« 27 Mayıs: Bir Daha Asla! | Ana Sayfa | NYT: Türkiye Demokrasiden Vazgeçmemeli »

May 28, 2006

Yorum Üslubu Konusunda Hatırlatma

Sitede son günlerde farklı perspektifteki okurların birbirlerine yönelik eleştirileri arttı. Bu, iyi. Ancak bazı yorumlarda nezaket sınırlarını aşan ifadeler var. Bunların bir kısmını metne müdahale ederek düzeltmeye çalıştım, ancak bir noktadan sonra kontrolü imkansız hale geldi.

Tüm okurlardan ricam, bundan sonra kesinlikle saldırgan ve taciz edici ifadeler kullanmamaları. Bu ifadelerin mutlaka küfür boyutunda olması da gerekmiyor; karşı tarafa yönelik "sizin aklın almıyor", "beyniniz donmuş" vs. gibi suçlamalar da bu siteye uygun değil. Öte yandan kutsal kavramlar (özellikle dini değerler) konusunda eleştiri getirilebilir, fakat "kutsala saygısızlık" boyutundaki yorumlar da gerek benim gerekse okurların çoğunun hassasiyetleri açısından kabul edilemez.

Bundan sonra bu gibi ifadeler içeren yorumlar kabul edilmeyecektir. (Yorumunuz bir gün içinde yayınlanmaz ise, biliniz ki sebep budur.) Geçmişte yayınlanmış ve bundan yayınlanacak yorumlarda bu gibi ifadeler var ise, "mağdur" olan kişi bu konuda bana bir mesaj geçerek uyarıda bulunabilir; "şikayeti" dikkate alınacak ve ilgili yorum tamamen veya kısmen silinecektir. Ben bazı konularda "taraf" olsam bile, o konuda yürüyen tartışmanın tarafları arasında adaletsizlik yaratacak bir "taraflılık" sergilememeye özen gösteriyorum.

Bu sitede gayet tartışmalı konular tartışılıyor. Türkiye'de ne yazık ki bu konular açılınca ortam genellikle gerilir ve çatışma başlar. Burada söz konusu problemi aşabilmemiz gerek. Bu konuda da herkese görev düşüyor. Kaldı ki bir insanı ikna etmenin ilk şartının, onu taciz etmemek olduğunu da unutmamak gerek. Tüm okurlara anlayışları için şimdiden teşekkür ederim.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: May 28, 2006 12:12 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Mustafa Bey,

Şöyle demişsiniz:

Öte yandan kutsal kavramlar (özellikle dini değerler) konusunda eleştiri getirilebilir, fakat "kutsala saygısızlık" boyutundaki yorumlar da gerek benim gerekse okurların çoğunun hassasiyetleri açısından kabul edilemez.
Dini eleştiri olabilir ama kutsala saygısızlık kabul edilemez gibi şelişkili, paradoksal bir yaklaşımda bulunmuşsunuz. Çünkü ben dini, tanrıyı veya dini bir kavramı eleştirdiğimde biri çıkıp "benim kutsalıma saygısızlık yapıyorsun" diyebilir. Bunu engellemek veya ortak bir eleştiri sınırı çizmek mümkün olmayacaktır.

Yazan: Da Vinci Tarih: May 28, 2006 01:39 PM

Mustafa bey,

Hassasiyetinizi anliyor ve anlayisla karsiliyorum.

Bir iki noktayi dikkate ya da dile getirmek istiyorum.

Birincisi, bu hassasiyet meselesi cok hassas bir konu; ve topuzu da, endazesi de kolayca kacabilir --her iki istikamette.

Eskiden yayinlanmis olan yazilari (verilen cevaplar ya da sizin yazdiklarinizi) silmek ihtimalini kabul edilebilir bulmuyorum. Bu ihtimal varsa, siteyi tamamen kapatmak daha dogru olur.

Kanunlarca suc sayilan, suca istirak etmeniz olarak yorumlanacak seylere karsi bu tedbiri alabilirsiniz ama, bunu kIlI kIrk yarmak titizligiyle yapmaniz gerekir.

Yayinlanmamis yorumlarin nicin yayinlanmadiklarini birilerinin bir sekilde bilmeleri gerekiyor --ne tur uslup ve iceriklerin kabul olmadigini bilmek acisindan, ya da yayinlanmayis gerekcesinin bilinmesi acisindan--, aksi halde hem kazara gitmemis olan yazilarin (ki, benim basima geldi) da reddedildiklerine hukmetmek sozkonusu olacaktir.

Bu da, belki simdi eksigini hissetmediginiz katilimci sayisinda anlasilmaz sebepleri olan azalmalara yol acabilir.

Kaliteyi yukseltmek amaci, baska bir deyisle, mekanin tahliyesine meydan verebilir.

Cozumun kolay olmadigini biliyorum. Aklima gelen bir cozum de, 'Kabul Edilmeyen' yorumlar gibi bir bolumun olmasi ve buraya suc teskil etmeyen fakat baska herhangi bir sebeple kabul edilmeyen yorumlarin atilmasi (aktarilmasi degil, ilk anda atilmasi) olabilir.

Kolay gelsin :)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: May 28, 2006 02:40 PM

Sorun eleştiri değil, "üslup"...

Tabiki eleştiri olacak ama saygısızca veya bir başkasını yücelterek diğerini küçültmek maksadı taşıyan ifadelerle değil.

Anlatılmak istenen bu sanırım...

Boyle bir tavrın katılımcı sayısını azaltacağını sanmıyorum. Tam aksine arttıracagını dusunuyorum..

Yazan: sazer Tarih: May 28, 2006 03:32 PM

Mustafa Bey,

zaman zaman tartışmanın uslubu sertleşiyor. doğru bu noktaya gelmemeli.ancak, burada kimi insanlar tartışmıyor ki. ya slogan atıyor ya da hayali senaryolar yazıyor. bu noktada artik sürekli fikir serdeden kişilerin de fikir yerine bu defa sert ifadeler içeren hitaplarda bulunmaları ortaya çıkıyor ki sorun burada düğümleniyor. sert ifadeleri kesmekle iyi yapmışsınız.

ama bazı uyarıları da sitenin sahibi ve hakemi olarak bizzat sizin yapmanız lazım.

mesela akla hayale sığmaz saçma iddiaları seslendirenlere kendi saçmalığını göstermek üzere ironi yapıyorsunuz "beni ölümle tehdit etti" diye velvele çıkartılıyorsa bunu öncelikle sizin düzeltmeniz lazım.

bunu söyleyen kişinin yaptığı şey bir iftiradır. hemen hatırlatayım kanunlarımızda "suç isnadı" diye bir suç var. birisi size suç isnadında bulunursa kendisi bizzat suç işlemiş demektir. suç isnadı üstelik çok kolay da isbatlanabilecek bir husustur.

ben laik bir insanım. bana ısrarla sen radikal islamcısın, nurcusun vs şeklinde hitaplar da beni olmadığım, olmak da istemediğim bir sıfatla tanımlamak değil midir?

bunu herkese söyleyebilirsiniz. ben de size diyeyim bu uyarı yazısını yazdınız beni ölümle tehdit ettiniz. olacak şey mi bu?

ikincisi, buradaki insanlar en nihayet hayali insanlar. kimse kimseyi görmüyor tanımıyor. isimleri bile çoğu kişinin müstear. e-maillerini bile bilmiyoruz. karşımızda erkek mi kadın mı yaşlı mı gençmi onu bile bilmiyoruz. burası adı üzerinde SANAL BİR DÜNYA. bu nasıl bir mantık yürütme ki kendisinin gerçek dünyada tehlikede olduğu vehmine kapılıyor.

bunlara izin veremezsiniz/vermemelisiniz diye düşünüyorum. eğer bir kişi mantıkdışı bir argümanda bulunuyorsa bunu en başta siz eleştirmelisiniz. çünkü aslında bu yazılar dolaylı olarak size de yazılıyor.

Bu nedenle, hakaret içerikli yazılara son, ama mantıkdışı iddialarla karşıdakine iftira atan, karşıdakinin söylediğinden akılalmaz anlamlar çıkartan kişilere de lütfen gerekli uyarıyı yapınız.

Yazan: nuri saglam Tarih: May 28, 2006 05:15 PM

Mustafa Bey,

Kanunlar indinde suç teşkil edebilecek ve/veya açıkça hakaret teşkil eden yazıların yayımlanmamasını anlarım. Ama işaret ettikleriniz içindeki diğerlerini yayımlamamak, Muzmin Anonim Bey'in de belirttiği sakıncalara yol açar. Muzmin Anonim Bey'in çözüm önerisine katılıyorum. Nuri Bey dostumuzun son cümlesindeki talebe de katılıyorum.

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 28, 2006 11:03 PM

Nuri bey,
Sacmalamak da bir haktir. Siz simdi sucu, bucu olmadiginizi iddia edebilirsiniz. Grupta oyle uyeler var ki Kurtlere hakaretten baska birsey yazmadiklari halde kafatasci olmadiklarini iddia ediyorlar. Turkiye'de basortusune karsi cikip Musluman oldugunu iddia edenler de var. Ne diyeceksiniz onlar kendilerini oyle tanimlamiyorlar diye istediklerini mi soyleyeceksiniz.

Bence Mustafa Bey'in soylemek istedigi sey hakaret ile ilgili kisimlar. Ve bu baglamda gerici, yobaz kelimeleri bile hakarettir. Ama Nurcu, AKp'ci ya da solcu gibi kavramlar bence hakaret degildir.

Muslumanlikta ise olcu karsi tarafin rahatsiz olup olmamasi ile alakali birseydir. Eger insan sacinin azligindan aliniyorsa siz sacin az diyerek belki gercek bir bilgiyi ifade ediyorsunuz ama karsi tarafi da uzuyorsunuz.

Ben Mustafa Beyin "sansur" calismalarini en iyi sekilde yapacagina eminim. Kendisine guveniyorum.

Yazan: fatih demir Tarih: May 28, 2006 11:20 PM

İletişim ve Komutlar

Anthony Giddens, sosyolojik düşüncede tahayyül gücüne özel bir önem atfeder. Bugünü anlamada geçmişi tahayyül gücü sosyologu tarihle kesiştirir. Bu anlamda Şerif Mardin’in eserleri, Türkiye özelinde, altın anahtarlar taşır. Şifahi ve kitabî kültürü bir arada bulabileceğimiz nadir çalışmalardandır onun eserleri.


Şerif Mardin’e göre modern dil tarafından dışlanan ve iktidarın çevresine düşmüş halkın “bildiğimiz dilden konuşun” demek olan “şeriat isterüz”e sıkışmış dili, modern dille kanlı bıçaklı söylem haline gelerek kamudan kopmuştur. Modern aydın, halkın dilinden anlamamaktadır; öte yandan medresenin donuk, skolastik yapısından dolayı dilsiz/yazısız olan ulema modern dille açılan kamusal boşlukta iyice kaybolmuştur. Eski hantal yapı, yeni kurumlar çevresinde gelişen yeni dil, üstüne bir de üretilen karşı dil/baskı/ tehdit/ sindirme halkı iyice dilsizleştirmiştir .

Bu, Türkiye’de kısır bir döngüdür. Nitekim tipik bir örneğini en son danıştaya karşı girişilen çirkin olayda yaşadık. Herkesin daha başından tahmin ettiği gibi “kuşatma” dilinin 97 yıllık tarihinin yeni bir versiyonuydu danıştay cinayeti… Şeriat, yani dil isteyenler, kuşatma dilinin çemberine çekileceklerdi. Peki ne oldu? Olayın bir "şeriatçı" olayı olmadığı anlaşıldığına göre girişim akim mi kaldı? Olay hiç de planlandığı gibi olmadı mı?

Bu sorunun cevabı olayla ne planlandığını düşündüğünüze bağlı. Olayla planlanan kimseyi bir şey olduğuna inandırma değildir. Bu tip olaylar, ilk atasından, 31 Mart vakasından beri inandırıcılık esası üzerine kurulmamıştır. Amaç, üzerinden dil üretilebilecek vasatı kurmaktır: Kuşatma dili. Şeriatçı masallarından herkes gına getirse de henüz bu masalların ürettiği dilin manipülasyonuna kimse duyarlı davranmamaktadır. Oysa artık bu tip olaylarda pirim umulan, sadece bu dildir.

Yaklaşık bir yıldır www.mustafaakyol.org sitesi, yorumculardan Ferhat Bey’in de belirttiği gibi, yazarın paralelinde gelişen yorumlarıyla kamu vicdanı/sesi vazifesi görüyor.. Bu site Türkiye’de yüz yıldır kamusallaşamayan özgür konuşmayı sanal alemde kamusallaştırmaya doğru bir mecra açma potansiyeline sahip. Sitenin ana ekseni “dindarım, devlet din ayrılığını kuvvetle savunuyorum, özgürlüklerden yanayım…”
Bu sitenin yorumcularını, biri dünyaya ve modern değerlere açık, demokrasiye, liberalizme ve dine gönderme yapan; diğeri de bir iletişim kaygısı olmayan, sanal olaylar üzerinden konuşan, akıl ve mantıktan uzak iki ana gruba ayırabiliriz. İkinci “dil” tam da akıl ve mantıktan uzaklığı nedeniyle dikkate alınmalı. Bu “dil” ülkeyi içine sürüklediği şizofrenik yapının göstergesi olarak önemli. Kamusal konuşmaya olan inancı sabote etmek amacıyla yazılan bu yazılar saldırgan dilllerine rağmen kendilerini mazlum ilan ederek de kendi yöntemleri içinde tutarlı davranmaktadırlar. Saçmalama yoluyla kamusal konuşmayı yaralamayı amaç edinen bu yorumlar, kuşatma dilinin son sanal olayı danıştay faciasından sonra www.mustafaakyol.org sitesinde son günlerde üstüste yayınlanan bazı itiraflar üzerinden açıkça kendini gösterdi. Demokrasiden, İslam ve imandan, Bediüzzaman Said Nursi’den, özgürlüklerden vb. açıkça konuşmak, birilerini tehdit etmek olabiliyor ve arkasından bir açıklamada bulunmak ihtiyacını doğuruyor: “Ben laik bir kişiyim” Konuşma ancak bir etikete referansla mı mümkün?

Sözlerimizden dolayı kimlik kartı göstermek ihtiyacı, sitenin yapısına ters bir mekanizmanın; kuşatma dilinin, saçmalama yoluyla kamusal konuşmayı yaralama girişimlerinin, yorumcular üzerinden işlediğinin göstergesidir…

Bu yorumcuları, Türkiye için bir kazanım olan bu sitenin diline geri davet ediyorum.

Yazan: Hande E. Tarih: May 29, 2006 12:40 AM

Dini eleştiri olabilir ama kutsala saygısızlık kabul edilemez gibi şelişkili, paradoksal bir yaklaşımda bulunmuşsunuz. Çünkü ben dini, tanrıyı veya dini bir kavramı eleştirdiğimde biri çıkıp "benim kutsalıma saygısızlık yapıyorsun" diyebilir. Bunu engellemek veya ortak bir eleştiri sınırı çizmek mümkün olmayacaktır.

Da Vinci beye katiliyorum.

Daha bir kac gun once, Islam itikadinca yanlis olmayan bir seylerin dile getirilmesinin Hiristiyan itikadinca saygisizlik, ya da hakaret olabileceginin iddiasi ile karsilastik. Hakli olabilir de, olmayabilir de.

Benzer yorumlar, yani hakaret edilmislik iddialari, sitenin Ingilizce bolumunde de oldu; bu iddia da sizin kendi yazdiginiz bir yazi hakkindaydi...

Kisacasi, birbirini agirlar bir topluluk hedeflenmiyorsa, yeteri kadar tarafsiz bir hakem (sartsa tabii) olabilmek gerekiyor.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: May 29, 2006 08:16 AM

Suç ve/veya açıkça hakaret teşkil eden ifadelerin haricinde hiçbir sansüre (ya da daha kötüsü: otosansüre) gerek olmadığını, sansürün blogun canlılığını yokedeceğini, yorumcuları blogdan soğutup uzaklaştırabileceğini, Mustafa Bey'in bazı yorumların altına yerleştirdiği uyarı notlarının gereken işlevi gördüğünü, hele de yazılıp okunmuş yorumların sonradan sansürü düşüncesinin çok saçma, gereksiz ve zararlı olduğunu, buradaki asıl sorunun DÜŞÜNCE VE DÜŞÜNCEYİ İFADE KALİTESİ olduğunu, sonuçta buranın bir iman tazeleme hanesi yahut şeytan taşlama alanı olarak algılanmaması gerektiğini... düşünüyorum.

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 29, 2006 11:03 AM

Site genel olarak "islam" ağırlıklı bir dünya görüşü ve okuyucu kitlesine sahip olduğu için, dini duygular konusunda hassas.

Bu yüzden pek fazla dini duyguları incitmemeliyiz. Yoksa sinirler geriliyor.

Ancak benzer hassasiyet ateizm, darwinizm ve kemalizm (ilkinin anlamı açık ancak sondan ikisi gerçek deyimiyle "evrimcilik" ve "atatürkçülük") için gösterilmiyor.

Kınamıyoruz, çünkü bir yere kadar doğal karşılanabilir.

Sonçta müslüman mahallesinde salyangoz satarsan böyle olur :)

Yazan: Yilmaz Tarih: May 29, 2006 11:22 AM

Hande Hanım, çok sağolun. Sorunu çok güzel ortaya koymuşsunuz. Her zaman ki gibi tespitleriniz mükemmel. Metin Bey'e kulak verin. Saygılar...

Yazan: e-mine Tarih: May 29, 2006 12:11 PM

Müzmin Anonim bey, Metin bey, sayın Da Vinci,

"Sansür" konudaki görüşleriniz teşekkür ederim. Aslında uyguladığım veya uygulamak istediğim şey bir sansür değil. "Kutsal değerler eleştirilebilir, ama tahkir edilemez" demekle, belli ki her eleştirinin hakaret olmayacağını baştan kabul ve ifade etmiş oluyorum.

Örnek: Birisi çıkıp diyebilir ki "Islam, terörizme cevaz veren bir dindir, Muhammed de kendi devrinde terör yapmıştır." Bu — bence alabildiğine yanlış ve haksız olmakla birlikte — bir argümandır, eleştiridir, hakaret değildir. Bu sitede yer alabilir ve cevabı da verilir. Ama birisi çıkıp "Muhammed denen terörist" diye söze girerse, bunu kabul etmem. Aradaki farkı tarif etmek zor, ama hissetmek kolay sanırım.

Buradaki ölçüyü "Atatürk'ü koruma kanununa" benzetebilirsiniz. Bildiğim kadarıyla bu kanun, Atatürk'ün eleştirilmesine izin veriyor, ama Atatürk'e hakareti yasaklıyor. Tabii herkesin kutsalı kendine. Bu sitenin temelinde var olan kutsal değer, İslamiyet ve hatta diğer monoteist dinlerdir. Fakat bunun da ötesinde başka insanların kutsal saydıkları değer ve kavramlara da saygı gösterilecektir. Kuran, bu konuda Müslümanlara şöyle öğüt verir:

"6/108- Allah'tan başka yalvarıp-yakardıklarına (taptıklarına) sövmeyin; sonra onlar da haddi aşarak bilmeksizin Allah'a söverler."

Bu, oldukça "demokratik" bir ölçüdür. Bu ölçüyü korumak ise, bu sitede yazı yazan herkesin üzerine düşen bir sorumluluk diye düşünüyorum. Ben sadece hatırlatıcı ve düzenleyici olarak rol oynamaya çalışıyorum.

Saygılarımla,

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: May 29, 2006 12:44 PM

Mustafa Bey,

"herkesin kutsalı kendine." [MA]

Bunu kabul etmiyorum. Bu, düşünsel otarşi alanlarına cevaz veren, son derece sakıncalı bir ifade bana göre. Ya herkes herkesin "kutsal"ına saygı göstermeli, ya da bu her cepheden "kutsal"ların aklımızın erişebildiği sayıda da olsa netleştirici ve daraltıcı tanım denemelerini yapmayı eleştirinin sıfır noktası haline getirebilmeli ki, habire o kutsala bu kutsala dokunup denizin dibini boylama tehlikesi geçirmeyelim.

Aslında, kendinin ve karşısındakinin kişilik haklarına ve temel kabul ettiği değerlerinin beslediği beyin namusuna dil uzatmaktan kaçınmak yeterlidir gibime geliyor. Gerisi hikaye.

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 29, 2006 01:35 PM

Çok isabet buyurdunuz Mustafa bey. Eleştirmek ve hakaret etmek arasındaki çizgiyi gayet açık ifade etmişssiniz. Ve bu çizginin netliği sağlıklı düşünce geliştirebilmek için çok önemli.
Dine gösterilen saygının diğer düşüncelere de gösterilmesini isteyenler tamamiyle haklı ama gösterilmediği doğru mu acaba? Hakaretle aleştiri arasındaki farkı ve dahi saçmalamanın veya "kamusal konuşmaya olan inancı sabote etmek amacıyla (H.E)" saçmalamanın arasındaki farkı çokiyi örnekleyecek bir tartışma da oldu bu sitede geçenlerde. Darwinizm sempozyumunun sadece Darwincilerin çağrılması çok alaylı bir dille eleştirildi. Bu eleştiriler "saçmalama" hakklarını kullandılar ve bizi de çok güldürdüler. Ama bunlar hakaret değildi çünki hepsinin bir argümanı vardı: bilimadamı olduğunu iddia edenler bilimi bir din gibi savunuyorlar ve bilim dışı davranıyorlar.
Bir de AT yi eleşştirenler vardı. Onların eleştiriyse şuydu: AT bir safsatadır. Eeee! Bu bir yorum mu? Ayriyeten Yılmaz bey, müslüman mahallesinde salyongoz satabilirsiniz ama önce bana salyangoz yemem için gerekçe göstermeli veya en azından "yermisin" diye somalısınız.FERHAT

Yazan: FERHAT Tarih: May 29, 2006 01:45 PM

USLUBU BEYAN AYNİYLE İNSANDIR!

Yazan: ERGİN TOYER Tarih: May 29, 2006 04:53 PM

Fatih BEy,

Saçmalamak bir hak mıdır bilemiyorum. saçmalamaktan neyi kastediyorsunuz? eğer mantık kuralları çerçevesinde yanlış bir sonuca varmayı kastediyorsanız buna lafım yok.

ama bu sitede çokça göreceğiniz gibi hiçbir "öncül"den yola çıkmadan "ise" koşul bağlacını bile kullanmadan vur abalıya şeklinde slogan, fabrikasyon ve uydurma sahneler üretenlere ses çıkartılmamalı mı diyorsunuz?

ama siz örgütlü teröristsiniz sizi yakalatacam, siz katilsiniz vs demek hak mıdır peki? bunun "suç tasnii" yani suç isnadı olduğunu biliyor musunuz? suç isnad edip de bunu ispatlamayan kişi suçlu olur Türk Ceza KAnunu'na göre.

Diğer konuyu da yanlış anlamışsınız.

"ben laik bir insanım. bana ısrarla sen radikal islamcısın, nurcusun vs şeklinde hitaplar da beni olmadığım, olmak da istemediğim bir sıfatla tanımlamak değil midir?"

dikkat ederseniz burada hakaret falan demiyorum. olmadığım olmak istemediğim bir sıfatla tanımlanmada neden ısrar ediliyor diyorum. ben radikal islamın islamın br yanlış yorumu ve aynı zamanda "aşırı-yorumu" olduğunu düşünüyorum. serdettiğim fikirler de bu yönde. eğer kişi beni eleştirecekse serdettiğim fikirleri mantıklı bir şekilde eleştirir ve derki senin bu görüşün aynı zamanda şu söylemle de örtüşüyor. ama sen şucusun sen bucusunlarla karşı tarafa paldır küldür girişmek işte bizlerin de sinirini bozdu ve biz de zaman zaman ölçüyü kaçırdık.

BEn Derrida'dan hatırlarsanız alıntı yapmış ve bu bağlamda bir analiz yapmıştım. şimdi bunların bakış açısıyla "seni gidi Derridacı yapısökümcü seni", Heiddegger'den yararlanmış ve eleştiri getirmiştim seni gidi "Nazi müsveddesi seni" demelerini neden hoşgörüyle karşılayalım? burada hiç yeri gelmedi ama benin teoloji üzerine müktesebatım kadar Marx okumalarım vardır. Hatta kısmen Marksist bir metodoloji benimsediğim bile söylenebilir. eminim eğer konu MArx olsaydı birçok kişi seni gidi Marksist seni diyeceklerdi. Düşünce ürünü argümanların yerine böyle karşıdakini salt tanımlayıcı etiketler kullanılması bir seviyesizliktir. en azından düşünsel bir seviyesizliktir.

Sürekli saldırılan, din ve dindarlar olduğu için hep bunları konuşmak ve bu saldırıların haksızlığını vurgulamak durumunda kaldık. Oysa bu saldırganların çok çok ötesinde bir aydınlığa ve "çağdaşlığa" sahip birisiyim.

Hiçbir şeyden gocunduğum için değil. Öyle olduğum için. aynı mantık Metin Bey'e de yapılıyor. MEtin BEy Dostum ısrarla ben "deistim" diyor onlar da "yoook sen dincisin" diyorlar. bu şimdi iş mi? terbiyesizlik değil mi? aynı mantık işte, dine ve dindarlara saldırıları haksız ve mantıksız bulduğu için dinci oluveriyor. Adam tutmuş Kuvayi milliyecilere destek olan, istanbul şeyhülislamının fetvasını kıran adama, ingiliz ajanıydı, Kuvvacıların aleyhinde fetva vermişti diye gerçeğin tam tersi bir yalan söylüyor, biz de bunu ortaya koyuyoruz, "Nur yüzünüzü gösterdiniz" diyor. yani niye gerçeği söylüyorsun ne güzel şurda milletin beynini yıkıyorduk işimizi bozdun diyor.

Bilim ve düşünce ahlakının hilafına uygulamalara karşı çıkılması gerektiğini düşünüyorum. ahlaksızlık bir hak olamaz.

Bir kişi bir oryantalist gibi çok net bir şekilde kutsalları eleştirebilir hatta yadırgayabilir. ama hiçbir mantığa dayanmayan tamamen uydurma sözlerle saçma sapan kelime oyunlarına başvuramaz. Bu çünkü düpedüz ahlaksızlıktır

Yazan: nuri saglam Tarih: May 29, 2006 08:32 PM

Nuri Bey,
Genel olarak soylediklerinize katiliyorum. Benim demek istedigim sey hakareti (gerici, salak,aptal,beyinsiz,ozurlu...) gibi kelimelerle sinirlamaktan baska bir sansimiz olmadigi idi. Yoksa kimse kimseyi tanimlayamaz veya sadece kavramlar konusulabilir.

Bunu bir ornek ile aciklayayim. Bir sure once Ahmet Hakan Zaman gazetesi eski imtiyaz sahibi Aladdin Kaya'yi Fethullahci degilmis diyerek asagilamis, Aladdin Kaya'nin Fethullahci oldugu ile ilgili delillerini verirken Fethullah Gulene olan yakinligini delil gostermisti. Alaaddin Kaya ise Fethullahci oldugunu reddetmisti. Cunku onun anlam dunyasnda Fethullahci diye bir kelimenin varligi bile mide bulandirir. Kendisine Ahmet Hakan Fethullah Gulen'i severmisiniz? , ona ne kadar saygi duyarsiniz? gibi birsey sorsa onun cevabi eminim evet olacak idi. Simdi Ahmet Hakan'a hakaret davasi acilabilir mi?
"Gazetem tum olanaklari ile CHP'nin emrindedir " diyen kisiye , kendisini demokrat olarak tanimlamasina ragmen, statukocu demek hakaret midir?

ben bunlari ayirmanin zor olmasindan kaynaklanan bir nedenle herseyi hakaret olmasina ragmen hakaret olarak degerlendiremeyecegimizi soylemek istedim.

Sacmalamakta bir haktir derken demek istedigim de tum bu konusmalarin yapilmasina izin vermektir. Bercenay Bey bu hakki cok guzel kullaniyor mesela. Artik kendisine cevap bile verme geregi duymuyor kimse. Cunku hakkini mantik baglaminda hicbir yere oturtamayan insanlar elestiriliyor. Argumanlari havada kaliyor. Ama Sezgin bey bazi argumanlar sunuyor ve sundugu argumanlarin bir kismi kendi icinde tutarli. Simdi bu ayirim kimilerine gore farkli kimilerine gore ayni. Ben bunun ayriminin yapilmasinin imkansiz oldugunu anlatmaya calisiyorum. bu yuzden "bana sucu bucu dedi, bunlarda hakrettir, silinmesi gerekir" gorusunuzun imkansiz oldugunu dile getiriyorum.

bir de Omer Muhtar'in Italyanlarin eziyetlerine ayni sekilde karsilik vermek isteyen adama soyledigi " Onlar bizim hocamiz degil" dedigini hatirlatmak istiyorum ama kendim yapmayinca dinlemesenizde olur demeden gecemiyorum :)

Yazan: fatih demir Tarih: May 29, 2006 10:04 PM

Yapılan operasyonlarla El kaide ve Hizbullah gibi örgütler çökertilmişdi.Eğer özür dilemezlerse,bu örgütlerden sonra Nuri sağlam ve varsa ekibinin de hapsi boylamasına sebep olmaktan şeref duyacağım. SK


Nuri bey tartışmanızı baştan beri izliyorum.Size örgütünüz var demiyor varsa diyor.Burda bir suçlama yapmamış sadece bir ihtimalden bahsetmiş.Siz ise espri olsun diye söze başlayarak Sezgin beyi tehdit ettiniz Türk Ceza Kanununa göre suçlu olan sizsiniz.Cümleye espri olsun diye başlamanız sizi kurtarmaz.

Eğer kurtarsaydı herkes espri olsun diye diyorum cümlesiyle başlayarak karşısındaki insana örneğin başbakana,milletvekillerine,sizlere her türlü küfrü eder her türlü hakareti,tehdidi sıralardı. Burda esas olan cümlenin amacıdır. Cümle bir espriyi değil açık bir tehdidi ortaya koyuyor. Sezginbeyin yazılarının çoğuna katılmasamda burda ona karşı haksızlık yaptınız ve gitmesine yol açtınız. Bu saldırgan tutumu yakıştıramadım size.

Yazan: Murat Tarih: May 29, 2006 11:58 PM

Murat bey,

yazdıklarımın tümünü okumamışsınız ya da anlamamışsınız. "ben espri yaptım tehdit ederek" mi dedim?. bunu birkaç defa yazdım. en son yazdığımın bir kısmını şimdi bir defa daha vereyim:

"“son bir espri yapmama izin verin.

Sezgin beycim Bakara 191'de
"....Yalnız Mescid-i Haram'ın yanında, onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın!" ayetini vermiş ya. o'na dostane tavsiyem Mescidi Haram'ın yanından ayrılmaması ve "sizinle savaşmadıkça" dediğine göre bu katil ve vahşi müslümanlarla savaşmaması.

dostlarım size bir hatırlatmada bulunmama müsaade eder misiniz?

bu ilmekte yukarıda bir yerde şöyle yazmıştım:
"Bunlar modern hayatla, bilimle, akılla, düşünceyle, sanatla barışık olup Muhammed Aleyhissülatı Vesselam'ı sevenlere tahammül edemiyorlar. istiyorlar ki Sarıklı sakallı cüppeli, gerici bir hukuk anlayışını benimsemiş, el kesen, kadın taşlayan, SAVAŞ AYETLERİNİ okuyup duran bir mürteci olsun bu millet. inanın çoğunluk böyle olsaydı çok önemsemezlerdi. cahil ve hayattan kopuk bu insanlar yönetime ve üretime talip olamayacağı ve sürekli tepelerinde namlu gezdirtmeye hep bahaneleri olacağı için keyflerinden geçilmezdi. ahh gelin görün ki millet irticaya geçit vermiyor, tutuyor bilimde birinciler şampiyonlar çıkartıyor."

Ne kadar haklı çıktığımı görüyorsunuz değil mi? daha bu yazının üzerinden bir kaç geçtikten sonra cuk diye oturan örnekle kanıtlanmış oldum.”

“Son bir espri yapmama izin veriniz” demişim. Ve o ayeti çok saçma bir şekilde yorumlamasıyla dalga geçmişim. Nitekim bu espriyi anlayan E-mine Hanim da latifeye destek olan bir mesaj göndermişti.

Benim vurgulamak istediğim beyefendinin ayetten anladığının tam tersi idi. Anladiginin saçma olduğunu göstermekti.

Yine yukarıda sözlerimin devamına bakarsanız “Bunlar modern hayatla, bilimle, akılla, düşünceyle, sanatla barışık olup Muhammed Aleyhissülatı Vesselam'ı sevenlere tahammül edemiyorlar. İSTİYORLAR Kİ SARIKLI SAKALLI CÜPPELİ, GERİCİ BİR HUKUK ANLAYIŞINI BENİMSEMİŞ, EL KESEN, KADIN TAŞLAYAN, “SAVAŞ AYETLERİNİ” OKUYUP DURAN BİR MÜRTECİ OLSUN BU MİLLET…”

“ahh gelin görün ki millet irticaya geçit vermiyor, tutuyor bilimde birinciler şampiyonlar çıkartıyor."

“Ne kadar haklı çıktığımı görüyorsunuz değil mi? daha bu yazının üzerinden bir kaç geçtikten sonra cuk diye oturan örnekle kanıtlanmış oldum”

"Ne kadar haklı çıktığımı görüyorsunuz değil mi" demişim. Hani bunların Müslüman Türk milletini el kesen, gerici bir hukuk anlayışına inanan, durmadan savaş ayetleri okuyan, cihad ilan eden terörist kılıklı adamlar olarak lanse etmek istiyorlar işte bakın dediğim çıktı demişim. bunlar müslümanları el kesen, baş kesen göstrmek istiyorlar demişim.

ayetleri böyle terörizme mesned olarak alan zihniyetle dalga geçmişim.

Ben bunları söylemişim. O da diyor ki beni ölümle tehdit ettin!!

İslam sevgi ve barış dinidir. Diğer dinlerin tam tersine başka dinlere de ateizme de mutlak bir hürriyet tanımıştır.

adam öldürmek en büyük suçtur. nitekim 7 büyük günah arasında sayılmış, ebedi cehennemde kalacakları vurgulanmıştır.

Bir kez daha anlatayım da meseleyi başka bir tarafa çekmeyin. asıl yakışmayan bu.

Güzel kardeşim,

1-Beyefendinin verdiği ayet 1400 sene önce inmiş


2-Orada belli bir durum var. Ne o? şu; Hudeybiye anlaşmasını bozan Mekkelilere karşı Hudeybiye Anlaşmasının gereğini uygulamak

3-Bu gerek ne? Barışın bozulması ve iki AYRI DEVLETİN, yani Medine ve Mekke DEVLETLERİNİN SAVAŞMASI

4-MEKKE'ye girmek üzere yaklaşan Hz.Peygamber ve arkadaşlarına, kendisiyle anlaşma yapmak üzere yalvaran Ebu Sufyan'ın teklifinin kabul edilmesi ve Ebu Sufyan'ın ve diğer belirlenen isimlerin mekanlarına ve ayrıca Mescidi Haram'a sığınan insanların kıllarına dokunulmayacağı sözünün verilmesi. aksini yapanlara ise acınmaması

5-Nitekim aynen böyle olmuş. Yani Hz.PEygamber bu ayet uyarınca ne yapmış. gitmiş sizlerin vehmettiği gibi insanları mı kesmişler? tam tersi olduğuna göre, bırakın oradaki masum insanları kendilerine en büyük zulmü yapan Mekke oligarklarına bile ne demiş Peygamber:"Gidin bugün hepiniz hürsünüz." onları bile affetmiştir. nitekim başta Ebu Sufyan, Ebu CEhlin oğlu İkrime bin Ebu Cehil ve Ümeyye bin Halef'in oğlu Safvan bin Ümeyye gibi adamlar ile Hudeybiye anlaşması sırasında Hz.Peygamber'e yapmadığını bırakmayan Suheyl bin Amr da affedilmiş ve onlar gelip müslüman olmuşlardır. daha sonraki savşlardaki kahramanlıkları ise tarihte yerini almıştır.

6-Aayetin iniş sebebi ve içeriği ve tarihsel durum, sizin göstermeye çalıştığınız vahşi ve katil müslüman imajının tam zıddını ortaya koymaktadır.

7-Bu ayeti ve diğerlerini tarihselliğinden koparıldığında gülünç duruma düşersiniz. bu kadar basit.

yani bu ayet tarihte olmuş bitmiş spesifik bir olaydan bahsediyor sen ne saçmalıyorsun diyorum? bu ayeti okuyp da korkuyosan!!! o zaman ayetin gereğini yap git Mescidi Harama sığın ve bu vahşi katil müslümanlarla da savaşma, rahatlarsın diyorum!!!

buradaki gülünç durumu daha nasıl ifade edebilirdim ki? herkes anladı, E-mine Hanım kahkalarla güldü, silaha sarılıp da beyefendinin üstüne mi yürüdü sanal alemde?

Bak şimdi saçmalığı isptlayacak başka bir örnek vereyim:Hucurat suresinin 4.ayeti şöyle:

"Ama seni evinin dışında ünleyenlerin ise ekserisi düşüncesiz, makul davranmayan kimselerdir"

Bunu şimdi nasıl anlayacağız? Ayetin siyakı sibakı tarihselliğine bakacağız değil mi? Orada "seni" dediği Murat mı Nuri mi? sen kalkıp da üstüne alınırsan sana deli demezler mi?

Bak ne diyor 2 ve 3. ayette:

"Ey iman edenler! Sesinizi Peygamberin sesinden fazla yüksetlmeyin. Birbirinize yüksek sesle konuştuğunuz gibi onunla da öylece konuşmayın. yoksa siz farkında olmadan bütün emekleriniz hiçe iniverir.(Hucurat, 2)

Peygamberin huzurunda sesini ayarlayanlar var ya......(hucurat, 3)

ve bizim konumuzla ilgili ayetler:

Fetih suresinde "Mekke vadisinde size kafirlere karşı zafer nasib ettikten sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çeken O'dur...."(Fetih, 24)

"İnkarda ısrar edip sizi Mescid-i Haramı ziyaret etmekten ve bekletilmekte olan hediye kurbanlıkları yerine ulaştırmaktan geri çevirenler onlardır.

Eğer orada kendilerini tanımadığınız içn tepeleyeceğiniz ve bilmeyerek tepelemenizden ötürü zor durumda kalacağınız mümn erkekler ve mümin kadınlar olmasaydı, Allah ellerinizi birbirinizden çekmez, savaşmanıza engel "olmazdı". ..."(Fetih, 25)

"Allah, Resulü'nün rüyasını elbette doğru çıkaracaktır. Allah'ın izniyle siz kiminiz başını traş ettirmiş, kiminiz saçlarını kısaltmış olarak, Mescid-i Haram'a korkmaksızın tam bir güvenlik içinde gireceksiniz. Ama Allah sizin bilmediğiniz şeyleri bildiğinden ondan önce, yakın bir zafer nasib etti" (Fetih, 27)

Bu ayetler bir bütündür ve 1 tane cımbızla çekip bi de tüm tarihselliğinden kopardığınızda gülünç duruma düşersiniz ve gereksiz anlamsız vehimlere kapılıp paranoya üretirsiniz.

bakın bu zulüm dolu iftirayı somutlaştıran bir örnek:

Tevbe Suresi 5. ayet:

"O halde, hürmetli aylar çıkınca artık öbür müşrikleri NEREDE BULURSANIZ ÖLDÜRÜN, onları yakalayıp esir edin, onların geçebileceği bütün geçit başlarını tutun. eğer tevbe eder, namaz kılar, zekat verirlerse onları serbest bırakın....)"

aman Tanrım. şimdi siz herhalde dehşete kapıldınız değil mi? işte ayetin başını sonunu atlayıp TARİH-DIŞI bir atmasyon yaparsanız işte böyle vehimlere boğulursunuz. oysa Tevbe 1:

"Allah ve Resulünden, KENDİLERİYLE ANLAŞMA YAPTIĞINIZ MÜŞRİKLERE SON İHTAR!

demek ki bu olayın özneleri biz değiliz. 631 yılında vuku bulan olaylarla ilgili olarak inmiştir. kendileriyle anlaşma yapılan müşrikler de bugün yoklar 1400 sene önce gelmişlerdi.

diğer ayetlere bakın daha iyi anlarsınız.

biz sibaka bakalım:Tevbe 6

"Eğer müşriklerden biri senden sığınma hakkı isteyip yanına gelmek isterse, sen ona güvence ver...."

Tevbe 7

"O müşriklerin Allah yanında, Resulü yanında nasıl olup da bir ahidleri olabilir ki!

Mescid-i Haramın yanında ANTLAŞMA YAPTIKLARINIZ bundan müstesna olup, onlar size karşı dürüst dvrandıkça siz de onlara dürüst davranın...."

Tevbe 13

"Ahitlerini ve yeminlerini bozup PEYGAMBERİ VATANINDAN SÜRMEYE TEŞEBBÜS EDEN BİR TOPLULUKLA SAVAŞMAYACA MISINIZ Kİ, aslında savaşı size karşı ilk başlatanlar onlar olmuşlardı.

açık ve anlaşılır değil mi Murat Bey. bir hayal kırıklığı da siz yaratmayın nolur!


kaldı ki bunların hiçbirisi bile olmasa, hepsini bir kenara koyalım; ben ne diyorum ki? "vahşi ve katil müslümanlarla savaşma"!.

Tüm hepsini bir kenara koyarak, bodoslama, tüm siyak sibak, öznellik, tarihsellik, maksad, ironi, gerçeğe birebir zıtlık durumu hepsini bir kenara koyun, bunu Mustafa Akyol'a da, Metin BEy'e de Bekir Bey'e de, Suat bey'e de, Fatih Bey'e de söylediğimi varsayın. vahşi ve katil müslümanlarla!!!! da savaşma, vahşi ve katil başkalarıyla da. size söylemeye korkuyorum şimdi siz de tehdit etti falan dersiniz mazallah!

BEN AYETLERİ VE İNANANLARI BÖYLE VAHŞİ VE KATİL OLARAK GÖRÜYORUM MUYUM Kİ "vahşi ve katil müslümanlarla savaşmaması" diyorum!!! bu kadarını da mı anlamıyorsunuz? BU kadarını anlayamayıp da nasıl hala isnadda bulunabiliyorsunuz. bu size hiç yakışıyor mu?

"herkes espri olsun diye diyorum cümlesiyle başlayarak karşısındaki insana örneğin başbakana,milletvekillerine,sizlere her türlü küfrü eder her türlü hakareti,tehdidi sıralardı. "

buyurmuşsunuz. birazcık insaf ve vicdan! birazcık. bana benim yukarıda bahsettiğim ifadelerde küfür ve tehditi gösterin tükürdüğümü yalayacağım.

ayrıca Bektaşi Baba geyiklerini de bırakın artık. yukarıda 3. defadır yazdım yine yazıyorum:

1-Bunlar modern hayatla, bilimle, akılla, düşünceyle, sanatla barışık olup Muhammed Aleyhissülatı Vesselam'ı sevenlere tahammül edemiyorlar Bundan ne anlıyorsunuz Murat BEy? Tehdit mi????). istiyorlar ki Sarıklı sakallı cüppeli, gerici bir hukuk anlayışını benimsemiş, el kesen, kadın taşlayan, SAVAŞ AYETLERİNİ okuyup duran bir mürteci olsun bu millet."
Bundan ne anlıyosunuz Murat BEy. bana bi deyin hele.lütfen ısrar ediyorum.

2-İNANIN ÇOĞUNLUK BÖYLE OLSAYDI çok önemsemezlerdi. cahil ve hayattan kopuk bu insanlar yönetime ve üretime talip olamayacağı ve sürekli tepelerinde namlu gezdirtmeye hep bahaneleri olacağı için keyflerinden geçilmezdi. ahh gelin görün ki MİLLET İRTİCAYA GEÇİT VERMİYOR, tutuyor BİLİMDE birinciler şampiyonlar çıkartıyor." Bundan ne anlıyorsunuz MURAT BEY, TEHDİT Mİ?

NE KADAR HAKLI ÇIKTIĞIMI GÖRÜYOSUNUZ DEĞİL Mİ? daha bu yazının üzerinden bir kaç geçtikten sonra cuk diye oturan örnekle kanıtlanmış oldum.”

Bundan ne anlıyorsunuz Murat Bey? neyde haklı çıkmışım??? sizi duymak istiyorum. Haklı çıktığım şey ne? Sizin "anlayışınızı" hep birlikte duyalım. lütfen.

Haklı çıktığım şey şu değil mi: Sürekli SAVAŞ AYETLERİNİ okuyup duran, el kesen kadın taşlayan, gerici bir hukuku savunan Müslüman profili çiziyorlar demişim. daha bunu yazdıktan birkaç gün sonra buna cuk diye oturan ifadeleri savunduğunuz arkadaşınız daha da sert bir şekilde ifade etmiş ve benim öngörümü ispatlamıştır.bunu söylüyorum beyefendi ve soruyorum "Şeytan bunun neresinde"!

İhtimaller üzerine hüküm bina edilmez beyefendi. Benim kadar sizin de bu örgütlerin ya da ne bileyim herhangi bir sapkın tarikatın, katil örgütün, provakatör-ajan grubun üyesi olma ihtimaliniz var. böyle şey olur mu? Benim onca yazdığım yazıda hangi terör ya da benzeri iğrençliği gördünüz. İslam'ın modernist bir yorumunu savunan bir insan olduğumu,laikliği savunduğumu, geçmişi eleştirdiğimi, evrensel aklı önplana çıkardığımı, mevcut iktidarı da siyasal dini de eleştirdiğimi eğer şöyle gözucuyla bu siteyi karıştırırsanız çok rahat görürsünüz.

hatta yakın zamanda diyaloga karşı çıkan bir tarikatı nasıl setçe eleştirdiğimi ve gayrimüslimlerle diyalogu savunduğumu da görürsünüz. tabii eğer görmek niyetiniz varsa!

Metin bey, Bekir bey, Suat Bey ben anlatamıyorum galiba, istirham etsem bir de siz deneyebilir misiniz?

amacınızın iyi olduğuna inanmak istiyorum. yok siz de kuzu yiyecem diye kurt masalını sürdürüp "akan suyu kirlettiğim" iddiasında iseniz ne diyeyim kurttan korkarım vallahi. beni affedin bir daha suyunuzdan içip kirletmem.

Son olarak, tekrar edeyim iyi niyeli olduğunuz beklentisiyle söylüyorum: Murat BEy sizden hakkı teslim etmenizi ve benden özrü dileminizi bekliyorum.(Noktadan sonrası yok sakın haa tehdit mehdit etmiyorum...) Yapmazsanız da canınız sağolsun.

saygılarımla

Yazan: nuri saglam Tarih: May 30, 2006 02:45 AM

İlave Not:

Bakın bu noktayı vurgulamayı unutmuşum. Eğer yukarıdaki açıklamalar kafi gelmediyse buyurun bi de buradan yakın:

Beyefendi ya da herhangi biri Kur’anı eleştirmiş, ben de durup dururken tutup ona kel alaka bir savaş ayetini söyleyip “görürsün sen” mi demişim? !!!

Ben bu sistede radikal İslamcı El Kaide/Taliban benzeri bir din anlayışını savunan, Müslüman olmayanlara hayat hakkı tanımayan bir insan olarak sürekli bunları vurguladım, bi de tuttum masum ve mağdur dostumuza yeniden cihad ilan ettim öylemi???!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!


Ben, bu sitede aylardır milleti “kafirleri” dinimiz gereğince!! katletme çağırısı!!! yapıyorken bu mazlum ve mağdur vatandaşımıza da “sus , al sana Bakara 191 hemen koş Mescidi harama sığın, vahşi ve katil Müslümanlarla savaşma” mı demişim!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Öyle ya benim gibi bir terörist! bir de örgütü varsa Allaaaaah ne büyük bir tehdit!!!! Ki sormayın! Bu arada hiç örgütsüz olan bir terörist duymamıştım. Bu nedenle “varsa” ifadesine de şaşırıyorum ya her neyse.

Bu nasıl bir vicdan? Bu nasıl bir iz’an? Allah’ım sen bana sabırlar ver.

Benim gelenekseli eleştiren modernist bir din söylemini seslendirdiğimi bilmiyorsanız bu sitede yazdıklarımı okuyunuz. Benim Kur’anı hermenötik okuma çabası içinde olan birisi olduğumu da buradan görebilirsiniz. Kaldı ki putperest olarak nitelediğim Taliban ve benzeri din söylemlerinin savunuculuğunu yapayım!

Arkadaşım, Kur'anın “onları öldürün” dediğini ileri süren ben değilim beyefendi hazretleri. Müslümanların vahşi ve katil olduğunu ben söylemiyorum, büyük mütefekkir dostumuz söylüyor. Yüce Düşünürümüz diyor ki “Kuran onları öldürün diyor”, “vahşetin kaynağı bu kitap”.

Benim böyle bir tehditte bulunmam için öncelikle Kuranın böyle, Müslümanların da öyle olduğuna inanmam sonra da inanmayanlara cihad ilan etmem gerekir. Esefle kınıyorum.


Burası net mi? eğer bu noktayı anladıysanız mantık skandalını incelemeye devam edebiliriz.

Peki nedir tablo?

Karşımızda şunları söyleyen biri var:

“….. Benim islamın kaynağına dönük yaptığım araştırmalar ve karşılaştığım tablo, bugün yaşananları son derece net bir biçimde anlamama yardımcı oluyor.Kusura bakmayın ama bu terörle ilgili gerek laikçi kesimin gerekse islami kesimin yaptığı yorumların hepsi yanlış.
Burda suç ne akp'nin,ne mhp'nin, ne de ibadetini yapan masum müslümanlarındır.SUÇU KAYNAĞINDA ARAMANIZ LAZIM. SİZLER NEKADAR KABUL ETMESENİZDE BİR DİNDE REFERANS ALINAN EN BÜYÜK KAYNAK O DİNİN KİTABIDIR.
…………………
….siz de saldırıyı lanetlerken,aslında LANETLEDİĞİNİZ ŞEYİN KURAN-I KERİM OLDUĞUNUN farkındamısınız?Türk-islamcı olan ve türban kararı için katliam yaptığını itiraf eden bu vatandaş SADECE DİNİNİN EMRİNİ YERİNE GETİRMİŞDİR... Sizin türban konusunda savunduğunuz gibi dini doğrultusunda bir eylem yapmışdır...DANIŞTAY ÜYELERİNİN DİNSİZ OLDUĞUNA KANAAT GETİRİP ONLARI KATLETMİŞDİR... Eylemi çıkış noktasından başlayarak analiz etmezseniz,doğru noktaya ulaşamazsınız..

Katl ayetleri:
Bakara/2/191. Onlari buldugunuz yerde öldürün. Sizi cikardiklari yerden siz de onlari cikarin. Fitne cikarmak, adam
öldürmekten daha kötüdür. Mescidi Haram'in yaninda, onlar savasmadikca siz de onlarla savasmayin. Sizinle
savasirlarsa onlari oldürün. Inkar edenlerin cezasi boyledir.
Tevbe/9/5. Hurmetli aylar cikinca, puta tapanlari buldugunuz yerde oldurun; onlari yakalayip hapsedin; her
gozetleme yerinde onlari bekleyin. Eger tevbe eder, namaz kilar ve zekat verirlerse yollarini serbest birakin.
Dogrusu Allah bagislar ve merhamet eder.”

Bunları beyefendi yazmış. Diğer ilmekten bakabilirsiniz.

Şimdi yani diyor ki beyefendi:

1-İslam bir terör dinidir. Kur’an bir terör kitabıdır ve buna inanan insanlar da teröristtir. İşte isbatı Bakara 191 ve Tevbe 9/5.
2-Siz ne kadar sevgi dini derseniz deyin bizi kandıramazsınız çünkü Kuran böyle müslümanlar da öyle.

Şimdi bu kadar akla mantığa aykırı, en katı İslam düşmanı Oryantalistlerin bile söylemediği, G:Bush’un bile bu derece paranoya geliştirmediği bu ifadelere cevap verilebilir mi?

Ben de dedim ki kardeşim madem sen böyle bir Kur’an vehmediyorsun, Kur’anın terör kitabı, cani ve katliam kaynağı olduğunu!!!!! iddia ediyorsun, Müslümanların da vahşi katiller olduğuna!!!!! adın emin gibi eminsin, 630-631 yılında vuku bulmuş bir olaya ilişkin bu ayeti de üstüne alınıyorsun!!! o zaman korkudan kurtul, sen de bu vahşilerle savaşma!!!!!!!! Bak bi de Mescidi Haram diyo, onu niye diyo kime diyo bunlara bakmadan sazan gibi atlıyosun ya hadi senin dediğin olsun bir de oraya sığındın mı kebapsın!

Buradaki ironiyi, acınası hali eğer göremiyorsanız söyleyecek başka sözüm yok.
Arkadaşımız Tevbe 9/5’i de vermiş. O’na ilişkin açıklamaları ve düşülen gülünç durumu hemen bir üstte vermiştim.

Benim ne tehditi, uyarı bile değil, herhangi bir Kuran tartışması bağlamında örneğin savaşa ilişkin olarak Kur’an ne diyor diye bana sorsanız benim vereceğim cevap Kur’anın bu ayetlerinin Miladi 7. asır ilk yarısında bulunan Medine site devleti Müslümanlarıyla Mekke ve diğer site devletleri müşrikleriyle yapılan savaşlara hitaben geldiği olurdu. Bu ayetlerin başı ve sonu okunmadan İNİŞ SEBEBİ BİLİNMEDEN, DOĞRUDAN HZ. PEYGAMBER VE ARKADAŞLARIYLA ve MÜŞRİKLERLE İLGİLİ OLDUĞUNU anlamadan yorum yapmanın skandal olduğudur.

“Mescidi Haramın yanında” ifadesinden de hemen anlaşılacağı üzere bu o dönemde Mekke Müşrikleriyle yapılan savaşı ifade etmektedir ki bu savaş ayetlerini sanki, Kuran gökten Sema Matbaasında basılı!! hazır!!! olarak bir çıpıda inmiş gibi!!!, tarihi olaylardan bağımsız ve tarih dışı bir söyleme sahipmiş gibi algılamak bir komedidir, şaklabanlıktır. Ve de bilimsel bir sahtekarlıktır. İslama karşı çıkan birçok düşünür böyle bir etik dışı yaklaşımı sergilememiştir.

“Onları gördüğünüz yerde öldürün” diyor diye başını sonunu, sağını solunu silip, tarihselliğini atlayarak “işte gördünüz mü vahşet kaynağı kitabı, işte buna inanan cani ve vahsi Müslümanlar” demek en hafifinden ahlaksızlıktır.

Ben ve burada yazan dostlarımızdan hiçbiri ne Kur’ana ne de Müslümanlara böyle bir vahşeti layık görmüyoruz. Bize yapılan çok ciddi bir hakarettir bu. Biz ne böyle bir kitaba inanıyoruz ne de böyle mensupları bulunan bir dinin bağlılarıyız. hakaretin ve iftiranın bundan daha büyüğünü gösterin elinizi öpmeye hazırım.

Başka bir nokta da Peygamberimize ilişkindir. O bu vahşet kitabı!!! Kuran’ı uygulamış da inanmayanları kılıçtan mı geçirmiş?

Onun şefkati ve rahmetini Batılı Oryantalistler bile inkar edemezken neye dayanarak böyle bir iftira seslendiriliyor? Medine devletinde ve diğer İslam ülkelerinin gayrimüslimlere tanıdığı özgürlükler ve imkanların başka bir örneği var mı?

O halde sizi dürüstlüğe davet ediyorum.

İnanmayabilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz. Hem Kur’anı onları öldürün bunları kesin diyen bir vahşet kitabı, Müslümanları da inanmayanları kesip biçen cani olarak bizzat kendiniz sunacaksınız, tarihsel olayları kendi üstünüze alacak, trajikomik bir paranoya üreteceksiniz ondan sonra da böyle bir anlayışla dalga geçen bir insanı “tehdit ediyooor”! diye imajını bozacaksınız! Bunun vicdandaki yeri neresi beyefendi?


Konumuzla dolaylı olarak alakalı ama şu aşağıdaki satırlar nasıl bir mantık ve zihin yapısı olduğunu açıkça sergiliyor (Bülent Arınç’ı ikna meselesi ise takdire şayan!!! O Suat Bey kardeşimin patentinde o nedenle girmiyorum!!!!)

“AMERİKANIN NEDEN ŞUAN IRAK'TA OLDUĞUNU, AFGANİSTANDA HANGİ AMAÇLA BULUNDUĞUNU, İRAN'A SALDIRMAK İÇİN SÜREKLİ BAHANE BULMA SEBEBİNİ ANLAMAK İÇİN, AFGANİSTAN,IRAK VE İRANDAN SONRA, SIRANIN BİZLERE DE GELECEĞİNİ GÖRMEK İÇİN KURANI OKUMALISINIZ.NEDEN BÜTÜN DÜNYANIN İSRAİLE OLUK OLUK PARA AKITTIĞINI VE FİLİSTİNİ GÖZ GÖRE GÖRE YAHUDİLERE VERDİĞİNİ ANLAMAK İÇİN KURANI OKUMALISINIZ.”

Buyurmuş dostumuz.

Buradaki ifadelerin fecaatini anlatmaya gerek var mı Murat Bey???


Bu arada, Beyefendi hukuk dersi vermeden önce de bir müddet düşünün isterseniz: Tehdit, belirli bir somut şahıs tarafından belirli somut bir şahsa karşı olur. Ne ben somut bir şahısım ne de buradaki herhangi biri!!!!burada Mustafa Akyoldan başka somut olan kimse de yok.

Yazan: nuri saglam Tarih: May 30, 2006 06:51 AM

Hande Hanım,

Analiziniz gerçekten çok güzel. Önemli bir noktaya parmak basmışsınız.

“Bu sitenin yorumcularını, biri dünyaya ve modern değerlere açık, demokrasiye, liberalizme ve dine gönderme yapan; diğeri de bir iletişim kaygısı olmayan, sanal olaylar üzerinden konuşan, akıl ve mantıktan uzak iki ana gruba ayırabiliriz. İkinci “dil” tam da akıl ve mantıktan uzaklığı nedeniyle dikkate alınmalı. Bu “dil” ülkeyi içine sürüklediği şizofrenik yapının göstergesi olarak önemli. Kamusal konuşmaya olan inancı sabote etmek amacıyla yazılan bu yazılar saldırgan dilllerine rağmen kendilerini mazlum ilan ederek de kendi yöntemleri içinde tutarlı davranmaktadırlar.”

Çok yerinden bir tespit. Ancak bu ikinci dil yeni değil, uzun bir mazisi var. Varolmaya da devam edecek. Çünkü oligarşik baskı ve süreklilik ancak bu dilin korunmasıyla mümkün.

“Saçmalama yoluyla kamusal konuşmayı yaralamayı amaç edinen bu yorumlar…”

Tam de günlerdir bunu anlatmaya çalışıyordum. Bunun tespiti ve siteyi izleyen ve yazı yazanlar tarafından fark edilmesi için didindim durdum. Zaten benim bu yazılarım sabotajın önünü kestiği içindir ki hemen saldırının hedefi haline getirildim.

“Demokrasiden, İslam ve imandan, Bediüzzaman Said Nursi’den, özgürlüklerden vb. açıkça konuşmak, birilerini tehdit etmek olabiliyor ve arkasından bir açıklamada bulunmak ihtiyacını doğuruyor”

El hak öyle Hande Hanım! İftira senaryolarını ortaya çıkarıyoruz nur yüzünü gösterdiniz diyor! Söyleyecek tek kelimeleri olmadığından şucu bucu diye saldırya geçiyorlar.

Ve hem bu cümleyle hem de ““Ben laik bir kişiyim” Konuşma ancak bir etikete referansla mı mümkün? Cümlenizle beni işaret ettiğinizden ufak bir açıklamada bulunma gereği hissettim.

Benim kimlik ya da etiket problemim yok. Ama başkalarının var. Bunu fanatik din düşmanları düşmanlığının ölçüsü oranında yaparken, dini duyarlılığı olan insanlar da takım tutma anlayışına sahipler. Ne yapalım bu sosyolojik gerçekliğimiz. Bu noktaya Ferhat Bey’e de dolaylı olarak bir cevap verme umudu taşıyarak da değiniyorum

Problem şu: Düşünce serdeden kişiler; vizyonu ve çapı eğer belli bir ekolün (iyi kötü kategorisinden bağımsız olarak) sınırlarından öteye çıkmıyorsa; örneğin tartışılan her konuda hemen abi, hoca, şeyh, devrimci örgüt lideri, cunta lideri, terör örgütü lideri ya da siyasal partinin ezberleriyle cevap veriyorlarsa o takdirde onlar şucu bucu olarak tanımlanabilir ve hatta eleştirilebilirler.

Bu cümle sanırım meramımı anlatmaya yetmiştir.

Ama herhangi bir konuya ilişkin argüman geliştirirken kendi zihinsel faaliyeti ve diğer okuma ve tecrübeleri dışında göze batan bir ekol ya da temsilcisinden yararlanmak o kişiyi o ekolle bağlantılı hale getirmez.

Bu nedenle böyle bir insana sen şucusun demek bir hakarettir kanımca. Ben belli bir ekolün ezberleri veya hadi daha kibarca olsun argümanlarıyla konuşmuyorum ki buradan sen şucusun sonucu çıksın. Bu bir.

İkincisi, parmak ayı gösterdiğinde parmağa değil aya bakılır.

Üçüncüsü, kişilerin “tutum ve tavırlarından” kafatasçı, antidemokratik, faşist, dogmatik vs sonuçlara varmakla bu öteki arasında çok büyük bir fark vardır. Bir insan diyelim ki nurcu, öteki laikçi olabilir ama ikisi de mesela “dogmatik” tavır sergiliyor olabilirler. Bunları birbirine karıştırmamalıyız. Birisi tutum tavır ve vizyondan hareketle varılan bir sıfatken, öteki somut ya da hayali bir organik sosyolojik ya da düşünsel örgüte delalet eder.

Mesela ister İslamcı ister ateist, özgürlükçü olmayan bir tavır sergileyen kişiye sen antidemokrat bir insansın demek tabii ki hakkımız.

Gelelim buradan bana çıkan yola. Ben çok defa burada Bekir Beyle olsun Metin Beyle, Suat Beyle olsun ve hadis tartışmalarında Halo beylerle olsun nasıl bir din ve devlet anlayışı öngördüğümü belirtmişim. Orada duruyorlar silinmiş değiller.

Orada ısrarla islamın donmuşluğunun kırılması, tarihsel ve hermenötik bir okuyuşun benimsenmesi, Kur’anın toplumsal hükümlerinin içtihada tabi tutulması vs cinsinden geleneksel anlayışın dışında kalan görüşlerimi sunmuşum. Laikliğin çok yerinde ve doğru bir anlayış olduğu, sorunun laikliği uygulamamaktan kaynaklandığını defaatle konuştuk. Bunları işte bu sanal ortamda kimsenin bizi bilmediği tanımadığı bir ortamda gerçeklerin ortaya çıkması için yazdık çizdik. Kimse bizi görmez bilmez tanımaz. Şimdi bunları söyleyen bir insanın söylediği herhangi bir şeyi “arkadaş sen şurada şöyle demişsin, ama bu şu şu şu gerekçelerle anidemokratiktir, faşisttir, dogmatiktir, akıldışıdır vs demek başka, hatta bu görüş şu ekolün görüşüdür onu dillendirmişsin demek başka vay seni bilmem neci demek başkadır.

Bu konuda sizin “ben laikim” ünleminizi evet kısmen bir çekincenin ifadesi ama aynı zamanda kendimin doğru bir tanımı olarak sunmak zorunda kalmanın işareti olarak görmeniz lazım. Sürekli değişen toplumsal bir yapıya değişmeyen hükümler bina edemezsiniz. Evrensel akla dayalı bir akletme ve yönetim faaliyetdir aslolan. Bunu özümsemiş birisi olarak Müslümanların da anlaması için çaba gösteriyorum. Ama bu çabadan bu din düşmanları rahatsız. Çünkü onlar Kuranı bir terör kitabı, Müslümanları da eli kanlı terörist göstermek istiyorlar. Beni bile, burada herkesin takdirini kazanmış, söyledikleri vicdanlarda kabul gören birisine bile bu yaftayı yapıştırıyorlar ki artık siz varın gerisini düşünün.

Şimdi, böyle seni gidi tehdit edici seni gidi bilmemneci diye sindirmeye çalışanlara karşı başka nasıl kendinizi ifade edebilirsiniz bilemiyorum.

Öyle sindiriyorlar ki evet sanırım ben de yazma iştiyakımı artık kaybettim. Bunu başarıyorlar. Şimdi benim yukarda yazdığım iki yazıya bakın muhtemelen sahte isimlerle başka provakatörler nasıl tehditler gönderecekler. Kamu vicdanını seslendirecek insanlara tahammülleri yok. İşte benim dediğim provakatörlerin burada yazan arkadaşları provoke eden ifadelerine tepki verilmemesi.

Bu nedenle Mustafa Bey’e de içerlediğimi söyledim ama pek ilgisini çekmedi. Eğer ben ya da başkası burada birisini tehdit etmişse bu sitenin sahibi ve hakemi olarak sorumlusu kendisidir. Bu tehditi burada seslendirtemez. Öyle bir şey yoksa o takdirde böyle sindirme faaliyeti karşısında sindirme kampanyalarına karşı sessiz kalınması da objektiflik midir onu bilemem tabi.

Söylediğim şey, bunları kesmesi değil önce kendisinin sonra da sizlerin tepki (düşünsel eleştiri anlamında, silaha sarılmalarını falan söylemiyorum:Nurinin Notu) göstermesidir. Sizin belirttiğiniz öze dönme de ancak böyle mümkün olur.

Yazan: nuri saglam Tarih: May 30, 2006 09:13 AM

Sayın Nuri Bey;
Eleştirilerinize katılıyorum. Peşinen İslam dinine saldırmayı bir ilericilik sayan, bu yüzden göğüslerini gere gere İslama hakaret eden insanlardan hepimiz haberdarız. Başka güdülerle de İslam dinine düşmanlığı kendine görev edinen, söylediğiniz gibi İslam dininin aydın insanlarca kabullenmesini ve hatta yaşanmasını hazmedemeyen insanlar var. Bu insanların düşüncelerindeki sığlık bir keresinde Hilmi Yavuz tarafından şöyle ifade edilmişti; "Türkiye'de İslam dininin bir bilgi nesnesi olarak ele alınması bile ayıplanıyor, tepkiye yol açıyor."
Ayriyeten bence de sözleriniz bir tehdit içermiyor. Yalnız uslubunuz ikna etmeye değil karşı tarafın görüşünü "pekiştirmeye" yönelik, bu da diyolog değil çatışma getirir. Kanaatleri hepimizce malum bu insanların sözlerine kızacak bir şey yok. Ve dahi "kamusal dile" ihtiyacı olanlar dindar olma olanaklarının serbest bırakılmasını isteyen insanlardır(liberal veya dindar). Gerçi siz dindar olmadığınızı söylüyor sunuz ama dini özgürlük isteyenlerin de konuşurken "tebliğ" kavramını akıllarında bulundurmaları gerektiğini hatatırlatmak isterim. İslam dininin yoruma hiç ihtiycı olmayan bu emrinin herkes tarafından göz ardı edilmesi çok ilginçtir. Ne tarihsellik açıklamaları ne başka tumturaklı yöntem bu "vecibemizi" hasır altı etmemize müsadee eder. Bence bu "vecibe" dinci terörün de ilacıdır. Amerika'nın sırayla müslüman ülkeleri işgal etmesini İslam dinine bağlayan beyfendiye de Editorya sitesinden "Ötekileşme...Nereye Kadar? yazısını tavsiye ederim. Cevap arıyorsa tabii? Herkese Selamlar.FERHAT

Yazan: FERHAT Tarih: May 30, 2006 01:56 PM

Akıl, mantık, vicdan sahibi her blog yorumcusunun, Nuri Bey'i, mertlikten nasibini almamış saldırgan zihniyete karşı desteklemesi gerektiğini düşünüyorum.

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 30, 2006 02:37 PM

Nuri Bey'in bütün yazdıklarına katılıyor ve kendisini destekliyorum.Ayrıca bu gibi saldırıları ciddiye alıpta yazmamak gibi bir düşünceyi aklından bie geçirmemesini istiyorum.

Sinmek yok, Nuri Bey ağabey, sinmek yok..

Yazan: S.Öztürk Tarih: May 30, 2006 06:37 PM

Yazılanlara elimden geldiğince cevap vereceğim...


"Bunlar modern hayatla, bilimle, akılla, düşünceyle, sanatla barışık olup Muhammed Aleyhissülatı Vesselam'ı sevenlere tahammül edemiyorlar. istiyorlar ki Sarıklı sakallı cüppeli, gerici bir hukuk anlayışını benimsemiş, el kesen, kadın taşlayan, SAVAŞ AYETLERİNİ okuyup duran bir mürteci olsun bu millet. inanın çoğunluk böyle olsaydı çok önemsemezlerdi. cahil ve hayattan kopuk bu insanlar yönetime ve üretime talip olamayacağı ve sürekli tepelerinde namlu gezdirtmeye hep bahaneleri olacağı için keyflerinden geçilmezdi. ahh gelin görün ki millet irticaya geçit vermiyor, tutuyor bilimde birinciler şampiyonlar çıkartıyor." NS

Nuri sağlam benim Kuran ayetlerini okumalısınız dememi eleştiriyor. Ben ne demişim kuran okuyun demişim nuri sağlam nediyor BUNLAR MÜSLÜMANLARIN KURAN OKUYUP GERİCİ İNSANLAR OLMASINI İSTİYOR.

Burda kendisiyle hem fikiriz.Devamlı kuran okursanız hayatınızı kurana göre düzenlerseniz, 1400 yıl öncesine saplanıp kalırsanız, 650 yılındaki gibi yaşamaya kalkarsanız sarıklı cüppeli olursunuz.Bilimde fende bir adım ileriye gidemezsiniz. 20 yıldır zerre ilerleyememiş akıllı tasarımı savunursunuz..Sonra da her konuda batının 50 yıl gerisinde kalırsınız..

Burda Nuri sağlamın ve diğer arkadaşların anlamadığı şey,sizin hayalini kurduğunuz inanç dünyasıyla şeriat arasında çok ince bir çizgi olduğu. Sizin hayal ettiğiniz dünyanın 2 adım ilerisinde birdaha yüzyıllarca geri dönülemeyecek bir şeriat düzeni duruyor.

Bu çizgiyi geçtiğiniz anda,bu akıntıyı sizler bile durduramazsınız.İşte ozaman ordudan darbe talep edeceksiniz o insanların kafasına silah dayanmasını SİZLER isteyeceksiniz ama iş işden geçmiş olacak... Bu nasıl olur diye sorabilirsiniz.Şöyle olur kendini tamamen dinine vermiş bir müslüman için esas olan bu dünya değildir öbür dünyadır.Onun için bu dünyadaki eylemlerini öbür dünyada kazanım olacak şekilde tasarlar. Kendini dinine verir ve bu dini yaymayı baş amaç edinmişdir.Çünkü nekadar çok müslümanı dindarlaştırırsa yada kurana uygun yaşatırsa, öbür dünyada alacağı mükafat o kadar fazla olacakdır. Müslüman insanın sadece müslüman insanın değil dini için yaşayan herhangi bir insanın taşıdığı çok açık bir psikolojidir bu. İşte AİHMin türbana geçit vermeme sebeplerinden biri de budur...Dinin zorlamayla baskı unsuru olacağını net olarak görmüşlerdir.. İşte bu tip insanların oluşturduğu gruplar, cennetten köşe kapma psikololijisiyle her türlü zulümü yaparlar taliban gibi uyuşturucu bile üretirler hertürlü günahı işlerler,onlar için bu dünyada diğer insanların çektiği acıların önemi yoktur.. Zaten danıştay katliamcısı da bana cennet vaadedildi demişdir.. Ona bunu söyleyenlerin dinsiz olduğuna inanabilirmiyiz? Hemen iftira atma sadece dini için yaşayan insanlar dedim!!


************************************************************************


Hani bunların Müslüman Türk milletini el kesen, gerici bir hukuk anlayışına inanan, durmadan savaş ayetleri okuyan, cihad ilan eden terörist kılıklı adamlar olarak lanse etmek istiyorlar işte bakın dediğim çıktı demişim. bunlar müslümanları el kesen, baş kesen göstrmek istiyorlar demişim. NS
İslamın şiddet dini olmaktan ,şiddet dini olarak algılanmasından kurtulması için sayfalarca yazı yazmışım... Şiddetten arındırılmış bir islam diniyle ve müslümanlarla hiçkimsenin alıp veremediği olmaz demişim ama neymiş ben müslümanları vahşet uygulayan insanlar olarak görmek istiyormuşum.... Benim anamda babamda müslüman.. Kimseyi öyle yada böyle göstermek istediğim yok ona buna karışan,şeriat hükümlerini getirmek isteyen, karısına kızına baskı yapıp zorla başını örtenler dışında yalnız ibadetini yapan müslümanlar başımın tacıdır... Ancak ben sadece olanı söylüyorum.Bugün Taliban hırsızların elini kesmiyormu? İranda Arabistanda el kesilmiyormu? İsrailde,cezayirde radikal islamcılar tarihin en büyük katliamlarını yapmadılarmı? yalanmı bütün bunlar?
*************************************************************************
demek ki bu olayın özneleri biz değiliz. 631 yılında vuku bulan olaylarla ilgili olarak inmiştir. kendileriyle anlaşma yapılan müşrikler de bugün yoklar 1400 sene önce gelmişlerdi.
diğer ayetlere bakın daha iyi anlarsınız.NS

Nurisağlamın benimle aynı düşünceleri paylaştığını görmek beni nekadar şaşırtıyor bilemezsiniz .Ancak kendisine bu savunmalarıyla ilgili ihtar gelebilir...Çünkü savunma şekli kuranın bugün uygulanmaması gerektiğini söylüyor ama farkında değil.

Kuran ayetleri tüm aleme gelmişdir.(Hernekadar anlaşılsın diye arapça olarak araplara indiği yazılı olsada bir an için bunu unutalım)ve tüm zamanı kapsar.
Kuran ayetlerinin 1400 yıl önce geldiği ve ozamana geldiğini söylemek kuranın uygulamadan kalkmasını savunmakdır.Eğer böyle bir düşüncedeyseniz önünüzde saygıyla eğilirim..ne varki gerçek öyle değil. Eğer kuranın tüm ayetlerinin sadece o yıllara ait olduğu düşünülseydi, bugün hiçbir islam ülkesinde katliam yapılmazdı.

Bizler bilime gönül vermiş insanlar olarak istatistiklere inanırız. Eğer istatistikler din adına yapılan katliamların cinayetlerin en çok islam dininde olduğunu söylüyorsa ,bu durum ayetlerin sizlerin görmek istediğiniz gibi algılanmadığını ispatlar. Nasıl dna bazında yapılan incelemelerde canlıların sahip olduğu genomların benzer olduğu evrimin ispatıysa,( yani kardeşinizle sizin genomunuz hemen hemen aynı- bir maymunla karşılaştırılan genomunuz diğer hayvanlarınkine kıyasla çok daha fazla benzerlik gösteriyor ama bir bakteriyle karşılaştırılan genom yine büyük oranda benzerlik taşıyor ama hayvanlarınkinden daha az oranda işte burdan istatistiklere dayanarak evrimin varlığını ispatlamış oluyoruz.Tüm canlıların akraba olduğunu apaçık görebiliyoruz.) şiddet uygulayan insanların hep müslüman olması da bu ayetlerin yanlış anlaşılmadığını ortaya koyuyor..

Bu ayetler o dönemin koşullarında gelmiş olabilir.Birçok tarihsel olayla ilişkili de olabilir.Ancak bir kitabın nedemek istediğini anlamak için ciltlerce ansiklopedi karıştırmak gerekiyorsa,bu kitap sizce anlatmak istediğini anlatmakda başarılı olmuşmudur? Apaçık herkes anlasın diye inmiş diyebilirmiyiz? Demekki siz Kuranın apaçık olduğuyla ilgili ayeti inkar ediyorsunuz öylemi?

Daha önce de yazdım Ayetler tüm dünya tarafından ve radikal islamcılar tarafından katliam ayetleri olarak algılanıyor ve uygulanıyor. Sizler bu gerçekten kaçacak olursanız,islamın yokolup gitmesine seyirci kalmaktan başka hiçbirşey yapmamış olursunuz...
******************************************************************

Maide 51 Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.

gayrimüslimlerle diyalogu savunduğumu da görürsünüz. tabii eğer görmek niyetiniz varsa
NS

Kurandan bir ayeti inkar ettinmi tamamını inkar etmiş sayılırsın... Ozaman şahsımı suçlamayın Ben en dürüst olan yolu seçtim hepsini inkar ettim..
Başka yerlerde yahudilerle dost olun diyen ayetler var diyeceksiniz şimdi. Sakın demeyin çelişki ortaya koyup Kuranın Allah katından olmadığını söylemiş olursunuz!!!!
*****************************************************************

yani bu ayet tarihte olmuş bitmiş spesifik bir olaydan bahsediyor sen ne saçmalıyorsun diyorum? NS

bu ayet şu olay için indi diğer ayet bu olay için indi ve artık bu ayetler geçerli değil gibi bir savunma geçerli değildir.. Çünkü hemen hemen bütün ayetler bir olaya dayanarak inmişdir.
eğer sizin yaptığınız gibi ayetlerin bir olaya dayandığından dolayı hükmünün kalktığını söylersek,ortada ayet kalmaz ::)) Aynı zamanda müslümanlık diye bir din de kalmaz...sadece müslümanlık değil hiçbir din varlığını sürdüremez..

**********************************************************************

Arkadaşım, Kur'anın “onları öldürün” dediğini ileri süren ben değilim beyefendi hazretleri. Müslümanların vahşi ve katil olduğunu ben söylemiyorum, büyük mütefekkir dostumuz söylüyor. Yüce Düşünürümüz diyor ki “Kuran onları öldürün diyor”, “vahşetin kaynağı bu kitap”. NS
İşte iftira satırları kendisi katil vahşi müslümanlar diye bir espri yaptığını zannediyor sonra bunu şahsımın söylediğini iddia ediyor..Zihin bulanıklığı yaşayan arkadaşımıza tatile çıkmasını tavsiye ediyorum..

Tekrar söylüyorum tüm müslümanlar vahşidir katildir demiyorum ama müslümanlardan katilam yapanlar,bu ayetlerden güç alarak bu katliamları yapıyor diyorum.
Her müslüman ayetlerin o zamanamı indiğini, bu zamanamı indiğini, ardındaki tarihsel olayları bilmek mecburiyetinde değildir.. Adam kurana bakar ayeti görür ve bu Allah'ın emri deyip katliamı yapar.

BİRŞEY SİZİN GÖRMEK İSTEDİĞİNİZ GİBİ DEĞİLDİR ÇOĞUNLUĞUN ALGILADIĞI GİBİDİR AYNEN TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KENDİNİ LAİK BİR DEVLET OLARAK GÖRMEK İSTEMESİ AMA GERÇEKTE LAİK OLMAMASI GİBİ.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ KENDİNİ LAİK SANIR AMA TÜM DÜNYA BİLİRKİ T.C., DİYANET İŞLERİNDEN DOLAYI LAİK BİR DEVLET DEĞİLDİR
*************************************************************************

Şimdi yani diyor ki beyefendi:
1-İslam bir terör dinidir. Kur’an bir terör kitabıdır ve buna inanan insanlar da teröristtir. İşte isbatı Bakara 191 ve Tevbe 9/5.
2-Siz ne kadar sevgi dini derseniz deyin bizi kandıramazsınız çünkü Kuran böyle müslümanlar da öyle.
Şimdi bu kadar akla mantığa aykırı, en katı İslam düşmanı Oryantalistlerin bile söylemediği, G:Bush’un bile bu derece paranoya geliştirmediği bu ifadelere cevap verilebilir mi? NS


Ben İslama düşman falan değilim islamın terör dini olduğunuda söylemiyorum ama kuranın içindeki ayetlerin, niyeti o olmasada insanları katliama teşvik ettiği şeklinde algılandığını söylüyorum..
İslama karşı değilim ama insanların katledilmesine ,çocukları öksüz bırakan cinayetlere, bombalı saldırılara karşıyım..

İsrailde yapılan katliamlara karşıyım ama israilin müslümanlara yaptığı katliamlara da karşıyım Zaten tevrattada katliam ayetleri var...

Şunu savunuyorum eğer müslümanlar , bu şiddete son vermezlerse,ve bununla mücadele etmezlerse, bundan tüm müslüman ülkeler zarar görecekdir diyorum. 1980 darbesinin de yapılan katliamlardan cinayetlerden yapıldığını biliyoruz. Bu insanlar adam öldürmek islamiyetde yasaklanmış olsaydı, solcuları katlederlermiydi?Solcularında adam öldürdüğünü de söylemeden geçmiyeyim.

İslam dinine düşman değilim kuranı bildiğim için ve onun peygamber tarafından yazıldığını bildiğim için islam bana manevi açıdan hiçbirşey vermiyor. İslamla ilgili hiçbirşey hissetmiyorum .Ama insanların islam dinini sevmelerini çok seviyorum. İslam beni mutlu etmiyor ama insanların başkalarına zarar vermeden, sadece bu dini yaşayarak ibadet etmelerinden dolayı yaşadıkları mutluluk beni de mutlu ediyor...
********************************************************************
Sürekli değişen toplumsal bir yapıya değişmeyen hükümler bina edemezsiniz. Evrensel akla dayalı bir akletme ve yönetim faaliyetdir aslolan. Bunu özümsemiş birisi olarak Müslümanların da anlaması için çaba gösteriyorum. NS

Eğer bunu savunuyorsanız, başımın üstünde yeriniz var ama bu savunduğunuz Kuranı inkar etmek olmazmı?Onun ayetlerinin tüm zamana geldiğini inkar etmek anlamına gelmezmi?
Hadi ben bu inkarı zaten yapmışım peki sizdemi benim gibi düşünüyorsunuz? Yada Hangi ayetleri bugün uygulayacağız hangilerini uygulamayacağız? Bu konuda bizi aydınlatırmısınız?

*********************************************************************
Mustafa Bey İnanca saldırıya izin vermem demişsiniz. Şuana kadar düşüncelerimi söylemek dışında inanca saldırı yaptım mı? Ayrıca bir agnostik olarak islam dininin övülmesinin yasaklanmasını talep etme hakkım varmı? Burdaki arkadaşlar neden hep hoşlarına giden düşüncelerin söylenmesini istiyorlar bunu hiç anlamıyorum.. Bizler agnostikler olarak müslüman arkadaşlar bizim bulunduğumuz ortama geldiklerinde kendilerine hiç hakaret etmiyoruz.Herhangi bir kınamada da bulunmuyoruz..Onlara görüşlerini açıklama fırsatı veriyoruz Peki onlar niye demokrasiye tahammül edemiyorlar??
İslamın her inanca her düşünceye saygılı olduğu fikri yoksa bir yalandanmı ibaret?


Yazan: Sezgin Kıroğlu Tarih: May 30, 2006 07:38 PM

Nuri Bey,

tartismalari basindan beri izliyorum. Sizin birikim dolu yazilariniza cevap veremeyenler kendilerini masum gosterme adina sagduyuyu baltalamaya caliyorlar.

sizin Kurani dehset menbai olarak gosteren kisiye sacmaligini gosteren nuktenizi anlamazliktan gelenlere aldirmayin. biz de E-mine hanim gibi kahkahalarla gulduk. Ben sizin gelenege elestirel yaklasiminiza katilmiyorum. Ama soylediginiz gibi Kuranin basini sonunu atlayip Mekke fethi ile ilgili bir ayeti ustune alinip bunlar beni kesecekler anneeee(iyi saatlerde olsunlar yetisinn!) diyen birisinin bu nukteyi de anlamayip sacmalamasi cok normal. bir iki provakator bunlari diyecek varsin desin. siz lutfen yazin bizi aydinlatmaya da devam edin.

Hele Tevbe 5. ayeti oyle guzel ortaya koymussunuz ki' bu insanlarin zaviyelerindeki carpikligi ve bence de kasitliligi herke anlamis oldu. Adan Tevbe 5. verip surenin ilk dort ayeti ve ondan sonraki ayetleri vermeyerek aa gordunuz mu Kuran onlari oldurun diyor diye aklinca bizi kafalamaya calicakti.

Dediginiz gibi biz asla Kurani boyle anlamiyoruz. `onlari nerede gorurseniz oldurun` kismindaki Bektasi oyununu herkes goruyor emin olun. Bektasi oyununa yaptiginiz nukte yanlizca nukte de degil Nuri Bey. ayni zamanda anakronik bir sacmaligi da vurguluyor. dogruya Mescide siginanlar dedigi Ebu Sufyanla yapilan anlasma uyarinca oraya siginanan o donmdeki mekkeliler. sen delimisin de ustune aliniyorsun? harika bir tespit. eger onlarin dedigi gibi olsaydi Mekkenin fethinden sonra da daha sonraki halife donemlerinde de hicbir inanmayan hayatta kalmazdi. osmanli ve selcuklunun da uygulamalari ortada zaten.Daha once verdiginiz Fatihin akitnamesi cok yararli oldu tesekkur ederim buradan.

Emperyalizm gudumundeki bir avuc sozde islamci katil teroristin soylemini ve yaptiklarini kalkip Turk milletine yakistiranlara ise yaziklar olsun diyorum.

o yuzden Nuri Bey, Metin Beyin (Metin Bey bu arada kutsalla ilgili gorusunuzu yadirgadim dogrusu) ve Suat Beyi dinleyin.

Yazan: Hakki Acikalin Tarih: May 30, 2006 11:32 PM

Hakkı Bey,

"Metin Bey bu arada kutsalla ilgili gorusunuzu yadirgadim dogrusu" demişsiniz. Anlayamadım bunu. Açar mısınız lütfen biraz? Bir yanlış anlaşılma olmuşsa düzelteyim.

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 31, 2006 11:20 AM

Not:Üstteki yorumumu, dün gündüz saatlerinde göndermişdim.. ama Mustafa bey haklı olarak ortamın gerginliğinin artmaması amacıyla yazıyı bugün yayınlamış.

Yazıyı okuyup,bugün itibariyle Nuri Beyle girdiğimiz uzlaşma zeminini bozmaya çalıştığım izlenimine kapılmanızı istemem...

Nuri Beyin şahsıma yaptığı tekliflere olumlu yaklaşıyorum islamı tartışabiliriz.Ama benim agnostik (yani herşeyi sorgulayan, hiçbirşeyi düşünüp taşınmadan kabul etmeyen)bir insan olduğum unutulmamalıdır.yoksa burda daha çok çatışma yaşarız. Nuri beye ve herkese sevgi ve selamlarımı yolluyorum..

Yazan: Sezgin Kıroğlu Tarih: May 31, 2006 01:07 PM

Sezgin Bey,

"agnostik (yani herşeyi sorgulayan, hiçbirşeyi düşünüp taşınmadan kabul etmeyen)" demişsiniz.
İkisi özdeş değildir efendim.
Ben de bir zamanlar agnostiktim, şimdi deistim. Ama her zaman "herşeyi sorgulayan, hiçbirşeyi düşünüp taşınmadan kabul etmeyen" oldum ve olacağım.

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 31, 2006 03:20 PM

Sezgin Bey,
oncelikle hosgeldiniz.
Yazinizda katildigim karsi oldugum yerler var.
Ama su "en katliamci din Islam" konusu ciddi ciddi beni sasirtti.
Wallahi belki insan sevdiginin kusurlarini goremezmis ondan mi acaba diye dusunmeden edemedim.
Rica etsem en azindan 10 tane buyuk Musluman katliamini sayabilir misiniz? belki bu sayede diger dinlerin katliamlari ile karsilastirir en katliamci kimmis anlariz.

Yazan: fatih demir Tarih: May 31, 2006 05:46 PM

Hoşbulduk dönme sebebimi yazımda açıklamışdım ama kendi isteğim üzerine sivri noktaların kırpılması esnasında o bölümde gitmiş..
Bana cevap hakkı doğduğu için döndüm... Yoksa son derece yanlış anlaşılan bir insan olacakdım..

Aslında burda en katliamcı din değil ama dini adına en fazla can alan kesim müslümanlar diyebiliriz.

Yakın tarihe baktığımızda diniyle ters düştüğü için öldürülen bir yahudi,bir hristiyan duymadım ama dinsiz ve dine sövdü diye öldürülen onlarca yazar,bilim adamı düşünür var... HSBC katliamı,ikiz kule katliamı,sivas katliamı,el kaidenin yaptığı katliamlar,danıştay katliamı, ülkemizde hizbullahın yaptığı katliamlar, karikatür krizinde yapılan katliamlar..v.b...
Bunlar hep din kaynaklı katliamlar...Ama diğer dinlere baktığımızda böyle bir tabloyla karşılaşmıyoruz...

Hristiyanlık dininde yada yahudilerde, kendi dinlerini sınırsızca eleştirme özgürlüğü var.. Hatta o dinle ilgili filmler yapılıyor.. Sadece kınama yayınlanıyor.. bunun dışında kimse kimseyi öldürmüyor ama maalesef müslümanlıkda bu çok fazla... Bu da insana ister istemez bunun tesadüf olamayacağını düşündürtüyor..
Bu demek değildirki diğer dinlere mensup insanlar hiç katliam yapmıyor...Evet onlarda yapıyor (hitlerin yahudi katliamı-atom bombasıyla yapılan katliamlar)var amerikanın ırakta yaptığı sivil hedefleride kapsayan katliamlar var...ama benim üstünde durduğum din adına yapılanlar katliamlar... Burda karşımıza çıkan tablo maalesef müslümanlığın bu konuda diğer dinlerden çok daha önde olduğunu ortaya koyuyor.. Ama bu durum diğer dinlerin ekmeğine yağ sürüyor..İslamiyete hergeçen gün kan kaybettiriyor... Söylemek istediğim bu..

Eğer bu gerçeği kabullenmeyişimiz,gerçeklerin biranda değişmesine yol açacaksa , müslümanların şiddete başvurmadığını hepberaber reddedelim...

Bu arada ifadelerimden diğer dinlere sempati duyduğum sonucu çıkabilir hiçbir dine mensup olmadığımı ifade etmeliyim.

Yazımda doğru bulduğunuz yerler nereler ?

Yazan: Sezgin Kıroğlu Tarih: May 31, 2006 07:51 PM

Sezgin Bey,

Oncelikle soruma cevap verip baska bir yanlis anlamadan daha kendinizi kurtardiginiz iyi olmush.
"Aslında burda en katliamcı din değil ama dini adına en fazla can alan kesim müslümanlar diyebiliriz."(SK)
Bakin problemler hep bunlardan cikiyor. Bir grubu katliamci diye tanimlamak baskadir, katil diye tanimlamak baskadir.( Mesela biz 1915'te bir grup Ermeninin olduruldugunu inkar etmiyoruz, olayin "soykirim" olmadigini iddia ediyoruz, oyle degil mi?)

Turkiye'de her zaman bu kavramlari yanlis kullanmak yada tanimlamaktan kaynaklanan bir anlasmazliklar silsilesi var.

Diyanet isleri olan bir ulke Laik degildir diyorsunuz. Dogru din adami yetistiren bir ulke laik olamaz. Bulent Arinc bunu soyledigi zaman ayni kargasa yasaniyor. Laiklik tanimi surdadir deniyor. Isaret ettigine degil paramag bakilip yorumlar yapiliyor.

bilmiyorum okudunuz mu ama ben de "Danıştay'a Kanlı Saldırı ve 'Anti-Laik Terör' " basligi altinda Deri toplayan, diyaneti olan, imam-hatip liseleri acan bir ulkenin laik olamayacagini ve bunlarin hepsinin kaldirilmasi gerektigini soyledim. Soyledim ama "bunlari tamamen yok edelim, millet ne yaparsa yapsin" demedim. Bunlarin yerlerinde neler var demokratik ulkelere bakalim dedim. Ozel Hristiyan ruhban okuluna izin vermeye meyilli devletimiz ayni demokratligi ve ozgurlugu Muslumanlar icin de verebilir mi diye sordum? Ozel imam-hatipler acilabilir mi mesela? Camilerden yardim kesilirse camilerin (Amerikada kiliselerin verdigi Incil kurslari gibi) bakim, maas gibi meseleleri halledebilmesi icin kurslar duzenlemesine izin verilir mi dedim? Bunlarin hicbirine izin vermeden bu kurumlari yok etmenin toplumu tam anlamiyla kutuplara boleceginden hemfikir miyiz?

Simdi yazinizin katildigim bolumu : """""Ben İslama düşman falan değilim islamın terör dini olduğunuda söylemiyorum ama kuranın içindeki ayetlerin, niyeti o olmasada insanları katliama teşvik ettiği şeklinde algılandığını söylüyorum..İslama karşı değilim ama insanların katledilmesine ,çocukları öksüz bırakan cinayetlere, bombalı saldırılara karşıyım..İsrailde yapılan katliamlara karşıyım ama israilin müslümanlara yaptığı katliamlara da karşıyım Zaten tevrattada katliam ayetleri var...
Şunu savunuyorum eğer müslümanlar , bu şiddete son vermezlerse,ve bununla mücadele etmezlerse, bundan tüm müslüman ülkeler zarar görecekdir diyorum.(SK)""""""

Simdi sizin su yukarda tirnak icinde aciklamaya calistiginiz seylerin aynisini Turkiyedeki bir suru dindar grup lideri de soyluyor.(Ama onlar soyleyince takiyyeci diyorlar ve cetecilikle yargilaniyorlar o ayri bir mesele. Diyorlar ki cocuklarinizi okullara gonderin, kitaplari okuyun, "Masumun canina kiyan, tum insanligi oldurmus gibidir", "Dinde zorlama yoktur", "kolaylastirin, zorlastirmayin" ama tum bunlari soylemeleri onlari bazilarinin gozunde Bin Ladin gibi bir seytani kisilikten farkli kilmiyor. Ve yine bu farkli kilinmama radikal kokten dincilerin ve kokten dindusmanlarinin isine yariyor. Bir taraf bakin amaclari din dusmanligi diyerek taraf topluyor, obur taraf iste buyuyorlar diyerek daha cok baski yapiyor.

Muslumanlikta dediginiz gibi okudugunu yanlis anlama yada dogruyu anlatanlari dinlememe gbi problemler var. Ilk emri "oku" olan bir dinin mensuplarinin okumaktan korkmalarinin sebebi kesinlikle din dusmanlarinin yada dine supheli gozlerle bakanlarin sapla samani birbirine karistirmasindan kaynaklanmaktadir.

Simdi devletin amaci teror ve adam oldurmek olan Hizbullah grubu liderine actigi dava ile dunya capinda okullar acip her firsatta "Musluman terorist, terorist Musluman olmaz" diyen Fethullah Gulen'e ayni davayi acmasini baska turlu nasil aciklayabilirsiniz.

Devlet en asirisindan en demokratina tum Muslumanlara ayni sekilde davraninca bu sadece koktencilerin isine yariyor.

Simdi bu noktada konu ile de baglantili olarak ben size daha once gruba yonelttigim bir soruyu sorayim.

Musluman bir insan eninde sonunda Seriati ister ve bunu istememesi kendisini gunahkar yapar, bu yuzden Muslumanlik altinda istenen herseyin sonu Seriata varir gibi bir dusunce var ve zannedersem siz de bunu bir yazinizda bu sekilde belirtmistiniz.

Benim sorum : Seriat nedir? Yonetim sekli nedir? Seriatta ekonomi nasil yonetilir? Azinlik haklari nelerdir? Ornek Devletlerin belirgin ozellikleri var midir?

ben bu sorulari sorarken Seriat icin belirli bir devlet sekli olmadigini, dogal olarak demokratik bir ulkenin bir Muslumanin istedigi tum haklari kendisine verecegini, bu manada Fethullah Gulen'in "Musluman ulke yoktur, Muslumanlarin yasadigi ulkeler vardir" soyleminin Muslumanlarin ve Muslumanlara tavir koyanlarin dikkatle incelemesi gereken
gorusler oldugunu soylemek istiyorum.

Simdi bu adam Fethullah-ci diye pesin hukum vermeyin. Orneklerimin ondan olmasinin sebebi cok bilinir olmasi ve kendisi ile ilgili bilgilere cok cabuk ulasilabilecek bir suru web sitesinin olmasindan kaynaklaniyor. Ayrica resmi gorusun bile Fethullah Gulen hakkinda ikiye ayrildigi kanaatindeyim. Tum bunlarin oyun olmadigini dusunen bir kesim 28 subatta bile kendisini diger kesime karsi korumustur diyorum.

Simdi Turkiye'de laiklik adina yapilmasi gerekenler, demokrat Muslumanlara bakis tarzi ve Seriat konusundaki goruslerinizi alabilir miyim?

Yazan: fatih demir Tarih: June 1, 2006 12:56 AM

Sezgin Bey

Kısa bir aradan sonra gene aynı eski moduna girmişsiniz.Ve inciler döktürmeye başlamışsınız. Fatih Bey'e hitaben yazmışsınız, muhakkak Fatih Bey cevap verecektir ama ben bazı yerlerini değerlendirmeye çalışayım.

Birebir alıntı yapıp ona göre yazayım dedim, ama alıntı yaptığım zaman her cümlesinizi düzeltmem gerekecek.Deveye sormuşlar"boynun neden eğri" diye O da "nerem doğru ki" demiş, aynı o hesap.

Şimdi gelelim incilerinize..Anlaşılan sizin dünyadaki soykırımlardan, savaşlardan ve bunların sebeplerinden haberiniz yok.Neymiş efendim dünyada pekçok katliam oluyormuşta Sezgin Bey bunların üstünde durmuyormuş, çünkü "din" adına yapılmıyormuş falan,filan.. Sizin tarih bilginiz yok bunu daha önce anladıkta bu bilgisizliğe rağmen, bu cür'etkar yorumlarınız niye? İşte bunu bir türlü anlayamadık.

Müslümanlar din adına daha çok katliam yapıyormuşmuş.Verdiğiniz tüm örneklerde toplam ölü sayısı acaba sadece 5 yıl önceki intifadan beri toprakları işgal edilip katledilen, müslüman sayısını geçebilir mi? Pekii Irak'ta öldürülenleri geçebilir mi? Ya Afganistan'da öldürülenleri? Pekii haçlıların yüzyıllarca toplanıp toplanıp hücum etmeleri neydi? Ölen yüzbinlerce müslüman, yağma edilen bir medeniyet? Niçin onlardan bahsetmiyorsunuz? Ya İsrail'in Filistinlilere karşı 60 yıldır yaptığı işgal ve katliamlar? Sırpların bosnalılara yaptığı katliamlar? Fransızların 1.5 milyon cezayirli müslümana yaptığı soykırım neydi? Bunları niye söylemiyorsunuz? Karikatür terbiyesizliğindeki tepkiler sırasında ölenleri bile utanmadan zikretmişsiniz, bu ne acayip İslamofobi? Bu kadarı batılılarda bile yok.

Sizin ne kendi tarihinizden, ne de dünyanın tarihinden haberiniz var.Hiç mi birşey okumuyorsunuz? İki-üç tane Müslüman örgütün yaptığı İslam'a hiçte uygun olmayan -özünde de yine müslümanlara yapılan zulümlere tepkisellik olan- cinayetleri tüm Müslümanlara maledemezsiniz.Nuri Bey elli kere anlattı, hala anlamamakta ısrar ediyorsunuz.Bu kadar cehalet ancak tahsille olur diyeceğim ama daha önce verdiğiniz AT, laiklik ve şapka kanunu örneklerinden sizde basitte olsa bir tahsil olmadığı da anlaşılmıştı.En son da agnostizmi "herşeyi sorgulama " olarak tanımlamıştınız, salt komedi, hayret Metin Bey ciddiye alıp cevap vermiş.. Ben size ne diyeyim bilmem ki ?

İslam tarihinin dünya tarihi ile kıyaslandığı zaman,soykırım ve katliam gibi insanlık suçları bakımından utanılacak hiçbir yanı yoktur.Alnı açıktır.İslam sevgi, barış ve hoşgörü dinidir.Peygamberimizin çok hukuklu "medine vesikası"ndan da mı haberiniz yok? Nuri Bey'in yazdığı onca yazıyıda mı okumadınız? Kıyas yapma kabiliyetiniz varsa aşağıya alıntıladığım "Dünya soykırım Tarihi" nde müslümanların payı nedir bakın ve söylediklerinizi iyice bir düşünün.

Batının tarihi ve zenginliği sömürge üzerine kurulmuştur.Bunu da mı bilmiyorsunuz? Ve bu sömürgecilikleri sırasında uyguladıkları yöntemler tam bir vahşettir.Sizin batının sömürgeci ve soykırımcı tarihini unutup İslam'ın münferit vak'alarına takılmalanız çok abestir.Neysiniz siz? Felsefeniz nedir? Bu nasıl sorgulama, araştırma yapma? antiMüslümanlığınızdan başka ne özelliğiniz var? Batıcı mısınız? batılı mısınız? Nesiniz?

İslam en güçlü olduğu dönemlerde bile batının yaptıklarını yapmamıştır.Bu farkıda mı göremiyorsunuz? Sizin bunları bilmeden Müslümanlara akıl verme tavırlarına girmenizi kendime hakaret olarak görüyorum.Sizi cevap vermek suretiyle muhatap almaktan da esef duyuyorum.

Öyle yazıyı bırakıp gitmek yok, tek tek aşağıya alıntıladığım Batı dünyasının yaptığı katliamlara, soykırımlara, insanlık dışı muamelelere cevap vereceksiniz. Ve kıyası tekrar yaparak yanlışınızı düzelteceksiniz..Yazıda müslüman geçinen batı kuklalarının yaptığı katliamlarda var.Saddam Hüseyin, hafız esat gibi.Ama onların vahşeti kendi insanlarına, başkalarına değil.Toplam içindeki oranını hesaplayıp kıyası düzgün yapacaksınız.

Bu yazıyı bir forumdan alıntılayıp kaydetmiştim. Forumun ismini ve listenin kaynağını şimdi hatırlamıyorum fakat verilen bilgilerin birçoğunu çeşitli kitaplardan okumuştum:

***********

İSPANYOL VE AMERİKALILARIN YERLİLERE UYGULADIĞI SOYKIRIM

1492 yılında Kristof Kolomb'un ayak bastığında nüfusu 8 milyon olan Arawaks yerlilerinin sayısı 22 yıl içerisinde 28 bine indi.

NORVEÇLİLERİN TATERLERE (GÖÇER) UYGULADIĞI SOYKIRIM

Norveçliler 1920-30'larda çıkardıkları yasalarla Nordik irk‘ın arılığını korumak için etnik grup Tater (Göçerler) kızlarını zorla kısırlaştırdılar. Norveç toplumu ne kadar Tater'i kısırlaştırsa, o kadar kendi ırkını koruduğuna inanıyordu.

Kısırlaştırma yoluyla ehlileştirilemeyen Taterler üzerinde insülin ve elektroşok yöntemleri uygulanıldı.

İNGİLİZLERİN AVUSTRALYALI YERLİLERE UYGULADIĞI SOYKIRIM

İngiltere Krallığı 1788-1938 tarihleri arasında sömürge amacıyla gittikleri Avustralya'da yerleşik yerli halk: Aborjinleri sistematik olarak yok ettiler.

İngilizler aralarına salgın hastalık yaydığı bununla da yetinmeyip yemeklerine zehir katarak yok etmeye çalıştığı750 bin siyah derili aborjinden geriye sadece 31 bin kişi sağ kalabildi.

ALMANLARIN BATI AFRİKA'DA NAMİBYALILARA UYGULADIĞI SOYKIRIM

Almanlar 1891 yılında hammadde ve işgücü ihtiyaçlarını karşılamak için Güney Batı Afrika (Namibya)'ya sömürge kurmak amacıyla çıktılar. Bölgedeki çok zengin altın ve zümrüt madenlerini ele geçirmenin yolunun yerel Herero ve Nama halklarını yok etmek olduğuna karar veren Almanlar harekete geçti. Bu emir üzerine adanın yerlileri Herero ve Namalar üzerine taarruz eden Alman askerleri yaşlı, kadın, çocuk dinlemeden herkesi katlettiler. Katliamdan kurtulanlar işkenceyle öldürüldü. Yaklaşık 132 bin yerliden geriye 15 bini sağ kalabildi.

ALMANLARIN YAHUDİ VE ÇİNGENELERE UYGULADIĞI SOYKIRIM

Almanlar 1933-45 yılları arasında Büyük Alman İmparatorluğu'nu kurmak ve mükemmel Alman ırkini yaratmak hedefiyle diğer milletlerden veya etnik gruplardan 21 milyon insanı topluca kurşuna dizerek, toplama kamplarında fırınlarda yakarak, gaz odalarında zehirleyerek soykırıma uğrattılar.
Alman yönetimi öncelikle kendilerinden olmadığına inandığı bütün ırkları tespit edip harflerle sınıflandırdı. Bu kampanya uyarınca Çingenelerin yüzde 94'ü kısırlaştırdı. ikinci hedef grup olarak Yahudiler seçildi. Gerek Almanya gerekse de Almanların işgal ettiği diğer ülkelerde yasayan milyonlarca Yahudi sistematik bir biçimde vurularak, asılarak, yakılarak ve zehirlenerek öldürüldü.

AMERİKALI VE İNGİLİZLERİN ALMANLARA UYGULADIĞI SOYKIRIM

Amerikalılar ve İngilizler Almanların savaşı kaybetmelerinin ardından, Dresden kentine sığınan Alman göçmenlerin üzerine 3 gün süreyle havadan bomba yağdırdılar. Savunmasız insanların sığındığı Dresden kentine intikam amacıyla uygulanan bombardıman sırasında 3 bin 900 ton tahrip gücü yüksek bomba ve 200 bin napalm bombası atıldı. Bu yok etme harekatında çoğunluğu çocuk ve kadınların oluşturduğu 200 bin kişi öldü.

Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan atom bombaları sonucu 135 bin kişinin öldüğü gerçeği Dresden'e uygulanan soykırımın büyüklüğünü gözler önüne serdi.

DANİMARKALILARIN ALMAN MÜLTECİLERE UYGULADIĞI SOYKIRIM

İkinci Dünya Savası'nın bitiminde Sovyet Ordusu'nun Alman topraklarına doğru ilerlemesinden kaçan 250 bin Alman mülteci Danimarka'ya sığındı.

Üçte birini 15 yaşından küçük çocukların oluşturduğu Almanlar tel örgülerle çevrili toplama kamplarına alındılar. Binlerce çocuk ve yetişkin tifüs, bağırsak iltihabı, ishal sonucu yaşamlarını kaybettiler.

RUMLARIN KIBRIS'TA TÜRKLERE UYGULADIĞI SOYKIRIM

İngilizler 1912-1974 döneminde Kıbrıs adası üzerindeki egemenliklerini sağlamak amacıyla Rumlar‘ın ENOSIS'i gerçekleştirmelerine göz yumup Türklere karşı saldırı başlattırdılar. 1912'de adada yasayan Rumlar Kıbrıs'ın 35 ayrı noktasında Türklere ait is-yerleri, camii ve evleri yakıp yıkmaya insanları katletmeye başladılar. 1952 yılında EOKA adli terör örgütü kuruldu. EOKA sistematik bir biçimde başlattığı saldırılarda 100 Türk'ü, 100 İngiliz vatandaşını öldürerek 30 Türk köyünü yaktı. 1963 yılında EOKA'cılar yeni bir etnik temizleme planını devreye soktular, bu saldırılarda 500 Türk öldürüldü, 130 Türk köyü yakıldı, 25 bin Türk evlerini terk etmek zorunda kaldı.

YUNANLILARIN BATI TRAKYA'DA TÜRKLERE KARŞI ASİMİLASYON YOLUYLA UYGULADIĞI ETNİK VE KÜLTÜREL SOYKIRIM

1923 yılında Lozan'da imzalanan Türk ve Yunan azınlıkların karşılıklı mübadelesine ilişkin anlaşmanın ardından Yunan hükümeti Bati Trakya bölgesinde yasayan Türkler üzerinde sistemli olarak etnik ve kültürel soykırım başlattı. Bölgenin büyük bir bölümünü askeri bölge haline getirip sıkıyönetim ilan edildi. Köyler arasında geliş-gidişler izne bağlandı, Türk azınlığın pasaportlarına el konuldu. Türklerin hukuki, siyasi, kültürel ve dini haklarının kısıtlanması ibadetlerine izin verilmemesi gibi yoğun baskılar sonucu 400 bin Türk bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.

BULGARLARIN TÜRKLERE KARŞI UYGULADIKLARI ETNİK VE KÜLTÜREL SOYKIRIM

1970-89 yılları arasında Bulgar hükümeti Bulgarlaştırma adı altında ülkede yasayan 1,5 milyon Türk, Pomak ve Çingeneye karşı bir asimilasyon kampanyası başlattı. Ülkede yasayan 310 bin Türk'ün isimleri polis zoruyla Bulgar ve Hıristiyan isimleriyle değiştirildi. Türkçe eğitim veren okullar, üniversitedeki Türk filolojisi bölümleri, Türkçe gazeteler ve camiler devlet emriyle kapatıldı. Çocukların sünnet ettirilmesi yasaklandı. Çocuklar bu yasağa rağmen sünnet ettirilip ettirilmediğini kontrol edilmek için zorla sağlık merkezlerine gönderildi. Mezar taşlarının üzerindeki Türkçe isimler yüzünden mezarlar yıkıldı, talan edildi. Türklerin Türk motifli giysiler giymeleri yasaklandı. Bu baskılara dayanamayıp protesto gösterileri yapan Türklerin üzerine askeri birliklerce ateş acildi. 1.000 Türk Belene'deki toplama kampına gönderildi. Baskıların giderek artması sonucu 360 bin Türk zorunlu olarak Türkiye'ye göç etmek zorunda kaldı.

AMERİKALILARIN IRAKTA YAPTIKLARI SOYKIRIM

Felluce'de 1500 sivilin sokaklarda öldürülüp çürümeye terk edildi, cesetlerin köpekler tarafından yenilmeye başlandı ve 250 bin kişi bölgeden sürüldü. Bununla yetinmeyen ABD, Irak’a özgürlük getirme bahanesiyle, 100 binin üstünde sivil halkı, katletti. Fransız, İngiliz ve Almanlar başta olmak üzere bütün AB ülkelerinin Felluce soykırımı karşısında kayıtsız kalmışlardır. Birleşmiş Milletler de kendi soykırım tanımına giren insanlık suçlarına karşı ses çıkarmamıştır.

20. Yüzyıldaki Etnik ve Kültürel Soykırımlar
1- Jozef Stalin (SSCB, 1934-39) 13,000,000 mülteci-100 binlerce ölü.
2- Adolf Hitler (Almanya, 1939-1945) 12,000,000 mülteci kamplarda 2 milyon ölü-kayıp.
3- Mao Tze Dong (Çin, 1966-1969) 11,000,000 kişiye kültürel asimilasyon-toplama kamplarında sayısı belli olmayan kayıplar.
4- İspanyol ve Amerikalı Kaşifler (1492-1800) 7,972,000 ölü- kayıp.
5- Hideki Tojo (Japonya, 1941-1944) 5,000,000 ölü-kayıp.
6- Pol Pot (Kamboçya, 1975-1979) 1,700,000 ölü.
7- Kim Il Sung (Kuzey Kore, 1948-1994) 1.600,000 mülteci ve toplama kamplarında ölü-kayıp.
8- Menghitsu (Etopya, 1975-1978) 1,500,000 ölü-kayıp.
9- Charles DeGaulle (Cezayir, 1954-1962) 1,000,000 ölü-kayıp.
10- Yakubu Gowon (Biafra, 1967-1970) 1,000,000 ölü-kayıp.
11- Leonid Brezhnev (Afganistan, 1979-1982) 900,000 ölü-kayıp.
12- Jean Kambanda (Ruanda, 1994) 800,000 ölü-kayıp.
13- İngiliz Krallığı (Avustralya, 1849-1938) 719,000 ölü-kayıp , 100 bin mülteci.
14- Suharto (Doğu Timor, 1976-98) 600,000 ölü-kayıp.
15- Saddam Hüseyin (Iran ve Kuzey Irak 1980-1990) 600,000 ölü-kayıp.
16- Yahya Khan (Pakistan, 1971 ve Banglades,1990) 500,000 ölü- kayıp.
17- Savimbi (Angola, 1975-2002) 400,000 ölü-kayıp.
18- Molla Ömer - Taliban (Afganistan, 1986-2001) 400,000 ölü- kayıp.
19- Idi Amin (Uganda, 1969-1979) 300,000 ölü-kayıp.
20- B.Mussolini (Etiyopya,Yugoslavya 1936) 300,000 ölü-kayıp.
21- Danimarka (Danimarka 1945) 250,000 Alman Mülteci ölüme terk edildi.
22- Mobutu Sese Seko (Zaire, 1965-1997) 250,000 ölü-kayıp, 200 bin mülteci.
23- Charles Taylor (Liberya, 1989-1996) 220,000 ölü-kayıp.
24- Foday Sankoh (Sierra Leone, 1991-2000) 200,000 ölü-kayıp.
25- Amerika (Almanya Dresden,1943-1945) 200,000 sivil ölü (Dresden'e sığınan siviller).
26- S. Milosevic (Yugoslavya,1992-96) 180,000 ölü-kayıp.
27- Michel Micombero (Burundi, 1972) 150,000 ölü-kayıp.
28- Amerika (Hiroşima-Nagazaki 1944) 135,000 ölü (atom bombası).
29- Almanya (Namibya 1891) 117,000 ölü-kayıp, 15 bin mülteci.
30- Hassan Turabi (Sudan, 1989-1999) 100,000 ölü-kayıp.
31- Richard Nixon (Vietnam, 1969-1974) 70,000 ölü-kayıp.
32- Papa Doc Duvalier (Haiti, 1957-1971) 60,000 ölü-kayıp.
33- Marcos (Filipinler) 50,000 ölü-kayıp.
34- Hissene Habre (Çad, 1982-1990) 40,000 ölü-kayıp.
35- Vladimir Ilich Lenin (Rusya, 1917-1920) 30,000 muhalif infaz edildi.
36- Francisco Franco (İspanya) 30,000 muhalif infaz edildi.
37- Lyndon Johnson (Vietnam, 1963-1968) 30,000 ölü-kayıp.
38- Hafiz Esad (Suriye 1980-2000) 25,000 ölü-kayıp.
39- Khomeini (Iran, 1979-1989) 20,000 ölü-kayıp.
40- Eski Yugoslavya (1995 Bosna-Hersek) 15 ölü, 7500 kayıp, 45 bin mülteci.
41- Paul Koroma (Sierra Leone, 1997) 6,000 ölü-kayıp.
42- Usama bin Ladin(Dünya çapında,1991-2001) 4,000 ölü-kayıp.
43- Augusto Pinochet (Chile, 1973) 3,000 ölü-kayıp.
44- Efrain Rios Montt (Guatemala) 2,000 ölü-kayıp.
45- Sierra Leone 80,000 mülteci, kayıp rakamı belli değil.
46- Kıbrıs Cumhuriyeti (1912-1974) 25,000 sivil mülteci, 1000'ni aşkın ölü, 100 İngiliz ölü.
47- Yunanistan (Bati Trakya,1923-1990) 400,000 mülteci evlerini terk etti.
48- Bulgaristan (1970-1989) 360,000 mülteci kültürel asimilasyon sonucu evlerin terk etti, 1000 kişi toplama kamplarına alındı.
49- Norveç (1920-1930) Tatar göçmenleri kısırlaştırma ve toplama kamplarında izole etme.
50- ABD –Felluce (2004) Devam ediyor..

**********

Hala anlamıyorsanız ben daha ne söyleyeyim ki?

Yazan: S.Öztürk Tarih: June 1, 2006 02:38 AM

Sezgin Bey,

Tartışmaya başlamadan önce bir hatırlatma: Tartışmayı klasik bir inanan-inanmayan diyalektiğinden çıkarıp “olabildiğince” objektif bir tutum sergilememiz gerekiyor. Çünkü amacımız birbirimizi tartışmada yenmek değil gerçeğe ulaşmak.

Tartışma konumuz Kuran. Yani bence kutsal, sizce kutsal olmayan olsa da bir “metin” ile karşı karşıyayız. Metnin niteliği, içeriği, söylemi, sonuçları, imaları, metinlerarası referansları, metin dışı referansları ve metin olması hasebiyle tarihselliği ve hatta durumsallığı, dini nitelikli olması nedeniyle de şiirselliği ve mecazları tümden göz önüne alınarak tartışma yapmak zorundayız.

Bu çok ama çok önemli içindekiler tablosu yanında;

-Linguistik ve dil felsefesi
-Bilim felsefesi
-Siyaset felsefesi
-Hukuk felsefesi
-Tarih felsefesi
-Ekonomi-Politik
-Metnin ilgili olduğu bilim dalları (Metin Kuran olduğuna göre bu durumda Lisanul Arab, Kelam, Hadis, Fıkıh, Siyer, Tarih, Esbab-ı Nüzul vs)

Tartışmamızın zorunlu içeriğini oluşturmaktadır. Dikkatinizi çekerim, bu sayılanlar herhangi bir metin için de geçerlidir. Kaldı ki, çok güçlü bir söylemi olan kutsal kitapların özellikle de Kuranın bu muhtevanın dışında algılanması sakat ve felç bir algılamadır.

Şimdi bu çerçevede ve bu disiplinlerin birikiminden yararlanarak metne yaklaşmaya başlıyabiliriz. Ancak bu yaklaşma yüzlerce sayfaya konu olabileceği için salt sizin gündeme getirdiğiniz “katl ayetleri” ve bu ayetlerin yorumunu ele alacağız. Gerektiğinde diğer konulara da değineceğiz.

Önce kısa ve öz bir giriş:

Bir metin söz konusu olduğunda;

1-Metnin Yazarı
2-Metnin Kendisi
3-Metni Okuyan ve Yorumlayan

Olmak üzere 3 unsur ile karşı karşıyayız.

Bu kadarla da değil. Bu 3 unsurun NİYETİ’nin özdeş olduğu bir durum var mıdır ve varsa hangi koşullarda geçerlidir? Yazarın niyetini aktardığı ve Hegelin diliyle söylersek artık dışsallaşan ve yazarından bağımsız bir varlık olarak orada duran bir metnin kendi niyeti ve bu metni okuyan insan tekinin niyeti arasındaki fonksiyolnarın çözümü ile uğraşmak zorundayız demektir.

Bunları bir kenara not edelim. Bu çok çok önemli hermenötik sorunsalı atladığımızda insan zihninin yükseldiği bu aşamadan çok gerilerde muhakeme yürütüyoruz demektir ki zaten bizi Haydagerler, Gadamerler, Fazlurrahmanlar’ın zihin dünyasına hayretle baktıran bu gerçekliktir. Geçelim.

Kuran Metninin de bir TARİHİ VAR. 610 yılında “inmeye” başlayan ayetler 23 sene peyderpey Peygamber ve arkadaşlarının hayatına dahil olmuştur. Bu dahil olma; kimi zaman “müdahale”, kimi zaman “onaylama”, kimi zaman “azarlama”, kimi zaman “müjdemele”, kimi zaman “uyarma”, kimi zaman “bilgi verme”, kimi zaman “korkutma”, kimi zaman “motive etme”, kimi zaman “beşeri sorunlara kökten çözüm getirme”, kimi zaman da “beşeri sorunlara sosyolojik gerçekliği dikkate alarak ahlaki çözüm önerme” şeklinde olmuştur.

Şayet bu “dahil olmayı” objektif bir gözlemle bilmezsek yukarıda belirttiğim okuma içeriğinin abc’sine bile başlamamış ve hem saçma hem de gerçek dışı bir okuma yapmış oluruz.

Metnin tarihi var ise kronolojisi de var demektir. İşte bu kronoloji bile bu devasa birikimi analize sokmada çok işe yarar doneler sağlayabilir.

Şimdi tüm bu üst dili geçici olarak paranteze alıyor ve sizin sürekli işlediğiniz konuya bir giriş yapıyorum:

Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta; Savaş Hukukuna ve Savaşa ilişkin ayetlerin neredeyse tamamının;

Peygamber ve arkadaşlarının tercihleri ve yapıp etmelerinden sonra onay ya da eleştiri olarak getirilmesidir. Sadece Bedir Savaşında o Müslümanlara saldırılması ve sahabenin artık savaşmak mecburiyetinde kalmalarına rağmen vahyin savaşa izin onayını bekledikleri görülmektedir.

Ve atlanmaması gereken en önemli nokta: Burada alelade bir içsavaş değil, İki ayrı site devleti (Mekke ve Medine) arasındaki bir savaştan ve üstelik de Mekkelilerin ve diğer Arap kabilelerin saldırısından söz etmek durumundayız.
Eğer mesele sırf müşrik diye olsaydı Medine'de de çok ciddi bir Müşrik nüfus vardı. hele diğer birçok Arap kabilesi müşrikti ve onlarla da savaşılmadı.

Şimdi kısaca 3 savaşa bakalım:

1-Bedir Harbi: Savaşı açan ve saldıran Güçlü tarafı da teşkil eden Mekke Site devletidir. Burada Müslümanlar kendilerini savunmuşlardır.

2-Uhud Savaşı: Bedrin intikamını almak için Ebu Sufyan komutasındaki Mekke Güçleri yine saldırmıştır.

3-Hendek Savaşı. (Ahzab Savaşı, Ahzab suresi bu savaş nedeniyle inmiştir): Kureyşlilerin önderliğinde birçok Arap kabilesi birleşerek Medine’ye saldırmıştır.

Ayetler bu savaşlara ilişkin olarak gelmiştir.
Yani görüldüğü üzere tarihi somut vakalarla ilgili olarak yaşananlara bir cevap olarak inen ayetlerdir bunlar.

Sizin sürekli olarak verdiğiniz Tevbe 5. ayeti de durup dururken gökten inmedi. Zaten 1 tek ayet olarak da inmedi. Vahyin tarihine bakacaksınız.

Tevbe suresi, Hicri 9. yılda inmiştir.

Bera’e diye başlar. Yani “ültimatom” demektir.

"Allah ve Resulünden, KENDİLERİYLE ANLAŞMA YAPTIĞINIZ MÜŞRİKLERE SON İHTAR!”

Bunu 631’de söylerken dinleyenler nasıl anlıyordu? Kendinizi 631’de Medinede yaşayan biri olarak düşünün. Bu ayet size okunduğunda ilk olarak kendinizi vahyin muhatabı kabul eder, anlaşma yaptığınız müşriklere “son ihtar” verildiğini anlardınız. Burada; iki husus hemen anlaşılırdı:

1-Son ihtar dendiğine göre demek ki daha önce de ihtarlar olmuş ve siz bu öncekileri de biliyor olurdunuz.

2-Burada tüm müşrikler değil (hele ateistler, Yahudiler, hristiyanlar hiç değil) “kendileriyle anlaşma yaptığınız” Müşriklerin hedef alındığını anlardınız.

Tevbe 13

"Ahitlerini ve yeminlerini bozup PEYGAMBERİ VATANINDAN SÜRMEYE TEŞEBBÜS EDEN BİR TOPLULUKLA SAVAŞMAYACA MISINIZ Kİ, aslında savaşı size karşı ilk başlatanlar onlar olmuşlardı.

Nitekim, sırf bu 13. ayetle (diğer ayetler zaten nasıl yaşanmış-olmuş bitmiş bir olayı anlattığını çok net gösteriyor) Mekke’den Hz.Peygamberi süren ve hala düşmanca saldıran Müşrikler olduğunu çok rahat anlardınız.

Tekrarlarsak, Peygamberi vatanından süren topluluk 610-632 yılları arasında yaşayan Mekkelilerdir.

Yani somut bir olaya somut bir müdahaledir. Bu noktayı anlamazsak vartaya düşeriz. Bu ayetler biz varken inmedi (ya da size göre yazılmadı). Bu ayetler ne zaman okundu ve yazıldı:631 yılında. Bu ayetleri Hz.Peygamber canlı canlı insanlara okudu. Onlar “anladı” ve “yorumladı” savaşan o günün insanlarına gelen bir mesajdı ve canlı canlı yaşandı.

Bakın Kuran “Peygamber aranızda” der. Bunu bize mi diyor? Onun yanında sesinizi yükseltmeyin der. Seni ünleyenler var ya der… Allah, Resulünün rüyası doğru çıkardı der vs.

Ey Peygamber hanımlarına de ki der…..

Bakın bu noktayı çok hızlı geçiyorum çünkü anlaşılmış olması lazım. Ayetler bir bütün, ondan da öte siyası sibakı var, ondan öte tarihsel niteliği var. Hepsi bir arada yani…..

Şimdi diyelim ki biri çıktı Tevbe 5’i ortaya attı. Bunu diyen Kuran'a en büyük iftirayı atmış demektir. Bunun nedenini birçok kez yazdım. Bakın, bunlar olmadı değil. İlk olarak Hariciler bu çılgınlığı yapmışlar ve Hz.Ali’yi de şehid etmişlerdir. “Hüküm Allah içindir” diyen harici militana Hz.Ali, “bu söz doğru ama makamı yanlış” diyerek dersini vermişti ama cehalet geçici olarak galebe çalmıştır.

Yakın zamanda da siyasal İslamın en radikal uçlarında benzeri yorumlar görüldü. Hariciler de bu NEO HARİCİLER de çok küçük bir azınlıktır ve maalesef yıkıcı faaliyetlerde kullanılmıştır. Bunları kullanan güç odaklarına ise şimdilik girmeyelim.

Siz Taliban vs diyorsunuz. Bunlar gerici ve donmuş Emevi güdümlü bir hukuk anlayışını din zanneden putperest zihniyetli insanlar.

Bakın Marx’ın insanlığın sömürüsüne çok güzel ve etkili bir tepkinin entelektüel şaheseri olan eserleri 200 farklı biçimde yorumlanmış, 200 farklı sosyalizm tanımı ve fraksiyonu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla YORUM ve AŞIRI YORUM arasında mutlak bir mahiyet farkı vardır ki, bunun ne kadar önemli olduğunu Umberto Eco’dan okumanızı tavsiye ederim.

Bir noktaya hemen dönmem lazım: Sizin son yazınızda gördüğüm ve birçok gelenekçi yazarın da ısrarla üzerinde durduğu “uygulanmayacak mı yani, bunu inkar mı ediyorsun” itirazıdır. Mantık biliminin en temel kuralları bilgiyle beraber kullanılmalıdır:

KURANDAKİ HER AYET “UYGULAMA” KONUSU MUDUR Kİ HEMEN BÖYLE BİR İTİRAZ GETİRİLİYOR! Kuranın çok önemli bir kısmı kıssalardan oluşuyor. Hiçbirini uygulama kaygımız var mı? uygulamak ne demek? O ağacın altında Peygambere biat edenlerden Allah razı oldu diyor Fetih Suresinde. Bu ayeti, bir bilgi edinimi ve güzel bir örnek için okuyoruz, uygulamak için değil. Nitekim, bu ağacı kutsallaştırmaya başlayan Müslümanları gören Hz.Ömer hemen kestirmiştir. Bu muhteşem rasyonalite ne demek istediğimi ortaya koyuyor herhalde. Hiçbir aklı başında Müslüman köleliliği ve cariyeliği savunmaz. Ama sosyolojik bir gerçeklik olan bu kurum Kuranda yer bulmuş, hukuken değil ama ahlaken tasfiye edilmek istenmiştir. Birçok ayet de öyledir.

UYGULAMA KONUSU OLMAYAN BİR ŞEYİN UYGULANMAMA STATÜSÜNE DE DÜŞMESİ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR ZATEN.

Yine gözden kaçırdığınız bir husus; Hz.Peygamberin tutum ve eylemleridir. O insanları asıp kesmiş mi yoksa İnsanlığın İftihar Tablosu olacak bir uygulama mı yapmış.

Vulgarize edersem, Tevbe 5 tek başına anlaşılamaz. Anlamaya kalkılırsa yanlış anlaşılır. Hele uygulamaya sokulma iddiası getirilirse iyice saçmalanmış demektir ki, çünkü bu uygulamaya ilişkin bir ayet değildir. Nedenini gayet net anlattım sanırım.

Mesela varsayalım ki şöyle bir ayet “olsaydı”

“Ey iman edenler! Bu Rabbinizden sizlere apaçık bir emirdir. Bundan böyle dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman olmayan herkesi öldürün”!!!!!!!

Böyle bir ayet olsaydı eğer o zaman derdik ki evet Kutsal kitabımız diyor ki “inanmayanları katlet”. Ama öyle bir şey olmadığı gibi tam tersi söz konusudur.

Ama buna benzer çok fazla ayeti Tevratta görebilirsiniz (istenirse gösterebilirim). Hem de gözlerinize inanamayarak. Benim şahsi kanaatim çok acılı ve ezilmiş bir kavmin hıncının yansımasından ibarettir ki bunu çok görmüyorum. Çok gördüğüm, bunların ciddiye alınması ve uygulanmasıdır. Bunu da geçiyorum.

Sizin Bakara 191’i tüm bağlamından kopararak vermeniz sonucunda ayetin düştüğü akılalmaz durum bir yana, bu ayetin ilk muhatabı olan Peygamber ne yapmış ona bakmak lazımdır diğer taraftan. Onları öldürmüş mü? Bırakın inanmayanları, kendisinin en azılı düşmanı Ebu Süfyan, en sevdiği amcası Hz.Hamzayı vahşice öldüren Hind ve Vahşi bin harb, hudeybiye anlaşması sırasında kendisine hakaret eden sahabeyi çileden çıkaran ve çok büyük zararlar veren Süheyl bin Amr, Ebu Cehlin oğlu İkrime, ünlü Bilali Habeşiye işkence yapan Ümeyye bin Halef’in oğlu Safvan bin Ümeyye affedilmiştir. Ve ne olmuştur biliyor musunuz? Bunlar “Kalpleri ısındırılacaklar” kategorisine alınmışlar ve kendilerine maddi ve manevi ltifatlar yapılmıştır. İşte Bakara 191 de Mekke Fethi ile doğrudan ilgili olduğu için Mekke Fethi olayını bilmeden ve “okumadan” yorumlamak bilimsel bir cinayet olur. kaldı ki canlı yorumlanması ve anlaşılması da zaten iddia ettiğinizin tam tersi şeklindedir. Bu basit konuya daha fazla girmek istemiyorum.


Önemli olan da zaten uygulamadır. Bu uygulama nedeniyle İslam Medeniyeti ortaya çıkmıştır. Eğer bir katl kitabı ve bunu uygulayan Müslümanlar söz konusu olsaydı asla böyle bir Medeniyet ortaya çıkmazdı. İlk 5 asır insanlığın bilimde ve felsefede temellerinin atıldığı dönem bu dönemdir. Bunun haricinde Endülüs’e bakın. Kurtuba’ya, Gırnata’ya bakın. Ortaçağ ve Yeniçağın önemli bir kısmında Müslüman bilginlerin katkılarına Batı medeniyetinin nasıl temelini oluşturduklarına bakın.

Başka bir nokta, Medine Vesikası’dır. Hz. Peygamber, Medine’de Müşrikler, Yahudi ve hristiyanlarla barış içinde yaşamanın mükemmel bir örneğini vermiştir. Onlara Kur’anı dayatmamıştır.

Bu Medine Vesikasının ne olduğunu anlarsanız tüm düşüncelerinizin değişeceğine inanıyorum.

Bu kısa giriş yazımda son bir noktaya değinip şimdilik kapatıyorum. Eğer bu ayetlerin bir avuç terörist tarafından yanlış anlaşıldığı ve veya yanlış yorumlatılıp beyin yıkandığını söylüyorsanız, ben de bunu söylüyorum zaten. Ve bu örgütlerin sahte olduğunu da.

Bir ufak not da şu: biraz dünya siyasi tarihi okuyunuz. Batının "30 yıl savaşlarında" kaç milyon Protestan ve Katoliğin birbirini öldürdüğünden başlayabilirsiniz. Cadı avlarını, engizisyonları, sömürge devletlerinin akılalmaz zulümlerini, Kızılderili Katliamını, Milyonlarca Afrikalının vahşice katledilmesini ve yollarda helak olmasını, köleleştirilmelerini, Aztek ve İnka soykırımını, Nazilerin Yahudilere yaptıklarını, Vietnamı, Ebu Gureyb’i, Guantanamo’yu, Sabra ve Şatilla Katliamını vs bir okuyun.
İngiliz emperyalizminin dünyanın dörtbiryanındaki zulmünü eliniz vicdanınızda okuyun. İngilizlerin, Hindistan’da 40 bin dokuma ustasının kolunu neden kestiğini okuyun.

konu çok çok ciddi. hemen peşin hüküm veremeyiz

Yazan: nuri saglam Tarih: June 1, 2006 08:36 AM

Sayin S.Ozturk Bey,

Zannedersem Sezgin bey'in ilk tanimlamasinda yaptigi hataya siz de dustunuz. Sezgin Bey katliami cinayet ile degistirdi. Sezgin Bey'in iddiasi mesela eskiden hacli savasi gibi Hristiyanlarin din icin Muslumanlari oldurmesini, su an Hristiyanlar birakti ama Muslumanlar devam ediyor diyor. Yani dusuncenin genel hatlari ile konsepti bu.

Tabi dediginiz katliamlari yapanlarin hepsinin neden Hristiyanlar yada Yahudiler icinden ciktigi konusu biraz anlamsiz kaliyor. Yani Sezgin Bey diyor ki diger dinden olanlari oldurmeyi hedeflemeyen, bunu dinin uygulayicilarina yon olarak gostermeyen Hristiyan ve Yahudiler, diger ve kendi insanlarina karsi -sozde- acimasiz olan ve onlarin -sozde- oldurulmesini emreden(gerci hakkini vermek lazim, Sezgin Bey Kur'an'da boyle birsey yok, insanlar yanlis okuyup anliyor dedi) Muslumanlardan daha humanistler?

E sezgin bey humanist degiller. Aslinda suc oranlarina baktiginiz zaman bile bunu anlayabilirsiniz.

Saydiginiz tum cinayetleri isleyenlerin ayni grup olmasi da dikkat cekicidir. Baskanlarinin Bush ailesi ile isbirligi olan bir grup. Ve dunyadaki tum akli basindaki Islami grup cemaat ve devletler olaylari lanetlemish bunun muslumanlikla alakasi olmadigini belirtmistir. Hani o cok seriatci Iran cumhurbaskani bile 11 eylul olaylarini resmi olarak lanetlemis, Amerikan halkinin acisini paylastigini beirtmistir.(Kendisi Yahudi soykirimi konusunda sozunu esirgemedigine gore burda da takiyye yapiyor diyemezsiniz herhalde??)

zannedersem sayin S.Ozturkt diger manada dusunerek herhalde bugune kadar Hristiyanlar tarafindan(din amacli veya degil) katliamlari gostermish.

Organize islerdeki tabut olayi gibi aslinda bu Sezgin Bey. Biz tabutun icinde degiliz, nerde bir tabut gorsek yardima kosariz ve araklaniriz. Ya araklanacaksiniz ya araklayacaklar.

Yazan: fatih demir Tarih: June 1, 2006 06:47 PM

Nuri Bey'e aciklayici yazisindan dolayi cok tesekkur ederim. Bildiginizi acikladiginizi sandiginiz bir konuyu bir baskasi farkli bir bakis acisi ile ve iliskilendirdigi konular ile nasil daha guzel aciklarin en iyi orneklerini sergiliyorsunuz. Lutfen tesekkurlerimi kabul edin.

Nuri Bey'in degindigi en onemli nokta : CEHALET> Yani hariciler gibi cahiller ile bugun kucuk gruplar icinde dunyadaki bircok Musluman ve olmayan ulke icinde yasayan bu cahil kitle. Bu baglamda da kizlarin okula gitmesine izin vermeyen Taliban devleti ile basortululerin okula gitmesine izin vermeyen devletci zihniyetin beslenme kaynagi ayni : CEHALET. Ikisi de otekinden deli gibi korkuyor.

Yazan: fatih demir Tarih: June 1, 2006 07:24 PM

Sayın Sağlam;

Bu vizyonunuz müslümanların tamamı tarafından kabul edilseydi,müslümanlarla gayri-müslimler arasında hiçbir zaman çatışma çıkmazdı... Müslüman ülkeler dünyanın en ileri teknolojisine sahip ülkeler olurdu...Bugün yaşadıkları azabı yaşamazlardı..

Önceki yazınızdan sonra bu yazınızla da şahsımı şaşırttınız...Sizi tanıdıkca, sizin gibi bir insanla o yazışmaları yaptığım için inanın çok daha fazla üzülüyorum...

Ben marksist değilim hatta anti-marksistim . Marksizmin totaliter ve çalışan çalışmayan, başarılı olsun olmasın herkesin eşit olduğunu kabul eden yaklaşımlarının,siyasi islamla özdeşleştiğini ama insanın tabiatına aykırı olduğunu, toplumları geri bırakan bir sistem olduğunu ve yanlış olduğunu düşünüyorum.

AKP'nin uygulamalarına baktığımızda da, anti-marksist ve serbest piyasa ekonomisine,özel sektör yatırımlarına ağırlık veren bir politika gözümüze çarpıyor...Bu politikayla ,ekonomik anlamda son 50 yılın en başarılı hükümeti oldular... Peki AKP bunu nasıl başardı? Tamamen çağa uygun olarak yapılması gerekenleri yaparak...

Kuranda hristiyanlarla dost olmayın ayeti varken iktidara gelir gelmez yaptıkları ilk iş avrupa devletlerini gezmek oldu.Onlarla dostluk kurmak oldu... Siyasal islamın marksist söylemlerinin tersine özelleştirme yoluyla yatırımların önünü açtılar,devletin yükünü hafiflettiler.. Şimdi gerek sizin ortaya koyuduğunuz bu modernist felsefe gerekse AKP nin ortaya koyduğu çağdaş tavır ,(türbanla ilgili çıkışlarına ve anti-laik tavrılarına katılmama hakkımı saklı tutuyorum) ülkemizdeki radikal örgütlere örnek olmalıydı islami basına örnek olmalıydı.. Ama olmadı..onlar değişmemekde direndiler.. İnsanları hedef göstermekten geri kalmadılar.. Sonuçda olan oldu ve danıştayda katliam yapıldı.
Radikallerin bu tavrı AKP'ye en az % 5 oy kaybettirdi...ve bir okadar insan da islam dininden soğudu ...

Sizi okudukca aslında aynı fikirlerde buluştuğumuzu görüyorum... Gerçektende radikal gruplar kuranda yazılan ayetleri katliam ayetleri olarak algılıyor ve tetikcilerine bu şekilde okutuyorlar. Ne yalan söyliyim bu ayetleri ben de onlar gibi algılıyorum.
Ama birşey anlatmak istediği gibi değil algılandığı gibi algılanıyorsa o algılandığı gibidir demekten de kendimi alamıyorum..
Size karşı yazdığım ve incindiğiniz yazı da buna örnek olabilir..

Bu ayetlerin doğru algılanabilmesi için insanların çok doğru bir islam eğitimi almaları şart..Yoksa her islama gönül vermiş genç,ileride bir alparslan arslan olabilir...

Ancak yazdıklarınızı okuduktan sonra cevabını bulamadığım sorum şu..

Sizler bu ayetin o dönemdeki insanlara indiğini ve bugün uygulanmaması gerektiğini söylediniz..
Keşke böyle olsa..daha doğrusu tüm müslümanlarca bu şekilde kabul görse..Ama radikal islami kesim bunu kabul etmez...Zaten benim söylemeye çalıştığım da bu...size şöyle bir itiraz da bulunurlarsa ne cevap vereceksiniz?

"Ayetlerin hepsi o dönemdeki insanlara okunmuşdur.Ayetlerin ilk olarak sadece peygamberin döneminde yaşanan insanlara tebliğ edilmesi ve bir olaya dayanması, bu ayetlere uyması gereken insanların sadece o insanlar olduğu anlamına gelmez.. Tüm ayetler bu durumda olduğuna göre,sizin mantığınızdan yola çıkarsak Peygamber'in ölümünden sonra ve ahzabının ölümünden sonra bu dinin uygulanmaması gerekmezmi?

Bu soruya ne cevap verirsiniz? Ayetlerin sadece peygamber döneminde değil uygun koşul olduğunda uygulanması gerektiği fikrine karşı çok ciddi bir savunmanız olmalıki bu katliamları önleyebilin... Dinle mantık yanyana duramaz.Mantık,inancın olduğu yeri terkeder..
(Kurana göre Nuh peygamber 950 yıl yaşadı)
siz buna inanmak mecburiyetindesiniz ama benim böyle bir zorunluluğum yok..

Sayın Öztürk ,Bakın sizin verdiğiniz örneklerin hemen hemen hepsi etnik katliamlar... Şahsımı anlamamakta israr ediyorsunuz...Bana görüşlerinden dolayı radikal hristiyanlar tarafından öldürülen bir şahıs gösterin... Radikal hristiyan grupların ,yakın tarihte müslümanlara karşı hangi bombalama eylemlerinde bulunduğunu söyleyin...

Yada devlet eliyle değil bir örgüt olarak radikal yahudiler nereye bomba atıp katliam yaptılar? Lütfen sözlerimi çarpıtmayın...

Burda din adına yapılan örgütlü yada örgütsüz katliamlardan söz ediyorum... Devlet eliyle yapılanlardan değil...HSBC katliamı,ikiz kule katliamı,sivas katliamı,el kaidenin yaptığı katliamlar,danıştay katliamı, ülkemizde hizbullahın yaptığı katliamlar,hamasın israildeki katliamları karikatür krizinde yapılan katliamlar..v.b... bunlar gibi.. son zamanlarda,devletlerin değil ama gerek hristiyanların gerekse yahudilerin örgütlü yada bireysel olarak yaptıkları din kökenli katliamları sayabilirmisiniz?

Yazan: Sezgin Kıroğlu Tarih: June 1, 2006 07:39 PM

Sezgin Bey,
yukarda sordugunuz katildigim yerleri soyledim ve sizlere bazi sorular yonelttim. Ama siz bunlara cevap vermek bir yana yeni yazinizda yanlisiniza geri donmussunuz.

Bakin cinayet,teror,soykirim,katliam farkli anlamlari olan kelimelerdir. Siz caniniz oyle istedi diye cinayet yada teror yerine katliami kullanamazsiniz. Cineyeti kasteddim demistiniz ama halen katliam kelimesini kullaniyorsunuz. Mesela "Danistay Katliami" diyorsunuz.

Turk Dil Kurumunun kullanilan kelimelerin karsiligini bakin nasil tanimlamis :
http://www.tdk.gov.tr/turkdili/subat2006/dogruyazal%C4%B1m.htm

"""Söze Türkçede jenosit mi katliam mı daha eski diye bir soruyla başlayalım. Çeşitli tarihlerde yayımlanmış sözlüklere baktığımızda katliam daha eskidir. Örnek olarak 1924 yılında yayımlanan Mehmet Bahaettin’in Yeni Türkçe Lügat adlı eserinde jenosit yoktur (Mehmet Bahaettin Toven Yeni Türkçe Lügat, yeni harflerle yayımlayan: Abdülkadir Hayber, Türk Dil Kurumu yayını, 2004) Farsça tamlama yapısında Arapça kelimelerden oluşan katl-i amm kelimesini Şemsettin Sami, “Ele geçirilen bir memleketin bütün halkını kılıçtan geçirme” biçiminde tanımlamış ve şu örneği vermiştir: “Cengiz istila ettiği memleketlerin ekserinde katliam emrini verdi”. Türkçe Sözlük ise katliam’ı “Topluca öldürme, kırım, soykırım” diye tanımlamış ve şu örneği vermiştir: (“İlk katliamdan kaçan Müslümanların malı, mülkü, evi Makendonya muhacirlerine verilmiş.” Y. K. Beyatlı). """


simdi tutarliliginiz konusunda da supheler olusmaya basladi bende.

bakin ilk yazinizda sunu demissiniz : """Ben İslama düşman falan değilim islamın terör dini olduğunuda söylemiyorum ama kuranın içindeki ayetlerin, niyeti o olmasada insanları katliama teşvik ettiği şeklinde algılandığını söylüyorum..
İslama karşı değilim ama insanların katledilmesine ,çocukları öksüz bırakan cinayetlere, bombalı saldırılara karşıyım.."""(SK)

son yazinizda ise : """"Gerçektende radikal gruplar kuranda yazılan ayetleri katliam ayetleri olarak algılıyor ve tetikcilerine bu şekilde okutuyorlar. Ne yalan söyliyim bu ayetleri ben de onlar gibi algılıyorum.""""

once "niyeti o olmasa da" diyorsunuz sonra da "ben de onlar gibi algiliyorum" diyorsunuz. Niyeti o olamasa da neden oyle algiliyorsunuz???

bu kadar da degil. Yahudi konusunda ilk yazinizda : """İsrailde yapılan katliamlara karşıyım ama israilin müslümanlara yaptığı katliamlara da karşıyım Zaten tevrattada katliam ayetleri var..."""(SK) demissiniz.

son yazinizda ise : """son zamanlarda,devletlerin değil ama gerek hristiyanların gerekse yahudilerin örgütlü yada bireysel olarak yaptıkları din kökenli katliamları sayabilirmisiniz?(SK)""" diyorsunuz.

Ben konusmaya, anlasmaya basladik zannediyordum ama henuz uzerinden gun gecmeden sunulan bu tezat fikirleri anlam dunyamda bir yere oturtamiyorum.

Ustune bir de hic cekinmeden : """Dinle mantık yanyana duramaz.Mantık,inancın olduğu yeri terkeder..(SK)""" demissiniz. Goruluyor ki mantik sadece inancin oldugu yeri degil, olmadigi yeri de terkediyor. Hatta oyle bir terketmis ki...

Ben size ne diyecegimi sasirdim. hangisini kabul ediyorsunuz, hangisini etmiyorsunuz anlamadim? Hangi gorusunuze gore sizi