« Bira Baskını ve Küpe Dayağına Kınama | Ana Sayfa | Metiner: Akyol'un Yüreğine ve Kalemine Sağlık »
April 16, 2006
Türköne: Sağduyunun İmdadına Yetişen Bir Katkı
Gazi Üniversitesi öğretim üyesi ve Zaman gazetesi köşe yazarı Prof. Dr. Mümtaz'er Türköne, bugün yayımlanan "Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek" başlıklı yazısında Mustafa Akyol'un kitabını yorumlamış. Prof. Türköne şöyle yazmış:
Mustafa Akyol’un “Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek” (Doğan Kitap, 2006) başlıklı araştırması, silah sesleri ve yükselen öfke arasında, kısaca çok kritik bir zaman aralığında sağduyunun imdadına yetişen çok değerli bir katkı niteliğinde.
Türk ve Kürt diye ayrılan iki kutuptan birine yaslanmadan, iki tarafı da kucaklamak; kılı kırk yaran bir titizlikle bugünkü milliyetçi bilinçleri oluşturan yakın tarihe hakkı teslim ederek bakabilmek ihtiyaç duyduğumuz aklı ve sağduyuyu temsil etmek demek. Mustafa Akyol, “Kürt sorunu”nun olabilecek en derli-toplu hülasasını, üstelik önemli ayrıntıları kaçırmadan veriyor ve cehaletin, taassubun uzağında bizi emek ve sağduyu ile döşenmiş bir yolda ikna edici bir yolculuğa çıkartıyor.Çözüm: Kürtlerin özgür Türkiye’nin sadık ve memnun vatandaşları olmaları. “Kürtlerin Türkiye’ye, Türkiye’nin temel değerlerine sadakat göstermesi, Türkiye’nin de Kürtleri mutlu edecek bir demokratik düzeni ve ekonomik kalkınmayı sağlaması.” Akyol’un verdiği bu hüküm, Osmanlı İmparatorluğu’ndan başlayarak Cumhuriyet döneminde farklı bir boyut kazanan ihatalı bir “Kürt sorunu” tarihine ve milliyetçiliklerin oluşturduğu dumanlı havanın gerçekçi bir çözümlemesine ve sonuçta önerdiği bir “entegrasyon modeli”ne dayanıyor. Ziya Gökalp’in “Kürtleri sevmeyen bir Türk varsa Türk değildir; Türkleri sevmeyen bir Kürt varsa Kürt değildir.” yaklaşımı ile, Rıza Nur’un “Kürtlere aslında Türk olduklarını anlatmak” projesi çatışır ve Şeyh Said isyanından sonra ikincisi Cumhuriyet politikalarına damgasını vurur.
Bu tarihi soğukkanlı bir şekilde ele almak zordur; ancak Akyol’un geçmişe dair verdiği şu hüküm geleceği de kurtarabilecek güçtedir: “...bugüne düşen, ne Cumhuriyetimizi bin bir zorlukla kuran kadroyu yermek ne de o dönemin zihniyet ve politikalarını bugünkü Türkiye için savunmaktır.” Köylü bir toplumda, jakoben seçkinlerin eliyle zıvanadan çıkartılmış bir asimilasyon politikasını eleştirmek ve bundan geleceğe yönelik dersler çıkartmak; bir şeyleri onarmaya girişmenin ilk adımı ve gerçekten saygıya değer bir çabadır.
Akyol, “İnsanların kimliğini oluşturan dil, din, kültür gibi önemli değerlerin yok sayılması(nın) bir aşağılama” olduğunu vurgulamakta ve asimilasyon siyasetinin iflasını, yol açtığı hastalıkları sıralayarak ilan etmektedir. Çare gönüllü entegrasyondur. Entegrasyon, azınlıklarla ilgili uluslararası hukuk metinlerinde de yer alan “rıza”ya dayalı bütünleşmedir. Kendilerini dışlanmış, aşağılanmış, yaralanmış hisseden Kürtleri gönüllü bir katılıma davet etmektir. Çözüm bulunduğu alan: “Etnik kimlikleri kurumsallaştırmadan, liberal demokrasinin bireysel özgürlükler kavramından hareketle, üniter devlet/çoğulcu toplum zemininde formül aramak...”tır.
Tahrif edilmiş, abartılmış milliyetçi tarihlerin dışında kalıp, gerçeklere saygı göstererek barışa ve huzura yakın durmak gerçekten bugünlerde ihtiyaç duyduğumuz en kıymetli şey. Hükümlerine, düşüncelerine iman edenler, bu hüküm ve düşüncelerle varacağımız felaketi fark ederek, “Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek”le farklı başlangıçlar, yollar ve yöntemler bulabilirler.
Yazan: WebMaster Tarih: April 16, 2006 01:09 PM


Yazıyı daha az önce Doğan Hızlan'ın "Karalama Defteri" programında Mustafa Bey'i seyrettikten sonra okudum.Buraya linkini vereyim dedim ama geç kalmışım.
Ben kitabı dün bitirdim.Bazı notlar aldım.Zaman zaman bunlara değinmek isterim.Şunu söyleyebilirim ki Kitap "Kürt Sorununu" tüm boyutlarıyla inceliyor.Geçmişte yapılan hataları , bugüne geliş serüvenimizi , detayları ile ve tarafsızlıkla anlatıyor.Ve en önemlisi de kitabın alt başlığı olan "Bundan sonra nereye" sorusunu yine tüm boyutlarıyla cevaplamaya çalışıyor.Kürt sorunu ile ilgili -okuduklarım içinde - şimdiye kadar yazılmış en iyi kitap diyebilirim.Bu kitap "Kürt sorunu" hakkında hiçbir fikri olmayanlara bile yeterli bir donanım sağlayabilir.Derli-toplu , zengin dipnotlu , ayrıca kitabın bölümlemesi de çok iyi yapılmış.
Mustafa Bey'in bugünkü sorunun başlangıcı olarak Şeyh Sait isyanı sonrası Takrir-i Sükun dönemine atıfta bulunuyor.Ve bu dönemi "kırılma anı" olarak tanımlıyor.Çok doğru bir tespit."İslam ve Entegrasyon" kısmındaki tespitlerde çok yerinde..
Birçok edebiyatçı ve köşe yazarının yakalayamadığı yalın ve akıcı üslubu var. Söylemek istediklerini dallandırıp budaklandırmadan net kelimelerle ifade ediyor. Mustafa Bey'in eline sağlık diyorum.
"Bundan sonra nereye" sorusu üzerine bu analizlerden hareketle hep birlikte kafa yormalıyız.
Yazan: S.Öztürk Tarih: April 16, 2006 02:13 PM
""Bundan sonra nereye" sorusu üzerine bu analizlerden hareketle hep birlikte kafa yormalıyız."
sayın Öztürk;kitabı daha edinemedim.bitirmis olmanıza biraz gıpta ettim doğrusu.
yukarıdaki cumleniz biraz supheli geldi bana.ve sormadan edemeyecegim.
sonuc var mı,cozumle alakalı..?
Yazan: bercenay Tarih: April 16, 2006 11:54 PM
Sayın Bercenay ,
Kitabın "Bir entegrasyon modeli" adını taşıyan 4.ve son bölümü çözüm için önemli bir açılım sunuyor.Takdir edersiniz ki kitabı okumadan bu konu üzerinde karşılıklı değerlendirme yapmak mümkün değil.Kitabı okuyun , daha sonra Mustafa Bey'in taspitlerini ve çözüm önerilerini tartışalım..
Yazan: S.Öztürk Tarih: April 17, 2006 01:36 AM
Sayın Bercenay,
Aslında üstü kapalı dilegetirilmek istenen çözüm Said-i Kürdi'nin en büyük arzusu olan bağımsız bir Kürdistan ve dolayısıyla federatif yapıda bir İslam devleti'dir. Rahmetli Turgut Özal da Cumhurbaşkanı iken hangi niyetle söylediği tam bilinmemekle birlikte federasyonu tartışmalıyız demişti.
Tabiiki bütün bunlar hiçbir zaman gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayalden ibarettir. Gerçek olan ise diğer bütün etnik unsurlar gibi Kürtler de güzeller güzeli ülkemizin yani çağdaş insan aklının ürünü olan üniter laik cumhuriyetimizin gerçek kurucuları ve sahipleridir.
Saygılar,
Ataman Ertuğrul
Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 17, 2006 03:37 PM
Sorunu kabul etmek lazım ilk önce.yani hala böyle bir sorunun olmadığını düşünenlere bunu inandırmak lazım yoksa bir milimetre bile yol alamayız...
Yazan: Basri Baltaş Tarih: April 19, 2006 02:58 PM