« Ermeni Patriğinin Sağduyusu | Ana Sayfa | Tartışma: Yaratılış ve Darwin »
February 21, 2006
700 Darwinist Akademisyene Çağrı — ve Meydan Okuma
Önce Yeni Şafak sonra da Radikal gazetelerinin manşetlerine taşınan ilginç bir gelişme var: Üniversite Konseyleri Derneği öncülüğünde birleşen 700 kadar akademisyen, "Geleceğimizi Ortaçağ Karanlığına Teslim Etmeyeceğiz" başlıklı bir metnin altına imza atmış. "Yaratılış Kuramı"nın müfredattan çıkarılması için Milli Eğitim Bakanlığı'na dilekçe verecek, bakanlığın olumsuz yanıt vermesi durumunda dava açacaklarmış.
Kısacası 700 Akademisyen, yaratılış fikrini sansür yoluyla eğitim sistemimizden çıkarmaya hazırlanıyormuş...
Aynı akademisyenler, "Evrim kuramının gerici iktidarların hedef tahtasına yerleşmesi, Türkiye ile sınırlı değil. ABD birçok eyalette evrim kuramını müfredattan çıkardı. ABD ile sıkı ilişkileri olan köktendinci Hıristiyan cemaatlerin evrim karşıtı söylemleri, Türkiye'de evrim karşıtı hareketlerin temel argümanlarını oluşturdu" da demişler.
ABD'deki ders kitaplarında yaratılış ve evrim konusunda yapılan düzenlemelerin öncüsü olan Intelligent Design Network adlı kuruluşun yönetim kurulu üyesi olarak, bu durumdan bir vazife çıkarıyorum. Ve dolayısıyla söz konusu "700 Akademisyene" bir çağrıda bulunuyorum: Gelsinler, kamuoyu önünde meseleyi tartışalım. Birer bilim adamı olduklarına göre, Darwinizm'e yönelik eleştirileri sansürle değil bilimsel tartışma yöntemiyle susturmaya çalışmalılar.
Madem evrim teorisini eleştirenler "Ortaçağ zihniyeti"ni temsil ediyorlar, o zaman onları bilimsel kanıtlarla yenmek çok kolay olmalı. Buyursunlar, denesinler. Ben hepsiyle, her yerde ve her şartta tartışmaya açığım.
NOT: Bu konuda yaptığım açıklamalar, sayın Prof. Dr. Cevat Babuna'nın yorumları ile birlikte, Yeni Şafak, Zaman ve Vakit gazetelerinde de yayımlandı.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 21, 2006 06:33 PM


Mustafa Bey,
Bence artık sizin de ülkemizdeki Akıllı Tasarım taraftarı bilim adamları (varsa tabi, yoksa biraz işiniz var) ile irtibata geçerek, bu yönde çok ciddi adımlar atmanızın zamanı geldi geçiyor.
Saygılar,
Yazan: damla Tarih: February 21, 2006 08:18 PM
Mustafa Bey,bence bu haklı meydan okuyuşunuzu bir de siteniz dışındakilere de hitap edebilceginiz basın-yayın organlarında da dile getirmelisiniz,en azından tartışmaya gelmeseler bile halk "bakın tartışmadan kaçtılar" desin,bu şekilde o gazetedeki haberi okuyan kişiler sizin sitenizden bi haber iseler ki bu kuvvetle muhtemel,tartışmadan kaçan tarafın "yaratılışçı" lar oldugunu düşünecektir..aslında "ateş hattı" programı bu iş için uygun diye düşünüyorum,Reha Muhtar tarafsız sunumlarda bulunuyor,laf kalabalıgını sevmiyor...oraya talep mi etsek izleyici olarak?mailler atalım siz görüşün bir şekilde televizyon da tartışılsın...ama benim bir başka önerimde bizim prof lar,size jaka satacaklardır,biyoloji ile ilgili bölümden mezun degilsiniz diye...bence intelligent design network tan iki de profesör gelse müthiş olur..
Yazan: ebulfetih Tarih: February 21, 2006 10:34 PM
Mustafa Bey,
Haber şöyle yazıyor:
Şu koyu renklerle yazılan bölüm tamamen dini bir inançtır. Bu görüşü destekleyen tek bir bilimsel kanıt bile yokken fen bilgisi ders kitabında yaşamın başlangıcıyla ilgili olarak bu görüş nasıl bulunur?Mustafa bey biraz insaflı olun ve Amerika'da kitaplara böyle bir görüş girebilirmi söyleyin. Amerikada yaratılışçılığın ders kitaplarına girmesi anayasa mahkemesi tarafından kesin olarak yasaklanmadı mı? Bunu siz de biliyorsunuz konuyla alakası olan herkes de biliyor. Bunu neden açık açık belirtmiyorsunuz. Hatta Akıllı tasarım da yaratılışçılıkla olan bağları nedeniyle Dover'da yenilgiye uğramadı mı? Yaratılışçılıkla çok benzer argümanları nedeniyle bilim dışı ve dini bir düşünce olarak nitelendirilmedi mi?
Yaratılışıçılığın bilimle uzaktan yakından alakası yoktur. "Tanrı yarattı" düşüncesi bir inançtır. Hiçbir şekilde bu görüşü destekleyen bir kanıt bulunmamıştır ve bulunamaz. Bunu siz de biliyorsunuz biz de.
Evrim teorisini eleştirmek "Ortaçağ zihniyeti" değildir ama fen bilgisi ders kitabına "Tanrı yarattı" görüşünü sokmak kesinlikle "Ortaçağ zihniyeti"dir.
Bir de şöyle demişsiniz: "Kısacası 700 Akademisyen, yaratılış fikrini sansür yoluyla eğitim sistemimizden çıkarmaya hazırlanıyormuş..."
Bunu görünce çok şaşırdım. Yaratılışçılık gibi tartışmasız dini bir görüşün fen bilgisi ders kitaplarına alınmamasını istemek nasıl olup da sansür olarak nitelendiriliyor çok merak ettim. Bunu ciddi olarak mı söylediniz yoksa Akıllı tasarım yaratılışçılığından vazgeçip klasik yaratılışçılığa mı döndünüz? Çünkü hiçbir AT savunucusu "Tanrı yarattı" düşüncesinin kitaplara girmesini desteklemiyor. Zaten AT'nin içinde "Tanrı" kelimesi de geçmiyor. Behe, Dembski, Meyer, Johnson ve diğer AT'cilerin hiçbiri "Tanrı yarattı" düşüncesinin okullarda öğretilmesini savunmuyor. Sanırım siz AT'den "bilimsel yaratılışçılık" düşüncesine kaymış gibi bir profil çiziyorsunuz. Bu konuya açıklık getirirseniz bence iyi olur.
Saygılar
Yazan: Da Vinci Tarih: February 21, 2006 10:53 PM
Evrim karşıtı bilim adamları kampanya başlatıyor
http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20060222&hn=258418
Yazan: damla Tarih: February 22, 2006 10:08 AM
700 akademisyen çok güzel yanıt vermişler.
Yazınızda kamouyu önünde tartışalım demişsiniz. Herhalde bir yanlışlık var. Susturulan siz değilsiz, bilim.
Yoksa görüldüğü gibi tüm siyasi iktidar evrim teorisini silip atmak için sizi destekliyor...
Yazan: mustafa gerede Tarih: February 22, 2006 10:15 AM
Sayın Gerede
şöyle yazmışsınız:
Yazınızda kamouyu önünde tartışalım demişsiniz. Herhalde bir yanlışlık var. Susturulan siz değilsiz, bilim.
Bence sizin bir yanlışınız var.Tartışmaktan sürekli kaçan ve "susturulan" değil metazori "susan" bir darwinist eğilim var.
Mustafa Bey'in meydan okuması siz de dahil bilimadamlarına ve umuma açık. Buyrun; argümanlarınızı sunun ve "susmama" hakkınızı kullanın.
Hem size susmanızı söyleyen kim ? Konuşun ama körler sağırlar birbirini ağırlar misali sadece darwinistlerle değil,aksi yönde bilimsel argüman sunan herkesle konuşun,
tartışın.
Tartışmaktan kaçmak niye ?
Yazan: S.Öztürk Tarih: February 22, 2006 02:43 PM
700 kişiye karşı tek...
işte ben buna cesaret derim :)
bir tarafta Darwinist saplantılar ve dogmalara takılıp kalmış 700 bilim adamı bir diğer tarafta da bilimin özgürleştirilmesini savunan bir uluslararaso siyaset mezunu.
kuzum:
onlar deneysel ilim irfan okumuş da.. siz ne okudunuz?
Yazan: Yilmaz Tarih: February 22, 2006 05:00 PM
Mustafa bey,
Vakit gazetesine yansıyan görüşlerinizi okuduktan sonra yüzyıllardır dünya düzdür diye bas bas bağırıp baskı kuran hıristiyan dincilerle özdeşleştirdim sizi. Evrim teorisini savunanları Allah'ı inkar etmekle din karşıtı olmakla suçluyorsunuz.
Bu çağrılarınıza bırakın Türkiye'yi dünyada hiçbir biliminsanı yanıt vermez kaale bile almaz.
Madem yaratılış teorisini savunuyorsunuz kainatın 6 günde yaratıldığını bilimsel olarak nasıl ispatlayacaksınız?
Evren'in yaşı bilimadamlarınca tahmini 13,5 milyar yıl olarak hesaplanıyor. Üzerinde yaşadığımız gezegenin yaşı ise 4,5 - 5 milyar yıl olarak hesaplanıyor.
Bu yaratılış sürecini bilimsel olarak kanıtlayın önce. Sonra evrim teorisine gelsin sıra.
Saygılar,
Ataman Ertuğrul
Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: February 22, 2006 05:58 PM
".....Bu görüşün de bir geçerliliği yok. Evrim teorisinin mihenk taşlarının hiçbiri bilimsel değil. Ispat edilmemiş ve ıspatı mümkün olmayan bu teorinin kitaplara geçmesine ihtiyaç yok."
".....Ancak bu çevreler tek taraflı bakarak sadece evrim teorisinin işlenmesini istiyor"
Kaynak:Evrimcilere karşı kampanya [Vakit]
KİMİN NE İSTEDİĞİ ORTADA
Yazan: MCF Tarih: February 22, 2006 07:19 PM
Geçen yıl Mersin'deki okullarda, derslerde Darwin Teorisi'ni anlatan öğretmenlere sürgün cezası verildi.Siz ise "Kısacası 700 Akademisyen, yaratılış fikrini sansür yoluyla eğitim sistemimizden çıkarmaya hazırlanıyormuş..."diyorsunuz.
"Madem evrim teorisini eleştirenler 'Ortaçağ zihniyeti'ni temsil ediyorlar, o zaman onları bilimsel kanıtlarla yenmek çok kolay olmalı. Buyursunlar, denesinler. Ben hepsiyle, her yerde ve her şartta tartışmaya açığım. "diyorsunuz ama siz ve sizin gibiler Türkiyenin aydınlık geleceğini isteyen bilim insanlarını akademisyenleri karalıyorsunuz.Evet 700 akademisyen doğru söylüyor evrim teorisini eleştirenler Ortaçağ zihniyetini temsil ediyorlar.
Yazan: bülent gilgil Tarih: February 22, 2006 07:36 PM
ilk defa sitede bir yazım yayınlanmadı. belki gecikmeden, belki de sansürden (sanmıyorum ama :) )
ben mustafa bey'in, 700 bilim adamının (çoğu da pozitif bilimler alanında akademisyen olan) karşısına hangi sıfatla çıkacağını sormak istiyorum.
ne sn. akyol, ne de "dr. cevat babuna" (kendisini tgrt'de eğlenerek izliyoruz) bu bilim insanlarıyla bilgi olarak denk değildir. dr. babuna jinekologdur. ilgi ve bilgi alanı farklıdır. sn. akyol ise siyasal bilgiler mezunudur. ilgi ve bilgi alanı biyolojiden tamamen ilgisizdir ve konuyla ilgili ancak halk seviyesinde, en iyi ihtimalle de felsefi olarak akıl yürütebilir (kesinlikle aşağılamak için söylemiyorum, çünkü ben de o seviyedeyim).
kuru sıkı iddialarla bu işler yürümüyor malesef. bilimsel gerçekler konuşuyor.
700 değil, alanının uzmanı tek bir bilim insanı bile hem Yaratılış Hikayesi'ni hem de Akıllı Tasarım Teorisi'ni ait olduğu karanlıklara gömer ve bunlar zaten çoktan da gömülmüştür.
tabii ki görebilene.
Yazan: Yilmaz Tarih: February 22, 2006 09:17 PM
"Tanrı yarattı" denince bilim olmuyor "tanrı yaratmadı" denip tam olarak açıklanamayan bazı teorilere dayandırılınca bilim oluyor bunu anlamakta güçlük çekiyorum açıkçası... İkisi de bilim değil bana sorarsanız...
Her iki teorinin de eğitimde kullanılması gerektiğini düşünüyorum. "Evrim teorisi" de anlatılmalı "akıllı tasarım" da anlatılmalı. Ortada bir teori varsa mutlaka karşı bir teori de vardır. Hatta birkaç teori de olabilir bunların hepsi anlatılmalı. Birinin anlatımının yasaklanması veya kısıtlanması büyük hata olur.
Saygılar
Kadir.
Yazan: kadir Tarih: February 23, 2006 03:36 AM
Yilmaz bey,
Asagilamak amaciyla soyleniyor intibai edinmedim; ben de savunuyor olarak algilanmak istemem. Fakat, sizin bakisinizda --cok da yerinde bulmadigim-- bir diploma/icazet fetisi gormek mumkun.
Ozellikle lisans seviyesinde ne okunursa okunsun, aldigi diploma/icazet kisinin konuda herhangi bir uzmanligi anlamina gelmez. Sadece mevcut mufredat kapsaminda okutulanlari yeteri kadar (o da en iyi ihtimalle) anladigi kanaatine varilmis oldugu anlamina gelir. Lisanstan daha yukaridaki seviyelerde ise, kisinin ne okudugu (konu cok spesifik olarak o degilse) esasen anlamsizdir --ignenin gozu misali bir uzmanlik kesbetmistir --yine, o da en iyi ihtimalle.
Dolayisi ile, kimin ne okuduguna bakmak yerine, ki boyle yaklasim biraz da belden asagi vurmak, faul, sayilir --bence--, kisinin dediklerinin bir anlam icerip icermedigine bakmak, yani, icazete filan bakmak yerine (parmaga bakmak yerine), isaret ettigi yere bakmak ve anlamli olup olmadigina karar vermek cok daha saglikli olur --yine, bence, tabii ki.
Orjinalini maalesef hatirlayamadigim bir Latin (Roma) atasozu/deyisi var: Ey seyyah! Burada guzergah filan yoktur. Guzergah sen yurudukce olusur.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 23, 2006 05:32 AM
Köktendinci bireylerden oluştuğu iddia edilen "Intelligent Design Network" v.b düşünce kurumlarının acaba dini ve siyasi alt yapısını ne kadar tanıyor bu 700 "bilim" adamı. Darwin teorisi gibi bilimsel olduğu bile tartışılır bir inanç açıklamasının rahipleri olan bu şahsiyetlerin, düşünceye saygı isterken, Yaratılış inancına karşı gösterdikleri saldırgan tutumda çok ilginç bir 21. yy tablosu aslında.
Mustafa Bey çağrınızın cevap bulmasını ümit ediyorum. Lütfen sizi sürekli takip edenlere tartışmanın tarihini ve saatini bildirin. Bu tür köktendinci (ben onlara öyle diyorum, köktendarwinci ya da köktentanrıdüşmanı da diyebilirsiniz.) gruplar tartışma çağrılarına uzun süre kayıtsız kalamazlar.
Türkiyeli bir Hıristiyan olarak Yaratılış inancının arkasında ki duruşunuz için tekrar sizin için bereket diliyorum.
Saygılarımla...
Yazan: Gökhan Talas Tarih: February 23, 2006 09:40 AM
Ben biraz farklı bir zaviyeden baktığımı söyleyebilirim bu restleşmeye: Metafizik yaratılışçılığın bilimsel(ci)lik kisvesine büründürülmüş hali gibi görünen akıllı tasarım görüşü de, her ne kadar bilimsel olduğunu iddia ediyorsa bile bilimsellik savının içini dolduramayacak kadar zaafiyet içerisinde olan evrimci görüş de, naçiz kanaatimce birer hipotetik mastürbasyondan ibaret. Bir kördövüşü, ortadaki.
Yazan: metin-thePoor Tarih: February 23, 2006 10:26 AM
Evrimden uzaklaşıldığı için dilekçe veren 700 kişinin kaçı evrimle direkt ilgili, baktınız mı?
Şöyle kabaca saydım 300 e yakın (Biyoloji, Tıp, Eczacılık ve veteriner Fakültelerinin hepsi içinde)
Geri kalan kısımın içinde ise mühendislik ve siyasal bilgile fakültesi başta olmak üzere, iktisat, işletme, arkeoloji... var.
Mustafa Bey'i mesleği itibariyle Evrim teorisi üzerine fikir yürütmesini tasvip etmeyenler bu konuda ne düşünüyorlar acaba?
Yazan: Erdem Tarih: February 23, 2006 10:32 AM
Yılmaz Bey,
Sitede Sayın Akyol'un AT ile ilgili yazdığı yazıları, bu yazılara gelen yorumları, yorumlara Sayın Akyol'un verdiği cevapları okudunuz mu? Peki, geçen yıl temmuz ayında Sayın Akyol'un katıldığı Ceviz Kabuğu programını izlemiş miydiniz? Programa telefonla katılan akademisyenlerin Akyol'un savlarına karşı söylediklerinden ve Akyol'un onlara verdiği cevarplardan haberdar mısınız? Akademisyenlerin uluslararası bilim literatürünü yakından takip ettiklerinden emin misiniz? Yazdıklarınızdan, sorduğum soruların cevaplarının hayır olduğu izlenimi edindim. Belki ilk sorunun cevabı, "Okudum ama hepsini değil" olabilir. Bu izlenimi edindim, çünkü okumuş, izlemiş, yakından takip etmiş olsaydınız, Sayın Akyol hakkında "konuyla ilgili ancak halk seviyesinde, en iyi ihtimalle de felsefi olarak akıl yürütebilir" hükmüne bu kadar çabuk ve rahat varmazdınız. Kaldı ki, sizin ya da akademisyenlerin bu hükme varmış olması o kadar önemli değil. Bu hükmü dile getirmek yerine, neden ispat etmek gayreti içine girmiyor ilgili akademisyenler anlamak pek mümkün değil. Eğer iddaların kuru sıkı olduğu düşünülüyor ise, bir an önce yüzleşilmeli ki konu kapansın. Boş yere zihinler meşgul olmasın. Yüzleşmek yerine kaçak dövüşmek, pek de kendinden ve söylediklerinden emin, güvenilir bir izlenim vermiyor seyredenlere. Bu şekilde yaparak AT ı daha da inandırıcı kılıyorlar.
Saygılar,
Yazan: Esra Tarih: February 23, 2006 10:53 AM
Sayın Ataman beye hitaben konuşmak istiyorum.pekala 6 günde dünyanın yaratıldığını bilimsel olarak kanıtlayın demişsiniz,sanırım siz birtek bilimsel olarak kanıtlanmış teorilere inanıyorsunuz,öyle ise sizde öleceğiniz günün hangi gün olacağını yada niçin o gün öleceğinizi kanıtlayın.yoksa bu konuya verecek bir cevabınız yok mu?o zaman öleceğinize de inanmıyorsunuz.yazık çok yazık!neden kabullenmek istemiyorsunuz gerçeği?gerçek ayan beyan ortada.gerçi sizin kalplerinizin karardığı gibi gözlerinizde kararmış.
Yazan: fatma Tarih: February 23, 2006 03:53 PM
İşin komik tarafı biyologların çoğu evrim teorisinin temelinde yer alan büyük çelişkiler ve problemlerden habersizdirler. Burada Darwin'in kayıp halkalarından bahsetmiyorum. Makro-Evrim ve genel olarak Neo-Darwinizm'den bahsediyorum. Özellikle Türkiye'deki biyologlar bu konuda baya cahil kalmış durumdadırlar.
Bir yandan onlara hak verebiliriz. Her biyolog tutup evrim hakkında okuduğu herşeyi laburatuvarda test edecek durumda değildir. Zaten Evrim teorisi yapısı itibari ile pek test edilebilir bir yapıya sahip değildir. Yani tam olarak kanıtlanması çok zor olduğu gibi çürütülmesi de kolay değildir.
Genelde bu işlerle ciddi uğraşan bilim adamlarından gelen ve Evrim'e yöneltilen ciddi itirazlar Evrim yanlısı bilim adamlarının kuru gürültüleri arasında kaybolup gidiyor.
Evrim'e karşı gelmeyi ortaçağ karanlığı olarak niteldirenler genelde iki gruba ayrılırlar:
1)İlk grup Evrim'i şiddetle savunan materyalist bilim adamlarıdır. Çünkü bunlar için Evrim materyalizm'in temel öğelerini oluşturur ve yıkılmasını hiç istemezler. Bu grubun başını Dr. Richard Dawkins çeker. Bunlar Evrim'e gelen ciddi itirazların farkındadırlar ve bu itirazların bu teorinin geleceğini tehlikeye atabileceğini görebiliyorlar.
2)Türkiye'de daha çok rastlayabileceğimiz bu grup bilim adamı ise aslında Evrim Teorisini tam olarak anlayamamış, bu teorinin yurt dışında ciddi bir şekilde tartışıldığından habersiz olanlardır. Bunlar genelde Evrim Teorisinin yaşamın başlangıcı dahil tüm sırları açıkladığını sanıyorlar. Bazıları hala 60'larda yaşıyor. Genelde güncel bilimsel medyayı takip etmezler. Kafaları klişe örnekler ve basmakalıp laflarla doludur. Akıllı Tasarım teorisinin tam olarak neden bahsettiğini de bilmezler.
2001 yılında ölen ünlü ingiliz astronom Fred Hoyle Makro-Evrim'e şüpheyle bakan bir biyolog arkadaşı tarafından Evrim konusuna eğilmiş ve yaptığı uzun araştırmalardan sonra bu teoriye ciddi itirazlarda bulunmuştur. Hoyle bu konuda bir kaç kitap yazmış ve matematiksel olarak Makro-evrim'in gerçekleşmesinin imkansıza yakın olduğunu göstermiştir. Onun yazdığı kitaplar doğal olarak evrimciler tarafından pek hoş karşılanmadı ve ciddi itirazlara maruz kaldı.
Unutmamak lazım, Hoyle Evrim'e karşı çıkan 100'lerce bilim adamından yanlızca bir tanesidir.
Evrim'e karşı çıkmayı cehalet ve ortaçağ karanlığı sananlar önce Evrim konusundaki eksik bilgilerini ve derin cehaletlerini gidermelerinde fayda var diye düşünüyorum. Unutlumaması gereken bir gerçek var ki Evrim Teorisini şiddetle savunanların çoğunun gerçek dayanakları felsefidir sırf bilimsel değildir.
Okullarda Yaratılış teorisinin okutulması doğru olmayabilir ama Evrim ile ilgili gerçek ve tarafsız biliglerin sunulması da şarttır. Evrim'in kanıtlayamadığı şeyleri kanıtlanmış gibi göstermek bilimsel sahtekarliktir.
Hoyle'un aşağıdaki alıntıları günümüzün biyologlarının yaşadığı çelişkiyi net bir şekilde ortaya koyuyor:
----------------------------------------------
"astronomların yaşamın temelini oluşturan binlerce biyopolimerden sadece bir tanesinin bile doğal süreçlerle ortaya çıkmasının imkansız olduğunu anlamaları ne kadar sürer bilemiyorum. Astronomlar bunu anlamakta zorluk çekerler çünkü biyologlar tarafından bunun böyle olmadığı konusunda ikna edilmişlerdir, biyolaglar ise... "diğerleri" tarafından aynı şekilde ikna edilmiş durumdadırlar. bu "diğerleri" ise tamamen matematiksel mucizlere inan bir grup insandan oluşuyor. Onlar doğa'ya mal ettikleri bir inancın avukatlığını yapıyorlar: normal fizik kanunlarının dışında, doğada mucizler gerçekleştirten bir kanun var"
Fred Hoyle, 1981. "The Big Bang Astronomy," New Scientist 19 Nov 1981. Pp. 521-527.
------------------------------------------------
"...Doğrudur, bu sorun asla yaygın olarak kabul görmüş biyoloji literatürlerinde tartışılmaz. Ama bazı yazarlar küçük notlar halinde kendi köşelerinde benzer sonuçları yayınlıyorlar. Mevcut oluşmuş dogma'lara karşı itirazda bulunan bu biyologlar herzaman geri çekilmek için hazır gibi görünüyorlar ve hiç şüphe yok ki onlar benim ve Chandra Wickramasinghe'un maruz kaldığı benzer muhalafet sesleriyle karşı karşıya kalmışlardır.
Benim edindiğim genel kani şudur ki onlar kalplerinde bu konu hakkındaki gerçeği biliyorlar fakat yaratacağı etkilerden o kadar çok korkuyorlar ki bunu önlemek için her düşünceyi yutmaya hazır gibi görünüyorlar. Eğer biri doğrudan hu konuya eğilirse, yani bilimsel çevrelerin gazabına maruz kalmaktan korkmadan, biyomadde'lerin o şaşırtıcı düzeninin ancak akıllı tasarım'ın neticesinde ortaya çıkmış olmalıdır sonucuna varacaktır. Düzen sorunu, bir amino asit zincirindeki düzen gibi, ancak işin içine zeka girince açıklanabilir şeklle giriyor."
Fred Hoyle and N. Chandra Wickramasinghe, "Evolution from Space"
Yazan: Farshad Tarih: February 24, 2006 01:31 AM
"Madem yaratılış teorisini savunuyorsunuz kainatın 6 günde yaratıldığını bilimsel olarak nasıl ispatlayacaksınız?" - Alıntı :Ataman Ertuğrul
Ataman Bey, öncelikle evrenin var oluşunun ve canlılığın tesadüf olmadığını ve bunun arkasında bir tasarım bulunduğunu delilleriyle savunmak, yukarıdaki sorunun muhatabı olmasa gerek.. Böyle bir soru, mevzudaki asıl verilerden uzaklaşmak, konuyu başka yöne çekmektir.. Ya da Akıllı Tasarım teorisinin ortaya koyduğu şeyleri bilmediğiniz anlamına gelir..
Ancak yine de sorunuza gelince.. Bir AT savunucusu olarak değil de, inançlı bir Müslüman olarak kendimce bildiğimi paylaşayım..
Bir kaç ayetten size örnekler sunacağım..
"... Gerçekten, senin Rabbinin Katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir." (Hac Suresi, 47)
"Dedi ki: 'Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor." Dedi ki: "Yalnızca az (zaman) kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz.'" (Müminun Suresi, 112-114)
Ve yine Mearic Suresi, 4.Ayet’te “süresi elli bin yıl olan bir gün” den bahsedilir..
Yani, “gün” kavramı (Güneş, ay, gün, yıl gibi konuların geçtiği) günlük anlamı dışında, Kur’an-Kerim’de çeşitli ayetlerde “belirli bir süre, çağ, devir, an” anlamlarında da kullanılmıştır. Ayrıca, Kur’an-ı Kerim’de çeşitli ayetlerde zamanın izafiliğine de işaret edilmektedir.
Gerçekten bu soruyu sormaktaki amacınız bir cevap aramak idi ise, bunlar sorunuzun cevabına yönelik bir fikir vermiştir umarım..
Yazan: Hasan Basri Kartal Tarih: February 24, 2006 01:33 AM
Fatma hanım,
Ataman Ertugrul adına cevap veriyorum.
Bilimin insanların oleceği gün hakkında bir kanıt verme gibi bir iddiası yok. Boyle birşey bilime değil falcılığa girer. Ancak eğer ki kişi bir şekilde fiziksel olarak rahatsızsa, bilim buna tahmini bir cevap verebilir.
Söyledikleriniz dine inanan kişilerin tüm savları çürütüldüğünde ve köşeye sıkıştığında her zaman başvurduğu klasik korkutmalardan başka birşey değil. bunlara bizim karnımız tok.
Kierkegaard'ın "fear and trembling"de bahsettiği taktik.
"sen bilimsel teorilere inanmaya devam et, öbür tarafta cayır cayır yanarken nasıl da yalvaracaksın"
bilime inanmıyorsanız zaten sizinle ayrı dili konuşuyoruz. ben sizinle anlaşamam.
bilim, BAZI (tekrar vurguluyorum, sadece bazı) müslümanlar için bir araçtır.
buradaki evrim karşıtı birçok kişi, evrim teorisini daha HY'nin kitaplarındaki çarpıtılmış şeklinden başka bir şekilde bilmiyor. siz ne evrim teorisini doğru dürüst biliyorsunuz, ne kanıtlarını ne de zayıf yönlerini (evet bu teori eksiksiz değil).
Bir savaşın ilk şartının "düşmanını tanımak" (know thy enemy) olduğu söylenir.
düşmanınızı tanımazsanız bir konuda ancak "ahkam" kesebilirsiniz ve yenilmeye mahkumsunuzdur. evrim karşıtları çoktan yenildi, ancak bunu kabul etmek istemiyorlar.
"siz bilime inanmaya devam edin, öbür dünyada da bilim sizi kurtarsın bakalım" türü korkutmalara sığınıyorlar. en son kaleniz bu işte.
fatma hanım, sizin kalbiniz ferah olsun, siz cennete gideceksiniz biz de cehenneme. mutlu mutlu buna inanmaya devam ediniz.
Sn Müzmin Anonim'e de şunu söylemek isterim, 700'de 300 bence fena bir oran değil :)
Yazan: Yilmaz Tarih: February 24, 2006 07:13 AM
Yılmaz Bey,
Gerçi Müzmim Bey gayet güzel izah etmiş ama yine de söyleyeyim; Bu akademik unvan meselesine fazla takılıyorsunuz.Başka bir arkadaşın da belirttiği gibi ve sizin açınızdan düşünecek olursak akademisyenlerin itirazında da bir anlam olmayacaktır.700 akademisyenin kaç tanesinin "biyolog" olduğunu ilgili linke bakarak görürseniz ne demek istediğimi anlayabilirsiniz.
Sizin cenahlardan Ataman Bey'in dilbilgisi bakımından beğendiğim, içeriğinin de bazı kısımlarına katıldığım, bana hitaben yazdığı "makale"sinden bir bölüm alıntılayıp "bilim" , "bilim adamı" ve "bilimsel teoriler" in ne anlama geldiğini göstermek istiyorum,buyrun yorumlayın..:
Bilim yapmak için hiç kimseden el almak gerekmez. Herhangi bir ünvan bile gerekli değildir. Bilimin konuları, sonuçları, gözlem ve deneyleri herkese açıktır. Her isteyen, her bilim dalındaki bilgilere ulaşabilir, bu bilgilerin irdelenmesi, hatalarının ayıklanması, yenilerinin eklenmesi için katkıda bulunabilir. Bunun için herhangi bir ön koşul yoktur. Bilgiye katkı yapmanın, bilgiyi eleştirmenin gerekleri vardır, bunlar da açıklık ve nesnellikten başka bir şey değildir.
Sizin cepheden Ataman Bey'in "makale"sinde de belirttiği gibi bu yöndeki itirazınızın hiçbir temeli yoktur.Ayrıca evrim hipotezine karşı olan biyoloji bilimi ile iştigal eden bilimadamları da işin içine dahil edilirse itairazınızın hiçbir yapısal anlamı kalmayacaktır.
Argümanları sunanların akademik unvan ve bölümlerine bakacağınıza "argümanlarına" bakmanızı öneririm.Bu argümanları karşılayacak tezleriniz yoksa -ki bütün gürültü zaten bundan dolayı kopuyor, bu tartışmalara ya da tartışaMAMAlara katlanacaksız demektir.
Ne demişler;
Hiçten ancak hiç çıkar..
Saygılar.
Yazan: S.Öztürk Tarih: February 24, 2006 09:43 AM
dogru diyorsunuz S.Öztürk,ne demiş Necip Fazıl "küfür ehline göre bu alemin başı da hiç,sonu da hiç,iki hiç arasında varlık olur mu hiç?"
Yazan: ebulfetih Tarih: February 24, 2006 04:52 PM
Darwinist'ler sürekli tasarımcıyı göstermiyorsanız o zaman teoriniz bilimsel değildir diye itirazda bulunuyorlar.
Peki tekrar Evrim Teorisinde bir göz atalım:
-"Evrim Teorisi yaşamın başlangıcını izah edemiyor"
-"Evrim Teorisi evrenin kaynağını izah edemiyor"
(Bir yalnış anlama olmasın, Evrim Teorisinin izah edemedikleri sadece bu ikisi değildir. Evrimin izah edemediklerinin listesi tahmin edemeyeceğiniz kadar uzun bir listedir)
Bunları izah edin sorusu kendilerine yöneltildiği zaman Evrimciler ilginç bir kurnazlık örneği sergileyerek evrenin kaynağı ve yaşamın başlangıcı gibi konular Evrim Teorisini kapsayan konular arasında yer almadığını iddia diyorlar (Halbuki aslında böyle değil, makro-evrim yaşamın başlangıcını da kapsıyor).
Benzer bir şekilde Akıllı Tasarımcılar Akıllı Tasarım teorisinin tasarımcı veya tasarımın kaynağı ile değil, tasarımın kendisi ile ilgilenen bir bilimsel teori olduğu cevabını verdikleri zaman bu neden bilimsel olmuyor çok merak ediyorum.
Yazan: Farshad Tarih: February 25, 2006 12:31 AM
700 bilim (!) insanının, dünya bilim indeksinde kapsadığı yüzdelik ["bindelik" mi demeliydim?]diliminde ne olduğunu/ne olabileceğini tahmin ederken, bu bilim aşklarının aslında neye (hangi inanca) tekabul edebileceği de pekala ortaya çıkıyor..
İnsanların, iktidar ve güclerine [ve bunları oluşturan ideolojik-bilimimsi kılıflarına] yönelik tehdit olarak algıladığı herhangi bir unsuru kolayca dışlamaları, sansürlemeleri hatta onu yok saymaları gayet doğal.. Ama, korkunun ecele faydası olmazmış..
İktidar şahane, bilim bahane...!!!
Yazan: A.E. Tarih: February 25, 2006 06:16 PM
Sayın Hasan Basri Kartal,
Dünyanın yaratılışıyla ilgili kutsal kitaplardan örnekler verdinizmi işin içinden hiç çıkamazsınız. Çünkü kutsal kitaplarda yaratılış yer merkezlidir. Yani Tanrı önce yeri yarattıktan sonra göğe yöneliyor.
Evrenin yaşı 13,5 milyar yıl olarak tahmin ediliyor. Oysa ki üzerinde yaşadığımız gezegen ise tahmini olarak 4,5 - 5 milyar yıl yaşında. Ne olacak şimdi?
Tam tersi olsa anlarım önce göğü 4 günde yaratsa 2 günde de dünyayı yaratmış olsa birazcık mantıklı gelecek. Gökleri 4 günde yaratması çok normal çünkü evrende sadece dünya yok derim. Diğer gezegenleri yaratmak için bu kadar uzun süre geçmesini anlarım.
Saygılar,
Ataman Ertuğrul
Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: February 25, 2006 07:23 PM
Yilmaz bey,
Bu oran ne ifade eder ki?
Sizce, biyologlarin Yaradilis hakkinda 'insider' bilgileri mi var?
Biyolog denen mahlugun egitim surecinde onlara bizim farkinda olmadigimiz ne gibi sirlar ogretiliyor acaba?
Genetics deseniz belki olabilirdi; ama, genetics de henuz o kadar emekleme caginda ki, bolgenin flu bir haritasini bile tam olarak cikarabilmis degil...
Kisacasi, bence, ilm-i hayat (life sciences) henuz ve hala daha bir worthwhile kiyl-u kaal sayilir.
Buna emin degilim.
Benim bildigim kadariyla, bu konuda en kurumsal calisma, uzerine 'Cennet, Oteki Dunya' yazilmis adrese teslim denemeleri, vaktiyle, Vatikan'in fahis bedeller para karsiligi verdigi Istigfar Fermanlari idi ve Kiliseyi daha da zengin etmesi haricinde, pek de basarili olamadiydi.
Benim yaptigim hesaba (!) gore, buradaki hazirun orada da tartismaya devam edecek... 50-50 degilse bile ona yakin :-)
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 26, 2006 02:12 AM
ESSELAMU ALEYKUM TÜM İNANANLARA.Yeni okudum bana hitaben yazılan yazıları.maalesef zamanım sadece 5 dakika yoksa biraz bilgilendirmek isterdim bana laf yetiştirmeye çalışanları.ama unutmamak lazım ki ''Kişiyi konuşturan dinleyicisidir.''ama keşke inananların sadece cehennem inancından yada cennet sevdasından dolayı olduğunu düşünmeseniz.''Cennet cennet dedikleri bir kaç köşkle bir kaç huri istemem isteyene ver sen onu bana seni gerek seni''diyor ya YUNUS EMRE.KEŞKE Hazreti Ebubekirin dediği gibi diyebilsem benim vucudum kaplasa cehennemide benden başka kimse giremese cehenneme.Ama o yürek yok maalesef bu canda.ama çok üüzüldüm yanlış anlamış olduğunuza beni.neyse ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN...
Yazan: fatma Tarih: March 10, 2006 03:04 PM
ilk yapılan yorumlardan olan Da Vinci'nin yorumuna karşılık birşey söylemek istiyorum:
Tanrı yarattı demek bir inançsa, ateistlik de bir inançtır; bir Tanrı'nın var olmadığına, O'na inanmadığına dair bir inançtır. Evrimleşti demek de bir inançtır. O zaman evrimin de ders kitaplarından çıkarılması gerekir.
Bilimsel olmak birden çok görüşe açık olmak demektir. Cahil insana laf anlatmak zordur çünkü bilmediğini bilmez. Ama alim insan herzaman öğrenmesi gereken birşeyler olduğunu, bilmenin sınırı olmadığını bilen insandır.
Bilim insanına da bu yakışır. Eğer bilim insanları böyle olmasaydı bilim bugününe gelemezdi.
Bu yüzden taraflı olup birisi inançtır, birisi bilimdir demek yersiz ve yanlı olur. İnançlarıyla bilimin paralel olduğunu savunan insanlara karşı ısrarla kulakları tıkayıp "hayır sizinki bilim değildir" demek hiç hoş değil. Ama hoş olanı ne dediklerine kulak verip dinlemeyi bilmektir.
Yazan: f.g Tarih: May 29, 2006 11:31 PM
Sayın Ataman Ertuğrul,
“Dünyanın yaratılışıyla ilgili kutsal kitaplardan örnekler verdinizmi işin içinden hiç çıkamazsınız. Çünkü kutsal kitaplarda yaratılış yer merkezlidir. Yani Tanrı önce yeri yarattıktan sonra göğe yöneliyor.” demişsiniz.
Öncelikle şunu tekrar etmem gerektiğini düşünüyorum:
“Ataman Bey, öncelikle evrenin var oluşunun ve canlılığın tesadüf olmadığını ve bunun arkasında bir tasarım bulunduğunu delilleriyle savunmak, yukarıdaki sorunun muhatabı olmasa gerek.. Böyle bir soru, mevzudaki asıl verilerden uzaklaşmak, konuyu başka yöne çekmektir.. Ya da Akıllı Tasarım teorisinin ortaya koyduğu şeyleri bilmediğiniz anlamına gelir.. Ancak yine de sorunuza gelince.. Bir AT savunucusu olarak değil de, inançlı bir Müslüman olarak kendimce bildiğimi paylaşayım..” demiştim.
Dolayısıyla, elbette size yaratılışla ilgili Kur’an-ı Kerim’den örnek vererek cevap vereceğim. Zaten siz de sorunuzu “Kutsal kitaplarda” geçen yaratılışla ilgili bir ifadeden örnek vererek sormadınız mı?
Ve önemli bir yanlışı da düzeltmeliyim. Kur’an, göklerin ve yerin yaratılışında hakkında kesin bir öncelik sırası belirlemez. Ancak, “Yer”in birinci sırada anlatıldığı çok az ayet vardır ve buna karşın “göklerin”, “yer”’den önce anlatıldığı ayetlerin sayısı hayli fazladır.
Prof. Dr. Maurice Bucaille’den tercüme “Tevrat, İnciller, Kur’an-ı Kerim ve Bilim” kitabından, bir bölümü aktaracağım..
----------------------------------------------------
““ .. Anladığıma göre, yaratılışın çeşitli olayları arasında kesin bir sıralama yapan, yalnız bir Kur’an metni olup, o da 79.surenin 27-33. ayetleridir:
“Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki Allah onu bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir. Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır. Bundan sonra da (ba’de zalike) yeri düzenlemiştir. Suyunu ondan çıkarmış ve orada otlak yer meydana getirmiştir. Dağları da sapasağlam yerleştirmiştir. Bütün bunları, sizin ve hayvanlarınızın geçimi için yapmıştır.”
Ziraatle uğraşanlara ve Arap yarımadasının göçebelerine uygun gelen bir üslupla ifade edilen ve Allah’ın, insanlara ihsan ettiği dünya nimetlerini sayan bu parçanın ön tarafı, göğün yaratılışı hakkında düşünmeye davet etmektedir. Fakat Allah’ın yeri düzenleyip onu ziraate elverişli kılmasına dair olan safha, zaman yönünden gece ve gündüzün deveranının gerçekleştirilmesinin hemen peşinden zikredilmektedir. Demek ki, burada iki grup olay anlatılmaktadır: Bunlardan bir kısmı gökle ilgili olup, öteki kısmı zaman içinde yerleştirilen yerle ilgili olaylardır. Burada yerden bahsedilmesi, bizzarure onun düzenlenmesinden önce var olmasını gerektirir. O halde hadiselerin birbiri içinde olmasıyla, göğün ve yerin yaratılışının birlikte cereyan ettiği (concomitance) sonucu çıkmaktadır. Öyleyse, Kur’an metninde yerin göklerden veya göklerin yerden önce yaratılmış olduğu konusunda, hiçbir surette, özel bir dalalet aramamak gerekir. Başka yerlerde kesin bilgi verilmediği müddetçe, kelimelerin önce veya sonra zikredilmiş olması, yaratılışın gerçekleştiği sıra hakkında bir fikir veremez. .. “”
-----------------------------------------------------
“Tersi olsa birazcık mantıklı gelir, o zaman anlarım” gibi ifadeler kullanmışsınız. Bu düzletmeden sonra, umarım biracık olsun anlamışsınızdır.
Saygılar,
Hasan Basri Kartal
Yazan: Hasan Basri KARTAL Tarih: May 31, 2006 04:14 PM
sayın yılmaz' öncelikle şunu söylemek istiyorum:evrim konusunu çok yönlü tartışabilmek için tabi ki biyolojik terim ve kavramların ne anlam geldiğini bilmek gerekir(örn gen frekansiyon, gen havuzu v.b.) mustaf beye bu bu sözlerinizi söylemeden önce onu dinlemş olmanızı isterdim.(geçen yaz flash tv de ulki beyle yapılan oturum kasedini edinmenizi tavsiye edrim.orad gerçekten sorulan sorulara nasıl yaklaştığını göreceksisniz.kendini yetiştirmiş ve bu konu hakkında çok okumuş bir insan.(belki de eksik yanınız bu sizin).söylemk istediğm diğer bir nokta ise şu:dawin felsefesini savunan bilim admlarının neden karşı görüşleri dinlemedği konusunda.onların nasıl bu tartışma zeminine gelebilecği sorusuna bulunacak yanıt çözümün ve gerçek tartışma ortamının aoluşacağı kanısındayım.bu mesajı politk bir amaçla yazmadığımı belirtmek istiyor saygılar sunuyorum
Yazan: musatafa baran Tarih: June 3, 2006 01:29 AM
Aslında başlangıç noktasını açıklayamayan bir teori en başta geçerliliğini kaybetmiştir.Bence evrimi savunan kişilerin en fazla düşünmeleri gereken nokta budur.Evrim bir zerreden dahi başlasa onu yaratan bir varlık olması gerekir.Bu kabul bile aslında evrimcilerin de Allah'ın varlığını kabul ettiğini gösterir.Matematikteki
(-sonsuz) ve (+sonsuz) kavramları da bilimin açıklayamayacağı yerde kolaycılığı kaçmasının delilidir(ben bir matematikçiyim).İşte biz yaratılışa inananlar (-sonsuz) ve (+sonsuz) da Allah'ın olduğunu söylüyoruz.Ama evrimciler bir şey söyleyemiyor.Saygılarımla...
Yazan: Kumru Dayı Tarih: July 18, 2006 11:27 AM
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Evrim teorisinin geçersizliği bugün bilimin her dalı ile şüphe götürmez şekilde ispatlanmışken dogmalar üzerine kurulu fikirleriyle bunu savunanları düşünmeye ve okumaya çağırıyorum.Bu noktada şu soruyu sormak istiyorum.
Bir yere yeterince çimento,demir,tuğla ve bunun gibi bina yapımında kullanılan malzemeleri koyup yüz milyonlarca yıl sonra bunun düzenli bir mimariye sahip,destek kolonları doğru inşa edilmiş,kapı ve pencereleri çok güzel bir şekilde monte edilmiş olarak bulabilirmiyiz.Akıl sahibi bir insan bunun kesinlikle meydana gelemeyeceğini bilir ki insan her zerresiyle bir binadan daha komplekstir.Bu koca evrenin hiç bir noktasında görülmeyen çatlaklık nasıl tesadüf olur.Hiç bir tasarım tasarımcısız düşünülemez.Bir toplu iğnenin bile bir yere yeterince demir koyulduktan milyonlarca yıl sonra gök gürültüsü,şimşek ve yağmurlar sonucunda oluşamayacağı gibi.
Yazan: Abdulhak Çoban Tarih: September 12, 2006 03:34 PM
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
Yukarıda bir arkadaşımızın belirttiği evrenin altı günde yaratılması konusuna açıklık getirmek üzere yazıyorum.Arapça bilen bir kişi bu ayette belirtilen kelimenin zaman dilimi anlamına geldiğini de bilir.Bugün bilim tarafından ispatlanmış bir gerçektir ki evren Big Bang sonucunda altı zaman diliminde atomların oluşması,yıldızların meydana gelmesi,gök taşlarının soğuması gibi evreleri tamamlayarak oluşmuştur.Bunun yanısıra ispatlanmış olan bir matematiksel gerçektirki Big Bang den sonra yayılma hızındaki noktasal bir yavaşlama veya hızlanma evrenin oluşmasını engelleyebilirdi.Yavaşlama sonucunda kuvvetler arası çekimden kaynaklanın bir yayılma tersi hareket veya hızlanma sonucunda atomların oluşmaması gibi bir felaket gerçekleşebilirdi.Sistemin içindeki tasarım yine bizi tasarımcıya götürüyor.
Yazan: Abdulhak Çoban Tarih: September 12, 2006 04:22 PM
Bilim kimsenin tapusu altında da değil bence. isteyen herkes bilim adamı olabilir, araştırabilir( hatta 1. elden kaynaklara bakabilir-yapabiliyorsa deney yapar ya da deneylerin sonuçlarını analiz eder.).Nasıl inanmak için ilahiyat bitirmeye gerek yoksa evrim teorisinin açmazlığını görmek için de biyolog olmaya vs gerek yok. Bu tür yok bizden başka (darwinizmi savunan arkadaşlar) evrimi kimse açıklayamaz yok siz anlayamazsınız körüne körüne inanıyorsunuz gibi fanatik sloganları objektif bir bilim adamının kolay kolay yapamayacağına inanıyorum. Üstelik sizin bu yaklaşımızı da ortaçağ papazlarını akla getiriyor. Bilimsellik adı altında dogmacılık yapan da sizsiniz. Bugün evrim teorisinin bir sasata olduğu ortada. Ne zaman bir darwinistle konuştuysam bana dünyanın var olduğunda tartıldığından falan bahseder. Arkadaş garip bir felsefeyle basşlar ve benzer tonda kendisine verdiği gizli (konuşmalarını da çoğu kimse anlayamaz-ki bunu ister-düşünme, kabul et der-)atmasferle darwinizmin sarhoşluğundan uyanana kadar debelenir durur. Siz savlarını çürütmek için ya da anlamak için ne kadar uğraşırsanız uğraşın celalleniverirler. Bu mu bilimsellik arkadaşlar. Darwinizmin de ulaştığı bilimsel gerçekler yok değil bunu kimse yatsıyamaz ama bu bilimsel gerçekler maalesef ki evrimi ispatlamıyor. Kimseyi gücendirmek istemedim, kırdıysam affola ama bilim de biraz kırıcılığı gerektiriyor sizden öğrendiğim...
sağlıkla kalın...
Yazan: Zeki Atasun Tarih: October 16, 2006 09:41 AM
Merhaba.Bilim gözlem ve deneye dayanır.Akıllı tasarım teori olmak için bunlardan hangisini yerine getirmiştir.Hangi biyolog bu konuda araştırma yaqpıp teori düzeyine yükseltmiştir. Evrim ve devrim diyalektiğini anlamak için hayata uzun erimli bakmayı bilmek gerekir. Yani ilk bakterilerin milyarlarca yıl önce ortaya çıktığını ama insanın birkaç milyon yıldır var olduğunu kavramak gibi. Ayrıca herşeyin birbiriyle ilikisini kayramak gerekir. Yani dünyada canlılığın gelişimi için zamanla değişen iklim depremler kıtaların ayrılması dağlar taşlar okyanuslar gibi. Herşey basitten karmaşığa doğru gider.DNA dört tane baz şeker ve fosfordan oluşur ama aynı yapı üstüste birike birike çok karmaşık yapılar oluşturur. Herşeyden önce sınıflar mücadelesini kavramak gerekir.Akıllı tasarımın arkasıdakilerin evangelist emperyalist tekelci sınıfın temsilcilerinin olması bugün Irak'ta Filistin'de katliamlar yapanların bu kişilerin olması bütün dünyayı sadece kendi egemenliklerinde olmasında istemeleri ve evriminde hiçbir egemenliğin sonsuz olamayacağını ezilen sömürülen kitlelerin eninde sonunda zalimlere karşı mücadelesinin başarıya ulaşacağını gösterdiğine inandıkları için karşısındadırlar.
Yazan: hüseyin Tarih: December 4, 2006 03:11 PM