« Radyo 15'te Kürt Sorunu SöyleÅŸisi | Ana Sayfa | 'Site Adabı' Üzerine Bir Hatırlatma »

May 11, 2006

Fransa'ya Bakıp Kendimizi Görmek

Türk basında son günlerde pek çok kalem Fransa'ya ateş püskürüyor. Sebep, bu ülkede "Ermeni soykırımı"nı tarihsel bir gerçek olarak ilan eden ve bunu "inkar edenlere" hapis cezası verilmesini öngören bir yasa tasarısı. 1915 olayları daha önce de yazdığım gibi bir "soykırım" olmadığı için, Fransa'nın bu olaylara getirdiği tarif elbette yanlış. Ama daha da yanlış olan, bir konudaki görüş farklılıklarını yasa yoluyla cezalandırmakta sakınca görmeyen despot Fransız zihniyeti.

Bence en ilginç olan nokta ise, söz konusu Fransız zihniyetine karşı öfkeyle ayağa kalkan Türk elitinin önemli bir bölümünün, aslında aynı despot zihniyetin — hatta onun daha da katısının — temsilcileri olmaları. Türkiye'de din ve dindarlar üzerinde baskılar getiren otoriter laiklik anlayışı, Fransa'nın bir kopyası, hatta ondan bile daha radikal. Cengiz Çandar "Eğer koca Avrupa’da Türkiye’yi hatırlatacak ölçüde bir 'yasakçı kafa yapısı' varsa, orası Fransa olmalı" derken iki ülkenin elitleri arasındaki zihinsel paralelliği doğru özetliyor.

Vatan gazetesi yazarı Ruhat Mengi de Fransa'yı "çağdışı, baskıcı, demokrasiyle asla bağdaşmayan" bir yasa hazırlamakla suçlamış. Çok güzel. Peki ama madem bu ülke "çağdışı, baskıcı, demokrasiyle asla bağdaşmayan" yasalar ve fikirler üretiyor, onun ürettiği laiklik anlayışına neden bu kadar aşkla bağlıyız? Yoksa bizim de "çağdışı, baskıcı, demokrasiyle asla bağdaşmayan" bir zihnimiz mi var? Fransa'ya bakınca aynada kendimizi görmüyor muyuz?

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: May 11, 2006 12:11 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Acaba sorun Türkiye'nin laiklik tanımında mı yoksa mevcut egemenlerin laikliği uygulama biçiminde mi? Ben laiklik tanımında bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Sorun devletin çekirdek kadrolarında ve ordu da hakim olan laiklik uygulamasıdır. Baskı laikliğin kişisel tanımlarla karışmasının bir sonucu bence.

Yazan: Gökhan Tarih: May 11, 2006 12:51 PM

- Ayna ayna, canım ayna, var mı benden güzeli?
- Var tabii, Fransa!
- O eskidendi gafil ayna! Boynuz kulağı geçti. Şimdi tekrar söyle bakalım, yoksa kırarım seni: Var mı benden daha laiki?
- Elbette yok sizden daha laiki.
- Ayna ayna, canım ayna, var mı benden daha çağdaşı?
- (Öksürür, boğazını temizler, sıkıntılı bir ifadeyle cevap verir) Ehemm, tabii ki yok.

Onay gerektiren sorular, ilericilik, Aydınlanmacılık, devrimcilik falan diye uzar gider. Sonunda aynaya ne olduğunu sormayınız.

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 11, 2006 01:00 PM

Ey Jean Jaures! Sen torunlarının densizliğine bakıp da üzülme! Biz torunlarına kızmıyoruz, yalnızca kızar gibi yapıyoruz, ne de olsa jakoben jakobenin dilinden anlar. Ama ne yazık ki bizim aramızda jakobenlik ruhundan anlamayan, demokrat tıynetli herif-i naşerifler de var, biz bunlara Ermeni dölü deyüp kendimizce lanetliyorduk; herifler yüzümüzü kara çıkardılar baksana, sizin Liberation'a yazı gönderip torunlarınla dalga geçmişler. Halbuysem biz onlara kerinçli kerinçli yumurtalar fırlatmış, ellerinden raporu alıp cart diye bi güzel yırtıvermiştik! Adam olmaz bu ülke vesselam, neyse ki sizin Frengistan var da dünyada yalnız olmadığımızı aynaya bakıp da sizin torunları görünce anlıyoruz.

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 11, 2006 01:45 PM

"Yoksa bizim de "çağdışı, baskıcı, demokrasiyle asla bağdaşmayan" bir zihnimiz mi var"
Mustafa Bey tecahüli arif sanatını icra etmiş. Bu sorunun cevabı evet. Türkiyede tamamen bundan ibaret bir zihniyet var.Sanırım demokrasinin tanımıyla alakalı bir problemimiz var. Gerçekte Türkiyede temsili demokrasi!(muktedir olmayan iktidarlar) bulunması dahi yerli Pravda gazetesinin bir çok ! yazarını rahatsız ettiği aşikar.Demokrasinin ne oldugu gercekten meçhul.Tanımsal olarak değil elbette ki. Özellikle anayasanın kesinlikle vermediği garip padişahlık yetkilerinin gazete yazarları tarafından Cumhurbaşkanlarına verilmeye çalışıldığı ülkelerde bundan bahsedilmesi mizah unsuru olarak kabul edilmeli gülüp geçilmelidir. Yukarıda sözü geçen yazarın baskıcılıktan bahsetmesi tutarsızlık ya da hayata atgözlüğüyle bakmaya güzel bir örnek olabilir.Gerektiği durumda herşeyin yasaklanabileceği demokratik ülkelerin gazetelerinde ancak bu tür yazılar ve yazarlar köşeleri işgal ederler.
Ben bu kafa yapısındaki insanların kendi ülkelerindeki laikçi despotluk konusunda ermeni soykırımı konusunda sergiledikleri tavrı sergilemelerini asla beklemiyorum. Bu izan ve idrak gerektirir.Hayvanlar kadar özgürleşme isteyen, başörtülü domuzlar çizen,İnanca karşı pervasızca her türlü hakareti yapan sureten insan ama sireten ne olduklarını idrak etmekte çok zorlandıgımız elit müsveddelerine bu soruyu sormayı abes buluyorum ben.
Ermeni soykırımı meselesi ise adı geçen yazarı ve benzerlerini gercekten çok fazlasıyla üzerinde yazı yazma acısından aşar. Bu konuda yazan çizen konuşan kanun çıkaran her iki tarafın temsilcileri de büyük ölçüde echel.Ermenilerin soykırıma tabi tutulmadığı bir gerçek.Fakat bunu ne kanun çıkararak ne kanunlara devlet olarak diplomatik tepkiler gösterek ne de köşelerde karalama yaparak ispat edemeyiz.Esas üzücü olan bunun objektif bir tarih anlayışıyla yapılmasına bu ülkenin baskıcı elitleri herkesten önce engel. Oysaki tarihi açıdan incelendiği zaman ortada soykırıma dair hiç bir delil olmadığı ortaya çıkar.Baba tarafından tüm akrabaları ermeni çeteciler tarafından katledilmiş şehit edilmiş birisi olarak ben soykırım konusu açıldığı zaman asla duygusal yaklaşmadım . Çünkü gerçek bilim materyalizmi yerle bir ettiği gibi gerçek ve objektif tarih bilgisi bu iddiayı gömer. Fakat kemalist zihniyet yüzünden malesef gerçek anlamda mağdurken tamamen suçlu konumdayız.


Saygılarımla,

Yazan: ozguraytekin Tarih: May 11, 2006 03:19 PM

Yanlış biliyorsam lütfen düzeltin. Demokrasilerde yasalar eleştirilemez ve gercek doğrudurlar. Yanlış mı biliyorum ? Yoksa işimize geleni eleştirir işimize gelmeyeni savunur muyuz ? Adımıza da yazar , aydın, elit, entelektüel , düşünür, bilim adamı, konusunda uzman sosyolog,siyaset bilimci ,siyasetçi mi denir ?

Yazan: ozguraytekin Tarih: May 11, 2006 03:48 PM

Gokhan Bey,

Laiklik mevzuunun gectigi bircok ilmekte "Anayasa'da laiklik tanimi yoktur" demistim. Hala bulamadim ve bana gosteren olmadi. Sizin tanimda problem yok problem ugulamada derken kilittasinin "uygulama" oldugu tesbitiniz dogru hemen her konuda oldugu gibi. Fakat "uygulama" da problem yaratir korkusu ile Anayasa'da laiklik tanimi yapilmamistir. Ne 24. maddede, nede onun referans yaptigi 14. maddede veya baska bir maddede.

Arkadaslar,

Bu konuda gerek Mustafa Bey gerek Metin Bey dostum ve Ozgur Aytekin bey duygu ve dusuncelerime cok guzel tercuman olmuslar. Genede ilham perisinin ziyareti ihtimaline karsi konusma hakkimi mahfuz tutuyorum.

Bekir L. Yildirim

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 11, 2006 03:57 PM

Tebrikler, Sayin Mustafa Akyol, tebrikler!
Hedefi onikiden vurmussunuz...

H.A

Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: May 11, 2006 04:34 PM

Mustafa bey,

Tamam işinize gelmeyen Fransız ekolü laiklik anlayışından vazgeçtik diyelim.

Peki siz de Amerika'da ve Avrupa'da bir inanç konusu olarak herkesin hemfikir olduğu "Akıllı Tasarım" ve "yaratılış " teorilerinin okullarda fen bilimleri derslerinde okutulması bu ülkelerin anayasalarında kesinlikle yasaklanmış olduğunu bildiğiniz halde bizim ülkemiz okullarında bunların fen derslerinde okutulması sevdanızdan vazgeçecek misiniz?

Yoksa bütün dünyanın ve ülkemizin dincileri gibi sadece işinize gelmediği zaman mı, özgürlükçü ve demokrat kesileceksiniz?

Ne yapacağınızı ben size söyleyeyim: Fransa'nın da Fransız laiklik anlayışınında Allah belasını verdikten sonra bu ülkelerin laiklik anlayışlarını da beğenmeyeceksiniz. Var mısınız iddia'ya?

Giremezsiniz çünkü samimi değilsiniz. Önce samimiyet lütfen. Amerika da yapamadıklarınızı ve Amerikan yasalarına göre yapmanızın mümkünatı olmayan şeyleri kendi ülkeniz için istemeniz ve yapmaya çalışmanız samimiyetsizliğin ta kendisidir.

Saygılar,

Ataman ErtuÄŸrul

-----------------


MUSTAFA AKYOL'UN NOTU:

ATAMAN BEY,

"SAMİMİ DEĞİLSİNİZ" GİBİ NEZAKETTEN UZAK LAFLARINIZ, BİLGİSİZLİĞİNİZİN YANINDA GÖLGEDE KALIYOR. BEN AMERİKAN EĞİTİM SİSTEMİ İÇİN NEYİ SAVUNDU İSEM (KANSAS'TAKİ AÇIKMALARIMA BAKABİLİRSİNİZ) TÜRKİYE'DEKİ EĞİTİM SİSTEMİ İÇİN DE ONU SAVUNUYORUM.

AYRICA ABD'DEKİ OLAYLARDAN HİÇ HABERİNİZ YOK. AKILLI TASARIM'IN "ANAYASA"DA YASAKLANMASI BİR YANA, ÜLKE ÇAPINDA YASAL BİR YASAK DAHİ SÖZ KONUSU DEĞİL. DOVER BÖLESİNDE TEK BİR MAHKEME KARARI VAR, KANSAS'TA İSE AKSİ YÖNDE MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ YAPILDI. TARTIŞMA SÜRÜYOR.

HEM HİÇ BİR ŞEY BİLMİYOR, HEM DE BİLMEDİĞİNİZ OLAYLAR ÜZERİNDE YORUM YAPIP BAŞKALARINI SAMİMİYETSİZLİKLE SUÇLUYORSUNUZ. AYIP.

MUSTAFA AKYOL

Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: May 11, 2006 04:43 PM

Bekir Bey,
Tanımının anayasada yapılmamış olmasının hiç bir anlamı yok.Anayasada acık ve net olarak tanımı yapılmış olan cumhurbaşkanının yetkileri dahi çok değerli köşe yazarlarımız tarafından bugünlerde gazete sayfalarında artırılıyor.Hakem olma mevzusu gibi. Oysaki çok açık ve net olarak bu yetkiler tanımlanmış.Gizli anayasalar var sanırım. Ya da gerekirse anayasanın dahi hükmü yok sayılır. Darbe anayasasını kutsayan da gerektiği zaman gazete müsveddelerinde hüküm ilave eden de aynı karışık zihniyet. Hiç şüphe yok ki eğer özgürlüklere dair hataen! hoşa gitmeyen şeyler bulunsaydı bunlar televizyon programlarında köşelerde bucaklarda isminin önünde bir sürü önek taşıyan zevat tarafından hararetli hararetli tartışılır hatta hükmen azaltılır,söyledik oldu bu böyledir diye uygulanırdı.Bu söylediğim abartılı bulunabilir ama ortaya atılan hakemlik mevzusu durumun vehametini kafaların şartlanmışlığını despotizmin ve baskıcılığın nasıl sınır tanımadığını göstermek açısından bence çok vazıh bir örnek.

Gerekirse gizli anayasalar devreye girer. onlar da yoksa takiyyeci zihinlerdeki anayasalar devreye sokulur, uydurulur, uygulanır.Hakem ortaya atılır o da olmazsa başka formüller sunulur o da olmazsa zinde kuvvetler aleni olarak göreve çağrılır. o da olmazsa behçet kemal çağlar'ın geçmişte yapmış olduğu gibi yaygaralar çıkarılır.Rektörler ve üniversite mensupları ordu göreve pankartları ile yürüyüş yaparlar. Baskıcılıgın metodları eskidir tekrar tekrar ısıtılır piyasa sunulur. Bekleyelim görelim.

Çok üzgünüm ki sözlerin bu zihinlere kar etmesi sözkonusu bile değildir.


Çünkü,
İdraki meali bu akla gerekmez
Zira bu terazi bu kadar sikleti çekmez

düsturu gereğince herkes kendi aklı ve ona verilmiş olan anlayış ölçüsünde olayları değerlendirir.

Saygılarımla

Yazan: ozguraytekin Tarih: May 11, 2006 05:11 PM

Güzel bir yazı olmuş Mustafa bey tebrikler.Yine güzel bir noktayı yakalamışsınız.

Bu ülkede kavramların dibi ne kadar boş durumda herpimizin malumu.Anayasada net tanımları bulunmayan kavramların nasıl başımızın üzerinde demoklesin kılıcı gibi sallandırılıp milletin nasıl bir baskı altında tutulduğunu görmemek ve bununda ötesinde bu durumu yok saymak hakkaniyetle ne derece bağdaşır bunu "vicdan" sahibi olanlar ancak görüp farkedebiliyor.

Az önce sayın Akyol'un hafta içi seminere gittiği Siyasal Ufuk Hareketinden bir bayanın yolladığı maili okudum.Mailin konusu sayın Akyol'un yazısı ile örtüşüyor.Yani baskıcı despot zihniyetin yegane silahı ve sığınağı olan laiklik kavramını bir ressam tarafından(yazar,fotoğrafçı,sex abidesi falan filan v.s) sayın cumhurbaşkanının dikkatini çekmek için kullanıldığını yazıyor.

Oyun hep aynı.Yöntem hep aynı.Ne zamanki bu ülke insanı bazı yönlerden düzlüğe çıksa, amiyane tabirle palazlansa hemen devreye sokulan senaryo ile(laiklik,irtica,gericilik)bu hareketlenme engellenmeye çalışıyor.

Bu insanlar o kadar önyargılı insanlar ki ;insanların yaptıklarını dini emirler doğrultusunda yaptıklarını söylediklerinde onları başka niyetlere sahip olan bölücü,yıkıcı insanlar olarak nitelemektan vazgeçmediler.

Yukarıda bahsettiğim yazıda sayın ressam kişi türbanlı bir insanın cumhurbaşkanı eşi olarak Çankaya'ya çıkmasının ne kadar önemli yıkımlara(!!!) sebep olacağını serdermiş hazret.
Bu ülke;eğitim,gelir dağılımı,okuma oranı,bilimsel eser ortaya koyma v.b konular açısından son sıraları hiçkimseye kaptırmayan ülke değilmiş gibi böyle basit(yani bizler gibi laiklik kaygısı olmayan insanlar!)konularla uğraşıp duruyoruz.Neymiş efendim niye sizin başınız kapalı,neden siz o gazete veya yayınları takip ediyorsunuz gibi Amerika'da McCarty dönemini andıran uygulamalarla bu milletin ufku karartılmaya çalışılıyor.Bu tür hareketler asıl bu milleti kamplaşmalara doğru sürüklemektadir.
"Gelemez bir ithal malıdır akıl;
"Kaf dağından,Çin'den Maçinden gelir..."
Ey akıl; gelirsen bizi bu ölü uykusundan uyandır...

SELAM VE DUA İLE...

Yazan: Ömer Tarih: May 11, 2006 05:51 PM

Akıl bu ülkeye gelemez Ömer Bey, çünkü geldiğinde onu "siyaset" meydanında karşılayıp zındanında çürütecek bir akılsızlık aklı var. Bu dediğim, akıl yokluğunda kendini "Akıl" gösterebilmek için akla ziyan her türlü yöntemi kurumsallaştırmış bir şark kurnazlığı. En bayatlamış yöntemlerinden biri, "cumhuriyet" kavramını elçabukluğu marifet "demokrasi" kavramıyla özdeş göstermek; bayatlıkta bundan geri kalmayan diğer bir temel yöntemi ise, fransızın bile anlamakta fransız kalacağı sui generis bir "laiklik" anlayışını bize laiklik diye empoze etmek. Aklımızı boşuna peynir ekmekle yemedik!

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 11, 2006 06:27 PM

Laiklik konusunda Fransa'nın bir kopyası olduğumuz kanısındayım. Avrupa'daki liberal demokrasi (İngiltere örneği) ile otoriter/tepeden inmeci jakoben düşünce (Frnasa örneği) seçeneklerinden ikinicisini seçmiş olmamız bugünkü temel sorunlarımızın kaynağını oluşturmaktadır.

Bugün en önemli sorunlarımız olarak gündemden inmeyen; kürt sorunu ve laiklik bağlamında türban sorununu Fransız sisteminden beslenmektedir.

Aydınlarımız büyük ölçüde Fransa'dan etkilenmiş olduğundan demokrasi konusundaki görüşleri ve düşünceleri özgürlükten oldukça uzaktır ve bu nedenle de demokrasi anlayışları "özgürlükçü demokrasi" değil, "kendileri gibi düşünme" sınırı ile sınırlanmış bir demokrtasidir.

Bu nedenle "Ermeni soykırımı yok" diyene ceza getirecek olan yasa tasarısının bizdeki izdüşümlerini anımsatan sayın Akyol'un düşüncesine katılmamak mümkün değil.

Yazan: Abbas Bilgili Tarih: May 11, 2006 06:42 PM

Mustafa bey,

Zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışıyorsunuz ama gerçekler öyle değil işte. Tartışılıyor dediğiniz şey tek taraflı bir tartışma. Yani sadece siz kendi aranızda tartışıyorsunuz. Yani Amerikan protestan tarikatı üyeleri kendi aralarında tartışıyorlar.

Madem bir yasak yoksa neden Amerikan okullarının fen bilimleri müfredatı'nda yaratılış teorisi yok? Keza bu durum AT içinde geçerli.

Baskıcı, çağdışı, demokrasi ve insan haklarıyla bağdaşmaz olarak nitelediğiniz Fransız ekolü laiklik anlayışını neyle mukayese ediyorsunuz?

Aynı şekilde inançları da bu kriterlerinize göre değerlendirme cesaret ve yürekliliğini gösterebilecek misiniz peki? Örneğin İslam dini. Örneğin Hz.Hatice dönemi. Muhammed'in peygamberliğinin on yılı aşkın bir döneminde yani Hz.Hatice döneminde neden kadınlar üzerinde hiçbir baskı yok? Neden kadınlar daha özgür?

Şunu unutmayın demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerin tek bir teminatı vardır. O da beğenmediğiniz laiklik ilkesidir. Kaldırın laikliği ya da kendi inanç keyfiliğinize göre bir laiklik ilkesi benimseyin bakalım ne olacak. İlk fırsat ta farklı inanç ve mezheplere sahip insanlar birbirlerini boğazlamaktan çekinmeyeceklerdir.

Saygılar,

Ataman ErtuÄŸrul

Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: May 11, 2006 06:56 PM

Akıl bekleyenler, aklını türbanla bozanlar, aklı türbanla örtmeye çalışanlar beklemeye devam edebilirler.

Akıl almış başını çoktan gitmiş. Ta Hz.Hatice döneminden beri.

Saygılar,

Ataman ErtuÄŸrul

Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: May 11, 2006 07:21 PM

fransa ayıp etmistir.yanlıs olmasın,250 bin ermeni oyumuydu neydi.bunlar icin iki ulkenin iliskilerinin bozulmasını goze alabiliyor.
yapılan akıl ile mantık ilede acıklanamaz.

ancak gecmiste fransa abd ile de sorun yasamıstı.ab'nin sımarık abisi gibi davranıyor.

ben bu olaylardan kendime bir ders cıkardım.
biz yıllardır.fransız renault otomobili ulkemizde kullanıyoruz.cesitli fransız mallarını cokca tuketiyoruz.son zaman gidip birde ucak aldık.

kardesim ben turk olduguma utanıyorum.
ben bizim kadar aptal ve bagnaz bir millet gormedim.
bu ulke kendi adına bir otomobil cıkaramıyor ve elin gavuruna yıllarca muhtac oluyor,ondan sonrada elin gavuru cıkıp boyle abzurt meselelerden sorun cıkarıyor ya.
sinir oluyorum ya.
kimse kimseye kızmasın,gucenmesin.biz adam olmayız.
tembel,ve aptam bir milletiz.bir tane dogru tarafımız yok be kardesim.
walla dertli oldum ben 32 yasımda yaw.

Yazan: bercenay Tarih: May 12, 2006 12:39 AM

Değerli yorumcular genelde Fransa için yazılanlar doğru ama Fransa'nın problemini tüm Avrupa yaşamakta.Zamanımızda ki süreç giderek sekülerizmin içten içe ırkçılığı besleyen ve büyüten bir toplumsal sözleşme halini almasına sebep oluyor. Sanırım, sorun sekülerlik te değil her ülkenin iç mekanizmaya yönelik popüler yorum zihniyettinde .Sayın Ethem Mahçupyanın ilgili yazısı; http://www.zaman.com.tr/?bl=yazarlar&alt=&trh=20060512&hn=284387herkese farklı bir açıdan olayı değerlendirme fırsatı sunuyor.Saygılarımla..

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: May 12, 2006 03:41 AM

Arkadaslar,

Bu defa yeni arkadaslara Ataman Ertugrul uyarisi yapma gorevi bana dustu herhalde. Gemcmiste kendisi ile diyalog gayretleri cehaletin curetinden orulmus duvara carpmis biri olarak kendi ifadesi ile "karanliklar uzerine gunes gibi dogan" bu zata cevap vermeden once bu sitede degisik ilmeklerde kendilerinin incilerine soyle bir goz atmalarini tavsiye ederim kendi akil sagliklari acisindan.

Bu bir kamu hizmeti anonsudur.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 12, 2006 09:32 AM

ben peşinen yazayım
Osman beyin neden ataman olabileceÄŸini iddia ediyorlar diye.
öncelikle hiç bir delil yok tek bir kanıt dahi yok
sadece osmanın arapca olmasından dolayı o devirde çok fazla türk beyleri arasında osman ismi kullanılmamasından dolayı bu böyle olmalıdır zannından başka hiç ama hiç bir delil yok.
kelime benzerliğini bu şekilde yorumlamak oldukça bilimsel!
Bir de değişik türk boylarında kullanılmış olan kelimelerin tüm türk boylarında kullanılmış oldugunu iddia etmek gibi bir ahmaklık var.
Kaldı ki don ve volga kazaklarının türk olduklarını sadecebizim kafatascılarımız iddia ediyorlar. Lisan dil yasayıs kültür ve her acıdan iran,i oldukları sabit olan iskitlerin de türk oldugunu iddia ettikleri gibi.Bu tarihi açıdan ortaya atılmış en mesnetsiz iddialardan biridir. Bu sümerlerin de türk olduklarını iddia etmeye calısan tüm ömrünü üç beş tane kelimenin benzediğini idda eden bilgisiz ahmahkların iddialarından başka bir şey değildir. Aynı kafa sümerleri türk , osmanı ataman, iskitleri türk yapar. Ama azerilere bile türküz dedirtemez o ayrı bir mesele. Siz bu tür iddiaları ciddiye almayın. Çok uzun süren arastırmalarm sonucunda hunların türk olduguna dair resmi devlet savı dısında hiç bir deklil kanıt ve kabul görmüş bir görüş yok.
ikincisi bunu iddia edenler ilkel kafatascılar
zaten bu iddia diğer iddialarının yanında devede kulak kalır
o sebepten ben peşinen şunu söyleyeyim
akıllı oldugunu iddia edip te aklını din düşmanlığı ile bozmuş ilkel kafatascıların sözlerini cok ciddiye almayalım

Yazan: ozguraytekin Tarih: May 12, 2006 09:32 AM

Sayın Akyol,

Nerede kaldı yorum yaparken uyulacak kurallar ? Görüşlerinizi destekliyenler karşısında çok höşgörülüsünüz.

Cumhuriyete ve onu kuranlara karşı olabilirsiniz,eleştirebilirsiniz.

Ama bunu yaparken herkesin belirli kurallara uymasını sağlamak site sahibi olarak sizin göreviniz.

Ne yazıkki dikensiz gül bahçesi yok.

Ülkemizde uygulanan laiklik anlayışının batı uygulamalarından farklılığı var.Buna Türk tipi laiklik uygulaması diyebiliriz.Siz karşı olabilirsiniz,ben destekliyorum.Ülkemiz de yaşayan insanların büyük çoğunluğununda bu uygulamadan yana olduğuna inanıyorum (bu benim kişisel inancım).Aksini siz ispat edin.

Her kültür biribirini etkiler;nasıl ki pekçok konuda birçok insan arap kültürünün etkisinde ise;laiklik konusunda da Osmanlıdan beri insanlar Fransız etkisinde kalmış olurlar veya Fransız düşünce sistemi insanlarımızı etkiliyebilir.Bunda kızacak birşey yok.

Ayrıca kültür (maddi ve manevi) alanında büyük etkileri olan bir ülkeye böyle subjektif bir şekilde yaklaşmanın kime ne faydası olabilir ki?

Saygılar

Yazan: can Tarih: May 12, 2006 09:56 AM

Sayın Ataman bey!!!
Ben yazımda bu gün koşullarında uygulanan despot tavır için allah'tan bize verdiği aklı yeniden doğru şekilde kullanıp bu saçmalıklardan kurtulmayı niyaz etmiştim.Hepimiz için!!!
Sadece bu haksızlıkları yapanlar için değil bunlara maruz kalanlar içindi bu dileğim.Çünkü gerçekten akıl dışı bir uygulama.Adeta ortaçağ avrupasını andıran uygulamalar akıl dışı.Saçma.
Bizim açımızdan sıkıntı aslında etrafımızdaki insanlara doğru bildiklerimizi "doğru ve uygun" şekilde anlatamamış olmamız.Bu noktada sahip olduğumuz akıl ve bilginin bizim açımızdan doğru kullanılmadığı ortaya çıkıyor.Gerçi kullanmak isteyenlerde sayın Akyol'un yazısında belirttiği despotluklara maruz kalıyor.Akılda bu vesile ile saf dışı bırakılmış oluyor.
Kaybolmuş aklı (yani ben varlığına inanıyorum ama kayıp ,bir yerleerde unuttuk onu:)) ) bulmak ve yeniden hayatımızda yer edinmesini beklemem çok mu saf dillik oldu bilmiyorum ama ne olursa olsun ben bulacağımıza inanıyorum.Sayın Metin-thepoor beyin söylediklerine katılsam mı bilmiyorum:)) ama yinede ben bekliyorum.Ha bir de sizin şu Hz.Hatice ile neyi kastettiğinizi de daha açık bir şekilde izah etmenizi bekliyorum.O ak pak insanın adını anmanızdaki hikmeti bizlerle paylaşırsanız bahtiyar oluruz doğrusu.Gerçi ben az çok bir şeyler anladım sizi tanıdığım kadarı ile de yine de siz bir açıklama yapın canım fena olmaz hani..
SELAM VE DUA İLE...

Yazan: Ömer Tarih: May 12, 2006 11:44 AM

Bildiğiniz gibi uzakdoğu felsefelerinde iyinin içinde kötü, kötünün içinde iyi olduğuna inanılır. Ki ben de bu görüşe katılıyorum. Dolayısıyla bir sistemi ele alırken ne taraftan bakacağınız sizin insiyatifinizdedir. Yani, Fransa' nın demokratik ve laik sistemini örnek aldığınız zaman, bu sistemin uygulanması sırasında ortaya çıkan yanlışları örnek almak zorunda değilsiniz. Bir sandık dolusu elmanın içinden biri kurtlu çıktığı zaman tüm sandığı çöpe dökmek mi gerekir? Yoksa içinden çürükleri ayıklayıp çürük olmayanları seçmek mi?

Eğer sistem içindeki yanlış uygulamalar o sistemin yanlışlığını gösteriyorsa, ben de size dini kurallara veya daha başka yönetim sistemlerine göre yönetilen ülkelerdeki yanlış uygulamaları örnek vererek o sistemlerin yanlış olduğu ispatlayabilirim. Sonuç olarak, laikliğin uygulanması sırasında, gerek siyasi gerekse başka nedenlerle ortaya çıkan yanlışlıklar, o sistemin yanlış olduğunu göstermez.

Yazan: freeyourmind Tarih: May 12, 2006 12:29 PM

Demokrasi, adab, laiklik vs,

Yorum kurallarina kimseden itiraz gelmedi. Yerinde idi; imla kurallari, ve duzgun cumle kurallarini en cok ihlal edenlerden biri olan bendeniz dahil.

Ama su adab meselesi, ve ozellikle "laiklik" konusunda bazilarimizin laikci kesimden yorumculara karsi kullandigimiz lisanin sinirlari astigi fikrinde degilim.

Bende bu konuda Muzmin Bey gibi cehalet oldugu su goturmeyecek ifadelere "cehalet" damgasini vurmanin hicbir adab-i muaseret kuralini ihlal etmedigi dusuncesindeyim. Simdi burada zikredilen, ortalama zeka sahibi insana sac bas yolduran ifadelerin listesini sunacak degilim. Aklimda kalan birkac ornek:

"laikligin tanimina ne gerek var; laiklik bilmin ve cagdas aklin kullanilmasidir"

"laikligin taniminina manimina gerek yoktur; laiklik neyse odur. Avrupa'da futbol sahasi 100 metre ABD'de 120 metre olurmu"

"nasil oluyorda tesaduf sonucu ilk canlinin olusmasi ihtimali 1/10^50 iken isin icine tasarim girince bu oran 1/1 oluyor?"

"Turkler olmasa idi Islam Hicaz'a hapsolan bir kabile dini olurdu"

"Said-i Kurdi Isyani" (Sey Said'den bahsetmiyor, ona karsi cikan Bediuzzama Said-i Nursi'den bahsediyor)

"dincilerin koku kazindigi zaman.."
"Kurtlerin kokunu kazimak" (?) (Tekrar ediyorum bunlar tam alinti degil, kullanilan ifadelerin kisimlari veya mealleridir).

"AT'nin okutulmasi ABD Anayasasi ile yasaklanmistir"

"Kadinlar icin basortusu yasagi 1925 Sapka Kanunu'na dayanir"

"Karanliklar uzerine bir gunes gibi dogmaya devam edecegim"

Bu ifadeleri kullananlar icin irkci, Islam dusmani, cahil, hatta zihinsel ozurlu ifadelerini kullanmak nesnel, bilimsel tesbitler yapmaktan ote birsey degildir. Aksi takiyye olur; sahte nezaket olur. Ayni sekilde birine yalanci demekte suc degildir, yalniz "muddei iddiasini isbatla mukelleftir; isbatlayamazssa mufteri olur". Hukuktada gecerli olan kural da budur. Hitler kendisi "fasistim" demedi; biz diyoruz.

Ancak fikire fikirle cevap verilir. Siz Turkiye'deki laiklik uygulamalarindan hoslanabilirsiniz. Ama kalkip "ayni uygulama Avrupa ulkelerinde de var" dediginizde size ya yalanci yada kara cahil demek zorundayim.

Bekir L. Yildirim

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 12, 2006 12:42 PM

arkadaslar;ataman bey'e fazla yuklenmeyin lutfen.
hic kimse sutten cıkmıs ak kasık degil.
benim kardesim bu sene fem dersanesine gitti.orada zorunlu olarak namaz kıldırıyorlarmıs.cocuk ta ne yapsın.sorun cıkmasın diye namaz kılıyormus.dinde baskı varmıdır?
dolaylı yoldan boyle oluyor iste.

biz toplum olarak muhafazakar bir toplumuz.
hic kimsenin korkusu da olmasın.
bu ulkeye seriat felan da gelemez.rejim tartısmaları bosunadır.

bu ulke laik,demokratik ve musluman bir ulkedir.
ancak siyasette;laiklikte,din de sanki birilerinin malıymış gibi gorunuyor.

basorutusunun hala bu ulkenin bir sorunu olmasına ne kadar kızıyorsam.dinin siyasete alet edilmesine de o kadar kızıyorum.


Yazan: bercenay Tarih: May 12, 2006 01:39 PM

Bekir Bey
Çok güzel bir noktaya değinmişsiniz
Can bey lütfen bekir beyin yorumunu bir daha okuyunuz. Bu sitede bizim ve Mustafa Bey'in asla kabullenmyeceği sözlerin nasıl kullanıldıgını ve bu sözlerin yayınladığını görün. Ortada taraf tutma hoşgörülü olma kesinlikle yok.


Yukarıdaki ifadeleri kullanan kişinin yorumlarının Mustafa Bey'in hoşgörüsüne sığınarak yazıyorum bu sitede yayınlanmaması gerekiyor. Çünkü fikir alışverişi , görüş paylaşımı eleştiri, görüş belirtme izah konuyu zenginleştirme gibi tanımlardan hiç birine uymuyor. uyduğu tanımlar ancak paranoya, aşırı derecede obsessive olma,ilerlemiş şizofreni,aşırı derecede idrak problemi ve tam anlamıyla deli saçması olabilir.

Bekir bey'in ve benim ya da benim tarzımla cevap veren arkadaşların yaptığı hata bu sözlerin deli güncesi olduğu söylemek değil. Hatamız kendi seviyemizin oldukça altına inip
cevap vermeye çalışmamız.
Şu cümleyi kullanan insanın cahil olmadığına nasıl hükmedebiliriz ?
"Turkler olmasa idi Islam Hicaz'a hapsolan bir kabile dini olurdu"
Türklerin ta 9 ve 10 yüzyılda müslüman oldugunu islamın zaten bu devire kadar Uzakdoğu hariç here yere ulaştıgını bilmemek için gerçekten cahil olmak gerekir.Bunun İslama inanma ile uzaktan yakından alakası yok. Bu sadece bilgiye dayanır.

Gelelim Laikçilerin asla ama asla görmek istemedikleri soruna:
"Ülkemiz de yaşayan insanların büyük çoğunluğununda bu uygulamadan yana olduğuna inanıyorum"
"Siz karşı olabilirsiniz,ben destekliyorum"
Eğer laiklikten değil de türkiyedeki laiklik uygulamalarından bahsediyorsanız derin bir yanılgı içerisindesiniz. Ülkenin en az %70 i bu garip kamusal alan uygulamasından başörtüsü yasagından çok fazlasıyla rahatsız. Bu anlamak için Ülkedeki yasagı destekleyen ve desteklemeyen partilerin oy oranlarına bakmak bile yeterli olur.İspat istiyorsanız başörtüsü yasağının kaldırılması için referandum yapılmasının laikçi kesim tarafından ne şekilde reddedildiğini düşünebilirsiniz. Sonucu kesinlikle belli olan bir referandum işimize gelmezse istemeyiz elbetteki dediğinizi duyar gibi oluyorum. Biz Demokrat çağdaş, özgürlükçü laikliğe inanmış kesimler olarak bu işimize gelmediği için yanaşmayız bile:)



Can Bey baskıyı despotizmi hatta güney afrikavari apartheid'ları dahi desteklemek serbest.Hatta faşizmi kafatasçiliği, kelle avcılığını destekleyebilir farklı etnik unsurların kökünün kazınmasını dahi teklif edebilirsiniz. Gerçi kamusal alanın güney afrikadaki apartheid'tan farkının olmadıgını düşünüyorum. Henüz kapsamı o kadar geniş değil fakat çeşitli zevat tarafından dillendirildi. Bu noktadaki nihai hedefin bu oldugu herkes tarafından malum. Türkiye tipi apartheid.Türkiye tipi laiklik gibi.İçini istediğiniz şekilde doldurabilirsiniz.Kendimizi tüm ülkenin apartheid istediği karmaşık düşlerle kandırmayalım.


Saygılarımla,


Yazan: ozguraytekin Tarih: May 12, 2006 02:17 PM

ArkadaÅŸlar,

Ermeni meselesi konusunda konuşanlar neden hep böyle ? Aşırı bilgisiz .Lütfen biraz tarih okuyun . Her türlü kaynaktan okuyun. Ermenilerin ruh halinden bahsediyorsunuz ? Siz bu ülkenin ne tarafındansınız? Ermeni problemini yasadınız mı bu kadar kolay ahkam kesebiliyorsunuz? Baba tarafından hiç akrabası olmamak nasıl bir şey bunu anlayabilir misiniz ? Ermeni çetelerinin uzunca yıllar bu ülkede gercek anlamda katliam yaptıgnı bilir misniz ?Sizin Ölen yüzbinlerce müslümana saygınız yok.


Biz doğuda gercekten Katliamı uzunca zaman yasadık. Ve hala bizim neslimizde etkileri var. Buna ragmen duygusal yaklasmamak gerektiğini savunuyorum. Sizin Erzurum ve Kars bölgesinde devamlı ortaya çıkan toplu mezarlardan zerre kadar haberiniz yok. Ermeni meselesi bu kadar basit bir mesele değildir.Ciddi olarak irdelenmesi gerekir. Askere çağrılan ermeni gençlerinin osmanlı ordusu yerine ermeni çetelerine katıldıgını her türlü tarihi kaynaktan öğrenebilirsiniz. Çeteye katılarak silahsız savunmasız zavallı müslüman tebayı katlettiğini herkes bilir. Özellikle son dönemlerdeki savaslardan dolayı sadece yaşlıların ve kadınların kalmış olduğu Müslüman köylerine saldırıp başbağlardaki katliam benzeri katliamlar yaptığını görmemek okumamak bilmemek üzerimize sinmiş olan cehaletten değilse neden olabilir ?.


Tehciri kesinlikle savunmuyorum ama ermenilerin tam 19. yüzyıl boyunca yapmış oldukları katliamlar ortada iken ermenileri tamamen sucsuz günahsız bir kavim olarak lanse etmek gercekleri gözardı etmek saklamak olaya atgözlüğü ile bakmak ve sartlanmışlıktır.


Hz Ömer döneminde müslüman olmuş bir kavmin evladı olarak açık ve net olarak şunu söyleyebilirim isteseydik o zaman soykırıma tabi tutardık o zaman katlederdik 1300 sene beklemezdik ya da osmanlı devleti yüzyıllar boyunca bölgedeydi hakim güçtü katliama tabi tutardı.


Bunu asla biz başlatmadık. Biz Ermenileri öldürmeye girişmedik. Özellikle de o devirde günümüzde kürt sorunu gibi bir ermeni sorunu asla olmamıştır. Kimlikleri tanınmış varlıklarına ve özgürce yasamalarına kesinlikle her acıdan izin tanınmıştır.Örnek mi istersiniz doğuda her yerde yüzlerce kilise kalıntısı var. Bilmiyorsak Lütfen tarihe basvuralım. Uydurmayalım


Sonra varsa iddiamız o zaman görüşelim.


Ermenilerin tehcir döneminde katledilmediklerini kesinlikle iddia etmiyorum bu da vuku bulmuştur.Ciddi anlamda çok sayıda ermeni planlı olmadan bölgedeki halk tarafından öldürülmüştür. Mallarına el konulmuştur. çocukları dahi ellerinden alınmıştır. Peki olayları bu şekilde toplumsal cinnet noktasına getiren neydi? Ermeniler ile müslümanlar uzunca zaman beraber aynı köylerde yasamışlardır. Neydi Bu düşmanlıga sebep olan ? Ortada gercek anlamda bir cinnet dönemi var.


Zaten ermeniler tehcire tabi tutulmasaydılar malesef müslüman tebanın öfke ve cinnet halinden dolayı asla artık doğu anadoluda yasayamazlardı.O şanslarını ebedi yitirmişlerdi.Öfke eken nefret biçer.


Bugun hala feodalitenin izlerini yasıyorsak doğuda birazda Hamidiye alaylarına borcluyuz bunu. Büyük ölçüde kurulmasına ermenilerin sebep oldugu Hamidiye alaylarına.Hala ermenilerin sorunlarını yasıyoruz

Bunu düşünmek gerek sanırım Düşünebilenlere duyurulur.


Sallamayalım Okuyalım

Yazan: ozguraytekin Tarih: May 12, 2006 04:48 PM

"Şu cümleyi kullanan insanın cahil olmadığına nasıl hükmedebiliriz ?
"Turkler olmasa idi Islam Hicaz'a hapsolan bir kabile dini olurdu"


Sayın ozguraytekin,


Yukarda astığınız bana ait olan sözlerimi sizin için daha anlaşılır olması bakımından daha da netleştiriyorum. "Eğer Türkler İslamiyeti kabul etmemiş olsaydı bırakın Hicaz'a hapsolmayı ortada İslam diye bir din bile kalmayabilirdi!"


Bu nedenle bütün İslam alemi yatsın kalksın önce Selçuklu Türklerine sonra da Osmanlı Türklerine dua etsinler. Bunu anlamak ve algılamak Türküm demekten itinayla sakınanlara ve korkakanlara tabiiki zor gelir.


Kusura bakmayın çok cahilim hafızamı haçlı seferleri sırasında uçakta kabin basıncının aniden düşmesi sonucu yitirmişim.


Saygılar,


Ataman ErtuÄŸrul

Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: May 12, 2006 06:03 PM

Bekir bey,

Yeni arkadaşlara bütün komplekslerinizi de duyurunda sizi daha iyi tanısınlar. Yeni arkadaşlar sizin mühendis olduğunuzu bilmiyorlardır mesela?

Saygılar,

Ataman ErtuÄŸrul

Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: May 12, 2006 06:12 PM

Ataman Bey'in bu blogda kesinlikle "yaz"maya devam etmesinden yanayım ben. Çünkü resmi ideoloji denen şeyin zihinleri ne kertede özürlü hale getirebileceğine ilişkin mükemmel bir "case study" olarak değerlendirilebilir "Ataman Bey söylemi". (Ataman Bey, size zihin özürlü filan demedim ha!) Bir tür ibret vesikası da desek olur onun yazdıklarına. Ayrıca da hep ciddi şeyler mi okumak zorundayız burada canım! Beni vaktiyle çok sinirlendirmişti, şimdi Ataman Bey'e kızmayı gereksiz ve hatta absürd buluyorum. Bir anekdotla ne demeye çalıştığımı daha iyi anlatabilirim -anekdottaki şahıslar aklıma bir türlü gelmiyor ama özü şu: Ya Osmanlının son ya da Cumhuriyetin ilk yıllarında münevverandan iki zat Babıali yokuşunda karşılaşırlar ve bir üçüncü şahsı çekiştirirler. Biri ötekine "Azizim falanca efendi ne alçak adammış" der demez, bahsedilen şahsa duyduğu nefretle tanınan beriki muhatabını şaşırtan bir tepkiyle atılır: "Yahu, ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin! Falanca efendi alçak olur mu hiç!" Ve sözünü tamamlar: "Alçak filan değil o; çukurdur çukur!" (Ataman Bey, bu anekdotla sizin kişiliğinizi hedef aldığımı sanmayın sakın. Yalnızca bekçiliğini yaptığınız zihniyetle ilgilidir.)

Laikçi "çağdaş"larımızı koruyup kollayalım lütfen.
Onlar birer "canlı tarih"tir. Arkeolojik değerlere sahip çıkmamak ayıptır ve yazıktır.

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 12, 2006 11:46 PM

Bekir AÄŸabey,


[....]
[....]

"Bu ifadeleri kullananlar icin irkci, Islam dusmani, cahil, hatta zihinsel ozurlu ifadelerini kullanmak nesnel, bilimsel tesbitler yapmaktan ote birsey degildir. Aksi takiyye olur; sahte nezaket olur. Ayni sekilde birine yalanci demekte suc degildir, yalniz "muddei iddiasini isbatla mukelleftir; isbatlayamazssa mufteri olur". Hukuktada gecerli olan kural da budur. Hitler kendisi "fasistim" demedi; biz diyoruz.


Ağzına sağlık..Güzel bir analizdi..

Yazan: S.Öztürk Tarih: May 13, 2006 12:37 AM

Arkadaşlar safları sıklaştıralım. Hep böyle durun karşımda. Bana ne derseniz deyin. Kabulümdür. Ben resmi ideolojiyim. Ben beton Atamanım. Hatta Deccalim.

Sizler, radyo'dan çıkan seslerin melekler yardımıyla çıktığına inanan bediüzzamansınız. Bense radyo'dan çıkan seslerin içindeki melek zoruyla gerçekleştiğini bilemeyecek kadar zır cahil birisiyim. Sizin içinden radyo geçen risaleleriniz var benimse resmi ideolojim betonarme deccalim var.

Dağılmayın gül suyuda var.

Saygılar,

Ataman ErtuÄŸrul

Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: May 13, 2006 02:40 PM

Ataman Bey,

Resmi ideolojinin dört duvarı arasına sıkışmış kalmışsınız. Azıcık dışarı çıkın, bahar havası alın. Gençmişsiniz ne güzel, dinamik olun, yerinizde duramayın, bırakın resmi ideolojiyi İlhan abinize, Emin abinize, Fatih abinize filan, onların hayatı bu nasılsa. Yazık değil mi size, günah değil mi?!

Emin olun sizin halinize üzülüyorum, içim acıyor. Akıl sağlığını korumak, aklı hiç kullanmamakla olmaz. Zincirlerinizi kırın lütfen, zincirlerinizden başka kaybedecek şeyiniz yok!

Siyah ve beyazdan başka renk, 0 ve 1'den başka sayı, evet ve hayırdan başka kelime tanımıyorsunuz. Olmaz ki, böyle de hayat geçmez ki!

Sizi bahar şenliğine davet ediyorum. Çıkın zındanınızdan! Bakın sanırım siz de benim gibi hiç sevmezsiniz Maozedung yoldaşı, kendi gitti cehennemin dibine ama şu lakırdısı kaldı yadigar: Bin çiçek açmış, bin fikir yarışmakta!

Fikrinizi açıkhavaya çıkartın Ataman Bey, toprağını tazeleyin, su verin, eğer kökü sağlamsa yaşar, değilse bırakın solsun, başka çiçek mi yok!

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 13, 2006 03:12 PM

Öyle ya ne demişler bir "çiçekle" bahar gelmezmiş:)))Öyle değil mi Metin-thepoor bey:)

Sayın Ataman bey cidden bu sayfaya renk katıyor.Bu söylediğimde samimiyim.O olmasa resmi ideolojiyi kim savunacaktı ki değil mi ya:))?
Dağılmadık burdayız ama hani "gül" suyu sayın Ataman..

SELAM VE DUA İLE...

Yazan: Ömer Tarih: May 13, 2006 03:52 PM

Ömer bey,

Gül suyu çok yakında hiç merak etmeyin. Belki yarın belki yarından da yakın. Yeterki siz dualarınızı eksiz etmeyiniz.

Saygılar,

Ataman ErtuÄŸrul

Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: May 15, 2006 11:34 AM

Metin bey,

Dünya'nın bir ucundan konuşup diğer ucundan bu sesleri radyo'dan nasıl duyabiliyoruz? Radyo'nun içinde melekler mi var?

Risale-i Nur okusam bu konuda aydınlanır mıyım acaba?

Saygılar,

Ataman ErtuÄŸrul

Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: May 15, 2006 11:44 AM

Ataman Bey,

O konu benim uzmanlık alanımın dışında. Yan kapıya lütfen.

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 15, 2006 01:40 PM

Radyonun içinde melek oldugunu kimsenin iddia ettiği falan yok.Bir elektronik mühendisi olarak çok merak eden varsa anlatabilirim hele nasıl calıstıgını bildiğini sanan cahillere.

Meleği de madde gibi bir şey sanmak ancak aklını maddeyle bozmuş paranoyaklara mahsustur.Ama cok vasat bir örnek bu.Hiç orjinal değil.Aklı gözüne inmek deyimi bu hali çok güzel açıklar.

Maddeperestlere duyurulur.Beraberce quantum fiziği çalışalım. Belki maddenin sırlarına vakıf oluruz. Ama tahmin ettiğimizden farklı çıkarsa dumur olur muyuz hayal dünyamız yerle bir olur mu ?

Gerçekten orjinal hatta hiç düşünemediğimiz şeyleri düşündüğünü iddia eden bazı arkadaşlar var ya gerçekten onlar olmasa anlayış denen şeyin nasıl bir şey oldugunu asla anlayamazdık.


Şartlanmış idrak denen şeyle hiç alakası olmayan zihinler ne yaparsa yapsınlar aydınlanamazlar.İlahi düsturdur.

Acaba ben de yağdı yagmur caktı şimsek oldu göz masalına inanırsam aydınlanmış olur muyum?

Kendine kendine kuşların havalandıgına ,hatta uzunca seneler ucarken yorulan kuşların kemiklerinin üff yaa çok yorulduk dinazor kemikleriyle uçmaktan yok mudur bize bir kıyak yapacak tesadüf maskarası ya da şöyle konjüktüre uygun duruma münasip bir mutasyon demeleri sonucunda bosaldıgına inansam ve buna da bilim milim filim desem hatta her fırsatta agzımı köpürdeterek tesadüf mesadüf desem bilimsel yaklaşmış olur muyum ?

Bilim derken gözüm dönse saldırganlaşsam ama delil adına laf ebeliği yapsam yüzüme nur iner mi?

Hatta ucmaya karar versek insan ırkı olarak bir milyon sene ortada birisi ya tesadüf diyerek zikir çekse biz de etrafında kollarımızı havaya indirip kaldırsak bize de lütuf da bulunan bir mutasyon tanrısı olur mu? Belki bu cabamıza acır da lütfeder bize de gelecek nesillere dahi intikal ettirebileceğimiz bir çift kanat. Ama simetrik olmasınıda hususen isteriz.

Hele içine düşmüş oldugum bu karanlıktan cıkmış olur muyum ?

Hayatta hiç bir şey bilmesem de yine de her şeyi bildiğimi sansam hele bunun farkına varmayarak maskaralık yaparak insanları güldürsem ve en doğru işi yaptım diye düşünsem ahmakları aydınlatmaya calısıyorum diye düşünen en ahmak ve en cahil insan olsam ben de aydınlanmış olur muyum ?

Ortada bir halka var ve biz bu halkanın etrafında alkış tutuyoruz. Hep beraber alkışlıyoruz.Hep bir ağızdan bir şarkıdır tutturmusuz.

Ben bir kaç psikiyatr arkadaşa söyledim.Sitedeki yorumları okuyorlar.Niye cevap vermiyorsunuz diye sorunca cok güldüler.Bir psikiyatrın ancak cok haklısın diyebileceğini itiraz etmenin hastayı daha da hasta yapacagını söylediler. Herkese duyurlur.Ayrıca Bu sitedeki yorumları okumanın teshiş koyma ve degerlendirme açısından faydalı oldugunu fakat zaten bu tür vakalarla sık sık karşılastıklarını o sebepten orjinal gelmediğini söylediler.

Bu arada ayıların insan olmaları an meselesedir. İlgilenenlere duyurulur.İki Ayakları üzerinde yürüyebilirler. Az daha gayret ederlerse azıcık dişlerini sıkarlarsa bir mutasyon onları akıllandırcak yakındır.Kükleri de zaten sıkmış hayvancıkları . Medeniyetin gözünü sevelim der kürklere veda partileri eşliğinde mustasyon çağırma ayinleri düzenlerler.Bu kadar basit.

Evdeki sözlükteki maskara kelimesinin karsılığı çizdim elimle olması gerekeni ekledim.

Saygılarımla

Yazan: ozguraytekin Tarih: May 15, 2006 02:27 PM

Ataman Bey,

Lütfen biraz irtifa kazanmaya çalışın. Böyle işin tadı çıkmıyor.

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 15, 2006 02:38 PM

Radyonun içinde melek mi var şeytan mı var bilmiyorum ama Ataman beyin yaklaşımında bir arıza olduğu kesin. Bu alaycı yaklaşım tarzı oldukça rencide edici ve hiç yapıcı olduğunu düşünmüyorum. Ve tüm yazıların altındaki tartışmalar dönüp dolaşıp Said Nursiye geliyor. Ataman beyin bu konuda bir takıntısı var sanırım. Konu neyse onu tartışalım lütfen. Ne alakası var radyodaki melekle Fransa'nın Ermeni tasarısının ??

Yazan: blue Tarih: May 15, 2006 02:54 PM

Sayın Blue,

Ataman Bey bir tanedir! Arkeolojik bir buluntu olarak dikkatle korumamız lazımdır! Ben size, çok kıymetli part-time kadrolu yorumcumuz Hande Hanım'ın bu konudaki görüşünü nakledeyim, benim söyleyebileceğimden çok daha mükemmelini bakın nasıl dile getirmiş:

"Burada yayınlanan 'bazı' yorumlar yazanla ortak paydanız olduğunu düşündüğünüz 'insan' olmaktan dolayı yüzünüzün kızarmasına ve yazanı uyarmanıza sebep oluyor, anlıyorum. Fakat bence utancınızı bastırın ve bu canlı örneği sosyal bir kazanıma çevirin. Bu tip yorumlar sitede özel bir köşede sergilenebilirler. Hatta yazanlara teşekkür borçluyuz. Ben bazen şüphe ediyorum, yoksa bunlar, adına konuşma iddiasında oldukları kesimi ıskartaya çıkarma peşinde olan kişiler mi?

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 15, 2006 06:12 PM

Sayın ozguraytekin,

Psikiyatrist arkadaşınıza Nur Risalelerini okutun bakalım ne diyecek çok merak ediyorum.

Ama sizin Risaleleri okumadığınız belli oluyor. Radyo ve içindeki meleklerden haberiniz yok çünkü.

Saygılar,

Ataman ErtuÄŸrul

Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: May 15, 2006 07:49 PM

Metin bey,

Yanılıyorsunuz. Ataman gibi milyonlarca var. Sizler bir tanesiniz. Tek tük yani. Sürekli bir o tarafa bir bu tarafa dönenlerden yani.

Hande hanıma kulak verin siz. Utancınızı bastırın!

Saygılar,

Ataman ErtuÄŸrul

Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: May 15, 2006 07:59 PM

Alaycı yaklaşım tarzı mı :)))))))
Rencide olmak mı
daha neler.

Aklı başında insan saçmalıklardan dolayı rencide olmaz

Alay edilecek tek şey bu sacma sapan yorumlardır
Kızmayın Rencide olmayın

Deli günlüğü niyetine okuyun
Gülün geçin

Halka olusturmusuz hep bir ağızdan tempo tutturuyoruz unutmayın.


Yazan: Özgür Aytekin Tarih: May 15, 2006 09:15 PM

Dünya nüfusuna kıyasla paranoyak milyonlarcadır doğru bir yargı

Yazan: Özgür Aytekin Tarih: May 15, 2006 09:17 PM

irtifa mirtifa demeyelim şimdi kanatlanmak için çaba sarfeden birileri çıkar da kanatlanır manatlanır
sonra evrimi ispatlamış olur da rezil oluruz

Yazan: Özgür Aytekin Tarih: May 15, 2006 09:25 PM

Konu neyse onu tartışalım
İyi de tek konumuz tek düşüncemiz tek bildiğimiz tek anladığımız agzımızı köpürdeterek din düşmanlıgı yapmak alakasız seyler söylerek halkı kahkahadan kırmak ise ne yapabilirz ki
Kusura bakmayın bunu yapamayız zira başka bir şeyden asla anlamayız.
Düşüncelerimiz sığ denizler gibidir bulanık ve karışıktır. Duymak istediğimizi duyar
Gce gündüz kendimize tekrarladıgımızı yazarız. Selam verseniz İslamı çağrıstırdıgı için rahatsız oluruz deliye döneriz

Ciddi konular mı işte onlar bizi aşar zira kavrayışımız ölçüsündedir hayatı görüşümüz.
Niye rahatsızsınız ki hem
Sayemizde neşe buluyor kahkahalar atıyorsunuz

Yazan: Özgür Aytekin Tarih: May 15, 2006 09:32 PM

Mustafa bey Fransa'ya bakınca aynada Türkiye'yi görmüyor muyuz diye soruyor. Doğrusu ben aynada Fransa'nın tozunu attırmış bir Türkiye görüyorum. Postallarını ayağından bir türlü çıkarmadığından ayakları postalla bütünleşmiş, kendi vatandaşını kendine düşman belleyen paronaik bir Türkiye görüyorum. Keşke Fransa'yı görsek. Çünkü Fransa'da genel kurmay başkanı protokolde en arka sıralarda yer alır, hiç bir Fransa genel kurmay başkanını gazetede veya TV'de gördünüz mü? Ben hiçbir demecine rastlamadım. Yine hiçbir Fransız devlet adamının (hukukçudan hiç bahsetmiyorum) gerekirse dini konulardaki özgürlükler de kısıtlanabilir dediğini de duymadım. Başörtüsü konusundaki yasakları dahi haklı ve insancıl sebeplere sahip. Çocuğun anne ve babasının baskısıyla yönlendirilmesi endişesi yasağın tabanında yatan (en azından mazeretleri bu). Üniversitelerde başörtüsünün yasaklanması söz konusu dahi olamaz. İnanın önce Fransız halkı ayaklanır. Her ne kadar haksız da olsalar Ermeni meselesi konusunda bir iki Fransız arkadaşımdan biliyorum, devletin ve halk tabanının Ermeni meselesine verdiği desteğin de insani ve medeni yönleri var. Bunu onlar gibi düşündüğüm için değil ama bakış açılarının çok farklı olduğunu anlatmak için belirtiyorum. Fransa'nın baskıcılığından, çağdışılığından bahsetmek için Ruhat Mengi'nin hızlandırılmış çağdaşlık nedir, demokrasi nedir derslerine hemen katılması gerekir. Sahi neden böyle dersler yok bizde?

Yazan: blue Tarih: May 16, 2006 12:09 PM

Ataman Bey,

Evet, sizden epeyce vardır belki ama, burada pek yok, onun için ben Hande Hanım'ın son cümlesini bir daha alıyorum buraya:

"Ben bazen şüphe ediyorum, yoksa bunlar, adına konuşma iddiasında oldukları kesimi ıskartaya çıkarma peşinde olan kişiler mi?"

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 16, 2006 12:32 PM

Evet Metin bey,

Gerçi çoğul konuşmuş Hande hanım ama o söylediğine tıpa tıp uyuyorum. Mesela bende haremlik selamlık uygulamasını çok demokratik buluyorum. Mümkünse Mustafa bey bu platformu haremlik-selamlık hale getirirse çok iyi olur.

Evet Metin bey, ben adlarına konuşma iddiasında olduğum kesimleri ıskartaya çıkartma peşinde koşanların en önde gideniyim. Yani sahte demokrasi ve özgürlük savunucularını, sadece kendi işlerine gelmediği zaman özgürlükçü ve demokrat kesilenleri ıskartaya çıkarmaya çalışıyorum.

Başka anlamlı sözleriniz varsa onları da bekliyorum.

Saygılar,

Ataman ErtuÄŸrul

Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: May 16, 2006 03:40 PM

Ataman Bey, klişenin de bir namusu vardır. Yapmayın etmeyin yaw!

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 16, 2006 04:56 PM

Bize gelince kliÅŸenin namusu oluyor da size gelince neden olmuyor Metin bey?

Tek başınıza yürüyün bu yollarda korkmayın bir şey olmaz! Umarım anlamışsınızdır ne demek istediğimi.

Saygılar,

Ataman ErtuÄŸrul

Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: May 16, 2006 05:40 PM

Şu Zaman gazetesinin yorum sayfalarına aslında hergün link vermek lazım, böyle olmuyor. Hangi ilmeğe gireyim bilemedim, burayı uygun gördüm. Okumadıysanız, Naci Bostancı'nın makalesini lütfen okuyunuz:
http://www.zaman.com.tr/?hn=285990&bl=yorumlar&trh=20060518

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 18, 2006 10:45 AM

ermeni soykırımı yokta demeyin var da demeyin

Galiba biz Fransadan daha önce davrandık. Baksanıza ermeni soykırımı vardır diyen Agos gazetesi yazarı Hirant Rink mahkeme mahkeme dolaşıp yargılanıyor. Henüz Fransada soykırım yoktur demek suç değil ama bizde vardır demek suç. Yakında Fransada yasa kabul edilirse, Hapse girmemek için bolbol Fransa'da vardır deyin Türkiye'de yoktur, deyin.

Bu bakımdan ha Fransa ha Türkiye, ikiside aynı yasakçı despotizan kafa.

Yazan: Melih Zengin Tarih: May 18, 2006 05:23 PM

Sayın Ozgür Aytekin,

Türk tipi laiklik kavramı üzerinde düşünmekte bence fayda var.

Bizdeki laiklik anlayışının temelinde Fransa'nın da dahil olduğu Avrupa ülkelerindeki "Sezarın hakkı Sezara,Roma'nın hakkı Roma'ya " anlayışı yok.

Bizim uygulamamızda dinin ve dini kuruluşların Devlet yapısı içerisinde yer alması ve onun kontrolu altında olması hedeflenmiştir.Bu anlayışın temellerini de Osmanlı'nın uygulamasında bulmak mümkün.Şeyhülislam icra organı içerisinde yer alır (Diyanet gibi),Yönetimin tüm uygulamalarını destekler (aksi durumda hayatına rahatlıkla son verilebilirdi),Devlet kavramı ile bir sorunu olmayan sünni ideoloji desteklenirdi (şimdiki gibi).Cumhuriyeti kuranlar Avrupadaki gelişmelerden etkilendikleri kadar ;ayni zamanda bu büyük imparatorluğun çocukları olduğu için kendi ülkelerinin düşünsel ikliminden de fazlasıyla etkilenmişlerdir ve belkide böyle bir senteze ulaşmışlardır.Osmanlı İmparatorluğundaki uygulamalarla ilgili fikir kırıntıları sayın Taha Akyol'un şimdi ismini hatırlayamadığım çok önemli bir kitabından alınmıştır.

Etrafınızda nüfusunun büyük çoğunluğu islam olan ülkelere baktığınızda,orada biribirlerini boğazlayan ayni dine mensup insanları görünce ülkemizdeki laiklik anlayışını,ki zaman zaman ifrada varan uygulamalar olmuştur,ve onun uygulamasını desteklememek için bence hiçbir sebep yok.(bence sözcüğüne dikkatinizi çekerim).

Başörtüsü konusuna gelince laiklik eşittir başörtüsüne izin vermeme değildir.Sorun ne kadar buraya çekilmeye çalışılırsa çalışılsın esas mesele bir başka kültürün bu ülkenin kültürünü yok etmesine karşı çıkmaktır.Türkler ,İslamiyeti kabul etmelerinden kısa bir zamanz süresi içerisinde siyasi bakımdan İslam dünyasının önderi olmuşlar ve İslam medeniyetinin ve kültürünün gelişmesinde Araplar ve Farslar kadar etkin olmuş ve katkıda bulunmuşlardır.Bu ülkede yaşayanlar yüzlerce yıl istedikleri şekilde kendi kültürlerinin tesiri altında başlarını örtmüşler veya örtmemişlerdir.Ama başka bir ülkenin kimliğini ve onun değer yargılarını (İslam dini değil) sembolize eden ve bu ülkenin kimliğini ve kültürünü yoketmeyi hedefleyen bir örtünme şekline karşı çıkmakta bence bu ülkede yaşayan bireylerin üzerinde durmaları gereken önemli bir olgudur.

Bir referandum yapılırsa iyi olur;ama soru şu şekilde olmalıdır: Başımızı neyle örtelim? Annelerimiz ve ninelerimizin yaptığı gibi eşarpla mı veya herhangi bir örtü ile mi? Yoksa yabancı ülkelerden gelen türbanla mı?

Saygı ve sevgiler.

Yazan: can Tarih: May 18, 2006 09:12 PM

Sayın Aytekin,

Sayın Taha Akyol'un kitabının ismi "Mezhep ve Devlet,Osmanlı da ve İran'da".

Saygılar.

Yazan: can Tarih: May 18, 2006 09:21 PM

demek femde zorla namaz kıldırıyorlarmıs..demek laiklik denince bırılerının aklına rısale saıd nursı gelıyor oylemı..yada konu fransa ermenı soykırımı ıken fem dershanesınde namaz kılmak falan...kahkahalarla okudum bu yorumları..ınannın pek cogunu..hele bercenay bey benı yıktı..beyler konu ermenı soykırımı..bırakınız laıklıgı de bıraz dınlensın..ermenı soykırımı hakkında fransa nın tutumu hakkında yazı okumak ısterdım ama ayrık beyinler mustafa beyi mi rencide etme derdindeler,kinlerini mi kusma,yoksa poişmanlıklaırnı dile getirecek platform mu aramaktalar anlamış değilim...yanı inanın tekrar sayfa basına baktım da ne alaka ya bu yazdıklarınız.acın bır platform laıklık ırtıca fem dershanelerı namaz :)) rısale :)) melekler tartışalım..

Yazan: bengisu Tarih: October 12, 2006 10:21 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)