« Akılllı Tasarım Hakkında Doğrular ve Yanlışlar | Ana Sayfa | KİTAP: Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek »

March 20, 2006

SkyTurk TV'de Akıllı Tasarım Tartışması

tvicon.png21 Mart Salı günü (yarın), Mustafa Akyol, SkyTurk TV'de Selvinaz Fettahoğlu'nun sunduğu Akşam Baskısı adlı programa 16.30-17.10 saatleri arasında katılacak ve Akıllı Tasarım teorisini tartışacak. (SkyTurk TV yetkilileri tartışmanın karşı tarafını aramakta olduklarını, henüz bir sonuca varamadıklarını bildirdiler.)

Yazan: WebMaster Tarih: March 20, 2006 03:59 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

sayın Akyol;
anladıgım kadarıyla cok tehlikeli birisiniz.kimse sizinle tartısmak istemiyor.
universitelerimiz bir tane bilim adamı cıkaramayacak mı sizin karsınıza,anlamakta zorlanıyorum acıkcası...

Yazan: bercenay Tarih: March 20, 2006 05:57 PM

"(SkyTurk TV yetkilileri tartışmanın karşı tarafını aramakta olduklarını, henüz bir sonuca varamadıklarını bildirdiler.)"

Ne mutlu size Mustafa Bey.

Yazan: Da Vinci Tarih: March 20, 2006 11:11 PM

Neyi tartışacaklar.
Adem havvanın, nuh tufanının , 6 günde yaratılışın bilimsel oldugunumu ?

Bence bu gidişle çok ararsınız...

Yazan: Metin TEk Tarih: March 20, 2006 11:32 PM

Sayın Da Vinci,


Siz neden katılmıyorsunuz ? Hala vakit var."Bilim" siteniz bile var. Maaşallah Wikipedia,Talkorigins,Prof.Cemal Yıldırım,R.Dawkins ve bilimum yüzeysel popüler bilim siteleri ve belgesel kanallarından haberiniz var..Demagoji yeteneği de var çok şükür..Burada aslanlar gibi savaşa savaşa çekiliyorsunuz..40 dakikalık kısacık program,enaz iki kez de reklam vardır,idare edersiniz, bir şey söyleyemesenizde " en azından cesaret edip katıldı" diye namınız yürür..

Dediğim gibi hala vakit var..

Yazan: Öztürk Tarih: March 21, 2006 12:04 AM

Sayın Öztürk'ün teklifi çok yerinde.

Bekliyoruz..

Yazan: A.E. Tarih: March 21, 2006 10:27 AM

Ozturk kardesim,

Onlar hicbir tartismaya katilmazlar aslinda.. Bur Darwinizm_Yaratilis meselesi ile sinirli degil. Ornegin, bir laiklik, basortusu, Turkiye'nin demokratizasyonu, insan haklari vb mevzularda bu seckinlikleri kerameti kendilerinden menkul "seckinler" in ve onlara pon-pon kizlik yaparak onlarin sinifina girdiklerini sanan , birikimleri Ozdemir Ince, Mine Kirikkanat, Emin Colsan ve "ustad" dedikleri Bekir Coskun'un urettigi zirvalar, kufurnamelerden olusanlarin "tartisma" dan kacmalarini anlamak fazla zor olmasa gerek. Karsisindakini birakin, kendilerinin ne soylediginden habersiz " o kadar az biliyorumki fakat o kadar eminimki.." sozunde tanimlanan bu zihniyet, mevcut rejimin "arzu edilen urunu" sizin gibi gelin fikir sahasinda olcuselim diyenler ise "imalat hatalari".

Bunlar kendiliklerinden degisemezler; cunki kendilerine ait fikirleri yoktur. Ancak dunya degistiginde, yani tefekkur moda oldugunda kalabaliga katilirlar; ne oldugundan haberdar olmasalarda. Ben dunyada boyle bir degisimin kacinilmaz oldugunu dusunuyorum; fakat bu ayri ve cetrefilli bir konu.

Sn. Mustafa Akyol'a basarilar diliyorum; fazla umitli degilim ama dierimki karsisina, slogan ve yaftalamanin otesine gecebilecek bir "Turk Darwinst'i" cikar.

Selamlar, saygilar
Bekir L. Yildirim

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 21, 2006 10:48 AM

Sayın Da Vinci
Bu siteyi takip eden birisi olarak sizin bir şeyler söylemenizi beklerdim ne de olsa her şey için bir kaç cümle söylersiniz şimdi neden sustunuz

Yazan: Mehmet Tarih: March 21, 2006 11:57 AM

Neden "karşı konuk" bulmakta zorlanıyorlar.Bu kadar yaygara yapanlar nerede?Bilim,onlara göre bilimsel olmayan(!)yaklaşımdan neden bu kadar ürküyorlar,madem öyle?

Yazan: medyatenkitleri Tarih: March 21, 2006 12:38 PM

Gerçekten de bu darwinistleri anlamak zor.. eskiden üniversitede de çok koyu darwinist bir arkdaşım vardı ... .. sonunda savunduğu şeyin yanlışlığını kendisi itiraf etmişti.. garip bir ruh haleti onlarınki gel tartışalım desen kaçarlar, işim var desen bir kaç soru sorup cevabını bekliyorum derler yani bu kadar zor mu tartışmak

Yazan: Mehmet Tarih: March 21, 2006 03:17 PM

Mustafa Bey'in, tartışmanın karşı tarafının bulunamamasından dolayı mutlu olduğunu hiç zannetmiyorum. Aksine, kendisi karşı fikrin savunucularına sürekli tartışma teklifinde bulunuyor. Televizyon ya da radyo programlarında, yazılarında yani bulabildiği her kanalda, bu konuda çağrılarda bulunuyor. Hal böyle iken ne diye mutlu olsun birinin bulunamamasından? Yüzleşmeyi tercih ettiği her halinden anlaşılıyor. Tercih ettiği birşey olmayınca mutlu olacağının düşünülmesi ilginç.
Saygılar,

Yazan: Esra Tarih: March 21, 2006 03:23 PM

Mustafa Bey ,

Belki de dini ve felsefi görüşlerinizi bilimsellik adı altında Amerika kaynaklı neo-hristiyan kuruluşlarınca sınırları ve kapsamı belirlenmiş basit propaganda yoötemleri ile yaymaya çalıştığınızın farkında olunması ve buna çanak tutmanın anlamsız olduğunu düşünüldüğü için olmuş olabilir mi?

Bence bu konuda şanslısınız. Tartışmada karşınıza temel propaganda teknikleri öğretilmiş, bioloji bilimi dışı alandan birisinin çıktığını düşünelim. Şu sorularına verecek yanıtlarınız neler olurdu?


1. Tüm zamanınızı AT konusundaki çalışmalar için ayırıyorsunuz. Bu çalışmlarınızı finanse eden kişi veya kuruluş hangileridir?

2. Bilim Araştırma Vakfı (ki okuyucular Harun Yahya'nın vakfı olarak tanımaktadır) ile ilişkiniz var mıdır? Prof. Dr. Cevat Babuna ile birlikte söz konusu vakfın çeşitli etkinliklerine katıldınız mı?


MUSTAFA AKYOL'UN NOTU:

"BASİT PROPAGANDA YÖNTEMLERİ" GİBİ HİÇ BİR OBJEKTİF ANLAMI OLMAYAN SATAŞMALARI GEÇİYORUM. "TÜM ZAMANIMI AT ÇALIŞMALARINA AYIRDIĞIM", BU OKURUN ASLI OLMAYAN BİR ZANNIDIR. BU KONUDAKİ ÇALIŞMAMAMI FİNANSE EDEN HİÇ KİMSE DE YOKTUR.

BAV'IN YILLAR ÖNCE BİR KAÇ KONFERANSINDA KONUŞMAK DIŞINDA, SÖZKONUSU VAKIF VE ARDINDAKİ GRUP İLE İLİŞKİM YOK.

Yazan: Peyami İskender Tarih: March 21, 2006 04:50 PM

Programa bağlanan Biyolog arkadaş (Özgür Genç miydi ismi?) aynen şunları dedi:

"Flagellum (bakteri kamçısı) milyonlarca yıl süren evrimin sonucunda ortaya çıkmıştır"

Alın işte size Darwinist cehaleti. Arkadaşımız flagellum'un evrim sonucunda ortaya çıktığından %100 emindir sanki ortada bununla ilgili kanıtlanmış bilimsel bir model varmış gibi.

Flagellum hala en çok konuşulan ve nasıl ortaya çıktığı muamma olan bir yapıdır ama bizim Biyolog arkadaş maalesef bunu bilmiyor.

Üstelik kendisi laf kalabalığı yaparak çoğunluk bizden yanadır bu yüzden biz güçlüyüz biz haklıyız ve diğer klasik Darwinist sloganlarını atmaktan ileriye gidemedi. Zaten Darwinist'ler hiçbir zaman oturup sizinle mekanizmaları tartışmazlar çünkü kaybedeceklerini biliyorlar. Bilimsel zeminlerde değil bilimin dışındaki alanlarda sizi yenmeye çalışırlar. İlk başta kafadan sizi bilimsel olmamakla suçlayıp sahte bir üstünlük yaratmaya çalışırlar.

Yazan: Farshad Tarih: March 21, 2006 05:52 PM

Televizyonda tartışmakla olmaz bu işler. Önemli olan yazılı kaynaklardır ve biz de her türlü AT argümanına bilimsel cevaplarımızı veriyoruz ve vereceğiz de. Blogumu açıp inceleme zahmetine katlanırsanız bunu görürsünüz zaten.

Bu arada programı izleyecektim ama aklımdan çıkmış ve izleyemedim. Mustafa Bey programın video veya ses dosyasını sitesine koyarsa alıp incelemek isterim. Daha önceki radyo programındaki hatalarını ortaya döktüğüm gibi bunda da aynı şeyi yapmaktan zevk duyarım.

Yazan: Da Vinci Tarih: March 21, 2006 06:14 PM

programı izledim ve bilim adına utanc duydum.

programa baglanan sahıs evrim ve akıllı tasarım disında ne varsa anlattı.heyecanlı ve bos konustu.hatta konustugu seylerin bir kısmını kagıttan okudugunu bile dusundum bir ara.

ey guzel turkiyem'in guzide bilim adamları;madem bu kadar cok bilimsellikten bahsediyorsunuz.gelin kurtarın bizi bu bilimsel olmayan akıllı tasarım denen dini inanıstan.nerelerdesiniz?
adınız ve biliminiz hep varda,
sizleri goremiyoruz bilim'i savunmak adına.
cok siirsel oldu be...


Yazan: bercenay Tarih: March 21, 2006 08:23 PM

Sayın Da Vinci

Siz İlk önce bir önyargılarınızdan kurtulun. Einstein’ın dediği gibi önyargılardan kurtulmak belki atomu parçalamaktan zordur sizin içinde eğer öyle değilse bırakın Mustafa Akyol'u benim yazdıklarıma doğru düzgün cevap verin, zamanınız yoksa copy&cut&paste de olabilir.

1.Sorum JME yani Journal of Molecular Evolution sizin takip ettiğiniz tüm bilimsel yayınların toplamından daha çok moleküler evrimi açıklamaya ve anlatmaya kendini adamış bir yayın organı, niçin bugüne kadar ki binlerce makaleden herhangi birinde indirgenemez karmaşık sistemler ele alınmamıştır.

2.Var sayalım ki indirgenemez karmaşık sistemler yok ,niçin yetkin ateist bilim adamları yâda Darwinciler moleküler temelde evrimsel süreçlerin patikaları ile ilgili açıklamada bulanamıyor yâda fosillerden oluşan ara tür boşluğu ne kadar zaman geçerse geçsin doldurulamıyor hem de dünyanın her yanında ki kazılara katman incelemelerine rağmen?

3.Kambriyen döneminde kaç canlı birden ortaya çıkmıştır ve bunların öncül ataları nerededir? Bu canlıların büyük bir kısmı bugün hala okyanuslarda nedense evrim geçirmemiş bir halde türlerini sürdürmektedirler. Acaba çıkar çıkmaz mı mükemmeldiler? Yoksa doğal seçilim mi siz mükemmelsiniz zaten dedi? Mesela 300 milyon yıldır kaplumbağa neden evirilemiyor?


Biyoloji dünyası doğada görülen apaçık tasarımın Darwin’in doğal seçilim ve rastlantısal mutasyon mekanizmalarınca gerçekleştiğini düşünmek ister. Bura da taktiredilecek nokta, ne olursa olsun doğadaki apaçık tasarımın da hesaba katılmasıdır. Biyologlar bu sayede kendilerinin gerçek tasarıma karsı bilimsel bir argüman ortaya çıkardıklarını kabul ediyorlar. Bu çok önemlidir. Çünkü bilimsel bir iddianın bilimsel olarak geçersiz kılınması
için o iddianın içersinde doğru olma olasılığının bulunmaması gereklidir. Bilimsel inkâr iki
ucu keskin bir kılıçtır. Bilimsel olarak inkâr edilen iddialar yanlış olabilirler. Ama zorunlu
olarak yanlış olamazlar. Yani öyle görülmek istendikleri için yanlış kabul edilemez
görmezden gelinemezler.(M.Behe)


Sıkça söylendiği üzere bilim fizikötesine gönderimde bulunmaktan kaçınmak zorundadır. Fakat bu hem kötü bir mantık hem de kötü bir bilim anlayışı gibi geliyor. Bilim keyfi kuralların, hangi açıklamanın yapılması gerektiğine karar vermede kullanılan bir oyun mekanizması değildir. Bunun yerine, fiziksel gerçeklikle ilgili olarak ilgili doğru tanımlamaları yapma çabasıdır. Sadece 60 yıl önce,evrenin genişlemesi gözlemlendi.Bu gerçek doğal olarak başka bir olayı da önermekteydi-uzak bir geçmişte evrenin oldukça küçük bir yapıdan(Nokta yada zerre) genişlemeye başlamıştı.


Bir çokları için bu çıkarım, fizikötesi olayı çağrıştıran yani yaratılısı, evrenin başlangıcı
olduğunu gösteren tınılar içermekteydi. Siz hissiyat açısından yalnız değilsiniz Sayın Da vinci bakın Fizikçi A.S Eddiggtton böyle bir betimlemeye Tasarım ve Düzenin kaynağına dair karsı duyduğu tiksintiyi bir konuşmasında söyle dile getirmiştir;


Felsefi olarak, Doğanın su anki düzeninin bir patlamayla olduğu düşüncesi bana tiksindirici
Gelmektedir. Çok uzak bir zaman dilimindeki bu dolambaçlı oluşum yani Tanrı ve onun
Dünyası arasında gerçek bir ilişki olduğu kanısı, zihin için doyurucu bir kanıt değildir.
Nitekim Büyük Patlama hipotezi bilimce kucaklanmış ve geçen yıllarda evrenin açıklanmasındaki en verimli paradigma olduğunu kanıtlamıştır. Buradaki esas nokta fizigin, bazılarının düşündüğü modelin dini açılımlara yardım etmesine ve olanak tanımasına karsın, bilgiyi kendisini yönlendirdiği biçimde takip etmesidir. Günümüzde, moleküler
biyolojinin müthiş derecede kompleks moleküler sistemleri açığa çıkarmasıyla, ki bu sistemler
kendilerinin nasıl oluştuğu sorusunun açıklanması denemelerinin bile cesaretini kıracak kadar
mükemmeldir, öyleyse bizde biyolog bilim adamları olarak fizik biliminden bir ders almalıyız
Tasarımın kendisi doğal olarak bilgiden kaynaklanır, bundan kaçınmamamız gereklidir. Aksine bu bilgiyle kucaklaşmalı ve onun üzerine yeni açılımlar koymalıyız.

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: March 21, 2006 10:38 PM

Kisaca:

Bâtil, gercegin kar$isina cikamaz.
Cikarsa, dâvâsini isbatlayamaz.
* * *
Insanin asli degil, insan müsveddesidir maymun denen yaratik.
Evrimle degil, mustakil yapimla halketmistir insani yüce Hâlik.

Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: March 21, 2006 11:13 PM

Sayın Ajlan Abudak,

Sormuşsunuz: "1.Sorum JME yani Journal of Molecular Evolution sizin takip ettiğiniz tüm bilimsel yayınların toplamından daha çok moleküler evrimi açıklamaya ve anlatmaya kendini adamış bir yayın organı, niçin bugüne kadar ki binlerce makaleden herhangi birinde indirgenemez karmaşık sistemler ele alınmamıştır."

Örnek verir misiniz? Behe'nin indirgenemz kompleks olduğunu söylediği bakteri kamçısı, kan pıhtılaşma sistemi ve bağışıklık sistemi ile ilgili bu dergide şimdiye kadar hiçbir makale yayımlanmamış mı?

Sormuşsunuz: "2.Var sayalım ki indirgenemez karmaşık sistemler yok ,niçin yetkin ateist bilim adamları yâda Darwinciler moleküler temelde evrimsel süreçlerin patikaları ile ilgili açıklamada bulanamıyor yâda fosillerden oluşan ara tür boşluğu ne kadar zaman geçerse geçsin doldurulamıyor hem de dünyanın her yanında ki kazılara katman incelemelerine rağmen?"

Ateistlere gerek yok Roma Katoliği Kenneth Miller kan pıhtılaşmasıyla ilgili patika veriyor. Nick Matzke kamçı için patika veriyor. Bağışıklık sistemiyle ilgili zaten sayısız kitap ve makale var. Ama Behe hiçbirini beğenmiyor. Behe mümkün olan en ufak adımlarla teker teker açıklamalı bir evrim patikası istiyor. Ama elbette böyle bir cevap alamayacağını da biliyor. Elde olmayan yapılar üzerine tahmini, olması muhtemel patikalar oluşturuluyor ama Behe ve arkadaşları herşeye bir bahane buluyor ve kabul etmiyor.


Sormuşsunuz: "3.Kambriyen döneminde kaç canlı birden ortaya çıkmıştır ve bunların öncül ataları nerededir? Bu canlıların büyük bir kısmı bugün hala okyanuslarda nedense evrim geçirmemiş bir halde türlerini sürdürmektedirler. Acaba çıkar çıkmaz mı mükemmeldiler? Yoksa doğal seçilim mi siz mükemmelsiniz zaten dedi? Mesela 300 milyon yıldır kaplumbağa neden evirilemiyor?"

Ortaya yeni canlı çıktığı falan yok. Sadece fosilleşme oranında ani bir artış var. Bunun sebebi de sert kabuklu canlıların ortaya çıkması. Diğer bir yazıdaki alıntımda kabukların oluşumuyla ilgili teorileri de vermiştim.

Doğada kaplumbağa takımına ait 300 civarında tür vardır. Yani kaplumbağa bir tür değildir ve oldukça geniş bir türleşmeye sahiptir tıpkı köpekbalıkları gibi.

Yazan: Da Vinci Tarih: March 22, 2006 02:29 AM

Da Vinci'ye sormak istiyorum:
Dünyadaki varlığının nedeni ve anlamı nedir ?

Yazan: medyatenkitleri Tarih: March 22, 2006 02:37 PM

"Evet, canlıların evrim yoluyla da yaratıldığı savunulabilir ve nitekim böyle düşünen Müslüman ilahiyaılar vardır" cümleniz allahın kudreti açısında bakıldığında mantıken olabilir ama hakikaten öyle olamaz gibi geliyor.bir müslüman olarak maddi hikmetin ötesinde bu insanın yaratılışı gerçeğini sadece beden bazında düşünürsek ciddi bir ilk adım yanlışı yaparız ki bu son adımı doğrudan etkiler.çünkü insan dediğimiz varlığın kökü ve esası ruh olduğu için insanın diğer türlerden evrimle yaratılışı derken burada alem-i ervahtan beri varolan ruhu nereye koyuyoruz.aslında ancak bedene ruhun üfürülmesiyle insan tam manasıyla teşekkül ediyorki burada bedenin değişebilmesi ve daha insan doğmadan da ruhun bulunması insanı mevcut bedensiz insan kılabilen esas durum.imam gazalinin dediği gibi hayvanların ruhu maddi bir buhu(buhar) fakat insanınki bölünmez bir cevher(cemalullahı müşahade edebilen) manevi yapıda yani.hayvanların bedenlerinin önce yaratıldığı açık ve bunların ruhu da maddi olduğuna göre insan ruhunun da hayvan ruhundan evrimle olacağını kabul etmek gibi abesle iştigal bir netice çıkıyor.veya bedenin hayvandan insana dönüşeceği bir anda insan ruhunun o bedene(hz. adem)üfürüldüğü gibi yine eşref-i mahlukat ve ahseni takvimde yaratılan insanın abes bir tarzda yaratıldığını kabul etmek olmaz mı?bu ilm-i ilahinin kudsiyetini anlamamak olmaz mı.kısaca insanın ruhu hayvanın insana dönüştüğü bir safhada aniden üfürülerek insanın yaratılışı böylede islama uygun düşebilir demek hem akla uymaz hem allahın hakim ismine uygun düşmez.kaldı ki maddi deliller türlerin evrimine zıtken hala yaratılışın nasıl olduğuyla uğraşmak yersiz.zaten ilk yaratılışın nasılı sebepler dairesinin dışına taşan metafizik bir durumsa bunu bilmek istemek hikmet arayışı değildir.ben burda darvinin bilinen evrim anlayışı ve evrimle yaratılış düşüncelerinin ikisine de karşı olduğumu ifade ettim.evrimle yaratılış olabilir ama doğal seleksiyonla değil demek yaratılışın nasılı ile ilgili bilemediğimiz sonsuz durumlardan birisi olabilecek evrimle yaratılış fikrini ilmin ve tefekkürün dışında anlamsızca kabul etmek olur.sonsuzda bir ihtimal sıfırdır.hem bir delilden neşet etmeyen iddia iddia da olmaz ilmi de olmaz.kastettiğim ilim hem akli ilim hem nakli ilim.ne maddi planda ne de ayetlerde böyle bir çıkarsama için bir delil yoksa allah böyle de yapmış olabilir demek farkında olmadan allahu alem imana küfür renkleri taşımaktır.kusura bakmayın cümleler biraz karışık oldu belki ama anlayacağınızı ümit ediyorum.

Yazan: emrah Tarih: March 22, 2006 08:54 PM

"Da Vinci'ye sormak istiyorum:
Dünyadaki varlığının nedeni ve anlamı nedir ?"

sayın medyatenkitleri;

sayın Da Vinci'ye yanlıs bir soru sormussunuz.
cunku sayın Da Vinci'nin dunya'daki varlıgının bir nedeni ve bir anlamı yoktur.

dunya'daki varlıgımızın bir nedeni ve anlamı olması sadece bizim gibi yaratılıscılar icin gecerlidir.digerleri bu dunya'da oylesine yasarlar,celiskiler icinde kıvranarak...

Yazan: bercenay Tarih: March 23, 2006 12:55 AM

Emrah bey,

aslında ancak bedene ruhun üfürülmesiyle insan tam manasıyla teşekkül ediyorki burada bedenin değişebilmesi ve daha insan doğmadan da ruhun bulunması insanı mevcut bedensiz insan kılabilen esas durum.

En birinci kalite (TM) ruhun sadece insanlara ait oldugunu da biz (insanlar) farzediyoruz --asagida hayvanlari (yani diger canlilari) bu imtiyazdan dislayan gorusun ciddi fiili ve potansiyel mahsurlari olabilecegini gozardi etmemeliyiz.

imam gazalinin dediği gibi hayvanların ruhu maddi bir buhu(buhar) fakat insanınki bölünmez bir cevher(cemalullahı müşahade edebilen) manevi yapıda yani. hayvanların bedenlerinin önce yaratıldığı açık ve bunların ruhu da maddi olduğuna göre insan ruhunun da hayvan ruhundan evrimle olacağını kabul etmek gibi abesle iştigal bir netice çıkıyor. veya bedenin hayvandan insana dönüşeceği bir anda insan ruhunun o bedeneb (hz. adem) üfürüldüğü gibi yine eşref-i mahlukat ve ahseni takvimde yaratılan insanın abes bir tarzda yaratıldığını kabul etmek olmaz mı?

Bu gorus (Gazali'ninki) de sadece bir gorus ve insan-merkezli, insani baska butun canlilardan (varliklardan) ustun tutan bir gorus...

Bunun ne derece isabetli oldugunu da dusunmekte fayda olsa gerek..

Butun gida ve tahakkum zincirinin tepesine insani yerlestirmek insani yapacaklari acisindan rahatlatiyor ise de, gelinen noktada o tur bir bakisin da cok ciddi sorunlara yol acabilecegini herhalde farketmege baslamis olmaliyiz. Kendi irkimizin sonunu getirecek derecede musrif davranmamizin sonuclarindan bahsediyorum --biz bu noktaya nasil gel(ebil)dik?

Bunun yaninda, hayvanlara (diger butun valiga) ikinci sinif varlik sifati layik gormenin bir baska yan etkisi de diger insan irklarina hayvani sifatlar yaftalamak yoluyla onlari hayvanlara layik muamelelere mustehak gormek olabilir.

Yani, insani 'beyaz adam' olarak tariflerseniz, geriye kalanlar uzerindeki zulum artik ahlakilesebilir. Bunun da orneklerini gorduk; argumanlari da benzer seylerdi...

bu ilm-i ilahinin kudsiyetini anlamamak olmaz mı.

Ilm-i ilahinin iceriginin ne oldugunun tekeli su ya da bu mufekkirde degil ki. Verdiginiz ornekten yola cikarsak, Gazali'nin de boyle bir tekeli olmadigini soyleyebiliriz.

kısaca insanın ruhu hayvanın insana dönüştüğü bir safhada aniden üfürülerek insanın yaratılışı böylede islama uygun düşebilir demek hem akla uymaz hem allahın hakim ismine uygun düşmez.

Bunu nicin boyle dusundugunuzu biraz daha detayli aciklayabilir misiniz? Yani, nicin akla uygun dusmez; nicin Allahin Hakim ismine uygun dusmez --Allah bu tur sifatlar ile sinirli midir sorusu apayri bir soru tabii ki...

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 23, 2006 06:23 AM

" sayın Da Vinci'ye yanlıs bir soru sormussunuz.
cunku sayın Da Vinci'nin dunya'daki varlıgının bir nedeni ve bir anlamı yoktur. "

Basit bir soruya, başkasının ağzından "anlamsız" bir yanız.

Bizler diğer milyonalarca canlı türü buradaysa, o nedenle buradayız.

Ayrıca o "kambriyen patlaması" denilen dönem 25-30 milyon yıllık bir süreyi kaplamaktadır. 1 gün 1 hafta veya 1 milyon yıl değil!

"Kambriyen patlaması" denmesinin nedeni, tek hücreli, proto-yaşam formlarından daha karmaşık yaşam formlarına geçişin yüzmilyonlarca yıla kıyasla birkaç on milyon yıl içinde gerçekleşmesidir.

Birkaç "on milyon yıl". Sizde bu bir patlama mı?

Evrim teorisini ancak çürüttüğünüzü "zannedebilir"siniz.

Ancak asıl noktayı kaçırıyorsunuz.

Başlangıçta sadece hidrojen var. Daha sonra hidrojenden yıldızlarda ve kara deliklerde bugün bilinen 116 farklı element meydana geliyor. Daha sonra bu elementler gezegenler ve tanımlanan-tanımlanamayan diğer gök cisimleri meydana geliyor.

Bizler yıldız tozundan oluşuyoruz.

Daha sonra dünyada ve belki de başka bilemediğimiz yerlerde canlılar türedi.

Esas şaşıracaksanız ve hayranlık duyacaksanız buna şaşırın ve hayranlık duyun. Bir yaratıcıya inanıyorsanız, bütün bunları o yaratıcının bir "neden" veya "vesile" yaptığını düşünün.

Bunu kavrayamamak esas yobazlıktır.

Yazan: Yimlaz Tarih: March 23, 2006 09:06 AM

Metin Tek isimli arkadaşımız, "bilim!!! adamlarının" tartışması için önerilen konuların basitliği hususuna vurgu yapmış. Bu nasıl bilim ki, onlar açısından değilse bile sosyolojik açıdan tartışılmaz gerçekleri açımlamaya yanaşmıyor. Kime ve neye hizmet ediyor bu bilim!!! adamları. Yoksa sürekli Mustafa Bey'i eleştirdiğiniz "ABD uşaklığı" tanımının karşısında Sovyet kırılganlığının 21. yy patlaması, komünizm saçmalamaları tezini koymakta haklı mıyız? Çöken tezlerin, yok olan fikirlerin hesabını AT'yi savunan insanlardan mı soracaksınız. En büyük ateistlerin ölmeye yakın Tanrı'ya sığınmalarınıda psikoloji biliminin açıklayacağından emin olduğunuzu düşünüyorum. Ama bu bilim denilen kendine has dinin gerçek ve özgür bilim olduğuna siz kimi inandıracaksınız merak ediyorum. Dünyada ki açıklanamayan ruhsal olguların, Kutsal Kitabın (Tevrat, Zebur, İncil) "sizin savunduğunuz bilimsel esaslara uygun olarak bile gerçekliğinin kanıtlanmış olmasının, Tanrı'nın varlığıyla ilgili açık tarihsel tanıklıkların karşısında savunduğunuz tuhaf ve sözde bilimsel savların en gerici tutumu temsil ettiğini görmenizi dilerim. O zaman belki siz çıkarsınız Mustafa Bey'in karşısına...

Yazan: Gökhan Tarih: March 23, 2006 09:55 AM

Sayın bercenay ve medyatenkitleri,

Peki Allah insanı hangi akla hizmet yarattı? Allah'ın insanı yaratmadaki amacı nedir? Allah yaratmak zorunda mı? Allah neden yaratma ihtiyacı duyuyor?

Öncelikle bu soruların yanıtlarını verin sonra bu dünyadaki varlığımızın bir nedeni ve anlamı olup olmadığını tartışalım.

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: March 23, 2006 11:23 AM

Yılmaz Bey,


Ayrıca o "kambriyen patlaması" denilen dönem 25-30 milyon yıllık bir süreyi kaplamaktadır. 1 gün 1 hafta veya 1 milyon yıl değil!"Kambriyen patlaması" denmesinin nedeni, tek hücreli, proto-yaşam formlarından daha karmaşık yaşam formlarına geçişin yüzmilyonlarca yıla kıyasla birkaç on milyon yıl içinde gerçekleşmesidir.Birkaç "on milyon yıl". Sizde bu bir patlama mı?

Kambriyen patlaması tabirini darwinistler bulmuşlar ve kullanmışlardır.Bunun için yaratılışçıları veya AT'cileri suçlamanıza gerek yok. Bütün bilimsel kaynaklar ellerinizde, "adlandırmayı" istediğiniz zaman değiştirebilirsiniz.bunu yapmadan bu tabir için "şimdi bu patlama mı" demek ne derece tutarlıdır ? Ayrıca sizin büyütmeye çalıştığınız birkaç 10 milyon yıl evrimsel bakımdan gözkırpması kadardır.Bunu ben değil darwinizmin ünlü savunucusu Sciense dergisi söylemektedir.


Evrim teorisini ancak çürüttüğünüzü "zannedebilir"siniz.


Evrim hipotezi zaten "kanıtlanamamıştır" ki aksi argüman olarak çürütülsün..Evrimin kanıtlandığını hiçkimse öne süremez.Evrim hipotezinin çok büyük açmazaları vardır.Bütün açmazaları kanıt yokluğundan yani pratikten kaynaklanır. Darwinistlerin evrim kanıtı ise teoriktir, felsefidir.Argoda atmasyon dediğimiz akıl yürütmelerdir.Bu anlamıyla başlangıçta evrimin gerçekleştiğine inanıldığı zaman teorik akıl yürütmelerle bir çatı oluşturulur ve yorumlar yapılır.Darwinistlerin hayat ağacı çelişkilerle doludur,ağaçtan çok bir çalıya benzer , karmakarışıktır.Kendi aralarında birsürü anlaşmazlıkları vardır,bunları belli etmemeye çalışırlar.Kambriyen patlaması ve temel canlı gruplarının kökeni darwinizm için büyük birer açmazdır.Evrimsel mekanizmalardan Doğal seleksiyon ancak türü dengede tutar genetik anlamda evrimleştirici hiçbir özelliği yoktur.


Pratikte hiçbir evrim mekanizmasının kompleks bir organ oluşturduğu gösterilememiştir,zaten de böyle bir şey bilimsel yöntemle gösterilemez. Çünkü darwinizm bunun zamanla olduğunu söyler.Bu yüzden sınanamaz ve bilimsel değildir.Böyle bir türeyiş ancak fosil kayıtlarından gösterilebilir.Ancak fosil kayıtlarında da üzerinde spekülasyon yapılan birkeç tür dışında böyle geçişler yoktur.Bunu kanıtlanmış gerçek gibi sunanlar ancak "iman"larının gereğini yapıyorlar.Bu site de belki 30.ya söyleyeceğim ama Evrim hipotezinin bilimsel olduğunu iddia edenler - kendisinden hoşlanmasamda- K.Popper'ın "Açık Toplum ve Düşmanları" adlı kitabını okusunlar.


Ancak asıl noktayı kaçırıyorsunuz. Başlangıçta sadece hidrojen var. Daha sonra hidrojenden yıldızlarda ve kara deliklerde bugün bilinen 116 farklı element meydana geliyor. Daha sonra bu elementler gezegenler ve tanımlanan-tanımlanamayan diğer gök cisimleri meydana geliyor.Bizler yıldız tozundan oluşuyoruz.Daha sonra dünyada ve belki de başka bilemediğimiz yerlerde canlılar türedi.Esas şaşıracaksanız ve hayranlık duyacaksanız buna şaşırın ve hayranlık duyun. Bir yaratıcıya inanıyorsanız, bütün bunları o yaratıcının bir "neden" veya "vesile" yaptığını düşünün.Bunu kavrayamamak esas yobazlıktır.


Birşeyler yazmış olmak için yazmak ne kadar anlamsız.Şimdi bu yazdığınız nedir ? Hangi felsefi düşünceye dayanır ? Öyle tuhaf sözler etmişsiniz ki tıpkı sizinde Da Vinci gibi ateizimin felsefesinden zerre kadar haberiniz olmadığı anlaşılıyor."Yıldız tozlarından geliyormuşuz"Şimdi sizin için hayatın ve kozmozun anlamı bu mudur ? Theism'in kozmik ve felsefi argümanlarından haberiniz yok,eh bu makul olabilir ama maalesef sizin Ateizmin argümanlarından da haberiniz yok.Kozmik anlamda sizin için varlık nedir ? Bu sözler ancak bir agnostikseniz -o da zorlarsak- anlaşılabilir.

Başlangıç nedir ? Başlangıçta olduğunu iddia ettiğiniz hidrojen nereden gelmektedir? Hiçlik nedir ? Sonsuz yoğunluk(?) nedir ? Hiçbir fizik kanunun varolmadığı dolayısı ile tanımsız olduğu Planck zamanında Hawking'in deyimiyle "ateşi denklemlere üfleyen kimdir? "


Bunları bilmeden nasıl "ateist" olunur(*) anlamak güç. Da vinci'ye de söylediğim gibi evrim teorine güvenerek ateist olmak imkansızdır.Eğer bunu yapan varsa çok talihsiz ve dar kafalıdır.

Ateizmin çok ciddi bir felsefesi vardır. Theism felsefesi ile ilgili, varoluşla ilgili, Tanrının gerekliliği ile ilgili hiç mi kitap okumadınız.? Size -Da Vinciye'de yaptığım gibi- nacizane bir tavsiye bu konunun felsefi yönü ile ilgili kitap okuyun mesela Oxford Ünv.felsefecilerinden Richard Swinburne'nin ünlü üçlemesi "The Coherence of Theism,The Existence of God,Faith and The Reason 'ı okuyun.Veya Anthony Flew'in ateizmden dönmeden önce Teist Prof H.D.Lewis ile tartıştığı bir dizi makaleyi okuyun.


O zaman belki daha anlamlı argümanlar öne sürebilirsiniz.


(*)Ateist tanımlamasını sizin daha önceki yazılarınızdan ve buraya yazdığınız yorumdan hareketle yaptım.Eğer yanıldıysam lünfen uyarınız.

Saygılar.


Yazan: Öztürk Tarih: March 23, 2006 12:26 PM

Sn. Öztürk,

ben bu sitede hiçbir zaman ateizm tanımı yapmadım ve kendimi ateist olarak tanıtmadım. ben şunu söylerim: "bir yaratıcı vardır diyen de yalan söylüyor, yoktur diyen de".

yetersiz verilere dayanarak sanki "bir gerçekmiş gibi tahminler yapma" fiiline türkçe'de "uydurmak" denir. ben hiçbirşey uydurmuyorum.

ben hayatın anlamına dair bir iddiada bulunmadım ancak gayet mantıklı bir açıklama yaptım: "bence, diğer canlılar niçin buradaysa, biz de o nedenle buradayız.". BENCE.

ayrıca benim anlatmak istediğim noktayı kaçırmışsınız. yazdıklarım "anlamsız bir sözler öbeği" değildi.

doğadaki bilinen 116 molekülün nereden geldiğini biliyor musunuz? yanıt vereyim: sadece hidrojen molekülünden. 1 elektron ve 1 proton.

"canlıların evrimi" gibi "maddenin de evrimi" vardır ve bu, canlıların evriminden çok daha iyi belgelenmiştir.

ben, "maddenin evrimi"nin ve eğer doğruysa, "canlıların evrimi"nin, eğer kişi bir yaratıcıya inanmak istiyorsa hayranlık duyacağı bir süreç olduğunu söylüyorum.

maddenin ve canlıların evriminin "mucizevi" olarak değerlendirilebileceği noktasını anlamak istemeyenlere benim sözlerim.

Yazan: Yilmaz Tarih: March 23, 2006 01:15 PM

Yılmaz Bey,


ben bu sitede hiçbir zaman ateizm tanımı yapmadım ve kendimi ateist olarak tanıtmadım.

Burada bana düşen özür dilemektir.Ben daha önceki yazılarınızdan ve bu makaleye yaptığınız yorumdan hareketle bu yorumu yaptım.Tüm samimiyetimle özür dilerim.

ayrıca benim anlatmak istediğim noktayı kaçırmışsınız. yazdıklarım "anlamsız bir sözler öbeği" değildi.doğadaki bilinen 116 molekülün nereden geldiğini biliyor musunuz? yanıt vereyim: sadece hidrojen molekülünden. 1 elektron ve 1 proton."canlıların evrimi" gibi "maddenin de evrimi" vardır ve bu, canlıların evriminden çok daha iyi belgelenmiştir.

Ben yazımı söylediğiniz argümanları "ateizm"e temel yaptığınızı -yanlış bir şekilde- öngördüğüm için yazdım.Bahsettiğiniz kozmik bilgiler kanıtlanmış gerçeklerdir.Ama bu bir evrim değil fizik kanunlarının açılımıdır. Canlıların evrimi hadisesi de söylediğim gibi çok tartışmalıdır.Bigbang anı da şu ana kadar fizik kanunları ile açıklanamamıştır.Bu argümanları ateizme temel yapmak/zannetmek yanlıştır.Ben bunları vurguladım.

ben, "maddenin evrimi"nin ve eğer doğruysa, "canlıların evrimi"nin, eğer kişi bir yaratıcıya inanmak istiyorsa hayranlık duyacağı bir süreç olduğunu söylüyorum.maddenin ve canlıların evriminin "mucizevi" olarak değerlendirilebileceği noktasını anlamak istemeyenlere benim sözlerim.


Bu sözlerinize ise tamamen katılıyorum.


Saygılar.


Yazan: Öztürk Tarih: March 23, 2006 01:58 PM

sayın Yimlaz;
" sayın Da Vinci'ye yanlıs bir soru sormussunuz.
cunku sayın Da Vinci'nin dunya'daki varlıgının bir nedeni ve bir anlamı yoktur. "
bunu yazmamın nedeni sayın Da Vinci'yi cok iyi tanımamdır.arkasında baska bir sey aramayınız.soylediklerimde dogrudur.

ayrıca;
"Bizler yıldız tozundan oluşuyoruz."
bu yazdıklarınız size mantıklı geliyor mu?bir yıldız tozunun yada elementin yada baska herhangi bir seyin kendi kendine oylesine binbir sekilde ve mukemmeliyette akıllı canlılar ortaya cıkarabilecegi sizce mantıklımıdır?

sayın Ertuğrul;
"Peki Allah insanı hangi akla hizmet yarattı? Allah'ın insanı yaratmadaki amacı nedir? Allah yaratmak zorunda mı? Allah neden yaratma ihtiyacı duyuyor?"

bu sorularınıza uydurma cevaplar veremem.cunku bende daha bu sorulara gercek cevaplar aramaktayım.

ancak size su kadarını soyleyeyim;
bilim insanlarının bu konuda benim kadar duyarlı oldugunu sanmıyorum.
bana gore bilim'in en buyuk zaafiyeti bilmedigini uydurmaktır.zaten bilimde yanılgılarla ilerlemenin bir nedenide bu.bilmiyorsan,bilmiyorum diyeceksin.degisik hikayeler uydurmanın bir anlamı yok.iste evrim teoriside bu uydurmalara maruz kalmıs bir teoridir ki,bilimde gelismeler saglandıkca,bilimde inanc haline gelmis bu uydurmalar siddetle bugun tartısılmaktadır.

Yazan: bercenay Tarih: March 23, 2006 02:46 PM

Yılmaz Bey,

Eklemek istediğimbir husus var,

"ben şunu söylerim: "bir yaratıcı vardır diyen de yalan söylüyor, yoktur diyen de". " demişsiniz.

Bu cümle çok tutarsız ve mantık kuralları açısından anlamsızdır.Eğer bir Yaratıcı varsa "yoktur" diyen yalan söylüyordur.Eğer bir Yaratıcı yoksa "vardır" diyen yalan söylüyordur.Yaratıcı ya "vardır" ya da "yoktur". Bir şey var hem yok olamaz.Bu muhaldir.Dolayısı ile ya "vardır" diyen yalan söylüyordur, ya "yoktur" diyen. Her ikisininde ylaan söylemesi imkansızdır,çünkü birisinin söylediği mutlaka doğrudur.

Siz bunları agnostizm anlamında söylediniz anlıyorum ama kurduğunuz cümle anlamsızdır.

Maruzatım budur,saygılar..

Yazan: Öztürk Tarih: March 23, 2006 05:18 PM

Ozturk bey,

"ben şunu söylerim: "bir yaratıcı vardır diyen de yalan söylüyor, yoktur diyen de". " demişsiniz.

Bu cümle çok tutarsız ve mantık kuralları açısından anlamsızdır.

Da Vinci bey/hanima hitaben yazdiginiz bu itiraz isabetli gibi olsa da, bendeniz bu tur onermelerin aslinda bambaska bir kategoride isabetli olduguna artik karar vermis bulunuyorum. Kisisel tecrubem olarak nakletmek isterim:

Mesela, tasavvuf icin 'akilla da olmaz akilsiz da' denilir. Dogru oldugunu gormekle beraber, sizinkine benzer itirazlarla muntesip olmadim.

Ayni sey, evlilik icin de soylenmisti...

Kisacasi, sembolik mantik cercevesinde bakildiginda tutarsiz ve anlamsiz olsa bile, gercek hayattta cook tutarli ve anlami ornekleri var bunun :-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 23, 2006 08:28 PM

Müzmin Bey,


Mesela, tasavvuf icin 'akilla da olmaz akilsiz da' denilir. Dogru oldugunu gormekle beraber, sizinkine benzer itirazlarla muntesip olmadim.


Bu önerme doğrudur,çünkü ikisi birbirinin zıddı değil,destekcisidir.Çünkü birbirlerinin alanına gir(e)medikleri sınırlar vardır.

Ama varlık ve yokluk birbirlerinin tam zıddıdır.

Yazan: Öztürk Tarih: March 23, 2006 10:57 PM

Sn Öztürk?

Madem paradokslardan söz açtınız:

Allah'ın herşeye gücü yeter mi?

Ve Allah, kendisinin bile yenemeyeceği bir düşman yaratabilir mi?

Yazan: Yilmaz Tarih: March 24, 2006 03:06 AM

"Allah'ın herşeye gücü yeter mi?"
ewt;hemde aklınızın ve hayalinizin alamayacagı kadar herseye.

"Ve Allah, kendisinin bile yenemeyeceği bir düşman yaratabilir mi?"
yarattıgı dusman onu nasıl yenebilsin.bu mantıklımı?butun zayıflıklarını biliyor.cunku o dusmanı kendi yaratmıs.


Yazan: bercenay Tarih: March 24, 2006 11:53 AM

Sn bercenay, biraz daha kafa yorun lütfen ya da anlamamazlıktan gelmeyin.

eğer ki yarattığı düşman onu yenemiyorsa, Allah kendisini yenebilecek bir düşman yaratamaz. bu da herşeye gücünün yetmeyeceği anlamına gelir.

buyrun.

Yazan: Yilmaz Tarih: March 24, 2006 12:46 PM

allah'ın kendisine karsı yarattıgı dusman;aslında diger yarattıkları icindir.
dusman bir oto kontrol ve denge unsurudur.
iyi-kotu,dogru-yanlıs ayırımını yapabilmek icin...

Yazan: bercenay Tarih: March 24, 2006 03:46 PM

Sayın Yılmaz,


Bu tür soruları sorarak ancak bıyıkları yeni terleyen çocukları kandırabilirsiniz.Bu soru çelişkili bir mantık sorusudur.Aynı yöntemle mesela Allah'ın diğer bir sıfatı Ezeliyet kullanılarak "Allah ezelîdir, varlığının evveli yoktur. ama herşeye kadir olduğuna göre Allah kendisinden daha önce var olan bir mahluk yaratabilir mi? " şeklinde de olabilir.Örnekler çoğaltılabilir.

Büyüklüğün bir yönü de sonsuz kudrettir. Buna göre soru şu şekli alır: Allah kendi sonsuz kudretinden daha fazla kudrete sahip bir mahluk yaratabilir mi? Yaratılan, sonradan olmuş olacağından onun için ezeliyet düşünülemeyeceği gibi, yaratılan bir varlığın kudreti de sonradan verilmiş olacağından böyle bir kudretin sonsuz olması da imkansızdır.

Bir kere soruda çelişki var. Bu soruyu soran, yaratıcı ve bir olan Allah’tan, varlığı muhal olan bir ortak yaratmasını istiyor. Sonra mahluk olacak o yaratığın yaratıcıdan daha büyük olabileceğine ihtimal vermekle, apaçık bir çelişki ortaya koyuyor.

Allah’ın nihayetsiz büyük, yegane yaratıcı, ezeli ve ebedi mutlak kadir olduğu; o yaratılan varlığın ise yaratılmaya muhtaç, aciz, zelil, miskin olduğu sonucu çıktığı halde, tam tersine o hayali varlığın Allah’tan büyük olup olmayacağı soruyor.

Soru ile yapılmak istenen kıyas, çelişkili hükümlere dayandırılmıştır. Dolayısıyla, bu sorunun iddia olma vasfı yoktur. Mesela "Sonsuzdan daha büyük bir sayı yazılabilir mi?" sorusu, böyle çelişkili bir varsayıma dayanır. Bu sebeple hiçbir ilmi değere sahip değildir. Çünkü sonsuzdan büyük bir sayı olamaz ki, böyle bir soru sorulabilsin. Eğer sonsuz sınırsız bir büyüklüğün sembolü ise, hiçbir rakam, sonsuz ile kıyaslanamaz. Sonsuzdan büyük bir rakam düşünülse, o zaman da sonsuzluk gerçeği ortadan kalkar. Sonlu bir rakamın, sonsuzdan büyük olma çelişkisi ve imkânsızlığı ortaya çıkar. Bu soru da çelişkili kıyaslardan olduğu için mantıkça ve ilim bakımından hiçbir kıymeti yoktur.

Soruyu soran kişi "büyüklük" kavramını da yanlış yorumlamaktadır. Allah’ın büyüklüğü yarattıklarına nispetle ortaya çıkan bir büyüklük değildir. Bütün isimleri ve fiilleri sonsuz olan Allah’ın zatı hiçbir mahluka benzemediği gibi, büyüklüğü de mahlukatın büyüklüğüne benzemez, ölçüye girmez, tasvire sığmaz, takdirle bilinmez. Mahlukatın büyüklüğü birbirine göredir, Allah’ın büyüklüğü ise sınırsızdır, nihayetsizdir.


Zaten biraz mantık okuyan birisi böyle bir öncülle kıyas yapmaz.Mantık kitapları bunun gibi geçersiz kıyas örnekleri ile doludur.Yaratıcının bir tek "Kadir" sıfatı yoktur.Yaratıcı'nın bir sıfatı da Muhalefetü'n- lil-havadis ( Zatının mahlukatın zatlarına ve sıfatlarında mahluk sıfatlarına benzememesi) dir.Ayrıca O(cc) "en büyüktür." Bu tür sorularda Yaratıcının tüm sıfatları kollektif ele alınmalıdır.


Bu soruya bu kadar uzun cevap vermemin sebebi soruyu ya da soranı ciddiye almam değil sorunun ardındaki mantıksızlığı açığa çıkarmak istememdir.Felsefi olarak Thesim'i Agnostismi Atheismi tartışacaksak tartışalım,böyle basıt mantık oyunları çocukların işidir..


Yazan: Öztürk Tarih: March 24, 2006 04:55 PM

Sn. Öztürk,

Soruya verilen "teistik" cevapları atlıyorum. Bunlar belirli varsayımları doğru kabul ettiği için tartışmamız açısından herhangi bir değer taşımıyor.

Ben size başka örnekler de vereyim:

- Allah yandan ışık tutulduğunda gölgesi olmayan ve saydam olmayan bir kaya yaratabilir mi?

- Allah daire şeklinde bir çember yaratabilir mi?

- Allah "2 = 3" yapabilir mi?

verdiğiniz kendinden çelişkili "sonsuzdan büyük sayı olabilir mi" örneği, "2=3 olabilir mi" şeklindeki örnek ile benzeşiyor.

Benim soru biçimim ise, "Allah X'i yapabilir mi" şeklinde. Burada X'in yerine herhangi bir önermeyi koyabilirsiniz. Sizin verdiğiniz kendinden çelişkili örnek ile benim sunduğum soru kalıbı birbiriyle benzeşmiyor.

Bu nedenle, benim başlangıçtaki iddiamı çürütülmüş olmuyor. Gayet tutarlı ve geçerli soru bir sordum.

Sizin söylediklerinizden, şu sonuca varıyoruz:

"Allah sadece mantık kurallarına uygun olan şeyleri yapabilir."

Ki bu da Allah'ın da mantık kurallarına tabi olduğu ve "herşeye gücü yeten" tanımlamasının doğru olamayacağı iddiasını kanıtlıyor.

Bana verebileceğiniz bir cevap, mantık kurallarını da O'nun yarattığı ve Allah'ın "mantık kuralları" ile sınırlı olmadığı olacaktır.

Cevabınız bu olacaksa, söylenebilecek herhangi birşey kalmıyor zira mantık kurallarıyla sınırlı olmayan bir evrende herşey mümkündür.

2 = 3'ü yapabilen bir varlık. evet. mükemmel!

Yazan: Yilmaz Tarih: March 24, 2006 07:23 PM

Yılmaz bey,

Argümanlarınız yanlış.

"Allah kendinden büyük şeyler yaratabilir mi" gibi sorular (ki gerçekten ateizmin en ilkel seviyesidir), "kuzey kutbundan daha kuzeyde ne vardır" gibisinden kelime oyunlarıdır.

Zaten Sonunda geldiğiniz nokta, ""Allah sadece mantık kurallarına uygun olan şeyleri yapabilir" demek olmuş.

Oysa aynı olgu, "biz Allah'ın yaptığı şeylere mantık kuralı diyoruz" diye yorumlanabilir. Yani siz "mantık kuralı" dediğimiz şeyi, kendinden menkul bir kıyas kaynağı olarak görüyorsunuz, ama bu kabulünüzün hiç bir dayanağı yok.

Dahası "Allah sadece mantık kurallarına uygun olan şeyleri yapabilir" iddianız da kendi içinde yanlış. Bizim gördüğümüz Allah'ın ne YAPTIĞIna dairdir, ne YAPABİLECEĞİNE dair değil.

Mustafa Akyol

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 24, 2006 07:37 PM

Yılmaz Bey,


Size argümanınızın yanlış olduğunu söylüyorum ama maalesef Mustafa Bey'in de isabetle belirttiği gibi "ateismin ilkel seviyesi"ndeki sorularla mutmain oluyorsunuz.


Bu tür mantık oyunlarıyla biz lisedeki arkadaşlarımızla eğlenirdik.Anlaşılan siz o evreyi yeni geçiyorsunuz.Önünüzde uzun bir yol var. "Arayışınızda" başarılar dilerim..

Yazan: Öztürk Tarih: March 24, 2006 10:19 PM

Sn. Öztürk,

İddiamı küçümsemekle bunu yanlışlamış olmuyorsunuz maalesef. siz istediğiniz kadar eğlenebilirsiniz. ancak lise seviyesinden biraz daha ileri gitmeye çalışmanızı öneririm.

MANTIK KURALLARI ÇERÇEVESİNDE düşündüğümüzde, herşeye gücü yetebilen bir varlık olamaz. Aynı 2=3 olamayacağı veya çember şeklinde kare olamayacağı gibi.

Bu nedenle, ben yalnızca sn. akyol'un iddiasını ciddiye alıyorum. Tahmin ettiğim gibi, "herşeye gücü yetme" (omnipotence) kavramının kapsamını genişleterek soruna bir çözüm bulmuş:

"
Dahası "Allah sadece mantık kurallarına uygun olan şeyleri yapabilir" iddianız da kendi içinde yanlış. Bizim gördüğümüz Allah'ın ne YAPTIĞIna dairdir, ne YAPABİLECEĞİNE dair değil.
"

Mantık kurallarına dahil olmayan bir varlığın olabileceğine inanabilirsiniz. Ancak bu konuda kesinlikle ama kesinlikle, hiçbir bir kanıt ileri süremezsiniz. Buna sadece "inanabilirsiniz."

Yazan: Yilmaz Tarih: March 25, 2006 01:17 AM

Yılmaz bey,

Önce tanımları doğru yampamız lazım. Tanrı için yalnış bir tanım kullanırsanız tabiki istediğiniz sonuca varabilirsiniz. Eğer Tanrı "mantık kuralları ve paradokslar" dahil herşeyi yaratan güç ise o zaman bu tür paradoksları aşabilecek güçtedir çünkü herşeyden önce tanrı için yapılmış doğru bir tanım bunu gerektirir. Yok eğer tanrı kendi yarattığı mantık kurallarına tabi olması gerekir diyorsanız o zaman siz tanrının değil başka birşeyin tanımını yapıyorsunuz.

Kısaca eğer tanrı herşeyin yaratıcısı ise o zaman sizin onu sorgulamak için kullandığınız mantık gücü de onun yarattığı birşeydir. Yok eğer tanrı herşeyi yaratmadı diyorsanız o zaman sizin bahsettiğiniz güce tanrı diyemeyiz.

Başka bir deyişle siz Tanrı'nın materyalist tanımını yapmaya çalışıyorsunuz ama böyle birşey zaten olanakasızdır. Sesin ne olduğuna bir açıklama getirmeden müziğin tanımını yapmaya benzer bu.

Eğer siz herşey materyalist mantıksal bakış açısı ile açıklanmak zorundadır diyorsanız o zaman sizin için zaten tanrı yoktur ve bu tür sorgulamalar da gereksizdir.
saygılar

Yazan: Farshad Tarih: March 25, 2006 12:09 PM

Yılmaz Bey,


Size işimi gücümü bırakıp mantıksal paradoks dersi verecek değilim.Ama birkaç örnek verirsem "mantığın sınırları" ve "mantık paradoksları" hakkında belki bilgilendirmiş olurum.


Mantığın sınırları vardır.Overman'ın "Düzen" adlı kitabından aklımda kaldığı kadarı ile birkaç örnek vereyim;

Diyelim ki Yale hukuk fakültesi son derece fakir parasız Bill'i kabul eder.Yale , mezun olduktan sonra ilk davasını kazanır kazanmaz Yale geri ödeme yapma şartıyla ,Bill'in hukuk öğrenimini Bill'den hiç harç almaksızın üstlenir.Bill mezun olup baro sınavını geçtikten sonra ders vermeye karar verir.Ama Yale birkaç yılsonra sabırsızlanmaya başlar ve harcı Bill'den geri ister.Bill ise kendisiyle ilk davayı kazanınca geri ödeme yapılacağına dair anlaşma yapıldığını söyler ve ilk davasını henüz kazanmadığını belirtir.Ve ödeme yapmaz.

Bunun üzerine Yale Bill'i Eyalet mahkemesine verir.


Yale'in gerekçeleri şunlardır:


1.Yale davayı kazanırsa Bill,harç geri ödemesine başlamalıdır.
2.Yale davayı kazanamazsa,Bill ilk davasını kazanmış olacaktır.
3.Bill ilk davasını kazandığı takdirde anlaşma gereği geri ödemeye başlamalıdır.

O halde Bill geri ödemesini yapmaya başlamalıdır.
Ama Bill Yale'de bu işin inceliklerini öğrenmiştir.Şöyle bir itirazda bulunur:

1.Yale davayı kaybederse ,Bill harcını geri ödemek zorunda kalmayacaktır.
2.Yale davayı kazanırsa,Bill ilk davayı ilk davasını kaybetmiş olacaktır.
3.Bill ilk davayı kazanamadığı takdirde geri ödemelerini yapmaya başlamak zorunda değildir.

O halde Bill'in geri ödemelerini yapmaya başlamasına gerek yoktur.

Mahkeme, diğer argümanları katmadan-(anlaşmayı hükümsüz sayma ya da Bill'in ders vermemesi gerektiğini söylemek vb)- mantıksal kurallar cerçevesinde karar vermesi mümkün değildir.Bu kararlar çelişli sonuçlarla neticelenen geçerli çıkarsamalı mantığın haricindedir.Gerçekler ve çıkarsamalı düşünce ,mantıklı bir paradoks ortaya koyar.

Daha birçok örnek verilebilir.Bu mantıklı paradoks yalancı paradoksun bir varyasyonudur. Mesela yalancı paradoksunda Giritli Epimenides, "Bütün Giritliler yalancıdır" demiştir. Epidemes doğru söylüyorsa o zaman yalan söylemiştir.Ama yalan söyleyemez çünkü onun doğru söylediğini varsayıyoruz.Buna benzer olarak da Sokrat da "Plato ne söylerse söylesin yalandır" derse ve Plato da ona karşılık "Sokrat ne söylerse doğrudur" dediğinde bir başka mantıksal paradoksla karşılaşmış oluruz. Platonun dediği yalansa ,o zaman Sokrat'ın dediği doğrudur.Fakat Sokrat'ın dediği doğru ise o halde Platonun cevabı yalandır ve Sokrat'ın dediğinin yanlış olması gerekir.

Bunun gibi örnekler çoktur.Mantığın sınırları vardır.Mantığın sınırları aklın sınırlarıdır.Bu sınır da insanın sınırlarını gösterir.İnsan aklı metazori bir Yaratıcı'ya ulaşır.Ama O'nun Zat'ını ve sıfatlarını kavrayamaz.Aklın sınırları ve O'nun Zat'ını ve sıfatlarını kavrayamamak O'nun yokluğuna değil Varlığına delildir.

Tabii ki görebilene..

Yazan: Öztürk Tarih: March 25, 2006 12:57 PM

Oztürk bey,

verdiğiniz örneklerin benim örneğimle "ilgisiz" olduğunu kabul etmemekte ısrar ediyorsunuz.

Diğer uzun örneğinizi atlıyorum, giritli örneği çok daha anlaşılır.

Burada giritlilerin "yalancı" veya "doğru söyleyen" olduğuna dair bir kanıtımız yok. Bu nedenle bu kişi "tüm giritliler yalancıdır" deiği zaman, bu önermenin doğruluğu muğlak kalıyor.

Bu önermenin mantıksal sonucu: bu giritlinin yalancı olup olmadığı hakkında hiçbir fikir yürütemeyeceğinizdir. (işte size sonuç)

Allah ise, giritlinin aksine, tanım itibariyle "herşeye gücü yeten" dir.

Buyrun mantıksal çıkarımı birlikte yapalım, yanıldığım noktaya itiraz edin.

-> Herşeye gücü yeten varlık, kendinden güçlü bir varlık yaratabiliyorsa, bu varlık kendisini yenecektir. O zaman herşeye gücü yeten bir varlık olamaz.

-> Herşeye gücü yeten varlık, kendinden güçlü bir varlık yaratamıyorsa, kendisini yenebilecek bir düşman yaratamaz. O zaman herşeye gücü yeten bir varlık olamaz.

Lütfen örnekle cevap vermeyin. Çünkü ilgisiz benzetmeler ve örnekler kullanıyorsunuz.

Ayrıca bir sürü laf dolandırıp duruyorsunuz ama hala başlangıçtaki soruma herhangi bir cevap vermiş değilsiniz.

Ayrıca

" Bunun gibi örnekler çoktur.Mantığın sınırları vardır.Mantığın sınırları aklın sınırlarıdır."

Mantığın sınırları aklın sınırları değildir. Mantığın sınırları, evrendeki mevcut herşeyin "mutlak olarak bağlı bulunduğu" sınırlardır.

Hçbir zaman 2 = 3 olamaz.

Anladınız?

Yazan: Yilmaz Tarih: March 25, 2006 05:07 PM

Ayrica sunu da belirtmek isterim, sizin tüm sarfettiğiniz sözler ve örnekler, aslinda benim iddiamı destekliyor:

Herşeye gücü yetebilen herhangi bir varlık olamaz. Böyle bir kavram kendinden çelişkilidir.

bunu dilerseniz kabullenirsiniz, dilerseniz inkar edersiniz. size kalmış. ama bu bir mantıksal zorunluluk olarak böyle.

Yazan: Yilmaz Tarih: March 25, 2006 06:01 PM

Yılmaz Bey,


Eğitim durumunuz ve branşınız nedir bilmiyorum ama söylediğiniz argümanın daha baştan yanlış olduğunu o kadar uzun anlatmama rağmen anlamamakta ısrar ediyorsunuz.Veya gerçekten anla(ya)mıyorsunuz.Bu mazur görülebilir.Bir mantık kitabı edinirseniz daha detaylı açıklamayı orada bulabilir,belki anlayabilirsiniz.

Siz bizim kullandığımız mantık ölçütlerinin de Yaratıcı tarafından yaratıldığını baştan reddettiğiniz için "bizim ölçütlerimize" göre yaratılan mantık kuralları ile bu kuralları ve bu kuralları kullanan insanları yaratan "Zatı" bu yine bu yaratılmış mantık kurallarına sığdırmaya çalışıyorsunuz.Ve Teistik açıklamalara da baştan kapıyı kapattığınız için elinizde salt insanlar için konulmuş mantık kuralları kalıyor.Ve paradoksa düşüyorsunuz.

Verdiğim örnekleri "ilgisiz" bulmanız doğal, zaten ilgiyi kurabilir ve anlamlandırabilseydiniz
"mantıksal paradoks"un ne olduğunu anlar ,hem ilk soruyu sormaz hem de bu cevabı yazmazdınız.Konuyu uzatmakta istemiyorum ama insanlar eşit değildir, herşeyi anlamak zorunda değilsiniz,kendinizi zorlamayın..

Yazan: Öztürk Tarih: March 25, 2006 06:10 PM

“Allah kendisinden büyük bir varlık yaratabilir mi?” gibi bir soru çelişkili bir mantık oyunudur ve tek kelimeyle demagojidir. “Allah’tan büyük” ve “yaratmak” kavramları birlikte sunulmuş ve sonucu olmayan bir soru ortaya atılmıştır. Örneğin Allah’ın büyüklüğü denince akla gelen özelliklerden birisi “ezeliyet”tir. Allah ezelîdir, varlığının evveli yoktur. Buna göre soru şöyle oluyor: Allah kendisinden daha önce var olan bir mahluk yaratabilir mi?

Allah’ın büyüklüğünün bir yönü de sonsuz kudrettir. Buna göre soru şu şekli alır: Allah kendi sonsuz kudretinden daha fazla kudrete sahip bir mahluk yaratabilir mi? Yaratılan, sonradan olmuş olacağından onun için ezeliyet düşünülemeyeceği gibi, yaratılan bir varlığın kudreti de sonradan verilmiş olacağından böyle bir kudretin sonsuz olması da muhaldir. Buna göre soru, bir cevap almaktan çok zihin bulandırmaya yönelik bir oyundur. Bu sorununun bir cevabı olamayacağını soru sahipleri de pek ala bilmektedirler.


Yazan: ilhan Tarih: March 26, 2006 12:18 AM

Sn öztürk,

Önce size sorduğum basit soruyu, kendine referans yapan paradokslara benzeterek çürütmeye çalıştınız.

OLMADI.

çünkü benim verdiğim örnek bir totoloji veya "kendine referans yapan bir önerme" değildi.

Bunun şimdi beni cahillikle ve sizi anlayamamakla suçladınız. Sizin ne dediğinizi anlıyorum. Emin olun. Aradaki farkı siz görmüyorsunuz.

şimdi, yine, benim önceden öngördüğüm ve sayın akyol'un tekrarladığı "Allah mantık kurallarına dahil değildir" varsayımına sığınıyorsunuz.

Ve diyorsunuz ki:

" Ve Teistik açıklamalara da baştan kapıyı kapattığınız için elinizde salt insanlar için konulmuş mantık kuralları kalıyor"

Evet. ben teistik açıklamalara baştan kapıyı kapadım. Çünkü teistik açıklamalar, belirli "inançlar"a dayanır. "İnanç" ise ispatlanmamış, ispatı mümkün olmayan, hatta ispata ihtiyacı olmayan kavram demektir.

"İnanç"ı referans alarak öne süreceğiniz hiçbir şey, tartışma açısından ZERRE KADAR değer taşımamaktadır.

Siz de dünyaya "İnanç" gözlükleriyle baktığınız için, gerçekleri görmekte güçlük çekiyorsunuz.

Yazan: Yilmaz Tarih: March 26, 2006 12:39 AM

Yılmaz bey,

"Allah kendisinden güçlü bir şey yaratabilir mi" şeklindeki klişe totoloji üzerinden yürüttüğünüz çaba, hiç bir anlam ifade etmiyor.

Allah'ın tabiatına dair meseleler, ALlah'ın varlığını kabul ettikten sonra tartışılacak konulardır. Çünkü Allah'ın tabiatını, ancak O'ndan bize gelecek vahiy ile bilebiliriz.
(O zaman da yine sınırlı olur bilgimiz.) Allah'ın varlığını kabul etmedikten sonra, zaten tartışacak bir şey kalmaz.

Siz, yanlış anlamadı isem, ateistsiniz. Ateizmi haklı çıkarmak için, varlığınızın kökenine dair ateistçe açıklamalar getirmeniz gerekir. Zaten inanmadığınız Yaratıcı hakkında totoloji yapmanız bir işe yaramaz.

Kaldı ki bir de şöyle düşünün: Varsayın ki Kuran'da bahsedildiği gibi bir Yaratıcı (yani Allah) var. Siz de oturup sırf "kendinden büyük bir şey yaratabilir mi" diye -- tabirimi bağışlayan ama "bozuk plak gibi" -- itiraz edip durduğunuz için, O'nun varlığını kabul etmiyorsunuz. Kendinizi fena halde aldatmış olmaz mısınız?

Eğer bu totolojiye samimi olarak inanıyor iseniz, o zaman son olarak şunu söyleyeyim: "Allah kendisinden güçlü bir şey yaratabilir mi" sorusu biz yaratılmışlar açısından cevapsızdır, çünkü Allah'ın ne yapabileceğini bilemeyiz. Ama bildiğiniz, yarattığı her şeyin kendisine kıyasla çok güçsüz, zayıf, eksik ve akılsız olduğudur. Bunun kanıtlarını da sürekli olarak görmekteyiz.

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 26, 2006 12:57 AM

Sn. Akyol,

Sözylediklerimi "Bozuk plak gibi tekrar etmek" veya "düşüncelerini ısrarcı bir biçimde karşı tarafa iletmeye çalışmak" şeklinde yorumlayabilirsiniz. Çünkü ya söylediklerim anlaşılmıyor, ya da anlaşılmak istenmiyor. Ben fikirlerimi aktarmak istiyorum sadece. Siz izin verdiğiniz sürece gerektiği kadar da tekrar edeceğim.

"Allah X'i yapabilir mi" şeklindeki ifadeyi, "Herşeyi yapabilen bir varlık X'i yapabilir mi" şeklide değiştirirsem sanırım sizin itirazınızı çözümlemiş oluruz. Böylece sizleri rahatsız eden teistik zincirlerden de kurtuluruz. Burada "Allah"'ın yerine lütfen "makarna canavarı"nı koyun.

"Makarna canavarının herşeye gücü yeter" deyin.

Ayrıca burada benim ateist olmam veya olmamam herhangi bir anlam ifade etmiyor. Çok merak ediyosanız söyleyeyim, ben agnostiğim. Olasılık dahilinde olabilmesi mümkün olabilen birşeyin olabileceğine inanıyorum. Buna mantık kuralları da dahil. Zira ben, 2=3 olabileceği bir evrenin, benim aklımın sınırları dahilinde olmasa bile varolabileceğine "inanılabileceğini" anlıyorum.

Ancak bir "inanç"ın herhangi bir argümana temel teşkil etmesinin mümkün olmadığını söylüyorum.

Uzaylıların aslında dünyayı yönettiklerine inanan bir kişi, "insanlar arasında niçin iyi ve kötüler var" sorusuna "çünkü uzaylılar öyle istiyor" diye cevap verebilir. Yanlışlama imkanınız var mı? YOK.

Benim karşı çıktığım nokta, Sn. öztürk'ün önermeme yaptığı itiraz. Bozuk plak tekrar çalıyor: "MANTIK KURALLARI ÇERÇEVESİNDE" düşünürsek, "herşeye kadir bir güç veya varlık" (her ne derseniz deyin, şimdilik makarna canavarı diyelim) mevcut olması imkansızdır.

Eğer ki "herşeye kadir olan güç mantık kurallarına da dahil değildir" derseniz, bunu anlarım.

Ancak buna da sadece "inanabilirsiniz".

Umarım bu sefer kendimi doğru bir biçimde ifade edebilmişimdir.

Sabrınız için tşk.

Yazan: Yilmaz Tarih: March 26, 2006 01:45 AM

Yılmaz bey,

Bence yanıldığınız nokta, Allah'ın tabiatının bizim açımızdan kısmen bilinemez oluşunun, O'na inanmayı irrasyonel hale getirdiğini düşünmemiz. O bilinemez kısım hakkında spekülasyon yapıp, bunu da Allah'ın bilinebilir kanıtlarını göz ardı etmek için bir bahane olarak kullanıyorsunuz.

Fena halde yanılmaktan bunu kast ediyorum.

Yine de sorunun cevabına çok ilgili iseniz, şunu söyleyeyim: Allah elbette Kendinden güçlü bir şey yaratmaz. Yarattığı her şeyin O'na boyun eğmiş olduğunu Kuran'da bildirir. Kendisine boyun eğmeyecek bir şeyi yaratmayı dilemediğini biliyoruz. "Peki buna kudreti var mıdır" sorusunun biz insanlar düzeyinde hiç bir cevabı yoktur. Hiç bilmediğimiz bir mesele üzerinedir çünkü.

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 26, 2006 02:06 AM

Yılmaz Bey,

Bir “stratejik bilgisayar” oyunu düşünün; bu oyunun bir tasarımcısı (yaratıcısı) bir de (oyunun içinde tasarımcı tarafından tasarlanan) baş kahramanı var. Oyunu tasarlayan zatın, oyundaki baş kahramana belirli miktarda özgür hareket edebilme, düşünebilme, vb gibi özellikler ve güçler yüklediğini düşünün. Sizce oyundaki kahraman kendini ne kadar akıllı veya güçlü hissederse hissetsin (tasarımcının ona vermiş olduğu sınırlı kapasite ile) tasarımcısının gücünü tam olarak idrak edebilir mi? Kendi kafasından Onun gücünün sınırlarını çizebilir mi? Veya tasarlanan varlık, kendini tasarlayan varlığı, kendi varlık cinsi ile aynı kefeye koyup bir kıyasta bulunabilir mi? Bu bağlamda, bizi tasarlayan Allah’ın güç sınırlarını (O’nun tarafından yaratılmış) varlıklar olarak ancak O’nun bize verdiği %4-5’lik beyin kullanma kapasitesimize göre, mantık ölçüleriyle anlamaya çalışırız. Ama ne yaparsak yapalım O’nun bize verdiği bu beyin kapasitesi ile O’nun gücünün sınırlarını tam olarak kavrayamayız. Bizim yüzde dört’lük beyin kullanma kapasitemize göre O’nun güç kapasitesi her zaman sınırsızdır. O her zaman sınırsız adımlar ötededir.

Sizce yukarıdaki metin mantıklı mı?

Yazan: ilhan Tarih: March 26, 2006 02:29 PM

yılmaz bey rica ederim lise ögrencisinin dar penceresinden bakmayınız,eger gerçekten çok ilgiliyseniz size kuantum u öneririm,araştırın bakalım kuantumun kanıtları sizin mantık örgünüzü tamamen yıkar,kuantum u heisenberg belirsizligini biraz anlarsanız göreceksiniz ki bir şey aynı anda aynı yerde hem "var" hem de "yok" olabiliyor..sizce artık kabul gören kuantum fizigi bir çelişki üzerine mi kurulmuştur? siz bunu cevaplayın ben de Allah(her şeye gücü yeten) inancının bir çelişki taşıyıp taşımadıgını cevaplayayım...kendinize iyi bakın...

Yazan: ebulfetih Tarih: March 26, 2006 02:49 PM

"Allah kendinden büyük birşey yaratabilir mi?" ve türevi cümleler kendi içinde taşıdığı çelişkiyi ( Hem yaratılmış, hem daha büyük) Allah kavramına yüklemeye çalışıyor sadece.

Ama beni asıl şaşırtan şey koskoca(?) evrim teorisine itiraz edildiğinde, karşı taraf bu kadar mı aciz durumda ki konu "giriş seviyesi" mantık(sızlık) oyunlarına geldi?

Yazan: VolkanS Tarih: March 26, 2006 07:59 PM

"Teizme giriş 101" seviyesindeki bir soruyu kaale almamak maalesef sorunu çözmüyor.

Mustafa Bey ise, kendisine şu anda dile getirmediğim ve getirmeyeceğim bazı itirazlarım olsa da (başlık uygun değil ve konu fazla uzadı), soruyu gözardı etmek veya küçümsemek yerine, en azından bir yanıt verdi.

Böylece bu sitede beni ikinci kez şaşırtmış ve takdirimi almış oldu.

Yazan: Yilmaz Tarih: March 26, 2006 10:23 PM

"MANTIK KURALLARI ÇERÇEVESİNDE" düşünürsek, "herşeye kadir bir güç veya varlık" (her ne derseniz deyin, şimdilik makarna canavarı diyelim) mevcut olması imkansızdır.

mantık kuralları cercevesinde bugun tv seyredebiliyor olmamız mantıksızdır.duyamadıgımız sinek ve sivrisineklerin konusmalarıda mantıksızdır.mantık mekanizmasının kaynagı bilgidir.bilgimiz dahilinde mantıgımızı calıstırırız.bilimin henuz aydınlatamadıgı bir konuya mevcut bilgilerimiz ısıgında kolayca mantıksız diyebiliriz.ancak mantıgımıza her zaman guvenemeyiz.cunku eksik bilgiyle mantık çalıstırmaya kalkmak bizi yanlısa goturebilir.
bilmem anlatabildim mi...

Yazan: bercenay Tarih: March 27, 2006 08:32 PM

sn. bercenay,

size cevap yazardım ama henüz "dahi" anlamına gelen "de" ve "da" eklerini bile ayrı yazmayan bir kişiyle herhangi bir polemiğe girmeyi faydasız görüyorum.

ayrıca konunun nedense gelip de quantum mekaniğine dayanacağını da hissetmiştim.

kuantum mekaniği atomaltı parçacıklar için geçerlidir. örneğin bir fotonun hem dalga, hem de parçacık şeklide davranabileceğini söyler. mantık

kurallarını zorlayan felsefi yorumlarının olduğu doğrudur, ancak konu tartışmaya açıktır ve çok yenidir. bu konuda herhangi bir yorum yapmak yanlış olur.

Yazan: Yilmaz Tarih: March 28, 2006 02:53 AM

"size cevap yazardım ama henüz "dahi" anlamına gelen "de" ve "da" eklerini bile ayrı yazmayan bir kişiyle herhangi bir polemiğe girmeyi faydasız görüyorum."

sayın Yılmaz;konumuz yazım kuralları degil.ayrı yazmısım bitisik yazmısım bu sizin icin cokmu onemlidir.
herhalde bilim adamları sacma sapan bir sey soylese bilim adamı oldugu icin inanacaksınız.

meselenin ozune bakalım.sizde Muzmin bey gibi konuyu saptırma yoluna gitmeyin lutfen.
benim sılamam soyledir.
duyumsal algılama->bilgi->akıl->dusunce->mantık->dogru->gorebilirlik->gercek

belki boyle bir seyi ilk defa goruyorsunuzdur.

Yazan: bercenay Tarih: March 28, 2006 01:20 PM

Sn. bercenay,

evet oldukça önemli. sonuçta imla kuralları hakkındaki bilginiz, eğitim seviyeniz hakkında ipucu veriyor. bunu bir hakaret olarak kabul ederseniz, özür dilerim. ama bu şekilde.

Kafayı taktığımdan değil ama, mağazaların camlarında "bizimle çalışmak istermisiniz?" gibi tabelalar gördüğümde de ürperiyorum. bu basit bir "ilma" hatası değil. kültür seviyesi göstergesi.

müzmin anonim'in birkaç yazısını okumaya çalıştım, oldukça dolaylı bir anlatım yolunu seçtiğini düşünüyorum. üslubu bana aşırı "ağdalı" geliyor.

sitedeki diğer bir yazarın da "lirik" bir tarzı var (takma adını hatırlamıyorum).

ben açık ve sade bir dil kullanmayı ve doğrudan sorunun özüne inmeyi severim. bu nedenle daha önce sn. öztürk'ün bu başlık altında "eğitim seviyemle" ilgili eleştirilerine maruz kaldım.

fikirlerimi açıklarken de laf oyunlarıyla kişiyi yönlendirecek cümleler kurmaktan kaçınırım.

-genel olarak çok becerikli bir yazım üslubuna sahip olduğunu düşünmeme rağmen- sn. akyol'un ve sitedeki bazı yazarların, okuyan kişilerde bir "eğilim" (bias) yaratma amacıyla bunu yaptıklarına sıklıkla şahit olabilirsiniz. mesela iki kavramı şu şekillerde ifade edebilirsiniz. ikisi de okuyan üzerinde farklı "duygusal" etkiler uyandırmasına karşın, aynı şeyi anlatmaktadır:

"materyalizm, insanların sadece bir molekül yığınından ibaret olduğunu iddia eder"

"materyalizm, insanların sadece moleküllerden oluştuğunu savunur"

sn. akyol da örneğin bu başlık altında benim için "bozuk plak gibi tekrar etmek" gibi bir terim kullanmıştı.

neyse, uzatmayayım.

Konudan saptığımın farkındayım, kusura bakmayın. sadece eleştiriyorum.

Yazan: Yilmaz Tarih: March 28, 2006 03:04 PM

Yılmaz Bey,


Konuyu deşmek istemiyorum ama bu dialog aslında sizin şu cümlenizle başlamıştı:

"ben şunu söylerim: "bir yaratıcı vardır diyen de yalan söylüyor, yoktur diyen de"

Ben bu cümlenin kurulum yanlışlığına dikkat çekmiştim.Mesela cümle şöyle olsaydı -anlamı yönünden değil de- dilbilgisi yönünden hiçbir itirazım olmazdı :

"Tanrı vardır diyen de bunu kesin rasyonel kanıtlarla isbatlayamaz, yoktur diyen de.."

Eğitim seviyesi ile ilgili eleştiri yaptım,çünkü gerçekten basit bir mantık oyunu oynadınız.Ama şimdi kendimi bunca byte kirliliğinin müsebbibi olarak görüyorum.

Çevreye verdiğim tüm zarardan ötürü özür dilerim..

Yazan: S.Öztürk Tarih: March 28, 2006 03:52 PM

Sn. öztürk,

iki ifade arasında küçük bir nüans var ancak bir tarafın doğru söylediği kesin. haklısınız. benim ifade etmek istediğimi daha doğru bir şekilde dile getirdiniz.

ancak iddiamın basit bir mantık oyunu olmadığı ve bu önermenin "herşeye gücü yetme" tanımını genişletme dışında çok fazla bir çıkış yolunun olmadığı konusunda ise ısrar edeceğim.

Bizim dünyamızda, P ve ~P aynı anda doğru olamaz.

Ancak, "bir spekülasyondan ibaret olsa bile", aşağıdaki gibi bir itirazı dahi anlayabilirim:

maddenin bir tekillik halinde olabileceği bir durumda, (örneğin karadelikler) "varlık" ile "yokluk" aynı anda doğru olur. geçmiş ve gelecek aynı anda doğru.

veya paralel evrenler vs. vs.

byte israfı KB'lara dönüştü bu arada.

Yazan: Yilmaz Tarih: March 28, 2006 07:51 PM

[Satasma sayilmasa bile, benim ismimim gectigini gordum; bir iki kelam soylemek istedim]

Bercenay bey/hanim,

meselenin ozune bakalım.sizde Muzmin bey gibi konuyu saptırma yoluna gitmeyin lutfen.

Evet, onun gibi yapmayalim --boyle konularda baskalarini ornek almaga ihtiyaciniz yok gibi gorunuyor:-)

benim sılamam soyledir. duyumsal algılama->bilgi->akıl->dusunce->mantık->dogru->gorebilirlik->gercek

belki boyle bir seyi ilk defa goruyorsunuzdur.

Hmmmm. Isin dogrusu, ilk defa duyuyor degilim.

Daha once benzerleri da karsilasildigini biliyorum...

'Duyumsal algilama'dan yola cikip 'gercek'i tarifleyenlerin her quantum aninda bambaska gercekleri olur...

Yeniliklerin hic bitmedigi bir alemleri vardir..

Benimle ilgili 'gercek'lerinizi nasil edindiginizi tahmin etmek mumkun.. aradaki boslugu doldurmak icin kart mi, kahve mi --ya da baska bir sey mi kullaniyorsunuz? :-)

Yilmaz bey,

müzmin anonim'in birkaç yazısını okumaya çalıştım, oldukça dolaylı bir anlatım yolunu seçtiğini düşünüyorum. üslubu bana aşırı "ağdalı" geliyor.

Emin olun; gunluk hayatta oyle konusmam.

Sloganik kisa cumleler yuzunden, burnundan kil aldirmayanlarla kapismak zorunda kalmak yerine, basi ile sonunu arasindaki baglantiyi toparlayamayanlari; yani, uzun cumlelerin anlamini cikaramayanlari elemegi tercih ediyorum.

'Agdali' olmak secimi bilinclidir.

[Bu paragrafik cumleyi size ya da baska birisine yonelik bir kinaye icermek amaciyla yazmadim]

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: April 1, 2006 08:41 PM

Muzmin bey;dokturmussunuz yine,siz bir tanesiniz.

"duyumsal algılama->bilgi->akıl->dusunce->mantık->dogru->gorebilirlik->gercek "

bu sıralama bana aittir ve ilk defa burada yazıldı.daha once benzerlerini gordum diyorsanız,demekki benim gibi dusunen insanlarda var demektir.ancak yanıldıgınız nokta surası;bu sıralama ile bambaska gercekliklere cıkılmaz.ortak tek gercege cıkılır.
sizin hakkınızda da ortaya koydugum sey gercek degil,gozlem yoluyla edindigim dogrulardır ki;yanıldıgım noktalar varsa da soyleyin lutfen.en azından sizi elestirdigim zamanlarda "acaba mı?" deyip bir ozelestirinizi yapmıs olmalısınız.bunu bazen hepimiz yaparız,yapmamızda gerekli aslında.kendimiz ile yuzlesmekten kacmamak adına.

Yazan: bercenay Tarih: April 2, 2006 12:06 AM

Bercenay bey/hanim,

dokturmussunuz yine,

Yok canim, son derece alelade bir yaziydi. Fakat, siz cok kolay begeniyorsunuz.

siz bir tanesiniz.

Ama, siz degilsiniz ;-)

duyumsal algılama->bilgi->akıl->dusunce->mantık->dogru->gorebilirlik->gercek
bu sıralama bana aittir ve ilk defa burada yazıldı. daha once benzerlerini gordum diyorsanız, demekki benim gibi dusunen insanlarda var demektir.

Ha? Evet, oyleleri var ve bu yuzden siz bir tane degilsiniz ;-)

Bu arada, azizim, bu ne olaganustu bir belagat; ne az bulunur bir mantik orgusu....

Demek ki neymis? "Demek ki ... demektir"mis.. E.. bravooo!

Meraginizi gidermege calisayim, ama, siz yine de sozkonusu taniya verilen ismin 'Juxtaposed Emotion-Reality Kinesis' oldugunu benden ogrenmemis olun.

Bu illeti bu isimle ararsaniz bulamayabilirsiniz; basharfleriyle arayin, mutlaka uyacaktir.

ancak yanıldıgınız nokta surası;bu sıralama ile bambaska gercekliklere cıkılmaz.ortak tek gercege cıkılır.

Evet, tabi, tabi..

sizin hakkınızda da ortaya koydugum sey gercek degil,gozlem yoluyla edindigim dogrulardır ki;yanıldıgım noktalar varsa da soyleyin lutfen.en azından sizi elestirdigim zamanlarda "acaba mı?" deyip bir ozelestirinizi yapmıs olmalısınız.bunu bazen hepimiz yaparız,yapmamızda gerekli aslında.kendimiz ile yuzlesmekten kacmamak adına.

Ah, sizin 'edindiginiz' o --"bir vadede mi desem, iki vadede mi, uc vadede mi" turunden-- sasmaz gercekleriniz..

Hala daha bana en cok lazim olan gercegimi bana ifsa etmis degilsiniz: Bugun kendimi nasil hissediyorum? :-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: April 3, 2006 02:24 AM

"Bugun kendimi nasil hissediyorum?"

sizi epey sinirli gordum bugun.yazılarımdan rahatsız olmusa benziyorsunuz.

hakkınızdaki onyargılarım giderek gelisiyor bu arada.teist'im demenize ragmen ateist-teist cizgisinde gelip gidiyormussunuz gibi bir izlenime kapılıyorum.bu izlenimlerde yanılmıs oldugumu dusunmuyorum cunku aynı fikirde olan baska arkadaslarda var burada.ayrıca ne istediginiz,neyi aradıgınızda pek belli olmuyor.

cok ilginctir.teist'im diyorsunuz.ama butun ateist ozellikleri uzerinizde tasıyorsunuz.ben burada bir celiski goruyorum.alternatifleri sıralamak istemiyorum,hakkınızda dusundugum seyler pek içacıcı degil cunku.sadece kendi icinizde celiskilerle dolu oldugunuzu soyleyebilirim.

ha bu arada burası sanal ortam.bazılarımız gorundugu veya soyledigi gibi olmayabilir.bilmem anlatabildim mi..?

Yazan: bercenay Tarih: April 3, 2006 01:25 PM

Bercenay bey/hanim,

Bugun kendimi nasil hissediyorum?

sizi epey sinirli gordum bugun. yazılarımdan rahatsız olmusa benziyorsunuz.

Eh, madem oyleyim. Biraz oturup dinleneyim...

[...]

Simdi gecti mi? :-)

hakkınızdaki onyargılarım giderek gelisiyor bu arada.

Olsun, olsun, treakki terakkidir. Allah hitamina erdirir insallah.

teist'im demenize ragmen ateist-teist cizgisinde gelip gidiyormussunuz gibi bir izlenime kapılıyorum.

Daha once bir baska arkadasimiz, sizin gibi gunlerini teshis icin harcamak yerine, dogrudan sormustu ve ona verdigim cevapta 'border-line musluman' oldugumu soylemistim.

Demek ki, soylemesem de, belli oluyor --ama bu kadar zahmet cekmenize gerek de yoktu ki. Uzuldum simdi.. :-)

bu izlenimlerde yanılmıs oldugumu dusunmuyorum cunku aynı fikirde olan baska arkadaslarda var burada. ayrıca ne istediginiz, neyi aradıgınızda pek belli olmuyor.

Gafleti ariyorum. Gafleti... :-)

cok ilginctir. teist'im diyorsunuz. ama butun ateist ozellikleri uzerinizde tasıyorsunuz. ben burada bir celiski goruyorum. alternatifleri sıralamak istemiyorum, hakkınızda dusundugum seyler pek içacıcı degil cunku. sadece kendi icinizde celiskilerle dolu oldugunuzu soyleyebilirim.

Tabii ki soyleyebilirsiniz. Sizi tutan mi var?

Teizmin bir TSE Standardi mi var?

ha bu arada burası sanal ortam. bazılarımız gorundugu veya soyledigi gibi olmayabilir. bilmem anlatabildim mi..?

Nasil yani, siz simdi bana aslinda memleketin en buyuk forumlarindan birisinin yoneticisi olmadiginizi mi soylemek istiyorsunuz? :-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: April 3, 2006 10:14 PM

"ha bu arada burası sanal ortam. bazılarımız gorundugu veya soyledigi gibi olmayabilir. bilmem anlatabildim mi..?
Nasil yani, siz simdi bana aslinda memleketin en buyuk forumlarindan birisinin yoneticisi olmadiginizi mi soylemek istiyorsunuz? :-)"

bunu sizin icin soylemistim muzmin bey.anlamakta zorlanıyorsunuz.

borderline musluman da;gorunuste musluman,herkes kadar allah'a inanan ama ateist gorusu benimseyen mi oluyor?
buda bir celiski degilmidir.bu celiski kasıtlımıdır yoksa oylesinemidir.buda ayrı bir konu.

hani ince zekalı ateistler gibi;inanıyorum deyipte;su inananları bir guzel sinir edeyim cinsinden borderline mıdır.
daha once soyledigim gibi gercegi aramak baska bir sey;dogrular ve yanlıslar icinde yuvarlanmak baska bir sey.sizin tercihiniz yuvarlanmaktan yana.bu durumda niyetinizi anlamak lazım.bu arada renginizi belli etmemeyi cok guzel becerdiginizi soyleyebilirim.

Yazan: bercenay Tarih: April 4, 2006 01:52 PM

Bercenay,

Why don’t you listen to SAGACITY and WISDOM?

Read this opinions. Check your answers:

1. A still tongue makes a wise head. Agree? Not sure? Disagree?
2. If you can’t lick ‘em, join ‘em. Agree? Not sure? Disagree?
3. Empty vessels make the most sound. Agree? Not sure? Disagree?
4. Don’t bite off more than you can chew. Agree? Not sure? Disagree?
5. Seek and ye shall find. Agree? Not sure? Disagree?

Ignorance is bliss. What can’t be cured must be endured!

Yazan: metin-thePoor Tarih: April 4, 2006 04:56 PM

metin bey;

ingilizce dokundurmalar yaparak,benim cahilligimi mi yoksa kendinizin bilgili ve akıllı oldugunuzu mu kanıtlamaya calısıyorsunuz.neden turkce varken ingilizce yazma ihtiyacı hissetiniz ki?

muzmin bey ile ugrasmamın nedeni kendisinin zaman zaman yazdıgı tutarsız yazılarıdır.
sizede soyleyeyim madem;
bir insan teist'im deyip ateist'mis gibi veya o yonde beyanda bulunuyorsa veya o yonde cıkarımlar,olusumlar saglamaya calısıyorsa buna anlam vermek epey guctur.

bunula beraber yazılarından bir sonuc cıkarmaya calısıyorum ama maalesef.satırlar dolusu yazıdan bir sonuc cıkarmak mumkun olmuyor.cunku gorus beyan etmekten cok,gerekli gereksiz baskalarının yazılarını surekli analiz etmek ve muhalefet etmek icin malzeme aramakla mesgul kendileri.

kendileri o kadar engin bilgilere sahipki ilk defa burada yazdıgım daha adı bile konmamıs bir dizi sırayı,hemen cıkıpta ben onu zaten biliyordum.onlar soyle boyle demeye kalkısabiliyor.madem varmıs oyle bir dizi kaynagından yazsın burayada bizde okuyalım.
biraz uretken olalım;bırakın artık yabancıları...

Yazan: bercenay Tarih: April 4, 2006 07:18 PM

"this" değil "these". Düzeltirim.

Yazan: metin-thePoor Tarih: April 4, 2006 08:13 PM

Bercenay bey/hanim,

neden turkce varken ingilizce yazma ihtiyacı hissetiniz ki?

Aslinda Metin bey benden once davranmis... Ben de Ingilizce yazmagi deneyecektim --Turkce ne dersem fayda etmiyor, belki Ingilizce ile olur diye dusunuyordum.

Anlasilan, onun da faydasi yok..

muzmin bey ile ugrasmamın nedeni kendisinin zaman zaman yazdıgı tutarsız yazılarıdır.

[Bunu hece hece yazmagi deniyorum,umarim bu sefer anlasilir]

Be-nim tu-tar-siz ya-zi yaz-ma-mak gi-bi bir id-di-am yok. A-ma, be-nim ya-zi-la-ri-min ken-di-le-riy-le de-gil de be-nim-le 'ug-ras-ma-niz'-in ba-na bir fay-da-si ol-maz.

sizede soyleyeyim madem; bir insan teist'im deyip ateist'mis gibi veya o yonde beyanda bulunuyorsa veya o yonde cıkarımlar, olusumlar saglamaya calısıyorsa buna anlam vermek epey guctur.

Size gucluk cikartiyorsam cok ama cok uzgunum. Kafanizdaki sablona uymuyorum anlasilan.. Ve, bir iki sablon daha ithal etmeniz yerine, benim kirpilarak ona uymami bekliyorsunuz..

'Ancak leylege benzedi'ciligin son ornegini Kiyafet Kanunu filan gibi seylerde gordugumuzu; artik bu kafanin tarihe karsitigini; bu kulturel genetik damarin bugun de yasMAadigini farzetmek icin bir sebebimiz yok tabii..

Jakoben wannabe olmak icin de insanin illa laikci olmasi da gerekmiyor, musluman undertones ya da overtones sahibi de olunabilir; bu baglamda bir istisna degilsiniz.

bunula beraber yazılarından bir sonuc cıkarmaya calısıyorum ama maalesef. satırlar dolusu yazıdan bir sonuc cıkarmak mumkun olmuyor.

Hmmmm... ben de entropinin ne oldugu, izafiyet teorisinin ne oldugunu anlamak icin ugrasmistim. Ama, sizin gibi yapip onlari itham etmek aklima gelmemisti.. :-)

cunku gorus beyan etmekten cok, gerekli gereksiz baskalarının yazılarını surekli analiz etmek ve muhalefet etmek icin malzeme aramakla mesgul kendileri.

'Kendileri'nin size bahusus selamlari var. Biraz da sizin muhalefet etmenizi diliyor. Bir denesin bakalim, her sumuklunun harci miymis, bir gorelim, diyor..

kendileri o kadar engin bilgilere sahipki ilk defa burada yazdıgım daha adı bile konmamıs bir dizi sırayı, hemen cıkıpta ben onu zaten biliyordum.

Adi bile konmamis oldugunu dusundugunuz seyin ismi konulmus halini size yazdim: 'Juxtaposed Emotion-Reality Kinesis' ya da 'J.E.R.K'..

Hala daha bulamadiysaniz, dogrudan dogruya 'jerk' olarak arayin; karsiliginin uyacagini da yazdim. Daha ne yapayim :-)

onlar soyle boyle demeye kalkısabiliyor. madem varmıs oyle bir dizi kaynagından yazsın burayada bizde okuyalım.

So, you think you're the only jerk? :-) Hmmm.. you may be right here.. ;-)

biraz uretken olalım; bırakın artık yabancıları.

Sizin icin ozel bir uretkenlik sergilendigini gormuyorsunuz.. :-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: April 5, 2006 09:04 PM

Bercenay bey/hanim,

ha bu arada burası sanal ortam. bazılarımız gorundugu veya soyledigi gibi olmayabilir. bilmem anlatabildim mi..? Nasil yani, siz simdi bana aslinda memleketin en buyuk forumlarindan birisinin yoneticisi olmadiginizi mi soylemek istiyorsunuz? :-)

bunu sizin icin soylemistim muzmin bey. anlamakta zorlanıyorsunuz.

Pardon. Tabii yaa.. Siz zaten hep beni bana anlatiyordunuz, degil mi?

Dalginlik iste.. :-)

borderline musluman da; gorunuste musluman, herkes kadar allah'a inanan ama ateist gorusu benimseyen mi oluyor?

Sizinle bunlari 'tart'ismak icin gercekten ciddi bir sabir ve sebat gerekecek, cunku elementel seviyeden baslamak zorunda kalmak sozkonusu..

Bu da, her ne kadar siz aksini dusunseniz de, bir profosyonel olmadigim icin, benim acimdan mumkun degil.

Size, maalesef o kadar genis bir zaman ayiramayacagim. Isterdim, ama, mumkun degil.

bu da bir celiski degilmidir. bu celiski kasıtlımıdır yoksa oylesinemidir. buda ayrı bir konu.

Celiski midir, degil midir; kasitli midir, sehven midir; oyle midir; boyle midir?..

Bu sorularin cevabini --ustelik de yazdiklarimdan bir anafikir dahi cikaramadigini soyleyen siz-- benden istiyorsunuz.. Siz cok yasayin, emi..

Dusunmege sevketsem olmuyor, oyle bir malzeme ile muhatap degilim; tek tek yazmaga kalksam mumkun degil, oyle bir zaman luksune sahip degilim.. Bu ne 'celiski' (!) ya Rab.. :-)

hani ince zekalı ateistler gibi; inanıyorum deyipte; su inananları bir guzel sinir edeyim cinsinden borderline mıdır.

Kendinizi 'inanlar'in bir numunesi olarak goruyor olabilirsiniz; ama, inanin (!) bu, olsa olsa, acemi bir elin cektigi bir 'random sampling' (rastgele) numunedir.

Ben, inananlarin ortalamasini sizin temsil etmediginiz kanaatindeyim; yoksa cok kotumser olurdum.

daha once soyledigim gibi gercegi aramak baska bir sey; dogrular ve yanlıslar icinde yuvarlanmak baska bir sey.

Yuvarlandigima hukmeden siz olunca, buna ancak ve sadece ve husu ve ihtiramla saygi duymak gerekir... ;-))

sizin tercihiniz yuvarlanmaktan yana.

Yuvarlanan tas yosun tutmaz derlerdi, demek ki o lafa cok fazla iman etmisim belki de; bilemem. Bana tam olarak ne hissetmis oldugumu siz soyleyeceksiniz ki hukum olsun ;-)

bu durumda niyetinizi anlamak lazım.

Dogru. Dogru da, once yazdiklarimi anlamaniz lazim.

Hemen bu noktada problemler yasadiginizi soylediginiz zaman size daha fazla yardimci olamiyorum maalesef..

bu arada renginizi belli etmemeyi cok guzel becerdiginizi soyleyebilirim.

Siz hangi renk arzu ederdiniz? Ekoseli mi puvantiyeli mi olsun? Posu mu yaptiracaksiniz salvar mi? Belli bir kumas turu tercihiniz de olacak mi:-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: April 5, 2006 10:39 PM

muzmin bey;olmayan zamanınızla satırlar dolusu yazı yazmıssınız yine.bir de zamanınız olsa nasıl olurdu acaba.dusunmek bile istemiyorum.

hala yazdıklarımdan bir sey anlamamıs oldugunu goruyorum.satırlar dolusu bos ve anlam tasımayan yazılar yazmaya devam ediyorsunuz.

ayrıca su bahsettiginiz
"'Juxtaposed Emotion-Reality Kinesis' ya da 'J.E.R.K'.. "
'i turkce olarak benim verdigim sıralama seklinde buraya yazarsanız cok sevinecem.illet diye bahsettiginiz sey neymis bizde gormus ve benim verdigim sırayla bir karsılastırmıs oluruz.kısa zaman dilimlerinde satırlar dolusu yaza yazabilen biri olarak;sizin icin zor olmasa gerek,yanılıyormuyum...

Yazan: bercenay Tarih: April 6, 2006 01:34 PM

Neyi tartışacaklar.
Adem havvanın, nuh tufanının , 6 günde yaratılışın bilimsel oldugunumu ?

Bence bu gidişle çok ararsınız


kustan sürüngene gecisin anlatimi ne kadar bilimselse
adem ve havva nin yaratilisi da o kadar bilimseldir.

kör olmayin bu kadar.

bide su

Allah (yaraticiyi) i kim yaratti?
Allah kaldiramayacagi bir tasi yaratabilir mi?
Allah kendini yok edebilir mi?
Allah 2'yi 3'e esitleyebilir mi?
Allah mantik kurallarina aykiri hareket ederbilir mi?

gibi beylik sorulari
sormayin baydirdi artik..

bu sorularin amaci yaraticiyi kadiriyetle celistirmektir..
ateistler bölye primitif sorularla ugrasiyorlar hala yazik diyorum..

Allah i (yaraticiyi) kim yaratti?


a priori tanim geregi Allah yaraticidir ve herseyi yaratmisitir..
soruyu soran ateist bir kisi bunu (kendisi faketmese bile) kabullenmistir zaten..(akilli ise farkeder, akilsiz ise zaten hö der).

simdi bunun ne anlama geldigine bakalim.

yaratici herseyi yaratmis oldugundan otomatik olarak kendisi yaratilmamistir (negatif tanim)..
herseyi yaratan = yaratilmamis.
otomatik olarak yaratilmamislar kümesinde sadece o kalmakta..

kelimeleri yerli yerine oturttugumuzda
yaratilmamis olani kim yaratti?
gibi abzürd bir soru ile karsi karsiya kaldigimizi görürüz.

Allah kaldiramayacagi bir tasi yaratabilir mi?

sorusu da ayni gecersiz mantik ile sorulmustur.
Herseye kadir olana böyle soru sorulamaz (yapamayacagi düsünülemeyeceginden)..
yukairda bir arkadasimizin dedigi gibi kuzey kutbunun kuzeyini sormaya benzer bu..
yaratici non sequitor dur..

Allah mantik kurallarina aykiri hareket ederbilir mi?


Mantik kurallarini zaten onun eseridir
keyfine göre istedigini yapar

dolayisiyla Allah böyle bir sorunun muhatabi degildir.


senin o kücücük aklina (kurallari ve sinirlari belli olan mantiga) sacma gelecek hareketlerde yapabilir
sonucta kurallari koyan odur..

kafanizi takmayin böyle sorulara ateist arkadaslar))

hem sakin olaki heveslenmeyin
cünkü bu sorular yaraticinin varligi ve yoklugu ile iliskili degildir.
bu sorular ateist kahvehanesinin sorularidir..

Yazan: XSI Tarih: April 6, 2006 03:10 PM

İlgili blog ahalisine dilekçe:
Aşağıdaki haber için yorumlarınızı rica ediyorum.

"Evrimin kayıp halkası bulundu.
Bilim dergisi Nature’ın son sayısının kapağı, bulunan belki de en önemli fosil olan Tiktaalik roseae’ye ayrıldı. 375 milyon yıllık fosil, balıklar ile kara hayvanları arasındaki bir geçiş formuna ait. Canlıların sudan karaya nasıl çıktıklarını gösteren bu canlının, sürüngenlerle kuşlar arasındaki bağlantıyı kuran Archaeopteryx fosili kadar önemli olduğu açıklandı. Sığ sularda yaşayan Tiktaalik; biyolojik yapısı ile hem balık, hem kara canlısı özellikleri gösteriyor ve başını sudan dışarı çıkararak nefes alıyordu. Araştırmacılar, daha önce, sudan karaya çıkışı sadece kabaca bulgulayabilmişlerdi."

Yazan: metin-thePoor Tarih: April 7, 2006 06:24 PM

hem suda hem karada yasayan aynı ozelliklerde canlılar gunumuzde yokmudur?

farklı ozellikli TEK bir canlı fosilinin evrim'in ara gecis formuna kanıt olabilecegi sizce ne kadar mantıklı?

bulunan bu fosilin bir ara gecis formu oldugu kanısına nasıl varılmıs?

gecmiste evrim'e kanıt olarak sunulan sahte,uydurma ve yanılgılarla dolu fosil bulgularına bir yenisi daha mı eklenmistir?

her gecen gun zayıflamakta olan evrim teorisini desteklemek icin sansasyon bir haber niteligi tasıyan bu haber akıllı tasarımcılara karsı bir cıgırtkanlıkmıdır?

Yazan: bercenay Tarih: April 7, 2006 10:15 PM

Sayın Bercenay,

Bana seslenmemişsiniz gerçi ama, haberi ben aktardığıma göre kısa bir cevap vermem gerekecek:
Ben evrimci mevrimci değilim. ID'cı hiç değilim. Sadece siz de dahil olmak üzere, konuyla ilgilenenlerin yorumlarını merak ettim o kadar.

Bu arada, üslubunuzdan pek hoşlandığım da söylenemez. Düşüncelerinizi biraz daha dikkatli, saygılı, alçakgönüllü ve hadbilir bir ifade tarzıyla aktarırsanız fena olmaz.

İngilizce meselesine gelince... Muzmin Anonim dostum çözmüş olayı, benim ekleyeceğim bir husus kalmamış. Sanal ortamdasınız, evet, ama bu eşitlik vehmine yol açmamalı. İdeolojinizin, dünya görüşünüzün, dini inancınızın filan x ya da y oluşunun da kalite standartları açısından hiçbir önbelirleyiciliği yoktur. Yahya Kemal'in dediği üzere, "Üslup beyan aynıyla insandır."

Yazan: metin-thePoor Tarih: April 8, 2006 09:49 AM

Bir cümlem muğlak olmuş. Sarihleştireyim: Ben herhangi bir "---Cİ" değilim; "---Cİ" pozisyonlar bana atgözlüğünü çağrıştırıyor.

Yazan: metin-thePoor Tarih: April 8, 2006 10:01 AM

bercenay denecek seyleri söylemis.

ek olarak
rüya gercek oldu diyorlar.
gülelim mi aglayalim mi?

rüya diyor.
gercegin pesinde degilde
bulmak istedigi seyin pesinde


ALTI USTU BIR KERTENKELE (tesbih)
günümüzde buna benzer hayvanlarda mevcut.
sacmaliyorlar
yaygara kopariyorlar..

ayni mantikla giderseniz
penguenlerin ve ayibaliklairninda de araform oldugunu rahatlikla anlayabilirsiniz.

Yazan: XSI Tarih: April 8, 2006 11:52 AM

Sayın XSI,

İtirazlarınızdan bir kısmı geçersiz, bir kısmı ise spekülasyona ve "ön kabullere" dayanıyor. Bu noktaları daha önce belirttim ama tekrar edeceğim.

Mantıkta ve bizim evrenimizde (veya düzlemimizde her ne derseniz deyin) P ve ~P aynı anda doğru olamaz. Bir elektrik devresi aynı anda hem açık hem de kapalı olamaz.

Bu nedenle herşeye gücü yeten bir varlığın mevcut olması MANTIKSAL OLARAK mümkün değildir.

Zira aynı mantıkla düşünürsek, herşeye gücü yeten bir varlığın P ve ~P yi aynı anda doğru yapabilmesi gerekir. Ki bu mümkün değildir.

Sizin birinci itirazınız şu şekilde:

"...sorusu da ayni gecersiz mantik ile sorulmustur. Herseye kadir olana böyle soru sorulamaz (yapamayacagi düsünülemeyeceginden)..."

Birincisi "böyle bir soru sorulamaz, çünkü bu düşünülemez" ifadesi size birşey anlatıyor mu?

Hiç "şüphecilik" veya "sorgulama" kavramlarını duydunuz mu? Sorgulamazsanız doğruya ulaşamazsınız. İşte sizin en büyük hatanız burada. Sorgulama ve şüphe etmeyi bir kusur olarak kabul ettiğinizden, asla ve asla gerçekleri göremeyeceksiniz.

İkincisi, burada bilmem döngüsel bir totoloji kullandığınızın farkında mısınız? "herşeyi yaratana herşeyi yaratabildiği için böyle bir soru sorulamaz" sizin burada söylediğiniz, "P = P olduğu için P'bin P olup olmadığı sorgulanamaz"

Kesinlikle doğru! Çünkü yeni birşey söylemiyorsunuz! Önermeniz bir totoloji, Totolojilerle istediğiniz herşeyi kanıtlayabilirsiniz. Ama bir noktayı kaçırıyorsunuz, P varsayımı, P veya ~P değerine sahip. Biz zaten burada bunu araştırıyoruz.

2. itirazınız ise daha önce uzuun uzun tartıştığımız herşeyi yaratan varlığın mantık kurallarına dahil olup olmadığına dair.

ben bu itirazı ilk itirazdan daha ciddi buluyorum. En azından bir totoloji değil; spekülasyon.

Yedinci kez tekrar ediyorum, Bu anlamda getireceğiniz her iddia, ancak spekülasyon olacaktır.

Şöyle bir düşünün, önce kavramsal herşeye gücü yeten bir varlık varolduğunu varsaydınız. sonra bunun mantık kurallarına da karşı koyabildiğini söylediniz.

Fazla uzatmayacağım. Şunları soruyorum:

Peki, kanıtınız nerede? bütün bunları uydurmadığınıza beni nasıl ikna edeceksiniz?

Yazan: Yilmaz Tarih: April 8, 2006 12:09 PM

İtirazlarınızdan bir kısmı geçersiz, bir kısmı ise spekülasyona ve ön kabullere dayanıyor. Bu noktaları daha önce belirttim ama tekrar edeceğim

tümdengelimli akil yürüteceksiniz
sonra gelip on kabul diye sikayet edeceksiniz.
kardesim soruyu yaraticinin kadiriyiyetini kabul ederek soran siz degil misiniz?

yarabbim böylesi bir sikayeti de ilk kez görüyorum))

Mantıkta ve bizim evrenimizde (veya düzlemimizde her ne derseniz deyin) P ve ~P aynı anda doğru olamaz.


bu formel olanda gecerlidir.
ve mantik dogaya uyum saglamak zorunda degildir.
mesela kabul edilebilir olsa bile
bir mantik silsilesi yanlis olabilir.
yanlis ve gecerli..!

-bütün fizikciler amfibiktir..
-Hawking bir fizikcidir.
-Hawking amfibiktir.

gibi..

önsel varsayima göre yukaridaki mantik gecerlidir.
(ön kabullerden sikayetci olmayiniz, ekran ortasinda siritiyor))


Bir elektrik devresi aynı anda hem açık hem de kapalı olamaz.


emin misiniz?
isterseniz google dan bakiniz.. kubit

Bu nedenle herşeye gücü yeten bir varlığın mevcut olması MANTIKSAL OLARAK mümkün değildir.


ben mümkün olmadigini gösterdiginiz bir cümlenizi göremedim?
yukarida yazdiklariniz bu baglamda bilgi icermiyor.
acik ifade ile önermeler non suqutor/gecersizdir.


Hiç "şüphecilik" veya "sorgulama" kavramlarını duydunuz mu? Sorgulamazsanız doğruya ulaşamazsınız. İşte sizin en büyük hatanız burada. Sorgulama ve şüphe etmeyi bir kusur olarak kabul ettiğinizden, asla ve asla gerçekleri göremeyeceksiniz

yok biz teistler hic sorgulamayiz.. teist ler hic bisey bilmezler...anlamazlar.
sadece ateistler sorgular ve bilir.
bu sitede sn Akyol da dahil olmak üzere
kimse bir sey sorgulamiyor mesela
gördükleriniz halisünasyon..

bir tek 3-5 ateist gelip sorguluyor.

kardesim bakin..
sorgulama deyip duruyorsunuz.


peki be size sunu sorgulatayim bakalim
ne diyeceksiniz.

sürüngenden kusa gecisi ilmi olarak sorguladiniz mi?
baska mecralara kaymadan, masal anlatmadan bunun cevabini verin lütfen...

İkincisi, burada bilmem döngüsel bir totoloji kullandığınızın farkında mısınız? "herşeyi yaratana herşeyi yaratabildiği için böyle bir soru sorulamaz" sizin burada söylediğiniz, "P = P olduğu için P'bin P olup olmadığı sorgulanamaz"

ilk basta anlamayacaginizi biliyordum))

simdi yilmaz kardesim simdi iyi okuyun burayi..
emin olun dikkatli okudugunuzda anlayacaksiniz.

Allah kaldiramayacagi bir tasi yaratabilir mi?


tas = nesne
özne = Allah

amiyane tabiriyle sacmalik..

ateist mantigi burada bir gereklilik oldugunu düsündügünden (kafa o istikamette calistigi icin)
burada bir celiski var saniyor.
halbuki cümledeki tas gecersiz bir nesnedir.
yaraticinin kaldiramayacagi tas olanaksizdir'in ötesinde gecersizdir..
bu tip önermelerle varacaginiz hüküm non sequitur dur..

2. itirazınız ise daha önce uzuun uzun tartıştığımız herşeyi yaratan varlığın mantık kurallarına dahil olup olmadığına dair.
ben bu itirazı ilk itirazdan daha ciddi buluyorum. En azından bir totoloji değil; spekülasyon.
Şöyle bir düşünün, önce kavramsal herşeye gücü yeten bir varlık varolduğunu varsaydınız. sonra bunun mantık kurallarına da karşı koyabildiğini söylediniz


))

yilmaz kardesim

eger ön kabullerde anlasamayacksak ne diye tartirsiyoruz ki?
ve en önemlisi
siz ne diye
tanri kaldiramayacagi bir tasi yaratabilir mi? sorusunu soruyorsunuz?

belli ki tanriyi varsayarak soru sormak ve celiski cikarmak istiyorsunuz.

ikinci kez söylüyorum

eger varsayimda a priori bir tanri varsa


hangi icraati hangi zamanda ve yerde yapacagi kestirilemez.
aklindan ne gectigi bilinemez
ona kural koyulamaz..
alemde varolan biten tüm olgulardan haberdardir.
ilmi sonsuzdur her seyi bilir.
yapabilecekleri limitsizdir..

falan filan..


bunlara uymuyorsa zaten sorguladiginiz sey tanri degildir.

yukaridaki sorular hep bu tipten sorulardir.
madem mantik vs diyorsunuz
onlardan dogru veya yanlis hükümler cikarilamauacginida bilmeniz gerekir..

3. kez yaziyorum
onlar gecersizdir/non sequitor..

///////////////////////////////////

Peki, kanıtınız nerede? bütün bunları uydurmadığınıza beni nasıl ikna edeceksiniz?


Tanri nin a priori kanitlarina inanir veya inanmazsin..
bu kisiye kalmis bir seydir.
öncülde bir yaratici varsayip onu mantiksal olarak temellendirmek eski bir genelektir.

sn Akyol'un ugrasisi bundan farklidir.
tasarim teorisi tümevarim yöntemi kullanir
evrim gibi

simdi ayni soruyu ben sorayim
hayvanlarin iskeletleri biribirine benziyor
nasil olsa bu deneysel bir prosesle anlasilamaz..
cünkü kimse gecmisi tarayip gecis anlarini göremeyecek..


-peki bu hayvanlarin kökeninin ayni oldugunun kaniti midir?
evet se

beni buna beni nasil ikna edeceksiniz?
eldeki veriler benim aklima (nasil olsa uydurucaz ya)
bu isi bir zihnin üstlendigini de cagristiriyor.


cok acik secik yazdim
bizleri bu konuda ikna ediniz.

Yazan: XSI Tarih: April 10, 2006 03:15 AM

XSI,

size cevap yazmakla vakit harcadığımı anlıyorum. bu hataya bir kez daha düştüm, bir daha düşmeyeceğim.

Yazan: Yilmaz Tarih: April 10, 2006 11:13 AM

yilmaz,

anlamadiginizi deklare etmis oluyorsunuz böylece.
tesekkürler..


pardon
en azindan kubit e baksa idiniz)))


syg..

Yazan: XSI Tarih: April 11, 2006 03:26 AM

bu arada sn yilmaz..

belki kafaniza takilir diye tekrar sorayim.
belki bir umut))

sürüngenden kusa gecis?

Yazan: XSI Tarih: April 11, 2006 03:27 AM

Ne dediğinizden hiçbirşey

anlamadığım doğru, çünkü

belki de düz metin yazma yetinizi

kullanmadığınızdan

yani metin düzleminde değil de

lirik bir dil kullandığınızdan ve

düşünceleriniz-yazdıklarınız arasında herhangi bir

doğrusal bağlantı bulunmadığımdan

anlaşamıyoruz yoksa,
benim bu sitede aynı görüşte olmadığım
ama gayet iyi anlaştığım kişiler var.

onlar türkçeyi ve yazım kurallarını doğru

kullanıyorlar

sorulara gerçek cevaplar veriyorlar

bilmem anlatabildim mi))

ayrıca,

kubit'ten ne kastettiğinize bağlı

google da veya wikipedia da

kubit kadar jenerik

bir şeyi

bulamadım

bilmem anlataibldim mi))

syg.

Yazan: Yilmaz Tarih: April 11, 2006 08:07 PM

Allah kaldiramayacagi bir tasi yaratbilir mi? ))
kus ve sürüngen? ))

syg..

Yazan: XSI Tarih: April 11, 2006 10:11 PM


sn yilmaz

1-) bkz. kubit = kuantum bit
(umarim bir daha bu kadar iddiali olmazsinz)


2-) ayrica bir daha Tanri kaldiramayacagi bir tasi yaratabilir mi, veya genel hali ile, Tanri cözemeyecegi bir problem üretebilir mi? gibi sorulari sormaktan vazgecersiniz artik.


eger hala bunlari sormaya devam ederseniz
buyrun sizi ateist kahvehanesine alalim-))

syg


Yazan: XSI Tarih: April 12, 2006 10:29 PM

merhaba ben buraya raslantı olarak gırdım odevımı araştırıyordum sızın sayfaya rasladım
orda yorum ekleyın vardı bende yazdım

Yazan: ası_kız Tarih: April 13, 2006 12:26 AM

"ALLAH, KENDINDEN DAHA GÜCLÜ BIR
VARLIK YARATABILIR MI?"

herseye gücü yeten ALLAHin adiyla

(Buradaki yazilari henüz yeni okudugum icin
cevabim da gecikmis oldu).

Evet, "Allah, Kendinden daha güclü bir varlik
yaratabilir mi"?

(Burada daha önce "Allah, Kendinden daha
güclü bir varlik yaratir mi?" sualinin sorulmasi
gerekirdi).

Ikisinin de dogru cevabi "Lailahe illallah"tir.
Yani "Allah'tan baska ilah yoktur" ve olmaz.
Yani; Allah, Kendinden baska bir ilahin var-
ligina izin vermez. Izin vermeyecegi icin de
Kendinden daha güclü bir varlik yaratmaz.
Zaten Kendisi "en güclü"dür. En güclüden
daha güclüsü de aranmaz.

Siz bir ülkenin Basbakani olsaniz, ikinci bir
Basbakani yaniniza almaya gücünüz yeter.
Fakat ikinci bir basbakani kabul etmeniz
mümkün degildir. Cünkü yöneticilik tekligi
gerektirir. Ikinci bir yönetici, hem i$leri karis-
tirir, hem de sizin acizliginizi gösterir. Bunun
icin ikinci bir yöneticiye izin verilemez. Cün-
kü yöneticilik, ikilik ve ortaklik kabul etmez.
Bir ülke bir tek Basbakan tarafindan yöneti-
lir. Ikinci bir Basbakan yönetimi bozar, ülkeyi
karistirir. Bunun icin her ülkenin bir tek Bas-
bakani vardir. Fakat Basbakanlarin "gücsuz"
oldugu yerlerde bir de "Basbakan Yardimcisi"
bulunur. Ama acizligi olmayan yüce Tanri
icin yardimciya gerek yoktur. O'na yardim
edecek biri de yoktur ve olamaz. Eger olsaydi,
Kendisi olmazdi. Güclü olan, gücsüzü yok
ederdi. Cünkü, Tanrilik teklik ister. Tanrilik
ortaklik kabul etmez.

Demek, aczi olmayan bir Yaratici icin, "Ondan
daha güclü biri"ne gerek yoktur.

Bir robotcu, (bedensel olarak) kendinden daha
güclü bir robot yaratabilir. Yani bir insanin 60
kiloluk gücüne karsi, bir robotun veya makina-
nin gücü 120 kilo ya da 120 tonluk olabilir. Ger-
cek gücün "akil" oldugunu kabul edersek, bir
robotcu ancak kendi aklinin seviyesinde bir
robot yaratabilir. Kendinden daha akilli bir ro-
botu yaratmasi mümkün degildir. Bu ise, gücü
yetip yetmeme meselesi degil, kapasite mese-
lesidir. Yani kendinde olmayani bir baskasina
veremez. Yani ondan, kapasitesini a$an birsey
istenemez. Isteyen, hata eder ve hatadadir.
(Burada insanin gücünün SINIRli, Allah'inki-
nin ise SINIRSIZ oldugunu unutmayalim).

Allah ise, "herseye gücü yeten yüce Varlik"
oldugundan, "Ondan daha güclüsü" aranmaz
ve yoktur. Cünkü O en güclü oldugu halde,
Ondan daha güclüsünü sormaniz ve aramaniz
dogru degildir, yanlistir! Allah, degil Kendin-
den daha güclüsünü kabul etmek, Kendine
e$it olacak bir varligin varligina dahi izin vere-
mez! O'nun her $eyi yapmaya gücü yeter, fakat
ikinci bir ilahin varligina izin yoktur!.. Cünkü O,
bütün kâinata yetmektedir. Ikinci bir Yaratici'ya
gerek yoktur.

Eger bu cevaplari yeterli bulmazsaniz, sualinizi
dogrudan dogruya (inaniyor ve inanmak
istiyorsaniz) Allah'a soracaksiniz. O size gere-
ken cevabi ilham eder. Eger inanmiyor ve inan-
mak istemiyorsaniz, bu halde cevapsiz kalmaya
mahkûmsunuz!..

Not: Eger iki Ilah olsaydi, her biri kâinati tek
ba$larina yönetmek isteyeceklerinden atomlar-
dan galaksilere kadar herseyi "ikiye" bölerlerdi.
Ikiye bölünmüs bir atom ve galaksi ise, i$e yar-
amaz hale gelir ve kâinat yokluga düserdi. Ak-
limizin kar$isinda "var" bulunan ve "I$leyen"
bir kâinat olduguna göre, Tanri da tektir. I$le-
yen bir kâinat ise, bir "I$letici"yi gösterir. Bunu
inkâr eden, kendini de inkâr etmis olur. Kendini
inkâr edene ise, "insan" denemez. Bir sanat ese-
rinin "tesadüfün eseri" olamayacagini bilen bir
insanin, bu evreni ve icindekileri tesadüfe ha-
vale etmesi ise, onun aklinin da "tesadüfen"
i$ledigini gösterir! Ey insan! Ba$ina, tesadüfen
i$leyen bir akil degil, amaclica ve bilinclice i$le-
yen bir akil gecir. O zaman aklini kimin yaratti-
gini da iyi göreceksin!

Ögreten ve bilgilendiren Allah'a hamdolsun!

Hüseyin Avdic

Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: April 30, 2006 01:18 AM

Tamam , o halde biraz akıllı tasarımı sorgulayalım
OK, doğa üstü bir güç doğaya ve canlılara müdahelede bunlundu - yarattı veya evrillti .
peki ne zaman?
ilk müdahele ne zaman oldu?
neden mars da değil de dünya da?
neden illaki suya bağlı yarattı?
susuz yaşamı yaratmaya gücü mü yetmedi yoksa başka bir sebep mi var?
başka nerelere müdahele etti?
ilk canlı ne zaman yaratıldı ? dünyanın hangi bölgesinde ? dinozorların ne günahı vardı ?

Yazan: Mehmet Darwin Tarih: June 1, 2006 11:56 AM

Yılmaz Bey,
Buraya yazı yazmak aklımın ucundan bile geçmiyordu. Ancak yazılarınızı okuyunca buna kendimi mecbur hissettim. Sanırım dilcisiniz ki imla kurallarına karşı bu kadar hassassınız ve yazınızın bazı yerlerinde muhatabınızı yaptığı imla hatalarını baz alarak yargılıyorsunuz!
Bu satırlar size ait. Aynen yazıyorum: "size cevap yazardım ama henüz "dahi" anlamına gelen "de" ve "da" eklerini bile ayrı yazmayan bir kişiyle herhangi bir polemiğe girmeyi faydasız görüyorum."
Eleştirdiğiniz arkadaş gerçekten çok sabırlıymış. Ben onun yerinde olsaydım belki de bu kadar sabır gösteremezdim. Çünkü böyle bir eleştiriyi yapan kişinin gerekçesi dalgınlık bile olsa hiç imla hatası yapma lüksü olamaz! Gerçekten Türkçe'yi imla hatası yapmadan yazabildiğinize bu kadar emin misiniz? O kadar çok imla hatası yapmış, o kadar çok anlatım bozukluğuna neden olan kelimeleri cümlelerinizde kullanmışsınız ve bazı cümleleriniz o kadar düşük olmuş ki…Anlayabilmek için o cümleden bir öncekini ya da bir sonrakini okumak zorunda kaldım.
İsterseniz şimdi de ben sizin bazı hatalarınızı sıralayayım:

1) "Bizler diğer milyonalarca canlı türü buradaysa, o nedenle buradayız."
Yazmışsınız. Sanırım “ Bizler diğer milyonlarca canlı türü neden buradaysa biz de o nedenle buradayız” yazacaktınız. Dahası baştaki “bizler”i kaldırırsak anlatım bozukluğuna daha az neden oluruz. Şöyle ki: “Diğer milyonlarca canlı türü neden buradaysa biz de o nedenle buradayız”. Bu son cümleyi ve sizin yazdığınız hatalı cümleyi okuyun ve hangisinde imla hatası daha az yapılmış, siz karar verin! Sanırım diliniz pardon eliniz sürçmüş olacak!
2) “Ayrıca o "kambriyen patlaması" denilen dönem 25-30 milyon yıllık bir süreyi kaplamaktadır. 1 gün 1 hafta veya 1 milyon yıl değil!”
Yazmışsınız, doğrusu “25-30 milyon yıllık bir süreyi kapsamaktadır” olacaktı. Kaplamak ve kapsamak farklı şeyleri ifade ederler. Ayrıca “1 gün 1 hafta” yazarsanız ben bunu 8 gün olarak algılarım. Çünkü arada virgül yok. Anlaşılan yine eliniz sürçmüş!
3) “Ben hiçbirşey uydurmuyorum” “Ne dediğinizden hiçbirşey anlamadığım doğru ”
Yazmışsınız, hiçbirşey” bitişik yazılmaz. Doğrusu “hiçbir şey” olacaktı. (Aynı hatayı iki ayrı yazınızda da birer kez yaptığınız için buraya aldım)
4) “Bunun şimdi beni cahillikle ve sizi anlayamamakla suçladınız. Sizin ne dediğinizi anlıyorum.”
Yazmışsınız. “Bunun” kelimesi anlam düşüklüğüne neden olmuş. ( Ama ben sizin ne dediğinizi anla-ya-mıyorum)
5) “Ayrıca konunun nedense gelip de quantum mekaniğine dayanacağını da hissetmiştim.” “kuantum mekaniği atomaltı parçacıklar için geçerlidir.”
Yazmışsınız. “Quantum” mu “kuantum” mu? Bir karar verin! Biri İngilizce biri Türkçe olmak üzere aynı kelimeyi iki farklı şekilde yazmayın! Tüm yazınızı ya hepsini İngilizce ya da Türkçe yazın! “Atomaltı” da ulama vardır ama ayrı yazılır.
6) “Sn. akyol da örneğin bu başlık altında benim için "bozuk plak gibi tekrar etmek" gibi bir terim kullanmıştı”
Yazmışsınız, doğrusu “terim” değil, “deyim” kullanmıştı olacaktı. Terimle deyim birbirlerine siyah ve beyaz kadar uzaktır. Terim; bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili özel ve belirli bir kavramı ifade eden kelimelere denir. Deyim ise gerçek anlamından az çok farklı olan ve kalıplaşmış, ilgi çekici sözcük öbeklerinden oluşan bir ifade bütünüdür.
7) “Şöyle bir düşünün, önce kavramsal herşeye gücü yeten bir varlık varolduğunu varsaydınız.” “varolabileceğine "inanılabileceğini" anlıyorum.”
Yazmışsınız, “varolmak” değil “var olmak” şeklinde yazmalıydınız. (Bu hatayı üç kez tekrarlamışsınız. Bu hatanız bir kez olsaydı dalgınlığınıza verip buraya almayacaktım)
-"Size cevap yazardım ama henüz "dahi" anlamına gelen "de" ve "da" eklerini bile ayrı yazmayan bir kişiyle herhangi bir polemiğe girmeyi faydasız görüyorum.” Dediğiniz muhatabınız olduğu gibi “onlar türkçeyi ve yazım kurallarını doğru kullanıyorlar” da demişsiniz. Ama siz bence Türkçe’yi ve yazım kurallarını başkalarını bu konuda eleştirmeyi hak edecek kadar iyi kullan-a-mıyorsunuz. Çünkü “yazmayan” bilip de uygulamayan anlamına gelir. Kastınız gerçekten benim anladığım gibi “biliyor ve uygulamıyor” anlamındaysa neden sözünü ettiğiniz şeyi bilen biriyle polemiğe girmeyi faydasız görüyorsunuz? Kastınız “bilmiyor” anlamındaysa “yazmayan” değil “yazamayan” ifadesi kullanmalıydınız!
- Diğer bir husus bilip de uygulamıyor olamaz mı? Tıpkı sizin noktadan sonra gelen kelimelerin ilk harfleri ile özel isimlerin ilk harflerinin büyük yazıldığını bilip de uygulamadığınız gibi…
- Ayrıca üslubunuz hiçbir yerde kırıcı , alaycı, tahfif edici olmamakla birlikte farkında olmadan önemli bir hata daha yapmışsınız. Bir başkasına “sayın” ifadesinin arkasından soyadı ile hitap etmek hiyerarşik yapılanmanın olduğu yerlerde bir üstün astına yapabileceği hitap tarzıdır. Örneğin bir müdür emrinde çalıştırdığı kişi ya da kişilere sayın hitabından sonra sadece soyadını söyleyebilirken emrinde çalışan kişiler müdürü konumundaki kişiye bu şekilde hitap edemezler. Hiyerarşik yapılanmanın olmadığı yerlerde de böyle hata hoş karşılanmaz. Bu hatayı çok sık yapmışsınız. (Rumuzunda sadece soyadını ya da herhangi bir isim verenlere sayın diye hitap etmenizi eleştirmiyorum.
Bir başka husus ( büyük harf yerine küçük harf kullanmanızdan sonra en çok dikkat çeken hatanız) ise noktalama hatalarınızdır. Birkaç örnek vermem gerekirse:
- “Esas şaşıracaksanız ve hayranlık duyacaksanız buna şaşırın ve hayranlık duyun.”
Yazmışsınız. Emir cümlelerinin sonuna nokta değil, ünlem işareti konur. Cümleniz bir emir cümlesi niteliğindedir. Aynı hatayı bir sonraki cümlede de tekrarlamışsınız.
“Bir yaratıcıya inanıyorsanız, bütün bunları o yaratıcının bir "neden" veya "vesile" yaptığını düşünün.”
-Sözylediklerimi "Bozuk plak gibi tekrar etmek" veya "düşüncelerini ısrarcı bir biçimde karşı tarafa iletmeye çalışmak" şeklinde yorumlayabilirsiniz.
Yazmışsınız.. Birinci tırnak içine aldığınız ilk kelime neden büyük harfle, ikinci tırnaktaki ilk kelime neden küçük harfle yazılı? Cümle içinde geçen ve tırnak içinde verilen kelimelerin ilk harfi büyük harfle mi yazılır yoksa küçük harfle mi? Ne dersiniz? Bir fikriniz var mı?
- “Çok merak ediyosanız söyleyeyim”
Yazmışsınız. R harfine ne oldu? Erozyona mı uğradı acaba?
- “Örneğin bir fotonun hem dalga, hem de parçacık şeklide davranabileceğini söyler. mantık kurallarını zorlayan felsefi yorumlarının olduğu doğrudur, ancak konu tartışmaya açıktır ve çok yenidir.”
Yazmışsınız, “hem”den önce ya da sonra virgül konmaz. Cümlenizde “hem de” kullanarak zaten virgül görevini ifa etmişsiniz. Ayrıca “doğrudur” dan sonra virgül değil nokta koymalıydınız. Türkçe’de bir cümle “ancak” ile de başlayabilir.
- “ Evet oldukça önemli. sonuçta imla kuralları hakkındaki bilginiz, eğitim seviyeniz hakkında ipucu veriyor. bunu bir hakaret olarak kabul ederseniz, özür dilerim”
Yazmışsınız. Özrü kabahatinden büyük bir suç olmakla birlikte (Muhatabınızı hem yerden yere vurun hem de özür dileyin) (!). “Evet”ten sonra virgül koymanız gerekirdi ki önemli olan “evet” mi yoksa önemliden kastınız başka bir konu mu, anlayabilelim. “Oku, adam ol baban gibi, …… olma” cümlesinde virgülün kalktığını düşünün! Meğer bir virgülün bile cümlede ne kadar önemli bir görevi varmış! Üstelik imla hatasının ne kadar önemli olduğunu vurguladığınız bir cümlede böylesine bir hata yapmanız anlaşılır gibi değil!
- “Kafayı taktığımdan değil ama, mağazaların camlarında "bizimle çalışmak istermisiniz?" gibi tabelalar gördüğümde de ürperiyorum. bu basit bir "ilma" hatası değil. kültür seviyesi göstergesi.”
Yazmışsınız, eleştirdiğiniz yanlışın bir benzerini (imla hatası) siz bari biraz dikkat etme zahmetine katlanıp yapmasaydınız! Noktadan sonra yeni cümle küçük harfle mi başlar? (Bu hatayı onlarca defa yapmışsın). İmla yerine “ilma” yazıp imla hatası yapanları eleştirmeye ne kadar hakkınız olabilir? Biliyorum aceleden yazdınız ama belki eleştirdiğiniz kişi de aceleden yazmıştır. Sonra da sizin gibi yazdığı yazıyı bir daha okumamıştır. Olamaz mı yani?
-“ Mesela iki kavramı şu şekillerde ifade edebilirsiniz.
Yazmışsınız. Nokta yerine iki nokta üst üste işaretini koymanız gerekirdi.
- “Ancak, "bir spekülasyondan ibaret olsa bile….”
Yazmışsınız. Türkçe imla kurallarında “ancak”, “fakat”, “ve”, “veya”, “ama”, “ vb. gibi zarf ve bağlaçlardan önce ve sonra virgül kullanılmaz.
-“ Ne dediğinizden hiçbirşey anlamadığım doğru, çünkü….” “Anlaşamıyoruz yoksa, benim bu sitede aynı görüşte….” “bilmem anlatabildim mi)) ayrıca, kubit'ten ne kastettiğinize bağlı”
Yazmış ve çok sık tekrarladığınız yukarıda da değindiğim hataya benzer bir hatayı burada yine tekrarlamışsınız. “Çünkü” , “yoksa” gibi bağlaçlar ve “ayrıca” gibi zarftan önce ve sonra virgül konmaz. Üstelik burada yine muhatabınıza imla hatalarından ve Türkçe’den bahsediyorsunuz ama arka arkaya imla hataları yaparak…
Sayabileceğim daha o kadar çok imla hatalarınız var ki… Onları da yazıp gereksiz yere daha fazla başınızı ağrıtmak istemediğimden ötürü burada eleştirimi bitirmek zorundayım. Umarım bir daha başkalarını eleştirmeden önce aynı hatayı kendinizin de yapıp yapmadığını bir kez olsun kontrol edersiniz.
Saygılarımı sunarım!
Cem ASLAN


Yazan: Cem ASLAN Tarih: June 11, 2006 08:58 AM

En kibar tabiriyle "zırva"dan ibaret ateist iddialarını elimden geldiğince cevaplandırmaya çalışacağım.

"Allah'ın herşeye gücü yeter mi?

Ve Allah, kendisinin bile yenemeyeceği bir düşman yaratabilir mi?"

Birinci soru: Evet, Allah'ın gücü her şeye yeter.
İkinci soru: Allah kendisinin bile yenemeyeceği bir düşman yaratmaz. Bunun nedeni Allah'ın eksikliği değil, Allah'ta ezelden beri var olan sıfatların buna izin vermeyişidir. "Dil" dediğimiz şey, bazen günlük hayatta bile kavrayacağımız çelişkiler yaratıyor, Allah'ın varlığını basit mantık oyunlarıyla anlatmaya yetmeyen bir şeydir dil.
http://www.caferilik.com/inanc/t3.htm Buradan daha geniş bilgiye ulaşabilirsiniz.

Hayali bir diyalog kuruyorum. Bir diyalektikçi materyalist arkadaşımızla konuşalım:
Materyalist: -Tanrı diye bir şey yoktur, çünkü tanrı kavramı kendi içinde çelişkiler barındırır. Tanrının gücü her şeye yetiyorsa derim ki, "Tanrı kaldıramayacağı bir taş yaratabilir mi?" Böylece tanrının olmadığını temellendirmiş olurum.
Teist: -Sen her şeyi materyalist düşünmeye alıştığın için Allah'ı da insansı bir şekilde tasavvur ediyorsun. Allah'ın sıfatları insanın sıfatları gibi değildir. Thomas Aquinas bu konuda şöyle söylemiş: "Çelişki ima eden hiçbir şey kutsal kadir-i mutlaklığa dahil değildir, çünkü çelişik olan olanaklı değildir. O halde Tanrı'nın yapılamayacak şeyleri yapamayacağını söylemek gerekir."
Bunları bırakalım da ben sana bir şey sorayım, evrende ve toplumun diyalektik mekanizmalarla geliştiğini ve değiştiğini savunuyorsun yanılmıyorsam değil mi?
Materyalist: -Evet
Teist: -O halde şöyle bir soru sormalıyım: Her şey değişiyorsa, değişmenin kendisi değişir mi? Doğada diyalektik yasası bir gün kalkabilir mi? Az önce tanrı hakkında kullandığın mantık sistemini buna da uyarlayabilri miyiz?
Materyalist: -Hayır, bu saçma bir yargıdır, çünkü her şey değişir, diyalektiğin kalkmasıyla her şeyin değişimi kanunu ortadan kalkacaktır.
Teist: -Yine de her şey değiştiğine göre, diyalektiğin de değişebileceğini söylebiliriz. (?)
Materyalist: -Hayır...

Görüldüğü gibi Allah'ın varlığını çürütmek için kullanılan "çelişki argümanı"nı başka alanlara uyguladığımızda da aynı çelişkilerim ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Bu argümanı kullanmak, diyalektik materyalistler tarafından da kendine döndürülebilir ve bir çıkmaza sürüklenmemesi açısından bu argümanı, ateistlerin kullanmaması kendileri açısından daha hayırlıdır. :)

Yazan: Ahmet Tarih: August 19, 2006 03:08 PM

Ataman Bey'e,

"Peki Allah insanı hangi akla hizmet yarattı? Allah'ın insanı yaratmadaki amacı nedir? Allah yaratmak zorunda mı? Allah neden yaratma ihtiyacı duyuyor?

Öncelikle bu soruların yanıtlarını verin sonra bu dünyadaki varlığımızın bir nedeni ve anlamı olup olmadığını tartışalım."

Evet, Allah yaratmak zorundadır. Fakat bu zorunluluk, başkasının Allah'a dayattığı bir zorunluluk değil, bir "kendinde-zorunluluk"tur. Bildiğimiz gibi Allah'ın 99 ismi vardır ve bu isimler yaratılmamıştır, ezelidir. Matüridi Allah'ın isim ve sıfatlarının yaratılmış olduğunu söyleyenlerin tezlerini çürütmek için çok güzel bir örnek verir: "Allah "Alim" ismini yaratmadan önce "cahil" miydi daha sonradan "Alim" ismini yaratarak, "Alim" oldu?" Bu bakımdan "yaratma zorunluluğu" da Allah'ta bulunan bir "kendinde-zorunluluk"tur, çünkü 99 isminden beri "Halık"tır. Ateistler, teistlerin tezini "Allah'ın ezelde tek başınayken sıkılıp her şeyi yaratması" gibi anlıyorlar. Allah'ın bir evveli vardır, ezeli de ebedidir burası doğru. Fakat Allah bizi belli bir zamanda yaratmadı, çünkü Allah katında zaman ve mekan yoktur. Zamanlı varlıklar olan bizler, "Şu kadar milyon yıl önce yaratıldık." diyebiliriz ama Allah katında zaman yoktur, herhangi bir zamanda yarattığını söyleyemeyiz.
Her şeyi materyalist mantığa göre düşünmeniz, verdiğim örnekleri anlamınızı güçleştirecektir sanırım. Yöneminiz basit:
1. Allah varsa ve bir şey yaratmışsa ihtiyacı olduğu için yaratmıştır.
2. Allah varsa hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.
3. Allah yoktur.

Yöntem daha birinci madddeden yanlış. İnsan bir eylemde bulunduğu için ihtiyaç duyduğu için o eylemi yapar, ileri gitmeye ihtiyaç duyduğu için yürür, acıktığı için yemek yer, o halde Allah varsa onun yaratma nedeni de ihtiyaca dayalıdır, Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoksa yaratmaması gerekir, o halde Allah yoktur." mantığı... Her zamanki gibi Allah'ı insan gibi tasavvur etme, eylemindeki nedenleri ihtiyaçtan kaynaklanan neden gibi gösterme....

Bütün bunları bırakalım, Allah'ın yaratma nedenini anlamasak da bu Allah'ın olmadığını göstermez ki. Bu bizim onun niteliklerini kavrayışımızdaki acziyeti gösterebilir ancak. "Anlamıyorsam yanlıştır." gibi bir mantık sözkonusu burada.

Yazan: Ahmet Tarih: August 19, 2006 03:31 PM

herkes bunu bilir ama(en azından bilmesi lazım) iman -Allah'ın varlığını kabul- akılla olacak iş değildir...onun için bazılarına bunu hiçbir zaman anlatamazsınız...akıllı(!)dır çünkü onlar...

Yazan: pareyhan Tarih: June 5, 2007 11:15 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)