buyuk ihtimalle onemli (tarihi) bir binadir ve- veya mekansal lezzeti vardir. Bu ornekler, elestiriye hep cok acik olmustur ve cok ses getirmistir. (louvre sarayi muze sirkulasyonunu karsilayamadigi icin yeni bir duzenlemeye ihtiyac duyulmustur, IM PEI’ nin yaptigi cam piramit cok elestiri almistir.)
tekrar islevlendirilen binalarin onemlilerinin cogu muzeye donusmus olanlardir. Saraylar, apartmanlar… hatta tren gari bile muzeye donusturulmustur.

Mustafa bey’ in samimi kalbinden gecen bu dilegi, mekan icinde onemli revizyonlar gerektirir. Apsis-mihrap iliskisi bir tarafa, mekanda suanda, bir camide olmamasi gereken, insan figurlerini iceren, mozaikler ve kilisede olmamasi gereken, ama artik kesmeden cikarmanin mumkun olamayacagi kaligrafi diskleri yan yanadir.
Ama bu problemleri cozmek elbette imkansiz degil, hatta bir mimar olarak soyleyeyim, cok heyecan vericidir.

Mimar Sinan’ in ayasofya’ yi guclendirirken kullandigi payandalar, onun, ici karar zarif olmayan hantal dış kutlesini yumusatmis, ekledigi iki minare de bu saheseri cercevelemistir. Bu mudaheleler cogunluk tarafindan basari olarak nitelendirilirken digerleri tarafindan olumsuz elestiri almistir.

Buradan yola cikarak diyebiliriz ki bu donusum icin yapilacak degisiklikler, yuzlerce elestiriyi beraberinde getirecektir, mimari olarak asla herkesi memnun edemeyecektir ama, zamaninin ve uzun zamanlarin mimari basarisi ayasofya’ ya yeni bir soluk katacaktir.

Ben mesleki olarak bu işi buyuk bir hevesle desteklerim. Ama dini hassasasiyet acisindan bakarsam, yanit bulamadigim sorularim var:

amac ayasofya’ yi dini simge olarak tekeline almak degil de, sadece, ‘’kilise olarak yapildiysa oyle kalmali’’ ya da ‘’ madem cami oldu artik degismemeli ’’ ise o zaman neden kimse kariye kilisesi-camisi-muzesi icin savasmiyor?

Sevgiler,
ufuk

Yazan: ufukalparslan Tarih: November 30, 2006 05:45 PM

Dinler arası yakınlaşma sözünün arkasında yatan niyet nedir?Bence her iki tarafın da bir kıyamet kehanetini kullanarak tek dine yöneliş(bunun bir tevrati çıkarım olduğunu sanıyorum emin değilim) diye lanse etmeye çalıştıkları bu projenin altında yine tebliğ yatıyor.
Yani bizim olan, doğru olduğundan hiç bir şüphemiz olmadığına inandığımız dinimizin(her iki taraf için de)tanıtımı için bir fırsat olarak görüyoruz.Bu peygambervari bir davranışmıdır.Bence evet.Allah ın insanlığın mutluluğu için öngördüğü şartlarını ve doğrularını şekil kaygısı gütmeden dünyayay yaymak da bir tebliğdir.Tabii önce yaşamak gerekiyor o başka.
Ancak Ayasofia bir semboldür.Fethin gerçekleştiğinin sembolü Ayasofia da kılınan namazdır.Şimdi bizim laikçilerimiz İstanbul u fethetme fantazisi kursalar onlar için sembol boğazda içilecek bir rakıyla yenecek olan balıktır.
Ortodoks dünyası şu günlerde bütün zincirlerini koparmıştır.Farketmemiz gereken budur.SSCB ortodoksları özgürdür,Osmanlı ortodoksları 60yıldır özgür.Kutuplaşan dünya için bir birleşme konusudur ortodoksluk.Eğer farkına varırsa yöneticilerimiz Ayasofyanın ibadete açılması demek sembolik olarak ortodoksların yürüyüş harekatının başlamasıdır.Papa bunu dizginlemek için gelmiştir.
Osmanlı büyük devletdi siyaseti ona göreydi.Abdülhamit siyaseten büyük bir hakandı ama iktisaden çok becerekli olmayan uygulamaları vardı.Çünkü Osmanlı şehzadelerine paradan ziyade siyaset ve savaş öğretilirdi.O yüzden Abdülhamit dönemi iyi analiz edilerek siyasetimizin belirlenmesi gerekir.
Dolayısıyla bu meselenin dinle hiç bir alakası yoktur.Mesele siyasidir.Bunun temelde ki taşı da ortodokslar ve bizizdir.Düşmanmıyız kardeşmi?Buna karar verelim.Bir de Rusya ekümenik papazı var onu da unutmayalım.
Saygılarımla

Yazan: salih Tarih: November 30, 2006 06:06 PM

Değerli yorumcular, Papanın Türkiye ziyareti olum
lu mesajlara sahne oldu. Pekçok kişi bu mesajlar
dan etkilenmiştir umarım.
1-Papa müslümanların saygılı ve hoşgörülü olabile
ceği gerçeğiyle tanıştı.
2-Çankaya ve benzeri kamusal alanlarda dini kisve
ile dolaşılması kıyamet alameti değilmiş. Kırmızı
çizgi çekenler, Papanın kırmızı hırkasını selamla
mak gerçeğiyle tanıştı.
3-Ekümenik sıfatı dini yapının etkisi ile dünyevi
yaşamın düzenlenmesi için kullanılabileceği gerçe
ği ile laikçiler hoşlanmasada tanıştı.
4-Dialog bilek bükme değil birarada ibadet hürriye
tinin tesis edilmesi anlamına geliyor olduğu ile
tanışmış olduk.
5-Taç giyen baş akıllanıyor, bir kez daha bununla
tanıştık.
6-Ayasofyada el açacakmı diye hop oturup hop kal-
karken eller Sultan Ahmette açıldı. Papa ve İmam
birlikte huzur duruşunda bulundular. İlk kez bu
duruşla tanıştık.
Laiklik yok olmadı. Müslümanlık aşağılanmadı. Papa
dindar bir hristiyan olarak diğer hristiyan mezhep
leriyle yakınlaştı. Bunun bizede örnek olmasını dilerim. İnsanlığa hayırlar getirmesini, hürriyet
lere katkı yapmasını dilerim. Saygılar. Levent.

Yazan: levent Tarih: November 30, 2006 07:02 PM

Ufuk Hanim,

Bu ilmekteki butun yorumlar gerek farkli bakis zaviyeleri, gerek muhtevadaki muhakeme derinligi bakimindan zengin buldum, fakat sizin yorumunuzdaki ozgun “mimari zaviye” ozellikle dikkatimi cekti. Asagidaki yorumumun bir kismi sizin yorumunuzla , cogu genel mevzuu ile ilgilidir ve ilgilenen herkes icindir.

Once mimari konusunda sokaktaki adamdan fazla bilgim olmadigini soyleyeyim. Yorumunuz sayesnde bu mevzuuda, ozellikle Ayasofya’nin Mustafa Bey'in teklifi cercevesinde “cami/kilise” ye donustrulebilirligi, konusunda birazcik bilgilenmis oldum, . Bahsettiginiz yeniden islevlendirmenin en basarililarinin muzeler oldugunun bircok ornekleri var. Bu genel bir yargi degil ama ben gecenlerde Urfa ve civarinda simdi konukevi ya da “butik otel” olarak kullanlan bircok eski Ermeni evi yaninda camiye cevrilmis kiliseler de gordum. Bircok sehirde de bazi tarihi eserler ticari faaliyet kullanimna acilmis durumda, Meslekdasiniz olan yegenim Sivas’taki Cifte Minare ve Buruciye Medresesi’nin bircok bolumlerinin bu ticari kullanima acilmasinin “iyi” oldugunu soyledi korunma acisindan, her ne kadar benim kafam pek yamadi ise de.

Louvre’daki piramit ilavesi de en az zararli alternatif olarak dusunulmus idi, bahsettiginiz ihtiyaca cevap vermek icin. Dogrusu I.M. Pei’nin savunmasini izledikten sonra biraz daha cazip geldi yapi. Saniyorum ozellikle asil yapiyi en az engelleyen, kullanim islevini en az zararla yapan alternatif idi aklindaki.

“dini hassasiyet” bakimindan ise sizinle asagi yukari ayni fikri ifade ettim yukarda “ulemaya sormak lazim” diyerek. Mustafa Bey bu konuda da bir problem olmadigini ifade etmis fakat, sonucta onun fikri de fetva degil; o da « olmalidir » demiyor “olmasinda sakinca yoktur, dini acidan” ve gerek dinlerarasi ilskiler, gerek gunumuzun politik iklimi muvacehesinde bir cozum oneriyor. Gunumuzde Bati dunyasindan, ozellikle Yunan Ortodox kokenli bircok merkezden “Ayasofya tekrar kilise olmaz ise Turkiye AB’ye alinmasin” dan “siz Ayasofyamizi geri verin biz de Mescid-i Aksayi geri verelim”( !) diyenlere kadar cok cesitli taleplerin yapiligi goz onune alinirsa bu kilise/cami formulunun dinlerarsi iliskiler, ve Turkiye’nin Bati ile iliskileri acsindan olumlu olacagi dusunulebilir.

Konunun dinlerin spesifik hukumlerinin otesindeki evrensel ahlaki, hukuki boyutlarina bakacak olursak kesnlikle “dogrudur” diyebilecegimiz bir cozum gozukmuyor. Gecmiste Ispanya’da, Cezayir’de, Makendonya, Yunanistan, Bulgaristan, da pek cok yakilmis, kilseye cevrilmis camiler vardir.

Buna karsin,sizin de bahsettiginiz Kariye, Fethiye ve yukarda bahsettigim Guneydogu’dakler gibi camiye cevrilmis kiliseler de vardir. Bunlardan Mustafa Bey’de bahsetmis.

Dolayisi ile “burasi kilise olarak yapildi, niye cami yaptiniz” diyen Baitiliya en azindan “tencere dibin kara seninki benden kara” diyebiliriz. Bunun otesinde butun hukuk sistemlerinde toprak veya uzerindekiler uzerinde hakimiyet hakki ebedi degildir. Gavurlarin “Statute of Limitations” bizm zaman asimi dedigimiz kavram buraya hukuk mantigi olarak uygulanabilir kannatimce. Anadolu bizim degildi, ama 100o yildir bizde oldugu icin bizimdir; bunun ne ahlaki, ne hukuki olarak sorgulanabilirligi yoktur. Yahudilerin “Filistin bizimdi, cunki atalarimiz binlerce sene once buralardaydilar” demesinin bazilairinin makul bulmasi evrensel hukuk degil konjuktur hazretlerinin ya da “might makes right” dusuncesinin urunudur. Dun boyle denilmiyordu, Yahudiler guclu olmadigi icin.

“amac ayasofya’ yi dini simge olarak tekeline almak degil de, sadece, ‘’kilise olarak yapildiysa oyle kalmali’’ ya da ‘’ madem cami oldu artik degismemeli ’’ ise o zaman neden kimse kariye kilisesi-camisi-muzesi icin savasmiyor?” sorunuzun cevabinin kismen sorunuzda oldugunu dusunuyorum. Sizin negatif on kosul olrak sundugunuz durumunntersi varittir. “tekeline almak” kadar kesin bir plana matuf omasa da bir hakimiyet semboludur, dini, siyasi veya her ikisi de (bunlari biribirinden ayirmanin guclugu de ortada). Bircok Hiristiyan icin orada ayin yapma, Istanbul’da bir Vatikan muadili olusturma, veya daha buyuk malum megalo idealar, fanteziler vardir’ muhtemelen biz Fatih’in torunu Muslumanlarin arkadaslarin yukarda ifade ettigi ozlemlerinden daha kuvvetli olarak. Aysofya’nin bildiginiz tarihi , dini olarak Ortodox kilsesi, Bizans’in varisleri ve genelde butun Hiristiyan dunyasi icin ifade ettigi sembolizm malumdur. Kariye’nin aksine, onlar icin ve dolayisi ile bizim icin. Yani olaya sadece “ camiye/muzeye dnusmus kilse hukuku” cercevesinde bakildigini sanmiyorum. Ve daha onemli olan da sudur kanimca: Konunun tartismaya acilmasi, ne burada ne Turkiye’de tartisanlarin tercihi degildir. Konu gundeme oturmustur, biz isteskte istemesekte ( Kariye veya Fethiye’nin aksine). Bizimkisi tepki vermek.
Ayasofya’yi « dunusturme » konusundaki mimar istekliliginiz etkileyici. Herhalde mimar olmadigim icin, ben boyle bir donusumun mecburi minimal degisiklikle yapilmasini dilerim, diger mevzular halledlirse. Illa olacaksa I.M. Pei’den once davranmanizi dilerim. Aysofya’nin onunde veya uzerinde cam piramit istemiyorum; Ortodoxlalarin da bu konuda bana katildiklarindan eminim!

Selam, saygi ve muhabbetle


Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 1, 2006 05:45 AM

blue bey benim yazdığımın konuyla alakası var.
denizin sert yazısını da okudum.

deniz ben daha önceki başlıktada uzlaşma kelimesini kullanmıştım. Ortak alanları kullandığımız zaman buna başvurmak zorundayız.
yaşam bize problemleri çözmemizi zorunlu kılar.
en akıllıca çözümleri bulmayız.
kö inatla sadece savaşlar çıkar, toplumlar birbririne düşman olur.

neyse ibadet yerlerimiz ortak olmak zorunda değil. ve burada neden ortak ibadet alanınında söz ediliyor anlamıyorum.

yaşamı zorlaştıracak bir öeneri.

şimdi düşünüyorum da, ayasofyayı müze haline getirmek çok aklıca siyasi, bir manevra olmuş.
Bu bizim başımızı şimdi dertten kurtaran bir karar olmuş.

biz istesek de, istemesek de o binaya karşı hassasiyeti olan insanlar var. Bunlar müslüman veya ortodoks olablir. Hepsi aynı değerde insanlardır. hepsinin yüreği var.

o zaman en iyi çözüm müze olmasıdır.
tarihi tarihe bırakmak lazım.

itiş kakış ibadet olur mu ?
insana yakışır mı ?
bnuna neden olacak girişimleri aklımdan bile geçirmem.

istanbul muhteşem şehir, imparatorluklara başkentlik yapmış. Her tarafı cami ve birçok işleyen kilise var.

fatih hantal bir padişah değildi. O resimleri ne kadar özenle boyatmış ki, hala o resimler orda durabiliyor. demek resimleri incitmeden boyatmaya çalışmış. Bunu neden düşünmüyorsunuz ?
yağlıboya üzerine yağlı boya çektirmemiş!
o resimleri kazıttırmamaış
ona çok şey borçluyuz.
sırf kireç boyası kullandığı için, duvarlara ve resimlere karşı bu nazik davaranışı için. AMA bunu dünyaya kim anlatıyor ? sanki Fatih. S. Mehmet kabasaba işgalcisiymiş gibi sunuyorlar.

o günlerde, müslümanların bir mabedeti yokken
stratejik olarak yapacağı tek şey buydu.

yoksa justinyenin kilise olarak yaptığı mabadete artık bizim ne ihtiyacımız var ?

Sultan ahmet cami yapıldığı gün Ayasofyanın emaneti bitmiştir. Ancak zaman geriye akmaz.
Orası Sultan ahmet cami ile birlikte artık müze olması daha doğru olan bir binadır.
bunu da cumhuriyetle farketik ve doğru olanı yaptık.

kimseyi incitmeyecek bir çözüm.
Gerçekten büyüklüğü ifade ediyor.

onlardan bizden ders alsın.

MOSTAR köprüsünü yıktıklarında biz nasıl incinmiştik., kuzey yunanistan'da yıkık bir camimiz, tahrip edilmiş bir mezarımız olursa nasıl inciniyoruz ?

onlar da burda incinir.
insandır.

dediğim gibi müze yapmak büyük bir hamleydi, onlar istemeden ayasofyayı, biz müze yaptık.
bu nasıl bir büyüyklük!
Tabi sulatan ahmet caminin muhteşmem duruşunu unutmamak lazım., yoksa müze de yapamazdık.

ufuğun yazısınında çok etkilendim yukarda, okuyun.

mustafa bey lirik konuşmak her zaman hamaset olmaz.,

Evet deniz, Bir olmak, birlikte olmak bunlar senin dediğin gibi hayali kelimeler. AMA insan olmak hayali değil. inatlaşmak, didişmek, ortak alanlarda ilaki kendi simgeni zorla kabul ettirmek iyi çözümler değil.

blue yukarda yazdığımın konu ile ilgisi şu ;
iyi işlerde yarışın. ayasofya için en iyi şey binanın gelecekte de ayakta kalması. Nasıl eskilerden sağlam devraldık.

Eski bir bina ve istanbul deprem riski taşıyan bir şehir. nasıl pizza kulesi yan yatmasın diye unicef falan ayakta, kongreler bile düzenliyorlar, para akıyor italyaya. blue bey, Kuran'da bir olun, bir olun, hayat bayram olsa diye bişey yazmıyor ama iyi işlerde yarışın diyor.

Yazan: knz Tarih: December 1, 2006 09:06 AM

knz,

Haklısın. Konuyla ilgisi var. Özür dilerim. Hakikaten Ayasofya ilk depremde yıkılabilir. Zaten her depremde kubbesi ya onarılmış, ya da yeniden yapılmış. Bu depremde de zarar görmesi kaçınılmaz. Bu konu hepsinden önce geliyor. Bunu tartışmak gerektiği ile ilgili yerden göğe kadar haklısınız.

Yazan: blue Tarih: December 1, 2006 07:06 PM

Sn.KNZ

BEN NE SÖYLÜYORUM SİZ NE YAZIYORSUNUZ..BEN İSLAMIN İTİKADİ İLKELERİNDEN BAHSEDİYORUM SİZ .....

BENİM İÇİN AYASOFYANIN MÜZE OLARAK KALMASI EN İYİ ÇÖZÜM.İBADETE AÇILMASINI UYGUN BULMUYORUM.BENİM ELEŞTİRDİĞİM İKİ DİN İÇİNDE İBADETE AÇILMASI.


yazılarıma yorum yazarken lütfen kendinize acaba anladım mı diye bir sorun lütfen?

sevgiler.

Yazan: deniz Tarih: December 1, 2006 08:24 PM

iyi de ben o görüşe uygun yazıyorum.
senin dediğini çok iyi anlamıştım.

Gönderme yapmamın nedeni şuydu; ortak kamusal alana girdiğimiz zaman uzlaşmanın şart olduğuna dair olna görüşümdü. burada bir karar alıyorsun.
zaman zaman bu kararları alırız.

deniz ben senin yazına katılıyorum,
bunu söyleyenler gerçek yaşamdan kopuk konuşuyorlar.

ayasofya kubbesi ve duvarları moziklerle süslüdür.

bu moziklerin altında müslüman namazı olsa olsa shov olur., hani tutklanan insanlar var ya,itiş kakış ibadet yapacağız diye.

cuma halı sereceksin, tavana kumaş kaplayacaksın ve pazar günü bunları kaldıracaksın.

olacak iş mi ? kubbe kaç metrekee ?
hem neden yapacaksın ?

orda namza kılınca insan kanat mı takıyor ?
yukarda yazdım. sultanahmet cami yapana kadar statejik olarak, zorunlu olarak, siyasi bir karar
olarak olarası kullanıldı. SUlatanahmet camininden sonra gerek kalmadı.
ne işimiz var ondan sonra ?
fatih o duvarları nazikçe boyadı diye yazdım ya, bunu düşünsinler.

bence cumhurbaşkanı papaya Fatihin fermenını vermekle iyi bir jest yaptı.

blue insanlar iyi işlerde yarışsın diye yazdım.
evet gerçek şuki, müslümanlar o binaya iyi baktı.
emek harcadı, güzellik kattı, emanet gibi baktı.
mostar köprüsü gibi akibeti olmadı, hem de 20.yy da, dünyanın ve papa^nın gözü önünde yıkıldı.
öteki 500 yıl önce nazikçe kiraç ile örtüyor.
çünkü o binaların yenisi asla eskisi gibi olmaz.

Fatih kabasaba işgalcisi değildi, minareler de göz uyumunu bozmuyor.

bina ayakta kaldıkça kendisi konuşuyor zaten.

herşey kutsiyet katılırsa kutsallığın anlamı kalmaz., afrika yerlisi gibi keçiboyunuzu bile kutsal olur. Binanın terihi değeri müze olarak korunmasını gerkektiriyor.

hatta bu binanın tarihi bizleri de biraraya getirdi bu sayfada.,iyi yaşanmış bir tarihin gücü bu.

Yazan: knz Tarih: December 2, 2006 05:00 AM

Mevzuu kalmadimi baska Mustafa Bey. Camii olsa ne olur, klise olsa ne olur sonucta Allah'in ibadethanesi degilmi. Ama bu kadar karamasa yaratcaksa en guzeli MUZE olasi bence. Cunku insanlar herseyi cok karmasik yapiyor ve sonucta gereksiz sebepler icin birbirlerine giriyorlar din adi altinda ve bu dinler de Tek Tanrili dinler. Ama dinler farkli hepsinde amac ayni olsa bile cok garip...Haa dogru ya politikaaaaaaaa onu unutmusum yahu yoksa nasil insanlar yonlendirilebilir sunu bunu kullanmadan, tuh cok cahil kalmisim kusuruma bakmayin.

Yazan: gunka Tarih: December 2, 2006 07:08 PM

fatih sultan mehmed hanının bedduasını herkes bilir. birde ben pir-i fakir birkac kal edeyim : bu ülkede yapılacak alcaklıklardan en dehset vericilerinden birisi AYASOFYAYI KİLİSE YAPMAKTIR. Allahın selamı müminlerin üzerine olsun...

Yazan: mucahid Tarih: December 12, 2006 10:00 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)