« 'Kurban Bayramı'nda Kurban Kesmek Gerekli midir? | Ana Sayfa | İlginç Bir Soru: "Aşk mı, Para mı?" »

January 14, 2006

İslam'ın Şehirleri Neden Böyle?

[14 Ocak 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Şeytan taşlama yolundaki izdiham nedeniyle yaşamını yitiren hacılarİslam'ın en kutsal kenti Mekke'de, kutsal hac ziyareti sırasında izdiham yaşandı ve 350 kadar hacı yaşamını yitirdi. Ortada terör saldırısı, silah, bomba yok; sadece kalabalıkların düzensizliği ve paniği var. Akıl alır gibi değil...

Aklın daha da alamadığı, buna benzer felaketlerin sürekli yaşanması. Son 15 yıldır bir kaç senede bir hac sırasında hep izdiham yaşanıyor, onlarca, yüzlerce Müslüman birbirini ezerek can veriyor. Facia sürekli tekrar etmesine rağmen, ne Suudi devleti doğru dürüst bir tedbir alıyor ne de başka Müslüman organizasyonlar...

Acaba neden? Neden Müslümanlar güvenli ve sakin bir biçimde hac yapmayı başaramıyor? Neden yeni bir problem olan "kalabalık" sorununa bir çözüm üretemiyorlar? Bundan yüzyıllar önce, dünya nüfusunun da, Müslümanların da, hacıların da sayısının çok az olduğu bir dönemde şekillenen hac yapma usulünü, biraz adapte edip daha güvenli hale getirmeye çalışmıyorlar?...

Müslümanların sorunu hac'daki izdihamlarla sınırlı değil elbette... Bugün İslam dünyası eğitimde, tıpta, bilimde, ekonomide, sanayide ve kültürde Batı'nın çok gerisinde. Neden acaba? Niçin Batı'nın şehirlerinin çoğu temiz ve düzenli, ama İslam'ın şehirlerinin çoğu tozlu ve çamurlu? Kurban Bayramları'nda da kanlı?...

* * *

Bu sorular yeni değildir; bu topraklarda son 200 yıldır sorulur durur. Birileri buna "Müslümanlar bu durumda, çünkü İslam'a inanıyorlar, inandıkları din onları geri bıraktı" diye cevap vermiştir. Ve sonra da bu cevaba uygun bir kitlesel "gayrı-İslamileştirme" projesi başlatmıştır. Oysa problemin İslam'da değil de coğrafyada olduğu, bizzat bu "gayrı-İslamileştiriciler"in eliyle ortaya çıkmış, çünkü kendilerini "ilerici" zannederken koyu bir bağnazlık, hoşgörüsüzlük ve hatta faşizm geliştirmiş, nefret ettikleri "din yobazları"nın dinsiz versiyonları oluvermişlerdir.

Kaldı ki biraz tarih bilinci olan insan, problemin İslam'da olmadığını kolaylıkla görebilir. İslam'ın şehirleri bugün parlak değildir, ama 1000 yıl önce göz kamaştırıcıdır. Avrupa Ortaçağ'ı yaşarken, İslam medeniyeti, sanat, bilim, tıp, mimari, felsefe gibi farklı alanların hepsinde görkemli eserler vermiş, yerkürenin o zamana dek gördüğü en yüksek kültürü inşa etmiştir. Hatta Avrupa kültürünün ilerlemesinde, Ortadoğu'ya gelip de Müslüman kültürü ile tanışan Haçlıların önemli rolü vardır. Haçlılar, yağmalamak için geldikleri Ortadoğu'da öğrenmişlerdir yıkanmayı, terlik giymeyi, ameliyat yapmayı, doğru dürüst yemek pişirmeyi...

İslam medeniyetinin üstünlüğü, 16. yüzyıla kadar sürer. Bu nedenledir ki, büyük tarihçi Marshall Hodgson, "Dünya Tarihini Yeniden Düşünmek" (Rethinking World History) adlı kitabında şöyle der:

"Eğer 16. yüzyılda Mars'tan dünyamıza bir ziyaretçi gelmiş olsaydı, insan medeniyetinin tümüyle Müslüman olmanın eşiğinde olduğu sonucuna kolaylıkla varabilirdi. Bu yargısını da kısmen Müslümanların stratejik ve politik avantajlarına, kısmen de kültürlerinin genel olarak taşıdığı canlılığa dayandırırdı." (s. 97)

Ama sonra dünyanın gidişatı tersine döndü; ticaret yollarının değişmesi İslam dünyasını fakirleştirirken Avrupa'yı zenginleştirdi. Müslümanlar kendilerini dünyanın merkezi olarak görmeye devam ederken, merkez hızla Batı'ya kaydı.

* * *

Batı'nın ilerlemesinde, sulak coğrafyası ve coğrafi keşifler sonucunda elde ettiği avantajlar gibi maddi unsurların yanında, yenilikçi ve özgür düşünceyi serbest bırakması da büyük rol oynadı. Ancak bu özgürleşme, sık sık "Batı ilerledi, çünkü dini bir kenara attı, aydınlandı" diye kestirip atan "gayrı-İslamileştiriciler"in anladığı basitlikte olmadı. Gerçekte Batı, dini değil, dinin tutucu bir yorumunu bir kenara attı, ama ilerlemesinde dinden bir hayli güç aldı: Kapitalizmin gelişmesi, modern bilimin kurulması veya ABD'nin yükselmesi, hep dini motivasyonla oldu. Kilise'nin kozmolojik dogmalarına karşı çıkan Galileo da dindardı...

Bugün de İslam dünyasının sorunu, İslam değil; bilim, felsefe, sanat, kültür gibi seküler alanlardaki geriliği. Bu alanlarda geri olduğu için, İslam'ı da kısır bir şekilde anlıyor, neyin din neyin gelenek olduğunu ayırd edemiyor, dinin modern durumu göz önüne alan yeni yorum ve içtihatlarını yapmaya girişmiyor. Karşısına çıkan yeni problemlere karşı yeni çözümler geliştirmekte ağır kalıyor. Her şeyin "nakil" ile açıklandığını kabul eden zihniyet, yeni duruma göre "akıl" geliştirmekte zorlanıyor. Bazen de "tepkisel akıl" geliştiriyor.

Ama tüm bunlar, bardağın boş kısmı. Dolusunda, gelişen ve ilerleyen Müslümanlar da var. Bunlar arasında da Türkiye'nin yıldızı parlıyor: Demokrasiyi, serbest piyasa ekonomisini, ekonomik gelişmeyi, dünya ile entegrasyonu başaran ve bunları yaparken de "Müslüman" kimliğinden utanmayan, aksine bunu gururla taşıyan bir Türkiye...

Türkiye'nin 21. yüzyılda dünyaya bir katkısı olacaksa, bu olacak... Tabii eğer kendini baltalamaz ise...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 14, 2006 12:01 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Sayın Akyol,

Şöyle demişsiniz:

İslam'ın en kutsal kenti Mekke'de, kutsal hac ziyareti sırasında izdiham yaşandı ve 350 kadar hacı yaşamını yitirdi. Ortada terör saldırısı, silah, bomba yok; sadece kalabalıkların düzensizliği ve paniği var. Akıl alır gibi değil...

Aklın daha da alamadığı, buna benzer felaketlerin sürekli yaşanması. Son 15 yıldır bir kaç senede bir hac sırasında hep izdiham yaşanıyor, onlarca, yüzlerce Müslüman birbirini ezerek can veriyor. Facia sürekli tekrar etmesine rağmen, ne Suudi devleti doğru dürüst bir tedbir alıyor ne de başka Müslüman organizasyonlar...

Acaba neden?
Bunun çok basit bir sebebi var bence. İnsanlar bu ölümlerden şikayetçi değil. Eminim bu insanların yakınları "Allah'a ibadet yolunda öldü" diyerek bunu kaderin güzel bir cilvesi olarak ele alıyorlardır. Bence insanlar ya ölürsek diye düşünmüyor ve bunu göze alarak gidiyor oraya. Orda ölünce cennete gideceğini düşünenler bile olduğuna adım gibi eminim.

Yazan: Da Vinci Tarih: January 14, 2006 02:34 PM

Sayın Akyol,


Dediklerinizin büyük çoğunluğuna katılıyorum. Yalnız bu izdihamlar konusunda diğer müslüman organizatörleri suçlayamayız. Maalesef Suud yönetimi Hac organizasyonunun tamamını kendisi yapıyor ve hiçbir müdaheleye izin vermiyor.İşin garibi bu izdihama neden olan köprünün genişletilmesi için yapılan tüm uyarıları da kulak ardı ediyor.Bunun tek çözümünün Hac organizasyonunun Suud yönetiminden alınarak bağımsız bir müslüman organizosyona(İKÖ gibi) verilmesi olacağını düşünüyorum.Çünkü görünen o ki Suud yönetimi temizlik ve birtakım kollardaki hizmetler yönünden başarılı olsa da genel organize bakımından yetersizdir.

Bugün 3 milyon olan Hacı sayısı her geçen gün artmakta ve acil bir çözüm gerekmektedir. Suud yönetimi Kabe'nin çevresindeki dağları kazıyıp 5 yıldızlı otel ve saray yapacağına Hacı adaylarının ileride ulaşacağı sayıyı düşünerek düzenlemeler yapmalıdır.

Bir akıl ve iman medeniyeti olan İslam'ın böyle basit hatalar yüzünden, eteğindeki taşları dökmeye meraklı ve İslam'a boğazına kadar kinli kişiler tarafından eleştirilmesine ve alaya alınmasına sebep olmak çok büyük bir kabahattir..


Saygılarımla..

Yazan: S.Öztürk Tarih: January 14, 2006 03:28 PM

Acaba neden? Neden Müslümanlar güvenli ve sakin bir biçimde hac yapmayı başaramıyor? Neden yeni bir problem olan "kalabalık" sorununa bir çözüm üretemiyorlar? Bundan yüzyıllar önce, dünya nüfusunun da, Müslümanların da, hacıların da sayısının çok az olduğu bir dönemde şekillenen hac yapma usulünü, biraz adapte edip daha güvenli hale getirmeye çalışmıyorlar?...

Bunu boyle soylemek istemezdim, ama, sorunun kendisi bence abes:

Kabe'deki toplantinin belli sebepleri var; ve bu toplantida belli ritueller, belli sebep ya da gerekcelerle yapilir. Bunlari degistiremezsiniz.

Ve, bu amacla Kabe'de her sene giderek daha da kalabalik bir nufus bir araya gelir.

Bunlarin ne kadari 'repeat customer'dir bilmiyorum, ama, agirlikli olarak cogunlugu ilk defa gelenler olusturur diyebiliriz herhalde... yani, tecrubesiz katilimci.

Simdi, verilen bu cevre sartlarini da dikkate alirsak, alinabilecek onlemler de kendiliginden ortaya cikar ve bu onlemlerin bir kismi da (buyuk bir ihtimalle) toplantinin ya da rituellerin dogasina aykiri olacaktir.

Yani, onlemler ya kabul edilir olmayacak, ya da kagit uzerinde kalacaktir.

Bu durumda, konuya artik istatistik bilgi cinsinden bakmak daha anlamli: Tipki, 'bilmem kac kisinin calistigi bir komur madeninde her sene bilmem kac kisinin kazalar yuzunden olmesi normaldir' turunden..

Ya da, 'belli bir yogunlukta trafik tasiyan yolda her sene kazalarda XXX kisi hayatini kaybeder'.. filan gibi.

Engellemege calisirsiniz tabii ki, ama, ne yaparsaniz yapin (yolu ya da madeni kapatmak haric) cok anlamli sonuclar elde edemezsiniz..

Hac ve Kabe ve ezilerek olumler de biraz boyle..

Eger elimizde benzer sekilde nufuslarin benzer amacla toplanip benzer rituellerde ortaya cikmis olan baska sonuclar varsa onlari dikkate alabiliriz tabii ki.

Fakat, kiyas olmaksizin negatif degerlendirme veya yorumda bulunmak bence meseleye cozum aramak sayilmaz.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 14, 2006 05:12 PM

Şeytan taşlarlarsa böyle olur! ŞEYTANIN İNTİKAMII!

Yazan: Yilmaz Tarih: January 14, 2006 07:01 PM

Merhaba,
Olaya bir de Hac ibadetinin yapılış şekli ve zamanı itibariyle ne kadar Kur'an'a ve sahih sünnetlere göre yapılıp yapılmadığını sorgulayarak
bakmalıyız. Bu konuda dini bilgim yeterli değil ama Y.Nuri'nin (sevilir sevilmez ayrı mesele) "İslam Nasıl Yozlaştırıldı?" kitabında yazılan bir takım şeylere de dikkat edilmelidir bence... Kendisi bu ibadetin mevcut kısa zaman dilimlerinde olmak zorunda olmadığı, 2-3 ay gibi geniş bir zamana yayılabilineceğini ifade ediyordu. Bence mevcut uygulamanın şer'en tekrar sorgulanıp tasdik edilmesi gerekir. Fiziki şartların iyileştirilmesinin ve insanların bu konuda bilinçlendirilmesinin katkısı tartışılmaz ama bu konuda da bir çalışma yapılması gerekmektedir. "Bunu kim yapacak?" sorusu İslam dünyasının bu konulardaki kurumsuzluğunun ve organizasyonsuzluğunu kurbanı olacaktır ama irdelenmesi gerekli olduğu düşüncesindeyim. Saygılarımla,

Yazan: Orkun Tarakçı Tarih: January 15, 2006 11:58 AM

CNN televizyonu çalışanlarından (Arap asıllı) Riz Kaan, yıllar önce bir haç belgeseli hazırlamıştı. Bu belgeselin, yaklaşık 30 dakikalık bir bölümünde, hacıların Şeytan taşlama sahasının çok yetersiz olduğu, eğer Suudi hükümetinin bu alanı genişletip, gerekli önlemleri almazsa, çok büyük izdihamlar yaşanabileceği gibi konuları tartıştı. Bu işten sorumlu Suudi bakan ve yetkilerle sırf bu şeytan taşlama alanının genişletilmesi ve güvenli hale getirilmesi konusunda röportajlar yaptı ve söz aldı. Suudi yetkililer, sorunun farkında olduklarını ve en kısa zamanda gerekli önlemleri alacaklarını söyleyip, projelerini gösterdiler.
Bu programın, aynısı Türkçe seslendirmeli olarak 2 sene önce, tam hatırlayamasam da TGRT veya Kanal7 gibi bir kanalda da tekrarlandı...

Yazan: ilhan Tarih: January 15, 2006 01:52 PM

Sevgili Da Vinci Bey

Burada yine İslam konusundaki görüşlerinizi belirtmişsiniz. Ben sizin kesinlikle, İslam’a karşı tam gerçeği araştırmadan veya sizin için yeterli kısımları bulup çıkartarak, çeşitli şartlanmalar sonucunda ön yargılı olduğunuzu ve gördüğünüz gerçekleri de görmemezlikten gelip bildiğiniz yolda ilerleme çabanızdan vazgeçmeyeceğinizi düşünüyorum. Bu çeşitli psikolojik nedenler veya geçmiş deneyimlerin bilinç altına yerleşmesinden kaynaklanabilir. Tabii bu benim tamamen kişisel fikrim aynı şeyi, kendi açınızdan siz de inanan insanlar için düşünebilir ve kendi inandığınız fikir ve düşünceleri medeni bir biçimde tabii ki savunabilirsiniz. Son derece hakkınızdır bu. Herkes kendi fikrini savunup tartışabilir. Ancak, aşağıda, sizin sitenizdeki link sayesinde tanıştığım “ateist forum”un bir bölümü var ki bu tartışma sınırlarını aşıp bir bölücülük suçu teşkil ediyor. Nasıl islamı alet ederek bölücülük yapmak suç ise sizin yaptığınızda suçun bir uzantısı ve endirekt olarak buna destek veriyorsunuz. Ateist forumda (http://www.ateizm.org/html/forum) “Eylem Zamanı, Dernekleşelim“ adlı topic’te bir dernek kurulmasından bahsediliyor. Tabii ki yasal çerçeve içinde isteyen kişi istediği derneği kurup fikirlerini medeniyet çerçevesinde savunur. Ve bu dernek engelenmeye çalışılırsa bu da bir yanlıştır bunu da kabul ediyorum. Ancak, iş bölücülüğe gelipte, ülkeye zarar vermeye gelince iş değişir ve müdehale etmek gerekir. Bu başlıkta yazı yazan “haci” nickli” edepsiz ve kendini bilmez resmen bölücülük ve gizli anarşiden söz ediyor. Siz ve oradaki diğer ateistlerde sanki çok basit bir olaymış gibi bu tip yazılara “durun çocuklar siz ne yapıyorsunuz, böyle bölücülük olmaz” diye müdehale edeceğinize sadece bildiğinizi okuyorsunuz ve o yazıları görmezden geliyorsunuz ve inanın ki bana bu Turan Dursun’u öldüren veya Sivas katliamını yapmaya çalışan kişilerin yaptığından bile çok daha büyük ve devlete zarar verici bir hata. Çünkü o eylemler küçük çaplı idi, çok tepki uyandırdı ve çok yanlış olduğu konuşulup çizildi en azından. Ancak, sizin durumunuzda bir sinsilik söz konusu. Cemalettin Kaplan’lara (bizler gibi) karşı çıkan ve bu ülkeyi sevdiğini iddia eden sizler nasıl olurda böyle bir şeyden bahsedersiniz. O zaman bu düşünce tarzı ile Cemalettin Kaplan’dan sizin farkınız ne?; resmen Osmanlı imparatorluğunu çökmesine neden olan durum söz konusu burada. Böyle bir şeye nasıl göz yumarsınız! Ve o arkadaşları uyarmazsınız? İnanın biz bilinçli Müslüman gençler ateistlere bilinçsiz Müslümanlarca yapılan haksız saldırılara tepkimizi dile getiriyoruz. Ya siz? İşte forumda geçen konuşmalardan alıntılar;


Haci (nickli edepsiz): “Benim bir teklifim var.. Bu gerçekten güzel bir çözüm yolu olabilir..

Hepimiz, bütün ateistler, İslam'a geçelim.. Ama yalnız Müslüman olmakla yetinmeyelim... Hoca ve imam olalım. İdareci olalım.. Ateizmi çaktırmadan içerden yayalım. Diyaneti kötüleyelim ve İslam'ı halka mal edelim. İslamı camiye tıkalım.. Bu işi dışardan becermek mümkün değil. Bütün güçler içten yıkılmışlardır. İslam'ın içine penetre olmadan onu yok edemeyiz..
Şimdi bir gönüllü arıyoruz..

Önce hangi ateist Müslüman oluyor bakayim?

bunun için gençlerden başlayalım..”


Enver Paşa (nickli kişi): “Hacı abi dediğini yahudiler yapmış ve mevlevi şeyhi olmuşlar ayrıca bayağı da işe yaramış ama ben dayanabilir miyim bilemem? “


Da Vinci (siz): “Bence yasal bir dernek kurmak yerine sanal bir dernek kurulabilir. yasal olmak şart değil. hatta olmamak gerekir yapılacak şeyleri yapmak için yasal bir dernek kurmak şart mı ki?”

http://www.ateizm.org/html/forum/index.php?showtopic=10937

İşin enterasan tarafı şu: Bu tür sitelerdeki ateist arkadaşlar, kendilerini hep Atatürk ile özdeşleştirip kendilerini Atatürkçü olarak gösterirler. Oysa Atatürk şu anda sağ olsaydı eğer kendi adını yanlış şekilde İslam düşmanı olarak kullanıp reklam edenlere izin vermeyeceği gibi kendi ismi üzerinden ateizm politikası yaparak bu ülkedeki din birliğini bölüp bu ülkeye zarar verenlere de izin verip bu ülkede yaşatmazdı. Gerçek Atatürkçülük nedir acaba? O hiçbir zaman aşırı uçları sevmezdi, her zaman dengeleyici olurdu ve tüm söylemlerinde (kendi kişisel fikri ne olursa olsun) dinin bu toplum için birleştirici ve vazgeçilmeyen bir güç ve unsur olduğunu belirtirdi. Atatürkçüyüm diyen arkadaşlar bilmiyorlar mı bunları?

Bu yazımı aynen kopyalayıp oraya da yapıştıracağım bakalım Mustafa Bey’in bu sitedeki ateistlere gösterdiği hoş görü ve esnekliği o sitenin moderatörleri de gösterecek mi?

Yazan: ilhan Tarih: January 15, 2006 04:20 PM

Son makalelerinde hem yeni olmayan hem de gündemimizde olan konuları konu edindigi için Mustafa Bey e teşekkür ederim..Yukarıdaki arkadaşların konu ile ilgili görüşlerini de okudum,ve bence söz konusu sorunun tek çözümü Orkun Tarakçı isimli arkadaşın da degindigi gibi Hac ibadeti sırasında yapılanlar içinde hangisinin dinde olup hangisinin dinde olmadıgını belirlemek ve ibadeti dinde oldugu şekilde,dogru biçimde yerine getirmek gerekir...çünkü cografyaya,kaçınılmaz kalabalıga,iklime dayandırarak sorunu çözemeyiz..işin dikkatimi çeken yönü ise ölen 360 küsur hacı adayının da şeytan taşlama sırasında ölmesi...şeytan taşlamanın haz ibadeti için gerekli bir uygulama olmadıgı,daha açık konuşmak gerekirse bu uygulamanın din de olmadıgı konusunda halkımızı bilinçlendirmemiz gerekir..sorun budur ve tek çözümüde müslümanları bilinçlendirmektir..örnegin İlhan isimli arkadaş bize şunları aktarmış:

"CNN televizyonu çalışanlarından (Arap asıllı) Riz Kaan, yıllar önce bir haç belgeseli hazırlamıştı. Bu belgeselin, yaklaşık 30 dakikalık bir bölümünde, hacıların Şeytan taşlama sahasının çok yetersiz olduğu, eğer Suudi hükümetinin bu alanı genişletip, gerekli önlemleri almazsa, çok büyük izdihamlar yaşanabileceği gibi konuları tartıştı. Bu işten sorumlu Suudi bakan ve yetkilerle sırf bu şeytan taşlama alanının genişletilmesi ve güvenli hale getirilmesi konusunda röportajlar yaptı ve söz aldı. Suudi yetkililer, sorunun farkında olduklarını ve en kısa zamanda gerekli önlemleri alacaklarını söyleyip, projelerini gösterdiler.
Bu programın, aynısı Türkçe seslendirmeli olarak 2 sene önce, tam hatırlayamasam da TGRT veya Kanal7 gibi bir kanalda da tekrarlandı..."
bakın konuyu ele alan yayın organlarının da halkı nasıl yanlış yönlendirdigine bakın...konunun çözümüyle ilgili olan etkili ve yetkili konumlarda olanlar bile çözümün şeytan taşlama alanının genişlemetilmesiyle gerçekleşecegini düşünüyorlar...oysa şeytan taşlamanın dinde olup olmadıgını dini mi yoksa gelenege dayalı bir uygulamamı olup olmadıgından hiç bahsetmiyor..

Yazan: blawknox Tarih: January 15, 2006 10:31 PM

İlhan Bey,

Ne bölücülüğünden bahsettiğinizi anlamadım. Dernek konusunda da ben dernek falan kurmanın gereksiz olduğunu belirttim zaten ordaki yazılarımda.

Bu arada Atatürk yaşıyor olsaydı yapacakları hakkındaki kesin tahminleriniz beni baya gülümsetti.

Ayrıca benim dinlerle de bir sorunum yok ama insanlar şunu kabul etmeli. Din bir inançtır. Gerçek falan değildir. Kimse inancının gerçeler olduğunu iddia etmemeli ve tabiki bilimin verilerini çarpıtarak, bunları inancını kanıtlamakta bir alet olarak kullanmamalı. İşte ben bunun karşısındayım. Yoksa dine falan karşı değilim. İsteyen istediği dine inanır, umrumda da olmaz.

Saygılar

Yazan: Da Vinci Tarih: January 15, 2006 10:58 PM

Da Vinci Bey,

"Dernek konusunda da ben dernek falan kurmanın gereksiz olduğunu belirttim zaten ordaki yazılarımda."

Ben sizin dernek kurup kurmama çabanızı eleştirmedim. İsteyenin de istediği derneği legal şartlarda kurabileceğini bunun hakkı olduğunu, önlenme çalışmalarının ise haksızlık olacağını söyleyerek bu konuda sizi destekledim zaten mesajıma bakarsanız. Ayrıca sizde, legal bir derneğin kurulmasının zor olacağından sanal bir dernek kurulmasından bahsediyorsunuz. dediğim gibi benim derdim bu değil. Benim derdim, sizin iki cümle üstünüzde yazmasına rağmen "haci" ve onu destekleyen bölücü görüşlere niçin ortada bir şey yokmuş gibi (bilinçli ve objektif) bir ateist olarak müdehale etmediğiniz ve görmezden gelip kendi bildiğinizi okudunuğunuz.

Bakın konuşmaları tekrar yayınlıyorum:

Beautiful Chaos (nickli kişi): Din ve Türkiye her alanda sorgulanmalı.

Her bir konuda sorumluları, mahkemeye verebilmenin olanaklarını irdeleyip can ile baş ile gücümüz ile harekete geçelim.
Miting ve toplantılar düzenleyebiliriz.

Din ve Devlet - Din ve Bilim - Din ve Eğitim

1. Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü (Nüfus Cüzdanları, izinsiz kayıt tutma)
2.Diyanet İşleri Başkanlığı ( varlığı, bütçesi, hutbeleri, ezanları, Arap Kültürü)
3.MEB (Din ve Ahlak Bilgisi dersleri & İmam Hatip Okulları)
4.YÖK & İlahiyat Fakülteleri
5.Valilikler & Kuran Kursları
6.Parti Siyasetinde ve devlet kurumlarında dini söylemler
7.Vakıflar Genel Müdürlüğü
8. Tarikatlar
9. Devlet ve özel televizyon kuruluşları & Gazeteler (reyting uğruna ihanetleri)
10. İpe sapa gelmez Harun Yahya zibidilerin ”Bilgi” arşivleri

Bu liste ne yazık ki uzar gider.

Güzelim ve biricik Anadolu’muzun üzerini kaplayan kara bulutları yok etmek ve kamuoyu oluşturmak zorundayız.
Yeşil kuşakta yer alan pek çok ülkeye örnek ve öncü olabiliriz.

Dernekleşelim.

Türkiye Ateistler ve Dinsizler Derneği
Türkiye Yozlaşma Karşıtları Derneği

Kısa ve öz bir ifade ile eylem zamanı çoktan geldi ve çattı!
Çattı, çünkü çekilecek set, taaa dünlerden ve önceki günlerden kapıda bekliyor.
Bütün olanaklarımız ile ”Dur!” demek zorundayız.
İşin tadı çoktan kaçtı ve göz göre göre tehlikeli boyutlara ulaştı.

Saygılarımla"

Haci: “Benim bir teklifim var.. Bu gerçekten güzel bir çözüm yolu olabilir..

Hepimiz, bütün ateistler, İslam'a geçelim.. Ama yalnız Müslüman olmakla yetinmeyelim... Hoca ve imam olalım. İdareci olalım.. Ateizmi çaktırmadan içerden yayalım. Diyaneti kötüleyelim ve İslam'ı halka mal edelim. İslamı camiye tıkalım.. Bu işi dışardan becermek mümkün değil. Bütün güçler içten yıkılmışlardır. İslam'ın içine penetre olmadan onu yok edemeyiz..
Şimdi bir gönüllü arıyoruz..

Önce hangi ateist Müslüman oluyor bakayim?

bunun için gençlerden başlayalım..”

Enver Paşa (nickli kişi): “Hacı abi dediğini yahudiler yapmış ve mevlevi şeyhi olmuşlar ayrıca bayağı da işe yaramış ama ben dayanabilir miyim bilemem? “

özellikle haci nickli kişini söyledikleri sitede çok ciddiye alınıyor, siz bile ona kendi sitenizde yer verip yazı ve makalelerini yayınlamışssınız.


Ben, kendi adıma konuşmam gerekirse, islami forumlarda Müslüman bir kardeşimin yaptığı yanlışı bilgim dahilinde söyleyip onu uyarıyorum. Ama size yanlış gelmeyen bir söylem olmadığını düşünüyorsanız da “haci” ve diğerlerinin o yöndeki konuşmasına tepki vermenizi istemek haksızlık olur tabii ki. En azından oraya hiçbir şey yazmayıp, okumamış gibi bile görünebilirdiniz. Her söylemde belirttiğiniz “bilim” ancak böyle bir objektifliği gerektirir. İş subjektifliğe dönüp olaylara bir açıdan bakıldığında ortada bilim falan kalmaz. Hiç kusura bakmayın.

Yazan: ilhan Tarih: January 16, 2006 01:10 PM

İlhan Bey,

Aslında bunu önceki yazımda da yazacaktım ama unutmuşum işte. Ben Hacı'nın o yazdıklarını görmemiştim. Ama görsem de birşey yazmazdım çünkü Hacı'nın nasıl biri olduğunu tanıyorum. O yazısı tamamen geyik amaçlı olduğuna kalıbımı basarım. Böyle birşeyi ciddi ciddi önermediği konusunda hiç şüpheniz olmasın. Bunu ciddiye almanızı sadece Hacı'yı tanımamanıza bağlıyorum. Bunu bölücülük gibi absürd birşeyle suçlamanızı ise hâlâ anlayabilmiş değilim.

Saygılar

Yazan: Da Vinci Tarih: January 16, 2006 06:31 PM

Da Vinci Bey,
"haci" nickli şahsın geyik muhabbeti yapan birisi olup olmadığını söylüyorsunuz. O.K. Bu kabul edilebilir ve o şahsın (kendince) muzipliğine verilebilir ve göz ardı edilebilir.

Ancak, şu cümlenizi ciddi bir şekilde söylediğinize inanamıyorum:

"Bunu bölücülük gibi absürd birşeyle suçlamanızı ise hâlâ anlayabilmiş değilim."

Acaba biz farklı bir konuşmadan mı bahsediyoruz.
O beyefendiler:

1)"Hepimiz, bütün ateistler, İslam'a geçelim.. Ama yalnız Müslüman olmakla yetinmeyelim... Hoca ve imam olalım. İdareci olalım.. Ateizmi çaktırmadan içerden yayalım. Diyaneti kötüleyelim ve İslam'ı halka mal edelim. İslamı camiye tıkalım.. Bu işi dışardan becermek mümkün değil. Bütün güçler içten yıkılmışlardır. İslam'ın içine penetre olmadan onu yok edemeyiz.."

2)“Hacı abi dediğini yahudiler yapmış ve mevlevi şeyhi olmuşlar ayrıca bayağı da işe yaramış ama ben dayanabilir miyim bilemem? “

gibi sözler sarfediyorlar ve siz bu sözlerden nasıl "bölücülük" anlamı çıkarttığı mı
soruyorsunuz. Gerçekten inanamıyorum size.

Da Vinci Bey, siz kabul etsenizde etmesinizde bu ülke dinsel bütünlüğü bakımından müslüman bir ülke. Bugün bu ülkedeki insanların en az %80'i dini vecibelerini yerine getirsinler veya getirmesinler Allah'a ve kendilerini Allah'a götürdüklerini inandıkları din olan İslam'a inanıyorlar ve saygı duyuyorlar. Bir ülkeyi bölüp parçalamanın en iyi yolu nedir sizce? O ülkeye otomatik silahlar ile dışarıdan fiziksel savaş açmak mı yoksa, o ülkenin dilini, dinini, gelenek ve göreneklerini temelden yok edip insanları uzaklaştırmak mı? Bugün heryerede bangır bangır globelleşme'den bahsediliyor ve Türkiye gibi gelişmekte olan toplumlara nasıl zarar verdiği tartışılıyor (kültürel bazda). Evet haci nickli kişi o cümleleri sarfederken "geyik" yapıyor olabilir bunu kabul ederim, ancak sizin o cümleler de yazılı olan şeylerin gerçekleşmesi durumunda bu ülkeye bir zarar gelmez gibi bir tavrınızı kabul etmek mümkün değil.

Birde şunu eklemek istiyorum iki önceki mesajımda “Atatürk şu anda yaşasaydı onu din düşmanı ilan edip onun üzerinden prim kazanmaya çalışanlar gibi onun üzerinden ateizm propagandası yapıp bu ülkeye zarar verenleri de yaşatmazdı bu ülkede demiştim.Sizde bu sözümü gülümseme ile okuduğunuzu belirtmiştiniz.

Eğer “haci” vb arkadaşlarının yukarıdaki mesajlarımda göndermiş olduğum bölücü ve zarar verici sözlerini okuyan bir Mustafa Kemal’in bunları söyleyen “ateist” bir kişiye veya dini İslam olan bu ülkede, dinsizlik politikası yaparak yobazlığın bir başka türlüsünü sergileyen bir kimseye (kendi kişisel görüşü ne olursa olsun, bunu hem bilemeyiz hem de o bunu tam yansıtmayıp bu ülkenin çıkarlarını ön planda tutacak kadar zeki idi) çok olumsuz bir tepki vermeyeceğini gerçekten düşünüyorsanız, sizin benim mesajımı okurken yaptığınız gülümsemenizi benim kahkahalara dönüştürmekten başka bir şey gelmez elimden.

'Milletimiz din gibi kuvvetli bir fazilete sahiptir. Bu fazileti hiçbir kuvvet, milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz'
M.Kemal Atatürk
(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt 2/sayfa 66)

Yazan: ilhan Tarih: January 16, 2006 11:31 PM

Bugün İslam dünyası eğitimde, tıpta, bilimde, ekonomide, sanayide ve kültürde Batı'nın çok gerisinde. Neden acaba?

İlerilik yada gerilik nisbi kavramlar. Arapları bu konulara motive etmiş olan etkenlerle hristiyanları motive etmiş olanlar aynıdır denilemez. Benzer sonuçlar (bilimdeki ilerlemenin hız kazanması gibi) her zaman aynı nedenleri izlemezler. Üstelik 'çok iyi' gibi görünen sonuçlarda bazen hiç de iyi görünmeyen nedenlerin de payı olabilir. Pek bildiğim bir konu değil ama sömürgeciliğin batı medeniyetinin oluşumundaki payını küçümseyebilir miyiz?

Uzun bir aradan sonra herkese saygılar...

Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni

Yazan: Cengiz Cebi Tarih: January 17, 2006 02:48 AM

İlhan Bey,

'Milletimiz din gibi kuvvetli bir fazilete sahiptir. Bu fazileti hiçbir kuvvet, milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz'
M.Kemal Atatürk

M.Kemal bu sözü muhtemelen henüz atatürk olmadan önce söylemiştir. Aksi halde 'çelişik kişilik' sergileyen bir kişiden söz edildiğini düşünmek için elde yeterince başka türden sözler/işler var. Yada burada din denirken tabiatçılığın hizmetine girmeye/uyarlanmaya aday bir şeyi mi anlamalıyız? Bu sözün söyleniş/yazılış tarihini bilmek isterdim.

Saygılar...

Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni

Yazan: Cengiz Cebi Tarih: January 17, 2006 03:17 AM

İlhan Bey,

Daha önce yazmış olduğum bir yazıyı tekrar yazma gereği duyuyorum. Din olmasa Türkiye'nin bölüneceği bence tamamen bir uydurmadır. Bakın Türk Milleti için Mustafa Kemal Atatürk ne diyor.

Mustafa Kemal'in bu konuyla ilgili olarak kendi el yazısı ile yazmış olduğu bir yazıyı sunmak isterim. Türk Tarihi Kurumu tarafından basılan ve Prof. Dr. A. Afetinan'ın yazmış olduğunu Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün El Yazıları kitabında Mustafa Kemal'in el yazısıyla yazmış olduğu bir bölümde şöyle yazıyor:

9- Din birliğinin de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk Milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz. Türk’ler Arap'ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türk'lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin gayesi milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu arap fikri ümmet kelimesi ile ifade olundu. (s. 364-365)

[...]10- Türk Milleti, milli hisi dini hisle değil, fakat insani hisle yanyana düşünmekten zevk alır. Vicdanında milli hissin yanında, insani hissin şerefli yerini daima muhafaza etmekle muftehirdir. (s. 369)

[...]Bütün bu söylediklerimizi kısa bir çerçeve içine sokmak istersek şöyle diyebiliriz. Türk Milleti'nin teessüsünde müessir olduğu görülen tabiri ve tarihi vakıalar şunlardır.
A- Siyasi varlıkta birlik
B- Dil birliği
C- Yurt Birliği
D- Irk ve menşe birliği
E- Tarihi karabet
F- Ahlaki karabet (s. 371)


Bunların üzerine Mustafa Kemal'in konuyla ilgili düşünceleri üzerine yorum yapma gereği duymuyorum.

Saygılar

Yazan: Da Vinci Tarih: January 17, 2006 11:08 AM

Sozde dinci ve dini en iyi kendilerinin bildigini dusunen arkadaslarimizin problemi Arap milliyetciligini, Arap fesatligini ve kiskancligini din zannetmeleri. Tek sorun bu.

Mustafa Kemal ATATURK kurtulus mucadelesine baslarken de dahil soyledigi butun sozlerin ve halkin arasinda cektirdigi resimlerin arkasindadir. Butun bunlari kendi eseri olan Nutuk'ta anlatiyor zaten. Kurtulus mucadelesi sirasinda Seyhlerle, dervisler, diger din gorevlileri dahil sade vatandaslarla yaptigi konusmalari ve onlara soyledigi sozlerin hepsini Nutuk'ta yazmistir.

Sizin endise ettiginiz din ise din'e de en buyuk hizmeti yapmistir. Kur'an'i bizzat kendisi talimat verip Turkce'ye tercume ettirmistir. Dedigim gibi dincilerin problemi Ataturk'un Arap milliyetciligine prim vermemesinden kaynaklanmaktadir.

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 17, 2006 01:12 PM

Cengiz Bey,

Atatürk'ün yukarıda belirtmiş olduğum sözü Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt 2/sayfa 66'da mevcut söyleniş yer ve tarihi hakkında size bilgi veririm.

Benim bu sözü öne çıkararak vermiş olduğum örnek Atatürk'ün dine inanan veya inanmayan bir insan olduğu tartışmasını yapmak değil, onun gerekli ortam ve koşullarda halkın tepkisini çekmeden, kendi kişisel inancı ne olursa olsun (ister ateist ister Müslüman) ülkenin kaosa sürüklenmemesi ve kendince ülke menfaatleri için için böyle bir cümle sarfedebilmesiydi. Dediğim gibi, Atatürk bir ateist, bir müslüman, bir sabetay'cı vb olabilir. Ancak, ne olursa olsun çok zeki ve ileriyi gören bir devlet adamı olduğu kesin. Ben bunu vurgulamak ve onu örnek alan ateist arkadaşların onun aynı zamanda bu yönünüde örnek almalarını istemiştim.

Çünkü, bilmiyorum siz hiç ziyaret ettiniz mi ancak, www.turandursun.com, www.ateizm.org gibi sitelerin forum bölümlerinde bir ateistin nickinde Atatürkk imzası ve onun söylemiş olduğu bir söz var. Eğer Atatürk'ün imzasını taşıyor ve onu temsil ettiğini düşünüyorsan o zaman onun gibi hareket edeceksin. Aksi takdirde onun imzanı isminde barındırman onun da senin söylediğin sözleri temsil ettiğini ima etmek demektir. Bakın size o sitelerdeki Mustafa kemal imzalı ateist kişilerin din, Ku'an ve peygamberimiz üzerine yaptığı konuşmalardan örnekler vereyim;
Müslümanlar= müslolar, pis cahiller, katiller, geri zekalılar
Hz Muhammed= (haşa ve haşa) sex manyağı, şizofren, delinin biri kuyuya 1400 yıl önce taş atmış şimdi onu çıkartmaya çalışıyorlar, ve ağza alınmayacak başka bir çok küfür ve sövgüler
Namaz kılanlar= yere ......... (terbiyem yazmaya müsaade etmiyor)........... (terbiyem yazmaya müsaade etmiyor)............

Bu vewrdiğim örneklerin hepsi nicklerinin altında MUstafa Kemal imzası taşıyan arkadaşlara ait cümleler ve bilinçli ve objektif olduğunu düşünen diğer ateistler de işlerine gelmediğinden göz göre göre buna göz yumuyorlar.

İşte benim söylemek istediğim bu idi, eğer bir ateist olarak Atatürk'ün ismini taşıyor ve onun bugünkü temsilcisi olduğunu düşünüyorsan ona yakışır edepte hareket edeceksin. Yoksa kimse sana inanmaz ve gülüp geçer.

Saygılarımla,

Yazan: ilhan Tarih: January 17, 2006 02:28 PM

İlhan Bey,

Olayı inanılmaz bir şekilde abartıyorsunuz. Ateistforumda sanki herkesin imzasında Atatürk'ten bir söz varmış gibi anlatıyorsunuz. ben de acaba gerçekten öyle mi diye bakayım dedim. "kitapsız" nickli kişi dışında kimsede göremedim. Elbette başka vardır ama bunların sayısının bir elin parmaklarını geçeceğini sanmıyorum. Kaldı ki geçebilirdi de bunda ne var? İmzasına Atatürk'ten sözler koymakta nası bir sakınca var. Atatürk'ün bilimle ilgili birçok sözü var, bunları koymak mümkündür. Atatürk'ün dinleri eleştiren sözleri de vardır bunları da koymak mümkün. Sizin bununla derdiniz ne anlamıyorum. Önceki mesajımdaki alıntıda görüleceği gibi Atatürk, Türk Milletinin oluşumunda dinin önemli bir faktör olmadığını düşünmekteydi. Yani Atatürk açısında ortada sizin büyütüp abarttığınız gibi bir sorun yok. Sorun varsa bile bunu siz hayalinizde yaratıyorsunuz gibi geliyor bana.

Saygılar

Yazan: Da Vinci Tarih: January 17, 2006 04:20 PM

Da Vinci Bey,
Benim size yazdığım mesajları ya tam okumuyorsunuz ya anlamıyorsunuz ya da ben anlatamıyorum. Çünkü, tamamı ile çarpıtarak cevaplar veriyorsunuz. Eğer yazmış olduğum mesajları okusaydınız benim her iki inancıda (ateizm ve İslam) istismar edip politikaya alet edenlere karşı olduğumu çok iyi anlar ve bu yazdıklarınızı yazma gereği duymazdınız. Biz bilinçli Müslümanlar olarak, kendi aramızda, dini çeşitli şeylere alet eden şahıslara karşı mücadele vermeli sizde bilinçli ateistler olarak aynı mücadeleyi kendi aranızda vermelisiniz. Ancak, sizin bir önceki mesajınızdaki beni gerçekten şoke eden ifadenize göre sizi “haci” vb’nin söylediği tarzdaki bir durumu bile bir tehlike olarak görmüyor ve bölücülükle bağdaştırmıyorsunuz. Bir yandan, “benim insanların inançları ile bir alıp veremediğim yok” diyor bir yandan da o malum cümleleri (3 kere tekrarladım o cümleleri artık burada tekrarlamayacağım)bölücülük olarak nitelendirmiyor ve normalmiş gibi karşılıyorsunuz. Oysa, ben güzelim İslam dinimizi özünden saptırarak teröre ve siyasete ve kişisel çıkarlara alet edenlere ateş püskürüyor ve kendi şartlarım dahilinde fikirsel bazda da olsa onlarla mücadele ediyorum. Tabii, ben, sizin dürüst ve objektif bir kişi olduğunuz kanaatine vardığım için size bu uyarıları yapma gereğini duyuyorum. Ayrıca böyle islami bir sitede yazı yazarak kendi inandığınız fikir ve düşünceleri paylaşmak suretiyle yanlış bir inanca sahip olduğunu düşündüğünüz insanları, kendinizce aydınlatmak ve bilgilendirmek isteğinizi de saygıyla karşılıyorum. Çünkü aynı şeyi, inanan insanlarda ateist sitelerde yapıyorlar. Ancak, örneğin, karşımda “haci” nick’li ,o malum şahıs olsa hiç muhatap alıp zaman kaybetmezdim.Eğer , benim sizin hakkınızda düşündüğüm durumun aksi söz konusu ise tüm yazdıklarımı unutun ve geçin lütfen… Siz de ben de boşuna zaman kaybetmeyelim… Çünkü ortak bir paydada buluşmamız mümkün değil.

İş Atatürk meselesine gelince. Yazdığım şeylerin aynen arkasındayım. O son derece ileri görüşlü, zeki ve müthiş bir devlet adamı idi ve Kur’anı Türkçe’ye çevirterek şu anda biz Müslüman gençlerin dinimizi daha iyi öğrenmemizde bizlere yardımcı oldu. Bu açıdan Allah ondan razı olsun diyorum. Ancak tekrar tekrar söylemem gerekirse, ben şahsi olarak dindarlığım açısından aleyhte ve lehyte olarak Atatürk’ü alet etmekten kaçınıyor ve bundan gam duyuyorum. Aynı zamanda, dinimizi siyasete, teröre ve kişisel çıkarlara alet ederek özünden saptıran ve Atatürk’ü bu işlere alet edenlere de sizin gibi çok kızıyor ve tepkimi dile getiriyorum. Ancak, benle aynı dini paylaşan ama yanlışları olan insanlar var diye siz ateistler de Atatürkçülüğü amacından saptırıp kendi fesefe ve ideolojilerinize alet edip, Atatürk söylemli nick ve imzalarla ve bu ülkenin dinine, peygamberine ve kutsal kitabına hakaretler edemezsiniz. Bu hakaretleri siz yapmıyorsunuz belki ama bir çok ateist arkadaşlarınız yapıyor ve sizlerde oralarda o kişileri uyarmıyorsunuz. Benim söylemek istediğim bu.
Saygılar,

Yazan: ilhan Tarih: January 17, 2006 04:55 PM

Ataman Bey,
Sizin Arap milliyetçisi kavramını bu ülkedeki tüm Müslümanlar için kullanmanızı eshef ile kınıyorum. Ben kendi ve benim gibi düşünen yüzlerce arkadaşım adıma konuşayım; Atatürk’e din açısından küfür eden ve dini yozlaştıran ve siyasallaştıran bazı mentalite ve çevrelere de çok kızan ve karşı olan biriyim. Çünkü Atatürk yaptıklarını yapmamış olsaydı şu anda belki bu ülkede Müslümanlığı rahatlıkla yaşayacak bir ortam bile olmayacaktı. Manda altına girecektik. Ancak, bazı çevrelerin Atatürk’ü yanlış lanse edip laikliğe baş kaldırmaları o çevrelerin gerçek İslam ve Müslümanlığı temsil ettiği anlamına gelmez. Hem İslam ve Kur’ana inanan aynı zamanda hem de Mustafa Kemal’e saygı duyup yaptıklarını benimseyen Müslümanlar çoktur bu ülkede. Siz göremiyorsanız bu sizin subjektifliğinizi gösterir.. Ancak Atatürk’e küfredip onu bu milletin dininden soyutlamak ne kadar yanlış bir zihniyet ise Atatürk üzerinden ateizm ve dinsizlik politikası yapmakta o kadar yanlış bir zihniyet ve bölücülüktür. Mustafa Kemal hem dindar hem de son derece aydın olan Ali Rıza Efendi ile Zübeyde hanım’ın çocuğudur ve onun yetişmesinde onlarında büyük faydası vardır.. Atatürk sağ olsaydı eğer (kendi dinsel görüşü ne olursa olsun) kurduğu Türk milletinin dini olan islam’ı kesinlikle aşağılayıp alay edip dışlayarak ona karşı olan yobazlarla aynı seviyeye inmezdi ve işi zora sokmazdı. Çünkü gerçek bir akıl sahibiydi, akılcı davranır ve bölücülük yapmazdı. İslam’ı hurafelerden kurtarma ve yorumları gösterme açısından Atatürk’ün çok büyük bir payı vardır. Çünkü Atatürk o zamana kadar okunan Kur’an’ı halk anlayabilsin diye Türkçe’ye çevirtmiştir. Hem de bu ünlü Elmalılı Hamdi Yazır’ın mealidir ve Kur’an meaillerinin halka dağıtılması işlemiyle bizzat kendisi ilgilenmiştir. Sırf bu olay bile Atatürk’ün islama katkısını gösterir. Atatürk her fırsatta osmanlı’nın çöküşünün dini özünden uzaklaştırıp çıkarlara alet ederek hurafeler dizini hale getirilmesi yüzünden olduğunu gerçek islamın buna izin vermeyeceği gerçeğini vurgulamıştır. Mustafa Kemal dini siyasete alet edenleri, yozlaştıranları bu ülkede yaşatmayacağı gibi çoğunluğun dini ve peygamberi ile dalga geçerek bölücülük/provokasyon ve dinsizlik propagandası yapan insanları da yaşatmazdı bu ülkede. Herkese eşit muamele ederdi. Kendisine küfür edenlere meyil vermeyeceği gibi milyonlarca insanın saygı Duyduğu peygamber ile alay edilmesine de izin vermezdi. İşte gerçek Atatürkçülük budur. ... Ama nerdeee onun izinden gittiğini sananlarda onun muhteşem zekası

İkinci olarak size bir soru sormak istiyorum,

Her fırsatta dinin gereksizliğinden ve saçmalığından bahsedip bu yorumlarınızı sözde milliyetçiliğinizle bağdaştırmaya çalışıyorsunuz. Peki size soruyorum şimdi, Atatürk’ün stratejik zekası kadar bu ülkenin kurtuluş savaşında galip gelip güçlü düşmana karşı zafer elde etmesini sağlayan faktör ne olmuştur? Bunu düşündünüz mü hiç? Düşündüğünüzü hiç sanmıyorum, çünkü düşünseydiniz eğer sözde milliyetçilik fikirlerinizi din ile bağdaştırıp olaya tek taraflı bakmazdınız. Bakın ben size cevabını vereyim. Bu ülke için savaşıp canlarını ortaya koyan o bir avuç “halka” bu zafer motivasyonunu sağlayan en büyük güç ne olmuştur sizce? Cevap= İMAN GÜCÜ. Siz hiç istiklala savaşını anlatan kitap okuyup, belgesel seyretmediniz mi Allah Aşkına! Cephelerdeki insanlar siperlerinin içinde vakitleri geldiğinde NAMAZ kılıyorlardı. Yanlarında belki su yoktu yiyecek yoktu ama hepsinin yanında birer Kur’an’ı Kerim vardı. Bunları inkar mı edeceksiziniz? Burada sıcak yuvalarımızda, klavyenin önünde atıp ahkam kesmek sizin içinde bizim içinde kolay. Çok edebi olacak belki ama gerçek olduğu için belitmek te bir abes görmüyorum. O günlerde canlarını bu ülke için feda eden insanlar düşmana karşı koyarken “ALLAH ALLAH” nidalarıyla hareket ediyor ve güç alıyorlardı, “DARVİN DARVİN” nidaları ile değil. Hiç kusura bakmayın.Eğer o dönemdeki insanlar ateist olsaydı ve ben bugün kavuştuğum rahat ortamı o ateistler sayesinde kazanmış olsaydım bir Müslüman olarak ateizme daha bir saygı çevresinde bakıp sorgulardım. Çünkü en azından o değere inanan insanlar sayesinde ben şu anda burada özgürüm derdim kendi kendime. Yani siz kabul etsenizde etmesinizde bir ateist olarak şu anda bu ülkede özgürce düşüncelerinizi söyleyip, yiyip içebiliyorsanız Atatürk’ün stratejik dehası kadar o insanlarında payı vardır bu durumda. İnşallah bunu da inkar edip çarpıtmazsınız..

Saygılarımla,


Yazan: ilhan Tarih: January 17, 2006 04:57 PM

Da Vinci Bey,

O sitelerde Atatürk imzalı kişilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez demişsiniz? Biz farklı sitelere bakıyoruz zannedersem. Ben sadece bir ikisini yazdım burada,örneğin yahoo grpups lara giripte baktınız mı hiç? Dediğim gibi bizim inananlar olarak yanlış yapan bir arkadaşımızı uyarmak görevimiz olduğu gibi ateistler olarak yanlış yapan arkadaşları uyarmakta sizin göreviniz. ben sadece bunu belirttim.

Saygılar,

Yazan: ilhan Tarih: January 17, 2006 05:22 PM

Mustafa Kemal ATATURK bu ulkeyi kurtarirken "ya istiklal ya olum!" parolasiyla dincisi dinsizi butun yurtseverleri etrafinda toplamistir.

Dedigim gibi bazi arkadaslar Arap milliyetciligiyle din'i birbirine karistirdigi icin Ataturk'u din dusmaniymis gibi gostermeye calisip halkimizi sozde Ataturk'ten nefret ettirmeye calisiyorlar. Kendini halkina adamis halki icin canini ortaya koymus halk kahramanlarinin sonradan halki tarafindan nefret edildigini daha tarih yazmamistir. Ataturk'un adini yazarken kucuk harflerle yazip onu kuculttugunu sananlar aslinda kendilerini kuculttuklerinin farkinda degiller.

Din tartismalarinda Ataturk'un adinin gecmesi bile abesle istigal. Turkiye bir yana din bir yana. Darwinizm'i, Kemalizm'i ve Ateizm'i din olarak gorenler hayal gormeye devam edebilirler. Din'lerin musebbibi kimlerse onlar tartisma konusu yapilirsa daha dogru olur.

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 17, 2006 05:36 PM

arkadaşlar Atatürk ün din anlayışına çevirilmiş konumuz,ben de bu konuda bir iki şey yazmak istedim..öncelikle Atatürk e yaklaşımımızı belirtmemiz gerekir diye düşünüyorum..bence:

1)Atatürk ün bir konu hakkındaki görüşleri bizim için çok önemlidir..

2)Atatürk yanlış bir düşünce benimsemiş olabilir,her dedigini dogru kabul etmek Atatürkçülük degildir..

3)Atatürk ü cımbızla seçtigimiz sözleriyle degil,yaptıklarıyla ve onun genel dünya görüşüyle karşılaştırarak yorumlamamız gerekir...

şimdi bu bakış açısıyla Atatürk ün din hakkındaki görüşlerini ele alalım..öncelikle Atatürk ün "din" kavramını ne anlamda kullandıgını açıklamamız gerekir..

ikinci olarak da onun fikir degişikliginde bulunmuş olabilecegini de göz önünde bulundurmamız gerekir..aksi takdir de ortaya Cengiz Bey in sordugu gibi iki farklı karakter çıkar.oysa fikir degiştirmiş olabilir dersek sorun çözülür...zaten fikirlere açık biri oldugunu söylememe gerek yok Atatürk ün..

Benim anladıgım kadarıyla Atatürk islam dinine inanan ve ögretilerini benimseyen,ancak halktan cahil kesimin Atatürk ün anladıgı islamdan çok farklı bir din yaşamaları ve dine hurafeler girdigini düşünen ve bu dogrultuda "din" kavramını
1)kendisinin benimsedigi islam dini olarak
2)içine kültürel,geleneksel uygulamalar (örnegin arap kültürü ve gelenegi)karışmış olan islam dini olarak
kullanmaktadır..
şimdi Atatürk ün sözlerini bu dogrultuda yorumlamamız gerektigini düşünüyorum..

"Bizim yüce dinimiz, her Müslüman erkek ve kadına araştırmayı farz kılıyor ve her Müslüman, bu dine bağlananları aydınlatmakla vazifelidir"1

"Din insanların gıdasıdır. Dinsiz adam boş bir eve benzer. İnsana hüzün verir... Bu dinlerin en sonuncusu elbette en mükemmelidir. İslam Dini hepsinden üstündür"2

"Türkler dinlerinin ne olduğunu bilmiyorlar. Bunun için Kuran Türkçe olmalıdır"3

"Türk Millet'i daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime; bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum.Şuura aykırı, ilerlemeye engel bir şey ihtiva etmiyor. Halbuki Türkiye'ye egemenliğini veren bu Asya milletinin içinde; daha karışık, yapmacık, batıl inançlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince aydınlanacaklardır. Onlar bu aydınlığı göremezlerse kendilerini mahva mahkum etmişlerdir demektir. Onları kurtaracağız"4

"Hangi şey ki; akla, mantığa, toplum yararına uygundur, biliniz ki dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, halkın yararına uygunsa kimseye sormayın. O şey dine uygundur"5

"Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa halkın menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaatine, İslam'ın menfaatine uygunsa kimseye sormayın. O şey dinidir. Eğer bizim dinimiz aklın mantığın uyduğu bir din olmasaydı mükemmel olmazdı, son din olmazdı"6

"Hz. Muhammed (sav)'in bir avuç imanlı Müslümanla mahşer gibi kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş ordusuna karşı Bedir'de kazandığı zafer, fani insanların karı değildir; O'nun peygamber olduğunun en kuvvetli işareti işte bu savaştır"7

"Büyük bir inkılap yapan Hazreti Muhammed (sav)'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir"8
kaynakça:

1=)Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. II, s. 144
2=)Niyazi Ahmet Banoğlu, Nükte ve Fıkralarla Atatürk, s. 196
3=)Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi, 5/1957 (A. Gürtaş, s. 41
4=)Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111)
5=)Atatürk'ün S. D. II, 1923, s. 127
6=)Atatürk'ün S.D. II, 1923, s. 127
7=)Hakikati Tasvir, "Ş. Günaltay'ın Anıları"( A. Gürtaş, s. 26
8=)Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayı 100, s. 4
ve bir çokları...kendinize iyi bakın...

(blawknox)

Yazan: blawknox Tarih: January 17, 2006 06:08 PM

İlhan bey,

Elinize ve zihninize sağlık...

Yazan: Abdullah Esin Tarih: January 17, 2006 06:08 PM

Ateizm.org. ta ne yazıkki mezhepçilik yapılır.
Orada sünni islama ağza alınmayacak her türlü küfür edeildiği halde alevi islamına en ufak bir dokundurma yapamazsınız.
Samimi alevi kardeşlerimi tenzih ederim lütfen üzerlerine alınmasınlar fakat bizzat üyeliğim esnasında şahit olduğum bir konudur.

O forum gerçek ateistler tarafından kurulmuş olsa bile şu an ateist maskesi altında bizatihi mezhepçilik yapılmaktadır.

Dikkatle takip ederseniz ve bu yönde başlıklar açarsanız alacağınız tepkilerden ve başlığınızın derhal silinmesinden bunu sizler de gözleyebilirsiniz.

saygılarımla

Yazan: smurf Tarih: January 17, 2006 06:17 PM

Mustafa Kemal ATATURK bu ulkeyi kurtarirken "ya istiklal ya olum!" parolasiyla dincisi dinsizi butun yurtseverleri etrafinda toplamistir.

Elhak dogrudur. Agirlikli olarak dogrudur yani.

Dedigim gibi bazi arkadaslar Arap milliyetciligiyle din'i birbirine karistirdigi icin Ataturk'u din dusmaniymis gibi gostermeye calisip

Bu bakimdan aktif bir gayrete gerek olmadigini dusunuyorum.

halkimizi sozde Ataturk'ten nefret ettirmeye calisiyorlar.

Nefret ettirtmek degil; yerli yerine oturtmak dense bence daha isabetli olur.

Ayrica, 'sozde' ibaresinin de cok da yerinde kullanilmis oldugunu vurgulamak isterim.

Kendini halkina adamis halki icin canini ortaya koymus halk kahramanlarinin sonradan halki tarafindan nefret edildigini daha tarih yazmamistir. Ataturk'un adini yazarken kucuk harflerle yazip onu kuculttugunu sananlar aslinda kendilerini kuculttuklerinin farkinda degiller.

MKA'nin bir benzeri de Oliver Cromwell'dir. Butun kahramanligina, susuna busuna ragmen, yerli yerine oturtulmustur. Tarihin bir kesitinde onemli isler yapmis biris olarak anilir. O kadar. Churchill'den bahsetmiyorum bile.

Dagilmaktan toparlanmagi cok onemli sayarsaniz, Fetret Devri'nden cikisimizi saglayan Celebi Mehmed'e sukran ve vefa borcumuz cok daha buyuk olmak gerekir.

Cunku, kuculerek ayakta kalmak degil, buyuyerek ayakta kalmagi saglamistir. O olmasa idi MKA filan kimse buralarda olamazdi.

Din tartismalarinda Ataturk'un adinin gecmesi bile abesle istigal. Turkiye bir yana din bir yana. Darwinizm'i, Kemalizm'i ve Ateizm'i din olarak gorenler hayal gormeye devam edebilirler. Din'lerin musebbibi kimlerse onlar tartisma konusu yapilirsa daha dogru olur.

Sorun onun devlet adamliginda degil agirlikli olarak. Sorun, kendisinin de bir turlu ayird edemedigi ozel hayat cizgisi ile devlet adamligi cizgisi arasindaki celiskide yatiyor.

Zil zurna sarhos olurum agzima geleni de istedigim yer ve zamanda bagira cagira soylerim bana karisamazsiniz diyen de, womanizer ya da pedofil de, zimmetci/hortumcu de siginacak bir yerler bulabiliyorsa; buralarda bir yerlerde ciddi bir sorun var demektir.

Bayrak ettigini soyleyenin neyi ornek aldigini anlamak pek de kolay degil. Cunku, bu enteresan hediye paketinin icinden hos olan ve olmayan surprizler cikabiliyor.

Gunumuz Turkiyesinde her gun bir tufan gelmiyor; kimseye ya istiklal ya da olmegi emretmek de gerekmiyor --cok sukur--, bu durumda MKA'yi bayrak edenlerin onun Milli Mucadele Ruhu kapsamindaki devlet adamligi ruhunu ornek aldiklarini farzedemiyoruz.

Geriye kalan kismi ise, evet, dinleri cok yakindan ilgilendiriyor.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 17, 2006 08:07 PM

Ataman Bey,

Bir önceki mesajımın sonunda “İnşallah bunu da inkar edip çarpıtmazsınız..” diye bir cümle kullanmıştım ve sizde beni haksız çıkartmadınız ne yazık ki!

Atatürk’ün ismini küçük harfle yazanlara gelince bu onların sorunudur. Kasti bir aşağılama yapılırsa onlara da hesabı sorulur, çok yanlıştır. Ancak, madalyonun öteki yüzü, dünyada, sizler inansanızda inanmasanızda, 2 milyar kişiyi temsil eden bir peygamberin isminin küçük harflerle yazılması şöyle dursun dursun O’nunla alay edilmesine ne diyeceksiniz peki. 70 milyon’luk ülkede (bizlerinde çok saygı duyduğu) Atatürk size hitap ettiği için adı küçük harf yazılmış diye bangır bangır bağırıyorsunuz ama 2 milyar insanın çok saygı duyduğu bir peygamberi sırf kendi değerleriniz ile bağdaşmadığı için aşlayıp küfür edenlere ses çıkartmıyorsunuz? Bu mudur sizin objektifliğiniz?

Yazan: ilhan Tarih: January 17, 2006 11:01 PM

İlhan Bey,

Hacı'nın 3-4 satırlık geyik olsun diye yazdığına emin olduğum bir yazısını bu kadar büyütmüş olmanız çok ilginç. Orda söylediklerini ciddi olarak söylediğini düşünmeniz bile ateistleri nasıl bir tehlike olarak gördüğünüzü gösteriyor bence. Emin olun bu kadar korkacak birşey yok.

Forumdaki imzalardan bahsederken ben ateizm.org'daki forumu kastediyordum. hangi yahoo grubundan bahsettiğinizi bilmiyorum. İnsanların Atatürk'ü ateizme alet ettiği yönündeki düşünceniz bence gerçek dışı. Kimse "Atatürk ateistti biz de onun yolunda gidiyoruz ateistiz" demiyor. Ama Atatürk dogmalardan uzak araştırmaya, öğrenmeye, bilime önem veren ileri görüşlü biriyde bu konuda önemli sözleri vardır. İnsanlar bu konularla ilgili beğendikleri veya önemli gördükleri sözleri imzalarına koyabilir. Bu "Atatürk ateistti, biz de onun yolundayız" manasına gelmez.

Sayın smurf,

Ateizm.org forumalarında mezhepçilik yapıldığı ve aleviliğin kayırıldığı yönündeki düşünceniz tamamen hayal ürünüdür. Bir ateist için hiçbir dinin diğerinden farkı yoktur. Kaldı ki bence alevilik bir mezhep de değildir.

Saygılar

Yazan: Da Vinci Tarih: January 17, 2006 11:53 PM

Dilbilgisi dersi vermek gibi alınmasın lütfen ama sanıyorum Atatürk yerinde atatürk yazılmasındaki 'hikmet' pek görülememiş. Bakınız burada "atatürk olmak"tan söz ediliyor, "Atatürk" soyadının alınmasından değil. Özel isimler verilir, alınır, koyulur vb. ama olunmaz. Olunan isim ancak bir cins isim olur. Cins isimler küçük harf ile yazılırlar. Bilinmelidir ki M.Kemal'in bir zamanlar atatürk olduğuna karar verilmiş ve sonra da kendisine Atatürk soyadı verilmiş. Tıpkı gazi olduğu görülüp kendisine Gazi ünvanı verilmesi gibi. Görülmesi aslında kolay olan bu ayrım görülmeyince, hedef arıyan "Atatürk düşmanı" (yani kafirlik gibi bir şey) etiketi kolaylıkla bir yerlere takılabilir.

M.Kemal'in dini filan tabiki bahsin mevzusu değil. Kime ne? Ama liderlerin neyi ne için yaptıklarından kuşku duymak gibi 'sakıncalı' bir duruma düşer ve anlamak ister isek, dinlerini öyle kolayca kenara koyamayız. Daha önce de belirttiğim görüşümü yine belirtmek isterim : Tabiatçılık diye bir din var, bir de bunu kökten inkar eden bir din. Başka ne varsa bu ikisinin içindeler. "Çok sayıda dinler" söylemi tabiatçı bir uydurmadan ibaret.

Saygılar...

Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni

Yazan: Cengiz Cebi Tarih: January 18, 2006 03:37 AM

Da Vinci Bey,

Demişsiniz ki:
"Forumdaki imzalardan bahsederken ben ateizm.org'daki forumu kastediyordum. hangi yahoo grubundan bahsettiğinizi bilmiyorum. İnsanların Atatürk'ü ateizme alet ettiği yönündeki düşünceniz bence gerçek dışı."

O zaman siz gerçekten o forumun sınırlarından hiç dışarı çıkıp diğer sitelere göz atmıyorsunuz herhalde. Türkiye'nin en büyük ateist sitesi olan ve sizde sitenizde "link" verdiğiniz
www.turandursun.com a hemen bir girip tekrar bakın lütfen. Dana ilk ana sayfada sağ üst köşede şöyle bir anket var:
"Atatürk'ün dininin ne olduğunu biliyor musunuz? a)islam b)sabetaycı c) ateist ...."

Hemen sonraki bunları biliyor muydunuz sayfasında aynen şöyle yazılar var hemen girip bakın lütfen rica edeceğim;

"Atatürk'ün cenaze namazının kılınmadığını biliyor muydunuz?" gibi cümleler yazı halinde durmadan geçiyor.

Sizde Türkiyenin en büyük ateist sitesindeki bu yazılara rağmen bizler Atatürk'ün dinsel tercihini alet etmiyor, bilime olan önemini vurguluyoruz diyorsunuz ve buna inanmamı bekliyorsunuz. Önce bu durumu kendi içinizde halletmeniz gerekmez mi?

ikinci olarak demişsiniz ki:
"Hacı'nın 3-4 satırlık geyik olsun diye yazdığına emin olduğum bir yazısını bu kadar büyütmüş olmanız çok ilginç. Orda söylediklerini ciddi olarak söylediğini düşünmeniz bile ateistleri nasıl bir tehlike olarak gördüğünüzü gösteriyor bence. Emin olun bu kadar korkacak birşey yok."

Burada yine bir demagoji var.Benim bir şeyden korktuğum falan yok merak etmeyin. Öyle "hac" ve vb'nin yazdıklarında olduğu gibi kişilerin Allah inançları kolay kolay çürütülüp atılamaz. Benim korku değil de üzüldüğüm nokta o ve ona benzer sözleri görerek bunu destekler bazda demeçler verenler olması. Ayrıca hacı denen arkadaşında daha sonra bir demeci olmamış orada anlaşılan birisi tarafından bir özel mesaj gitti ona. Onunda korkmasına gerek yok bir şey yapacak halimiz yok.

Üçüncü olarak,

. O sitelerde Atatürk imzalı islama küfür eden kişi sayısı az diyorsunuz. Zaten bu özür bile kabahatinden daha büyük;
1) Kişi sayısı az olsa bile o kişileri uyarmanız gerekmez mi? Sizin orada bu konuda hiçbir uyarınıza rastlayamadım. Bu mesajlardan sonra yazdıysanız bilemem. Ayrıca birde Turan Dursun’a ve yahoo groups’ lara bakın lütfen!
2) Atatürk imzalı olupta islama küfür eden kişi sayısının az olması Atatürk imzalı olmadan islama küfür edenlerin olmasını haklı mı çıkartır? Ve sizin müdahelinizi “nasıl olsa bunlarda Atatürk imzası yok diye gerektirmez mi?

Gelin sizler kendi forumlarınızda bizlerde kendi forumlarımızda böyle bir temizlik ve arınma kampanyası başlatalım ne derseniz?

Saygılar,


Yazan: ilhan Tarih: January 18, 2006 01:57 PM

Sn Davinci
aynı ateizm.org tan bahsediyorsak size orada alevi yazıp aratmanızı ve açılan topiclerdeki tartışmalarda ateist arkadaşlarınızın aleviliği nasıl övdüğünü gözlerinizle görmenizi tavsiye ediyorum.
Birkaç örnek size:
culture club nickname li ateist arkadaştan:

"Her ne kadar islami çağrışımlar,sloganlar içerse de Alevilik ve aleviler bu ülkenin tamamen sünni yönetimine geçmesine hep engel olmuşlardır.Aleviler laik,demokratik Türkiye'nin güvencesidirler,bu nedenle hep şeriatçıların hedefi olmuşlar,öldürülmüşler,sürülmüşlerdir...onları saygıyla anıyorum."
----------------------------------------
kaos nickname li arkadaştan:

"Alevilik ülkemizde yok sayılan insanlar topluluğudur. Anadolu insanının dışardan gelen yabancı etkileri nasıl değişime uğratıp rasyonel bir temele oturttğunun en iyi örneğidir. Anadolu insanındaki hümanistik öğelerin nasıl yaşatıldığına bir örnektir.
Türkiyede herkes sünni değildir. Ülkemizde Aleviler le beraber başka grupların mevcudiyetinin bir sübap gibi bunalımları azalttığına inanıyorum."
-----------------------------------------------


--------------------

Yazan: smurf Tarih: January 18, 2006 07:07 PM

İlhan Bey,

Yazılarınız uzadıkça daha da sağlıksız olmaya başlıyor sanırım. Şimdi de kalkmış benim ateizmle ilgili site bilgimle ilgili yorum yapıyorsunuz. Elbette turandursun.com'u ve forumunu biliyorum ama siz yukardaki mesajlarınızda ateistforum'dan link vererek şu başlıkta şunlar konuşuluyo, imzasında Atatürk sözleri olanlar din karşıtlığı yapıyor gibi şeyler söylediniz. Ben onun için ateistforum'dan bahsettim. Ayrıca en fazla kullanıcı ve mesaj ateistforum'da.

Bir de islama küfür konusu nerden çıktı bilmiyorum. Bilmeyenler de ciddi ciddi küfür ediliyor sanacak. Ne küfüründen bahsediyosunuz?

Ayrıca diyelimki hakaret falan oluyo. Ben buna niye müdahele edeyim? Site veya forumalrın yönetimleri bunlarla ilgilenir. Ben polis değilim heralde "bak çok ayıp bir daha yapma" diyecek halim yok. Ben hiçbir zaman ne islama ne de Muhammed'e küfür etmem. Ama ağır konuşanlar olabilir ve ben de buna karışmam. Ama bunun Atatürk ile bir ilgisi yok. Yani biri din karşıtı konuşuyorsa bunu Atatürk'ün arkasına sığınarak veya onu referans alarak yapmaz. Buna ihtiyaç yoktur. Atatürk dini bütün bir müslüman olsa da hiçbir şey değişmezdi bizim açımızdan. Ama insanlar Atatürk'ün müslüman olmadığını düşünerek (ki bunu gösteren birçok gösterge bulunabilir) islamı eleştirebilir. Ama genel anlamda böyle bir eğilim yoktur. Çünkü Atatürk referansı olmaksınız dinler çok rahatlıkla eleştirilebilir.

Ayrıca Hacı'nın birşeylerden korkarak bir daha birşey yazmadığını düşünmeniz gerçekten çok ilginçti.


Sayın smurf,

Sizin anladığınız anlamda alevilik başka o yazıları yazan kişilerin anladığı alevilik farklı. Sorun orda. Sizin anladığınız alevilik Kuran'ı temel almıyor mu? Alıyor. O zaman sünniliği hedef aldığını düşündüğünüz tüm eleştiriler sizin anladığınız aleviliği de hgedef alıyordur. Çünkü tüm eleştirilerin temelinde Kuran vardır. Olay sünnilik, şiilik, alevilik değil islamdır ve hepsinin temelindeki Kuran'dır. Onun için mezhepçilik var gibi alakasız eleştiriler bence tamamen haksızdır.

Saygılar

Yazan: Da Vinci Tarih: January 19, 2006 01:31 AM

Ilhan bey,

Edep disi sozleri kimsenin tasvip etmesi mumkun degil. Bu tarzda yazilarin "ateizm.org"da uzun sure asili kalmasina musade edilmiyor zaten.

Anladigim kadariyla yanit vermekte zorlandiginiz yorum ve elestirilere cok asiri alinganlik gosteriyorsunuz.

Ornegin ben dinci arkadaslara Muhammed den sonra 1400 yildir onun gibi aklini kullanan birisi neden cikmamistir diye sordugumda islam dusmani olmakla suclandim hep. Ama cok gereksiz ve anlamsiz bir itham oldugu icin bunlari hic onemsemiyorum.

Yazilarimda Muhammed'in yasadigi donemin en akilli insani oldugunu, peygamberliginin baslangicindan itibaren vefat'ina kadar gecen surede liderlik ettigi toplumu layik olduklari sekilde cok iyi yonettigini takdir etmisimdir. Her yasanan olaydan ve eylemlerinden sonra vahiy geldigini soyledigi ayetlerin cok akillica oldugunun da altini cizmisimdir hep.

Sonra pek kotulenen cahilliyye doneminden Muhammed'in kaldirdigi ve ayetlerle desteklenen eylem ve davranislarinin gunumuz insan ahlak anlayisinda artik tasvip edilmedigini ve edilemez oldugunu soyledigimde yine islam dusmani olarak nitelendirildim. Bunlara yanit vermek ya da hikmetini aciklamak yerine islam dusmani olarak gosterilmeye calisildim.

Hic alinmadan ve kimseye aldirmadan yazmaya devam ediyorum.

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 19, 2006 05:32 PM

Türkiye de alevi vatandaslarimizin
ateistlige olan meyli gün gibi ortadadir.

Hristiyan misyonlerinin alevi köylerine
neden bu kadar ilgi gösterdiginin cevabi da
bu tespitin icindedir.

Genel Kurmay ve MIT raporlarina göre
alevi köyleri ve gruplari
tabiri caizse hristiyan misyonerlerinin cirit attigi yerlerdir.

Devlet bu konuda önlemler almakta
fakat bu yeterli görünmüyor.

daha da ilginci
bu hristiyan misyonerler
hristiyanligin kesmedigi durumlarda
bozma ateism dayatmaktalar..!!!

internet sitelerinde bu taktik cok yogun bir sekilde kullanilmaktadir.
zaten dikkat ederseniz
ateism argümanlari hristiyan argümanlariyla birebir örtüsmektedir..
ateistler bu bilgileri hristiyanlardan hazir alirlar:-)

evet aleviler
eger dinden dönmezlerse
Islam dininin sözde sacmaliklari
ateist maske altinda empoze edilmekte.

alevi vatandaslarimiza dikkat ederseniz
büyük yüzdesi
ya sol egilimli oluyorlar
ya da komünist

cok nadir
kapitalist ateist oluyor.


bir alevi cabucak din degistirebilir
bu alevi vatandasimiz icin problem degildir.
eline bir de Turan Dursun kitabi gecti mi
kim tutar artik:-))

birde ateforumlarda kitaplan ögrendiklerini pekistirir.
ama ailevi
köken itibariyle
alevilikten gelme oldugu icin
köken olarak bir teism oaln alevilige karsi bir hakaret
veya elestiri geldiginde
dayanamayip duygusal/ateistsel tepki göstermekteler.

o anda psikolojik olarak
ateistliklerini unuturlar ve alevi yanlarini istemeyerekte olsa savunma ihtiyaci hissederler..


ateforumlarda yazan ateist vatandaslarimizin
büyük cogunlugunun kökeni de
ya alevi,
ya da gayri Türk unsurlardan olusmakta.
Yani hem mezhepsel
hemde etnik kökene dayalidir.

fakat yalandan kim ölmüs??
ben eskiden müslo idim, simdi ateistim deyip kandirirverirdiklerini
sanirlar insanlari.
biz yutmayiz tabi:-))

bence aleviler
hristiyanligi tercih etsinler daha iyi
ateism zaten tükenmekte.

syg..


Yazan: XSI Tarih: January 19, 2006 07:06 PM

Da Vinci Bey,

Demişsiniz ki:

“Ben hiçbir zaman ne islama ne de Muhammed'e küfür etmem. Ama ağır konuşanlar olabilir ve ben de buna karışmam”

Sanırım farkımız burada, yani ben, benim inancımı paylaşan insanların bazıları Turan Dursun vb kişileri hakaret ettikleri zaman, gücüm dahilinde onları uyarıyor ve müdehale ediyorum. Ben benimsemesemde, kimsenin büyük kitlelerin değer verdiği şey ve kişilera hakaret etmeye hakkı yok. Siz müdehale etme gereğini duymadığınıza göre zaten tartışmamamıza gerek yok. Çünkü böyle bir felsefe bana göre “bana dokunmayan yılan bin yaşasın, nasıl olsa ben uygun hareket ediyorum felefesidir” Tabii ki sizin seçimizdir ve karışma hakkını kendimde göremem.Ayrıca bu işi uzatan ben değil sizsiniz, çünkü, eğer mouse’unuzun cursor’ı ile biraz yukarılara doğru çıkarsanız, yukardaki bir mesajımda “sizin gerçekten objektif birisi olduğunuza inandığımı ve dolayısıyla sizinde sitenizdeki arkadaşlarınıza müdehale edebileceğinizi yazmıştım. Daha sonraki cümlede ise “eğer düşündüğüm gibi değilseniz, lütfen tüm yazdıklarımı unutun ve cevap vermeyin, sizde bende hiç vakit kaybetmeyelim" dedim. Lütfen, tarafınıza yazılmış mesajlara iyi bakınız.

İkinci olarak demişsiniz ki:

“Ayrıca Hacı'nın birşeylerden korkarak bir daha birşey yazmadığını düşünmeniz gerçekten çok ilginçti.”

Siz, benim “haci” nin davranislari karşisında vermiş olduğum tepkiyi “emin olun ateistlerden bu kadar korkmanıza gerek yok” gibi bir ifade ile bir “korku” olarak nitelendirip algıladığınıza göre benim de “haci” nin orada yazmayisini bir “korku” olaral algılayışımı çok fazla yadırgamamanız gerekir. Sizin tahmininiz o şekilde idi benim tahminim de diğer şekilde. Demek ki ikimizde tahminlerimizde yanılmışız. Karşı tarafa bir eleştiri getirirken öncelikle, kendinizin o eleştirdiğiniz kuralı ihlal edip etmediğinizi sorgulamanız gerekir.
A
tatürk meselesine gelince, ben bir Müslüman olarak kendi dinime mensup bazı insanların Atatürk’ü kendi dinsel propagandalarına alet ettiklerini ve bunun yanlış olduğunu açık yüreklilikle söylüyorum. Ancak, siz çok açık, net deliller ve göstergeler olmasına rağmen genel olarak ateistlerin Atatürk’ün bir ateist olduğu imajını yaratmaya çalıştığını kabul etmiyorsunuz. Sizin bu kişisel fikrinize de saygı duyarım.

İnananlarda inanmayanlarda, bilim adamlarının fikir ve görüşlerini, kendi görüşünüzü destekler bazda referans olarak gösterebilir. Yine, sizin deyimizle, Atatürk’ün bilim üzerine söylemiş olduğu sözleri ve yapmış olduğu atılımları da referans olarak kullanılabilir. Buna da bir şey diyen yok. Ancak, “Atatürk ateist miydi dindar mıydı” gibi toplumu can damarından vuran ve kolaylıkla yönlendirebilecek populist propagandaları siz ateistlerin de biz dindarların da kullanmaya hakkı yok. Bu hem rahmetliye bir saygısızlıktır hem de onun adını ve prestijini istismar etmektir.
Eğer Mustafa Bey uygun görürse, Can Dündar’ın bu konu hakkında yazdığı bir gazete makalesini yapıştırmak istiyorum buraya. Sanırım, bu makale, durumu en güzel şekilde özetliyor: Her ne kadar benim kişisel yazılarımla tatmin olmasanız da, belki Can Dündar gibi deneyimli bir araştırmacı-gazetecinin yaptığı gözlem ve tespitlere değer verirsiniz.
HANGİ ATATÜRK?
(CAN DÜNDAR , 07 Kasım 2003 Cuma : MİLLİYET)
Kimininki kalpaklı kiminki fraklı, kimi sert kimi güler yüzlü... Herkes kendine göre bir Atatürk portresi çiziyor. Peki bunların hangisi gerçek Atatürk?
Ben gözümle görmedim, anlattılar: Atatürk, Anadolu'nun direniş ruhunun nasıl örgütlendiğinden söz ederken 'küçük kıvılcımlardan büyük yangınlar doğabileceğini' söylemiş.
Sonra bu söz "Küçük kıvılcımlar, büyük yangınlar doğurur" diye pankart olup asılmış.
Nereye biliyor musunuz?
İtfaiyenin girişine...

Hangisi yalancı?
Atatürk'ü hepimizin değilse de, çoğumuzun yanlış ya da hiç değilse eksik anladığımızı söyleyebiliriz.
Yıllar önce TRT'de Üç Yalancı diye bir program vardı.
Üç tiyatro oyuncusu yan yana dizilir, ekranda gösterilen bir nesnenin ne olduğunu anlatırdı. Mesela birisi o nesnenin bir motor parçası, diğeri çocuk oyuncağı olduğunu söyler, üçüncüyse savaş meydanında bulunduğunu iddia ederdi. Yarışmacı 'üç yalancı'dan hangisinin doğru söylediğini bulmaya çalışırdı.
Günümüzün Atatürk tarifleri biraz bu yarışmayı andırıyor.
Baksanıza, Ata'nın müzede sergilenecek balmumu heykeli, gerçek boyuna uygun olarak 1.68 yapılınca, Atatürkçüler "Bu çok kısa" diye tepki gösteriyor ve heykelin boyu sipariş üzerine 1.85'e çıkarılıyor.
Boyu konusundaki karmaşa, fikirleri konusunda da yaşanıyor.
Atatürkçülük modası öyle bir hal aldı ki, artık herkes ondan bir parça koparıyor, o parçayı öne çıkarıp ona övgüler düzüyor. Zamanla Atatürk'ün sadece o parçadan ibaret olduğuna kendisi de inanıyor. İşte o yüzden, bütün bu parça-koparıcılar kadar çok sayıda Atatürk çıkıyor ortaya...

Erbakan'dan Çelik'e kadar
Ne demek istediğimizi anlatmak için Atatürkçüler listesine şöyle bir göz atmak yeterli:
Adnan Hoca da Atatürkçü, Doğu Perinçek de...
Popçu Çelik de Atatürkçü, 'ordu göreve' pankartı açan gençler de...
Erbakan Başbakanken "En büyük Atatürkçü biziz" demişti; tabii onu hapseden Kenan Evren de...
Eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, partisinin başkanı Tansu Çiller'in yarımyüz fotoğrafını Atatürk'ünkiyle eşleştirecek kadar Atatürkçüydü...
Bu kadar farklı eğilimden insan, aynı liderden "Bizim önderimiz" diye söz ediyorsa bu işte bir yanlışlık olmalı.
O zaman da sormak gerekiyor:
Kaç farklı Atatürk var?
Ve hangisi gerçek Atatürk?
Bir liderden kaç farklı kimlik çıkar?
Devrimci Atatürk
Aslında 'Kuvvacı Atatürk' demek daha doğru...
Kuvvacılarınki, post bıyıklı, kalpaklı, antiemperyalist bir lider.
Daha 1960'larda Deniz Gezmiş, anti-Amerikan gençlik mücadelesine başlarken babasına şöyle yazıyordu:
"Sana müteşekkirim, çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni... Küçüklüğümden beri evde Kurtuluş savaşı anılarıyla büyüdüm. O zamandan beri yabancılardan nefret ettim. Biz Türkiye'nin ikinci kurtuluş savaşçılarıyız." Bu antiemperyalist ve sivil direnişçi ruh, bugün de siyasal alanda pekçoklarına ilham veriyor.
"Ordu göreve" diyen Türk Solu dergisi, kalpaklı Mustafa Kemal kapağıyla çıkıyor.
Kemal Paşa'nın 1920'de bir komünist partisinin kurucusu olması, Lenin'e 'ezilen milletleri emperyalizmin hegemonyasından kurtarmak için' mektup yazması 'Solcu Atatürk'çülerin dayanakları...
Onun Anadolu halkına hitaben yayınladığı bir beyanname elden ele geziyor:
"Müslüman kardeşlerim, komünist arkadaşlar...!
Büyük devletler yeni bir Müslüman kurbanını boğazlıyorlar. Onu yok etmek azmindedirler. Fakat biz, elde silahımız, anavatan topraklarını savunarak ve haklarımızı haykırarak ölmesini bilenlerdeniz. Köylülerimiz topraklarını, yurtlarını ve köylerini istilacıya karşı müdafaa ederken, şehit düşerken emin olabilirler ki, yakın bir zamanda bütün İslamiyet, komünizmle birlik olarak onların intikamını alacaktır."

Ülkücü Atatürk
Ata'nın sağlığında yazılan tek biyografisinde H. C. Amstrong, ona 'Bozkurt Atatürk' ismini takmıştı.
Nazım Hikmet'in tabiriyle 'sarışın bir kurda' benziyordu.
MHP Kongresi'nde asılan bir afişte o Atatürk'ü, bıyıkları fırça darbeleriyle sarkıtılmış, sert bakışlı bir asker olarak tanımıştık.
Ülkücülerinki, "Komünizm gördüğü yerde ezilmelidir" dediği önesürülen, daha 1933'te Sovyetler'in ilerde dağılabileceğini görüp "Oralardaki dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimize sahip çıkmalıyız" diyen bir 'başbuğ'...
Atatürk, 1927'de piyasaya çıkarılan 5 ve 10 liralık banknotların üzerine bozkurt resmi koydurmuştu.
1930'da tarihçilere 'Türk tarihinin ana hatları'nı yazdırmaya başladığında, İslam'ın Türk tarihinin sadece bir bölümünü oluşturduğunu, oysa ondan önce de Türklere ait şanlı bir mazi bulunduğunu anlatmıştı. Alfabede, giyside, müzikte Osmanlı'yı çağrıştıran ne varsa silmeye çalışıyordu.
Yıllar önce Celal Bayar'ın damadı Ahmet İhsan Gürsoy'dan dinlediğim bir anıyı burada nakletmekte yarar var. Gürsoy'un anlattığına göre Atatürk, 30'lu yıllarda Türk bayrağını da değiştirmeyi düşünmüş. Çünkü ayyıldız simgesinin Osmanlı'yı ve Arap dünyasını çağrıştırdığına inanıyormuş. Türklere yeni bir ulusal kimlik kazandırmaya çalışırken, ona İslamiyet öncesi köklerini hatırlatan bir bayrağın yakışacağını hesaplamış ve Göktürk'lerin bayrağını düşünmüş.
O proje gerçek olsaydı, bugün Türk bayrağında ne olacaktı biliyor musunuz:
Mavi fon üzerinde yeşil bir kurt profili...

Kürtlerin Atatürk'ü
Mustafa Kemal, Anadolu'ya geçtikten sonra Amasya'dan Kâzım (Karabekir) Paşa'ya çektiği telgrafta şöyle diyordu:
"Ben Kürtleri ve hatta bir özkardeş olarak tekmil milleti bir nokta etrafında birleştirmek ve bunu cihana göstermek karar ve azmindeyim."
Bu kararla, Amasya protokolünde 'Türklerin ve Kürtlerin oturdukları yerler' diye adlandırılan ülke için milli mücadele başladı ve BMM kuruldu.
Meclis'teki ilk tartışmalardan biri Kastamonu Mebusu Yusuf Kemal Bey'in, "Türklerin sağlığı korunmalıdır" demesiyle patlamış, Sivas Mebusu Emir Paşa, bu vatanda sadece Türklerin yaşamadığını hatırlatmıştı. O aşamada, Mustafa Kemal Paşa devreye girmiş ve 'Meclis'in sadece Türklerden değil, Çerkezlerden, Kürtlerden, Lazlardan oluştuğunu ve bunların çıkarlarının ortak olduğunu' vurgulamıştı.
Kurtuluş Savaşı başlarken Kemal Paşa, Kürtlere özerklik verilmesinden bile söz etmişti.
Kürt sorunu yeniden gündeme geldiğinde, şahinler, Dersim isyanını sertlikle bastıran Atatürk'ü örnek alırken, güvercinler Mustafa Kemal'in 1920'lerdeki sözlerini arşivden çıkardılar.

Dindar Atatürk
Bitmek bilmez bir tartışma da Atatürk ve din meselesidir.
Timur Selçuk, Yaşar Nuri Öztürk gibi Atatürkçü müminler Kur'an'la Nutuk'u bir arada saklar kütüphanelerinde... Başuçlarında Ata'nın Meclis açılışında ellerini kaldırmış dua ettiği fotoğrafı asılıdır. Fotoğrafın altında da Ocak 1923'teki konuşması vardır.
"Bizim dinimiz en makul ve en tabii dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki, son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa tetabuk etmesi lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen mutabıktır."
Onlara göre 'Atatürk dinin özüne değil, din olarak kabul edilen geleneğe ve eskimiş kurumlara karşı tavır almış'tır ve vahiy ile akıl arasında uzlaşmazlık görmemiştir.
Ateistler, buna bir başka Atatürk metniyle karşı çıkar.
Onların elindeki metin, 1 Kasım 1937 tarihli Meclis açış konuşmasıdır: "Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı siyasetler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat bu prensipler gökten indirildiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutulmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz."

Demokrat Atatürk
Ve nihayet liberal-demokrat Atatürk...
Özellikle Cumhuriyet'le yaşıt İktisat Kongresi'nde uygulamaya konan ekonomi politikası ve Celal Bayar'ın Başbakanlığı döneminde hayata geçirilen uygulamalar, Atatürk'ü, İş Bankası'nın kuruluşuna imza atmış bir 'liberal devlet adamı' yönüyle öne çıkarır.
Hele İsmet Paşa'nın Başbakanlığında iki kez direkten dönen çok partili rejim arayışları onu 'demokrat' sıfatıyla bir arada değerlendirenlerin en inandırıcı kanıtıdır.
Her ne kadar Cumhuriyet tarihi boyunca demokrasiyi askıya alan tüm askeri müdahaleler, Atatürkçülük adına yapılsa da, Cumhuriyet'in asıl hedefinin demokrasi olduğuna inananlar, 'muhtaç oldukları kanıt'ı, onun Afet İnan'a verdiği el yazısı notlarında bulabilirler:
"Artık bugün demokrasi fikri daima yükselen bir denizi andırmaktadır. Yirminci asır, birçok müstebit hükümetlerin bu denizde boğulduğunu göstermiştir."

Neden bu kargaşa?
Baştaki soruya dönelim: Hangisi doğru bunların? Her biri gerçek belgelere, tanıklıklara, konuşmalara dayandırılan bu politik kimliklerin hangisi gerçek Atatürk?
Bir insan aynı anda hem devrimci hem ülkücü, hem 'Kürtler'in özerkliğinden yana', hem Türkçü, hem dindar hem pozitivist, hem otoriter hem demokrat olamayacağına göre bu iddia sahiplerinden biri yalan söylüyor olmalı...
Hangisi?
Sanıyorum, bu zor sorunun yanıtını bulabilmek için 1920'lerin koşullarını ve Kurtuluş Savaşı ile Cumhuriyet'in hangi şartlar altında gerçekleştirildiğini iyi bilmek gerek.
Kurtuluş Savaşı verilirken, Anadolu ahalisinin kahir çoğunluğu, nihai amacın Saltanat ve Hilafet'i korumak olduğunu düşünüyordu.
Kürtler'in bazısı özerklik peşindeydi.
Komünistler, Sovyet devrimine özeniyordu.
Bütün bu farklı eğilimlerden, ortak bir mücadele azmi yaratabilmenin yolu, hepsine yönelik sıcak mesajlar vermekten geçiyordu.
O yüzdendir ki, Meclis'in açılışında eller açıldı, dualar edildi, Kürtler'e özerklik vaat edildi, muvazaalı bir resmi komünist parti kurulup Sovyet etkisindeki komünist hareket yok edildi.
Ulus olma sürecinde din yerine tutkal olarak Türklük ruhu gerekiyordu; bozkurtlu bayrak düşünüldü.
Ancak bunlar 1920'lere özgü geçici tedbirlerdi; hiçbiri bugün Atatürkçülük adına savunulamayacak kimliklerdi.
O yüzden zaman zaman birbiriyle çelişen bu sözler, tavırlar, tutumlar kargaşasını, Atatürk'ün olgunluk dönemine ait notlarının, konuşmalarının, eylemlerinin süzgecinden geçirmek şart...
Bu yapılmayıp da 1920'lerin kargaşasından rastgele bir fotoğraf çekince Atatürk, herkesin kullanımına açık "Binbir surat"lı bir lidere dönüşüyor ve 'bunca yalancı' içinde kimin doğruyu söylediğini bulmak, hepten güçleşiyor.

Saygılar,

Yazan: ilhan Tarih: January 19, 2006 08:13 PM

Ilhan bey,


1930'da tarihçilere 'Türk tarihinin ana hatları'nı yazdırmaya başladığında, İslam'ın Türk tarihinin sadece bir bölümünü oluşturduğunu, oysa ondan önce de Türklere ait şanlı bir mazi bulunduğunu anlatmıştı. Alfabede, giyside, müzikte Osmanlı'yı çağrıştıran ne varsa silmeye çalışıyordu.


Demissiniz. Oysa ki, Osmanli'yi degil Arap orf, adetleri ve kulturunu cagristiran ne varsa silmeye calismisti. Ecdadiyla her zaman ogunmustur ve Turk gencligine de bunu ogutlemistir.


Ataturk'un ateist veya dindar olup olmadigi tartismalari dincilerin en temel problemidir. Turk devrimlerine ve Cumhuriyet'e saldirmanin en kolay yoludur cunku.


Ataturk'un dindar veya ateist olmasi en buyuk eseri olan Laik Cumhuriyet gercegine zarar vermez. Bu ulke adam olduysa Turk devrimleri sayesinde adam oldu.


Eger insanlarin meydana getirdikleri eserler o kisinin dindar olup olmamasiyla degerlendirilecekse ve bu cok onemli bir kriterse muslumanlarin kopek isirdiginda kuduz asisi olmamasi lazim. Cunku kuduz asisini bir Yahudi bulmustur.


Mustafa Kemal ATATURK, guzel ulkemizin Arap milliyetcisi dincileri tarafindan dinsiz olup olmadigina gore degerlendirildigi icin adam olmamizi saglayan cagdas Turk devrimlerine ve Cumhuriyetimize bu yuzden kin ve nefretle bakmaktadirlar.


Guzel ulkemizin Arap milliyetcisi dincileri insanlari dindar veya ateist olmalarina gore degerlendirmeyin. Eger boyle degerlendirecekseniz ve bunda israr edecekseniz o zaman iki yuzlu davranmayin Kur'an'a uyun Yahudilerle dost olmayin. Ve bir Yahudi'nin buldugu kuduz asisini da kullanmayin.


Saygilar,


Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 20, 2006 12:50 AM

Ataman Bey,

Demişsiniz ki:

"1930'da tarihçilere 'Türk tarihinin ana hatları'nı yazdırmaya başladığında, İslam'ın Türk tarihinin sadece bir bölümünü oluşturduğunu, oysa ondan önce de Türklere ait şanlı bir mazi bulunduğunu anlatmıştı. Alfabede, giyside, müzikte Osmanlı'yı çağrıştıran ne varsa silmeye çalışıyordu.

Demissiniz. Oysa ki, Osmanli'yi degil Arap orf, adetleri ve kulturunu cagristiran ne varsa silmeye calismisti. Ecdadiyla her zaman ogunmustur ve Turk gencligine de bunu ogutlemistir.
Ataturk'un ateist veya dindar olup olmadigi tartismalari dincilerin en temel problemidir. Turk devrimlerine ve Cumhuriyet'e saldirmanin en kolay yoludur cunku."

Eğer, yazımı başından sonuna kadar okumuş olsaydınız, tüm "demişsiniz ki" diye ithaf ettiğiniz cümlelerin bana değil, değerli araştırmacı- gazeteci Can Dündar'a ait olduğunu görebilirdiniz.Ve sizi tanımasam da Can Dündar'ın bu konudaki tespitlerinin daha gerçekçi ve objektif olabileceğini düşünüyorum.

Ayrıca, ben Atatürk'ün (sizin deyiminizle) hem dinciler hem de ateistler tarafından istismar edilip kendi populist propagandalarına alet edildikleri tezimi yineliyorum. Örneğin, www.turandursun.com'da, niçin ilk ana sayfada "atatürk"ün dininin ne olduğunu biliyor musunuz?: a)islam b)sabetaycılık c)ateist, d)...." gibi bir anket var. Niçin ateist bir sitenin ana sayfasında atatürk2ün dinsel görüşüne ait bir anket var? Aynı sayfada, niçin "atatürk'ün cenaze namazının nasıl ve ne şekilde kılındığına dair" dinsiz lik çağrışımlarını yapan soru ve cevaplar var. Atatürk'ün bilimsel görüşlerini önemseyen ateistler niçin bu tür yönlendirmelere gerek duyuyor?

Saygılar,


Yazan: ilhan Tarih: January 20, 2006 03:35 AM

Ataman Bey,
Demişsiniz ki;
“Guzel ulkemizin Arap milliyetcisi dincileri insanlari dindar veya ateist olmalarina gore degerlendirmeyin. Eger boyle degerlendirecekseniz ve bunda israr edecekseniz o zaman iki yuzlu davranmayin Kur'an'a uyun Yahudilerle dost olmayin. Ve bir Yahudi'nin buldugu kuduz asisini da kullanmayin.”

Her şeyden önce, nüfusunun %99’u nun Müslüman olduğu, dine, peygambere ve Kur’an’a inanıp saygı duyan, sizinde yaşadığınız bir ülkede “dinci” terimini kullanırken biraz daha dikkatli davranmanız gerekir. Eğer “dinci” terimi ile islam’ı olduğundan farklı yorumlayıp hurafeler ve gelenekler topluluğu haline getirmeye çalışan “bir avuç insan”ı ima ediyorsanız, bunu özellikle vurgulamanız gerekir. Ayrıca, bu ülkedeki o “bir avuç” insan gibi ateistlerin sayısı da “bir avuç”tur bu ülkede. Önce bunun idrakine varmalıyız.

İş Kur’an daki “Yahudi” ve “Bilim” meselesine gelince, bu tür konularda sizin de çok iyi bildiğiniz üzere aynı Atatürk meselesinde olduğu gibi “provakotör” ve “eyyam”cı güruhlar tarfından çarpıtılıp özünden saptırılmaktadır. Eğer , bir Yahudi “Kabala” felsefesine inanıp bunu yaymaya çalışıyorsa (islamı özünden saptırmaya çalışanlarda olduğu gibi) siz bir ateist olarak da o Yahudi ile bir araya gelmek istemezsiniz. Ancak, bu tüm Yahudi’lerin öyle olduğunu göstermez, aynen tüm dincilerin sizin kasteddiğiniz “dinci”lerden olmayacağı gibi. İkinci olarak, islam’daki “bilim Çinde”de olsa onu gidip al” türünden yüzlerce kelamı ve islamın hurefelerle doldurulmayıp çarpıtılıp bir gelenekler dizini haline getirilme çalışmalarından önce yüzyıllarca bugünkü bilimsel gelişmelerin bir çoğunun İslam bilim adamları tarafından atıldığını size hatırlatmak isterim. Yani, sizde bir ateist, milliyetçi olarak, o temeli atılan bilimsel buluşlardan faydalanıyor olabilirsiniz şu anda.

Ayrıca sizin miliyetçilik mantığınızı gerçekten anlayabilmiş değilim. Size yaşınızı sormak durumunda hissettim kendimi. O zaman sizde Charles Darwin’in fikirlerini öne çıkarıp, kendi ideolojinizi o fikirlerle destekleyince, Darwin’in ana vatanı olan İngiliz Milliyetçisi mi olmuş oluyorsunuz? Böyle saçma bir görüş olabilir mi?O zaman sizde, gerçek, saf Türk kanı taşıyan kişilerin görüş ve fikirlerine saygı duyup onları benimseyeceksiniz sadece ve sadece. Ayrıca, sizi gerçekten anlayamıyorum. Her fırsatta gerçek Türk milliyetçisi olmakla övünen sizsiniz. Aynı zamanda ateizm’i destekleyen fikirleriyle baş üstüğünde tuttuğunuz Darwin’i destekleyen de sizlerseniz? Peki Darwin’in Türk ırkı için nasıl hakaretlerde bulunup aşağıladığını bilmiyor musunuz? Bu nasıl gerçek bir milliyetçilik anlayışıdır?

Siz hem “gerçek Türk milliyetçisi” olduğunuzu hem de “ateist” olduğunuzu ve dinin ve Allah inancının bu topluma ne kadar zarar verdiğini her fırsatta belirten bir insansınız.Eğer, türk toplumu için konuşuyorsak, hem dinin toplumdan soyutlanması paralelinde bir ateizm politikası yapıp, bir yandan da gerçek bir Türk Milliyetçisi olduğunu iddia etmek biraz çelişen kavramlar gibi geliyor bana. Çünkü gerçek bir Türk Milliyetçisi= ne olursa olsun o ülkenin bütünlüğü ve birliği için kendi kişisel fikirlerini bile feda edip o ülkenin çıkarları pararlelinde demeçler verip orta yolu bulmayı gerektirir..Dinlerin tamamen yok sayıldığı ve Allah’a inanılmayan toplumlar (bireysel değil genel bazda) hep komunist, marksist ideolojilerin hakim olduğu toplumlar olmuştur bu güne kadar. Onlarında bir çoğu yıkılmıştır günümüzde. Eğer sizin istediğiniz gibi dinin ortadan kaldırıldığı, Allah inancının olmadığı bir millet olursa Türk milleti, bu milletde bunun getirisiyle yavaş yavaş Komunizm, Marksizm gibi rejimler hakim olmaya başlamaz mı? Bu rejimlerin hakim olduğu bir toplum ise sizin gerçek Milliyetçilik fikriniz ile bağdaşır mı?

Yani, siz gerçek bir vatansever olarak, bu toplumdaki Allah ve din inancını ortadan kaldırılmasının bu toplum için daha mı iyi, hayırlı olacağını düşünüyorsunuz gerçekten? Bu milletten dini ayıklama gibi bir çaba olursa (size göre doğrusu bu olsada)kaş yapayım derken göz çıkarmış olup daha büyük bir kaos ve bölünmeye yol açılabilir diye sordunuz mu kendi kendinize hiç?Yoksa gerçek bir vatansever olarak, bu toplumdan dini ve Allah inancını soyutlamanın bu topluma yarardan çok zarar getireceğinin muhakemesini yapar ve kendi düşüncelerinizi toplum menfaati için kalbinize gömerek bir ölçüde feda eder ve bu topluma yerleşmiş ve onu “bir” yapan unsurlardan biri olan “dini” yok etmeye çalışmak yerine, o dini doğru şekliyle, hurafelerden ayıklanmış biçimiyle yerleştirme çabalarına katkıda mı bulunmanız gerekir, gerçek bir milliyetçi ve vatansever olarak? Çünkü vatanseverlik, toplumun gerçek menfaati yönünde fedakarlık gerektirir. Sizde gerçek bir vatansever olarak benim dediğim en doğrusudur ve olacak tavrı sergilerseniz bu bir vatanseverlik olmaz, ancak egoistlik olur. Bu şöyle bir felsefeye benzer: “ben hem evleneceğim hem de her gün başka bir kadınla çıkıp gezeceğim”.

İkinci olarak, 70 milyonluk T.C. deki halkın en az 69 milyonu dine, Allah’a ve Peygambere inanıp saygı duyuyor. Geri kalan inançsız kesimin bir kısmı ise Sosyalizm, Marksizm gibi ideoloji taraftarları ve milliyetçilikle zaten bağdaşmazlar. O zaman sizin açınızdan bakıldığında bu toplumdaki (en az)69 milyon insanın hepsi sırf peygambere saygı duyup fikirlerine değer verdiği için, bazıları da dini vecibelerini yerine getirdiği için sizin kadar “gerçek bir milliyetçi” olmuyor öyle mi? Böyle (ilk defa rastladığım)bir milliyetçilik anlayışına ancak şu ad verilebilir: "Atamanizm” : )

Saygılar,

ilhan

Yazan: ilhan Tarih: January 20, 2006 01:21 PM

Ilhan bey,

Cok uzun uzun yazmissiniz elleriniz dert gormesin ama tamamen yanlis yorumlarda bulunup alinti sahtekarligina da alet olmussunuz. Darwin'in Turkler hakkinda asagilayici sozler soyledigini iddia ettiginiz sey tamamen bir alinti sahtekarligidir. Sanirim bunu Muhammed'in "Turkler oldurulmeden kiyamet kopmayacaktir." hadisini ortbas etmek icin soylediniz. Turk'um demeye korkan Turkiye'nin dincileri bu hadis yuzunden korkuyorlar olsa gerek.

Evet ben yurtseverim ve milliyetciyim. Ama Ataturk milliyetcisiyim. Cok keskin bir Kemalist'im. Can Dundar'in Ataturkculerinden degilim. Yani Ataturkcu degil Kemalistim!

Mustafa Kemal'in ve Kemalistlerin din'le hicbir problemleri olmamistir ve yoktur. Problem Arap Milliyetciligini din diye dayatmaya kalkisanlarladir. Hiristiyan dunyasi nasil din'i kiliseye ve insanlarin vicdanlarina hapsedip ortacag karanligindan kurtulup insan haklarinda, siyasette, bilimde ve teknolojide ilerleme kaydettiyseler Mustafa Kemal de bu dusunceyle din'i olmasi gereken yere koymustur. Yani gercek yerine insanlarin vicdanlarina. Adam olmamizi, bugun ku sayginligimizi da buna borcluyuz.

Bakiyorum Darwinizm'den sonra yeni hayal kahramaninizi da yaratmissiniz Atamanizm hayirli olsun. Hayal kahramaniniz Darwinizm'le cok degil bir 10 ~ 30 yil daha mesgul olursunuz. Sonra yuzyillarca dunya duzdur dedikten sonra nasil susup kaldiysaniz yine ayni sekilde susmak zorunda kalacaksiniz. Simdi hemen bana Kur'an'dan dunya'nin yuvarlak oldugunu ima eden ayet'ler gostermeyin. Cunku dunya'nin butun dincileri benim icin aynidir. Dunya'nin yuvarlak oldugu gozlemlenip kanitlandiktan sonra ortaya cikip bakin Kur'an da var zaten bu demenin manasi yoktur. Hiristiyan dincileri yuz yillardir dunya duzdur diye ahkam keserken neden bir Allah'in kulu yahudi ya da musluman cikip da hayir dunya duz degil yuvarlaktir dememistir?

Kisaca dinlerin neden ibadethanelere ve insanlarin vicdanlarina hapsedilmesi gerektiginin ozeti budur.

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 20, 2006 04:26 PM

Ataman Bey,

Her şeyden önce siz nasıl Turan Dursun ve İlhan Arsel gibiyazarların İslama karşı olan suçlama sahtekarlıklarından etkilendiyseniz benim de Darwin hakkında fikir üreten bazı kaynaklardan etkilenmem ve bunları kullanmam çok doğal.

Ayrıca açıkça, siz, kendi ağzınızla söylediğiniz gibi tüm dincilere düşmansınız. Yani, benim gibi Atatürk'e ve prensiplerine saygı duyan bir yandan da Allah ve Kur'an'a inananlara da düşmansınız demek ki, yukarıda söylediğinize göre çünkü Türkiye'nin %99'u o ya da bu şekilde müslüman. Ayrıca, daha önce de belirttiğim gibi şu anda klavye karşısında bize bu rahatı bırakan şehitler de (sizin deyiminizle) dinciydi.

tüm Müslümanları temsil ettiğini göstermez. Ateş gerekli bir varlıktır; ancak, ateişi ev kundaklamak için kötü bir amaçla da yemek yapmak için gibi yararlı bir amaçla da kullanabilirsiniz. Şimdi siz ateşi kötüye kullananlar var diye, ateşi kökten kaldırıp atalım derseniz bu ne mantığa ne de vicdana uyar. O zaman kötü doktorlar var diye hiç doktora gitmeyeceksiniz veya bozuk yemekler var diye hiç yemek yemeyeceksiniz olur mu öyle şey hiç. Aynı bunun gibi, islam’ı özünden saptırıp yanlış lanse edenler, terörize edenler var diye siz o dini kökten kaldıralım ne gerek var diyemezsiniz. Sizin ateizm olgunuzu da kötüye kullanıp belirli amaçlarda kullananlar vardır. O zaman siz de ateizm’i kökten red edeceksiniz. Bu tamamen bir çocuk mantığıdır. Siz şimdi şöyle bir şey diyebilir misiniz: “11 Eylül saldırılarını yapan Müslümanlarla dünyadaki tüm Müslümanlar aynı görüşte, tüm Müslümanlar o insanların ölümüne alkış tuttu.” Böyle bir mantık olabilir mi?

Örneğin, herhalde sizde biliyorsunuzdur “temizlik” islamın temel kurallarındandır . Ancak, bu gün islamı temsil ettiği düşünülen bazı Arap toplumlarında bu kurala riayet etmeyip pislik içinde dolaşan Müslümanlar var diye, bu suçu “dine” yükleyemeyiz. Türkiye’ye gelen Arapların bazıları büyük tuvaletlerini gazete kağıdına yapıp çöpe atıyorlardı. Şimdi, siz bu örneğe bakıp ta “işte Müslüman” derseniz haksızlık etmiş olursunuz. İslam’da sosyal yaşamın en önemli ve kolay kolay affı olmayan kurallarından birisi kul hakkı yememektir. Bu kurala riayet eden birisi bırakın, hırsızlık, yapıp adam öldürmek, kırmızı ışıkta geçtiği zaman bile üzülüp rahatsız olur. Yani, bireysel hataları yapanların olması onlarının yaptığının doğru olduğu ve bütüne maledilmesi anlamına gelmez. Ama şöyle derseniz haklılık payınız vardır: “O zaman siz bilinçli olduğunu düşünen Müslümanlar o bilinçsiz Müslümanları bilinçlendirin” evet bu konuda haklısınız.

Milliyetçilik ilkesi, bütün çağdaş uluslarla uyum içinde yaşamakla birlikte, Türk toplumsal varlığının ÖZEL KARAKTERİNİ ve başlı başına bağımsız kimliğini saklı tutmayı esas sayar. Bu bakımdan kendi ÖZÜNE aykırı akımların ülkeye girmesini ve yayılmasını istemez. Ateizm’de bu ülkenin yüzyıllardan beri sahip olduğu ÖZE aykırı bir akımdır ve yayılmaya çalışan bir akım olarak görülürse, o da bizim açımızdan zararlıdır ve çağdaşlıkla bağdaştırılması falan da çok yanlıştır ve Türk milletinin özünü bozarak sizin deyiminizle dincilerin verdiği zararı başka açılardan verir.

Kur'an'da ki bilimsel mucizelere gelince, her şeyden önce o dünyanın yuvarlaklığını ispat etmeye vb. şeyleri ispata çalışan bir kitap değil bazı ahlaki, hukuki, sosyolojik unsurları içinde barındıran bir kitaptır. Ancak, içinde bilimsel bazı gerçeklerde vardır.
dilerseniz wwww.mucizeler.com gibi sitelerden bakabilirsiniz.

Unutmadan şu sözünüzü size hatırlatarak size bir şey sormak istiyorum. " ben, ayrım kabul etmeden tüm dincilerin düşmanıyım dediniz" Peki bu ülkede dost olarak gördükleriniz kimler?

Saygılarımla,

Saygılar,

Yazan: ilhan Tarih: January 21, 2006 12:28 AM

İlhan Bey,

Siz burdan ateistforumdaki şeyleri benimle tartışarak ne elde etmeye çalışıyorsunuz. Ateistforum hiç tahmin etmediğiniz kadar demokratik ve özgür bir ortamdır. Bence siz düşüncelerinizi açık açık orda dile getirin. Ben kimsenin avukatı değilim veya kimsenin yaptıkları beni bağlamaz. Bir sorununuz varsa bunları onlara söylemeniz lazım. Ateistforuma ve turanursun.com forumlarına üye olup derdinizi ve isteklerinizi orda dile getirin.

Saygılar

Yazan: Da Vinci Tarih: January 21, 2006 02:27 AM

Ilhan bey,

Kimseyi dusman olarak gordugum falan yok. Bunu nerden cikarttiginizi anlayamadim. Kemalist'lerin de ateist'lerin de boyle bir derdi yok.

Kendi dusmaninizi kendiniz yaratiyorsunuz siz. Arap milliyetciliginin ve geleneklerinin din diye dayatilamasina ve kulturumuzun bir parcasiymis gibi gosterilmesine karsi cikiyorum sadece. Kemalizm'in ozunde de bu var zaten. Kemalist yurtsever dindarlar neden dusmanim olsun ki? Butun sorun Arap milliyetciligi guden dindarlarda. Bunlarin basari sansi da "SIFIR" zaten. Kaldi ki Turkler, onlarin yanip tutustugu Araplar gibi musluman olamazlar. Cunku 1400 yil oncesine saplanip kalmak Turklerin dogasina aykiridir.

Turan Dursun ve Ilhan Arsel gibi detayli Islam dini arastirmalarini okumaya hic gerek yok benim tek kaynagim Kur'an. Aklini imaninin onune koyup bastan sona dikkatlice Kur'an'i okuyan herkes neyin ne oldugunu anlar zaten. Evet Islam dini ve Kur'an evrensel olabilir ama olsa olsa sadece Araplar icin evrenseldir. Islam'in ne kadar evrensel bir din oldugunu yeryuzunun inanc haritasindaki toplam dunya nufusu icersindeki orani gosteriyor zaten.

Ilhan bey Kur'an'in tum zamanlara hitap eden evrensel bir kitap oldugunu iddia etmeyeceksiniz umarim?

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 21, 2006 02:59 PM

Sayın Akyol,

Yazınızda şöyle bir bölüm var, tamamen yanlışlarla dolu:

"Bugün de İslam dünyasının sorunu, İslam değil; bilim, felsefe, sanat, kültür gibi seküler alanlardaki geriliği. Bu alanlarda geri olduğu için, İslam'ı da kısır bir şekilde anlıyor, neyin din neyin gelenek olduğunu ayırd edemiyor, dinin modern durumu göz önüne alan yeni yorum ve içtihatlarını yapmaya girişmiyor. Karşısına çıkan yeni problemlere karşı yeni çözümler geliştirmekte ağır kalıyor. Her şeyin "nakil" ile açıklandığını kabul eden zihniyet, yeni duruma göre "akıl" geliştirmekte zorlanıyor. Bazen de "tepkisel akıl" geliştiriyor."

Bir kere "bilim, felsefe, sanat, kültür gibi alanlar" seküler değil. İslâm, bir din olarak hayatın tümünü kaplar.
İki; bu alanlarda gerilik sözkonusu değil; nereden bakıldığına bağlı. Amerika'dan bakarsanız rakamsal olarak Hollywood sineması büyük gözükebilir. Aslında bir fiyaskodur. İran'dan bakarsanız da İran sineması büyük gözükebilir. Bir Arap şairinin, bir Türk şairinin üretimi çok fazladır.
Üç; söylediğinizin tam tersi, bu alanlarda çok ilerlediği için, bu alanlardaki faaliyetlerini dinden kopardığı için ikilem içinde ve kafası bölnmüş olarak yaşıyor.
dört; sahip olduğu son din -çok alt katmanlarda da olsa- son din olduğu için modern zamanların gerektirdiği tüm yorum ve açıklamaları haizdir.
Uygun akıl ve düşünce sahiplerinin dini tanıması gerekmektedir. Modernizmin ne olduğunu da anlamak gerek.

Yazan: Ömer AKSAY Tarih: January 22, 2006 04:03 PM

Sayın Aksay,

İtirazlarınızın mantığını anlıyorum ve kayda değer buluyorum.

demişsiniz. Oysa bence mesele bu kadar basit değil. İslam, elbette, hayatın tümüne ışık tuacak ilkeler verir. Ama hayatın farklı alanlarının hepsine dair kurallar bütünü getirmez. Namazı veya oruca dair getirdiği detayları kuralları, sanatın veya bilimin nasıl yapılacağına dair getirmez. Nasıl opera söyleneceğini veya nasıl kimya deneyi yapılacağını hangi İslami nastan öğreneceksiniz? Veya trafik kurallarını? Ben bunlara "seküler alan" diyorum. Müslümanların da seküler alanlara Müslümanca bakışı olur, ama bunların "İslami kuralara göre düzenlenmesi" bence pek doğru olmaz. Çünkü bunlar hakkında İlahi kurallar yoktur ve koyulmaya çalışılan kurallar da kaçınılmaz olarak insani olur.

Dolasıyla "İslam sadece inanç ve ibadeti düzenlesin" diyen sekülerist mantığı da, "İslam her şeyi kapsar" diye kestirip atan "İslamcı" mantığı da yanlış buluyorum. İslam elbette her şeyi kapsar, ama insanların niyetleri, amaçları, ahlaki ilkeleri yoluyla...

İslam dünyasının geri kalmış olup olmadığına gelince. İran sineması örneğiyle her şeyi açıklamak mümkün değil ve bence İslam dünyasının son iki yüzyıldır pek iyi bir durumda olmadığı bir vakıa. Zaten son iki yüzyıldır da pek çok müslümanın kafa yorduğu bir mesele. Ama siz yine de "İslam dünyası gayet iyi durumda" diyorsanız, siz bilirsiniz. Ben iyi durumda olmadığını düşündüğüm için, daha iyi nasıl olur diye düşünmeye gayret ediyorum.

Saygılar

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 22, 2006 04:40 PM

Ataman Bey,
Öncelikle, bir açıdan sizinle ortak bir paydada buluşabildiğim için memnun oldum. Ayrıca, içimden geçirdiğim ve birazını da buraya yansıttığım bir şekilde “dindar her insanı potansiyel bir düşman” olarak görebileceğiniz şekilde düşündüğüm içinde özür diliyorum. Başka mesajlarınızdaki biraz sertçe üslup ve tavrınızdan böyle bir düşünceye sahip olduğunuzu düşündüm ve kendime kendime şöyle dedim:
“Ataman Bey , Türkiye’de “Elmamdülillah ben müslümanım”, “peygamberim, Hz Muhammed”, “kitabım, Kur’an” diyen birini, bu zihniyetinden bir önce kurtulması gereken irrite edici biri tehlike olarak görüyor ve. Bu tehlikenin giderilmesi için de “Elhamdülillah müslümanım” diyen bir T.C vatandaşının bu cümleyi bir an önce unutup “Ne Mutlu Türküm Diyene” şekline döndürmesi gerekiyor. Hem “Elhamdülillah Müslümanım” hem de “Ne Mutlu Türküm Diyene” diyebilen milyonlarca insanı ise yok farzediyor ve dışlıyor”
gibi bir vehime kapıldım. Oysa siz dengeli bir şekilde hem dinine hem de Türklüğüne, sahip çıkan insanlara da saygı duyuyorsunuz. Buna memnun oldum. Ve başta yanlış düşündüğüm için tekrar kusura bakmayın.
Daha önce de belirttiğim gibi Atatürk çok zeki, ileri görüşlü bir insandı ve Kur’an’ı Türkçe’ye çevirttirerek, bir çok insanın belkide körü körüne, anlamını tam bilemeden okuduğu kutsal kitabın anlamını idrak edebilmelerine yardımcı oldu. Ayrıca, diğer dini bazı kurumları yasaklayarak, o anda insanların algıladığı gibi dini tamamen yok etmek için değil, bu kurumların kişisel çıkarlara alet edilerek yozlaştırılmasına engel oldu. Ayrıca, onun ölümünden sonra bazı kişilerin, din alanında yaptığı aşırı baskıların da Atatürk’e mal edilmesini de çok yanlış buluyorum.
Ancak, Ataman Bey, iş Kur’an’ın evrenselliğine gelince, evet ben Kur’an’ın evrenselliğine inanıyorum. Ataman Bey, sizin Allah’a ve dolayısıyla dinlere de inanmayan bir insan olarak Kur’an’ın ayetlerinde çelişkiler, evrensellikle bağdaşmazlıklar, sadece Arap toplumuna indirgemeler… göreniz çok doğal. Kendimi bir an için sizin yerinize koysam bende öyle düşünürdüm. Kur’an’ı sadece bire bir mealleri ile okumak da insanı bu fikre götürebilir. Şimdi, belki inanmadığınız için haklı olarak bu söyleyeceğim de size saçma gelecek ama her yüzyılın, Kur’an’ı içinde bulunduğu çağın özelliklerine göre tefsir eden bir mücedid’i vardır.
İçinde bulunduğumuz asır her yönden “materyalist” değerleri ile ön plana çıkan bir asırdır. Yani, biz Müslümanlar için bu asırda, bazı detay kabul edilen sünnetlerin uygulanmasından önce, ilk olarak “imanın kurtarılması” önemlidir ve gerekmektedir. Yürümeye geçmeden koşmaya başlarsak, ne yürümeyi ne de koşmayı tam başarabiliriz.
Yani, size çok açık söylemek istiyorum ve lütfen bana alınmayın; tamamen mantık kuralları çerçevesinde, pozitivist, determinist ve materyalist bir bakış açısı ile Kur’an’ı ve diğer ilahi dinleri algılamak söz konusu olamaz. Çünkü, sizin için; ruh, cin, melek, şeytan, ölüm sonrası hayat vb’nin somut bir açıklaması ve ispatı yoktur ki buna inanasınız.

Saygılar,


Yazan: ilhan Tarih: January 24, 2006 10:21 PM

Ilhan bey,

Karsilikli olarak birbirimizi anlayabildigimize sevindim.

Yanliz Kur'an'i bastan sona okuduktan sonra mi evrensel olduguna karar verdiniz bunu bilmek isterim. Muhammed kolelik duzeninin hukum surdugu bir donemde yasamistir. Peygamberligi ve dolayisiyla Kur'an ayetleri de bu donemde indirilmistir. Ayetlerin buyuk bir bolumu (%85'i) 622 yillarinin Medine'sinde inmistir. Bu ayetler de sosyal hayatin ve toplumsal duzenin saglanmasina yoneliktir. Bunu hangi bakis acisiyla okursaniz okuyun bu ayetlerde anlatilanlar ve yasanmis olaylar 622 yillarinin Medine sartlarinda gerceklesmistir. Simdi buradaki ayetleri gunumuzde hangi evrene uyarlayabilirsiniz?

Dort es'e kadar es alma izni yetmiyormus gibi cariyelerinizden (seks kolesi) istediginiz kadar es alinabilecek bir duzen bir evren kaldi mi? Insanlarin pazarlarda parayla satildigi insanlik onurunu ayaklar altina alan bir kolelik duzeni kaldi mi? Bu duzenin tekrar tesis edilmesi gunumuzde artik mumkun mudur?

Ben Kur'an'in ilahi bir emir olmadigini Kur'an'i bastan sona okuduktan sonra anladim. Bunun asil en buyuk kaniti da Muhammed oldukten sonra Islam yuzlerce mezhep ve binlerce tarikatlara bolunmustur. Olumunun uzerinden cok fazla sure gecmeden halife kani bile dokulmustur. Bence Kur'an 622'li yillarin Medine'sinin aynasidir. Basli basina Muhammed'in hayatini incelemek bile Kur'an'i anlamaya yeterlidir. Liderlik vasiflari olan o donemin ustun kisiligine sahip bir insani. Mucadelesinden de zaferle cikmayi basarmis toplumuna onderlik etmis ayni zamanda asker, komutan, devlet kurucusu bir insandir Muhammed.

Getirdigi dini ve duzenini kabul ettirebilmek icin o donemde suregiden bir cok adet ve geleneklere cok akillica bir sekilde dokunmamistir. Degistirmeye de calismamistir.

Buna benzer daha cok ornekler verebilirim. Dolayisiyla Kur'an daki hukumler gunumuz sartlariyla bagdasmamaktadir. Bagdasmasida dusunulemez. Akil ve mantik da bunu gerektirir.

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 26, 2006 04:43 PM

Ataman bey,
Öncelikle, izninizle şunu söylemek istiyorum;
Sizde kabul edersiniz ki inananlar ile inanmayanlarin yaptığı argümanlardaki daha ilk başlangıç noktası, iki grubun din konusunda herhangi bir noktada uzlaşmasını imkansız kılıyor. Kastettiğim nokta şu:
a) İnananlar, Allah’ın varlığını, inanmayan kişilerin, nasıl olurda, içinde yaşadığımız kainatta bunca net ve mucizevi deliller varken, akıllarını kullanarak hala idrak edemediklerini hayretlerle izliyor. Ve bir inanan inanmayanın bu inkarını bir AKILSIZLIK olarak nitelendiriyor.
b) İnanmayanlar, görmediğim, ispatlayamadığım bir varlığa ve dolayısıyla ona ithaf edilen kavram ve değerlere inanamam diyor ve aklını kullanan Allah’a ve Ona ithaf edilen değerlere değil madde ve pozivitist,determinist bilim boyutunda açıklanan şeylere inanır diyor. VE bir inanmayan, bir inananın inancını bir AKILSIZLIK olarak nitelendiriyor.

Yanlış bir tespit yapmışsam, doğrusunu siz söyleyin lütfen. İnananlar gerçek aklın imanı yakalayacağını, sizler ise gerçek aklın bu yönde bir imanı reddeceğini iddia ediyorsunuz. İki grupta birbirini, içine düştüğü düşünce boyutundan bir an önce kurtulması gereken acınası bir insan olarak görüyor.

Durum bu şekilde iken yani, iki tarafta birbirlerini beyinleri yıkanmış ve bu beyin yıkanmışlıklarından bir an önce kurtulması gereken gürühlar olarak görürken, bu doğru yolu gösterip kendi tarafına çekme işlemini yapmanın en iyi yolu ise karşı fikre anti-tezler üreterek saldırmak ve üste çıkmaya çalışmak (her iki taraf içinde geçerli).
İnanmayanlar, Kur’an ayetlerinde bazı çelişkiler olduğunu, İnananlar ise Kuran’ın evrensel olamayacağını vb… iddia ediyor bizlerde Kuran’ı gerçekten tefsir eden ve Kuran’ın özünü anlayan insanların bunu çok rahatlıkla başarabileceğini ve Allah’a ulaşma yolunda bunun şart olduğunu söylüyoruz.
Sizde biliyorsunuz ki çıkış noktası bu kadar uçurumsal iki zıt fikirsel bir temelden yola çıkan bir argümanın sonu olmaz; zincirleme bu olay uzayıp gider ve bir kısır döngü halini alır ve her iki tarafta karşı tarafın öne sürdüğü savlardan tatmin olmaz veya tatmin olmak istemez.
Ama yine de ben sizin öne sürdüğünüz konuları, cüz-i bilgim dahilinde kendime göre cevaplamaya çalışayım;
İlk olarak, 4 kadınla evlenme meselesini ele alırsak; Sizinde bildiğiniz İslam’daki, bir erkeğin dört kadınla evlenebilme sınırlamasının amacı, o erkeğin cinsel dürtülerini tatmin etmesi değil. Yardıma muhtaç, geçimlerini sağlayacak durumda olmayan (dulda olabilir) kadınları, gözetip himaye altına almaktır. İslam 4 kadınla evlenilmesini emretMEmektedir. Daha önce 40 kadına kadar olan hakkı 4 kadınla sınırlandırıp, bunuda istismar edilmemesi için, yukarıdaki şartlarla sınırlandırmıştır. Ayrıca Hz Peygamber, veda hutbesinde ve diğer fırsatlarda bu konunun kesinlikle istismar edilmemesini ve kadınlara haksızlık yapılmamasını nasihat etmiştir. E bugünkü Arap şeyhlerinin bu konuyu istismar edipte cinselliğe veya bazı zevklerine alet edip dayandırmaları İslam’ın suçu olamaz. Bu, durumu işine geldiği gibi görüpte, kuralın sırf ŞEKLİ kısmını uygulayanlarıp iletmek istediği mesaj ve özü kavrayamayanların sorunudur bu..

Ayrıca, günümüzde de bu çok kadınla evlenme (veya gayri-resmi birlikte yaşama durumunun) İslam’a inanmayan Türkler ve Avrupa toplumlarında da icra edilmediğini iddia etmeyeceksiniz umarım. Türkiye’de veya batıda bir çok erkek “metres”lik müessesi altında o günkü toplumun istismarından (ve Hz peygamberin nahisatlerine karşın) çok daha büyük, bilinçli istismarlarda bulunmaktadırlar. Yani, bir çok erkeğin gayri-resmi hanımları mevcuttur, her toplumda. Desparate House Wives vb. dizileri seyrederseniz bu ve bu tip örneklere şahit olabilirsiniz.

İşte İslam’da öncelik olan şekli değil o şeklin icabettirdiği öz ve hali yakalayabilmektir.

İş kölelik ve cariyelik tartışmasına gelince, bu duruma da bu açıdan bakabilirseniz, sanırım durumu idrak edersiniz;

Evet haklısınız, günümüz toplumlarında tabii ki o türden bir kölelik mevcud değil. Ancak, ısrar ile vurgulamak istediğim nokta şu:

Örneğin biz şu anda, 2006 Türkiyesinde, 2004 Türkiyesinde kullandığımız para birimini (TL) kullanmıyoruz belki ileride EURO’ya geçeceğiz kim bilir?. Daha iki sene önce kullandığımız para birimini şu anda kullanmıyoruz diye o para birimini birden bire ortadan kaldırmadık. Bir alıştırma ve entegrasyon devresi geçirdik ve halk yeni YTL’ye adapte oldu. Ama, paranın bazı özellikleri değişti diye o para ile yaptığımız işler değişmedi. Yani, şekil değişti ama öz aynı kaldı.

Ben şu açıdan size katılıyorum; Çağımızda Hz. Peygamber “sağ eli ile yemek yedi” diye sağ eli ile yemek yemeyi zaruri görenler, Hz. Peygamber “dişlerini fırçalamak için misvak kullandı”diye bugünkü diş macunlarını reddederek “misvak” alarak kullananlar ve buna benzer bir çok ince detaycı uygulamaları yapanlar var. Tabii ki bu insanlar, içinde bulundukları toplumu yanlışça yönlendirmeden, kendi içlerinde, evlerinde bireysel olarak istedikleri detayı uygulayabilirler, buna saygım var. Bunu istismar etmeden ve içinde yaşadıkları topluma da fikirsel bazda zarar vermeden isteyen kendi içinde şalvar giyip gezer, isteyen de Allah’ı inkar eder. Ancak, daha öncede ısrarla belirttiğim gibi İslam’da esas olan Kuran’daki ayetleri ve sahih hadis ve sünnetleri günümüze çağa entegre edebilmektir. Aksi taktirde, Hz peygamber zamanında sadece deve ile yolculuk yapılıyor diye şu anda da motorlu taşıtları reddedip deve ile yolculuk etmeliyiz gibi saçma bir durum çıkar ortaya. İşte, İslam’dan sizinde soğumanızı sağlayan insanlar bu özü değil de şekli ön planda tutanlar veya safça doğrunun böyle olduğunu düşünenler.
Örneğin, (bunu söylemek hoş değil ama) ben namaz kılıyorum, oruç tutuyorum, İslam’da farz olarak emredilen uygulamaları kendi çapımda yapmaya çalışıyorum bilinçli bir şekilde, özünden saptırmadan. Bununla birlikte çağdaş giyiniyorum, her gün tıraş oluyorum, arkadaşlarımla gezip sosyalize oluyorum, felsefe okuyorum, Atatürk’e son derece saygı duyuyor ve Allah’a bizlere onun gibi bir lider gönderdiği için teşekkür ediyorum
Saygılarımla,


Yazan: ilhan Tarih: January 26, 2006 11:55 PM

Sayın Ertugrul,

"Ben Kur'an'in ilahi bir emir olmadigini Kur'an'i bastan sona okuduktan sonra anladim."

'Kurancı' filan diye etiketlenmek endişesi ile de olsa bu ifadeniz üzerinde bir parça durmak istedim. Öncelikle bir kitabın 'ilahi bir emir' olması için hangi özellikleri taşıması yada hangi özellikleri taşımaması gerekir. Burada nasıl bir ölçüt kullanılacak? Siz böyle evrensel bir ölçüt buldu iseniz bunu kısaca belirtir misiniz? 'İlahi bir emir' nasıl olmalıdır? Nasıl bir kitap için "Evet, bu ilahi bir emirdir" yada bıraktık bunu, "Evet, bu ilahi bir emir olabilir" diyebiliriz. Ne tür bir kitabın 'ilahi bir emir' olma ihtimali vardır?

Siz Kuran'ın 'ilahi bir emir' olmadığını iyiden iyiye anlamış biri olarak bu konuda herkese yardımcı olabilirsiniz.

Saygılar...

Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni

Yazan: Cengiz Cebi Tarih: January 27, 2006 03:03 AM

Sayin Cengiz Cebi,

Cok basit her seye muktedir ilahi bir guc peygamberi araciligiyla gonderdigi vahiylerde peygamberinin amcasina beddua etme geregi duymaz. Peygamberinin ozel ihtiras ve istekleriyle ilgilenmez.

Her seye muktedir ilahi bir guc ilahi emirlerini 20-25 yilda peyder pey gondermek yerine bir seferde gonderir. Once kitap yazilir sonra insanlarin buna uymasi istenir. Oysa ki, Kur'an da anlatilan butun olaylar onceden yasanmis sonra jet hiziyla ayetler indirilmekte gecikmemistir. Muhammed'in butun eylem ve gonlunden gecenler dahil vakit kaybetmeksizin ayetlerle desteklenmis.

Zaten Muhammed'in basa gecip Kur'an daki bu vahiylerle devleti yonetmesi baslibasina bunun ilahi olamayacaginin kanitidir. Cunku ayetlerin %85 gibi buyuk bir kismi Medine'de yasanmis olaylari anlatmaktadir. Tamamen yerel kurallar ve yasayis manzumesidir baska bir sey degildir. Dikkatlice incelerseniz hicbir gelenek ve ibadetlerde ufak tefek degisiklikler disinda bir degisiklik yoktur.

Sonuc olarak Muhammed'in o donemin en akilli insani oldugu kesin. Toplumuna onderlik etmis ve Kur'an'i dogrultusunda devlet kurmus ve yonetmistir.

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 27, 2006 01:26 PM

Sayın Ertugrul,

Açıklamanız için teşekkürler.
Buna göre 'ilahi bir emir'in taşıması gereken özellikler:

1.Bir seferde gönderilmek.
2.Önce yazılıp sonra kendisine uyulmasını istemek.
3.Gelenek ve ibadetlerdeki küçük değişiklikler dışında daha büyük değişiklikler getirmek.

'İlahi bir emir'in taşımaması gereken özellikler:

1.İnsanlara beddua etmek.
2.Peygamberin özel istek ve ihtiraslarıyla ilgilenmek.
3.Tümüyle yaşanmış olayların anlatımından oluşmak.
4.Peygamberin gönlünden geçenleri derhal desteklemek.
5.Yerel kuralların ve yaşayışın manzumesi olmak.

Böylece sizin 'çok basit' dediğiniz (evrensel) ölçütleri belirtmiş olduk. Bu arada Kuran'ın 'ilahi bir emir' olup olmadığını değil, herhangi bir kitabın 'ilahi bir emir' olabilmesinin koşullarını sormuş olduğumu da hatırlatayım. Dolayısıyla bu koşulları yerine getirmiş bir kitabın 'ilahi bir emir' olabileceğini ileri sürüyorsunuz. Yalnız oldukça basit görünen bu koşulların nasıl belirlendiği de ister istemez bilinmek istenir.

Saygılar...

Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni

Yazan: Cengiz Cebi Tarih: January 28, 2006 01:33 PM

Ataman Bey,

Diyanet İşleri Başkanlığı'na

"Kuran'ın Hz. Muhammed tarafından yazılmadığının kanıtı ya da kanıtları nelerdir?"

diye sormuştum. Gelen cevap aşağıdaki gibidir. Uzun ama okumanızı tavsiye ederim. (Uzunluğu sebebi ile yorumculardan ve okuyuculardan özür dilerim ama anlamı bozmamak adına gelen cevabı kesmek istemedim.)

"Ümmi: Anasından doğduğu gibi kalan; yeni bir bilgi edinmemiş olan; okuma-yazma bilmeyen. anlamlarına gelmektedir.

Kur'ân-ı Kerîm'de Peygamber (s.a.s)'in neden bu vasıfla vasıflandığı konusunda âlimler birkaç ihtimal zikrederler:

a- Bu kelime ile anneye nisbet kastedilmiştir. Sanki doğduğu hal üzere kalmış; yeni bilgiler elde ederek asli fıtratının değişmediği kastedilmiş olabilir.

b- Arap milletine mensup olduğuna işaret edilmiş olabilir.

c- Mekkeli anlamında kullanılmış olabilir. Çünkü Mekke'nin isimlerinden biri Ümmü'l-Kura idi (Kurtubî, el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'ân; Beyrut, 1965, VII, 298-299; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak dinî Kur'n Dili, İstanbul, 1979, IV, 2297).

Elmalılı Hamdi Yazır bu ihtimalleri zikrettikten sonra şöyle bir değerlendirme yapmaktadır:
"Bu ü