« Hasan Cemal: Akyol'un Kitabı Tavsiye Edilir | Ana Sayfa | Şu Sakıncalı Vatandaşlar Olmasaydı... »

April 28, 2006

PKK, Avrupa Birliği Sürecini Niye Baltalıyor?

[28 Nisan 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

Öcalan'ın AB hayali suya düştüPKK terörünün yeniden başlaması üzerine Türkiye teröre karşı mücadeleyi bir kez daha gündeminin üst sıralarına yerleştirdi. Bu da normal. Ancak PKK'nın niçin tekrar kan dökmeye ve gerilim yaratmaya başladığını da iyi tahlil etmek gerek.

PKK terörüne her zaman karşı çıkmış ve bölücü ideolojiyi eleştirmiş olan Kürt aydını Ümit Fırat, Neşe Düzel'in geçenlerde kendisiyle yaptığı ve Radikal'de yayımlanan röportajda, PKK'nın aslında "AKP hükümetine karşı savaş ilan ettiğini" söylüyordu. Fırat, PKK'nın Avrupa Birliği (AB) sürecine de karşı çıktığını belirtiyor ve nedenini şöyle açıklıyordu: "AB üyesi bir ülkede PKK olmaz çünkü. Temel hakların, özgürlüklerin hukukun güvencesinde olduğu bir ülkede PKK'nın varlık nedeninin anlamı kalmaz." (Radikal, 10 Nisan 2006)

İmralı'daki Hesap Brüksel'e Uymadı

Ancak aslında yakın zamana dek PKK ve onun çizgisindeki "politik Kürt muhalefeti" AB karşıtı değildi. Daha bir yıl önce, 2005 Mart'ının başında, DEHAP Brüksel'de bir irtibat bürosu açacağını duyurmuş, partinin Avrupa Temsilcisi Faik Yağızay ise AKP hükümetini “rehavete girdiği ve AB süreci askıya aldığı" için eleştirmişti. (Zaman, 1 Mart 2005)

Zaten PKK lideri Abdullah Öcalan, 1999'da yakalanmasının ardından Avrupa'ya hep sıcak mesajlar vermişti. İdam cezasının infazından ancak AB süreci sayesinde kurtulabileceğini bilen terör örgütü lideri, AB sürecinin hızlanmasından ancak memnunluk duyabilirdi. İmralı'dan yayılan bu AB yanlısı çizgi, kendisini oraya göre konumlandıran "Kürt politik muhalefeti"nde de açıkça görülüyordu. Eski radikal ve bölücü sloganların yerini, "Demokratik Cumhuriyet" gibi Batılı kulaklara hoş gelmesi umulan bir kavram almış, Güneydoğu'daki gösterilerde AB bayrakları bolca görülür olmuştu. Öcalan, AB'nin Türkiye'yi PKK ile masaya oturmaya zorlayacağını zannediyor, bu sayede kendisinin de İmralı'dan çıkıp omuzlar üstünde Meclis'e taşınacağını umuyordu. (Türkiye'deki AB karşıtları da aynı senaryodan endişe ediyordu.)

Oysa İmralı'daki hesap Brüksel'e uymadı. Bunun dramatik bir göstergesi, AB ülkelerinin Ankara'daki büyükelçilerinin 21 Nisan 2005'te Diyarbakır Belediye başkanı ve bir grup DEHAP'lıyla yaptığı önemli görüşmeydi. Görüşmede DEHAP'lılara verilen mesaj şuydu: "Öcalan ile bağlantınızı koparın... Öcalan'ın çizdiği yola katılmak, sizin için bir çıkmaz sokaktır. Şiddet çözüm değil, sisteme entegre olun. Biz dağdaki insanları değil, tüm Türkleri dikkate alıyoruz." (Radikal, 22 Nisan 2005)


AB Kürtleri Gevşetti, Öcalan'ı 'İncitti'

Dahası AB umudu, Kürtleri radikalizmden ve dolayısıyla PKK'nın etnik milliyetçi çizgisinden uzaklaştırmaya başladı. Öcalan'ın bundan duyduğu rahatsızlığın işaretleri 2004'te ortaya çıkmıştı. PKK'nın yayın organı niteliğindeki Gündem gazetesinin 12 Ekim 2004 tarihli ve "Komplo ve Öcalan'a Yaklaşım" başlıklı başyazısında, "Öcalan'a yönelik komplonun" (yani onun hapis halinin) Türkiye'deki "Kürt demokrasi güçleri" (yani PKK tabanı) arasında "ciddi bir tepki, eylemlilik" yaratmadığından yakınılıyordu. Yazıda Kürtlerin "komployu derinden hissetmediğine" (yani "Öcalan niye hapis" diye olay çıkarmadıklarına) içerleniyor ve "bunun, Güney eksenli gelişme ve özellikle de AB süreciyle ilişkisi" olabileceği vurgulanıyordu. İki gün sonraki Yeni Şafak gazetesindeki manşet, Gündem'deki bu yazının mesajını iyi özetledi: "AB süreci Kürtleri Öcalan'dan soğutuyor mu?"

Milliyet'in 25 Mart 2006 tarihli başlığı daha da açıklayıcıydı: "AB, Öcalan'ı incitmiş!" Habere göre, Avrupalı parlamenterlerle görüşen Zana, "Öcalan'ın tutukluluk halinin Mandela ve Arafat gibi olduğunu" ileri sürmüş, AB'nin PKK liderini "terörist" olarak niteleyen açıklamalarının ise "Öcalan'ı incittiğinden" yakınmıştı.

Ve anlaşılan AB'den ve AB sürecinden "incinen" Öcalan, terör örgütünü yeniden eyleme geçirerek, AB sürecini baltalamak ve AB süreci yüzünden "gevşemiş" olan Kürtler üzerindeki iktidarını pekiştirmek istedi. Madem AB Öcalan'ı "Mandela" olarak görmüyordu, öyleyse AB süreci de olmasındı...

DTH lideri Ahmet Türk'ün Neşe Düzel'e yaptığı "AB, biz Kürtler için yeterli değil" yorumunu (Radikal, 17 Nisan 2006) biraz da böyle okumak gerek.

Ve dahası sormak gerek: Türkiye'deki Kürt hareketinin amacı, tek bir şahsın ikbal hayallerine ve iktidar hırsına hizmet etmek midir? Yoksa Türkiye'nin Kürt vatandaşlarının özgür, müreffeh ve mutlu olmaları için çalışmak mı? İkinciden yana olanlar, Türkiye'deki demokratikleşmeyi ve AB sürecini desteklemeliler. Birinciden yana olanlara ise, mensup oldukları "Öcalan kültü"nden kurtulmalarını dilemekten başka söylenecek pek bir şey yok.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 28, 2006 11:37 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Ayaküstü bir yorumdur. Eksiği gediği çok fazladır. Kusura bakılmaya:

PKK’nın Kürtlük tema’sı üzerinden nemalanan etnofaşist bir ayrılıkçı terör örgütü oluşu, otomatikman “Kürtçü” olduğu anlamına gelmiyor. PKK, Kürtçü olmadığı gibi, esasen Kürt halkının da düşmanıdır. Çektirdiği bütün acılar, yaşattığı bütün kayıplar, verdiği bütün zararlar bir yana, AB sürecinde umduğunu bulamayışıyla vakit yitirmeksizin AB sürecini baltalamaya kalkışması yeterli bir kanıt olmakla birlikte, siz asıl, yıllardır her fırsatta gerçekleştirdiği provokasyonlarla yaratmaya çalıştığı bir olguya bakın: Tatata ta... işte karşınızda Türk ayrılıkçılığı tezini benimsemiş nevzuhur Türk etnofaşist hareketi... Bununla ilgili olarak bkz:
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=185657

Yazan: metin-thePoor Tarih: April 28, 2006 01:00 PM

Bir baska yazidan:

Zayıf halka:

Gerçekte AB de bize benziyordu ve onun zinciri de en zayıf halkasından kopmaktaydı. Güçlü sandığı ekonomisinin başkalarının operasyonlarına dayanamayacağını kestirememişti. Onun iki zayıf halkası enerjideki bağımlılığı ve askeri gücünün olmamasıydı. Gerçekte bu iki unsur birbirine bağlıydı. Ortadoğu’da egemen olmanın ilk ve tek koşulu bölgeyi kontrol edecek askeri bir varlığa sahip olmaktı. Aksi halde çıkacak her kriz AB’nin ekonomisinde ciddi olumsuzluklara neden olabilirdi.

Evet, eger AB'nin indecent yerlere surulmege deger akli olsaydi, muazzam ordusu ve enerjinin koprubasindaki Turkiye'ye bu kadar naz ve niyaz yapmazdi.

Bunun tek yolu da Türkiye ile bütünleşmekti. Özürlük, demokratikleşme ve manasız kriterler peşinde koşan AB hiçbir zaman stratejik düşünemedi. Oysa alternatif bir güç odağı olmanın iki temel şartı vardı. Biri Türkiye’yi birliğe dahil etmek ikincisi İngiltere’yi dışlamaktı.

Katiliyorum. Ingiltere'nin hala daha kopmak istemedigi, cikarlarina aykiri buldugu, eski imparatorluk bakiyesi var.. Turkiye icin bu durum pek de yoktu. Yani, yepyeni bir yapida, mazisini yok farzedecek kadar mankurtlasmis durumda..

AB kendisini bazen coğrafyayla, bazen sosyal ve kültürel değerlerle, çoğu zamanda güçlü olduğunu vehmettiği ekonomiyle ifade etti. Bütün bunların bir anda yok olabileceğini hesap edemedi. Mesela ABD’nin hiçbir coğrafi sınırlaması yoktu. Dünyanın herhangi bir yerindeki ülkeyle ilişki kurabiliyor, en yakınındakileri hesaba bile katmayabiliyordu. Onun oyun alanı tüm dünyaydı, AB ise kendini dar bir alana hapsediyordu.

Boyle bir oyunda, her ne kadar gonlum cok fazla razi degilse bile, akli basinda herhangi bir devletin nerede ittifak arayacagi bellidir.

PKK'nin AB surecini baltalamak konusundaki misyonu da, yukarida bahsettigim Machiavellism cercevesinde onemli bir hizmettir.

Bu hizmet, bizlerin dogru yerlere vaktinde varmasini saglamak amaciyla dostalrimiz tarafindan sponsor ediliyor oldugu icin sikayet etmekle hakisizlik yapiyoruz.

Nitekim, bu hizmetin yapilisi sirasinda cevreye verilen rahatsizliklardan uzuntu duyulduguna <g> dair tabelalari degisik yerlerde okuduk; dolayisi ile meseleyi buyutmege gerek yok ;-)

Yukaridaki son 3 paragrafta ister kinaye okuyun, isterse de okumayin. Ama, Umit Firat'in da meseleyi daha derinligine bildigine eminim. Sadece tribunlere oynadigini dusunuyorum.

PKK ve rolu konusunda yazilmis daha anlamli seyler var. Fakat, buraya bunlari aktarmagi sakincali bulurum.

Ve dahası sormak gerek: Türkiye'deki Kürt hareketinin amacı, tek bir şahsın ikbal hayallerine ve iktidar hırsına hizmet etmek midir? Yoksa Türkiye'nin Kürt vatandaşlarının özgür, müreffeh ve mutlu olmaları için çalışmak mı? İkinciden yana olanlar, Türkiye'deki demokratikleşmeyi ve AB sürecini desteklemeliler. Birinciden yana olanlara ise, mensup oldukları "Öcalan kültü"nden kurtulmalarını dilemekten başka söylenecek pek bir şey yok

Alternatifler sadece iki degil. Bu bir.

Ikincisi, 'demokratikleşmeyi ve AB süreci' mutlaka beraber okunmak zorunda degil.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: April 28, 2006 07:27 PM

PKK, AKP'ye savaş açmış demokratikleşme ve AB sürecini baltalamaya çalışıyormuş.

AB hatta USA ve bizim AKP ne yapmış ki? Eğer doğruysa, ki, doğru olduğu anlaşılıyor AKP hükümeti son hazırladığı terörle mücadele yasa tasarısına terörist başı Abdullah Öcalan dahil PKK nın üst düzey yöneticilerine "af" getirebilecek bir madde eklemiş.

Bu madde, PKK nın AKP yi ve ülkemizin AB sürecini baltalamaması için yasa tasarısına konulmuş bir madde olsa gerek. Bunu da CHP genel başkanı Sayın Baykal açık etti. Bence AB sürecini PKK değil CHP baltalıyor. Çekilsene kardeşim AB yolunun önünden. Ne diye açık edersin. Bırak AKP bu haliyle çıkartsın yasayı AB'nin , USA'nın ve PKK'nın dört gözle beklediği bu yasa çıksın. Hizbullah katilleri gibi PKK'nın katilleri de pişmanlıktan istifade edip serbest kalsın.

Ayrıca AB'nin Türkiye orijinli teröristleri incittiği nerde görülmüş? Yıllardır her cinsten terör örgütlerine ve üyelerine yardım ve yataklık yapmıyorlar mı?

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 29, 2006 05:59 AM

"Bence AB sürecini (...) CHP baltalıyor. Çekilsene kardeşim AB yolunun önünden." [AE]

Bozuk saat sendromu!
Ataman Bey, dikkat, bize koz veriyorsunuz!

Yazan: metin-thePoor Tarih: April 29, 2006 10:17 AM

"Bunu da CHP genel başkanı Sayın Baykal açık etti."AE

Deniz baykalın açık etmesi gereken daha çok şey var. Bırakın bu masalları. Türkiye bunları çok dinledi. Sevgili chp li arkadaşım. Chp nin bu memlekette taş taş üstüne koyduğunu bana gösterebilirmisin. Sürdürdüğü faşizan politikalar sayesinde ülke bu hallere düştü. 2001 de ağır bir ekonomik kriz geçirdik. Bu ortamda chp nin oy patlaması yapması gerekirdi. Tüm ortam buna müsaaitti. Ama bunu başaramayanlar şimdi kalkmış "komplo teorileri" üretiyo. Bunlarla ülkenin kaybedecek zamanı yok. Deniz baykal'ın ülke sorunlarına yönelik siyaseti nedir? Bunca yıllık siyasi hayatında eleştiri yapmaktan başka ortaya koyduğu somut bir tek şey yok! Şimdi avrupa birliğine giden yolda (ilerde böyle bir birlik kalır mı o da tartışmalı) en büyük engel onlar. Burda önemli olan, türkiyenin ihtiyacı olan reformlara, avrupa birliğinin sebep olması. Çok dramatik bir durum. Chp ve diğer bütün partilerin bunu tartışması gerekir. Ama chp nin şuanki aktif politikası siyasetin yozlaşmasını sağlamak. Böylece ak parti güven kaybetsin. Chp nin bu politikasının kendilerine hiç bir zararı yok. Çünkü kendilerini parti olarak tanımlamıyorlar.

Onlar rejimin bekçileri. Türkiye de bunlardan çok var. Rejim adına yargıda, askeriyede, bürokraside, medya sektötünde, iş dünyasında(tüsiad) ve kendilerini güçlü olarak gördükleri heryerde çeteler kurmuşlar. Aslında gerçek iktidar onlar. Hükümet olamamaları sorun değil. Anayasa mahkemesi gibi kurumlar vasıtasıyla "rejimi" koruyolar.istedikleri yasayı"anayasaya aykırı" bulup iptal etme yetkileri var. Bu anayasayı kim yaptı? Onu sormak gerek. Milletin vekillerinin yapmadığı bir anayasaya göre karar alıyolar. "çoğunluğunuz var, anayasayı değiştirin" lafları yapanlar var. Bu sözlerde meydan okuma gizli. Sonuçları ne olacaksa olsun, bu anayasa değişmeli.

ak parti gibi partiler hükümete gelirler, onlara biçilen görev de yol yapmak, köprü yapmaktan ibarettir. Şuanki ekonomik başarılarının arkasında derviş varmış. Öyleya, program onun. Bu söylemlere kendileri inanıyor mular acaba.

Yazan: ayhan Tarih: April 29, 2006 12:12 PM

Ayhan bey,

Yalan söyleyeni Allah çok kötü çarpar. Bırakın taş üstüne taş koymayı ülkeyi 2'inci dünya savaşına soksaydı taş üstünde taş kalmayacaktı. CHP bu ülkeyi kurduğu gibi iktidarı DP'ye devrederken devletin kasasını tıka basa altın ve para dolu teslim etmiştir. Üstelik Osmanlı'dan kalan borçları da ödedikten sonra.

El insaf yani. AKP nin gazına gelmeyin. Dünyadan haberleri yok. Onlara bakarsanız AKP ye göre Türk Silahlı Kuvvetleri Kuzey Kıbrıs ta işgalci durumda.

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 29, 2006 10:43 PM

Selam-

Pkk niçin AB sürecini baltalasın ki? PKK'nın oldum olası en büyük sempatizanları AB kadroları olmamış mıdır? "Freedom for Ocalan" kampanyalarını Araplar düzenlemiyor herhalde!

Yazan: sinan Tarih: April 30, 2006 12:03 AM

Sayın Ertuğrul,

Yalan söyleyeni Allah çok kötü çarpar.

Bunu hiç anlamadım. Bu Allah nasıl bir şey? Elektrik filan gibi mi? Nasıl çarpar yalan söyleyeni? Yorumunuza bu önerme ile başladığınıza göre anlamını biliyor olmalısınız. Bu cümlenin dört ögesi var: Öznesi "Allah", yüklemi "çarpar", nesnesi "yalan söyleyeni", tümleci ise "çok kötü". Nesne ile tümleci -bunlara da analiz gerekse bile- anladık diyelim. Özne ile nesne hayli belirsiz duruyor. Açıklar mısınız?

Saygılar...

Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni

Yazan: cengiz cebi Tarih: April 30, 2006 03:54 PM

Düzeltiyorum:

"Özne ile nesne hayli belirsiz duruyor." cümlesi
"Özne ile yüklem hayli belirsiz duruyor." olmalı

Yazan: cengiz cebi Tarih: April 30, 2006 03:57 PM

bence ab surecini ab kendisi baltalıyor.
pkk olaylarının,muzakerelerin basladıgı tarihin oncesinde ve sonrasında yogunluk gosterdigine dikkat cekmek istiyorum.
kurt aydınlarla hukumetin gorusmesi,daha cok demokrasi ve insan hakları,hukumetin iyi niyet ve sagduyusu,basbakanın kurt sorunu soylemi,teror olaylarının yeniden alevlenmesini tetiklemistir.

ne kadar iyi niyet,o kadar teror.
bunların kokunu ancak ordu kazır.
ben bizzat canlı sahidim.aksini kimse iddia edemez...

Yazan: bercenay Tarih: April 30, 2006 04:41 PM

Sn. Bercenay,

Bence bu Kurt meselesini siz "yaniden dusunun". Mustafa Bey'in kitabini okumak guzel bir baslangic olabilir.

AB'nin veya icindeki bircok unsulrlarin Turkiye'nin AB surecini "baltalamak" istenmesini neden yadfirgiyorsunuzki. Avrupali'larin bizi kara kasimiz kara gozumuz icin aralarina alacaklarini bekleyecek kadar naif degilsinizdir herhalde. Ogrencilik yillaimda rahmetli Ozal bir sohbette soyle bir soz etmisti "Onlarla is yaparsam beni utuyorlar diyorlar; utulme be kardesim". Bunu soyledigim icin AB'ya belbaglayan, onlari adeta "kurtarici" olrak goren cenahtan olmak bir yana bu konuda epeyce cupheci oldugumu belirteyim.

Sizi daha once bazi konularda sagduyulu, zeka pariltisi gosteren yorumlarinizla kaydetmisim kafama, su anda hangi konularda ne dediginiz aklima gelmesede. "bunlarin kokunu ordu kazir...kimse aksini iddia edemez" ifadesi gercekten sizemi ait yoksa baska bu Bercenay baskami? Dilim tutuldu.

Bekir L. Yildirim

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 1, 2006 11:49 AM

sayın Yıldırım;

sayın Akyol'un kitabını henuz okumadım ama okuyacagım.yorumlardan anladıgım kadarıyla guzel bir kitap ortaya cıkarmıs.

mesele su;
sayın basbakanımız ilk defa "kurt sorunu vardır ve biz bu kurt sorununu cozecegiz." dediginde basımdan kaynar sular dokuldu.
ikinci olarak;
sayın Akyol "Kurt sorununu yeniden dusunmek" isimli bir kitap cıkardıgında kaynar kazanlarda yanmaya basladım.

simdi siz pkk sorunuyla kurt sorununu ayrımı tutuyorsunuz.yada birbirinden tamamen ayrı sorunlarmıdır?
kurt sorunundan kasıtla sorunun ortaya cıkıs nedeni olarak devletimi sorumlu tutuyorsunuz yoksa kurtlerimi?
ortada bir sorun oldugunu dusunen zihniyetlerin amacı gercekte boyle bir sorun varda bunun cozum yollarını arayalım mı diyor yoksa bu kurt sorununu zihinlere kazıyalım ve gercekte boyle bir sorun olmasa bile memleketin basını agrıtmak icin elimizde koz olarak bulunduracagımız bir sorunumuz olur mu diyor?

sayın akyol'un boyle bir kitap yazmasında bir ard niyet tasıdıgını dusunmuyorum.
ancak kurt sorunu soylemi ve kurt sorunun yeniden dusunmek sonuc olarak bir cozum getiriyor mu.yoksa sadece dusunuyormuyuz.bir arkadasım kitabı okudugunu ve cozum yollarını dusunmeliyiz gibi ifadeler kullanmıs.

size basit bir ornek;
basbakanın kurt sorunu soyle mi,kurt sorununa bir cozum getirmismidir?
demokrasi ve insan hakları kurt sorununa bir cozum getirmismidir?
iyi niyet ve sagduyu kurt sorununa bir cozum getirmismidir?
pkk ve kurt sorunu birbirinden ayrılabilir mi?

http://www.anafikir.com/goster.asp?t=778
buradaki yazı bana aittir.
bir okuyun,kendi yasantımdan.

ve rica ediyorum.sayın akyol'a sordum.kitabı okuyun dedi.
kitabı okuyanlardan birisi buraya yazabilir mi kısaca.
kurt sorunu neymis?cozum neymis?
biz bu kurt sorunundan kurtulmak icin ne yapmalıymısız? ki eger varsa boyle bir sorun.gecmisten bahsetmiyorum,bugun...

Yazan: bercenay Tarih: May 1, 2006 12:54 PM

Sayın Bercenay,

Karışmayayım dedim ama olmuyor. İnsanı çileden çıkarıyorsunuz. Yeni bir Ataman Bey vak'asıyla mı karşı karşıyayız acaba?

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 1, 2006 01:12 PM

Sn. Bercenanay (bey veya hanim oldugunuzu bilmedigim icin ancak bu sekilde hitap edebiliyorum),

Sn. Akyol'un kitabi anons edildiginde kitabi bitirmeden muhteva hakkinda (sadece kitabin degil, mevzunun) fikirlerimi beyan etmeyi umid ettigimi yazmistim. Henuz kitabi bitirmeden yonelttiginiz sorulara cevap verirsem, bu kararliligimdan vaz gecmis olacagim.

Bence ikimizde hemen "yeniden dusunmek", "kurt sorunu" gibi ifadelere celallenmeden, sakin ve mukun oldugu kadar nesnel bir yaklasimla kitabi okuyalim. Belki ikimizde kafamizdaki sorularin bircogunun cevaplarini buluruz. Ornegin "Kurt Milleti", Kurtler", Kurt Meselesi" hatta "ozerklik" "fedrasyon" gibi kavramlarin taa Ataturk'ten beri ({Osmanli donemindeki "Bilad-i Ekrad 'Kurt Bolgeleri' vb bir tarafa} kullanildigini goreceksiniz. Kelimeler yerine muhteva ve ana fikirle uzerine yogunlasmak daha saglikli olur kanaatindeyim.

Selamlar, saygilar
Bekir L. Yildirim

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 1, 2006 02:09 PM

arkadaslar;bana sonuc hakkında bilgi verebilecek birisi var mı aranızda?
yapılmaya calısılan seylerin ic yuzu hakkında.
hatice degilde netice itibariyle bir fikre sahipmisiniz?yoksa sadece dusunmekle mi yetiniyorsunuz?

sonuc ne?bana sonuc lazım.

Yazan: bercenay Tarih: May 1, 2006 02:53 PM

Bercenay [Bigalioglu] bey/hanim,

sonuc ne?bana sonuc lazım.

O kadar kolay degil. Bunca senemizi aldi. Hepsini birden soyleyemem. Simdilik su kadarini soyleyebilirim, ama: 'PKK' bir Kurtce kisaltma degil.

'Parasiz Kalan Kurtler' anlamindadir [telif hakki benimdir] ve esasen bir sinif hareketi oldugundan oturu Guneydogudaki (feodal) asiret yapiyi ilginc acilimlara sevketmistir.


Yazan: Muzmin Anonim Tarih: May 2, 2006 02:13 PM

Karışın ve çileden çıkın Sayın metin-the Poor,

Lütfen laf cambazlığını bırakalım. Eğer yoksa bir fikriniz ortalığı bulandırmanın hiç alemi yok!

Sayın Bercenay'ın sorusuna dürüstçe yanıt verin. Yeni bir Ataman Ertuğrul vakasıymış. Ataman ERTUĞRUL kadar başınıza taş düşşün emi?

I am sorry..

Ataman ERTUĞRUL

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: May 9, 2006 03:41 AM

Ataman Bey,

Çok keyifsiz ve yorgunum. Size cevap veremeyeceğim bir süre ve bloglara da pek yazamayacağım.

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 9, 2006 04:52 PM

Ataman Bey,

Bloglardan uzak kalmak pek mümkün olamıyormuş, anladım. Ama bu kez de size cevap verme isteği kalmadı içimde. Yalnız sizden bir ricam var: Kan görmeye dayanamayanlardanım ben. Düşerken haber verin, yana çekileyim, olmaz mı?!

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 11, 2006 04:49 PM

Kusura bakmayın Metin bey. Allah'ın tokadı yok. Söz veremem.

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: May 11, 2006 07:25 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)