« Metiner: Akyol'un Yüreğine ve Kalemine Sağlık | Ana Sayfa | Özgürel: Çıkmaz Sokaklarda Dolaşanlar İçin Fener »
April 18, 2006
Akıllı Tasarım Teorisi Neye Dayanır?
Bir okur (Sayın Ali Rıza Bölükbaşı) Radikal Darwinizm başlıklı yazıma eleştirel yorumlar eklerken, militan ateist Richard Dawkins'in Darwinizm anlayışından bahisle şöyle demiş:
Dawkins... kendi inancına dayanarak bilime girdi vermiyor, bilimin çıktısını yorumluyor. Bilim değil, felsefe yapıyor. Akıllı tasarımcılarsa, kendi inançlarına dayanarak önkabullerde bulunuyor ve bunları bilime girdi olarak kullanıyorlar.
Bu yaygın bir iddiadır, ancak tümüyle yanlıştır. Akıllı Tasarım (AT) teorisinin bilime "girdi" olarak kullandığı hiç bir inanç yoktur. Aksine asıl Darwinizm bir inancı (materyalizmi) bilime girdi olarak kullanır. Aksini iddia eden, buyursun, AT'nin neyi "girdi" olarak kullandığı göstersin.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 18, 2006 10:14 PM
Okur Yorumları
(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)
Mustafa Bey AT'nin hiçbir girdi kullanmadığı yönündeki iddiası çok doğru.Karşıt görüşteki arkadaşlardan AT'nin nasıl bir "girdi" kullandığını göstermelerini bekliyoruz.
Şimdi size Darwinist cenahtan bir girdi sunmak istiyorum.Bunun gibi binlerce örnek verilebilir.R.Dawkins örnek verildi madem ondan devam edelim.Yaratılışçı düşünceyi savunan Avustralyalı bir kanal R.Dawkins ile bir söyleşi ayarlar. Söyleşide Dawkins'e "Bilgi üretici bir mutasyona veya başka bir evrmsel sürece herhangi bir örnek verilip verilemeyeceği" sorulunca Dawkins 11-12 saniye durakladıktan sonra -ki bu bir söyleşide hayli uzun bir süredir- tamamen alakasız balıkla amfibiyen arasındaki geçişle ilgili bir cevap verdi.Yaratılışçı kanal istediğini almıştı.En önemli soruya uzun süre sonucunda verilen anlamsız bir cevap çok ilginçti ve bunu dünyaya ilan ettiler.Dawkins uzun süre alay konusu oldu.
Burada konu tabii evrim mekanizmaları değil.Darwinizmin felsefi girdileri.Bu ön girişi yaptıktan sonra Dawkins'in bu söyleşi ile ilgili beyanatını alıntılayalım :
"Genomun içindeki bilgiyi arttıran evrimsel bir sürece örnek vermem istendiğinde , kuşkum birden arttı.Bu soruyu sadece bir yaratılışçı sorardı Gerçek bir biyolog(?) , bu soruya kolay yanıt (yanıt , doğal ayıklanmanın genomun içindeki bilgiyi herzaman arttırdığıdır) bulabilir ama evrimci bir açıdan bakıldığında soruyu bu şekilde yanıtlamak pek cazip gelmemektedir.Yalnızca evrimin gerçekleştiğinden şüphelenen biri bu şekilde cevap verirdi."(Vurgular bana parantez Dawkinse aittir)
Bilin bakalım buradaki girdi nedir ? Evrimden şüphelenmek bile yasakken bunun a priori naturalist felsefeye dayanmadığını kim iddia edebilir.? Tecesüs sahibi olduğunu iddia eden bilim nasıl bir sorunun kim tarafından sorulabileceğine dair çoktan karar vermiş , gerçek biyolog tarifini naturalizme göre yapmış ve tüm kapıtları dış dünyaya kapatmış.Şimdi burada Dawkins’in yaptığı naturalist inanca dayalı girdi vermek değilde nedir ?
Sayın Bölükbaşı “evrim hiçbir zaman ateizme destek olarak kullanılamaz” diyor kesinlikle latılıyorum ama önde gelen neo darwinst kuramcılarının evrimi salt şansa dayandırdığı “doğa yasası” yani “gereklilik” olarak bile kabul edilmemesi gerektiğini iddia ettiklerini atlamaması gerek.Mesela Dawkins’e göre yönlendirilmiş bir darwinizme benze aşamalarla dolu bir evrime inanan bile kesinlikle yaratılışçıdır.
Yukarıda değindiğim darwinizmin girdilerine dair cevabını Gödel’in imkansızlık (tamamlanamamazlık) teoreminden başka önkabulü olmadığını söyleyen sayın Bölükbaşından bekliyorum..Ayrıca sayın Bölükbaşı “darwinist evrimden” ve kanıtlarından bahsederse tartışma daha iyi açılımlara neden olabilir.Böylece “girdi” konusunda her iki tarafın –varsa- “önkabullerinin” ne olduğunu daha iyi görebiliriz.
Yazan: S.Öztürk Tarih: April 18, 2006 11:45 PM
Dawkins kendi inancına göre bilime girdi vermekle kalmıyor, bilimin sonuçlarını Ateizmi haklı çıkarmak için manipüle ediyor. Tabi bunu sadece Dawkins değil genelde tüm materyalist/Darwinist camianin rutin olarak yaptığı şeylerdir.
Sanırım bazıları tam olarak Dawkins'ın şu anki konumunu kavrayabilmiş değiller. Dawkins tam anlamıyla patavatsız bir bilim adamıdır. Açık açık ateizmin propagandasını yapmaktan geri kalmayıp ayrıca inançları ve dinleri kötülüyor. Dinlerin savaşılması gereken virüsler olduğunu söylüyor. Kendisi en son fizikçi John Borrow'dan nefis bir ayar yemişti: Dawkins, sen gerçekte bir bilim adamı değilsin!
William Dembski bu bağlamda Dawkins'a teşekkürlerini sunuyor: "Senin gibiler sayesenide ID (AT) hergün daha da çok güç kazanıyor. Sen tanrının ID'ye verdiği en güzel hediyesin."
Diğer yandan Dawkins'in dinlere karşı tuttuğu bu hasmane tutum Darwinist'ler arasında da tartışmalara yol açtı ve hatta Darwinist bilimci Michael Ruse'un da sabrını taşırdı. Ruse, Ateist filozof Dennett'a hitaben şunları dedi: "Sen ve Richard [Dawkins] AT'ye karşı verdiğimiz savaşta tam bir felaketsiniz. Siz ikiniz yüzünden bu savaşı kaybediyoruz. Richard'ın yaptığı gibi Hıristiyanlığın kötülüğün güçleri olduğunu iddia etmek son derece ahmakça bir davranıştır. Bu bir savaştır ve savaşta müteffikler kazanmamız lazım, herkesi kendimize yabancılaştırmak olmamalı amacımız"
Bence de Dawkins ve Dennett gibileri farkında olmadan aslında AT'ye hizmet ediyorlar. Bırakalım bu radikal tutumlarına devam ettirsinler. Aklı başında insanlar bunları görünce AT'nin argümanlarına daha çok ilgi göstereceklerdir.
Yazan: Farshad Tarih: April 19, 2006 12:41 AM
Akıllı Tasarımın 'maalesef' karşı taraf tarafından halkımıza anlatılması, 'yaratılışcılarla' Akıllı tasarımı destekleyenlerinin harman edilip aktarılması şeklinde oluyor.Darwinizmi yazanların çoğunun ,kendi destekledikleri teorinin ne olduğunu tam doğru düzgün bilmiyor iken,Akıllı tasarım üzerine 'açıklayıcı yorum'yapmaları aslında bilinçaltı ezikliği ile açıklanabilir.Moleküler bilim dünyasında son 10 yıldır yaşadıkları ağır yenilgilere rağmen bilim felsefesi ve bilim kurgu gibi yan yollarda kurtuluş arayan materyalistler,yanlış bilgilendirmeyi de, kurgularına destek için hiç sakınmadan ,çekinmeden hatta utanmadan kullanabilmekteler.Behe'nin kendisinin evrim; kademeli gelişim ve adaptasyon ile hiç bir sorununun olmadığını bilmeyen yok.(dışarıda)Ülkemizde ise bu önyargılı Darwinciler,Akıllı Tasarımın indirgenemez karmaşıklığından aldıkları feyzle kendi kafalarındaki Akıllı Tasarımı,yobaz safsatası şeklinde indirgenmiş bir konuma oturmak için sahip oldukları medyasal gücü herşekilde kullanıyorlar.Aslında tüm yapabildikleri ise bilmeden atmak,mümkünse karalamak,balıklarla oyalanmak,sitemi ziyaret ederseniz Temmuz 2001'de bulunan ve Darwincilerce insan geçiş formlarını destekleyen fosil kayıtlarındaki eksik halkaların en yaşlısı 'Toumai' çoçuğunun ilk incelemelerden sonra nasıl suratlarına tokat gibi indiğini okuyabilirsiniz.İster inanın ister inanmayın, bu Toumai çok saygın bir gazetemizce de 1 sene önce tekrar yeni bir habermiş gibi duyuruldu gene aynı süsleme ile,şimdi elimizde üç mantıklı açıklama olabilir bu durumda; ya makaleyi yeni okudular eski bir kaynaktan yada sonraki araştırmaların Toumai için söylediklerinden bihaberler;
http://www.priweb.org/ed/ICTHOL/ICTHOL04papers/39.htm
yada en kötüsü art niyetli olarak halkımızı yanlış bilgilendirmeye güdümlüler.Her üç durumda Medya için affedilmez hata kapsamında ama sonuncusuna ben başka birşey derim.Dileyenler Googleda kısa bir araştırma yapsınlar.Şimdi özellikle belli görüşlü medyamızda bilimsel bir teorinin sanki muhafazakarların bilimsel can simidiymiş gibi gösterilmesi ne kadar acizce ne kadar kasıtlı bir olay anlayabiliyormusunuz?Gelin Behe 'nin o muhafazakar medya dediğimiz Zaman gazetesine verdiği bir makaleden alıntı yaparak derdimizi anlatalım;
http://www.zaman.com.tr/?hn=187459&bl=yorumlar&trh=20050629
''Önce teorinin ne olduğunu açıklamak gerek. Akıllı Tasarım, dine dayanan bir düşünce değil, ama dindar insanlar bu teoriden kendi argümanları için yararlanabilirler. Akıllı Tasarım teorisyenleri, yaşamın Darwinizm’de öne sürüldüğü gibi rastlantısal mutasyon ve doğal seleksiyonla açıklandığı görüşünü sorguluyorlar. Ama doğada bir değişim olduğunu reddetmiyorlar. Dahası Akıllı Tasarım, bize Tasarımcı’nın kimliği konusunda dinî bir kavram sunmuyor. Aslında Akıllı Tasarım, maddî kanıtlara ve bunların bildiğimiz mantık kuralları ile incelenmesine dayanıyor.''
Şimdi bunu anlamayacak Darwinci varsa , bizimde ona anlatabileceğimiz çok şey yok.İnançlarına sıkı sıkı sarılsınlar, ve Akıllı Tasarım teorisyenlerinin dini inanışları varsada rahat bıraksınlar laiklik bunu gerektirmez mi? Onlara ne ki Akıllı tasarım terorisyenin nin neye inandığı yada inanmadığı.Kimi Budha'ya kimi Ulu manituya kimi Yehowa'ya kimi Allah'a kimi İsa mesih'e inanıyor ,hatta Zecheria Sitchin önderliğinde bir grup Akıllı Tasarımcıların uzaylılar olduğuna iman etmiş bile!insanların inanışlarını çerçevesinde ön yargı ile bilime bakan onlar,laik kimseler iseler o zaman insanların kişisel hayat seçimi olan dinleri ile uğraşacaklarına gitsinler bilimle uğraşsınlar, bize bilimsel yanıt versinler güçleri yetiyorsa, yetmiyorsa uyumaya devam etsinler belki Darwin rüyalarında hayatın gerçekleri ile ilgili yanıldığını onlara fısıldar.Kim bilir?
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: April 19, 2006 01:11 AM
Sayın Akyol,
sitenizde arşivdeki bir tartışma ilmeğinde, "canlılar kendi kendilerini kopyalar, ama insan ürünü maddeler kopyalayamaz" gibi bir argüman ortaya atıldığı fakat bunun açıklanamadığı ileri sürülüyormuş. ben tam yerini bulmadım.Bu konudaki görüşlerinizden istifade edebilir miyim?
canlıların kendi kendilerini kopyalaması ne demektir?
bunun kendi kendine varoluşa delil?? olması mümkün müdür?
Teşekkür ederim
Yazan: nuri saglam Tarih: April 19, 2006 01:18 AM
Ozturk bey,
'Iddia' iddiadir. Isabetlilik derecesini konusabiliriz. Dogru ise iddia degildir artik.
Bu baglamda, 'iddia' kelimesini kullanmak ve oyle devam etmek bence yerindedir.
Benim icin burada 'muhalif' sifati kullanildi ya, ZT'nin muhalifligi yaninda benimki hic kalir...
ZT, sadece ve sadece reddiyeler ve muhalafetten olusuyor; ve kervan yolda duzulur misali kaygan-esnek bir temeli oldugunu (i.e. temeli olmadigini) dusunuyorum.
Ve, darwinizme muhalefetini daha bir belirginlestirip mikro-tasarim ve makro-tasarim olarak ikiye ayrilmasi vakti geliyor artik.
Mesela, mikro-tasarim konusuna bir ornek olarak 'sakat dogum' meselesinin incelenmesi lazim. Sakat dogan bir bebek nasil bir tasarim urunudur? Tasarimcinin mi, yoksa uretim prosesinin mi yetersizligine isaret eder.
Tasarimcinin yetersizligine isaret ediyor ise, isimiz var demektir :-)
Yok, uretim prosesinin yetersizligine isaret ediyorsa.. bu prosesi kim tasarladi?
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: April 19, 2006 01:36 AM
Sayın Öztürk,
Birşey dikkatimi çekti. Ben buraya yazmaya başladığımdan beri şahsen bana yöneltilen her soruya yanıt vermeye çalışırken, benim sözlerimin sadece bir bölümü cımbızla ayrılıp ona yoğunlaşılmakta ve bana yeni sorular sorulmakta. Bu tavır bana çok tanıdık geliyor. Mesela acaba diyorum, sonuçta bilimsel olmaya çalıştığıma ve bilimsel tavır kendi pozisyonunu savunmayı gerektirmediğine göre niyet, tıpkı Dawkins'e ve daha birçok insana yapıldığı üzere, 10 saniye duraklayana kadar yüklenip sonra da "Hahaha! İşte cevap veremedi" diye alay etmek ya da söyleyeceklerimi o ya da bu şekilde evrim teorisi aleyhine yormak mıdır? Onun için şunu söyleyeyim, herşeyi cevaplayabileceğimi hiçbir zaman iddia etmedim ve bunun mümkün olmadığını iyi biliyorum, bu bir, ve söylediklerim tamamıyla benim kendi görüşlerimdir, bilim kamuoyundaki genel yargıyla örtüşmeyebilir ve hatta yanlış olabilir, bu da iki.
Bu deplasmanda olup habire soru yağmuruna tutulmak işi rahatsız edici olduğu ve bu genel tavır akıllı tasarımın bizzat kendi politikasını andırdığı (Behe vb. oturdukları yerden habire sorular sormakta ama bir kere de elimizi biz kirletip deneyler yapıp cevaplar verelim dememektedirler) için, öncelikle sizen benim daha önce de sorduğum ya da gündeme getirdiğim ama görmezden gelinen soruları yanıtlamanızı bekliyorum. Sanırım sorduğum bazı sorular akıllı tasarımın bilimsel değil, ziyadesiyle art niyetli bir hıristiyanlık propagandası programı olduğuna ilişkin yargımın da iddia ettiğiniz kadar "tamamıyla yanlış" olmadığına dair deliller de sunacaktır.
Soruların bazılarını tekrarlayayım ve yeni sorular da ekleyeyim:
- Kendini bilimsel olarak tanımlamasına rağmen hakemli bilimsel dergilerde kendine yer aramak yerine popüler düzlemde yaygınlaşmaya çalışan başka bir "bilimsel teori" var mıdır?
- Bilim kamuoyunda (henüz) kabul görmediği halde okullarda okutulsun diye politik ve hukuki mücadele başlatılan başka bir "bilimsel teori" var mıdır?
- Akıllı tasarım temel alınarak canlılık hakkında üretilmiş ve test edilmiş herhangi bir hipotez ya da tahmin (prediction) var mıdır?
- Akıllı tasarımın delilleri ve bunlara dayanarak ürettiği tahminlerdeki (eğer varsa) hata payını sayısal olarak ifade edebilecek bir ölçüm geliştirmek mümkün müdür?
- Bizzat Behe, mahkemede verdiği ifadede şöyle demiş midir: "Bugüne kadar akıllı tasarım savunucuları tarafından yazılmış ve hakemli bir dergide yayınlanmış, biyolojik bir sistemin bilinçli bir kaynak tarafından nasıl tasarlandığını deneysel ve matematiksel olarak inceleyen bir makale bulunmamaktadır."
- Discovery Center'ın muhafazakar hıristiyan çevreler tarafından yaradılış inancına bilimsel taban oluşturmak amacıyla kurulduğu bilindiği halde, akıllı tasarımın ortaya çıkış sebebinin doğru olduğu gösterilmesi arzu edilen bir inanç olduğu savı neden yanlıştır?
- İndirgenemez karmaşıklığın tasarımı gerektirdiği sonucuna varmak için yapılan varsayım nedir? Tasarım sonucuna varılırken insan bilincine benzer bir bilinç mi varsayılmaktadır? Öyleyse, bu varsayım neden geçerlidir?
- Sık sık evrim teorisinin çökmekte ve akıllı tasarımın bilim dünyasında yükselen popülariteye sahip olduğunu iddia eden tasarımcılar sadece adı Steven ve türevleri olan ve özetle evrim teorisinin yeterli deliile desteklendiğini söyleyen bir bildirgeye imza atan bilim insanlarının sayısının tasarımcıların her türlü listesindeki isimlerin sayısından daha fazla olması konusunda ne düşünmektedirler?
- Evrim teorisinden herşeyi açıklamasını bekleyen akıllı tasarım "teorisi", canlıların birçok özelliğinin gayri-muntazam (suboptimal) olmasını nasıl açıklamaktadır?
- İndirgenemez karmaşıklık kavramı doğadaki koşulların her zaman aynı olduğunu mu varsaymaktadır? Eğer böyle değilse, altbirimlerin zamanın koşullarında avantajlı olabileceği ihtimalini gözardı etmeden bir birimin indirgenemez olduğuna karar vermek mümkün müdür?
- İndirgenemez karmaşıklık kavramı bir bütün olarak birlikte iş gören bir birimin parçalarının değişemez olduğunu mu varsaymaktadır?
- Bizzat akılı tasarımın babası olan Phillip E. Johnson akıllı tasarımın amacının yaradılışçılığı bilimsel bir çerçeveye oturtmak olduğunu söylemiş midir? Yine aynı Johnson, akıllı tasarımın kökenini İncil'de olduğunu söylemiş midir?
- Yine aynı Johnson, "köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek lazım" (Önce İncil'den bahsetmeyip laik gönüllere girelim, sonra İncil'i gündeme getiririz) mealinde şeyler de söylemiş midir?
- Önemli akıllı tasarım savunucularının yüzde kaçı evanjelik protestandırlar? Bu rakamın yaklaşık değerinin anlamlı ölçüde yüksek olduğu söylenebilir mi?
- Akıllı tasarım bilim derslerinde öğretimeliyse, yine bilim dünyası tarafından bilim oldukları kabul edilmeyen, UFO'culuk, astroloji, medeniyet uzaydan gelmiştircilik gibi savunucuları tarafından bilimsel oldukları iddia edilen "sözde bilimler"in de bilim derslerinde öğretilmesi gerekmez mi?
- Türkiye'de yaradılışçılık biyoloji derslerine hangi iktidar tarafından sokulmuştur? Bu yapılırken insanın evrimi "sansürlenmiş" midir?
- Türkiye'de biyoloji derslerinde evrim kuramı sizce doğru olarak mı öğretilmektedir?
- Türkiye'deki din öğretmenlerinin çoğunluğunun din derslerinde biyoloji bilimine el atarak "benim atam maymun değildi" gibi cahilane yorumlarla öğrencileri yanlış bilgilendirdikleri malumken, bilimsel gerçeklere dayanarak öğrencilerine evrim teorisinden bahseden öğretmenler hakkında soruşturma açılmasını da alkışlıyor musunuz?
- Eğer bilimlerin doğru öğretilmesinden yanaysanız, yaradışçılık adlı bilimsel olmadığı sabit olan politik akımın Türkiye'de biyoloji müfredatından çıkarılması için herhangi bir girişimde bulundunuz mu?
Eğer bunlara yanıt vermeyi denec-yecek olan olursa ondan birkaç ricam olacak: Lütfen soru seçmeyip, hepsine tek tek yanıt vermeye çalışınız. Lütfen bana okumama için kaynak göstermek yerine kısaca sorumu cevaplayınız. Lütfen bana yeni sorular yöneltmeden önce sorularımı yanıtlayınız. Ayrıca, evrim teorisinin nasıl bilimsel hipotezler ortaya atılıp bunların test edilmesi ve yeni tahmin etme yöntemleri geliştirilip bunların yeni biyolojik bilgi edinilmesi için kullanıldığına dair verdiğim örnekleri bu siteye daha önce yazdığım yorumlarda bulabilirsiniz.
Yazan: Ali Rıza Bölükbaşı Tarih: April 19, 2006 02:39 AM
Sayın Akyol'un buraya şimdiye dek yazdıklarımın arasından tek bir cümleyi alıp bir ana yazı konusu yaparken benden izin almamış olması üzücü (hukuki, ve hatta ahlaki olarak hakkı vardır elbette, sonuçta sitesine yazarak yazdıklarımızın telif hakkını da kendisine vermiş oluyoruz), ama nezaketen sorulmasını beklerdim. Neyse, canı sağolsun.
Yalnız... Allahaşkına, hadi kanıtlayın da görelim demeden önce çok sabit bir gerçekmiş gibi üstüne basa basa dillendirdiğiniz karşı iddianızı geçerli nedenlere dayandırmak gerekmez mi? Eğer genel kabul gören bir yaklaşımı yıkma iddiasıyla geliyorsanız, iddialarını delillendirmesi (Dawkins alıntısının geçerli olmadığı konusunda umarım hemfikirizdir artık) gereken öncelikle sizsiniz.
Ha unutmadan, bir de şu Science'da yayınlanan makale mevzuunda, Behe'nin sizin de katıldığınızı belirttiğiniz iki yetmez üç olmalı iddiasının temeli nedir? Bunu tartışmak için sormuyorum, eminim bir gerekçesi vardır, öğrenmek için soruyorum.
Yazan: Ali Rıza Bölükbaşı Tarih: April 19, 2006 02:56 AM
Ali Riza bey,
:-)
Anladigim kadariyla, siz, gazete-dergi-makale turunden seylerde yazmaga aliskinsiniz...
Ozturk beyin sizin yazdiklarinizdan sadece bir bolumunu cibizla cekip almasina sukretmeniz lazim; benim kelime-be-kelime cimbizla cekmisligim vardir :-)
Ah.. siz galiba burada yenisiniz gercekten... Benim bugune kadarki tecrubem, genelde cevap almak olmadi; aldigim cevaplar da cogu zaman bir FAQ'den (en iyimser bakisla) teget-alaka bir iki cumle idi :-)
Ama, ben bunu anlayisla karsiliyorum: ZT'nin cevaplayacak kadar zamani olmadi henuz. Insallah, ilerde, reddiyeleri, itirazlari biter de ne demek istediklerini bir toparlayacak olurlarsa nurtopu gibi cevaplar alacagiz. Benim omrum yeter mi bilemem, ama, oten canda umut var..
Tabii ki bana sormadiniz, ama, yine de, kisisel kanaatim: Isim de belirtmedigi icin, bu tur alintilarin yapilmasi bence normaldir. Daha dogrusu Internet ortami icin alisilmadik degildir.
Telif haklarina gelince: Buna itirazim var. Ticari amac icin kullanilmasi sozkonusu olacaksa boyle bir zimni hak devrinin sozkonusu oldugunu dusunmuyorum. Herkesin yazisinin telif hakki kendisine aittir. Internette teamul de budur.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: April 19, 2006 10:20 AM
Sayın Bölükbaşı,
"Sözlerimden bir cümle alındı" diye yakınmanızın pek bir anlamı yok, çünkü zaten sözlerinizin tamamı bu sitenin ilgili sayfasında duruyor. Oraya link de verdim.
Ben uzun anlatımınızın içinden bir kısmını çekip çıkardım, çünkü orası hayati önemde. Meseleyi yanlış anlamış olduğunuzun en bariz açığa çıktığı yer orası.
Cevabi yazınızda AT'cilerin dindarlığı hakkında bir sürü şey söylemişsiniz. Bu bir sır değilim. Ben de dindarım. Mesele bu değil ki... Mesele, AT'nin bir teori olarak neyi "girdi" saydığı. Size bunu sordum, AT hakkkında bu kadar bilgi topladığınıza göre bu soruya da cevap verebileceğinizi umuyorum.
Siz buna cevap verin, diğer sorularınıza geliriz.
Saygılar,
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 19, 2006 11:26 AM
Sayın Bölükbaşı'nın "Kendi inancına dayanarak bilime girdi vermiyor, bilimin çıktısını yorumluyor." düşüncesi, neden sadece Dawkins (ve diğer evrim taraftarları) için geçerli olsun? Ayrıca, Dawkins'in söylediklerinin bilimselliğe zarar vermediğinden nasıl emin olabiliriz?
Sayın Bölükbaşı, ayrıca "Akıllı tasarımcılarsa, kendi inançlarını dayanarak önkabullerde bulunuyor ve bunları bilime girdi olarak kullanıyorlar." demiş. Bu iki düşüncedeki en önemli önkabuller, evrimcilerin ve evrimci olmayanların niyetleri ve davranışlarının dayanakları ile ilgili sanırım. Bu önkabuller de felsefi önkabullerden temelleniyor ya da onlarca destekleniyor.
Bir mekanizmanın indirgenememesi durumu, Behe'nin (ya da AT'cilerin) hangi inancına dayanıyor olabilir acaba? Aslında, indirgenemiyor denen mekanizmalar şu anda, bilimsel yöntemler çerçevesinde, inançlardan bağımsız olarak, kendi başına indirgenemiyorlar. Bu durumu AT'cilerin (ya da evrimcilerin) nasıl yorumladığı konu ile bilimsel açıdan bağlantısız. Behe ya da Dawkins neye inanırsa inansın, inançları ve yorumları, mekanizmanın indirgenememe durumunu değiştirmiyor. Bu durumun değişmesi, ancak, günün birinde bilimsel yöntemle indirgenebilirlik gösterilebilirse mümkün olabilir. Mümkün olursa da yanlışlanmış olur. Başa dönersek, bu bilgiler çerçevesinde, "indirgenememe"nin ya da AT'nin baştan kabul ettiği, "girdi" saydığı birşey yok görünüyor. Var denilen girdileri ben de merak ediyorum açıkcası.
Saygılar,
Yazan: Esra Tarih: April 19, 2006 12:21 PM
Bilim (Science) nedir?
wikipedia : Science refers to the system of acquiring knowledge – based on empiricism, experimentation, and methodological naturalism ... rejecting supernatural notions demiş.
şimdi eğer wikipedia nın buyurduğu gibi "supernational notions"u reject edersek edersek AT nin bilimsel olma olasılığı yoktur, çünkü AT madde dışı maddeyi şekillendiren bir blinçden bahsediyor.
Dolayısıyla AT bir açıdan yaygın bilim felsefesine bir itirazdır ve kendi bilim tanımını içerir ("supernational notions"u reject etmeyen). Dolayısıyla AT ye onun zaten eleştirdiği bilim felsefesiyle saldırmak bir anlam taşımıyor.
Yazan: VolkanS Tarih: April 19, 2006 12:56 PM
Vokan Bey,
Bu baslik altindaki yorumlardan henuz bir iki tanesini okudum, sonuncu olan sizinki dahil. Diger yorumlarde ne debiyor bilmem ama sizin wikipedia'dan aktardiginiz bilim tanimi kanimca "big bang" i disarda birakiyor.
Cunki "big bng" tanimi geregi madde tanimi geregi zamanin ve maddenin yoklugundan varligina gecis demek. Sonsuz derecede kucuk bir sey (buna anac atom vb isimler kullaniliyor- ben bundan olmayan sey anliyorum), patliyor ve bu patlama ile yer, zaman ve madde olusuyor. Bence tabiatustu (supernatural) i tanimiliyor. Ve S. Ozturk'un yakistirdigi "kunfe yekun" u.
Selamlar, saygilar
Bekir L. Yildirim
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: April 19, 2006 02:01 PM
Esra hanim,
Bu 'indirgenemez karmasa' denilen seyi aciklasin diye Mustafa beyin linkin verdigi PDF dosyasini, usenmedim, bastan asagi okudum. Muhendislerin cehalet --pardon, emniyet-- katsayisi misali, ne idugu belursuz ettugunden belludur turunden bir sey.
Her turlu felsefi laf salatasi --pardon, istilah-i fenniyye-- iceriyor ama 'rigorous treatise' icermiyor.
Daha da otesi, ZT'ciler ayakustu ve yeni yeni sartlar icad ediyorlar; bunlardan birisi de, gecenlerde muserref oldugumuz 'Allahin hakki 3tur' misali, 3 unsurun gerekliligi..
Bu nereden cikti bilmiyorum, ama, 'teslis'ten mulhem olmadigini soyleyemiyorum :-)
Bu argumanda ciddi bir sakatlik oldugunu gormuyor musunuz..
Sigaradan cikan dumanin, ya da bir yanginin alevlerinin takip ettigi yol (path) seytanin eseridir desem inanir misiniz?
Sizin argumaninizdan yola cikarsak inanmaniz lazim; cunku bugun eldeki bilim bunu onceden belirleyemiyor.
Bir sigara dumaninin takip ettigi yol da bugun bir indigenemez kompleksitedir --ve, ifsa ediyorum: Duzenli olmadigi icin, Seytan'in isidir..
Bunun boyle olmadigini bilim ispatlayincaya kadar, benim dedigim gecerlidir.
Kabul mu?
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: April 19, 2006 02:19 PM
Müzmin bey,
Hoşgeldiniz.
Size şunu söylemem lazım: "Bir sigara dumaninin takip ettigi yol da bugun bir indigenemez kompleksitedir" şeklindeki sözünüz, kusura bakmayın ama, konuyu hiç anlamadığınızı gösteriyor.
Sigara dumanının takip ettiği yol "kompleks"tir. Ama AT'nin tarif ettiği "specified complexity" özelliğine sahip değildir. "İndirgenemez komplekslik" ile hiç alakası yoktur.
Saygılar
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 19, 2006 02:34 PM
Herkese Selam,
Çok uzun zamandır sadece yorumları okuyordum
Bir yorum ekleme zamanının geldiğini düşündüm :)
Herşey ön kabullerle başlar. Evrim teorisi savunucuları Yaratılışcıların dine inandıkları için evrimi reddettiklerini iddia ederler ki bunun dışında zaten AT ye veya yaratılısa karşı getirebildikleri başka da bir arguman yok. Oysaki hakikat tamamen bunu zıttıdır.Bir ön kabul var ama bu kesinlikle evrimcilerinin ön kabulleri.Crick in evrim düşüncesi terketmeden önce açıkca söylediği şu söz bu gerçeği net olarak sergiler ."Biyologlar inceledikleri yapıların tasarım değil de tesadüf eseri oldukları gerceğini akıllarından hiç çıkarmamalıdırlar". Aslında evrimcilerin zihinleri cok bulanık. Yaratılıscılara karsı öne sürdükleri argumanları tamamen yasıyorlar."Eğer bilimlerin doğru öğretilmesinden yanaysanız, yaradışçılık adlı bilimsel olmadığı sabit olan politik akımın Türkiye'de biyoloji müfredatından çıkarılması için herhangi bir girişimde bulundunuz mu?" zaten bölükbasının görüşünden bunu açık olarak görebiliriz. Klasik bir zihniyet ürünü bu. Yaratılıcılıgın bilimsel olmadıgını hem de sabit bir gercek oldugunu kabul ederek yola cıkmıs arkadasımız. Neye dayanarak ? bilimsel verilerse ortada ön kabullerden yola cıkılarak degerlendirmeye tabi tutulmuş yorumlardan başka hiç bir şey yok. Dawkins ve benzerlerinin bölükbasının ve tüm ateistlerin yaptıgı bu.Hatta kendini yazar sanan bir kişi DNA nın bulunmasının evrimi kanun haline getirdiğini iddia etti gecenlerde .Oysaki durum bunu tamamen zıttı.Zırvalamak tamamen serbest.Tamamen ön yargılar dısında söylenmiş zavallıca bir söz.Bunu Hiç bir evrimci iddia edemez. Ancak iki satır ansiklopeidk evrimci yayın okumus bir iki ahmak iddia eder. Bunu Dawkins dahi söyleyemez. Gercek su ki Sayın Akyolla tartısmaya cesaret dahi edemeyecek kadar zavallılar türkiyedeki evrimciler. Biz bilim adamıyız demek olayı çözmüyor malesef.
Gelelim insan evrimi husununa
bu konuda sizin gibi evrime iman etmiş ve iki üç tane kaynaktan masallar okumus insanların iddia ettiği gibi değil olay tamamen farklı.
insan evrimine dair tek ama tek bir fosil yok tek bir kanıt yok var diye iddia edilenleri evrimciler literaturden cıkardılar zaten cogusu sahteydi. hala bir kaç iddia var ama bunlara evrimciler de inanmıyor pek :)Homo erectus hikayesi gibi. ortada sadece insanın maymuna fiziksel benzemesinden başka delil yok.Genetik benzeme de yok.Olsa bile ortada gen haritası cıkarılmış maymun yokken bunu iddia etmek tapınmakta oldugunuz bilimle uzaktan yakında alakalı değil.Ancak kesin bir bilgiyle inadıgınız materyalizmin dısa vurulmus halidir. Ama bu hep böyle gidecektir bir fosil bulurlar hemen işte delil ,ispatlandı teori derler zincirin eksik halkası bulundu derler bir iki sene sonra hataymış masalmış derler.Halka mı? o da ne hangi halka ? Ortada ne halka var ne zincir ne soy agacı. Klasik darwin zihniyetinden neo darwinizm de geçilmesi sadece darwine ve bu masala iman edilmesinden başka bir şey değildi. Pilav olmadı buyrun lapaya zihniyeti. Çünkü doğal seleksiyonun nasıl bir masal oldugu anlaşılmıştı. Gerci anlı şanlı bir prof bir tv programında doğal seleksiyon masalını anlattı gecen senelerde :) Oldukça komik. O zaman madem evrim var başka masallar uyduralım dendi ortaya neo darwinizm cıktı. Mutasyonların ısmarlama olamayacagı ortaya cıkınca sıcramalı evrim e gecildi.Evrime dair tüm yayınlar da bu tür yorumlar var. Bölükbasının dünyadan haberi yok bilimin materyalizme veri ürettiğini iddia ediyor oysaki ne tür bilgi elde edilirde edilsin bunu materyalizme yorumlama dısında yapılan hiç bir sey yok. Ömrümüz vefa ettikçe değişik değişik masallar dinleyecegiz.Sonucta hayal gücünde sınır yok. Şartlanmış olmaya ben bundan daha iyi bir örnek göremiyorum.Tabi arada bir ya biz masallara inanmısız diyen Crick gibi adamlar da cıkıyor nadiren de olsa:)))Evrim teorisinin tamamen reddeden Bilimsel bulgular ama bunlar öyle evrimcilerin masalları gibi "bilimsel" değil hep dine inanan insanlar tarafından savunuluyor diye asla kabul edilmiyor.Pewki o zaman Crick dine hala inanmıyor. O bir istisna o inhiraf etti. O evrim dininden irtida etti :))))))))) Ortada dine karsı olma önyargısı var başka da bir şey değil.Bilim mi ? Yorum ve zorlama dısında tek delil yok.zaman buyrun gösterin gercek olmadıgını hodri meydan. Tartısmaya cesareti olmayan zavallıların bunu yapmaları malesef mumkun değil.
Deneysel calısmalardan bahseden insanların evrimi ispatlama adına yapılan deneysel ciddi anlamda calışmalaradan bihaber olmaları gerekir.Dile kolay darwinden beri tam 150 sene boyunca yapılan çalışmaların tamamı fiyasko.Detayları yer kısıtlamasından dolayı yazmıyorum. Her konuda acıgım.Şu gecenlerdeki calısmaya gelince bu ancak teorinin düştüğü durumu izah eder.
Hele yaratılıscılıgın politik oldugunu iddia etmek bu gercekten zavallılık örneği . Yaratılış amamen akla mantığa Aynen tapındıgınız Bilime yüzde yüz uyan bir inanç.Politik oldugunu iddia etmek gercekten sacmalık. evrim de bir inanç sonucta. Sadece ve sadece bir inanç.Laf salatası yaparak evrimin bilim yaratılışın bilimdışı oldugunu iddia etmek klasik evrimci zihniyeti oldugu için sasırtmadı aksine katıla katıla güldürdü beni. Evrimcilerin dine saldırmaları bence evrim teorisinin içine düştüğü örnek acısından cok güzel. Tartısmaya cagırsınız biz bilim adamıyız derler gelmezler. Sonrada evrimi anlatamak için bilimsel verileri değil kesinlikle dini çürütmeye calısırlar :))))) yorumlara basvururlar. Big bange inanmazlar inananları da bunu evrime örnek diye anlatırlar. Hatta cok ileri gidip bir milyon sene verildiği zaman bir hücrenin olusacagını iddia ederler ki bunu evrimciler genellikle söylemeye dahi cesaret edemezler. Çogusu Olmuş bir kere. Nasıl olmus kesinlikle hiç bir fikrimiz yok. Ama olmus derler. Bilimin ilerlemesi umarız bize daha evrimin ilk safhalarından olan hücrenin nasıl olustugunu izah eder diye temenni de bulunurlar:) Temenni de bulunmak iyidir. Devam edin. Ama bilim diye yutturmayın insanlara.İnanın sonuna kadar inanın. Arkasında durun. Ama kesin gercekmiş gibi inandıgınız masalları kendinize söyleyin kendiniz inanın.Biz buna inanıyoruz diyebilirsiniz tabi ki. Mustafa Bey yazmıstı. Evrimin ispatlanmış oldugunu sanmaya devam edin.Hayal kurun.Herkesin inancı kendinedir. Biz sizin inancınıza saygı duyuyoruz.
Saygılarımla
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: April 19, 2006 04:12 PM
Mustafa Bey,
Eger sorularima cevap vermek soyle dursun, belki okumak nezaketini gosterseydiniz o maddelerin icinde akilli tasarimcilarin "dindar" olmalari (ki cok dogaldir, hic mesele de degildir bu "dindar" insanlarin bir araya gelip "inanc"larini destekleyen "teori" uretmek icin "bilim" merkezi kurmalarinin nesi yanlis olabilir ki? Ancak Dawkins'in 150 yillik koklu teoriyi bugun kendi felsefi bakisiyla yorumlamasi kiyamet kopmasina neden olabilir) disinda akilli tasarim kavramlarinin temelsiz felsefi varsayimlarina da degindigimi gorebilirdiniz. Neyse ben akilli tasarimi anlamamisim kusura bakmayin, siz evrim teorisini cok iyi anlamissiniz, onun icin "korlemesine" oldugunu iddia edip duruyorsunuz.
Bu sitede tarafinizdan ve taraftarlarinizdan bilim yanlisi yazilara verilen yanitlarin ne denli konuyu dagitmaya yonelik oldugunu, sorulara cevap vermekten ne denli kacinildigini, ustunde durulan noktalari aciklamak yerine tek bir cumle secilip tartismanin cikmaz donguye cekilmeye calisildigini farkedince aklima bir fikra geldi. Musaadenizle paylasmak isterim, begenirseniz ve dilerseniz onu da bas sayfaya tasiyabilirsiniz, zaten bana degil, kulturumuze aittir:
Bektasi camiye gider, bakar orada bir zahid oturmus yuksek sesle dua ediyor, "Allah'im bana daha cok iman ver" diye. Baba erenler de bunun uzerine diz cokup "Allah'im bana daha cok raki parasi ver" diye dua etmeye baslar. Bunu goren hocaefendi haliyla ofkelenip Bektasi'nin yakasina yapisir: "Utanmiyor musun adam! Bak millet ne icin dua ediyor sen ne icin dua ediyorsun". Erenler cevabi yapistirir: "Kusuruma bakma hocaefendi, ben ne yapayim, herkes kendinde olmayani ister!"
Hadi bana eyvallah! Hic olmazsa, sitenize yaptigim bu kadar katkinin hatrina su ikinin niye kabul olmadigini, neden uc gerektigini bir aciklayiverseydiniz. Yoksa Muzmin Anonim arkadasin soyledigi uzre cok mu safim, aslinda ona bile mi bir cevabiniz yok?
Yazan: Ali Riza Bolukbasi Tarih: April 19, 2006 06:38 PM
Affiniza siginirak son bir aciklama yazmak isterim. Ozgur Aytekin:
- Ateist degilim, lutfen varsayimlarinizi kendinize saklayin.
- Yaradilisciligin bilimsel olmadigini Mustafa Bey de dahil olmak uzere bircok akilli tasarimci kabul ediyor. Bu artik tartisma konusu olan birsey degil, uzerinde anlasilmis "sabit" bir yargidir.
- Buraya yazan bilim yanlisi arkadaslarin (en azindan benim takip ettiklerimden) hicbiri evrim teorisinin "ispatlandigini" iddia etmedi.
Yazan: Ali Riza Bolukbasi Tarih: April 19, 2006 06:45 PM
Son bir noktayi da acik etmemin gerekli oldugunu dusundum. Akilli tasarimcilarin "konuyu dagitmayi tercih ettikleri" ithamimdan, Esra Hanim'i tenzih ederim. Onun tezlerine cevap vermenin boynumun borcu oldugunu dusunuyorum.
Indirgenemez karmasiklik kavraminin tanimi itibariyle "tasarim" sonucunu cikarabilmek icin ortaya atildigi aciktir. En bastaki inanca dayali girdi budur. Bunu yapmaya calisirken bircok varsayima dayanir:
1. Indirgenemez karmasikligin ancak tasarimla aciklanabilecegi. Bunun dogru oldugunu gosteren ortada hicbir gecerli gozlem ya da neden yoktur. Tamamiyla felsefi ve insanmerkezci (dogayi aciklamak icin sadece insan bilincini model aldigi icin) bir varsayimdir.
2. Biyolojik birimlerin birbirinden tamamen izole bir sekilde degerlendirebilecegi (Aksi durumda birbirleriyle etkilesimlerini hesaba katmadan birimlerin indirgenemezliginden soz edemezsiniz). Biyolojik sistemlerin birbirinden izole bir sekilde calismadigi aciktir.
3. Butunu olusturan ya da butunun varoldugu surecte kosullarin hic degismedigi (Ancak kosullar hakkinda varsayimlarla bir butunun indirgenemez oldugu sonucuna varabilirsiniz). Bu kokten yanlis bir varsayim.
4. Butunu olusturan parcalarin mutlaka butununkiyle ilgili islevler gormesi gerektigi. Meshur fare kapani ornegi bu acidan akilli tasarimcilarin kendi kendilerini curuttukleri bir ornektir mesela, fare kapaninin parcalarinin fare kapmak disinda bir iste kullanilabilecegini gormezden gelerek mukemmel bir analoji kurduklarini dusunurler. Nitekim, bizzat Behe'nin verdigi biyolojik orneklerin cogunda alt birimlerin farkli baglamlarda islevsel olduklari gozlenmistir, bu orneklerin bazilarini daha once bu sitede verdim.
Yazan: Ali Riza Bolukbasi Tarih: April 19, 2006 07:08 PM
Mustafa bey,
Buraya ogrenmek icin geldigimi ta en basindan soylemistim.
Siz de bilgilendirmek isterseniz, vakit bu vakittir.
Well then.. Educate me:
Sigara dumaninin takip ettigi yol nasil ve neye indirgenebiliyor?
Bu arada, specified complexity dediginiz seyin 'irreducible complexity' bir subseti oldugunda mutabik oldugumuzu farzediyorum.
Yani, ayni zamanda, 'irreducible complexity'i de haiz olmasi lazim.
Dolayisi ile tekrar soruyorum: Sigara dumaninin takip ettigi yol nasil ve neye indirgenebiliyor?
Aman dikkat: Dumanin neye indirgendigini degil, takip ettigi yolun neye indirgendigini soruyorum.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: April 19, 2006 07:57 PM
Mustafa Bey,
Yine dayanamadim, son kez size yardim olsun babinda bir kac soru ekleyecegim. Belki gunun birinde bir bilim insani sizin karsiniza cikmaya "cesaret" edebilirse, hazirlanmak icin benim sorularimin da belki katkisi olur. Bir aksilik olur da soru sormak yerine soru cevaplamak durumunda kalirsaniz onceden uzerine dusunmus olursunuz.
1. Indirgenemez karmasiklik tanimlanirken sistemin parcalarindan bahsediliyor. Bu parcalar nasil belirlenmektedir (protein, aminoasit, hangisi)? Neden?
2. Indirgenemez karmasik oldugu soylenen sistemin kendisinin sinirlari nasil tanimlanmaktadir? Neden?
3. Verilmis bir sistemin ne kadar "indirgenemez karmasik" oldugunu sayisal olarak ifade etme sansimiz var midir? Farkli sistemlerin indirgenemez karmasikliklarini karsilastirmak acisindan. Indirgenemezlik ve karmasiklik icin ayri ayri olculer var midir?
4. Indirgenemez karmasikliginin derecesi verilmis bir sistemin dogrudan ya da dolayli evrimle olusma olasiligini yaklasik olarak hesaplayabilecegimiz bir model mevcut mudur? Yani evrim nerede bitmekte, tasarim nerede baslamaktadir?
5. Dembski, neden olasilik hesabini yaparken butun aminoasitlerin bir anda rastgele yanyana geldigini varsaymaktadir? Bunun evrim teorisiyle ilgisi nedir? Hesaplanmasi gereken olasilik neden bunun evrim surecinde olusmus olmasi olasiligi degildir? Dembski'nin hesabi, Behe'nin dolayli evrimin muhtemel olmadigi iddiasini dogru mu kilar? Aradaki alaka nedir?
6. Indirgenemez karmasik sistemlerin dogal secilime dayali evrimle olusamayacak olmasi neden onlarin tasarlanmis oldugunu gosterir? Baska olasiliklar yok mudur, varsa neden gecerli degildir?
7. Behe indirgenemez karmasikligin kucuk degisimlerle olusamayacagi yargisina parcalarin birinin eksilmesi durumunda fonksiyonun yitirilecegi varsayimindan (tanim itibariyle) variyor. Behe'nin orneklerindeki parcalarin eksilmesi kucuk bir degisim midir?
Daha uzar gider bu liste. Ama bunlari bile okuyacaginizdan emin olmadigim icin simdilik burada kesiyorum. Kolay gelsin!
Yazan: Ali Riza Bolukbasi Tarih: April 19, 2006 08:35 PM
su ideolojik yaklasımlardan bir kurtulabilsek her sey cok guzel ortaya cıkacak ama maalesef bunu yapamıyoruz.
her sey kocaman bir bilinmeze cıkıyor.
evrim uydurma cevaplar buluyor,akıllı tasarım'ın sadece tasarımı var.
guvenebilecegimiz tek sey akıl ve mantıgımız.
bence aklın yolundan gitmeliyiz,ortak bir noktada mutlaka bulusuruz.ateistler hariç,bir de körler.
ben akıllı tasarım savunuculugundan istifa ettim.
artık yaratılıscı oldum.
insan yapımı olanlar haric dogadaki hersey tanrı tarafından yaratılmıstır.bunu biliyorum,inanc degil...
Yazan: bercenay Tarih: April 19, 2006 10:37 PM
Sayın Akyol,
Darwinizm bir inancı (materyalizmi)bilime girdi olarak kullanıyorsa; AT'de (idealizmi) bilime girdi olarak kullanıyor.
Ayrıca önemli olan eldeki verilerle teoriye ulaşmak veya önce teoriyi oluşturmak,sonrada teoriyi test etmek,yanlışlamak,teoriyi tekrar düzenlemek ....kısacası teori ,pratik arasında karşılıklı ve sürekli bir ilişki oluşturmak.Önemli olan bu süreç.
Fikir seviyesindeki AT'de yukarıda belirtilen sürece dahil olabilir mi? Hiç zannetmiyorum.
Esas amacı toplum da hristiyanlığı hakim kılmak olan fanatik bir grubun amaçlarını gizlemek için kullandıkları bir araç AT.
Ait olduğu alan da bilimin değil,dinin.
Saygılar
Yazan: Can Tarih: April 19, 2006 11:42 PM
Sayın Bölükbaşı,
Buradaki ilk yorumlarınızı gördüğümde nihayet bilgili ve mantıklı bir darwinistle karşılaştığımı düşündüm.Ama görüyorumki bir kaç soru karşısında diğer tüm darwinistler gibi demagoji yapmaya başladınız.O kadar çok soru sormuşsunuz ki herbirinin cevabı sayfalar sürer. Ben kısa kısa cevaplar vereceğim.Dilediğiniz üzerinden devam edebiliriz.Bu arada hala ilk yorumumda sorduğum darwinizmin önkabule dayanmayan bilimsel delillerine dair cevabınız beklemekteyim.Bunu bekliyorum çünkü girdi tartışmasını siz başlattınız.Benim sorum lütfen gürültüye gitmesin.
Şimdi kısa kısa yazdıklarınıza cevap vermeye çalışayım
Şöyle yazmışsınız :
"Birşey dikkatimi çekti. Ben buraya yazmaya başladığımdan beri şahsen bana yöneltilen her soruya yanıt vermeye çalışırken, benim sözlerimin sadece bir bölümü cımbızla ayrılıp ona yoğunlaşılmakta ve bana yeni sorular sorulmakta."
Yazdıklarınızdan katıldığım bölümü(örn.darwinizmin ateizmi desteklemeyeceğini) zaten katılıyorum diye söyledim.Katılmadığım bölümden de anafikri(girdi) aldım ve sorumu sordum.Bunun suç olduğunu bilmiyordum..
Şöyle yazmışsınız :
" Dawkins'e ve daha birçok insana yapıldığı üzere, 10 saniye duraklayana kadar yüklenip sonra da "Hahaha! İşte cevap veremedi" diye alay etmek ya da söyleyeceklerimi o ya da bu şekilde evrim teorisi aleyhine yormak mıdır? "
Dawikinse sorulan evrimin en hayati sorusudur.Yani "Bilgi üretici bir mutasyona veya başka bir evrimsel sürece herhangi bir örnek verilip verilemeyeceği" sorusunu eğer siz duraklayana kadar yüklenmek olarak görüyorsanız vay darwinizmin haline.. Bu soru darwinizmin temelidir."Bilgi üretici süreçler" gösterilemiyorsa darwinist evrimden geriye bir enkazdan başka ne kalır ? Buna cevap verememek soruyu soranın değil cevap vereMEyenin suçudur.
Şöyle yazmışsınız :
- Kendini bilimsel olarak tanımlamasına rağmen hakemli bilimsel dergilerde kendine yer aramak yerine popüler düzlemde yaygınlaşmaya çalışan başka bir "bilimsel teori" var mıdır?
Hakemli dergiler bugünkü natıralist paradigmanın yılmaz savunucularıdır.Zaten AT'de bu paradigmayı değiştirmeye çabalamaktadır.Bu açıdan bu sorunun bir anlamı ve "bilimsel" bir değeri yoktur.
Şöyle yazmışsınız :
- Bilim kamuoyunda (henüz) kabul görmediği halde okullarda okutulsun diye politik ve hukuki mücadele başlatılan başka bir "bilimsel teori" var mıdır?
Bu bir süreç.Eğer birçok alanda darwinizm tartışılıyorsa ve 100 yıldır çocuklarımıza ikon benzeri masallar "bilim" diye öğretiliyorsa bazı kişilerin de buna tepki vermesi kaçınılmazdır.Bu ikonların ne olduğunu siz daha iyi biliyorsunuz. Bkn.http://www.iconsofevolution.com/
Şöyle yazmışsınız :
- Akıllı tasarım temel alınarak canlılık hakkında üretilmiş ve test edilmiş herhangi bir hipotez ya da tahmin (prediction) var mıdır?
AT daha bilim dünyasına yeni girmeye çalışan bir teoridir.Çılgınca bir din gibi savunulan darwinizmden fırsat bulunursa ve yaygınlaşırsa canlılık hakkında darwinizmden çok daha sağlıklı hipotezler üretilecektir.İndirgenemez karmaşıklık kavramı artık bilimsel literatüre girmiştir.AT başlangıçtaki hedeflediği programdan da daha hızlı ilerlemektedir. Paradigma değişikliğinin böyle sancılı olacağı kaçınılmazdır.Paradigma değişiminin sancıları konusunda T.Kuhn'u okumanızı öneririm.
Şöyle yazmışsınız :
"- Akıllı tasarımın delilleri ve bunlara dayanarak ürettiği tahminlerdeki (eğer varsa) hata payını sayısal olarak ifade edebilecek bir ölçüm geliştirmek mümkün müdür?"
Bu soruyu bir darwinist soramaz.Aynı soru kendilerine sorulduğunda cevap veremiyorlarsa (sakın bana mutasyonların hata payı ölçümlerinden bahsetmeyin , bu konuda Lee Spetner'in hesapları ortadadır) Bunun adı kafa karıştırmaya çalışmak ve bulanık suda balık avlamaya çabalamaktır.
Şöyle yazmışsınız :
Bizzat Behe, mahkemede verdiği ifadede şöyle demiş midir: "Bugüne kadar akıllı tasarım savunucuları tarafından yazılmış ve hakemli bir dergide yayınlanmış, biyolojik bir sistemin bilinçli bir kaynak tarafından nasıl tasarlandığını deneysel ve matematiksel olarak inceleyen bir makale bulunmamaktadır."
Bu bir sır olmadığı gibi darwinist açıdan övünülecek bir şey de değildir.Hakemli dergilerin bugünkü paradigma olan naturalizme a priori bağlı olduğunu ve AT'nin de zaten bu paradigmayı değiştirmeye çalıştığını yukarıda söyledim.
Şöyle yazmışsınız :
"Discovery Center'ın muhafazakar hıristiyan çevreler tarafından yaradılış inancına bilimsel taban oluşturmak amacıyla kurulduğu bilindiği halde, akıllı tasarımın ortaya çıkış sebebinin doğru olduğu gösterilmesi arzu edilen bir inanç olduğu savı neden yanlıştır?"
Bu pagrafta cümle düşüklüğü var.Ne sorulduğu tam anlaşılmıyor.
Şöyle yazmışsınız
"- İndirgenemez karmaşıklığın tasarımı gerektirdiği sonucuna varmak için yapılan varsayım nedir? Tasarım sonucuna varılırken insan bilincine benzer bir bilinç mi varsayılmaktadır? Öyleyse, bu varsayım neden geçerlidir?"
İnsan bilinci elimizdeki geçerli kanıt değilse hangi bilimsel araştırmanın sonucuna güvenebiliriz ? O zaman tesadüfen evrilmiş zekanın "gerçeklik" hakkındaki görüşleri de yanıltıcı değil midir ? O zaman da aynı şey darwinizm için ve çıkarımları içinde geçerli değil midir ? Gödel'in tamamlanamamazlık teoreminden bahseden birisinin bu soruyu sorması çok saçmadır.Bu konuda hiçbir şey okumadığınız çok belli. İndirgenemez kompleks çıkarımı için Bkn.M.Behe , W.Dembski ve S.J.Mayer'in makaleleri.
Şöyle yazmışsınız :
Sık sık evrim teorisinin çökmekte ve akıllı tasarımın bilim dünyasında yükselen popülariteye sahip olduğunu iddia eden tasarımcılar sadece adı Steven ve türevleri olan ve özetle evrim teorisinin yeterli deliile desteklendiğini söyleyen bir bildirgeye imza atan bilim insanlarının sayısının tasarımcıların her türlü listesindeki isimlerin sayısından daha fazla olması konusunda ne düşünmektedirler?
Üçüncü tekrar:Bakınız paradigma değişikliği..Bir teoremin yaygın kabul görmesi onun otomatikman doğru olduğunu göstermez.Bir bilim adamı eğer teorisinin doğruluğunu kanıtlarla değilde yaygın çoğunluğu örnek vererek destekliyorsa o teoremin delillerle değil inançlarla ayakya kaldığını gösterir.
Naturalist önkabul ortadan kalkarsa darwinizmden geriye koca bir hikaye kalır.Çinli bir paleantolog ABD'de kambriyen patlaması ve bunun darwinizmin "ortak atadan türeme" tezine meydan okuması ile ilgili bir konferans verdikten sonra sorulan soruların hep fosillerle ilgili ayrıntılar olmasına şaşrımış ve J.Wells'e "niçin ana konu ile ilgili soru sormuyorlar" deyince Wells "ABD'de darwini ekleştirmek pek hoş karşılanmaz" demiş.Bunun üzerine Çinli paleantolog "Biz Çinde darwini eleştiriyoruz ama hükümeti eleştiremiyoruz , siz ise hükümeti eleştiriyorsunuz ama darwini eleştiremiyorsunuz, çok ilginç " demiş. Buyrun ideoloji karşılaştırmasını yapın.Ondan sonra "destekleyen bilim adamı sayısını" tartışalım.
Şöyle yazmışsınız :
" - Evrim teorisinden herşeyi açıklamasını bekleyen akıllı tasarım "teorisi", canlıların birçok özelliğinin gayri-muntazam (suboptimal) olmasını nasıl açıklamaktadır? "
Bu soru canlıların mekanizmalarının kökenini sorusunu gündemden çıkartma manevrasıdır.Doğal yollarla açıklanamayan komplekslikler ortada iken böyle bir soru hedef saptırmadır. Bu "kusurlu tasarım" da denilen itiraz için bknz:
http://www.mustafaakyol.org/archives/2005/09/kusurlu_tasarm.php
Şöyle yazmışsınız :
- İndirgenemez karmaşıklık kavramı doğadaki koşulların her zaman aynı olduğunu mu varsaymaktadır? Eğer böyle değilse, altbirimlerin zamanın koşullarında avantajlı olabileceği ihtimalini gözardı etmeden bir birimin indirgenemez olduğuna karar vermek mümkün müdür?
Bu bir ihtimali değil bir önkabulü yansıtmaktadır.Bugünkü şartlarda bilinen doğal mekanizmalar yetmeyince hayali doğal mekanizmalar aramak çaresizlik belirtisidir..Bunun bilimsel bir değeri yoktur.
- İndirgenemez karmaşıklık kavramı bir bütün olarak birlikte iş gören bir birimin parçalarının değişemez olduğunu mu varsaymaktadır?
Soru sormak için mi soruyorsunuz ? İndirgenemez komplekslik ile ilgili yığınla makale var.Ayrıca Behe'nin bu tip itirazlara yönelik cevapları da mevcut.Hala bu konuyu anlayamadı iseniz Behe'nin cevaplarına bkn.www.arn.org ve http://www.discovery.org/ Doğal mekanizmaların kompleks sistem üretme yeteneği gösterilemeden bu tip itirazların bir mantığı yoktur.
Bizzat akılı tasarımın babası olan Phillip E. Johnson akıllı tasarımın amacının yaradılışçılığı bilimsel bir çerçeveye oturtmak olduğunu söylemiş midir? Yine aynı Johnson, akıllı tasarımın kökenini İncil'de olduğunu söylemiş midir?
AT'nin argümanları bilimseldir.Argümanlar üzerine konuşalım, niyetler üzerine değil.Kişinin kendisinin , AT'yi felsefesine destek olarak kullanması kimseyi ilgilendirmez.Tıpkı darwinizmi ateizme destek olanların ilgilendirmeyeceği gibi.Burada önemli olan sizin ilk olarak bahsettiğiniz, felsefenin darwinizmdeki gibi "girdi" haline gelmemesi..AT'de herhangibir felsefi girdi yok.
Şöyle yazmışsınız:
- Yine aynı Johnson, "köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek lazım" (Önce İncil'den bahsetmeyip laik gönüllere girelim, sonra İncil'i gündeme getiririz) mealinde şeyler de söylemiş midir?
Johanson'un inançlı bir hristiyan olduğunu bilmeyen yoktur.Önceki paragrafta söylediğim gibi
felsefi düşünce "girdi" haline gelmiyorsa sorun yok.AT'de bu girdi yok.
Şöyle yazmışsınız :
"- Akıllı tasarım bilim derslerinde öğretimeliyse, yine bilim dünyası tarafından bilim oldukları kabul edilmeyen, UFO'culuk, astroloji, medeniyet uzaydan gelmiştircilik gibi savunucuları tarafından bilimsel oldukları iddia edilen "sözde bilimler"in de bilim derslerinde öğretilmesi gerekmez mi?"
Bunlar felsefi düşüncelerdir.Herhangibir kanıtı yoktur.Bunlarla beraber anılması gereken varsa aslında o da darwnizimdir.Naturalist felsefede tıpkı bunlar gibi bir inançtır.Eğer naturalizmin inanç olduğunu kabul ediyorsanız bu soruyu sormanız anlamsızdır.Yok kabul etmiyorsanız o zaman Gödel'in "tamamlanamazlık teoreminden" bahsetmeniz anlamsızdır.
Şöyle yazmışsınız:
"- Türkiye'de yaradılışçılık biyoloji derslerine hangi iktidar tarafından sokulmuştur? Bu yapılırken insanın evrimi "sansürlenmiş" midir?"
Biyoloji dersinde yeralan yaratılışçılık konusunda Mustafa Bey'in düşüncelerini paylaşıyorum.İnsanın evriminin sansürlenmesini değil yukarılarda linkini verdiğim J.Wells'in Evrimin ikonları sitesindeki gibi bilgi fişleri ile kanıt olarak sunulan bu ikonların sorunlarının yani darwinizmin sorunlarının da evrim hipotezinin yanında anlatılması taraftarıyım.
şöyle yazmışsınız:
"- Türkiye'de biyoloji derslerinde evrim kuramı sizce doğru olarak mı öğretilmektedir?"
Evrim teorisi zaten tüm dünyada "yanlış" olarak , yani kanıtlanmış gerçek gibi öğretilmektedir.Bu teori sorunlarıyla beraber objektif ve naturalist önkabulden arınmış olarak öğretilmelidir.Türkiye ile ilgili düşüncelerimi ise yukarıda söyledim.
Şöyle yazmışsınız:
"- Türkiye'deki din öğretmenlerinin çoğunluğunun din derslerinde biyoloji bilimine el atarak "benim atam maymun değildi" gibi cahilane yorumlarla öğrencileri yanlış bilgilendirdikleri malumken, bilimsel gerçeklere dayanarak öğrencilerine evrim teorisinden bahseden öğretmenler hakkında soruşturma açılmasını da alkışlıyor musunuz?
Hiçbir sansür ve sürgün girişimini alkışlamıyorum.Din derslerinde dinsel anlamda yaratılışçılık öğretilebilir elbet..Ne yani din dersine de mi el atacaksınız ?
- Eğer bilimlerin doğru öğretilmesinden yanaysanız, yaradışçılık adlı bilimsel olmadığı sabit olan politik akımın Türkiye'de biyoloji müfredatından çıkarılması için herhangi bir girişimde bulundunuz mu?
Elbette bilimlerin doğru öğretilmesinden yanayım.Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum.Ve bunun için AT'nin de evrim hipotezi birlikte öğretilmesini ve her iki hipoteze yapılmış itirazlarında müfredatta yeralmasını savunuyorum.
Ve şimdi ben sizden ilk olarak sorduğum sorumun cevabını bekliyorum.Darwinizmin naturalist önkabulle bezenmemiş delillerini ? Bunu beklemek hakkım değil mi ?
Yazan: S.Öztürk Tarih: April 20, 2006 12:59 AM
Sayın Bölükbaşı,
Size "girdi" sormuştum ve verdiğiniz cevap konuyu ne kadar yanlış anladığınızı gösteriyor. Şöyle demişsiniz:
"Indirgenemez karmasiklik kavraminin tanimi itibariyle "tasarim" sonucunu cikarabilmek icin ortaya atildigi aciktir. En bastaki inanca dayali girdi budur."
Bakın burada bir NİYET OKUMASI yapıyor, sonra da bunun teoride bir girdi olduğunu sanıyorsunuz.
Eğer AT, "inancımız gereğince doğada tasarım vardır, bu tasarımı göstermek için şu yöntemi kullanırız" diye işleyen bir teori olsaydı, haklı olabilirdiniz. Oysa durum hiç öyle değil. AT, "doğada tasarlanmış varlıklar olabilir mi acaba" sorusuyla başlar.
Bir inancı girdi kabul eden teori Darwinizm'dir. "İnancımız gereğince doğada tasarım olamaz" diye başlar.
Dolayısıyla meselenin püf noktası olan ve "girdi" konusunu lütfen bir daha düşünün. Bunu, önemi ve sizin buradaki yanılgınız nedeniyle bu kadar ön plana çektim.
Öte yandan fıkralarınız, haksızlığa uğrama argümanınızı, "bilimsel esteblishment"a atıflarınızı vs. bir kenara bıkarsak, ciddi argümanlarınıza şunlar denebilir:
1." Indirgenemez karmasikligin ancak tasarimla aciklanabilecegi. Bunun dogru oldugunu gosteren ortada hicbir gecerli gozlem ya da neden yoktur. Tamamiyla felsefi ve insanmerkezci (dogayi aciklamak icin sadece insan bilincini model aldigi icin) bir varsayimdir" demişsiniz.
"Indirgenemez karmasikligin ancak tasarimla aciklanabilecegi", bizim tüm gözlem ve deneylerimizin gösterdiği sonuçtur. Aksini savunan, aksi yönde bir deney ve gözlem göstermek zorundadır.
2) İndirgenemek kompleksliğe dair getirdiğiniz argüman (yani sistemin parçalarının başka işlevler de üstlenebileceği argümanı) İndirgenemek komplekslik argümanını çürütmez. O alt parçaların farklı bir fonksiyon için yeniden nasıl organize olacakları sorusu hala ortadadır. 40 parçalı flagellumun 10 parçasının bir başka fonksiyonu olduğu gösterilse, soru "31 parçalı sistem nasıl oluştu" sorusudur.
3) Öte yandan "karmaşık sistemlerin parçalarının hepsi alt-fonksiyonlara muhakkak sahiptirler" diye baştan bir varsayımla hareket etmek de bir "inançtır".
Saygılar,
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 20, 2006 12:59 AM
Müzmin bey
Sigara dumanı bir sistem değil ki indirgenebilir olsun veya olmasın. İndirgenemez komplekslik, çok parçalı ve ancak tam olduğunda işlev görev sistemleri tanımlayan bir ifade.
Specified complexity konusunda Dembski'yi yeniden önermekten başka şu an yapabileceğim bir şey yok. Veya az bekleyin, AT ile ilgili kitabı bitirme azmindeyim.
Saygılarımla,
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 20, 2006 01:02 AM
Sayın Bölükbaşı ,
Size daha yukarıda cevap verdim ama yeni yazınızı görünce birşeyler eklemek istdim.
Mustafa Bey sizin girdi konusundaki örneğinize gayet güzel bir şekilde cevaplamış.Ben şimdi sizin darwinizmde olmadığını iddia ettiğiniz önkabullerle ilgili birkaç şey söyleyeceğim. Mesela Harvard'dan ünlü bir evrimci olan Richard Lewontin şöyle demektedir :
Bizim materyalizme olan bir inancımız var, a priori bir inanç bu. Bizi dünyaya materyalist bir açıklama getirmeye zorlayan şey, bilimin yöntemleri ve kuralları değil. Aksine, materyalizme olan a priori bağlılığımız nedeniyle, dünyaya materyalist bir açıklama getiren araştırma yöntemlerini ve kavramları kurguluyoruz. Materyalizm mutlak doğru olduğuna göre de, İlahi bir açıklamanın sahneye girmesine izin veremeyiz."
İşte naturalist felsefenin yaşam teorisi hakkındaki gerçek girdisi budur.Bu , naturalist felsefenin bilime önkabul olarak dayatılmasıdır. Binlerce evrimciden buna benzer sözler duyabiliriz.Gödel'den bahseden bir evrimci olarak siz , bu bilimadamlarının teorilerini savunmakta ve sürekli kendi tarafınızı anlatırken "bilim insanları" tabirini kullanmaktasınız.
Meseleyi açıklığa kavuşturmak için Gödelin tamamlanamazlık teoremini hatırlayalım.Timothy Feris Gödel'in teoremini şöyle açıklıyor:
"Gödel'in teoremi herhangi bir sistemin mutlak geçerliliğinin -bu bilimsel bir sistem olsa da- bu sistemin kendi içerisinde ispat edilemeyeceği tespitinde bulunur.Başka bir deyişle , bir teorinin kapsayıcı olup olmadığı eğer bu çerçevenin dışında bunun sınanabileceği bir şey yoksa , tayin edilemez.[...]Kısaca evrene dair , geçerliliği ispat edilebilecek kapsamlı ve eksiksiz bir teori yoktur ve hiçbir zamanda olamaz."
Sayın Bölükbaşı siz bu teoremden başka bir önkabulünüzün olmadığını baştan belirmiştiniz. Ben de sizden aynı cenahlarda evrim teorisini savunduğunuz Lewontin'in ve başka binlerce evrimcinin benzer mealde "materyalizm mutlak doğru olduğuna göre" sözlerini bu teorem ışığında açıklamanızı bekliyorum.
Birde J.Wells'in kitabında anlattığı hayali bir zeki öğrenci-öğretmen diyaloğu var.Burada da evrimsel açıdan hayli önemli olan homoloji kavramının ne derece önkabullerle bezeli olduğunu göstermek istiyor ve yine sizden aslında olmadığını iddia ettiğiniz bu felsefi girdiyi açıklamasınızı bekliyorum:
-Öğretmen : Bugünkü derimize hızlı nbir tkrar ile başlayalım.Dün size homolojiden bahsettim.Ders kitabınızda gösterilen omurga eklemleri gibi homolog özellikler , canlıların ortak atadan geldiği savına en iyi kanıtı sağlamaktadır.
-Öğrenci :Bundan dün sözettiğinizi biliyorum , ama benim kafam karışık.Özelliklerin homolog olup olmadığını nasıl biliyoruz ?
-Öğretmen : Şayet omurga eklemlerine bakarsan , onların farklı işlevleri yerine getirmek üzere adaptasyon geçirmelerine rağmen , kemik yapılarının yapısal açıdan benzer olduğunu görebilirsin
-Öğrenci : Fakat ahtapot gözü yapısal açıdan insan gözüne benzese bile bu iksinin homolog olmadığını dün bize söylemiştiniz
-Öğretmen : Evet bu doğru .Ahtopot gözü ile insan gözü homolog değildir , çünkü onların ortak ataları böyle bir göze sahip değildi.
-Öğrenci : O zaman benzerlik olsun ya da olmasın ortak atadan gelmediği sürece, özellikler homolog değildir
-Öğretmen : Evet şimdi önemli noktayı yakaladın.
-Öğrenci : (şaşkın gözlerle) Aslında hala kafam karışık.Homolog özelliklerin ortak atayla ilgili en iyi kanıtı sunduğunu söylüyordunuz.Ancak özelliklerin homolog olup olmadığını söylemeden önce,onların ortak bir atadan gelip gelmediğini bilmek zorundayız
-Öğretmen : Bu doğru.
-Öğrenci : (ellerini kaşıyarak) Bir şeyi kaçırıyor olmalıyım.Bana öyle geliyor olmalı ki siz, "özelliklerin ortak bir atadan geldiğini biliyoruz, çünkü onlar ortak bir atadan geliyor" diyorsunuz.Bı kısır döngü düşünme biçimi değil mi ?
Buyrun sayın Bölükbaşı "önkabulsüz ve felsefi girdisiz" dediğiniz darwinizmin basit bir sorununa -daha buna benzer bir çoklarını yazmaya vaktim yok- öğretmen yerine siz cevap verin..
Sakın öğrencinin kaçırdığı şey a priori kabul edilmiş naturalist felsefe olmasın ?
Yazan: S.Öztürk Tarih: April 20, 2006 02:32 AM
0. Darwin, hicbir varsayima dayanmadan, dogadaki canliligin cesitliligi
ve devamini anlamak amaciyla uzun yillar boyunca gozlem yapmis,
gozlediklerine dayanarak bu cesitliligi aciklayan bir mekanizma
onermistir.
Discovery Institute, yaradiliscilik fikrinin bilimsel olmadigi sabit
goruldukten sonra bu fikre bilimsel dayanak olusturmak amaciyla
kurulmustur, bu da bilimsel yontemi tersten isletmek demektir, temelden
bilimsel yonteme aykiridir. Burada niyet okuma falan yok, bu bir
gercektir, hepimiz biliyoruz.
1. Behe'nin "teorisi"nin iki bileseni var: (a) Indirgenemez karmasiklikta
sistemler dogada bulunur. (b) Indirgenemez karmasiklik ancak akilli
bir tasarimci tarafindan tasarlanmis olabilir.
Akilli tasarimcilarin verdikleri butun ornekler (cogunun iddia edildigi
anlamda delil olmadigi gosterilmistir) (a) onermesine iliskindir.
(b) onermesi insan merkezci ve inanc esasli varsayima dayali totolojik bir
onermedir. Bu da bir girdidir. Bu onermeyi destekleyen deney ve gozlem
gosterirseniz sevinirim.
2. Eger bugun canliligin molekuler mekanizmasinin cok kucuk bir bolumunu
biliyorsak, ki oyledir, 40 parcali bir butunun 10 parcasinin
bagimsiz bir islevinin olmasi istatiksel acidan cok cok anlamli bir
gozlemdir ve bircok parcanin da ayni sekilde farkli islevler gorebiliyor,
farkli sistemlerde kullanilabiliyor olabileceklerinin onemli bir
gostergesidir.
"O alt parcalarin..." derken parcalar ayri ayri varolduktan sonra
parcalarin "haydi bir araya gelelim voltrani olusturalim" demeleri
gerektigini varsayiyorsunuz. Orkestrayi olusturan parcalar arasi
etkilesimler de sistemin birer parcasidirlar ve tipki parcalar gibi
bircogunun alt baglamlarda da gozlenirler (kamci orneginde, bir grup
proteinin kamcinin isleviyle ilgili olmayan bir kompleks olusturduklari
gozlenmistir ve protein kompleksleri proteinler ve bunlarin arasindaki
etkilesimlerden olusurlar).
3. "Karmasik sistemlerin parcalarinin hepsi alt-fonksiyonlara muhakkak
sahiptirler" gibi mutlak bir cumle inanc da olabilir, bilimsel onerme
disinda herhangi baska birsey de.
"Bircok karmasik sistemin bircok parcasinin alt fonksiyonlara sahip
olduklari gozlenmistir" onermesi bilimsel ve (bilimsel acidan) dogru
bir onermedir, cunku gozlem ve deneylere dayanir, ve bu gozlem ve deneyler
de kendisini desteklemektedir.
4. Ikinin neden yetmedigini, ucun neden gerektigini aciklarsaniz sevinirim.
Not: Sayin Ozturk'e tek tek cevap verdigi icin tesekkur ederim, yanitlarinda
bircok (iyi niyetli) hata var, indirgenemez karmasiklik konusundaki
sorularimda iletisim zorlugu cekmisiz, bazi yanitlari da tam benim
gostermek istedigim noktayi isaret ediyor. Zaman bulabildigimde bunlari
detayli olarak aciklayacagim. Ve elbette dogal secilime iliskin delilleri.
Yazan: Ali Riza Bolukbasi Tarih: April 20, 2006 06:52 AM
"(b) onermesi insan merkezci ve inanc esasli varsayima dayali totolojik bir onermedir. Bu da bir girdidir. Bu onermeyi destekleyen deney ve gozlem gosterirseniz sevinirim." [ARB]
Bu soruya doyurucu ve ikna edici bir cevap gerekiyor ve izleyebildiğim ve anlayabildiğim kadarıyla böyle bir cevap henüz ortada yok.
Sayın Ali Rıza Bölükbaşı Bey ve Sayın Yılmaz'ın bu platformda yazmalarını destekliyorum. Zekasına, bilgi birikimine ve ekrandan algılayabildiğim kadarıyla kişiliğine büyük saygı duyduğum sevgili dostum S.Öztürk Bey'le tartışmaları bizim için bir kazançtır. Sevgili Muzmin Anonim dostumuzun hepsiyle tartışması da öyle. Fakat anlamadığım bir husus var: Değerli Mustafa Akyol, mesela Kürt sorununda gösterdiği serinkanlı yaklaşımı, sağduyuyu ve olgun dil ve üslubu niçin ID hususunda göstermiyor ve gitgide yükselen ve kırıp döken bir öfke nöbetine tutuluyor?! (Bunu daha önce de sormuştum ve mealen "Yok öyle birşey, bunu da nerden çıkarıyorsunuz?" demişti ama ben böyle algılamaya devam ediyorum.)
Yazan: metin-thePoor Tarih: April 20, 2006 10:26 AM
Akıllı Tasarım evrimcilere cevap veremez. Neden mi Bu sorunun cevabının su itirafta bulabiliriz
Dr. Ümit Sayın
"Archaeopteryx'in uçan bir dinozor olmasının evrim kuramının doğruluğu ve geçerliliği açısından fazla bir önemi yoktur. Hiçbir geçiş fosili bulunmasa bile bu evrim kuramını çökertmez... Varsayalım ki, henüz hiçbir fosil bulamadık; bu tüm ara canlıların kaybolduğunu, doğaya karıştığını gösterir.... Diyelim ki tüm fosiller fos çıktı! Bu bile evrim kuramını çökertmez, çünkü fosiller, Archaeopteryx ve diğer geçiş hayvanları sadece mekanizmaların izahı için gereklidir" diyor.
Hala evrimin bilimin oldugunu iddia edenler var :))))BU DOGMATİK ANLAYIŞ BU SİTEYE DE BULAŞMIS.
bu tür itiraflar yüzlerce değil yüzbinlerce. Delil yok onlarda biliyor. Ne olursa olsun biz bu zırvalığa inanırız diyorlar. Tabi ki yine yukarıdaki zihniyete sahip insanlar hemen aynı tür zihin carpıklıgı ile cevap vermeye calısacaklar. Kabul edin artık evrim gercekten bir dindir.İnançtır. Yanlışlıgı düşünülülemez bile size göre.Gercek su ki dini inançları dogma diye niteleyen ahmakların tamamının sözleri dogmatiktir. Bilgiye dayanmaz. Yoruma felsefeye materyalizm denen batıl dine dayanır.Kambriyen devrinin senelerce gözardı edilmesi gerçeğinde oldugu gibi deliller gözardı edilir.Gıdasız kalan bakteriler kendi gıdalarının üretmeye kara vermişlerdir diyerek bakterilerin fotosentez yapmaya karar verdikleri gibi cok aşırı bilimsel(!) bir cocuk masalı anlatılır.Oysaki bu ifade Fotosentezin kendiliğinden oluşmuş olması gerektiği önkabulunden yola cıkarak söylenmiş düpedüz bir masaldır. Bilim bunun neresinde?
Evrimin bilim oldugunu iddia edenler gitsin ilk önce bir sözlük karıstırsınlar. Kelimesin manasını iyice bir öğrensinler. Sonra gelsinler. Konusalım. Biliminin evrime hele veri girdisi sağladıgını iddia etmek evrim teorisinden bile daha akıldısı. Bilim materyalizme veri saglamak zorundadır. aksi düşünülemez önyargısının bu kadar net ve acık olarak dile getirilmesi gercekten cok güzel. Masalperestlerin zihniyetini sergilemesi acısından oldukça değerli bir örnek.
Yukarıdaki cümlede cok net bir ifade var. "Deliller mekanizmaların izahı için gereklidir". izah edilse de edilmese de bu böyledir mantıgı evrimci ahmakların iddia ettiği gibi dini inançlarda bile yok.Sadece evrimde bir de cocuk masallarında var. Gerçi pek farkları yok. Önceden ben evrimcilerin sebeplere taptıgını dusunurdum sonuclara bakmadıklarını. oYsaki evrimciler sebep mebep aramıyorlar. Tüm yüksek sesle söylenen masalların aksine materyalizme iman ederek yola cıkıyorlar.
Gelelim Giriş cümlemizin neden doğru olduguna Akıllı tasarımla evrime cevap vermek gercekten mümkün değil. Akıllı tasarım sebeplerin yaratıcı olamayacagını izah etmeye yarar. Fakat ortada sebeplerle varılmış bir sonuc gercekten yok. Ortada varsayımdan yola cıkarak önkabullerle yola cıkarak ortaya atılmış bir teori ve senelerdir o teorinin ispatına dair yapılan felesefik yorumlar var. Bu nedenle Evrimin çürütmeye calısmaktansa evrimin Gercek anlam itibariyle bir dogma oldugunu gözler önüne sermek daha doğru.Akıllı Tasarımın anlaşılamamasının sebebi de kanaatimce budur.Sebepleri çürütmeye calışmak gercekten bu masalı çürütmeye yetmez. Ne yaparsak yapalım gözlerine de soksak bu masallar kıyamete kadar anlatılacak.Bilimsel Masallar adı altında bunları toplayıp Kamuoyuna sunmak Gerekiyor Kanaatimce :)))) Çocuklara Mizah kitabı .
Saygılarımla,
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: April 20, 2006 12:22 PM
Evrim ve bilim konusunda ceşitli yorumlar evrimcilerden ve karsıt görüşlerden:
Pierre Teilhard de Chardin :
"Evrim bir teori, bir sistem ya da bir hipotez midir? Hayır o bunların hepsinden öte bir şeydir. Evrim, kendisinden kuşku duyulmayan yegane ilkedir ki, tüm teoriler, tüm sistemler, tüm hipotezler, ciddiye alınabilir ve doğru olabilmek için ona dayanmak zorundadırlar. Evrim, tüm gerçekleri aydınlatan bir ışık, tüm çizgilerin kendisinden çıkması gereken bir ana çizgidir. İşte evrim budur" (din yani)
Francisco Ayala, "Nothing in Biology Makes Sense Except in the Light of Evolution: Theodosius Dobzhansky, 1900-1975", Journal of Heredity, (V. 68, No. 3, 1977), s. 3.
İngiliz zoolog ve evrimci D.M.S. Watson :
"Evrim teorisinin yaygın kabul gören bir teori olmasının nedeni bu teoriyi ispatlayacak yeterli delilin var olması değil, ancak diğer alternatifin yani doğaüstü yaratılışın tümüyle kabul edilemez olmasıdır"
Sidney Üniversitesi antropologlarından evrimci Dr. Michael Walker
"Birçok bilim adamı ve teknoloji uzmanının Darwin'in teorisine onay veriyor olmalarının tek nedeninin, bu teorinin Yaratıcı'nın varlığını reddetmesi olduğunu kabul etmek zorundayız"
İngiliz fizikçi, H.S. Lipson :
"Aslında evrim, bir bakıma bilimsel bir din haline gelmiştir. Hemen hemen tüm bilim adamları bunu kabul etmişler ve pekçoğu da gözlemlerini ona uydurmak için bulgularını eğip bükmeye hazırlanmaktadırl"
Henry M. Morris, The Long War Against God, Baker Book House, 1996, s.127
Bilim Tarihçisi Margorie Grene :
"Darwinizm'in tutulma ve halen de insanların zihninde yer etmesinin sebebi onun bir bilim dini olmasından kaynaklanmaktadır. Küçük ve şansa dayalı hataların dışsal ve dolaylı determinasyonu, hayatın, insanların, ve insanın en derin umut ve en yüksek başarılarının ortaya çıkmasının doğacı evrimin en temel taşları olduğu addedilmektedir... Birtakım değişikliklere uğramış, ancak özde hala aynı özellikleri taşıyan Darwin teorisi, kendisine ilahi bir şevkle inanan taraftarlarının tebliğ ettiği bir din haline gelmiştir ve teoriye şüphe ile bakanları bilimselliğe yeterli inancı olmayan kafası karışık kişiler olduğunu düşünmektedirler" Margorie Grene, Encounter, (Nov. 1959), s. 48-50
George Gaylord Simpson(neo darwinist) :
"Elbette dini olarak tanımlanan ve dini duygulara dayanan ve hala varlıklarını koruyan bazı inanç sistemleri vardır. Bunların evrimle uyuşmaları kesinlikle söz konusu değildir ve dolayısıyla duygusal etkilerine rağmen, entelektüel olarak savunulmaları mümkün değildir. Ancak duygusal alanda kalmaları şartıyla, ben bunların evrimle bir arada var olabileceklerini savunuyorum. Bir başka deyişle, evrim ve doğru din, birbirleriyle uyuşabilirler"
Philip E. Johnson, Darwin on Trial, 2. B, Illinois: Intervarsity Press, 1993, s. 131
Thomas Dwight :
"Evrim konusunda kurulmuş olan diktatörlük, meselenin dışında olanların tahmin edemeyeceği kadar despot hale gelmiştir. Sadece düşünce sistemimizi etkilemekle kalmıyor; aynı zamanda terör çağlarını aratan bir baskıyı da sürdürüyor. Acaba bilim dünyası liderlerinden kaç tanesi düşüncelerini aynen açıklayabiliyorlar"
Harvard Üniversitesi paleontoloğu Stephen Jay Gould :
"Darwinizm'in özü tek bir cümlede ifade edilebilir: 'Doğal seleksiyon evrimsel değişimin var edici gücüdür.' Kimse doğal seleksiyonun uygun olmayanı elemesindeki negatif rolünü inkar etmez. Ancak Darwinci teori, "uygun olanı var etmesi"ni de istemektedir"
Hala bilim oldugunu iddia ediyor olmalıyız. Ne desek boş Ne yazsak anlamsız ah şu ön kabuller ah. Zaten öyle olmasaydı Yukarıdaki itirafları yapan bilim adamı ünvanlı zevat bu masalı terkederdi.O yüzden ben burada bu hikayenin bilim olmadıgını kabul ettirmeye ugrasmıyorum bölükbaşı gibi bu dinin sağlam müminlerine. Sadece kesin bir bilgi diye yutturmaya calıstıgınız masalın aslında hiç te öyle olmadıgını Kafası belki karışık olan şüphe içerisinde olan insanlara anlatabilmek için yazdım.
Bu arada ne hikmetse yukarıdaki sözlerlerle bölükbasının yorumları arasında tamamen bir paralellik görüyorum. Tesadüf olmalı sanırım. Varlıgımızı borclu oldugumuz tesadüf:)
Saygılarımla,
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: April 20, 2006 12:39 PM
Yazan: S.Öztürk Tarih: April 20, 2006 12:49 PM
Sayın Yorumcular
Farshad beyin linkini verdiği http://www.uncommondescent.com/index.php/archives/844
Türkçe çevirisini sitemizde bulabilirsiniz.Sitemizin 'Kör Saatçinin Gör dediği'adlı ilk makalesinde, bu bilim adamlarının yayımladıkları en önemli kitaplarının detaylı eleştirilerini yayınlamıştık.Bizim bu makaleye ulaşmamıza vesile olan Farshad beye teşekkür ederiz
Saygılarımızla...
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: April 20, 2006 05:15 PM
Sayın Bölükbaşı'nın yaptığı en son eleştirilerin 1.Maddesini(inanç girdisi) Mustafa Bey cevaplandırmıştı.Aynı maddeki "insan merkezli" iddiasını da Metin Bey'e yazdığım yorumda ben cevapladım.3.Maddedeki önerme itiraz bile sayılmaz çünkü ikinci paragrafı birinci paragraftaki önermeyi doğruluyor.4.Maddede ki soru ise Sayın Bölükbaşı'nın Behe'nin İK tanımını hala anlamadığını gösteriyor.Bunun için Bölükbaşı'nın Behe'nin İK tanımına "tekrar" yönlendirmekten başka bir yol yok.
Şimdi ben önemli bulduğum Ali Rıza Bey'in 2.Maddedeki itirazına değinmek istiyorum.Ali Rıza Bey'in 2.Maddedeki itirazı şöyle :
Hem biraz işin kolayına kaçmak için hem de bu konu teknik detaylara sahip olduğu için yetkin birisinden yardım alacağım.Mike Gene'nin AT' ye yönelik bazı itirazlara cevap verdiği bir makaleden "Farklı Bir işlevden Uyum Sağlayan işleve Geçiş" bölümünden uzun bir alıntı yapacağım.Çünkü Gene'nin cevapları da aynı itiraza yöneliktir.
Mustafa Ajlan Bey kardeşim blogunda büyük emek vererek orjinali bu http://www.arn.org/docs/behe/mb_mg1darwinianpathways.htm linkte olan makaleyi türkçeye çevirmişti.Herkesin anlayabilmesi için Mustafa Ajlan Bey'in çevirisinden ilgili cevabtan bazı kısımları alıntılıyorum.Dileyen arkadaşlar orjinal makaleye bakabilirler:
İronik olarak, bu yoldaki temel sorun bir başka Behe eleştirisinde vurgulanmıştır. H.Ellen Orr’un Boston Review da kaleme aldığı eleştirisinde söyle demektedir:
"İlk olarak bazı kimyasal yolların tüm gerekli parçalarının mutasyon yoluyla oluştuğunu düşünmek hiçbir yayar sağlamaz. Her ne kadar bu “çözüm” bizi isleyen bir sistemin bir anda oluştuğu fikrine götürse de, yukarıdaki gibi bir mutasyonu, çok ümitsiz ve olasılık dışı bir fikir olarak hiçbir Darwincinin ciddiye alacağını düşünmüyorum. Behe’nin doğru olarak belirdiği gibi, biz Darwinciler bir problemi bir mucize ile karşılayarak bir şey kazanamayız. İkinci olarak, indirgenemez karmaşık yapıların bazı parçalarını adım adım başka bir amaç için evirildiğine ve sonra yepyeni bir işlev kazanarak çalıştığı düşünülebilir. Fakat bu olası değildir. Böyle bir şey arabanızın transmisyonunun yarısının birdenbire hava yastığı bölümüne yarım etmesini ummaya benzer. Bu tip değişiklik çok çok seyrek olur fakat kesin olarak bunlar önümüzdeki indirgenemez karmaşıklığa genel bir çözüm getiremez."
Bu yan-seçenekli değişimin neden olasılık dışı olduğunu daha iyi kavramak için Behe’nin indirgenemez karmaşıklığa dönelim.Behe;
"İndirgenemez karmaşıklıkla kastettiğim birçok tam uyumlu parçadan oluşan tek bir sistemin-ki bu etkileşimli parçalardan her biri temel bir göreve katkı yapar-içersinden herhangi bir parçanın çıkarılmasıyla sistemin kesin olarak işlevinin durmasıdır."
Bir indirgenemez karmaşık sistem tam uyumlu parçalardan yapılandırıldığından beri, bir parçanın başka bir işlevi yerine getirmek üzere yapılandırılması ve bunun İK sistemler oluşturabilmesi olasılık dışıdır. Aslında, Behe bu çözümü yazarak çok daha önceden haber verir:
"Eğer ki, bir sistem indirgenemez karmaşıklıkta ise ve böylece doğrudan oluşturulamayacak denli farklı kademeler içermekteyse.Burada, kimse dolambaçlı, doğrusal olmayan bir olasılığı açıkça savunamaz. Etkileşimli sistemlerin karmaşıklığı artıkça, böyle bir doğrusal olmayan patikada gittikçe yok olacaktır."
Bu noktayı resmetmek için, Kamçılı hayvanı ele alalım (Bacterial Flagellum) beklide Akıllı Tasarımın en iyi bilinen örneği) işlevsel olarak bir kamçılı hayvanın yaklaşık olarak 30 tane gen ürününe (parçaya)ihtiyaç duyar. Peki, başka bir işlev kazanma hipotezi neyi bildirmektedir bize? Kamçılı hayvanın oluşmasından önce, bu 30 gen ürünü (ve bunların çiftleri) hep birlikte başka şeyler yerine getirmek için var olmuşlardır. Daha sonra, nasıl olduysa bir kamçılı oluşturmak için şansın yardımıyla gene hep birlikte birleştiler. Ve bundan da sonra, diğer gen ürünlerinin asıl işlevleri de kayboldu. Bu size indirgenemez karmaşıklık için genel bir çözüm gibi mi geliyor ?
Burada Darwin’in dehası bu tasarım yapılarını alt etmek için şans metodunu kullanmaktır. Fakat bir kez daha bu yan-seçenek açıklamasına dönelim, burada şans bu yapıların oluşumundaki ana etmen olarak kendini gösterir. Bu öyle bir şans tır ki 30 kadar gen ürününün başka işlevlerden bir anda birleşmesine ve birleşirken de önceki işlevlerini yitirerek yenilerine dönüşmelerini sağlamıştır. Böylece, bu yan-seçenek açıklaması da aynen sansı moleküler makinelerde apaçık gözlemlenen tasarımı oluşturan etken olarak kullanmaktadır. Ne yazık ki bu Darwinciliğin popüler olduğu günlerde bile inandırıcı değildi, bugünde inandırıcı olmaktan çok uzaktır.
Bu problemin basit bir başka şekilde anlatılması için,5 yâda 6 tane alt sistem düşleyin, her birinde 6 yada 5 gen ürününden oluşsun ve hepsi farklı işlevler yürütsün. Böylece tek düşlememiz gereken 5 yada 6 alt sistemin tam olarak esleşmiş bir bütünü oluşturacak şekilde bir araya gelerek yeni bir işlev oluşturmasıdır. Fakat bunun Orr’un Eleştirisindeki gibi bir katkıdan daha fazlasını yapabileceğini düşünmüyorum. Daha kötüsü, simdi bu durumda, bir Teolog indirgenemez karmaşıklıkla 5 yâda 6 sistemin oluşumunu ve daha sonra bunların niçin kaybolduğunu açıklamak zorundadır.
Tekrar T&U ‘nun makalesine döndüğümüzde, Bu problemin yazarların verdiği ve bizlere indirgenemez sistemlerin nasıl bu yolla oluştuğu hakkında bir fikir vermeyen listenin adaptasyon örneklerinde de açık olarak meydana çıkar. İlk örnekleri, pullardan tüylere geçiştir. Fakat bu da Behe’nin kitabının 40–41 sayfalarında değindiği tüm konuyu görmezden gelerek indirgenemez sitemin oluşumu için açık bir örnek olmamaktadır. Burada ki etmen, çeşitli proteinlerin aynı yerleri paylaşabilmeleri başka bir işleve geçişi gerçekten desteklemiyor oluşudur. Burada bir tasarımcının bizleri her parçanın ve sistemin her kısmının gerçekten eşşiz olduğuna ikna etmesini düşünmemek için bir nedenimiz yoktur. Örneğin, çim biçme makinesi ve otomobilin her ikisinde de bujilere sahip olması bir motorun diğerine zamanla bir işlevi rast gele değişiklikler ve seçilimle kazanarak dönüşmesine örnek teşkil edemez.
Fikrimce, bir işlevden başka bir işleve dönüşme açıklamasına en açık iki örnek şunlardır:
1. Antartika da ki notothenioid balıklarının kanlarındaki antifriz glycoprotein, onların buz denizlerinde hayat da kalmasını sağlar ve işlevsel olarak ilgisi olmayan bir pankreatik trypsinogen-benzeri protease dan evirildiği kabul edilir. Kimerik genleri üzerine yapılan en son kesifler (ki bunlar hem protease ve hem antifriz glycoprotein in kod açılımının yaparlar.) Bu teoriyi büyük oranda destekler.
2. Crystallinsler (göz lenslerinde ki ışık kırıcı işleve sahip proteinler)göze ait olmayan dokulardaki stres-önleyici proteinlerle benzemektedirler ve çok yakın olarak ilişkilidirler. (Drosophila a-crystallinsler ve ufak ısı-şok proteinleri homologdurlar.)Fakat bu iki duruma da dikkat ederseniz, bu proteinler bir indirgenemez karmaşık sistemin içinde tam bir bütünleşik parçalar olarak işlev görmemektedirler. Bundan ötürü, bazen bir protein birçok eşle etkileşimde olmaya zorlandığından dolayı farklı bir işlev kazanabilir ve indirgenemez karmaşıklıkla bir yapının bu yolla oluşturulabilmesi mümkün değildir.
Farklı bir işlevden uyum sağlayan işleve geçiş ağırlıklı olarak saf sansa dayandığından beri indirgenemez karmaşıklığa genel bir açıklama ve çözüm olmaktan çok uzaktır. Behe’nin gösterdiği gibi, sistem ne kadar karmaşık ise, bu yolun indirgenemez yapı oluşturması o kadar imkânsızdır.
Ama burada uyum sağlamanın açıklanışı ile ilgili başka bir problem vardır. Bunu göstermek üzere 3 parçalı bir chaperone makinesi kullanalım. Bu makine kısmen çözülmemiş durumlarında proteinleri hücre içersinde bir araya toplanmalarını önleme için birbirine kenetleyen protein kompleksidir. Her üç parça farklı görevleri yerine getirir. Dnak proteini diğer proteinleri bağlamak için kıskaç görevini yapar. Dnaj proteini kıskacı yükleyen proteinin adıdır. GrpE kıskacın yükünü indiren proteindir.(mekanizma çok daha karmaşıktır ve ATP hydrolysis ile koordineli hareketleri içeren bir yapıya sahiptir. Ama burada ki tanımlama yeterli olacaktır.)
Uyum sağlama yani adaptasyon açıklamasının öngördüğü şey, indirgenemez karmaşık parçalarına yönelik kalıtsal esnekliktir, ve bu öngörünün belirttiği şey, permutasyondur. Buda, indirgenemez karmaşık sistemlerin çok değişkenlik sergilemesi gerektirdiğidir. Görmemiz gereken Dnak ile bazı bakteriler ve diğer iki chaperone parçasıdır.(Dnaj ve GrpE değil) diğerlerine de Dnaj ve diğer iki proteinle(Dnak ne GrpE değil) görmeliyiz. Hatta GprE’li bazı bakterilerde görmemiz gereklidir(Dnak ve GprE’le değil)fakat bunu yapamayız. Örnek olarak, bakteride oluşan bir mutasyonun Dnaj etkisiz bıraktığının farz edin. İndirgenemez karmaşıklık bunun ölümcül olduğunu öngörecekti ve seçilim organizmayı gen havuzunda değişiklikler yapmasını önleyecekti. Ama farklı bir işlevden uyum sağlayan işleve geçiş ortaksa, mutasyon ölümcül olmaya ihtiyaç duymayacak ve yeni bir chaperone makinesi protein çevresinde son parçanın değiş tokuşu ile evirilecekti. Eubakteriye baktığımızda, üç chaperone parçası evrenseldir. Bu yapılar gm+ ve gm bakterilerinde, thermophilerde (Thermotoga ve Aquifex Deinoccus, Campylobacter, Cynobactreia, Neisserio ve hatta Mycoplasma ) de bulunmaktadır.
Tekrar olarak, bu durumda ortaya konduğu üzere chaperone makinesinin indirgenemez karmaşık olduğunu ve diğer proteinlerin farklı bir işlevden uyum sağlayan işleve geçiş yoluyla değiştirilemeyeceğini göstermektedir. Bu teori için son bir problem Behe’nin fikrindeki diğer bir maddeyi görmezden gelmesidir.(sayfa 43–45):
“Bir sistemin indirgenemez karmaşıklıkta ve böylece işlevsel herhangi bir öncüle sahip olmamasının sonucunu tam bir şekilde görmek için, bizlerin fiziksel öncül ile kavramsal öncülü birbirinden ayırmamız gereklidir.Darwinci evrim fiziksel bir öncül gerektirmektedir.”
Böylece, Darwinci evrim bir tarih tanımı olmalıdır. Bu yüzden, Darwinci evrim gerçek hayattaki proteinleri gerçek görevleriyle yeni bir gerçek işlevi yerine getirmek üzere biriktirmek ve bunu yan-işlev mekanizması içinde yapmak zorundadır. Darwinciler bunu atlamak eğilimindedirler ve evrimin kavramsal krallığı içinde kalmayı yeğlerler. Çünkü burada ki proteinleri bir şekilde diğer göreve uyum sağlamış olarak biriken bilinmeyen görevleriyle düşlenir. Burası birçok Darwinci için her şeyin bittiği yerin ta kendisidir. Fakat Behe ‘nin değindiği gibi, bizlerin fiziksel öncüllere ihtiyacımız vardır ve bunun anlamı fiziksel öncüllerinin kendileri olmasa bile kanıtlarına ihtiyacımız var demektir.
Bu sonuçla farklı bir işlevden uyum sağlayan işleve geçiş gerçek bir bilimsel kanıt tarafından desteklenmedikçe, indirgenemez karmaşıklığı açıklamada başarısız olacaktır. Özetle, uyum sağlama kesinlikle bir çözüm olamaz. Buna ek olarak, eğer permutasyonların kanıtının bütün bir indirgenemez karmaşık sistemin içinden çıktığını göremez isek, bu açıklamayı ciddiye almamamız için iyi bir nedenimiz var demektir.
Tekrar T&U ‘nun makalesine döndüğümüzde, Bu problemin yazarların verdiği ve bizlere indirgenemez sistemlerin nasıl bu yolla oluştuğu hakkında bir fikir vermeyen listenin adaptasyon örneklerinde de açık olarak meydana çıkar. İlk örnekleri, pullardan tüylere geçiştir. Fakat buda Behe’nin kitabının 40–41 sayfalarında değindiği tüm konuyu görmezden gelerek indirgenemez sitemin oluşumu için açık bir örnek olmamaktadır. Burada ki etmen, çeşitli proteinlerin aynı yerleri paylaşabilmeleri başka bir işleve geçişi gerçekten desteklemiyor olusudur. Burada bir tasarımcının bizleri her parçanın ve sistemin her kısmının gerçekten essiz olduğuna ikna etmesini düşünmemek için bir nedenimiz yoktur. Örneğin, çim biçme makinesi ve otomobilin her ikisinde de bujilere sahip olması bir motorun diğerine zamanla bir işlevi rast gele değişiklikler ve seçilimle kazanarak dönüşmesine örnek teşkil edemez.
Biraz uzun oldu ama konuyu tam olarak açıklamak için bu grekiyor.Sonuç olarak Ali Rıza Bey'in itirazı bir anlam taşımamaktadır.Aslında bu itiraz darwinin öne sürdüğü doğrusal evrim fikrinden vazgeçtiklerini de göstermektedir.Çünkü hiçkimse artık karmaşık moleküler makinaların aşama aşama oluşumu ve her aşaması doğrusal bir şekilde organizmaya fayda sağlayan yapılar olduğu gibi bir hikayeye innmamaktada dahası moleküler sistemlerdeki İK bunu kanıtlamaktadır.Geriyede yukarıdaki itirazlar gibi çok sayıda farklı amaca dönük yapıyı hayali bir kurgu ile sonraki aşamalarda birleştirme düşü kalmaktadır ki aslında bu da İK'nin dolayısı ile de AT'nin zaferidir.
Bu aslında Darwninin kendi teorisi için koyduğu kıstastır.Bu kıstasta Darwin teorisinin nasıl yanlışlanacağını göstermiştir :
Kısaca Darwin'in kıstasına göre "Darwinist evrim hipotezi" artık yanlışlanmıştır.Gerisi zamana ve pradigma değişikliğinin sancılı serüvenine kalmıştır...
Yazan: S.Öztürk Tarih: April 20, 2006 06:14 PM
Az önceki yorumumda alıntıların başlangıcı ve bitişi önizlemede görülmesine rağmen burada görülmüyor.Affınıza sığınarak ve alıntı başını ve sonunu belirgenliştirerek tekrar gönderiyorum.
Sayın Bölükbaşı'nın yaptığı en son eleştirilerin 1.Maddesini(inanç girdisi) Mustafa Bey cevaplandırmıştı.Aynı maddeki "insan merkezli" iddiasını da Metin Bey'e yazdığım yorumda ben cevapladım.3.Maddedeki önerme itiraz bile sayılmaz çünkü ikinci paragrafı birinci paragraftaki önermeyi doğruluyor.4.Maddede ki soru ise Sayın Bölükbaşı'nın Behe'nin İK tanımını hala anlamadığını gösteriyor.Bunun için Bölükbaşı'nın Behe'nin İK tanımına "tekrar" yönlendirmekten başka bir yol yok.
Şimdi ben önemli bulduğum Ali Rıza Bey'in 2.Maddedeki itirazına değinmek istiyorum.Ali Rıza Bey'in 2.Maddedeki itirazı şöyle :
Hem biraz işin kolayına kaçmak için hem de bu konu teknik detaylara sahip olduğu için yetkin birisinden yardım alacağım.Mike Gene'nin AT' ye yönelik bazı itirazlara cevap verdiği bir makaleden "Farklı Bir işlevden Uyum Sağlayan işleve Geçiş" bölümünden uzun bir alıntı yapacağım.Çünkü Gene'nin cevapları da aynı itiraza yöneliktir.
Mustafa Ajlan Bey kardeşim blogunda büyük emek vererek orjinali bu http://www.arn.org/docs/behe/mb_mg1darwinianpathways.htm linkte olan makaleyi türkçeye çevirmişti.Herkesin anlayabilmesi için Mustafa Ajlan Bey'in çevirisinden ilgili cevabtan bazı kısımları alıntılıyorum.Dileyen arkadaşlar orjinal makaleye bakabilirler:
ALINTI BAŞLANGICI
İronik olarak, bu yoldaki temel sorun bir başka Behe eleştirisinde vurgulanmıştır. H.Ellen Orr’un Boston Review da kaleme aldığı eleştirisinde söyle demektedir:
"İlk olarak bazı kimyasal yolların tüm gerekli parçalarının mutasyon yoluyla oluştuğunu düşünmek hiçbir yayar sağlamaz. Her ne kadar bu “çözüm” bizi isleyen bir sistemin bir anda oluştuğu fikrine götürse de, yukarıdaki gibi bir mutasyonu, çok ümitsiz ve olasılık dışı bir fikir olarak hiçbir Darwincinin ciddiye alacağını düşünmüyorum. Behe’nin doğru olarak belirdiği gibi, biz Darwinciler bir problemi bir mucize ile karşılayarak bir şey kazanamayız. İkinci olarak, indirgenemez karmaşık yapıların bazı parçalarını adım adım başka bir amaç için evirildiğine ve sonra yepyeni bir işlev kazanarak çalıştığı düşünülebilir. Fakat bu olası değildir. Böyle bir şey arabanızın transmisyonunun yarısının birdenbire hava yastığı bölümüne yarım etmesini ummaya benzer. Bu tip değişiklik çok çok seyrek olur fakat kesin olarak bunlar önümüzdeki indirgenemez karmaşıklığa genel bir çözüm getiremez."
Bu yan-seçenekli değişimin neden olasılık dışı olduğunu daha iyi kavramak için Behe’nin indirgenemez karmaşıklığa dönelim.Behe;
"İndirgenemez karmaşıklıkla kastettiğim birçok tam uyumlu parçadan oluşan tek bir sistemin-ki bu etkileşimli parçalardan her biri temel bir göreve katkı yapar-içersinden herhangi bir parçanın çıkarılmasıyla sistemin kesin olarak işlevinin durmasıdır."
Bir indirgenemez karmaşık sistem tam uyumlu parçalardan yapılandırıldığından beri, bir parçanın başka bir işlevi yerine getirmek üzere yapılandırılması ve bunun İK sistemler oluşturabilmesi olasılık dışıdır. Aslında, Behe bu çözümü yazarak çok daha önceden haber verir:
"Eğer ki, bir sistem indirgenemez karmaşıklıkta ise ve böylece doğrudan oluşturulamayacak denli farklı kademeler içermekteyse.Burada, kimse dolambaçlı, doğrusal olmayan bir olasılığı açıkça savunamaz. Etkileşimli sistemlerin karmaşıklığı artıkça, böyle bir doğrusal olmayan patikada gittikçe yok olacaktır."
Bu noktayı resmetmek için, Kamçılı hayvanı ele alalım (Bacterial Flagellum) beklide Akıllı Tasarımın en iyi bilinen örneği) işlevsel olarak bir kamçılı hayvanın yaklaşık olarak 30 tane gen ürününe (parçaya)ihtiyaç duyar. Peki, başka bir işlev kazanma hipotezi neyi bildirmektedir bize? Kamçılı hayvanın oluşmasından önce, bu 30 gen ürünü (ve bunların çiftleri) hep birlikte başka şeyler yerine getirmek için var olmuşlardır. Daha sonra, nasıl olduysa bir kamçılı oluşturmak için şansın yardımıyla gene hep birlikte birleştiler. Ve bundan da sonra, diğer gen ürünlerinin asıl işlevleri de kayboldu. Bu size indirgenemez karmaşıklık için genel bir çözüm gibi mi geliyor ?
Burada Darwin’in dehası bu tasarım yapılarını alt etmek için şans metodunu kullanmaktır. Fakat bir kez daha bu yan-seçenek açıklamasına dönelim, burada şans bu yapıların oluşumundaki ana etmen olarak kendini gösterir. Bu öyle bir şans tır ki 30 kadar gen ürününün başka işlevlerden bir anda birleşmesine ve birleşirken de önceki işlevlerini yitirerek yenilerine dönüşmelerini sağlamıştır. Böylece, bu yan-seçenek açıklaması da aynen sansı moleküler makinelerde apaçık gözlemlenen tasarımı oluşturan etken olarak kullanmaktadır. Ne yazık ki bu Darwinciliğin popüler olduğu günlerde bile inandırıcı değildi, bugünde inandırıcı olmaktan çok uzaktır.
Bu problemin basit bir başka şekilde anlatılması için,5 yâda 6 tane alt sistem düşleyin, her birinde 6 yada 5 gen ürününden oluşsun ve hepsi farklı işlevler yürütsün. Böylece tek düşlememiz gereken 5 yada 6 alt sistemin tam olarak esleşmiş bir bütünü oluşturacak şekilde bir araya gelerek yeni bir işlev oluşturmasıdır. Fakat bunun Orr’un Eleştirisindeki gibi bir katkıdan daha fazlasını yapabileceğini düşünmüyorum. Daha kötüsü, simdi bu durumda, bir Teolog indirgenemez karmaşıklıkla 5 yâda 6 sistemin oluşumunu ve daha sonra bunların niçin kaybolduğunu açıklamak zorundadır.
Tekrar T&U ‘nun makalesine döndüğümüzde, Bu problemin yazarların verdiği ve bizlere indirgenemez sistemlerin nasıl bu yolla oluştuğu hakkında bir fikir vermeyen listenin adaptasyon örneklerinde de açık olarak meydana çıkar. İlk örnekleri, pullardan tüylere geçiştir. Fakat bu da Behe’nin kitabının 40–41 sayfalarında değindiği tüm konuyu görmezden gelerek indirgenemez sitemin oluşumu için açık bir örnek olmamaktadır. Burada ki etmen, çeşitli proteinlerin aynı yerleri paylaşabilmeleri başka bir işleve geçişi gerçekten desteklemiyor oluşudur. Burada bir tasarımcının bizleri her parçanın ve sistemin her kısmının gerçekten eşşiz olduğuna ikna etmesini düşünmemek için bir nedenimiz yoktur. Örneğin, çim biçme makinesi ve otomobilin her ikisinde de bujilere sahip olması bir motorun diğerine zamanla bir işlevi rast gele değişiklikler ve seçilimle kazanarak dönüşmesine örnek teşkil edemez.
Fikrimce, bir işlevden başka bir işleve dönüşme açıklamasına en açık iki örnek şunlardır:
1. Antartika da ki notothenioid balıklarının kanlarındaki antifriz glycoprotein, onların buz denizlerinde hayat da kalmasını sağlar ve işlevsel olarak ilgisi olmayan bir pankreatik trypsinogen-benzeri protease dan evirildiği kabul edilir. Kimerik genleri üzerine yapılan en son kesifler (ki bunlar hem protease ve hem antifriz glycoprotein in kod açılımının yaparlar.) Bu teoriyi büyük oranda destekler.
2. Crystallinsler (göz lenslerinde ki ışık kırıcı işleve sahip proteinler)göze ait olmayan dokulardaki stres-önleyici proteinlerle benzemektedirler ve çok yakın olarak ilişkilidirler. (Drosophila a-crystallinsler ve ufak ısı-şok proteinleri homologdurlar.)Fakat bu iki duruma da dikkat ederseniz, bu proteinler bir indirgenemez karmaşık sistemin içinde tam bir bütünleşik parçalar olarak işlev görmemektedirler. Bundan ötürü, bazen bir protein birçok eşle etkileşimde olmaya zorlandığından dolayı farklı bir işlev kazanabilir ve indirgenemez karmaşıklıkla bir yapının bu yolla oluşturulabilmesi mümkün değildir.
Farklı bir işlevden uyum sağlayan işleve geçiş ağırlıklı olarak saf sansa dayandığından beri indirgenemez karmaşıklığa genel bir açıklama ve çözüm olmaktan çok uzaktır. Behe’nin gösterdiği gibi, sistem ne kadar karmaşık ise, bu yolun indirgenemez yapı oluşturması o kadar imkânsızdır.
Ama burada uyum sağlamanın açıklanışı ile ilgili başka bir problem vardır. Bunu göstermek üzere 3 parçalı bir chaperone makinesi kullanalım. Bu makine kısmen çözülmemiş durumlarında proteinleri hücre içersinde bir araya toplanmalarını önleme için birbirine kenetleyen protein kompleksidir. Her üç parça farklı görevleri yerine getirir. Dnak proteini diğer proteinleri bağlamak için kıskaç görevini yapar. Dnaj proteini kıskacı yükleyen proteinin adıdır. GrpE kıskacın yükünü indiren proteindir.(mekanizma çok daha karmaşıktır ve ATP hydrolysis ile koordineli hareketleri içeren bir yapıya sahiptir. Ama burada ki tanımlama yeterli olacaktır.)
Uyum sağlama yani adaptasyon açıklamasının öngördüğü şey, indirgenemez karmaşık parçalarına yönelik kalıtsal esnekliktir, ve bu öngörünün belirttiği şey, permutasyondur. Buda, indirgenemez karmaşık sistemlerin çok değişkenlik sergilemesi gerektirdiğidir. Görmemiz gereken Dnak ile bazı bakteriler ve diğer iki chaperone parçasıdır.(Dnaj ve GrpE değil) diğerlerine de Dnaj ve diğer iki proteinle(Dnak ne GrpE değil) görmeliyiz. Hatta GprE’li bazı bakterilerde görmemiz gereklidir(Dnak ve GprE’le değil)fakat bunu yapamayız. Örnek olarak, bakteride oluşan bir mutasyonun Dnaj etkisiz bıraktığının farz edin. İndirgenemez karmaşıklık bunun ölümcül olduğunu öngörecekti ve seçilim organizmayı gen havuzunda değişiklikler yapmasını önleyecekti. Ama farklı bir işlevden uyum sağlayan işleve geçiş ortaksa, mutasyon ölümcül olmaya ihtiyaç duymayacak ve yeni bir chaperone makinesi protein çevresinde son parçanın değiş tokuşu ile evirilecekti. Eubakteriye baktığımızda, üç chaperone parçası evrenseldir. Bu yapılar gm+ ve gm bakterilerinde, thermophilerde (Thermotoga ve Aquifex Deinoccus, Campylobacter, Cynobactreia, Neisserio ve hatta Mycoplasma ) de bulunmaktadır.
Tekrar olarak, bu durumda ortaya konduğu üzere chaperone makinesinin indirgenemez karmaşık olduğunu ve diğer proteinlerin farklı bir işlevden uyum sağlayan işleve geçiş yoluyla değiştirilemeyeceğini göstermektedir. Bu teori için son bir problem Behe’nin fikrindeki diğer bir maddeyi görmezden gelmesidir.(sayfa 43–45):
“Bir sistemin indirgenemez karmaşıklıkta ve böylece işlevsel herhangi bir öncüle sahip olmamasının sonucunu tam bir şekilde görmek için, bizlerin fiziksel öncül ile kavramsal öncülü birbirinden ayırmamız gereklidir.Darwinci evrim fiziksel bir öncül gerektirmektedir.”
Böylece, Darwinci evrim bir tarih tanımı olmalıdır. Bu yüzden, Darwinci evrim gerçek hayattaki proteinleri gerçek görevleriyle yeni bir gerçek işlevi yerine getirmek üzere biriktirmek ve bunu yan-işlev mekanizması içinde yapmak zorundadır. Darwinciler bunu atlamak eğilimindedirler ve evrimin kavramsal krallığı içinde kalmayı yeğlerler. Çünkü burada ki proteinleri bir şekilde diğer göreve uyum sağlamış olarak biriken bilinmeyen görevleriyle düşlenir. Burası birçok Darwinci için her şeyin bittiği yerin ta kendisidir. Fakat Behe ‘nin değindiği gibi, bizlerin fiziksel öncüllere ihtiyacımız vardır ve bunun anlamı fiziksel öncüllerinin kendileri olmasa bile kanıtlarına ihtiyacımız var demektir.
Bu sonuçla farklı bir işlevden uyum sağlayan işleve geçiş gerçek bir bilimsel kanıt tarafından desteklenmedikçe, indirgenemez karmaşıklığı açıklamada başarısız olacaktır. Özetle, uyum sağlama kesinlikle bir çözüm olamaz. Buna ek olarak, eğer permutasyonların kanıtının bütün bir indirgenemez karmaşık sistemin içinden çıktığını göremez isek, bu açıklamayı ciddiye almamamız için iyi bir nedenimiz var demektir.
Tekrar T&U ‘nun makalesine döndüğümüzde, Bu problemin yazarların verdiği ve bizlere indirgenemez sistemlerin nasıl bu yolla oluştuğu hakkında bir fikir vermeyen listenin adaptasyon örneklerinde de açık olarak meydana çıkar. İlk örnekleri, pullardan tüylere geçiştir. Fakat buda Behe’nin kitabının 40–41 sayfalarında değindiği tüm konuyu görmezden gelerek indirgenemez sitemin oluşumu için açık bir örnek olmamaktadır. Burada ki etmen, çeşitli proteinlerin aynı yerleri paylaşabilmeleri başka bir işleve geçişi gerçekten desteklemiyor olusudur. Burada bir tasarımcının bizleri her parçanın ve sistemin her kısmının gerçekten essiz olduğuna ikna etmesini düşünmemek için bir nedenimiz yoktur. Örneğin, çim biçme makinesi ve otomobilin her ikisinde de bujilere sahip olması bir motorun diğerine zamanla bir işlevi rast gele değişiklikler ve seçilimle kazanarak dönüşmesine örnek teşkil edemez.
ALINTI SONU....
Biraz uzun oldu ama konuyu tam olarak açıklamak için bu grekiyor.Sonuç olarak Ali Rıza Bey'in itirazı bir anlam taşımamaktadır.Aslında bu itiraz darwinin öne sürdüğü doğrusal evrim fikrinden vazgeçtiklerini de göstermektedir.Çünkü hiçkimse artık karmaşık moleküler makinaların aşama aşama oluşumu ve her aşaması doğrusal bir şekilde organizmaya fayda sağlayan yapılar olduğu gibi bir hikayeye innmamaktada dahası moleküler sistemlerdeki İK bunu kanıtlamaktadır.Geriyede yukarıdaki itirazlar gibi çok sayıda farklı amaca dönük yapıyı hayali bir kurgu ile sonraki aşamalarda birleştirme düşü kalmaktadır ki aslında bu da İK'nin dolayısı ile de AT'nin zaferidir.
Bu aslında Darwninin kendi teorisi için koyduğu kıstastır.Bu kıstasta Darwin teorisinin nasıl yanlışlanacağını göstermiştir :
Darwin'in kıstasına göre Darwinist evrim hipotezi artık yanlışlanmıştır.Gerisi zamana ve pradigma değişikliğinin sancılı serüvenine kalmıştır...
Yazan: S.Öztürk Tarih: April 20, 2006 06:26 PM
Mustafa bey,
Ben burada 'xxxx' ismiyle hic bir yazi yazmadim.
Bu sekilde hitabinizin gerekcesini aciklar misiniz lutfen.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: April 21, 2006 02:25 AM
1. Felsefi girdiye verdiginiz cevaplar, insan-merkezciligi yanlis anladiginiz icin tamamen yanlis yonde ve gecersiz. Insan-merkezci felsefe: Evreni anlamakta insani model ve esas alan yaklasim. Mesela, insanlar sadece dunyada yasiyor diye dunyayi evrenin merkezi saymak. Bunun insan zekasinin kapasitesiyle ilgisi yok. Baska turlu aciklanamadigi one surulen bir doga olayini aciklamak icin insan bilincine benzer bir bilincin yegane aciklama oldugu varsayiliyor. Girdi budur, totolojiktir. IK'nin varligina delalet eden gozlemler dediginiz seyler ancak (a)'ya delil olabilir, (b)'ye degil, ama cikariminizin ikisine de ihtiyaci var.
2. IK'nin bilimsel bir cerceveye oturtulup oturtulamayacagini anlamak icin sordugum 7 soruya cevap verirseniz belki anlamak konusunda daha iyi anlasabiliriz. Gorunen o ki bu IK sistemlerin bilimsel bir tanimi yok, neyin IK olup olamayacagina Behe'nin keyfine gore karar veriliyor. Ikinin neden kabul edilmeyip ucun neden gerekli olduguna dair sorumu cevaplamaktan neden israrla kaciniliyor?
3. Sordugum sorularin bircogunda nokta secmissiniz. Mesela, Behe'nin ifadesine "hakemli dergi" noktasina yogunlasirken, "deneysel ve matematiksel" vurgusunu es geciyorsunuz. Tek bir matematiksel tabani, kendisine dayanir hipotezleri olmamasini da gelecege havale ediyorsunuz. Bilim "sonuc"larla gelisir, gelecekte olacaklarin varsayimiyla degil. Hem o zaman bu okullarda okutulsun kavgasi neden, onun da sirasi gelmeyecek mi?
4. Sordugum sorulara verdiginiz dogru cevaplar, akilli tasarimcilarin gerceklere dayanmayan propaganda yontemlerinin haksizligini ortaya cikariyor. Her firsatta "Bilim dunyasi evrimi terketti, tasarim bomba gibi dustu, bilim insanlari akin akin akilli tasarima kosuyor" diye konusan akilli tasarimcilar icin, adi Steven olan bilim yanlilarinin sayisinin bile, cogunun herhangi bir bilimsel makalesi bile olmayan ideolojik imzacilarin sayisindan ezicilikle fazla oldugu ortaya cikinca, "bu islerin sayiyla olculemeyecegi" aklimiza geliyor.
5. Benim Turkiye'de evrim ogretimine iliskin sorularim bugun Turkiye'de duzenin evrim teorisi degil bilim dusmanligi oldugunu, yani Mustafa Akyol'un yaradilisci mazlum edebiyatinin gercegi yansitmadigi uzerineydi. Siz de verdiginiz yanitlara gore sanirim bunu onayliyorsunuz.
6. Bugun kendi basina bir bilim dali olan bir teori icin "hipotez" gibi bir terim kullanmaniz, bilimsel gerceklere ne kadar saygili oldugunuzu ve konu hakkindaki ciddiyetinizi sergiliyor. Gercekten uzuldum.
7. Anladigim kadariyla dogal secilimdeki materyalist girdi sizin onkabulunuzun onda olmamasi. Biyolojinin "pozitif" bir bilim oldugunu hatirlatirim. Yani bilimsel olmaya mi calisacaksiniz, yaradilisciliga donus mu yapacaksiniz, karar vermeniz gerekiyor.
8. Gerekce gostermeden dogal secilimin yanlislanamaz oldugu savlamaniz gundemi bir hayli geriden takip ettiginizi gosteriyor. Bunu iddia eden Popper'dir, ve kendisine deliller gosterildiginde kendi hatasini kendisi duzeltmistir. Eger sadece yaradilisci kaynaklar okuyarsaniz, hikayenin sonundan haberdar olmamaniz normal.
9. Hakemli dergilere ve bilimde kurulu duzene yonelik elestirileriniz diger "sozde bilim"cilerinkiyle parallelik tasiyor. Haktan Akdogan da ayni suclamalari astronomi bilimine yoneltiyor. Zaten sozde bilimlerin belirlenmesinde bir etken bilim dunyasinin onlar ve onlarin bilim dunyasi karsisindaki tutumlari.
10. Ben hicbir zaman yonlendirilmis evrimden bahsetmedim. O inanc meselesidir, bilim meselesi degil. Rastgele, korlemesine gibi kelimelerin ozensizce kullanimiysa kisisel inanclardan bagimsiz olarak yanlistir. Dogal secilimin uc ana bileseninden sadece cesitlilik rassallikla (stochastic process) modellenir. Cesitlilige yol acan sayisiz faktor vardir. Secilimiyse kosullar belirler.
11. Evrimin delilleri: Benim icin en onemli olan ve evrim teorisinin ise yararligi karsisinda saygi duymama yol acan, biyoinformatik biliminde, evrim teorisi baz alinarak sayisiz hipotez uretimi ve bunlarin test edilmesi, bunun sonucunda mevcut verilerden sadece bilgisayar ortaminda bircok yeni tahminin yapilabilmesi, ve bu tahminlerin buyuk olcude basarili olmasi. Karsilastirmali genomikte yayginlikla kullanilan araclarin ornegini vermistim. Cok sevdigim bir baska ornek, iki proteinin etkilesip etkilesmediklerine karar vermek icin ikisinin filogenetik agaclarinin (evrim agaci) karsilastirilmasi, ve agaclarin benzedigi olcude etkilesiyor olma ihtimallerinin artmasi. Mantik, dogal secilimin uyguladigi baski sonucunda, etkilesen proteinlerin birlikte korunmasi geregidir.
Sizin aradiginiz turden delillere gelince... Ne cesit olsun? Birincisi, turlesme hem labaratuarda, hem dogada gozlenmistir (Dilerseniz buraya http://www.talkorigins.org/faqs/faq-speciation.html, dilerseniz google'da speciation ve observed sozcuklerini arayarak cikan 1,5 milyon sayfadan birine bakabilirsiniz). Ikincisi, evrim teorisinin tahminlerini dogrulayan bircouk tutarli fosil bulgusu bulunmaktadir. Mesela atlarin fosilleri tarihsel ve cografi boyutlarda hic atlama olmadan son derece yumusak bir gecisle gozlenmistir ve hepsi de Kuzey Amerika'da bulunmustur (Ayrica bu fosiller evrimin dogrusal olmadigini ve bir trend izlemedigini de gosterir, yani iddia ettiginiz gibi Behe'nin zaten bilinen bu gerceklere bir katkisi yoktur). En eski insan fosillerinin Afrika'da bulunacagini ise bizzat Darwin dogru olarak tahmin etmistir. Evrimsel modeller kullanilarak molekuler bilgiden olusturulan filogenetik agaclar, taksonomik bilgilerle uyumludur. Bulunan butun fosiller, standart evrim agaciyla tutarlilik gostermektedir. Bu agacta icerde olan birlesim noktalari, yani bugun hayatta olmayan turler, yani siklikla yanlis kullanilan terimle ara gecis formlari surungen ve kuslar, surungen ve memeliler, insanlar ve kuyruksuz maymunlar vb. icin fosiller mevcuttur. Behe "It seems like quite a coincidence that of all the intermediate species that must have existed between the mesonychid and whale, only species that are very similar to the end species have been found" dedikten bir yil sonra kara memelileriyle balinalar arasinda formlar bulunmustur. Bircok canlilinin gelisiminde baska canlilarda olan ama kendisinde olmayan organlar ortaya cikip kaybolur. En bilinen ornek, insan embriyosunun kuyrugudur. Molekuler duzeydeki delillere de bir zahmet bakiverin.
Simdi bu kadar biliminsani bu kadar delile bakip "evrim teorisi"nin canliligin cesitligi ve gelisimini olusturan yegane paradigma olduguna karar veriyorlar, buna hipotez diyecek kadar gerceklere gozlerinizi kapatiyorsunuz. Peki, tek bir enstitude, masa basinda calisan insanlarin bulabildikleri 3-5 ornege totolojik varsayimlarini ekleyip delil diye gosterdikleri bir seye teori deyip, onu berikiyle esit, hatta ondan ustun tutmaya calisiyorsunuz.
Bence de anlasamayiz!
Yazan: Ali Riza Bolukbasi Tarih: April 21, 2006 09:39 AM
Arkadaslar,
Niyetim bu zevkli bilimsel tartismanizi seyrinden cikarmak degil. Ama epeyce bir zamandir kafami kurcalayan ve simdiye kadar kimseye sormadigim bir soruyu konuyla birazcik olsun ilintili oldugu dusuncesi ile burda soracagim musadenizle. Sorum cok kisa:
Hayat nedir?
Biraz daha acayim: Canli ile cansiz arsindaki fark nedir? Daha da spesifik olarak, canlinin orijini nedir? Molekulden hucreye gecis noktasi nedir? Ilk canli hucredeki amino-asit dizimi onu olusturan molekul (ler) de bulunsa (tesaduifi veya tasarlanmis) bu "canlilik" yada "canlanma" olyini aciklamiyor benim kafamda. Dolayisi ile ilk canli hucrenin tesadufi olarak molekullerin kendini kendini kopyelemesi vb (kimyasal aciklama) ancak bu hucrenin kimyasal olusumunu aciklayabilir. Ama canlilik, yada canlanma sorusu gene boslukta kanimca. Bu molekuller veya atomlar bir araya geldiginde (ihtimalin kacta kac oldugu bir tarafa) hangi adimla "canli" olmaya karar verdiler? Bir canli-cansiz gecis donemimi var? Yari canli yari cansiz gecis cismimi var?
Sorularim cokmu sacma?
Belki cevaplar biryerlerde vardir ama ben biraz usengenim; hazira konmayi severim.
Simdiden tesekkurler
Bekir L. Yildirim
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: April 21, 2006 10:11 AM
Müzmin bey,
Bir yorumunuzda "xxx@xxx.org" diye bir email vermiştiniz. Ben de isminizin bu olduğunu çıkarsadım. Hata ettiysem affola...
Saygılar,
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 21, 2006 12:13 PM
Mustafa bey,
Birden fazla hata ettiginiz kanaatindeyim.
Bahsettiginiz eposta adresini aradim, evet, benim makinamda var. Anlasilan bir tanidik bu makinada bu eposta adresini kullanmis, FireFox'un belleginde kalmis. Ben de yanlislikla onu