« Kur'an Hakkında Cehalet Sorunu | Ana Sayfa | İzninizle... [İsrail, Zımmilik, Teizm, Hümanizm, vs.] »
July 12, 2006
'Hür Kürtler'in Yanıldığı Yer
[12 Temmmuz 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
Kürt hareketinin ünlü isimlerinden eski bayındırlık bakanı Şerafettin Elçi, geçtiğimiz hafta sonu düzenlediği bir basın toplantısıyla "Hür Kürtler Grubu"nun kuruluşunu ilan etti. Bu yeni grubun PKK'ya mesafe koyması ve teröre karşı çıkması olumlu bir tutum. Ama görünen o ki "Hür Kürtler"in de henüz kendisinden hürleşemedikleri bazı yanlış fikr-i sabiteleri var.
Bunun başında federasyon talebi geliyor. Sayın Elçi, "Kürt sorununa en adil ve kalıcı çözümün federatif devlet olduğunu" savunmuş ve örnek olarak da Irak'ı vermiş. Ama hem argüman yanlış, hem de örnek. Bunun nedenlerini "Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek" adlı kitabımda ayrıntılarıyla ortaya koymuştum. Burada özetleyeyim.
Federasyon Neden Olmaz?
Sayın Elçi'nin istediği federasyon, "etnik federasyon" olsa gerek. Bu durumda Türkiye'nin belirli bir bölgesini "Kürdistan eyaleti" olarak tanımlamak gerekecek. İyi ama Türkiye'de böyle bir bölge yok ki! Güneydoğu'nun belirli illerinde kuşkusuz Kürt vatandaşlar çoğunlukta, ama bölge homojen bir Kürt nüfusa sahip değil. Daha da önemlisi, Kürtlerin yarısından fazlası bugün Türkiye'nin batısında yaşıyor. Dünyanın en kalabalık Kürt kenti Diyarbakır, Van veya Hakkari değil, İstanbul.
Merhum Kürt aydını Orhan Kotan daha 90'lı yıllarda söz konusu nüfus realitesini kavramış ve "21. yüzyılda Kürt hareketi üzerine perspektifler" başlıklı İngilizce bir makalesinde şöyle yazmıştı:
"Otonomi ya da federasyon gibi fikirler [Türkiye'deki] Kürt bölgesindeki sıradan insanlar için pek bir şey ifade etmemektedir... Günümüzde Kürtlerin yüzde 60'ı, Fırat nehrinin doğusunda değil batısında yaşamaktadır ve bu insanların büyük kısmı asli yurtlarına dönecek değildir. Göç, gönüllü olarak yapılmış olsun ya da olmasın, probleme yeni bir boyut katmıştır."
Sayın Elçi'nin bu kritik sosyal gerçekliği görmeksizin Irak'a atıfta bulunması, çok yanlış. Irak'taki Kürt durumu Türkiye'dekine hiç benzemiyor çünkü. Oradaki Kürtler, ülkenin kuzeyinde, aşağıdaki Araplardan adeta cetvelle çizilmiş gibi ayrılmış bir hattın yukarısında yaşıyorlar. Türkiye'de ise tüm etnisiteler içiçe geçmiş durumda. Orhan Kotan bu yüzden, "Irak'taki Kürt toplumunun geleceği, Kürt Federal Devleti'ne verilecek uluslararası desteğe bağlıdır; Türkiye'de ise Kürt toplumunun geleceği Türk toplumunun kaderine bağlıdır" demişti. Ve federasyon taleplerine karşı çıkarak şöyle eklemişti: "Çözüm, yeni sınırlar çizilerek, binlerce insan bölünerek ve coğrafi hapishaneler yaratarak sağlanamaz."
Milliyetçi bir romantizmle "olsun, biz yine de federasyon isteriz" diyenler, sadece olmayacak şeyi istemekle kalmayıp, var olanı da baltaladıklarını fark etmiyorlar. Cumhuriyet'in başından bu yana bölünme endişesi yaşayan Türk toplumu, adında "Kürdistan" kelimesi geçen her proje üzerine biraz daha geriliyor. Bu gerilimin yükselmesi, Kürtlerin en meşru taleplerinin bile önünün kesilmesine neden olabilir. Kürt kimliğinin inkarı politikalarına dönmeyi hayal eden, "demir yumruk"lu günleri özleyenler için, Şerafettin Elçi'nin "federasyon" çağrıları mükemmel bir propaganda malzemesi olsa gerek.
Başta Ne Vaad Edildi?
Şerafettin Elçi, yaptığı basın açıklamasında bir de Milli Mücadele'ye değinmiş ve "Kürtler, kurulacak yeni devletin kendilerinin de devleti olacağı, devletin ortağı olacakları vaat ve umuduyla Kurtuluş Savaşı’na katıldılar" demiş. Burada kısmen haklı. Mustafa Kemal Paşa TBMM'yi açtığında "Meclis-i âlinizi teşkil eden zevat yalnız Türk değildir, yalnız Çerkes değildir, yalnız Kürt değidir, yalnız Laz değildir, fakat hepsinden mürekkep (oluşan) anasır-ı İslamiye'dir" demiş ve eklemişti: "Bu mecmuayı teşkil eden her bir unsur-u İslam... yekdiğerine karşı hürmeti mütekabile ile riayetkardır."
Ama Sayın Elçi'nin atladığı bir nokta var: Kurtuluş Savaşı’na katılan ve düşmana karşı kahramanca çarpışan o "çılgın" Kürtler, "federasyon" peşinde koşmuyor, Türklerle ve diğer "İslam unsurları" ile birlikte tek bir millet oluşturduklarını düşünüyorlardı. Avrupalılar Lozan'da kendilerini "azınlık" olarak kabul ettirmek için Türkiye'ye bastırdıklarında, Kürt liderler ve milletvekilleri bunu topluca reddetmişlerdi.
Sonraki dönemlerde yaşanan inkar ve baskı politikaları kuşkusuz Kürtleri mağdur etti; ama sadece onları değil, "Beyaz" olmayan tüm diğer Türkleri de mağdur etti. Bakın, hala bile bazıları "kamusal alan"dan itilmiş, üniversitelerden men edilmiş durumda.
Her mağdur kesime bir "federasyon" veremeyeceğimize göre de, hepsine tam özgürlük ve hukuk getirecek bir çözümde uzlaşmamız gerekiyor. Bunun adresi ise liberal demokrasi. "Hür Kürtler" yanlış adreslerden vakit geç olmadan dönüp, üniter Türkiye'nin demokrasi sürecini desteklemeliler.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: July 12, 2006 12:30 PM


'Liberal demokrasi' değil, 'halk egemenliği'.
Çünkü sorun 'ulusal egemenlik'te, 'cumhuriyet' kavramında değil.
Yazan: derinsular Tarih: July 12, 2006 03:57 PM
Tebrikler çok güzel ve net bir açıklama...çok ta akılcı...
Yazan: Hakan Akbulut Tarih: July 12, 2006 04:59 PM
ilk defa biraz uzlaştığımız bir yazı okuyorum herhalde mustafa akyol dan
biraz eklemem gerekirse bence Türkiye için en iyi sadece liberal demokrasi değil , sosyal hukuk devletini özümsemiş bir liberal devlet olmalı.
Hür Kürtler hareketine gelince,
ya lütfen biraz dengeli olsun bu siyasi isimler. kimse bu ülkede hakkını aramasın demiyoruz , örgütlenmesin de demiyoruz. isteyen alevi derneği kurar , isteyen kürt derneği kurar , isteyen fettullahçı derneğini kursun . örgütlensin , katılım yaratsın . ben bunların hiçbirinde sorun görmüyorum , aksine oldukça da gerekli görüyorum.
fakat siyasi örgütlenme , yani iktidarı amaçlayarak bir parti kurma konusunda aynı şeyleri söyleyemem. çünkü siyasi bir iktidar asla ve asla belli bir kesimin , etnik veya dini mertebenin eline verilemez. siyasi iktidar bütün kesimleri temsil etmeli , etme kapasitesine sahip olmalı. siz bugün kürt partisi kuracaksınız da ondan sonra diyelim ki iktidar oldunuz , eee ne yapacaksınız ? federasyon kurdunuz diyelim ki , etnik bir kürt partisi olarak balıkesir in bir Türk kökenli vatandaşlarının yanına gidip de biz sizin için de varız mı diyeceksiniz? fikri ne olursa olsun iktidarı amaçlayan bir siyasi parti bütün toplumun sesini yansıtabilmeli . örneğin bugün sağ eksenli akp tutup da bir sosyalist vatandaşa
- ben senin sorunun için ben iktidar olmadım demez , diyemez. istediği kadar görüşleri farklı olsun akp bütün toplumu kucaklama amacı ile orada . en baştan ben sadece sünni vatandaşları temsil ediyorum diyemez. ( ha malesef akp nin dediği başka yaptığı başka ya neyse ) en azından söylem seviyesinde , ya da yola çıkış noktasında bunu yapamaz.
bir de neymiş efendim pkk ile arasına mesafe koyuyormuş .oldu allah razı olsun. bir de koymasaydın istersen. gelin gör ki mesafe de ne mesafe . amaç federasyonmuş. sanki bugün pkk başka birşey söylüyor. ya allah aşkına üniter yapı bozulursa bunun arkası hiç mi gelmez. bu ayrımcılığı yaratan avrupa , bugün kürtler federasyonu kurduktan sonra , yarın geri kalan anadolu da bu kez alevileri kaşıyacak , laz vatandaşları kaşımayacak mı ? bunları etkileyebilirse bir müddet sonra başkaları da federasyon istemeyecek mi ? siyaset bilimi okumuş bir insan olarak üniter yapının bozulması Türkiye nin dağılması süreci ile eş anlamlıdır diyorum.
ayrıca , bu federasyon nasıl kurulacak sınırları felan ? gidip her ilde referandum mu yapılacak o ilin enik kökeni ni öğrenmek için. ya da tek tek evler mi gezilecek - söyle bakalım soyun sopun ne diye ?
bundan ala faşist bir yapılanma olabilir mi ? şimdi bu hür kürtler böyle sorulara şöyle cevap veriyorlar :
- e efendim belçika örneği var , isviçre var .
iyi de orası belçika burası Türkiye . aynı tarih mi söz konusu , aynı vatandaş mı söz konusu. dediğim gibi Türkiye için üniter yapının bozulması idam fermanından farksız birşeydir bence.
hem diyelim ki kurdunuz federasyonu , ee diğer illerdeki Ankara Konya buralarda da kürt yerleşimleri var. ya da Mersin , İstanbul , İzmir buradaki kürt vatandaşlar ne olucak ? ya da güneydoğu da ki Türk vatandaşlar ? yani ev ev soy sop sorma tüm Türkiye mi yapılacak ? ya da dev bir yurt içi mübadele mi olucak ?
lütfen bu hür kürtçüler saçmalamayı bir kenara bıraksınlar. eğer kürt vatandaşların sorunlarından bu kadar rahatsızlarsa burada en büyük sorunun üniter devlet yapısının bir parçası olmak değil , en büyük sorunun feodalite düzeni , pkk , ekonomik geri kalmışlık , eğitims,izlik olduğunu anlasınlar ve önce bunları çözmek ile uğraşsınlar. ama bunların niyeti bence kesinlikle kürt vatandaşaların refahı ya da ileri bir Türkiye değil.
Yazan: beagle Tarih: July 13, 2006 02:26 PM
bir başörtüsü mağduresi yaklaşık 9 senedir üniversite ortamında bu dışlanmışlıkla mücadele ederek okumaya çalışıyorum..üniversiteye örtülü olarak kabul edilip,bir buçuk sene sorunsuz okuduktan sonra birden sadece kıyafetten dolayı devlete karşı ihanetle suçlanıp soruşmalar geçiriyorsunuz..18 yaşındaki bir genç bu sorunlarla nasıl başedebilir?
bir anda o çok sevdiğiniz okulunuzda hocalarınız arkadaşlarınız size garip bir yaratıkmış gibi bakmaya başlıyor..dindarlık adına tavizsiz şekilde başın açılamayacağını söyleyenlerle sizi rejim için tehlike olarak görenlerin ezici baskısı altında kalıyorsunuz..biryandan dersler devam ediyor,başlayan sınavlar..diğer yanda hiç daha önce bilmediğiniz başağrıları,çatışmalar ,isyanlar ve çevreden yavaş yavaş kopuş..insanları sevmeme ve güvensizlik piskolojinize hakim olmaya başlıyor..ve bu değişimi siz bir gün içinde alınan bir kararla yaşamaya başlıyorsunuz..bir ön hazırlık yok..duruma kendinizi adapte edecek zamanınız bile yok..
bu kadar derin boşluğa düşürülmüş gençleri kullanmak için fırsat bekleyen birsürü insanlar çıkıyor meydana..devletine hizmet etmek hayırlı bir vatandaş olmak için üniversiteyi seçen bir genç bir anda yanlış politikalardan dolayı devlet düşmanı bile olabilir.(çok şükür ben erken dönemde sevmeyi öğrendiğim için nefret kalbimde yerleşmedi.)
burda yaşananları anlatmak ve özetlemek çok zor..ben bir türküm....çok milliyetçi bir ailenin içinde yetiştim..aynı zamanda dindar bir aile..annem ve babam ikiside öğretmen..devlete hizmet etmiş insanlar..
başımı kendi isteğimle örttüm ve bu benim için çok önemli..inanç özgürlüğü çerçevesinde demokratik hakkım..bundan dolayı dışlanmamalıyım..kimse bana yaratık gibi bakmamalı..sorun kürt veya türk kökenli olmak değil..sorun demokrasi sorunu..
bir türk olarak mail adresimdeki ismim rojda..kendi çapımda dışlanmışlığa bir tepki..her kesimin ve dışlanan herkesin ızdırabını paylaşmak adına...
Yazan: ELİF Tarih: July 13, 2006 03:08 PM
dtp kapanacak.baktılar boyle olmuyor,biraz daha yumusak ve yavas gidelim dediler.
batı toplumları sınırları kaldırıp birlestiler.
dogu toplumları araya nasıl sınır koyarız diye bakıyorlar.
sınır koydurmaya calısanlar ise yine batı toplumları.
cok buyuk ve acımasız oyunlar,cok.
allah hepimize kolaylık versin.
vatana millete zeval vermesin.
ey kurt kardeslerim bizlere,sizlere akıllı olmak duser.
kurt'dun turk'ten baska dostu olmaz.bunu bilesiniz.
turkiye'nin siyasi ve ekonomik olarak kuzey ırak'a girmesi gerekir.
kuzey ırak'taki kurt liderleri amerika tarafından uyutuluyor ve kullanılıyor.amerika'nın isi bittiginde yuzlerine bile bakmaz.ama biz bu cografya'da her zaman varız.
ortadogu'da kan ve goz yası dinmiyor.bunun daha kuzeye cıkması kimseye fayda saglamaz.
musluman toplumların kaderi,kan gozyası,ayrılıkcılık,yobazlık ve akılsızlık olmamalı.
musluman toplumları sınırları kaldırmalı.birlik olmalı.akıllı olmalıdır.ancak bu sekilde dunya'ya sesimizi duyurabiliriz.
Yazan: bercenay Tarih: July 14, 2006 12:19 AM
neden nasıl yaşamak istediklerini kürtlere sormuyoruz... o olmaz bu olmaz ... ne olur peki... nasıl kendilerini ifade edecek bu insanlar... ayrıca nüfusla ilgili tespit yanlış çünkü gittim gördüm ki doğuda asker polis ve devlet memurlarından başka türk yok. oralarda tarihsel olarak kürtler yaşıyor.. daha fazlasının istanbula göçmüş olması birşeyi değiştirmez. illa fedarasyon olsun demiyorum ama bırakın buna kürtler karar versin...
Yazan: yiğit doğan Tarih: July 14, 2006 10:20 AM
Yiğit Doğan
Dünyada halklar vardır,milletler vardır bir de lider milletler vardır.Türk milleti hep lider millet olmuştur.Lider millet tarihe ve inançlarına ve birikimlerine karşı sorumludur.Geçmişte arap ve filistinli kardeşlerimize de aynı oyun oynanmış ve seçim hakkı arkadan kurşun sıktırılarak tanınmıştı,bugün de aynı şeyi kürt kardeşlerimize yapılmak isteniyor.
Filistin e bakın Gazze şeridi 30 yıl sonra Musul olacak,Kerkük olacak.
Tarihi sorumluluklar mı önemli yoksa bugün kü tembelliğimiz mi?
Yazan: salih Tarih: July 14, 2006 04:04 PM
Yiğit Doğan
sanırım üniter devlet veya merkeziyetçiliğin ne anlama geldiğini tam bilmiyorsunuz , çünkü sözlerinizden öyle anlaşılıyor. Anayasamızda belirtilen bu ilkelere göre yerel yerinden ve hizmet yerinden yönetimin yetkileri dışında kalan idari işlemler merkez tarafından yapılır.
üniter devlet ilkelerine göre kararlar merkez tarafından alınır. merkezi yönetim ise karar verme yetkisini milli iradeden alır.
öyle sizin hayal kurduğunuz gibi bu yurdun herhangi bir birimde yapılacak herhangi bir işlem bu kadar dayanaksız önermeler ile yapılmaz.
yani bir yerde federasyon kurulacak ise buna o bölge değil bütün yurt karar verebilir.
Yazan: beagle Tarih: July 20, 2006 11:30 AM
Sayın Beagle
Anayasımız dediğiniz şeyi kim kabul etti,halkoylamasına sunuldumu ki siz ona anayasamız diyorsunuz o anayasa bu ülkede yaşayan tüm kesimleri,inançları temsil ediyor mu?hayır etmiyor o zaman benim ya da baskasının söyleyecekleri buna uygun olamyabilir ve bu durumda sizin; onu referans göstererek söylediğiniz ya da söyleyecekleriniz beni bağlamayabilir çünkü bu anayasa için ne ben ne babam ne de benimailemden başka biri oy kullanmadı.
Yazan: ozan Tarih: July 25, 2006 05:55 PM
ozan
pardon ama mevcut anayasaya göre davranma zorunluluğu başka şeydir anayasayı eleştirmek başka şeydir.
ikisini birbirine karıştırmayın.
örneğin bir kanunu beğenmezsiniz. ama bu sizin o kanuna uyma zorunluluğunuzu değiştirmez.
yani şu an birisi çıkıp da anayasamıza uymayan birşey yapılsın diyemez. ama anayasa değişmeli diyebilir. ben de anayasamızda birçok eksiklik buluyorum. en başta dokunulmazlık ve HSYK gibi organlar mesela. ama ben tutup da hakimleri direkt cumhurbaşkanı atasın diyemem , değil mi ?
yasalara uyma zorunluluğu ayrı birşey eleştiri ayrı şeydir. O nedenle bugün birisi çıkıp da federasyon kürt vatandaşlarımız karar versin gibi hukuk dışı bir öneri de bulunamaz.
ee peki anayasanın beğenmediğimiz durumları ne olucak ?
tabiki anayasa değiştirilebilir. burada anayetki meclisindir. anayasada da nasıl değişeceği yazmaktadır. yani ben dokunulmazlık kalksın istiyorsam bunu genel seçimlerde yetki verdiğim milletvekilleri ile çözebilirim. ve bu nedenle dokunulmazlık kaldırılması için söz verip de sözünü tutmayanlara kesinlikle oy vermeyeceğim , insanlara vermemeleri için telkinlerde bulunacağım mesela. hele hele bu sözü verenler tutup da dokunulmazlık kalkacaksa herkes için kalkmalı , aksi takdirde ben kaldırmam diyerek kıvırınca insan gerçekten delirmek istiyor. maden öyle keşke sözünü seçim zamanı ' eğer herkesin ki kalkarsa ben de milletvekili dokunulmazlığını kaldırırım 'diye verselerdi ,değil mi ?
mevcut anayasamıza gelince , emin olun benim ailem de renkli oy pusulası kullanılması gibi demokrasi dışı olan anayasa oylamasında evet diyen %92 çoğunluğun dışındaki azınlıktandı. eğer içinize sinmeyen bir anayasa var ise bunun hesabını beni eleştirerek değil de bugün o anayasaya evet oyu basmış olan %92 ye sorun isterseniz.
evet bugün bu anayasa evet diyen 82 kuşağına seslenmek istiyorum:
bugünün Türkiye si ne özal'ın , ne demirel'in , Ne aydın doğan ın , ne çiller in , ecevit in ya da erdoğan ın eseridir. Bugün bu ülkenin vaziyetinin ilk sorumluları bence evet diyen sizlersiniz.
Yazan: beagle Tarih: July 27, 2006 02:36 PM
sayın Beagle,
kesinlikle bi çok yerde haklısınız ve size katılmamak elde değil fakat bu tuhaf bi durumu da ortaya cıkarmıyor mu?yani hem bu anayasada beğenmediğiniz,eleştirdiğiniz maddeler olacak hem de elim kolum bağlı diyiceksiniz ve buna uyma zorunluluğu taşıyoruz diyiceksiniz.ya bunun bi yolu yok mu?hiç bi hükümet verdiği sözü yerine gitirmiyor.ne olsa hemen mevcut anayasaya göre böle böle deniliyor ya neden bu anayasa benim elimi kolumu bağlıyo 82 zihniyetinin cezasını neden ben çekiyorum bu durumun değişmesi için yeni bir darbe mi gerekiyor.neyse sevgiler&saygılar
Yazan: ozan Tarih: July 27, 2006 10:37 PM
evet ben de size bir çok konuda katılıyorum , ama şunu da belirtmek isterim ki anayasanın bütün kısımlarına da karşı değilim. elbette bana göre değişmesi gereken yerler mutlaka var ama genel haliyle o kadar da yadırgadığımı söyleyemem. konumuz olan mesela üniter devlet yapısı kesinlikle korunmalı bence.
demokrasilerde yasama gücü seçilmiş meclistedir. ve yasama değişikliğinin yolu genel seçimlerden geçer dolayısı ile. e peki biz neden bu cezayı mı çekiyoruz. bunu ilk başta iktidara oy vermiş insanlara sorabilirsin mesela. peki bunun çözümü yok mu ? var . haketmiş bir siyasal partiyi seçmek. eminimki siz de benim gibi düşüneceksiniz ve bugün ben böyle bir siyasal parti göremiyorum diyeceksiniz. evet kesinlikle haklısınız . ee peki ne olucak . meclis yolu da mı kapandı mı bize en baştan. işte ben burada doğru amaçlar için yanlış yollar izlenmemeli diyorum. meclis e düşüncenizi iletmenin tek doğru yolu sivil örgütlenmeden geçer , siyasal parti veya başka şekilde. evet şimdi de sivil bir örgütlenme nasıl olucak , adamın başını eziverirler hemen diyeceksiniz. ama bu iş en başından hiç değilse çalışma ile yapılabilir. bu uğurda verilen mücadeleleri bir çok ülkenin tarihinde görebilirsiniz. seçim meselesine söylenecek çok ama çok söz var ama siz de takdir edersiniz ki nereden başlasam !!!
ikinci olarak bir de insanın kendi üzerine düşen görev vardır , o da vazifeni en iyi şekilde yerine getirmektir.
küçük bir hikaye :
orman yanmaktadır ve bütün hayvanlar korku ile kaçıyor ya da hiç brişey yapmadan üzülerek yangını izliyorlardır. bu esnada bir serçe gagasına su alıp yangına dökmektedir sürekli ve sorarlar tabiki serçeye senin gücün yetmez ki bu yangını söndürmeye. serçenin cevap nettir:
ben en azından elimden geleni yapıyorum.
ben bu hikayeye katılıyorum , ve üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum ve yaptığıma aptallık diyeni de pekala anlayabilirim. ama ben böyle düşünüyorum. ve bu nedenle elimden geldiğince okumaya çalışıyorum. insanlarla tartışmaya çalışıyorum . seçim zamanı insanlara elimden geldiğince iktidarın verdiği zararlardan bahsediyorum. örneğin 5102 sayılı bursları KYK çalışanlarına dağıtan yasadan bahsediyorum insanlara. 2005/9670 sayılı şeker pancarı üreticisinin caına okuyan ve tamamen Cargill şirketine hizmet eden bakanlar kurulu kararını anlatıyorum. bunlarla da bitmiyor emin olun. sağolsun iktidar elimize bu konuda çok malzeme veriyor. sayelerinde Cumhuriyet tarihimizin o kadar çok ilkini yaşadık ki .
ikinci olarak bu ülkede işlemeyen bir demokrasi var , orta sınıfı ve tarım kesimini hiç bir şekilde temsil edilmediğini düşünüyorum. konumuz olan asıl güneydoğu meselemizde sorun daha da büyük bence . bu yöremizde kesinlikle kalkın istediği insanlar malesef seçilmeiyor. sakın barajdan bahsettiğim sanılmasın. demek istediğim husus hala kırılamamış olan feodalite ve tarikat düzenidir. halk malesef aşiret ve tarikati de dinlemek zorunda bırakılıyor çünkü hiçbir şekilde kendi ayakları üzerinde durma şansına sahip değiller.
işte bu nedenle daha önceki bir yorumumda belirttiğim gibi eğer bu sitede bir demokrasi ve siyasi temsil mekanizmasını konuşacaksak buna demokrasimiz için en büyük sorun olarak gördüğüm aşiret ve tarikat düzenlerini tartışmak ile başlasak nasıl olur ?
Yazan: beagle Tarih: July 28, 2006 10:38 AM
Selamlar...
Yorumları okudum...Sayın Beagle'in yorumunda bahsettiği konulara değinmek daha doğrusu kendi görüşlerimi belirtmek istiyorum:
- ben Sn Beagle bahsettiği, her siyasi partinin tüm ülkeyi kucaklaması, ülkedeki tüm milliyetlere, tüm mezheplere, tüm baskı gruplarına kısacası tüm insanlara hitap etmesi gerektiği hususuna katılmıyorum.
Demokrasi farklılıkların birarada yaşayabildiği rejimin adıdır. Farklı olan grupların her birine hitap eden, özelde o grupların haklarını savunan siyasi partilerin varolması da normaldir, normal karşılanmalıdır. Elbette ki, bu hakların savunulması silahla, çatışmayla olmayacaktır, olmamalıdır.
Bazıları, böyle bir durumda ülkenin bölünmeye gideceğini düşünebilirler.Farklı İnsanların, grupların biraraya gelerek asgari müştereklerde buluşma suretiyle hazırlayacakları anayasa çerçevesinde hak ve hukuklarını korudukları bir düzende neden çatışma olsun ki? böyle bir düzende silahlı değil, ancak fikri çatışma olabilir ki bu da normaldir.
Ancak bunu söylerken, toplumumuzun henüz o demokratik kültür düzeyine ulaşamamış olduğunu da gözönünde bulundurduğum da, bahsettiğim düzenin en azından halihazırda Türkiye'de uygulanmasının da zor olduğunu biliyorum.
Türkiye'de federasyon kurulabilir mi? Sn Akyol'un da yazısında belirtildiği üzere çoğu açıdan zor görünüyor bu.Ancak federasyon fikri ortaya atıldığında ya da daha da basitçe Kürtlere daha geniş haklar verilmesi gerektiği ileri sürüldüğünde bazı arkadaşların "o zaman herkes ister, laz da ister, çerkez de" demeleri çok anlamsız geliyor.Birincisi, bu bahsekonu halklar bugün tamamen asimile olmuş, Türk entitesi haline dönüşmüşlerdir.Halbuki Kürtler öyle mi?İkincisi, Lazlar da Çerkezler de Boşnaklar da hiç bir yerde çoğunluğu teşkil etmezler.Toplasanız 100 bin laz, 1-2 milyon Çerkez bulmak zordur...Ama tüm ortadoğuda 35 milyon, Türkiye'de ise 15-20 milyon Kürt yaşamaktadır.
Dünyadadaki onlarca ülkenin nüfusundan fazla olan bu topluluk için bırakın bağımsız devleti, temel hakları fazla görmek ve asimilasyon politikalarını savunmak hangi insafa, hangi vicdana, hangi inanca, hangi demokratik düşünceye sığar, anlamak zordur.
Bazı arkadaşlar da PKK'yı öne sürmek suretiyle Kürtlerle ilgili demokratik açılımların önünü kesmeye çalışıyorlar.Şu bilinmelidir ki, PKK sebep değil bir sonuçtur.Acıdır ama PKK saflarında çarpışan insanların hemen hepsi Kürt'tür.Öyle Ermeni, sünnetsiz falan da değildirler.
Bunların sünnetli olup olmadıklarını kontrol etmek yerine, bunları dağa çıkaran nedenler üzerinde düşünmek gerekmez mi?1919-23 yılları arasında M. Kemal arkasında saf tutan Kürtler neden 1925-1930-38 yıllarında dağları mesken tuttular.
çünkü "Türkiye de Türk olmayanların tek hakkı vardır:Türklere köle olmaktır"(Mahmut Esat Bozkurt-ilk Adalet Bakanı)diyenlerin devri başlamıştır. Kendi destekleriyle kazanılan topraklarda inkar edilmeye başlanmışlardır.
Olaylara bakarken sadece sonuçlara bakarak değil, sebeplere de bakarak yargıya varmakta yarar vardır.Kimlikleri, dilleri, kültürleri inkar edilmeyen Kürtler neden isyan etsinlerdi, neden bugün federasyondan bahsetsinler?
selam ve saygılarımla...
Yazan: Vesna Prishla Tarih: July 28, 2006 01:42 PM
KÜRTLER, PKK YÖNETİMİNE HESAP SORUYOR!..
PKK’nın gerçekte ne yapmaya çalıştığını, kimlere hizmet ettiğini anlattıkça, örgüt içi infazlara ve Kürtlere yönelik cinayetleri birer birer ortaya çıkardıkça, PKK yönetiminin “şiddet yoluyla sorunları çözemeyeceğini, gerçekten Kürtleri düşünüyorsa, gerçekten sorunların çözümüne katkı sağlamak istiyorsa koşulsuz silah bırakması gerektiğini” ısrarla yazdıkça, örgüt yöneticilerinin Avrupa’da uygulamalarını gündeme taşıdıkça, elektronik posta adresime PKK’da yönetimi ele geçiren çete mensuplarından küfür ve hakaret dolu mektuplar gelmeye devam ediyor. (Ancak, çok sayıda PKK mağdurundan da, hatta örgüt yandaşından teşekkür mektupları aldığımı da belirtmek istiyorum.)
PKK yönetimi, gerçeklerin hiçbir zaman gizli kalmayacağını ve bir gün mutlaka hesap soran birilerinin çıkacağını unutmamalı.
Bugün Kürtler PKK yönetimine yüksek sesle soruyor:
Faruk Bozkurt, Engin Sincer, Siphan Badoshiva, Kemal Güneş, Hikmet Fidan, Kani Yılmaz, Sabri Tori, Veli Çat, Yasin Kanat, Viyan Soran, Berzan Düre, Hisen Mehmud Ebas, Mahmut Arda, Sema Yıldız, Aydın Şahin, Sevim Adıbeli, Sedat Bayraktar, Levent Büker, Mustafa Yaygır, Mustafa Günaydın, Murat Bayun, Nazime Adtürk, Yücel Zeydan, Salih Tatoğlu, Abdurrahman Öz, Bilal Dilek, Özcan Koyuncu, Atilla Kanda, Şeyhmus Erden, Mehmet Şener… Aslında liste uzun… Yıllarca örgüt için mücadele eden bu kişiler, örgüt içi hesaplaşmanın kurbanları… Ölüm talimatını verenler ve uygulayanlar kimler? PKK yönetiminin şiddet politikasını eleştirdikleri için öldürüldükleri doğru mu?
Abdullah Öcalan için kendini yaktığını iddia edilen Viyan Soran, yoksa örgütün bir kurbanı mı?.. (Gözden çıkarılan ve ‘kayadan düştü’, “köpekten korktu kendini attı’, ‘psikolojik bunalımdaydı’, ‘kaza kurşunu’ diye açıklanan diğer infazlarda olduğu gibi…)
Alman bilim adamı Tobias Perschke’den ne istediniz peki?.. Bilime katkı sağlamak için dağlarda ot toplayan bir bilim adamı sizi niye rahatsız etti ki?.. Perschke, Osmaniye’de Zorkun Yaylası’nda araştırma yaparken Amanos grubuna bağlı olarak bölgede faaliyet gösteren PKK mensubu Hejar Çelik tarafından öldürüldü mü öldürülmedi mi?
Murat Karayılan’ın, Avrupa’daki muhalif Kürtler için bir “ölüm listesi” hazırlattığı, listenin uygulanması için Canan Kurtboğa ve Çukurcalı Behzat’ı görevlendirdiği, listede yer alan Kemal Kara’nın son anda tetikçilerin elinden ağır yaralı kurtulduğu, Rıza Altun ve Cemal Uçar’ın infaz korkusuyla Avrupa’da sürekli tur attıkları doğru mu?
Rusya’daki Ayntav Kürt Evi’nin Başkanı olan Tambov İli Duması Milletveki Cemal Çatoyeviç Şamoyan’ın da ölüm listesinde adı var mı? Son Kongre’ye gelmesi, ancak bekletildiği için Irak’tan ayrılması öldürülmesi için yeterli bir sebep mi? Yoksa Rusya’da istediği gibi at oynatamayan ve Karayılan’ın adamı olarak tanınan Mehmet Eşiyok’un, infaz kararının alınmasında bir parmağı olabilir mi?
Süleyman Soğan’ın oğlu Hakan gibi, Avrupa ülkelerinden kaçırılarak Irak’a götürülen binlerce çocuğa ne oldu? İngiliz muhabirin kız çocuklarına örgüt sorumlularınca tecavüz edildiği yönündeki haberi gerçek mi? Birleşmiş Milletler ve İsveç Çocukları Koruma Örgütü “Radda-Bamen”in yayınladığı raporlarda “PKK, 1999-2005 yıllarında 5 bin civarında çocuğu kaçırıp, eğitim kamplarında ideolojik/silahlı eğitim verdi. İsveç, Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Suriye, Yunanistan, Türkiye, Irak, Ermenistan ve İran’dan kaçırılan bu çocuklar, örgütün silahlı eylemlerinin yanı sıra, kadro temini ve uyuşturucu satışında da kullanılıyor” deniliyor. PKK yönetimi bu raporu yalanlamayacak mı, yoksa yalanlasa da kimseyi ikna edemeyeceğini mi düşünüyor?
Kürtlerden toplanan paralar, Roj TV’nin reklam gelirleri örgüt yöneticilerinin Avrupa ülkelerindeki gizli hesaplarına aktarılıyor mu? Dağdaki kadrolar aç sefil yaşarken, Avrupa ülkelerinde boy gösteren örgüt sorumluları nasıl bir yaşam sürdürüyorlar? Avrupa’dakilerin yaşam standartları nedir? Mesela ne tip arabalar kullanıyorlar, nasıl evlerde kalıyorlar, marka olmayan kıyafetler ve ayakkabı giyiyorlar mı?
Özgür Politika gazetesi sorumlularından evli Cemal Uçar, gazetede muhabir olarak çalışan genç bir kızla gayri meşru ilişki yaşıyor mu? Suzan Samancı-Aydın Dere, Ayşe Kartal-Sedat Günay, Nigar Yıldız-Mehmet Tanboğa arasında yaşananlar ile ilgili olarak basına yansıyan “cinsel skandal-ahlak dışı ilişki” haberleri doğru mu? PKK’dan kaçmayı başaran 35 kadından biri olan 29 yaşındaki Dilaram’ın, Kandil Dağı’nda bayan kadrolara tecavüz edildiği, hamile kalanların öldürüldüğü yönündeki açıklamalarına PKK yönetimi ne diyor? PKK’da yaşananlar, Necdet Buldan’ın “PKK’da Kadın Olmak”, Selim Çürükkaya’nın “Apo’nun Ayetleri” isimli kitaplarında anlatılanlar kadar insanlık dışı mı?
Rıza Altun Fransa, Muzaffer Ayata Almanya vatandaşlığına alındılar mı? Murat Karayılan, Cemil Bayık, Haydar Kaytan, Fehman Hüseyin, Zübeyir Aydar, Duran Kalkan… Sırada kimler var?
Hemşehricilik halen örgüt içinde görevlendirmede belirleyici bir etken mi? Murat Karayılan’ın Türkiyeli, Fehman Hüseyin’in Suriye ve İranlı kadroları yanına çekerek, örgüt liderliği için savaştıkları, Abdullah Öcalan’ın gözden çıkarıldığı, sadece figüran olarak kullanıldığı doğru mu?.
Neyse, soruların sonu gelmeyecek… PKK yönetimi, bu sorulara ne cevap verecek bekleniyor…
Nail Amudi
Nail_amudi@hotmail.com
Yazan: nail amudi Tarih: July 31, 2006 03:09 PM
Ben bir Türküm. Doğu da görev yaptım. Türkler şöyledir ya da Kürtler böyledir şeklinde genel yargılara ulaşmak çok zor. Doğu'nun ve Güneydoğu'nun tamamen Kürt olduğunu iddia etmek de bana çok mantıklı gelmiyor. Hakim unsur Kürt olmakla beraber Arap da var, Türkmen de var diğer anasırda mevcud. Kürtlerin büyük bir çoğunluğunun Fırat'ın batısında yaşadığı da bir realite. Şimdi Fırat'ın batısındayım. Kürtlerin yoğun olarak meskun olduğu bir mahallede oturuyorum. Mahallede Diyarbakır'lı ve Mardin'li Kürt asıllı T.C vatandaşlarımız çoğunlukta. Çok çocuklu büyük aileler. Çok çocuklu olmak onlar için önemli bir güç göstergesi. 12 oğlu olan Diyarbakırlı bir vatandaşımız gayri resmi olarak yola zincirleme seyyar manav tezgahları kurmak süretiyle geçimini sağlamakta. Kendisini uyaran görevliyi on iki oğlundan aldığı güçle tehdit etmekle meşgul. Eğitimi beyhude bir uğraş olarak görüyor. Kısa sürede zengin olmanın hayallerini kuruyor. Güdük çeteler güvenlik açığı sayesinde iyice palazlandı. Mahalle karakolundaki köstebekler sayesinde terör estiriyor keratalar. Çetelere müteallik şehir magandaları geçenlerde arabayla hızla sokağımızda seyri sefer ederken rastgele açtıkları ateş neticesinde annemi kaybedebilirdim. Ucuz atlattık. Neyse uzun lafın kısası. "KÜRTLERLE BİR ARADA YAŞAMAK İSTEMİYORUM"
Yazan: adnan Tarih: August 1, 2006 02:05 AM
sayın elçiye katılıyorum başarılarının devamını diliyorum.devlet pkk yı bitirmek istiyorsa şerafettin elçiyi desteklemeli birlikte çalışmalılar.
Yazan: ahmet Tarih: August 2, 2006 02:18 PM
federatif bir türkiye hem kürde hem türke huzur getirir ve en önemliside barış sağlanıp akan kan durur.
Yazan: selattin Tarih: August 5, 2006 04:24 PM
hür türk'lerin yanıldığı yer!
eğer türkler yanılmaz diyenlerdenseniz bu yazı size göre değil...
ama bakın nasıl yanılıyorlar hep beraber bakalım. 9 ağustos tarihli hürryet gazetesinde ertuğrul özkök'ün deniz baykal ile yaptığı mülakata bi bakalım.. ne diyor siyaset bilimi doçenti baykal; Ayrı bir etnik kimliğin varlığının kabul edilmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin Türk ve Kürtlerin birlikte kurduğu cumhuriyet sayılması gibi sonuçlara varılıyor. işte aynen böyle diyor.. ey millet şimdi bay akyol'a şunu sorabilir miyiz? Hür kürtlerin yanıldığı yer aslında hür türklerin kendilerini mutlak doğru saydıkları yerin ta kendisi değil midir. ve insaf ve izanla şunu diyemez miyiz? siyaset bilimi doçenti ve ana muhalefet lideri baykal'ın bu söylediklerinden sonra hür kürtlerin neden federasyon talep etmekte makul gerekçeye sahip olduklarını..
neyse acele miz yok.. sayın akyol ve baykal' ı izlemeye devam...
Yazan: julien Tarih: August 9, 2006 12:07 PM
Sayın Julien,
Bu konuda yazdıklarınızı -bu siteye yazılan her yorum gibi- takip ediyorum.
Yorumlarınızdaki turarsızlıklara girmeyeceğim ama son yorumunuzda Baykal ile Akyol'u "Kürt sorunu" konusunda aynı kefeye koymanızı şaşkınlıkla karşıladım.
Buradan şu sonuç çıkıyor: Ya Akyol'un kitabını okudunuz ama hiç birşey anlamadınız.. Ya da okumadan beylik, ezbere etiketler yapıştırıyorsunuz.
Hangi şıkkın daha vahim olduğuna siz karar verin artık..
Saygılar..
Yazan: Suat Öztürk Tarih: August 9, 2006 01:45 PM
ben julien
bay suat öztürk, eskiler usul esastan önce gelir derlerdi. uslübunuzu hiç beğenmedim. eğer lisan-ı türki'yi layıki vechile kullanmak hususunda biraz daha gayret gösterseydiniz sanırım böyle kaba ve nezaketten uzak bir tarzınız olmazdı. buna benzer herhangi bir yorumununuzu tekrar edersiniz maalesef ve matessüf sizinle muhatab olmaktan imtina edeceğimi ihtar ederim.
izahten vareste keyfiyetleri izah gayreti beyhudedir ama olsun. yorumlarımı okuduğunuzdan emin misiniz? bu benim tek yorumum değildi. nerede tutarsızlık var lütfedin de söyleyin ama önce yorumlarımı okuyun.
saniyen; basit ve banal miliyetçilik tartişmaları yapmayacağım. Bay akyol'un iyi niyeti esasa müteallik değildir. ve ne yazik ki iyi niyet meseleri çözmeye de yetmiyor. siyaset bilimi doçenti ve Chp lideri baykal'ın söyledikleri elbette bemim için daha önemlidir..alıntı aynen şu;Ayrı bir etnik kimliğin varlığının kabul edilmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin Türk ve Kürtlerin birlikte kurduğu cumhuriyet sayılması gibi sonuçlara varılıyor. müesses nizam bunu emrediyor. peki bay akyol'a çözüm için mümkün olan şey nedir diye sorduğumuzda cevap vermiyor. muhatabı kim o da belli değil. kefe aynı kefedir diyen kim? hem sonra bu bay akyol'un da kusuru değil diyorum. artık bu basit ve yarasız ve gereksiz tartışmalardan sıkıldık. bu cumhuriyetin sadece türklerin oluğunu iddia edenlere sadece şunu söyleriz. evet haklısınız. işte hür kürtler bunu söylüyor. sizin niye zorunuza gidiyor bu! şimdi kalkıp zorla hayır bu cumhuriyeti beraber kurduk mu diyelim?
hangisi daha vahim ona da bay akyol karar versin!
saygılar.....
Yazan: julien Tarih: August 10, 2006 03:41 PM