« Diyanet, Doğru Yolda | Ana Sayfa | İngilizce Makale: 'Join The Dissent From Darwinism' »

June 19, 2006

İngilizce Makale: 'Islamocapitalism'

Mustafa Akyol'un "Islamocapitalism: Is Islam compatible with the free market? A look at the historical experience of Islam toward business and profit-making" (İslami Kapitalizm: İslam serbest piyasa ile uyumlu mu? İslam'ın işe ve kar etmeye yönelik tarihsel tecrübesine bir bakış) başlıklı makalesi, Tech Central Station adlı popüler düşünce sitesinde yayınlandı. İslamiyet'in özel mülkiyet ve miras hakkını kabul eden ve dahası serbest ticareti teşvik eden geleneğinin serbest piyasa ekonomisine uygunluğunu açıklayan Akyol, Kuran'ın sosyal adalete yönelik vurgusunun da sosyalist bir devlet anlayışına değil gönüllü hayırseverlik esasına dayandığını vurguluyor.

Makalede bazı çağdaş Müslümanların "kapitalizm" kavramına karşı duydukları tepkinin, çoğunlukla kültürel materyalizm ve ahlaki dejenerasyon üzerine yoğunlaştığı, oysa bunlardan bağımsız, ahlaki değerlere sahip bir kapitalizm anlayışı olabileceğinin ve zaten olduğunun altı çiziliyor. Akyol'un daha önceki "Kapitalizm Gerçekten İslam'a Uymaz mı?" başlıklı Türkçe yazısında da benzer görüşler ifade edilmişti.

Yazan: WebMaster Tarih: June 19, 2006 02:48 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Mustafa Bey,

Gene tipik Akyol uslubu ile berrak, bilgi urunu, argumanlari iyi desteklenmis bir makale. Ben ne eknomist ne ulema oldugum icin sadece gorebildigim temel felsefi farkiliklar uzerine birkac soz edecegim musadenizle. Bunda sadece bilgi yetersizligim degil sayenizde basima bela(!) olan "paralel bloglar" in payini da yadsimamak lazim. :)

Yazinizdaki "muslims who abhor capitalism confuse capitalism with materialism" -kapitalizmden nefret eden muslumanlar kapitalizmle materyalizmi karistiriyorlar-(mealen) ifadenizi okuyunca kendi kendime "herhalde ben de bu gruptayim" dedim. Bunda da yukarda bahsettigim ekonomik teoriler ve terminoloji konusunda yetersiz bilgimin rolu olabilir. Durum bu olunca benim gerek ekonomik gerek sosyal, politik teorilere yaklasimim "muhallebinin isbati yenildiginde anlasilir" sozundeki gibi pratik uygulamasi bazindaki bir degerlendirmedir. Dolaysi ile Bati kapitalizmi, serbest piyasa ekonomisi, ekonomik, sosyal liberalizmi degerlendirirken tabiiki bu kavramlarin Bati dunyasindaki pratik ulgulamalarini ve dunyamiza getirdigi goturdugu bazinda bir tahlil yapabilirim ancak. Bu gunku manzara Adam Smith'in tahayyul ettiginden farkli olabilir. Ama nasilki sosyalizmin basarisizligindan Marx'i sorumlu tuttuysak herhalde kapitalizmin "vahsi", "ahlaksiz", "tamahkar" kapitalizm denilen formlarindan da temel ideoljideki sakatliklarin payini aramak gerekir.

Siz belki buna "Bati'da bugun gorulen materyalizm, hedonizm, manevi bosluk gibi illetlerin hepsini kapitalizme maletmek yanlistir; insafli, ahlakli kapitalizm de vardir, Islam'in ongordugu gibi" diyebilirsiniz; nitekim yazinizda buna benzer mesajlar var. Fakat bence "islami kapitalizm" de "islami sosyalizm" kadar yanlis adlandirmadir. Cunki Islam'in ekonomik sistemi temelde, zekat orneginde goruldugu gibi Yaratici ve butun mulkiyet'in gercek sahibini merkeze koyan bir paradigma da yer alir, ve tahisldar, polis korkusunun yerine Allah korkusunu ikame eder. Bu bakimdan sosyalist-kapitalist paradigma dan ayrilir. Her iki sisteme de benim "materyalist" dememdeki materyalizm her ikisininde insani tanimlarken onu sadece materyal tatminin otesinde amac gutmeyen, bencil yaratiklar olarak tanimlamasindandir. Bu konuda daha once "Sosyalist Reis-i Cumhur'un Ekonomiye Darbesi" baslikli yazinizin altina soyle bir yorum yapmisim:
=================
Sosyal devlet'in karsiligi tam olarak "liberal devlet" midir "piyasa ekonomisi devleti" midir, "kapitalist devlet" midir yoksa sabik ABD baskani Reagan'in "trickle-down ekonomisine dayanan devlet" (devlet zengini daha zengin yaparsa onlarin zenginligide eninde sonunda asagi katmanlara damlar mantigi) midir bilmiyorum. Terminoloji benim isim degil. Her iki tur yonetim sisteminin ortak ozelligi materyalistlikleridir bence. Ikiside insana fazla saygi gostermez; insanin manevi varligini inkar ederler. Ikiside insanin materyalist, greedy (tamahkar, acgozlu?) oldugu onkabulu ile ise baslarlar. Sosyalist devlet hal bolyle olduguna gore kitleleri kendilerinden korumak saiki ile hareket eder, yani insanlar insanlarin insafina birakilamaz der; insanlar yuksek ahlakla ahlaklanmadigina gore, onlar yerine yuksek ahlakli devlet madde ve hizmetlerin dagitimini yapar. Zaten sosyalizmin en buyuk yanilgisida kanimca bu kendisi ile celiskidir. Peki bu bencil insanin elinden dagitimi aldiniz, uretimi nasil yaptiracaksiniz? Ve nitekim yaptirilamadi,, gerisi tarih.
Sosyal devlet yada “refah devleti” ise gene ayni felsefe ile devleti adeta calisan calismayan, okuyan okumayan, zeki, aptal butun cocuklarinin mutlulugunu saglamak zorunlugu olan baba yapar.
Piyasa ekonomisine dayanan devlet ise kisilerin bencillikleri sonucunda ortaya cikan girisimciligin, tabiat itibari ile toplumun faydasina olacagini soyler. Insanlarin menfaatciliklerinden, bencilliklerinden ortaya “ortak menfaate” hizmet eden “gorunmeyen el” (A.Smith) cikar. Bu fesefe bir Amerikali borsa, corporate takeover (sirket ele gecirme) gurusu Ivan Boesky’nin "greed is good" (tamah iyidir) ifadesine goturmustur. Bence bu felsefenin en buyuk yanilgisi, insani zaaflari ile tanimlamasinin otesinde ekonominin en temel olcutu olan "arz-talep" kavramini buyuk resme uygulayamamasidir. Sinirsiz tamah- Sinirli kaynaklar. Sonuc ortada. Gandhi'nin dedigi gibi "There is enough for our need but not for our greed" (ihtiyacimiza yetecek kadar var ama tamahimiza yetecek kadar yok).
==================
Sizin ABD'deki Judeo-Christian ahlak, ve bunun serbest piyasa ekonomisi uzerinde oynadigi ahlaklandirma rolu, ile Avrupa arsina cizdiginiz cizgi bana biraz bulanik geldi. Ben ikisi arsinda temel bir fark musahede edemedim.

Anlasildigi uzere "..capitalism supplemented with morality" (ahlak ilaveli-ya da destekli- kapitalizm) ifadeniz bugunku Bati kapitalizminin sorunlarinin temel fesefesinden kaynaklanan cinsten degil bir miktar maneviyat enjeksiyonu tamirati ile duzelebilecek cinsten oldugu fikrinize katilamiyorum.

Selam, saygi ve muhabbetlerimle

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: June 19, 2006 11:23 PM

Bekir bey,

Yine son derece nazik ve iyi düşünülmüş bir eleştiri getirmişsiniz. Teşekkür ederim.

Ben elbette kapitalizmi yüceltmek niyetinde değilim. Mevcut ekonomik sistemler içinde en iyisi olduğunu düşünüyorum. İslam ise bence bir ekonomik sistem getirmiyor, ama bazı temel ilkeler veriyor. Kapitalizmin bu ilkelere uygun bir yorumu mümkün, demek istediğim bu. Sosyalizmi ise aynı ilkelere temelden aykırı görüyorum.

Adam Smith - Marx karşılaştırmasına gelince: Marx açıkça şiddeti savundu, "devrim"in gerekliliğinden bahsetti. Dolayısıyla adına yapılanlardan sorumludur. Zaten Marxizm tüm bir dünya görüşü inşa etmeye kalktı. Kapitalizmin teorisi ise daha mütevazidir. Mülkün asıl sahibinin Allah olduğu hakikati ile de aslında çelişmez. Daha doğrusu çelişmeyen bir yorumu vardır ve hatta "orjinal kapitalizm" de odur.

Bu konuda Amerikalı Katolik teolog Michael Novak'ı öneririm. Şu makalesinde örneğin komünizmi yerden yere vurarken kapitalizmin dini değerlere uygunluğunu anlatır:

http://www.firstthings.com/ftissues/ft0006/articles/novak.html

"How Christianity Created Capitalism" başlıklı makalesi de kayda değerdir:

http://www.aei.org/publications/pubID.11109,filter.all/pub_detail.asp

Michael Novak'ın Islam'a da çok sıcak yaklaştığını da belirteyim. İslam ülkelerindeki problemin Fransız laikliği olduğunu ve İslam'a daha saygılı bir laiklik tarifi gerektiğini savunmaktadır mesela...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: June 20, 2006 12:14 AM

"Fakat bence "islami kapitalizm" de "islami sosyalizm" kadar yanlis adlandirmadir. Cunki Islam'in ekonomik sistemi temelde, zekat orneginde goruldugu gibi Yaratici ve butun mulkiyet'in gercek sahibini merkeze koyan bir paradigma da yer alir, ve tahisldar, polis korkusunun yerine Allah korkusunu ikame eder."

Bekir bey'e katılıyorum. Kapitalizm rekabete ve dolayısıyla maddeye dayalı bir sistem. İslam ise Yaratıcı ile ilişkiler üzerine kurulu. Zekat, yoksullara yardım değildir. Bakara suresinin ifadesiyle rızıklanılandan infak etmektir. Sana ait olmayanı sahibine devretmektir. Veya iktisat az tüketmek değildir. Tüketmekle doğrudan bir ilişkisi yoktur. İlişki "nimet" ve "şükür" üzerinedir. Yani sistem özünde ahlaka,Rab-kul eksenine dayanıyor. Kapitalist sistemde, en azından yaşayan sistemde, ahlak dahi paraya bir alet olarak görülüyor. Sosyal projeler, şirketlerin çevre duyarlılığı vs. hep içi boş, samimiyetsiz geliyor bana. Arz-talep dengesi bozulduğunda canavar gerçek yüzünü gösteriveriyor. Kuş gribi aşısını üreten firma, binlerce insanın ölümüne aldırış etmeyip reçeteyi bir başka şirkete vermiyor mesela, kendi satmakta ısrar edebiliyor. Büyük şirketler rakip küçük şirketleri satın alarak hem ayak altından çekilmelerini sağlıyor, hem sıfırdan başlamak yerine mevcud pazar payının üzerine oturuyor. Kapitalizmde şirketlerin ahlaklı olması bana bir ara TV'de rastladığım gülümseme antremanı yapan Japon işadamlarını hatırlatıyor. Müşteriye nasıl gülümseneceğini öğreniyorlar. Amaç daha çok satış yapmak. Mağazaların girişlerinde dikilip hiç tanımadığı yüzlerce insana "iyi günler !" diyen dikili, görevli güvenlik elemanlarını hatırlatıyor. Amaç, müşteri memnuniyeti...
Türkiye'de Koç Grubunda da kapitalizmin yüksek ahlaklarına dair çok güzel örnekler yazılabilir. Sosyalizmin ideali bana kapitalizmden çok daha sevimli geliyor...

Yazan: blue Tarih: June 20, 2006 04:25 PM

www.islamsosyalizmi.com
cevsp bu sitede saklı.Gerçekler burada...
Bilginiz olsun

Yazan: atas Tarih: April 29, 2007 01:15 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)