« 'İslami Kalvinizm' Tartışmasında Görülmeyen Nokta | Ana Sayfa | Faşist Kurtların Vadisi »

February 13, 2006

Sultan Abdülhamid'e Saygı

Sultan II. AbdülhamidTürkiye'nin son iki yüzyılının en büyük bir kaç devlet adamından biri olan, Osmanlı İmparatorluğu'nu son derece zor bir dönemde başarıyla ayakta tutan ve tüm dünya Müslümanlarına Halife sıfatıyla sahip çıkan Sultan II. Abdülhamid'in vefatının 88. yıldönümündeyiz.

Abdülhamid'in, ona şiddetle düşman olan bazı kesimler tarafından görülmeyen yönü, modern Türkiye'nin temellerinin de aslında onun zamanında atılmış olmasıdır. Osmanlı tarihi hakkındaki yaşayan en büyük uzmanlardan biri olan Wisconsin Üniversitesi tarih profesörü ve Türk Tarih Kurumu onur üyesi Kemal Karpat İslam'ın Siyasallaşması başlığıyla Türkçe'ye çevrilen kitabında bu gerçeğe dikkat çeker ve Abdülhamid dönemindeki modernleşmeye büyük vurgu yapar. Prof. Karpat'a göre Abdülhamid'in saltanatı, "orta sınıfın (Müslim ve gayri-Müslim), serbest teşebbüsün, yabancı yatırımın gelişmesinde, devlet topraklarının özelleştirilmesinde, bürokrasinin profesyonelleşme ve büyümesinde, orduda subay sayısının hızla artmasında, ulaşım ve iletişimde eşine rastlanmamış, büyük patlamalara tanık olmuştur." Türkiye'nin ilk arkeoloji müzesini, tıp fakültesini, halka açık kütüphanesini, sanat akademisini, ticaret ve tarım okullarını açan, telgraf ve demiryolunu yaygınlaştıran da yine Sultan Abdülhamid'dir.

Kendisini, rahmet ve minnetle anıyorum.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 13, 2006 12:21 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Kimilerine göre Ulu Hakan, kimilerine göre Kızıl Sultan olan II. Abdülhamit için şimdiye kadar çok şeyler yazıldı, çizildi. "Dünya Müslümanlarına Halife sıfatıyla sahip çıkan" Abdülhamit'in Türklerin diline sahip çıkmaması bu "modern" sultanın bir diğer yüzünü ortaya sermesi açısından ilginçtir.

" Arapça güzel lisandır, keşke eskiden resmî dil Arapça kabul olunsa idi. Hayrettin Paşanın sadrazamlığı zamanında Arapçanın resmî dil olmasını ben teklif ettim. O zaman Sait Paşa başkâtip idi, direndi. ‘Sonra Türklük kalmaz’ dedi. O da boş lâf idi. Neden kalmasın ? Aksine Araplarla daha sıkı bağlantı olurdu...” "

Kaynak: ATATÜRK DÖNEMİNDE TÜRKÇE ve TÜRK DİL KURUMU -Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın

http://turkoloji.cu.edu.tr/YENI%20TURK%20DILI/5.php

Yazan: Peyami Iskender Tarih: February 13, 2006 05:04 PM

Listeye eklenecek cok sey var. Ilk aklima gelenler: Bankacilik, muhendis okullari; ve Canakkale'deki tabyalari yaptirmis olmasi. [I&T hukumetine pek cok defa bu konuda Selanik'ten uyarilarda bulunmus olmasi da]

Rahmet ve sukranla..

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 13, 2006 05:53 PM

Allah gani gani Rahmet eylesin.Onun izlediği poitikaları devam ettirebilecek yetekte basiretli insanlara -hoş ittihatçılardan bunu beklemek te hayal olur gerçi ama- sahip olsaydık, bugün belki bu noktada olmazdık.

Yazan: S.Öztürk Tarih: February 14, 2006 04:28 PM

Selam,
Abdülhamit i tahtından indiren 3 silahşörlerin de sonradan pişman olduğu söyleniyor:
(TALAT,ENVER,CEMAL PAŞALAR)

ALINTI:(Beyan Dergisi)
II Abdülhamit'in tahttan indirilmesi Müslüman Türk Devleti tarihinin en büyük kara lekelerinden biridir. Ittihatçılardan oluşan meclis, Abdülhamit' in tahttan indirilmesine karar verince bu kararın Sultan'a tebliği için dört kişi görevlendirilir.

Selânik milletvekili Yahudi Emanuel Karaso ve Senatör Ermeni Aram bu heyette bulunmaktadır.

Otuz üç yıllık saltanatı süresince devleti yıkmak isteyen dış güçler ve onların iç işbirlikçileri Sultan'ın tahttan inmesini tebliğ ediyordu. Devleti yıkmak için her türlü faaliyetin içinde yer alan bu iki şahsın sultana Hâl'ini bildirmesi çok acı, ama çok acıdır.
Abdülhamit Han hatıratlarında der ki:

-Tahttan uzaklaştırılmam, servetime el konulması ve bir çok eza cefaya uğramam bir yana, bu iki vatan haininin karşıma çıkarak seni tahttan indirdik demeleri beni kahretmiştir.

Ulu Hakan Abdülhamit Han'ı dinleyelim:

Bana en çok dokunan, bu Mason taslağı Yahudi'nin hâl (tahttan indirme) kararını tebliğ edişi olmuştur. Yıldıza gelen mebus heyetinde Emanuel Karaso'yu hiç unutamıyorum. Bu sûretle Makam-ı Hilafete hakaret edilmiştir. Yahudilerin Hz. Peygamber zamanından beri Sadr-ı İslama ve Makam-ı Hilafet’e karşı duydukları kin ve nefret cümlenin malûmudur. Ben Osmanlı tahtında iken Siyonistlik davası için bir gün huzuruma, beynelminel Yahudi teşkilatının kurucusu Teodor Hertzel ile hahambaşı gelmişlerdi. Bunları Yıldız Sarayı’nda kabul etmiş ve maksatlarını dinlemiştim. Her ikisi, Yahudiler için bir yurt dileğindeydiler. Bunun için de Kudüs'ü gösteriyorlardı. Hattâ utanmadan Teodor Hertzel:

-Zat-ı Haşmetpenahilerine arzederim ki, Kudüs için bir kaç milyon altın tensip buyurursanız, derhâl takdime amadeyiz, demez mi? Kan beynime çıkmıştı. Düşün ki, Makam-ı Saltanatımız’a bu iki Yahudi rüşvet teklifi cesaretinde bulunmuşlardı.

-Terkedin burayı, vatan parayla satılmaz, diye bağırmıştım. Işte bundan sonra Yahudiler, bana düşman olmuşlardı. Şimdi burada, Selanik’te çektiklerim, Yahudilere yurt göstermeyişimin cezasıdır.


Milletlerarası Siyonist teşkilâtının 21 maddelik ilkeleri ve düsturlarından birkaç tanesini dikkâtle okursak meselenin ciddiyetini kavramamıza yardımcı olur kanaatindeyiz.

1. Genç nesilleri ahlâka mugayir telkinlerle ifsad etmeli.

2. Aile hayatını yıkmalı.

3. Insanlara aşağı sınıflarla tahakküm etmeli.

4. San'atı zayıflatarak edebiyatı müstehcen ve şehevi bir hâle sokmalı.

5. Mukaddesata hürmeti yıkmalı, hürmetle anılan kimseler hakkında rezilâne vak' alar uydurmalı.

6. Hudutsuz bir lüks, baş döndürücü modalar icad etmeli, çılgınca sarfiyatı teşvik eylemeli.

7. Kalabalıkların vakitleri, eğlencelerle, oyunlarla geçirtilmeli, herkes düşünmekten alıkonulmalıdır.

8. Müfrit nazariyelerle fikirler zehirlenmeli, gürültü ve kargaşalar yaratılmalı, sınıflar arasına kin ve itimatsızlıklar sokulmalı. Fazla söze gerek yok yukarıda yazılı maddeleri okuyan her akıl sahibi meselenin ciddiyetini kavrar.


sevgi ve saygılarımla
ece

Yazan: ECE Tarih: February 14, 2006 06:28 PM

Ben de II. Abdülhamit dönemindeki Boğaz köprüsü çizimleri ve geçit projelerini hatırlıyorum. Madem kendisini andık, Rıza Tevfik'in herkesin bildiği şu şiirini bir kez daha hatırlayalım:

SULTAN ABDÜLHAMİD HANIN RUHANİYETİNDEN İSTİMDAD

Nerdesin, şevketli Sultan Hamîd Han,
Feryâdım varır mı bârgâhına?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,
Şu nankör milletin bak günâhına!

Târihler adını andığı zaman,
Sana hak verecek, hey koca Sultan;
Bizdik utanmadan iftirâ atan
Asrın en siyâsî pâdişâhına.

Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,
Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.
Sâde deli değil edepsizmişiz,
Tükürdük atalar kıblegâhına.

Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fenâ,
Bir sürü türedi, girdi meydâna.
Nerden çıktı bunca veled-i zinâ?
Yuh olsun bunların ham ervâhına.

Yazan: F. Sipahi Tan Tarih: February 15, 2006 08:24 AM

Ben bu yoruma katilamiyorum kusura bakmayin. Bir Cumhuriyet cocugu olarak Abdulhamid gibi bir kisiligi takdir edemem. Sakil bir adamdi, paranoid olarak biliniyordu. Ayrica Ermeni tehcir/Soykirim olaylari da onun zamaninda olmadi mi? Bunlari bir ulus olarak unutmamak lazim. Ne de olsa bugun Turkiye'nin bu hatalar yuzunden hala basi agriyor.

Yazan: MeltemB Tarih: February 16, 2006 09:55 AM

Sayin Meltem B,

Ben de bir cumhuriyet çocuğu olarak Abdülhamit'i takdir ediyor, kendisinin paranoyak değil fevkalade uyanık biri olduğunu düşünüyorum. Ermeni tehciri 1915 sonrasında oldu, Abdülhamit 1909'da tehciri icra eden İttihatçılarca tahttan indirilmişti. Ermenilerle ilgili daha önceki olayların tüm günahını (varsa) Abdülhamit'in sırtına yüklemek haksızlıktır.

Ulus olarak hafızamızın olmadığı malum, dünyanın 1923'de kurulduğu zanneden çok yurttaşımız var.

Bu arada, Rıza Tevfik'in şiirinin aslında devamı var, isterseniz pişman bir İttihatçının Abdülhamit'e övgüsüne bir daha bakın.

şiirin Devamı

Bunlar halkı didik didik dittiler
Katliama kadar sürüp gittiler
Saçak öpmeyenler secde ettiler
Tükürün onların pis külâhına

Sen hafiyelere güvendin ancak
Bunlar her tarafa kurdu salıncak
Eli yüzü kanlı bir sürü alçak
Kement attı dehrin mehrul mahine

Milliyet davası fıska büründü
Ridai diyanet yerde süründü
Türkün ruhu zorla asi göründü
Hem peygamberine hem Allah'ına

O itler nedense bana saldırmazdı
Belâlı idi başım kimse almadı
Seyirden başka işte kalmadı
Gurbet ellerin bu seyyahına

Çok kimseye şimdi vatan mezardır
Herkesin beladan nasibi vardır
Selametle eren pek bahtiyardır
Bu yeni yeldanın şen sabahına

Haddi yok açlıkla derde girenin
Sehpayı kazaya boyun verenin
Lanetle anılan cebabirenin
Bu rahmet okuttu en küstahına

Bugün varsa yoksa mim kemal
Şöhretine oldular fuzulî dellal...
Alem-i manadan bakta ibret al !!!
Uğursuz talihin şu kemrahına

Tahriklere yeltenip tacı tahtına
Sınadı bu millet karabahtını
Denedi sillenin mermi-sethini
Rahmeyle sultanım dilsiz ahına

Şair: Ali Rıza Tevfik

Yazan: Fethi Sipahi Tan Tarih: February 16, 2006 11:47 AM

Daha Ermeni tehcirinin ne zaman olduğunu bilmeyen insanların uzun yıllar Osmanlı'ya hükümdarlık yapmış bir padişahı çalakalem eleştirmeleri ne kadar acı..

Fethi Bey'in Ulus olarak hafızamızın olmadığı malum, dünyanın 1923'de kurulduğu zanneden çok yurttaşımız var. ne kadar da doğru..

Gerçektende tarihi 80 yıl zannedenler var maalesef..

Yazan: S.Öztürk Tarih: February 16, 2006 04:20 PM

Allah yattığı yeri cennet bahçesi eylesin.Han'ın dehasından bir örnek vermek isterim.Kendisine o melun suikasti düzenleyen belçikalı ermeni komitacıların işbirlikçisi yakalanmış ve mahkeme ile idamına karar verilmişti.Han onu makamına getirtti ve onun yaptığı eylemden dolayı affettiğini söyledi.Belçikalı suikastçi çok şaşırmışdı.Han yaptığı eylemle onca masum insanı öldürdüğü için aslında idamının hak olduğunu ama kendisini tek bir şartla affedileceğini söyledi.Şart çok basitti,Kendisi hapishaneden ihmal sonucu kaçmış gibi gösterilecek kendisine aylık düzenli bir maaş bağlanacak ve bunların karşılığında ermeni komitaların yapıp ettikleri tüm işleri düzenli olarak Saray'a rapor edicekti.Suikastçi sevinerek düşünmeden bunu kabul etmişti.(eğer çift taraflı oynarsa banka hesapları doğruca ermeni komitalara verilecekti)Bundan sonradır ki yaklaşık suikati takip eden iki sene ermeni taşnak cemiyetlerinin faaliyetleri yerel olmaktan öteye geçememiştir.Kendisini öldürmeye teşepbüs eden alçak birini,sırf Devletinin bekası için affeden ve onun kullananlara cevaben,suikatciyi onlara karşı kullanan bir insan tam bir devlet adamıdır,dehadır.Sayın Ece hanımın yazdıklarınada gönülden katılmaktayım.En zor anda Devletin başına geçen hızır misali bir padişah olan Abdülhamit Han'a dil uzatma cesaretini kendilerinde bulanlar dillerinin uzunluğunu bilgilerinin uzunluğuna göre ayarlasınlar.Çünkü Milli Mücadelemiz yoktan var olmadı; Mustafa Kemal Atatürk bu gelişimi tamamlandıran ve taçlandıran(Cumhuriyet)liderdir.Ama kimse bir ingiliz atasözünün dedeği gibi Zafer'den büyük değildir,ve en bilinmeyen tarih en yakın olanıdır...

Saygılarımla...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: February 17, 2006 02:22 AM

YAZINIZDA DİYORSUNUZ Kİ,OSMANLI ARAPLARA SAYGILI OLDUĞU SÜRECE REFAHLARINI SAĞLADIĞI SÜRECE OSMANLICILIK FİKRİNE BAĞLI KALMIŞTIR.ONA BAKARSINIZ,OSAMANLI İÇİNDEKİ GAYRİ MÜSLİMLERDE İYİ DÖNEMİMİZDE BİZE SADIK KALMIŞTIR;AMA OSMANLI NE ZAMAN DÜŞTÜ HEPSİ BİZİ SIRTIMIZDAN VURDU.ARAPLAR VE KÜRTLERDE KÖTÜ GÜNLERİMİZDE HEP BİZE KARŞI ÇALIŞMIŞLARDIR VE ÇELIŞMAYA DEVEM ETMEKTEDİR.ACABA AMERİKA BİZİ SALDIRSA,IRAKTA OLDUĞU GİBİ,KÜRTLERİ KULLANMAYACAK MI?KÜRTLER AMERİKA'YA KARŞI GELİP,BİZİM YANIMIZDA MI YER ALACAKLAR?KESİNLİKLE HAYIR.BU HOŞGÖRÜ POLİTİKASI İLE BİZ DAHA ÇOK SRÜNÜRÜZ.NE ZAMAN HOŞGÖRÜYÜ BIRAKIP MİLLİ BİR KİN YARATIRSAK O ZAMAN ADAM OLURUZ.ÜMMETÇİLİK YEMEN'DE BİTMİŞTİR.PKK'YI TOPRAKLARINDA BESLEYENLER HAÇLILARA KARŞI SAVUNDUĞUMZ MÜSLÜMAN DEVLETLER DEĞİL Mİ?BU MİLLET TARİHİ KANLA YAZMIŞTIR.KANLA YAŞACAĞIZ.DOSTLUK BARIŞ KARDEŞLİK TÜRK MİLLETİNİN DOĞASINDA YOKTUR.DESTANLARIMIZDA AŞKTAN DEĞİL SAVAŞLARDAN BAHSEDİLİR

Yazan: ÇIĞIR Tarih: February 27, 2006 12:39 AM

Kumaşının bedeli tenim olsun,

Renginin bedeli kanım olsun,

Ay yıldızına varlığım feda olsun!

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: February 27, 2006 02:16 PM


Değerli yorumcular
Abdülhamit Han'ın ne büyük bir devlet adamı olduğunu gösteren yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.Saygılarımla...

MUSTAFA ARMAĞAN
26.02.2006 PAZAR Zaman Gazetesi

Roosevelt emir verdi: “İzmir’i bombalayın!”

Geçtiğimiz hafta ABD Deniz Kuvvetleri’ne ait çifte nükleer reaktörle çalışan “Theodore Roosevelt” uçak gemisinin Marmaris açıklarına demir attığı haberlerini basında siz de benim gibi okumuş olmalısınız.

Bu dev savaş gemisinin limanımızda ne aradığını siyaset yazan yorumculara bırakarak biz yine yuvamıza, yani tarihe çekilelim ve gemiye ismini veren Başkan Roosevelt’in 100 yıl kadar önce İzmir’e yönelttiği “büyük sopa”sı karşısında Osmanlı’nın nasıl bir politika izlediğini görelim.

Yeryüzünde emperyalizmin arzularına ram olmayan pek az ülke kalmıştı. Çin limanları parsellenmişti, Japonlar ABD tehdidi altında yaşıyor, Afganistan Rus desteğiyle İngilizlere karşı direnebiliyordu. Osmanlı’nın da kapitülasyonlarla eli kolu sıkı sıkıya bağlanmıştı. Yapabileceği tek şey, vakit kazanmak ve bu barış döneminin imkânlarıyla olabildiğince onurunu ve toprak bütünlüğünü korumaktı.

Sultan Abdülhamid’in bütün stratejisi bu fikrin üzerine oturuyordu. Altyapı yatırımlarıyla eldeki insan kaynağını yetiştirmek ve teknolojik-bilimsel açığı kapamak da hedefler arasındaydı. Gelecekteki kaçınılmaz paylaşım savaşına ne kadar kuvvetli girilirse o kadar avantajlı çıkılacaktı. Beklenen paylaşım mücadelesi, Birinci Dünya Savaşı olarak onun tahttan indirilmesinden 5 yıl sonra patlak verecekti.

Tarihlerimiz yazmaz ama 1897’de İzmir limanına izinsiz girmeye kalkan “Bancroft” adlı ABD savaş gemisine kıyıdaki topçularımız tarafından ateş açılmıştı. (Muhtemelen bir ABD gemisine açtığımız son ateştir bu. Kaynak: “Roosevelt and the Sultans”, Willam James Hourihan’ın 1975’te Massachusetts Üniversitesi’nde hazırladığı doktora tezi, s. 148.) O sırada İspanya ile uğrayan ABD bunu yutmuş göründü ve hesaplaşmayı erteledi.

1901’de başkanlık koltuğuna oturan Roosevelt, Osmanlı’ya gereken dersin verilmesini, hatta gerekirse bir savaş açılmasını bile düşünmüştü. Osmanlı donanması, ABD’nin devasa savaş gemilerini durdurma kudretinden mahrum değil miydi? Bir filo gönderirdiniz, olur biterdi. Ancak uyanık birisi olduğunu anladığımız Savaş Bakanı Elihu Root uyardı kendisini. Bu Türkler kolay lokma değillerdi. Evet Türklerin deniz kuvvetleri dökülüyordu ama kara kuvvetleri “kaya gibi sağlamdı” ve teke tek kaldıklarında “Türklerin eline değme Avrupa askeri su dökemezdi”.

Beklenen fırsat, 1903’te, Beyrut’taki Amerikan konsolosuna suikast düzenlendiği tevatürüyle gelmiş oldu. Derhal 2 kruvazör yola çıkarıldı; ancak daha yoldayken haberin yalan olduğu anlaşıldı. Bir kere yola çıkılmıştı, gemilerin yollarına devam etmesi kararlaştırıldı. Ağustos ayında İstanbul’dan gelen haberler, gemilerin halk üzerinde büyük bir etki yaptığını söylüyordu. Yoksa Beyrut bombalanacak mıydı?

Neyse ki beklenen olmadı. Her zamanki gibi sessiz ve derinden bir politika yürüten Abdülhamid, isteklere açıkça karşı çıkmamakla birlikte ya geciktiriyor ve savsaklıyor ya da ani bir çıkış yaparak Amerikalıları şaşırtıyor ve daima süre kazanıyordu.

1904 yılına gelindiğinde gemiler tehdit olmaktan çıkmış, birer sıkıntı unsuru olmuşlardı. Ne misyonerler konusunda bir adım attırılabilmişti Abdülhamid’e, ne de herhangi bir söz alınabilmişti. Artık gemilerin geri çağrılması gündemdeydi. Büyükelçi Leishmann Beyaz Saray’ın tavsiyesiyle, misyoner okulları konusunda Başkan’ın ‘hassasiyetleri’ni iletti Babıali’ye ve Sultan’a. İşte gemiler geri çekilecekti ve bu, Başkan’ın iyi niyetinin bir göstergesiydi! (Osmanlılar da saf değillerdi tabii; bunun zevahiri kurtarmaya yönelik bir manevra olduğunu Amerikan gazetelerinden okumuşlardı.) Açıkçası her iki taraf da ayak sürüyordu. Roosevelt, ülkesindeki misyoner cemiyetlerinin baskısı altındaydı, Abdülhamid ise devletinin onurunu korumak peşindeydi.

Nisan 1904’e geldiğimizde Roosevelt’in deniz gücünü yeniden kullanmaya karar verdiğini görüyoruz. Bu defaki gösteri daha görkemli olmalı ve Sultan şartları kabul etmek zorunda kalmalıydı. Osmanlı tarafı tavize yanaşmayınca Başkan “büyük sopa”sını çıkarmaya karar verdi. Sert bir telgraf çekti saraya. Misyoner okullarının serbest bırakılması için Başkan’ın son uyarısıydı bu. Olumlu cevap geleceğini umuyordu ama Abdülhamid’in bitmez tükenmez oyunlarını da unutmamıştı henüz. Bekleyecek ve görecekti.

Filonun yaklaştığı haberleri, Yıldız Sarayı’nı alarma geçirmişti. Roosevelt de ne yapacağından tam olarak emin değildi. Bir bakanlar kurulu toplantısında Abdülhamid’in oyalama taktikleri karşısında öfkeye kapılarak İzmir’in bombalanmasını emretti. Bakan Hay’ın buna itirazı gecikmedi: İzmir’e ateş açsa ne olacaktı? Sonuçta o yıl seçim yapılacaktı ve adetleri 5’e çıkan gemileri geri çağırmak zorundaydılar. Anlaştılar: Gemiler gidecek ama ancak istekleri kabul edilmezse ateş açacaklardı.

Mutlaka bir netice. Ama nasıl? Kimse bilmiyordu… Başkan 1903’te diş geçirememişti Abdülhamid’e, işte bu sefer daha büyük bir filo göndermişti ama onun sürekli oyduğu labirentlerde bir yılını daha kaybetmek üzereydi. 5 Ağustos’ta kabineyi sırf bunun için topladı. Beyaz Saray’ın gündemine oturmuştu Osmanlı’nın baş eğmeyen tutumu. Bu sefer daha güçlü olan Avrupa filosunu İzmir’e gönderecek ve işi bitireceklerdi. Devlet Bakanı Hay ile bir akşam yemeği yiyen Roosevelt, gece boyunca Abdülhamid’in gizemli tavrını çözmeye çalışmıştı.

Gemiler İzmir’e yaklaştıkça İstanbul’daki görüşme trafiği de sıklaşıyor, Leishmann ile Tevfik Paşa arasında çözüm önerileri gidip geliyordu. Abdülhamid bu defa işinin kolay olmadığını anlamıştı. İki defa atlattığı gemi krizi, bu defa dalgalar halinde üzerine geliyordu. Karar verdi: Çatışmaya gerek kalmadan bu iş halledilmeliydi.

Nihayet Büyükelçi huzura çağrıldı ve misyoner okullarının kapitülasyon haklarından yararlandırılacağına söz verildi. (Ne var ki, Sultan’ı Roosevelt bile bu konuda Kur’an üzerine yemin ettiremedi.) Buna karşılık, ABD’nin İstanbul’daki ortaelçiliği büyükelçilik düzeyine yükseltme talebine olumsuz cevap verildi. Gerekçe olarak, devletin içinde bulunduğu mali durum gösterilmişti. Kendilerinin Washington’da büyükelçilik açacak imkânları yoktu; bu durumda Amerika’nın da açmasına izin veremezlerdi!

Böylece zorunlu bir taviz verilerek ve bir taviz verilmeyerek (1-1 berabere!) tırmanan bu kriz de halledilmiş oluyordu. 15 Ağustos 1904 günü savaş gemileri, bombalamak için geldikleri İzmir limanından ağır ağır uzaklaşırken, Yıldız Sarayı’nda 28. yılını doldurmaya hazırlanan Sultan, yaklaşan yeni bir tehlikeyle yüzleşmeye hazırlanıyordu. Bir yıl sonra camisinde patlayan bomba, ona etrafındaki kuşatmanın yalnız dışarıdan değil, içeriden de daralmakta olduğunu hatırlatacak ve düşünce keselerine yeni ihtimalleri koymaya zorlayacaktı. Abdülhamid’in kurtlarla dansı devam edecekti…

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: February 28, 2006 03:42 AM

Bilge lider, Ulu Hakan Sultan II. Abdülhamit Han hakkında şevkat, cömertlik, insanseverlik kısaca iyi bir insanda olması gereken özelliklerin dışında birşey söylemek şöyle dursun kızıl diyenler geçmişini ve tarihini bilmeyen kızıl beyinlilerdir.

Yazan: Murat BİTMEZ Tarih: March 2, 2006 12:21 AM

MERHABALAR,
BENDE ABDÜLHAMİD HANIN ARABACISIN ŞAHİT OLDUĞU İKİ OLAYI ANLATMAK İSTERİM

DİYORKİ ARABACI PADİŞAH HZ. BANA HERGÜN CEBİNDEN YAZIN KIŞ MEYVALARINDAN KIŞIN YAZ MEYVALARINDAN ÇIKARTIP VERİRDİ.BİR GÜN ELİMİ CEBİNE ATTIM CEBİNİN DİBİ YOKTU..

YİNE AYNI ARABACI ANLATIYOR PADİŞAH HAZRETLERİ GECENİN BİR YARISI ARABAYI HAZIRLAMAM İÇİN BENİ UYKUMDAN UYANDIRDI. ACELE ETMEMİ İSTEDİ. HEMEN HAZIRLANDIM.GİTMEMİZ GEREKEN YERİ BANA YOLDA TARİF ETMEYE BAŞLADI. HİÇ BİLMEDİĞİM BİR MAHALLEYE GİRDİM.SONRA Bİ EVİN ÖNÜNDE DURMAMI İSTEDİ. VE HIŞIMLA O EVE GİRDİ.BİR KAÇ DK.SONRA
GAYET SAKİN BİR ŞEKİLDE ÇIKTI AMA KILICI OLABİLDİĞİNE KAN LEKESİYDİ.VE SARAYA DÖNDÜK.
BÜTÜN GECE HİÇ UYUMADIM. SABAH ERKENDEN GECEYARISI GİTTİĞİMİZ EVDE BULDUM KENDİMİ.KAPIYI ORTA YAŞLI BİR KADIN AÇTI.KENDİMİ TANITTIM GECE OLANLARI ANLATTIM EVE BUYUR ETTİ BENİ.EVE GİRDİĞİMDE GÖRDÜMKİ ODANIN ORTASINDA BOYLU BOYUNCA UZANAN BİR GENÇ ERKEK BİR CESEDİ GÖRDÜM. KİM OLDUĞUNU SORDUM.KADIN BANA BU YATAN BENİM OĞLUMDUR.DÜNGECE SARHOŞ BİRHALDE EVE GELDİ VE BENİM IRZIMA GEÇMEYE KALKIŞTI. BENDE YETİŞ EY ABDÜLHAMİD DEDİM! SONRA SULTAN GELDİ VE OĞLUMUN BOYNUNU KILICIYLA İKİYE AYIRDI. ALLAH ONDAN RAZI OLSUN...

ALLAHIN RAHMETİ ÜZERİNE OLSUN

Yazan: adsız Tarih: March 17, 2006 05:10 PM

SayınMeltem hanım bizler tarihimizi bizlere nasıl gösterildiise öyle kabullendik.yıl 1897 dünya siyonist kongresinin ilk toplantı tarihi yıl 1901 siyonist lider teodor hertzel in abdulhamit han dan filistin i para karşılığı istediği tarih yıl 1908 selanikten gelen hareket ordusunun ayaklanmayı bastırmak üzere istanbul a gelişi ve daha sonra abdulhamit in tahttan indirilişi.ne tesadüf değilmi.evet abdulhamit e kızıl sultan lakabını takan yahudidir unutma.ermeni tehciri konusunda ise şunları söyleyebilirim.bu göç ettirme sırasında ölenlerin (türk müslüman ve ermeni) olamsı çok doğaldır o günün şartlarında.selamlar sevgiler

Yazan: mehmet öksüz Tarih: March 21, 2006 01:10 PM

tabrikler. sayfanızı çok beğendim. benim de çalışmama yaradı. çok teşekkür ederim...

Yazan: Nurbaki Tarih: March 25, 2006 04:03 PM

değerlendirmelerin çoğunu okudum gördüm ki Abdülhamit Hanı seven de var sevmeyende ve bu iki grubun yazılarının bir arada olması aslında bizim hoşgörüye muhtaç ve müştak olduğumuzun bir işareti. Her ne kadar Mustafa Ajlan beyfendi "BU MİLLET TARİHİ KANLA YAZMIŞTIR.KANLA YAŞACAĞIZ.DOSTLUK BARIŞ KARDEŞLİK TÜRK MİLLETİNİN DOĞASINDA YOKTUR.DESTANLARIMIZDA AŞKTAN DEĞİL SAVAŞLARDAN BAHSEDİLİR " dese de bu olaylara tek taraflı bakmanın bir neticesidir. çünkü hoşgörü olmazsa diyalog olmaz, diyalog olmazsa doğrular ortay çıkmaz. Zİra büyük bir şairimizin dediği gibi "tesadümü efkardan barika-i hakikat doğar." Milletçe yaşadığımız ve senaryolarınnın belli yerlerden yapılıp değişik mekanlarda servis edilen olaylar dün vardı(ittihatçılar) bugün de oluyor yarın da olacaktır. Bize düşen uyanık olmak ve biz olmaktır. Şu da bir gerçektir ki değil osmanlının dünyanın karmakarışık olduğu bir dönemde 33 yıl başta kalıp Devlet-i Ali'nin milli çıkarlarından bir tanesini ve toprağından bir karışını vermeyen Abdülhamit Han herkes kabul etse de etmese de "BÜYÜK BİR İNSANDIR" selamlar saygılar

Yazan: mehmet naci bostancı Tarih: April 5, 2006 10:20 AM

onore a ATATURK ....w la turchia laica e moderna

Yazan: lukas Tarih: April 6, 2006 10:15 AM

Ben osmanlı ve padişahları hakkında yorum yapacak arkadaşlara şunu söylemek istiyorum.osmanlıya ve padişahlarına (özellikle Abdulhamit Han a)hakaret edenlerin kimlikler
ne bakın unutmayın düşmanımın düşmanı dostumuzdur.bence böyle olmalı ve başka ayrıntılarla vakit geçirmrmeliyiz sayfayı okuyanlara saygılarımla mehmet öksüz

Yazan: Mehmet öksüz Tarih: April 18, 2006 03:49 PM

sayfayı ziyaret eden arkadaşlara çok değişik bir konuda bir ayrıntı aktarmak istiyorum.bu gün türkiyemizde başörtüsüne karşı olanların malatya da bayanlar hamamındandan çıkan hanım kardeşlerimizin başörtüsüne sinirlenip başörtüsüne hakaret eden fransız askerinden ne farkları var. ben bunu sağduyulu türk ve müslüman kardeşlerimin yorumuna sunuyorum saygılarımla mehmet öksüz

Yazan: Mehmet öksüz Tarih: April 20, 2006 12:17 PM

Vefalı arkadaşlarım...Tarihine söven arkadaşlara lütfen kızmayın... Zira suç onların değil ki... Bu millet uzun yıllar boyunca neye hizmet ettiğinin farkında bile olmayan gafil bir takım kafalar tarafından uyutuldu. Terakkiyi geçmişe sövmede gördü. Aldandı... Daha ilkokul sıralarından itibaren yukardaki iftiralarla dolu bilgilerle yetiştirildi. Ezber bilgilerle bugünlere gelindi. Şimdi artık mantık ve ikna yoluyla, kavga etmeden ortak geçmişimizi, gerçek ve doğru yönleriyle anlatmak böylece ecdada olan vefa borcumuzu ödemek zorundayız. Bu sebeple daha fazla çalışmak; gerek yurtiçinde gerekse yurt dışında master-doktora yapmak, tezlerimimiz muhataplarımızın anlayışına en seviyelerde ulaştırmak zorundayız. Bu iş bağırmak, çağırmak, sinirlenmek, kapışmak ve kalp kırmakla olmaz... Yoksa Allah esirgesin bizde gafil muhataplarımızın durumuna düşeriz... Selamlar...

Yazan: Tarihçi Tarih: May 31, 2006 10:42 AM

Abdahamid han a hakaret vatana ihanettir o peygamberimizin dahi takdir ettiği zamanının en büyük ve en adil kumandanıdır

Yazan: Şabet Tarih: July 12, 2006 06:04 PM

Türkiye'nin son iki yüzyılının en büyük bir kaç devlet adamından biri olan, Osmanlı İmparatorluğu'nu son derece zor bir dönemde başarıyla ayakta tutan ve tüm dünya Müslümanlarına Halife sıfatıyla sahip çıkan Sultan II. Abdülhamid...

Yazan: iakpunar Tarih: September 10, 2006 02:57 PM

Abdülhamid Han.

Size aynen kayılıyorum, Sn Mustafa Akyol.

Yazan: ilhan Tarih: September 12, 2006 02:40 PM

Birkaç gündür Mustafa beyin web sitesini incelemekteyim. Farklı konulardaki kitaplarının yanısıra böyle bir platformu oluşturarak kendi birikimin yanısıra farklı görüşlerden değerli insanların görüş ve bilgilerini sunmasını sağlamasını büyük bir çaba olarak görmekteyim. Son birkaç aydır başta milli mücadele olmak üzere III.Selim'den günümüze yakın Türkiye tarihi üzerine yıllardır yapmak istediğim okumalarım yapmakta olduğumdan bu platformun birikiminden çok yararlanmaktayım. Bu nedenle Mustafa beyi kutlamak isterim. Özelde söylemek istediğim ise, bu toprakların evladı olarak öncelikle vatanseverlik temeli üzerinde olumlu düşünce ile tarihimize yön veren tüm kişilikleri yaptıkları olumlu katkıları ön plana çıkarıp bunlardan ilham almak ve kusur ile hatalarını ise dönemlerinin koşullarını da dikkate alarak ders çıkarmaktır. Ancak bu temel üzerinde günümüzü anlayıp geleceğimize yön verecek sentezi oluşturabiliriz. Bu nedenle Atatürk ve Abdülhamid gibi kişilikleri tarihsel kimlikleriyle bilmemiz gerekiyor. Geçen yıl yaptığım bir Amerika seyahatinde bir halk kütüphanesini inceleme fırsatım olmuştu. Bulduğum bir resimli çocuk kitabında Amerikan tarihinden koloni liderlerinden dini liderlere, kadın hareketi ve benzeri toplumsal cemiyet ve hareketlerin liderlerinden bilim adamlarına, sanatçılara, asker ve devlet adamlarına Amerikan uygarlığına katkı veren tüm kişilikler dönemlerini ve etkinliklerini de vurgulayan resimleme ve çok anlaşılır bir dille bütünlük içinde anlatılmaktaydı. Buna gıpta edemeden edemedim. Günümüzün tüm olumsuzluklarına rağmen çok büyük bir vatan toprağına ve insan gücüne sahibiz. Bize düşen güçlerimizin farkında olarak iç ve dış engellerin üstesinden gelmektir. Saygı ve sevgiyle hepinizi selamlarım.
Dr.Alpay ERDOĞAN

Yazan: Alpay ERDOĞAN Tarih: September 14, 2006 10:45 PM

Abdulhamithan mubalağa etmeden geçen yüzyilin en siyasi ve deha bir insan olduğunu bütün dünya kabul etmiş ama içimizdeki irlandalilar hariç başta yahudiler olmak üzere bütün dünya osmanliyi yikmak için uğraşmişlar ama o son halifenin tahttan indirememişler taki 33 yil beklemek zorunda kalmişlar şimdi sizi düşünmeye davet ediyorum gümümüzdeki şartlari göz önünde bulundurursak bugün amerikanin önünde durabilecek bir devlet olmadiğini herkes biliyor ama o yüzyilda hasta adamin o halini düşünürsek 93 savaşina girmiş ruslara yenilmiş ittihat terakkinin sayesinde ve ağir bir ayastafanos anlaşmasi gibi ülkeyi o büyük enkazdan almiş ve 33 yil ayakta tutabilmiş tek başina ulu hakan o zaman ki emperyalist başta ingiltere olmak üzere bütün dünyada eşine çok nadir rastlanan bir siyaset güderek 33 yil osmanliyi harbe sokmamiş zaman kazanmiş devletin temelini yeniden oluşturmak için gece gündüz çalişmiş ve dünyanin en büyük istibaratini kurmuş ve oturduğu yildiz sarayindan bütün dünyayi idare etmiş neyse herşey artik geride kaldi eğer bir insani kötülemeniz gerektiğinde en az kötülediğiniz insanin bilgi ve derecesine çikmaniz lazim olur yoksa kendiniz gülünç duruma düşersiniz madem abdulhamiti kötüleyenle söylüyorum hodri meydan bu gün amerikasnin izni olmadan irağa girebiliyormusunuz bi deneyin hadi... Girebiliyorsaniz girin hadi ben inaniyorum bugün başimizda olsaydi ulu hakan size yemin etsem boşa gitmez birak ortadağudaki devletlere savaş açmayi okyanusu bile geçmeye korkardi yazik bu ülkenin ekmeğini yemiş suyunu içmiş ama adam açiktan vatan hainliği yapiyor pislik olsa bi işe yarar çiçeğin dibine koyarsin çiçeğe gübre olur bi işe yarar ama bu pislikleri neyin dibine koyacaz bilmem ne olur hiçbir işe yaramazlar birdaha söylüyorum ulu hakan amerikaya gemiler dolusu deve yollayip karşiliğinda 250000 tane mauser marka silah almasaydi çanakkale savaşini neyle kazacaklarmiş şimdiki tarih düşmanlarina soruyorum.leş akbabalar düşman hattina bu zaman ki laflarimi söyleyip mi kazanacaklarmiş yazik biraz kötülediğiniz insanin hayatini okuyun da sonra yaptiklarini ve yapacaklarini anlamaya çalişin sonra karşi olacaksaniz olun kisacasi bugün dünyayi yöneten büyük patronlar bunlar dünya tekeli olmuş petrol sahipleri (cfr) yi her devlette lobileri kurmuş imf ile gelişmekte olan devletleri önünü kesmiş hani tek dünya düzenünü isteyen kendi imparatorluğunu globalleşme adi altinda ayni misirdaki fravun düzenine benzeyen tanrilik iddaa edecek bir büyük bütün dünyayi yöneten büyük israili isteyen siyonist düzen kurmak isteyen gafil insanlar tarafindan yönetiliyor bugun bütün tarihimize sahip çikmazsak yarin istesekde çikamayiz artik çok geç olur benden söylemesi bu günleride arariz bizim tarihimizdden örnek alarak gelecekte ve bu günde ayni hatalara düşmüyelim vatan düşmanlari ne yaparsa yapsinlar allah nurunu tamamliyacaktir bu kesindir kurani kerimde geçer dünyanin ve islam aleminin kaderi sadece türklere ait değildir bütün alemi elinde tutan allah yeni bir millet yaratip nurunu onunla tamamlayabilir esselam.......................

Yazan: joker Tarih: September 30, 2006 12:00 AM

abdulhamid e hal kararını bildiren kişi yani emmanuel karasu danone yoğurtlarının kurucusudur.
hal kararını
-millet sizi istemiyor.
diyerek bildirmiştir. bu anı gösteren bir fotoğrafta bu adamın elinin çeketinin altında olduğu görülür herkes bilirdi ki ulu hakan her zaman çift revolver la dolaşırdı bu korkudan dolayı karasu biz de silahlıyız imajı vermiştir.
abdulhamid bu sözün üstüne bana hal i bildirmek için bir ermeni bir yahudi ve bir dönmemi geliyor demiştir.
harekat ordusu istanbula gelirken ulu hakanın paşaları bu orduyla mücadele etmek istemiş ancak sultan hamid onlar müslüman türk askeri kanlarının dökülmesine saltanatın pahasına bile olsam razı olamam deiştir.

çanakkale savaşı öncesinde sultana fikrini soran enver paşa ya bir harita üstünde ingiltereyi ve sömürgelerini sorar enver paşa avustralya dan irlandaya kadar pek çok yeri gösterir peşinden alman sömürgelerini sora fakat enver hiç bir yeri gösteremez
bunun üstüne ulu hakan
-ingiltere karşışında almanyayla beraber şavaşa girmişsiniz şimdi bana ne yapalım diyorsun artık çok geç demiştir.

sultan meclisi kapattıktan sonra almanyay giden bir elçimize bismarc
sultan çok doğru bir iş yaptı eğer bir ülke millet_i vahdet den ( tek millet) oluşmuyorsa meclis o millete ve devlete zarardan başka bişey vermez demiştir

ve gururuyla ün kazan kazanmış ve alman siyasi birliğinin kurucusu von bismarc
dünya üzerinde 100 gram siyasi zeka varsa bunun 90 gramı abdülhamid de 5 gramı bende kalanı diğer siyasilerdedir
demiştir
sultan hamid le ilgili güzel yorum
o evinin 4 tarafı yanan bir ev sahibi o bu yangını söndürmek için koşuşturup durmuştur ve bu koşuşturma sırasında bir kaç çocuğa çarpmıştır.
mekanı cennet olsun lütfen fatihalarınızda onun da adını anın

Yazan: serdar Tarih: October 10, 2006 07:42 PM

çok ilginç şeyler.yazmış bazı arkadaşlar bence bizim fikirlerimiz zehirlenmiş.ben daha kötü bişe yapmasada kendi atasını kötü gösteren millet görmedim.aksine kötü olmalarına rağmen kendilerini melek yapıyorlar.örnekler ermeniler,rezil papalık...bence atalarımıza sahip çıkmamız bizi kurtarır.sadece okullarda okutulan kitaplara itibar etmeyin.birçok doğrunun bu kitaplarda yayınlanmadığını bu sitedeki herkes biliyor.birde o kanla yaşamamız gerektiği meselesine değinmek istiyorum.o arkadaş iyi baksın tarihe.eğer okadar kanlı olsaydık avrupada okadar tutunamazdık 500 yıl.dile kolay. bugün hala cumhuryeti tartışıyorlar daha kurulalı ne kadar oldu.Müslüman Türkler hakkındaki nekadar suçlama varsa hepsini görmeden kendi adıma reddediyorum.sizde önce kendi içinizde reddedinki yetiştireceğiniz nesiller düşüncesizce sözde laik Atatürkçü sıfatının ardına saklanarak atalarına dil uzatmasınlar.herzaman doğruyu bulma ümidiyle teşekkürler...

Yazan: aşiret Tarih: October 13, 2006 04:04 PM

vahdettin; 'simdi hamid abim basimizda olsaydi butun bunlar basimiza gelmezdi'

Yazan: murat altin Tarih: October 29, 2006 01:08 AM

nerdesin şevketli ABDÜLHAMİD HAN...

Yazan: mustafa Tarih: November 17, 2006 01:52 PM

değerli okur arkadaşlar sizden aşağıda ayrıntısını sunacağım konuda yardım istiyorum.Bir cumhurbaşkanı düşünün içerisinden çıktığı halkı başörtülü veya türbanlı diye kamusal alan ilan ettiği cumhurbaşkanlığı köşküne çağırmayan ,köşk babasının malıymış gibi burayı türbanlı insanlara yasaklayan.
Ancak papa veya hahambaşı (Hıristiyan-yahudi) nı karşısına alıp üstelik dininin bütün simgeleri bu insanların üzerinde iklen karşılayıp köşkte ağırlayabilen birisi nasıl bu ülkenin cumhurbaşkanı olabilir.daha doğrusu olabilir mi.
papaz geliyor ,haham geliyor sıra bu memleketin öz evlatlarına gelince buralar kamusal alan oluyor.YOKSA CUMHURUN BAŞI BU ÜLKENİN SAHİPLERİ OLARAK YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARI MI MÖRÜYOR.
Çünkü üniversiteler kamusal alan başörtülü veya türbanlı öğrenci içeri alınmıyor.Köşk kamuısal alan örtülüler giremiyor.gelin o zaman bu insanlardan vergi de almayın sırası gelenleri askere de almayın ...yorumlarınızı rica ediyorum

Yazan: Mehmet öksüz Tarih: December 4, 2006 12:03 PM

Dedemi tanıma ve birkaç yılda olsa onunla yaşayabilme fırsatı buldum.Abdulhamid Han'dan bahsederken, Cennet mekan ABDULHAMİD HAN EFENDİMİZ derdi.Ayrıca ABDULHAMİD Han'dan sonra iki padişah daha oldugu halde neden hep Abdulhamide'e saldırılıyordu.Ne Mehmed Reşad'a ne de Sultan Vahdeddin'e yükleniliyordu..varsa yoksa Abdulhamid han..nedenini 40 yaşına geldigim şu günlerde daha iyi anlayabiliyorum.Abdulhamid han güçlüydü.stratejileri ve politikaları vardı.sonrasına gelen iki padişah güçsüzdü.iktidarlarında yapabilecek çok şeyleri yoktu.ve hatta Mehmed 5.Reşad ittahat ve terakki'nin tam güdümünde ve çaresizdi.Vahdeddin dönemi ise devletin tam çözüldügü ve bittigi dönemlerdi.Bu iki padişaha yüklenerek güçlenemezlerdi.Abdulhamid han gerçekten çok önemli ve güçlü politikalar üretti.Saltanatı döneminde 300 milyon altın olan dış borçları 25-30 milyon altına kadar düşürdü.Dış politikaları güçlüydü.Osmanlı'nı toprak kaybı oldukça azdır bu dönemde.Fakat Abdulhamid tahtta oldugu müddetçe Osmanlının toprakları paylaşılamayacaktı.ve çaresine bakılmalıydı.İttihad ve terakki'nin pimi çekilerek bu topraklara bırakıldı.gerisini artık ittihadçılar hallederdi.ve öylede oldu.Abdulhamidin anılarında enver paşa hakkında düşündükleri çok ilginçtir.lütfen okuyunuz.Nur içinde yatsın, Abdulhamid han gerçekten çok önemli ve kıymetli bir padişahtı.Allah rahmet eylesin...

Yazan: erdinç teoman Tarih: January 16, 2007 11:40 AM

41:05
Osmanlı tarihini anlayanlar bilirlerki bu ülke kuvvete dayanarak değil adalete dayanarak kurulmuştur eğer osmanlı orduları gittikleri yere adalet yerine zulüm götürselerdibu imparatorluk kurulmadançekirdek halinde parçalanırdı Adalet meşruiyetin temelidir. meşruiyet HÜKMETMENİN Mesnedidir,KUVVET meşruiyetin müeyyidesidir bu halde kuvvet meşruiyyete hükmetme ADALETE dayanmak,ZORUNDADIR,Herkimki,ADALETSİZ meşruiyetsiz kuvvet kullanmaya KALKARSA YIKILIR ORDU gayesi içinde elindeki kuvveti kullanırsa,meşru gayesi,dışına kayarsa gayrımeşrudur. belki bazı,şeyleri,yakar yıkar,AMA,sonunda kendiside yıkılır,VE MAALESEF,BU ENKAZIN ALTINDA BAZAN,BİR DEVLETDE ÇÖKER... ABDÜLHAMİDİN HATIRA DEFTERİNDEN---Fransız ihtilalinden ilham alıp yahudi ermeni bulgar anarşistlerle birlikte ve siyonist ve mason dış güçlerin desteğiyle,ORDUYU politikaya bulaştırıp koca bir imparatorluğu dağıtan ve türk milletini nasıl perişan edip bir gece vatandan kaçan sahte kahramanların beyinsizlerin ucuz kahramanlılarının nelere malolduğunun SULTAN ABDULHAMİDİN ağzında ibretlik dersidir... allah birdaha bizi böyle beyinsizlerden korusun şahsi menfaatlerini müstevlilerin emelleri ile tevhit etmekten kasıt ta bu zaten ALAMAN Genaralin türk ordusunun başına geçirilmesi almanlarla kaderbirliği yapılması M KEMAL PAŞANIN KASTEDDİĞİDE BU ZATEN GENÇLİĞE HİTABESİNDE kastetdiğide o zaten... DARBECİLİK LE 1908 DEtahatan indirdikleri sultan abdulhamid 5 milyon km toprak teslim aldıktan beş on sene sürmeden milleti ve toprağı miras yedigibi harcadılar ALLAHIM İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZLERİN İŞLEDİKLERİ YÜZÜNDEN BİZLERİDE HELAK EDERMİSİN. AYET MEALİ...

Yazan: Kömürcüoğlu Tarih: April 27, 2007 11:36 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)