« Batı ve İslam | Ana Sayfa | 'Hür Kürtler'in Yanıldığı Yer »
July 11, 2006
Kur'an Hakkında Cehalet Sorunu
Bir okur (Sezgin Kıroğlu), "Yeniden Filistin ve Irak" başlıklı sayfaya eklediği bir yorumda şöyle demiş:
Diğer dinlerden olan insanlarla konuşulması bile ayetlerle yasaklanmıştır... Ancak zincirlerini kıran ve özgürlüğü dinlerine tercih eden bazı modern müslümanlar, bu ayetleri dikkate almamakta ve birçok yabancı dost edinmektedirler.
Kıroğlu'nun yorumlarının çoğunda büyük yanılgılar var, siyasi olanları şimdilik geçiyorum, ama buradaki derin bilgisizlik ve "bilgi sahibi olmaksızın argüman sahibi oluş" problemine işaret etmek gerek.
Türkiye'de ne yazık ki çok az insan Kur'an'ı Kerim'in içeriği hakkında sağlıklı bilgiye sahiptir. Bazen en mütedeyyin insanlar bile neyin Kur'an'da olup olmadığını bilmez, gelenek olarak kendisine miras kalmış tüm dini uygulama ve anlayışların bu kutsal kitapta yazılı olduğunu varsayar. Öte yandan da kimi seküler insanlar ve özellikle İslam karşıtları Kuran hakkında batıl inançlara sahiptir.
Kıroğlu'nun üstteki yorumu, bu ikinci kategoriye giriyor.
İddiasının aksine, Kur'an'da "diğer dinlerden olan insanlarla konuşulması"nı yasaklayan hiç bir hüküm yoktur. Aksine, çeşitli ayetlerde, Müslümanlar, diğer dinlerin mensuplarıyla nazikçe ve dostça diyalog kurmaya davet edilirler. Örneğin bir ayette şöyle emredilir:
Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir. (Nahl Suresi, 125)
Allah Hz. Musa ve kardeşi Hz. Harun’u da Firavun’a elçi olarak gönderirken, "Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar" demiştir. (Taha Suresi, 44)
İşin ilginç yanı, bazı durumlarda kötülük yapan insanlara karşı dahi iyiliğin tavsiye edilmesidir. Allah, inkar eden ve Müslümanlara kötülük yapan bazı Yahudilerden söz ettikten sonra, Hz. Muhammed’e şöyle seslenir:
İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever. (Maide Suresi, 13)
Kuran’da diğer dinlerin mensuplarından İslam’a ve Müslümanlara gelebilecek tehlikelere dikkat çeken, Müslümanları gerektiğinde onlara karşı koymaya davet eden ayetler de vardır. Bazıları, bu ayetleri tek başına ele alarak, İslam’ın tüm gayrı müslimlere karşı nefret telkin ettiğini ileri sürüyor. Bunu yapanların bir kısmı, İslam’a karşı olan, onu karalamak isteyen ideologlar. Diğer bir kısmı da ulusalcılık veya oksidentalizm gibi ideolojileri İslam üzerinden meşrulaştırmak amacında. Bu ikinci grup, örneğin, aşağıdaki ayeti, Hıristiyan ve Yahudilere karşı dostça yaklaşan Müslümanları eleştirmek için sıkça kullanıyor:
Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez. (Maide Suresi, 51)
Ancak ayette kast edilen Yahudi ve Hıristiyanlar, bu dinlerin mensuplarının tümü müdür, yoksa İslam’a düşmanlık gösterenler mi? Bir başka ayet, üsttekini “tefsir” ederek bu soruya açıklık getirir:
Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkaranları ve sürülüp-çıkarılmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalimlerin ta kendileridir. (Mümtehine Suresi, 8-9)
Sezgin Kıroğlu’nun “diğer dinlerden olan insanlarla konuşulması bile ayetlerle yasaklanmıştır” şeklindeki gerçek dışı iddiası ise, belki aşağıdaki ayetle ilişkilendirilebilir:
O, size Kitapta: "Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. (Nisa Suresi, 140)
Oysa açıkça görüldüğü gibi, burada da kıstas, gayrı müslimlerin İslam’ın kutsal değerlerine karşı saldırgan davranıp davranmadıklarıdır. Müslümanlar herkesle konuşmalı, hem de “insanlara güzel söz söyleyin” (Bakara Suresi, 83) emri uyarınca konuşmalıdırlar. Bunun “modern Müslüman” olmakla filan ilgisi yoktur; doğrudan Kuran’ın emridir. İslam’ın kutsal değerleriyle alay edenlere karşı ise elbette tavır koyacaklardır. Hem de “onlarla oturmamak” gibi son derece barışçıl ve asil bir yöntemle.
Diyebilirsiniz ki “bunlar, bugünün Müslümanları tarafından ne kadar uygulanıyor?” Bu haklı bir sorudur ve üzerinde tartışabiliriz. Ama günümüz Müslümanlarının yanlışlarını İslam’ın kendisine ve hele de Kuran’a mal etmeye kalkmak, hem de bunu Kur’an hakkında bilgisizce atıp-tutarak yapmak, kabul edilebilir bir hata değil.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: July 11, 2006 11:47 AM
Mustafa Bey
Bu konuda detaylı bir yorum yazacaktım
Benim yerime siz yazmıssınız zaten.
Yalnız bu yazdığınız yazı Sezgin Kıroğlu gibilerini iyice sacmalamaya itecektir.
Kurani bir ifade bu Kuran bizim imanımızı onların küfrünü artırır ancak.
Fakat iftira ve sacmalama acısından örnek verme acısından bu konuda yazmanız cok iyi oldu
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: July 11, 2006 06:07 PM
Bukadarda olmaz artık.. Ayette açık açık konuşmayın diyor ama Sayın Akyol şahsımı cehaletle suçluyor..
Burda Kuranın ayetine ve bu ayetten çıkan anlama bile tahammülünüz yok... Bu tarz provakatif suçlamalara devam etmeniz durumunda bir daha geri dönmemek üzere mustafa akyol.orga veda edeceğim..
Ben neyapmışım? Ayetde ne diyorsa onu demişim. Ayetde açık açık hristiyan ve yahudilerle dost olmayın diyor ben de bunu söylemişim...Bu ayeti çarpıtmışmıyım ?hayır.. ne yapmışımda bukadar cehaletle suçlanıyorum? Mustafa bey bu yaptığınız çok ayıptır...
72 Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kafir oldu. Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa artık Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.”
3.28. Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur.
Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor.
Dönüş yalnız Allah'adır. (Ali-imran )
Bakın Ali imran suresindede kafirleri dost edinmeyin diyor....
Maide 51 bu ayetin amacını pekiştiren bir ayettir..
Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez. (Maide Suresi, 51)
Ayetleri yazmak ve onun anlamını tekrarlamak nezamandan beri suç oldu.... Birisi çıkıpda Maide 38i buraya yazdığında, bunu buraya yazanmı suçludur?
Maide 38
.
Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Bu ayet kuranda duruken böyle bir ayet yok diyebilirmisiniz? Bu ayette el kesmekten bahsetmiyor araplar bunu yanlış anladı diyebilirmisiniz?
Keşke tüm müslümanlar bu ayetleri yanlış anlasa da ,hristiyanlarla yahudilerle dostça yaşamayı öğrenseler..Keşke maide 38 yanlış anlaşılsada Şeriat devletlerinde el kesme gibi vahşi bir uygulama sona erse...ah keşke..
.......................
MUSTAFA AKYOL'UN NOTU:
SEZGİN BEY, SİTEYE YAZMAYA DEVAM EDİP ETMEMEK SİZİN BİLECEĞİNİZ İŞ. BEN SADECE YANLIŞ GÖRDÜĞÜM ARGÜMANLARINIZI ELEŞTİRİYORUM. SİZ DE ZATEN İSTEDİĞİNİZ GİBİ ELEŞTİRİ YAZABİLİYORSUNUZ.
SİZ MÜSLÜMANLARIN GAYRI MÜSLİMLERLE "KONUŞMALARININ" YASAKLANDIĞINI İLERİ SÜRMÜŞTÜNÜZ, BEN BÖYLE BİR ŞEY OLMADIĞINI ANLATINCA "KONUŞMA" YERİNE "DOST OLMAKTAN" SÖZ ETMEYE BAŞLADINIZ. (YUKARIDAKİ İLK PARAGRAFLARINIZDA DA BU "EL-ÇABUKLUĞU MARİFET" TARZI KAYMA GÖRÜLEBİLİYOR.)
"DOST OLMA" KONUSUNU İSE AÇIKLADIM; SADECE KONUYLA İLGİLİ TEK BİR AYETİ DUYMUŞ OLDUĞUNUZU, BAŞKA BİR AYETİN BUNA AÇIKLIK GETİRDİĞİNİ BELİRTTİM. "BİLGİSİZLİK SORUNU" DA BU ZATEN.
BUNU ŞAHSINIZA YÖNELİK BİR RENCİDE ETME GİRİŞİMİ OLARAK DA ALGILAMAYIN. BİLGİSİZLİK OBJEKTİF BİR TANIMLAMADIR VE ZATEN HİÇ KİMSE TÜMÜYLE "BİLGİLİ" DEĞİLDİR. SORUN, YETERİNCE BİLGİ SAHİBİ OLMADAN ARGÜMAN ÖNE SÜRMEKTE...
M.A.
Yazan: Sezgin Kıroğlu Tarih: July 11, 2006 07:49 PM
Merhaba,
Yerinde bir yazı olmuş Mustafa Bey, elinize sağlık. Söz konusu ayetler kasıtlı olarak ya da olmayarak, yanlı(ş) bilgiler yüzünden, sürekli, Islam dinine ve Kuran'a karşı argüman olarak kullanılıyor. Oysa ayetler bütününden ayrılmadığında iddia edilen anlamlara ulaşmak imkansızdır. Ayetleri kendi bütünlüğü içinde anlamak için değil de, zaten akıldaki fikri ispat etmek ya da desteklemek amacı ile anlamaya çalışınca, sanırım böyle bir sonuç çıkıyor. Bu açıdan bakınca sonuç şaşırtıcı değil ama üzücü. Keşke Mustafa Bey'in yazısındaki tanımla, Kuran ve Islam'la ilgili batıl inançlara sahip kişiler, önyargılarından ve batıl inançlarından sıyrılarak Kuran'ı okumaya, anlamaya çalışsalar. Kolay birşey değil istediğim, biliyorum. Hatta anlamaya çalışmak kimileri için bastıkları yerin ayaklarının altından kayması gibi birşey. Ama keşke cesaret edebilseler.
Saygılarımla,
Yazan: Esra Tarih: July 11, 2006 10:57 PM
Sezgin Bey,
Artık size yalnızca gülüyorum. Hatta o kadar çok gülüyorum ki gülmekten sandalyeden düşmek üzereyim.. Başıma birşey gelire mes'ulü bu son yorumunuzun şahsında sizsiniz..:-)
Allah aşkına şu sözlerinizi okuyun bakalım:
"Bukadarda olmaz artık.. Ayette açık açık konuşmayın diyor ama Sayın Akyol şahsımı cehaletle suçluyor.."
Şimdi sonraki cümlenize bakalım:
"Ben neyapmışım? Ayetde ne diyorsa onu demişim. Ayetde açık açık hristiyan ve yahudilerle dost olmayın diyor ben de bunu söylemişim.."
Mustafa Bey'in "el çabukluğu marifet" dediği işte bu.. Eskiden panayırlarda "bul karayı al parayı" adlı bir kumar vardı. El çabukluğu ile her seferinde "karo" diğer kağıtlardan çıkardı:-) Önceki cümlede "açık açık konuşmayın" yaz, sonra cehaletiniz, hatta iftiranız da denebilir, ortaya çıkınca "dost olmayın" diye "çevir kazı yanmasın" yap.İnsan bunu hiç olmazsa aynı yorumda yapmaz. Biraz laf kalabalığı, biraz felsefi üslup, biraz alakasız konulardan çeşni, konuyu kaynatamaya çalışın bari..
Ama bu da tabii yetenek meselesi..
Bir de "Mustafa bey bu yaptığınız çok ayıptır..." diyorsunuz. Ortada ayıp bir şey varsa sizin Kur'an'a yaptığınız iftirayı el çabukluğu ile hasıraltı etmeye çalışmanız. Bu yaptığınız buradaki yazıları okuyanların akıllarına hakarettir. Yazık ki siz bunun bile farkına varamıyorsunuz.
İnsan bu yanlışı koca bir yazı ile ortaya çıkınca hiç olmazsa sessizce kaybolur gider, ya da efendi gibi "ben yanlış anlamışım/anlatmışım" der özür diler. Ama bu bir erdem meselesi..
Biz sizinle "konuşuyoruz" ama "dost" değiliz.. İkisi çok farklı şeyler. Hayır bir sonraki aşamada ola ki "dost olmayın demek konuşmayın demektir" şeklinde kazın zaten yanmış olmasına aldırmadan bir kaz çevirme denemesi daha yaparsınız belki diye önceden uyarıp parmaklarınızı yormayın diye söylüyorum..:-)
Bir de şöyle yazmışsınız:
"Bu tarz provakatif suçlamalara devam etmeniz durumunda bir daha geri dönmemek üzere mustafa akyol.orga veda edeceğim.."
:-))
Ne olur terketmeyin, Ataman Bey'den sonra buraların tadı tuzu kaçtı; siz de giderseniz bizi kim eğlendirecek?..
:-))
Yazan: Suat Öztürk Tarih: July 12, 2006 01:14 AM
Sezgin BEy öyle hınçla yoğrulmuş ki kulakları duymuyor, gözleri görmüyor. islama ve müslümanlara kin ve nefreti o derece yoğun ki sadece görmek istediğini görüyor.
sağduyulu yahudi ve hristiyanlara Kur'an'ın ehli kitap dediğini bilmiyor, bilmek ve duymak da istemiyor.
kısa kısa yazayım da artık insanlara mide krampları geçirten bu akıldışı iftiraları sergilemekten belki vazgeçer.
1-Sezgin BEy, hiç sen MEdine Vesikası diye bir şey duydun mu?????? bu sorunun cevabını istiyorum. duyduysan nedir bu?
Ben hemen kısaca söyliyim: Medine Site Devletinin anayasasıdır. MEdine site devleti bu anayasaya göre idare olunmuştur.
PEki Sezgin bey bu anayasayı kimler hazırlamış ve onaylamıştır?? bu sorunun da cevabını istiyorum.
Ben kısaca vereyim: Hz.Muhammed, MEdine Yahudileri ve Hristiyanları, Müşrikler.
peki nedir bunun içeriği sezgin bey?
Hepsi BARIŞ içinde yaşayacaklar ve herkes kendi inandığı gibi yaşamakta serbest olacak, hukuki davalara kendi kitapları esas olacaktır.
Bu tarihi bir vakıdır, gerçektir, belgedir.
Bunun üzerine artık başka bir söz söylemeye gerek var mı Sezgin BEy!
DEmek ki İSlam bir barış ve uzlaşma dinidir. Bizzat Peygamberin yaşam pratiği bunun ispatıdır.
2-Sezgin beye defalarca anlattım ama kör gözüm parmağına anlamak istemediği şu savaşla ilgili ayetler meselesinden artık gına geldi. yeniden yazamam.
ama anlayabilmesi ümidiyle bir kere daha şunu açıklayayım:
SEzgin BEy hani sen şu eline alıp da ayetler okuduğun iki kapak arasına alınmış Kur'an varya, sen onu öyle önünde hazır bulduğun için kafan karışıyor ve olayın gerçeğini anlıyamıyorsun. bak güzel kardeşim o elindeki kitap Ebu Bekir tarafından iki kapak arasına alındı. gökten öyle hazır cumburlop inmedi.
veya senin tabirinle pat diye yazılmadı. peki nasıl ortaya çıktı Kur'an ? bu sorunun cevabını eğer kendine verirsen bu saçmalamalarına da bir son vermen gerektiğini anlarsın sanırım.
buraya iyi bak: 23 SENEDE İNDİ(veya yazıldı). gelelim sonraki aşamaya. bu inme (yazılma) nasıl oldu. Senin dilinle konuşalım:Muhammed bunu 23 senede binlerce olay karşısında her olayla ilgili olarak yazdı. demek ki bu yazılan ayetler o günün somut koşullarıyla ilgili, değil mi? İki de bir millete saç baş yoldurtan yorumlarınla Tevbe suresini örnek verip duruyorsun. eğer bunu Muhammed yazdıysa laf olsun diye, birgün ağacın dibinde oturuyorken aklına geldi canı çekti de
"bu Allah ve Resulünden müşriklere son ültimatomdur" diye mi yazdı? yoksa somut savaş koşullarında MEdine İSlam devletiyle savaşan o günün canlı düşmanlarına mı yazdı? bunu da mı ayırt edemiyorsun?
iki de bir MEscid-i HArama sığınanlara dokunma ayetini mantık bilimini ağlatırcasına yorumluyorsun ama yeter artık. Kardeşim Muhammed bunu niye yazdı peki laf olsun torba dolsun diye mi? Eğer bu Miladi 630 tarihinde yazılmışsa bir zamanda, mekanda yazılmış değil mi? acaba ne oldu da yazıldı. bak, eski bir Roma kalıntısı bulunduğunda hemen oradaki yazılar okunur, yazının yazıldığı yer, tarih, bölge, kim tarafından yazıldığı araştırılır ve ona göre ANLAMAYA çalışılır.
böyle damdan düşer gibi ayetlerin başını sonunu kırparak saçmalayarak bize kabus yaşatma artık, yeter gayri.
bak kardeşim sen bir yerde yazıt bulsan ve o yazıtta
MEsela bir arkeolojik araştırma sonucunda "onları öldürün" diye bir ibare görsen nasıl anlarsın bunu? bu yazıtın mekanı, zamanı, coğrafyası, kim tarafından yazıldığı, kime yazıldığı anlaşılmadan "eyvaaah onları öldürün diyor bizi öldürecekler" diye şizofrenik paranoyalar geliştirmenin bir anlamı olur mu? böyle bir adama sen deli demez misin?
ve yine çok dikkatle okumanı ve üzerinde düşünmeni istediğim bir nokta: Hz.Peygamber bu ayetleri nasıl uygulamış? bu konuda bir fikrin ve bilgin var mı?
Ve merak ettiğim bir konu var: SEzgin BEy siz yahudi misiniz?
Yazan: nuri saglam Tarih: July 12, 2006 01:43 AM
o kadar da yuklenmeyin Sezgin beye, sevgili arkadaslar! sonucta onun sayesinde Kuranin daha insancil yorumlarini tesbit edip hepimiz ders alabiliyoruz. ve ayrica Sezgin beyin belirttigi gibi bu ayetleri vahsice ve gaddarca algilayip butun insanliga maddi ve manevi zulum yapan tonlarca musluman kiligindaki garib yaratigin varligi hepimizin malumu degil mi? sakin bir yere gitmeyin Sezgin bey, bizim sizden ve sizin de bizden ogrenecek cok iyi seylerimiz olabilir saniyorum....... selamlar........
Yazan: cemal akoren Tarih: July 12, 2006 04:07 AM
Hristiyan ve yahudi arkadaşlarım var. Ve birçok müslüman arkadaşımdan benim dini inancıma (İslam'a) karşı çok çok daha saygılılar...
"O, size Kitapta: "Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. (Nisa Suresi, 140)
Müslüman olduğunu söyler ya da idda ederken içten içe de gıcık kapan, alay eden müslümanlarla nasıl konuşacağız.
Asıl sorun bu...
Yazan: sazer Tarih: July 12, 2006 08:15 AM
Vakti zamanında da bir kazak atamanı bu sitede ilk önce mustafa beye hergün yazdıgınız vaklit gazetesi demişti. sonra ona öyle olmadıgını söylediğimizde bu sefer sempati duydugunuz mealinde birşeyler söylemişti.El çabukluğu mudur dersiniz yoksa laf ebeliği mi yoksa cehaletin tavan noktası mı bilmiyorum. Ama ben sezgin kıroğlu ile kazak atamanının yorumlarını nedense cok benzetiyorum.
Sahi bunlar aynı kişiler mi?
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: July 12, 2006 08:42 AM
Suat bey,
Ne olur terketmeyin, Ataman Bey'den sonra buraların tadı tuzu kaçtı; siz de giderseniz bizi kim eğlendirecek?..
Bazı olguları eşzamanlı biçimde zikredince, ister istemez C.G. Jung'u yadediyorum.. Hiss-i kablel vuku mu, önsezi mi yoksa bazı karakterlerin psikoanalizi mi dersiniz bilmem ama yukarıda geçen malum tavır beni hiç mi hiç şaşırtmadı ;)
Yazan: A. Esin Tarih: July 12, 2006 09:43 AM
Mustafa Akyol bey siz tanidigim kadariyla iyi ve ilimli bir insansiniz. Fakat bu yazi gercekten benim de hosuma gitmedi. Sonucta yukarida bahsedilen ayetleri sezgin beyin belirttigi sekilde anlayip hicbir yahudi ve hristiyana saygili bir sekilde konusmak icin bile yaklasmayan tonlarca musluman kimlikli adam yok mu piyasada? Hele bir de yukarida musluman kimliginde yapilan alayci tavirlar ve yine utanmadan bu konu konusulurken dahi sezgin beyi yahudi olmakla suclayip asagilamaya calisan hasta yaklasimlar gercekten cok uzucu! Sezgin bey ben kendi capimda bir musluman olarak sizden ozur diliyorum. Ve sayin mustafa akyol siz de bu yonde bir ozur dilerseniz, sizi de aydin ve insancil bir musluman olarak tebrik ederim, eger bunu yapmazsaniz sanirim sorumluluk altinda kalabilirsiniz........ Selamlar ve sevgiler.
.................
MUSTAFA AKYOL'UN NOTU:
UYARINIZA TEŞEKKÜR EDERİM. ANCAK SEZGİN BEY'E ÖZÜR GEREKTİREN BİR ŞEY SÖYLEDİĞİMİ SANMIYORUM. KENDİSİNE "YAHUDİ MİSİNİZ" DİYE SORULMASI BENCE DE GARİP; SİZİN BUNU "AŞAGILAMA" OLARAK TANIMLAMANIZ DA AYNI GARİPLİĞE EKLENİYOR. YAHUDİ OLSA NE OLUR? BUNDA NE BİR KÖTÜLÜK NE DE BİR "AŞAĞILANMA" GEREKÇESİ VAR.
YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARA DÜŞMANCA YAKLAŞAN MÜSLÜMANLAR, EVET, NE YAZIK Kİ VAR. BEN DE BUNU BELİRTTİM ZATEN. AMA KURAN, BU DÜŞMANLIĞI EMRETMİYOR. SEZGİN BEY BU NOKTADA YANILIYOR BENCE VE BUNU DA AÇIKLADIM.
SAYGILAR,
M.A.
Yazan: kaan kadiroglu Tarih: July 12, 2006 11:03 AM
Mustafa Bey,
Bir insana sen müslüman mısın hristiyan mısın ya da yahudi misin diye sormak neden garip olsun? bunlar utanılacak şeyler midir ki sormak da şık olmasın!
sürekli yahudi katliamlarını savunan, sürekli Kurana terör kitabı muamelesi yapan, ırakta, filistinde yapılan zulümlere alkış tutup haklı göstermeye çalışan insanlara eleştiri hakkını kullanmak yanında neden bu kadar taraflısın yoksa yahudi misin? diye sorulması neden tuhaf görülüyor?
asıl ben sizin bunu garip görüyorum.
yoldan geçen bir insana çekip de sorulmuyor bu soru. ama şu anda bebek, çocuk, kadın demeden gözüdönmüş bir şekilde filistinlilerin üzerinden tanklar geçirildiği bir zaman kesitinde bu konuyu çok haklı ve meşru göstermek için "zaten müslümanlar cani katildir, hakettiklerini görüyorlar" diyen insanlar için başka ne düşünülebilir????
ben samimi bir ateistin bu olayı lanetleyeceğine eminim. nitekim şu an bulunduğum ortamda birçok amerikalı da bunu yapıyor. bırakın, ırakın işgalini bile eleştiriyorlar.
mesele budur!
üstelik de ben de Suat bey de defaatle yazdık bir kişinin yahudi olup olmamasının bir sorun olmadığını. ne eksiklik ne fazlalık olduğunu. zaten siz de benim o vurgumu aynen kullanmışsınız farkında olarak ya da olmayarak.
burada, yani bu bağlamda meseleyi ele alış tarzı bana farklı bir kimliği çağrıştırmıyor. neden mi önemli:kişinin samimiyetini gösteriyor da ondan.
aynı şeyi Kaan kadiroğlunun yazdıklarında da görmek mümkün. sağ gösterip sol vurmak:
"Sonucta yukarida bahsedilen ayetleri sezgin beyin belirttigi sekilde anlayip hicbir yahudi ve hristiyana saygili bir sekilde konusmak icin bile yaklasmayan tonlarca musluman kimlikli adam yok mu piyasada?"
neredeymiş bu "tonlarca" müslüman?
kardeşim bu ülke İspanyada zulümden kaçan yahudilere 500 sene önce sahip çıktı. 50 sene evvel de yine nazi zulmünden gemilerle kaçanlar buraya geldiler.
nazi zulmünden kaçan ünlü profesörler de buraya geldiler. burayı tercih ettiler.
İsraillilerin en çok gittikleri turistik ülke de burası.
turistlere en çok saygı gösterilen yer de burası.
azınlık olmalarına rağmen asırlardır sadrazam, vezir, bakan, vekil, üst düzey bürokrattan en zenginlere kadar da bir sürü yahudi ve hristiyan var.
eğer müslümanlara aşağılık yaratıklar olarak bakılan dünya coğrafyasını gözünüz görmüyorsa söyleyecek lafım yok. gidin bakalım avrupaya amerikaya müslümanlara nasıl yaklaşılıyor!!!
burada veya başka yerde müslümanların da başkalarının da hatalarını, yanlışlarını, yanlış anlamalarını konuşmak, tartışmak, samimiyetle çözüm üretmek varken sürekli olarak Kuranı bir terör kitabı, müslümanları da terörist olarak yaftalamanın anlamı nedir?
"kendi çapınızda müslüman" olsaydınız sahiden önce buna tepki gösterirdiniz!
bir fıkrayla konuyu tamamlayayım:
Yahudi Moiz, komşusu Abdullah'ı yere yatırmış tekme tokat dövmeye başlamış. Suratına vururken de "vurma vurma" diye bağırıyormuş.
yaşanan durum budur.
Yazan: nuri saglam Tarih: July 12, 2006 12:56 PM
Özür dilemesi gereken kişi, sayın sezgin kıroğludur. Sözleri kasıt, nefret, çarpıtma dolu.
cem giray
Yazan: cem giray Tarih: July 12, 2006 01:00 PM
sevgili mustafa akyol, ben kendi cevremde dahi bugune kadar bir insan hristiyan ya da yahudi diye konusmaktan bile cekinen bircok musluman kimlikli cahil insani sahsen gordum. Allah bu konuda sahidimdir. ve ben sizin yaptiginiz bu hatayi algilayip bir gun bu sahistan ozur dileyeceginize dair umidimi de kaybetmis degilim. dedigim gibi ben sizi taniyorum ve iyi niyetli bir musluman oldugunuzu biliyorum.
karsimizdaki bu sahis evet bazi yonlerden asiri
yorumlar yapmis olabilir, fakat yukarida ilettigi ayetin bircok arap ve islam ulkesinde onun dedigi gibi algilandigi da bir gercek degil mi maalesef? dolayisiyla sizin yukarida yaptiginiz aciklayici ayet mealinden sonra en azindan bunu dile getirmeniz beni hosnut ederdi gercekten.
yukaridaki diger arkadaslarin ne maksatla hangi kelimeleri ne zaman kullandiklarini ise orta bir zekaya sahip butun insanlar hakli bir sekilde degerlendirirler saniyorum. bu kisilerin simdi de benim muslumanligima dokundurma yapmalari hic sasirtici degil bu acidan. yakinda mutlaka bana da soracaklari icin simdiden cevap vereyim: "hayir yahudi degilim."
ben daima hosgoru, merhamet, karsilikli anlayis icinde butun insanlarin yasamasi taraftari bir insan olmaya calisiyorum. ve butun yahudileri, filistinlileri ve her toplumu da --ve yukaridaki arkadaslari da-- bu ugurda caba sarfetmeye cagiriyorum. size de tekrar cok sevgi ve selamlarimi iletiyorum.
Yazan: kaan kadiroglu Tarih: July 12, 2006 01:37 PM
Değerli yorumcular;
Burada minyatür bir örnek olay yaşanıyor. Buna hepinizin dikkatini çekmek istiyorum. Bir yorumcu, toplumun kutsal saydığı kitabı saçmalıklar kompozisyonu olarak görüp aşağılıyor, üstelik bilinçli ya da bilinçsiz olarak bir ayetine yanlış anlam veriyor. Böylece iki yönlü bir provokasyon yapıyor. Önce onları kinlendiriyor ve diş bilemelerini sağlıyor, sonra ellerine küçük bir koz vererek oradan saldırıya geçmelerini sağlıyor. Bu kozu vermese, berikiler sadece diş bileyip onu dışlamakla yetinecekler. Ama kozu görünce dalıyorlar.
Yönetimi temsil eden Mustafa bey de baştaki ılımlı yazılarını terketmeye zorlanıyor. Bunu aynen hükümet olarak düşünebilirsiniz. Yorumcuları da halk... "Kardeşim burada kutsallarımıza küfrediliyor, sen orada oturmuş izliyorsun. Bunları yayınlamaman bile gerekir. Madem yayınlıyorsun, cevabını ver!" diye sıkıştırılıyor. Tabii yönetim varlığını borçlu olduğu tabanın sesine kulak tıkayabilir mi? O da döşeniyor. Sonra tebrikler, aferinler, beri taraftan karşılık vermeler...
Arkadaşlar biz bu filmleri durmadan izliyoruz. Kutsalları yıkıp yok edemezsiniz, boşuna uğraşmayın. Edebilse Sovyetler ederdi. Kızıl Kmerler Konfüçyüs dininin saçmalıklarına daha fazla dayanamayıp son çare olarak bu dini Kamboçya'dan silmek için inananlarını yok etmeye karar verdiler. Bu kadar insanı kurşuna dizseler kurşun yetmezdi. Başlarına naylon torbalar geçirerek boğulmaya terketme yöntemini seçtiler. Bu yöntemle kaç bin (belki milyon, bilmiyorum)insanın öldürüldüğü dahi belli değil. Bu olayın filmi de yapıldı. "Ölüm tarlaları." Esir kampından kaçan bir Amerikalı bataklıklara daldığında korkunç bir manzara ile karşılaşıyordu. Sayılamayacak kadar ceset bataklıkta kokuşmaya bırakılmıştı. Esir kampında esirlere pirinç toplattırılıyordu. Konfüçyüs dini ile ilgili bir sembol taşıyan, dua etmek için bir hareket yapan derhal alınıp bataklıklara götürülüyordu.Bu insanların akibetini böylece öğreniyordu. Bu bataklık sadece bir imha bölgesi idi. İçindeki cesetler yakılmış ya da olduğu gibi gömülmüş bir çok toplu mezar çukuru bulundu. Bu çukurların dehşet verici fotoğrafları arşivlerde durmaktadır. Buralarda cesetleri üstüste yığılan insanların tek suçu Konfüçyüs'e inanmaktı. Yaşadıkları şartların zorluğundan bunalıp dua etmek için diz çöktükleri görüldüğü anda Kmerler tarafından sürüklenerek öldürülmeye götürülmüşlerdi.
Ne oldu? Konfüçyüs'e yine milyonlarca insan inanıyor.
Gelelim ülkemize... Bir suç işleyen bir kaç kişi jandarma tarafından izlenmektedir. Kaçaklar bir aşiret düğününe sığınırlar. Jandarmalar da izi sürüp düğün yerine kadar gelir ve kaçakların verimesini isterler. Düğün yapılan aşiret Şeyh Said'in aşireti. Şeyh Said düğün sırasında düğüne gelen misafirlerin korunmasının töre ve gelenek olduğunu söyleyip kaçakları düğün bitince teslim edebileceklerini söyler. Senin tören de batsın, geleneğin de, koca devlet senin töreni bekler mi ama, jandarmalar yine sabırlı, nasılsa düz ovada bir yere kaçamazlar deyip beklerler. Fakat birden silahlar patlamaya başlar. Kim ateş etti, havaya mı, kutlama için mi, öldürmek için mi, belli değil. Ortalık bir anda karışır ve aşiret adamları ile jandarmalar çatışmaya başlar.
Sonucu biliyorsunuz.
Atatürk'e suikast da böyle, Menemen de böyle, Dersim de böyle, 27 mayıs ta böyle...
Şeyh Said olayında İngiliz parmağı olduğu söylenir. Muhtemelen doğrudur, bilemem. Hiç önemli değil. Tanker devrilip benzin asfaltta akmaya başlamışsa kıvılcım bir şekilde çakar nasılsa. Kıvılcımı neyin, kimin çaktığı önemli değil. Ben bunu canlı bir şahitten dinledim: Suriye'de esir düşen bir askerimiz esir kampında İngiliz komutanın gözüne girip biraz serbestlik elde etmiş ve gezebiliyormuş. Bir yerde Kur'an okuyan hafızlar görmüş. Hafızları eğiten İngiliz subayı esire nereli olduğunu sormuş. söyleyince "Orayı iyi bilirim, kimlerdensin?" diye sormuş. Filanca deyince "Köyüne dönersen babana selam söyle, onun çok iyiliğini gördüm, ben o köyde imamlık yaptım" demiş. Ben bu olayı esirin torunundan dinledim. O da dedesinden bizzat dinlediğini söyledi. Kulaktan kulağa bir miktar değiştirilmiş olabileceğini varsaysak bile (çok kuşkucuyumdur) büyük ölçüde doğruluğundan şüphe etmek için hiç bir neden yok.
Sayın Kıroğlu'nu porovakatör olarak afişe etmiyorum. Kendisinin mantıksal kurgulama yönünü takdir ediyorum. Fakat belli davranış kalıpları bir tarz haline getirilir ve bilinçaltımız bizi inanın bana bilincimizden çok daha etkin yönetir. Bunu bilimciler bir çok davranış deneyi ile kesin biçimde kanıtlamışlardır. Sosyopsikolojik davranış tarzları en çok koyun sürülerini etkiler, ama sosyal bir canlı olan bizlerin bundan tamamen beri olduğumuzu hiç de sanmayın.
Belki burada insanların yüzlerine karşı söyleyemediklerimizi söyleyerek rahatlayabildiğimiz bir ortam buluyor ve içimizdeki birikimleri boşaltmak için bu alanı kullanıyor olabiliriz. Fakat kaos teorisi uyarınca her hareket, her etki bir birikimin toplamına küçük de olsa bir katkı yapar. Hele "başlangıç durumuna hassas bağlılık" olarak adlandırılan durum geçerliyse, (bilardo masası üzerindeki topun harekete başlama açısı bunun en iyi örneğidir) birikim sonucunda tahmin edilemeyen bir kaotik durum ortaya çıkma olasılığı vardır.
Buradaki durumun bir minyatür olduğunu gösterebildi ve anlatabildi isem, bu bir katkı sağlar diye umuyorum. Bir yorumumda AKP nin durumunu yine bu şekilde belirterek hükümeti tribünlere oynamaya kışkırtmayın, "kutsallara saldırılıyor, uyumayın" diye fevri harekete zorlamayın, ta ki İslamcı hareket ılımlılaşsın diye çağrı yapmıştım.
Arkadaşlar, çok rica ediyorum. Burası sonuçta bir müslüman ülke. Bizim ulusumuz bu nedensellik içinde yoğrulmuş. Bu ülkede İslamın köküne kibrit suyu dökemezsiniz, kutsalları ayaklarınızın altına alıp çiğnemeniz onları yok etmez, sadece sizin gözünüzde kutsallıkları düşer, berikiler daha çok sahiplenirler. Daha kutsallaşır onların gözünde.
Yapmayın, etmeyin! Bu oyunlara daha fazla gelmeyin artık. Bu ülkede birbirimize tahammül ederek yaşamayı öğrenmemizin vakti geldi.
Yazan: demirkan efegil Tarih: July 12, 2006 01:50 PM
"ben daima hosgoru, merhamet, karsilikli anlayis icinde butun insanlarin yasamasi taraftari bir insan olmaya calisiyorum. ve butun yahudileri, filistinlileri ve her toplumu da --ve yukaridaki arkadaslari da-- bu ugurda caba sarfetmeye cagiriyorum. size de tekrar cok sevgi ve selamlarimi iletiyorum."
"Yukarıdaki arkadaşlardan" biri olarak hemen söyleyeyim biz de buna çalışıyoruz zaten.
zira İslam'ın barış dini olduğunu, Kuranın bir öğüt ve uyarı mesajını olduğunu, tarihsel bir vasfı olduğunu, savaşla ilgili ayetlerin bu tarihsellik bağlamında olduğunu, bir tek insanı öldürmenin Kuranın ifadesiyle "tüm insanları öldürmek olduğunu", evrensel aklın işletilmesini gerektiğini söyleyip durmamız bundandır beyefendi.
Bunun yerine, ısrarla ve inatla Kuranın cinayet ve terör kitabı olduğunu, müslümanların da bu kitabı "doğru anlayarak" (bu ifade avukatlığını yaptığınız beyefendiye aittir) cinayet işleyen cani ve katiller olduklarını zırt pırt söyleyenlere eleştiri de bu noktadan geliyor.
biz diyoruz ki müslüman adam öldürmez,
siz diyorsunuz ki müslümanlar katildir
biz diyoruz ki İslam barış dinidir
siz diyorsunuz ki İslam terör dinidir
biz diyoruz ki adam öldürmek en büyük suçtur masum bir kişiyi öldüren ebediyen cehennemde yanar
siz diyorsunuz ki İslam cihad dinidir bakın şu şu ayetlerde "onları öldürün" diyor.
biz diyoruz bu ayetlerin başı sonu var, tarihselldir
siz diyorsunuz ki bunları doğru anlayanlar adam öldürüyorlar o yüzden de müslümanların yok edilmeleri lazım
biz diyoruz ki sağduyulu yahudi ve hristiyanlar Ehli kitaptır, onlardan kız alınır, kestikleri kurban etleri yenir, onlarla saygılı ve iyi ilişkiler kurmak dinin bir gereğidir
siz diyorsunuz ki Kuran "onlarla konuşmayın" diyor Kuran (bu arada sanki yahudi ve hristiyanlar da müslümanlarla dost olmaya can atıyorlar da müslümanlar sırtlarını dönüyorlar)
Kim barışçi kim hoş görülü kim samimi beyefendi?
bu millet dünya tarihinin en hoşgörülü milletidir beyefendi. sizler ne kadar bu milleti sen katil, cahil, terörist diye yaftalasanız da öyle değil ve öyle olmayacak.
mütegallibenin ajan provakatör faaliyetlerinin kuklası olmuş bir avuç sözde müslümanın!!! faturasını da bu millete kesemezsiniz beyefendi.
ne zamandır bu sitede yazmıyorum. ama her Allahın günü akla ziyan saçmalıklarla saldırılmasından da gına geldi artık. bilginin ,bilimin de bir izzeti var. ben asla dini bir güdüyle yazmadım bu ve yukarıdaki satırları. asla...tamamen ilmin izzeti adına gösterdiğim bir tepkidir bu!
ayrıca ırakta olanlara, filistinde olanlara tepkim de aha şu New york illerinde beraber çalıştığım frenklerin insani tepkisinden farklı değil (dikkat: bu islami değil insani bir tepki beyefendi). onlar tepki gösteriyor ama siz!!!!!!
gelelim diğer meseleye. olayı karikatürize edip de puan toplamaya gerek yok. internetten seyrettiğim şu CEm Yılmaz'ın dediği gibi "bunlar reklam kokan hareketler"
ben yabancılarla çalışan biri olarak hiç de farklı olmayı negatif gören biri değilim. söylediğim şey çok açık ve basit: sağ gösterip sol vurmak etik dışı bir tutumdur. bunu yapanları iliklerine kadar da hemen tanırım çok rahat...
buradaki mesele de budur beyefendi. islamla alakası olmayıp da sanki müslümanmış ayağına yatıp belden aşağı vurmaları çok ayıplıyorum ben.
ne tuhaf değil mi burada millet sayfalarca Allah'ın kitabına peygamberine iftiralar düzerken; terörist cani müslümanlar, oh oluyor size Bush tepenize bomba yağdırıyor, şimdi israil askerleri müslümanları yok ediyor oh olsun diyenlere en ufak bir eleştiri yapmayacaksın, "belki biraz aşırı yorumlarda bulunmuş olabilir" deyu kol kanat gereceksin, ondan sonra da neden bu kadar taraflısın acaba yahudi misin diye soranlara da hışımla saldırıya geçeceksin????????????
nerdesin ey vicdan, akıl, izan?
Fenerbahçe taraftarının arasına düşüp öyle gözüküp de maçın her anında Galatasaray adına konuşan çok adam görmüşümdür ben tribünlerde...
siz onu bunu bırakın da neyi savunduğunuzu söyleyin. kurana terör kitabı diyenlerimi yoksa buna karşı duranları mı? filistinli bebekleri öldürenleri mi yoksa masum ve mağdurları mı?
Yazan: nuri saglam Tarih: July 12, 2006 02:26 PM
sevgili nuri kardesim, seni istemeyerek cok incittim herhalde. bu kadar yazdin ve yoruldun.
gel o halde yukaridaki yazilarimizda ikimizin de ortaklasa soyledigi ve kabul ettigi "islami ve insani degerler" cercevesinde butun insanlik icinde barisi, hosgoruyu, adaleti, karsilikli anlayisi tesis etmek icin calisalim.
ne birbirimizi, ne de baska dinden insanlari, ne de ateistleri hor gormeden ve incitmeden hepimizin iyiligi icin elele mucadele verelim.
her turlu haksizliga karsi hicbir provokasyona,
tarafgirlige basvurmadan adil ve durust bir sekilde mucadele verelim. yukarida seni inciten butun sozlerimi de geri aliyorum. ve ben kendi adima sezer arkadasi da tekrar iyi ve hosgorulu iliskiler icinde yasamak uzere buraya davet ediyorum. su bir gercek ki, ister inancli olalim, ister ateist hepimiz eksik ve kusurluyuz, hicbirimiz mukemmel degiliz. fakat eger gonulden istersek, birlikte dayanisma ve huzur icinde yasamayi basarabiliriz, insallah. kal saglicakla........
Yazan: kaan kadiroglu Tarih: July 12, 2006 03:40 PM
Sevgili Nuri Bey Ağabeyim, gerekli cevapları vermiş. Seyahatte olduğum için ancak şimdi bakabiliyorum. Kendisine teşekkür ederim.
Bakıyorum birden bire değişik değişik Sezgin Kıroğlu hayranları türedi. Bir tanesi de Mustafa Bey'i Kıroğlu'ndan özür diletmeye çalışıyor.Asıl özür dilemesi gereken Kıroğlu olduğu halde..
kaan kadiroglu, kemal akbulut,kemalettin akar .. Bu yorumcuları ben tanımıyorum. Belki başka arkadaşlara tuhaf gelebilir ama ben bu ansızın ortaya çıkan üç arkadaşın da aynı kişi olduğunu düşünüyorum. Üslüp, kelime kullanımı, felsefi zihin bu kadar aynı olamaz çünkü..
Neyse bir kişi ya da üç ya da beş, on, elli.. Farketmez.. Nedir bu arkadaşların argümanlarını bir duyalım bakalım.. Neler söylüyorlar?.. Nuri Ağabey gayet güzel yazmış ve sorularını sormuş.. Cevaplarını bekliyoruz, düşünceleri, İslam'a dair nihai görüşleri nedir?İsrail-Filistin meselesi hakkında ne düşünürlar?
Yahudi sözcüsü gibi konuşan birisinin "Yahudi olduğunu düşünmekle", "Yahudi olmakla suçlamak" arasındaki farkı ayırdemeyen bu arkadaşların felsefelerini merak ettim..
Akşama dönmeceğim; sabırsızlıkla Nuri Beyin sorduğu şu sorunun cevabını arkadaşlarımızdan bekliyorum:
"siz onu bunu bırakın da neyi savunduğunuzu söyleyin. kurana terör kitabı diyenlerimi yoksa buna karşı duranları mı? filistinli bebekleri öldürenleri mi yoksa masum ve mağdurları mı?"
Ayrıca Mustafa Bey'e de küçük bir sitemim var.. Bir kişinin bir takım inançların sözcüsü gibi konuşmasından dolayı o kişiye "Yahudi misiniz?" diye sorulmasının ne gibi garip bir tarafı olsun? Bunu anlayabilmiş değilim. Bu aşağılama,hakaret değil, suçlama değil, kategorize etmek değil.. İş yaptığım ve çok iyi dost olduğum yahudi müşterilerim var kendi kimliklerini saklama gereğini duymuyorlar.. Yahudilik saklanması gereken bir kimlik değil ki?.. Tıpkı Müslümanlığın da saklanması gereken bir kimlik olmadığı gibi.. Çok önemli değil elbet Mustafa Bey'in ne söylemeye çalıştığı ve aslında aynı düşünceleri paylaştığımız cümlelerinin gerisinden anlaşılıyor zaten ama yine de "garip" demesi "garibime" gitti. :-)
Yazan: Suat Öztürk Tarih: July 12, 2006 03:48 PM
Müslüman, yahudi veya hıristiyan bir kişinin gerçekten kafirmi mümin mi olduğuna maalesef bu cüzi akılla KUr'an okuyan ve anlamını çözdüğünü zanneden bizler karar veremeyiz. Çünkü Kur'anın iç anlamını biz kimiz ki çözeceğiz. Allah bizi O'nu bilen Gerçek Salih Kullara yakın ede inşallah. Nice ilahiyat prof. varki belki de gerçekten iman etmemişlerdir. Bu hükmü biz veremeyiz. Öyleyse insanları kafir mümin diye ayırmayalım Ve O yüce Ayetlerin anlamını gerçekten öğrenmeye anlamamızı Allahtan dileyelim. (Örnek %90 ı ümmi olan sahabeler bunu nasıl öğrendiler ve Allaha kavuştular. ). Ayrıca Hırsızın elinin kesilmesi ile ilgili ayetden kasıtın '' Sembol'' olduğu .Örneğin Hz.Ömerin bu konuda hırsızlık yapan ve çok fakir açlıktan bunu yapan birisine maaş bağlattığını öğrenmiştim. Burada amaç hırsızlığın önünü kesmektir. Yoksa bu hortumcu, hatta Tanrının ayetlerini para karşılığı satan zalimlerin de elini kesmek gerek değilmi??????
Yazan: Emrecan Aslaner Tarih: July 12, 2006 05:25 PM
Yukarıdaki mesajımda açıkca dost olmayın diyor diyeceğime açıkca konuşmuyor demişim. özür dilerim
Yahudi falan değilim hiçbir dinin mensubu değilim. Ben sadece dünyada kurana inanmayan 5 milyar insandan biriyim..Sizin kafanızdaki din karşıtı insanlar ya hristiyan olmalı yada yahudi olmalıdır... Sizlerin kendinize göre doğrularınız vardır..Bunlar mutlak doğrulardır tartışılamaz.
Nuri Beyin dediği gibi Kuran 25 yılda yazılmışdır. Ama nasıl yazılmışdır?Bir öngörüylemi yada geleceği görerekmi yazılmışdır yoksa geçmişe bakarakmı yazılmışdır?Geleceğe ilişkin az sayıda ayet vardır. Bunlardan biri müslümanların 20 kişisinin inanmayanların 200 kişisine yeteceğine dair enfal suresinin bir ayetidir.Bu ayet bedir savaşından önce ,müslümanları cesaretlendirmek için gelmişdir..Ama şuna bakınki Allah yaptığı tahminde yanılmış,bedir savaşı kazanılmasına rağmen(Kendilerinden sayıca 2-3 kat fazla olan bir orduyu yendiler) uhud savaşı kaybedilmişdir.Bunun üstüne Allah yükünüzü hafifletti.Şimdi bildiki sizden on kişi yirmi kişiye yeter ayeti gelmiştir.İlk ayet bu ayetle nesh edilmiştir..
Kuranın birçok yerinde Allahın herşeyi bildiği söylenir ama bu oranı nasıl olurda bilememişdir? Nasıl olurda Allah ozaman bilememişdir de savaş kaybedildikten sonra şimdi bildiki demiştir?Cevabı basittir. Kuran allah katından değildir... Bunu insanoğlu yazmışdır..Eğer Allahtan olsaydı böyle yanlış bir tahminde bulunmazdı..
Varsa Allah asla yanılmaz.
Kuran Nuri Beyin dediği gibi 25 yılda, yaşanan olaylara ,peygambere sorulan sorulara,incil ve tevrattaki olaylara dayanılarak ayet ayet yazılmıştır. Şimdi içinizde tefsirle ilgilenen arkadaşlar varsa bilirler... Kuranda nesh yani ayetlerin birbirinin hükmünü ortadan kaldırması durumu vardır... Nesh çelişki anlamına da gelmektedir..
Sizlerle yaptığımız tartışmalarda bugüne kadar herhangi bir uzlaşmaya varamadık.. Çünkü ikimizinde haklı olduğu noktalar vardı.... Bir tartışmada 2 tarafında haklı olması durumu diye birşey olurmu? Doğru bir tanedir..
evet tartışılan kuran ise her iki tarafın haklı olması diye birşey olur... Bunun tek bir sebebi vardır.Çünkü kuran çelişkilerle doludur..Bu çelişkilerin sayısı 100'ün üstündedir...
Bir taraf (şahsım gibi düşünenler)kuranda şiddet ayeti olduğunu söylerken bir taraf (sizler)kuranın dostluk aşılayan, insanların dinlerine karışılmasını yasaklayan bir kitap olduğunu söyler.. Radikal teröristler cihad ayetlerine bakarak katliamlar yaparken Nuri Sağlam gibi arkadaşlar kurandaki senin dinin sana benim dinim bana, dinde zorlama yoktur gibi ayetlerden bahsederler.. Yada cihad ayetlerinin(cihad ayetlerinde mescidi aksa dışındaki sivil-asker tüm kafirlerin öldürülmesi emredildi..) o döneme indiğini söyleyerek islamcıların asla kabul etmeyeceği bir tefsir metodunu benimser..Buradan islamda şiddet yoktur sonucuna varır...
İşte bu çelişkili durum ,duruma göre değerlendirmelerden kaynaklanır. Mekkede Müslümanlar güçsüz iken barış ve dostluk ayetleri yazılmışdır.Ancak medineye gelince müslümanlar güçlenmiş ve cihad ayetleri yazılmışdır.. tefsircilere göre barış ayetleri cihad ayetleriyle nesh edilmişdir..Yani dostluk ayetlerinin hükmü kalkmışdır..
Dolayısıyla şuanda yürürlükte olan ayetler cihad ayetleridir... hani hapisanedeki şeyh, hapisanedeki Alparslan Arslana danıştay katliamını yaptırtmışdıya,işte bu ayetlerle yaptırttığını tahmin ediyorum... Eğer islamda şiddete izin yoksa o şeyhin hapisanede işi ne?
Şimdi aklınıza nesih varmı yokmu sorusu gelir..Nesih(çelişki-bir dediğini diğer yerde değiştirme) bir bölüm tefsirciye göre vardır bir bölüme göre yoktur...
Yoktur diyenler niye böyle demektedir? Çünkü neshin varlığı ispatlandığı anda nisa 82 deki "Allahtan başka birinden olsaydı onda çelişkiler bulunurdu " ayeti gereği kuranın peygamber tarafından yazılmış olduğu ispatlanacakdı... İşte birkısım tefsirci bu yüzden neshi kabul etmez ,akıl almayacak kadar zorlama yorumlarla neshin yani Allahın sözünde değişme olmadığını ispatlamaya çalışırlar..Ancak bu durum kuranla sabittir..
Odönemde inanmayanlar çelişkili ayetler duymaya başlarlar.Bunun üzerine peygambere gidip bu ayetleri kendin yazıyorsun derler.. bu durumu açıklamasını isterler.. Sonra şu ayetler meydana çıkar..
“ Biz bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye güç yetirendir.”Bakara Suresi, 106. ayet
“ Biz bir ayetin hükmünü başka bir ayetle değiştirdiğimiz zaman – ki Allah neyi indireceğini çok iyi bilir – sen ancak bir iftiracısın dediler. Hayır; onların çoğu bilmezler.”Nahl suresi 101. ayet.
ayetlerdede görüldüğü gibi... Nesihin olduğunu peygamberin kendisi de kabul etmiş ve bunu İnanmayanlara cevap olarak kurana yazmışdır..
Mustafa bey, kuranı ayetlerle açıklamak yanlış olur.Çünkü her ayet başka bir olaya dayanır... Dost olmayın dediğinde başka bir olay olmuşdur ,onlar sizinle tartışmaya girdiğinde onlarla konuşmayın dediğinde başka bir olay olmuştur,savaşın dediğinde başka bir olay olmuşdur... Kuran ayetlerle değil hadislerle tefsir edilir..
Yaşar nuri öztürk bu yüzden hadisleri hiçsevmez.. Çünkü hadislerle kuran ayetlerinin hangi olay üstüne geldiği ve ne amaçla söylendiğini öğrenebiliyoruz.. İşte bunu öğrendikten sonra, bu ayette aslında şunu demek istedi gibi çarpıtma yorumlar yapmakta imkansızlaşıyor...
Hiçbir tefsirci yada insan , hadis olmadan kuranı anlayamaz... Aslında bu durum bile kuranın apaçık olduğu ayetinin yanlışlığının ispatıdır...
Detaylar için Turan dursun ve İlhan arselin kitaplarına bakın.Bunun yanında Süleyman Ateş hocanın tefsir kitabınıda yanınızda bulundurun.
her iki tarafın görüşlerine bakıp bir sonuca varın... Eğer bu sınavı geçerseniz gerçek müslüman olursunuz... Geçemezsenizde, hemen hemen tüm bilimadamları,şahsım ve milyarlarca insan gibi dinleri reddedersiniz... Bilimin ve aklın peşinden gidersiniz..
Bu son mesajımdı..Bu sitede Mustafa Akyolun açtığı provakasyon konusuyla birlikte adeta lince tabi tutuldum.Aslında gerek bu sitede , gerekse dünyada din adına yapılan linçlerin,çekilen acıların ,yapılan katliamların hemen hemen tekbir özeti vardı... Bu özet Mustafa akyolun tek bir cümlesinde saklıydı..
BEN HUMANİST DEĞİLİM TEİSTİM Mustafa AKYOL
Teist olan hiçbir insanın humanist olması beklenemez...Bu insanlar için esas olan şey Allah adına yada Allahın dini adına herşeyi yapmaya hakları olduğudur...
Teist insanlar cennete gitmek uğruna bu dünyayı cehenneme çevirmişlerdir... İnsanlık teizmi yenecek ve dünyayı cehennem olmaktan kurtaracakdır...
Bu uzun bir zaman alacakdır ancak olacakdır...Turan dursun ve İlhan arsel gibi güneşler, tüm insanlığı aydınlatacaklardır.. Nuri Sağlamı da yanlış tanımışım...
Ancak bu şahsa da nasıl kızabilirimki? Onun da bir teist olarak humanist olması beklenebilirmi?
Zaman gitme zamanıdır. Dinin olduğu yeri mantık terk eder.. etmelidir... Zaten siz müslümanlarında ayetlerle ilgili konu açıldığında bu konuya katılmanız yasaklanmışdır..
Sizler teist de olsanız önce insansınız... Mevlana gibi ne ve kim olduğuna bakmaksızın her zaman insanları sevmeniz ve kim adına yapılırsa yapılsın terörü lanetlemeniz dileğiyle...
Sezgin KIROĞLU
Yazan: Sezgin Kıroğlu Tarih: July 12, 2006 05:44 PM
Ben de Nuri Bey'e ve Suat Bey'e "Siz yahudi misiniz?" sorusunun "garip" olmadigi konusunda katiliyorum..Burada bazen oyle duzeysiz hitaplar kullaniliyor ki; ustelik de bunlar bu soylenilenlerden alinanlar tarafindan yapiliyor..Ayrica; Nuri Bey, bunu bir hakaret olarak kullanmamis ki; sadece en yakinda Filistin de yasanan olaylar butun gercekligi ile ortadayken ve bir suru sivil insan gunahsiz yere katledilirken bir insan hala "oh ne guzel, hak ediyorlar, geberiyorlar.."(geberiyorlar kelimesini mecazi olarak kullandim..) diye dusunuyorsa..o zaman insani bir dusunce aliyor; bir insan hangi kosullarda objektifligini yitirebilir diye? vee ampul yaniyor ve soruluyor "Siz yahudi misiniz" diye..
Yönetimi temsil eden Mustafa bey de baştaki ılımlı yazılarını terketmeye zorlanıyor. Bunu aynen hükümet olarak düşünebilirsiniz. Yorumcuları da halk... "Kardeşim burada kutsallarımıza küfrediliyor, sen orada oturmuş izliyorsun. Bunları yayınlamaman bile gerekir. Madem yayınlıyorsun, cevabını ver!" diye sıkıştırılıyor. Tabii yönetim varlığını borçlu olduğu tabanın sesine kulak tıkayabilir mi? O da döşeniyor.
Sonra tebrikler, aferinler, beri taraftan karşılık vermeler...(Demirkan Efegil)
Arkadaşlar, çok rica ediyorum. Burası sonuçta bir
müslüman ülke. Bizim ulusumuz bu nedensellik içinde yoğrulmuş. Bu ülkede İslamın köküne kibrit suyu dökemezsiniz, kutsalları ayaklarınızın altına alıp çiğnemeniz onları yok etmez, sadece sizin gözünüzde kutsallıkları düşer, berikiler daha çok sahiplenirler. Daha kutsallaşır onların gözünde. (Demirkan Efegil)
Demirkan Bey,
Yukarida ki birinci alintiladigim paragrafinizda; Sizce Mustafa Bey, doldurusa gelmeyecek kadar zeki biri degil mi? Acikcasi biri bana boyle bir ithamda bulunsa zekama hakaret sayarim. Neredeyse aptal yerine konmakla es deger sayarim.
Ikinci paragrafinizda ise;"Islamin kokune kibrit suyu dokmek" deyiminizle sanki bir insanin "fikri neyse, zikri de odur" gibi bir yaklasim sezinledim?? Burada sanirim "berikiler" de Muslumanlar oluyor..Sanirim burada genel olarak soyle demek istemissiniz; arkadaslar niyetinizi direkt ifade etmeden, "iyi niyet, sevgi, kardeslik" temalari ile hareket edip, olayi icten provoke ederseniz amaciniza daha iyi ulasirsiniz..
Sonucta; yine siz ve arkadaslariniz da lutfen sizin paragrafinizdan cikardigim anlamlari benim kotu niyetime verin. Uzlasmaci, humanist Muslumanlar icin kotu ornek teskil etmek istemem. Ayrica siz Muslumanlar iste boylesiniz tarzi bir soylevi ise hic kaldiramam. Dedigim gibi; bu yorumun gunahi sadece sadece bana ait!
Saygilar,selamlar,.
Asli Altay
Yazan: Aslı Altay Tarih: July 12, 2006 06:00 PM
Yukaridaki yorumlardan bir sonuc ortaya cikiyor, onemli olan Kuran'in icinde ne yazdigi degil, okuyanin onu nasil yorumladigi. Ben, Mustafa Bey'e katilmiyorum, bence Sezgin Bey'i bilgisizlik ile sucladigi icin haksiz, cunku referans gosterilen sureler, yoruma acik konular. O sureleri yorumlamak her insanin aklina, vicdanina ve kalbine kalmis. Her insan o sureleri istedigi sekilde yorumlar, istedigi sekilde tartisir. Gorulen o ki, Nuri Bey gibi olumlu ve barisci tarafindan yorumlayan da cikiyor, baska din mensubu insanlarla birakin dost olmayi, bu insanlarin ister Hindu, ister Hristiyan, ister Yahudi olsun, katledilmesi gerektigini dusunen de cikiyor. Bunlar surelerin ve din ogretisinin yoruma acik olmasindan kaynaklaniyor. Yoksa, butun muslumanlar Nuri Bey gibi hosgorulu olmaz miydi? Bu bir cehalet degil, bir yorum meselesidir. Din yoruma acik bir konudur Mustafa Bey, dinin nasil yorumlanmasi konusunda, bu isin dogrusunu ben bilirim havalarinda, ahkam kesme hakkiniz oldugunu dusunmuyorum. Bu tipik bir hosgorusuzluk ornegi.
Nuri Bey, "bu millet dünya tarihinin en hoşgörülü milletidir beyefendi" demis. Buna katilmiyorum. Bence kendimizi, dunya uzerindeki en hosgorusuz milletlerden biri olarak tanimlamak daha yerinde olur.
Emrecan Bey, "Nice ilahiyat prof. varki belki de gerçekten iman etmemişlerdir." demis. Ilahiyat profesorlerinin neden iman etmesi gerekiyor anlamadim. Bu insanlarin gorevi, din meselesinin akademik bir analizini yapmak, bunun icin iman etmenin gerekli oldugunu dusunmuyorum.
Beyaz
Yazan: Beyaz Tarih: July 12, 2006 06:16 PM
Aslı Hanım, önyargılı olduğunuzun kendiniz de farkında olarak yorum yazmışsınız.
Çok defa çelişkiler ülkesi olduğumuzun ve işimizin çok zor olduğunun vurgusunu yapmışımdır. Kutsallıkların yumuşatılması ve folklorik düzeye indirgenmesinin gerekli olduğunu söylemişimdir.
İnsanın önünde iki yol: İman etmek ve inkar etmek; ve iki âkibet: Cennete gitmek ya da cehenneme gitmek. Cennette huriler, içecekler, meyveler, ipek, altın... Cehennemde kaynar sular, kızgın demir bukağılar, yüzleri kavuran, etleri soyan ateş... Bu inancı taşıdığınız sürece hümanist, hoşgörülü, barışçıl olmanıza imkan ve ihtimal yoktur, hiç kusuruma bakmayınız.
Kur'an âyetlerinden bahsederken gerekli edebi, saygıyı takınmayan biri bile sizin için reddedilmesi, kulak asılmaması gereken biridir. Peygamber deyip en azından hazreti demeyen, sallallahu aleyhi ve sellem demesi zaten hayal bile edilemeyecek biri de öyle. Sadece Muhammed diyorsa zaten zındık kâfirin tekidir. Şeriat olsa kafalarını kesmek vacip olurdu!
Bütün sorunların kökeninde bu kutsallıklar var. Kur'an harflerinin bile teker teker kutsal, her birine karşılık gelen bir sevap olduğunu düşünen insanlar onun eleştirisine nasıl katlanabilirler?
Napoleon'a atfedilen bir söz vardır: "Bana bir cümle söyleyin, ben onu size elli farklı biçimde yorumlayayım." Kur'an barış kitabıdır, yok sevgi kitabıdır... Bunlar herkesin bakış açısına göre değişecek şeyler. Nasıl görmek isterseniz öyle görürsünüz. Bir cümlenin elli yorumu olursa, bir kitabın farklı bir çok cümlesi tartışılmakla bitmez.
Fakat esas önemli, Kur'an'ın ana mesajı; yukarıdaki iki seçenekten birini insanlara sunmak değil mi? Bunu kutsarsanız, dokunulmaz eleştirilmez mertebesine yükseltirseniz, yahu, eyy, kendinize gelin bir düşünün!!! Öz evladınız, ananız, babanız, kardeşiniz... Baktığınız zaman onu cehennemliklerden görüyorsanız, sizin yorumunuz buysa, inancınız bunu gösteriyorsa, onu şeytanla kol kola düşünüyorsanız, meleklerin semtine uğramadığını düşünüyorsanız... Uzatmaya gerek yok, bu kadar hoşgörüsüz bakışları onlara karşı geliştirebiliyorsanız, nerede kalacak insancıllık, hoşgörü, bilmem ne?
Tüm sorun kutsallıklarda. Kutsallıkları abarttıkça sorun büyüyecektir.
Bu kitabı Muhammed kendi mi yazdı, Allah mı vahyetti? Bu soru karşısında tercih edilen yolun ya cennete, ya cehenneme götüreceği inancı insanları kesin biçimde ikiye böler. İnsanları bu kadar kesin bölecek bir etken daha bulamazsınız. Bu kitabın kutsal, bu sorunun yanıtlanması zorunlu bir soru olduğu inancını koruduğunuz sürece insanlarla sorununuz bitmez.
Kardeşim ben nereden bileyim? Kendi nedenselliği içinde ortaya çıkmış bir kitap işte. Kutsalsa kutsal. Ama onun kutsallığı semboliktir, bağlayıcı ve dokunulmaz değildir. Okunuşu, yazılışı sanatsal bir folklorik ifade şeklinde insanları etkiler. Ben inanın bana Mustafa İsmail hayranıyım. Onun, bu muhteşem hafızın Kur'an okuyuşuna mest oluyorum. Özellikle Kehf suresini okumasına biterim. Bu suredeki esrar ve gizemi çok güzel yansıtan ürpertici bir tonda ağır ağır okuyuşu tüylerimi diken diken eder. "Aman canm, ondört asır önce bir arap bedevisinin yazdığı bir kitap" deyip bu büyüleyici atmosferden kendimi mahrum etmem. Bu muhteşem hafız gibi bir hafız daha gelmedi Mısır'da. Keşke gelse de dinlesek!
Bakın arkadaşlar, bilimin tadını aldınız mı, bilimin tekdüze ve yalın gerçeklerinden sıkılır, gizem, esrar ararsınız. Mevlana'ya, Budist tapınaklara akın akın batılılar niye gidiyor sanıyorsunuz? "Keşke evren bilimin gösterdiği gibi yalın ve tekdüze olmasa, esrarlı, gizemli olaylar olsaydı!" dersiniz. Böyle şeylerin olmadığını bilirsiniz fakat en azından hayal dünyasında bu alemlere akmak isteği duyarsınız. "Yüzüklerin Efendisi" ve "Ateş Krallığı" türü filmler bu açlığın sonucudur.
Din bağlıları bunu yanlış anlar, "Zavallılar manevi açlık içinde" deyip onları doyurmak için kolları sıvar, sonra da yeterince eğilmediklerini görünce hayal kırıklığına uğrarlar. Bu insanlar bilimsel anlayıştan sadece biraz sıkılmışlardır, nefret etmiş değillerdir, sadece değişik atmosferlerde gizem soluma ihtiyacı duyuyorlar.
Bilmem anlatabildim mi? Kutsallıkları folklorik düzeye indirgemek şarttır. Yok etmek gerekmez, onlar bu dünyanın rengi, farklı çeşnisi, tadı, tuzu... Bir hat sanatından zevk almasını bileceksiniz, arap harflerinin esrarlı kıvrımları arasına dalıp gidebileceksiniz. Yanık sesli Mısır hafızlarının okudukları ürpertici nağmelerin tadını alabileceksiniz. "Kur'an Arabistan'da indi, Türkiye'de yazıldı, Mısır'da okundu" derler. Bunu hissetmek kötü bir şey değil. Ama kutsallığını bağlayıcı, itiraz edilmez, dokunulmaz ellenmez bağlamında almamak şartıyla. Ben arap yazısı okumayı bilirim. Anlamını da merak ettiğim için öğrenmeye çalıştım. Toplumumu bu kadar derinden ilgilendiren bir olguya kayıtsız kalamazdım. Kendi çapımda okur ve anlarım. O düzeyde öğrendim. Niye? Toplumumun malı bu da ondan! Niye atayım? Niye hor göreyim? Bin yıldır atalarım bu kitaba bir biçimde sahip çıkmış. Ben niye atayım? Bu benim nedenselliğimin bir parçası. Nedenselliğimi niye inkar edeyim? Beğenmediğim ayetleri de olur. Olabilir, kutsallığını tabu derecesine yükseltmiyorum. Siz Kur'an okurken güler misiniz? Ben gülerim. Kendi gücüne güvenen ve malı, evladıyla böbürlenip inanan komşusunu küçümseyen adamın bağını dolu vurup perişan olduğunda elleri böğründe kalışının tasviri beni güldürür. O adamcağızın o hâli gözümün önüne gelir ve gülerim. Böylesi büyüklenen bir adamın gerçeğin yüzüne vuruluşu ironiktir. Bu bir fıkra değil ama, ironik gelir bana.
Bakınız Beyaz hanımın yazdıkları bu anlattıklarımla örtüşüyor. Her ayetten elli çeşit, Kur'an'ın tamamından beşyüzbin çeşit anlam çıkar. Şimdi ben de gerçekten bir inanan insanın "dost olmayın" ı "konuşmayın" anlayabileceğine ikna oldum. Bu anlam çıkmaz ama, çıkaran da çıkarır yani! Adam bu anlamı çıkarıyor kardeşim, zorla mı?
Tehlikeli olan kutsallığın tabulaştırılması ve herkesin kendi anladığına da bu kutsal tabu olma halini sirayet ettirmesi. O zaman yandı gülüm keten helva!
Bu kutsallığı yumuşatıp folklorik düzeye indirgemeden bu işten kurtuluş yok arkadaşlar. Ben bunu bilir, bunu söylerim.
Beyaz hanımın çıkardığı sonuca aynen katılıyorum, çok yerinde ve benim amacıma uygun bir sonuç çıkarmış. "belki de gerçekten iman" etmeyenlerin, açıkça iman etmeyenlerin, edenlerim muhasebesinin bize düştüğü anlayışıyla yol almamıza imkan yok...
Yazan: demirkan efegil Tarih: July 12, 2006 07:34 PM
Sezgin Kıroğlu nihayet çarpıttığı için özür dilemiş. Yorumundaki diğer saçmalıklara, cevabı defalarca verilmiş TD ve İA hezeyanlarına ancak gülüyorum; bu kez kararlıyım onun tuzağına düşmeye niyetim yok.
Can Dündar'ın dünkü yazısını paylaşmak istiyorum; herkesle değil,sadece vicdan sahipleriyle.. Vicdansızlar okumasın.. Bosnadaki Srebrenica katliamını canlı şahidinin ağzından anlatmış Can Dündar:
**
Yine bir 11 Temmuz'du.
Sıcaktı.
Hasan panik halinde Birleşmiş Milletler'in Bosna'daki askeri karargâh binasına girdi.
Hollandalı Binbaşı Franken'in odasına daldı.
Elindeki listeyi Binbaşı'ya verdi.
Binbaşı, listeyi önüne çekip incelemeye başladı.
Bu, Srebrenica'daki Potoçari kampında görevli personelin listesiydi.
* * *
Kampı kuşatan Sırplar içeri sığınan Boşnak mültecilerin kendilerine teslimini istiyorlardı. "Sadece kamp görevlileri içeride kalabilecek, aksi takdirde kamp bombalanacak"tı.
Hollandalı komutan bu baskıya direnememiş ve hemen personelin bir listesinin hazırlanmasını istemişti.
Listedekiler kalacak, diğerleri Sırplara teslim edilecekti.
* * *
Kamptaki 25 bin mülteci arasında Hasan'ın annesi, babası ve kardeşi de vardı. Hasan kampta tercüman olarak çalışmaya başlayınca onları da kampa aldırmıştı.
Burada güvende olduklarını düşünüyorlardı.
Ama şimdi Hollandalı komutan onları Sırplara teslime karar vermişti. Kararı mültecilere bildirme işi de Hasan'a kalmıştı.
Hasan, "Sizi teslim edecekler" deyince mültecilerden feryatlar yükseldi. Kimi isyan ediyor, kimi Sırplara verilmektense ölmeyi tercih edeceğini söylüyordu.
Ama, Hollandalı komutan kararlıydı.
* * *
13 Temmuz günü kamp boşaltılmaya başlandı. Boşnaklar, Hollandalı askerlerin gözetiminde tek sıra halinde kamptan çıkarılıyor ve kapıda Sırp askeri araçlarına bindirilip götürülüyorlardı. Götürülenlerin hemen öldürüldüğü haberleri geliyordu.
Hasan panikteydi.
Kendisi görevli olduğu için kampta kalabilirdi, ama ailesi gidecekti.
Hiç olmazsa kardeşini kurtarabilmek için bir formül düşündü. Komutana götürdüğü personel listesinin sonuna 19 yaşındaki kardeşi Muhammed Nuhanoviç'in adını yazdı.
Listeyi inceleyen Hollandalı komutan parmağını listenin sonundaki bu isme basıp sordu:
"Kim bu?"
"Yeni alınan temizlikçi" dedi Hasan, "İki hafta önce alınmıştı, ama Sırp kuşatması nedeniyle işe giriş formaliteleri tamamlanamadı."
"Hayır. Bizde böyle biri çalışmıyor" dedi Komutan...
Pembe bir kalem aldı ve listeden "Muhammed" ismini sildi.
Bu kalem hareketiyle onu hayattan da silmiş oluyordu.
* * *
Hasan kanı donmuş bir şekilde ayrıldı odadan...
Çılgın gibi sağa sola koşturdu. Bütün yetkililere yalvardı.
Olmadı.
Ailesiyle birlikte kamptan ayrılmaya karar verdi. Ancak babası vazgeçirdi onu bundan:
"Sen kalmalısın ve bu yaşananları tüm dünyaya anlatmalısın" dedi.
Kucaklaştılar.
Hasan, babasının, annesinin ve kardeşinin kamp çıkışında bir otobüse bindirildiğini gördü.
Bu, onları son görüşü olacaktı.
* * *
Hasan, babasının vasiyetine uyup ömrünü Bosna katliamını dünyaya duyurmaya adadı.
Sonunda başardı. Ama çok geçti.
Srebrenica katliamında, aralarında Hasan'ın ailesinin de bulunduğu 8 bin Boşnak katledilmişti.
Katliama seyirci kalan Hollanda hükümeti istifa etti.
Kamptan alınanların kurşunlanıp gömüldüğü toplu mezarın olduğu yere yıllar sonra Clinton tarafından bir anıt dikildi.
Hasan, katliamın 11. yıldönümü olan bugün, Saraybosna'da halkının mücadelesine devam ediyor.
Dünya, Bosna'yı unuttu bile...
Şimdi İsrail'in Filistin'deki katliamını seyrediyor.
Yazan: Suat Öztürk Tarih: July 12, 2006 07:55 PM
"Bakın arkadaşlar, bilimin tadını aldınız mı, bilimin tekdüze ve yalın gerçeklerinden sıkılır, gizem, esrar ararsınız. Mevlana'ya, Budist tapınaklara akın akın batılılar niye gidiyor sanıyorsunuz? "Keşke evren bilimin gösterdiği gibi yalın ve tekdüze olmasa, esrarlı, gizemli olaylar olsaydı!" dersiniz. Böyle şeylerin olmadığını bilirsiniz fakat en azından hayal dünyasında bu alemlere akmak isteği duyarsınız. "Yüzüklerin Efendisi" ve "Ateş Krallığı" türü filmler bu açlığın sonucudur."
Bu arkadaş hep bu yapıyor ve beni acayip keyiflendiriyor.
Bu arkadaş aslında sağlam bir mümin. Bilim dininin mümini. Kendisini imanı acısından kararlılıgından dolayı takdir ediyorum.
"Ben arap yazısı okumayı bilirim. Anlamını da merak ettiğim için öğrenmeye çalıştım"
Arap dili uzmanıdır ayrıca kardeşimiz.
Bu materyalistlerin kendileri gibi düşünmemiz konusunda takıntıları var.
Bilimin her şeyi acıkladıgı gibi sacma sapan takıntıları var.Evrim konusundaki yaklaşımı bilimden materyalizm dışında bir şey anlamadıgın zaten gösteriyor.Bu arkadas bilimden hiç şüphe etmiyor Hele evrim masalından hiç .Şimdiye kadar ki yorumlarında oysaki felsefe ve inançtan başka hiç bir şey yoktu.
Bu tür arkadaşlara bayılıyorum.
Üstelik onun için kutsal olmamasından dolayı bizim için de kutsal olmaması gerektiği gibi sacma sapan yorumları var.
Kuran bilmece kitabı değildir.
"Kutsallıkları folklorik düzeye indirgemek şarttır"
Kutsallıkları yani evrimi materyalizmi folklorik düzeye indirgemek sarttır. Hatta mizah unsuru olarak anlatmak gerekir.
Kusura bakma ama materyalizmi bilim diye yutturmaya calısan ilk değilsin . Düşüncelerin cok hoş ama sadece mizah unsuru oluyor.
"Bu insanlar bilimsel anlayıştan sadece biraz sıkılmışlardır, nefret etmiş değillerdir, sadece değişik atmosferlerde gizem soluma ihtiyacı duyuyorlar"
Bilimsel anlayıs derken hala materyalizm diyor.
Çok hossun gercekten.
Bilime nasıl tapılır bunu gösteriyorsun
Bu arada senin sandıgın gibi asla değil biz müslümanlar Kuranı öyle azıcık arap yazısı ile değil ciddi anlamda biliriz.
Bize ben kuran okudum Hoş kitap güzel kitap ama kutsal değil masalları okuma. Biz kuranı senin sandıgından cok cok iyi biliriz
Kuranı nasıl değerlendireceğimizi de biliriz.Sen istediğin gibi degerlendir
Okurken gercekten güldüğüm seyler senin bilim diye yutturmaya calıstıgın evrime dair kitaplar
Bayılıyorum onlara.
Sen bize Kuranı anlatamazsın öğretemezsin
Git kendi kendine bilim diye yutturulan evrimi devrimi oku. Bosver Kuranı. Mustafa İsmail dinlermiş:))))))))))))
Bos yere dinleme git klasik müzik dinle
"Bu kutsallığı yumuşatıp folklorik düzeye indirgemeden bu işten kurtuluş yok arkadaşlar. Ben bunu bilir, bunu söylerim. "
:))))))))
Bilime iman etmemizi istiyorsun senin gibi yani
Kafama bir külah taktım Yorumunu ona da okudum
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: July 12, 2006 08:13 PM
Üf, üf, üf! Bu sitenin en hızlı fanatiğini Bekir bey olarak bilirdim.
Yazan: demirkan efegil Tarih: July 12, 2006 08:39 PM
Üf, üf, üf! Bu sitenin en hızlı fanatiğini Bekir bey olarak bilirdim.
demirkan efegil,
Bu, bayat bir provakasyon değilse, sizin engin bilimsel bilgilerinize dayanan bir çıkarım mı?
Yazan: A. Esin Tarih: July 12, 2006 09:05 PM
Fanatik mi:)))))))))))))))
Külahım bile güldü buna
Bilimsel tek ama tek bir delili olmayan artı insan aklına resmen saldırı niteliğinde olan masalları bilim diye yutturmaya calısanları ,iki lafının biri bilim ve filim olan materyalizm dinine tapınanları da materyalizm fanatiği diye ilan edelim o zaman :)))))))
Fanatik değilim her konuda anladıgınız dilden konusabilirim
Biz de delilsiz sallama yok:)))) meydanı bos bulup ta bilim diyee:))
Gelin bilimcilik oynayalım.
Foklorden de çok iyi anlarım. Uzunca seneler oynadım ben.
Neye inanırsanız inanın ama imanınızı bize bilim diye yutturamazsınız
Sizi gercekten cok kayda değer buluyorum ben
Materyalistlerin cogusu desteksiz sallar
Siz biraz daha sallamadan bazı şeylere inandırmıssınız kendinizi
Özellikle canlılar arasında hiç araform bulunmama konusunda araformların fosil bırakmadıgı gibi bir yorumunuz vardı bayılmıstım ben bu yoruma:)))) ( külahım devrede)
Hele evrimcilerin dahi artık savunmadığı at masalınından bahsetmeniz beni cok mutlu etmişti doğrusu.
Bu sıkca rastladıgımız psikolojik bir olgu .
Var derseniz sizi araform konusunda basucunuzdaki çocuklara masal hükmündeki evrim kitaplarına tekrar tekrar bakmaya sonra bana cevap vermeye davet ederim.
Zira hayat prensibim sudur
Alim ile eyle ülfet lalu mercan incidir
Cahil ile etme sohbet akibet can incitir.
Bu arada Kuran konusunda ben bu olguyu bilirim hikayesini gecelim. Ciddiye dahi alınacak bir iddia değil. Bunu zatınız gibi düşünenleri ifsad etmek için kullanabilirsiniz.
Sizin bakısınız ancak ve ancak yumusak bir sezgin kıroğlu bakısıdır.
Kuranı biz sizin sandıgınızdan cok cok daha iyi biliriz
Sayın Materyalizm ( pardon bilim olacaktı ) Fanatiği
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: July 12, 2006 09:34 PM
"sevgili nuri kardesim, seni istemeyerek cok incittim herhalde. bu kadar yazdin ve yoruldun.
gel o halde yukaridaki yazilarimizda ikimizin de ortaklasa soyledigi ve kabul ettigi "islami ve insani degerler" cercevesinde butun insanlik icinde barisi, hosgoruyu, adaleti, karsilikli anlayisi tesis etmek icin calisalim.
ne birbirimizi, ne de baska dinden insanlari, ne de ateistleri hor gormeden ve incitmeden hepimizin iyiligi icin elele mucadele verelim.
her turlu haksizliga karsi hicbir provokasyona,
tarafgirlige basvurmadan adil ve durust bir sekilde mucadele verelim. yukarida seni inciten butun sozlerimi de geri aliyorum. ve ben kendi adima sezer arkadasi da tekrar iyi ve hosgorulu iliskiler icinde yasamak uzere buraya davet ediyorum. su bir gercek ki, ister inancli olalim, ister ateist hepimiz eksik ve kusurluyuz, hicbirimiz mukemmel degiliz. fakat eger gonulden istersek, birlikte dayanisma ve huzur icinde yasamayi basarabiliriz, insallah. kal saglicakla........"
Kaad BEy bu yazdıklarınızın altına ben de imzamı atıyorum.
evet sevgi, barış, kardeşlik ve huzurun tesisi dileğiyle
Yazan: nuri saglam Tarih: July 12, 2006 09:38 PM
"Ben arap yazısı okumayı bilirim. Anlamını da merak ettiğim için öğrenmeye çalıştım"
Bu cümlede tutarsızlık var.
Arap yazısı okuyabilmekle arapca bilmek aynı sey değil. Türkiyede arapyazısı okuyabilen milyonlarca insan var.
Bu arkadas desteksiz sallıyor.
Arapça öğrendim Kuranın anlamı öğrenmek için dese o zaman makul olabilir. Ama o zaman da külahım tekrar devreye girer. Çünkü anadili arapça olanların dahi Kuranı anlayabilmek için hususi eğitime tabi tutuldugunu bilmediği için kendisini eleveriyor.
Oryantalistler dahi bu arkadas kadar kolay Kurana vakıf olmamıslardır sanırım.
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: July 12, 2006 09:39 PM
Pardon ya evrimin en önemli delili olan bir araformu unutmusum
Piltdown adamı
İşte evrimi kurtaran örnek delil.
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: July 12, 2006 09:53 PM
İnsanın önünde iki yol: İman etmek ve inkar etmek; ve iki âkibet: Cennete gitmek ya da cehenneme gitmek. Cennette huriler, içecekler, meyveler, ipek, altın... Cehennemde kaynar sular, kızgın demir bukağılar, yüzleri kavuran, etleri soyan ateş... Bu inancı taşıdığınız sürece hümanist, hoşgörülü, barışçıl olmanıza imkan ve ihtimal yoktur, hiç kusuruma bakmayınız.
Kur'an âyetlerinden bahsederken gerekli edebi, saygıyı takınmayan biri bile sizin için reddedilmesi, kulak asılmaması gereken biridir. Peygamber deyip en azından hazreti demeyen, sallallahu aleyhi ve sellem demesi zaten hayal bile edilemeyecek biri de öyle. Sadece Muhammed diyorsa zaten zındık kâfirin tekidir. Şeriat olsa kafalarını kesmek vacip olurdu!
Bütün sorunların kökeninde bu kutsallıklar var. Kur'an harflerinin bile teker teker kutsal, her birine karşılık gelen bir sevap olduğunu düşünen insanlar onun eleştirisine nasıl katlanabilirler?
Bu kitabı Muhammed kendi mi yazdı, Allah mı vahyetti? Bu soru karşısında tercih edilen yolun ya cennete, ya cehenneme götüreceği inancı insanları kesin biçimde ikiye böler. İnsanları bu kadar kesin bölecek bir etken daha bulamazsınız. Bu kitabın kutsal, bu sorunun yanıtlanması zorunlu bir soru olduğu inancını koruduğunuz sürece insanlarla sorununuz bitmez. (Demirkan Efegil)
Demirkan Bey,
Burada yine sanirim farkinda olmayarak??? Musluman kelimesinin icini olumsuz ifadelerle doldurmussunuz. Peki Musluman oldugu icin Bosna'da, Kosova'da ve uzaga gitmeye gerek yok Filistin'de katledilen insanlar hakkinda ne diyeceksiniz? Peki yahudilerin, sirplarin humanistligi hakkinda teshisleriniz neler?
Acikcasi eger tam tersi olsaydi ve Muslumanlar direkt boyle bir soykirima ve katliama girisselerdi, ben yine objektif bakardim. Sizler gibi ortada gozuken gercekleri inkar edip, mazlumu terorist ilan etmezdim! Bu bile sizin humanizm anlayisinizin ne kadar icinin bos oldugunu gostermeye yetiyor.
Son paragrafinizda bir de bize ogut vermissiniz; eksik olmayin ama sozde barisci, ilimli ve ortayi bulmaya calisan soylevlerle lutfen bazi kavramlarin icini bosaltmayin. Neymis efendim "Bu kutsallığı yumuşatıp folklorik düzeye indirgemeden bu işten kurtuluş yokmus."
Birakin efendim Muslumanlarla ile ugrasmayi ve sozde ogutler vererek Islamiyeti sulandirmak ve pasifize etmek yonunde ki cabalarinizi! Size bu konuda akil danisan oldu mu ki, bu tarz konusarak yine ve yine insanlari aptal yerine koyarak kisilere ve inanclarina saygisizlik yapiyorsunuz.Herkesin inanci ve uygulayis bicimi kendine aittir. Ama bu onlara baskalarini katletme, insanliktan nasibini alamamis davranislarda bulunma hakkini vermez. Ama pardon burada yine suclu olanlar; humanist olmayi beceremeyen, katledilen ve sadece yasam hakkini savunmak icin mucadele vermeye calisan Muslumanlar di degil mi?..
Saygilar,selamlar,
Asli Altay
Yazan: Aslı Altay Tarih: July 12, 2006 10:54 PM
Demirkan Bey,
“Kur'an âyetlerinden bahsederken gerekli edebi, saygıyı takınmayan biri bile sizin için reddedilmesi, kulak asılmaması gereken biridir. Peygamber deyip en azından hazreti demeyen, sallallahu aleyhi ve sellem demesi zaten hayal bile edilemeyecek biri de öyle. Sadece Muhammed diyorsa zaten zındık kâfirin tekidir. Şeriat olsa kafalarını kesmek vacip olurdu!”
Diyorsunuz. Diyorsunuz da çok sallamışsınız hani. İnsanlar değil Peygambere, Allah’a bile inanmamakta serbesttirler. Kimse Müslüman olmaya zorlanmadığı gibi “kafasının kesilmesi” gibi bu kadar vulgarize bir sözü size hiç yakıştıramadım doğrusu.
Ama insanlardan saygı göstermelerinin beklenmesini niye yadırgıyorsunuz? Siz inanmıyorsunuz diye Buda’ya saygısızlık yapmak, iftiralar düzmek hakkına sahipmisiniz? Böyle şey olur mu?
Kaldı ki bazı şeyler “conventional custom”dır. Örneğin Aziz Agustin dersiniz, Aziz Thomas Aquinas dersiniz. Bu sizin onun gerçekten de aziz olduğuna inandığınız anlamına gelmez ama bir yerleşik saygı ifadesidir.
Üstelik hiç önemli bir konu da değildir bu.
“Napoleon'a atfedilen bir söz vardır: "Bana bir cümle söyleyin, ben onu size elli farklı biçimde yorumlayayım." Kur'an barış kitabıdır, yok sevgi kitabıdır... Bunlar herkesin bakış açısına göre değişecek şeyler. Nasıl görmek isterseniz öyle görürsünüz. Bir cümlenin elli yorumu olursa, bir kitabın farklı bir çok cümlesi tartışılmakla bitmez.”
Bu şimdi ne demek? Siz, bilim felsefesi okumuş birisi olarak bu sözleri içinize sindiriyor musunuz? Koskaca Teoloji ve Hermenötik külliyatını ve sistematiğini hiçe sayarak, kahvade oturan emekli ağzıyla yorum yapmayı daha önce o içerikli yazılar yazan Demirkan Bey’ e hiç yakıştıramadım doğrusu.
Beyefendi ben de bir cümleyi 1000 farklı şekilde yorumlayım. Buna demagoji derler zaten. Büyük fikir adamı !!!! Napolyon’un bu sözünün Teoloji’ye uygulamanızı !!!! hayretle karşılıyorum.
Mesele 50 tane yorum yapmak değil, gerçekten “yorumsama” yapmaktır. Yani Metni “okumak”tır. İşte, Metin-Yazar-Okuyan arasındaki bu ilişkiler bütünü insanlığın ulşatığı zihinsel zirve noktasını temsil eder.
Tabii ki tek bir yorumu mutlaklaştırmayacağız ama Evrensel Aklın, Sağduyunun ve İnsanlığın Getirmiş olduğu Nihai Zihnin sentezini şu an için en geçerli yorum olarak kabul edeceğiz.
Bu herhangi bir kitap için de geçerlidir. Türlerin Kökeni’ni ya da A.Smith’in Usluların Zenginliğini dilediğimiz gibi yorumlama hakkına sahip miyiz? Biyoloji ve İktisat biliminin üst dilini konuşan insanlara mı itibar edeceğiz yoksa işkembeden sallayan vulgar sloganlara mı? Rica ederim, en azından sizleri aydınlatan !! Montgomery Watt, Goldhizer, Keatani, Spangler gibi devasa oryantalistlere saygı duyunuz.
Marksist külliyatı “bunlar dinsiz gomünist, mülkiyet neyin reddediyorlar, avratları paylaşıyorlar” da bir yorumdur !!!!, Althusser’in “Marx için”, “Kapitali Okumak” ı da, Gramsci’nin Tarihsel Bloku da bir yorumdur!
Dolayısıyla yorumlar arasındaki hiyararşiyi göz ardı ederek, üstelik yorum yapma kabiliyeti ve yetkinliğini atlayarak öyle de olur böyle de olur türünden geyikler sadece bir geyiktir ve rakı sofralarında iyi gider. Ama bilimsel bir tartışma onda olsa sadece iğreti durur.
Şimdi Kuran metninin de nasıl okunması gerektiğine ilişkin olarak Batılı ve doğulu bilgin ve düşünürlerin ürettiği ciddi bir literatür var. Bu literatüre bakılarak başlanabilinir.
“Bakınız Beyaz hanımın yazdıkları bu anlattıklarımla örtüşüyor. Her ayetten elli çeşit, Kur'an'ın tamamından beşyüzbin çeşit anlam çıkar. Şimdi ben de gerçekten bir inanan insanın "dost olmayın" ı "konuşmayın" anlayabileceğine ikna oldum. Bu anlam çıkmaz ama, çıkaran da çıkarır yani! Adam bu anlamı çıkarıyor kardeşim, zorla mı?”
Yani insaf Demirkan Bey. İstediğimiz herhangi bir kitaptan istediğimiz anlamı çıkarma lüksümüz var öyle mi? bu adama sen bu anlamı nasıl çıkartırsın, böyle bir saçmalığını nasıl başardın denmeyecek öyle mi?
O zaman hakimler de savcılar da istedikleri gibi yorumlasınlar hukuk kurallarını. Mesela hakim desin ki ben böyle anlıyorum seni asıyorum yallah! Böyle şey olur mu?????? Duymak istiyorum sizden, “olur mu”?
“Beyaz hanımın çıkardığı sonuca aynen katılıyorum, çok yerinde ve benim amacıma uygun bir sonuç çıkarmış. "belki de gerçekten iman" etmeyenlerin, açıkça iman etmeyenlerin, edenlerim muhasebesinin bize düştüğü anlayışıyla yol almamıza imkan yok...”
Doğru kesinlikle. Üstelik Allah’ın ağır ceza hakimi gören yerleşik anlayış benim en çok eleştirdiğim konudur.
Diğer yazdıklarınız, bence ana çerçevenin sağlam belirlenmesi ve ortak dilin kurulması sonucunda ele alınacak hususlar. Kutsallar meselesini ben sizden daha çok eleştiren birisiyim. Diğer konularda belki evrensel aklı konuşturanlar belki sizden daha sert eleştiriler de yapıyorlar. Bunları bilmiyorsunuz. Kaç asırlık Emeviden başlayan imparatorluklar sürecinin bir takım kirli mirasının ve hurafelerle örülü söyleminin din olduğunu zannediyorsunuz. Bu konuyu da şimdilik es geçiyorum.
Kuran musikisi konusundaki görüşlerinizi hayretle okudum.birçok kişinin farkında bile olmadığı bu husus gerçekten takdire şayan.
Yazan: nuri saglam Tarih: July 12, 2006 11:09 PM
Klasik materyalist zihniyeti işte
Klasik materyalist zihniyeti her seyin en doğrusunu bilen adam tripleri:)))
Gülelim Eğlenelim
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: July 12, 2006 11:14 PM
Asli Hanim,
Degerli desifre ve teshisleriniz icin tesekkurler. Benim cok vurgu yaptigim noktalari brlestirme metduna da cok uygun analizler yaptiginiz icin ayrica bir haz aldim son yorumlainizi okmaktan.
Daha once birkac blogda ve bazi kose yazatrlarina yazdigim e-postalarda bu "taife-i laicus" icin "ateist", "agnostik", sekuler hatta "din dusmani" ifadelerini kullanmanin bek isabwetli olmadigini soylemistim. Onlar (kim olduklarini biliyorlar) sadece Islanm dismanidir, gelenek dusmanidir, kisacasi "bize" ait olan hemen her tuirlu degere dusmandir. Siz onlarin "biz adam olmayiz" turu konusmalarina bakmayin, bu takiye degil resmen besinci kol gorevi geregi sahtekarliktir. Bakin bir tanesi "bizim tleransimizi" dah reddediyor ve tam tersine bizim toleranssizliktan dolayi utanc duymamizi salik veriyor. Simdi akil izan sahibi insan sormazmi: Bu insanlar "biz" derken kimden bahsediyorlar? Peki bunlar "bu ulkenin gercek sahipleri icin basortusu casus belli (savas nedeni)(Yilmaz) derken kimi ne yapiyorlar? "muslumanlarin kokun kurutmak" uzerine en etkin planlardan bahseden "biz" kim? Ya "suruyu kaplana kaptirmamak icin planlar gelistiren" zihniyettekinin "sirusu", "kaplani" ve kendisi kim?
Tabiiki Mephisto "iyi, kotu, ahlak, adalet, vijdan" kavramlarina saldiracak. Bizi insan yapan bu degerler Mephisto'nun cocuklari icin havanin aneorobik bakteri uzerinde yaptigi etkiyi yapaiyor da ondan. Once toplumu ahlaktan, ulvi degerlerden arindiracaklar, mubarek Ramazan'i Bati'da insanlarin para harcayip, kafayi cekip, ciftlesme gunu olarak kutladiklari Noel'e benzeteceler, yani "folklorlestirecekler" , camileri kadinli erkekli, tanisma, kiz/erkek arkadas bulmadan, ticai aktivitelere kadar her turlu sekuler sosyal aktuivitenin gerceklestigi Bati'daki kiliselere benzetecekler. Cunki kurnaz laikcinin dedigi gibi "bunlarin kokunu kazimak kolay deil; baksana Stalin bile beceremedi" (mealen). O zama er yaspalim, ha buldum ":ilimli islam: deyip sizin cok guzel ifade ettiginiz gibi icini bosaltalim, enayiler muslumanim diyedursunlar Gamze Ozcelik ve erkek arkadasinin porno mahkemelerinde Allah yazan kolyeler takip Erenkoy Imami gibi Allah kelimesini agizlarindan dusurmemeleri gibi. Bu kibar vede son derece ilimli dusunurerimizin tahayullerindeki (aslinda onlarin deil Washington, New York ve Tel Aviv'dekilerin tahayyulu; onlar sadece papagan) Islam'in birkac sonraki adimlarinda neler oldugunu merak ediyorsaniz bugun Bati'da kiliselerin ne hale geldigine bakin. Ornegin ABD'de kac tane subyanci papazlari yeniden kazandirma merkezi oldugunu, papazlarin yuzde kacinin escinsel oldugunu, Pat Robertoson adli papazin hangi yolla ABD'nin en zenginleri listesine girebildigini falan arastirin. O zaman "planin" ne oldugunu neden "kokunu kurutmak" yerine "ilimli islami" onerdiklerini ve buradaki papaganlarin kimliklerini cikarabilirsiniz.
Bir noktaya herkesin dikkatini cekmwek isterim: Burada kendilerini agnostikim, yuzde 50 deistim,, ateistim naturalistim , ilimli islasmdan yanayim vb seklinde tanitanlarin "azinliklar" ve "diger dinler" konusunda takindiklari tavirlari gerek satirlarindan gerek satir aralarindan okuyunuz lutfen. "ateistim" diyen dahi her halukarda Batili ve Yahudi indaro savunabiliyor; "lakiim" diyen (ki kisinin degil anca devletin laik olabileceghini Sulu bile kesfetti) teokratik (dine dayali) ve irkci "Jewish State" (Yahudi devleti) olan Israil'i savunmasinda bir celiski gormuyormusunuz?
Ben bunlara ilk agzlarini actiklarinda teshisi koymustum. Nuri Saglam Bey'in "yhudimisiniz" sorusundan neden gocunduklarini anlamak zor degildir herhalde. Besinci kol uyesi "casusmusunuz" sorusunu severmi? Aslinda ben bu kislerin Yahudi oluklarini ogrensem kendilerine saygim azalmaz bilakis artar. Cunku seytani de olsa, bir ideal sahibi oldugundan puan veririm kendime. Ama eger bu guruh bir musluman, turk, kurt veya herhangibir Turkiyeli aileden geliyorlarsa o zaman onlari ancak sanurlu kelimlerle tarif edebilirim. Kendine ait olan herseyden bu derece nefretin kokeninde ne yatiyo olabili acaba? Ben psikiatrist veya psikolog degilim. Saniyorum Tunc Bey bu islere bakiyordu o da gorunmuyor son gunlerde; belki Zidane'in kafasi ile mesguldur diger Parisienne ler gibi :) Turkiye;de ancak 25 bin Yahudi ve en fazla birkac yuzbin hiristiyan olduguna gore bu saygideger sahislarin cogunlugu musluman ailelerden geliyorlae; ve gene buyuk ihtimalle ailelerinde dindar insanlar da var. Kafama gelen sorular sunlar: Bu derece kendinden nefret genetikmidir yoksa hayat tecrubelerinin sonucumudur? Bu insanlar kendilerine ait olan herseyi, ve herkesi "otekilestirerek" kendilerini taptiklari Islam dusmanlainin yanina yerlestridiklerini ve "ustun gruba" girdiklerinimi saniyorlar? burada en az kendileri kadar ve buyuk ihtimall kendilerinden fazla bilimle hasir besir olmus, kultur ve gorgfu sahibi insanlara "liseye giderek aydinlanmis oglanin koye dondugunde konustugu gibi" konusarak ne kadar komik duruma dustuklerinin farkindami degiller yoksa "casgdaslik ne guzel ama dimi" diye birbirlerinin sirtini sivazlamaktan mutlulukmu duyuyorlar?
Sorular, sorular...
Selam, saygi ve muhabbetlerimle..
Not: Alakasiz bir konuda, bir "kurnaz laikcinin kodlari" ni yazacagim buralarda insha-Allah. AZZZ SONRA!
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: July 13, 2006 12:45 AM
Demirkan Bey,
Yazinizi buyuk keyif alarak okudum. Foklorik tespitinizi anliyorum, belki de Tanrinin varligini sadece ic dunyamizda yasayip, rituelleri foklorik olarak gormemiz lazim. Ben rituellerden de ruhani bir tatmin alma potansiyeli olduguna inanan bir kisiyim, ama o zaman da rituelleri caga daha uygun hale getirmek gerekiyor, onlar da caglardan caglara aktarilarak gelmis foklorik gelenekler sizin tespit ettiginiz uzere, degistirip de yerine baska birsey koymak kolay degil.
Yazilan yorumlari okumaya devam ettikce ortaya baska bir sonuc cikiyor. Bizim, Kuran yoruma aciktir, tespitimize karsilik bazi arkadaslar, hayir Kuran yoruma acik falan degildir, Kuran'i okuyup anlayabilmek icin bu isin alimi olmak gerekir diyorlar. Yani, buradan ne sonuc cikarmamiz lazim, okuma yazmasi olan akil sahibi insanlar, Kuran'i tek basina okuyup anlayamazlar, onu anlayabilmek icin konunun uzmanlarina danismak gerekir.
Kuran'da ve diger kutsal kitaplarda gordugumuz tipik bir anlatim bicimi, soyut ahlaki ifadelerden bahsetmek yerine, oyku seklindeki orneklere yer verilmesi, ve dogru ve yanlis davranis kaliplarinin bu oykuler icinde ele alinmasi. Ornegin, benim hatirladigim bir Kuran suresinde diyor ki, peygamberin evine oyle cat kapi gitmeyin, peygamberin isi var, gucu var, davetsiz misafirler gelince bozuluyor ama nezaketinden size soyleyemiyor. Simdi, buradaki ulemaya sorsak, boyle bir surede aslinda kastedilen peygamberin evi degildir, herhangi bir insanin evine davetsiz olarak gitmeyin, insanlarin ozel hayatina saygi gosterin denilmek istenmistir diyeceklerdir eminim. Peki, o zaman neden peygamberin evi ornek olarak kullanilmistir? Cunku, Kutsal kitaplardaki anlatim teknigi, ornekler kullanarak konulari en cahil kisi icin bile yorumlanabilir hale getirmek prensibi uzerine kurulmustur. Bunu kabul etmeyecekseniz yandiniz zaten, cunku o zaman Kutsal kitabin sadece zamanin sosyal ve siyasi sartlarina veya peygamberin ruh haline gore yazildigi sonucu cikar ortaya.
Simdi, siz cahiller bu kitabi anlayamazsiniz ve yorumlayamazsiniz, uzmanina sormak lazim diye buyuruyorlar. Ama islerine gelince de islamiyetin en guzel yani Tanri ile kul arasina bir baska varligin girmemesidir diye buyurmayi da ihmal etmiyorlar. (burada da isa ve gunah cikarma meselesine gonderme yapiliyor ya!). O zaman bir paradoks'tan soz etmek gerekmiyor mu?
Asli Hanim, "Sizler gibi ortada gozuken gercekleri inkar edip, mazlumu terorist ilan etmezdim!" demis. Anlamadim, kim mazlumu terorist ilan ediyor? Ulkemizdeki sinagoglari, ingiliz baskonsoloslugunu ve HSBC Bank'i mazlumlar mi bombaladi? Madrid metrosunu, Londra metrosunu, Bali'deki gece kluplerini mazlumlar mi bombaladi? New York'taki ikiz kulelere mazlumlar mi, yolcu ucaklari ile saldirdi? (Bu listeye Hindistan'daki son terorist saldiriyi eklemiyorum ama onu da mazlumlar mi gerceklestirmis gorecegiz?). Bugun Filistin'de ve Irak'ta yasanan olaylarin bedelini, Londra metrosunda seyahat eden bir Arjantinli, veya Bali'de balayi geciren bir Singapurlu cift oduyor. Hadi bizi biraktik, butun dinler bizim cografyamiza indi gene de bizi adam edemedi. Ama zavalli Arjantinli'ye ne Filistin'de, Bosna'da veya Irak'ta ne olup bittiginden? Demirkan Bey'in kaos teorisi hukmunu konusturunca olen mazlum o oluyor.
Madem herkes kendini gulduren seylerden bahsediyor, ben de itiraf ediyorum, Bekir Bey'in noktalari birlestirme teorisine cok guluyorum.
Bir de Demirkan Bey'i ornek alip, anaerobik bakterilerden falan bahsetmiyor mu, hangisi daha eglenceli karar veremiyorum.
Yazan: Beyaz Tarih: July 13, 2006 04:35 AM
Ilımlı ya da değil tüm islam düşmanlarının tavsiyeleri sacmalıktan öteye gitmiyor
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: July 13, 2006 10:27 AM
Asli Hanim, "Sizler gibi ortada gozuken gercekleri inkar edip, mazlumu terorist ilan etmezdim!" demis. Anlamadim, kim mazlumu terorist ilan ediyor? Ulkemizdeki sinagoglari, ingiliz baskonsoloslugunu ve HSBC Bank'i mazlumlar mi bombaladi? Madrid metrosunu, Londra metrosunu, Bali'deki gece kluplerini mazlumlar mi bombaladi? New York'taki ikiz kulelere mazlumlar mi, yolcu ucaklari ile saldirdi? (Bu listeye Hindistan'daki son terorist saldiriyi eklemiyorum ama onu da mazlumlar mi gerceklestirmis gorecegiz?). Bugun Filistin'de ve Irak'ta yasanan olaylarin bedelini, Londra metrosunda seyahat eden bir Arjantinli, veya Bali'de balayi geciren bir Singapurlu cift oduyor. Hadi bizi biraktik, butun dinler bizim cografyamiza indi gene de bizi adam edemedi. Ama zavalli Arjantinli'ye ne Filistin'de, Bosna'da veya Irak'ta ne olup bittiginden? Demirkan Bey'in kaos teorisi hukmunu konusturunca olen mazlum o oluyor. (Beyaz Hanim)
Beyaz Hanim,
Elmalar ile armutlari karistirmakta niye israr ediyorsunuz anlamiyorum; ama sanirim ici bos soylevlerinizi ancak boyle karsi tarafa yutturabileceginizi saniyorsunuz..??
Hanimefendi; konusmalarin buralara gelme nedeni; Filistin'de yasanan ve hala suren KATLIAMLARDI!!!!!! Icimizden herhangi birinin ortaya cikip dediginiz olaylari kinamayip oh olsun dedigini duydunuz da mi bize boyle asli astari olmayan sorular soruyorsunuz? Ayrica o olaylarin arkasinda olayi biz ustleniyoruz diyen paravan adamlar var diye dusunuyorum. Yakalananlarin kimliginden de emin degilim. Ama tamam gorunen kimlik uzerinden gidelim; acikcasi ben bunlari da kiniyorum! Sanirim tek tarafli cevap verecegime inandiginiz icin hayal kirikligina ugramissinizdir..ama ben insan olmanin onurunu ve vicdanimi atlayarak sirf "davami" hakli gostermek icin objektifligimi yitirmemeye calisirim. Ozellikle vicdanim hemen yanlis yapiyorsun sinyallerini gonderir. Simdi siz de dusunun; tek tek degerli zamaninizi harcayarak verdiginiz ornekler, Filistin'de hergun yasaniyor..Hic mi vicdaniniz sizlamiyor ve hala mazluma niye terorist deniyor elestirimi gormezden gelip, ici bos saldirilara geciyorsunuz? En onemlisi resmen soykirim amaci tasiyan saldirilari, meydana gelen bir iki eylemle nasil karsilastiriyorsunuz?(ki onlari da kinadigimi bir kere daha belirtmek istiyorum.) Arada nasil bir dogru oranti kuruyorsunuz? Olen yabanci kimlikli biri, yuz Muslumana bedel mi demek istiyorsunuz?
Saygilar,selamlar,..
Asli Altay
Yazan: Aslı Altay Tarih: July 13, 2006 10:53 AM
Aslı Hanım, ısrarla niye insanları aptal yerine koyduğumu söylediğinizi anlayamıyorum. Böyle bir şey olmadığını kaç kere söyledim. Aptal olan benim, üç basamaklı iki sayıyı kafamdan toplamayı başaramam. İtiraf ediyorum, tatmin oldunuz mu? Bakın cidden söylüyorum, zeka düzeyimin ortalamayı zor tutturduğunu kabul ediyorum. Umarım bu rahatlamanızı sağlamıştır.
Sayın Sağlam, söylediklerinizi çok ciddiye alıyorum. Siz aklı başında bir insansınız, teşekkür ediyorum. Ancak dikkat ederseniz benim bahsettiğim Emevi kültürü değil, Kur'an'ın direkt kendisiyle ilgili konular. Cümleleri, kitapları farklı biçimlerde yorumlama, tabii ki "böyle yapmak isteyenler" için geçerli bir durum. Yani anlamları eğip bükme amacında olanlar için. Yoksa sarih olan anlam bir veya belki bazen birkaçtır. Fakat çoğu kez sarih anlamı bile gözardı etmek zorunda kalmaz mısınız? "Zülkarneyn batıya gitti ve nihayetinde güneşin balçık içine battığı yere ulaştı" ayetini okuduğunuzda güneşin balçık içine batmadığını, öyle göründüğünü anlatan edebi bir anlatım olduğunu söylersiniz. Yani konunun özü: Türev anlamlar kurallaştırılamaz. Köydeki Bektaş ağa ise "Namaza yaklaşmayın diyor" derse, "Gerisini de oku" derseniz, adam okumamakta direnirse yapacağınız bir şey yok. Hukuk adamlarının ise hukuk metinleri konusunda böyle lüksleri tabii ki olamaz. Biz ayetlere yanlış anlam vermesi olası sıradan kişilerden söz etmiştik. Hukuk "ben bunun suç olmadığını yorumladıydım da ondan işlediydim" mazeretini de kabul etmez, "davranışına uyan" hükmü uygular. Yani hukuk "yorumlama biçimine" değil, "davranış biçimine" hüküm verir. Oturduğunuz yerde istediğiniz kadar filancanın malını çalmanın suç olmadığını düşünün. Bu yorumda hürsünüz. Ama gider çalarsanız hukuk müeyyide uygular. Ya da bunun propagandasını yapıp suça azmettirirseniz. Örnek bunlar tabii...
"Salladığım" ı söylediğiniz konuda korkarım sallamıyorum. İslam tarih boyunca İslam'a girmeme hakkını "Zimni" statüsünü kullanma biçiminde tanımıştır. Bu statüyü kullanarak İslam dışı kalma hakkınız vardır. Ama İslam içre olup "beş vakit kılmam, üç kılarım" deme hakkınız yoktur. Beş tanrıya inanma özgürlüğü de yoktur. (9/5) ayeti, o günden sonra müşriklerin bulundukları yerde öldürülmeleri emrini vermiştir. Bu sure müşriklere öyle sert bir ültimatomdur ki, başında besmele bile yer almaz. "Tamam, elverir, artık öldürmeyin" diye bir nesih ayeti de gelmemiştir. Yani şu an Kur'an'a göre Buda heykeline tapanların imha edilmesi farzdır!
Diğer yanıtlar yanıt verilecek düzeyde değiller. Kur'an okurken güldüğümü söylemem neredeyse bir öfke seline yol açmış. Halbuki dikkatli okunursa ben orada mümin komşusunu aşağılayan kibirli münkir adamın akibetine gülüyorum. Aynı şekilde sure 74'de "bu adama ne desek, deli mi, şair mi, yalancı mı" diye kıvranıp, kibirini yenemeyen ve Kureyş ileri gelenlerinin dolduruşlarıyla iyice şişinen adamın "hah buldum, en iyisi büyücü diyelim" demesi de ironiktir, buna da gülerim. Kur'an bazı insan figürlerini başarıyla hicveder. Ebu Leheb'in karısı da "odun hammalı" olarak tasvir edilince çok öfkelenmişti. Keza Firavun'un vezirine "Hâman, çabuk bana yüksek bir kule yaptır, gökte Musa'nın dediği tanrı var mı bakacağım!" demesi de komiktir. Bunu okuyunca Dünya'nın etrafını turlayıp yere inen Rus kozmonot Yuri Gagarin'in "Gökte tanrı filan görmedim" açıklaması yaptığı aklıma gelir. Keza yine İbrahim'in putları kırıp baltayı en büyük putun boynuna asması bizatihi ironi yönteminin güzel bir örneğidir.
Gördüğünüz gibi Kur'anda gülünecek epey şey var. Tabii ki ağlanacak da çok şey. Tıpkı hayatın kendisi gibi...
Yazan: demirkan efegil Tarih: July 13, 2006 11:22 AM
Aslı Hanım, ısrarla niye insanları aptal yerine koyduğumu söylediğinizi anlayamıyorum. Böyle bir şey olmadığını kaç kere söyledim. Aptal olan benim, üç basamaklı iki sayıyı kafamdan toplamayı başaramam. İtiraf ediyorum, tatmin oldunuz mu? Bakın cidden söylüyorum, zeka düzeyimin ortalamayı zor tutturduğunu kabul ediyorum. Umarım bu rahatlamanızı sağlamıştır.
Sayın Sağlam, söylediklerinizi çok ciddiye alıyorum. Siz aklı başında bir insansınız, teşekkür ediyorum. (Demirkan Efegil)
Demirkan Bey,
Benim mecazi olarak bu kelimeyi kullandigimi anlamayacak kadar sig oldugunuzu sanmiyorum! Uzgunum, kelimeyi kullanmayacagim ama yine ayni seyi yapiyorsunuz. O yuzden lutfen duygu somurusu yapmayin! Ben her zaman sizlerin yaptigi gibi lafi dolandirarak, kelimelerle oynarak dusuncelerimi ifade etmiyorum! Neysem O'yum, otesi yok!
Nuri Saglam'in cok akli basinda ve vicdanli olan bir kisi oldugu zaten biliniyor! Acaba bunun arkasinda biraz da guclunun karsisinda bir parca boyun egme durumu mu var? Ayrica simdi sizden bu kelimeyi hak edemeyen kisiler eminim karalar baglamislardir..:))
Saygilar, selamlar,
Asli Altay
Yazan: Aslı Altay Tarih: July 13, 2006 11:35 AM
Mevlana ne demişti?
"Senin kabın küçükse deryanın suçu ne!"
mesele budur.
bu budur tilciğine (Metin BEy dostumun kulakları çınlasın) bayılıyorum. evet, budur.
NE demişti Hz. Ali sen ne dersen de, insanlar ancak anlayabilecekleri kadarını anlarlar.
ben neler yazmışım, birisi de kalkmış aklınca maytap geçtiğini zannediyor. söylenenlerin kenarından yakınından geçemeyecek şeyler.
ama ben yine de bir iki eskiz de bulunayım.işin yorgunluğunu atıyorum iyi oluyor.
bakalım bir aydın ve ilerici vatandaşımız bizi tenvir etmek için nasıl bir içtihadda bulunmuşlar:
"Yazilan yorumlari okumaya devam ettikce ortaya baska bir sonuc cikiyor. Bizim, Kuran yoruma aciktir, tespitimize karsilik bazi arkadaslar, hayir Kuran yoruma acik falan degildir, Kuran'i okuyup anlayabilmek icin bu isin alimi olmak gerekir diyorlar. Yani, buradan ne sonuc cikarmamiz lazim, okuma yazmasi olan akil sahibi insanlar, Kuran'i tek basina okuyup anlayamazlar, onu anlayabilmek icin konunun uzmanlarina danismak gerekir."
haydaaa gel şimdi çık işin içinden. ben neler demişim hanfendi neler anlamış.
"Mesele 50 tane yorum yapmak değil, gerçekten “yorumsama” yapmaktır. Yani Metni “okumak”tır. İşte, Metin-Yazar-Okuyan arasındaki bu ilişkiler bütünü insanlığın ulşatığı zihinsel zirve noktasını temsil eder.
Tabii ki tek bir yorumu mutlaklaştırmayacağız ama Evrensel Aklın, Sağduyunun ve İnsanlığın Getirmiş olduğu Nihai Zihnin sentezini şu an için en geçerli yorum olarak kabul edeceğiz.
Bu herhangi bir kitap için de geçerlidir. Türlerin Kökeni’ni ya da A.Smith’in Usluların Zenginliğini dilediğimiz gibi yorumlama hakkına sahip miyiz? Biyoloji ve İktisat biliminin üst dilini konuşan insanlara mı itibar edeceğiz yoksa işkembeden sallayan vulgar sloganlara mı? Rica ederim, en azından sizleri aydınlatan !! Montgomery Watt, Goldhizer, Keatani, Spangler gibi devasa oryantalistlere saygı duyunuz.
Marksist külliyatı “bunlar dinsiz gomünist, mülkiyet neyin reddediyorlar, avratları paylaşıyorlar” da bir yorumdur !!!!, Althusser’in “Marx için”, “Kapitali Okumak” ı da, Gramsci’nin Tarihsel Bloku da bir yorumdur!
Dolayısıyla yorumlar arasındaki hiyararşiyi göz ardı ederek, üstelik yorum yapma kabiliyeti ve yetkinliğini atlayarak öyle de olur böyle de olur türünden geyikler sadece bir geyiktir ve rakı sofralarında iyi gider. Ama bilimsel bir tartışma onda olsa sadece iğreti durur."
Hanfendi bir kez daha yazdım. birkaç defa okuyun ki yanlış anlaşılma olmasın zinhar.
ama daha da basitleştirerek anlatayım:
1-"Anlama" kavramını ben sizin sandığınız günlük dildeki !!! anlamında kullanmadım. "Yorumsama" denen şeyi anlatmam lazım ama üzgünüm vaktim yok.
2-Kuranı boşverin, herhangi bir metni (bu "metin" kavramının da ne olduğu öyle derin bir konu ki sakın ola bunu "metni eline aldı ve okumaya başladı" cümlesinde geçtiği gibi sanmayın!!! bu metin denen şey var ya acayip birşey. şimdi ona da girmeye vaktim yok) ele aldığınızda metne nasıl yaklaşacağınız, ki bunun bir unsuru metodolojidir, metinle nasıl ilişkiye geçeceğiniz, ondan hüküm istinbat etme usul ve esaslarınız çoook su götürür hususlardır. üzgünüm bunları da anlatamam burada.
şimdi bu materyalizmlerine çok güvenen arkadaşlarla kimi müslümanların iki de bir zırt pırt ne anlama geldiğini bilmeden düşünmeden apaçık, onu herkes anlayamaz mı vs türünden geyiklerini kimse sorgulamadığı için yerleşik bir hurafe olarak sürüp gidiyor.
hanfendi, siz inanmasanız da bu kitap 6 bin kusur ayetten oluşuyor. üstelik canlı bir tarihtir. niye? çünkü 610-632 arasında peyderpey olay bazında inmiş. sizin gibi diyelim yazılmış. demekki bunun bir tarihi var değil mi? bir mekanı var değil mi? içine indiği bir kültür var değil mi? bir dil ve edebiyat ve bunları kuşatan bir linguistiği var değil mi?
size bir arabın yazdığı kitap gibi de gelse bu böyle.
şimdi bunları bir paranteze alıp sizin satır aralarından gizli kahkahalarınıza bir kahkaha da biz atalım: insanların ellerinde sürekli olarak binlerce ayeti okuyarak üzerinde düşünerek gezdiklerini ya da gezmeleri gerektiğini mi sanıyorsunuz?
ortada binlerce ayet var. bu ayetlerin bir kısmı kıssa, bir kısmı nasihat öğüt, bir kısmı ahlaka ilişkin hükümler ve hedefler, bir kısmı o günün somut koşullarında peygambere, arkadaşlarına, mekke ve medinede yaşayan yahudilere, müşriklere vs cevap, uyarı, hatırlatma vs.
MEdinê'de 17 kişi vardı okuma yazma bilen. hiç de adamlar kuran okumuyorlardı. ama sürekli çevrilen bu Kuranın açık olduğu geyiğinin asli gerekçesini oluşturan bazı ayetleri ezbere biliyorlardı sadece.
buraya kadar ne anlatmak istediğimi anlayabildiniz mi? Ümit ediyorum.
Kuran açık bir kitap tabii ki. açık olmayan bir kitap var mı? teknik kitaplardan bahsetmiyorum. insana hitap eden her kitap öyle veya böyle açıktır zaten.
alim cahil herkes de açar Kuranı okur ne dediğini anlamaya çalışır/çalışmalıdır. bunun aksini iddia etmek, zaten şimdiye kadar ki hatayı ima eder.
Mesele bumudur sanıyorsunuz? bu değil!
Konuştuğumuz konu bağlamında bakacaksınız olaya.
eğer biz Kur'anın linguistik değerlendirmesini yapıyorsak bu ne benim ne de sizin haddinize hanfendi.
lisanul arab'ın (bu arapça demek değil!!!!) uzmanlarının yapacağı bir tartışmadır. ben ara sıra takip ediyorum bunları.
Kuran'dan örneğin iktisadi hayata ilişkin değerlendirmeler çıkartacaksak da (tabi ki herkes yapmalı bunu-ama eğer bilimsel bir değeri olacaksa herkes değil erbabı yapar bunu değil mi?) 6.asır mekke ve medine toplumsal yapısı, üretim ilişkileri, mekke ticari oligarşisi, ticaret ve kervan yollarının analizi, ganimet ekonomisinin işleyişi, o günün parsallaşma derecesi ve parasal ilişki şematiği vs üzerine derin bir bilgi sahibi olmamız gerekecektir. müsaade edin de bu bilgiye sahip olan örneğin ünlü yahudi Marksist Maxim Radinson'un söylediklerini sizin yorumlarınıza göre çok daha fazla ciddiye alayım.
şimdi konu bazı mantık harikalarının yaptığı gibi "kuran onları öldürün" diyor eyvah müslümanlar da onu doğru anlıyor bizi öldürecekler paranoyasına dönüşüyorsa "kardeşim sen bunları nerden çıkarıyorsun? gel EVRENSEL AKIL VE SAĞDUYU VE İŞİN ERBABI ne diyor bir de onları dinleyelim" dememiz niye sizlere bu kadar batıyor?
buraya kısa bir nokta.
üstelik anlamadığınız bir hususu tekrar belirteyim:
Öyle "arbitrary", işkembeden yorum yapamayız. bir metodoloji benimsemeden, ilgili içeriği kavramadan, nedensellik bağı kurmadan, "mantık" kurallarına harfiyen uymadan yorum ya pa maz sınız! yaparsanız komik duruma düşersiniz. budur.
üstelik, bu üstelik de çok net bir üsteliktir, yorumlar arasında HİYERARŞİ vardır. örneğin ben de siz de ıraktaki olayların Türkiye'nin stratejisi açısından yorumunu yapar, sallar dururuz. Çoğumuz bunu yapıyoruz. ama acep ortadoğu uzmanı bir stratejistimiz neler görüyordur kimbilir değil mi? yazdıklarımızı da nasıl tebessümle okuyordur.
konu açısından başka bir can alıcı üstelik de şudur: burada islamın ontolojisi ya da epistemolojisi üzerine değil sürekli olarak hukuk'u üzerine konuşuluyor. hem de 630 yılı savaş hukuku üzerine. tarihi olaylara istinaden inmiş hükümleri ısıtıp ısıtıp kusuyorlar burada. ee kardeşim hukuk biliminin de için bu kadar edilmez ki yaaa!!!
dini bir hassasiyet değil ilmi bir çıkıştır yaptığımız.
tepkimiz budur.
Yazan: nuri saglam Tarih: July 13, 2006 11:54 AM
Mustafa beyin sitesi bağımlılık yapıyor. Tatildeyim... Şimdi havuzda veya denizde güneşlenmem gerekiyor, Sezgin beyin saçmalıklarını okumak için internet cafeye para ödüyorum. Bu bağımlılıktan nasıl bir terapi ile kurtulunabilir bilenler varsa bildirsin lütfen.
Sezgin bey, Turan Dursun ve İlhan Arsel üstadlarınız, size gaz veren unsurlar görüyorum. Onları "güneş" olarak ifade etmişsiniz. Ben her ikisini de okudum. Turan Dursun diyanet memuru olduğu halde göz göre göre ayet ve hadisleri nasıl çarpıtmış ibretle gördüm. İlhan Arsel ise görmek istediğini görüyor. Çok yanlı ve maksatlı kitaplar. Hiçbir bilimsel değeri yok...
Sizde ne yazık ki üstatlarınızın bakış açısı da yok. Çünkü ne Kuran'ı ne İslamı araştırmışsınız. Çok sığ ve klişe tartışmalara giriyorsunuz.
Yazılarınız kendi tespitleriniz değil, bu kitaplardaki argümanlardan ibaret. Siz, yeni bir şeyden bahsetmiyorsunuz. Yeni bir şey bahsedecek olsanız da Mustafa beyin belirttiği gibi şark kurnazlığına temessül ediyorsunuz ki hoş değil.
Size tavsiyem Kuran'ı ve turan dursun-ilhan arsel'e karşı yazılan bir kitabı tarafsız bir şekilde okumanız.
Nesih meselesiyle ilgili Kuranda bildiğim kadarıyla içki yasağı ve kölelik konusu var. İçki önce namaz için yasaklanıyor. Daha sonra tamamen yasaklanıyor. Bu sizce bir çelişki mi? Nesih çelişki değildir, sosyal seviye ve toplumsal seviye ile ilgilidir. Allah, köleliği hemen kaldırmamıştır çünkü bu sosyal gerçekliğe uymaz, bir geçiş süreci gerektirir. Çelişki zıt veya uyumsuz şeylerin birarada bulunmasıdır. Bu ayrımı yapabiliyorsunuz değil mi?
Sürem doldu... Bir 2 milyonumu daha heba edemem...
Selamlar...
Yazan: blue Tarih: July 13, 2006 12:02 PM
Demirkan Bey,
beklediğim cevaplar bunlar değildi...
". Fakat çoğu kez sarih anlamı bile gözardı etmek zorunda kalmaz mısınız? "Zülkarneyn batıya gitti ve nihayetinde güneşin balçık içine battığı yere ulaştı" ayetini okuduğunuzda güneşin balçık içine batmadığını, öyle göründüğünü anlatan edebi bir anlatım olduğunu söylersiniz. Yani konunun özü: Türev anlamlar kurallaştırılamaz. Köydeki Bektaş ağa ise "Namaza yaklaşmayın diyor" derse, "Gerisini de oku" derseniz, adam okumamakta direnirse yapacağınız bir şey yok."
önce bu yazdıklarınıza değineyim:Türev anlamlar kurallaştırılamaz, kesinlikle doğru. köydeki Bektaş Ağanın da kentteki Hüsmen Ağa'nın da, bakanın da başbabakanın da böyle bir şey deme hakkı yoktur. ne demek "yapacağınız bir şey yok"???. bu bilimsel bir tavır mı şimdi? bektaş ağa bunu derse kendini kandırır o kadar.
BİR METNİN SAHİHLİK KRİTERİ KİŞİLERE GÖRE BELİRLENMEZ. neyse odur. bizim burada tartıştığımız, her iki tarafın ham softa ve kaba yobazlarının işkembevari tutumu değil. fıkradaki gibi gerisini okumayan adamdır gülünç duruma düşen, ayet değil!
Marks'ın iktisat şahaseri Kapital'in önsözünü bile okumadan, gizli servislerin ülkemizi kaosa döndürmek için kullandığı ajan provakatörlerin "aşırıyorum"u ile sözde ihtilalci "cephe örgütleri" kuranların Marksist olduklarını mı söyleyeceğiz yoksa en büyük ihaneti Marksı saptırarak yaptıklarını mı? silahlı kalkışmaya taraftar olmayan dava arkadaşlarını bile "revizyonist" diye suçlayan bu güruha Marks'ın cevabı, hayatta olsaydı eminim ki kendi damadı LAfarge'a söylediği gibi "eğer Marksizm bu ise ben marksist" değilim olurdu.
NE demek istediğim açık herhalde!
sizin örneğinize gelecek olursak: bu ve benzeri örnekler edebiyat, belağat, sanat ve felsefenin konusu olabilir. herkes seviyesine göre birşeyler anlar. bunu çok önemsemiyorum. Dedem Yusuf suresini okurken güzel bir kıssa okumanın hazzına varıyor, vaybe kardeşlerin zulmüne bak, yakup'un dramına bak diyor; bense Mısır ekonomi politiğine ilişkin çıkarımlar yapıyorum; kölelik sistemini, pazarların yapısını, rüya ve gizem gibi zihinsel akletme mekanizmalarının geçerli olduğu bir akıl dünyasını, coğrafik olgulara ilişkin öngrülerin nasıl bir devlet politikası haline geldiğini vs vs. de aynı anda düşünüyorum.
bunlar da çok önemli değil.
MEsele Kuranın TOPLUMSAL HÜKÜMLERİNE ilişkin ortaya çıkıyor. artık bu noktada 20 tane disiplinle birlikte HUKUK VE İKTİSAT gündeme geliyor.
burada Bektaş Ağa'nın "bana göre Kuran adam öldürür" şeklinde işkembe formülü kullanması bilimsel bir cinayettir. bunu yapamaz. yaparsa bilimsel olarak aşağılanır sadece.
konunun anlaşılması açısından çok somut bir örnek vereyim:
Kuranda geçen şu ayete bakalım:
“Oruç gecesi, hanımlarınızla beraber olmak, size helal kılındı. Onlar sizin, siz de onların elbisesisiniz. Allah, sizin kendinize yazık etmekte olduğunuzu bildi de tevbenizi kabul edip sizi affetti. Artık şimdi onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğunu arayın, şafağın beyaz ipliği siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyin, için; sonra tâ gece oluncaya dek orucu tamamlayın...” ayeti inince, Adiyy bin Hatem adlı bir sahabi ayetteki ‘Siyah ve beyaz iplik’ ifadesini zâhiri manada anlamıştı. Sonra da bir beyaz bir de siyah iplik alıp ayaklarına bağlamış, onlar birbirinden iyice ayırt edilinceye kadar sahurda yiyip içmeye devam etmişti. Durumu Hz. Peygambere haber verince, Rasûlullah gülmüştür. Beyaz ve siyah iplikten kastın, gecenin karanlığı ve gündüzün beyazlığı olduğunu söylemiştir.
Demekki Adiyy bin HAtem'lerin yorumunun HÜKÜM İSTİNBATI AÇISINDAN bir kıymeti harbiyesi YOKTUR, OLAMAZ. altını çizdiğim yer açısından bu çok önemli. HÜKÜM İSTİNBATI AÇISINDAN.....yoksa Adiyy gibiler işte okuyorlar ve yorumluyorlar ama o kadar.
şimdi, sizin de şaşırtıcı bir şekilde Tevbe Suresi'ni "yorumlamanız" hayal kırıklığımı daha da artırdı. sizin ya da sizin ifadenizle (sayıları bir avuç olan) teröristin bu ayetleri böyle algılamasının gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur. bir durum tespiti olarak söylüyorum asla hakaret olarak değil: bu kelimenin tam anlamıyla bir cehalettir.
neden mi? anlatayım: daha önce yaptığım açıklamayı burada tekrar vereyim:
"Tevbe Suresi 5. ayet:
"O halde, hürmetli aylar çıkınca artık öbür müşrikleri NEREDE BULURSANIZ ÖLDÜRÜN, onları yakalayıp esir edin, onların geçebileceği bütün geçit başlarını tutun. eğer tevbe eder, namaz kılar, zekat verirlerse onları serbest bırakın....)"
aman Tanrım. şimdi siz herhalde dehşete kapıldınız değil mi? işte ayetin başını sonunu atlayıp TARİH-DIŞI bir atmasyon yaparsanız işte böyle vehimlere boğulursunuz. oysa Tevbe 1:
"Allah ve Resulünden, KENDİLERİYLE ANLAŞMA YAPTIĞINIZ MÜŞRİKLERE SON İHTAR!
demek ki bu olayın özneleri biz değiliz. 631 yılında vuku bulan olaylarla ilgili olarak inmiştir. kendileriyle anlaşma yapılan müşrikler de bugün yoklar 1400 sene önce gelmişlerdi.
diğer ayetlere bakın daha iyi anlarsınız.
biz sibaka bakalım:Tevbe 6
"Eğer müşriklerden biri senden sığınma hakkı isteyip yanına gelmek isterse, sen ona güvence ver...."
Tevbe 7
"O MÜŞRİKLERİN Allah yanında, Resulü yanında nasıl olup da bir ahidleri olabilir ki!
Mescid-i Haramın yanında ANTLAŞMA YAPTIKLARINIZ bundan müstesna olup, onlar size karşı dürüst dvrandıkça siz de onlara dürüst davranın...."
Hangi müşriklerin Demirkan BEy? "O MÜŞRİKLERİN"...
ÇOK AÇIK DEĞİL Mİ? Değilse oturur ağlarım valla.
Tevbe 13
"Ahitlerini ve yeminlerini bozup PEYGAMBERİ VATANINDAN SÜRMEYE TEŞEBBÜS EDEN BİR TOPLULUKLA SAVAŞMAYACAK MISINIZ Kİ, aslında savaşı size karşı ilk başlatanlar onlar olmuşlardı."
Vay be:
.......-AHİTLERİNİ VE YEMİNLERİNİ BOZUP
.......-PEYGAMBERİ VATANINDAN (MEKKE'DEN YANİ) SÜRMEYE TEŞEBBÜS EDEN
bir toplulukla SAVAŞMAK....
böyle yazıyorum hala anlaşılmıyorsa.......
"Tamam, elverir, artık öldürmeyin" diye bir nesih ayeti de gelmemiştir. Yani şu an Kur'an'a göre Buda heykeline tapanların imha edilmesi farzdır!"
bu çok komik bir iddia olarak kalmaktadır. nedenini yukarıdan göremiyorsak ben Lincoln köprüsünden siz de boğaziçinden atalım kendimizi...
Haa, bu ayetleri birileri kasten farklı yorumlayıp da müslümanları töhmet altında bırakmak için çalışıyorsa bu da ne çoğunluğun günahı ne de Kuranın hatasıdır....
"Beş tanrıya inanma özgürlüğü de yoktur"
kim demiş? bal gibi vardır. kişi istediğine inanır. ama mümin olarak kabul edilmez.o mümin değil, müşriktir.
Demirkan Bey size çok basit bir cevap vereyim MEDİNE VESİKASI UYGULAMASI ZATEN SÖYLEDİĞİNİZ HERŞEYİN TAM ZIDDININ UYGULANMASIDIR. MEDİNE VESİKASI İLE MEDİNEDE HERTÜRDEN İNANÇ SAHİBİ EŞİT OLARAK ÖZGÜRCE YAŞAMIŞTIR.
ZIMMİ MESELESİ DE FETİHLER SÜRECİYLE İLGİLİDİR. BU AYRI BİR TARTIŞMA KONUSU
Yazan: nuri saglam Tarih: July 13, 2006 12:54 PM
"Diğer yanıtlar yanıt verilecek düzeyde değiller"
:)))
Düzey mi materyalizm ve düzey. Hoş ilişki.
öfke seli mi
Kuran okurken ben de gülümserim mesele bu değil ki
Uydurmaya devam ediyoruz
Kuranı okunmaması gereken bir kitap olarak değerlendirdiğimi kim söyledi.
"Keza Firavun'un vezirine "Hâman, çabuk bana yüksek bir kule yaptır, gökte Musa'nın dediği tanrı var mı bakacağım!" demesi de komiktir."
gibi hususları da müslümanların bilmediğini sanarak iyice komik oluyorsunuz.
Komik ama tüm materyalizmin zihniyeti de budur. Benim de aklıma hep yuri gagarin gelir ama sadece yuri gagarin değil. Tüm evrimciler materyalistler ve benzerleri.
Kuranda cok sey var ama bu bize hitap ediyor
Bize kuran hikayesi okumaya devam ediyorsunuz. Kuranda ne var ne yok Allaha şükür çok çok iyi biliyoruz.
Bosverin Kuranı . Bize hikaye okumayın. İnan inanma bu hiç umrumuzda değil sorunumuzda değil. Ama azıcık arap yazısı okuma ile Kalkıp ta Kuran ahkamı kesmeye kalkmak maskaralıga yakın bir eylem.
"Kur'an okurken güldüğümü söylemem"
Okudugunuz anlıyor musunuz gercekten
Ne demek istediğimi anlayamamıssınız
Ben de gülümserim.O sizin bildiginizi iddia ettiğiniz olguları da biliriz. Siz değerlendirmeden önce 1400 senedir degerlendirilen bilinen hususlardır.
"ısrarla niye insanları aptal yerine koyduğumu söylediğinizi anlayamıyorum."
Biz neye inandıgımız biliriz
neye inanmadıgımızı da cok iyi biliriz :))
Külahım da bilir neyi ciddiye almam gerektiğini.
Aptal yerine koyulmak mı
Evrimciler mi bizi aptal yerine koyacak :))))))))))
Bu arada evrimi eleştirenler ancak evrimden hiç anlamayanlardır paranayosına kapılmayın. Bu ancak teselli olur.
Müslümanların Kuranı duvara asıp okumadıgını okununca kızdıgını Kurandaki temsilleri ve hikayeleri bilmediğini bunları sizin orjinal olarak buldugunuzu sabnıyorsunuz:)))
Müslümanlar sadece acıp bir kaç tane mücadele ayetini okuyup ta ondan dolayı terör işliyor demek :)
Bunu sadece ve sadece işi gücü kuranı eleştirmek olan paranoyaklardan başka kimse iddia etmiyor
Üstelik Müslümanların bulaştıgı şiddet (terör değil) olaylarıyla da Kurandaki ayetlerin alakaso yok. Çoğu zaman hayatlarında kuranı anadillerinde okumaıs tipler bunlar.
Kuranı kutsama konusunu anlayamamıssınız
Kuran okunmak içindir kutsanıp da duvara asmak için değil. Tüm ömrüm bunu insanlara anlatmakla gecti.
Tüm materyalistlerin anlayamadıgı husus su. Meal okuyunca müslümanların dinden cıkacagını sanıyorlar kendileri gibi :))))( külah devrede)
Oysaki oryantalistler de Kuranı çok iyi bilirler hem de öyle azıcık arap yazısı ile değil.Okudum keşfettim buldum evreka:)
Oysaki herkese en azından meal okumayı tavsiye ediyoruz.
"şimdi bunları bir paranteze alıp sizin satır aralarından gizli kahkahalarınıza bir kahkaha da biz atalım: insanların ellerinde sürekli olarak binlerce ayeti okuyarak üzerinde düşünerek gezdiklerini ya da gezmeleri gerektiğini mi sanıyorsunuz?"
satır aralarından kahkaha atıyorum ben de
materyalistlerin tüm yorumlarına bayılıyorum.
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: July 13, 2006 12:58 PM
Nuri Bey,
Bence lafi gereksiz yere uzatiyorsunuz, buraya yazilan hersey kompozisyon harikasi olacak diye bir kaide yok.
Soylediklerinizdeki ana fikirleri cikarmaya calisiyorum:
1. Kuran yorumca aciktir, yorumlanabilir, tespitimizi kabul ediyorsunuz. Ancak, bu yorumlar arasinda bir hiyerarsi vardir diyorsunuz. Bu isin ilmini yapmis insanlarla, yapmayan insanlar arasindaki yorumlar ayni kefeye konamaz diyorsunuz. Tamam kabul, ama bu isin ilmini yapmis insanlar arasinda da yorum farkliliklari oluyor, ornegin Turan Dursun, Bahriye Ucok ilahiyat okumus kisilerdi. (Asli Hanim, bu noktada onlari olduren teroristleri de objektif olarak kiniyor eminim). Demek ki yorumlamalar, bu isin ilmini yapmis kisiler arasinda da, radikal bir sekilde farklilik gosterebiliyor. Bu bizim soyledigimiz sonucu degistirmez, ister isin ilmini yapmis insan yorumlasin, ister Kuran'i ilk defa acip okuyan biri yorumlasin, kavramlar yoruma aciktir. Yorumlar, ozunde o kitabi kutsal bulan insanlarin vicdanlarina kalmistir, isteyen cinayet isleyip cennete gidecegini dusunur, isteyen karincayi bile incitmemesi gerektigini dusunur.
2. Kuran'dan iktisadi hayata dair cikarilacak degerlendirmeler 7. asirdaki mekke ve medine toplum yapisinin isiginda ele alinmalidir diyorsunuz. Iktisadi hayati bu isin icine katmissiniz da, toplumsal hayati, giyim kusam adetlerini, kadin erkek iliskilerini vs. vs.'yi neden bunun disinda tutmussunuz anlamadim. (aslinda anladim da anlamadim!). Demek ki, yorumlarin pek cogu 7. asirdaki mekke ve medine toplumundaki insanlari baglar bizi baglamaz, bunu siz de kabul etmissiniz:
""Yani şu an Kur'an'a göre Buda heykeline tapanların imha edilmesi farzdır!"
bu çok komik bir iddia olarak kalmaktadır. nedenini yukarıdan göremiyorsak ben Lincoln köprüsünden siz de boğaziçinden atalım kendimizi..." (Nuri Saglam).
Nuri Bey, dunya zaten karismis durumda, israil Lubnan'a girdi, durum hic is acici degil, bir de kendini Lincoln koprusunden atan bir Turk'un haberlerini okumayi istemem gazetelerden, ama su yorumunuzu bir dusununuz. Hal boyle ise, Kuran'daki orneklerin cogu, bizim bugunku yasantimizi baglamaz. Kuran'dan cikarilacak ve bizi baglayacak yegana mesajlar, evrensel ve zamandan bagimsiz ahlak anlayisina iliskin mesajlardir. Bilmem anlatabiliyor muyum?
Yazan: Beyaz Tarih: July 13, 2006 05:56 PM
Kurnaz laikcinin sifreleri
Arkadaslar,
Bati’da Frankenstein ruhlu insanlar icin kullanilan “evil genius” (seytani deha) bence bir oxymoron (zitliklarin tevhidi) dir. Cunki benim anladigim deha sadece IQ testinde olculebilen . Ahlaktan arindirilmis IQ deha degil aptalliktir benim kitabimda. Simdi Batililar guya bunu tamamlamak icin EQ (Emotion Quotient) diye sacma bir terim ortaya attilar. Benim bahsettigim bu da degildir. Bence deha seytani olamaz. Seytani olan aptaldir.
Burayi ziyaret eden cok laikciler, kendi ailesinin, yakinlarinin toplumunun butun degerlerine nefret sergileyen tipler gorduk. Bunlarin bir iki ust modellerini medyada, akademide ve kurumlarda goruyoruz. Bu gozlemlerden sonra benim “entellektuel laikci goren varmi” soruma Metin Bey (the –Poor) “laikci entellektuel oxymorondur” seklinde cevap vermisti. Ve Demirkan Efegil tesrif etti. Daha ilk yorumlaindan herhalde laikci entellektuel varsa prototip bu olmali dedim.
Sibel Fidel, Sezgin Kiroglu, Ataman Ertugrul gibi zirvalarla girmiyordu soze. Uslubu kibar, metodu felsefi anlaizlerle baslayip okuyucu uzerinde makul, analitik dusunen adam intibasi birakip despotlugunu, ABD-Israil Inc propigandistligini, “bize” ait olan butun degerlere karsi verdigi savasi kamufle etmekti. Kendisine verilen ilk tepkilerden bu goz boyama ustasinin bunda bir nebze basarili oldugu da soylenebilir. Gerci Fan-club’i uyeleri zaten t