« TV'de Tartışma: Laiklik, Tarikatlar, 'İrtica' | Ana Sayfa | Yeniden Fransa »
October 10, 2006
Kürt Sorunu'nda 'Ortak Akıl'a Katkı -II-
Zaman gazetesinin düzenlediği "Ortak Akıl" toplantısının ikinci bölümünün tamamı burada. Bu ikinci bölümde benim söylediklerim işe şöyle:
Aşırı Kürtçü de aşırı Türkçü de İslâm’dan rahatsız
Zaman gazetesinin düzenlediği "Ortak Akıl" toplantısının ikinci bölümünün tamamı burada. Bu ikinci bölümde benim söylediklerim işe şöyle:
Meselenin adı Kürt sorunu. Meselenin tanımına girersek bence bu bir eksik entegrasyon sorunu. Kürt vatandaşlarının bir kısmı Türkiye’ye entegre olmuş durumda. Yani kendilerini Türkiye toplumunun bir parçası kabul ediyorlar ve geleceklerini Türkiye’de görüyorlar. Bir diğer kısmı ise Türkiye’ye entegre olamamış olanlar. Bunlar Türkiye vatandaşı olmaya devam edecekler mi yoksa başka formüller mi arayacaklar? Bu uzun vadede bağımsızlık olabilir ya da ona giden federasyon gibi birtakım hedeflerden söz edilebilir. Eksik entegrasyon neden var peki?
‘Her ne kadar Cumhuriyet 1920’de kuruldu, Türkler kurdu’ dense de, Mustafa Kemal Paşa’nın 1920’de Meclis’te yaptığı konuşmada ifade ettiği gibi, Türkiye anasır-ı İslamiye üzerine kurulmuş bir ülke. Yani Osmanlı İmparatorluğu’nun Müslüman unsurları. Türkler hakim olmak üzere, Kürtler, Çerkezler hatta Araplar diye devam ediyor. Zaten Kurtuluş Savaşı’nda düşmana karşı birlikte mücadele ediyorlar.
Türkiye, PKK terörü ile karşılaşıncaya kadar Kürt realitesini inkar etti. Rahmetli Özal’dan başlayarak bir realiteyi kabul etme süreci başladı. İnsanlara dillerini yasaklayarak belli bir kimliği kabul ettirmenin ne Türklere ne de Kürtlere fayda sağlamadığı görüldü. Sorun, kendini Kürt olarak ifade eden, ‘ben Kürt’üm; ama aynı zamanda TC’nin mutlu bir vatandaşıyım, bu Cumhuriyet’in sınırları içinde yaşamaktan memnunum, bu bayrağı sahipleniyorum, ortak kaderimiz var, tarihimiz var’ diyen bir bilincin nasıl yerleşeceği? Kürt vatandaşlarımızın bir kısmında zaten bu yerleşmiş durumda.
Entegrasyonun çok farklı yönleri var. Biri ekonomik entegrasyon. Güneydoğu’da pek çok insanın Türkiye’den ekmek yediğini, Türklerle iş yaptığını hissetmesi gerekir. Bugün önde gelen Kürt işadamları, iş bağlantıları ve batıda yerleşmiş bulunmaları gibi nedenlerle ayrılıkçı harekete sempati beslemiyor.
İkinci kritik konu ise kültür meselesidir. Hepimiz Osmanlı İmparatorluğu’nun çocuklarıyız. Bu birikimin kültürel olarak sahiplenilmesinde fayda var. Türklük kelimesinin bir etnik manası bir de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı anlamı var. Üst kimlik olarak Türklüğün, TC vatandaşlığı olarak içinde farklı etnik kökenleri barındırdığı net bir şekilde ifade edilmeli ve Kürt vatandaşları kapsadığı hem entelektüeller hem de devlet tarafından ortaya konulmalıdır. Ayrıca, Türk devletinin Kürtleri kucakladığını çok açık bir biçimde göstermesi gerekir. Kürt kültüründen, Kürt müziğinden yararlanılmalı, Kürdoloji enstitüsü ve Kürt tarihi gibi kavramlara tavır koymayıp bilakis, Osmanlı’dan beri gelen Türkiye zenginliğinin bir parçası olarak bu benimsenmelidir.
Din tehdit olarak mı görülmeli?
Kürt milliyetçileri, özellikle ayrılıkçılar İslam’dan rahatsızlar. Bu konuda internette çok yayın var. “İslam’dan kurtulmadıkça bağımsız Kürdistan’a sahip olamayacağız. Çünkü hep İslam nedeniyle Türklerle, Araplarla kardeşlik masalına inandık” söylemini kullanıyorlar. Diğer taraftan da Nihal Atsız ekolündeki Türkler de yayın yapıyor. Bunlar da aynı şekilde İslam’dan rahatsız. İslam’ın birleştirici ruhunun sürekli aleyhinde propaganda var. İlginç bir şekilde Türkiye’nin Türkçüleri ve Kürtçüleri ortak bir noktada buluşuyor; İslam ve Osmanlı geçmişine tepki. Bundan uzak duruyorlar.
Türkiye’de devletin bu durumda şunu sorması gerekir: Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü savunmanın yolu nereden geçiyor? İslam, Türkiye’ye tehdit olarak mı görülmeli yoksa güvenliğin temeli olarak mı? Bunu devletin yeni baştan düşünmesi gerekli. Siyaseten baktığımızda da Güneydoğu’da Kürtlerin geçmişte Demokrat Parti’yi, Özal’ı desteklediğini görürsünüz. Daha sonra Refah ve AKP’yi görüyorsunuz. Yani Güneydoğu’da PKK çizgisindeki partilerin alternatifi Sayın Cumhurbaşkanı’nın söylemine sahip bir parti değil. CHP değil; AKP. Niçin o?
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: October 10, 2006 01:42 AM




"Türkiye’de devletin bu durumda şunu sorması gerekir: Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü savunmanın yolu nereden geçiyor? "sizin dediğiniz gibi ortak kültür ve tarih bilincini yeşertmek ve ekonomik entegrasyonu desteklemekle mi?bu senelerce yapılmaya çalışılmadı mı?bölgedeki her girişim terörist eylemlerle engellenmedi mi?Kuşatılmış ve sınırları olan bir alan oluşturulmadı mı?Şu teşhis doğru"Türkiye, PKK terörü ile karşılaşıncaya kadar Kürt realitesini inkar etti."o halde soruyu tersten sorun Türkiye Cumhuriyeti devletinin yaptıkları neden yetmiyor?Entegre(ayrılıkçı tavrın tanımlaması,dışında görüyorsan entegre tanımlaması yapılır)olanları arkalarından kimse iteklemedi kimse kimliklerinden dolayı bu ülkenin eğitim,sağlık yada ekonomik imkanlarından yaralanmaktan men etmedi sadece bundan faydalanmayı red edenler oldu?Neden?O zaman sadece kürt olmak sadece alt kimlik olarak kalacaktı.Terörist eylemlerler sadece kendi dilini konuşmak,tv yada radyo yayını yapabilmek yada devletin seni çok sıkı kucaklıyorum varlığını kabul ediyorum dediğini duymak için mi yapılıyor?Çok iyi biliyoruz ki "Türkiyeliyim" demekle"Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım"demek arasında çok büyük fark var?Terörizmden rant sağlayan kişi ve kuruluşlar varken meseleyi nasıl çözeceksiniz.İçerde yada dışarda bu konudan çıkar sağlayanlar durdurulamadıkça onları güdümleri azaltılamadıkça daha çok ödün verilir hak değil.Asla sahp olamayacaklarını vaad ederek üzerlerinde etki oluşturulan bir büyülü gruba daha fazla ne vaad edebilir yada neyi açıklayabilirsiniz?Zaten sahip olup da kullanmadıklarını mı?Terörist eylemler durdurulmadıkça gölgesinde konuşma dışında pek biey yapılamaz sanırım.Siz bile yorum yaparken"pkk eylemleri ile Kürt realitesinin farkına varmak"dmek eylemler ses getirmiş.!!!!
Yazan: çuvaldız=herkes alınsın Tarih: October 10, 2006 02:50 AM
görüşlerinize katılıyorum. Türkiye içinde her gurubun rahatca yaşayıp birbirine tahammül eden ve birbirine saygı duyan azınlık çoğunluk ne olursa olsun hep birlikte din ekseninde ortak paydada buluşup yaşamalı ve önüne bakıp ileriye doğru yol almalıdır.İçimizde bir birimizle uğraşmadan hep beraber TÜRK olarak biz varız demeliyiz.ABD nasıl karma guruplardan oluşuyorsa Türkiyede de karma guruplar vardır ve var olacaktır.Bunu aşmamız eğitimle ve din ekseninde buluşularak olacaktır.
Yazan: sukran Tarih: October 10, 2006 10:32 AM
Zaten bütün problemlerin kaynağında aşırıya kaçmak yok mu? Hep ifrat ve tefrit yörüngeli söylem ve eylem mekanizmalarının ürettiği sorunlarla uğraşmıyor muyuz? Milliyetçi ideolojilerin çıkış noktası yaptığı etnik ayrımcılık, azınlık politikalarındaki yanlış tutumlar, fotoğrafı dar bir çerçeve içerisinde ele alma ve dışarda kalan öğeleri yok sayma gibi zihni bulanıklıklar bu ülke menfaatlerinin hep karşısında olmuş, ortak bir düşünce zemininde gedikler açmıştır. Türkiye'nin sorunlarını sadece milliyetçi bir tabanda ele almak elbette yetersiz, ama büyük bir bölümü buradan yaptığımız çıkarımlarla anlamlandırabileceğimiz aşikar.
Aşırı Kürt ya da Türk milliyetçiliğini bu bağlamda ele almak ve bu düşüncelerin şiddet ve nefret kültürüne sağladıkları katkıları ortak bir mantık çemberinde gözlemlemek gerekiyor. Bu tür ideolojik oluşumların çekindikleri en büyük sıfat, birlik ve bütünlük sahibi olmaktır. Çünkü bu türlü bir donanım, beslendikleri çatışma ortamlarına zarar vermekte ve halkın duygularını izole edecek boşlukları ortadan kaldırmaktadır. İslam dini de getirdiği kardeşlik olgusu ve ümmet anlayışıyla aykırılıklara keskin bir çözüm sunuyor. Bunun en basit örneğine bile tahammül edemeyen aşırılar, daha köklü ve gelişkin yapılanmaları engellemek için farklı yollara başvurarak toplumlar arasına kalın duvarlar inşa etmenin yollarını araştırıyorlar. Dini bir tehdit olarak lanse etmekte bu yolların en başında geliyor. Türkiye'nin hassas dengeleri üzerinden yapılan siyaset ve polemikler, yoğun eleştiri ortamında kime inanacağını şaşıran toplumun algılarını zorlamakta ve halkı belli düşünce formları arasında bocalar bir duruma itmektedir.
İslamiyet'in tutkal etkisinden korkan ve bunu savuşturmak için elinden geleni yapma azmi içinde olanlardır bence asıl tehdit unsurları. Zaman ortak aklı harekete geçirme ve akl-ı selimle meselelere yaklaşma zamanıdır. Bütün çözümlerin kaynağı belki de burada yatıyor.
Yazan: alperSARI Tarih: October 10, 2006 01:11 PM
merhaba
bakın sizin de sürekli değindiğiniz gibi en büyük ortak payda osmanlı.
ama bu noktada da birçok sorun yaşanıyor.kimine göre osmanlı zevk u sefa içinde cariyelerle dolu bir saray yaşamı;kimine göre de islam temelleri üzerine kurulmş ve cihatı benimsemiş bir imparatorluk.eee böyle olunca da kimi osmanlıya ait olmaktan utanç,kimi de onur duyuyor.ve bazıları da o kadar çok kendilerini başka kültürlere kaptırmşlar ki osmanlı onlar için hiç bir anlam ifade etmiyor.
eğer osmanlı daha ii öğretilirse,ya da başkalarının gözünden osmanlıya bakmayı bırakırsak kendimizi daha ii tanırız
ne idik,ne olduk,nereye gidiyoruz...
saygılar
Yazan: rüya Tarih: October 10, 2006 10:04 PM
Evet mustafa akyol , malesef bu bir gerçektir ki Cumhuriyet yıllarının büyük bir kısmında güneydoğu ve birçok doğu yöremiz kelimenin tam anlamı ile üvey evlat muamelesi görmüştür. Ortada varolan sorun bir kürt sorunudur , ama daha da ötesinde doğru bir teşhis yapmak gerekirse bir bölge sorunu vardır. Fakat yazınızda eksik tuttuğunuz , ya da bana göre kesinlikle eksik kalmış unsurlar sorunun asıl kaynaklarıdır:
Bu bölgemize hizmet neredeyse hiç gitmemiştir , ama burada ana sorun burada bir türlü kırılamayan feodal-aşiret düzenidir , ve de bunlara ek olarak tarikat halkasıdır. Bu bölgelerimizde malesef insanların sesini doğru şekilde meclise taşıması gereken vekiller neredeyse hiçbir zaman seçilme fırsatı bulamamışlardır , bölgeyi her zaman şıhlar ve de aşiret resileri mecliste temsil etmiştir. Ve de çok rahat anlaşılabilir ki bu yöresel hakim güç odaklarının bizzat kendileri devletten önce buraya hizmet gitmesini engellemişlerdir çünkü o yörede devletin hizmet ile refahı ve gücünü artırması en başta feodal ve tarikatların etkinliğini azaltacaktır. Sonuç olarak özünde bir demokrasi , politik katılım sorunu vardır ve burada insanımızın ekonomik ve sosyal varlığı mecburen feodal ve tarikat düzenine sıkıştığı için de bu sorunun aşılması tam bir kısır döngü oluşturmaktadır.
Peki sorunun çözümü imkansız mıdır ? Bir kere en başta imkansız diye birşey yoktur ve de pekala bu sorunun çözümleri mevcuttur , ama ortam buna müsait midir ? İşte orası asıl mesele. Bu bölgeye ilk getirilmesi gereken demokrasinin içselleştirilmesidir. İnsanlar kendi isteklerine cevap veren siyasileri seçebilmelidir , halbuki aşiret , tarikat baskısı altında bu mümkün değildir. Malesef bir zamanlar bu bölgemizdeki insanımızın bu sorunu anlamış ve bunun çözümünün toprak reformu ile yöre insanını aşiret baskısından kurtarmak olduğunu gören Atatürk ve İnönü'nün bu amaçlarını nasıl gerçekleştiremediğini yakın tarihimiz bize öğretiyor ( en başta Demokrat Partinin ortaya çıkışı bile bunu anlatmaya yeter ). O gün gerçekleştirilememiş bu hayati önemdeki devrim bugün hiç kimsenin ağzında değildir , çünkü daha önce de belirttiğim gibi siyasetin bizzat kendisi buradaki aşiret,tarikat düzeninden beslenmektedir ve de malesef buna neredeyse bütün siyasi partilerin dahil olduğunu görebiliyoruz. Toprak reformu mümkün değilse bile bu yöredeki insanımıza devlet bizzat kendi eli yatırım yapmak durumundadır. - bunu devlet yapmalıdır , çünkü amacı kar maksimizasyonu olan özel sektörden bunu beklemek anlamsız olur.- Ancak bu şekilde yöre insanı hem ekonomik hem de sosyal anlamda bireyselleşebilir ve aşiret , tarikat baskısından kurtulup kendi rızası doğrultusunda siyasi temsil hakkını kullanabilir. En sonuç haliyle bu yöremizde insanımız liberal bireysellikten faydalanamamaktadır ve de henüz bireysellememiş bir toplumda gerçek demokrasi asla olamaz , hele hele onun nimeti olan kalkınmışlık hiç olamaz.
Şimdi lütfen bu gerekli olan işlemlerden nasıl sapmalar yapıldığını bizzat yakın tarihimizden görelim, devletin yapması gereken yatırımları bizzat devletin engellediğini , var olanı özelleştirdiğini görebiliyoruz. En güzel örnek ise akp bile Et ve Balık Kurumu'nu kamulaştırmak zorunda kaldı çünkü zamanında yapılmış bu özelleştirme tamamen bir hata idi , ve yanlış hesap Bağdat'tan döntü . Özelleştirme taraftarı bir insan olarak herşey özelleştirilmez diye bağırdık ama kim duyar ? Ve de bu kamulaştırma yapılırken olması gerektiği gibi özelleştirme taraftarı olmayanlar , özelleştirme bağnazı olanlar nedense hiç seslerini medyada çıkarmadılar çünkü bu sonuna kadar yanlış bir özelleştirme idi , ve de akp bile düzeltmek zorunda kaldı.
Siz gereken bireysel ekonomik ve sosyal gücü, ve vuradan hareketler politik katılım imkanını bu yöre insanına verdikten sonra pkk nın , geri kalmışlığın kendi kendi yok olduğunu zaten göreceksiniz.
Yöremizdeki aşiret tarikat düzeninin , ve de devletimizin bu düzene ses çıkarmayarak yöreyi kendi kaderine terk etmesinin en son iğrenç sonuçlarından birisini geçen hafta gördük.
Muş ve Diyarbakır tecavüzler yaşandı , ve tecavüzlerin yaptırımını şıh verdi , ve de çocuk yaştaki kızlara ailelerinde yardımı ile tecavüz edildi. 12 yaşında bir kız çocuğuna bu nasıl yapılabilir ?
Bu ülkede böyle bir olay yaşanırken nasıl olur da medya , biz , herkes , ermeni soykırımını , tayyip in iftarlarını , irtica yı konuşabiliriz ?
Bu ülkede bir çocuğun vücut bütünlüğünü korumaktan daha önemli ne olabilir ? 12 yaşında bir kızın hissedemediği devletin güvenliğini kim hissedebilir ? Bir devlet 12 yaşında bir kızın tecavüzüne hiçbirşey yapamıyorsa ermeni soykırımı mı bizi koruyacak ?
Bugün bu ülkede bundan daha vahim ne yaşanabilir ?
Bir kız çocuğuna sahip çıkamayan devlet mi askerimizi kolluyacak ? Güneydoğu'ya refah getirecek ? Nerede o ar-namus bekçiliği yapanlar ? İftar saatlerinde bugün hangi namus hikayeleri dinleyeceğiz bu iki kızdan birisi 3. intihar denemesini yapmadan önce ?
Yazan: beagle Tarih: October 11, 2006 10:17 AM
merhaba
alper sarının yazısından aşağıya aldığım kısım ilgimi çekti:
¨bölgedeki her girişim terörist eylemlerle engellenmedi mi?Kuşatılmış ve sınırları olan bir alan oluşturulmadı mı?Şu teşhis doğru"Türkiye, PKK terörü ile karşılaşıncaya kadar Kürt realitesini inkar etti."o halde soruyu tersten sorun Türkiye Cumhuriyeti devletinin yaptıkları neden yetmiyor?olanları arkalarından kimse iteklemedi kimse kimliklerinden dolayı bu ülkenin eğitim,sağlık yada ekonomik imkanlarından yaralanmaktan men etmedi sadece bundan faydalanmayı red edenler oldu?Neden?O zaman sadece kürt olmak sadece alt kimlik olarak kalacaktı.¨
denir ki insanlar zamanla korktuğuna benzermş.yani belki de terör eylemlerine karşılık terör vardır?!-hırsız evin içindeyse kilit neye yarar.bunu söyleyen bir emniyet müdürü-
ve demiş ki TC'nin yaptıkları neden yetmiyor.ya allah aşkına bi objektif olun,çok mu zor.içiçe yaşıyoruz hiç mi başınızı bir kere kaldırıp sorun gerçekten ne diye düşünmediniz.tabi kastetiğim sansürlenmiş tv gazete haberleri değil...doğudaki kızların okutulmadığı söleniyor neymiş babalar geri kafalı ve baba yönetiminde bir aile.eee o zaman demek ki baba da yani erkekler de eğitim görmüyor.ve kalkıp eğitim sağlık haklarından men edilmemekten bahsediliyor.evet (büyük şehirlere göre) en ufak bir rahatsızlıkta 8-10 saat süren bir hastahane yolculuğu.en özel muayenehaneler e pislikten girilmiyor.nerde adalet.nerde bakanlar müfettişler...
üstelik deniyor ki; kimse kimliğinden dolayı men edilmemiş.hasta kadın hastaneye geldiğinde derdini anlatamıyor bu mu kucaklamak destek olmak bu mu kardeşlik.evet belki üvey kardeş ...
ve ekonomiden bahsetmişsiniz.ne ekonomisi ya?sizin o koca koca şehirlerde eskidi diye giymem dediğinizi onların en lüks kıyafeti.orda 2 çeşit yemek büyük bir ziyafetken sizler önce çorbanız sonra ana yemekleriniz tatlınız vs olmayan nimete yemek demiyorsunuz.orda bir baba elinde sürpriz oyuncaklarla eve gelemiyor.ümit yok orda artık. belki onlar da ümidin dünyadaki en kötü şey olduğunu, çünkü çekilen acıyı uzattığını düşünmeye başlamaışlardır.kim bilir...
üstelik anlamadığım bir şey de var madem kürtler terörist adamlar ne diye kendi milletini ateşe versin.evleri basıp çoluk çocuk demeden toplayıp götürsün.neden ordaki insanlar polis asker diyince karınlareına kıramp girsin.
yada terörist diyelim hepsine.peki hiç terör neden oluşur onu da mı bilmiyoruz.eğitim iyi sağlık iyi ekonomik durum da iyi o zaman neden terörist bunlar
hepimiz insanız anlaşılmayan ne?hepimiz bir kalp taşıyoruz.hiç bir anne ister mi evladı dağa çıksın ve ne idüğü belirsiz bir savaşta ölsün.ve üstelik başına gidip feryat edeceği, içinden gelegele, savaşa lanet edeede, kana kana ağlıyacağı bir mezarı bile bulunmasın, ister mi?
yetmez mi bu kadar şehit yetmez mi kuklalığımız yetmez mi bu kin, nefret daha ne kadar sürecek bu anlamsız savaş.ne zaman uyanacağız bu uykudan, ne zaman bitecek bu kabus...
ve son olarak da lütfen lütfen biraz anlayış oyuna getiriliyoruz.hem de kötü bi oyun birer kukla olduk onlar neyi severlerse sevmeye onlar neyi istemezlerse istememeye başladık. yakında bizi de istemicekler bulunduğumuz kimlikle o zaman, o zaman ne olacak...
saygılar
Yazan: rüya Tarih: October 16, 2006 04:37 PM
merhaba
sayın alper sarı;
¨çuvaldız=herkes alınsın¨rumuzlu arkadaşın sözlerini yanlışlıkla sizin isminizle verdim
sizden çok çok özür diliyorum umarım yaptığım hata en kısa sürede düzeltilir.
hatamın affı temennisiyle...
saygılar
Yazan: rüya Tarih: October 16, 2006 10:45 PM
KARAYILAN, PKK MİLİTANLARINI SATIŞA ÇIKARDI!..
PKK, PARALI ASKER Mİ OLUYOR!..
Değişen Ortadoğu problematiğinde yepyeni bir rol üstlenebileceğini ilan eden PKK’nın, ABD’nin “paralı askerliği”ne soyunması, başta İran olmak üzere, bölgedeki İslami grupların ve Kürtlerin tepkilerine neden oldu.
“PKK bitti, yolun sonuna geldi, geleceği yok” söylemlerine karşılık, örgütün geleceğinin ne olabileceğine dair en önemli işaret, 9 Ekim 2006 tarihli Newsweek’ten geldi. Murat Karayılan, Amerikan dergisine verdiği demeçte; “ABD bizi hep düşmanlarımızın gözüyle gördü. Oysa biz, dost olarak algılanmak istiyoruz” dedikten sonra, “7 bin dolayındaki silahlı militanıyla PKK’nın, Irak’ta ve İran’da(!) İslam köktenciliğine karşı mücadelede ABD’nin değerli bir müttefik olabileceğini” sözlerine ekliyordu.
Karayılan’ın açıklaması, başta İran ve Irak olmak üzere, bölgedeki İslami ve Kürt grupların tepkisine neden oldu. “PKK’nın ABD’ne satıldığını” vurgulayan Kürdistan İslami Birlik Partisi lideri Dr.Selahaddin Bahaouddin, Erbil kentinde 10 Ekim 2006 tarihinde yaptığı basın açıklamasında, Karayılan’ın açıklamasını şiddetle kınayarak, “bölge ülkelerinin, PKK ile mücadelede Türkiye ile ortak hareket etmeleri gerektiğine” dikkat çekti. Kürtlerin hakları için mücadele ettiğini açıklayan PKK’nın, para karşılığı kendisini ABD’ne pazarladığını vurgulayan Kürt lider Bahaouddin, şöyle dedi; “Karayılan, İslami gruplara karşı mücadelede ABD’nin yanında yer alacaklarını açıklayarak, örgüt militanlarını satışa çıkarmıştır. ABD tarafından finanse edilen PKK, bölgedeki İslami ve Kürt gruplar için en büyük tehdidi oluşturmaktadır. PKK’nın, kimlere uşaklık ettiği ortaya çıkmıştır. İran, Irak, Suriye’nin yanı sıra, bölgedeki tüm İslami ve Kürt grupları, PKK’ya karşı Türkiye’nin yanında mücadeleye çağırıyoruz.”
Tepkiler karşısında Murat Karayılan, sözlerine açıklık getirmek için 10 Ekim 2006 tarihinde örgütün yayın organına bir açıklama daha yaptı ve şunları söyledi; “Newsweek dergisi, benimle yaptığı bir röportajı hem çarpıtmış, hem de öyle bir tuhaflıkla vermiş ki, sanki bizim dünya ile ilişki kurma hakkımız yokmuş gibi yansıtmış. Elbette ki biz bir sistem olarak ABD ile demokratik çözüm sürecinin gelişmesi çerçevesinde ilişkilenmek ve dostluk geliştirmek istiyoruz. Bunu ‘ortak düşmana karşı birlikte hareket edelim’ gibi söylemediğimiz sözlerle çarpıtarak yansıtmak doğru değildir.”
Karayılan, Amerika ile “iyi ilişki geliştirme” konusundaki tercihlerinin eleştirilmesine kızıyor. Zira, “sanki bizim dünya ile ilişki kurma hakkımız yokmuş gibi” diyor. Zaten sonraki cümlesinde de “bir sistem olarak ABD ile demokratik çözüm sürecinin gelişmesi çerçevesinde ilişkilenmek ve dostluk kurmak” istediklerinden söz ediyor.
Kendisini terörist listeye alan ABD ile PKK’nın dostluğu nasıl bir dostluk olabilir ki?..
Karayılan, “ortak düşmana karşı birlikte hareket etme” cümlesini kabul etmiyor. Oysa geçen ay Cemil Bayık’ın, “ABD’nin, Suriye ve İran ile ilgili projelerinde her iki ülkeyi de en iyi bilen kadroların PKK’da olduğunu söyleyerek, ABD ile birlikte hareket edebilecekleri” yönündeki açıklamalarını hatırlatmak isterim.
Murat Karayılan’ın açıklamalarını değerlendiren yerel kaynaklar ise, önümüzdeki günlerde İran ve etkisi altındaki İslami grupların PKK mensuplarına yönelik saldırılara yönelebileceklerine dikkat çekiyorlar.
Ben bu gelişmeler sonrası iki noktaya dikkat çekmek istiyorum;
Birincisi; Karayılan’ın bu uzun röportajında “Türklerin aksine, Kürtler fazlasıyla ABD sempatizanıdır. Eğilimleri Amerikancılık yönündedir” şeklindeki açıklamasına, örgüt kadroları, sempatizanları ve PKK’nın müttefikleri, özellikle kendi anti-emperyalist sol tahayyülleri ile PKK’nın bu yaklaşımını nasıl değerlendirecekler, doğrusu merak ediyorum. “ABD ile PKK’nın müttefik ve dost olması”ndan ne anlıyorlar?
Ve tabii, bundan böyle bölgede İran, Irak, Suriye gibi ülkelerin yanı sıra, bölgedeki İslami örgütlere karşı Amerikalılar hesabına “paralı asker” rolüne soyunabileceğini gösteren Karayılan’ın bu sözleri, PKK’nın, Kürtlerin hakları için mücadele ettiğini düşünenler eğer hala varsa, onlara bu düşüncelerini terk etmelerinin zamanının gelip geçtiğini hatırlatan yeni ve çarpıcı bir uyarı olsa gerek diye düşünüyorum.
Nail Amudi
Nail_amudi@hotmail.com
Yazan: nail amudi Tarih: October 18, 2006 04:59 PM
Zamanında Yemen'de ,Şam'da , Mısır'da o kadar iç savaş oldu. Türkler ile Araplar(İngilizlerin desteklediği , sizin söylediğiniz şekilde)birbirlerine girdiler. Bunun sebepleri arasında hep Lawrence den , İngiliz kışkırtmalarından, desteğinden bahsedildi. Şimdi G.Doğu Anadolu'da olanlar için ABD kışkırtmalarından niye bahsedilmez, neden hep suç iki halka havale edilir . Ben bunu, ABD yi eleştirememeyi o konuyu tartışanların cesaretsizliğine yer yer de ihanet içinde olmalarına veriyorum. Lütfen cesaretiniz varsa açık yüreklilikle söyleyin ."Bir Kürt yazısı daha yazın deyin ki , G.Doğu da olanların sebeplerinden biri de ABD(batı) Emperyalizmi dir , bizi birbirimize düşüren sebeplerden biri de budur deyin" emin olun o sözünü ettiğiniz İslam kadeşliğine katkınız olacaktır. Lütfen.. Eğer samimiyseniz lütfen o herşeye çözüm bulan , herşeyi bilen adamların yanında açıkça söyleyin...
Yazan: Ahmet Arslan Tarih: October 20, 2006 05:26 PM
merhaba sayın Şükran Hanım,
neden türkiye ve abdyi karsılastırıyorsunuz ki.
yani amerikan halkı ve sizin deyiminizle olacak türk halkı aynı sey olabilir mi kürtler bu coğrafyada göçeeb değiller ki.türkiyeyi ile abdyi bu acıdan karsılastıramazsınız..ben ne din birliğini ne de kürtçe olmaayn eğitimi isterim..bunlar artık karın doyurmaayn sözler ben kimliğimi istiyorum bu asamadan sonra düşünürüm alternatif birlik çözümlerini
Yazan: eneskiozan Tarih: October 31, 2006 04:37 PM
ben katılıorum mustafa akyol'a fazla kürtçülükte ıyı degıl bazıları var cok ıyı bazıları var cok kötu o kötu olanlar yuzunden ıyı olanları goremıyoruz
Yazan: seyda Tarih: November 1, 2006 09:04 AM
biraz geç olsa da yazınızı görebildim.. affedilecek boyutta bir hata yok ortada.. bu yüzden lütfen rahat olunuz.. nezaketinizden dolayı da ayrıca size teşekkür etmek istiyorum..
saygılar..
alper.deu@gmail.com
Yazan: alperSARI Tarih: November 16, 2006 11:41 AM
"Yani Güneydoğu’da PKK çizgisindeki partilerin alternatifi Sayın Cumhurbaşkanı’nın söylemine sahip bir parti değil. CHP değil; AKP. Niçin o?"
dogu ve guneydogu insanı muhafazakardır.dini degerlere onem verirler ve dini butun insanlardır.akp dini degerlere onem veren bir partinin uzantısı gibi gorunuyorsa da bugun merkez saga oturmus durumda.ama gecmisi itibariyle dogu halkı icin umut kaynagı.turk toplumunda genel kanı sudur.islami ve muhafazakar partiler sag partilerdir.islamdan uzak partiler de sol partilerdir.islam turk toplumunun en buyuk degerlerinden biridir.o yuzden sol partiler turk toplumunda cogunlugun oyunu alamıyor.
ataturk'un cizgisi ise sol cizgidir.ulkenin yonetimindeki kilit noktalarda hep sol goruslulerin elindedir.
sol iyimidir yoksa kotumudur.bunu sormak lazım.sol yenilikcidir,sol denge unsurudur.bugun sol kesim olmasaydı,belki kaderimiz diger islam ulkelerininkine benzeyecekti.ben fikir olarak sagcıyım.simdi diyeceksiniz sag-sol mu kaldı?evet sag-sag olayı halen devam ediyor.
ak parti bugun ulke icin yapılması gereken neyse onu yapıyor.bazen hatalar yapmıyor degil ama yanlıslardan donulup dogru bulunuyor.bence ulkenin gelecegi akp'nin ellerinde.ancak birey olarak bizlere de bir cok gorevler dusuyor.once yanlıs nerede yapılıyor olursa olsun birey olarak tepki vermeliyiz.tepkisiz toplumlar kaderine razı olur.
kurt sorununa gelince;
bu konuyu daha fazla kasımanın hickimseye faydası olacagını dusunmuyorum.hergecen gun sis perdesi dagılıyor ve neyin ne oldugu gayet guzel gorunuyor.
kurt sorunu diye bir sey yoktur.hayali kurt sorunun asıl adı,egitim sorunu ve cahiliyet sorunudur.cok cabuk unutuluyor pkk sorunu.8-10 tane avrupa maşası kurt aydını kurt sorunu der,oteki taraftan apo posteri acar.sozde kurtleri temsil eden partilerin kongrelerinde istiklal marsı okunmaz."sen nerede yasıyorsun?" diye sorarlar adama.
sayın akyol;bu konuyu daha fazla irdelemiz belki kitap satıslarınıza olumlu yansır.ancak ulkeme bir fayda saglamaz.daha onceki yazılarımdan az-cok ne demek istegimi anlamıssınızdır.
Yazan: bercenay Tarih: November 19, 2006 12:35 AM
Tarih 11 Eylul 1980.
Epey fotograf cekmisim... memleket fotograflari bunlar.
Nereye gitsen bi Banker Kastelli reklami, radyoda Tv, gazetelerde de reklamlar. Bir kac sene once kavrami bile olmayan bu bankerler reklami yapila yapila gunluk hayatimizin, kulturumuzun bi parcasi olmus.
Gazetelerde yine "falanca kahvehane tarandi" haberi. Surada "catismalar", burada "polise saldiri" filan. Sagcilar (Ulkuculer, Milli Gorusculer, Akincilar) ve solcular (Dev-Yol, Dev-Sol, Halkin Kurtulusu, Partizan, IGD, ve 50 daha minikler) birbirini vurup kiriyor... haaa birde Apocular diye bir grup varmis. Bilenlere soruyoruz "kim bunlar" diye... cevap "Dev-Yoldan ayrilan 8-9 kisilik Kurtcu filan bi grup, muhim degil".
12 Eylul, 13 Eylul, 14 Eylul derken birgun Evren pasa cikiyor ve darbenin faturasini sag-sol catismasina cikariyor ama bu arada "Apocular"in reklamini yapmayi da ihmal etmiyor. Hergun bu "Apoculardan" biraz daha fazla bahsediliyor. Tum Turkiyenin kafasinda ayni tema "vay be, ne belalar varmista haberimiz yok... iyiki varsin Evren Pasa".
Artik Evren Pasa halkin kafasindan bu temanin gectigini bilip hesaplarini ona goremi yaptida ikide bir "Apocular" reklamini starteji olarak kullandi orasini bilmem ama bu reklamin Apocularin cok isine geldigi malum.
***
Darbe olali bir kac ay olmus, Mamak ve Selimiye haricinde gorunuste ortalik biraz durulmus gibi. Fotografi onumde duruyor, halk hergun TRT deki saat 8 haberlerini bekliyor... Urfanin falanca yerinde Apoculari yakalama operasyonu filan diye haberler. Hergun bu operasyonlar daha genisliyor, daha cok haber konusu oluyor. 8-9 diye bildigimiz Apocu megerse ne cokmus... hergun birsurusu oluyor ama hala bitmiyor. Tabii bu arada koylulere neler yapildigini bilmiyoruz.
Bir sene iki sene sonra artik Apocu lafi kalkiyor "boluculer" denmeye baslaniyor (daha kiyak bi kelime bence, gerci sonra sonra terorist daha kiyak gelmeye basladi ya neyse). Halkta nefret tavan yapiyor, Evren alkislarla halkin bagrina basiliyor, TV de "uc bes capulcu bunlar, kokunu kaziyacaz" sozleri rutin oluyor. Sonra gelen askerlerde ayni soylemlerde bulunuyor. 5 sene, 10 sene 15-20 sene derken, ne "8-9 capulcu"nun sonu geldi nede asker konusmayi birakti... biz ise arada kaldik.
***
Velhasili, 11 Eylul 1980 de cektigim fotograflarda Apocu falan yoktu. Bir kac sene sonra cektigim fotograflarda ise binlerce ve binlerce Apocu vardi. Bugun ise, Apocularin nami Patagonyada bile bilinir hale gelmis. Heralde Apocular duruma seviniyorlardir.
Bilmem alakasi varmi ama, 11 Eylul 1980 de cektigim fotografta OYAK ufak-orta buyuklukte bir kurumdu, bugun ya en buyuk yada en buyukler arasina girmis. Heralde OYAK in sahipleri bu duruma seviniyorlardir.
Yazan: Haydar Tarih: November 30, 2006 07:05 AM
kürtler tek sorunu fazla düşünceli olmalarıdır. kürtler asla yok olmayacaklar. yeni ve devrimci kürtler doğacak ve kürdistan devleti kurulacaktır KÜRDİSTAN ulusal kürt devleti çünkü kürtlerin tek isteği özgürlük ve bağımsızlıktır
Yazan: emirhan Tarih: December 24, 2006 02:09 PM
"kürtler tek sorunu fazla düşünceli olmalarıdır. kürtler asla yok olmayacaklar. yeni ve devrimci kürtler doğacak ve kürdistan devleti kurulacaktır KÜRDİSTAN ulusal kürt devleti çünkü kürtlerin tek isteği özgürlük ve bağımsızlıktır"
bakın dogru veya yanlıs oldugu onemli degil ama dusuncelerinizi ozgur bir seklide dile getirmissiniz?
bir kac sey soracagım ve cevap istemiyorum.siz cevabınızı kendi kendinize verin ve bir daha dusunun.
bu ulke sınırları icinde ozgur degilmisiniz?ozgur degilseniz hangi ozgurluklerden kısıtlanıyorsunuz?
bagımsız bir kurdistan devleti kuruldugunda her sey daha mı guzel olacak yoksa daha mı kotu olacak?ortadogu'da birbirini kıran musluman topluluklara bir yenisi daha mı eklenecek?
bu ulke sınırları dahilinde bagımsız bir kurdistan devleti hayalini bir defa kafanızdan silin.kuzey ırakta bagımsız bir kurt devleti kuruldugunda siz daha ozgur olmak icin oraya goc edecekmisiniz?dogudaki kurt vatandaslarımız ozgurlukleri kısıtlandıgı icin mi batı bolgelerimize goc ediyorlar?
toplumda bir onyargı haline donusmus "kurt vatandas,ikinci sınıf vatandastır,kısaca kıro" anlasının ortaya cıkmasında kurt vatandaslarımızın hic mi sucu yok?
Yazan: bercenay Tarih: December 26, 2006 01:11 AM
Bercenay'a katilmamak elde degil. Cok guzel sorular sormus... bana adeta Cecenlere hitabeden bir Rus subayinin konusmasini hatirlatti.
Tek eksigi, o Rus subay "kendi dilinizi kullanip, dininizin icaplarini yerine getiriyorsunuz" demistir.
Bunu belki bir Sirp subayda soylemistir... hatta Israilli bir subay da.
Yuzlerce senedir bu olaylar oluyor ama kimse bu "dogru" sorulari soramiyordu.
Tesekkurler Bercenay.
Yazan: Haydar Tarih: December 28, 2006 07:01 AM
'Teşekkürler Türkiye'
Endonezya'daki tsunamizedeler için 2.5 milyon Türkün katkısıyla yapılan 1050 konut teslim edildi. Açeliler en çok şu iki kelimeyi kullanıyor: Teşekkürler Türkiye
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=208640
===================Haber şöyle olsaydi keşke=====================
'Teşekkürler Türkiye'
Dogudaki goc ettirilenler için 2.5 milyon Türkün katkısıyla yapılan 1050 konut teslim edildi. Diyarbakirlilar en çok şu iki kelimeyi kullanıyor: Teşekkürler Türkiye
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=208446
Yazan: Haydar Tarih: December 29, 2006 06:01 PM
"Tesekkurler Haydar bey"
cok guzel bir noktaya parmak basmıssınız.
kendi ulkemizde (diyarbakır'da) bu kadar cok ac,yoksul ve sefalet icinde insan yasarken,sen kalk git endonezya'da konut yaptır.olacak is mi?
bence yalnıs bir davranıs,carpık bir davranıs.
ancak;her iki olaydada sartların olusma nedenlerine bakalım.
birisi dogal afet,yardım etmek cok normal.
yarın bizim basımıza bir deprem felaketi gelse,diger ulkelerde bize yardım edecekler.
digeri ise kisisel ihmal ve egitimsizligin toplumsal boyutta ortaya cıkısı.
ben bunu daha once defalarca dile getirdim.
size basit bir ornek;
bir gun tv'de yardım kampanyası duzenleyen bir dernegin programını seyrediyorum.
guneydogu bolgemizde program.
spiker kadına soruyor;"kac cocuk var bacım?"
kadın; "9 tane" diyor.
spiker soruyor;"kocan nerde?"
kadın;"is kazası gecirdi,hastanede 8 aydır"
tek goz odada,sogukta kıs gunu,9 cocuk ve bir kadın ac acık barınıyorlar.
seyrederken icim acıdı.
peki;bu insanların bu hale dusmelerindeki sebeb ne?
iste bu sebebe ben cok kızıyorum.
be kardesim,dogru durust isin yok,barınacak evin yok.ne diye 9 tane cocuk yapıyorsun?
siz bu olayı 100 ile carpın,ustune 500 tane daha ekleyin.bakın gorun tablo ne oluyor.simdi burada hata kimde?bu sefaletin sorumlusu kim?
devlet mi?yoksa o cocuklara ne olacagını hic dusunmeden 9 tane cocuk yapan baba mı?
simdi bir daha dusunun haydar bey?
yıllardan beri ulkenin buyuk orandaki maddi kaynakları cesitli nedenlerle hep doguya gidiyor.
bir defa endonezyalı "tesekkurler turkiye" diyor.bunu ulkemize cok gormeyin.
Yazan: bercenay Tarih: December 31, 2006 12:02 AM
Sn. Bercenay, entellukteliginizi biraz daha zorlayin lutfen.
Bir okyanusa dalgalarin oldugu koca bir su kutlesi diye bakip kestirirseniz yanlis olmazsiniz ama okyanusuda tarif etmis olmazsiniz. Dolayisiyla birisi kalkip size tarif eder... buda adama dokunur.
***
"Resmi" tarih kitaplari pek kurcalamaz ama... hani zaman makinesi olsa ve fazla degil, bundan 100 sene oncesine gitseniz. Once Denizli vilayetinin bir koyune, sonrada Diyarbakir vilayetinin bir koyune gitseniz, bazi bilgiler toplasaniz. Mesela;
Bu insanlar nasil geciniyor? (Tarim, Hayvancilik, Sanayi, Ticaret, Teknolojji vs)
Gecinmek icin kac cocuk yapiyorlar?
Padisahlarini ne kadar seviyorlar?
Yemende kac evlatlarini sehit etmisler?
Hangi dili konusuyorlar?
Evliliklerde ana babanin rolu ne?
vs vs
...goreceksinizki konustuklari dil haric herseyi ayni bu adamlarin.
***
Sonra gelin bir de bugun ayni koylere gidin
...goreceksinizki hic birseyi ayni degil bu adamlarin
Sebep?
Bu 100 sene suresince ne oldu bittide bu hale gelindi?
...biri digerinin dilini yasaklamis, yok saymis. O da isyan etmis.
O isyan ettikce, digeri yasaklamisda yasaklamis, yok saymis da, yok saymis. Dolayisiyla biri 100 sene onceki halinden beter halde.
Digeri bilgisayar teknolojisiyle ugrasiyor.
***
Sizin diliniz yasaklansa, yok sayilsaniz siz ne yapardiniz? Samimi soruyorum ne yapardiniz?
***
Elbette ayrilmak isteyenler var ama sagduyulu Diyarbakirlilar da sagduyulu Denizliler de aklini basina alip birbirini "yok saymak"tan vazgecmelidir.
***
***
Endonezya gibi petrol ihrac eden ve Turkiyeden daha zengin, ileri bir ulkeye yardim yapan Turkiyenin uluslararasi prestijinin yukseldigini sanmak iyimserliktir ve yerel tribunlere oynamaktir. Cunku Dunya, kendi vatandaslarinin ne halde oldugunu biliyor.
Yazan: Haydar Tarih: December 31, 2006 10:17 AM
Haydar bey;
bugun hic kimseyi yok sayamazsınız zaten.kurt vatandaslarımız her durumda kendi varlıklarını hissettiriyorlar.keske bu hissetirilenler bazende pozitif seyler olsalar,mesela diyarbakır'da dtp'nin arkasında olmamak gibi.
kendi ulkelerine,yasadıkları topraklara, devletlerine sahip cıksınlar ben onlara daha cok sahip cıkarım.on yargılardan kurtuluruz.ben onlara,onlar bana onyargısız bakmayı ogreniriz.
doguda teror nedeniyle koyden kente goc olduysa,batıda da ekonomik ve baska sebeblerden kente goc var.koyden kente goc tum ulkede yasanan bir durum sebebleri farklı olsa da.
bakın ben doguda bulundum;ve hic kimse orada kendi dillerini yasaklamıyor.hatta bazı zamanlarda batıda bile kendi dillerini konusuyorlar.bu da bizlerin canını sıkıyor,cunku konustuklarını anlamıyoruz.bu saygısızlıktır.
bu sorunların temeli aslında egitim ve toplumsal kultur ile alakalı.ve bazı sorunların yasanması cok normal.
size batı (avrupa) ve ortadogu toplumlarının yasantı,davranıs ve kulturlerini kıyaslamanızı oneririm.bugun itibariyle...
bilgi toplumları birlesmenin ve birlikte kalabilmenin yollarını ararken,ortadogu ve civarındaki geri kalmıs toplumlar ayrılık pesinde.ırak'ta sunni,sii olayı mesela.
dogu ve guneydogu gelecekte de cesitli sorunların kaynagı olarak karsımıza cıkacak.
toplumsal bilincin saglanması sadece ve sadece egitim ile olur.
EGITIM SART,BASKA YOLU YOK.
Yazan: bercenay Tarih: December 31, 2006 10:19 PM
"Samimi soruyorum" diye basladigim soruma cevap vermemissiniz.
Verseydiniz tum konu hakkindaki fikriniz hakkinda bir bilgim olacakti... caniniz sagolsun.
Yazan: Haydar Tarih: January 1, 2007 08:29 AM
Sayın RADİKAL Kürt arkadaşlardan, soruma cevap bekliyorum!
Kendi dilinde eğitim almak, kültürünü rahatça yaşayabilmek nasıl bir arzudur ki:
Teskeresini yeni almış askeri görev yaptığı bölgeden ayrılırken içinde bulunduğu helikopterde kahpe bir kurşunla öldüren;
Askeri araçların geçtiği yolların altını kazıp mayınlar yerleştiren;
Vagonları havaya uçuran;
Otobüs durağında bekleyen masum çocuğu çöp kutusuna konulmuş bombayla paramparça eden;
Bir mert gibi değil de, her zaman korkak bir şekilde saklanan, kaçan, gerilla taktiği uygulayarak pusu kurup da can alabilen;
gibi insanlık dışı saldırıları düzenleyen bir oluşumu haklı çıkarabilsin?
Hayretle okuyorum ki bu tür bir oluşumu terör örgütü olarak kabul etmeyenler, yaptıklarını son derece doğal, meşru bir hak arama yöntemi olarak kabullenenler var?
Ayrıca nasıl oluyor da sadece Kürt kültürüne mahsus olan, kan davası, töre cinayeti, aile içi infaz gibi uygulamaları batının gözünde Türkiye'nin bir ayıbıymış gibi kabullenme olgunluğunu gösterebiliyoruz?
Saygılar
Yazan: DipNot Tarih: January 1, 2007 07:23 PM
Sayin Dipnot, kaleminize saglik, bu saydiklarinizin hepsi terorizmdir... Demirelin deyimiyle "bunun baska bir ifade tarzi yoktur".
Terorizmin tek bir sekilde halli vardir, o da adalete teslim edilmesidir.
Terorizm bahsettiginiz gibi dagdaki adam tarafindan, yada Semdinlideki, Susurliktaki gorevini kotuye kullanan kimse tarafindan, yada binalara ucak carptiranlar tarafindandan, yada masum koylulerin uzerine 500 tonluk bomba atanlar tarafindandan, yada Srebnicadaki gencleri keyfince tarayanlar tarafindan yapilmis olsun FARKETMEZ. Terorist teroristtir... ve adalet korkmadan, kayirmadan, engellenmeden bu insanlarin hakkindan gelmelidir.
Umarim buraya kadar herkes hemfikirdir.
***
Sizin bahsettiginiz konular ve benim yukarida teyit ettigim mesele olmus bitmis olaylari iceriyor ve Yargi erkinin meselesi.
Turkiye Cumhuriyetinde Yarginin disinda Yurutme ve Yasama erkleri mevcuttur. Ve bu erklerin dunyadaki diger akranlari gibi BUNDAN SONRASI icin oturup meseleye askeri ve yargisal cozumden baska cozumler bulmasi gerekiyor.
Cunku;
Dagdakileri ne kadar oldururseniz oldurun, ne kadar hapse atarsaniz atin, ne kadar baski yaparsaniz yapin dibi gelmiyor.
1984 senesinde ortaya cikan PKK linin 25 yasinda oldugunu varsayarsaniz, bugun o adamlar 55 yasinda olmali... hala o daglarda 55 yasindaki adamlarim gezdigini soylemek pek akillica olmaz. Demekki surekli olarak yeni katilanlar var.
Iste sagduyulu hukumetin, politikacilarin oturup bunu anlamasi ve cozum bulmasi gerekiyor. Bu konuda Mehmet Agar'i takdir etmemek mumkun degil.
Ve...
AB ulkelerindeki bir anlayisla meseleye demokratik cozum tek cozumdur.
1- Terorist ile vatandasi ayir.
2- Kendine layik gordugun herseyi kardesinede layik gor. Kibristaki Turkun kimliginin korunmasi ne kadar onemliyse, bir Kurdun kimligide o kadar onemlidir.
3- Bulgaristandaki Turklerin parti kurup meclise girmesi ve TURK olarak bakanliklar ustlenmesi ve bundan dolayi Bulgaristanin bolunmedigini tam aksine daha saglam uniter bir ulke haline geldigini gormeyi akil etmek.
4- Turkiye dunyanin EN ONEMLI ulkelerinden biridir ve bu ulkenin 80 sene boyunca onunde duran 3 buyuk sorununu cozememis olmasi talihsizliktir.
a-Ozal donemine kadar Ekonomik bir cuce kalmis, 1980lerin ortalarindan sonra yaptigi reformlarla 80 yillik makus talihini yenmis, urettikleri kaliteli hale gelmis, dunya piyasalarinda hatiri sayilir yere gelmistir. Ozel radyo ve TV lere musade edilmemeli, bolunuruz-yikiliriz diyenlerin sesleri hala kulagimizda. Otomobil, kaliteli esya vs ithal ettirmeyin sanayimiz coker diyenleri unuttukmu? Bizi cok korkuttular ama dedikleri cikmadi.
b- 3-5 Aczimendiyi ortaya salarak "irtica geliyor" diye feryat edip analarimizin basortusune kadar yasaklayanlar ve bunlara inananlarda ayni yanilgi icerisinde. Birak adami ne giyerse giysin, nasil sakal-biyik birakirsa biraksin. Sakalla, basortusu ile memleket yikilmaz! Bunlari soyleyenler "hazineden gecinen insanlardir" Anadolu insani bugun artik devleti yonetmeye talip olmustur, bu 80 senedir hazineden gecinen elitlerin hosuna gitmiyor tabiiki. Bu memleket artik dini ile barismalidir. Komunist Rusya bile kiliselere doluyor yahu.
c- Osmanli 40 kusur milletin devletiydi ve birgunden birgune Araplara "Turkce ogreneceksin" yada Rumlara "Turkce okula gideceksin" yada Kurtlere "Turkce sarki soyleyeceksin" demedi. Herkes kendi dilinde okuyup yaziyor, herkes kendi dininin icaplarini yapiyor, herkes babasindan gordugu torelerle yasiyordu. Gun geldi herkes dagilip gitti. Kurtler ayrilmadi. Tersine Kurtulus Savasinada katildi, Meclisinede mebus gonderdi, Lozanina da telgraflar cekip -biz birlikteyiz- dedi. Cumhuriyetin ilanin ertesi senesi hersey degisti ve birden bire Kurt varligi unutuluverdi. Kendi dillerinde okuyup yazmasi yasaklandi, sarki-turkuleri-siirleri-kitaplari yok sayildi, meclise bir daha "Kurt Mebusu" diye giremedi.
Elbette bunun mantikli bir sebebi vardi, baska yazilarimda uzun uzun bahsettim. Mesela http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/11/kurdofobik_dis_politikanin_turkiyeye_zarari.php
Turkiye AB baglaminda demokrasiyi ozumledigi anda bolunme korkusu kalmayacaktir. Birkac sene oncesine kadar dogru durust bir kibrit fabrikasi bile olmayan ve AB ye giren Bulgarlar oradaki Turk azinliktan korkuyormu?
***
AB bize tarafli davraniyor diyenlere;
Bir evlilik yaparkende, bir sirkete ortak olurkende, bir mektebe kayit olurkende bazi kosullari yerine getirmeniz lazim.
Nasilki "ben universite okumak istiyorum ama lise mezunu degilim, sinav ucretini vermek istemiyorum, OSS sinavina girmek istemiyorum, ogrenci harci vermek istemiyorum" diyemezseniz, bir birligede giremezsiniz.
***
***
Aile ici siddet, kan davalari dunyanin heryerinde var. Hanimaga dizisi sanirim Egede bir yerde geciyordu, Afrikadaki Hutu-Tutsilerden tutun, Alman hanedanligi Habsburglara, ingiliz kraliyet tahtindan, ABD Kentucky deki Hendersonlara kadar her yerde var.
Bir konuda yargiya varirken secici olmayin, objektif olmaya gayret edin cunku ya kendinize yada baskalarina haksizlik etmis olursunuz.
Yazan: Haydar Tarih: January 2, 2007 02:36 AM
Sayın Haydar,
Şemdinlin'deki yaşananlar terördür tabii ki. Fakat PKK gibi kitlesel bir terörden ziyade bireysel bir sapmadır. Ve bu kişi mensubu olduğu kurum tarafında da gerekli cezayı almış ve "dışlanmıştır". Bu kişi bir halk kahramanı muamelesi görmemiştir.
Tamam doğu illerimizde yeterli okul yok halk eğitim alamıyor, cahil kalıyor ve terör örgütüne katılıyor.
Ya İstanbul'da yaşananlar. İstanbul'da da mı okul yok, eğitim alamıyorlar? Ama vandalisme devam... O güzelim toplu taşıma araçlarını kundaklamaya, taa ki bunun ucu kundaklanan otobüsün 2 gencecik, hayatının baharında olan, kızımızın üstüne yıkılıp onları öldürmeye varıncaya kadar...
Lütfen iyi niyetli olalım. Bu mudur biten terör. Hem de, değil Türkiye topraklarının dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan İstanbul'umuzda. Hem de dillerini rahatça konuşurken ve kültürlerini yaşarken. Lütfen iyi niyetli olalım ve elimizi vicdanımıza koyalım.
Böyle mi demokrasi arayacaksınız. Öyle bir suni hava yaratılmaya çalışılıyor ki... San ki biz bir elimiz yağda bir elimiz balda yaşıyoruz da... Bakın biz demeye bile dilim varmıyor. Alt katımda oturan, üst katımda oturan, bakkalım olan, berberim olan, en yakın arkadaşım olan can ciğer kuzu sarması olduğum kürt asıllı dostlarıma nasıl olur da siz diye hitap ederim. Bu nasıl bir dışlamadır ki yemek kültürünüz baş tacı mutfağımız edilsin, Türkücüleriniz ( alınırsanız halk müziği şarkıcılarınız da diyebilirim)her akşam televizyonda evimize konuk olsun daha neler neler... Belki sizin değil ama başka arkadaşların savunduğu ayrımcılık politikasının ütopik bir boyuta geçip çıkmaza gireceği nokta da burası. Size ne kadar gerçekçi geliyor bu insanların bu yaşam standartlarını bırakıp da farklı bir coğrafyaya göçeceği. Üstelik takdir edersiniz ki bir ülke oluşumuna girişmek sadece siyasi örgütlenmelerle de olmuyor. İşletme biliminin kar maksimizasyonuna ters düştüğünden en başta sarp coğrafi koşullarından dolayı Kürt asıllı iş adamlarından dahi yatırım alamayan bölge olası bir oluşumda yatırım çekebilecek midir. Benim mantığıma göre olası değildir.
Demokrasi istiyoruz diyorsunuz da... Bunun sonu ilk bakışta olmasa da biraz derinlemesine araştırınca üniter devlet yapısına aykırı bir oluşuma dayanıyor. Bu ayrımcılık olmuyor mu?
Son olarak diyorum ki, önemli olan gönüller ayrılmasın.
Saygılar, iyi bayramlar
Yazan: DipNot Tarih: January 2, 2007 12:31 PM
Ben henüz lise son sınıfta okuyan ve üniversiteye hazırlanan bir öğrenciyim.Gündeme gelen terör olayları beni derinden etkilemekte.Kimi zaman kendimi çaresiz hissetsem de sabırla bir gün ülkeme yararlı bir vatandaş olmak için çalışıyorum.Şunu söylemeliyim ki kürt sorunu denildiğinde akla bütün kürtler gelmemeli.Bu konuda ırkçılık devreye girer.Bence buna terör desek daha doğru söylemiş oluruz.Benim bir çok öğretmenim de kürt yani doğuda doğmuş yetişmiş insanlar.Ama onlar ülkesinin gençleri için çalışmakta ve onlar da bizden biri.Bu yüzden bunun ismi kürt sorunu olmamalı.Pkk ya da terör.Ben yalnızca bu örgüte katılanları ülkemizi haince bölme fikrinde olanları kınıyorum.Ve bir TÜRK genci olarak ülkemi onlara bırakmamaya and içtim.Ben yalnızca üzerime düşen görevi yapacağım ve tüm gençlerin de yapması gereken yalnızca budur.Türkiye asla bölünmeyecek ve Atatürk'ün bıraktığı gibi kalacak.Kürt ya da başka bir ırk hiç farketmez.Teröre sonuna kadar karşıyım ve ben artık buna birilerinin daha doğrusu hepimizin dur demesini istiyorum.
Yazan: büşra Tarih: March 3, 2007 01:06 AM
kürtlerin ne istediği , kürt sorunun çozümü samiyetsiz ortalıkta aydın deyıp ortalıkta dolaşanlara kalmamıştır. kısacası kürtler bu noktadan sonra ,tarihten aldığı derslerle, kürt mücadelesini ne islam kardeşliği nede nede başka bir çozüm durduramaz. bu halk bm stasünda varolan kendi idara edebilme hakını sahip olduğunu hepimiz biliyoruz, palavraları bırakalım. acıda olsa tatlıda olsa kütdistanı küracağız.
Yazan: barış Tarih: June 10, 2007 11:45 PM