« Mustafa Çalık'tan Sağduyu | Ana Sayfa | 'Hayatta En Hakiki Mürşit' Üzerine »

March 25, 2006

Türkçülük ve Kürtçülük: Madalyonun İki Yüzü

[25Mart 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Türkiye'nin Kürt sorunu üzerinde kafa yoran pek çok entelektüelin de fark ettiği gibi, bu aslında iki yönlü bir sorun. Bir tarafta, ülkemizde yaşayan her Türk vatandaşının etnik olarak da Türk olduğunu veya buna dönüşmesi gerektiğini savunan Türkçülük, diğer tarafta ise sahip olduğu Kürt etnik kimliğini siyasi bir bölünmenin dayanağı olarak gören Kürtçülük var.

Bir taraf "Kürdüm" demeyi on yıllar boyunca yasakladı. Hala da böyle dedirtmemeye çalışıyor. Öteki taraf ise "Kürdüm" demekle yetinmeyip, bunu Türkiye'ye karşı siyasi bir isyanın sloganın haline getiriyor.

Her iki tarafın da kendini haklı çıkarma yöntemleri var. Türkçüler, aslında "Atatürk milliyetçiliğine" dayandıklarını söylüyorlar. Oysa durum pek de öyle değil. Daha doğrusu, "Atatürk milliyetçiliği"nin ne olduğu pek o kadar açık değil. "Ne mutlu Türküm diyene" sözü, "Türkiye vatandaşı olduğum için mutluyum, Türkiye vatandaşlarına da Türk deniyor" anlamına mı geliyor? Yoksa "Etnik Türk haline geldim, Türkçe ve etnik Türklük dışındaki dil ve kültürleri reddettim" manasına mı? 1920'li ve 30'lu yıllara baktığımızda, Atatürk milliyetçiliğinin aslında birinci formülle yola çıktığını, ancak dönemin şartlarının zorlamasıyla, ikinci formüle doğru kaydığını görüyoruz. Bu ikinci formülün de Kürtlerde büyük bir tepki yarattığını...

Bugün Türkiye'de ancak birinci formülün tutacağı, yani "herkes Türktür, ama bu Türklüğün anlamı da Türkiye vatandaşlığıdır" diye özetlenebilecek bir yaklaşımın kabul görebileceği ise açık.


Etnik Milliyetçi Fanatizm

Bunu kabul etmeyen "Türkçüler" ne yapacaklar? Kürtlere karşı nefret dolu satırlarla dolu Türkçü dergiler, internet siteleri bu soruya oldukça saldırgan ve militan cevaplar veriyor. "Türkler ve Kürtler arasındaki yaşam mücadelesini biz kazanacağız" gibisinden Sosyal-Darwinist, Nazivari sözler var, söz konusu Türkçü kaynaklarda.

Peki ya Kürtçüler?... Onlar da fanatizmde Türkçüleri aratmıyor, hatta daha ileri gidiyorlar. Kürtçü yayınlar ve internet sitelerinde, "Türklerden kız almayın, Türk havayollarına binmeyin, şirketlerine ortak olmayın" gibi düşmanlık ve "ırksal bölünme" çağrıları var. Kendilerini haklı çıkarmak için kullandıkları bazı argümanlar -- örneğin "kimliğimiz on yıllar boyunca inkar edildi" şikayeti -- doğru; ama buradan hareketle kurdukları komplo teorileri -- örneğin "Türkler bizi geri bıraktı" iddiası, "Türk emperyalizmi" tezi -- tamamen yanlış.

Doğan Kitap tarafından bu hafta yayımlanan Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek adlı kitabımda, Kürt sorununun tarihsel gelişimi yanında, söz konusu Türkçülük-Kürtçülük kutuplaşmasını da inceledim. Ve aslında birbirlerine ne kadar benzediklerini gösterdim.

Örneğin her iki ideoloji de, uydurma bir tarih anlayışına dayanıyor. 1930'lu yıllarda üretilen ve Türkleri 8-10 bin yıl öncesinde dünyanın en ileri ırkı olarak tasvir eden, "Türk kafatası" üzerine yorumlar giren "Türk Tarih Tezi" saçmalığını biliyoruz. Ne ilginç, bugünün Kürt milliyetçileri de adeta bir "Kürt Tarih Tezi" savunuyorlar. Cemşid Bender ve Mehrdad Izady gibi şoven Kürtçü teorisyenler, “20 bin yıllık… bütün medeniyetlere kaynak olan… matematiği icat eden… Aryan ırkından” bir Kürt ırkı mitolojisi oluşturmaya çalışıyorlar. Ellerindeki tek "kaynak" ise hayalgüçleri.


Şamanizm'e Karşı Zerdüştlük

Türkçülük ve Kürtçülük ideolojilerinin ortak bir yönü de, İslam'dan pek hoşlanmamaları. Türk ırkçılığının fikir babası olan Nihal Atsız'ın "milli şuuru geri bıraktığı" için İslam'ı kötülemesinin bir benzerini, bugün Kürt milliyetçilerinde görmek mümkün. İslam karşıtı Türkçüler Şamanizm'i yeniden uyandırma hayalleri kurarken, İslam karşıtı Kürtçüler de Zerdüştlüğü diriltme planları yapıyorlar. Her iki ideoloji, Türkleri ve Kürtleri asırlar boyunca kardeşçe bir arada yaşatmış olan Osmanlığı İmparatorluğu'na da diş biliyor.

Türkçülük ve Kürtçülük ideolojilerinin bir ortak yönü daha var ki, o, sevindirici: Kürt ve Türk vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu, bu çatışmacı, şoven, faşizan fikirlere itibar etmiyor. Ama toplumsal gerilim artar, sosyal çalkantılar yaşanırsa, söz konusu marjinal fikirler etkili olabilir.

Dolayısıyla bugün Türkiye'nin Kürt sorununun çözümü, bir yandan Güneydoğu'nun ekonomik gelişmesi, "Kürt kaplanları"nın doğup bölgeyi kalkındırması, bireysel özgürlüklerin genişletilmesi gibi sosyal ve ekonomik faktörlere; bir yandan da Türkçülük ve Kürtçülük ideolojilerinin fikri düzeyde yenilmesine bağlı.

Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek'te, bir taraftan bu genel argümanını delillendirirken, bir tarafından da "Türkçülük ve Kürtçülük ideolojilerinin fikri düzeyde yenilmesi" işine soyundum. Umarım yararlı olur.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 25, 2006 11:51 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Mustafa Bey

"Daha doğrusu, "Atatürk milliyetçiliği"nin ne olduğu pek o kadar açık değil. "Ne mutlu Türküm diyene" sözü, "Türkiye vatandaşı olduğum için mutluyum, Türkiye vatandaşlarına da Türk deniyor" anlamına mı geliyor? Yoksa "Etnik Türk haline geldim, Türkçe ve etnik Türklük dışındaki dil ve kültürleri reddettim" manasına mı? 1920'li ve 30'lu yıllara baktığımızda, Atatürk milliyetçiliğinin aslında birinci formülle yola çıktığını, ancak dönemin şartlarının zorlamasıyla, ikinci formüle doğru kaydığını görüyoruz. Bu ikinci formülün de Kürtlerde büyük bir tepki yarattığını.."

Yukarıda belirttiğiniz Türklüğün "Türkiye vatandaşlığı" kalıbını dönemin Başbakanı Tansu Çiller "Ne mutlu Türk vatandaşıyım diyene" dediğinde ne kadar büyük bir tepki aldığını hatırlıyorsunuzdur. Şimdi ise yakın zamanda başbakan R.T. Erdoğan ın yanına gelen aydınlara "Kürt Sorunu" vardır gibi açıklamaların ardından ise yükselen itirazlar hepimizin zihninde tazedir.

Mustafa Bey,
Böyle bir gerçek sorunu dile getirdiğiniz için teşekkür ederim yalnız çevrenizden gelebilecek büyük fırtınalar olacaktır. Size bu zorlu yolculukta başarılar diliyorum.
Umarım böylelikle temel ve gerçek sorunlarımızla yüzleşiriz ve bu vatan sınırları içinde yaşayan veya bu vatana ait duygu ve düşünceyi taşıyan bütün insanlarla beraber kardeşçe yaşarız.

Yazan: Mehmet Şen Tarih: March 25, 2006 02:53 PM

Derkenar:

“"Türkçülük ve Kürtçülük ideolojilerinin fikri düzeyde yenilmesi" işine soyundum.” diyorsunuz. Bu konudaki fikirlerinizi bir kitapta topladığınız için teşekkür eder ve başarılar dilerim. Ancak küçük bir notum var.

İdeolojiler, gökten zembille inmezler; mevcut toplumsal formasyonda ve konjonktürde onları besleyip diri tutan sistematik ögelerle ilintilidirler. Dolayısıyla fikri mücadele, GEREKLİ ANCAK YETERSİZ koşul’dur.

(Türk faşistlerinin ve Kürt faşistlerinin racismofascism’leri, ilk cümlem için çok parlak birer case study öznesi olarak “oku”nabilir.)

Yazan: metin-thePoor Tarih: March 25, 2006 04:23 PM

umarım kitabınız fikri açıdan türkiyede tamamlanamamış bir eksikliği giderir bir çözüm yoluna gidilmezse sanırım türkçülük ve kürtçülük bir bilinmeze doğru gidip türkiyenin zaten zor şartlarda olan konumunu daha fazla zorlaştıracaktır her iki tarafında artık kendilerine bir çeki düzen vermesi gerekiyor yoksa durum gergin bir hal alacak kitabıınızı merakla okuyacağım
belkıskübra

Yazan: belkıskübra Tarih: March 27, 2006 02:14 PM

umarım kitabınız fikri açıdan türkiyede tamamlanamamış bir eksikliği giderir. bir çözüm yoluna gidilmezse sanırım türkçülük ve kürtçülük bir bilinmeze doğru gidip, türkiye'nin zaten zor şartlarda olan konumunu daha fazla zorlaştıracaktır. Her iki tarafında artık kendilerine bir çeki düzen vermesi gerekiyor yoksa durum gergin bir hal alacak. kitabıınızı merakla okuyacağım.
belkıskübra

Yazan: belkıskübra Tarih: March 27, 2006 02:17 PM

mustafa bey cesaretinizden dolayı sizi tebrik ediyorum türk kimliği dışında farklı kimliğe sahip olan kürtlerden nefret edilen bir ülkede kürt, türk konusunu bu denli etkileyici bir şekilde dile getirmeniz ve sizin gibi cesur ve aydın insanların bu ülkede yaşadığını hissetmek insana mutluluk veriyor.Bu soruna değinirken her iki tarafın faşizan duygularından açıkça bahsetmeniz güzel ama sizden ricam kürtlerin milliyetçi ruhunan bahsederken kürt halkının geçmiştte ne tür haksızlıklara maruz kaldıklarını ve var olan kürt milliyetçiliğinin hangi şartlarda ortaya çıktığına dikkat çekmenizi öneririm ,sonuç olarak evet her iki tarafta birer milliyetçilik rüzgarı esiyor fakat türk milliyetçiliğinin bunu bu şekilde bir çıkmaza soktuğunu ve bunca kişinin ölmesine yol açtığını düşünüyorum ya siz ne dersinz

Yazan: alican Tarih: April 12, 2006 09:35 PM

düşüncen güzel ancak türkçülüğün düşüncede olabilecegini anlatsaydın daha iyi olurdu türkçülük bir düşüncedir bunu bilmek ve anlamak gerekir

teşekkür ederim

Yazan: hakan öznomen Tarih: April 16, 2006 11:13 AM

Unutmamak gerekir ki türkler veya türkçüler,(doğru bir hareket tarzı olmamakla birlikte) kürtlere birkaç on yıl bile değil, sadece çok yakın tarihten itibaren düşmanlık göstermektedirler.

Yazan: fatih Tarih: July 24, 2006 09:13 PM

Bir TURK olarak Turkiye-de yasayip da Turk olmayanlardan tek beklentim-istegim en kisa zamanda eriyip gitmeleridir.

Koklu devletler azinliklari yutmuslardir. Turkiye-ninin de azinliklari yutmasi gerekir.Bunu dogal karsilamak gerekir

Yazan: E. Tigin Tarih: August 5, 2006 06:43 PM

Türkler yamyam mi?

Bu yutma meselesi de nereden çikti? Kim kimi yutacak? Almanya oradaki türkleri yutmali mi yani? Bulgaristan'da, Fransa'da, Yunanistan'da ve çin'de yasayan türkler yutulmali mi?

Oturup bir çay içsek ve insan yerine kurabiye yesek olmuyor mu?

Sayin Tigin, "Koklu devletler azinliklari yutmuslardir." sözünüz tamamen yanlis, köklü devletler tersine farkli din ve irklari bünyelerinde baris içinde barindirmislardir. Ister Osmanli'ya bakin ister Roma'ya. Bugün de dünyanin en ileri ülkeleri yabanci ülkelerden is ve beyin gücü alabilen ülkeler.

Türk tarihi'nin en büyükleri arasinda Selçuklu veziri Nizam ül Mülk savasta esir düserek köle oldu ve basvezirlige kadar yükseldi. Lütfen acele etmeyin, fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olun, Mimar Sinan'i, Sokollu ailesini ve türk musikisini yazili hale geçiren yahudi ve ermeni bestekârlari taniyin.

Böyle yutma-erime-asimile muhabbetlerine girmeden önce kürtlerin, ermenilerin ve digerlerinin de insan oldugunu düsünün. Onlarin da en az sizin kadar saygiya hakki var.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: August 6, 2006 02:25 AM

Atatürk milliyetçiliğini Atatürk kendi sözüyle açıklamıyor mu? 'Benim yaradılışımda bir fevkaledelik aramayın. Benim yaradılışımda en büyük fevkaledelik Türk olarak dünyaya gelmemdir'Ama bunuda Türk vatandaşlığına bağlarlar.Ne yazık ki Atamız doğduğunda cumhuriyetimiz kurulmamıştı. Yani bir Türk vatandaşlığından söz edilemez. Osmanlıda zaten ümmetçilik anlayışı olduğundan bir Türk vatandaşlığından söz edilemez. Saygılarımla

Yazan: Mustafa Tarih: August 7, 2006 11:17 PM

Kürdlerin 1900lerin başında nüfusu kaçtı?
Bu tam bilmese de 200-300 bin arasında olduğu biliniyor. Peki bunların yerleşim yerleri nereseydi, sınırları var mıydı sorularına cevap verebilecek kaç kişi var? Çünkü Fırat dicle arasında dağlarda yaşayan fars,arap ve ermeni melez bir topluluk idi[tamam öyle kabul etmeyin kürdlik diye ayrı bir etnik olduğunu varsayın birşey değişmez].

Şimdi siz alın bunları %500 her nesilden nesile yani 40 yılda bir ürettirin Türkiye'nin heryerine ve Doğu'nun büyük bir bölümüne yayın bugün 13 milyon nüfusu ile, ondan sonra da bir kısmı Türkiye'nin yarısı bizim desin şimdi yaşadıkları yerleri örenk göstererek, bir kısmı da Türk olduğumu kâbul eden kürd asıllıyım ama Türk oğlu Türkler karşısında 2. sınıf vatandaşmış gibi oluyorum o zaman kimse Türk oğlu Türk'üm yani Türkçülük yapmasın herkes hissi olarak Türk olsun diyor.

Yahu hertürlü propogandanız kürdler üzerine kurulmuş. Kürtçülük diye suçlarken dahi Türkçüleri suçluyorsunuz Türk oğlu Türk'ü yok saydırıp Türkleri milli kimliklerini unutmuş ne olduğunu bilmeyen insanlar haline getirerek resmen Türkiye yıkılmaya çalışılıyor.

Türk oğlu Türk'üm Türkiye'deki en az 50 milyon gibi. Soy ağacını çoğu Türk zaten bilir, bilmeyenler de zaten şüphe duyuyorsa bilsin ki kürd değilsen, laz değilsen, çerkez, pomak, arnavut, slav, arab bilmemnde değil isen Türk'sün çünkü Anadolu Türk yurdudur 1000 yıldır!

Kürdü tatmin edeceğim diye Türk oğlu Türk yoktur demek için kendine sebep arayanlara ben aydın değil Türk düşmanı derim.

Düşünce özgürlüğü diyorsunuz haydi bakalım görelim düşünce özgürlüğünüzü bu konularda.

Yazan: YÖRÜKOĞLU Tarih: October 4, 2006 12:38 AM

"...çünkü Anadolu Türk yurdudur 1000 yıldır!"

Yazdıkların tamamen asılsızdır. ancak bir cümlene cevap vermem gerekiyor.

Doğru, Anadoluda 1000 yıldır türkler vardır ve sahiplendiler bu toprakları. Ancak Kürtler M.Ö. 2500 yıllarında bu topraklara göç ettiler ve o tarihten beri bu topraklardan hiç ayrılmadılar. bir çok devlet burada hüküm sürdü ama buranın insanı o tarihten beri yurdunu terketmedi. kürt medeniyetleri de devamlı isim değiştirdi. mezopotamyaya ilk göç eden Kürtler Hurrilerdir. Bunlar mezopotamyada Mitani devletini kurdular. bunları izleyen tarihte bir çok kürt ırkı bölgede hakimiyetini sürdürdü ve yüzyıllarca Asurulara karşı savaştı. Gutti, Urartu, Med medeniyetleri bunlardan birkaçı. tüm bu saydığımız Kürt medeniyetleri Ari ırkıdır. oysaki türkler semi ırkındandır. tarihi biraz daha araştırıp öyle yazın.

Yazan: tarık Tarih: October 17, 2006 07:29 PM

söze şöle başlamak istiyorum. başta şunu herkes bilsin ki atatürk milliyetçiliği diye birşey yoktur ve olamazda. sizin aklınıza mantığınıza sığıyormu bu anlayış. bir kişi üzerine milliyetçilik tanımı olurmu. aslında çok uzun yazmak isterim ama sanırım değmez. çünkü bilimsel olmayan bir tartışma olmuş olur. şunuda belirtmek isterin ki; Atatürk bir tüek milliyetçisiydi. ve bende onun izindeyim. bunu ben demiyorum atatürk diyor. "BİZLER TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ NE KOMİNİST NEDE BOLŞEVİK OLAMAYIZ"

"1930'lu yıllarda üretilen ve Türkleri 8-10 bin yıl öncesinde dünyanın en ileri ırkı olarak tasvir eden, "Türk kafatası" üzerine yorumlar giren "Türk Tarih Tezi" saçmalığını biliyoruz."

Böle saçma bişi yazmışsınız ama unutmuşusunuz bu tezi savunan MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'TÜR. Dediğim gibi çok fazla konuşmaya gerek yok. ben yine de atatürk'ün sözüyle bitirmek istiyorum;

Bu memleket tarihte Türk'tü, halen Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.

Türk tek kimliktir üst kimlik yoktur buda turani ırkıdır bunu dışındaki anlayışı yani t.c vatandaşı olan herkes türktür anlayışını tabiki kabul etmiyoruz

Yazan: alper Tarih: October 17, 2006 10:46 PM

Ey TÜRK !
Üstte mavi gök çökmedikçe,
Altta yağız yer delinmedikçe,
Senin ilini ve töreni kim bozabilir...

Yazan: SANÇAR Tarih: November 1, 2006 09:48 AM

alper arkadaşımız demişki ''Türk tek kimliktir üst kimlik yoktur buda turani ırkıdır bunu dışındaki anlayışı yani t.c vatandaşı olan herkes türktür anlayışını tabiki kabul etmiyoruz''

t.c. vatandaşı olan herkezi türk kabul etmıyorsan ,,türk olmayanlanlar başka bir cumhurıyet kurmak isteyeceklerdir...türkiye ulus bır devlettir,içinde türküde,kürdüde... vardır..bu tür yaklaşımlarla toplum içinde ayrımlara neden olursunuz.barış içinde yüzlerceyıl yaşamış bu ulusların buna devam etmesi için t.c. vatandaşı olan herkezi türk olarak görmek zorundayız.eşit düşünemezsek huzur bulamayız.
hoşçakalın

Yazan: sinan Tarih: November 19, 2006 01:51 AM

KİMSE KÜRTLERİ YUTAMAZ. BUNA GÜCÜNÜZ YETMEZ. EYER ASKERİYENİN YAPYIĞI EZİYETLERİ GÖRMEK İSTİYORSANIZ YILMAZ ODABAŞININ GÜNEYDOĞUDA GAZETECİ OLMAK ESERİNİ OKYUN

Yazan: ALİ Tarih: November 22, 2006 08:49 PM

Baştan aşağıya bütün yorumları okudum.Daha yorumlardan bile anlaşılacağı üzere kimin Türk,kimin gayri-Türk olduğu anlaşılıyor.

''Doğru, Anadoluda 1000 yıldır türkler vardır ve sahiplendiler bu toprakları. Ancak Kürtler M.Ö. 2500 yıllarında bu topraklara göç ettiler ve o tarihten beri bu topraklardan hiç ayrılmadılar. bir çok devlet burada hüküm sürdü ama buranın insanı o tarihten beri yurdunu terketmedi. kürt medeniyetleri de devamlı isim değiştirdi. mezopotamyaya ilk göç eden Kürtler Hurrilerdir. Bunlar mezopotamyada Mitani devletini kurdular. bunları izleyen tarihte bir çok kürt ırkı bölgede hakimiyetini sürdürdü ve yüzyıllarca Asurulara karşı savaştı. Gutti, Urartu, Med medeniyetleri bunlardan birkaçı. tüm bu saydığımız Kürt medeniyetleri Ari ırkıdır. oysaki türkler semi ırkındandır. tarihi biraz daha araştırıp öyle yazın.''

Klasik bir kürt yorumudur bu.Kendilerine sahte bir tarih çıkarıp ne kadar soylu bir millet olduklarını ispatlama çabası.Ermeni-fars kırması olduğunuzu artık duymayan kalmadı ne ırkından bahsediyorsun sen?Sizin gibi zihniyetler zamanında 'Malazgirt'te savaşan beşyüzbin kürt vardı' diye uydurdular şeref hanlar gibi...Peheyy...Beşyüzbin kürt..

''Bu soruna değinirken her iki tarafın faşizan duygularından açıkça bahsetmeniz güzel ama sizden ricam kürtlerin milliyetçi ruhunan bahsederken kürt halkının geçmiştte ne tür haksızlıklara maruz kaldıklarını ve var olan kürt milliyetçiliğinin hangi şartlarda ortaya çıktığına dikkat çekmenizi öneririm ,sonuç olarak evet her iki tarafta birer milliyetçilik rüzgarı esiyor fakat türk milliyetçiliğinin bunu bu şekilde bir çıkmaza soktuğunu ve bunca kişinin ölmesine yol açtığını düşünüyorum ya siz ne dersinz''

Bu da klasik bir komünist edası..Türkler ne zaman milliyetçi bir tavır takınsalar bunlar ortaya çıkarlar,bas bas bağırırlar..Yahu sizler değilmisiniz 'emperyalizme hayır!' diye bas bas bağıran tipler?Peki neden komünizm,sosyalizm adı altında bize rus emperyalizmi aşılamaya çalışıyorsunuz?Bunlara kalsa hepimiz elimizde tüfekler dağlarda 'che' gibi savaşalım,öyle mi?


''t.c. vatandaşı olan herkezi türk kabul etmıyorsan ,,türk olmayanlanlar başka bir cumhurıyet kurmak isteyeceklerdir...türkiye ulus bır devlettir,içinde türküde,kürdüde... vardır..bu tür yaklaşımlarla toplum içinde ayrımlara neden olursunuz.barış içinde yüzlerceyıl yaşamış bu ulusların buna devam etmesi için t.c. vatandaşı olan herkezi türk olarak görmek zorundayız.eşit düşünemezsek huzur bulamayız.''

Bu ademoğlu da tam bir sosyal-demokrat..Hümanizm altında bize 'Türk-kürt kardeştir' demeye getiriyor.Yahu hümanizm diye birşey dünyada yokken biz neden hala hortlatmaya çalışırız ben anlamış değilim.Hümanizm'in dünyada tanınan fikir babası Mevlana'dır bilindiği üzre.Mevlana'nın müridi Nureddin Caca , büyük Türk büyüğü Ahi Evren(Evran) ve Nasreddin Hoca'nın katilidir.Ahi Evran ve Nasreddin Hoca Türkmenleri organize ederek Moğol istilasına karşı savaşmışlardır.

Ayrıca Mevlana;

“Bir şeyi yaptıracağın zaman Rum usta çağır, yıktıracağın zaman Türk çağır. Görmüyor musun ? Tanrı bir yeri harap etmek dileyince Türkleri yolluyor” der.

Bir başka yerde ise şöyle der;

“Tanrı dünyayı yakan Türkleri mağaralardan, dağlardan ormanlardan çıkarıp itaate soktu bundan böyle artık emniyet ve asayiş hakim olur, kederler kalmaz alem can gibi tatlılaşır.”


Biz(Türkler)Anadolu'ya girerken,bizi hiçkimse elinde çiçeklerle karşılamadı.Kimse bunun aksini bana anlatmasın.Biz Anadoluya kurt başlı kılıçlarla girdik.Yeri geldik öldük,yeri geldik öldürdük.Toprak hakedenindir.Bizler Anadolu'yu hakkettik ve yönettik.Bu kadar açık bir konu ve bu topraklar için kan döken can veren emek harcayan bizim atalarımızdı,bu toprakları kimseye vermeye niyetimiz yok.

Birlikte bu vatan uğruna savaştık diyenlere de bi sorum olucak.Neden Çanakkale Savaşı'nda kürt nüfusunun yoğun olduğu Diyarbakır'dan 49,Siirt'ten 40,Van'dan 36,Tunceli'den 30,Adıyaman'dan 11,Bingöl'den 8,Mardin'den 6,Muş'tan 7 ve Kars'tan 1 kişi katılmışta, Türkmen nüfusunun yoğun olduğu Bursa'dan 3737,Balıkesir'den 2779,Konya'dan 2488,Kastamonu'dan 2488...vs bu kadar kişi katılmış?Bunlar benim kafamdan uydurduğum veriler değil,Çanakkale'de yatan şehitlerimizin isimlerinin kayıtlı olduğu TSK verilerinden alınmıştır.

Neyse lafı uzatmanın manası yok.Eğer bu vatandan ekmek yiyorsan,burada hayatını sürdüreceksen adam gibi duracaksın..Öyle toprak istiyorum bilmemne yok.Türklerin töresidir bilirsin:Misafir umduğunu değil,bulduğunu yermiş..

Size ve kitabınıza başarılar diliyorum Mustafa Bey...Tanrı yolunuzu açık etsin.

Esen kalınız..

Yazan: Melih Tarih: December 18, 2006 06:22 AM

Alpaslan Turkes Kurtlerin Kart-Kurt (Kartuk) Turkleri oldugunu dunyaya anlatmakla bir omur tuketti. Melih beyin Kurtlere "Ermeni-fars kırması" demesi rahmetliyi rahatsiz ediyordur.

Hele ozbe oz Kartuk Turklerine "misafir" muamelesi yapmak cok ayip.
***

Arastirma firsati olan yorumculardan bir ricam var. Benim arastirmalarimda BOZKURT/KURT un Turk ile anilmasi 1950 lerden sonrasina gidiyor. Ondan oncesinde hernekadar bir iki siir vs ile Jon Turklere kadar gitsede daha evveline rastliyamiyorum. Mesela muzelerde bir heykel, Anadolunun bir yerinde bir motif, bir kabartma, hali-kilim deseni, Yunus Emre veya benzeri bilinen birinin eseri vs vs. varmi?
Simdiden tesekkurler.

Yazan: Haydar Tarih: December 20, 2006 08:12 AM

mustafa Akyol beyefendi Türkler ve Kürtler Osmanlı İmparatorluğunda kardeşçe yaşadılar demişsin.Yalnız İdrisi Bitlisi'den bu yana Kürtçülük propagandası yapıldığının farkında değilsin.Yavuz S.Selim eğer İdrisi Bitlisi'yi dinlemeyip g.doğudaki aşiret feodalitesini yok etseydi.doğunun geri klamışlığı büyük ölçüde önlenirdi.bu bölgede yurtluk ve ocaklık sistemi ile aşiret sistemi devem etmiş zengin toprak ağaları dahada zenginleşmişler,fakir kürt ve Türk halkı daha da fakirleşmiş.Osmanlının son döneminde 1804 ten 1919'a kadar 7 Kürt isyanının çıktığının farkında değilsin galiba.

Yazan: Alperen Tarih: December 27, 2006 04:27 PM

Anadolu'daki Türk Tarihi
bütün filoloklar kabul ediyorki langustik olarak Sümerler orta Asya kökenli bir topluluktur ve kesafeti türklere dayanmaktadır.Kaldı ki anadoludaki Ortadoks hristiyanların -özellikle karadeniz ve orta anadoludaki-büyük çoğunluğu Anadoluya M.Ö yıllarda gelmiş ve yerleşmiş Hun,Uz ve Peçenek türkleridir.(Ne yazıkki Bu hrıstiyan Türklerin büyük kısmını mübadele sırasında rum diye Yunanistana yolladık)kürtlerde Langustik olarak iddia ettikleri gibi Hint-Avrupa dil ailesine değil türkler gibi Ural -altay dil ailesine menspturlar.Kaldıki evliya çelebinin bile söylediği gibi birçok kürtleşmiş türk aşiret vardır.Ve işin en ilginç tarafı Türklerin göç ettiği bütün bölgelerde kürtlerden de bahsedilmektedir.Tarih boyunca macaristandan Anadoluya İrandan tunaya kadar türk hinterlandı ve göç coğrafyasında türklerin yanında kürtlerden bahsediliyor.Kafkasyada Türklerin yerlşetiği bölgelerde ha keza böyle.Mezopatamya yerlisi olduklarının iddaa eden kürtler türk hinterlandının bulunduğu orta asya tana kafkasya ve balkanlarda neden hep türklerle beraber anılmaktadır acaba?

Yazan: Alperen Tarih: December 27, 2006 04:38 PM

Sumerlerin tarihini merak edenlere...

http://www.sumerian.org
***

Sumerlerin Asyali olup olmadigini merak edenlere...

http://www.sumerian.org/sumerfaq.htm#s36

57. Soruda soyle yaziyor;
SORU: >What do you think of their look ? they looked like mongols ?
(Sumerler Mogollarami benziyordu?)
CEVAP: Their language is farming-oriented, not warfare-oriented.
The History and Geography of Human Genes by Cavalli-Sforza et al. finds distinctive genes in Kuwait and speculates that Kuwaitis are the genetic descendants of the Sumerians.
(Sumerlerin lisani tarima dayali bir lisandi, cengaverlige degil. Cavalli-Sfroza vs tarafindan (yazilan) Insan Genleri Tarihi ve Cografyasi (isimli eser)de Kuveyt'lilerde bulunan ozel bir gen Kuveytlilerin Sumerlerin torunlari oldugunu ileri suruyor).

Yazan: Haydar Tarih: December 28, 2006 12:18 AM

bir hatırlatma hunlar zamanından beridir Türkler tarımla uğraşmışlardır ve Yerleşik hayata geçmişlerdir.İlk şehir yerleşmeleri Hunlar dönemi olarak karşımıza çıkar türklerde.Bu bilgi bütün Türk kaynaklarında vardır.Ayrıca bakınız İ.kafesoğlu Türk Milli Kültürü(İnternet kültürü değil ha!!!)

Yazan: Alperen Tarih: December 28, 2006 09:54 PM

Ayrıca, Sümerlerin, Etrükslerin ve Kimmerlerin, Türklerle önemli linguistik bağlara sahip olmaları (Sümer dilinde beşyüz civarında Türkçe köklü kelime bulunması), kazılardan elde edilen arkeolojik buluntular ve sonraki yüzyıllarda Avrupa’da, Kafkasya’da, Anadolu’da ve Karadeniz’in kuzeyinde bulunan balballar ve diğer kalıntılar; Türklerin binlerce yıl önce de Avrasya’nın çeşitli bölgelerinde yaşamış olduklarını akla getirmektedir.
http://www.yeniturkiye.com/display.asp?c=5010

Yazan: Alperen Tarih: December 28, 2006 10:05 PM

Sümerler, M.Ö. 3500 - M.Ö. 2000 yılları arasında Mezopotamya'da yaşamış halk. http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCmerler

Hunlar ise en erken M.Ö. 220 tarihinden sonra var.
Yani Hunlar tarih sahnesine Sumerler yikilip yok olduktan 1800 sene sonra ortaya cikiyorlar.
http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCmerler

Sizin verdiginiz bilgilerle bu bilgiler cok celiskili duruma dusuyor. Merak ettim dogrusu... rica etsem biraz arastirip bir cevap yazarmisiniz.

Yazan: Haydar Tarih: December 28, 2006 11:51 PM

Türklerin Tarihinde Hunların sümerlerden önce veya sonra olması mühim değil bilinen tarih itibariyle türklerin yerleşik hayata geçişin uygrlar döneminde olduğunu söyleyen yanlış yaklaşıma karşı diyoruz ki çinlilerinkaynaklarınadn öğrendiğimize göre hunlar bile yerleşik hayatı yaşamaktaymışlar o halde yerleşik hayat ve tarım iklim ve coğrafya ile ilgili bir yaşam tarzıdır.o halde türkler göçebedir diyerek sümerlerik tarımla uğraşmasını türk olmadığının delili olarak ortaya koymak muhaldir.urartular madencilikle uğraşmışlardır.çünkü kuruldukları bölgelerde maden çıkmaktadır.ege medeniyetleri denizcilikle uğraşmışlardır nedeni belli .o halde toplumların uğraşı alanlarına bakarak etnisite ile ilgi yorumlar yapılamaz.bu genetik bir uğraş değil şartların zorlamasıdır.yahudiler ticaretle uğraşırlar.Çünkü yönetim ve askariyeden yaşadıkları devletlerden dışlanmışlardır.osmanlı ermenileri zanakarlık yapmışlardır.çünkü osmanlı tanzimata kadar gayri müslümleri askere almamışlardır.Yahudiler ticarette ileri gittiği için onlarda zanatkarlıkta ileri gitmşileridir.Arabistan yarımadasında ilkçağlardan beri genellikle (yemen dışında)tarım yapılmamıştır.Nedenini söylemeye gerek varmı?örnekleri çoğaltmak mümkün ama feraset sahibi herkes bilir ki:emsal varsa emsalsiz esas alınmaz.Muhalin mantığı olmaz.Saygılar

Yazan: Alperen Tarih: January 4, 2007 11:17 PM

Türklerinin günümüzden 7.000 yıl öncesinde medeniyet oluşturdukları son yapılan kazılarla anlaşılmaya başlanılmıştır.
http://www.ihkupcu.com/makale/tarihsahnesi.htm
Türklerin kökeni

Prof. Dr Ahmet Ercan, bugüne kadar hiç bir yerde yayınlanmamış bir konuya açıklık getirdi. Konuyla ilgili bir dizi yanlışı da düzeltmek amaçıyla Gazete BEŞİKTAŞ'a yazan Prof. Dr Ahmet Ercan önemli bilgiler verdi. Ercan şunları yazdı;
"Bugünkü biz Türkler'in nereden doğduğu hep bilmek istediğimiz konudur. Bu konuda ayrıntılı antropolojik, ayrıca arkeolojik araştırmalar yapan değerli bilgin Prof.Dr. Reha Oğuz Türkkan'a göre, Türkler tüm diğer ulusların çoğu gibi Orta Asyalıdır, yaklaşık bundan 10 bin yıl önce doğmuşlardır. Ancak, hangi ulusun hangi ulusla bağı, karışımı, uzantısı vardır, ona bir bakalım.
Bundan aşağı yukarı 30 bin yıl önce, yeryüzünde bulunan taşıllara göre, yalnızca 3-4 anasoy vardı. Bu, Yontma-Kabataş (Paleolitik) Çağı'nda, biz Türkler yoktuk.
Binlerce yıl bu anasoylar karıştı, bir sürü kırma türler çıktı, sonra gelenler yerli yerine oturunca, belli özellikli 8-10 anasoy oluştu. Bunlardan yalnızca ikisi biz Türkleri ilgilendirir: Avrasya'da Ural Dağları'nda yaşayan Ak Brakisefal soyla (ki yanlışlıkla "Alp-Alpin" adı takılmıştır), bir de Asya'nın Sibirya ucundan Baykal Gölü ile Tanrıdağları'na doğru uzanan geniş bölgede yaşayan Amerindler. Diğer bir deyişle, Asya'da yaşayan Kızılderili soyu, bakır tenli, biraz çekik gözlü, orta başlı (mezosofal) kişiler.
Amerika kaysağında bugüne değin 20-30 bin yıl öncelerine ilişkin güvenilir hiçbir kişi taşılı (fosili) bulunmadı. Şimdiki Kızılderililer'in ataları (Amerindler) o çağlarda Doğu Asya ile Sibirya'da yaşıyorlardı. Kalan izlere göre ancak D.Ö. 22 000- 17 000 yıllarında Bering Boğazı yoluyla Amerika'ya göçler başladı. 2
İşte, bu iki anasoy, biz Türkler'in "ana ve babası"dır.
Bu iki anasoy, 6000 yıl arayla iki kez karışmıştır; biri doğuya, diğeri batıya göçleri sırasında. İlki Tunç Çağı'nda olmuş, D.Ö. 8000ler. Urallı Alp'ler olasılıkla çoğunluktaymış ve karşılaşma, Aral gölü dolaylarında gerçekleşmiş. Yeni doğan üren (kuşak), heryerde olduğu gibi, kırmaydı. Ancak binlerce yıl iç evlenmeler sonucu genler durulmuş, sonuçta yepyeni bir soy oluşmuş: ÖN-TÜRKler, sonraları bunlar eyge uygarlığında çığır açacak bir kuşaktır, bir göbektir.
İkinci karşılaşma, D.Ö. 2000'lerde. Bu kez Asyalı Kızılderililer çoğunlukta - Baykal Gölü ile Tanrıdağları'na dek göçen Urallı Alp'ler ufak bir küme. Bu çağdaki karışmadan doğanlar, sonradan genleri durulunca, günyıla "İLK-TÜRK"ler olarak geçmişler, daha sonraki adlarıyla bunlar Hunlar, Uygurlar, Aparlardır. (Avarlar)
Moğollar ise, asıl adları "Şevey"dir, ayrı bir soydurlar. Gerçi bir soyları (anaları?, babaları?) Asya Kızılderilidir ancak, evlenmeleri Alplerle değil, Çinde'ki SİNİD sarı ırktan budunlarla olmuştur. Asya'da Kızılderili kalmayınca Sibirya ormanlarını bu "Moğol", diğer bir adla Şeveyler doldurmuş, Türklere komşu olarak giyinişlerini, biliklerini (silahlarını), birçok geleneklerini Türkler'den almışlardır. Ötesi, soykırımın suçlularından biri Şeveyler olmasına karşın, Ergenekon Destanı'nı da benimseyip kendilerini yulunmuş budun gibi görmüşlerdir! Uygur-Şato Türk soyundan olan Börütegin evgili başlarına geçirince bu oluşmuştur. Cengiz Han bu uruktandır.
Ön Türkler, Orta Doğu'ya, Mezepotamya'ya göçüp, insanlığın ilk gerçek uygarlığını kuruyorlar: Sümerler, Elamlar (D.Ö. 4500-2700). Kolları Anadolu'ya giriyor: Ön Hititler (2700-2000), Nezik-Hititler 2000 yılında Anadolu'yu alıyorlar. Bunlar Türk değil, Ön Cermen (Almanların Atası). Ön-Hitit Uygarlığı'nı üstleniyorlar. D.Ö. 1000'de bir karmaşa: Budunlar Göçü. Anadolu'ya Sümer'den göçüp de Ege'ye yerleşmiş olan Lidler/Turskalar denizci oluyor. Bir kol Kuzey İtalya'ya yerleşiyor: E-Türksler. Bir başka Turska kolu Atlas Okyanusu'na açılıyor, Meksika'nın Vera-Cruz körfezine çıkıyor. Orada, Ulmek Uygarlığı'nı kuruyorlar. Aztek, İnka, bunun süreği olabilir.
Mezepotamya'daki Ön-Türk Sümerler ne oluyor? D.Ö. 2000'lerden sonra, Güney'den akın akın gelen Sami (Semitik) göçleri altında bozulup, siliniyorlar. Yalnızca bir bölümü göçüyor, SU-K adıyla Kuzey'e, Kafkaslar'a, Karadeniz'in kuzeyine yayılıyorlar: Saka-İskitler. Bir başka kol Orta Asya'ya Türkmenistan'a, ötesi Tanrıdağları'na oradan da Çin'e uzanıyor! Sakalar İranlılarla çatışıp duruyor: "İran-Turan Savaşları". (Şehname, Efrasiyab/Alper-Tunga). Orta Asya'nın içlerine çekilenler ŞU Krallığı'nı kuruyor. Büyük İskenderle savaşıyorlar. Bunların bir kolu Çin'e giriyor, "Çu-Çu" adındaki ilk Çin uruğu oluyorlar.
Tanrıdağ bölgesindeki Ön-Türkler, kuzeylerdeki İlk Türk/Şevey Birliği olan Apar İlkutu'na başkaldırıyor, yeniyorlar. İlk kez Ön Türk / İlk Türk birlikteliği, Göktürk İlkutu içinde gerçekleşiyor.
Özet ile bakacak olursak Türklerin geçmişte ilk görünüşleri, bundan 8 - 10 bin yıl öncedir. Kızılderililer bizim büyük büyük atalarımızdan biri. Ancak yaklaşık 22 bin yıl önce Amerika kaysağına geçenler bizi pek bilmiyorlar. Onların kullandığı Türkçe dili 22 bin yıl öncenin Türkçe dili olabilir. Süre içinde dil değişmiş olabilir.Ancak gelenekler saklı kalır. Sözgelimi Altay Türkleri, kişinin onuru ile gücünün saçında olduğuna inanırlardı. O nedenle yağısını (düşmanını) öldürdüğünde, "İşte senin gücünü ve onurunu elime aldım. " anlamında kafa derisini yüzerlerdi. Çocuk doğduğunda çadıra ilk gelenin adı ona konulurdu. Bu gibi gelenekler Amerika Kızılderilileri arasında süre gitmiştir.
Bizim büyük atalarımız Alplerle - Kızılderililerin karışımı olan Ön Türkler ile İlk Türkler. Sümerler - Elamlar Türklerden kopup gelme, ilk Türklerden, Uygurlar - Hunlar ile Avarlar ise Orta Asya'dan kalan Ön Türklerle, Alp ile Kızılderililer'in karışımıdır. Sümerlerle, Uygurların aralarında 2500 yıl süre ayrılığı var. Sümer Türkçesi, Orta Asya Türkçesi'nde uzun yıl ayrı kalmıştır. Kendi içinde ayrıca gelişmiştir. Anadolu'da Grek, İtalya'da Roma Uygarlığı'na katkıda bulunan Turskalar ile E-Türksler; Ön Türk soyudur. Avrupalılar'dan önce Atlas Okyanusu'nu geçip Meksika ve Orta Amerika'da Ulmek ve belki de İnka, Maya, Aztek Uygarlığı'nı kuran çekik gözlü, bakır tenli topluluklar Turskalar, diğer bir deyimle bizim büyük atalarımız olabilirler.
http://www.besiktasgazetesi.com/arsiv_haber/55.htm

Yazan: Alperen Tarih: January 4, 2007 11:29 PM

Hah simdi begendim! (Bayram tatili bosa gitmemis)
Ama yarisini begendim. Cunku diger yarisi -olsaydi keske- meselesi oldugu icin.

Neresi bu olmayan yarisi?
Tarihi nalinci keseriyle yontma cabasi.

Dogrusu burda...
https://www3.nationalgeographic.com/genographic/atlas.html
https://www3.nationalgeographic.com/genographic/about.html
***

Arzu ederdimki tezi "hic bir yerde yayinlanmamis" olan Prof. Alperen Turkkan'in dusunceleri boyle yerlerde yayinlanabilecek dogrulukta olabilseydi.

O gun gelene kadar ben, geri kalan 6 milyar insanin kabul ettigi gerceklerle yoluma devam etmeye niyetliyim.

Yazan: Haydar Tarih: January 5, 2007 11:02 AM

Siz bilirsiniz Haydar Bey bu 6 milyar dediğiniz insan topluluğunun hepsi Tarih ilmimi okumuş.Bakınız tarih demiyorum ilminden bahsediyorum.tarih ihtisası yapan 6 milyar kişi olsaydı bu dünyada ikide bir aynı hatalar tekraR EDİLMEZDİ.siz inandığınızda ısrar edebilirsiniz:)İlmiye Çığ'ın çalışmalarınıda yatsımamak gerek.Bir konu daha nedemek bayram yaramış?Bilmek için esas olan bilmeyi istemektir.

Yazan: Alperen Tarih: January 5, 2007 06:36 PM

haydar kardeşim bir hatırlatma Alperen türkkan diye biri yok herhalde Reha oğuz türkkan demek istedin onunla ilgili biraz bilgi vereyim:
REHA OĞUZ TÜRKKAN

1920 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Halid Ziya Bey, annesi Saibe hanımdır. İyi bir eğitim gördü. St. Joseph, Galatasaray ve Kabataş liselerinde okuduktan sonra, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi'nde master yaptı. Tarih ve Türkoloji dallarında Sorbonne Üniversitesinde, Tecrübî psikoloji dalında ise Columbia Üniversitesinde ihtisas yaptı.
Uzmanlı dalları arasında psikoloji, futuroloji, hukuk, tarih, yazarlık ve yayıncılık(şeref ve sürekli basın kartı sahibi) sosyo-etnografya yer almaktadır. Reha Oğuz Türkkan, 1947-1972 yılları arasında 25 yıl boyunca ABD'de Columbia ve CCNY üniversitelerinde, 1975-1976 yıllarında İstanbul Üniversitesi'nde ve daha sonra da 1996 yılında Ahmet Yesevî Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptı.

"Sorularla Programlı Öğrenim" metodunun üç kurucusundan biri olarak ve ABD'deki katkılarından dolayı "WHO'S WHO" ansiklopedisinde yer aldı. ABD hükümeti tarafından 4 eyaletin eğitim planlaması ve Sunrise Açık Üniversitesi'nin kuruluşunda Eğitim teknolojisi Danışmanı olarak görev aldı. 124 okul (4 tanesi hızlı okuma ve bilgisayar üzerine) açtı.
Türkiye'de Yay-kur Açık Öğretim Üniversitesi'ni kurdu. 1976 yılında NASA'ya danışman olarak Hindistan'daki uydulu eğitim çalışmalarını inceledi.

Reha Oğuz Türkkan'ın, yerli ve yabancı basında binlerce makale, dizi ve araştırması yayınlandı. İstanbul Ticaret Odası Gazetesinde "Amerika ve Türkiye'de İş Dünyası" konularında 2 yıl köşe yazarlığı yaptı.

ABD'de bulunduğu süre içinde, "Psikolojinin İş Dünyasında Başarıya Etkisi Ve Uygulanışı", "İkna Psikolojisi Ve Satış Teknikleri" konularında iş dünyasına yönelik eğitimler verdi. Çeşitli şirket ve kuruluşlara danışmanlık ve yönetim kurulu başkanlığı yaptı.

Reha Oğuz Türkkan, Türkçülük alanında çeşitli sosyal faaliyetlerde bulundu. Bu konuda yazarlık ve yayıncılık yaptı. Gurbetçi çocuklar için ABD'de Atatürk Okulu adıyla bir okul açtı. 1997 yılında Orta Asya ve Kafkas Türkleriyle ilgili olarak "Türk Dünyası Parkı" ve "Türkler" adlarıyla ABD'de ve Türkiye'de daimi resim sergileri açtı.

Reha Oğuz Türkkan, Türkiye'de "Çevrecilik Eğitimi Kampları"nın kurucusu oldu.
ABD'de Human Value Vakfı başkanlığı yaptıktan sonra, NEA (Eğitim Sendikası), IPA (Konferansçılar Derneği), Gazeteciler Derneği, Aydınlar Ocağı'nda üyelik ve Türk 2000 Vakfı'nda başkan olarak görev yaptı.

Reha Oğuz Türkkan'ın İngilizce, Fransızca ve Türkçe olarak yayınlanmış 41 kitap, 9 film ve 6 tv senaryosu bulunmaktadır.

Türkçülüğe Giriş (İstanbul-1940), Milliyetçiliğe Doğru (İstanbul-1943), One America (New York-1954), Talking Turkey (New York-1955), Turkish Literature (New York-1956), Turkish National Character (New York-1971), Tabutluktan Gurbete (İstanbul-1975), Yenilenmiş Türk Destanları ve Hikayeler (1977), Biz Kimiz (İstanbul-1987), Türk Milliyetçiliğinin Kısa Tarihi (İstanbul-1992), Yükselen Milliyetçilik, 21. Yüzyıl Milliyetçiliği (İstanbul-1995), Kızılderililer ve Türkler (İstanbul-1998) önemli eserleri içinde yer alır.

Reha Oğuz Türkkan, Ece Zübeyde Hanım ile evlenmiş olup Aslıhan, Ceylan, Tuğrul ve Alptunga adlarında dört çocuğu vardır.
(bu kadar bilgi herhalde merakınızı gidermiştir)

Yazan: Alperen Tarih: January 5, 2007 11:13 PM

Sn. Alperen yine zahmet edip birsuru arastirma yapmissiniz.
Fakat 5 Ocak tarihli mesajim hala gecerli.
***

Keske Prof. Turkkanin tezi tarafsiz tarihciler tarafindan itibar gorsede, benim de atalarimin bir kismi olan Orta Asyalilarin tum medeniyetlerin yada cogunun kokeni oldugunu soyleyebilsem. Ovunmek anlaminda degil, genetik zenginlik anlaminda soyluyorum. Ama maalesef degil.

Ben tarihci degilim. Tarihte olup bitenleri anlamak icin bu meslegin profesyonellerinin konsensusune bakarim. "Resmi tarihci"lerede itibar etmem "keske oyle olsaydi"cilarada.

Birgun Turkkan'in tezi uluslararasi kabul gorurse bunu ilk ogrenen ve sevinenlerden birinin ben olacagimdan supheniz olmasin.
***

Ilginizi cekerse asagidaki linke bakin
http://www.google.com/search?sourceid=navclient&ie=UTF-8&rls=RNWE,RNWE:2004-24,RNWE:en&q=%22human+migration%22
burada 314.000 dokuman vermis... ilk 100 tanesine baktim, hic birisi Prof. Turkkanin tezinin yakinindan bile gecmiyor.

Yazan: Haydar Tarih: January 6, 2007 11:57 AM

Hayatımda kimseyi ikna etmek için çalışmadım.Been sadece düşündüklerimi paylaştım.Demişsiniz ki ben tarihçi değilim diye.Ben gönül huzuruyla sanal ortamın yalanlarına başvurmaksızın rahatça diyebilirim ki benim diplomamda "Tarihçi" yazıyor.Size burada bir bilgi vereyim: iskandinav ükelerinde bulunan yazıtlardaki alfabenin Göktürk alfabesi olduğu ortaya çıktı.Bu orada yaşayanların türk olduğunu değil.Medeniyet olarak Türklerin o ülkeleri etkilediğini gösterir.
Birde şunu belirteyim bu fikirleri sadece ismi geçen türkolog değil birçok tarihçi türkolog ve sosyologda ssavunmaktadır.(resmi tarihçileirin böyle tezleri yok)Bunlardan biri de M.ilmiye Çığ'dır."Hakikat inananların sayısı ile değil ilmin aydınlığı ile ortaya çıkar" saygılar Haydar bey...

Muazzez İlmiye Çığ, (d. 20 Haziran 1914, Bursa, Türkiye ). Türk kadın Sümerolog.

Ailesi Kurtuluş Savaşı sırasında göçmen olarak Çorum'a geldi. İlkokula Çorum'da başladı. Daha sonra ailecek Bursa'ya taşındılar; bu şehirde özel bir okul olan Bizim Mektep'te Fransızca ve keman dersleri aldı. 1926'da sınavla Bursa Kız Muallim Mektebi'ne girdi. 1931 yılında mezun oldu ve babasının da öğretmenlik yapmakta olduğu Eskişehir'e tayin oldu. Öğretmenlik mesleğini dört buçuk yıl yaptı; 1935'te Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sümeroloji bölümüne girdi. Üniversiteyi 1940 yılında bitirdi ve İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne tayin oldu. Aynı yıl Kemal Çığ ile evlendi. Müzede çalıştığı 31 yıl boyunca meslektaşı Hatice Kızılay ve Dr. F.R. Kraus ile birlikte müzenin deposunda bulunan Sümer, Akad ve Hitit dillerinde yazılmış on binlerce tableti temizleyip, sınıflandırıp numaralandırdı; 74bin tabletten oluşan çivi yazılı belgeler arşivini oluşturdu; üç bin tabletin kopyasını yapıp katalog halinde yayımladı; dünya bilim adamlarına eşsiz bir kaynak hazırladı.

1957'de Münih'teki Oryantalistler Kongresine katıldı. 1960'da Heidelberg Üniversitesi'nde altı aylık bir çalışma yaptı. 1965'de Roma'da sergilenen Hitit sergisini bu şehirden alarak Londra'ya götürdü. 1972'de emekliye ayrıldı.

Emeklilikten sonra bir süre yurtdışında yaşayan Muazzez Ilmiye, 1988'de Philadelphia'daki Asuroloji kongresine katıldı. Prof. Kramer'in History Begins at Sumer adlı kitabını Türkçeye çevirdi ve kitap 1990'da “Tarih Sümerle Başlar” adıyla Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlandı. Kitabın çok ilgi görmesi üzerine 1993'te çocuklara yönelik Zaman Tüneliyle Sümerlere Yolculuk kitabını yazdı; ilerlemiş yaşına rağmen ardı ardına eser vermeyi sürdürerek Sümer ve Hitit kültürlerini tanıtan 13 kitap yazdı.

2000 yılında İstanbul Üniversitesi kendisine "Fahri Doktor" unvanı verdi. 2005 yılında Osmaniye'nin Çardakköyü'ndeki Anadolu Kültür Araştırmaları Derneği tarafından Özgür İnsan Ödülü ile ödüllendirildi.

"Vatandaşlık Tepkilerim" adlı kitabında, "halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek" suçuyla yargılandığı davada beraat etmiştir. [1]


Kitapları [değiştir]
Zaman Tüneliyle Sümer'e Yolculuk"Kur'an İncil ve Tevrat'ın Sümer'deki Kökeni", 1995, Kaynak Yayınları
"Sümerli Ludingirra - Geçmişe Dönük Bilimkurgu", 1996, Kaynak Yayınları
"İbrahim Peygamber- Sümer Yazılarına ve Arkeolojik Buluntulara Göre", 1997, Kaynak Yayınları
"İnanna'nın Aşkı - Sümer'de İnanç ve Kutsal Evlenme", 1998, Kaynak Yayınları
"Zaman Tüneliyle Sümer'e Yolculuk", 1998, Kaynak Yayınları (Genişletilmiş ikinci basım; ilk basım 1993, Kültür Bakanlığı Yayınları)
"Hititler ve Hattuşa - İştar'ın Kaleminden", 2000, Kaynak Yayınları
"Gilgameş - Tarihte İlk Kral Kahraman", 2000, Kaynak Yayınları
"Ortadoğu Uygarlık Mirası", 2002, Kaynak Yayınları
"Ortadoğu Uygarlık Mirası 2", 2003, Kaynak Yayınları
"Sümer Hayvan Masalları", 2003, Kaynak Yayınları
"Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği", 2004, Kaynak Yayınları
"Vatandaşlık Tepkilerim", 2004, Kaynak Yayınları
"Atatürk Düşünüyor", 2005, Epsilon Yayınevi
"Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği", 2005, Kaynak Yayınları

Yazan: Alperen Tarih: January 6, 2007 01:11 PM

Genel bir yanılgıyı düzelteyim.demişsiniz ki:"Keske Prof. Turkkanin tezi tarafsiz tarihciler tarafindan itibar gorsede.." Tarihçinin tarafsızı olmaz.lisede ki tarih tanımını bir kenara atın.Büyük tarihçi İlber ortaylı'nın dediği gibi "Tarih tarafsız değildir"kimse içinden çıktığı kültürün değerlerinden asla sıyrılamaz.saygılar

Yazan: Alperen Tarih: January 6, 2007 01:15 PM

Umarim benim tarih bilgimin DTCF veya Gazi Egitimin yetistirdigi yada TTK dogmalari uzerine kurulan lise egitimim uzerine insaa edildigini dusunmuyorsunuzdur.
***

Tarihcinin taraflisi "kendin pisir kendin ye" gibi olur ve en bilemedin tribunlere oynar.

Tarihci (veya her turlu ilim adami) uluslararasi kabul gorurse itibar gorur.
Mesela;
Israilli bazi tarihciler kendi tarihlerini nalinci keseri gibi SADECE kendinden tarafa yontuyor ve Dicle nehri ile Akdeniz arasindaki topraklarin kendilerine ait oldugunu soyluyor. Sizi bilmem ama bu teze Araplar guluyor, bende hafif buluyorum, Japonlarda, Zimbabwelilerde hafif buluyor... akli basinda Israilli tarihcilerde hafif buluyordur.
***

Belki Piltdown Man denilen uydurma hikayeyi duymussunuzdur.
Tarihlerinin birkac yuzyildan oteye gitmedigi gercegi ile sancilar icinde olan ingilizler, Arthur Smith Woodward isimli bir tarihci ve Charles Dawson isimli bir arastirmaci tarafindan once topraga gomulen sonrada dunyaya onbinlerce yil oncesine ait bir kafatasi ve cene kemiginin ilk insanlara "Eoanthropus dawsoni" ait oldugunu iddia etmis, boylelikle "ustun ingiliz irki"nin da tarihte onemli bir yeri oldugunu savunmislardir. Bu hikaye o zamanlar dunyada yankilar yapmis ingiliz milliyetcileri tarafindan "20. YY in en buyuk bulusu olarak" lanse edilmis ve epeyce alkis toplamistir.

Heyhat, UYDURMA oldugu ve Dawson tarafindan Piltdown yoresinden bir koyluye (Michael Juliano)ait oldugu ortaya cikinca bu iki tarihci (?) ve onlara puan verenler sadece tarihciligin yuzkarasi olmakla kalmamis, bugun benim gibi kimseler tarafindan malzeme olarak kullanilir hale gelmislerdir.
http://en.wikipedia.org/wiki/Piltdown_Man
http://www.talkorigins.org/faqs/piltdown.html
http://www.pbs.org/wgbh/aso/databank/entries/do53pi.html
http://www.unmuseum.org/piltdown.htm
http://news.bbc.co.uk/1/shared/spl/hi/sci_nat/03/piltdown_man/html/default.stm
http://www.google.com/search?sourceid=navclient&ie=UTF-8&rls=RNWE,RNWE:2004-24,RNWE:en&q=Piltdown+Man

***

Sizi temin ederim bazi diger uyduruk Israilli veya Ingiliz tarihcilerin ve BENZERLERiNiN binlerce kitabida vardir, dunyanin dort bucagindada universitelerde kurmuslardir, heykelleri bir yerlerde poz veriyordur. Belki yuzlerce talebeye burs bile veriyorlardir... ama bu onlari uluslarasi tarih camiasinda "hafif" olmaktan kurtaramiyor... sadece kendi sahasindaki tribunlerden alkis aliyordur.
***

Size tarih anlatmaktan baska islerimde oldugu icin bu konuda daha fazla yazmaya gerek gormuyorum.
Saygilar.

Yazan: Haydar Tarih: January 6, 2007 10:05 PM

Teşeekkür ederim.Her ne kadar bu yazdıklarınızın bizim dile getirdiğimiz konuyu aydınlatıcı bir yönü yoksa da...Yanlış anlamayın ama yeni bilgilere açık olmakla beraber benim tarihin kendisini dinlemeye ihtiyacım yok.Bahsettiğiniz konularla ilgi bir şey söyleyim.Belki birileri yahudilerin arz-ı mevut düşüncesini hafife alabilir ama yahudilerinin mezopotamyada bizzat yada aracılar kullanarak yada k.ırakta kürtleri destekleyeek bazı faaliyetler içierisinde olduklarını biliyorsunuzdur.
Neyse....Lekum diniküm veliyedin......Saygı ve muhabbetle

Yazan: Alperen Tarih: January 7, 2007 11:30 AM

Türkiye Türkler'indir
ve
hep öyle kalacak...

Yazan: hoshchakal Tarih: April 18, 2007 11:05 PM

Mustafa bey ılk kez yazınıza bır cok yonden katıldım ozellıkle de kurt sovenlerın tek dayanaklarının kayal guclerı oldugu kısmı :) hıc degılse turk sovenlerı pek cok bakımdan tarıhsel gerceklıklere dayanabılıyorlar sadece bunu duygusal olarak bıraz abartıyorlar :)
Tarıkın yazdıgı gıbı
Doğru, Anadoluda 1000 yıldır türkler vardır ve sahiplendiler bu toprakları. Ancak Kürtler M.Ö. 2500 yıllarında bu topraklara göç ettiler ve o
tarihten beri bu topraklardan hiç ayrılmadılar. bir çok devlet burada hüküm sürdü ama buranın insanı o tarihten beri yurdunu terketmedi. kürt medeniyetleri de devamlı isim değiştirdi. mezopotamyaya ilk göç eden Kürtler Hurrilerdir. Bunlar mezopotamyada Mitani devletini kurdular. bunları izleyen tarihte bir çok kürt ırkı bölgede hakimiyetini sürdürdü ve yüzyıllarca Asurulara karşı savaştı. Gutti, Urartu, Med medeniyetleri bunlardan birkaçı. tüm bu saydığımız Kürt medeniyetleri Ari ırkıdır. oysaki türkler semi ırkındandır. tarihi biraz daha araştırıp öyle yazın.
ıste bır hayalperest mesnetlısı
ırklarla ılgılı verı done bılgı dayanak kanıt belge felan bu olaylara gırmeyecegım ayda bır kac kez otopsıde olan bırı olarak ırk cıns olaylarından sahsen et kan kemık baglasımında bır tıksıntı meydana gelıyor bende . su atalarla ovunme hastalıgını son yalvaç buyuk bır darbe ıle sılmıstır hanı genelde ayetlerde de gecer ya onlar yanlıs yoldalar ıdı ıse.... bakın arkadasım afrıkalı bır pıgmenın de mıllıyetını topragını dogdugu buyudugu kulturunu dılını atasını babasını kendıne ozgu etnık kımlıgını yansıtan her seyı sevmesı onları yasatmak cabası hatta asımılasyona dırenmesı ve bu kımlıgı ıle var olmak ıstemesı nasıl dogal ıse bence kurtlerın de ozgun kulturel varlıkları ıle turk yurttası olarak ulkemızde yasamaları o denlı olagandır, ancak ıclerındekı sovenler kı bırı benım yazıma boyle yanıt vermıstı, kurtlerın kulturlerının turklerle pek cok konuda ortusmesı acısından turklerın kurtlerı ıyıce asımıle ettıgıne degınmıstı, yanı bu denlı garıp guraba fıkrıyatlar onder olmamalı elbette bu anlamda Msutafa beye katılıyorum, ıllle de kurt ırkından soz etmek ıstıyor ısenız varın edın sorun degıl bız turk olarak ırkcı bır gecmıse ve uygarlıga sahıp degılız cumhurıyet donemınde bu yonde bır takım etkınlıkler yapılmıs ıse de bunu kabul edıyorum oldu boyle seyler ama yıne turk kulturunde ırkcılık yoktur ancak soy bagı onemlı bır hadısedır kı bu da ıslamın akrabalıga verdıgı onemden ote degıldır bu halen halk ıcınde boyledır boyle de olmalıdır dıkkat edılmesı gereken gelısme turklerın sovenlesmesı mıllıyetcılesmesı felan degıl artan kurt ırkcılıgıdır ve hıc bır altyapısı yoktur bunu da mustafa beyın degındıgı uzere soven kurtculer ustlenmıslerdır ve tek dayanakları da hayallerıdır, tek ogut Allahın kıtabındandır....

Yazan: ancazin Tarih: April 19, 2007 09:35 PM

melih arkadaşım kürtlere ermeni fas kırması lafını neye dayanarak söylüyorsun.senin o boş kafana mı,yoksa tarihe mi.git kürtlerin tarihini araştır.daha doğrusu araştırmanada gerek yok,bundan 85 sene öncesine git.kurtuluş savaşını senin atan yapmadı benim atam yaptı.benim dedemin 7 tane amcası varmış 6 sı şehit 1 i gazi olmuş.babasıda çanakkale savaşı gazisi. diyarbakırlı ahmet saygılarımla

Yazan: ahmet Tarih: April 22, 2007 10:45 PM

ilk kürt ismi sözcük olarak mö 3 yy da dır

Yazan: kemal Tarih: June 12, 2007 06:27 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)