« Celal Bey, Lütfen Tartışmadan Kaçmayın | Ana Sayfa | Ne Gerek Var Darwin'le Uğraşmaya? »

March 13, 2006

Akıllı Tasarım'ı Anlayamama Sorunu

Son günlerde Türk medyasının bir kısmında bir Darwin seferberliği sürüyor. Ders kitaplarında "Yaratılış" açıklamasının da yer almasını savunan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e karşı koro halinde tepki gösteren yazarlar, yaratılışın bir dogma olduğunu savunup bilimden dışlanmasını istiyorlar. Ancak yaşamın kökeni konusunda sürmekte olan bilimsel tartışmanın ne kadarını nasıl anladıklarına bakınca, pek iç açıcı bir tablo çıkmıyor ortaya.

Örneğin Hürriyet yazarı Serdar Devrim, "Bitmez Tükenmez Evrim-Yaradılış Kavgası" başlıklı yazısında, yaratılışın bir "inanç" olduğunu anlatıp duruyor. Bir inanç değil de bilimsel bir teori olan Akıllı Tasarım'dan ise tek bir yerde "Akıllı Tasarım çorbası" diye söz ediyor. "Akıllı Tasarım niye çorba" veya "çorba ne demek" gibi soruları ise, muhtemelen bunlara kendisinin de verdiği bir cevap olmadığı için, yanıtsız bırakıp geçiyor.

Milliyet yazarı Tuba Akyol ise — kendisiyle soyadı benzerliğimiz bir rastlantıdan ibaret — daha da büyük bir buluşa imza atıyor: Akyol, "Bilim 'Kompile' Komplo" başlıklı yazısında Darwinizm'i reddetmeyi dünyanın düz olduğuna inanmaya benzetiyor. Darwinizm'e yöneltilen eleştirilerin ne olduğu konusunda hiç bir fikri olmadığı anlaşılan Tuba hanım, "Hayır, insan [günümüzdeki] maymundan evrimleşmedi" diyenleri cevapladığında — ki bu, evrim teorisi hakkında hiç bir şey bilmeyenlerin eleştirisidir — meseleyi çözdüğünü zannediyor.

Hürriyet yazarı Özdemir İnce ise, üç gün ard arda yayımlanan yazılarında, Darwin hakkında yeni öğrendiği bir takım ansiklopedik bilgileri sıralıyor. Bunları sistematik bir şekilde işleyip bir argümana dönüştürmediği ve dolayısıyla ne dediği de tam belli olmadığı için aslında pek bir şey demeye de gerek bırakmıyor. Ancak 10 Mart tarihli yazısında "Darwin kuramı DNA'nın bulunması sayesinde yasaya dönüşmüştür" diye bir cümlesi var ki, traji-komik bir yüzeysellik örneği. (Gerçekte DNA'nın yapısının keşfi ile Darwinizm arasında bir bağlantı yoktur; aksine DNA'daki bilginin kökeni bugün Darwinizm tarafından açıklanamayan bir sorundur.)

İşin ilginç yanı tüm bu yazarların ısrarla dogmatizme karşı çıkmaları. Tuba Akyol "bilim şüpheye dayanır, inanca değil" diyor. Serdar Devrim, "bilim dogma kabul etmez" diye yazıyor. Süregiden bu anti-yaratılış kampanyaya katılan diğer yazarlar da benzer ifadeler kullanmışlardı.

Ama ne ilginçtir ki, bu yazarların hiç birisi, yaşamın rastlantısal bir evrim sürecinin ürünü olduğu yönündeki kesin inançlarından asla kuşkulanmıyorlar.

Kuşkulanmaları için de pek bir neden yok. Çünkü, görünen o ki, bilimsel verilerin rastlantısal bir evrimi destekleyip desteklemediği sorusuyla pek ilgili değiller. "Elbette destekliyor" cevabını, herhangi bir araştırma yapmaksızın vermiş durumdalar. Bildikleri en önemli "veri", "dincilerin" Darwinizm'e karşı çıktığı. O zaman arşivden ezberleri çıkarıp Darwinizm'i savunmak gerekiyor.

Ve işte Türk medyası böyle yuvarlanıp gidiyor...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 13, 2006 06:54 PM

Okur Yorumları

(Not: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir.)

Mustafa Bey,

Radikal'den Türker Alkan'ı atlamışsızınız. Alkan yazının sonunu "peki ama Tanrı bizi evrimle yaratmış olamaz mı?" mealinde bir soruyla bitiriyor. Size gelecek önemli sorulardan biridir bu. Çünkü insanlar bu tartışmalardan çok yorgun düştü artık. Bir de evrim veya Akıllı tasarım ya da yaratılış konusunda bilim adamları "bu kadar orta zekalının olduğu bir ülkede beni konuşturup da soytarıya mı çevireceksiniz" noktasında. Sadece tartışmadan kaçmak değil sanırım yaşananlar.

Yazan: Elif Dervis Tarih: March 13, 2006 07:36 PM

Mustafa bey,

Akıllı Tasarım'ı Anlayamama Sorunu

Bu baslik bir sikayet mi yoksa bir itiraf midir?...

Kavram ('Intelligent Design') ABD'de ortaya atildi, icad edildi. Ismi de orada kondu. Konan isim bir adamin ismi filan degil, iki kelimeden olusmus bir sey.

'Anlayamama sorunu', bu iki kelimelik seyin dahi dogru durust tercume edilememis olmasi mi kastediliyor?..

Tek ve en temel argumaninin ismini dahi yanlis tercume eden birilerinin kaale alinmagi beklemesini siz nasil yorumlarsiniz?

'Akilli tasarim var' diyenler; 'peki tasarimci kimdir?, nedir; halen mevcut mudur?' gibi sorularin cevaplarini taca atiyor, ama, esasen oraya gelemedik ki bir turlu...

Daha once, dilimize, dusunce dunyamiza, yalap-sap aktarmalarda gosterilen bu birinci ve bariz ozensizlik (ya da cehalet) giderilmeli..

yaratılışın bir dogma olduğu

Sizin de evinizin onunu supurmeniz gerekiyor. Kendi temel yanlisiniz ne olacak --yanlista israr edip dogma haline mi getireceksiniz?..

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 13, 2006 07:58 PM

Müzmin Bey,

"Bu iki kelimelik seyin dahi dogru durust tercume edilememis olması", "intelligent" kelimesinin Türkçe karşılığı olmayışından kaynaklanıyor.

Öte yandan, daha önce defalarca açıkladığım gibi, AT, evrendeki "intelligence" işaretlerini araştıran bir bilimsel yöntem. Bu işaretleri ortaya koyan Tasarımcı'nın kimilği ile ilgilenmiyor, ilgilenmesi de mümkün değil.

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 13, 2006 08:23 PM

Mustafa bey,

"Bu iki kelimelik seyin dahi dogru durust tercume edilememis olması", "intelligent" kelimesinin Türkçe karşılığı olmayışından kaynaklanıyor.

Bunu ciddi ciddi soyluyor olamazsiniz..

Hay Allah.. Bu ne buyuk mahrumiyettir, ya Rabbim, ki, 145 senedir yayinlanmakta olan bir RedHouse sozlugune bile erisiminiz mumkun olmamis..

Bogazici Universitesinde olsun Ingilizce bilen bir iki kisi bile bulamadiniz mi?

Öte yandan, daha önce defalarca açıkladığım gibi,

Soylediniz. Aciklamadiniz. Faili olmayan bir meful arayisinizdan bahsediyorsunuz.

AT, evrendeki "intelligence" işaretlerini araştıran bir bilimsel yöntem.

Bu isaretleri tasiyan kimseleri bu memlekette ben de ariyorum; ama, kelimenin karsiligi bile yok --tarife uyanlari bulmak namumkun yani ;-)

Bu işaretleri ortaya koyan Tasarımcı'nın kimilği ile ilgilenmiyor, ilgilenmesi de mümkün değil.

Peki, diyelim ki isaretleri bulduk.. Neye hukmedecegiz?

Sahilde deniz kabugu toplamak gibi bir amator ugrasi midir bu? Sus yapmak icin mi ariyoruz?

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 13, 2006 09:09 PM

Müzmin Bey,

Eğer AT kabul görürse, bilim, evrenin ve canlılığın bir yaratıcısı olduğunu onaylamış olacak. Bunu önemli görmüyorsanız, görmeyin. Ben görüyorum.

Saygılar,

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 13, 2006 10:03 PM

Mustafa bey,

Eğer AT kabul görürse, bilim, evrenin ve canlılığın bir yaratıcısı olduğunu onaylamış olacak.

Oyle seyler soyluyorsunuz ki...

ZT'nin arayisinin ufkunda 'evren' filan yok.

'Dunyada canlilar tesaduflerden ne$et etti etmedi' reddiyesi dile getiriyorlar. Sorduklari temel soru belli degil --reddiye olmaktan oteye.

Canlilar buraya 'uzaydan' da gelmis olabilir; ZT'cilere gore. Bunu siz de biliyorsunuz.

'Uzaydan' gelinmis ise, gecmis olsun... onca ugras didin, Eric von Daniken'in bir kac romanda yazdigini /ispat/ et ancak..

Ve, sonra da, bir kac bin sene daha ayni soru, 'uzayin neresinden?', 'icinden mi, disindan mi?' ile gececek.. faydadan ari degil tabii ki. Kaalubelada cevabini belki buluruz...

Ama, ZT'nin butun aradigi bu ise, uzaydan filan gelinmis olabilecegi ise, buna kimsenin itirazi da zaten yok ki..

Bunu önemli görmüyorsanız, görmeyin. Ben görüyorum.

Bir ar-ge faaliyeti olarak tabii ki onemsiyorum. Ammaaa, hipoteziniz nedir? Ne bulurusaniz ne ispatlanmis olacak?

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 13, 2006 10:40 PM

Müzmin bey,

AT'yi yeterince inceleme imkanı bulamadınız sanırım. Teori aynı zamanda evrenin yapısıyla da yakından ilgilidir ve "evrenin tasarımı"ndan söz ettiği için, "uzaylılar"la vs. açıklanamayacak bir tasarım ortaya koymuş olur.

Discovery Institute başkan yardımıcısı olan Jay Richards'in kitabını önereyim size:

http://www.privilegedplanet.com/

Saygılar

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 13, 2006 10:52 PM

Sayın Da Vinci,

Ben zaten "Nuh Tufanı" demedim, "küresel Nuh tufanı" dedim. Her neyse, ABD'deki kontext içinde yaratılışçılık ile AT farklı anlamlara geliyor; burda pek öyle sayılmayabilir.

"Ancak yaratılışla olabilir, bunun doğal yollarla oluşmuş olması mümkün değildir" diyebileceğim pek çok şey var. Örneğin ilk canlı hücrenin kökeni... (Sizin bunu kabul etmeyeceğinizi biliyorum ve burada bu konu üzerinde yeniden tartışacak zamanım yok...)

Saygılar,

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 13, 2006 11:32 PM

Zaten Mustafa Bey de AT'nin asıl ve temel amacının ne olduğunu şu sözleriyle açıklıyor:

Eğer AT kabul görürse, bilim, evrenin ve canlılığın bir yaratıcısı olduğunu onaylamış olacak. Bunu önemli görmüyorsanız, görmeyin. Ben görüyorum. (M.A.)

Bunun üzerine amaç bilim falan diye uzatmaya gerek yok. Görüldüğü gibi amaç teistik. Yani asıl amaç herşeyi bir yaratıcının yarattığı ve bu yaratıcının da İbrahimi dinlerin Tanrısı olduğu sonucunu insanlara kabul ettirmek.

Yazan: Da Vinci Tarih: March 13, 2006 11:36 PM

Sayın Mustafa Akyol buraya yazan Darwinci bilim insanları yada materyalistler ya ısrarla anlamıyorlar yada biz yanlış anlatıyoruz.Ben ikincisi olduğunu var sayıyorum;

R.H Thornhill ve D.W Ussery’nin
Akıllı Tasarım Fikrine Karsı Öne Sürdükleri Süreçlere
Yanıtlar
Mike Gene “ARN Forum”


Her ne kadar birileri bunu tartışsa da, bu söylenenler Behe’nin tezinde ortaya koyduğu
indirgenemez karmaşıklıktaki yapıların oluşumu üzerine bilimin herhangi bir açıklama
getirmekten yoksun olduğunun, en temel kabullenmelerden biri olarak görülebilir. Bununla
birlikte, şurası açıktır ki, Behe’nin kuşkuculuğu bu tip bilim adamlarını daha önce varılmayan
bir sınıflandırmayı geliştirmek için dolaysız itici bir güç olarak görev yapmıştır. Böylece, Behe
bu tip bir sınıflandırmanın oluşturulması için uyarıcı etki olmuştur.(T&U) daha sonra
,terimleri tanımlamışlar fakat garip olarak, Behe’nin kullandığı (İndirgenemez Karmaşıklık ) tanımını
kullanmamışlardır. Tanımlar şunları içerir:”Bilinçli bir etken yada etmenlerin müdahalesi
olmadan oluşan”.Bir kere daha, bilimin apriori kibrinin nasıl bir teolojik nedeni hariç
bırakmak için çalıştığını görmekteyiz.(Bize bir kez daha hatırlatılmaktadır ki bilim teoloji ve
teolojik olmayan arasındaki soruna eğilmede bir otorite değildir.)


T&U daha sonra, Darwinci evrim için 4 olası yolu ortaya koymaktalar:

1.Sıralı ve Dogrusal Darwinci Evrim
Bunun anlamı, değişim oldukça uzun bir zaman ekseninde oluşmaktadır. Burada tekrar sonrada
yazarlarından not düşerek ortaya koydukları gibi Behe’nin katkısını görmekteyiz.”Her ne
kadar sıralı doğrusal evrim mekanizması karmaşık yapılar oluşturabilmekteyse de, bu süreç
indirgenemez kompleks yapılar oluşturamaz”.

Böylece, indirgenemez komplekslik, kesin evrimsel yolların bunu gerçekleştirmesinin
olanaksızlığını görebilmemizde bizle yardımcı olmaktadır. Bu sıralı doğrusal evrimin en
belirgin, ikna edici rast gele mutasyon ve doğal seçilim örneklerinin içersinde de çok
belirgindir. Darwin ispinozların geleneksel örnekleri(ve onların gagaları),zürafanın boynu, fil
hortumu, kararan güve kanatları gibi sıralı doğrusal Darwinci Evrimin tüm örneklerinde
görülebilmektedir. Bu yüzden burada anlatılmak istenen, bu tip bir evirilmenin kanıtının
indirgenemez karmaşık yapıları “Kör Saatçi Mekanizmasının” evrilttigi yada evriltebilecegine
kanıt gösterilemeyeceğidir.

2.Mekanizma: Paralel Dogrusal Darwinci Evrim
Bunun anlamı, birden çok parçada yaklaşık olarak eşzamanlı meydana gelen
değişmelerdir, böylece diğer parçalardaki değişiklikler her zaman toplam değişikliğin her
hangi bir parçada belirgin hale gelmesinden önce oluştuğudur.
T&U bazı örneklerde vurguladıkları üzere;
“Birçok karmaşık üst moleküler biyolojik yapıların Darwinci Evrim tarafından bu tip bir
geçerliliği vardır, örneklersek yarasa ekolasyonu, örümceklerin ag yapılandırması, bal arılarının
dansları ve orkidelerin böcek yakalaması(Dawkins 1986,1995)bu tip gelişmelerden
sayılır.Bazı kompleks (fakat indirgenemez kompleks degil)moleküler sistemler örneğin globin
proteini gibi(Ptitsyn 1999,Satoh 1999) bu yolla evrilmis olabilirler.”
Fakat aynı zamanda sunu da yazarlar:

“Paralel doğrusal Darwinci Evrim indirgenemez kompleks yapılar oluşturabilir, fakat işlevsel
olarak ayrılamaz parçalardan oluşan indirgenemez karmaşık yapılar oluşturamaz, ve bu
Behe’nin teşhisinden çıkarılan kesin sonuçtur.”
Böylece bir kez daha görüyoruz ki, indirgenemez kompleks moleküler makineler ile ilgili kafa
yorduğumuzda(ki bunlar işlevsel olarak ayrılamaz parçalardır.),Darwinci evrimin çeşitli
açıklamalarının ve özellikle Dawkin’sin açıklamalarının konu ile alakasız olduğu açıkça
ortadadır. Behe’nin indirgenemez koarmaşıklığın Kör Saatçi gibi bir mekanizmaca
evirildiğine dair en ufak bir kanıt bile yoktur.

3.Farklı Bir islevden Uyum Saglayan isleve Geçis
ironik olarak, bu yoldaki temel sorun bir başka Behe eleştirisinde vurgulanmıştır. H.Ellen
Orr’un Boston Review da kaleme aldığı eleştirisinde söyle demektedir:
ilk olarak bazı kimyasal yolların tüm gerekli parçalarının mutasyon yoluyla oluştuğunu
düşünmek hiçbir yayar sağlamaz. Her ne kadar bu “çözüm” bizi isleyen bir sistemin bir anda
oluştuğu fikrine götürse de, yukarıdaki gibi bir mutasyonu, çok ümitsiz ve olasılık dışı bir fikir
olarak hiçbir Darwincinin ciddiye alacağını düşünmüyorum. Behe’nin doğru olarak belirdiği
gibi ,biz Darwinciler bir problemi bir mucize ile karşılayarak bir şey kazanamayız.İkinci
olarak, indirgenemez karmaşık yapıların bazı parçalarını adım adım başka bir amaç için
evirildigine ve sonra yepyeni bir islev kazanarak çalıştığı düşünülebilir. Fakat bu olası
degildir.Böyle bir sey arabanızın transmisyonunun yarısının birdenbire hava yastığı bölümüne
yarım etmesini ummaya benzer. Bu tip değişiklik çok çok seyrek olur fakat kesin olarak bunlar
önümüzdeki indirgenemez karmaşıklığa genel bir çözüm getiremez.
Bu yan-seçenekli değişimin neden olasılık dışı olduğunu daha iyi kavramak için Behe’nin
indirgenemez karmaşıklığa dönelim.

Behe:

indirgenemez karmaşıklıkla kastettiğim birçok tam uyumlu parçadan oluşan tek bir
sistemin-ki bu etkileşimli parçalardan her biri temel bir göreve katkı yapar-içersinden
herhangi bir parçanın çıkarılmasıyla sistemin kesin olarak işlevinin durmasıdır.
Bir indirgenemez karmaşık sistem tam uyumlu parçalardan yapılandırıldığından beri, bir
parçanın başka bir işlevi yerine getirmek üzere yapılandırılması ve bunun İK sistemler
oluşturabilmesi olasılık dışıdır. Aslında, Behe bu çözümü yazarak çok daha önceden haber
Burada Darwin’in dehası bu tasarım yapılarını alt etmek için şans metodunu kullanmaktır. Fakat
bir kez daha bu yan-seçenek açıklamasına dönelim, burada şans bu yapıların oluşumundaki ana
etmen olarak kendini gösterir. Bu öyle bir şans tır ki 30 kadar gen ürününün başka işlevlerden bir
anda birleşmesine ve birleşirken de önceki işlevlerini yitirerek yenilerine dönüşmelerini
sağlamıştır. Böylece, bu yan-seçenek açıklaması da aynen sansı moleküler makinelerde apaçık
gözlemlenen tasarımı oluşturan etken olarak kullanmaktadır. Ne yazık ki bu Darwinciligin
popüler olduğu günlerde bile inandırıcı değildi, bugünde inandırıcı olmaktan çok uzaktır.
Bu problemin basit bir başka şekilde anlatılması için,5 yada 6 tane alt sistem düşleyin, her
birinde6 yada 5 gen ürününden oluşsun ve hepsi farklı işlevler yürütsün. Böylece tek
düşlememiz gereken 5 yada 6 alt sistemin tam olarak esleşmiş bir bütünü oluşturacak şekilde
bir araya gelerek yeni bir işlev oluşturmasıdır. Fakat bunun Orr’un Eleştirisindeki gibi bir
katkıdan daha fazlasını yapabileceğini düşünmüyorum. Daha kötüsü, simdi bu durumda, bir
Teolog indirgenemez komplekslikteki 5 yada 6 sistemin oluşumunu ve daha sonra bunların
niçin kaybolduğunu açıklamak zorundadır
Bu problemin basit bir başka şekilde anlatılması için,5 yada 6 tane alt sistem düşleyin, her
birinde6 yada 5 gen ürününden oluşsun ve hepsi farklı işlevler yürütsün. Böylece tek
düşlememiz gereken 5 yada 6 alt sistemin tam olarak esleşmiş bir bütünü oluşturacak şekilde
bir araya gelerek yeni bir işlev oluşturmasıdır. Fakat bunun Orr’un Eleştirisindeki gibi bir
katkıdan daha fazlasını yapabileceğini düşünmüyorum. Daha kötüsü, şimdi bu durumda, bir
Teolog indirgenemez karmaşıklıktaki 5 yada 6 sistemin oluşumunu ve daha sonra bunların
niçin kaybolduğunu açıklamak zorundadır


indirgenemez karmaşıklık için elde kalan açıklamalar “olasılık” dairesi(sonsuzda bir misali ve
tüm canlı yapılar içinde bu geçerli) içinde olsalar dahi ellerinde destekleyici
kanıtlar olmadığından bunları ciddi olarak kabul etmek için nedenimiz yoktur. Hiç bir
Darwinci açıklama, indirgenemez karmaşık yapılar için Bilinçli Tasarımdan daha iyi bir
çözüm oluşturamamaktadır. Bundan daha fazlası, anlattığımız her açıklamanın da ciddi
olarak Teolojik olmayan yaklaşımı zayıflattığı gerçeğidir. Eğer bu yollar saf şansın, var
olan tasarımın oluşumunda ki etki rolüne yeniden hayat vermedikçe yada hala başlangıç
durumlarına dayandıkları müddetçe kendilerini ilahi bir nedene daha da çok
yaklaştıracaklardır.(Bu nedenle AT teorisyenlerini suçlayarak paradigmalarını savunmak onların acziyetini daha da perçinlemektedir)

Daha detaylı olacaktı Ama yerin darlığı buna engeldi. Darwincilere saygılarımla…

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: March 14, 2006 01:25 AM

Doğmatizmin pençesinde kıvrananlar,ne yazık ki bilimsellik taslıyorlar!
Ben üniversitede okurken,Vahdettin ile ilgili Murat Belge'nin yayınlamış olduğu müspet belgelerden sözedince prof. hocam bana "ümmetçi arkadaş" lakabını takmıştı.

Yazan: Tugrul Tarih: March 14, 2006 09:16 AM

Sayın yorumcular yukarıdaki yazımda bir cümle eksik kalmış ve teolog ile ilgili kısımda iki kez tarafımca tekrar yazılmış.Aslında yazı çok daha detaylı ve moleküler biyolojiyi içeren kanıtlar sunmakta,buradaki yerin darlığı yüzünden yukarıdaki hatalar oluştu yazıyı kırparken,daha detaylı bilgi edinmek isteyen olursa bölüm bölüm yorumlara ekleyebilirim.Aşağıdaki yazı Darwincilerin en kelli felli yayın organlarından birinin At nin bilimsel çıkarımları karşısındaki acziyetini ele almaktadır.Yazıyı, çok ses çıkaran ama içi boş olan Darwincilere itaf ederim;

“Moleküler Evrim” Çalışması ve Evrimcilerin Çabaları-Michael Behe yıl 1997

İndirgenemez Karmaşıklığın moleküler seviyede sayısız örneğinden, mesela protein
taşınması, kan yapımı, kapalı sarmal DNA yapısı, elektron taşınması, bacterium
flagella(kamçılı hayvan),hücrenin hayatını uzatan telomeres yapıları, fotosentez, kopyalama
sistemi düzeni ve daha birçokları...
indirgenemez karmaşıklığın örnekleri biyokimya ders kitaplarının hepsinde
bulunabilir. Fakat bu yapıların hiçbiri Darwinci evrim sürecince açıklanamaz, geçen bu kırk
yılda bu fenomeni bilim dünyası nasıl kabul etmişti?

Buna verilebilecek güzel bir cevap Moleküler Evrim Gazetesindedir. JME(Journal of
Molecular Evolution).Bu Gazetenin temel amacı, Darwinci evrimin moleküler düzeyde nasıl
oluştuğunu araştırmaktır. Gazetenin yüksek bir bilim standardı ve bu alanda çok saygın bir
yeri vardır. JME’nin bu yazı yazıldığında(1997)yayınladığı son 11 makalede, DNA ve protein
diziliminin analizleriyle alakalıdır. Makalenin hiçbirinde biyo-moleküler yapıların karmaşıklığın gelişimindeki ara formların detaylı modellerine rastlanmamıştır. (doğal olarak).

Son on yıl içersinde JME 886 kez yayımlandı. Bunlardan 95’i hayatın oluşumu için
zorunlu olduğu düşünülen moleküllerin kimyasal sentezleriyle, 44’ü dizilim analizlerini
geliştirmek için ortaya konan matematiksel modellerle,20’si var olan yapıların evrimsel
gönderimleriyle, 719’u polinükloitid dizinlerin yada protein analizleri ile ilgiliydi. Maalesef
kompleks biyo moleküler yapıların gelişiminde ara formların detaylı analizleri için hiçbir
makale yayımlanmadı. Bu JME’nin bir acayipliği değildir. Bu tür ara formların biyo-moleküler
yapılardaki durumunu inceleyen herhangi bir makale ne Ulusal Bilim Akademisi,(Natural
Academy Of Science) ne Nature nede Science gibi bilim dergilerinde yâda benim bildiğim
başka bir yayında yayımlandı.

Moleküler evrim literatüründe dizilim karsılaştırmaları yoğun şekilde yer alır. Fakat dizilim karsılastırmaları karmaşık biyo-kimyasal sistemlerin oluşumunda tıpkı Darwinin basit göz
yapılarıyla kompleks karsılaştırıp gözün nasıl çalıştığını anlaması gibi herhangi bir rol
oynamaz. Bundan dolayı, Bilim bu alanda dilsiz gibidir.Bunun anlamı bizim karmaşık biyo-kimyasal sistemler tasarlanmış çıkarımını yaptığımızda, bizler ne bir deneysel sonucu yadsımakta nede başka bir teorik çalışmanın açıklamasıyla çelişmekteyiz. Hiçbir deneyin sorgulanmasına da gerek yoktur sadece tüm deneylerin tıpkı Newton’un evreninin, maddenin ikiliğinin partikül boyutunda ortaya çıkarıldığında yeniden yorumlanması gibi tekrar gözden geçirilmeye ihtiyacı vardır.

Yukarıdaki makale kanımca Darwincilerin neden Teoloji üzerinden AT saldırıp da,o çok övündükleri bilimsellik üzerinden seslerinin çıkmamasını açıklıyor sanırım.


İşin ilginç olanı 2006 yılındada değişen hiçbirşey olmamış.JME sayfalarında Darwincilere umutsuz arayışlarında sabır dilerim.

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: March 14, 2006 12:37 PM

Sayın Akyol,
Kelimelerle oynuyorsunuz.Bilim şüpheye dayanır,bilim dogma kabul etmez denildiği zaman kişiler veya onların dogmatik inançları vurgulanmıyor.Ama siz ikisini karıştırmak için elinizden geleni yapyorsunuz.Başka çözümünüz yok.
Evrim teorisi doğru veya yanlış,bilimin iştigal sahasına girer,yaratılış ile ilgili görüşler ise inançla ilgilidir ve bilimle ilgisi yoktur.
Saygılar

Yazan: can Tarih: March 14, 2006 03:47 PM

Can bey,

AT'nin hiç bir dini dayanağı yoktur. Bilimsel bir teoridir.

Akıllı Tasarım (AT) teorisi hakkında yorum yapmadan önce biraz ne olduğuna bakarsanız, daha iyi olabilir.

Saygılar

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 14, 2006 04:25 PM

sayın Akyol;
musadenizle konu baslıgını duzeltmek istiyorum.
baslık soyle olmalıydı.
"Akıllı Tasarım'ı Anlamak İstememe Sorunu."

buradaki asıl mesele akıllı tasarım'ın bilimsel bir gerceklik olup olmadıgı degil;100 yıldan fazla bir suredir evrim yoluna bas koymus yuzlerce bilim adamının-hatta bir cogunun tum meslek hayatı boyunca savundugu-dustugu veya dusecegi trajik durumu kurtarma cabasıdır.evrim'in ne kadar yanlıs oldugu veya akıllı tasarım'ın ne kadar dogru oldugunun bir onemi yoktur.yıllarca ideolojik saplantılarla beslenen,ayakta tutulmaya calısılan evrim teorisi'nin sonuna gelinmistir.

tum caba evrim'den ziyade kendilerini kurtarma cabasıdır.o yuzden evrim ne kadar delik desik ve tutarsız,akıllı tasarım'da ne kadar gercek olursa olsun,evrim savunulmaya ve akıllı tasarım on yargılarla kotulenmeye devam edecektir.

ama gercegin karsısında hic bir yanlıs ayakta tutunamaz.bu sadece zaman meselesidir...

Yazan: bercenay Tarih: March 14, 2006 05:56 PM

Mustafa bey,

AT'yi yeterince inceleme imkanı bulamadınız sanırım.

'Ettim', 'etmedin' tartismasina girmemize gerek olmadigini saniyorum. Etmedigimi kabul edelim ve sizin isiniz kolaylassin.

Kolay bir onermem var: Tercumeyi dogru yapin(iz). Turkce o kadar da asiret dili degil. 'Intelligent'in bir karsiligi var ve yeni ya da sir da degil.

Bunu soyleyis sebebim, vakit erkenken duzeltilecebilecek olabilen bu (sehven yapilmis) hatanin, ilerde benim dediklerimden cok daha sertce sizi bu gelip bulacak oldugundandir. Samimiyim. Siz, henuz gercekten meseleyi ciddiye alacak olanlarin radarina girmis degilsiniz bence. O radara girince hersey farkli olacagina emin olun.

Bunun yaninda, bir de, basit bir soru soruyorum: Hipoteziniz nedir? Iddiayi dogrulayacak olan isaretler ve aranan(lar) nedir?

Bunlarin cevabini benim gibi basit bir insanin anlayacagi sekilde basit; ignenin gozunden gecmesi bile zor olan, her turlu yorumlanabilecek detaylara bogarak degil, bir 'executive summary' seklinde yapabilmek noktasinda olmaniz lazim artik.

Bunca zamandir ariyorum, ama, yok. Allah icin herkes buradaki herkes biyogenetik, arkeoloji felsefesi ve astronomi uzerine uzman da, iki paragraflik ozeti bir araya getiremiyor.

Butun konusulanlar, 'o dedi, bu dedi' turunden nakiller ve onlarin yorumlari.

Ben onlari degil, sozu aktaranin fikrini ogrenmek istiyorum. Onlarin dediklerini degil, sizi ikna edeni.. Yani, siz *ne* diyorsunuz?..

Teori aynı zamanda evrenin yapısıyla da yakından ilgilidir ve "evrenin tasarımı"ndan söz ettiği için, "uzaylılar"la vs. açıklanamayacak bir tasarım ortaya koymuş olur.

Olursa iyi olur, yani... Ve, ayrica, arayis hedefimiz 'aciklanamayacak bir seyler bulmak'.. Eh, bu da bir tur arayis olabilir herhalde..

Discovery Institute başkan yardımıcısı olan Jay Richards'in kitabını önereyim size: http://www.privilegedplanet.com/

Sordugum sorunun cevabi bu degildi; ama, aldigim cevap nazikce cahil oldugumu ihsas ediyor.. Halbuki, benim muhatabim Jay Roberts degil. Jay Roberts bunun mektebi de degil, o da elyordami ile gidiyor. O yuzden 'git mektebinde oku' demek icin akla onun gelmesi anlamli degil.

Ote yandan, siteye baktim. Reklamlardan baska bir sey ihtiva etmiyor.

Kitabin kendisini tedarik etmek icin anlamli bir sebep goremedim --daha once de dedigim gibi, elimde iade edebilsem etmek istedigim cok kitap var; kagit hamuru olmagi bekleyen.

Maalesef, kitaplar konusunda 'tuketiciyi yaniltma'yi engelleyen bir mevzuat dunyanin hic bir yerine mevcut degil.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 14, 2006 07:40 PM

Müzmin bey,

Buyrun size kısaca bir tanım, umarım yararlı olur:

Akıllı Tasarım, evrenin ve canlıların bazı unsurlarının, en iyi şekilde, bilinçli bir düzenleme ve müdahale ile açıklanabileceğini kabul eden bir bilimsel araştırma programıdır.

AT, bunu savunmakla, evrenin ve canlıların bir Yaratıcı'nın eseri olduğunu bildiren monoteist dinlere uygun bir görüş bildirmiş olur. (Ama bu dinlere dayanmaz.)

Darwinizm ise, canlılığın doğanın kendi içindeki kör ve amaçsız süreçlerin ürünü olduğunu savunur.

Darwinizm, bunu savunmakla, evrenin ve canlıların bir Yaratıcı'nın eseri olmadığını, zaten bir Yaratıcı bulunmadığını savunan materyalist felsefeye uygun bir görüş bildirmiş olur. (Ve dahası bu felsefeye dayanmaktadır, çünkü kanıtlardan çok, bu felsefenin dayattığı bir önkabule — doğanın kendi içinde kapalı bir sistem olduğu varsayımına — yaslanmaktadır.)

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 14, 2006 08:02 PM

Sayın Akyol,

Şöyle demişsiniz: "'Ancak yaratılışla olabilir, bunun doğal yollarla oluşmuş olması mümkün değildir' diyebileceğim pek çok şey var. Örneğin ilk canlı hücrenin kökeni... (Sizin bunu kabul etmeyeceğinizi biliyorum ve burada bu konu üzerinde yeniden tartışacak zamanım yok...)"

Yani yaşamın kökenini açıklamaya çalışan ve genel olarak abiyogenez başlığı altında toplanabilecek tüm teorilerin yanlışlığına en baştan kanaat getirmişsiniz anlaşılan. Ayrıca zaten benim de bunları tartışmak için ne zamanım ne de isteğim var. Bunların yanlışlığını en baştan kabul eden biriyle bunların olabilirliği üzerine tartışmanın faydası olmayacaktır.

Bu arada bu mesajınızı heralde diğer başlıkta yazacaktınız, yanlışlıkla buraya yazmışsınız.

AT ile Evrim Teorisi aynı konuyu içermez aslında. Evrim teorisi türlerin nasıl oluştuğunu, dünya üzerindeki biyolojik çeşitliliğin kökenini ve nasıl oluştuğunu araştırır. AT ise bunlarla hiç ilgilenmez. Aslında AT'nin biyoloji ile uzaktan yakından alakası yoktur. AT, indirgenemez komplekslik kavramını kullanarak bazı biyolojik yapıların bir tasarımcı tarafından tasarlanmış olması gerektiğini söyler. Ayrıca AT'ye göre evrim vardır. AT'ye göre tasarımcı tarafından planlanmış bir evrim vardır. AT'ye göre evrim kendiliğinden değil tasarımcı tarafından planlandığı şekliyle gerçekleşir. Peki bu test edilebilir veya yanlışlanabilir midir? Elbette hayır. Evrim var ama tasarımcının planladığı şekilde gerçekleşir demek elbette bilimsel bir iddia değildir.

Yazan: Da Vinci Tarih: March 14, 2006 09:27 PM

Sayın Akyol,


"Eğer AT kabul görürse, bilim, evrenin ve canlılığın bir yaratıcısı olduğunu onaylamış olacak. Bunu önemli görmüyorsanız, görmeyin. Ben görüyorum."


diyerek yaklaşımınızın bilimsel olmadığını, yani motivasyonunuzun birtakım gözlemlerde bulunup bunları en uygun şekilde yorumlayıp doğayı daha iyi anlamak değil, mevcut gözlemleri işinize geldiğince yorumlayıp kendi inancınızı doğrulatmak olduğunu itiraf etmiş oluyorsunuz, teşekkürler.


Moleküler biyoloji ile profesyonel olarak uğraşan ve bu uğraşta evrim kuramından ve onun ufuk açıcılığından büyük ölçüde yararlanmış bir insan olarak bu uğraşımı inançlarıma göre şekillendirmediğim için bir kez daha mutluluk ve gurur duydum.


Umarım bu yaklaşımınızın hem kendinize, hem bilime, hem de inançlarımıza saygısızlık olduğunu anlar, inançlarımızla hiçbir alıp veremediği olmayan bilimle ve dolayısıyla inançlarınızla birgün barışırsınız.


"Yaradan aşkına şükür eyleyin,
Mümine de iman ne güzel uymuş
...
Kurdu kuşu lutf eylemiş kendine,
Tabiata insan ne güzel uymuş"
- Kul Hüseyin

Yazan: Ali Rıza Bölükbaşı Tarih: March 14, 2006 10:51 PM

Sayın Bölükbaşı,

Bilimsel teoriler, ve hatta ideolojiler, onları savunanların motivasyonlarına göre değil, gerçekliğe olan uyum veya uyumsuzluklarına göre değerlendirilirler.

Darwin-Tasarım tartışmasında her iki tarafın da felsefi motivasyonları olabilir ve vardır. Önemli olan, savunulan görüşlerin ne denli geçerli olduğu...

Dahası, benim teist motivasyonum sizi rahatsız ediyorsa, "Darwin'e, bize entellektüel yönden tatmin bulmuş ateistler olduğu için teşekkür borçluyuz" diyen Richard Dawkins gibi Darwinistlerin ateist motivasyonu da ediyor mu?

Saygılar

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 14, 2006 11:21 PM

Sayın Bölükbaşı,

Bilimsel teoriler, ve hatta ideolojiler, onları savunanların motivasyonlarına göre değil, gerçekliğe olan uyum veya uyumsuzluklarına göre değerlendirilirler.

Darwin-Tasarım tartışmasında her iki tarafın da felsefi motivasyonları olabilir ve vardır. Önemli olan, savunulan görüşlerin ne denli geçerli olduğu...

Dahası, benim teist motivasyonum sizi rahatsız ediyorsa, "Darwin'e, bize entellektüel yönden tatmin bulmuş ateistler olduğu için teşekkür borçluyuz" diyen Richard Dawkins gibi Darwinistlerin ateist motivasyonu da ediyor mu?

Saygılar

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 14, 2006 11:25 PM

Sayın Akyol,

Şöyle demişsiniz: "Dahası, benim teist motivasyonum sizi rahatsız ediyorsa, 'Darwin'e, bize entellektüel yönden tatmin bulmuş ateistler olduğu için teşekkür borçluyuz' diyen Richard Dawkins gibi Darwinistlerin ateist motivasyonu da ediyor mu?"

Dünyada evrimi savunan birçok teist varken nedense AT'yi savunan ateist ve agnostik yoktur veya benim bildiğim yok. Eğer var diyorsanız örnek vermenizi rica edeceğim. Özellikle bilim adamları içinde olursa çok sevinirim. Bu arada Darwin ateist değildi, agnostikti.

Yazan: Da Vinci Tarih: March 14, 2006 11:50 PM

Muzmin Anonim ve diğer reddi tasarımcılar burda derdimiz anlamak istemeyenlere birşey anlatmak değil,laf ebeliğini de bırakın artık; Atinalı Sofistleri bile geçtiniz,elbette bilim adamlarının nakilleri sizin için rahatsız edici olduğunda yada söylenenler işinize gelmediğinde kaçamak güreşmek sizde hayat şiarı olmuş(söylenenlerin bize ait olmaması mı sizi rahatsız ediyor yoksa acı gerçekler olması mı?).Sadece son nakli yorumunda ki JME olayını bana bir izah edin ben bundan sonra başka izahatta istemeyeceğim sizden;madem çok biliyorsunuz buyrun , bakın sadece o nakli yazıya akli bir cevap verin diyorum.Bırakın Mustafa Beyin inandıran argümanları.Bu sitenin gayri resmi otoritesi olarak her konuda okumuş yüce bilim insanı kimliğinizle,Michael Behe'nin yazdığı istatiksel verilere dayanan bir makaleye mutlaka bir cevabınız vardır öyle değil mi? İki paragraflik özeti bir araya getirebilecek kadar hayal gücünüz de var nasıl olsa.(Bu arada Darwincilerdeki hayal gücüne de imrenmişimdir hep)

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: March 14, 2006 11:51 PM

Muzmin Anonim ve diğer reddi tasarımcılar burda derdimiz anlamak istemeyenlere birşey anlatmak değil,

Yeldegirmenleriniz.. siz yeldegirmenlerinizden haber verin.. nasil gidiyor? Henuz bir gelisme var mi? Bir fetih, bir galebe filan..

Basari haberleriniz merakla bekliyoruz. Davanizda kolayliklar dilerim.

elbette bilim adamlarının nakilleri sizin için rahatsız edici olduğunda

Sizin nakillerinizin tek rahatsiz edici tarafi salas bir lokantanin tablodotlarinin nakilleri olmalaridir, bayat ve tadsiz..

Bu sitenin gayri resmi otoritesi olarak her konuda okumuş yüce bilim insanı kimliğinizle, Michael Behe'nin yazdığı istatiksel verilere dayanan bir makaleye mutlaka bir cevabınız vardır

Ah benim sevimli ve bir o kadar da heyecanli vatandasim.. Benim gibi birinin cevbabi yok --nasil olsun ki..

Ama, bir sorum var: Sizin su ahir zaman peygamberiniz Behe'ye gore, Tasarimci halen var mi yoksa isini bitirmis gitmis olabilir midir?

Bu soruya cevap lutfetmeden once mumkunse bir istisna yapip biraz dusunumenizi istirham edecegim, cunku bunun arkasinda okudugunuzu anlayip anlamadaiginiz da var.

Bu arada Darwincilerdeki hayal gücüne de imrenmişimdir hep.

Darwinciler eminim size ayri bir cevap yazarlar, ama, ben sizin aramizda olmanizi, ilginc bir cesni kattiginizdan dolayi, takdirle karsiliyorum. Ayrica, gayri resmi sozculer de lazim tabii ki :-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 15, 2006 01:10 AM

Mustafa bey,

Buyrun size kısaca bir tanım, umarım yararlı olur:

Tesekkur ederim. Dediklerinize elbette itiraz edebilirim, serh dusebilirim, ya da katilabilirim; ama, yazdiklariniz sizin ve benim kanaatlerim olur --mahkeme dosyasi gibi sahit ifadelerinden olusan soguk evraklar turunden ucuncu sahislara atiflar olmak yerine.

Samimiyetiniz icin tekrar tesekkur ederim.

Akıllı Tasarım, evrenin ve canlıların bazı unsurlarının, en iyi şekilde, bilinçli bir düzenleme ve müdahale ile açıklanabileceğini kabul eden bir bilimsel araştırma programıdır.

Sizi sasirtacagim <g> belki ama, ben bu ifadenin herhangi bir yerine itiraz edemem. Cunku, bu bir programdir; o istikamette calisilacagini beyan ediyor. Son derece normal.

AT, bunu savunmakla, evrenin ve canlıların bir Yaratıcı'nın eseri olduğunu bildiren monoteist dinlere uygun bir görüş bildirmiş olur. (Ama bu dinlere dayanmaz.)

Herhangi bir arastirma sonucunda neyin cikacagini umit ettitinizi soylemekte bir sakinca yok. Ama, sonuclarin ne olacaginin garantisi de yok --eger her bulgu, yol acacagi yorum ne olursa olsun herkesle paylasilacaksa tabii.

Darwinizm ise, canlılığın doğanın kendi içindeki kör ve amaçsız süreçlerin ürünü olduğunu savunur.

Darwinistlerin ya da darwinizmin temsilcisi olmadigimi daha once soylemistim, ama, benim baktigim yerden, evrim hikayesinin hikayenin yazarina yonelik pek de faraziyesi yok.

ZT'cilerin tasarimci ile ilgili 'biz karismayiz' deyislerine benzer sekilde, onlar da Allah'i bir anlamda yok farzediyorlar --oyunculardan birisi olmadiigni farzediyorlar da diyebiliriz.

Bu kadar ince bir teferruatin bu derece buyuk tartismalara gebe olmasi ilginc.

Darwinizm, bunu savunmakla, evrenin ve canlıların bir Yaratıcı'nın eseri olmadığını, zaten bir Yaratıcı bulunmadığını savunan materyalist felsefeye uygun bir görüş bildirmiş olur.

Ama, Tasarimci ile ilgili bir gorus beyan etmeyen ZT de zimnen ayni noktaya gelmis olmuyor mu?

Baska bir deyisle, Tasarimci'nin kendisi hakkinda /bilimsel/ (ne demekse --bilimsellik fetisimize atfen bunu soyluyorum) bir tespitte bulunmak gibi bir iddiasi da yok...

Birisi (darwinizm) materyalizm tarikiyle ateizme, digeri de (ZT) 'tasarimdan baska yolla ortaya ciktigi aciklanamaz bir seyler bulursak programi basarili sayacagiz' diyerek bilimezcilige, ya da agnostisime gitmiyor mu?

(Ve dahası bu felsefeye dayanmaktadır, çünkü kanıtlardan çok, bu felsefenin dayattığı bir önkabule — doğanın kendi içinde kapalı bir sistem olduğu varsayımına — yaslanmaktadır.)

Tespitiniz dogrudur. Fakat, bu darwinizmin tekelindeki bir handikap degil ki, ondan once dunyann tepsi gibi (ve, dolayisi ile finite) oldugunu dusunmuyor muydu (dindar ya da din disi bilim adamlari)?

Sonra, yuvarlakimtrak oldugu anlasildi, daha sonra da hersey genisledi.. Ayni sey, darwinizmin de basina gelmeyecek mi sanki.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 15, 2006 01:42 AM

1. Bilimsel etiğin en önemli gerekliliklerinden biri bilimsel araştırma yapan insanın bunu yaparken ve rapor ederken kendi kişisel inanç ve çıkarlarından etkilenmemesidir. Hatta bu konuda sıklıkla referans verilen, kime ait olduğunu şimdi hatırlamadığım ama oldukça dindar ve önemli bir bilim insanına ait olduğunu düşündüğüm "Labaratuvara girerken inançlarımı vestiyere asar, onların yerine önlüğümü giyerim" gibisinden bir sözü hatırlatmak isterim.

2. Elbette, hepimiz insanız ve hem kişisel hem entelektüel kişiliğimizi oluşturan koşulların etkisi altındayız. Bundan dolayı hiçbirimizin bu etik kuralı mükemmellikle uygulamamız beklenemez.

3. Şüphesiz, bunun dışında gerek kişisel çıkarları gerek bağlı bulunduğu grubun çıkarları için, gerek se kendi inançları doğrultusunda araştırmalar yapan, sonuçları ona yöre yorumlayan, ya da sonuçları değiştiren, dahası uyduran insanlar olmuştur, oluyor ve olacak. Sizin de mutlaka çok iyi bildiğiniz üzere evrim kuramı kapsamında da olmuştur bunlar.

4. Dünya bilim toplumu, kendi içinde bir kalite kontrol mekanizması geliştirmiştir ve özellikle fen ve doğa bilimleri arasında bu kontrol mekanizması aşırı etik ve bilimdışılıkları önlemek anlamında büyük ölçüde başarılıdır.

5. Daha önce de dediğim gibi, kendi kişisel inançlarınızı doğrulamak amaçlı araştırma yapmak bilimsel etiğe aykırı olmaktan öte yapılan çalışmanın bilimselliğine halel getirir. Size karşı inanç grubundan bir grubun benzer bir tavır sergilemesi sizin tavrınızı haklı çıkarmaz, bu tavrın doğruluğunu savunmanızı hiç haklı çıkarmaz. (bkz: dördüncü madde)

6. Dünyada evrim teorisini baz alan birçok çalışma yapılmaktadır, bu araştırmaların ancak küçük bir bölümü evrimin sizin tartıştığınız bağlamdaki sonuçlarıyla doğrudan ilgilidir. Evrimin teorisinin felsefi/teorik sonuçlarını doğrudan ilgilendirsin ya da ilgilendirmesin, bu alanlarda çalışan binlerce insanın ateist olduklarını ve bu motivasyonla çalıştıklarını varsaydığınızı sanmıyorum, umarım yanılmıyorumdur. Benim o ya da bu şekilde iletişim kurduğum evrim çalışan insanlar arasında ateist olanlar azınlıkta ve bugüne kadar üniversitede evrim kuramını din bağlamında tartışana rastlamadım.

7. Dawkins'in yorumu bana motivasyondan çok sonuçla ilgili gibi geldi. Şahsen katılmasam da, evrim teorisiyle elde edilen sonuçların ateist felsefeyi güçlendirdiği yönünde yorumlar elbette vardır ve nesnel açıdan kısmen haklıdır. Bu, bu şekilde düşünenlerin Tanrı'nın varolmadığını "kanıtlamak" için araştırma yaptıkları anlamına değil, araştırmaların sonuçlarını bu şekilde yorumladıkları anlamına gelir (Yaradılışçılara benzer bir şekilde popülist evrimci propaganda çalışmalarında bulunan ve genelde bilimle ilgisi olmayan bazı grupları bunun dışında bırakıyorum). Yani, hiçbir ateist bilim insanının "şu gözlem Tanrı'nın yokluğuna işaret eder" diye makale yazıp bunu bilimsel bir dergide yayınlatması mümkün değildir. Akıllı tasarımcıların hakemli dergilerde makale yayınlatamamalarının, çoğunlukla yayınlatmaya çaışmamalarının nedeni de budur.

8. Sizin ya da akıllı tasarımcıların motivasyonları konusunda ortada bazı deliller olduğu ve bunlar aslında konunun "bilimsel"liğini doğrudan ilgilendirdiği halde, belden aşağıya vurmak olacağını düşündüğüm için sitenize bundan önce yazdığım yorumlarda bu varsayımlara dayanmaktan kaçındım. Hatta, size duyduğum saygıdan ötürü, sizi Harun Yahya vb. gibi "yaradılışçıların kullanmaması gereken savlar" üzerinden "evrim çürüten" insanlarla karşılaştırmamaya özen gösterdim. Ama gerek
Radikal'e yazdığınız yazıda kullandığınız terminoloji ve ithamlarınız, gerek bakanın partizan ve bilimdışı yorumunu demokratça bulup alkışlamanız, gerekse bu son yorumunuz beni hayal kırıklığına uğrattı. Eğer köşe yazarlarının sizi "insan maymundan gelmedi" diyenlerle aynı küfeye koymaları sizi rahatsız ediyorsa, önce sizin kendinizi bu insanlardan ayrı tutmanız gerekir. Çünkü yanında olduğunuz tarafın mevcut icraatı "evrim dğoruysa neden ormandaki maymun meraba ben insan oldum diye çıkıp gelmiyor?" diyerek evrim kuramını çürüttüğünü düşünen nesiller yetiştirmekten ibaret.

Yazan: Ali Rıza Bölükbaşı Tarih: March 15, 2006 05:56 AM

Sayın Akyol,
Size göre: AT monoteist dinlere uygun görüş bildriyor,ama bu dinlere dayanmıyor ve bilimsel bir teori oluyor.Bu teori bilimsel yöntemlerle sınanabiliyor mu sorusuna cevap yok.
ABD ve dünyanın diğer ülkelerinde bu sözde bilimsel teoriye karşı çıkanlara da yapıştırdığınız yafta,materyalist,ateist,git öğren yaklaşımı.Maalesef hayat dikensiz gül bahçesi değil.Bu sözde bilimsel teoriye (yanılmıyorsam bir yerde bilimsel araştırma programı diye yazmıştınız) karşı çıkan ve idealist felsefeyi benimseyen bilim adamlarını,din bilginlerini nereye koyacaksınız,çok merak ediyorum
Hatırlamışken sorayım:
Özdemir İnce'den bahsederken,makalesindeki Papalık kararı ve adını verdiği kitaptan niye hiç sözetmiyorsunuz?
Görüşlerinize.daha doğrusu felsefi yaklaşımınıza,daha da doğrusu niyetlerinize uygun kitapları kaynak olarak göstermeyi çok iyi beceriyorsunuz ama.
Saygılar

Yazan: can Tarih: March 15, 2006 10:20 AM

Can bey,

Görünen o ki, sorduğunuz soruların altında, benim bu konularda sessiz kalışım değil, sizin yazılarımı yeterince incelememiş olmanız yatıyor.

AT'nin sınanabilirliği konusunu daha önce yazdım:
http://www.mustafaakyol.org/2005/09/akilli_tasarim_test_edilir_mi.php

Papa'nın evrim teorisini kabul edişini de:
http://www.mustafaakyol.org/2005/11/papa_xvi_benedict_akilli_tasarima_destek.php

Saygılar

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 15, 2006 01:07 PM

Sayın Bölükbaşı,

Sağduyulu yaklaşımınız için teşekkür ederim.

Bugün Darwinizm'e karşı çıkıp "Yaratılış"ı savunanların önemli bir bölümünün oldukça yüzeysel argümanlar kullandığının farkındayım. Ama yanlış argümanlara dayansalar da temelinde doğru bir görüşü savunduklarında, onları, daha rafine argümanlarla yanlış bir görüşü savunanlara tercih ederim. Hele de yanlışı savunan taraf sansür, diğer taraf ise objektif eğitim istiyorsa...

"Evrim çürütmeci"lerin nerede nasıl yanıldığını ise başka yazılarımda ele alacağım.

Saygılar,

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 15, 2006 01:12 PM

Müzmin bey,

Sanırım sizin Darwinizm ile AT arasında kurduğunuz paralellik, her ikisinin de seküler bilgiye dayanmasından kaynaklanıyor. Evet, her ikisi de seküler bilgiye dayanır ve dolayısıyla ancak seküler sonuçlar verir.

Ama AT'nin vardığı sonuç, seküler bilginin Teizm'i onayladığıdır. SEküler doğası nedeniyle Teizm'in sözünü ettiği Yaratıcı'yı inceleyemez, ama O'nun varlığına dair kanıtlar olduğunu göstermiş olur.

Darwinizm hakkındaki yorumlarınıza ise katılıyorum.

Saygılar

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 15, 2006 01:21 PM

Sayın Müzmin Anonim Behe ye benim haşa peygamberimmiş diyerek haddinizi aşmayın,Behe'ye bir daha benim peygamberim dememenizi rica ederim.Benim peygamberin bellidir.Benim sizin gibi bu konuda arayışımda olmadı,olmayacakta,lütfen bu birincisi.İkinci olarak esası itibariyle sizin söyledikleriniz çok bayat, nakil deyince sizden daha iyi alıntı yada cut&paste yapan görmedim hemde 'origin of the species' bayatlığında.Üçünçü olarak yeldeğirmenleri ile durum çok iyi gitmekte bakın 700 bilim adamı biz o yeldeğirmenlerinin değirmencileriyiz değirmen suyumuza saldırmayın diyerek politize olmuş bilim üretmeyen dünyada adı bile anılmayan beyin göçü şampiyonluğunda dünya lideri kurumlar olarak AT'den çok rahatsız olmuş durumdalar.Siz ve sizin gibi düşünen tüm akademik dünyada ezberleri savunan insanlar AT karşısındaki acziyetlerini felsefi ,dinsel olarak AT saldırmaktan öteye geçiremiyorlar(zaten artık ateism yada materyalist yaklaşım arıyorsanız ABD'de ve Batıda bunu daha çok sosyal bilimlerde felsefe bölümlerinde bulursunuz fizik,yada kimyada değil)söz konusu rakamlar,veriler yani o çok sahiplendikleri bilim olduğunda sizin gibi cut&paste yapacak birşey de bulamıyorlar yukarıda görüldüğü gibi. Behe'nin makalelerindeki gibi Kral çıplak demek işte sizin gibi düşünenen insanlar içinde yeldeğirmenine saldırmakla aynı şey oluyor.Eğer ilmi karşılık veremiyorsanız Behenin makalelerine zannı fikirlerinizi kendinize saklayın yada bir kasa soda için.Ben bir moleküler biyolog değilim hata ben sadece okuyan biriyim ama sizin gibi kör, muğlak savunmuyorum fikrimi aksine bilimin çıkarımlarına gayri resmi kabul görmüş Evrim dünyasından geçerli akli yanıtlar arıyorum;(sizden de gelebilir hatta cut%paste olarakda kabulüm)şu ana kadar ne bu sitede ne arn.org nede intelligent design network'te nede JME'de böyle bir itiraz yada AT geçersizliğinin ispatına dair en ufak delil gelebilmiş değil.(Darwinci sitelerin ekseriyeti zaten AT yok gibi davranarak ellerinden geldiğince kaçamak yaşıyorlar)Türkiye'de de Mustafa Akyol'a o sayıca çok bilimsel niteliği kuşkulu güruhtan doğru düzgün bir tek kişi yanıt verebilmiş değil.Bu nu ne Tv de yapabildiler ne de yazılı medyada, yapamazlarda asıl değirmen sahipleri ile yani sizin gibilerle mücadelemiz sürecek.Bu bir hayal zaferi olabilir ama uğrunda mücadele etmeye değer sonuçta prangalarından kurtulmuş bir akademik hayat vadediyor Türkiye'ye.Bu sadece AT ile değil bilimin tasarımı beyan eden her kolu ile yürütülecektir.

Saygılarımla...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: March 15, 2006 01:57 PM

Mustafa Bey,

AT'nin vardığı sonucun neden ateizm ve agnostizm dışındaki herşeye uygun olduğunu söylemiyorsunuz da ısrarla teizme uygun olduğunu söylüyorsunuz? Mesela AT'nin vardığı sonuç deizme uygun değil midir? Neden teizm? Hatta daha da ileri gidip monoteizmi bile işe karıştırdınız.

Bu arada daha önce yazdığım ve nedense pek ilgi çekmeyen bir bölümü tekrar yazmak istiyorum:

AT ile Evrim Teorisi aynı konuyu içermez aslında. Evrim teorisi türlerin nasıl oluştuğunu, dünya üzerindeki biyolojik çeşitliliğin kökenini ve nasıl oluştuğunu araştırır. AT ise bunlarla hiç ilgilenmez. Aslında AT'nin biyoloji ile uzaktan yakından alakası yoktur. AT, indirgenemez komplekslik kavramını kullanarak bazı biyolojik yapıların bir tasarımcı tarafından tasarlanmış olması gerektiğini söyler. Ayrıca AT'ye göre evrim vardır. AT'ye göre tasarımcı tarafından planlanmış bir evrim vardır. AT'ye göre evrim kendiliğinden değil tasarımcı tarafından planlandığı şekliyle gerçekleşir. Peki bu test edilebilir veya yanlışlanabilir midir? Elbette hayır. Evrim var ama tasarımcının planladığı şekilde gerçekleşir demek elbette bilimsel bir iddia değildir.

Yazan: Da Vinci Tarih: March 15, 2006 02:01 PM

Sayın Da Vinci,

Hayır bence AT deizme uygun değildir. Deizm, evreni ilk başta yaratmış ve sonra hiç bir müdahalede bulunmamış bir Tanrı inancını öngörür. AT, yaşamın yaratıldığını savunmakla, Tanrı'nın evrene müdahale ettigini savunan Teizme (ve böylece İslam'a, Yahudilik ve Hıristiyanlığa) uygun düşer.

Saygılar

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 15, 2006 02:39 PM

Mustafa Bey,

Bu AT'yi nasıl anladığınıza göre değişir. Yani tasarım işinin nasıl yapıldığına dair AT'nin kesin bir argümanı olmadığına göre deizme uygun olmayacağını iddia etmek bence yanlış olur. Bir deist tasarımın kendi görüşüne uygun olarak gerçekleşmiş olableceğini iddia edebilir.

Bunu geçelim ve AT-Evrim konusunda yazdıklarıma ne diyeceksiniz. İki kere yazdım ama tek kelime etmediniz. Bu konudaki fikrinizi merak ediyorum. Şimdiye kadar hep karşı olduğunuz şeyi "Darwinizm" kelimesiyle tanımladınız. Şimdi AT'nin "Evrim" ile ilgili görüşleriyle ilgili birşeyler yazmak ister misiniz?

Yazan: Da Vinci Tarih: March 15, 2006 03:12 PM

Sayın da Vinci,

"Doğada değişim" anlamında evrimin varlığına inanıyorum. Tüm canlıların ortak bir atadan evrimleştiği tezine (common descent) ise agnostik yaklaşıyorum; olabilir, ama olmayabilir de, ikna olmak için yeteri derecede kanıt yok. Özellikle Kambriyen patlaması, bunun aleyhinde güçlü bir değil.

Saygılar

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 15, 2006 04:32 PM

Sayın Akyol,

Peki bu konuda AT ne diyor? Bir de bunu anlatın da herkes bilsin AT'nin yerini.

Ayrıca Kambriyen patlaması ortak atadan evrimleşme düşüncesinin önünde bir engel değildir. Dieğr bir başlıkta Mustafa Ajlan Bey'e verdiğim bir cevapta kısaca buna değindim.

Yazan: Da Vinci Tarih: March 15, 2006 06:41 PM

Sayın Da Vinci,

Bu konuda AT camiasında tek bir görüş yok. Evrimin mekanizmaları veya hızı konusunda tek bir görüş olmadığı gibi...

Kambriyen ise Darwinizm adına bir sorundur ve bunu James Valentine gibi evrimci paleontologlar da kabul eder. Mustafa Ajlan Bey'in "yaşamın Big Bang"i tanımı ise doğru, Kambriyen'den önce yaşam yoktur demiyoruz, iki veya üç filum var. Kambriyende ise 50 kadar yeni filum ortaya çıkıyor...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 15, 2006 07:19 PM

Mustafa bey,

Sanırım sizin Darwinizm ile AT arasında kurduğunuz paralellik, her ikisinin de seküler bilgiye dayanmasından kaynaklanıyor. Evet, her ikisi de seküler bilgiye dayanır ve dolayısıyla ancak seküler sonuçlar verir.

Sekuler sonuclar verecegine katiliyorum --baska bir deyisle, sizin siraladiginiz gerekceleri ve mantik zincirini isabetli buluyorum.

Ama AT'nin vardığı sonuç, seküler bilginin Teizm'i onayladığıdır.

Burada biraz duralim. Teizmin onaylanmasina bir itirazim yok.

Ama, siz, ZT'nin bir sonuca vardigini soyluyorsunuz. Acele ile yazarken, bir klavye surcmesi olarak gormemiz gerekiyor herhalde.

ZT'nin henuz bir sonuca varmis oldugunu sanmiyorum --olsa olsa, hala daha (ya da henuz) hipotezinin kanitlarinin (reddiye ve benzeri tartismalar haric) olusturulma safhasinda olabilir.

Seküler doğası nedeniyle Teizm'in sözünü ettiği Yaratıcı'yı inceleyemez, ama O'nun varlığına dair kanıtlar olduğunu göstermiş olur.

Enteresan bir unit ve yaklasim. Cok sevdigim bir graffiti'ye benzetiyorum: Fighting for peace is... like f***ing for virginity. :-)

Darwinizm hakkındaki yorumlarınıza ise katılıyorum.

Siz de bilirsiniz, bir ara Erdal Inonu gazetecilere soyle demisti: 'Benim hakkimda yazdiklariniz tamamen yanlis. Ama, baskalari hakkinda yazdiklariniza inaniyorum'... Onun da, pek alisilmadik bir espri anlayisi vardi ;-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 15, 2006 09:10 PM

Mustafa Ajlan Abudak bey,

Behe ye benim haşa peygamberimmiş diyerek haddinizi aşmayın,

Haddimi astigim kanaatinde degilim.

Behe'ye bir daha benim peygamberim dememenizi rica ederim.

Siz demezseniz ben de demem. Ama, zimnen de dememeniz kaydiyla.

Benim peygamberin bellidir.

Isimler belli ise, ikisinin arasindaki celiskilerde hangisini tercih ettginizi de belirlemeniz gerekir.

Bir ipucu: Bunu yapmak icin copy&paste taklitciliginden oteye gecebilmek, biraz dusunebilmeniz lazim.

sizin söyledikleriniz çok bayat, nakil deyince sizden daha iyi alıntı yada cut&paste yapan görmedim hemde 'origin of the species' bayatlığında.

Peki, ama, bir dahaki sefere daha taze yesillik kullanin. Domatesleri de daha kucuk dograyin ve soymadan once iyice yikayin.

Üçünçü olarak yeldeğirmenleri ile durum çok iyi gitmekte bakın 700 bilim adamı biz o yeldeğirmenlerinin değirmencileriyiz

Sayiniz 701'e mi cikti.. Bravo. Ama, diger 700 kisi bilim adami.. Peki, siz necisiniz?

değirmen suyumuza saldırmayın

Ne?! Sizin yeldegirmenlerinizin suyuna saldiranlar mi var? Vay, kadir kiymet bilmez densizler.. Bunu nasil yaparlar!! Sizin yeldegirmenlerinizin suyunun kutsal oldugunu bilmiyor olsa gerek o cahiller!!

:-)

[Tamamini silmeliydim, ama, nezakete sigmazdi. Sadece bu noktadan itibaren yazilmis laf salatasini sildim. Benim sordugum soruyla alakali degildi. Sorumu tekrar okuyun isterseniz.]

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 15, 2006 09:21 PM

Sayın Akyol,

AT camiasında evrimle ilgili tek görüş yok demişsiniz. Önemli olan camiadakilerin görüşü müdür? Mesela siz "Akıllı Tasarım Teorisi" diye kullanıyorsunuz. Böyle bir teori var diyorsunuz. Peki bu teorinin evrimle ilgili söylediği birşey yok mu? Canlı türlerinin nasıl oluştuğuna dair birşey söylemiyor mu bu teori? Mesela Dembski, Behe ve Johnson ne diyor bu konuda? Yazdıkları kitaplarda bu konulara değinmişlerdir heralde.

Kambriyen patlaması dediğiniz şeyle ilgili söyledikleriniz gerçeği yansıtmadığını
söylemek zorundayım. Bu konuyla ilgili daha önce yazdığım bir yazıdaki bir bölümü aktarıyorum:

Yani hem Kambriyen öncesi döneme ait hayvan izleri vardır hem de HY'nın dediği gibi "bugün bilinen tüm hayvan filumları" Kambriyen döneminde ortaya çıkmamıştır. Glenn R. Morton'un "Phylum Level Evolution" (Filum Seviyesi Evrim) başlıklı makalesinde belirtildiği gibi Kambriyen öncesi dönemde 4 filum, Kambriyen döneminde 9 filum, daha sonraki dönemlerde ise 30 civarında filum ortaya çıkmıştır. Yani HY'nin söylediği gibi tüm filumların Kamriyen döneminde ortaya çıkması gibi bir durum söz konusu değil. Ayrıca Kamriyen dönemi 530-520 milyon yıl önceki 10 yıllık bir bölüm değildir. Görece oldukça uzun bir dönemi kapsar, 490-543 milyon yıl öncesi aralığıdır. Ayrıca son 10000 yıllık dönemi kapsayan Holosen döneminde 12 filum ortaya çıkmıştır. Yani Kambriyen döneme göre hem daha kısa hem de daha fazla yeni vücut planları ortaya çıkan bir dönemde yaşamaktayız.

Görüldüğü gibi HY bilinen tüm filumların eksiksiz olarak Kambriyen döneminde ortaya çıktığını söylerken büyük bir yanlışlık yapıyor. Kambriyen döneminde yaklaşık 45 filumun sadece 9 tanesi görülmektedir. Ayrıca Kambriyen öncesi dönemlerde de 4 filuma ait fosil izleri bulunmuştur. Yani Kambriyen dönemde ne filumlar ilk olarak ortaya çıkmıştır ne de tüm filumlar ortaya çıkmıştır.

Bilimsel veriler bize bunları söylüyor. Eğer tersini iddia ediyorsanız yani tüm filumların Kambriyen'de oluştuğunu iddia ediyorsanız bunu bilimsel bir kaynağa dayandırmalısınız.

Yazan: Da Vinci Tarih: March 16, 2006 01:25 AM

Sayın Muzmin Anonim

Evet kabul ediyorum değirmenin suyu(işleyen çark kazanç) benzetmesini bile direk yel değirmenine dayattığımı söylüyorsa birisi boşuna polemikler içine girmek.İlk önce 700 kişinin kaçının gerçekten bilimsel konularla ilgilendiğine zahmet edin bakım güzel santlarla biyolojinin ne alakası var yada bilimle.Yorumlarınız eğlenerek okuyorum eminim sizin içinde benimkiler öyledir.Ayrıca ben Don kişotlardan biriyim bazı yazılarınızda Don kişot bazılarında Değirmeci oluyorum yani nasıl işinize gelirse aslında tüm yorumlarınız öyle işinize nasıl gelirse.Ben sıradan bir üniversite öğrencisiyim bunu söyledim ki sıradanlığımdan alınmıyorum istediğiniz gibi kullanın evirin çevirin laf ebeliğini iyi beceriyorsunuz okumanızın size en büyük kazançı.Ama hala JME ile ilgili yanıt yok sonra benim sorularım bunlar değildi demek.Hadi benim yazılarım saçma diyelim,alayda edelim.Peki,Behe nin makalelerindeki istatiksel verilere bile cevap yok işte Müzmin anonim hakkaten müzminsiniz.

Saygılarımla...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: March 16, 2006 02:55 PM

Mustafa Ajlan Abudak bey,

Ayrıca ben Don kişotlardan biriyim bazı yazılarınızda Don kişot bazılarında Değirmeci oluyorum yani nasıl işinize gelirse aslında tüm yorumlarınız öyle işinize nasıl gelirse.

Hayali dusmaniniz olmasa kendinizi nasil tarif edeceksiniz..

Behe nin makalelerindeki istatiksel verilere bile cevap yok işte Müzmin anonim hakkaten müzminsiniz.

Bir: Muzmin kelimesinin anlamina baksaniz iyi olur. Ama, onemli de degil: Mustearlar sifat olmak zorunda olmadigi gibi, mustearlara takmak, camekanda oturup baskalarina tas atmak gibidir; akillica olmaz. Nitekim, sizin de, yazdiklarinizin tabiatini oldukca iyi temsil eden, soyadinizin 'abudik' okunmak riski var.

Iki: Lies, damned lies and statistics.. Ben Behe'nin istatistikleri ile ilgilenmiyorum. Hele de kendi agziyla mahkemede soyledikleri ortadayken. Dolayisi ile, size asagidaki soruyu tekrarliyorum:

Sizin su ahir zaman peygamberiniz Behe'ye gore, Tasarimci halen var mi; yoksa, isini bitirmis gitmis olabilir midir?

Buradaki 'ahir zaman peygamberi' lafina takip gene polemik filan yapmayalim.

Sorunun ozu o degil; ama verdiginiz cevaba bagli olarak 'ahir zaman peygamberiniz'in o olup olmadigi anlasilabilecektir.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 16, 2006 05:37 PM

Müzmin Bey,


Mustafa Ajlan Bey ile sürdürdüğünüz ilginç diyaloğu izliyorum.

Behe'nin mahkemede söylediklerine çok fazla takılıyorsunuz.Behe sizinde savunduğunuz
anlamıyla "bilim" alanına girmeyen bir soru hakkında yine bilimsel olarak salt bir cevap vermiştir.Buna inandığı için değil,sadece bir müfredat ile ilgili yapılan muhakemede bilimsel anlamda salt bir ihtimali belirtmiştir. Mantıksızdır, kabul ama salt ihtimal olarak zikredilmesi deney-gözlem dualitesine dayanan kartezyen felsefeye aykırı değildir.

Sonuçta Behe'nin kitapları,makaleleri ortadadır. Mahkemede verilen bir ifadeyi üstelik materyalist tahakkümün zirve yaptığı bir ortamda bu kadar irdelemek sağlıklı değildir, hele de karakolda doğruyu söyleyip mahkemede şaşar vecizesini iyi bilenlerin ülkesinde.. :-)


Mesela siz ve ben "Cumhuriyetin Müslümanlara borcu" makalesinin altına yazdıklarımızdan dolayı gayretli bir savcımız tarafından "ifade" vermeye çağırılsak neler söyleriz ? Ne demek istediğimi muhakkak anladınız.Meseleye biraz da bu noktadan bakın derim.. Behe'nin mahkemedeki durumuda öz de bundan farksızdır.

Ayrıca bu ahir zaman peygamberiniz Behe tanımlaması gerçekten bir Müslüman'ı incitir.


Bizim ahir zaman peygamberimiz bellidir.


Behe bir bilim adamıdır,öne sürdüğü argümanlar vardır,bunlar kabul edilir ya da edilmez.


Argümanları tartışmadan meseleyi bu eksene indirgemek yanlıştır,rencide edicidir.Kaldı ki tek AT teorisyeni Behe değildir,bu hareket kollektif bir harekettir, bu sebeple incitici atışmalar yerine argümanlar üzerine tartışmak daha faydalı olur kanaatindeyim..

Hepimize tartışma uslubu olarak bu yakışmaz mı ?


Yazan: Öztürk Tarih: March 16, 2006 06:46 PM

Ozturk bey,

Mustafa Ajlan Bey ile sürdürdüğünüz ilginç diyaloğu izliyorum.

Isin dogrusu, ben de izliyorum <g> cunku durumdan ben de memnun degilim. Benim yazdiklarimi cok fazla kisisel aliyor; bunun sebebi ben de olabilirim --uslubumun ters gelisi ya da baska unsurlar-- ama, kisisellestirmege gerek yok ki.

Kendisini ilintilendirebilecegi hic aklimin ucundan dahi gecmezken, herhangi bir yazida 'agzi sut kokan veletler' turunden bir sey yazarim, bundan --cika cika-- alinan tek kisi Mustafa Ajlan Abudak bey olursa ne yapabilirim.

Her yazimin degisik yerlerine 'Boluk dur. Kandirali sen de dur!' turunden 'Mustafa Ajlan Abudak bey size degil bu lafim' turunden serhler mi dusmeliyim?

Bunun yerine, benim yazdiklarimin 'surasiyla hemfikir degilim, surasini su sebepten yanlis soylediginizi dusunuyorum, surasi da alenen meseleyi anlamadiginizi gosteriyor' demek yerine, 'bizi cahil gorebilirsiniz, fakat ...' diyerek alinaglik gostermesi ve ayrica acimasiz kader/toplum adina beni sucluluk duygusuna sevkedecek tarzda hitap etmesini bir turlu anlamiyorum.

Bu yaklasimla muhatap olmak bana cok ters geliyor. Insan bildigini soyler, bildiginin bir kisminin yanlis olabilecegi kendisine soylendiginde bu durumun suclusu ya da sorumlusu toplum (dolayisi ile muhatabi) tutulamaz ki..

Behe'nin mahkemede söylediklerine çok fazla takılıyorsunuz. Behe sizinde savunduğunuz anlamıyla "bilim" alanına girmeyen bir soru hakkında yine bilimsel olarak salt bir cevap vermiştir.

Takilmak degil, yani ben oyle soylemezdim; ama, ciddi derecde onemsesigimi vurgulamaliyim. Bunun sebebi de, bir acidan ABD'deki mahkeme sistemidir [heryerde daha iyi oldugunu soylemiyorum]. Juri vardir. Dolayisi ile, bu tur davalarda davali/davaci 'akranlarinin' (peers) degerlendirmesine tabidir. Benzer bir seyi de, ciddi 'bilim' dergileri icin soyleyebiliriz.

Buna inandığı için değil, sadece bir müfredat ile ilgili yapılan muhakemede bilimsel anlamda salt bir ihtimali belirtmiştir.

Inanip inanmadigi benim icin hic onemli degil. Neye isterse ona inanir; ama, one surulen hipotezin tabii sonuclari arasinda neyin oldugunu gostermek zorunda kalmistir.

Tabii, bu ifadenin iskence altinda alindigini iddia emiyorsaniz eger :-)

Mantıksızdır, kabul ama salt ihtimal olarak zikredilmesi deney-gözlem dualitesine dayanan kartezyen felsefeye aykırı değildir.

Kartezyen deney-gozlemden cok, burada, onermenin tabii seyrinde (gedanken experiment) nereye varilacagini konusmamiz gerekir.

Behe de, bu acidan makul cikarimlardan birini aciklamistir.

Baska bir deyisle, ZT'de, 'Tasarimci'nin var oldugunu soylemek 'isini bitirip gittigi' anlamina da gelebilir pekala..

Nitekim, Behe bunun aksi bir kanida degil --ifadesinden onu anliyorum.

Bu ifade, ZT'nin temel taslarina hic bir sekilde halel etirmez tabii ki; fakat ZT'nin herhangi bir sekilde sadre sifa olacagini umit eden 'teist'lere bir darbedir ve maalesef dini-butun muminlerimizin henuz bunu goremdigini dusunuyorum...

Isin ilginc tarafi, bu dediklerim ile aslinda mutedeyyinlere bir hizmet yaptigimi soyleyebilirim, ve evet ben o kanidayim. Ama, hic bir hizmet cezasiz kalmaz --onu da biliyorum ;-)

Sonuçta Behe'nin kitapları,makaleleri ortadadır. Mahkemede verilen bir ifadeyi üstelik materyalist tahakkümün zirve yaptığı bir ortamda bu kadar irdelemek sağlıklı değildir, hele de karakolda doğruyu söyleyip mahkemede şaşar vecizesini iyi bilenlerin ülkesinde.. :-)

Karakolda dayak yemek ihtimaliyle 'dogru' soylemek mumkun olsa da hukuk sistemimiz bunun ahlaki olmadigini dusundugu icin, mahkemedeki beyanlari esas alir.

Ben de, duzinelerce editorun elinden gecmek ihtimali olan kitap ya da makaleleri degil, mahkemede beyan ettigi fikrini esas almanin daha dogru oldugunu dusunuyorum.

Mesela siz ve ben "Cumhuriyetin Müslümanlara borcu" makalesinin altına yazdıklarımızdan dolayı gayretli bir savcımız tarafından "ifade" vermeye çağırılsak neler söyleriz ? Ne demek istediğimi muhakkak anladınız.Meseleye biraz da bu noktadan bakın derim.. Behe'nin mahkemedeki durumuda öz de bundan farksızdır.

I-ih.. degil. Savcilikta size soyletilenler iddianamenin bir parcasidir. Mahkeme bunlari da okur, ama, esas almaz. Savci beye yonelik benim yazdiklarim, olur ya bir suc unsuru suphesi gorur ve beni mahkeme-mahkeme surundurur korkusuyla soylenebilecek seylerdir (ve, tabii ki bir espri idi); yani, mahkemeye verilmemek icindi. Fakat, mahkemeye verimis iseniz, artik Savci endiseniz kalmamis demektir. Soylemeniz gerekenleri soylersiniz --kimse de sizi kendi aleyhinizde taniklik yapmaga zorlayamaz.

Bunlari Behe'nin de sizin de bildiginizi biliyorum; sadece toparlayip bir araya getiormek icin yazdim.

Ayrıca bu ahir zaman peygamberiniz Behe tanımlaması gerçekten bir Müslüman'ı incitir. Bizim ahir zaman peygamberimiz bellidir.

'Ey musluman, aklini basina devsir; kufre giriyorsun' demenin sadece bir yolu mu var? :-)

Behe bir bilim adamıdır,öne sürdüğü argümanlar vardır, bunlar kabul edilir ya da edilmez.

Kabul edenelerin 'kufre girdigini' soyleyebilir miyim? Soyleyebilirsem, bunu da sadece yukaridaki ornekteki sekilde mi soylemek zorundayim?

Argümanları tartışmadan meseleyi bu eksene indirgemek yanlıştır, rencide edicidir. Kaldı ki tek AT teorisyeni Behe değildir, bu hareket kollektif bir harekettir, bu sebeple incitici atışmalar yerine argümanlar üzerine tartışmak daha faydalı olur kanaatindeyim..

Ayni kanaatteyim. Tek oldugunu soylemedim. Ama, en yogun zikredilen [hmm.. yanlis kelime mioldu acaba? :-) ] kisi de o sanki..

Hepimize tartışma uslubu olarak bu yakışmaz mı?

Bir 'borderline-musluman' ve 'elitist' olarak [ki, kendi ikrarimla ve itirazsiz kabul edecegim iki sifattir bunlar] ben ZT'nin teisme yonelik mahsurlarini dile getirecegim. Buna devam da edecegim.

Bunu her deyisimde beni darwinist, materyalist filan gibi seylerle etiketlemezsiniz ('siz', cogul anlaminda) umarim. Etiketlenmek kendi basina kotu, ama, daha da kotusu, bu etiketlerin dogru oldugunu dusunup bunlar uzerinden karsi-argumanlara muhatap olmak zorunda kalmak..

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 16, 2006 08:56 PM

Son yazınızdan sonra Sayın ön ekini hakketmediğinizi düşünüyorum Müzmin takıntılı yorumcu.Behe'nin kişisel fikirleri -ki kendisi dindar bir katoliktir-onu ilgilendirir.Behe'nin bilimsel kişiliğini baz alırsak sanırım önemli olan da budur, ilk kitabı olan Darwin Black Box Dan,son makalelerine kadar Darwinci cepheden ciddi bir evrimsel yanıt alabilmiş değildir.AT den benim çıkardığım sonuç 'omnipotent her şeye kadir' her an müdahale eden ve var kılan Allah inancımı destekler bir sonuçtur.Buda sadece beni ilgilendirir.Behe'nin makalelerini hiç değilse bir kısmını zahmet edip okusaydınız; Behe'nin canlıların gelişim süreçlerinin kademeli oluşuna değil bunun doğal seleksiyon ve mutasyon gibi ancak canavarlar üretebilecek mekanizmalarca oluşturulamayacağı dair itirazları olduğunu görürdünüz.Ama saplantılarınız görmek ve anlamanın önüne geçmiş elimizden ne gelebilir ki.Ayrıca benim ailemin 80 senelik soy adını yorum malzemesi yapmanız sizin tartışma seviyenizin sığlığını göstermekte.Son olarak Peygamberimizin HZ.Muhamed(SAV) olduğunu bilerek bir insanın sizin söylemlerinizi yapması kendi acziyetindendir...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: March 16, 2006 10:01 PM

"Tasarimci halen var mi; yoksa, isini bitirmis gitmis olabilir midir?"

tasarımcı halen vardır.evrene ve dogaya mudahalesini surdurmektedir.

ama biz tasarımcı'nın kurdugu dengeleri bozmak icin elimizden gelen gayreti gosteriyoruz ve bu bozdugumuz dengeler gelecekte dogal felaketler olarak karsımıza cıkacak.siz hala bu hassas dengelerin kendiliginden olustugunu savunmaya devam edin.

evrim dediginiz seyin'de gelecekte aslında dogal ortama uyum oldugunu goreceksiniz.ve bunun rastlantısal olusumla hic bir alakası yoktur.tamamen mukemmel bir sekilde yaratıcılıktır.

insan elinin degmedigi;canlı,cansız dogadaki neye bakarsanız bakın yaratıcı'nın tasarımını,dengesini,uyumunu,sanatını,en onemlisi mukemmelligini gorursunuz.

hala gormek istemezseniz eger;
http://www.snowcrystals.com/
adresinde,tasarım hala devam ediyormu etmiyormu gorursunuz artık...

Yazan: bercenay Tarih: March 16, 2006 11:23 PM

Müzmin Bey,

Lütfen Behe'yi "peygamber" olarak tanımlayıp, bu yorumu da Mustafa Ajlan bey'e atfetmeyin. Bu çok yanlış bir şey. Biz Müslümanlar için peygamberlik kutsal bir kavramdır ve sadece Allah'ın vahyiyle seçilen kişileri peygamber sayarız. Kavramın mecazi şekilde kullanılmasını doğru bulmayız. Dolayısıyla bu "peygamber Behe" bahsini kapamanızı rica ediyorum.

Anlayışınız için şimdiden teşekkürler,

Mustafa Akyol

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 17, 2006 12:18 AM

Son yazınızdan sonra Sayın ön ekini hakketmediğinizi düşünüyorum Müzmin takıntılı yorumcu.

'Sayin' bir onek degildir. Bu bir.

'Sayin' hitabiyla baslanmasi gibi bir talebim hic olmadi. Nasil hitap edeceginiz size baglidir ve onu yansitir.

Behe'nin kişisel fikirleri -ki kendisi dindar bir katoliktir-onu ilgilendirir.

Behe'ye atifta bulunan ben degildim, sizdiniz. Kisisel fikirlerine degil, konu ile alakali ve mahkemedeki ifadesi uzerinde konusuyoruz.

Behe'nin bilimsel kişiliğini baz alırsak sanırım önemli olan da budur, ilk kitabı olan Darwin Black Box Dan, son makalelerine kadar Darwinci cepheden ciddi bir evrimsel yanıt alabilmiş değildir.

Bilimsel kisiligi ile mahkemeye cikmistir. Orada da ayni kimlikle konusmustur.

AT den benim çıkardığım sonuç 'omnipotent her şeye kadir' her an müdahale eden ve var kılan Allah inancımı destekler bir sonuçtur.

Sizin kisisel yorumunuzdur.

Buda sadece beni ilgilendirir.

Dogrudur.

Behe'nin makalelerini hiç değilse bir kısmını zahmet edip okusaydınız; Behe'nin canlıların gelişim süreçlerinin kademeli oluşuna değil bunun doğal seleksiyon ve mutasyon gibi ancak canavarlar üretebilecek mekanizmalarca oluşturulamayacağı dair itirazları olduğunu görürdünüz.

Tasarimci ile ilgili kendi fikirlerini pekala ozetlemis. Daha nesi uzerinde detay inceleme gerekiyor?

Ama saplantılarınız görmek ve anlamanın önüne geçmiş elimizden ne gelebilir ki.

Anlamak... size bir soru sordum. Onu da mi anlamadiniz?

Ayrıca benim ailemin 80 senelik soy adını yorum malzemesi yapmanız sizin tartışma seviyenizin sığlığını göstermekte.

Baskalarina tas atmamanizi da ogretmis olsaydi aileniz.

Son olarak Peygamberimizin HZ.Muhamed(SAV) olduğunu bilerek bir insanın sizin söylemlerinizi yapması kendi acziyetindendir...

Tasarimci kimdir? Var olmamasi mumkun olan ile ayni sey midir?

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 17, 2006 03:11 AM

Bercenay bey/hanim,

"Tasarimci halen var mi; yoksa, isini bitirmis gitmis olabilir midir?"

tasarımcı halen vardır.evrene ve dogaya mudahalesini surdurmektedir.

Bu sizin kisisel kanaatiniz midir; yoksa, benim sordugum soru uzerine, Behe'nin kanaatini mi yaziyorsunuz?

ama biz tasarımcı'nın kurdugu dengeleri bozmak icin elimizden gelen gayreti gosteriyoruz ve bu bozdugumuz dengeler gelecekte dogal felaketler olarak karsımıza cıkacak.siz hala bu hassas dengelerin kendiliginden olustugunu savunmaya devam edin.

Benim neyi savunduguma siz karar veriyor gibisiniz, ama, isabetli olmadigini eklememe izin verin lutfen. Ayrica, 'Tasarimci' ile neyi ya da kimi kastettiginizi aciklar misiniz?

evrim dediginiz seyin'de gelecekte aslında dogal ortama uyum oldugunu goreceksiniz. ve bunun rastlantısal olusumla hic bir alakası yoktur. tamamen mukemmel bir sekilde yaratıcılıktır.

Bu sozlerin adresi yanlis. Ben evrimi hiic savunmadim ki..

insan elinin degmedigi; canlı, cansız dogadaki neye bakarsanız bakın yaratıcı'nın tasarımını,dengesini,uyumunu,sanatını,en onemlisi mukemmelligini gorursunuz.

Az once de dedigim uzere; ben sizin beni dahil ettiginiz cemaatten degilim. Ama, vaaz icin yine de tesekkurler ;-)

hala gormek istemezseniz eger; http://www.snowcrystals.com/ adresinde, tasarım hala devam ediyormu etmiyormu gorursunuz artık...

Bana karli dagdan kar [pardon, bilgi] bah$etmek gibi bir pozisyona kurulmak, kendiniz icin lutfedip Zeki Tasarim (Intelligent Design) meselesine biraz daha bakmis olsaydiniz, ZT/AT/ID'nin canli olmayanlarin tasarimi ile ilgilenmediklerini gorurs[/d]unuz.

Dolayisi ile, simdi ben size sorayim: Sadece canlilari tasarlamis oldugu farzedilen bir Tasarimci sizce musluman inanclari icinde neye tekabul eder --ya da tekabul ettigi bir sey var midir?

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 17, 2006 03:23 AM

Mustafa bey,

Lütfen Behe'yi "peygamber" olarak tanımlayıp, bu yorumu da Mustafa Ajlan bey'e atfetmeyin.

Tanimlamadim. Ama, esasen haklisiniz. Bu nokta uzerinde takilip durmanin bir anlami yok. Meselenin ozu degil.

Bu çok yanlış bir şey. Biz Müslümanlar için peygamberlik kutsal bir kavramdır ve sadece Allah'ın vahyiyle seçilen kişileri peygamber sayarız.

I see. 'Siz muslumanlar'... :-)

Bir baska yazida Ozturk bey, 'yahu bu adam madem bu kadar biliyor, nicin musluman olmuyor' lafina 'iyi de, sen bu kadar cehaletinle nicin xxxxx olmuyorsun' mealinde pek de isabetli bir nukte yazmisti. Once bunu bir hatirlatmak isterim.

Daha sonra da 'takva' acisindan bazi sorularim olacak.

Bunlara dogrudan, anlamli ve aciklayici bir cevap vereceginizi umuyorum.

1) Sadece canlilarin 'Tasarimci'si olan nedir? Bunun Islam'in Allah kavramiyla ilgisi var midir, varsa nedir?

2) Islam'in Allah taniminda 'isini tamamlayip, birakip gitmis' cinsinden bir sey var midir? Bu ihtimal dahi soz konusu mudur?

3) "'Tasarim vardir' dolayisi ile Tasarimci da olmalidir" hukmune varmak sizce Allah'in varligini onaylamak midir; yoksa sadece olasiliklar arasina almak midir? Bu Islam'da kabul mudur?

4) Yukarida cizilen cercevenin Islam'la ortusmesi nerededir; kufre [ya da, daha da otesi 'Şirk'e] girer mi girmez mi?

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 17, 2006 03:39 AM

Müzmin Bey,

Bütün bunları "Akıllı Tasarımı Anlayamama" başlığı altında yazmanız iyi olmuş. Başlık tam oturuyor.

AT hakkında kendi kurguladığınız hayali bir tablo var zihninizde. Yanlışlarını şöyle ifade edeyim:

1) AT sadece canlıların değil, evrenin tasarımıyla da ilgilidir. Canlılar konusu, işin içine Darwinizm de girdiği için, daha bir popüler oldu. Durum bu. Yani AT'nin sözünü ettiği Tasarımcı, tüm evrene ve canlılara egemen.

2) "Tasarımcı artık olmayabilir" falan gibi laflar, tanıdığım hiç bir AT savunucusunun fikrini ifade etmiyor. Behe, bunu, karşı taraf "böyle bir mantıksal olasılık yok mudur" diye sorunca söylemiş. Ne o ne biz öyle düşünüyoruz.

3) AT'yi kabul etmek insani Müslüman yapmaz. Ama büyük olasılıkla Teist yapar.

Şöyle düşünün: Müslümanlık iman edilecek pek çok hakikat bildiriyor. AT ise bu büyük küme içindeki bir kaç önemli unsuru onaylıyor. Bu kadar... Dolayısıyla bu bir kaç önemli unsur dışındaki İslami hakikatleri gösterip, durup durup sürekli "nasıl uyarmış bu AT İslam'a" diye itiraz etmenize, "Müzmin muhalefet refleksi" dışında bir açıklama getirmek zor görünüyor.

Saygılar

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 17, 2006 01:15 PM

"Dolayisi ile, simdi ben size sorayim: Sadece canlilari tasarlamis oldugu farzedilen bir Tasarimci sizce musluman inanclari icinde neye tekabul eder --ya da tekabul ettigi bir sey var midir?"

suna benim kullandıgım tabirle yaratıcı diyelim.
bu yaratıcı;sadece canlıları degil,yeryuzundeki tum olusumları yaratmıstır.dogada canlı,cansız butun hersey.buna kar taneleride dahil ki,karın yagmasıda bir doga olayıdır.bu olaydan niye bu kadar kacıyorsunuz anlayamıyorum.sanırım sizde ateistler gibi,tavuskusu tuyunden ve kar tanelerinden fazlaca korkuyorsunuz.bununla beraber her ne kadar evrim ve darwinizmi savunmuyorum desenizde klasik atesit yaklasımlarını ve tavırlarını sizde fazlasıyla gormekteyim.

hatta biraz daha ileriye gidelim;
http://www.anafikir.com/goster.asp?t=730
bu adresteki sorulan sorunun dort cevap sıkkı var.eminim ki sizin sececeginiz sık A sıkkı olacaktır.

tasarım'ın musluman inancıyla bagdastırılması yanlıs bir yaklasım;ama soyle bir yaklasım daha dogru olacaktır.ilahi tek tanrı'lı dinler ile bagdastırabiliriz.cunku ortak bir nokta vardır.tasarımda benim tabirimle yaratıcı;ilahi dinlerdeki adıylada allah yada tanrı.

bu arada yine sunuda belirtmek isterimki;bilimsel bulgularla dini bilgilerin bazı ortak noktalarının olması bilimsel cevrelerde niye tahammul edilemez anlamakta zorlanıyorum acıkcası.hep soyluyorum.akıl,mantık,bilim neyi gerektiriyor,gerceklerimi,yoksa bazı cevrelerin gercek olmasını arzu ettikleri seyimi.inanın bana bu evrim meselesi bilim icin bir utanc kaynagı olacaktır.bunu emin olabilirsiniz.

bu arada iyi ve profesyonel bir tartısmacı oldugunuzu itiraf etmeliyim.
karsı gorusler ve fikirler her zaman renklidir.ama size bir tavsiye,kacak guresmekten vazgecin.
ben size kar tanelerindeki sekillerden bahsediyorum,siz karlı daglardan.bunu anlayamayacak bir kapasitede oldugunuzu dusunmuyorum.sakın bana sunu soylemeyin;"ben canlılardaki tasarımı kastediyorum."kar taneleri yaratıcı'nın tasarımına ve bu tasarımın hala devam ettigini gosteren en acık kanıttır.

Yazan: bercenay Tarih: March 17, 2006 01:36 PM

Bercenay bey/hanim,

suna benim kullandıgım tabirle yaratıcı diyelim.

Bu tabiri kullanabileceginize emin misiniz?

bu yaratıcı; sadece canlıları degil, yeryuzundeki tum olusumları yaratmıstır. dogada canlı, cansız butun hersey. buna kar taneleride dahil ki, karın yagmasıda bir doga olayıdır. bu olaydan niye bu kadar kacıyorsunuz anlayamıyorum.

Kacmiyorum. Sizi sasirtacak belki, ama, Allah tanimiza da katiliyorum. OK, bir paragrafta anlatildigi icin eksikleri var, ama, genel cercevesi ile katiliyorum.

Ama, galiba siz bu forumda yenisiniz. Cunku, daha once --forum cokup veritabani tarih olmadan once-- burada tartisilan konulardan birisi de 'indirgenemez kompleksite' idi ve sadece biyolojik seyler konusuluyordu.

Bunun uzerine, tipki sizin gibi, ben de kar taneleri ornegini vermistim. Aldigim cevabi da [bu aciklama olmaksizin] size yazdim: 'ZT sadece canlilar ile ilgilenir'.

Simdi siz hala daha benim size yazdiklarimi 'kacmak' olarak mi degerlendiriyorsunuz?

sanırım sizde ateistler gibi, tavuskusu tuyunden ve kar tanelerinden fazlaca korkuyorsunuz. bununla beraber her ne kadar evrim ve darwinizmi savunmuyorum desenizde klasik atesit yaklasımlarını ve tavırlarını sizde fazlasıyla gormekteyim.

'Ateist' hic olmadim. Gecmiste bir donem Allahin varligini ciddi ciddi sorguladigim oldu. Namevcut oldugu kanaatine var[a]madim. Oyle bir kanaat elde edebilmis olsaydim, bunu soylemekten kacinmazdim.

Ozetlemek gerekirse: Allaha inaniyorum.

hatta biraz daha ileriye gidelim; http://www.anafikir.com/goster.asp?t=730 bu adresteki sorulan sorunun dort cevap sıkkı var.eminim ki sizin sececeginiz sık A sıkkı olacaktır.

Onyarginiz icin tesekkur ederim. Ama, benim sececegim cevap. eger felsefik olabilirse: 'Kar tanesinin ve bizim uzerimizde ve disimizdaki bir kural seti kar tanelerini sekillendirmistir' derim. Bu sizi tatmin eder mi bilemem.

tasarım'ın musluman inancıyla bagdastırılması yanlıs bir yaklasım; ama soyle bir yaklasım daha dogru olacaktır. ilahi tek tanrı'lı dinler ile bagdastırabiliriz. cunku ortak bir nokta vardır. tasarımda benim tabirimle yaratıcı; ilahi dinlerdeki adıylada allah yada tanrı.

Yaraticinin varligini kabul etMEmenin mumkun oldugu kanaatinde degilim.

Ote yandan, bunu bizim sahip oldugumuz ya da olabilecegimiz hic bir imkanla ispat edebilecegimizi de dusunmuyorum. Bizden yukarida ve bizim erisimimizin mumkun olamayacagi bir platformdur. Formal olarak (varligi ya da yoklugu yolunda) ispatina gayret etmegi abes buluyorum.

bu arada yine sunuda belirtmek isterimki; bilimsel bulgularla dini bilgilerin bazı ortak noktalarının olması bilimsel cevrelerde niye tahammul edilemez anlamakta zorlanıyorum acıkcası.

Bu refleksin tarihsel sebepleri oldugunu dusunuyorum. Anlamli degil; ama, bir cok refleks de oyle degil midir?

hep soyluyorum. akıl,mantık,bilim neyi gerektiriyor, gerceklerimi, yoksa bazı cevrelerin gercek olmasını arzu ettikleri seyimi.inanın bana bu evrim meselesi bilim icin bir utanc kaynagı olacaktır. bunu emin olabilirsiniz.

Itirazim yok.

bu arada iyi ve profesyonel bir tartısmacı oldugunuzu itiraf etmeliyim.

Tesekkur ederim. Ama, profosyonel tartismaci degilim. Boyle bir mahlugun var bile olabilecegini hic dusunmedim.

karsı gorusler ve fikirler her zaman renklidir. ama size bir tavsiye,kacak guresmekten vazgecin.

Mukabil tavsiye de benden :-) Muhatabiniz hakkinda pesin hukum vermek yerine --kanaatinizin isabetli olup olmadigini-- muhatabiniza da danismagi deneseniz cok iyi olur.

ben size kar tanelerindeki sekillerden bahsediyorum, siz karlı daglardan.bunu anlayamayacak bir kapasitede oldugunuzu dusunmuyorum.

Yukarida aciklamaga calistim. Kar tanelerinin bu forumda bir mazisi vardi cunku.

sakın bana sunu soylemeyin;"ben canlılardaki tasarımı kastediyorum." kar taneleri yaratıcı'nın tasarımına ve bu tasarımın hala devam ettigini gosteren en acık kanıttır.

Ben, sizin dediklerinizi [Tasarimci esittir Allah imaniz disinda] aynen kabul ederim; dolayisi ile artik muhatabiniz Mustafa [Akyol] bey --ya da, daha isabetli olur-- 'Intelligent Design' savidir.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 17, 2006 06:26 PM

Mustafa bey,

Bütün bunları "Akıllı Tasarımı Anlayamama" başlığı altında yazmanız iyi olmuş. Başlık tam oturuyor.

Evet. O yuzden ta basinda "Bu baslik bir sikayet mi yoksa bir itiraf midir?..." sorusunu sormustum. Tevafuk.. Tam oturdugunda mutabikiz ;-)

AT hakkında kendi kurguladığınız hayali bir tablo var zihninizde. Yanlışlarını şöyle ifade edeyim:

'Kendi hayali' ve 'kurgu' vs sadece benim tekelimde olsa problem degil..

1) AT sadece canlıların değil, evrenin tasarımıyla da ilgilidir. Canlılar konusu, işin içine Darwinizm de girdiği için, daha bir popüler oldu. Durum bu. Yani AT'nin sözünü ettiği Tasarımcı, tüm evrene ve canlılara egemen.

Anlamli bulmuyorum. Sizin tariflediginiz seye 'secondary reactionism' tarikiyle 'anti-darwinizm' demek daha isabetli olur.

2) "Tasarımcı artık olmayabilir" falan gibi laflar, tanıdığım hiç bir AT savunucusunun fikrini ifade etmiyor. Behe, bunu, karşı taraf "böyle bir mantıksal olasılık yok mudur" diye sorunca söylemiş. Ne o ne biz öyle düşünüyoruz.

Bu spesifik nokta sizin nasil dusundugunuzu ogrendik, ama, konumuz o degil. Behe'nin mahkemede (yemin altinda) verdigi ifadeyi reddettigine dair bir sey biliyor musunuz?

Biliyorsaniz, paylasin lutfen. Aksi halde, eldeki bir ifadeye karsi niyet okuma yapmis oluruz.

3) AT'yi kabul etmek insani Müslüman yapmaz.

Dediginizi anliyorum. Ama, bu musluman olmayanlar icin gecerlidir. halen musluman olan birisinin itikadini zedeleyecegi dusuncesindeyim.

Ama büyük olasılıkla Teist yapar.

Olasilik kismi onemli. Bu noktada, ZT'nin Teismin 'genclik orgutu' oldugunu dusunebiliriz herhalde :-) fakat, her 'teizm' Islama uygun mudur sorusu var..

Şöyle düşünün: Müslümanlık iman edilecek pek çok hakikat bildiriyor. AT ise bu büyük küme içindeki bir kaç önemli unsuru onaylıyor. Bu kadar...

Onayliyor... Yahu, tek basina bu tur seylere itiraz etmek mumkun.

Dolayısıyla bu bir kaç önemli unsur dışındaki İslami hakikatleri gösterip, durup durup sürekli "nasıl uyarmış bu AT İslam'a" diye itiraz etmenize,

'Musluman'larin itiraz etmeyisine sasiriyorum. Kendi imanlarini bile aradabir sorgulayip eksiklerini duzeltmeleri gerekirken, buna boyle bir iltimas yapmalari enteresan.

Ote yandan, 'nicin itiraz ediyorsunuz?' sorusunun kendisi bile cok garip... Ne bekliyorsunuz/bekliyordunuz? Siz ibraz edecek biz de kabul mu edecektik?

"Müzmin muhalefet refleksi" dışında bir açıklama getirmek zor görünüyor.

This is a most unbefitting cheapshot...

Sizin gul hatiriniz icin sozkonusu musteari 'Muzmin Muhalif' de yapabilirim, eger sizi rahatlatacaksa ve konunun ozunu konusmaga donebilmemizi saglayacaksa. Samimiyim.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 17, 2006 06:46 PM

"Ben, sizin dediklerinizi [Tasarimci esittir Allah imaniz disinda] aynen kabul ederim; dolayisi ile artik muhatabiniz Mustafa [Akyol] bey --ya da, daha isabetli olur-- 'Intelligent Design' savidir."

muzmin bey;

genelde gozlemlerimde yanılmam ama nasıl olduysa sizin hakkınızda yanılmısım.
genelde baskalarını on yargılı bulurum;bu defa ben,onyargılı duruma dustugum ender durumlardan biriyle karsı karsıyayım.
ancak sizin deyiminizle bu on yargı sizi tanımam acısından faydalıda oldu denilebilir.
madem ki;bir cok konuda sizinle hemfikiriz,bir sonuca varmak acısından-genelde tartısmalarda bir sonuca varılmaz ama-soyle kısaca bir acıklamada bulunabilirim.

bir yaratıcı vardır.bu yaratıcı,evrendeki tasarımı,dengeleri,uyumu ortaya koymustur.ancak bu yaratıcı'yı dini inanıslardaki allah veya tanrı ile dogrudan iliskilendirmek yanlıs olur.(kuvvetle muhtemel oldugu varsayılabilir.)
dogrudan iliskilendirme yaparsak bilimsellikten cıkıp inanc noktasına geliriz ki,buda konuyu bilimsellikten uzaklastıracaktır.İnanc noktasında tercih kisinin kendisinde olacaktır.

yanlıs veya eksik taraf varsa duzeltin lutfen...

Yazan: bercenay Tarih: March 17, 2006 10:29 PM

Müzmin Bey,


'Musluman'larin itiraz etmeyisine sasiriyorum. Kendi imanlarini bile aradabir sorgulayip eksiklerini duzeltmeleri gerekirken, buna boyle bir iltimas yapmalari enteresan.


Sizinle daha önce de bu AT[ZT!] konusunu tartıştık,anlayabildiğim kadarı ile -yanlışsa lütfen düzeltin- siz ;

"Müslümanlar AT'yi dar anlamda inançlarına,
genel anlamda Teizme temel yaparlar da AT bir gün çuvallarsa bu temelleri yıkılır, bunu ne kendilerine ne de başkalarına izah edemezler" şeklinde bir endişeye sahip olmalı
diye düşünüyorsunuz.


Bu düşünce yapısı tartışılabilir.Haksızsınınız
demiyorum ama zaten aslında AT düşüncesi -bilimsel anlamda bunu amaçlamasa da-bir düşünce sapmasının,aydınlanma ile mecrasından kayan insanın varlık anlayışının tekrar eski yerine, kadim düşüncelerin sezgisine döndürüyor.


AT düşüncesi,R.Dawkins "Canlılar tasarlanmış gibi dururlar ama aslında doğal süreçlerle ortaya çıkmışlardır sözünün arkaplanındaki düşünce sapmasını "canlılar tasarlanmış gibi dururlar çünkü zaten tasarlanmışlardır,çünkü doğal süreçlerin bu canlıları herhangi bir şekilde oluşturmasının imkansızlığı kanıtlanmıştır şeklinde düzelterek sapmayı yatağına döndürmeyi sağlamaktadır.


Müslümanların AT düşüncesine karşı çıkmaları için bana göre bir sebep yoktur.Çünkü AT salt canlılık ile ilgilenmemekte, Antropik ilke ile birlikte hareket etmektedir.Bu ilke evrensel anlamda evren ve varoluş ile ilgilenmekte ve Teism'i Yaratıcı'yı apaçık gösterme anlamında değil ama varlığının zorunluluğu bakımından kanıtlamaktadır.


Buna karşılık Hakikati örtme manasında küfr her zaman vardı, her zaman da olacaktır.Mesela İ.Gazzali zamanında ki o zamanki adı ile Dehriyye(metaryalist)ler varlığı maddeye dayandırır ve dünya ve yaşam ezelden beri vardır, ezelden beri canlılık meniden insan/hayvan ,insandan/hayvandan meni şeklinde bir döngüdedir derlerdi.Bunun anlamsız bir dogma olduğu açıktır ama bu tür bir inat her zaman değişik şartlarda ve şekillerde olmuştur,olacaktır.


Bu, bize göre zaten varoluşun bir gereğidir, her zaman İman için yeterli kanıt vardır,inkar kesin olarak imkansızdır, ama O (cc) İman anlamında olduğu gibi Zahir inkarcılara sebep olması bakımından da Batındır.


Ben meseleye bu anlamda bakıyorum..

Yazan: Öztürk Tarih: March 18, 2006 02:05 PM

Bercenay bey/hanim,

bir yaratıcı vardır. bu yaratıcı, evrendeki tasarımı, dengeleri, uyumu ortaya koymustur. ancak bu yaratıcı'yı dini inanıslardaki allah veya tanrı ile dogrudan iliskilendirmek yanlıs olur.

Ifade dogru da, icraatinde yanlislar goruyorum.

(kuvvetle muhtemel oldugu varsayılabilir.) dogrudan iliskilendirme yaparsak bilimsellikten cıkıp inanc noktasına geliriz ki, bu da konuyu bilimsellikten uzaklastıracaktır. İnanc noktasında tercih kisinin kendisinde olacaktır.

Yanlıs veya eksik taraf varsa duzeltin lutfen...

Haddim olmadigini da biliyorum, ama, sorusunuzdan cesaretle soyle diyebilirim: Neresini duzelteyim?

Saf teolojik teori mi tartisiyoruz, yoksa hal (elde mevcut olan) ile ilintili midir?

Teori ise, sorun yok. 'Farz-i muhal'lerle lafa baslayip, 'tabiatta abes yoktur' ile konuyu kolayca baglayabilirz. Ne sis yanmis olur ne kebap...

Yok, eger gercek hayata taalluk eden bir seyden bahsediyorsaniz, ki zanndersem oyle, o zaman butun modeli kendi kafamizdan kurmak ve ben yaptim oldu demek dogru olmayabilir.

Bu laf salatasiyla anlatmaga calistim meramim sudur: Kendiniz icin yepyeni bir inanc cercevesi ciziyorsaniz, ki buna itirazim nicin olsun, 'kisinin kendi tercihi' olacagini kolayca kabul edebiliriz.

Ama, Islam cercevesine uygun olmasi endisesi var ise, yani kisi daha once 'kisinin kendi tercihi' olarak Islami secmis ise, ZT'nin Islam ile uyumlu olabilecegini soyleyemiyorum...

Fikih/Kelam alimi degilim. Ama, bence, Islam felsefesinin kendisine aykiri dusen temel farklari var.

Baska dinlerde bir faniye kadar indirgenebilirken, Islam bunu kabul etmez ve 'deterministic' ve 'tangible' bir Allah tanimi yapmaz. Bilincli bir tercihle bunu yapmaz.

Diger 'Ibrahimi' dinlerle --moda oldugu uzere-- cok benziyoruz, cok benziyoruz diyenleri ben de duyuyorum, fakat en temel noktadaki [Allah tanimindaki] bu buyuk farki ya bilmiyorlar, ya gozardi ediyorlar; ya da 'cambaza bak'lardayiz..

Bu seceneklerden hangisinin tadinin daha berbat oldugu tartisilabilir belki, ama, alt limit 'berbat' olmakla maluldur.

Bunlari soyleyisim, sizin sozlerinizle alakali degil, baska Ibrahimi dinlerce makbul ise Islam acisindan da makbul oldugunu soylemek gafletimizedir.

Azbiraz daha acacak olursam, dinibutun bir musluman (ki, ben oyle oldugumu hic iddia etmedim) eger helal kesilmis bir sey bulamazsa, bunun yerine 'kosher' yiyebilir. Ikisi birbirinin aynisi degildir, ama, ehven-i serdir.

Ayni sekilde, siz dualarini dogru durust okumak kaydiyla, oglunuzu bir Musevi hahama da sunnet ettirebilirsiniz. Ayni sey degilse de, hic olmamasindan yegdir.

Bunlar, yeri geldiginde, kabul edilebilir; ama, Allah tanimi icin ayni seyi ben soyleyemiyorum: Diger iki 'Ibrahimi' dinin kabul edecebilecegi Allah tanimi bana uymaz, benim baktigim yerden yanlis bir modeldir, Ilsami terimiyle $irk icerir.

'Tasarim'dan 'Tasarimci'ya gitmege de itirazim yok; mantiki cikarim da onu gerektirir.

Fakat, 'Tasarimci'nin Allah olabilecegini ben kabul edemiyorum. Hani, derler ya 'kirk tane sebebi var'.. bu da oyle:

Birinci sebebi, Allahi 'bilim' denen deneysel seyle ispatlamaga yeltenmege gerek yok. Allahin boyle bir sey ihtiyaci yok.

Ikincisi, Tasarimci'nin Allah oldugunu soyle[ye]miyorlar.

Bunda da anlayisli olmamiz --zimnen-- bekleniyor...

Gerekce de genelde su: 'Aslinda biz Allah oldugunu dusunuyoruz, ama, bunu soylemiyoruz, cunku bilimsel olmaz'..

Peki, kabul, herkesin bildigi fakat gizli bir gundemimiz var yani..

Yani, gundem belli ama arastirma ise 'ozerk'..

Buradaki esprinin ne oldugunu anlatarak esprinin tadini bozmak istemiyorum, ama, risklerine isaret etmek istiyorum [bunu da ta basindan beri soyluyorum]: Ikisinin bir arada olmasi mumkun degil.

Nitekim, Behe cikti konu hakkinda demek zorunda oldugu seyi mahkemede demek zorunda kaldi --yemin altinda-- [mealen] 'Tasarimci isini bitirmis gitmis de olabilir'...

Buyrun. Simdi, ozerk arastirma sonuclarindan birisi bu..

Digerleri henuz belli degil; ama, ne cikarsa bahtimiza --birisine gore Allah, digerine gore Trinity, bir baskasina gore de Manitu, Thor ya da gelip gecici bir sey..

Ateizme galebe calacak olan sey bu mudur?

Benim baktigim yerden bu, Allah tanimimizi bir faniler komisyonunun (otoritelerin) muglak deneylerinin ve yorumlarinin sonucuna teslim etmis olmaktir..

Islami bir yana birakin, Teizme hizmet edecegini ongormek bile tutarli degil.

Ucuncusu, 'indirgenemez kompleksite'yi Tasarim icin de Tasarimci icin kabul edebilirim. Bu 'biz henuz o kadarini anlamiyoruz, oralara henuz gelmedik' anlaminda olacagi icin bence sorun teskil etmiyor. Nitekim, 'bilim dunyasi'nda bu hic de nadir karsilasilan bir sey degil:

'Further investigation is beyond the scope of this study' dersiniz, ve okuyan herkes sizin o noktadan otesine ya kafa yormadiginizi ya da anlamadiginizi soyledigini anlar.

Mutlak bir "beyond the scope' (kapsam otesi) bilimde yoktur. Benim icin 'beyond the scope' olan, sizin icin olmayabilir; bugun olabilir, yarin olmayabilir.

Kisacasi, Quantum Dynamics/Physics ile Cartesien (Newtonian) Dynamics/Physics arasindaki bitmez tukenmez kapislamalardan mulhem, 'ZT'yi de anti-darwinizmin baska bir sekilde yazilisi olarak babul etmek sorun degil.

Ama, ZT'nin teoloji boyutlarina uzanip orada 'ateistlere karsi br zafer' olacak sekilde hayirlara vesile olacagini dusunen 'wishful thinker'lara, daha ilk adimlarinda 'Mutlak'in 'muglak'a tenzil-i rutbesini kabul ediyor olacaklari icin katilamiyorum.

Maruzatim asagi yukari bundan ibarettir.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 18, 2006 02:13 PM

Muzmin bey;

iki cumle ile yazacagınız seyi,epey bir uzun yazmıssınız.
sizin hakkınızdaki on yargılarım devam edecek anlasılan.goruyorum ki,tartısmadan ve buraya yazmaktan epey zevk duyuyorsunuz.

sunu acıkca soylemek isterim ki;benim ilgi alanım gercek ve gercege yakın olanlardır.sunun bilimsel acıklası soyle,su goruse gore bakarsak boyle olur,islamın anlayısına uyar mı uymaz mı,uyarsa soyle olur uymazsa boyle olur vs,durumlar benim ilgi alanım dısında kalır.

ben sonuc nereye cıkar ona bakarım.sonuc'un teori olması,yasa olması,dogru olması,gecek olması farketmez.ben isterdim ki;o kadar uzun uzun alakasız yazılar yazacagınıza iki kelime ile;"kabul ettigimiz yaratıcı;dini inançlardaki allah ile bagdaşmaz" demenizi beklerdim.

burada tartısırken baskalarının goruslerini,bulgularını,iddialarını,cıkarımlarını bir kenara bırakın;kafanızdaki seyi en fazla 5 cumle ile ifade etmek hic te zor degil.ama siz sonuclardan ziyade,sonucsuzlugu tercih ediyorsunuz,ve tartısmanın uzamasından haz alıyorsunuz gibime geliyor.

goruslerinizi acıkca beyan etmek yerine;ortaya atılan goruslerle ugrasmak hosunuza gidiyor.

ben bile bu kadar seyi sırf sizi elestirmek icin yazıyorum ki;konumuzla uzaktan yakından alakası yok.

O YUZDEN DAHA ONCE SOYLEDİGİM GİBİ,KACAK GURESİP,KONULARI DAGITMAK VE SAPTIRMAK YERİNE,KONUNUN OZUYLE İLGİLENİM LUTFEN.
COK RİCA EDİYORUM...

Yazan: bercenay Tarih: March 18, 2006 11:05 PM

Bercenay bey/hanim,

iki cumle ile yazacagınız seyi,epey bir uzun yazmıssınız. sizin hakkınızdaki on yargılarım devam edecek anlasılan.

Evet. Bunun boyle olacagi ihtimaline katilirim; cunku bu yazinizda da yeteri kadar sergilediginizi dusunuyorum.

goruyorum ki, tartısmadan ve buraya yazmaktan epey zevk duyuyorsunuz.

Olabilir... ama, bunun mahsurlu tarafi nedir?

sunu acıkca soylemek isterim ki; benim ilgi alanım gercek ve gercege yakın olanlardır.

E.. iyi. Tanismis olduk.. :-)

sunun bilimsel acıklası soyle, su goruse gore bakarsak boyle olur, islamın anlayısına uyar mı uymaz mı, uyarsa soyle olur uymazsa boyle olur vs, durumlar benim ilgi alanım dısında kalır.

Bu dediginizden, sizin 'baskalarinca hazirlanmis ve baskalarinca sindirilmis' seyleri tercih ettiginizi mi anlamaliyiz?

Oyleyse, iyi mukemmel bir nihai tuketici oldugunuzu dusundugumu ekleyebilirim.

ben sonuc nereye cıkar ona bakarım. sonuc'un teori olması, yasa olması, dogru olması, gecek olması farketmez.

Tutarli da olmasi gerekmiyor anlasilan. Ee.. bu bu da bir bakis acisi tabii ki.

ben isterdim ki; o kadar uzun uzun alakasız yazılar yazacagınıza iki kelime ile; "kabul ettigimiz yaratıcı; dini inançlardaki allah ile bagdaşmaz" demenizi beklerdim.

Peki, sizi mi kiracagim. iste, soyleyeyim: "kabul ettigimiz yaratıcı; dini inançlardaki allah ile bagdaşmaz"..

Rahatladiniz mi simdi..

Akliniza nicin sorusu hic gelmeyecek mi bu tek cumleyi duyunca?

burada tartısırken baskalarının goruslerini, bulgularını, iddialarını, cıkarımlarını bir kenara bırakın;

Tavsiyenizi ihtiyacim oldugunu dusunursem size gelecegimden supheniz olmasin.

kafanızdaki seyi en fazla 5 cumle ile ifade etmek hic te zor degil. ama siz sonuclardan ziyade, sonucsuzlugu tercih ediyorsunuz, ve tartısmanın uzamasından haz alıyorsunuz gibime geliyor.

OK. Simdi sizin cik sevdiginiz turden bir cumlelik cevap:

Psikoanaliz yeteneklerinizi benim uzerimde heba etmeseniz nasil olur? :-)

goruslerinizi acıkca beyan etmek yerine; ortaya atılan goruslerle ugrasmak hosunuza gidiyor.

Oyle mi? Hay Allah.. sizin ne olaganustu tele-yetenekleriniz var..

Hazir sizi bulmusken sorayim: Bugun kendimi nasil hissediyorum acaba?

ben bile bu kadar seyi sırf sizi elestirmek icin yazıyorum ki; konumuzla uzaktan yakından alakası yok.

Evet. bunun yok.

O YUZDEN DAHA ONCE SOYLEDİGİM GİBİ, KACAK GURESİP, KONULARI DAGITMAK VE SAPTIRMAK YERİNE,KONUNUN OZUYLE İLGİLENİM LUTFEN. COK RİCA EDİYORUM...

Bagira cagira soylemenize hic gerek yok ki.

Uzun metinler/cumleler size zor geliyorsa, bir dahaki sefere daha yavas yazarim, siz de yavas yavas okur dagilmaktan kurtulursunuz.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 19, 2006 05:40 AM

Müzmin bey;

ben on yargılarıma kaldıgım yerden devam edeyim.

bakın sizin hakkınızda kanıtlanmıs onemli bir tespitim var okuyun lutfen.
kendi kisisel goruslerinizi dogrudan yazmak yerine;baskalarının goruslerini analiz ederek,aslında gorus bildirmiyor sadece baskalarının goruslerine muhalefet yapıyorsunuz.

bununla beraber sizin kafanızın icindeki gercek goruslerinizi ortaya cıkarabilmek icin;sanki discide dis ceker gibi,dusuncelerinizi kafanızın icin kerpetenle sokup almak zorunda kalıyorum.oyleki size on yargılı yaklasmasam ve elestirmesem onlarıda ogrenecegimiz yok acıkcası.


"Bu dediginizden, sizin 'baskalarinca hazirlanmis ve baskalarinca sindirilmis' seyleri tercih ettiginizi mi anlamaliyiz?
Oyleyse, iyi mukemmel bir nihai tuketici oldugunuzu dusundugumu ekleyebilirim."

demek istedigim kisinin kendi tespitleri,gozlemleri,arastırmaları sonucu ortaya koydugu kendi dusuncesi ve bu dusuncenin
evrensel gerceklige yakınlıgının diger bilimsel bulgularla karsılastırılması sonucu ortaya cıkan sizin kafanızın icindeki gercek ve net gorusunuzdur.KAFANIZIN ICINDEKİ KENDİNİZE AİT ORTAYA CIKAN KENDİ GORUSLERİNİZ.BASKALARI SOYLE DEMİS BOYLE DEMİS DEGİL.BİLİM'DE BİLE TONLARCA YANLIS VARSA BUNLARI KABUL EDECEKMİSİNİZ.

"Akliniza nicin sorusu hic gelmeyecek mi bu tek cumleyi duyunca?"
sayenizde biz bir konuyu toparlayamadık ki.baska sorular sormaya baslayalım.

bu arada beni mazur gorun,isinizi ve yasınızı sorsam cok mu ayıp etmis olurum..?

Yazan: bercenay Tarih: March 19, 2006 01:00 PM

Bercenay bey/hanim,

ben on yargılarıma kaldıgım yerden devam edeyim.

Anlasilan, benim hakkimda konusmakta isarlisiniz... Sayenizde bu gidisle bir biyografim de olacak.. Vatan size minnettar olacaktir.. :-)

bakın sizin hakkınızda kanıtlanmıs onemli bir tespitim var okuyun lutfen.

Bir dakika: Bunun tadina varmam lazim.. Hem bir 'tespit', hem de 'kanitlanmis'..

Boyle iki basi mamur katmerli seylere herzaman rastlanmiyor. Tabii ki okuyacagim.

kendi kisisel goruslerinizi dogrudan yazmak yerine; baskalarının goruslerini analiz ederek, aslında gorus bildirmiyor sadece baskalarının goruslerine muhalefet yapıyorsunuz.

Siz beni gercekten sasirtiyorsunuz ama.. Bu derece keskin zeka sahibi ve bu kadar isabetli (!) seyler soyleyebilen birisi ile muhatap olmanin bana verdigi nurlu ufuklar huzurunu tahmin bile edemezsiniz..

Saka saka.. :-)

Ve, saka bir yana, teorileri analiz etmenin da fikirsel bir faaliyet oldugunu size bugune kadar soyleyen olmamis galiba.

Uzgunum, ama, sizin beklediginizi dusundugum sekilde 'ben kanarya severim' turunden kisa fakat anlamsiz 'gorus' bildirmeleleri benden duymaniz mumkun olacagini sanmiyorum. Uzgunum. Ama, bu konudaki onyarginarinizi yikmak icin ugrasmayacagim.

bununla beraber sizin kafanızın icindeki gercek goruslerinizi ortaya cıkarabilmek icin; sanki discide dis ceker gibi, dusuncelerinizi kafanızın icin kerpetenle sokup almak zorunda kalıyorum.

Disci rolunu benimseyen siz, koltukta eziyet ceken ben; herseye ragmen sikayet eden de siz...

Farkinda degilsiniz belki ama, bu bir zulumdur. Sizden boyle bir role soyunmanizi isteyen yok; dislerimle bir sorunum yok.

Olursa, discimi de kendim secerim; siz hic zahmet etmeyin --yani, bana bihude zulum etmeyin.

oyleki size on yargılı yaklasmasam ve elestirmesem onlarıda ogrenecegimiz yok acıkcası.

Anliyorum.. 'verdigimiz rahatsizliktan dolayi ozur dileriz'.. de.. rahatsiz olanin siz olduguna emin misiniz :-)

"Bu dediginizden, sizin 'baskalarinca hazirlanmis ve baskalarinca sindirilmis' seyleri tercih ettiginizi mi anlamaliyiz? Oyleyse, iyi mukemmel bir nihai tuketici oldugunuzu dusundugumu ekleyebilirim."
demek istedigim kisinin kendi tespitleri, gozlemleri, arastırmaları sonucu ortaya koydugu kendi dusuncesi ve bu dusuncenin evrensel gerceklige yakınlıgının diger bilimsel bulgularla karsılastırılması sonucu ortaya cıkan sizin kafanızın icindeki gercek ve net gorusunuzdur.

'Ben yanmasam sen yanmasan' yani, 'once inan, sonra sonuclarini, bedellerini dusunuruz' dolduruslari ile hareket etmemi benden beklemeyin.

Teoriler inanmak icin degildir. Tutarli bir model olup olmadigina bakarsiniz. Nerede tutarli, berede tutarsiz oldugunu analiz eder, nerelerde istifade edeceginize karar verirsiniz. Kisisel imanla alakasi yoktur; olmamasi gerekir.

1) Muhatap kisi degil, teorinin kendisidir ve onun hakkinda dile getirilen itiraz ve aciklamalardir.

2) Secmen demokrasisi oyunu oynamiyoruz. Teoriler kisisel oylarla degil, tutarli bir model olup olmadigiyla anlam kazanir.

3) Kisisel tercih bildirimlerinin teorinin tartisilmasi esnasinda faydasi olmadigi gibi zarari da vardir. Teoriye bir katkida bulunmaz. Meseleyi kisisellestirir. Luzumsuz yere kavga cikarir.

Ozet: Beni sloganlarla, 'catchphrase'lerle filan konusmaga, anketlerde oldugu uzere bir kac secenekten birisini secmek zorunda kalmaga davet ediyorsunuz. Hayal kirikliginiizn devami mukadder gorunuyor.

KAFANIZIN ICINDEKİ KENDİNİZE AİT ORTAYA CIKAN KENDİ GORUSLERİNİZ. BASKALARI SOYLE DEMİS BOYLE DEMİS DEGİL. BİLİM'DE BİLE TONLARCA YANLIS VARSA BUNLARI KABUL EDECEKMİSİNİZ.

Gelin bir noktada anlasalim --daha dogrusu bunu bilmeniz lazim artik: Yazismalarda buyuk harf kullanmak bagirip cagirmak, azarlamak anlamina gelir. Vurgulamak istediginiz yerlerin ya sagina soluna '*' koyun, ya da HTML 'tag'leri kullannin.

"Akliniza nicin sorusu hic gelmeyecek mi bu tek cumleyi duyunca?"
sayenizde biz bir konuyu toparlayamadık ki. baska sorular sormaya baslayalım.

Isaret ettigi yere degil de parmaga bakmakta israr ederseniz olacagi budur. Parmaga degil, isaret ettigi yere bakmanizi oneriyorum.

bu arada beni mazur gorun,isinizi ve yasınızı sorsam cok mu ayıp etmis olurum..?

Kisisel bir soru sordugunuz icin, eh, sonunda, benden duymagi cok arzu ettiginiz sekilde bir 'kisisel gorus' belirtmem sart oldu:

Evet. Tanismanin da belli bir adab-i muasereti vardir. Once tanismak arzunuzu dile getirirsiniz. Icabet edilecegine dair bir isaret alirsaniz, ardindan kendinizi tanitirsiniz.

Bunlarin hic birisini yapmadan, kut diye mahrem sorular sormanin nasil degerlendirilecegini size ayrica anlatmam gerekmiyordur umarim.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 20, 2006 02:44 AM

Mustafa bey,

Bu sabahki Zaman'da sizin soyle bir yazinizi gordum. Siz anons etmeden, bu sefer ben linkini vermis olayim.

Bu çatışmada Müslümanların Batı’nın teistleriyle (inançlı Hıristiyan ve Yahudilerle) ortak noktalar keşfetmesi hiç de garip değil.

Onca sene ( ~1400) sonra Muslumanlarin bunu anca kesfedebilmis (!) olmasi garip degil de nedir :-)

‘Akıllı tasarım’ bunlardan biri.

Acaba?

Bu teorinin İslam’a son derece uygun düştüğü ise, “Islam & Science” dergisinin 2004 yaz sayısında, Malezya’daki Uluslararası İslami Düşünce ve Medeniyet Enstitüsü’nden Adi Setia’nın imzasıyla yayımlanan bir makalede detaylı şekilde anlatılmıştı.

Bahsettiginiz makale bu olsa gerek. Okudum. Icinde bir iki kelime olarak Intelligent Design geciyor, ama, o kadar. Sonuc bolumunde ise asagidaki pasaj var.

Conclusion

The concept of taskhir in the Qur'an refers to the easily observable fact that nature, in both its cosmic and biospheric dimensions, has been constrained by Allah to render service and benefit unto humankind. In modern cosmological terms, taskhir can be said to refer to the extremely high degree of fine-tunedness of the design-parameters of the universe for the support of life on earth, and ultimately, conscious and intelligent human life. Through taskhir, the perfection of Allah's Wisdom (hikmah) is manifested in the phenomenal world, and His Grace (fadl) realized for humanity. The service rendered to mankind by the divine subjugation of nature is ultimately not physical in nature, but metaphysical in its significance: that humanity would be brought to recognize, acknowledge and glorify their Creator, and thus to realize fully the enduring transcendent meaning of their fleeting, phenomenal life on earth. Axiologically, this means that Islamic science is less utilitarian than intellecto-moral, and hence, the "outer" utilitarian dimension of science is to be subsumed under, and guided by, its "inner" intellecto-moral dimension, and not vice-versa.

Burada da, yazinin butunlugunde de, ID'yi onaylayan bir sey ben goremedim. Uzerinde durulan 'taskhir' (Arapca, fakat ingilizce transkripsiyonu ile yazilmis) kelimesinin Turkce karsiligini Ferit Develioglu'nun Osmanlica-Turkce Lugat'inde de Okyanusta da bulamadim. Ingilizce kaynaklarda 'taskhir'in karsiligi 'to constrain', yani belli bir huduta (sinira) baglamak, mecbur etmek vb olarak geciyor.

Bundan her anlam cikarilabilir --evrenin sonsuz olmadigi bile. Fakat, siz bunlardan nasil oluyor da

Kısacası ‘akıllı tasarım’ bilime de uygun, İslam’a da.

sonucunu cikariyorsunuz, merak ettim. Yukarida size de kolaylik olsun diye linkini verdigim sozkonusu makaleden sizi dediginizi destekleyen ilgili pasaji buraya aktarabilir misiniz?

Aykırı düştüğü tek şey, materyalizm. Materyalist olmak, bu fikri savunmak ise elbette serbest.

Materyalizmden baska bir seye aykiri dusmedigi konusunda kendinizi bu kadar inandirmis olmaniz iyi de, bu sadece sizin kanaatiniz degil mi?

Ama bu felsefeye uygun düşen bir teoriyi (Darwinizm’i) bilime ve eğitime egemen kılarken, Allah inancına uygun düşen bir teoriyi (akıllı tasarım’ı) sansürlemeye kalkmak yanlış.

Allah inancina uygun olan her inanis Islam'a uygun mudur sizce?

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 20, 2006 08:55 AM

Bercenay bey/hanim,

Buyuk harfle yazdiklarinizi olmasi gereken sekle cevirip kisaca cevaplayayim.

Kafanizin icindeki kendinize ait ortaya cikan kendi gorusleriniz. baskalari soyle demİs boyle demis degil. bilim'de bile tonlarca yanlis varsa bunlari kabul edecekmİsİnİz.

Sizin onyargi israr ve zenginliginize hayran olMAmak elde degil.

'Kaldik belaya'nin :-) guzel bir ornegi olsa da; aradiginiz yeldegirmeninin ben olmadigimi bilmeniz gerekiyor..

Asagidaki yazinin icinde 'kafir' kelimesini ararsaniz, aradiginiz cevap oradadir.

Daha detayli bir seyleri bir baska bir baslik altinda yazmistim, ama, site cokunce kayboldu.

Ilgili link, acik olarak da budur:

http://www.mustafaakyol.org/archives/2005/09/kusurlu_tasarm.php

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 20, 2006 09:12 AM

Müzmin Bey,


Diğer makalede bahsettiğiniz ilgimi çekmeye karşılık olması açısından söyleyeyim: Ben size hitaben AT ve İslam ya da Teism ile ilgili düşüncelerimi yukarıda yazmıştım.Aslında eklenecek noktalar var ama şu anda vakit problemim var,bu yazımdan hareketle cevaben bir açılım yaparsanız devam ederiz..Sanırım bu yazıyı görmediniz buraya alıntılıyorum:


'Musluman'larin itiraz etmeyisine sasiriyorum. Kendi imanlarini bile aradabir sorgulayip eksiklerini duzeltmeleri gerekirken, buna boyle bir iltimas yapmalari enteresan.


Sizinle daha önce de bu AT[ZT!] konusunu tartıştık,anlayabildiğim kadarı ile -yanlışsa lütfen düzeltin- siz ;

"Müslümanlar AT'yi dar anlamda inançlarına,
genel anlamda Teizme temel yaparlar da AT bir gün çuvallarsa bu temelleri yıkılır, bunu ne kendilerine ne de başkalarına izah edemezler" şeklinde bir endişeye sahip olmalı diye düşünüyorsunuz.


Bu düşünce yapısı tartışılabilir.Haksızsınınız
demiyorum ama zaten aslında AT düşüncesi -bilimsel anlamda bunu amaçlamasa da-bir düşünce sapmasının,aydınlanma ile mecrasından kayan insanın varlık anlayışının tekrar eski yerine, kadim düşüncelerin sezgisine döndürüyor.


AT düşüncesi,R.Dawkins "Canlılar tasarlanmış gibi dururlar ama aslında doğal süreçlerle ortaya çıkmışlardır" sözünün arkaplanındaki düşünce sapmasını "canlılar tasarlanmış gibi dururlar çünkü zaten tasarlanmışlardır,çünkü doğal süreçlerin bu canlıları herhangi bir şekilde oluşturmasının imkansızlığı kanıtlanmıştır" şeklinde düzelterek sapmayı yatağına döndürmeyi sağlamaktadır.


Müslümanların AT düşüncesine karşı çıkmaları için bana göre bir sebep yoktur.Çünkü AT salt canlılık ile ilgilenmemekte, Antropik ilke ile birlikte hareket etmektedir.Bu ilke evrensel anlamda evren ve varoluş ile ilgilenmekte ve Teism'i Yaratıcı'yı apaçık gösterme anlamında değil ama varlığının zorunluluğu bakımından kanıtlamaktadır.


Buna karşılık Hakikati örtme manasında küfr her zaman vardı, her zaman da olacaktır.Mesela İ.Gazzali zamanında ki o zamanki adı ile Dehriyye(metaryalist)ler varlığı maddeye dayandırır ve dünya ve yaşam ezelden beri vardır, ezelden beri canlılık meniden insan/hayvan ,insandan/hayvandan meni şeklinde bir döngüdedir derlerdi.Bunun anlamsız bir dogma olduğu açıktır ama bu tür bir inat her zaman değişik şartlarda ve şekillerde olmuştur,olacaktır.


Bu, bize göre zaten varoluşun bir gereğidir, her zaman İman için yeterli kanıt vardır,inkar kesin olarak imkansızdır, ama O (cc) İman anlamında olduğu gibi Zahir inkarcılara sebep olması bakımından da Batındır.


Ben meseleye bu anlamda bakıyorum..


alıntı sonu.


Dediğim gibi bu değerlendirme çok eksik ama ben bunu sizin yazdığınız çekinceler üzerine yazdım cevaben açılımlar yaparsanız devam ederiz.

Öztürk

Yazan: Öztürk Tarih: March 20, 2006 09:25 AM

Muzmin bey;

ben turkiye'nin en buyuk forumlarından birinde 2 yıldan beri gorev yapıyorum.bu gune kadar sanal ortamdan binlerce kisi i