« Bahçeşehir Üniversitesi'nde Konuşma | Ana Sayfa | Büyüklere Masallar III: 'İslam Öncesi Türkler Medeniydi' »

October 31, 2006

Milli Eğitim Bakanı'ndan Akıllı Tasarım'a Destek

Gazeteci-yazar Ahmet Hakan Coşkun'un yönetip sunduğu ve CNNTürk'te yayınlanan Tarafsız Bölge programının 17 Ekim tarihli konukları, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Prof. Dr. Eser Karakaş, gazeteci İsmet Berkan ve yine gazeteci Abbas Güçlü imiş. Programın bir bölümünde Sayın Çelik ile Sayın Berkan okullardaki biyoloji eğitimi, Darwinizm ve Akıllı Tasarım konusunu tartışmışlar. Sayın Bakan, benim çalışmalarıma da atıfta bulunarak, Akıllı Tasarım'ı savunmuş.

O günlerde yurtdışında olduğum için farkında olmadığım, varlığını ve içeriğini sonradan öğrendiğim bu tartışmayı kayda değer buldum. Dilerseniz programın bu konuyla ilgili 15 dakikalık kısmının ses dosyasını buradan indirip dinleyebilirsiniz.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: October 31, 2006 01:30 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Evet, bu programın bir bölümünde sizin isminiz de geçti. Benim bu tartışmadan aklımda kalan iki şey olmuştu. Bunlar: İsmet Berkan ın "Akıllı Tasarım"ı -hala- "bilim" olarak görmediğini söylemesi ile Bakan Çelik in sizin adınızı ilk andığı sırada sizi "herhalde Taha Akyol Bey'in oğlu" diye takdim etmesi oldu - ki buna biraz sinir olmuştum. :)

Yazan: engin emin Tarih: October 31, 2006 04:51 AM

Engin Bey programı bende seyrettim ama Bakan Beyin o sözü benim çok hoşuma gitmişti,öyle demeyin lütfen.

Mustafa Akyol Bey'in ismi tek başına hatırlanacak kadar karizmatik fakat O'nu tanıtırken Taha Beye vurgu yapmak bir vefa örneği bence.en azından ben öyle düşünüyorum.

sevgiler.

Yazan: deniz Tarih: October 31, 2006 11:23 AM

aslinda evrim teorisini sorgulayan teorilere yer vermemeye direnmek zaten bir o kadar ilginc kiliyor anti-evrimci teorileri.demekki korkuyorlar.her görüs icin gecerlidir bu,eger muhalif görüsleri yasa,baski,siddet yada baska yollarla yokmus gibi göstermeye calisirsak,dogruyu dahi savunsak,dogrularimiza ilmimizle,sabrimizla,birimimizle sahip cikabilmeyi yitiririz. kisaca sunuda diyebiliriz: ne zaman bizler bize en muhalif,en ters insanla/ grupla/ teori ile seviyeyi bozmadan görüsebilir ve argumanlarimizla mors:)) edebilirsek, iste o zaman herkesten üstünlügümüz zaten ortaya cikar ve müslüman olmanin cazibesi bir kez daha göz kamastirir;-)

Yazan: metin Tarih: October 31, 2006 02:10 PM

İsmet Berkanın ,o vurgusu belkide (Darwin Dedicated Server olmasına rağmen) Washington Post'a makalesinin çıkmaması yada ne bileyim Amerikada davalarda Darwin konusunda bilirkişi olamaması yada en azından Mustafa Akyolun internette okunduğu kadar kendi gazetesinin okunmamasından kaynaklanıyordur.Boş verelim gitsin ben kaale bile almıyorum.Bakanımız bu konuyu desteklemesi bizi çok sevindirdi,umuyoruz somut adımlar gelir.

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: October 31, 2006 03:05 PM

"Teolojik soru ve sorunlara cevaplar 2"

ismi altinda bir bildiri yayinlanmis
bulunuyor. Bu bildiride: "Cok e$liligi
gerektiren sebeplerin neler oldugu,
örtünmenin yaratilisa uygun olup
olmadigi, bazi dindarlarin kadinlarla
tokalasmaktan nicin kacindigi" gibi cok
önemli aktüel konularin "yeni" cevaplarini
bulacaksiniz. A$agidaki linkten ulasabilirsiniz:
(Not: Linkin hepsini yazmaniz gerekir.)

http://forum.antoloji.com/tartisma/tartisma.asp?forum=12011

H.A

Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: October 31, 2006 07:00 PM

Programin bir bölümünde Sayin Çelik ile Sayin Berkan okullardaki biyoloji egitimi, Darwinizm ve Akilli Tasarim konusunu tartismislar.

Aslında pek de tartışamamışlar. Galiba gerek Hüseyin Bey gerekse İsmet Bey konu hakkında yeterli bilgiye sahip değiller. Üstelik oldukça kısa bir süre verilmiş. Burada yaratılışçılık ile ID arasındaki ayrım yeterince vurgulanamadığı gibi evrim teorisi ile darwinizm arasındaki ayrımdan da hiç söz edilmemiş.

İsmet Bey bildik şeyleri üstelik oldukça da eksik olarak tekrarlıyor: "Bilim ile din ayrıdır..." ile başlayıp süren klasik 'argüman'. Hüseyin Bey bu klasik argümanın önkabullerini irdeleyip ortadakinin aslında bir "straw man argument" olduğunu gösterseydi konu izleyenler için daha açıklık kazanabilirdi. Yine de Hüseyin Bey'in Eğitim Bakanı olarak -Mustafa Bey'e atıfta bulunarak- Sokrates'teki tasarım düşüncesinden sözetmesi, bir teorinin belli bir inançla uyuşmasının onu bilimdışı yapmayacağnı belirtmesi ve Nemrut Dağı'ndaki heykeller örneğini vermesi izleyenler için bilgilendirici olmuştur.

Bu arada William Dembski bugün blogunda bu yazıya (whitepath.org) da atıfta bulunarak Mustafa Bey için "some one you should know" demiş.

Saygılar...

Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni

Yazan: cengiz cebi Tarih: October 31, 2006 07:16 PM

Bir önceki yorumda link yanlış yazılmış.

http://www.uncommondescent.com/archives/1751

olmalıdır

Yazan: cengiz cebi Tarih: October 31, 2006 07:24 PM

Kusura bakmayin, yukarida verdigim link
yanlis olmus. Dogrusu $udur:

http://forum.antoloji.com/uye/kisi.asp?kisi=214884

H.A

Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: October 31, 2006 11:46 PM

Mustafa Bey,

Bu seviyedeki (yanlış anlaşılmasın bilgi seviyesindeki düşüklükten bahsediyorum) bir tartışmayı kayda değer bulmuş olmanız beni şaşırttı, daha doğrusu ilginç geldi.

Nick Matzke ile olan tartışmanızda "akıllı tasarım okullarda neden okutulmalı veya okutulmamalı" sorusuna "akıllı tasarımın okullarda okutulması zorunlu olmamalı çünkü akıllı tasarım geliştirilmesi, testedilmesi ve arındırılması gereken yeni bir teoridir" diye cevap veriyorsunuz ama Türkiye'de akıllı tasarımın biyoloji ders kitaplarına girerek zorunlu olarak okutulmasına karşı tek kelime etmiyorsunuz. (Aslında Türkiye'deki ders kitaplarında akıllı tasarım değil de yaratılış düşüncesi var diye biliyorum ben ama Hüseyin Çelik ders kitapların akıllı tasarım var diyor bu tartışmada.) Sanki burada bir çelişki var gibi geliyor bana. Zaten bu çelişki sizin Amerikan'ya yönelik yazılarınız ile Türkiye'ye yönelik yazılarınız arasında hep vardı ve yine aynı çelişki varolmaya devam ediyor. İngilizce bilenler ve yazılarınızı takip edenler bu en başından beri süregelen çelişkileri görüyordur diye tahmin ediyorum.

Mustafa bey, bu arada Mark Pallen ve Nicholas Matzke'nin bakteri kamçısıyla ilgili peer-reviewed makalesiyle ilgili sitenizde bir haber veya yazı görmeyi umuyordum ama malesef olmadı. Kendi blogumda Bakteri kamçısı (bacterial flagellum) üzerine başlıklı bir yazıda buna kısaca değindim. Merak edenler yazımı okuyabilir. Mustafa bey sizin de bu konuyla ilgili bir iki laf etmenizi umuyorum.

Yazan: Da Vinci Tarih: November 1, 2006 01:51 AM

Milli eğitim'deki gerici kadrolaşmaya güzel bir örnek ve çağdaş, modern bir türkiye'nin önüne konulmaya çalışılan diğer bir taş.

Evrim teorisiyle birlikte akıllı tasarım, ufolar, astroloji, okkültizm gibi ilimler de öğretilsin de olsun bitsin.

Sonuçta alternatiflere ihtiyaç var, değil mi?

Yazan: Begum Tarih: November 1, 2006 02:50 AM

Sayın Da vinci gene alışıla geldik ideoloji gözlüğünden Dünyaya bakmaya devam ediyor.,"Ön biyo-bilimler"okulu mezunu, Osaka Üniversitesinden hayatını Bacterium Flagella araştırmalarına adamış Profesör Keiichi NAMBA (Budist yani öle Tasarımcımış yok kimliğimiş yok trinitymiş vs derdi yok yani) yaptığı çalışmada herşeyi göz önüne koymakta bende yakında Da vinciye cevaben Enigma temelinde kod kırıcılar ve permütasyon olanakları ile yapısında şifrelenmiş bir bilginin bizim rasgelelik dediğimiz süreçle nasıl oluşturulamayacağı yada bir başka deyişle Ateistlerin tanrısı doğal yolllarla oluşmuş olma olasılıkları üzerinde Gödel giyotini ve Turing makinelerinide 'anlayamayanların umulur ki 'anlaması için işin içine katarak sitemde caveplıyacağım merak etmeyin.Hatta Roger Penrose dan da bir kaç alıntı yapacağım.Sitesindeki makaleyi okurken şu satır çok ilginç geldi; bu sayı bir anda "2"ye düştü.Demekki çok büyük rahatsızlık vermişiz ki Akıllı Tasarım olarak bu küçük çaplı çalışma ki- benzerleri daha önce defalarca yapıldı-yeni yıl hediyesini almış noel cocuğu gibi sevindrimiş Da vinci beyi.Mutasyonun yapıcı gücünün kanser gibi genom yıkımını başlatan durumlar olduğunu görmezden gelmek bir yana homolog olsun olmasın en basit protein dizilim birleşkesi olan insülinin rasgele oluşturulma olasılığı bile yeterli bir cevaptır.Hepsinin homolog olduğunu varsayalım bir önceki evrimsel adım nasıl hayatta kalırdı?Kanatsız kuş olmaz Peki Stator veya Rotor proteinlerinde herhangibi 'bir tanesinde' eksiklik bulunan Flagella nasıl hiç birşey olmamış gibi hayatta kalır?Deneye yanıla deney yanıla nesiller mutasyonlarla ekleyerek ilerler ve neden birden bire bu eklemeyi bir kenara bırakır kendisi acep mükemmeleşmenin bilinçine doğal yollardan mı varmıştır? Daha Motor kısmının detaylı 3D ve yapısal analizi bile yapılmamışken bilmemenin dayalnılmazlığına kapılmamak gerek.Profesör Namba aslında makalede durumu objektif ve de oldukça yalın anlatmakta.Rakamlarla yaptığı 3D belgeselleki sitemizdeki linkle 35 dakkalık bu muhteşem belgeseli indirebilrisiniz.Lütfen her iki makaleyide okuyun ve hangisinin objektif veriler ışığında bilimsel girdi olduğuna hangisinin ideolojik gözlükle görülmek isteneni gördüğüne karar verin.Sitemizdeki son makale benim cevap vermemi bile gereksiz kılmaktadır aslında Saygılarımla..

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: November 1, 2006 12:54 PM

Abudak: "Sitesindeki makaleyi okurken şu satır çok ilginç geldi; bu sayı bir anda '2'ye düştü.Demekki çok büyük rahatsızlık vermişiz ki Akıllı Tasarım olarak bu küçük çaplı çalışma ki- benzerleri daha önce defalarca yapıldı-yeni yıl hediyesini almış noel cocuğu gibi sevindrimiş Da vinci beyi."

Bu beni sevindiriyor çünkü bu olay akıllı tasarımcıların hakkında ahkam kestikleri, bolca atıp tuttukları ve ikon haline getirerek ortaya koydukları şeyler hakkında ne kadar bilgisiz olduklarını açıkça ortaya koyuyor. Bu da evrim karşıtlarının bilgisizlikten gelen argümanlarla (argument from ignorance) evrime karşı çıktıklarını bir kere daha açıkça göstermiştir.

30 tane olmazsa olmaz ve hiçbir homologu bulunmayan proteinden oluşyor dedikleri bakteri kamçısınnı aslında 2 tane böyle proteine ihtiyacı olduğunu gördük. O da şimdiki bilgilerle, yani belki bu sayı 2'den de az. Belki 1 belki 0 bile olabilir ama şimdiki bilgilerle 2.

Yazan: Da Vinci Tarih: November 1, 2006 03:44 PM

Dediğiniz makale Journal of Moleculear Evolutionda yayınlanmışsa şimdiki bilgilerle diyebiliriz yok kişisel araştırmaysa dogmadan başka bişey ifade etmez ve 0 sayısı sizi Akıllı Tasarımı indirgemeyE götürmez çünkü doğası gereği evrimin kendisi indirgenemezlikle muhattaptır.Bizi bilmediğimiz konusunda suçlamak için çok cesaretli gördüm Evrimin onca ikonu putu yıkılmışken çok acıtmış olsa gerek daha farzı misal bir yol bile sizi bu kadar sevindirdiğine göre kimin ideoloji altyapısı kiminde sadece var olanla ilgilendiği açık.İlerde bahsettiğiniz ;30 tane olmazsa olmaz ve hiçbir homologu bulunmayan proteinden oluşyor dedikleri bakteri kamçısınnı aslında 2 tane böyle proteine ihtiyacı olduğunu gördük. O da şimdiki bilgilerle, yani belki bu sayı 2'den de az. Belki 1 belki 0 bile olabilir ama şimdiki bilgilerle 2.

0 rakamı bulunamadığında siz iddialarınızdan vaz gececekmisiniz yoksa sonsuz ihtimaller evreninde(İçinde yaşadığımız değil elbet) birgün mutlaka diyerek kendinizi muğlaklığın kollarına emanet edip adına bilim mi diyeceksiniz.Şayet birgün o mağrur naturalist yönlendirilmemiş evrim mekanizmalarınız flagellanın bir önceki evrimsel aşamasını protein yapılarındaki giriftliğin evrimsel süreçlerini olası konumsal patikalarını ve süreçin kendisine dair su götürmez verilerle gelirse bu siteden açıkca ilan etmekte hiç sakınca görmüyorum tümüyle yanıldığımı ve olaya kendimin bile farketmediği bir ideolojik gözlükle baktığımı sizin hakkaniyetinizi kabul ederim,bundan da bilimsel olarak gocunmam ama tam tersi bir durumda yani ihtimaller evrenindeki ihtimallerin devre dışı kaldığı bir moleküler yapının matematik bilimince rasyonel geçerliliği ortaya konursa(artık buna çok yakınız) sizin muğlak rastlantısallık evreninde kalıp benim yapacağımı tahaaüt ettiğimi yapabileceğinizden derin kuşkudayım.Descartes idelaizmi belkide bunu gerektirir özellikle dogmatiklik karşısında.Saygılarımla...

Yazan: Mustafa Ajlan abudak Tarih: November 1, 2006 08:11 PM

Abudak bey,

Eğer zahmet edip de verdiğim linkteki yazıma bakmış olsaydınız makalenin Nature Reviews Microbiology dergisinin Ekim 2006 sayısında yayımlanmış olduğunu görürdünüz.

Ayrıca evrimin ikonlarıyla J. Wells'in sayısız kişi tarafından sayısız kere çürütülmüş iddialarıyla dolu kitabı Icons of Evolution'daki ikon olarak gösterilen şeylerden bahsediyorsanız sizin için yapabilecek birşeyim yok. Tek tavsiyem bilimsel literatürü iyi takip etmeniz ve tek taraflı bilgilendirmelerden uzak durmanızdır. Bu tavsiyenin pek faydası olacağını sanmıyorum ama yine de söylemiş olmak için söylüyorum.

Gelelim protein sayısı meselesine. Benim burada ortaya koyduğum şeyi siz neden anlamamışsınız. Ben bu olayın akıllı tasarımcıların ikonlaştırdığı bir şeyle ilgili ne kadar bilgisiz olduklarını ortaya koyduğunu söylüyorum. Yoksa kamçının evrimine falan girmiyorum. Makalede o konuyla ilgili şeyler de var. Eğer merak eder de makaleyi okursan bu konuyla ilgili bilgilere de ulaşırsın. Makalenin linkine benim yazımdan ulaşabilirsin. Ama emin olun ki olay o sayının 0'a inmesi değil. Burada garip olan şey sizin tepkiniz. "30'dan 2'ye inmiş de ne olmuş sonuçta 0'a inmedi" gibi bir tepki tek kelimeyle komiktir. Daha önce de belirttiğim gibi bilgisizlikten gelen bir argümandır ve sizlerin bilgisizlikten güç aldığını göstermektedir. "O sayı 2'den 0'a düşene kadar birşey diyemezsin" demek düşünce yapınızı ortaya koymaktadır.

Yazan: Da Vinci Tarih: November 2, 2006 02:01 PM

Sayın Da vinci

JME resmi bir yayın organıdır yani hakemli dergi Nature Reviews Microbiology yeni duydum makaleyide okumaya gerek görmediğim doğru(Şu an Seyahatteyim yaklaşık 3 gündür yollardayım) çünkü okunmaya değmesi için tartışmasız kabul görmeli ve doğruluğu su götürmez olmalı.Ama matzkenin ve benzerlerinin yazılarında genelde bu proteinler şöyle olmuş olmalı,bu şekilde gerçekleşmiş olmalı gibi kabulu önceden sağlanmış önermeler ile bilim yapılmaz eminim o yazıdada bunlardan mevcuttur.Size olan saygımda emin olun detaylıca okuyacağım ve sözünü ettiğim makalede değineceğim inşallah.Çünkü bahsettiğiniz argümanların yazarlarının daha önceki birkaç yazısını okudum ve bana bilim adamından çok ideoloji adamı olarak görünmüşlerdi Matzke nin ne olduğu ortadayken gereksiz tartışmaya girmeyelim.Jonathan Wellsin kitabı çürütülmüşmüş birçok örnekle verin bakalım örnekleri aydınlanalım.Şu an seyahatte olduğum için yaklaşık bir hafta sonra detaylı yanıt vereceğim.Sizde sitenizden cevaplarsınız umarım.Benim sorduğum sorular gene pas geçilmiş.Bizim kaynağımız bilgisizlik olduğunu kabul edelim durum bu ise sizinkisi daha vahim at gözlüğünün kaynak olması sapere aude nin olamayacağını gösterir.Biz cehaletten yanıla biliriz yanılma cesaretini göstermekten gocunuyor değiliz önceki yazıda da belirttim.sizin yanılma olanağınız bile ideolojinizce elinizden alınmış...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: November 2, 2006 04:02 PM

Sayın Da vinci gelen istekler üzerine size bir an önce cevap vermem gerektiği söylendi sitemi takip edenlerce.İşim çok yoğun olmasına rağmen sizin seviyeli eleştirilerinize yanıt vermek gerekliydi.Akıllı Tasarım Öğrenci Platformu olarak sitemizde sizin için makaleyi 2.bölüm halinde yayınlıyacağım bu arada yerin kısıtlılığı yüzünden hak verirsiniz Mustafa Beyin sitesine giriş bölümünü koyuyorum;

From Here To Eternity

Makaleme bu başlığı koymamın nedeni ile başlayalım dilerseniz; From Here To Eternity yani Buradan sonsuzluğa aslında Darwinci yönlendirilmemiş evrim savunucularının inanç akidelerini özetlemekte. Darwinciler genelde bu sonsuzluk kavramına çok bağlılar, çünkü bu sonsuzluk fikri onlara şu ana kadar bulunmuş bilgiler demeyi ve sonsuz olasılıklar dairesi içinde dönmeyi kavramsal olarak olanaklı kılıyor. Büyük Patlamanın yadsınamazlığı Hubble’lın gözlemlerince iyice ortaya çıkmasından sonra bir başlangıcı olan evren fikri Antony Flew gibi birçok ateistin ve Darwincinin midesini bulandırıyordu. Flew gibi bilime ideolojik değil de beklide sırf Pozitivist bir yaklaşımla sadece görüneni ikrar açısından yaklaşabilenler, sonunda bu evrenin sonu olduğu ve bunun içindeki ihtimallerinde bir sonu olduğunu kabul edebilmişlerdir. Bu bize şunu göstermektedir ki Bu evrenin içersindeki kutlu Dünyamız ve hayatın oluşması için olasılıklar çok büyük de olsalar sonsuz olamazlar.

Şimdi Konumuz olan moleküler Biyolojiye adım atabiliriz. Biyoloji Astronominin makro kozmos ile ilgilenmesi gibi elektron mikroskobunun bize açtığı kapılarla mikro kozmosu inceleme şansı vermiştir. Tıpkı Hubble gibi elektron mikroskoplarda canlılığın birdenbire aniden ortaya çıkmış olabileceğine dair sağlam veriler sunmuştur. Bugün buna İster evrimci ister yaratılışçı yâda ister Akıllı Tasarımcı olsun bilimle alakalı herkesin ‘Kambriyen Patlaması’dediğini biliyorsunuz. Biyolojinin Büyük Patlaması olarak da adlandırabileceğimiz patlama ile bugünkü bilgilerimize binaen, aniden hiçbir öncül ataya sahip olmayan, hiçbir jeolojik dönem kalıntısı içersinde fosilleşmiş ataları maalesef bulunamayan yaklaşık 300 den fazla canlı türü aniden ortaya çıkmıştır. Bunlardan bizim konumuz olan Flagellum ‘dur.Ön biyo-bilimler"okulu mezunu, Osaka Üniversitesi Profesörü Keiichi Namba Flagellum konusunda Dünyada beklide en geniş araştırmaları yapan sitemizdeki makalesinde dediği gibi bu işi hayatını adayan bir bilim adamıdır. Gelin Flagellayı onun kısa tanımıyla anlamaya çalışalım;

Doğa yarıçapı 30 nm olan döner bir motor yaratmıştır. Vücut hacmi 1–2 mikron olan "Salmonella ve E.Coli" gibi bakterilerin hareketliliği temelindeki çok ufak bir motorun helikoptere benzer pervanelerinin hızlı dönmeleri sayesinde gerçekleşir. Döner bir motor ve 15 mikrona kadar büyüyebilen ince pervanemsi liflerden oluşan bu organizmanın adı "Flagellum”dur. Yaklaşık 10 üzeri -16 wattlık bir enerji tüketimi ve %100'de %100’e yakın enerji geri dönüşümü kapasitesi ile yaklaşık 20.000 rpm hızla döner. Flagellum, yaklaşık 25 farklı proteinin tek başlarına birleşmelerinden oluşmuştur. FliF proteininden oluşan pervane halkası stoplazma zarında oluşan ilk olgudur. Daha sonra diğer protein molekülleri birbiri ardına temelden uca doğru motor yapısını oluşturmak için halkaya bağlanır. Motor oluştuktan sona, bir helikopter pervanesi gibi işleyen "flagellar lifi"ortaya çıkar. Bir "Flagellar lifi" 20.000–30.000 arası flagellin kopyasının pervanemsi tüp yapının içine yapışmasıyla oluşur. Flagellin molekülleri flagellum'un uzun, dar, merkezi bir kanalı yoluyla hücre merkezinden kapak işlevi yardımıyla pervanemsi bir şekilde toplandıları flagellum'un dış çıkışına kadar taşınırlar. Kapak HAP2'den oluşan altıgen bir yapıdır ve tüm kapak sisteminin dönmesiyle eşlik edilen esnek adım hareketlerinin flagellin moleküllerinin belli bir zamanda sadece bir birleşme noktasını hazırlayıp diğer birleşmelere rehberlik ederek etkili bir şekilde toplanmalarını sağlamak için anahtar mekanizma olan altıgen bir zemin ile beş ayaklı bir alana sahiptir.

Bu lif kimyasal olarak eş moleküllerden oluşan bir bileşke olmasına rağmen, çoklu bobinlere sahip bir yapı gibi işlemektedir. Elektro şifreleme ve X-ray lif ayrıştırması kullanarak, Prof.Namba’nın ekibi flagellar lifinin birbirinden çok az farklı L ve R tipi adı verilen dizilimde, 11 protolif bağından oluştuğunu keşfettiler. L-tipi protolifte gözlenen tekrar aralığı R-tipinde 5.19 nm iken, 5.27nm olarak arada sadece0.08 lik bir farkla ortaya çıkmıştır. Değişik uzunluktaki protoliflerin karışımı, lifin pervanemsi tüp yapısını üretir. Bakteriyel hücreler bir flagella bağını döndürerek aktif şekilde yüzerler. Motor her birkaç saniyede bakterinin daha iyi çevreler aramasını sağlayacak hücrelerin yüzme rotasını değiştirmek için açılıp kapanır. Motor yörüngesinin tersine hareketi sol ivmeden sağ ivmeliye dönüşerek pervaneli yapının flagellar lifinin yapısında değişikliğe yol açar. Bu, pervane gücünü dengesiz kılarak yüzme yönünde değişikliğe yol açarak flagellar bağının kopmasına sebep olur. Lifin oval formundaki değişikliği tetikleyen bu şarter özelliği X-ray şifreleme analizi sonucu elde edilen flagellin atom yapısında bulunmuştur. Motor yörüngesinin hızlı geri hareketi sonucu üretilen dönüş gücü protoliflere taşınırken, flagellin’in parçası dizilim olarak çok az bir değişime uğrar; böylece 11 protolif bağının bazıları L-tipinden R-tipine dönüşür. Bunun sonucunda, normalde sola dönük flagellar lifi sağa dönük pervanemsi bir yapıya dönüşür. Prof.Namba’nın ekibi bu yapısal değişikliklerden sorumlu olan şarter mekanizmasını anlamaya çalıştılar. X-ray şifreleme kullanarak yapının atomik detaylarını analiz etmek için, filagellin kristalize edilmelidir. Yine de yapının yüksek akışkanlık eğilimi göstermesi kristalleşme sürecini zorlaştırır. Sonunda flagellinin kristalize edilip, SPring 8 ışın demeti içinden hangi mükemmel X-ray ışının bu süreçte hayati rol oynadığını keşfetmek üzere şarter mekanizmasının analiz edilmesi araştırma ekibinin toplam 10 senesini almıştır. Prof.Namba ilk kez üniversiteden mezun olduğunda flagellum bakterisinin elektro mikro-grafiğini gördü. Böylesine gelişmiş ve karmaşık bir yapının canlı organizmalardaki varlığı onu çok şaşırtmıştı. Kısa bir süre sonra kas üzerindeki araştırmalarını flagellum bakterisi üzerine değiştirecek kadar etkilenmişti. Flagelların temel yapısının şekline bakarak, bakterinin açıkça dönme hareketi üzerine dizayn edildiğini anladı. Hergün flagellar bakterisinin duvara asılı motor yapısının resmine bakarak bu bakterinin gizemini ne olursa olsun keşfedeceği hissetti. Tasarım anlayışları gelecek nanoteknoloji uygulamaları için çok iyi anlaşılmalı ve öğrenilmelidir. Şimdiye kadar flagellar motor yapısına bakışımız ve onu anlayışımız ne kadar ilerlediyse onun gizeminin derinliği de o kadar artmıştır. Şimdilik lif bağının uyumlu şarter gizemi protein molekülleri sayısı bakımından çözüldü; bu lif flagellum’un %99’unu oluştursa bile bakterinin gizeminin %99 oranla çözüldüğünü söyleyemeyiz. Asıl anlaşılması güç olan bakterideki motor mekanizmasıdır. Bu lif modeli, 494 bağdan oluşan ve her bir flagellin terminal bölgelesindeki 52 ve 44 amino asit bağının kesilmesiyle elde edilmiş F41 flagellin şeklinin atomik modeli ile inşaa edilmiştir.Yarı çapı 23 nm’dir.Orta kanal geniş gözükür çünkü, iç çekirdek alanı bu modelde gözükmeyen iki terminal bölgeden oluşur.Kanalın gerçek iç yarı çapı sadece 2nm’dir.


Şimdi görüldüğü gibi konu üzerinde yeterince teknik bilgimiz yok. Profesör bile bunun ne kadar zorlu ve anlaşılması ne kadar büyük bir emek isteyen çaba olduğunu söylüyor. Aslında görüldüğü gibi konuyla çok yakından alakalı olabilecek insanların bile anlamaktan zorlanacağı türden bir açıklama gelin biz bunu herkesi anlayabileceği bir açıklama ile perçinleyelim. Moleküler Yapılarda en önemli parçalar Proteinlerdir. İnsan ve diğer canlıların tüm temel mekanizmalarında olmazsa olmaz roller üstlenirler hayatın devamını sağlarlar. Şimdi bir Protein nasıl oluşur onu inceleyelim;

devamı sitemizde...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: November 2, 2006 11:04 PM

bu programı malesef ben de izledim ve de şükretsin ki evrim konusunda bakanın karşısında çok zayıf bir insan vardı
çorabına milli eğitim yazdıran bakanın ağzına düşmek pek gurur verici olsa gerek
pekala mustafa akyol
madem ki Nemrut Dağı ndaki heykelleri gürünce hemen aklımıza bir heykeltıraş geleceği gibi bizim de doğadaki canlılık görünce aklımıza bir yaratıcı gelmeli size göre değil mi ?
akıllı tasarımdan bahsediyorsanız , bir tasarımcının varlığından da bahsediyorsunuz o halde ?
peki ben biraz bu akıllı tasarımı açmak istiyorum ?
Lütfen birisi bana söyleyebilir mi acaba kim bu tasarımcı ?
Aklımıza ilk gelen isim mi yoksa ?

Yazan: beagle Tarih: November 3, 2006 06:06 PM

Sayın Da vinci size söz verdiğimden erken cevaplamam için müdavimlerden yoğun istek aldık.Sizin gayretlerinize olan saygımızdan bizi tartışmaya iten açıklamalarınızdan ötürü teşekkür ediyoruz.Size detaylı cevabımı sitede verdim;ilk iki paragrafınıda koyuyorum izninizle.

From Here To Eternity...

Makaleme bu başlığı koymamın nedeni ile başlayalım dilerseniz; From Here To Eternity yani buradan sonsuzluğa... aslında Darwinci yönlendirilmemiş evrim savunucularının inanç akidelerini özetlemekte. Darwinciler genelde bu sonsuzluk kavramına çok bağlılar, çünkü bu sonsuzluk fikri onlara şu ana kadar bulunmuş bilgiler demeyi ve bununla sonsuz olasılıklar dairesi içinde dönmeyi kavramsal olarak olanaklı kılıyor. Büyük Patlamanın yadsınamazlığı ve bunun Hubble’lın gözlemlerince iyice ortaya çıkmasından sonra bir başlangıcı olan evren fikri Antony Flew gibi birçok ateistin ve Darwincinin midesini bulandırıyordu. Flew gibi bilime ideolojik değil de beklide sırf pozitivist bir yaklaşımla sadece görüneni ikrar açısından yaklaşabilenler, sonunda bu evrenin sonu olduğu ve bunun içindeki ihtimallerinde bir sonu olduğunu kabul edebilmişlerdir. Bu bize şunu göstermektedir ki, bu evrenin içersindeki kutlu Dünyamızdaki hayatın oluşması için olasılıklar çok büyük de olsalar sonsuz olamazlar.

Şimdi konumuz olan moleküler biyolojiye adım atabiliriz. Biyoloji Astronominin makro kozmos ile ilgilenmesi gibi elektron mikroskobunun bize açtığı kapılarla mikro kozmosu inceleme şansı vermiştir. Tıpkı Hubble gibi elektron mikroskoplarda canlılığın birdenbire aniden ortaya çıkmış olabileceğine dair sağlam veriler sunmuştur. Bugün buna ister evrimci ister yaratılışçı yâda ister Akıllı Tasarımcı olsun bilimle alakalı herkesin ‘Kambriyen Patlaması’dediğini biliyorsunuz. Biyolojinin Büyük Patlaması olarak da adlandırabileceğimiz patlama ile bugünkü bilgilerimize binaen, aniden hiçbir öncül ataya sahip olmayan, hiçbir jeolojik dönem kalıntısı içersinde fosilleşmiş ataları maalesef bulunamayan yaklaşık 300 den fazla canlı türü aniden ortaya çıkmıştır. Bunlardan bizim konumuz olan Flagellum ‘dur.Ön biyo-bilimler"okulu mezunu, Osaka Üniversitesi Profesörü Keiichi Namba Flagellum konusunda Dünyada beklide en geniş araştırmaları yapan bilimadamlarından biridir.Sitemizdeki makalesinde dediği gibi bu işi hayatını adayan bir bilim adamıdır. Gelin Flagellumu onun kısa tanımıyla anlamaya çalışalım; Saygılarımla..

devamı http://attr.spaces.msn.com/ sitemizde...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: November 3, 2006 07:00 PM

Sayın Da Vinciye teşekkür ediyorum.Gerçi beni intialle şuçlamış ama olsun.Yanıt makalemdeki çoğu alıntıyı yazmama rağmen seyahatte olmam nedeniyle ve aceleden vuku bularak. Harun Yahya nın kitaplarından konu ile alakalı aldığım 3 paragrafın en sonda kaynakçasını eklememişim.(ki Sayın Yahyada bunları ekseriyetle bilimsel dergi ve ilim yayınlarından çevirerek ekliyor).Sayın Da vinci buna pek sevinmiş intialle suçlamış ama cevap verme gereği duymuyormuş makalemizdeki verilere oysa Harun Yahya ile ilgili olan kısım sadece 1/3 bile değil idi.Olsun benim gibi amatöre dikkat husunda iyi bir ders oldu.Kendisinin makaledeki diğer verilere cevap verebilmesini umuyorum ve tekrar teşekkür ediyorum...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: November 6, 2006 08:47 PM

Sayın Abudak,

Ben cevabımı verdim. Cevabımdan ne anlıyorsanız sizin için cevap odur. Eğer bilimsel argümanlarınız karşısında çaresiz kaldığımı ve cevap veremeyeceğim için demogoji yaptığımı düşünmek istiyorsanız öyle düşünün. Ben yazıma eklediğiniz yoruma verdiğim cevapta herşeyi açıkça ortaya koydum. Benim için bunun ötesi yok. Bu cevaptan ne anlıyorsanız benim cevabım odur.

Yazan: Da Vinci Tarih: November 7, 2006 12:40 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)