« Sultan Abdülhamid'e Saygı | Ana Sayfa | Türkiye İran olacak mı? »
February 15, 2006
Faşist Kurtların Vadisi
[15 Şubat 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Amerikan The New York Sun gazetesinde yer alan Jim Geraghty imzalı bir makalede şöyle deniyor:
"İlginçtir ki dünyanın pek çok yerinde Amerika, yaptıklarından dolayı, örneğin Taliban'ı yıktığı, Irak'ı işgal ettiği veya İsrail'i desteklediği için nefret topluyor. Ama bir kısım Türkler'in Amerika'dan nefret etmelerinin nedeni, kurgusal filmlerde ve kitaplarda yaptıkları."
Geraghty, "Metal Fırtına" romanını ve "Kurtlar Vadisi Irak" filmini kast ediyor.
Haksız sayılmaz. Söz konusu romanı okumamıştım. "Kurtlar Vadisi" dizisini ise hiç izlemedim. Ama sinemadaki "Irak" versiyonuna gittim. Ve ülkem adına üzüldüm. Çünkü bu film ve toplumdaki etkisi, Türkler'in, gerçek dünyada yaşadıkları sorunları sanal dünyada kendilerini tatmin ederek çözmeye çalışan bir toplum olma yolunda ilerlediğini gösteriyor. Hayra alamet değil bu.
"Kurtlar Vadisi Irak", bir Türk milliyetçiliği propagandası. Ama buradaki milliyetçilik, milletlere zarar veren, çünkü onları içine kapanmaya mahkum edip geri ve ilkel bırakan cinsten.
'Kurşun atan'ın şerefi
Hani bir zamanlar Tansu Çiller'in çok tartışılan "devlet için kurşun atan şereflidir" diye bir sözü vardı. Film, işte o "kurşun atanların", hem hukuk dışı yollardan atan mafyavari tiplerin kahramanlık öyküsü. Bu tiplerin ele başısı ve filmin de esas oğlanı, her daim kasıntı bir şekilde gezinip çatık kaşlarıyla etrafı süzen Polat Alemdar.
Polat beyin maceraları ise mesaj yüklü. Filmin hemen başlarında iki adamıyla birlikte Kuzey Irak'ta ilerlerken Kürt milislerin kontrol noktasına geliyor. Adamlara "burada adam satın almak kolaymış, almaya geldim" diye hakaret edip onları öfkelendirken sonra, el çabukluğu-marifet, hepsini öldürüveriyor. Bir tanesinin araba camında boğazı kesiliyor.
Herhalde bu sahnede seyircinin "oh olsun, Irak'ta Kürt devleti kurmaya kalkarsanız, bizim kurtlarımız gelir sizi boğazlar" diyerek Kürtlere karşı "içinin soğuması" bekleniyor.
Bir başka sahnede Polat Alemdar kendisini tutuklamak isteyen yerel Kürt yetkililere "sizin otoritenizi tanımıyorum" diyor. Kendisine neci olduğunu soran Amerikalı "kötü adam" Sam William Marshal'a ise, "ben ne diplomat ne askerim, sadece TÜRK'üm" diye köpürüyor.
Yani Polat Alemdar, sadece "Türk" olduğu için, "Irak Kürdistanı"na gidip önüne gelen Kürt'ü öldürme yetkisine sahip. Artık bundan ne anlarsanız...
Anti-Amerikanizm?
Söz konusu anti-Kürt tema filme egemen. Kürtler "Amerikan işbirlikçisi" olarak gösterilip aşağılanıyor. Anti-Kürt çizgiden daha da belirgin olan, zaten filmin ana karakterini belirleyen ise, anti-Amerikanizm. Bu "anti"likleri dengeler gibi gözükmek için filme bir tane iyi Amerikalı, bir tane de iyi Kürt eklenmiş; ama bu istisnalar kaideyi bozmuyor.
Bence anti-Amerikanizm açısından sorun, Amerikalıların işkence yaparken ve suçsuz insanları öldürürken gösterilmesi değil. Çünkü böyle Amerikalılar gerçekten var ve Ebu Gureyb cezaevinde yaptıkları alçaklıkları tüm dünya gördü. Bir grup sadist İngiliz askerinin vahşetini de şu günlerde ekranlarda görüyoruz.
Sorun, Amerikalıların sadece böyle gösterilmesi. Irak'ta yaptıkları sadece buymuş gibi resmedilmesi...
Oysa Irak'ın bir yüzünde Amerikan işgalinin hoyratlığı ve bazı sadist askerlerin rezaletleri varsa -- ki bunlar da ülkelerinde yargılanıp mahkum oldular -- diğer yüzünde ülkenin Saddam zulmünden kurtarılması, başta Şiiler ve Kürtler olmak üzere Saddam muhaliflerinin rahat nefes alması, ilk kez serbest seçimlerin yapılması var. Zaten bu yüzden Irak nüfusunun toplam yüzde 80'ini oluşturan Şiiler ve Kürtler, ABD'ye "Kurtlar Vadisi Irak" penceresinden bakmıyorlar; "Yeni Irak"tan memnunlar.
Filmdeki yanlış bir mesaj da, Irak'taki "direnişçileri" korkunç bir işgale karşı haklı bir mücadele yürüten, sadece bazen biraz ayarı kaçıran özgürlük savaşçıları gibi göstermesi. Oysa Irak'taki "direnişçierin" bir kısmı düpedüz terörist. Eski Saddamcılardan veya El Kaide militanlarından oluşan bu katiller, koyu bir Sünni taassubu yüzünden Şiileri "kafir" saydıkları için, son üç yılda binlerce masum Şii'yi öldürdüler. Kurtlar Vadisi'nde cami bombalama işini Amerikalılar yapıyor; oysa gerçek Irak'ta cami bombalamanın uzmanı "direnişçi"ler. Defalarca Şii mabed ve türbelerini havaya uçurup katliam yaptılar. Bundan bir kaç ay önce, Iraklı Şii çocuklara şeker dağıtan bir Amerikan asker de bu "direnişçiler" tarafından bombalanmış, o askerler birlikte masum çocukların minik bedenleri de paramparça olmuştu.
Film, İslami mi?
Filmin beni en rahatsız eden yönü ise, içerdiği yoğun Hıristiyan düşmanlığı. Cami bombalatıp çocuk öldürten, her haliyle aşağılık bir adam rolündeki Amerikalı komutan Sam, Haç'ın önünde uzun uzun dua ediyor. "Yakın, yıkın, öldürün" emirlerini, Hz. İsa ve Oniki Havari tablosunun önünde veriyor.
Bu, Türkiye'de uzunca bir süredir devam eden, meyvelerini Rahip Santori cinayetinde ve Ağca'yı "Malatya'da doğru, Papa'yı da vurdu" diye karşılayan güruhta gördüğümüz anti-Hıristiyan propagandanın yeni bir örneği. Bu propagandanın ardında ise, siyasi bir proje yatıyor. Etyen Mahçupyan, Zaman'daki yazısında bunu iyi teşhis etmiş. Şöyle diyor:
"Görünen amaç dindar kesimin milliyetçi projeye bağlanmasıdır. Çünkü Türkiye’deki milliyetçiliğin hedefi AB ve Batı karşıtlığı üzerinden ülkenin içe kapanıp otoritaryanizm altında tutulması iken, dindar kesim AKP’nin açtığı yoldan dünyayla bütünleşmeye gidiyor. Bu gidişin engellenmesi dindarların da milliyetçileşmesi ile mümkün ve onları tahrik edecek şey de tabii ki misyonerlik faaliyetleri."
İşte "Kurtlar Vadisi Irak", söz konusu projeye "cuk" oturuyor. Film aslında, dindar olmayan milliyetçilerin, dindarları "milliyetçi projeye" bağlama girişimi.
Filmde İslam'ı öven ve yücelten sahneler de var. Bunlar İslami açıdan hoş ama, arada bir sahne var ki, filmin konseptinin daha çok faşizmle dolu olduğunu bağırıyor: Polat Alemdar, "kötü adam"ı canlandıran Sam Marshal'ın Hıristiyan mantığıyla söylediği "biz Tanrı'nın çocuklarıyız" lafına, "senin gibi bir çocuğum yok" diye cevap veriyor! Bu zıvanadan çıkmış küstahlık, İslami açıdan, en az Danimarka'daki karikatürler kadar terbiyesizce bir laf...
İslami örtü, "kurt"un sivri dişlerini gizleyemiyor.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 15, 2006 11:48 AM




Sayın Akyol,
Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı direnen faşist, ona yardakçılık yapan faşistten bin kat daha hayırlıdır. Japonya ABD işgaline karşı direnerek Japonya, Almanya keza aynı şekilde Almanya olmuşlardır. Onun için Kurtlar Vadisi Irak filmi Türk faşizmi için bir milattır. Müsterih olun, bundan sonra herşey daha iyi olacak.
Saygılarımla,
Veysel Aratlıoğlu
Yazan: Veysel Aratlıoğlu Tarih: February 15, 2006 05:27 PM
Mustafa bey,
Kurtlar Vadisi serisini ve bu filmi izlemedim. Izlemeyi de dusunmuyorum ama Amerikan hayrani yorumlarinizin hicbirine katilmiyorum. Hele hele Amerikan'in Irak'i isgal etmesini hakli gosterme cabalarinizda cabasi.
Amerika'nin Irak halkini Saddam'in zulmunden kurtarmak icin Irak'i isgal ettigine bugun Amerikan halkinin %95'i bile inanmazken siz buna nasil atif da bulunabilirsiniz ki?
Eger Saddam'da diger Arap ulkeleri diktatorleri gibi Amerika'nin gudumunde olsaydi acaba ayni Amerika Irak halkini sozde Saddam'in zulmunden kurtarmaya calisir miydi?
Ayrica Kuzey Irak'ta kolayca adam satin almanin bir senaryo ve abarti olmadigi gun gibi asikardir. Ne var bunda tepki duyulacak? Bir zamanlar Saddam'in kankasi olan bazi Kurt liderlerin Amerika tarafindan nasil satin alindigini bilmeyen mi var?
Asil bu filmin devamini Amerika Irak tan cekildikten sonra izleyecegiz. Keske yorumunuzu bundan sonra yapsaydiniz derim.
Milli duygular ve milliyetcilik neden sizi bu kadar rahatsiz ediyor? Diger taraftan Irak ta isgale karsi direnis gosteren ummetinizin bir bolumu icin rahatlikla kanli katil ve terorist olduklarini soylerken hic rahatsizlik duymamaniz da cok ilginc. Ruzgar eken firtina bicer. El Kaide'yi baska ulkelere karsi duzenlenecek terorist faaliyetler icin kuran ve ihya eden Amerika'nin kendisidir. Bunu neden sorgulamiyorsunuz?
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: February 15, 2006 06:12 PM
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=138220
Yazan: Gökhan Şen Tarih: February 15, 2006 07:30 PM
Ataman bey,
Amerika'nın Irak işgalini desteklemiyorum, aksine baştan beri bu işgale karşı çıktım. Türkiye'nin tezkereyi kabul etmesine de taraftar değildim.
Ama işgal oldu ve bunun çok kötü sonuçları olduğu gibi iyi sonuçları da var. Iraklıların büyük bölümü işgale nasıl bakıyorsa, ben de öyle bakıyorum: Saddam gittiği için mutluyum, ülkede ilk kez demokratik sürecin işlemesine memnunum, ama bu sırada ölen onbinlerce masum için de işgalcilere (ve "direnişçilere") kızgınım.
Öte yandan sivilleri öldüren teröristlerin İslam ümmetinin içinden çıkması, onları kınamama engel değil. Masum insanları her kim öldürürse, onları lanetlerim. İster Amerikalı olsun isterse Müslüman...
Saygılar
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 15, 2006 09:09 PM
Mustafa bey,
Oyle anlasiliyor. Ve, gunumzde her tur abese saygi duymanin onsart haline gelisi ile birlikte bu yazarin da fikrine saygi duydugumuzu soyleMEZsek zerafet tanrisina yeterince ibadet etmemis oluruz.
Belki. Ama, bu defaki istisnamin guhanini yuklenebilirim: Turkiye'de icten ice bir Amerikan karsitligi var ise bunun sebebinin (her Allahin gunu zabbahtan aksama kadar kitap okuyan bu asil milletin evlatlarinin) eline gecen bir-iki kitaba maletmek bence konuya coook uzaktan bakiyor olmagi gerektiriyor.
Garathy icin bunu yadirgamiyoruz.
Ben de iltimas yapmak isterdim, ama, madem ki bu yazida zerafet sisesini tasa caldim {kime ne :-) }, size katilamadigimi soylemem lazim: Haksiz sayilir.
Ben sizden bir adim daha ileriyim (!); sadece kitabi okuMAmis degil, filmi de seyretMEmis durumdayim :-) Ama, sizin yazdiklarinizi okudum.
Yanlis seyden utaniyorsunuz bence. Ve, evet, Veysel beyin dedigi uzere, hayra alamettir.
Ankara'nin Kurtulus Gununu kutlamak gibi incileri olsa bile, Tansu Ciller'in bence soyledigi bir kac dogru laftan birisidir o. Evet, kimin bu ulke icin kursun attigina iyice bakmak sartiyla, kursun atan ya da yiyenlerin illa uniformali olmalarini bekleMEmek lazim.
Amiyane tabirle, adama gicik oldugunuzu cikariyorum; isabetli midir bilmem. Ama, bu tur tavirlarin bini bir paraya cat kapi istedigi yere giren ve somurge valisi pozlarinda olan buyukleciler sozkonusu oldugunda nasil elestirilinizin tonunu ve dozunu cidden merak ediyorum.
Hic Rambo seyretmemis oldugunuza yoruyorum bunlari.
Bunun cevabini asagilarda bir yerlerde kendiniz veriyorsunuz aslinda..
Walla, ayrilikci Kurt sitelerine uzun zamandir firsat buldukca bakarim, ve iclerinde entellektuel olanlarin en iyi argumani 'Bugune kadar Turkiye ABD ile isbirligi yapti; simdi biz yapinca bunun neresi yanlis?'
Dogru bir tespit bence ve (yukarida bahsettigim) kendinize verdiginiz cevap da budur.
Hangi istisna, hangi kaideden bahsediyorsunuz?
Midnight Express gibi cok daha ucuz bir seyi (Dusunun, adam kendi insanlarini zehirlemesin diye biz onu hapse atmisiz. Butun hikaye bu ve filmde de 'domuz yemeyen, fakat domuzdan daha asagilik bir millet' hezeyanlariyla haykirttirilan birini) anlatan bir filmi yillarca basimizda Democles'in Kilici gibi sallamadilar mi?..
Onlar yapinca sanat, da, biz yapinca kabahat midir?
Yoo, tabii ki degil. Irak tarihinde gorulmemis bir imar faaliyetinin mevcut oldugu, okullarin yapildigi, hastanelerin modernlestirildigi, elektrik, su vb bilumum altyapida varilan mukemmellik seviyesinin Saddam donemini mumla aratacak noktalarda olMAdigini hepimiz bilmiyor muyuz? Tabii ki biliyoruz. Ama, bu tip gercekler, sizlerin isareti sayesinde daha bir anlamli olabiliyorlar.
I do, sincerely, hope what you have just said here will not come back to haunt you later in your life..
Hafizam eskisi gibi kuvvetli degil, yardimci olursaniz sevinirim: Bir pirenin kac bacagini koparinca pire sagir oluyordu?
Bir kismi da degil gibi anlasiliyor buradan. Duzeltmek ihtiyaci duyabilirsiniz diye altini cizmek istedim.
Ilginc degil mi? 3-5 sene oncesine kadar ortada sadece bir Saddam ve onun 'Kitle Imha Silahlari' vardi.. simdi ise, cok sukur, Operation GetThemAll sayesinde --goruldugu uzere-- huzur ve sukun hakim..
Fikri kaynaklar bakimindan dengeli beslendiginize emin misiniz? Filmin bir sahnesine bakip butun baska herseyi bir torbaya doldurmak ne derece dogru olur. Koskoca kasabayi insansiz hale getiren (yok, Halepce'den bahsetmiyorum) kimlerdi?
'Teslim'den gelen 'Islam' anlaminda mi soruyorsunuz? 'Baris' kokune atif olsa daha iyi degil mi?
Hiristiyan dusmanligi ile, hiristiyan fanatisizmine kapilanlara karsi olmagi birbirine karistirmamalisiniz. Bunun bir 'Crusade' oldugunu kim soylemisti?
Evet. Bu ihtimal var. Ama, tutmaz bence. Ayrica, tek kaynak yerine bir iki baska kisinin fikirlerini almak da isterdim.
Herseye bir seyin girisimi diyebiliriz tabii ki.. Kendime Not: 'Dindar olmayan milliyetçilerin, dindarları "milliyetçi projeye" bağlaMAma girişimi' icin iyi bir ornek ne olabilir bakilacak.
Karikatur konusunda mutedil davranilmasi yonunde telkinlere ben de katiliyorum, ama, bizimkilerin icinden birilerinin boyle laf arasinda soyledigi bir seyi de kustahlik olarak niteledimekte ben olsam o kadar tez davranmazdim.
Malum, sanat, basin ve fikir ozgurlugu falan filan gibi ulvi mefhumlar sadece Batli dostlarimizin imtiyazlarinda degilse tabii ki.
Gizlemesi, ya da biraz daha ileriye goturursek, torpulemesi mi daha iyi olurdu?
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 15, 2006 09:44 PM
Müzmin bey,
Evet, Iraktaki direnişçilerin hepsi için değil bir kısmı için "terörist" ifadesini kullandım. Bir insan vatanının işgal altında olmasına tepki duyup işgal ordusuna karşı savaşabilir. Bu, terör değil direniştir. Ama şu anda "direnişçi" denenlerin bazıları, Şiilere karşı iç savaş başlatmış durumdalar. Şiileri tahrik etmek için şimdiye dek defalarca camilerini bombaladılar, ama Irak'taki en önemli Şii otorite olan Büyük Ayetullah Sistani bu saldırılara misilleme yapılmasına izin vermedi. Bunun yerine Şiilere demokratik sürece katılmalarını öğütledi.
Benim gördüğüm kadarıyla bugün Irak'taki en isabetli politika, Ayetullah Sistani'nin politikasıdır. ABD işgaline taraftar değil, bunun bir ifadesi olarak da hiç bir Amerikalı yetkiliyle görüşmüyor. Ama Amerikalılar ile çatışmadan, Irak'ta demokratik bir sistem kurulmasına öncülük ediyor. Bu sistem işlediğinde Amerikalılar zaten çekilip gidecek.
Çizgim bu ve gelecekte bundan dolayı pişman olacağımı sanmıyorum.
Saygılar
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 15, 2006 10:01 PM
Biz ailecek "KURTLAR VADİSİ DANİMARKA" yı bekliyoruz.
sevg&sayg.
ece
Yazan: ECE Tarih: February 16, 2006 12:29 AM
Mustafa bey,
Sunnilerin Siilere karsi icsavas baslatmis olduklarina dair --ve lutfen ABD (koalisyon?) kaynakli olMAyan-- bir iki link verebilir misiniz? Bu bir.
Ikincisi, Irak halkinin kendi icinde kiminle (ve nasil) bogaz bogaza geldigi ile 'Kurtlar Vadisi Irak' ve Turkiye'deki anti-USAism ne gibi bir ilgisi var? Bu iki.
Her iki tarafin da bu konuda cok fazla atesli olmadigi dikkate alindiginda, bahsettiginiz seylerin aslinda bir isgalcilarin tezgahlamaga calistigi bir senaryo oldugunu goremiyormusunuz --malum, her zamanki hikaye: 'cekilirsek ne olacagini goruyorsunuz, birakin da dunya (petrol) durdukca buralarda kalalim' taktikleri yani..
O kadar masumane oldugunu sanmiyorum. Bence iki ayri baslik altinda bakmak daha isabetli olur. Birincisi, kuvvetlerini erken harcamak istemiyor gibi gorunuyor (malum, Sunniler muessesenin eski sahipleri; Siilerin devreye girmesi zaman aliyor); ikincisi, ABD zaten Siilerin ekmeklerine yag surecek herseyi yapiyor.
Nicin geldigini unutturduktan sonra mi?
Pisman olacaginizi soylemedim. Yukarida soylediklerinizin ileride, bir hortlak gibi, geri gelip sizi rahatsiz etmeyecegini (huzurunuzu kacirmayacagini) umdugumu soylemistim.
Cizginize bir diyecegim yok. Yine de, zemin kirilinca uzerindeki cizgiler de darmadagin olabiliyor. Dikkate almakta fayda olabilir.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 16, 2006 03:55 AM
Türkiye'de yaşayan Irak'lı bir bayanla tanışmıştım. Saddam döneminde gelip Türkiye'ye yerleşmiş. Amerika'nın işgali konusunundaki düşüncelerini sorduğumda "Saddam'dan nefret ediyoruz, şu anda herşey eskisinden daha iyi ve olmaya devam edecek." yanıtını vermişti. Ailesi halen Irak'ta ve onlardan iyi haberler aldığını söylemişti. Şahsen bu yanıtlar beni çok şaşırtmıştı. Gerçekten de şimdi daha mutlular galiba, kötünün iyisini yaşıyorlar. Elbette bu Amerika'nın işgalini haklı kılmıyor.
Yazan: damla Tarih: February 16, 2006 09:00 AM
Mustafa bey,
Umarim yanlis filmi elestirdiginizin farkina varmissinizdir artik. Amerika Irak'i keyfe keder isgal edip parcalamakla kalmamis belki yuzlerce yil surecek kin ve nefretin tohumlarini da atmistir.
Olan biten her seyin bundan sonra olacaklarin hatta Kurtlar Vadisi Irak'in da sorumlusu Amerika'dir. Butun bu olanlardan sonra kimse kimseyi yok Amerikan dusmani yok azili terorist diye suclamaya kalkmasin.
Ozgurlukler ulkesi ozgurlugun temsilcisi Amerika. Ne guzel. Kulaga ne kadar hos geliyor degil mi?
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: February 16, 2006 11:00 AM
Sayin Akyol,
Size katiliyorum. Irak'ta Kürtler'in ve Siiler'in özgürlesmesini görmek lâzim.
Gerci bu özgürlestirme gerceklestirilirken meydana gelen hatalar ve aci
tablolar insani üzüyor, yakiyor; fakat bazi ameliyatlar acisiz, sancisiz
olmuyor. Ama gerekli ameliyatin yapilmasini terketmek, ölüm gibi daha
büyük acilar doguracagindan, ameliyat acisina katlanmak gerekiyor.
Burada cerrah hernekadar can acitiyorsa da, sonucta hayat kurtariyor.
Küfre degil, tebrike lâyiktir. Tabii her taraf ve her tabaka gereken anlayis
ve medeniyeti gösteremez, takdir edemez...
Demokrasi, Seriat'tan üstün degildir, fakat diktatörlükten iyidir. Bu iyiligi
kabul etmek, Kur'anlilara farzdir. Bu farz kabul edilmezse, Kur'anli bir
hayat kurulamaz. Hem Kur'anli hayatin da demokratik olmasi gerekir.
Diktatoryal bir Seriat kabul edilemez. Seriat haktir, fakat diktatörlük
zülümdür. Bu zulmün Seriat'a girmeye hakki yoktur. Bunun icin Seriat'in
da demokratik olmasi gerekmektedir. Diktatörist Serî Yönetim'lere izin
verilemez. Yani Allah'in Dini'nden ilkel bir yönetim cikaranlara firsat
verilmemelidir. Böylelerinin Islamli Ülkelere egemen olmasi önlenmelidir.
Ortadogu'nun demokratiklestirilmesi, bu bölgenin sagligina kavusmasi
demektir. Ortadogu sagligina kavusunca hersey daha güzel olacak ve
acilar unutulmasa da gececektir. Bazi acilar yasanmasin diye bu bölgeyi
diktatör, terörist ve totaliterlerin eline ve keyfine birakmak, karismamak,
bugün yasanmakta olan acilardan daha büyük bir felâkettir.
Hem kötüyü yikmadan iyiyi kuramazsiniz. Ortadogu'nun Kur'an Dini'yle de
bagdasmayan gerilik ve tiranlik tablolari birer birer yikilmalidir. Allah'in ve
gercek Kur'anliligin bu cirkin tablolara razi olmasi mümkün degildir. Amerika,
bu tablolarin ortadan kaldirilmasinda, "kötüyü yikan" ve "pisligi temizleyen"
bir "kuvvet" olarak rol almakta ve rolünü oynamaktadir. Bir "Dünya
Imparatoru" olarak Amerika elbette bu bölgeyi kendi haline birakamazdi.
Eger El-Kaide'nin onbir Eylül eylemi olmasaydi, Amerika Ortadogu'yu
özgürlestirme ve hizaya getirme operasyonuna kalkisamazdi. El-Kaide eylemi,
Amerika'ya güc ve cesaret ve mesruiyet kazandirdi. Simdi Amerika, üzerine
aldigi tarihî rolü sonuna kadar götürmek zorunda. Aksi halde hersey
aleyhine döner ve varligini kaybeder. Bunun icin simdi sirada Iran ve Suriye
var. Eger bunlar, Yeni Dünya Liderligi'ne itaat etmezlerse, Saddam'in akîbetine
ugrayacaklar ve bizler de yeni acilar yasamak zorunda kalacagiz. Maalesef
bunlar, kacinilmaz bir kader olarak karsimizda durmaktadir. Bugün Osmanli
Imparatorlugu'nun boslugunu Amerikan Imparatorlugu doldurmaktadir.
Imparator, itaatsizleri affetmez. Caresiz Iran ve Suriye de cezalandirilmaktan
kurtulamayacaklardir.
Eger bugün Amerika degil de, Osmanli Imparatorlugu dünya yönetiminde
olsaydi, o da Amerika'nin yaptigini yapmayacak miydi? Yoksa o bölgeyi
pisligi icinde birakip keyfine mi bakacakti? Bakabilir miydi? Elbette bugün-
künden daha farkli olmayacakti. Eger diktatörlükler, Imparatorluga kafa
tutuyor ve itaat etmiyorsa, güc kullanmaktan baska care kalmayacaktir.
Iste bugünkü olanlar da bundan ibarettir. Elbette güc kullaniminda meydana
gelen bazi hata ve suistimallere taraf olmak mümkün degildir. Ama Ortadogu'
nun durumu iyi ve düzgün olsaydi bunlar olur muydu? Herhalde olmayacakti!
Bunun icin haksiz ve ölcüsüz bir savas karsitliginin bir anlami yoktur.
Kötülükte direnme veya onu koruma varsa, buna karsi mücâdele etmekten ve
onu yikmaktan baska care de yoktur. Bu yikim yapilirken meydana gelen
feryatlara da, yikim acisina katlanmak gerektigi gibi katlanmak gerekiyor.
Bu yüzden "Kurtlar Vadisi" gibi filimlerle öfke ve feryatlarini bosaltma
eyleminde bulunanlara yol vermek lâzimdir. Birakalim onlar da biraz desarz
olsunlar. Amerika da bu filmi fazla büyütmesin. Cünkü insanlarin bosalma
ihtiyaci vardir. Gercekleri görmek ve sabretmek daha iyidir, fakat herkes bunu
basaramaz.
Hüseyin Avdic
Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: February 16, 2006 12:12 PM
Bravo Hüseyin Bey, USA icazetli islamizminiz pek şirin!
Veysel Bey, sizin "faşistlerden faşist beğenme" politikanız da pek bi hoş doğrusu!
Sevgili Muzmin Anonim dostumuz,
Çiller'in çıkınında doğru bir laf bulabilmek, deveyi dikdörtgene tahvil etmekten daha zordur bence ve siz emin misiniz o iğrenç lafın doğru bir laf olduğuna -merakımı bağışlayın.
Musafa Beyciğim,
Şu rezil ABD imparatorluğunu koruyup kollama çabalarınızdan vazgeçerseniz sizi daha çok seveceğim doğrusu!
Yazan: metin-thePoor Tarih: February 16, 2006 02:48 PM
...Ayrıca da, teknik ve estetik ölçütlerle değerlendirildiğinde 10 üzerinden ancak 1 verilebilecek , kötü bir senaryonun kötü bir oyunculukla perdeye yansıtıldığı böyle bir film, bize iki şeyi ima ediyor. Bir: Gerek olanı gerekse olması gerekeni asla rasyonel bir çerçeve içinden göremeyen, aşağılık kompleksi yüklü, faşizme teşne bir negatif milliyetçiliğin yükselen değer haline gelişini. İki: Türk toplumunun çocuksu, naif kişiliğini.
Yazan: metin-thePoor Tarih: February 16, 2006 02:58 PM
Müzmin bey,
El Kaideci veya Baascı Sünni militanların Şiilere saldırdıkları ve bir Sünni-Şii iç savaşı çıkarmak istedikleri, sadece Batı basınında söylenen bir şey değil. Ben kişisel olarak konuştuğum hemen her Şii'den aynı şeyi duydum. Türkiye'deki Şiilerin lideri de, İran'dan tanıştığım iki Ayetullah da aynı şeyi söyledi.
Şiiler Saddam rejiminde ezildikleri için, yeni durumu hala olumlu görüyorlar. Ülkenin yüzde 60'ını oluşturdukları için de siyasete egemen hale geldiler. Bazı Sünniler ise buna tepkili. Dedigim.
Amerikalıların Ebu Gureyp'te yaptığı işkence, Felluce'de yaptıkları katliam ise ayrı bir konu. Bunları tüm kalbimle kınıyorum.
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 16, 2006 03:04 PM
Diziyi de filmi de seyretmedim.Seyretmeyi de düşünmüyorum.Ama basında çıktığı kadarı ile içeriğinden haberdarım.
Film'de şüphesiz eleştirilecek yerler var. Mustafa Bey'de bunları yazmış.Mustafa Bey'e katıldığım noktalar olsa da genel anlamda -çoğu konuda farklı düşüncelere sahip olsakta :-)- ben Müzmin Bey gibi düşünüyorum.Şii-sünni gerginliği ile ilgili de Müzmin Bey'in tesbiti doğru bana göre.Bu gerginlik işgal güçlerinin tezgahladığı ama Şii'lerin itidalli davranışları sayesinde amaçlarına pek ulaşamadıkları bir vakıadır.
Mustafa Bey şöyle yazmış:
Filmde İslam'ı öven ve yücelten sahneler de var. Bunlar İslami açıdan hoş ama, arada bir sahne var ki, filmin konseptinin daha çok faşizmle dolu olduğunu bağırıyor: Polat Alemdar, "kötü adam"ı canlandıran Sam Marshal'ın Hıristiyan mantığıyla söylediği "biz Tanrı'nın çocuklarıyız" lafına, "senin gibi bir çocuğum yok" diye cevap veriyor! Bu zıvanadan çıkmış küstahlık, İslami açıdan, en az Danimarka'daki karikatürler kadar terbiyesizce bir laf...
Mustafa Bey'in bu sözlerine ise tamamen katılıyorum..
Saygılar.
Yazan: S.Öztürk Tarih: February 16, 2006 04:12 PM
Metin bey,
Hayir, yanlis okumadiniz; gercekligin de bazan ayara ihtiyaci olabiliyor ;-)
['Don't adjust your mind. Reality needs adjustment'in cabucak/acemice bir tercumesi iste.. ama, na'apiyim, daha fazlasini vermemis ki Ma'bud :-) ]
Ve, evet, atfettigi seyin igrenc oldugu konusunda da sizinle hemfikir degilim.
Devlet kavramini ve mekanizmasinin isleyisini cok asiri derecede idealize edersek --bence-- devletsiz kaliriz; devletlerin yapmak zorunda oldugu bazi seyler vardir ki taife-i zurefaca ve nazikce 'pis isler' basligi altinda kategorize edilirler. [Ve, mevzubahis taife-i zurefa-i tatlisu ile de hemfikir degilim; belki merak eder ve sorarsiniz diye pesinen soyleyeyim istedim.]
Bu 'pis isler'i birilerinin yapmasi gerekir de, her zaman '3 adim one cik!' yoluyla gonullu bulmak sozkonusu olmayabiliyor. Boyle durumlarda ilgili insan kaynagi yaratilir --nasil yaratildigini filan size anlatmaga curet edecek degilim, bunlarin ne ve nasil oldugunu en az benim kadar siz de biliyorsunuzdur.
'Pis isler' (kendilerinin rizasi olsun olmasin) ile ugrasirken kursun yiyen ya da atanlari kutsamiyorum; ama, hep bir agizdan 'Koroglu, gozun kor olsun!' nakaratlarini da duymaktan gina geldi artik..
'Pis isler'inizi yaptirdiklarinizi serefsiz etiketiyle tesrif ederseniz, en derin ve potansiyel zaaf noktanizda kendi ellerinizle bir buyuk kriz (yani, zaafin cok buyuk hali) realize olursunuz.
Simdi geri donup size sorayim: Sizin igrenc buldugunuz yer tam oalrak neresi? Bu 'pis isler'in varligi mi, bunlari birilerinin yapmak zorunda olmasi mi, bunlarin birilerine yaptiriliyor olmasi mi, yoksa bunlari yapanlarin da aradabir gemi aziya alabilmis olmalari mi?
Samimiyetle umit ediyorum ki bir cevap verecek fakat 'hepsi' demeyeceksiniz; o kadar katiksiz (saf ve temiz) idealist bir bakisa benim ne nefesim ne de ufkum cevap ver[ebil]ir cunku.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 16, 2006 04:31 PM
Saygıdeğer Muzmin Anonim dostumuz,
Kurşun yiyen/atanları "kutsamıyor" olduğunuzu belirtmeniz -ki tahmin ediyordum zaten- yetti bana. Bu bir.
İkincisi; "iğrenç" bulduğum hususa ilişkin verdiğiniz dört şıkkın hiçbiri "şık" değil tabii ama, normatif bakmanın da bir "alemi" -öyle demeyeyim de- bir "işlevi" yok. Öyle ya da böyle bu pis işler oluyor, "devlet" tabir ettiğimiz şeyler dünyanın kaderini belirlemeyi sürdürdükçe de olacak elbette -biz "ıyy iğrenç!" desek de demesek de... Teorik/ilkesel/vicdani açılardan "Nayır, n'olamaz" diye haykırırım, ama bilirim ki oldu, oluyor, olacak bu pis işler.
Yazan: metin-thePoor Tarih: February 16, 2006 05:39 PM
arkadaşlar film iyiydi kötüydü beni ilgilendirmez bana göre film gerçek olan tek bir şeyi anltıyor. o da amarikalılar islamın ve türkiye nin düşmanıdır. bunu bir kez daha türkiye ye hatılattığı için ben filmi beğeniyorum. olurya belki filmi izledikten sonra amerikaya duyduğu nefretinden dolayı gidip amarikan malı kullanmayan birileri çıkar. amarikalılarda ekonomilerinin kötülüğünden dolayı dünyaya demokrasi görürmeyi biraz ertelerler..
Yazan: fatih Tarih: February 16, 2006 05:40 PM
Mustafa Bey
yorumlarında haksız sayılmaz.
Bana göre dizi genelde 16 yaş altı insanların izleyebileği tarzda.
Mafyayı meslek zannedip, faşizmi idol yapan henuz dünya görüşü olmayanların destekledikleri bir senaryo.
Sinema çıkışı polatı kucaklayıp
"öcümüzü aldın polat ağabey" diye bağıran maganda tipli insanların
Eğitim ve zeka seviyelerinden bahsedebilmek mümkünmü?
Nede olsa ,gerçeği hayalden ayıramamak ciddi bir hastalıktır.
Yazan: Evan Tarih: February 17, 2006 02:00 AM
Sayın yorumcular
Bende filmi izlemeyenler kervanındanım.Şimdi filmde bol bol demogojinin yapıldığı seyreden insanlardan aldığım tepkilerden anlaşılıyor hele ki internetteki yorumlar Türk rambosunun marifetleri anlatmakta vesaire vesaire.Buradaki tatışmalarda üç ayrı grub var 1 filmi beyenen ve destekleyen antiamerikancılar,2 filmi Mustafa Akyolun gördüğü gibi görenler birde filmi seyretmeyip antiamerikancı olanlar bence esas olanı kaçırmaktayız filmin neye dokunup dokınmadığını tartışmaktan.Abd ordusu filmin yayınlandığı ilk günlerde yeni bir silah tanıtımı yaptı resmi olarak kullanılmaya başlayan bu silah piyade hafif zırlı mekanize araçlar üstüne monte edilebilen ve dakikada 3000 mermi gibi inanılmaz bir rakama ulaşan(mermilerde uçaksavar mermisine yakın) ağır makinelidir.Biz burda yok kahramanlıkmış yok işgalmiş insan alınır satılırmış tartışalım duralım.
Kendimi asla amerikan sempatizanı olarak düşünemem bile ama burdaki sevmediğim amerika orta amerika yani neo con con koyunlarının yurdu.Yoksa demokrat amerikalılarla pek bir sorunu olacağını sanmıyorum Dünyanın.Biz burda kaybettiğimiz maçı nasıl alırım tiyatrosunu sahneye koyalım duralım adamlar işte öle dehşet silahlar yapa dursunlar.Bunun acı sonucuda öyle kahramalıkla pehlivanlıkla dokuz numaralı bakışla o silahlara karşı duramayacağımız gerçeği.Biz eğer gerçekten atalarımıza layık nesillersek ilmde fende teknolojide ileride olmamız gerekirdi.Böylece o silahı biz üretirdik,kendi işletim sisitemimizle tüm yurttaki bilgisayarları kullanırdık ve dış dünyayada uyum sağlardık(linux Suse projesi Almanya),on binlerce kişi kan bağışlayarak genetik kodlarımızı ifşa etmez,kök hücre çalışmalarında öncü olurduk vesaire vesaire.İnşallah medya hipnozunda olan halkım uyanacaktır bir gün Neo bile uyandı...ki onun ne olduğu meçhul.Yinede Uyanış için o kalblerizdeki asil ruhun mevcut olduğu gerçeğinide kabul etmiyor değilim.
Saygılarımla...
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: February 17, 2006 02:49 AM
Bir not daha: Biz bu filmin Türkiye versiyonunu görmüştük, 70'lerde... Senarist: CIA Türkiye Masası, Prodüksiyon: Our boys, Cast: "Devrimci"ler &"Ülkücü"ler Kumpanyası, Efektör: Korkmaz Çakar... idi. Birinci sınıf bir Hollywood yapımıydı.
Yazan: metin-thePoor Tarih: February 17, 2006 10:11 AM
Filmdeki kotu adam Sam Marshal'ın Hıristiyan mantığıyla söylediği "biz Tanrı'nın çocuklarıyız" lafına, "senin gibi bir çocuğum yok" diye yanit veren Polat Alemdar'in bu lafi eger Tanri dogmamis ve dogurmamissa cok mantikli ve yerinde bir laf.
Musade edinde Polat Alemdar da biraz espri yapsin.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: February 17, 2006 02:00 PM
Bir alıntı (Hadi Uluengin, Hürriyet):
"KURTLAR Vadisi"nde somutlaşan ideolojinin geri planında üç temel öğe yatıyor.
Bir; kendini dünyanın merkezi yerine koymak. Buna "egosantrizm" deniliyor.
İki; oradan hareketle, daima komplo keşfetmek. Bu da "paranoya" diye tanımlanıyor.
Üç; ikisine de köken oluşturan "öteki" korkusuna karşı nefret korunganlığı üretmek.
Buna da belki "şizoid tepkisellik" sıfatını yakıştırabiliriz.
Her halükárda, "Kurtlar Vadisi"nin yansıttığı "hınç", intikam", "kahramanlık", "epik" gibi duygu ve duyarlılıklar, söz konusu üç unsurun yan varyantlarını oluşturuyor.
Yazan: metin-thePoor Tarih: February 18, 2006 12:36 PM
Kurtalar vadisi Irak bence türkiyede yapılmış en
cesaretli ve en gerçekçi film. Eleştirenler ya çuval olayına takılarak çuvallıyor yada bukadar anti amarikanizm fazla değilmi diyor.
Ama filmin özü ABD'nin ırakı işgali ve film içerisinde açık olarak işlenen işgalcilerin orda bir demokratik ırak'tan çok biribirne düşürülmüş bir toplum oluşturmaya çalıştığıdır.
Ayrıca yazarın işgalcilerin ırak'a özgürlük getirdiğini ima etmesini yazar için çok üzücü buldum.
Felluceye gelen demokrasiyi hep beraber izledik bir şehri içindekilerle beraber yok etmek nasıl bir demokrasi. Ayrıca demokrasinin bağdat müzesinde o toprakların belki 2000 yıllık tarihini nasıl yağmaladığınıda gördük. Ve internetten müslüman kadınlara tecavüzden her türlü katliamların fotoğraflarına bakarak şahit olduk Irak'a gelen demokrasiye. Bütün bunlara hapishanelerde yapılan SİSTEMATİK işkenceleri saymaya gerek yok bence. Unutmayalım ki Irak şehirlerinin bombalanmasıda havai fişek gösterisi değil . Savaş sonrası yaklasık 100.000 insan katledidi. Bunlar böcek değil İNSAN.
Mustafa bey bunlara rağmen ABD'nin yaptıklarını bir avuç sadist asker işi diyorsanız Allah size vicdan versin demekten başka bir şey kalmıyor bana.
Haber10.com'da "Kurtlar Vadisi Irak" ile ilgili Milay Köktürk'ün yazısını okumanızı tavsiye ederim
http://www.haber10.com/makale/2108/
Yazan: gezgin Tarih: March 4, 2006 04:28 PM
Mustafa Bey, Abdulhamit Han Hazretleri için kaleme aldığınız kısa hacimli ve değeri fevkalede büyük olan yazınızı okudum. Aydın kalem işte bu dedim. Tarafsız ve adil yazarlara çok ihtiyaç var. Günümüzde yazarlar futbol maçı yapar gibi iki tarafa ayrılmış, ha bire birbirlerine gol atıyorlar. Gollerin kimseye faydası yok önemli olan gerçekleri korkusuzca yazmak ve haykırmaktır. Kutlarım Mustafa Kardeş. Cemil Sayar
Yazan: Cemil Sayar Tarih: March 5, 2006 12:22 AM
Nanana nan!
Doğruysa eğer, şöyle olmuş:
"Baron" Zafer Ergin, bir havaalanında yaşadığı ilginç olayı anlatırken çantasına traş makası koyduğunu, X- Ray cihazından geçerken kadın polis memurunun tedirgin olduğunu, makası gördüğünü başka bir polise söylediğinde ise “Başına bela mı alacıksın? Karşındaki Baron'' yanıtını aldığını söyledi.
Böyle topluma böyle film!
Yazan: metin-thePoor Tarih: March 6, 2006 07:58 PM
Sayın Baylar
Şu yorumları okudukça Osmanlı yı çökerten birkaç hastalıktan birinin henüz geçmediğini algılıyorum..
Kurtlar vadisi dizisi, bir romanın gerçeğin fantastileştirilerek (küçük ağa romanında ki gibi mesela ) yansıtıldığı elbette ticari kaygısı olan ancak Ankara nın belli kahvehanelerinde derin düzenden alabileceğiniz bilgileri içerir.Burada çizilen çoğu kişilik 1998 yılına kadar belki de piyasa da olan insanlardı.Neden şu yorum yazan aydın sayılabilecek insanlarımız halkın hoşlandığı gerçekleri yansıtan çalışmaları sevmezler.Çünkü onlar Osmanlı jönleri gibi halkı hakir görüp uzaktan seyrederler.Çünkü onlar halkın arasında olmayı bir aşağılanma komleksi dürtmesi olarak algılarlar.
Kurtlar vadisi ırak filmi tarihte ki bir genç osman veya ulubatlı hasan dır.....Biz Türk üz.Oryantaliz.Bizim kahramanlara ihtiyacımız var.İsmet Paşa nın kahramanı Mustafa Kemal dir.Kahramanların varlığı olmadan fedakarlıklar yapılmaz.Hasta adamların ilacı fedakarlıktır.
Acaba burda neden dizide ki Aslan amca nın öldürüşü tartışılmıyor?Acaba neden 2000 yılından sonra bu ülkede mafyanın el değişimi ve kürt çoğunluğun eline geçişi tartışılmıyor?
Acaba neden bu yorumlarda şiiliğe sahip çıkanların belli ki bilinçsiz aleviler olduğu ,İran daki şiilikle anadolu aleviliğinin ayrı dünya görüşleri olduğu konuşulmuyor?
Saygılarımla
Yazan: Salih Tarih: March 11, 2006 03:45 PM
Buyrun, bu da http://www.essekarisi.blogspot.com/ dan:
[(...) Barış Şirin adlı saygıdeğer hanımefendinin mektubunu olduğu gibi aktarıyorum: "Kimileri tarafından aşağılansa bile Kurtlar Vadisi dizisinin tüm bölümlerini izledim. Bugün gündemin perde arkasını görebildiğime inanıyorsam bunu Go oynamama ve Kurtlar Vadisi dizisini izlememe bağlıyorum... Bu ülkede ’Black Hawk Down’,’Windtalkers’ gibi saf Amerikan propaganda filmleri izledik. Rambo da izledik ’Captain America’ da okuduk. Şimdi Polat Alemdar’ı izliyoruz ve bu filmde de biz ezilirken Polat bütün bunların intikamını alır diyerek izliyoruz. Belki kendimizi kandırıyoruz ama yine de Polat Alemdar sayesinde bir nebze olsun yüreğimiz soğuyor. Bu bakımdan benim için bir ’Feel Good Movie’ (kendimi iyi hissediyorum) etkisi olan bu filme niye bu kadar tepki gösteriyorsunuz?"
Gördünüz mü, bu saygıdeğer hanımefendi filmi seyredip yüreğini nasıl soğutmuş! "Feel Good Movie" etkisiyle... Zavallı kadıncağız, Amerikan kültürünün altında öylesine erimiş, öylesine ezilmiş, öylesine yok olmuş ki, Kurtlar Vadisi filmindeki Polat Alemdar denen bir başka zavallı Irak'taki Amerikan askerlerini dize getirince(!) "feel good movie" etkisi altında kalmış ve çok çok mutlu olmuş. Sevsinler senin "feel good movie"ni... Eminim bu saygıdeğer hanımefendi sinemadan çıkarken de Polat Alemdar'a ağzını yaya yaya "bye bye" diyerek veda etmiştir. Ne diyeyim, omurgasızlık da bu kadar olur...]
Yazan: metin-thePoor Tarih: March 22, 2006 05:32 PM
ABD'nin Irak işgalinin haklı tarafları olduğunu söyleyenler hakikaten ABD'nin Irak halkını özgürleştirmek için mi orada olduğunu zannediyorlar?
Suudi Arabistan ya da Körfez Emirlikleri diktatörlük değil mi? Evet. Bu ülkelerde kadınların seçme ve seçilme hakkı var mı? özgür seçimler yapılıyor mu? Hayır. Peki niye ABD buraların halklarını değil de Irak halkını kurtarmaya(!) karar verdi?( Bu arada onbinlerce masum insan öldü, hala da ölüyor )
Çünkü Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri diktatörleri ABD'yle işbirliği yapıyor. Irak yapmadı.
Bu petrol için yapılan emperyalist bir savaştır.
Bunu görememek için ya kör olmak lazım ya da...
Yazan: Biril Atış Tarih: March 30, 2006 10:08 AM
filmi izlemedim izlemeyide düşünmüyorum.Mustafa abimiz çok iyi yazmış eline bir Rambo silahı verilip Kürtlerin yurdunda Kürtleri öldürmek bu ahmak polatı kahramanlaştırılıyor kendiside bir kürt olan bu adam (kürtlerin deyimiyle çeş)ve abisinde gerçek hayatta aşır bir Kürt ve alevi düşmanlığı var.Burda önemli bir noktaya değinecem milliyetçi türkler unutmasınki;sizin milliyetçiliğiniz arttıkça ona parelel KÜRT milliyetçiliğide artacak ve artıyordurda.Sagılarımla
Yazan: yasin Tarih: May 28, 2006 07:10 PM
Bugün savaşlar savaş meydanında değil savaş medyasında kazanılıyor. Bunun en çarpıcı örneğini ABD 1960'lı ve 1970'li yıllarda Vietnam'da verdi. Bu savaş medyanın propagandası sayesinde ilk yıllarda Amerikan halkı tarafından desteklenirken savaşın ortalarından itibaren ve özellikle sonlarına doğru yine aynı medyanın katkılarıyla ve yine aynı halk tarafından istenmez hale geldi ve savaş karşıtı eylemler, gösteriler sokakları doldurur oldu. Arada bir asparagas haberler yayınlansa da medya neredeyse artık savaşta meydana gelen her olayı sansürlemeden anında halka duyuruyordu. Bu haberler arasında özellikle 1968 Mart'ında gerçekleşen My Lai katliamı var ki akıllara zarar. Bu katliam Vietnam'ın My Lai köyünde gerçekleşmiş, köyde yaşayan silahsız insanlar kundaktaki bebekten en yaşlı insanına, kadınından erkeğine kadar hiçbir ayrım gözetilmeksizin (347 kişi masum sivil) hatta hayvanlar bile silahlarla taranarak katledilmişti. Olay sonrası çekilen vahşet fotoğraflarını bugün ilgili kitaplarda ve dergilerde görmek mümkündür. Olay yaklaşık 1 sene basından gizlenmiş ve en nihayetinde Seymour Hersh adlı bir gazeteci tarafından kamuoyuna duyurulmuştu. Bu olay savaş karşıtlığını da beraberinde getirmiş ve Amerika'yı dünya kamuoyunda köşeye sıkıştırmıştı. Olay sonunda 14 kişi yargılanmış ancak çoğu beraat etmiş, yalnızca 1 albay ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Fakat tecelliye bakın ki 347 kişinin katili olarak yargılanan kişi, mahkumiyetinden sadece bir kaç gün sonra cezası 3,5 sene ev hapsine çevriliyor. (347 masum cana karşılık 3,5 senelik lay lay lom ev hapsi, ya da basit bir oran orantı yaparsak yüz cana karşılık sadece 1 yıl hapis) Sonuçta savaş aleyhtarı gösteriler Amerika'nın pek çok bölgesine sıçrayınca hükümet bölgeden yavaş yavaş asker çekmek zorunda kaldı. Amerika bu savaştaki hatasını anladı ve bundan sonraki kıtalararası savaşlarında sansüre tabi tutulmuş haberler yayınlaması kaydıyla sadece kendi belirlediği bir kaç gazetecinin savaş alanlarına girmesine izin verdi. İşte Irak'ta da bugün durum bu. Bir kaç haber kırıntısı dışında Amerikan sansüründen geçirilmiş ve servise hazırlanmış haberleri izliyoruz akşam TV ekranlarında. Buna rağmen yine de işkence ve katliam haberleri gelmiyor da değil. Mesela, iki yıl önceki camiye sığınmış yaralı ve silahsız bir Iraklının kafasına sıkılan kurşun TV ekranlarına da yansımıştı, Ebu Gureyb'deki işkence görüntüleri, İngiliz askerlerinin Iraklı çocuklara uyguladığı şiddet ve özellikle meşhur "Hadisa" katliamı'nda evlere baskın düzenlemek yoluyla öldürülen kadınlı- çocuklu masum 24 Iraklı. 1969 yılında My Lai katliamını kamuoyuna duyuran dünyaca meşhur bir gazeteci olan Seymour Hersh (kendisi bu başarısı sayesinde 1970 yılında Pulitzer Ödülü'nü kazanmıştı) Amerikan ordusunun 53 sayfalık raporunu ele geçirme başarısı göstermiş ve bu raporu kamoyuna sunmuştu. New Yorker dergisinde bunu yayımlayan Hersh, Ebu Gureyb'deki işkencelerin boyutunu da ortaya çıkarmış oldu. Daha önceleri Amerikan ordusunun ısrarla küçük rütbeli subayların şahsi eylemleri olarak lanse ettiği bu tür işkence haberlerinin aslında öyle olmadığı ve çarpıtıldığı gün gibi belli oldu ve bu rapor Buş oğlu "Dabıl yu Corç Buş'u" hayli köşeye sıkıştıracağa benziyor. Hadesa katliamında da Amerikan medyası geleneği bozmayarak her zaman olduğu gibi olayı asparagas haberler ve gerçek dışı bahaneler ileri sürerek ört bas etmek istemişse de bir gazetecinin çektiği fotoğraflar İngiliz medyasında yayınlanmış ve olayın açıklandığı gibi olmadığı anlaşılmıştı. Yapılan ilk açıklama yol kenarına konan bir bombanın infilak etmesi ve 15 sivil Iraklı ile 1 askerin öldüğü haberiydi, ve ölen sivillerden bazıları amerikan askerlerine ateş açan direnişçilerin ateşine maruz kalarak ölmüştü. Oysa yetkililer ölenlerin yakın mesafeden öldükleri açıklamasını yapmışlardı. Ya Zarkavi ve Ladin'e bağlı teröristleri imha etmek bahanesiyle yapılan Felluce katliamı? Bombalanan mabedler, hastaneler, evler, resmi daireler? Bu filmi biz Afganistan'da da izlemiştik ve sonuçta Amerikan emperyalizmine gönülden bağlı kukla bir hükümet iş başına gelmişti. Orta Asya'yı Rusya'ya rağmen Afganistan üzerinden denetlemek ve kontrol altına almak çok daha kolay artık. Ortadoğu'da da benzer bir şey yapmak istiyorlar. Kukla bir yönetim. BOP planının bir parçası bu. İleride de İran için ne tür planlar hazırlanmış, hangi senaryolar tasarlanmış, ömrü olan görecek. Kesin olan birşey varsa Ortadoğu'da artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, kan ve göz yaşı kolay kolay dinmeyecek ve eskiyi aratacak mahiyette bir boyut kazanacak. Saddam caniydi, canavardı, katildi, kötüydü, diktatördü, halkına zulmediyordu hepsi doğru ama aynı Saddam 1980'lerde İran üzerine saldırtılırken kötü ve zalim değil miydi? Bugün Saddam'ı yargılatanlar o gün neden destek veriyordu? Bugün kitle imha silahları olduğu gerekçesiyle Irak'a giren Amerka o gün savaşın bitmesine neden olan Irak'ın İran'a kimyasal silah kullanmasına neden ses çeıkarmadı? Yoksa ibrenin yönü İran'a çevrili olduğu için mi susuldu? O gün Amerika'nın Sadam'ı devirecek askeri gücü yok muydu? Yoksa Saddam Irak yerine Amerikan emperyalizmine mi hizmet ediyordu o gün? Aslında Saddam Ortadoğu ülkerindeki diğer diktatörler gibi bir kağıt mendildi. Kullanıldı ve iş görmez hale gelince buruşturulup atıldı. Hepsi bu. 1990 öncesi ABD'nin düşmanı komünizmdi; bugünün konseptine göre bu düşman yer değiştirmiş ve yerini onların tabiriyle "İslami kökenli teröristler" ile El-Kaide'ye bırakmıştır. (Belirtmeliyim ki İslam teröre karşı çıkan bir dindir ve İslam ile terör kesinlikle birbirinin zıddıdır) El-Kaide adlı suni düşman olmasaydı ABD emperyalizmi hangi gerekçelerle önce Afganistan'a sonra Irak'a girebilirdi? Halk nasıl ikna edilebilirdi bu sonu olmayan savaşlara? Çünkü bu savaşlarda Amerika'nın kendi evlatları ölüyorlardı. Ya öldürülen sivil Iraklılar? Bunlar bazılarına göre ikinci plana atılmış durumda, canları Amerikalılar kadar tatlı olmayanlar gurubuna dahil insanlar. Irak'ta savaşın başından itibaren öldürülen Iraklılıarın sayısı bugün resmi rakamlara göre 100 000'i geçiyor. Bunların çok önemli bir bölümünü siviller ve özellikle çocuklar oluşturuyor. Demokrasi bu kadar pahalı olmamalıydı. 100 000 cana karşılık demokrasi. Tıpkı My Lai katliamındaki 100 insan hayatına karşılık 1 yıl ev hapsi der gibi. 100 000 hayata karşılık demokrasi. Biz ülkemizde demokrasi olduğu için ne kadar şükretsek azdır.
Yazan: AYDIN Tarih: June 1, 2006 10:02 PM
Mustafa Bey yazınız gerçekten de hoş.İlk izlenim olarak Irak işgaline olumlu bakışınıza katılmamıştım fakat yorumlarda mevcut cevaplarınız biraz daha ikna edici.Evet üzüm mahsulünden şarap yapılıyor diyerek pekmezi haram kılmak yanlış olur.Kolay gelsin...
Yazan: kalemgah Tarih: June 2, 2006 02:53 PM
Sayın Mustafa Akyol,
filmi daha yeni seyrettigim icin yorumu da şimdi yapıyorum.
kanımca bir konuda yanılıyorsunuz. Mesajını ve söylemini, anlatımını her neyse eleştirdiğiniz, ABD-Irak ilişkileri üzerine bir akademik çalışma değil. Eğer böyle bir akademik çalışma ya da siyasi, ideolojik söylem olsaydı siz de bu eleştiriyi ona getirebilirdiniz.
Oysa burada bir sinema filmi var. Sinema filmleri akademik kaygı duymak, hatta gerçekle birebir örtüşmek zorunda değiller.
üstelik sinema bir "anlatı"dır ve anlatmak istediğini kimi zaman da hamaset ile anlatır.
Şimdi bu filmde askeri ve siyasi bi de üstüne ekonomi-politik külliyatı berisinde taşıyan bir felsefi tartışmaya girilecek değildi herhalde.
tabii ki hamaset de olacak propaganda da; dibimizde dünyanın en büyük emperyal gücü bir ülkeyi işgal etmiş, petrolüne el koymuş, masum halkı militarist bir zorbalık altında baskılamış, mezhep savaşı için sabotajlar ve suikastlar yapmış iken entellektüel bir objektivite sergilenmesinin ahmaklık olduğunu düşünüyorum.
Ortadoğu ve HAzar enerji bölgesiyle ilgili planın üstelik de evanjelizm soslu bir vahşetle tatlandırıldığı! şu dönemde zalimin zulmünü ancak hamasetle anlatırsınız.
Tartışmayı hangi zeminde yaptığımızı unutursak argümanlarımız da yanlış yere gider.
MEseleyi kuru bir milliyetçilik olarak da sunmak yanlış. buna bizim açımızdan değil de karşı taraf açısından bakarsanız bu bir antimilliyetçilik, antisömürgecilik ve hatta antidinciliktir.
ben bunun dışında tabii ki devletimin bu olaylara seyirci kalmasını istemiyorum. orada yankeeler gelip zulmederken yıllarca bu toprakları yönetmiş benim devletim neden sessiz kalsın?
Saddam'ın firavun olduğunu hepimiz biliyoruz. Sadam'ın devrilmesi netice itibariyle iyi olabilir ama asıl amaç bu değildi ve bu "iyi" neticenin yanında ortaya çıkan zulme karşı haykırmak hepimizin boyun borcu.
Bu örneğinizi Marx'ın Hindistan'la ilgili açıklamasına benzettim. O da İngiliz emperyalizminin Hindistana medeniyet getirdiğinden bahsediyordu.
Çok net bir şey söyleyeyim: Bir entellektüelin milliyetçi olmasının zorunlu olduğuna inanıyorum (ırkçı değil tabii). ben eşyaya bakarken objektif olmak zorundayım ama dünya siyasetini objektif okuyamam çünkü.
Objektif okuyamayız çünkü dünya siyaseti doğası gereği güç üzerine kurulmuş. İktidar ilişkisi bilimin değil pragmatizmin konusudur.
sizin alıntı yaptığınız amerikali da tam da bunu yapıyor işte. bu filmden çok rahatsız olmuş.
filmde organ soygunu yapan alçağı başka nasıl anlatabilirdiniz.
masum halka zulmeden katilleri.
Ebu Gureyb'i anlatım şeklinizi de çok hafifletici buldum doğrusu.Ebu Gureyb bilinçli, organize bir işkenceci oluşumdur.
DÜnya devletler sistemi acımasız ve binbir entrikanın işlem konulduğu bir kurtlar arenasıdır. bu arenanın altından pislik akıtanları görmeyeceğiz, kendi çıkarlarının maksimizasyonu için her türlü alçaklığı yapanları es geçeceğiz ondan sonra da kalkıp kendi devletimizi eleştirecek ve aman yaramazlık yapma diye bi de azarlayacağız. bu tam bir safdillik olur.
kendi halkına karşı en ufak hukuksuzluğu yapamaz ve buna hepimiz karşıyız. ama etrafımızdaki gulyabanilere karşı ordumuzun da istihbarat örgütlerimizin de çok aktif olması gerekir.
Bu anlamda kendi halkına kurşun atan haindir ama asala katillerini gebertenler tabii ki şereflidir. birileri sizin elçilerinizi şehid ediyor ötekiler de onlara sahip çıkıyorsa ne yapacaksınız?
Yazan: nuri saglam Tarih: June 6, 2006 01:08 AM
Sn. Mustafa Akyol,
Sizin faşizm dediğiniz nedir. Bence siz bu kadar konu hakkında bilgi edinirken bi ara de sözlükten fazşizmin anlamına baksaydınız bence boşuna bu yazıyı yazmak zorunda kalmazdınız. Faşizm sadece kendi milletini sevmek diğerlerini küçük görmektir, ama Türk Milliyetçiliği ilk önce Türkleri, sonra Müslümanları, sonra da tüm insanları sevmeyi ve devletini sevmeyi öngörür.
Yazan: Orhan Gazi Tarih: July 24, 2006 12:51 PM
Yorum yazan herkesin yorumuna bir baktım.Bazı vatandaşlarımız bazı şeylerin farkında değiller.Türk milliyetçiliğinin özünde İslam sevgisi yatar.Biz büyük Türk milletinin ve daha büyük olan İslam dininin mensubuyuz.Biz Müslüman Türküz.Kimse buna engel olamaz(Allah'tan başka).Davamız bir ve biyüktür.Anlayı gösterenlere teşekkürler!!!
Yazan: Turgay Düzgün Tarih: November 10, 2006 04:18 PM
Pamela Anderson ve dumanli havayi seven kurtlar
Mustafa Bey, ABD'nin Irak isgali'nin iyi sounçlarindan bahsetmenize sasirdim, 600 binden fazla insan hayatini kaybetti isgalden beri. "Tetigi çekenler siilerdir veya sünnîlerdir" diye nasil kestirip atabilirsiniz? Balkan savaslarinda, Bosna'da yasanan etnik temizliklerin suçunu siradan insanlara yükleyebilir miyiz?
Bir kere Kuveyt isgalini takip eden 10 yillik bir ambargo dönemi ve bu sürek içinde aç birakilmis, fanatiklestirilmis milyonlarca insan var.
"Kardan zarar eden" Kellogs gibi firmalarin BM tarafindan Irak petrolü satilarak tazmin edildigini Newyork Times sayfalarinda okunuz muhakkak. Ayni Kellogs grubunun Bush'un seçim kampanyalarini destekledigini gene ayni gazete defalarca yazdi. Bunlar komplo teorisi degil. Bu kadar alenen islenen günahlara Islâm sözlügünde fuhus deniyor.
Saddam kadar kötü bir otoriteden daha kötü olan sey hiç otorite olmamasidir. Üstelik Saddam ABD, Fransa, Almanya gibi ülkelerin iyi bir müsterisi idi. Irak halkinin bünyesinde ürettigi bir lider degildi. Onyillarca Saddam’i destekleyen de ABD degil miydi?
"Irak isgali'in iyi sonuçlari" tabirinizi gerçekten tüyler ürpertici buldum. Ikinci dünya savasinin da iyi sounçlari var mi size göre?
Ayni mantikla meselâ Iran'in isgal edilip bize çok sempatik görünmeyen bu devletin yikilmsini ve milyonlarca insanin öldürülmesini hos görebilir miyiz?
“Bir tek Washington yok” dediginiz zaman tamam. ABD içinde kendi yanimiza çekebilecegimiz güçler var. Ama gerisine dikkat...
Bunun yaninda “millyetçilerin müslümanlari kendi saflarina çekme çabasi” teziniz akla yakin. Kurtlar vadisi, Çilgin Türkler, Metal Firtina (1, 2, ...) adli ürünlere bakinca bir sey görüyorum:
Gururu incinmis bir millet fantezilerde teselli ariyor. Türk düsmani ermeni sitelerinde gördügüm bir düsünsel hastalik var ki aynisi bizim milliyetçilerimizde de var: Büyük Ermenistan’i (veya Kanunî zamanindaki Osmanli imparatorlugu’nu) kuramayacaginin farkinda olan fanatik millyetçi Pamela Anderson posterini yutkunarak seyreden blug çagindaki bir oglan gibi.
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: November 10, 2006 05:59 PM
Sayin Mustafa bey,
yazilarinizi okuyunca kismen hak verdim o da sudur ki, Türk milleti "cuval" meselesini sadece bir filmle bitirdigini saniyor,yani Türk`ün serefi bir sinema filmine bagliymis gibi davraniyoruz milletce..
Bu konuda hakli olabilirsiniz,lakin bu filmin iceriligini görüyorumda toplumda saygin bir yer kazanmis yazarlarmizi dahi anlamiyorsa , ki aydin diye tanimlanan yazarlar bunlar, kusura bakmayin bu millet`de hic anlayamaz.
Filmin iceriligi önemlidir, orada yapilan devletler arasi siyasetin,diplomasinin vede ilegal üclüsünün arasinda ne olup bittigini anlatmaya calisan bu filmi aslinda takdirle karsilamaniz gerekiyordu....
Evet Kürtlere sirf "Türk" oldugu icin gerekeni yapan filimdeki bas aktör Polat Alemdar hakli yere bu isi yaptigini ve neden yaptigini bütün acikligiyla anlatiyor,ama görüyoruz ki günümüz aydinlar halen "humanistlik" uykusundan uyanamamislar....
saygilar
Yazan: Alpgiray Türkmen Tarih: February 4, 2007 06:28 PM
muzmın kardes guzel yazmıs dogru yazmıs ..
Yazan: ancazin Tarih: February 5, 2007 07:29 PM
amerikalı sana hiç katılmıyorum
çünkü siz ve sizler gibi kişiler yüzünden ırakta milyonlarca insan öldü
ben size ilk olarak şunu sorayım
amerika neden ırak'ka saldırdı
demokrasi içinmi ???? özgürlüklerine kavuşturmak içinmi kurttarmak içinmi ?????yoooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo
bunlar sadece bi bahane
gerçek amaç petrol ve israilin güvenligidir
ama bilinki siyonistler sizide satacak
ama herşey için geç olacak
arap israil savaşı olurken israil amerikan istihbarak gemisini vuruyor
ama amerikan ne yapıyor ört bas ediyor
sizce neden
bana bunu söyleyin
neden böyle oluyor
ıraka saldırması hergün yüzlerce insan ölüyor ,hergün insan kaçırılıyor,çocuk kaçırılıyor, bacılarımıza tecavüz ediliyor ????????*demokrasi buuuuuuuuuuumuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu???????????????????????????????????????????????????????????????????????
bana bunun cevabını verin
neden böyle bir yazışma yaptıgınınız bilmiytorum
kerke bildiginiz herşey böyle gerçek olsaydı
ülkesine savunan insanlara terörist diyemezsiniz_???????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????
benimde ülkemi karşı savaş yapılsa bende katılırım
sizinde ölkenize savaş açılsa sizde katılmıyacakmısının sizin karınıza ,kardeşinize
tecavüz edilse sizde katılmazmısınnız allah aşkına size terörist deseler hoşunuza gidermi
sizine ne çektigini billiyorlarmı kiiiiiiiiiiiiiiiiii
yazık insanlarar acıyorum
Yazan: mehmet Tarih: April 14, 2007 07:44 PM