« Radyo Programı: Akıllı Tasarım ve Evrim | Ana Sayfa | 'Kurban Bayramı'nda Kurban Kesmek Gerekli midir? »
January 10, 2006
Din ve Medeniyet Üzerine Bir Kaç Tespit
Tüm okuyucuların Kurban Bayramını tebrik ederim.
Bugün Türk basınından iki yazı önereceğim. Birisi, Milliyet yazarı Hurşit Güneş'in "Dinle Kalkınma İlişkisi" başlıklı makalesi. Sayın Güneş, Türkiye'de bir kesimde hayli yaygın olan, bu sitenin bazı okurları tarafından da paylaşılan "dinin toplumları geri bıraktığı" efsanesinin neden yanlış olduğunu örnekler vererek anlatmış.
Yine Milliyet'te, Taha Akyol'un sütununda ise, Suudi Arabistan'ın resmi mezhebi olan Vahabilik ile "Osmanlı İslamı" arasındaki farka vurgu yapan önemli bir makale var. Akyol, "Türkler'in İslam öncesinde daha ileri bir medeniyete sahip olduğu" şeklindeki uydurma tarih tezinin de geçersizliğine işaret ederek şöyle demiş:
Türk tarihinde bozkır göçebeliği, Arap tarihinde Bedevilik büyük rol oynadı. İslam'dan sonra iki kavim de yerleşik medeniyete yöneldi; şehir, cami, medrese, mahkeme ve devlet gibi yerleşik kurumların yanında mezarlık mimarisi ve türbe gibi yerleşik kurumlar da gelişti. Bizde göçebeliğin tasfiyesine Selçuklular başladı, Osmanlılar tamamladı.
Gerçekten de — o dönemin başka edebi eserlerine kıyasla çok zayıf bir örnek olan "Orhun Anıtları" dışında — İslam öncesi Türkler'in hiç bir kayda değer edebiyatı, mimarisi, sanatı yoktur. Bu medeniyet unsurları, ancak Türkler'in İslam'ı kabul etmesiyle birlikte başlar. Başta Kur'an olmak üzere "yazı temelli" bir medeniyet olan İslam, Ortadoğu'daki diğer barbar kavimleri medeniyete taşıdığı gibi, Türkler'i de aydınlatmıştır. Bu önemli konuyu, bir zaman sonra daha detaylı olarak işlemeyi planlıyorum...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 10, 2006 01:06 PM




Dinle iktisadi kalkınma arasında bağlantı kurmaya çalışmak ne derece anlamlı bilemiyorum. Kalkıma böyle tek boyutta incelenemeyecek kadar karmaşık bir konu(bu kadar karışık olmasa şimdiye kadar okulu çoktan bitirmiştim:)).Din- kalkıma ilişkisini Türkiye için incelemeye çalışsak... Din olarak referans alacağımız şey nedir? Klasik "Türkiye'nin %99'u müslümandır" geyiği mi? Bu %99'u müslüman olarak nitelerken kullandığımız "objektif" kriterler nedir?
İslam ile geri kalmışılığı ilişkilendirmeye çalışmak tamamiyle boş bir uğraştır ve de İslam hakkında en ufak bilgisi olmayan kimselerin yapacağı bir iştir(bunu bir tür savunma refleksiyle söylemediğimide belirtmeliyim çünkü müslüman değilim).
Yazan: Hasan Huseyin DER Tarih: January 10, 2006 04:19 PM
Türkler İslam olmasa idi Türk kalabilirlermiydi?
Ben asıl bu sorunun sorulması gerektiği kanısındayım.Ben genelde bir dilçi olarak insanları ırk zemininden daha çok dil bilimsel grublara ayırmayı yeğlerim çünkü insan beyni dünyanın en gelişmiş canlı yapısı ise dil bu yapının çalışmasını sağlayan ona belli bir biçim duruş sağlayan yazılımdır.Yazılımsıl bir bilgisayar ne işe yarar ki?
Amacım insanla bilgisayar arasındaki paralliği göstermek falan değil sadece vurgu ve giderek Dilbilimciler içinde önemi artan Sinirsel Dil Yapılanması ve bunu insan hayatını nasıl şekillendirdiğine olan inançım.NLP(Neuro Linguistic Programing).Şimdi bu girişden sonra Sümerlerden bu yana gelen biz eklemli dil insanının macerasında din her zaman önemli idi Sümerler bugün kü Sami toplumları bile öle derinden etkilemişlerdir ki nerdeyse Hz.İsa (RA) doğumuna kadar bölgede Sümerce kullanıla gelmiştir hiç değilse dini olarak önemini yitirmedi.Bu Sümer edebiyatınında , zengin Arap edebiyatının oluşturan temellerden biri olarak görülmesini sağlar.
Ama ne olmuştur?Tehvid dini peybamberlerinin gelişlerinden sonrada giderek Sümer dili ve dini yok olmuştur neden mi? Çünkü Sümerler bölgenin yerlileri değillerdi onlarda göçebe step halklarından biriydi geldiklerinde Mezopotamya ya yerleşik halkın içinde gelen Tehvid Dini başta olmak üzere bir çok diğer kültürel ve siyasal sebepler yüzünden M.Ö 5 yüzyıl asimile olarak tarih sahnesinden çekildiler.Buna daha yakın ve çarpıcı bir örnek amca oğullarımız Macarlar ve Finlerin Hristiyanlıkdan sonra şu anda ne kadar Turkic kalabildiklerindedir. Şimdi biz Sümerlerin uzak torunları eğer islamla şereflenmesek ne olurdu sorun bir kendinize?Yani Selçuklularla başlayan fethin akımı başlamadan önce islam olmasak fetih ettiğimiz Rum ve İslam topraklarında kalıcı olabilir miydik?Yada fetih sonrası müslüman olsak Moğollar gibi Orta doğuda asimile olmazmıydık?Ya da fetih lerin amacı sömürü mü yeni toprak kazanımı yoksa Gaza şuuru muydu?Eğer benim gibi sonuncusu olduğunu söylüyorsanız,bu şuurun kaynağı elbette İslamdır.Türklerde İslama yavaş ama sağlam bir şekilde sindire sindire özümseyerek ve kültürerin onun üstüne inşa ederek geçmişler.Şu sosyal bir gerçektir ki yerleşik kültürler göçebe kültürlerden daha donanımlı ve daha güçlüdürler.Güçleride kendilerinden önce orada iz bırakmış insanların miraslarından kaynaklanır oysa göçebeler sürekli kendilerini temel yaşam gereklerini bulmaya ve sürdürmeye adarlar yani birkim pek olmaz, maddi olarakda mirasları maddi özgürlükten başka bir şey olamaz.
Yalnız İslam öncesi batıda Turkic adı verilen eklemli dili konuşan toplumların kültürünüde hepten yok saymak pek uygun değil.Çin gibi bir kültürün bizi yegane tehdit olarak görmesi bile Türk kültürünün azınsanmayacak denli askeri ve siyasal yapılanma bakımından zamanının çok ötesinde olduğunun kanıtıdır.Uzaydan görülen tek insan yapısı inşaatın yapım sebebi olmak küçümsenecek bi olgu değil sanırım.Şimdi biz gerçek manada kültürel olarak ilk yerleşmemizi Uygurlarla yapmışız ve kısa zamanda yaklaşık iki yüz yılda da bazı önemli alanlarda(matbaa ve şehir planlamacılığı) Çinle yarışacak denli ilerlemişiz.
Benim bakış acımdan bakarsanız Türklerin İslamla şereflenmesi kadar Rabbinde Dini İslamın bayraktarlığını layıkıyla yapan ve yapacak millet olarak bizleri seçmesinin bir sırrı olsa gerek.Yani aslında demek istediğim Türkler daima Orta yolda yürümüşler.Bunu Dinde ,siyasal ve sosyal hayatda da uygulamışlardır. Göçebeliğin üstün taraflarını yerleşik kültürün faziletleriyle en güzel şekilde harmanlamışlar.Bunu askeri,idari ve ilmi olarak da Dünya üzerinde en iyi yapmış insanlar olarak tarih de yerlerini almışlardır.Vicdan sahibi her tarih bilgini Dünyanın En Büyük Kara İmparatorluklarını kurmuş onlan Türk milletin Tarih sahnesindeki önemli rolünü kabul eder.Elbette bu İmparatorlukların evrensel uygarlık seviyesine gelebilmesi İslam sayesindedir .Bu sayededir ki biz sadece kendimizi değil tüm dünyayıda aydınlatabilmişiz,yoksa Cengiz Han gibi gene Danimarka'ya kadar gider ama Hanın ölümünden sonrada Altaylara doğru çekilirdik.
Not:Sayın Taha Akyolun Mezarlıklar konusunda vahabilere yaptığı eleştirilere de bazı acılardan katılmıyorum.Evet vahabilerin uugulama ve anlayışlarının büyük çoğunluğunu paylaşmayabiliriz ama bu onların yaptığı bazı doğruları görmemizi engellememeli.Kabul edilmeli ki Vahabiler bu doğruyu uygulamakta ölçüyü oldukça kaçırmışlardır ama bizde bu mezar işini Anadoluda 40 bin evliya mezarı ile abartmadık mı?İnanç ve Uygulamada İmam Gazalinin (RA)dediği gibi Orta Yol bizlere en çok yakışanı sanırım.
Başta İslam Aleminin ve Büyük Türk Miiletinin Bayramı Mübarek olsun..
Yazan: Musatafa Ajlan Abudak Tarih: January 10, 2006 04:52 PM
Sayin Akyol,
Islamiyeti de Turkleri de lutfen rahat birakin. Babaniz Sayin Taha bey'in ve sizin illaki Turklugu asagilayip Islamiyet'i hakli cikarma gayretleriniz cok anlamsiz. Iktidardaki partinin soylemlerine destek bulma gayretleriniz beyhude.
Turkler Islamiyeti kabul ettikten (zorla butun dinlerde oldugu gibi) sonra Kur'an'in emridir diye yerlesik duzene gecmediler. Resmi tarih diye karalamalarinizda cok komik ayrica. Turkler Mustafa Kemal Ataturk'un dedigi gibi Islamiyet'ten oncede cok buyuk bir milletti. Gocebe olmalari bir seyi degistirmez. Turklerin gectikleri yerde biraktiklari ayak izleri bile yeter.
Turkler Islamiyet'i kabul ettiler ama hicbir zaman gercek musluman olmadilar olamazlarda zaten. Ornegin evlatlarinin ya da evlatliklarinin bosandiklari esleriyle evlenmediler hicbir zaman. Yani cahilliyye donemi haram sayilan bu sekilde evlenme yasagini aynen uyguladilar. Bu konuda cahilliye donemi Araplarin guzel ahlakini ornek almislar da diyebiliriz.
Bu kisacik aciklama bile Turklerin ne kadar buyuk bir millet oldugunu gostermeye yeter sanirim. Gelmis gecmis 36 Osmanli Padisahlarinin hicbiri hac'ca bile gitmeye gerek duymamis. Neden? Cunku Turkler isteselerde Araplar gibi musluman olamazlar.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 10, 2006 05:07 PM
Mustafa Ajlan bey'in de kafasi cok karisik olmali. Macar Turkologlarin bundan 100 yil kadar once ortaya attiklari Ural Altay dil ailesi teorisi coktan terk edildi. Artik modern dilciler boyle bir seyden soz etmiyorlar. Dolayisiyla Fin ve Macarlarla kuzen oldugumuzun bir dayanagi yoktur.
Ayni sekilde Sumerlerin de torunlari falan degiliz. Dogal olarak Turkler Anadolu'ya geldiginde Anadolu'daki yerli halk arasinda Sumerlerin torunlari vardi. Ama Mustafa Ajlan bey bunu kastetmiyor. Anadolu'ya gelen ve dillerini Anadolu da yerlesik halklara ogreten Oguz boylarinin Sumerlerin torunu oldugunu zannediyor. Artik akli basinda hic kimse boyle bir seyi ileri surmuyor.
NLP nin de bilimle yakindan uzaktan hicbir alakasi yok daha dogrusu astrolojinin astronomiyle ne kadar alakasi varsa NLP nin de dil bilimle o kadar ilgisi vardir. Bir zamanlar buyuk sirketlerin CEO'larini verimliliklerini artiracagiz diye ikna edip butun personelini otellerde toplayip ateste falan yurutuyorlardi ama artik simdi o furyada gecti.
Boyle sahte bilimcilerin gelip de buralarda Islam'i savunmalari hic sasirtmiyor cunku ayni akil disi kaynaktan besleniyorlar.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 10, 2006 07:36 PM
Önemseyen, değer veren herkesin ve Rabbi'ne kul Habibine (sav) ümmet olan bütün müslümanların kurban bayramını tebrik ederim..
Ataman Bey,
Daha Osmanlı padişahlarının niçin hacca gitmediğini ulemanın niçin padişaha hac için cevaz vermediğini bilmeme cahilliğiniz bir yana bunu sürekli ve çeşitli vesilelerle tekrar etme gereği duymanız inanın sizin ruhsal arkaplanınızı ayan beyan gösteriyor..
İslam hakkında bu kadar cehalet ancak tahsille olur diyeceğim ama yaptığınız yorumlardan anlaşıldığı kadarıyla sizde pek tahsil de yok..
Provake edebileceğiniz konu oldu mu hemen sahneye çıkıyorsunuz, bilgi gerektiren, bir derinlik isteyen mesele oldu mu Ataman Bey'i ara ki bulasın..
İki tane Turan Dursun ve İlhan Arsel kitabı okumakla kendini İslam gibi muhteşem bir dinin ve olağanüstü bir medeniyetin "eleştirmeni" zannetmek ve uluorta bu dine ve mensuplarına hakaret etmek çok yakışıksız bir davranıştır. İnsanda, hiç olmazsa içinde yaşadığı topluma olan saygısı nedeniyle -tabii saygısı varsa- vicdanının bu hakaretlere ve alaycılığa engel olması beklenir.Bu cehalet kokan hakaret ve alaycılık aynı zamanda sizi de küçük düşürmektedir.
Yani diyeceğim o ki bu bilgi seviyenizle kendinizi buraya yorum yazmak için mecbur hissedip daha fazla küçük düşürmeyin.Ama bu "küçük düşmekten" zevk alan mazoşist bir
tarafınız varsa bilemem tabii..
İnanın burası sizsiz de güzel..
Yazan: S.Ozturk Tarih: January 10, 2006 10:53 PM
İslam insanın yeniden inşasıdır. İslam insanın tasavvurunun, aklının ve şahsiyetinin ve bunların toplamıyla hayatının yeniden inşasıdır. Bu nedenledir ki kız çocuklarını diri diri toprağa gömen, güçlülerin zayıfı ezdiği , bedeviliği yaşam biçimi kabul etmiş bir toplumdan dünyanın en büyük medeniyetlerinden birini ortaya çıkarmış, bununla da kalmamış göçebe yaşayan şaman atalarımızı da medeniyetle tanıştırmıştır.
Ve yine bu nedenledir ki İslam , ataları dünyanın en korkutucu, talancı ve yağmacı ordusuna sahip Moğollardan Uluğ Bey gibi bilginleri yetiştirebilen bir medeniyetin oluşmasına vesile olmuş, bir Kürt olan Selahaddin Eyyubi’den de bugün batılıların bile hayran olduğu bir devlet adamı ortaya çıkartmıştır.
Günümüzde sözde İslamı temsil ettiğini söyleyip saçma davranışlarda bulunan, ya da ifrat – tefrit noktasında bulunan kişiler ve topluluklar mutlaka vardır, olmuştur hatta olacaktır da... Ancak bunların olması İslam’ın temel gerçeklerinin hiçbirisini ortadan kaldırmaz.
Yazan: Tuncay Tarih: January 10, 2006 11:51 PM
İslam köleliği ve akraba evliliğini mazur gören bir dindir (nisa 23). Kuran'da basbayağı kölelik ve cariyelik gibi kurumlar bulunmaktadır.
"Peygamber"in 9 yaşındaki çocuklarla (pedofilinin cezası yoktu heralde o zamanlar) ve hala kızlarıyla evlendigini, kölelerinin ve cariyelerinin bulunduğunu ve hatta "tüm insanlığa hitap eden bir kutsal kitap" içine kendisi öldükten sonra eşleriyle evlenilmesini yasakladığını inkar mı edeceksiniz?
Turan Dursun ve İlhan Arsel gibi aydınlar safsataların gerçek yüzünüzü ortaya çıkardığı zaman onlardan öldürecek derecede nefret ettiğinizi de mi inkar edeceksiniz?
Belki, ama şunu bilin: İslam ilk ortaya çıktığından itibaren BOL BOL kan dökmüştür. İnsanlar arasına sevgiyi ve barışı değil, nefreti ve korkuyu getirmiştir.
İnanmazsanız "kutsal kitap"ı açın ve okuyun. Mekke ve Medine dönemlerinde "indirilen" sureler arasındaki "şiddet" farkını inceleyin.
Cesaretiniz varsa bunu yapın ve yayınlayın.
Yazan: Yilmaz Tarih: January 11, 2006 11:29 AM
Sayin S.Ozturk,
Igneyi kendinize cuvaldizi baskasina batirin. Bir baskasinin benim hakkimdaki duygu ve dusunceleri beni baglamaz. Benim hakkimda istediginizi dusunup soyleyebilirsiniz. Ama Turklugu asagilamaya kalkacaksiniz, Turk bagimsizliginin ve Turk ozgurlugunun sembolu Cumhuriyetimizin degerlerine saldiracaksiniz kimse size dur demeyecek. Hay hay baska bir arzunuz?
Hani guzel Turkcemizde bir deyim vardir ya dinime soven bari musluman olsa diye. Sizin Islam'a sayginiz yok ki kendi oz benliginize sayginiz olsun. Muhammed'in olumunden sonra Islam'i yuzlerce mezhep ve binlerce tarikata bolen ben miyim? Islam'i bolup parcalayin sonra bunu elestirenleri suclamaya kalkin.
Dunyalar harikasi Islam medeniyetini aksam izledik televizyonlarda uzun uzun bir guzel. Bu mudur sizin ove ove bitiremediginiz Islam medeniyeti? Turkler Islamiyeti kabul etmeden once boyle goruntuler var miydi?
Islam medeniyeti dediginiz sey kendi anlatiminizla sadece turbeler mi? Islam medeniyetini anlamak icin once Herodot'u sonra da Tevrat ve Yahudi geleneklerini incelemek yeterli. Turan Dursun veya Ilhan Arsel okumaya bile gerek yok. Bunlarin dogrulugunu gormek icin Kur'an ve hadisler en buyuk kaynak zaten.
Islam medeniyeti dediginiz sey eski Yahudi geleneklerinden ve kotulediginiz cahilliyye donemi geleneklerinden ibarettir.
Osmanli Padisahlari hac'ca gitmek isteyecek de ulema cevaz vermedi diye gidemeyecek. Yalan dolan fetvalar bunlar. Bu iddialara ancak kargalar guler. Ayrica Osmanli imparatorlugu tarihinin hicbir doneminde Islam seriatiyla yonetilmemistir. Kaldi ki, Islam kulturu imparatorlugun kurulusundan 200 - 250 yil sonra Osmanli toplumuna nufuz etmeye baslamistir. Bu tarihten sonra da zaten Ataman adi Osman'a donusturulmustur. Osmanli imparatorlugunun kurucusu Osman bey degil Ataman beydir. Ne ugursuzluktur ki Osman'a cevrildikten sonra da cokus baslamis Ataman beyin kurdugu imparatorluk Osmanli adiyla tarihin karanliklarina gomulmustur.
O nasil ulemaymis ki, Fatih Sultan Mehmet'in hac'ca gitmesine cevaz vermiyor ama Hiristiyan hac sembollu kolye takmasina ve Isa'ya siirler yazmasina cevaz veriyor.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 11, 2006 02:19 PM
İslam köleliği ve akraba evliliğini mazur gören bir dindir (nisa 23). Kuran'da basbayağı kölelik ve cariyelik gibi kurumlar bulunmaktadır
ayni paraf icinde kölelik ve akraba evliligi diye iki kavrami harmanlayip
elestiri yapiyor arkadasimiz.
arkadasimiza ögretmek acisindan
1-) Islam zaten kölelik sisteminin üzerine geldi,
sartlar elverdigi ölcüde giderme yoluna gitti
bu bakimdan
mazur görmesi sizinki gibi bir elestirinin nedeni olamaz.
(aksini iddia ediyorsaniz yazin, hamaset yapacaksaniz yazmayin)
2-) Akraba evliligi o zamanda vardi günümüzde de var.
anadoluda bazi köylere gidin
bu normal karsilanr
mesela bizde bu tür evlilik yapilmaz
ama anormal karsilanmazda
Size göre teyze veya amca kizi ile evlenmek ensest sayiliyor olabilir.
(zaten bunu batiya bakarak ögreniyorsunuz,
zaten onlar ensest saydigi icin ensest sayiyorsunuz,
sanidan ibaret, isim takmak kadar basit)
bu size göredir
sübjektiftir.
bu konuda ortaya herkesin uzlasabilecgi objektif veri getirmelisiniz
abde de ki john'un, fransa da ki jean'in nasil davrandigi veya ne isim taktigi ölcüt degildir
genetik sakatlik vb. savlar cok kücük degerlerle yorumlanir.
sadece yanlis genlerin karisma olasigi cok kücük ihtimalde olsa daha fazladir denir.
ve buna ragmen
her akraba evliliginde bu sakatliklar olmaz..
ensest iliskinin oldugu bir gen havuzunda
ensest iliskinin olmadigi bir gen havuzuna oranla
daha az sakat birey dogabilir.
düsünün
kardes kardese evliliklerde bile mutant bebek dogma olasiligi yüksek degildir.
roma ve misirda bu nesiller boyu devam eden bir gelenek idi.
///////////////
""Peygamber"in 9 yaşındaki çocuklarla (pedofilinin cezası yoktu heralde o zamanlar) ve hala kızlarıyla evlendigini, kölelerinin ve cariyelerinin bulunduğunu ve hatta "tüm insanlığa hitap eden bir kutsal kitap" içine kendisi öldükten sonra eşleriyle evlenilmesini yasakladığını inkar mı edeceksiniz?
1-) birinci hata!!
- önce 9 yasinda evlendigini kesin olarak kanitlamalisiniz.
- bu kanit öyle bir kanit olmali ki tartismaya mahal birakmamali.
- Islam tarihinin kendi kaynaklarini aha iste kanit
diye getirmeyiniz, cünkü kaynaklarda uzlasamayiz, ayni kaynaklar 18 ve 15 yaslarinda evlendiklerinide bildirmekte.
var mi kesin kanitiniz??
kimse itiraz etmeyecek hadi buyrun..
2-) .ikinci hata!!
hatiriniz icin 9 yasinda evlendigini kabul edelim
peygamberin o zamanlar gayet normal sayilan bir evlilik cesidini gerceklestirmis olmasi
sizin günümüzdeki bakis acinizla elestirelemez.
onu o zamana göre degerlendireceksiniz
bakin bakalim
bu
o zaman normal karsilanmis mi
karsilanmamis mi.
yoksa söyleyeceginiz hersey bos olacaktir.
su anda söylediginiz gibi.
3-) ücüncü hata!!
kabulunüze göre yaziyorum
-tüm insanliga hitap eden kutsal bir kitabin icinde
-yasantisi tüm insanlari ilgilendirmekte olan bir peygamber olmalidir.
-peygambere özel bu durumun o kitabin bir kisminda yer almasi,
kitabin yekününün tüm insanligi ilgilendirmedigini göstermedigi gibi
o kisminin sadece paygemberi ilgilendirdigini göstermektedir.
aksi bir örnek
peygamber tüm insanlardan daha fazla ibadet ederdi
buda bizi ilgilendirmez.
umarim aciklayici olmustur...!
///////////////
Turan Dursun ve İlhan Arsel gibi aydınlar safsataların gerçek yüzünüzü ortaya çıkardığı zaman onlardan öldürecek derecede nefret ettiğinizi de mi inkar edeceksiniz?
onu öldürene söylemelisiniz.
burada kimse öldürmüyor görüyorsunuz.
hatta öldürmeyip
güzel güzel cevap vriyor turan dursun ve ilhan arsel safsatalarina
not :turan dursun neyse de, ilhan arsel bu tartismalarda pek ciddiye alinmaz, kafasi cok karismis onu-))
////////////////
Belki, ama şunu bilin: İslam ilk ortaya çıktığından itibaren BOL BOL kan dökmüştür. İnsanlar arasına sevgiyi ve barışı değil, nefreti ve korkuyu getirmiştir.
bakin
ayni gecerlilikte bir argüman da benden
Ama sunu bilin : Islam ilk ortaya ciktigindan itibaren bol bol köle azad etmistir,
ac yatan komsuyu düsünmeyi,
disleri fircalamayi,
agac dikmeyi,
fakirlere yardim etmeyi,
ilmin pesine düsmeyi,
baska inanclarla alay etmemeyi,
tartida hile yapmamayi,
anne ve babaya öf bile dememeyi,
hayasizliktan sakinmayi,
ahlakli olmayi,
v............daha nicelerini ögütlemistir.
peki
simdi nolacak ??)))
İnanmazsanız "kutsal kitap"ı açın ve okuyun. Mekke ve Medine dönemlerinde "indirilen" sureler arasındaki "şiddet" farkını inceleyin.
acip okuyoruz
turan dursun dan bile okuyoruz
ayetler arasindaki siddet farkinin nedenine gelince.
1- siddet icerigi yüksek olan kisimdaki siddetin nedeni
siyasal erk'in ele gecirilmesi ve güc kazanilmasi.
2- yeterince güclenen ve pisen bir toplulugun gördügü zulüm karsisinda
artik harekete gecme zamani gelmistir.
hangisi kanitlanabilir??
hic biri
nolacak simdi??-))
Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 03:08 PM
Sayin XSI,
Evet Aise 18 yasindaydi ama Muhammed vefat ettiginde tabiki. Sahih kabul edilen ve edilmeyen butun hadislerde Amcasinin kizi Aise'nin Muhammed'le 6 yasinda nisanlandigini ve 9 yasinda da gerdege girdigini yaziyor. Google'dan hadisler yazip internet ten bu hadislere ulasilabilir. Hatta Muhammed Aise'yi amcasindan kendisine es olarak istediginde o donemlerde bu tur evlilikler haram oldugundan amcasi bunu hatirlattiginda artik islamda kardesiz diye yanit veriyor. Artik bunun caiz oldugunu soyluyor. Hadislerde anlatilan bu yanlisim varsa duzeltin lutfen.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 11, 2006 05:04 PM
sayin XSI,
argümanlarıma kesinlikle tatmin edici yanıtlar getiremediğinizi belirtmek isterim. şöyle ki:
1) kölelik hakkında: islamiyet niçin köleliği "elinden geldiği kadar" kaldırmaya çalışmıştır? (ki böyle bir istek kesinlikle mevzubahis değildir!) "kölelik yasak" dense.. bitti gitti işte! birçok konuda konuda acımasız kesin hükümler verilirken bunda niçin böylesine çekimser bir tavır ortaya konmuştur? islamiyet'in köleliği kaldırmak gibi bir niyeti YOKTUR.
2) 9 yaşında çocukla evlendiğini ben söylemiyorum. sizin "ilmi" kaynaklarınız söylüyor. eğer kendi kaynaklarınıza da inanmıyorsanız, ben ne diyebilirim ki.
Ayrıca o zaman "normal" karşılanması argümanı çok çok hatalı. kölelik de o zaman normal karşılanıyordu, veya el kesme. günümüzde veya geçmişte, bu tip uygulamaların doğru olduğuna inanıyorsanız, size hiçbir sözüm yok. ama geçmişte doğruydu, günümüzde yanlıştır derseniz bu kez de islam'ın "tüm insanlığı ve tüm zamanları kapsayan bir referans" olduğu fikrini reddetmiş olursunuz.
3) sizin dediğniz şekildeki bir yorum "zorlamadır". peygamber'in sırf kıskançlık nedeniyle bu ayetleri kuran'a yerleştirdiği açıktır. aksini iddia etmek, en iyimser tabirle "saflıktır". 1 kişinin karılarının kiminle evlenip evlenemeyeceği kendisinden sonraki 2000 yıl içinde hiçkimseyi enterese etmemektedir!
4) amca ve hala kızlarıyla evlenmenin ensest olduğunu batı filozofları değil, biyoloji bilimi söylüyor. bu nedenle bu konu kesinlikle subjektif bir kavram değildir. ayrıca anadoluda bu çeşit ensestin yaygın olarak yapılıyor olması bunu haklı çıkarmaz, aksine halkın cahil olduğunu gösterir. bilimadamları bas bas bağırıyor yapmayın etmeyin diye, bazıları da nasıl olsa "helal" diye bilmeden spastik çocuklar üretiyor. bunun adı C-E-H-A-L-E-T'tir!
5) bana şiddet olmadan, güzel güzel cevap vermenizin nedeni, hem sizin "medeni" bir insan olmanız, daha da önemlisi türkiye gibi laik ve özgürlüklerin güvence altında olduğu bir ülkede yaşadığımız içindir. teokrasiyle yönetilen bir ülkeye gidip bunları söylersem, örneğin iran'da, malezya'da, pakistan'da veya suudi arabistan'da (o kadar uzağa gitmeye gerek yok, mesela fatih çarşamba'da) bunlar muhtemelen son sözlerim olacaktır. hiç kimse çıkıp da "aaa adam fikirlerini beyan ediyor ne güzel" demeyecektir. "kafir gebersin köpek" diyecektir. itirazınız var mı?
6) islamiyet'in içinde iyiliğe yönelik birçok ayetin ve surenin olduğunu kabul ediyorum. ancak dediğim gibi, islam, yoruma bağlı olarak ŞİDDET'e dayalı bir din olabilir. kuran'ı kimin ne şekilde kafasına göre yorumladığını veya yorumlayacağını bilemediğimiz için, her zaman potansiyel bir şiddet kaynağı olacaktır.
Ayrıca islamiyet'in müslüman olmayanları küçük ve değersiz gördüğünü, hatta onları insan yerine koymadığını da unutmayın (ki bazı yorumlara bakarsak kafir ve münafıkların öldürülmeleri bile vacip olabiliyor). islam insana "insan" olduğur için değer vermez. inançlı olduğu için değer verir. insana "insan" olduğu için değer vermek, islam dışı uygarlıklardan çıkan bir kavramdır (batı ve doğu felsefeleri)
itirazınız var mı?
7) mekke ve medine dönemleri arasındaki farkı siz de güzel bir şekilde açıklamışsınız. bana bu hiç de onurlu bir davranış gibi gelmedi açıkçası.
peki bu durumun kuran içinde çelişkilere neden olduğunu biliyor musunuz? örneğin bazı ayetlerde hıristiyanlardan ve yahudilerden -göreceli olarak- inançlı olarak bahsedilirken, diğer ayetlerde "onları arkadaş dost edinmeyin" deniyor? (bu örneğe itiraz edeceğinizden eminim, diğer örnekleri belirtmek için yeterli zamanım ve yerim yok malesef)
XSI bey/hanım ve bu yazıyı okuyan "inançlı" kişiler,
fikrinizi savunmadaki kararlılığınızı anlayabiliyorum. ancak kuran'ın allah sözü olmayabileceğini, hatta allah diye bir varlığın olmayabileceğini hiç düşündünüz mü?.. bir an bile.
sanmıyorum. çünkü şüphe etmeniz YASAK.
saygılar
Yazan: Yilmaz Tarih: January 11, 2006 05:10 PM
sn Ataman bey
dedigim yere gelmissiniz.
kaynaklar
iste sorun burada.
sahihligin aksi iddia edilemezlik ölcütünü
burada gösterirseniz bizi ikna edebilirsiniz.
ama yapamayacaginizi biliyorum
yapamama nedeniniz Ataman bey olmaniz degil
bunu kimsenin yapamayacak olmasidir.
cünkü
sahihlik
kolayca ve nesnel
olarak tanimlanacak bir sey olmadigindan
üzerinde anlasilacak objektif bir konu degildir.
yani getireceginiz argümanlara karsi daima
bir anti-argüman bulunur.
hepside kisisel yorum olur.
ve kabulsel olmaktan öte gecmez.
2*2=4 ü tartismiyoruz burada.
bastan uyarayimda))
Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:50 PM
sn Yilmaz
ki böyle bir istek kesinlikle mevzubahis değildir
neden bir yorum konusunu kesinlik icinde tartismaya calisiyorsunuz.
mesela
sizin kesinlik kriterleriniz nedir?
peki
ya ben onlari kabul etmezsem?
mesela ben kesinlikten 1+1=2 anliyorum
nasil anlasicaz sizinle?
konuya dönüyorum
yani siz ciddi ciddi köleligi kaldirmak istemedigini mi iddia ediyorsunuz?))
Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:51 PM
kölelik yasak" dense.. bitti gitti işte! birçok konuda konuda acımasız kesin hükümler verilirken bunda niçin böylesine çekimser bir tavır ortaya konmuştur?.
bunu bir sosyologa sorsaydiniz keske
cünkü basittir bunun cevabi
acikliim izninizle
Islam kölelik düzeni üzerine gelmis bir dindir demistik di mi?
o zamanlar
kölelik tüm dünyada yaygin olan
sosyo ve ekonomik bir kazanc araciydi.
ekonomi bir devletin devinimi icin gerekli olan bas aktördür..
para para para
savas onun icin yapilir..
kölelik birden kaldirilsaydi
sosyo ekonomik anlamda kargasa cikabilirdi.
Islam dini
köleligi birden kaldirmamis
öncelikle daha cok iyilestirme yoluna gitmistir.
düzeltme yollarini az cok bilirsiniz.
amele islerinde
takatlerinin yetmeyecegi islere sürülmemesi
sürüldügünde ise
sahibin köleye yardim etmesi istenmesi
sahibi ne yiyorsa ne giyiyorsa
onlarada aynisini köleye de saglanmasi.
bide alinti yapalim
/////////////////////////////////
a) Bir köle bedelini ödeyerek hür olmak isterse -kölenin durumu müsait olduğu takdirde- sahibi bu teklifi kabul edecek ve ona bazı günler bu maksatla çalışması için izin verecektir.
b) Kölelerin bedelleri ödenerek azat edilmeleri için zekat bütçesine ödenek konmuştur.
c) Sahibi, kadın köle ile karı koca hayat yaşar da cariye çocuk doğurursa bu çocuk hür olduğu gibi anasının da statüsü değişmekte, "ümmü'l-veled" adını alan cariye artık alınıp satılır olmaktan çıkmaktadır.
d) Devamlı köleleştirmenin kaynakları ortadan kaldırılmış, geçici olarak ve daha ziyade misilleme zorunluluğu yüzünden savaş esirlerinin köle olarak gazilere dağıtılması uygun görülmüştür. Bunun dışında hür bir insanı köleleştirmek şiddetle yasaklanmış, Hz. Peygamber (s.a.) "Bunu yapanlar kıyamette karşılarında dâvacı olarak beni bulacaklar" buyurmuştur. Harp esirlerine yapılacak muamele hakkında karar vermek devletin yöneticilerine bırakıldığı için yöneticilerin "karşılıksız salma, bedel ile serbest bırakma, müslüman esirler ile değişme" gibi bir karar vermeleri halinde köleliğin hiçbir meşru kaynağı kalmamış olacaktır.
e) Yemin edip vazgeçme, Ramazan orucu tutarken cinsel temas yaparak oruç bozma, kaza yoluyla adam öldürme gibi birçok durumda kölesi olana köle azat etme mecburiyeti getirilmiştir. Böyle bir mecburiyet olmadığı halde köle azat edenlere büyük mükâfatlar vadedilmiştir....
Bütün bunlara rağmen İslam tarihinde köleliğin devam etmesi ve bu insanlık ayıbını başka milletlerin, oldukça geç de olsa müslümanlardan önce kaldırmaya teşebbüs etmeleri müslümanların kusurudur; dinlerini iyi anlamamaları, Allah ve Resulü'nün maksadını gerçekleştirme konusunda titiz davranmamaları, dünya menfaatini ahiretinkine tercih etmeleri yüzünden bu böyle olmuştur.
bakin
köle azad etmek icin fosurtajdan sebepler aranmis))
Islam da köle almak, köle olmak demektir
diye bir söz bile cikmis ortaya.
asagidaki NIYET okumaniz gecersizlesiyor böylece.
Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:52 PM
islamiyet'in köleliği kaldırmak gibi bir niyeti YOKTUR.
sizin kadar isabetsiz
niyet okuyan birine daha önce rastlamamistim
buda özel bir yetenek olmali))
2) 9 yaşında çocukla evlendiğini ben söylemiyorum. sizin "ilmi" kaynaklarınız söylüyor. eğer kendi kaynaklarınıza da inanmıyorsanız, ben ne diyebilirim ki.
tabiki bir sey diyemezsiniz.
bunu cok iyi bildigim icin
size yöntem önerdim zaten
kaldiki
yönteme uysaniz bile
iddianizi yine kanitlayamazsiniz.
neyi tartistigimiz cok acik ve net cünkü.
kendi kaynaklarimiza inanmadigimizi söylemedim
kendi kaynaklarimizin celiskili oldugunu
ve
sizin isinize gelen yeri aldiginizi
kabaca söyledim))
Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:53 PM
Ayrıca o zaman "normal" karşılanması argümanı çok çok hatalı. kölelik de o zaman normal karşılanıyordu, veya el kesme. günümüzde veya geçmişte, bu tip uygulamaların doğru olduğuna inanıyorsanız, size hiçbir sözüm yok.
tarih ilminin en önemli yöntemi sudur:
Oaylar gunumuzun deger yargilarina gore yorumlanmamalidir
öncelikle bunu akliniza kaydetmelisiniz..
konuya dönelim.
hirsiza yapilan muamelat farklidir,
evlenme gelenekleri farklidir.
bu ikisini normal karsilanma prosesine indirgeyemezsiniz.
hangi gerekceyle iliskilendireceksiniz??
bu düsünceniz cok sacma olmus.
üstelik ikinci kez karistirmissiniz gene
normal karsilananlari bir kez daha hatirlatalim..
yine sizin kabulünüze göre
A) -9 yasinda evlendi (!)
iste bu o zaman icin normaldir, peygamber o yönde elestiri almis mi??
destek acisindan
dönemin hristiyan kaynaklarina bakin isterseniz
var mi?
demek ki arap adetiymis bu
simdi
burada anlastik mi?
B) -el kesme o zamanin sartlari icin normaldi
simdi size ABD de yasanan Orleans kasirgasini misal verecegim.
o kasirgada ne olduda ABD ordusu tecavüzcü, barbar ve yagmacilari vurdu???
ben söylim
cünkü öyle olmasi gerekiyordu..
bu bir kontrol yöntemidir.
demek ki sartlar ve zaman uygunsa
katliam gerekli oluyor..
bunu hep söylerim
gerektiginde el degil kol
kol degil kafa bile kesersiniz..
itici gelsede
bunu siz yapmasaniz bile
onaylarsiniz.
fakat
simdi bicaktan daha etkili aletlerimiz var
dolayisiyla kafa kesmek cok abes kacar..
Birlesik Devletler Seriati
gayet kursuni bir temizlik yapti..
nehirden makineli tüfeklerle taranmis ölü akiyordu..
iste size gerekli katliam..
Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:55 PM
ama geçmişte doğruydu, günümüzde yanlıştır derseniz bu kez de islam'ın "tüm insanlığı ve tüm zamanları kapsayan bir referans" olduğu fikrini reddetmiş olursunuz
gecmiste dogru simdi yanlis diye bir argümanla öne cikarsaniz
kendi kafanizla Kuran arasinda celiski bulursunuz.
Kuran in icinde celiski arayip bulmalisiniz..
konuya dönersek..
Kuran basitcene izlenecek yöntem sunar.
o yöntemde der ki:
bazi sart ve hallerde bu bu isler yapilirsa dogru sonuca gidersiniz
fakat bunu yaparken kendinize uygun olan adaleti bozmayacak bicimde istediginiz muamelati kullanin
özetle dedigi bu
cok basit degil mi??
simdi hirsizin elini kesmeyip iceri atiyoruz
buda yöntemin kapsama alani icindedir..
fakat
muamelatimiz 6. yüzyildaki gibi olmak zorunda degil..
yönteme uyalim yeter..
böylece
tüm insanligi ve zamanlari kapsayan bir referans oldugu iddiasinin icinde kalmis oluyorsunuz
kisaca 6. yüzyilda da yemek yeniyordu
simdide yeniyor..
simdi cesidimiz fazla...
ama yemek
tüm zamanlarda ve tüm insanlara özgüdür..
siz muamelatta takilip kaliyorsunuz..
gördügünüz gibi
ben
tüm insanligi ve zamanlari kapsayan bir referans
oldugu iddiasininin icini istedigim argümanla doldurabiliyorum..
iste bu yüzden cabalariniz yetersiz kaliyor..
Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:55 PM
3) sizin dediğniz şekildeki bir yorum "zorlamadır" .
ben sizin kabullerinize göre yazdim
düsünün
o bile ise yaramiyor)
peki ben sorayim
sizin argümanlariniz kanit mi??))
peygamber'in sırf kıskançlık nedeniyle bu ayetleri kuran'a yerleştirdiği açıktır.
siz bu cümleyi kuruyorsunuz
tamam kurun
fakat
önermenizin kendisi kanita muhtac.
false causa
baska nedenlere de baglanabilir..
o yüzden cümlenin sonuna aciktir
kesindir gibi seyler yazmayiniz
cok pis siritiyor))
1 kişinin karılarının kiminle evlenip evlenemeyeceği kendisinden sonraki 2000 yıl içinde hiçkimseyi enterese etmemektedir!
gene muamelata takilmis bir iddia..
yukarida ne dedik
anlamamissiniz
mesele enterese meselesi degil...
tüm insanliga hitap eden kutsal bir kitabin icinde
-yasantisi tüm insanlari ilgilendirmekte olan bir peygamber olmalidir.
-peygambere özel bu durumun o kitabin bir kisminda yer almasi,
kitabin yekününün tüm insanligi ilgilendirmedigini göstermedigi gibi
o kisminin sadece paygemberi ilgilendirdigini göstermektedir.
Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:56 PM
mesela biz seni dogru yola getirmeseydik, hüsrana ugrayanlardan olurdun
ayeti benzer bir ayettir.
bu vb ayetler müminleri degil peygamberi ilgilendirir..
//////////////////////////////////////
4) amca ve hala kızlarıyla evlenmenin ensest olduğunu batı filozofları değil, biyoloji bilimi söylüyor. bu nedenle bu konu kesinlikle subjektif bir kavram değildir
Allah Allaaah
objektifmis.
hemde biyoloji ilmi diyormus))))
bende biyoloji ilmini bisey sanardim
psikoloji ile sosyoloji öldü galiba
hadi bende ensest degildir diyorum
mesela ensestin tanimi cekirdek aile icindeki cinsel iliskidir bana göre..
anne-ogul
baba-kiz
vb..
nolucak simdi??
kimin tanimi gecerli??
biyolojide var mi böyle bir tanim
varsa hangi objektif kritere dayandirilarak yapilmis??
atmadan yazalim pls..
sahi sizin akrabalariniz arasinda
amca veya teyze kizi ile evlenen yok mu??
bizde yok mesela
adetten heralde..
bu sorunuza cevap vermeye degmezdi ama
Shakespeare den bisey yazmadan edemeyecegim..
belki düsüncenz reverse edilirse
anlayabilirsiniz ne demek istedigimi..
ismin hic bir önemi yok, cicek dedigimiz sey baska isimle de güzel kokar..
Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:56 PM
teokrasiyle yönetilen bir ülkeye gidip bunları söylersem, örneğin iran'da, malezya'da, pakistan'da veya suudi arabistan'da (o kadar uzağa gitmeye gerek yok, mesela fatih çarşamba'da) bunlar muhtemelen son sözlerim olacaktır. hiç kimse çıkıp da "aaa adam fikirlerini beyan ediyor ne güzel" demeyecektir. "kafir gebersin köpek" diyecektir. itirazınız var mı?
olmaz mi))
simdi turan dursun u öldüren kisilerin eylemi
dinin yanlis oldugunu göstermez..
o adamlarin yanlis yaptigini gösterir.
alin size itiraz..
ikinci olarak
fatihte sokak ortasinda bagirirsaniz size kizarlar dogal olarak..
sakince usulca
usülüne uygun olarak
fikirlerinizi söylerseniz
karsidaki cahil degilse
sizi öldürmez..
adam gibi dinler..
(ki fatih referans degildir, referans yoktur ortada)
halk arasinda 4 cesit adam vardir..
1 tokat attiginda tokat atan
2 tokat attiginda dönüp bakan
3 tokat attiginda irkilen
4 tokat attiginda seni takmayan
sen gidipte 1 numarayla konusursan
o senin cahil cesaretindir..
bu salt dinle alakali da degildir
1 numaranin deger yargisi ne olursa olsun
deger yargisindan etkilendigi oranda size kötü davranacaktir.
cogunluklada bunlar
cehaletten laf anlamamaktan kaynaklanir.
bu dogaldir..
Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:57 PM
6) islamiyet'in içinde iyiliğe yönelik birçok ayetin ve surenin olduğunu kabul ediyorum. ancak dediğim gibi, islam, yoruma bağlı olarak ŞİDDET'e dayalı bir din olabilir. kuran'ı kimin ne şekilde kafasına göre yorumladığını veya yorumlayacağını bilemediğimiz için, her zaman potansiyel bir şiddet kaynağı olacaktır.
simdi dinin yerine
genellikle ne oldugunu bilemeden taptiginiz
ilmi koyalim bakalim
madem bir olgunun varlik sebebi suc potansiyeli sayillyor..
o halde
ilmin varolmasi demek
savas makinalarinin gelismesi
ve suursuzca üretilmesi demek olur
adam öldürmenin
toplu
tek tek
zevkle
binbir cesit yolunu gelistiriyor ilim..
toplumlari
hatta
dünyani yoketmeninde binbir yolunu gelistiriyor.
bunun sonuda yok..
nolucak simdi??
ilmin varligi buna neden oluyor..
simdi bu suc mu??))
bu nedenlerle
iddianiz gecersizdir.
Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:57 PM
7) mekke ve medine dönemleri arasındaki farkı siz de güzel bir şekilde açıklamışsınız. bana bu hiç de onurlu bir davranış gibi gelmedi açıkçası.
ben aciklama yapmadim
kanit yapamayacaginizi
iddiaya binaen öne sürülen
ve
görünen zorunlu iki secenegi sundum..
ve secimin
kisinin dünya görüsüne kaldigini söyledim..
peki bu durumun kuran içinde çelişkilere neden olduğunu biliyor musunuz? örneğin bazı ayetlerde hıristiyanlardan ve yahudilerden -göreceli olarak- inançlı olarak bahsedilirken, diğer ayetlerde "onları arkadaş dost edinmeyin" deniyor?
dost-arkadas edinmeyin demesiyle
onlarin inancli olmasi arasinda bir celiski yok ki??
ben bir müslümanla dost olmayabilirim
ona güvenmem
belki bir yahudiye daha fazla güvenirim
bu iliskiye bagli..
ama ayni zamanda o güvenmedigim ve dostlugundan kacindigim kisinin müslümanligiyla celisik bir durum olusturmaz.
)))
fikrinizi savunmadaki kararlılığınızı anlayabiliyorum. ancak kuran'ın allah sözü olmayabileceğini, hatta allah diye bir varlığın olmayabileceğini hiç düşündünüz mü?.. bir an bile.
sanmıyorum. çünkü şüphe etmeniz YASAK.
ne kadarda kesin konusuyorsunuz..
baskalari yerine hüküm vermeye pek meraklidir ateist arkadaslarimiz))
cok düsünmüslügüm vardir
hatta bu konuda ihtisaslasma yolunda ilerliyorum))
siz müslümanlari robot saniyorsunuz heralde.
Allahin varligi rasyonel olarak olasi bir durumdur.
ihtimalin oldugu yerde
kabulde olur
redde
kisiye kalmistir..
zaten kesn bir sekilde kanitlanabilir olmasi
vahyin kendisiyle celisir..
siz bu savinizla
Islami argümanlari kullanarak
biz müslümanlara yardim ediyorsunuz
ama farkinda degilsiniz)))
syg..
Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:58 PM
Islam koleligi kaldirmak bir yana tamamen mesru kilmis ve kurumlastirmistir. Iste apacik ayetler:
Bakara(178) Ey iman edenler, öldürülenler hakkında üzerinize kısas yazıldı. Hüre hür, köleye köle, dişiye dişi. Bununla birlikte her kim kardeşi tarafından kısmen bağışlanırsa, o vakit görev, birinin geleneğe uyması birinin de ona borcunu güzellikle ödemesidir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmetttir. Her kim, bunun ardından yine tecavüz ederse, artık ona pek elem veren bir azap vardır.
Nahl(75) Allah şunu mİsal getirdi: Bir yanda hiçbir şeye gücü yetmeyen bir köle, diğer yanda tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz, ondan gizli, açık olarak harcayan hür bir insan, bunlar hiç eşit olur mu? Bütün hamd, Allah'a mahsustur, fakat çokları bilmezler.
Rum (28) (Allah) size kendinizden bir misal verdi: Hiç size kısmet ettiğimiz şeyde elleriniz altındaki kölelerinizden ortaklarınız bulunur da onlarla siz eşit olur, aranızda birbirinizi saydığınız gibi, onları da sayar mısınız? İşte düşünecek bir toplum için ayetleri böyle ayırdediyoruz.
Bunlarin uzerine bir de yorum yapmaya gerek var mi? Kisas emredilirken hur, kole ve kadin ayriliyor. Kadinla erkek esit tutulmadigi gibi, kole de ayrilmis. Nahl ve Rum surelerinde de hic hurle kole esit olur mu? denerek, kolelik mesrulastirilmis ve kalici hale getirilmis. Daha bundan acik ne olabilir? Islam'in koleligi kaldirmaya ya da derece derece azaltarak yok etmeye calistigi gibi yorumlar kivirtmadir ve esasen Kur'an hukukunu degil cagdas laik hukuku icgudusel olarak savunmak yoluyla bir tur sirktir. Bir musluman nasil olurda sonradan insanlarin ortaya cikardigi insan aklinin urunu olan hukuk kurallarini Kur'an hukumlerine ustun gorebilir.
Tabii ki her zaman oldugu gibi yine Sayin Mustafa Akyol da bu gercekler karsisinda yani savunma yapilamaz gercekler konusunda hicbir yorumda bulunmayacaktir.
Sizleri celiskilerinizle yuzlesmeye davet ediyorum.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 12, 2006 12:27 AM
Ataman bey,
Her iddianiza cevap vermeye gerek görmüyorum. Daha önce siteye eklediğiniz, ama aslında başka bir yerden kesip yapıştırmış olduğunuz için "intihal" yorumlarına neden olan bir dizi yazınıza uzun uzun cevap vermiştim.
İslam'ın neden köleliği kaldırmadığını soruyorsunuz. İslam'ın indirilme amacı, toplumlarda devrimsel değişiklikler yapmak değil, insanları Allah'ın yoluna iletmektir. İslam öncesi toplumdaki bazı facialar (kız çocuklarının öldürülmesi, kadınların değersiz sayılması, kabile savaşları) yasaklanmıştır, ancak toplumsal yapılar bir anda hemen değişmez.
Kölelik o dönemin sosyal bir sınıfıdır, bugünkü kol işçiliği gibi.. Bunu bir anda yok edemezsiniz. Köleliğin kaldırılması, mevcut köle sınıfının "işsiz" ve belki de aç kalması gibi sonuçlar da doğurabilecek bir karardır. Bunun yapılabilmesi için, toplumsal gelişimin belli bir düzeye gelmesi gerekir. 19. yüzyıl Amerikası'nda bile köleliğin kaldırılması ile birlikte yeni problemler çıkmıştır.
Ama Kuran, kölelere iyi davranılmasını ısrarla emreder. Yani mevcut sosyal yapıyı, olabildiğince iyileştirme yönünde emirler içerir.
Ayrıca "köle" dendiğinde illa kırbaçla çalışıtırılan, insan yerine konmayan insanlar anlamayın. Böylesi bir köleliği elbette ki Kuran yasaklamıştır. Ama o dönemde var olan bir sosyal sınıf olan köleliğin varlığını kabul edip, bunun iyileştirmeyi hedeflemiştir.
Teolojik yönden mesele, İlahi iradenin, hitap ettiği toplumun bazı şartlarına göre ifade bulması olarak da açıklanabilir. Allah'ın insanlar için belirlediği ahlaki ilkeler evrenseldir, ancak bunların farklı tarihsel şartlara göre farklı ifadeleri olabilir.
Umarım anlaşılmıştır.
Saygılar,
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 12, 2006 01:18 PM
Sayın Ataman Ertuğrul
Dünyanın en çok Türkoloji enstitüsü hangi yabancı ülkede vardır ve halen, bu ülkedeki üniversitelerde ardı ardına her üniversitede Türkoloji bölümü açılmaya devam ediyor her sene bakın, zahmet olacak?
Birde Sümerlerin torunu olduğumuz şu açıdan doğru Sümerlerin konuştuğu dilin Eklemli dil olduğuna dair en küçük bir şüphe yoktur. Bizim konuştuğumuz dil hangi gruba girer detaylıca bakın. Ayrıca Google’da zahmet olacak tekrar bir karşılaştırmalı bakın Macar Fin ve Türk dilinin benzerlikleri ve ortak kökenleri ile ilgili Finlerin Anneye ne dediklerini bir öğrenin, çünkü Diller büyük değişimler geçirse de zaman içinde hatta alakasızlaşacak kadar değişsellerde Dil Gruplarının ilk kullandıkları kelimeler genelde radikal değişimler geçirmez. Sümerlerde anne ile baba ya ne demiş bir bakın zahmet olacak ama siz araştırmayı seviyorsunuz belli. Belki Atatürk bu konuda ki ciddi bilimsel çalışmalarını ve niçin Cumhuriyetimizin
İlk kamusal girişimlerinden birinin adını Sümer koydu öğrenirsiniz. Ayrıca Genelkurmayımızın da yaptığı değerli çalışmalar siz aydınlatacaktır.
Birde şu neyin bilimsel neyin olmadığı üzerine yorumlarınıza bayılıyorum lütfen bakınız http://www.sciencedaily.com/directory/Science/Social_Sciences/Psychology/Alternative/Neuro_Linguistic_Programming NLP Yale'de bile Computer Associated Science Departmanlarında okutuluyor siz neden bahsediyorsunuz anlayamadım bu üniversiteler zaten bilimle ilgilenmezler değil mi?Zaten Duygusal Zeka gibi NLP kitaplarında Dünyanın en çok satanlar listesinde olmadı hiçbir zaman.
Size Zenon’nu okumanızı öneriyorum işinize çok yarayacak bilgiler edinirsiniz...
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 12, 2006 02:26 PM
19.yy Amerikası'nda köleliğin kaldırılmasıyla sorunlar çıkmış olabilir, ancak sonuçta kaldırılmıştır ve bu insanlar artık özgür olarak yaşamaktadır. Bu da İslamiyet'in yapamadığını Amerikalıların bir çırpıda yapıverdiğini ortaya koymaktadır.
Sayın XSI'nın ortaya attığı "tarihi gerçeklerin "etiği" dönemine göre değerlendirilir" tezi, modern batı tarih anlayışının bir ürünüdür ve tarih incelemeleri için gerçekten de doğrudur.
Ancak kendisine bir kez daha tekrar ediyorum: Kuran eğer tüm zamanlara hitap eden değerler koyan bir kitap ise, bu durum Kuran için geçerli olmamalıdır. Yani eğer çocuklarla evlilik, kölelik-cariyelik veya akraba evliliği 620 yılında "helal" ise, 2620 yılında da "helal" olmalıdır. Aksi takdirde Kuran, her döneme hitap eden bir kitap olma özelliğini kaybeder.
Eğer sayın XSI'nın mantığıyla, yani batı biliminin
tarihe bakış açısıyla diğer örnekleri incelersek, o zaman eşcinselliğin, kız çocuklarını toprağa gömmenin veya yamyamlığın da haram olmadığını iddia edebiliriz. Eski Yunan'da eşcinsellik bir kurum olarak vardı. Mayalar ve aztek'ler insan kurban ediyorlar, afrika kabileleri insanları yiyorlardı. İslam öncesindeki arap kabileleri kız çocuklarını toprağa diri diri gömüyorlardı. Aynı mantıkla düşünürsek, bunları asla yargılamamamamız gerekir.
Aynı mantıkla devam edelim: günümüze bakarsak, İngiltere'de Elthon John erkek sevgilisiyle evlendi. İslamiyet'ten bu yana devir değiştiğine göre tarihsel olarak bunu eleştirmememiz gerekir. Değil mi? Siz Eltohn John'un düğününe katılır mıydınız sayın XSI?
Sayın XSI, çifte standart uyguluyorsunuz. İşinize geldiği zaman batı tezlerini kabul ediyor, gelmediği zaman reddediyorsunuz. Çelişkidesiniz, bunu size açık açık izah ediyorum ancak anlamamakta direniyorsunuz.
Kölelik konusuna geri dönersek, İslamiyet'in köleliği kaldırmaması veya kaldıramaması (hangisi doğruysa) bu kurumu toplumlar içinde kökleştirmiştir ve meşru hale getirmiştir. Bu nedenledir ki yüzyıllar boyunca kölelik ve cariyelik İslam ülkelerinde asla kaldırılamamıştır. Bugün bile kalkıp bir din uleması "ben köle edineceğim, nasıl olsa kuran'da yazıyor" dese, buna verebileceğimiz bir cevabımız yoktur.
Diğer bir konu ise belki "Ensest" kelimesini belki rahatsız edici buldunuz, o zaman "akraba evliliği" tabirini kullanalım. Kuzen evlilikleriyle ilgili ısrarınız da gerçekten komik, günümüzde çoğu ülkede kuzen evlilikleri kanunla yasaklanmıştır. Etik olarak yanlış olduğu için değil, ama sakat doğum ve genetik sorun oranlarını artırdığı için. Bu konuyu daha fazla tartışmayı gerçekten gereksiz görüyorum, tüm bilimsel kantılara karşın, kuzen evliliğinin doğacak bebek açısından zararlı olduğunu kabul etmek istemiyorsanız yapabileceğim birşey yok.
Daha fazla polemiğe girmeyeceğim. Zaten lirik yazı tarzınızı deşifre etmekte oldukça zorlandım.
Son kez düşüncemi söylemek isterim ki, bence islamiyetin başlıca eksikliği/kusuru yukarıda yazanlardan hiçbirisi değildir.
En önemlisi, insana sadece "insan" olduğu için değer vermemesidir.
saygılar
Yazan: Yilmaz Tarih: January 12, 2006 04:37 PM
Sayın Ertuğrul,
Dünden beri siteye uzağım, yokluğumda yine epeyce eğlendirici şeyler yazmışsınız..
Örnek.1: Şöyle yazmışsınız..
Hatta Muhammed Aise'yi amcasindan kendisine es olarak istediginde o donemlerde bu tur evlilikler haram oldugundan amcasi bunu hatirlattiginda artik islamda kardesiz diye yanit veriyor. Artik bunun caiz oldugunu soyluyor. Hadislerde anlatilan bu yanlisim varsa duzeltin lutfen.
Kusura bakmayın ama cehaletiniz gerçekten korkunç boyutlarda.Hz.Aişe Hz.Ebu Bekir'in kızıdır.Hz.Ebu Bekir Hz.Peygamberin amcası değil arkadaşıdır. Ayrıca amcası olsaydı bile arap toplumunda böyle bir evlilik yasak değildi."Yanlışım varsa düzeltin" diyorsunuz ama yazdığınızın tamamı yanlış, neresini düzeltelim?
Hz.Aişe'nin Hz.Peygamberle evlendiği anda ki yaşı ihtilaflıdır.Fakat kaynaklarda kesin olan şey Hz.Aişe'nin Hz.Peygamberle evlenmeden önce mekke de bir müşrikle nişanlı olduğudur.Bu nişan bozulduktan sonra Hz.Peygamberle evlenmiştir.Yani bu evlilik o zamanın şartlarında oldukça normal bir evliliktir.
Ayrıca İslam'da kadınların evlenebilme durumu gayet açıktır.Adet görmeye başlayan kadın olgunluk yaşına gelmiş kabul edilir.Yani doğurganlığa ulaşmıştır, evlenebilir.
Buradan hareketle İslam'a saldırmaya çalışmak aczdir, basitliktir.İslam alimleri bu gibi saldırıları ciddiye bile almamışlardır.
Örnek 2. Şöyle yazmışsınız..
Ama Turklugu asagilamaya kalkacaksiniz, Turk bagimsizliginin ve Turk ozgurlugunun sembolu Cumhuriyetimizin degerlerine saldiracaksiniz kimse size dur demeyecek. Hay hay baska bir arzunuz?
Yahu siz bu Türklüğü fazla ciddiye alıyorsunuz.
Sizin ve sizin gibilerin inancına göre -en son yolsuzluktan yargılanan Van rektörünün buyurduğu üzere- hepinİZ primatlardan türemiş canlılarsınız.3.5 milyar önce her nasılsa çamurda çırpına çırpına bekleşen moleküllerin bir gün kendilerini farkedip "canlanmasıyla" başlayan serüvenin "doğal" sonuçlarısınız.Evrimde şu anda sirklerde/tv'lerde gösteri yapan maymunlardan biraz daha şanslısınız o kadar.
Hasbelkader "insan" olarak türemenizin ve yine hasbelkader Darwin'in (evrimcilerinin peygamberinin) "aşağı ırk" dediği Türk miliiyetine sahip olmanızın "öz" de ne önemi var?
Sonuçta yeme içme ve üremeden başka bir amacı olmayan ve "doğa" nın türettiği atomlardan müteşekkil bir makinesiniz..bence siz bu "türklük" meselesine fazla duygusal yaklaşıyorsunuz. Çok değil, şöyle bir 20.000 yıl geriye gidiversek ne türklükten ne de başka bir ırktan eser kalmaz.
Ben Hz.Ademin torunu olduğuma ve "eşrefi mahlukat" olarak yaratıldığıma inandığım için çizmiş olduğum "köken" bakımından sizden tabiatıyla ve tabii ki büyük bir onurla ayrılıyorum.
Özbe öz Türküm.Ama Türklüğümle değil Müslümanlığımla şeref duyuyorum.Bu dünyaya başka bir ırka mensup olarak ta gelebilirdim.Benim için ırkın hiçbir önemi yoktur.Önemli olan İnsandaki ahlaki erdemlerdir.Ama Türklüğümle de Türklerin İslam'a ettikleri hizmetler dolayısıyla gurur duyarım..
Örnek 3 Şöyle yazmışsınız..
Osmanli Padisahlari hac'ca gitmek isteyecek de ulema cevaz vermedi diye gidemeyecek. Yalan dolan fetvalar bunlar. Bu iddialara ancak kargalar guler. Ayrica Osmanli imparatorlugu tarihinin hicbir doneminde Islam seriatiyla yonetilmemistir. Kaldi ki, Islam kulturu imparatorlugun kurulusundan 200 - 250 yil sonra Osmanli toplumuna nufuz etmeye baslamistir. Bu tarihten sonra da zaten Ataman adi Osman'a donusturulmustur. Osmanli imparatorlugunun kurucusu Osman bey degil Ataman beydir. Ne ugursuzluktur ki Osman'a cevrildikten sonra da cokus baslamis Ataman beyin kurdugu imparatorluk Osmanli adiyla tarihin karanliklarina gomulmustur.
Siz Osmanlı Tarihini nereden okuyorsunuz ? Ya da hiç okudunuz mu ? Siz bu söylediklerinizi ortalama bir lise talebesine söyleseniz size "münasip bir şekilde" güler.Osmanlı tarihini Halil İnancık'tan Cevdet Paşa'dan ,Kemal Karpat'tan, Mustafa Armağan'dan hadi vazgeçtim hiç olmazsa A.Tonybee'den okuyun.Eğer okursanız böyle saçma sapan savlarla hem kendinizi küçük düşürmemiş , hem de bu yazıları okuyan aklı başında insanlara kahırlarından kahkaha attırmamış olursunuz.
Diğer konularda XSİ arkadaşımız ve Mustafa Bey gerekli cevabı sizin anlayabileceğiniz düzeyde gayet güzel bir şekilde vermiş.Daha karmaşık ve ilmi derinliğe sahip cevaplar hem sizin düzeyinizi hem de bu sitenin yazı hacmini aşacağından gerek yok..
Syg.
Yazan: S.Öztürk Tarih: January 12, 2006 04:53 PM
Sayin Mustafa Akyol,
Daha once burasinin bilimsel bir platform ya da yazilarla para kazanilan bir ortam olmadiginin altini cizmis dolayisiyla intihal diye bir seyin olmadigini belirtmistim. Hala dogru durust yanit vermediginiz ve veremeyeceginiz "Sagduyu" alintilarinin sizde yaratmis oldugu ezikligi anlayabiliyorum. Zaten bunlara Hiristiyan dunyasi dahil 350 yildir elle tutulur bir yanit veren de cikmamistir.
Icinde cok ayrintili bir sekilde miras dagitimindan tutun da, faize, cihada, zinaya, hirsizliga verilecek cezaya ve kadinlarin ortunmesine kadar her turlu sosyal duzenleme konusunda emirler gecen ve "Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir" (Maide-44, 45, 47) diyen bir kitabin inanirinin Kur'an'in indirilme amacinin toplumlarda devrimsel değişiklikler olmadigini soylemesi kendi kendisiyle tutarsizliktir. Zaten bu da zaman gectikce gelisen ve degisen toplumsal kosullarin dinin dar gomlegine sigmamasinin butun muminlerde yarattigi sonuclardan biridir. Ayni kivirtmayi bugun Suleyman Ates gibi "alimler" faiz konusunda da yapmaya calisiyorlar.
Eger din sadece insanlarin vicdanini ilgilendiren inanma ya da inanmama sorunu olsaydi butun bunlari tartisiyor olmazdik. Butun sorun dinlerin insanlara bicmeye calistigi toplumsal kurallardir.
Konu basligimiz "Din ve Medeniyet Uzerine bir kac tespit" ve burada sizin iddianiz olan Islam'in Turk medeniyetine katkisi tartisiliyor. Oysa siz bu iddialari yazdiktan sonra uc satir asagida bana verdiginiz yanitta Islam'in devrimsel degisiklikler yapmak icin gelmedigini soyluyorsunuz. Bu kadar kisa zamanda bu kadar cok celiskiye dusmeyi nasil beceriyorsunuz?
Bu soylediklerinizle dinlerin iclerinden ciktiklari toplumun sosyal kurallarinin yansimasi oldugu seklindeki Marksist tezleri kabul etmis oluyorsunuz. Toplumsal kosullar zamanla degisecektir. Ve binlerce yil oncesinin toplumsal ust yapi kurumlari olan dinler de bu degisme karsisinda yetersiz ve anlamsiz kalacaktir. Gunumuzde cariyelik ve kolelik diye insanlik onurunu ayaklar altina alan bir kurumdan soz edilebilir mi? Her tarafinda bu ve buna benzeri konuda hukumler olan bir kitabin bugune hitap ettigi ne kadar ileri surulebilir ve evrensel oldugu nasil iddia edilebilir?
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 12, 2006 08:34 PM
Sayin S.Ozturk,
Arapca'da "amca" kayinpeder, "amca kizi" da zevce karsiligi olarak kullanilir. Hadisi aynen aktardigim kaynak da Ebu Bekir'i bu anlamda Muhammed'in amcasi olarak anmis olmali. Her neyse Arapca'nin ayrintilarini bilmek zorunda degilsiniz. Ama hic olmazsa Aise'nin babasinin Ebu Bekir oldugunu bilmemekle itham etmeden once dilinizi biraz isirsaymissiniz. Uctur tekrarladiginiz tahsilimle ilgili yorumlariniza ise bu konudaki kompleksinizi cok belli ettiginiz disinda fazla bir sey soylemiyorum.
Konuyla ilgili baska hadisleri asagiya aktariyorum. Eger siz Aise'nin Muhammed ile evlendiginde daha yasli oldugu yolunda baska hadisler varsa aktarirsaniz sevinirim.
Baskalari da var ama Mustafa Bey uzun alintilardan rahatsiz oldugu icin aktarmiyorum..
Ayrica adet goren kiz cocugunun evlenmeye hazir oldugunu iddia etmek insafsizliktir. Turkiye'de son zamanlarda ozellikle besinlerdeki hormonlar yuzunden kiz cocuklarinin adet gorme yasinin 9 ve 10'a kadar dustugu one suruluyor. Kiziniz var mi bilmiyorum ama yoksa gidin bekleyin ilkogretim okullarinin onunde besinci altinci sinifa giden kizlar elli yasindakilerle evlenmeye mustehak miymis?
Ayni anda iki celisik tezi savunuyorsunuz. Hangisi dogru, Aise'nin Muhammed ile evlenirken dokuz yasinda olmadigi mi, yoksa adet gordukten sonra dokuz yasinda kizla evlenmekte mahzur olmadigi mi? Yoksa birisi olmazsa oburu mu?
O donemin adetleri ile konuyu gecistiremezsiniz. Tum hareketleri sunnet kabul edilen ve muslumanlarca birebir taklit edilen birinin o donemin adetleri itibariyla mazur gorulecek davranislar icinde olmasi kabul edilemez. Bugun dokuz yasinda bir kiz cocuguyla evlenmeye kalkanin akibeti ya hapishanedir ya da akil hastanesi.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 12, 2006 09:10 PM
Sayin S.Ozturk,
Osmanli Imparatorlugu'nun seriatla yonetildigi zanni ancak ortalama bir lise ogrencisine ait olabilir. Dediginiz kitaplari gercekten okumus olsaydiniz, Osmanli Devleti'nde seriatin sadece bir makyaj oldugunu anlardiniz. Gidin o kitaplari biraz karistirin da seyhulislamlarin nasil emirle gunun kosullarina gore fetvalar verdiklerini gorun.
Her hac doneminde 300 ila 1000 kisinin seytan taslarken ezilerek feci sekilde oldugu Islam'la gurur duyup duymamak size kalmis. Turklugu bize birakin da Islam varsin sizin olsun.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 12, 2006 09:33 PM
Ateist olduğunu söyleyen, inanmayan arkadaşlar!
Yazdığınız yorumların hiçbiri , Mustafa Bey'in makalesinde sözü edilen konuyla alakalı değil.
Her zamanki gibi kaçak dövüşüyor, belden aşağı vuruyorsunuz! Oysa sizin net birşeyler söylemeniz lazım.
Cevap verin lütfen.
Türklerin İslamiyetle tanışmadan önce herhangi bir medeniyeti var mıdır? Ortaya koydukları eserler var mıdır?
Şaman atalarımızdan bugün bile dünyaya yol gösteren felsefeci, edebiyatçı çıkmış mıdır?
Olur ya öğrenmiş oluruz.
Yazan: Tuncay Tarih: January 12, 2006 09:58 PM
Sayın XSI'nın ortaya attığı "tarihi gerçeklerin "etiği" dönemine göre değerlendirilir" tezi, modern batı tarih anlayışının bir ürünüdür ve tarih incelemeleri için gerçekten de doğrudur
sükür))
peki madem böyle kabul ettiniz
neden peygamberin Aise ile olan 9 yas evliligine simdinin sosyal kabulleriyle itiraz ediyorsunuz??
benim üzerinde durdugum buydu..
bunun yanlis oldugunu anlamaniza sevindim..
tekrar edersek
1- ortada 9 yasinda evlendigine dair
kesin denebilecek
bir kanit yoktur (bazi rivayetlere göre Aise evlenmeden önce nisanli oldugunu bildirmekte, bide buradan yakiniz))
2- 9 yasinda evlenmis olsa bile
bunu o dönemin siradan bir gelenegi gibi algilamalisiniz.
3- cariyelik/kölelik
akraba evliligi
ve
cocukla evlenmeyi
ayni kategoride degerlendiremezsiniz,
hem
Kuran da cocuklarla evlenin diye bir seyde gecmez ki??
kölelik ekonomik yapiyi olusturan ve etkileyen bir seyken
akraba evliligi kücük capli kabilelerin vazgecilmeziydi
cocukla evlenmek diye bir sey var ise
bu o zaman icin normal sayilmaktaydi...
Kuran eğer tüm zamanlara hitap eden değerler koyan bir kitap ise, bu durum Kuran için geçerli olmamalıdır. Yani eğer çocuklarla evlilik, kölelik-cariyelik veya akraba evliliği 620 yılında "helal" ise, 2620 yılında da "helal" olmalıdır. Aksi takdirde Kuran, her döneme hitap eden bir kitap olma özelliğini kaybeder.
hala muamelat ve yöntemi karistiriyorsunuz.
eger Kuran icindeki tüm olaylar ve anlatilar
bir örnek teskil etme amacindaysa
o örnekler
duruma, yere ve zamana göre tüm zamanlari ve insanlari kapsayici olur.
bunu anlamak zor degil ki??
kölelik tavsiye edilen birsey mi ki
2620 de gecerli olsun?? (hata 1)
cocuklarla evlilk tavsiye edilen birsey mi ki
2620 de gecerli olsun?? (hata 2)
ayrica
tarihi dikkate almadan
karalamak istiyorsaniz
9 yasinda evlenmis bir pedofili iste
deyip keyfi olarak gecistirirsiniz.
2620 yilinda olsanizda
o örnek sizi kapsar..
eger zorunlu bir sekilde
yalitilmis bir toplumda yasiyorsaniz
akrabanizla evleneceksiniz
hic sansiniz yok))
merak etmeyin
o kücücük riski
gönül rahatligiyla alacaksiniz.
tarihe bakış açısıyla diğer örnekleri incelersek, o zaman eşcinselliğin, kız çocuklarını toprağa gömmenin veya yamyamlığın da haram olmadığını iddia edebiliriz
Allah Allaah
durun hizinizi kesmeyeyim
bende biseyler eklim
-adam öldürmek
-tecavüz etmek
......
....
..
sanki escinsellige
cocuklari topraga gömmeye
ve yamyamliga prim/izin verilmiste.
tarihin bakis acisina göre degerlendirin dedikse
olan biten herseyi normal karsilayin demedik kardsesim)))
daha bunun teknik ayrimini yapamiyorsaniz
ugrastirmayin bizi.
İngiltere'de Elthon John erkek sevgilisiyle evlendi. İslamiyet'ten bu yana devir değiştiğine göre tarihsel olarak bunu eleştirmememiz gerekir. Değil mi? Siz Eltohn John'un düğününe katılır mıydınız sayın XSI?
dikkat ediyorum
hep ayni bakis acisiyla benzer hatalara düsüyorsunuz
1- Islam da escinsellik yasaktir
2- Islamda topraga gömerek kiz öldürmek yasaktir.
Elton John un dügününe katilmam
igrenc birsey bana göre.
elestiri yapalim biraz
bunun ne topluma
ne de insanliga faydasi vardir.
bide cocuk edinme hakkini kazandilar mi
tamamdir o zaman..
güle oynaya alkislarsiniz artik...
İşinize geldiği zaman batı tezlerini kabul ediyor, gelmediği zaman reddediyorsunuz
bati tezi dogruysa alirim
dogu tezi yanlissa almam
bu kadar basit..
anlasilmayacak birsey yok ki ortada??
Kölelik konusuna geri dönersek, İslamiyet'in köleliği kaldırmaması veya kaldıramaması (hangisi doğruysa) bu kurumu toplumlar içinde kökleştirmiştir ve meşru hale getirmiştir
Bu nedenledir ki yüzyıllar boyunca kölelik ve cariyelik İslam ülkelerinde asla kaldırılamamıştır
nihayet Isla min köleligi benimsemeyip reddettigine kismende olsa ikna oldunuz
simdide neden beceremedi kaldirmayi diye hayiflaniyorsunuz))
ben ayni gerekce ile suclayacak cok sey bulurum..
Bugün bile kalkıp bir din uleması "ben köle edineceğim, nasıl olsa kuran'da yazıyor" dese, buna verebileceğimiz bir cevabımız yoktur.
kimse demez
diyen carpitma yapmis olur..
müslümanlarin arasinda bagnaz insan vardir.
bu bagnazlara engel olmak isteyen müslümanlar daha coktur merak etmeyin..
Diğer bir konu ise belki "Ensest" kelimesini belki rahatsız edici buldunuz, o zaman "akraba evliliği" tabirini kullanalım. Kuzen evlilikleriyle ilgili ısrarınız da gerçekten komik, günümüzde çoğu ülkede kuzen evlilikleri kanunla yasaklanmıştır. Etik olarak yanlış olduğu için değil, ama sakat doğum ve genetik sorun oranlarını artırdığı için. Bu konuyu daha fazla tartışmayı gerçekten gereksiz görüyorum, tüm bilimsel kantılara karşın, kuzen evliliğinin doğacak bebek açısından zararlı olduğunu kabul etmek istemiyorsanız yapabileceğim birşey yok
sirayla gidelim
1- demek ki batinin taktigi ismin bir önemi yokmus
sükür ki buna ikna oldunuz..
Shakespeare olmasaydi
napardim ben))
2- kuzen evlilikleriyle alakali bir israrim olmadi
bunun anadoluda normal karsilandigini
buna ragmen bizde böyle bir adet olmadigini
söyledim..
yukarida yazdiklarimi tekrar yapistiriyorum..
carpitma yapmayalim pls.
----genetik sakatlik vb. savlar cok kücük degerlerle yorumlanir.
sadece yanlis genlerin karisma olasigi cok kücük ihtimalde olsa daha fazladir denir.
ve buna ragmen
her akraba evliliginde bu sakatliklar olmaz..
ensest iliskinin oldugu bir gen havuzunda
ensest iliskinin olmadigi bir gen havuzuna oranla
daha az sakat birey dogabilir.----
bati bu ihtimali göz önüne alarak yasaklamistir.
ama bu
bir toplumu genetik sakatligin önüne geciremez.
saglam bireylerden bile sakat cocuklar dogmakta.
buna karsin
eski misir ve roma da
geleneksel olarak
kiz ve erkek kardesler
evlenir
ve saglikli prens/prensesler dünyaya getirirlerdi.
konuya dönersek
akraba ile evlenme hususunda
2620 yilinda olsanizda
eger zorunlu bir sekilde
yalitilmis bir toplumda yasiyorsaniz
akrabanizla evleneceksiniz
hic sansiniz yok))
merak etmeyin
o kücücük riski
gönül rahatligiyla alacaksiniz.
gelelim en önemli meseleye
Islam da helal olan
veya
haram olmayan
bir cok sey
kisinin veya toplumun bünyesine zarar verebilir.
kisi veya toplum
o sey helal olsa
veya haram olmasa bile
onu yapmaktan men olunur.
sagligi korumak caiz ve hatta sart ise
zorunlu hallerde (yalitilmis kabile düzeni gibi) helal olan
veya haram olmayan (akraba evliligi) seylerden uzak durulur..
mesele bu kadar basittir.
Yazan: XSI Tarih: January 12, 2006 10:46 PM
Son kez düşüncemi söylemek isterim ki, bence islamiyetin başlıca eksikliği/kusuru yukarıda yazanlardan hiçbirisi değildir.
En önemlisi, insana sadece "insan" olduğu için değer vermemesidir
hümmm..
ilginc bir düsünce
peki
Mevlana
Bektasi
ve
Yunus gibiler
neden sizin gibi düsünmedi dersiniz??
Yazan: XSI Tarih: January 12, 2006 10:48 PM
Ataman bey,
Ben sizin ileri sürdüğünüz gibi "dinlerin iclerinden ciktiklari toplumun sosyal kurallarinin yansimasi oldugu seklindeki Marksist tezleri" kabul etmedim. "Allah'ın insanlar için belirlediği ahlaki ilkeler evrenseldir, ancak bunların farklı tarihsel şartlara göre farklı ifadeleri olabilir" dedim. Yani dinin toplumsal şartların ürünü olmadığını, ama bunları göz önünde bulundurduğunu söyledim.
Siz tümüyle farklı bu iki yorumu birbirine benzer gösterip, beni söylemediğim şeyleri söylemiş gibi göstermeye çalışıyorsunuz.
Aynı şekilde ben İslam'ın toplumları değiştirmediğini söylemedim, "İslam'ın indirilme amacı, toplumlarda devrimsel değişiklikler yapmak değil, insanları Allah'ın yoluna iletmektir" dedim. Devrimsel değişim yapmakla, değişime yol açmak farklıdır. Islam insanları dönüştürür, bu da elbette önemli toplumsal sonuçlar doğurur. Ben bunun sonuçların her konuda "devrimsel" olmadığını vurguladım.
Burada da yaptığınız, her dediğimi farklı bir anlama çekip, sonra da onun üzerinden saldırıya geçmek.
Bu ise, ya ciddi bir anlama sorununun ya da samimiyetsizliğin göstergesidir ki, her ikisi de yazdıklarınıza cevap vermenin zaman kaybı olduğu anlamı gelir.
Oysa fazla zaman kaybetmek istemiyorum.
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 12, 2006 11:49 PM
Değerli Arkadaşlar
İnsanların bazıları çok küçük bir şeyle Ayetlerden yani delillerden hidayete varır,kimileri ise yine Kuran-ı Kerim de belirtildiği gibi gökten kapı açılmasını diler,açılsa bile biz muhakak büyülendik diyecektir durum bu ise hakikaten zaman kaybetmiyelim,bırakalım damızlık ırklar birilerinin,insan olmanın faziletide bizlere kalsın herkes mutlu olsun.sevelim sevilelim bu Dünya Marx'a da kalmadı Şanlı Kanuni'yede...
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 13, 2006 03:24 AM
Mustafa Bey,
Kolelik ve cariyelik gibi bir kurum kotudur, insanlik onuruna aykiridir, hos gorulemez. Bu bugun de oyledir, dun de oyleydi. Eger oyle olmasaydi, iki bin yildan daha eski Spartakus ayaklanmasi bugun hala destan gibi okunmaz, filmleri yapilmazdi.
Siz isinize geleni goruyor, isinize gelmeyeni gormemezlikten geliyorsunuz. Islam'in tepeden tirnaga her turlu sosyal konudaki hukumlerini bir anda yok sayiyor, "Islam toplum hayatinda devrimsel degisiklikler yapmak icin gelmedi" diyebiliyorsunuz. Boyle bir seyi ilk defa sizden duyuyorum. Sizin bu sozlerinizi bizzat Kur'an yalanliyor, "Allah'in indirdikleriyle hukmetmeyenler kafirdir" diyor. Madem Islam dediginiz gibi bireysel inanc ve ahlak ilkelerinden ibarettir ve ancak bu yolla toplumu dolayli olarak degistirmeyi ongorur, o zaman neden Allah'in indirdikleriyle hukmetmek farz olsun? "Allah'in indirdikleriyle amel etmek" derdi o zaman kitapta, hukmetmeyi hic karistirmazdi.
Allah'a inanmak, ibadet etmek, o kitapta yazilana uygun olarak amel etmek yetmiyor. Ayni zamanda onun toplumsal kurallarina da uymak gerekiyor. Peki ya sunnete, fikiha ne diyorsunuz? Koskoca fikih diye bir "ilim" var. Onu gecersiz mi sayiyorsunuz?
Kaldi ki eger dediginiz gibi Islam'in amaci teker teker insanlari Allah yoluna ileterek dolayli yoldan toplumlari degistirmekse, bunun sonuclari ortadadir: koca bir basarisizlik ve aci bir husran! Ister "devrimsel", ister "dolayli" yoldan olsun, Islam'in iyi yonde donusmus, baskalarina ornek gosterilecek toplumlar olusturdugu kesinlikle soylenemez.
Gelinen nokta budur: Islam ulkelerinin durumu ortadadir, aralarindan tartismasiz en iyisi de Laik Turkiye'dir. Dine sarilmak ve onun hukumlerini tavizsiz uygulamakla degil, ondan mumkun oldugu kadar uzak kalmak, insanlarin vicdanlarinda birakip, dunyasal islere, tolum hayatina kesinlikle karistirmamakla adam olunuyor.
Bir de isin felsefi boyutu var. Madem Allah her seye kadir, her seyin yaraticisi, o zaman nasil oluyor da koleligin "zorunlu" olmadigi bir tarih yaratamiyor? Insanlarin parayla pazarlarda satilmadigi, dort tane yasal hur es yanisira zenginlige gore sinirsiz sayida cinsel kolenin (cariye) hediye alinip verilmedigi bir toplumsal duzeni yaratmak elinden gelmez miydi? Toplumu bu sekilde yaratmak "zorunda" miydi Allah? Allah'in yarattigi toplumsal duzenin kurbanlarinin ne gunahlari vardi?
Kolelik bugun ortadan kaldirilip bir gun dinlerin de firlatilacagi tarihin coplugune atildiysa, bu rahiplerin, papazlarin, brahmanlarin, hahamlarin, imam ve sozumona alimlerin destekledigi cagdisi rejimlere baskaldirilarak gerceklesti. Insanligin her turlu atilimda, gerceklestirdigi her devrimde istisnasiz karsisina din cikarildi. Ve insanoglu tarih boyunca dinlere itaat ederek degil, onlara bas kaldirarak, emirlerini cigneyerek, fetvalarini yirtarak bugun eksik buldugumuz esitlik ve ozgurluge kavusabildi.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 13, 2006 08:43 PM
Sayin Mustafa Ajlan Bey,
En cok Turkoloji Enstitusu nerede vardir diye sorarken herhalde Macaristan'i kastettiniz. En cok Turkoloji enstitusunun Macaristan'da olmasi Macarlarin Turkler hakkinda her dedigini dogru yapmaz, bu bir. Arti, Ural-Altay dil ailesi kuramini ortaya atan da Macar turkologlardir, bugun bu kurami elestirenlerin onemli bir kismi da.
Artik cagdas dilbilimciler, Ural-Altay dil ailesi tezini cogunlukla reddediyorlar. Ural ve Altay dillerinin birbirinden bagimsiz dil obekleri oldugu konusunda cogu birlesiyor.
http://www.bartleby.com/65/ur/UralAlt.html
http://en.wikipedia.org/wiki/Ural-Altaic_languages
http://www.helsinki.fi/~jolaakso/fufaq.html
http://homepage.univie.ac.at/Johanna.Laakso/fu_tu.html
Ozellikle bunlardan sonuncusuna dikkatinizi cekerim. Finli bir bilimadami olan Johanna Laakso'nun Turkce ile Fince'nin akraba olup olmadiklarina iliskin aciklamasini okumanizi tavsiye ederim.
Sumercenin eklemli bir dil oldugu dogrudur. Ama bir dilin eklemli olmasi o dilin Turkce ile akraba oldugunu gostermez. Turkce ile hicbir ilgisi olmayan bir cok dil eklemlidir. Ornegin Dravidyen dilleri, Filipince, Malezyaca, Madagaskar dilleri, Hawai, Maori ve diger butun polinezya mikronezya dilleri eklemlidir. Hatta sizin gibi bundan yola cikip Sumerce'nin bu dillerle akraba oldugunu iddia eden baskalari da var:
http://www.geocities.com/Tokyo/Temple/9845/sumer.htm
Ornegin Gurcu dili de eklemlidir ama kimse Gurcu dilinin Turkce ile akraba oldugunu one surmez.
Ayrica, "anne", "baba" gibi bir kac sozcuge bakilip bunlarin ortak olmasinin dillerdeki akrabaligi gosterdigi one surulemez. Anne ve baba, cocuklarin en once ogrendigi sozcuklerdir, dolayisiyla bunlarin her dilde kolay soylenir, arka arkaya tekrar eden hecelerden olusan kisa sozcukler olmasi beklenir. Bunlarin bir cok dilde cakismasi da dogaldir.
Ataturk zamaninda, ozellikle, Turkleri Anadolu'da isgalci olarak goren Avrupalilara karsi, Anadolu'nun ilk sahipleriyle Turkler arasinda ilgi kuran bu turden savlara yakinlik gosterildigi dogrudur. Ancak unutulmamalidir ki, Ataturk bir bilim adami degil, bir devlet adamidir.
Sumer dili ile ilgili bilgi icin:
href=http://en.wikipedia.org/wiki/Sumerian_language
NLP konusuna gelince, verdiginiz kaynak "alternatif" bilimler basligi altinda, "biofeedback", "el yazisi analizi", "parapsikoloji", "frenoloji", "yeni cag-New Age" altgurubu altinda ise, "Simya", "Astroloji", "duyu otesi algilama", "hipnoterapi", gibi obur sarlatanlik dallarini da sayiyor.
Bu arada Yale University'de okutulan NLP sizin sandiginiz, "Neuro-Linguistic Programming" degil, dogal dillerin bilgisayarlar tarafindan islenmesi demek olan "Natural Language Processing".. Yani bu NLP baska bir NLP.
Ayrica "Duygusal Zeka" gibi moda konularda yazilmis kitaplarin cok satmasi, icinde yazanlarin dogrulugunu gostermez. Dunyada en cok satilan kitabin Incil olmasinin Incil'in dogrulugunu kanitlamadigi gibi.
NLP, zenginlere "yasam koclugu" yapip paralarini tirtiklamak, daha az zenginlere de hokus pokus kitaplari pazarlayip yine paralarini tirtiklamak uzere, uyaniklar tarafindan ortaya atilmis onlarca benzeri gibi, sahte bilimlerden birisidir.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 13, 2006 09:49 PM
Sayın Ertugrul
Bu iş güzel Türkçemizle olmuyor anlamıyorsunuz yada anlamak istemiyorsunuz olsun bide bu dili deneyelim ne dersiniz?yetinmezseniz bende en az 866 daha kaynak var memnuniyetle yolarım çoğunu.
ANCIENT TURS/TURKS OF TURAN AND THEIR LEGACIES TO THE WORLD
("Sumerians" - Ancient Turanian Tur/Turk people)
By
POLAT KAYA
(Copyright (c) 1999 Polat Kaya)
INTRODUCTION
In starting this section that I call ANCIENT TURANIANS PART-I, I would like to introduce a concept that has been the cause of my suspicion for a long time regarding the originality and independent development of some languages. Let me introduce the concept called, "ANAGRAMMATIZING".
ANAGRAMMATIZING
As most of you may know, there is a term in English called "anagrammatize" which comes form the word "anagram" meaning "1 A WORD OR PHRASE FORMED BY TRANSPOSING THE LETTERS OF ANOTHER WORD OR PHRASE. 2 A GAME IN WHICH THE PLAYERS MAKE WORDS BY TRANSPOSING OR ADDING LETTERS." [EBWLD, 1963, Vol. 1, p. 52]. It is my finding that this very innocent sounding game has been used as a technique to manufacture new languages from ancient and recent Turkish words/phrases. In other words, the ancient Turkish language, which was a widely spoken language over a vast geographic area since very ancient times, has been used as a data base to manufacture other languages. And in this game, most likely, the religious people have been the primary players. Turkish words and phrases have been broken down, parts transposed, changed, deleted, vowels dropped or replaced with other vowels, some of the consonants changed to other related consonants, even new consonants and vowels added, and the resulting mixture is all concatenated into one word which becomes a word of a new language. To top it all off, even the pronounciation has been altered.
This thechnique of breaking words and phrases is known by the word "ANAGRAM" which itself appears to be formed from the Turkish phrase "ONU-GIRAM" (GIRMAK/KIRMAK fiilinden) meaning "let me break it" - contrary to given etymologies of "ANAGRAM" in the dictionaries. After anagrammatizing the original Turkic word or phrase, the meaning of the original Turkic word and/or phrase is mostly maintained, however, in a rather disguised manner.
The ancient Greek name for this is "anagrammatismos" [1] [Websters Collegiate Dictionary, Fifth Edition, 1947, p. 38]. ANAGRAMMATISMOS
In this case, the Turkic phrase "ONU-GIRAM" has been used as the root of the new word which is similar to Turkish "onu-kirma". MA is one of the suffixes of Turkic languages which is a duality word, that is, it is both negative and positive. Thus when it is used after the stem of the verb, it gives two meanings. For example Turkish OKU is the stem of the verb "OKUmak" meaning "to read". But the term OKU-MA has two meanings: a) "okuma" as a noun means: "reading"; b) "okuma" as a command means: 'do not read". Thus in order to differentiate the real meaning, one has to consider the context in which it is used. This is one of the most unique aspects of the Turkish language.
MA also means "magnificent" which is an adjective to describe the magnificance of the Sky-God or anything that deserves to be described as "magnificent". In Turkish OGUZ-KAGAN Destani (epic), Oguz-Kagan uses MA as an adjective to describe the Moon as "magnificent." The moon was the ancient Turanian Moon-God (Ay-Tanri). Ma/Mah (also meaning "moon" in ancient Turkish) has been used in the middle east at least since the time of the Sumerians. The word is also found in Sumerian as MA/MAH meaning "high, exalted; as verb, to be or make great" [2] [C. J. Gadd, "A Sumerian Reading - Book", Oxford at The Clarendon Press, 1924, p. 187.]
In the process of anagrammatizing, certain letters are used as camouflage letters. For example, the letter I (ay) is one such letter. It can be the letter I of the text, but it can also represent the Turkish numeral one ("BIR"), that is, I is the symbol representing the Turkish word "bir". Thus if the original intent was Bir (one), but it is now read as the letter I, the meaning becomes obliterated and unrecognizable. For example in the Turkish word BORI we have a disguised situation. In one hand BORI means "wolf" (Tr. KURT) - a national logo of Turkic peoples. However, the hidden form of the word BORI is "BIR-O" which is a name of the ancient Turanian sky-God (Gök-Tanri). Of course Gök-Tengri is also the national god of all ancient and present Turanians. So BORI is also a logo for the One-Sky-God "BIR-O". By the way, the reverse of the Turkish word KURT is TRUK TURUK TURK.
The letters Y and V were the letter U in their original form. The Turkish sound "sh" was mostly anagrammatized as "S". The W (uu) and X (ks and kh) were also disguising letters. Please take a look in Encyclopaedia Britannica , 1963, Vol. 1, under the entry of "ALPHABET". Additionally, many suffixes of the Turkish language were anagrammatized into different forms. For example the suffix LOGY assumed to be from Greek is actually derived from the ancient Turkish "OLGU" meaning "created". The Turkish phrase "KAN-HAN-IDILER" (KUN-HAN-IDILER) meaning "they were the Sun-Lords" becomes "CAN-AAN-ITES". Thus, Turkic suffix "IDIS/IDIZ/IDILER" becomes the suffix "ITES" in some languages. And again the Turkic past tense verbal suffix, "dI, di, du, dü and idi" meaning "was" becomes suffix "ed" as in English.
Thus anagrammatizing ancient Turkic languages into new ones must have been a big activity in the past as Akkadians anagrammatized the Turanic Sumerian language into so-called "Akkadian". Similarly the ancient Greeks anagrammatized ancient Turkish (i.e., Pelasgian, Saka, Trojan, Ionians [Ay-Hans] ) into the language presently called "Greek".
Since Turkic languages are agglutinative, the technique of anagrammatizing was known and was being used by the Turanians themselves in generating new terms used to express titles for deified kings, major reference points such as mountains, rivers, seas, new concepts and various important situations in their language. For example when they joined two words together and two vowels ended up side by side, they would either drop one or insert a connecting consonant. However, the non-Turanians took the technique and generated new languages for themselves. Probably it was the Akkadians who first started this to create a so-called Semitic "Akkadian" language from the Turanian Sumerian. In the first millennium B.C. and also A.D., the ancient Greeks, Latins and Hebrews must have been quite busy in anagramatizing Turkish for their own purposes.
It is interesting to note that even the term "millennium" is an anagrammatized Turkish phrase: MILLENNIUM
When scholars try to find correspondences between Turkish words and words of other languages, they are generally looking for a one-to-one correspondence. This generally gives unsatisfactory results, Yet if they compared foreign words with Turkish phrases as being the possible source, they would be far more successful. However, knowing Turkish alone is not sufficient. The researcher should also have familiarity with Turkic cultures as well.
After five years of research, it is my finding that the so called Indo-European and Semitic languages have been manufactured from Turkish. I am aware that what I say has very far reaching consequences for the linguists to investigate. Please bear with me.
All of us have been taught, erroneously and intentionally, that Turks came to the stage of history only during the last 2000 years. This is not the truth. Such a claim has been perpetrated so that modern Turks completely forget their ancient TUR ancestry. Written material emphasizes this aspect in order to obliterate the presence of Turs/Turks in ancient times. The culture and civilizations of ancient Turs have already been divided among peoples that had no relations with the creations of those cultures. Now they claim them as their own. The reason for this is that ancient Turanians gave the world most of the civilization that we use at present. Contrary to the established false beliefs, the Turkish speaking Turanians have been all over the world since very ancient times. This glorious past of ancient Turkic speaking Turanians has indeed been the cause for envy of many groups. For that reason the ancient and present Turanians have been the subject of verbal and in many cases physical abuse. It can be said that most extinct languages are the Turanian languages spoken by ancient Turanians in various parts of the world. For instance Sumerian, so-called "Egyptian" (originally "Masar" not "Egypt"), the so-called Phoenicians whose names were Turkic "Kün-Hans (Kan-Hans), and many more. Most of them will be discussed in time.
CONFUSING THE TURANIAN LANGUAGES
In the vast world of ancient Turanian geography, each Turanian group developed cultures which were essentially the same, but different only in some details. This whole Turanian world spoke one language and one speech as reported in Genesis 11:1. Although the identity of that "one language" the world spoke was left blank, it is clear in many ways that that language was the "Turkish language" that all the so-called ancient "pagans" spoke. This ancient Tur language probably had many dialects. Evidently this unique and all encompassing superior culture was not well taken by some envious non-Turanians who decided to confuse this unique 'one language'. This idea was put into the holy books as if it was an order by God himself so that it could be religiously fullfilled. In the Old Testament Genesis 11:1-9, the following is stated: [3] ["New World Translation of the Holy Scriptures" rendered from the Original Languages by the New World Bible Translation Committee, 1984.]
"1 NOW ALL THE EARTH CONTINUED TO BE OF ONE LANGUAGE AND OF ONE SPEECH. 2 AND IT CAME ABOUT THAT IN THEIR JOURNEYING EASTWARD THEY EVENTUALLY DISCOVERED A VALLEY PLAIN IN THE LAND OF SHINAR, AND THEY TOOK UPDWELLING THERE. 3 THEY BEGAN TO SAY, EACH ONE TO THE OTHER: "COME ON! LET US MAKE BRICKS AND BAKE THEM WITH A BURNING PROCESS." SO BRICK SERVED AS STONE FOR THEM. 4 THEY NOW SAID "COME ON! LET US BUILD OURSELVES A CITY AND ALSO A TOWER WITH ITS TOP IN THE HEAVENS, AND LET US MAKE A CELEBRATED NAME FOR OURSELVES, FOR FEAR WE MAY BE SCATTERED OVER ALL THE SURFACE OF THE EARTH.
5 AND JEHOVAH PROCEEDED DOWN TO SEE THE CITY AND THE TOWER THAT THE SONS OF MEN HAD BUILT. 6 AFTER THAT JEHOVAH SAID: "LOOK! THEY ARE ONE PEOPLE AND THERE IS ONE LANGUAGE FOR THEM ALL, AND THIS IS WHAT THEY START TO DO. WHY, NOW THERE IS NOTHING THAT THEY MAY HAVE IN MIND TO DO THAT WILL BE UNATTAINABLE FOR THEM. 7 COME NOW! LET US GO DOWN AND THERE CONFUSE THEIR LANGUAGE THAT THEY MAY NOT LISTEN TO ONE ANOTHER'S LANGUAGE. 8 ACCORDINGLY JEHOVAH SCATTERED THEM FROM THERE OVER ALL THE SURFACE OF THE EARTH, AND THEY GRADUALLY LEFT OFF BUILDING THE CITY. 9 THAT IS WHY ITS NAME WAS CALLED BABEL, BECAUSE THERE JEHOVAH HAD CONFUSED THE LANGUAGE OF ALL THE EARTH, AND JEHOVAH HAD SCATTERED THEM FROM THERE OVER ALL THE SURFACE OF THE EARTH."
One meaning of this statement is that the people who wanted to confuse this "one language of the world" evidently did not have a language of their own. Otherwise they would not want to confuse that "one language of the world". Additionally, those who wanted to confuse this one-language of the world were also speaking the same language. If they spoke another different language, then there would be more than one-language being spoken in the world. That one-language that the world spoke was the Turanian Turkic languages, that is, at least the language of Sumerians. The purpose of this rather extremely ill meaning suggestion to confuse the existing one-language of the world was to destroy not only the language but also the people who spoke it and used it in creating the most magnificent civilization of the ancient world. Of course the confusers not only confused that one-language but also obliterated, in time, most of the people who spoke that language. In the meantime, the confusers adopted and took all the civilization created by the Turanian peoples and declared it to the world as their own.
Additionally, no God speaks to any mortal and gives instructions to confuse a language that men use continuously in their daily life. Gods are not supposed to do this sort of thing.
On the other hand, it appears that this religious justification was the main reason for confusing and eliminating the ancient Turanian languages during at least the last 2,500 years or even earlier. It is most likely that the so-called religious peoples and their messengers were given the task of fulfilling this confusion process over a long period of time. This confusion of the ancient Turkic languages was done by way of "anagrammatizing" the Turkic languages to generate new languages. This resulted in many languages - such as the so-called Indo-European and Semitic languages and others. In this "cut, alter and paste" method, the ancient Turkish language of the world was used as the source data base. This ancient game started much earlier than the time of arrival of the Seljuks and Ottomans in the Middle East. The same technique has also been used by the ancient Greeks and Latins to create the so-called "Greek" and "Latin" languages from which supposedly other Indo-European languages sprang.
I claim that the ancient native peoples of Europe spoke Turkic throughout the continent. The making of Indo-European languages in Europe was probably accelerated after Christianity was established. By the time they finished, not many ancient Turkic speaking Turanian peoples were left un-altered in identity, language and religion. So what happened to these ancient Turanian peoples and their languages in Europe? It seems that when the Indo-Europeans took control of the lands throughout Europe from the Turanians, the ancient Turanians were all assimilated and their languages were used as a resource to create new "Indo-European" languages. The assimilated Turanians lost their ancient TUR language and TUR identity. Those who resisted were eliminated by force.
TURANIAN
The term 'Turanian' may not be a clear one for the reader. One of the definitions by the Encyclopaedia Britannica World Languages Dictionary (EBWLD) under the entry TURANIAN gives the following: [4] [EBWLD, 1963, Vol. 2, p. 1353.]
"TURANIAN. OF OR PERTAINING TO A LARGE FAMILY OF AGGLUTINATIVE LANGUAGES OF EUROPE AND NORTHERN ASIA, NEITHER INDO-EUROPEAN NOR SEMITIC, SPECIFICALLY KNOWN AS THE URAL-ALTAIC LANGUAGES, OR ANY OF THE PEOPLE WHO SPEAK THEM. AS NOUN. 1 ONE WHOSE MOTHER TONGUE IS A URAL-ALTAIC LANGUAGE; A PERSON OF URAL-ALTAIC STOCK. 2 THE URAL-ALTAIC LANGUAGES COLLECTIVELY. 3 THEORETICALLY, ONE OF AN UNKNOWN NOMADIC PEOPLE WHO ANTEDATED THE ARYANS IN EUROPE AND ASIA. [
In this definition, the reference is made particularly to Central Asia (Turan) which was the homelands of ancient Turs/Turks; this is an already accepted fact. Hence people from Turan are called the Turanians. In this definition it must also be noted that Turanians are Turkish/Turkic speaking peoples and have been so for a very long time. Although the term Turan refers to rather a limited area in Asia, it is actually much larger than that. Turanians have migrated all over the world in ancient times. In the above given definition we note the statement saying that: "THEORETICALLY, ONE OF AN UNKNOWN NOMADIC PEOPLE WHO ANTEDATED THE ARYANS IN EUROPE AND ASIA. [
This last statement highlights, in a diluted fashion by using the term "theoretically", a most important fact - that the Turanians existed in Asia and Europe before the so-called "ARYANS" (Europeans) came - and one of those Turanians were the Saka Turs/Turks. Indeed starting probably some 20,000 years ago towards the end of the last Ice Age, the Turanians must have started their migrations from their homelands in Asia to the rest of the world. The Native peoples of the Americas are examples of these early migrating Turanians. The migrations most likely happened in many waves. Turanians spread to the rest of the Asian continent at the east, west, north and south since very ancient times. Additionally they went to Europe and Northern Africa. The ancient so-called "Mesopotamian" world and the rest of the Middle East were the most prominent cultural centers of ancient Turanians in addition to Central Asia. They went to the sub continent of India since very early times and blended there with the native peoples. Similarly the Central Asians went to China and established themselves there and then blended with the native peoples. It was probably because of this boundless tolerance for others that most of the ancient Turanians became extinct peoples by being totally assimilated and/or annihilated by other groups.
Additionally, the term "nomad" applied to Turanians is disinformation and intended as a putdown rather than expressing the facts. On the face of it, it means "one of an unsettled, wandering people, tribe, or race" implying that such peoples had no land of their own. This is far from the truth regarding Turs/Turks in spite of the fact that, with their horse riding culture, they were a very mobile people. However that does not mean that they were landless and wandering people. They not only had vast lands in Asia, Europe and Africa, but they also invented living in the enclosed quarters. The fact is that it was the ancient Turs/Turks who gave the world the concept of living in such an environment. The so-called "civil" meaning "living in houses" is a term that has been anagrammatized from the Turkic word "IVCIL / EVCIL" meaning "tamed; living in house". This we will discuss in detail later. So the term "NOMAD" as applied to Turs/Turks is a misnomer used against the Turs/Turks by those who themselves were indeed landless roaming peoples. But turning the tables around is a very clever trick used against the Turs/Turks.
SUMERIANS
The name Sumer is an Akkadian name for the TUR people who called themselves "KI-EN-GI(R)".
In his book entitled "A Manual of Sumerian Grammar and Texts", John L. Hayes [5] [John L. Hayes, "A Manual of Sumerian Grammar and Texts", Undena Publications, Malibu, 1990, p. 48.] notes the following:
"KI-EN-GI THIS GEOGRAPHICAL NAME (GN) IS ALWAYS WRITTEN SYLLABICALLY. THE ETYMOLOGY IS UNSURE; THIS IS DISCUSSED BELOW. THE WORD ENDED IN A /R/, NOT REFLECTED IN THE SCRIPT. THE AKKADIAN EQUIVALENT OF KIENGI WAS SHUMERU. THIS AKKADIAN WORD MAY BE A DIALECTAL PRONOUNCIATION OF THE WORD KIENGI(R). THE ENGLISH WORD "SUMER" IS USUALLY THOUGHT TO DERIVE FROM THE AKKADIAN FORM.
THE FIRST APPEARANCE OF KI-EN-GI IS IN AN INSCRIPTION OF ENSHAKUSHANNA OF URUK (WHO RULED APPROXIAMATELY 2432-2403 BC) WHO REFERS TO HIMSELF AS: EN-KI-EN-GI LUGAL-KALAM-MA, "THE LORD OF SUMER, THE KING OF THE LAND".
The Turkic names such as KYRGYZ (KIRGIZ / KORGUZ and also KIEN-KUN) [6] ["Türk Dünyasi El Kitabi" by Türk Kültürünü Arastirma Enstitüsü, Ankara, 1992, Vol.1, p. 150], and UIGUR (House of KOR), HUNGAR (KUN-KOR) (Sun-Fire) and in BULGAR (aBa-ULu-GOR) and in KORE / KOREA (KOR ÖY) (House of Fire), etc.. referring to their ancient Turanian religion of SUN-GOD (KÜN-TENGRI) worshipping. The name KI-EN-GI(R), (Akkadian SHUMERU
John Hayes also notes [page 48] the name KI-EN-GI being in the inscription of ENSHAKUSHANNA OF URUK and referring to himself as: EN-KI-EN-GI LUGAL-KALAM-MA. The name ENSHAKUSHANNA is a title made up with syllabic Turkic words. It appears to be the concatenation of Turkic words in phrase in syllabic form: "EN-ISHA-AKUS-HAN'NA/NI", that is, (Gök-Ishi-Okus/Oguz-Han'ni) meaning "The followers of Oguz-Han the Light of Sky) indicating that king ENSHAKUSHANNA and his people of KI-EN-GI(R) were Akus/Ogus/Oguz worshipping people. Five years of research has revealed that OGUZ-KHAN was the name of the ancient Turanian trinity Sky-God (Tan-Tengri/Kün-Tengri/Ay-Tengri) and the name Oguz represented the Sun and hence the Sun-God of the ancient Turanians. It is most important here to recognize Turkish Prof. Dr. Bahaeddin Ögel who has given us a treasure-chest full of information in his book entitled "Türk Mitolojisi" (Turkish Mythology) [6b] [Prof. Dr. Bahaeddin Öge, "Türk Mitolojisi", Vols. 1 & 2, Devlet Kitaplari, Milli Egitim Basimevi, Istanbul, 1971]. In his book Prof. Ögel likens Oguz Kagan to God (Tanri) himself. So we find the name AKUS/OGUS-HAN embedded in the name of the Sumerian King ENSHAKUSHANNA. This is most enlightening. It must be noted that the time is 2432-2403 BC. when the name of AKUS/OGUZ-HAN is being used. Thus the Sumerian King titled ENSHAKUSHANNA and his people were Sun-God (OGUZ-KAGAN) followers.
It must be noted that all ancient Turanian king titles are transcribed by scholars as long concatenated words rather than being spelled out in syllabic form. When the ancient Tur/Turk names and titles are spelled in totally joined form, which itself is a form of anagrammatizing, their Turkic identity is lost. Thus it becomes clear that we are face to face with a very subtle game of distorting ancient Turanic titles. If EN-KI-EN-GI LUGAL-KALAM-MA can be spelled out in syllabic form, other Sumerian king titles could also be spelled out in syllabic form which would make their identification quite easy. For example, let us take a look at the title EN-KI-EN-GI(R) LUGAL-KALAM-MA. The title appears to be in three parts:
First part is: EN-KI-EN-GI(R); in Turkic form: HEN / HAN KIENGI(R)/KENGIR meaning "The Khan of KIENGI(R)/KENGIR" (Khan of the Sumerians);
Second part is: LUGAL meaning "KING"; in Turkic form: LUGAL from Turkic "uLU-aGa-AL" meaning "Great Lord AL (SUN)" referring to the "RED-SUN" of sky as the KING. It must be noted that even the modern term "KING" is from the Turkish phrase "KIN-aGa" (Kün-Aga) meaning "LORD-SUN". The Sun (Kin / Kün / Gün in Turkish) is indeed the King of the Sky. When it shines everything else in the sky disappears from sight.
Third part is: KALAM-MA; in Turkic form: "aKa-ALAM-MA" (Aka/Aga Alem Ma) meaning "The Magnificent Lord of Universe".
Thus the title EN-KI-EN-GI(R) LUGAL-KALAM-MA deifies this Sumerian king so that he refers to himself not only as "HAN KIENGI(R)/KENGIR "the Khan of the Land of Sumer", but also the "ULU-AGA-AL" the Sun (Sun-God) and "AKA-ALAM-MA" the Father God of the universe". This type of deifiying ancient Tur/Turk rulers (Kings) was the tradition (TORA / TÖRE) in the ancient Turanian world. Thus the title of the king is: "KING OF KENGIR, SUN-GOD AND THE LORD OF THE UNIVERSE". The ancient Tur/Turk MASARIAN (so-called EGYPTIAN) king names are clear examples of such transcriptions alienated from Turkic. One such example being King AKHENATEN - the ancient Masarian ruler (Pharoah). The Turkic form of the title AKHENATEN is a) AK-HAN-ATA-AN meaning White-Lord-Father-of-Sky referring to the Sun God (Sun); and b) AK-HAN-OT-AN meaning White-Lord-Fire-of-Sky referring again to the Sun. The scholars have claimed wrongly that he was the first Masarian king to claim the Sun as the main deity - which he was not. The Tur/Turk Masarian (so-called Egyptian) Kings were always Sun-worshipping people - just like their ancient KI-EN-GIR (Sumerian) kins. Many scholars already point out that the Sumerians and Masarians were very similar to one another.
Additionally the Sumerian (Ki-en-gi(r)) city name URUK is very much the same as the Turkic URUK / ÖRÜK (örük/örülmüs) meaning "interwoven, built up" as in the case of a city. Uruk was one of the main Sumerian cities. The name is derived from the Turkish verb "örmek", hence, örü, örük, ör/ur, uru, uruk, etc..
In view of all these Sumerian and Turkish linguistic correspondences in the given Sumerian titles and names, if Sumerian and Turkish are not regarded as the same language by scholars, then they are looking for something that is not there.
DRAVIDIAN
Some scholars bring forth the similarities between the DRAVIDIAN and Sumerian languages. Encyclopaedia Britannica World Languages Dictionary [1963, Vol.1, p. 384] defines DRAVIDIAN as follows:
"ONE BELONGING TO THE MOST ANCIENT INDIGENOUS RACE OF SOUTHERN INDIA. A NON-INDO-EUROPEAN FAMILY OF AGGLUTINATIVE LANGUAGES SPOKEN PRIMARILY IN SOUTHERN INDIA AND NORTHERN CEYLON, INCLUDING TAMIL, MALAYALAM, KANARESE, AND TELUGU".
Let us examine the etymology of the name DRAVIDIAN: "DR-AVIDI-AN"
Thus it becomes unquestionably clear that these so-called DRAVIDIANS (TAMIL, MALAYALAM, KANARESE, AND TELUGU) are the descendants of the most ancient Turs of India. This fact may also help to understand the claim that the ancient INDUS culture was also TUR culture. In view of all these findings, it is no wonder that the Turanian Turkic languages and Dravidian (TUR-EVIDI-LER) languages are related to the Sumerian language. Because, all of these peoples were the most ancient TUR peoples of the ancient world before the so called Aryans were around.
Sumerians (KI-EN-GIR / KENGIR) were neither Indo-European nor Semitic, but were Turanians, that is, a Central Asiatic people. Using the Akkadian name "Sumer" rather than their own name "KI-EN-GIR" or "KENGIR" is a very subtle deception. It is also the same for the Tur Phoenicians who are identified as "West Semitic" and also the ancient Tur Masar people of the so-called ancient "Egypt". By such misrepresentations, their Turkic and Turanian identity has been lost, and hence the wrong impression is given to the readers as if they were Semitic peoples, or anyone else except Turs/Turks. Such misrepresentations are not excusable if they are done knowingly, however if the scholars do it unknowingly, then of course they become the innocent victims themselves. It is an injustice to these ancient Turanian peoples who have given so much in terms of civility and culture to the world to be denied their true Tur/Turk identity.
At this point let me add that all of these ancient names of peoples are in Turkish and are named after their ancient Turanian Sky-God. This will be discussed later.
The so-called Akkadian name SHUMERU (SUMER) has the etymology: SHUMERU
Similarly, SUMERIA
In line with ancient Turanian culture, Sumerians also buried horses, gold, silver and earthly artifacts with their dead as did all other Turanians of the time. This was done so because all Turanians were ancestor worshipping people. Findings from the Royal Tombs of UR are proof of this fact. These cultures were Turanian and Turkic. Therefore their language was also Turkic. They were incredibly knowledgeable and were the most advanced people in all fields of life (e.g., their outstanding knowledge of the cosmos, the solar system, the stars, the planets, plants, animals, and ATAOLGU (theology) etc.). Their knowledge was so immense on so many subjects that Zecharia Sitchin thinks that only aliens could have imparted such knowledge to them. This denial view takes the credit away from the ancient Tur/Turk people and gives it to some imaginary aliens.
On the other hand, Samuel Noah Kramer writes by saying "History Begins at Sumer," [8] [Samuel Noah Kramer, "The Sumerians Their History, Culture and Character", University of Chicago Press, 1972, p. vii.], that is, to say, with the (KI-EN-GIR / KENGIR) people.
SOME OF THE CONTRIBUTIONS OF THE KI-EN-GIR/KENGIR (SUMERIANS)
The contributions of the KI-EN-GIR, (like the other Turanians) to the civilization of the world, both in the Old World and in the New World, is so great that anyone denying that fact is making a gross error. Like all other Tur brethrens of Sumerians, they built mountain-like temples so-called ZIGGURAT for their gods. Those who can build buildings like ziggurats are capable of building all kinds of buildings including cities. Thus they were the givers of house building and living in them as the original constructors. Ziggurat is the Akkadian name of huge step pyramid like structures resembling mountains. The name is made up from Turkish phrases describing the ancient Turanian Sky-God. The name has the following etymology:
a) ZIGGURAT
b) ZIGGURAT
Another name for Ziggurat is ETEMENANKI. []9 [Encyclopaedia Britannica, 1963, Vol. 2, p. 950.]
a) ETEMENANKI
b) ETEMENANKI
Thus, in both cases one title refers to both the Sky-Father-God and the Sun-God of ancient Turanians. The so-called name "Akkadian" is also an anagrammatized Turkish phrase indicating that Akkadian was anagrammatized from Sumerian, that is a Turkic language of Central Asia. Akkadians are known to have generated their so-called Semitic language from the Sumerian language.
The Tur peoples and of course the Tur KI-EN-GIR (Sumerians) invented many things for the benefit of human beings. The present world has taken much from the ancient Tur/Turk culture (CULTURE
In fact the ancient Greeks were one of the peoples who prepared the destruction of the Tur identity of the ancient Tur culture. Once the Tur identity was obliterated, then most everyone adopted the Tur civilization as their own.
Turanians domesticated animals such as the dog, horse, sheep and cattle. All these helped to develop Tur/Turk peoples horse riding culture, animal farming and all the milk based products. Wool from their sheep were used in all the needs of clothing, felts were used from making boots to making the coverings of Yurts and fantastically coloured and ornamented carpets.
Sumerians invented the arch and the so-called Babylonians adopted its use from the Sumerians [10] [Anne Terry White, "Lost Worlds The Romans of Archaeology", Random House, New York, 1941, p. 216.]
Sumerians invented the plow thus making farming possible. Sumerians invented the wheel and the cart (kagni) drawn by various animals. Horse pulled chariots are shown on the Standard of Ur.
Sumerians invented the cuneiform syllabic writing system. This was natural for the Sumerian and for other Turs because their Tur language was a phonetic and agglutinative language where syllabic words were joined to each other to make larger words (same as in Turkish).
The Sumerians were the first users of laws. The Babylonian laws on which were based the Hebrew laws that have so greately influenced the modern laws in the world-were built on Sumerian laws, [Anne Terry White, "Lost Worlds The Romans of Archaeology", Random House, New York, 1941, p. 217]. Thus, the original law makers are Turanian peoples contrary to other claims.
The cuneiform writing of the Babylonians was an adaptation of the Sumerian cuneiform. The Sumerians invented writing, [Anne Terry White, "Lost Worlds The Romans of Archaeology", Random House, New York, 1941, p. 217].
The Sumerians invented the school system, book writing, establishing libraries, the postal mail sytem, professional teaching, weaving, etc..
The Sumerians invented musical instruments such as the "harp/lyre" as proven to be the case by the findings from the Royal Tombs of UR.
The Sumerians farmed the fat-tailed sheep [11] [Samuel Noah Kramer, "The Sumerians Their History, Culture and Character", University of Chicago Press, 1972, p. 110.] which is one of the most traditionally grown sheep by Turks in Anatolia, Iran, Azerbaijan and other parts of Asia.
The Sumerians called their lamentation songs "IZKIG" ( Turkic Türkü, Ezik, ezgi" meaning lamentation type of songs). These are the kind of songs that the Turks of Anatolia, Azerbaijan and Turkmens of Kerkük and Musul in present day IRAK still sing and call "EZGI". [12] [Samuel Noah Kramer, p. 207-208].
Even the Babylonian gods were Sumerian gods except that they had different names, [ATW, p.217] [13] [Anne Terry White, "Lost Worlds The Romans of Archaeology", Random House, New York, 1941, p. 216.]
Regarding the alterations of ancient gods and texts by Babylonians, Zecharia Sitchin, the author of the book "The Twelfth Planet" writes:
"THIS USURPATION OF THE ENLILSHIP (LONG AFTER THE INCIDENT WITH ZU) WAS ACCOMPANIED BY AN EXTENSIVE BABYLONIAN EFFORT TO FORGE THE ANCIENT TEXTS. THE MOST IMPORTANT TEXTS WERE REWRITTEN AND ALTERED SO AS TO MAKE MARDUK APPEAR AS THE LORD OF HEAVENS, THE CREATOR, THE BENEFACTOR, THE HERO, INSTEAD OF ANU OR ENLIL OR EVEN NINURTA. AMONG THE TEXTS ALTERED WAS THE "TALE OF ZU"; AND ACCORDING TO THE BABYLONIAN VERSIONS IT WAS MARDUK (NOT NINURTA) WHO FOUGHT ZU."
It is clear that extensive falsification of ancient Sumerian language, history and culture and similarly the Tur/Turk language, history and culture have been made in the hands of perpetrators of forgery in the so-called ancient "BABYLONIA." Even the name BABYLONIA is a misnomer because it is an anagrammatized form of the ancient Turkish phrase "BABa-ULU-HAN-ÖYÜ" meaning "The House of Great Sky-Lord Father" referring to the ancient Turanian Sky-Father God.
Samuel Noah Kramer wrote that: "SUMERIAN RESEMBLES NO LITTLE SUCH AGGLUTINATIVE LANGUAGES AS TURKISH, HUNGARIAN, AND SOME OF THE CAUCASIAN LANGUAGES" [14] [Samuel Noah Kramer, "The Sumerians", The University of Chicago Press, Chicago & London, 1972, p. 306.]. This identification by S. N. Kramer implies that Turkish did linguistically resemble Sumerian. His expression with double negatives was, in a way, an admission of Sumerian and Turkish kinship. My finding is that Turkish not only resembles Sumerian but also is the Sumerian of ancient times. One must compare Turkish and Sumerian not only on a one to one basis, but rather on a Turkish phrase basis.
Having a linguistic kinship with the Sumerian language that existed at least some six thousand years ago implied that Turkish ancestors were as old as the Sumerians and were related to them. The Sumerian words ADDA and AMA for 'father' and 'mother' are the same as Turkish ATA / ATTA and AMA / ANA for "father" and "mother" respectively. There are many Sumerian words that are the same as the Turkish ones. Particularly, when we analyze words with probable anagrammatizing in mind, the number of word / phrase relations increase dramatically.
The Sumerians being non-Indo-European and non-Semitic people and being from Central Asia makes them kin to all other Tur/Turk peoples. In this regard I have many findings myself. Among the Turkish researchers of the Sumerian language, Prof. Dr. Osman Nedim Tuna [15] [Osman Nedim Tuna, "Sümer ve Türk Dillerinin Tarihi Ilgisi Ile Türk Dili'nin Yasi Meselesi", Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayinlari: 561, Ankara, 1990], and Selahi Diker [16] [Selahi Diker, "Ten ~Thousand Years of the Turks "And The Whole Earth Was of One Language"", A Self-Publication, Izmir, 1996] are important names in this regard. Since Hungarians are Turanian Turkic people, Hungarian linguists have also been very active in trying to establish the linguistic tie between Sumerian and Hungarian. Evidently there are also many Hungarian words that show affinity to some Sumerian words. Fred Hamori [17] [Fred Hamori: www2.4dcomm.com/millenia/sumerpg.htm] is one such researcher who has an extensive internet page for his studies in Hungarian and Sumerian relations, with additional information for the Turkish-Sumerian connections.
THE HORSE CULTURE
Among the pictures shown on the Standard of Ur by the Sumerians, we see that Sumerians trimmed the manes of their horses like the Central Asiatic Tur/Turk peoples. They also left well separated bundles of mane (generally three in number) in the mane. This is a Turanian Tur/Turk horse related culture used by all Central Asiatic peoples throughout the ages. They even buried horses with their dead which is a Turanian culture of ancient Turs.
Here are some sample Sumerian words and their Turkic equivalents.
Sumerian
Turkish
Meaning of Col. 2 in English
ABZU (Water God) APa-SU or Aba-ZU Father (God) of Water
ABBA (father) APA / ABA / BABA Father, grandfather
ADDA (father) ADA / ATA / DADA / DEDE Father, grandfather
AGA (crown) AGA / AKA / EKE Lord, Ruler
AMA (mother) AMA / EME Mother
AMA (mother) MEME mother's breast
AMA (mother) EME thing being suckled
AN (Sky) AN (GÖK) Sky, as in TAN (Ata-AN)-Tanri
ANA (Sky mother) AN-A or AN-O It is Sky
ANA (Sky mother) ANA mother
a-na, a-ni
(suffix 3rd person pronoun)
onu or ani
him/her/it
a-na
(interrogative pronoun, what?)
O-ne?
what is it?
ANU (Supreme Sky God) AN-U or AN-O (Gok-O) It is sky
ANU (Supreme Sky God) HAN-U or HAN-O He is Lord of sky
AR (glory, renown) ER (yigit, kahraman) Hero
AS (one, one alone)
AS (Bir, essiz, az)
One, peerless
AS is one of the descriptive names of the ancient Turanian Sky-God (Tan-Tengri / Gün-Tengri / Ay-Tengri)
ASAR (Strong, powerful)
AS-ER / AZ-ER
One man or Peerless man
ASAR/ASER is one of the descriptive names of the ancient Turanian Sky-God (Gök-Tengri), Sun-God (Kün-Tengri) and Moon-God (Ay-Tengri)
BAR (shine, be bright) BIR (Kün-Tanri) Sun (Sun-God)
BAR (shine, be bright)
aBa-AR (Gök-Tanri)
Father Man
BAR / BIR is one of the descriptive names of the ancient Turanian Sky-God (Gök-Tengri), Sun-God (Kün-Tengri) and Moon-God (Ay-Tengri)
BABBAR (bright)
BABa-BAR or BABa-BIR
BABBAR / BABA-BIR is one of the descriptive names of the ancient Turanian Sky-God and one of the names of the Sun-God)
BILGAMESH (GILGAMESH)
See detailed definition below
BILGAMESH or
BILGEMESH
Learned One, all-knowing
DAM-GAR (middle man, agent)
aDAM-KAR
(kâr adami, araci adam)
Commissioner, middle man who gets a cut of the sale
DINGIR (God)
TENGIR / TENGRI
(Tanri, Tangara, Tengere)
Sky-God
GILGAMESH (King of Ur)
AGIL-GA-MISH or
AKIL-GA-MISH
see definition below
HAR (usury, interest) KAR (kâr, kazanç) monetary gain
HAR-RA (usurer) KAR-ERI (Kâr yapan kimse) one who makes monetary gains
KUR (mountain) KIR / KUR mountain side
LALARTU (phantom)
LAL-ARTU / LAL-ERTU
(Dilsiz erdi)
one who is speechless (ghost, phantom)
LUGAL (king)
uLU-aGa-AL
Great Red Lord (Sun). LUGAL is one of the anagrammatized descriptive names of the ancient Turanian Sun-God because of its particular redness at sunset and sunrise
MA (Magnificent)
MA / ME / MU
(Gorkemli; muhtesem, Gök-Tanri'yi tanimlamada kullanilan bir sifat)
Magnificent; an all encompassing adjective used to describe the ancient Turanian Sky-God
NINA (lady) NENE / NINE grandmother
NINASU (Goddess of Water)
NENE-SU
(Firat-Suyu; Avrat-Su)
"Grandmother of Water", ("Goddess of water")
It was also the ancient Sumerian name of the River EUPHRATES which is from Turkish "AVRAT-SU" meaning "Wife (Goddess)-Water". The Greek name Aphrodites also has similar etymology.
UD (Sun, Light, Day, Time)
UD / OD / UT / OT (atash)
UDU (Kün, Gün, zaman)
Fire; Sun, Time
Sun, day, time
URU (City of Ur)
ORU / ÖRÜ
(orulmus/örülmüs)
Walled in or woven (as in of a wall, a carpet or town)
URU (large, great) IRI / URU Large
URUK (city of Uruk) ORUK / ÖRÜK / URUK Walled in (the present country name of IRAQ is most likely derived from URUK).
UTU (Sun God) UT-U / OT-O / OD-O It is Fire, It is Sun (Sun God)
To this list I will add a few specific Sumerian names which are particularly worthy of note.
NAME OF SUMERIAN EPIC STORY GILGAMESH (BILGAMESH)
One such specific Sumerian name is the name DINGIR GILGAMESH. It should be noted that the title GILGAMESH is not the original. The original title was DINGIR BILGAMESH [18]. This is clearly indicated by John L. Hayes, in his book entitled ["A Manual of Sumerian Grammar and Texts", Undena Publications, Malibu, 1990, p. 129, Lesson 12.]. He writes:
"THIS IS NOW THE PREFERRED READING (OR AT LEAST THE MORE ORIGINAL READING) OF THE NAME MORE FAMILIARLY KNOWN AS "GILGAMESH". THE APPARENT MEANING OF THE NAME IS: "THE OLD MAN (BIL-GA) IS NOW A YOUNG MAN )MESH)". IT IS NOT KNOWN WHEN THE CHANGE OF THE INITIAL /B/ > /G/ TOOK PLACE; AN OLD BABYLONIAN OMEN TEXT HAS THE SPELLING DINGIR GE-EL-GA."
Evidently the Akkadian or other intermediaries changed the name in line with their own agenda when they were changing and usurping everything Sumerian as their own. Thus the wrong name GILGAMESH has been perpetrated all this time. Yet the word TENGIR BILGAMESH (TENGIR/TENGRI BILGAMESH) is a totally Turkish word meaning "God BILGAMESH" which makes the Sumerian BILGAMESH (so-Called Gilgamesh) epic story to have its roots in Central Asia (Turan). The only difference between the names BILGAMESH and GILGAMESH is the first letter, that is, B versus G where B has been changed to G. The Akkadians are known for their Semitizing of the Sumerian language.
Actually both BILGAMESH and GILGAMESH have the same Turkic meaning. When the missing vowel a in front of GILGAMESH is inserted, it becomes aGILGAMESH which is the same as BILGAMESH. Thus it is unquestionably clear that both of these words are Turkic in grammatical structure and also meaning. This cannot be explained by coincidence. The Turkish word "BIL-GA-MESH / BIL-GE-MESH" meaning "he who has attained knowledge" and "AGIL-GA-MESH" meaning "he who has become a learned wise one" are one and the same. BILGAMESH and "aGILGAMESH" are two different Turkic phrases describing the same concept. Evidently some people manhandled the original form of this Sumerian Turkic word and alienated it from Turkish by changing the first consonant B to G and at the same time "omitting" the first vowel a in front of G. As we explained earlier this is called "anagrammatizing".
Here the suffix 'mesh' is also the Turkish suffix mash/mesh/mish/mush/müsh/mîsh/mosh that makes adjectives from verbs [19] [Tahsin Banguoglu, Türkçenin Grameri", Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayinlar: 528, Ankara, 1986, p. 272, item 52. mish sifatlari]. Additionally mesh/mish are the suffix that is used to make a story-telling mode of speech from a verb stem, as in Turkish gel-mish ([it is said that] he has come), git-mish ([it is said that] he has gone), etc.. But in addition to these meanings of the Turkic suffix "mesh", there is another important meaning associated with it that I will discuss in the next part of my response.
Like the word 'AGILGAMISH / AKILGAMISH' and 'BILGAMESH' meaning "wise, enlightened, knowing, sagacious", there are other Turkish words such as 'ÖGÜLGEMISH' meaning "much praised". In the Sumerian so-called Gilgamesh epic, Gilgamesh represents such an enlightened character. The Gilgamesh epic appears to have parallel motifs with the Turkish OGUZ-KAGAN epic. Even the famed Turkish epic "KUTADGU BILIG" by Yusuf Has Hacib [20] [Yusuf Has Hacib, "Kutadgu Bilig", Çeviri: Resid Rahmeti Arat, Türk Tarih Kurumu Basimevi, Ankara, 1974. has the character name 'Ögdülmish' (ög-edülmis, kutlanmish, övülmüsh) meaning "praised, adulated, sagacious, judicious, kudos (
Thus, it is clearly seen that the Sumerian epic so-called GILGAMISH in actuality had the name BILGAMESH thus making it a Tur/Turk epic contrary to perpetrated misrepresentation and usurpation. The Turkish names OGUZ-KAGAN and BILGE-KAGAN are very much the same as BILGAMESH and they all refer to the same ancient Turanian Sky-God.
In view of this, it is plain to see that the world has not been told the true Turkic identity of the epic BILGAMESH (so-called GILGAMESH).
Sumerian word 'ZU-AB' (APSU):
Similarly the Sumerian word ZU-AB, reported to mean "water basin", [21] [John L. Hayes, "A Manual of Sumerian Grammar and Texts", Undena Publications, Malibu, 1990, p. 157, Lesson 14] has also been read as ABZU and imported into Akkadian as APSU. Regarding the word ABZU, John L. Hayes gives the following explanation: [22] [John L. Hayes, p. 158, Lesson 143].
"THIS WORD WAS BORROWED INTO AKKADIAN, GLOSSED BY THE CAD AS: "1) DEEP WATER, SEA, COSMIC SUBTERRANEAN WATER, 2) (A PERSONIFIED MYTHOLOGICAL FIGURE), 3) WATER BASIN IN THE TEMPLE".
The etymology of the word ABZU / APSU includes the Turkish words 'SU / ZU' (water) and possibly the Turkish word KAB / KAP meaning "basin and any utensil that holds water". It is highly likely that the original Sumerian form was *KABZU
If the letter /K/ in the Turkish word 'KAB-ZU / KAP-SU' was dropped, the word would become "AB-ZU/AP-SU". Similarly, Turkic ZU-KAB / SU-KAP would become ZU-AB / SU-AP. The names AB-ZU / AP-SU or ZU-AB / SU-AP can definitely be identified with "a personified mythological figure". AB-ZU / AP-SU is from Turkish ABa-ZU / APa-SU meaning "Father (God) of Water". We have another source to verify this. From the so-called Greek mythology the name POSEIDON, that is the "God of Waters". From the Turkic etymology of this name, we get: POSEIDON "APA-SU-EDEN" meaning "The Water Making Father (God)". It is seen that both the Sumerian version AB-ZU / AP-SU or ZU-AB / SU-AP and the so-called Greek version "PO-SE-IDON" are anagrammatized Turkish phrases describing the God of Waters. One more version of this is the name DENIZ-HAN, that is one of the six sons of the OGUZ-KAGAN in the Turkish epic OGUZ-KAGAN DESTANI. Again we have the connection between Sumerian, Turkish and the so-called Greek mythology all being in Turkish. Incidently, the so-called Greek mythology is not necessarily "Greek" in origin.
Furthermore, the ancient Turanian Turs/Turks regarded the underground waters as sacred waters and they called these waters by the name "YER-SUB"
Regarding this Sumerian word Zu-AB, John L. Hayes, further gives the following information in Lesson 14 of his book, [24] [John L. Hayes, p.157-158]. I give it here for the benefit of the reader with my courtesy to John L. Hayes. He writes:
"ABZU: THIS IS COMPOSED OF TWO SIGNS, THE ZU-SIGN FOLLOWED BY THE AB-SIGN. HOWEVER, IT IS KNOWN THAT THE AB-SIGN WAS READ BEFORE THE ZU-SIGN. THAT IS, THE WORD WAS PRONOUNCED SOMETHING LIKE /ABZU/. THE PHENOMENON IS SIMILAR TO THAT OF THE DN ZUEN, WHICH WAS PRONOUNCED /ZUEN/, ALTHOUGH WRITTEN EN-ZU. IN OLDER TRANSLITERATIONS IT MAY APPEAR ZU-AB.
THE ORIGINAL USE OF THIS TERM WAS MYTHOLOGICAL. IT REFERRED TO THE SUBTERRANEAN FRESH WATERS, WHICH THE SUMERIANS BELIEVED LAY BELOW THE SURFACE OF THE EARTH. THESE WATERS FED THE WELLS, STREAMS, RIVERS, MARSHES, ETC. THESE WATERS WERE THE SPECIAL PURVIEW OF ENKI.
THE TERM ABZU WAS ALSO USED AS THE NAME OF A LARGE TEMPLE IN ERIDU, BUILT TO HONOR ENKI. MOST OF THE WORK ON THIS TEMPLE WAS DONE BY AMAR-SIN, ALTHOUGH IT WAS HIS FATHER WHO ACTUALLY BEGAN THE CONSTRUCTION. THIS TEMPLE APPARANTLY STOOD OVER A FRESH-WATER LAGOON.
THE TERM WAS LATER APPLIED TO A CULTIC OBJECT, PRESUMABLY SOME KIND OF WATER-BASIN USED IN THE TEMPLE. AT A NUMBER OF SITES IN MESOPOTAMIA, OBJECTS HAVE BEEN FOUND WHICH ARCHAEOLOGISTS HAVE IDENTIFIED WITH THE TERM ABZU. SEVERAL SUCH OBJECTS HAVE RECENTLY BEEN FOUND AT EBLA.
IT IS POSSIBLE THAT THE EBLAITE EQUIVALENT OF SUMERIAN ABZU AND AKKADIAN APSU APPEARS AS A-BA-SI (Fales 1984:184), BUT THE INTERPRETATION IS SOMEWHAT UNCERTAIN.
THE ENGLISH WORD "ABYSS" IS THOUGHT TO DERIVE FROM THIS SUMERIAN WORD, VIA AKKADIAN AND GREEK. IT HAS BEEN SPECULATED THAT THE WORD IS NOT NATIVE SUMERIAN, BUT RATHER DERIVES FROM A SUBSTRATE LANGUAGE."
From these explanations by John L. Hayes, we should note some of these names. The Eblaite version of Sumerian ABZU and Akkadian APSU appearing as A-BA-SI verifies what I said above. The Eblaite A-BA-SI is very much the Turkish phrase "ABA-SU / APA-SU" meaning again "Father (God) of Water" or "Water God" in spite of the fact that it is written in syllabic form.
The Sumerian name ENKI is the Earth and it stands for Turkic "HEN/HAN-KaIa (KaYa / GaYa) meaning "Lord Rock" which was another ancient Turkic name for the earth as being "a rock in space". Hesiod in his THEOGANY names earth as "Gaia", (Theogany , Line 147). [25] ["Hesiod THEOGANY & WORKS AND DAYS", translated by Dorothea Wender, Penguin Books, 1985, p. 28.]. Thus Sumerian KI appears to be as GAYA in Hesiod, towards the end of the eighth century B.C.
John L. Hayes writes: "THE PHENOMENON IS SIMILAR TO THAT OF THE DN ZUEN, WHICH WAS PRONOUNCED /ZUEN/, ALTHOUGH WRITTEN EN-ZU", thus referring to the confusion of spelling.
Here the important names of Dingir ZUEN and Dingir EN-ZU are one and the same and they stand for Turkic UZ-HEN (OUZ/OGUZ-HAN) and HEN-UZ (HAN-UZ/OGUZ) as the lord of the sky. OGUZ-HAN waz the name of the ancient Turanian Sun-God.
SUMERIAN NAME "E.RI.DU"
Zecharia Sitchin, ["The 12th Planet", Avon Books, New York, 1976, page 288.] writes about the Sumerian name "E.RI.DU" and associates the name with "ENCAMPMENT" and ORDU". He writes:
"THEY NAMED IT E.RI.DU ("HOUSE IN FARAWAY BUILT"). WHAT AN APPROPRIATE NAME! TO THIS VERY DAY, THE PERSIAN TERM ORDU MEANS "ENCAMPMENT." IT IS A WORD WHOSE MEANING HAS TAKEN ROOT IN ALL LANGUAGES: THE SETTLED EARTH IS CALLED ERDE IN GERMAN, ERDA IN OLD HIGH GERMAN, JÖRDH IN ICELANDIC, JORD IN DANISH, AIRTHA IN GOTHIC, ERTHE IN MIDDLE ENGLISH; AND, GOING BACK GEOGRAPHICALLY AND IN TIME, "EARTH" WAS ARATHA OR EREDS IN ARAMAIC, ERD OR ERTZ IN KURDISH, AND ERETZ IN HEBREW."
I have placed the above information into the following table where it can be readily seen that all those words for "earth" in other languages are, in fact, derived from Turkish YER-IDI or YER-IDU or YER-TU (meaning "It is the earth") - and Sumerian is simply an ancient form of modern Turkish. Denying this fact is not only unscientific linguistically but it is also intentional.
Word for Earth
Language
Turkish Source Phrase
Comments
ERIDU SUMER YER-IDU exact correspondence
YER-IDU TURKISH YER-IDU same word
EARTH ENGLISH YER-DU / YER-TU The Turkish YER has been annagrammatized into EAR and the Turkish TU/DU has been annagrammatized into TH.
ORDU PERSIAN ORDU Turkish "ORDU" is the name of the Turkish army. It is also the place where the army has set up encampment. Thus the "ORDU" word in Persian is actually coming from the Turkish word "ORDU" for army / army encampment. The name "Persian" is misleading because it implies "Indo-Iranian" only - as if Iran has always been an Indo-Iranian land. This is not the fact. Before Iran ever became an Indo-Iranian (Aryan = Turkish "Ariyan" meaning the wanderer - contrary to being portrayed as "noble") land, it was a Turanian (Tur/Turk) land. Therefore the later Indo-Iranian culture was massively influenced by the earlier Tur/Turk culture (Sumerians, Sakas, Hurrians, Kasites, Turukians, Mitannis, Medians, Parthians, and others).
ERDE GERMAN YER-DI German ERDE is an annagrammatized form of Turkish YERDI.
ERDA OLD GERMAN YER-DI German ERDE is an annagrammatized form of Turkish YERDI.
JÖRDH ICELANDIC YER- DU / YURD Icelandic JÖRDH is either a dialectal or annagrammatized form of the Turkic YERDU or YURD where YURD means motherland or one's country.
JORD DANISH YURD Danish JORD is either a dialectal or annagrammatized form of the Turkic YERDU or YURD where YURD means motherland or one's country.
AIRTHA GOTHIC YERTU Gothic AIRTHA is either a dialectal or annagrammatized form of the Turkic YERTU.
ERTHE MIDDLE ENGLISH YERDE / YERDI Middle English ERTHE is either a dialectal or annagrammatized form of the Turkic YERDI.
ARATHA ARAMAIC YOREDI Aramaic ARATHA is an annagrammatized form of the Turkic YOREDI meaning "one's country".
EREDS ARAMAIC YER-AZDI / YER-ASDI Aramaic EREDS is an annagrammatized form of the Turkic YERAZDI meaning "peerless place" which leads to the term ARZ / ARS meaning "earth".
ERD KURDISH YER-DI Kurdish ERD is an annagrammatized form of the Turkic YERDI meaning "It is the earth".
ERETZ HEBREW YER-AZTI / YER-ASDI Hebrew ERETZ is an annagrammatized form of the Turkic YERAZTI / YERAZDI meaning "peerless place" which leads to the term ARZ / ARS meaning "earth".
ARZ ARABIC YER-AZ Arabic ARZ is an annagrammatized form of the Turkic YERAZ / YERAS meaning "peerless place" defining the Earth.
From this list, it is readily observed that names for "EARTH" in different languages, all have the Turkish "YER" meaning "Earth" and the Turkic suffix for the verb "to be" in the dialectal forms of: DU/DA/DI/TU/TA/TI. Thus, for example, Turkish "YERDU/YERTU/YERDI/YERTI" means "It is the Earth" or "It was the Earth". It is further clear that the Turkish word YER is the common stem to all of these words, and also all the other names in other indicated languages are the anagrammatized version of the Turkish phrase YERIDU. Additionally, we also note that the Sumerian and Turkic forms are the same.
It is important to add to this list the Turkish word "YURD/YURT' meaning the "homeland of any identifiable group of people". Turks call their homeland "YURD/YURT" which is again related to Sumerian E.RI.DU and Turkic YER-IDU. We must note that the Icelandic JÖRDH and Danish JORD are very much the same as the Turkish YURD/YURT originating most likely from the SAKA Turks who were in Scandia and all the way to Scotia and Iceland. It is known that J is really a Y.
The word ORDU is a Turkic/Turkish name meaning "Turkic/Turkish army" and the military encampment area of the Turkish army. The name ORDU has been used by Tur/Turk peoples everywhere they have been, and in this context IRAN is not an exception because so-called Iran has been more Turkic and Turanian than Indo-Iranian. As I noted earlier the name Persian is a misnomer. The name "Persian" is not a well defined name. In actuality, it includes the Turanian Turs/Turks of Iran and also Indo-Iranians of Iran. This point is somehow conveniently ignored by scholars which is an indication of probable intentional "vagueness".
It is interesting to note that the author of the book relates all these words meaning Earth to the Sumerian word E.RIDU. Even the language of the so-called Kurds who are pure Turkic/Turkish people is mentioned. Yet there is no mention of the name Turk. Is this an oversight or purposeful omission?
From all this analyses, it is seen that not only was the Sumerian language a Tur/Turk language, but also the Sumerian culture was a branch of the ancient Tur/Turk culture that flourished in the Middle East long ago.
End OF PART I
POLAT KAYA
January 6, 2002 (Revised March 5, 2002)
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 14, 2006 04:21 AM
Sayın Ertugrul
size bir linkler demeti armağan etmekde geldi içimden,kendimi alamadım.Her ne kadar bunların hepsine bir kulp bulcağınıza dair yürekten inancım olsa da,araştırmalarınıza katkıda bulunması dileğiyle engin bilgilerinize arz ediyorum...
1.http://ekutup.dpt.gov.tr/turkdili/oik542.pdf
2.http://members.tripod.com/rjschellen/UAlinks.htm
3.http://55.1911encyclopedia.org/S/SU/SUMER_AND_SUMERIAN.htm
4.http://www.hunmagyar.org/turan/magyar/tor/controve.htm
5.http://www.turkotek.com/salon_00040/s40t1.htm
6.http://www.gefad.gazi.edu.tr/223/22314.htm
7.http://www.blackwell-synergy.com/doi/abs/10.1046/j.1469-1809.2000.6420145.x
8.http://www.arkeolog.org/arkeoloji/tarihoncesi/sumer.htm
9.http://www.geocities.com/satanicreds/s-t-p.html
10.http://www.acronet.net/~magyar/english/1997-3/JRNL97B.htm
11.http://www.turulmadar.hu/hunok/Szum-a.html
12.http://www.piney.com/BabUmmLag.html
13.http://users.cwnet.com/millenia/scythwrd.html
14.http://83.1911encyclopedia.org/F/FI/FINNO_UGRIAN.htm
15.http://member.melbpc.org.au/~tmajlath/index1.html
16.http://bilim.ficicilar.name.tr/sayfa/Prof_Dr_Osman_Nedim_Tuna-Sumer_ve_Turk_Dilleri.html
17.http://www.compmore.net/~tntr/sumerturka.html
18.http://www.angelfire.com/al2/arkeoloji/kayipdiller.htm
19.http://www.forum.uz/archive/index.php/t-21793.html
20.http://www.ee.bilkent.edu.tr/~ozparlak/Private/myths/etrusk.htm
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 14, 2006 06:02 AM
Kolelik ve cariyelik gibi bir kurum kotudur, insanlik onuruna aykiridir, hos gorulemez. Bu bugun de oyledir, dun de oyleydi. Eger oyle olmasaydi, iki bin yildan daha eski Spartakus ayaklanmasi bugun hala destan gibi okunmaz, filmleri yapilmazdi
Köle vb hukuku öven yok ki kardesim??
Siz gidip bir kahvehane bulun,
orada öven birine rastlarsaniz ona söylersiniz bunlari..
1-) Islam kölelik üzerine geldi,
2-) Sürekli köle azad etme politikasi güttü.
Spartacus'e gelelim
peki o neden beceremedi??
Roma bu ani cikisi nasil bastirdi ama??
Spartacus'e nasil da haddini bildirdi (!)..
Iyi düsünün bunu..
Spartacus'ten bu yana nice yüzyillar gecti.
Kölelik daha 1850 hatta 20. yüzyila kadar geldi.
Demek ki yaygara kopararak olmuyormus bu isler..
Madem Islam dediginiz gibi bireysel inanc ve ahlak ilkelerinden ibarettir ve ancak bu yolla toplumu dolayli olarak degistirmeyi ongorur, o zaman neden Allah'in indirdikleriyle hukmetmek farz olsun?
Gayet normal ne varmis bunda??
Yukaridaki cümlede bireysel inanc ve ahlak ilkelerinden ibaret oldugunun ve
bu yolla toplumun dolayli olarak degistirildiginin belirtilmesi
Allah in indirdikleriyle hükmedilmesi arasinda celisi dogurmaz..
Kardesim
Zaten Allah öyle olmasini diliyor))
Amel ve Hüküm..
Allah Kuran da özetle
adaletle hükmedin der.
gerisi muamelattir kardesim.
500 kere mi yazacagiz illa ki??
Kafanizi biraz kaldirinda
bu kadar basit mevzularla oyalanmayin.
Daha karsi tarafin ne dedigini anlamiyorsunuz.
Peki ya sunnete, fikiha ne diyorsunuz? Koskoca fikih diye bir "ilim" var. Onu gecersiz mi sayiyorsunuz
Aslinda su tavirla ne yapmak istendigi ortadadir.
Mesela
Zerkavi'yi
vahsiligi,
Arap ananelerini
vb.
övmemizi dileyen bir tavirdir.
Sünnet denen olgunun icinde taslayarak öldürmekte vardir ya hani (!)
dolayli yoldan onu da kabul etmemizi isteyen bir tavirdir bu))
kardesim,
fikhin Kuran kadar bir baglayiciligi yoktur müslüman kisiye.
Önce Kuran ve akil.
sonra Kuran'a ve akla uyanlar..
gerisini hangi kategoriye koyarsaniz koyun..
kisinin bilecegi istir.
Kaldi ki eger dediginiz gibi Islam'in amaci teker teker insanlari Allah yoluna ileterek dolayli yoldan toplumlari degistirmekse, bunun sonuclari ortadadir: koca bir basarisizlik ve aci bir husran! Ister "devrimsel", ister "dolayli" yoldan olsun, Islam'in iyi yonde donusmus, baskalarina ornek gosterilecek toplumlar olusturdugu kesinlikle soylenemez.
Sn Ataman
Takdir edersiniz ki
bu sitede Atatürkcü olmadiginiz halde Atatürk yaygaracisi oldugunuz
herkes tarafindan bilinmekte))
Damardan girelim
Atatürk bes para etmez bir devrim yapmistir.
Düsünsenize
Ikinci dünya savasina bile girmedik
Japonya, Almanya ve Italya'ya bakin??
Bide bize bakin..
Yikalim mi Cumhuriyeti ve Atatürk sistemini??
Bes para etmemis baksaniza??
Ne düsünüyorsunuz?
Daha ise yarar bir anlayis
veya
bir rejim kurmak gerekmez mi??
///////////
Islam dünyasinin basarisi ortadadir
kime ne anlatiyorsunuz siz??
Osmanli, Selcuklu ve daha da önemlisi
Endülüs dönemini okumadiniz mi??
Okumadiysaniz yabanci kaynaklar vereyim size??
Bu derse iyi calisiniz.
Gelinen nokta budur: Islam ulkelerinin durumu ortadadir, aralarindan tartismasiz en iyisi de Laik Turkiye'dir. Dine sarilmak ve onun hukumlerini tavizsiz uygulamakla degil, ondan mumkun oldugu kadar uzak kalmak, insanlarin vicdanlarinda birakip, dunyasal islere, tolum hayatina kesinlikle karistirmamakla adam olunuyor
Allah Allaaah
Yapmayin yav?
Kimden ögrendiniz bu bilgileri))
Sizin zihniyetinizin kisa özetini vereyim mi sn Ataman??
Su cümleye dikkat..
cift tola haaaayir, cift yol istemiyoruuuzz
bogazköprüsüne haaayiiir, istemiyoruz, istemezüük ))))
sizin düsünce yapinizin özeti budur
parasütle atlarken cift yola haaayir diye yaygara koparin siz.
baska ise yaramazsiniz))
Gelelim elestiri kismina.
Simdi sn Ataman
"gelinen nokta budur, Islam ülkeleri ortadadir"
dediniz.
Hristiyan olalim o zaman??
ABD hristiyan
ve dini
birak toplum hayatina
baskanlik icin yemin vasitasi olarak bile kullanmakta..
Almanya keza öyle.
Ingiltere desen
protestan..
birtek Fransa laik
canim o kadar da olsun artik)))
Simdi sizin teoriniz bes para etmez duruma düstü.
Islam in geri biraktirdigina dair
Islam in icinden bir ayet veya kabul edilebilir argüman getirin..
O zaman teoriniz ciddiye alinir.
Yoksa bosa kürek ceker durursunuz
sekilde görüldügü gibi.
Bir de isin felsefi boyutu var. Madem Allah her seye kadir, her seyin yaraticisi, o zaman nasil oluyor da koleligin "zorunlu" olmadigi bir tarih yaratamiyor?
Bende kansiz bir hayat diliyorum
bide yollar, evler ve arabalar cukulatadan olsun))))))))))
Kardesim yasinizi sorabilir miyim mümkünse??
tabi cevap vermek zorunda degilsiniz..
Insanlarin parayla pazarlarda satilmadigi, dort tane yasal hur es yanisira zenginlige gore sinirsiz sayida cinsel kolenin (cariye) hediye alinip verilmedigi bir toplumsal duzeni yaratmak elinden gelmez miydi?
Gelirdi.
Tabi canim neden gelmesin ki?
Koskoca evreni yaratmis onu mu yapamayacak??
De bakalim niye yapmams? )))
Toplumu bu sekilde yaratmak "zorunda" miydi Allah? Allah'in yarattigi toplumsal duzenin kurbanlarinin ne gunahlari vardi?
Size ne kardesim?? ))
Sizin Jean Messlier'i anladiginizi sanmiyorum
bunun cevaplarini Jean Messlier bile verir.
Biraz kendi ateist kaynaklarinizi okuyun
varlik felsefesini okuyun..
Cok yalinsiniz.
Kolelik bugun ortadan kaldirilip bir gun dinlerin de firlatilacagi tarihin coplugune atildiysa, bu rahiplerin, papazlarin, brahmanlarin, hahamlarin, imam ve sozumona alimlerin destekledigi cagdisi rejimlere baskaldirilarak gerceklesti
Yalan
Külliyen yalan)))
tamam hatiriniz icin
varsayalim ki öyle olmus olsun.
Bunda suclu olan yine din degildir
dini bunda suclu görmek isterseniz
dinin bunlari yücelttigini
düzeltmek istemedigini
hatta köleleri asagiadigini gösteren
dine ait bir bilgi getirmelisiniz.
Yoksa Atatürk'ün ise yaramaz düzenini (!) tenkit etmeye devam edecegiz))
umarim anlasilmistir.
Insanligin her turlu atilimda, gerceklestirdigi her devrimde istisnasiz karsisina din cikarildi
gelisi güzel
son derece yuvarlak
atmasyon
ve
daha da kötüsü
magazin beyinlilere hitap eden bir cümle.
biz almayalim))
Ve insanoglu tarih boyunca dinlere itaat ederek degil, onlara bas kaldirarak, emirlerini cigneyerek, fetvalarini yirtarak bugun eksik buldugumuz esitlik ve ozgurluge kavusabildi
Tabi tabi..
Yazan: XSI Tarih: January 14, 2006 01:10 PM
Sayın ertuğrul,
şöyle yazmışsınzız..
Arapca'da "amca" kayinpeder, "amca kizi" da zevce karsiligi olarak kullanilir. Hadisi aynen aktardigim kaynak da Ebu Bekir'i bu anlamda Muhammed'in amcasi olarak anmis olmali. Her neyse Arapca'nin ayrintilarini bilmek zorunda degilsiniz. Ama hic olmazsa Aise'nin babasinin Ebu Bekir oldugunu bilmemekle itham etmeden once dilinizi biraz isirsaymissiniz.
Dilimi değil ısırsam, kökünden kopartsam yine bir şey değişmezdi.Siz önce yazdıklarınıza bir bakın.Arapçada amca eğer kayınpedere deniyorsa bu durumda Hz.Ebubekir için "amca" lafzı Hz.Peygamber Hz.Aişe ile evlenmeden önce nasıl kullanılmış olabilir ? Ve buradan hareketle Hz.Peygamberi güya araplarda yasak olan amca kızı evliliği yapmakla itham ediyorsunuz.Lütfen eleştiricem diye bu tür saçmalıklara ve tuhaflıklara başvurmayın..
şöyle yazmışsınız..
Ayrica adet goren kiz cocugunun evlenmeye hazir oldugunu iddia etmek insafsizliktir. Turkiye'de son zamanlarda ozellikle besinlerdeki hormonlar yuzunden kiz cocuklarinin adet gorme yasinin 9 ve 10'a kadar dustugu one suruluyor.
Adetin hormonal bozukluk neticesinde erken görülmesi bir hastalıktır.Tıpkı geç görülmesinin veya hiç görülmemesinin hastalık olması gibi.. Burada umumi duruma göre konuşuyoruz, istisnalara göre değil.. Bütün kadim kültürlerde Mısırda, Çinde , Hindde, geleneksel tüm kültürlerde kız çocuğunun kadınlığa geçişini gösteren olgu adet görmesidir.Bu biyolojik bir olaydır, ve kadının doğurganlık konumuna geldiğinin göstergesidir.Biyolojik yapıyı da mı inkar ediyorsunuz..?
şöyle yazmışsınız..
Osmanli Imparatorlugu'nun seriatla yonetildigi zanni ancak ortalama bir lise ogrencisine ait olabilir. Dediginiz kitaplari gercekten okumus olsaydiniz, Osmanli Devleti'nde seriatin sadece bir makyaj oldugunu anlardiniz.
İşinize geldi mi zan, işinize geldi mi gerçek.. Yazdığım isimlerden Mustafa Armağan tarihçi değil tarih ve sosyoloji araştırmacısı dır.Bilerek ve sizin de bilip bilmediğinizi test etmek için yazdım. Görünen o ki yazdığım kişilerden kimseyi okumadığınız gibi ne ile iştigal ettiklerini de bilmiyorsunuz.
Osmanlı ile ilgili yazdıklarınız ancak Çetin Altan gibi tarihçilerin(!) kitaplarında bulunan ve hiçbir gerçekliğe dayanmayan sanal yalanlardır. Hiçbir kanıtı olmayan zorlama yorumlarla kanırta kanırta ideolojinize uygun söylemler çıkartmaya çalışılan ve ulus devletimiz kurulurken kitleleri uyuşturmaya yarayan uydurmalar..
şöyle yazmışsınız..
Her hac doneminde 300 ila 1000 kisinin seytan taslarken ezilerek feci sekilde oldugu Islam'la gurur duyup duymamak size kalmis
Sadece bu satırlarınız bile art niyetinizi göstermesi açısından yeterli..Organizasyon yetersizliğini İslam medeniyetine bağlayıp ahkam kesmenin, trafik kazaları oluyor diye otomobilin icadını kötülemekten ne farkı vardır ? Böyle beylik yorumlar ancak insanların size gülmelerine ve "vay be ne önemli fikirlere sahip insanmış" diyerek eğlenmelerine sebep olur.
Anlamak, dinlemek ve öğrenmek değil de çarpıtmakta mahir olduğunuzdan bu yazı bu konuda size hitaben yazdığım son yazı idi..
Yazan: S.Öztürk Tarih: January 14, 2006 02:33 PM
Sayin XSI,
Sizi tebrik ediyorum. Tum insanliga ornek gosterilebilecek bir muslumansiniz. Kur'an'i Kur'an kurslarinda ama Kur'an'i hic okumadan kulaktan dolma bilgilerle ogrenip ahkam kesen ornek bir musluman. Cariyelerden (seks kolesi) istediginiz kadar kendinize es alabilirsiniz emrini kole azad etme sanan gercek bir musluman yani.
Neye inandigini bilmeyen tipik bir Turkiye muslumanligi yani. Mustafa Kemal Ataturk hicbir sey yapmadiysa sizin icin Kur'an'i Turkce'ye tercume ettirdi. Bundan daha buyuk bir hizmet olur mu?
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 14, 2006 02:43 PM
Mustafa Ajlan bey,
Once 'kolelik'in tarifini yapar misiniz lutfen.
Bu tanimi yaparsaniz, 'Ozgurlukcu' toplumlarda, 'Islami' toplumlarda bugun de koleligin devam edip etmedigini belirlemek daha kolay olacak.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 14, 2006 03:02 PM
Mustafa Ajlan bey,
Verdiginiz linkler 'clickable' degil --daha dogrusu arka plandaki 'href' bilgileri hatali yazilmis. Onlari da tek tek duzeltip bakmak Cin Iskencesi.. bir muslumanin bir insana reva gorecegi bir sey olmasa gerek...
Bunlardan sadece DPT'nin 8.ci 5 Yillik Kalkinma Planina atifta bulunani indirip hizlica goz gezdirdim --hani, herkes bir yana, DPT'nin bu konuya dahli nedir diye merak ettigim uzere :-)
Anladigim kadariyla, Turkcenin kokenleri baglaminda, bu DPT belgesinin girzgahina atifta bulunuyorsunuz.. Bence yanlis ediyorsunuz; her ne kadar bunu isminin basinda Prof filan tasiyan kisiler yazmis iseler de, buyuk bir ihtimalle birebir bir yerlerden iktibastir ve bu proflar filan bunu okumamislardir, okumus iseler de farkli kanaatleri olsa bile itirazlarini bu belgenin girzgahina koyacak degillerdir --resmi goruse aykiri olmadigi muddetce sorun da yoktur.
Neticede, onlar icin, o komisyon icin, onemli olan, soyle ya da boyle bugunun resmini cekmek, ve yarin icin bir seyler onermek/dilemektir. Cogu zaman da DPT'nin o raporlari raftan bile inmez; olsa olsa oradaki bir iki uzmanin irsadina yararlar --bu da neye yarar bilmiyorum.
Gecmis ile ilgili kismini rapora ciddiyet ve cesamet kazandirmak amacli fasafiso olarak gorebiliriz --bu tur raporlari okuyanlar zaten o girzgahlari okumazlar.
Simdi gelelim meselenin ozune: Bu konuda, Ataman beyle cogunlukla hemfikirim.
Turkcenin Fince ile akrabalik meselesinde de konuyu pek de onemsemedigimi eklemek isterim. Cunku, bu tur akrabalik denemeleri genelde siyasi sebepler icerirler ve gecmiste bu yapilmistir.
Siyasi sebepleri bir tarafa birakirsaniz, Turkcenin bilmemnece ile akraba olup olmadiginin pek de anlamli bir katkisi gorulmez..
NLP konusunda da, sizin daha once verdiginiz linklerdeki tariflere katilmiyorum. Samimi ve dobra olmak gerekirse, o linkleri ciddi bulmuyorum.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 14, 2006 03:25 PM
Sevgili Ataman Bey,
Baktım sadece size Sümerler ile ilgili linkler yollamışım sadece,özür dilerim. Araştırmalarınızın yarım kalacağını düşünerek NLP ile ilgili bir kaç şey yazıp bide link ekleyim dedim tam olsun. Gördüğüm kadarıyla Google da yetkin kullanamıyorsunuz buna da içten içe üzüldüm. Bir kere alternative adı altında bile olsa Nlp (Neuro Linguistic Programing) bir alt dal olarak bilimin içinde çoktan yerini almıştır. Size dillerin insan algı dünyasını nasıl şekillendirdiği üzerine bir küçük örnek vereyim. Mesela Hint-Avrupa dil ailesi içindeki dillerde aynı cümle içinde iki kez olumsuz yapı kullanmanız nerdeyse imkânsızdır. Örnek nobody does not like me. 2. Non voglio niente etc gibi, oysa sondan eklemli dillerin içinde özellikle Türkçemizde aynı cümle içinde olumsuz iki yapı kullandığınızda tıpkı matematik de olduğu gibi olumlu mana vermektedir. Örneğin;1.Bir gün Ataman Bey anlayamayacak değil.2.Olmaz olmaz deme olmaz olmaz gibi daha birçok örnek vardır Sayın Ertuğrul. Şimdi görüldüğü üzere Hint-Avrupa grubunda ya vardır ya yoktur. Dünya siyah yâda beyazdır. Gri tonlara tahammül yok görüldüğü gibi. Allahtan Kuantum Teorisiyle birlikte alışıla gelen Ortodoks bilim anlayışı yıkıldı Işık dalgamıydı yoksa parçacık mıydı? Tartışmasına Kuantumun cevabı her iki halde de olabildiği değil mi? Bakın uzay-zamanın bile göreceli davrandığı kanıtlandı Atom saatleri deneylerinde yani sizin materyalist bilim anlayışınızda oysaki ya öyledir ya böyle. Bizim dilimizde ise eş sesli eş anlamlı ve çift olumsuz durumlar çokça kullanılır ve hepsi context of use adı verilen bağlamda yapılanır yani yer ,durum ve zamana göre manalandırılır. Mesela Sümer atalarımızdan Arapçaya geçen 'LA' yani yok, hayır kelimesi bizim en temel dini cümlemi zinde başındadır ve Allah’tan başka ilah yok anlamına gelen La ilahe illallah da çift olumsuzluk yegâne olumlu anlamı katar tümceye. (Arapçada birçok Sümer kökenli kelime vardır bakınız) Tabi sizin aklınıza gelen soru bunun NLP ile ne alakası olduğu, anlatayım; Nlp dillerin insan zihninin her türlü zihinsel entelektüel faaliyetini de düzenlediği iddiasındadır. Bakın hala iddiasındadır dedim çünkü en gelişmiş insan yapısı makineler şu ana kadar kabaca insan beyninin tek kelime için yaptığı 3 trilyon saniye işlem gücüne ancak ulaşmışlardır(deep blue etc) yani Dilin ne olduğun tam anlamıyla çözülebilmesi için biraz daha zaman gerekli. Şimdi Google meselesine gelelim arama kutucuğuna yazmışsınız ve de bulmuşsunuz NLP i aman ne güzel. Hali hazırda denilen natural language processing Neuro Linguistic Programing den çokta alakasız bir konu değildir ama olsun zahmet edip o linklerin az altına baksaydınız Yale Üniversitesi’nden Robert J. Sternberg'in 1997 de yayımladığı çalışmasını ve Yale üniversitesindeki programına ait bilgilere ulaşabilirdiniz ve bu çalışmada oluşturulan standartlarında American Psychological Association tarafından tavsiye edilen çalışma olduğunu görürüdünüz. http://www.jobeq.com/articles/NLP_Research.htm Birde Duygusal zekâ ile ilgili ciddi çalışmaların linkleri de var bakmanızı öneririm. Yukarıda NLP ve Sümerler ile ilgili yazdıklarım tamamen kendi çıkarımlarımdır elbette yanılma payım yüksek ama ben tesadüflere inanmıyorum(bakın tesadüf olumsuz dur +inanmıyorum da )Sizi gene çok yordum kusura bakmayın. Mustafa Akyol’un dediği gibi fazla zaman kaybetmemek lazım Prof Dr. Roger Penrose(Oxford Teorik Fizik) sun da belirdiği üzere sizler ihtimallere ve tesadüfe inanmayı devam edin ama bu evren içinde değil, kafanızdan sicimler yapın hiperbollar çizin paralel evrenler yapın, işte o zaman bu olasılıklar evrenlerinde arzu ettiğiniz bilim sizleri muhakkak kucaklayacaktır. Bu evren içinse sizin ihtimallerinizin sayısı, tahminimce içinde yaşadığımız evrenin içersindeki tüm atom sayısından bile büyük. Sizlere yeni evrenler arayışınızda başarılar dileklerimle...
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 14, 2006 04:52 PM
Sayın müzmin Anonim
Bu herhalde ilk gönderdiğim cevabın arkasında gelecek DPT tınıda sallamadınız Proflarıda intihalle sucladınız valla ben akıl sır erdiremiyorum Siz ve Ataman Beye.Linklerin hepsi googleda var madem clickable değil siz araştırın bir.İkincisi Nlp yada Sümer linklerinin hiç birisini ciddi bulmuyosunuz size nerden link verelim de tatmin olun açıklarsanız sitedeki herkes öğrenir,aydınlanır.Ben bilim adamı değilim sadece üniversitede okuyan son sınıf öğrencisiyim.Sölediklerim benim eksik aklımla çıkardığım bazı çıkarımlar sizin gibi tamamen doğru olduğumada inanmıyorum,söylediklerimde de siyasi amaç inanınki hiç gütmedim.Son olarak söyleyeceğim,daha fazlasını vakit kaybı olarak görüyorum sizlerle atışmayıda lüzumsuz.Bunu hem gerçekten kısıtlı bilgime,hemde zaman israfına dayanarak yapıyorum.Sizin hayat görüşünüze saygım var elbette ama paylaştığım zerre kadar ortak bir nokta olmadı bugüne kadar.Sizi Allah nasiplendirmediyse,kullarının yapacak hiç bir şeyi olamaz...
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 14, 2006 10:15 PM
Mustafa Ajlan Abudak bey,
DPT'yi (sizin tabirinizle) sallamak ya da sallamamak pesinde degilim. DPT'nin gorev tarifi arasinda Turkcenin kokenleri konusunda teblig yayinlamak yoktur. Bu olmadigi icin, bu konuda bir arastirma yapmalarini da beklemeyiz.
Ben bu ihtisas komisyonu toplantilarindan bir ikisine katildim. Tipki TSE'de standard olusturma toplantilari gibidir: 'Nerden bulastik bu ise, vakit dolsa da cikip gitsek bu odadan' olarak ozetlenebilir.
Ki, benim katildiklarim daha bir karin doyurucu konuda idi --birisi askeri amacli seylerle ilgili, digeri de sanayi ile.. Orada bu hava varken, kelalaka bir sektor ihtisas komisyonu olarak toplananlarin ne kadar heyecanla ise sarildigini sadece tahmin etmek mumkun.
Turkcenin nereden geldigi, icinde iki olumsuz icerip icermedigi, baska hangi dillerle akraba oldugu konusu zaten meraklisina bile yavan gelirken, Turkcenin daha iyi ogretilmesi konusunda somut onerilerde bulunmak icin oraya gelen bir avuc insani pek de ilgilendirmeyecegini herhalde anlayabilirsiniz.
Dillerin akrabaliginin siyasi arkaplani oldugunu soyledim; sizin siyasi gerekcelerle bunu soylediginizi soylemedim. Zaten sizden boyle bir sey beklemiyorum --sizin hem vaktiniz yok, hem de --nasil soyleyeyim-- henuz netlesmemis cok sey var; katetmeniz gereken mesafelerin azi gitti cogu kaldi yani.
Bu arada, su iki olumsuz meselesi sizin sandiginiz kadar siyah-beyaz degil galiba... Ingilizcede halk kullaniminda vardir. Sarki sozlerinde bolca vardir. "I don't want no more big fat woman" filan gibi..
Bir de, it is not unknown to hear people say I couldn't care less..
Bunu, benimle paylastiginiz pek ortak bir nokta olmadigini, beni nasipsiz gordunuzu soylediginizde ben de rahatca soylerim.
Not: Intihalle iktibas arasindaki farki bir yerlerden bakip netlestirseniz cok iyi olur. Bir son sinif ogrencisinden beklenmeyecek kadar Google yeteneginiz oldugu anlasiliyor; heba olmasin, kullanmaniz lazim.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 15, 2006 10:45 AM
Tesekkurler Sayin Mustafa Ajlan bey. Bize nasip degilmis ne yapalim. Ya da linkler yetersiz kalmis olabilir.
Calismalarinizda basarilar dilerim.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 15, 2006 11:38 AM
sn Ataman bey kardesim
söyleyecek bir seyiniz kalmadiysa meydani bos birakinda milletimiz yazsin))
Yazan: XSI Tarih: January 15, 2006 01:52 PM
XSI bey,
Millet mi, yoksa vatandas mi demek istediniz acaba?
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 16, 2006 01:32 AM
Sayın Müzmin Anonim,
DPT işi elbette Türkçenin kökeni değil. Ama Resmi kayıtlara gecen şeyler sizin için ancak kendi Dünya görüşünüzü temsil ettiğinde değer taşıyor sanırım. Bir ikincisi İngilizce ile ilgili verdiğiniz örneklerde şarkı sözleri yani yerel ağızlar. Şaşırarak gördüm ki bolca var demişsiniz. Siz kelime olumsuzluğu yapmışsınız olabilir ben biçimsel gramer yapıyı kastetmiştim, gene 'anlaşılamamış'. Örneğimde Nobody does not like me dedim. Cümlemde özne ve yüklem olumsuz yapıdalar. Formel yapı olan SVO(subject+verb+object) uygun. Oysa siz it is not unknown to hear people say I couldn't care less. Belirsiz özne ve kelime olumsuzluğu! Ben sizden formel İngilizcede çift olumsuz var mı yok mu onu beklerdim. İstediğim düz cümlede hem öznenin kendisi olumsuz olsun hem yüklemin kendisi hemde bu yapı somut dünyaya gönderim yapsın. Buyurun Türkçe; Hiç kimseyi sevmiyor değilim.(hiçkimse(-)+sevmiyor değil(-) = birilerini seviyor durundadır.(+))Burada anlam somut olarak birilerini sevebileceği değil mi?Ama Siz bunu ancak İngiliz dilinde 'Never do i love anybody' şeklinde yani inversion denen yolla söyleyebilirsiniz. Inversion denen biçimsel yapıda İngilizceye yada tüm anglo-saxon dillerine Roma istilası zamanında laticeden geçmiştir.Bildiğiniz gibi latincede devrik yapı düz cümle olarak gecer.Öreneğin (Lui) mortos est-O erkek öldü.(burdan Etrüsk meselesi ne de geçerdim ama bu satırları fazla işgal etmeyelim) Bana bu konuyla alakalı son olarak,neverneverland neresi mesela gönderimi somut mu soyut mu?.Bunu da bir araştırın siz google da çok yetkinsiziniz nasılsa. Benim küçük dileği mide cevapsız bırakmışsınız sizlere nerden link verelim de rahatlayın mevzusu. Yeterli olup olmama kıstasını Türkiye’de internette siz veriyorsunuz herhalde DPT toplantıları kadar TSE toplantılarına da katılmışsınız belli.
Şimdi Türkçenin Sümerce ile olan akrabalığını mevzu etmemin nedeni bir kere Mustafa Akyol'un yazısındaki İslam öncesi Türk kültürü ne mana iade ediyordu söylemine katılmamandandır ama siz anlayamadınız.( Sümer tarihini okuyan herkes medeniyetin iktisat ile çok yakın ilişkisini bilir. Yazı iktisadi gereksinimlerden çıkmıştır bunun için Samuel Noah Kramer e bakınız)2. ve daha önemlisi Türkçenin Ural-Altay bağlamında siyasi nedenlerle ortaya atılmış teorilerle savunulamayacağını söylemişsiniz. Peki, Hint-Avrupa dil teorisi nasıl bir teoridir? Bu teoriyi kuran ve destekleyen şematik yapıları çıkaran insanlar bunun sırf bilimin güzel hatırı için mi yapmışlardır? Resmi tarih yazıcısı bu 'Batılı' insanların niçin Sümerler ile Türkleri aynı siyasi nedenlerden ötürü ortada duran onca somut belgeye rağmen akraba kılmak istememeleri doğal değil midir? Lise 1.sınıftan itibaren Sümerler ile ilgili Türkçe çıkan yayınları ve üniversite kütüphanemizde olan İngilizce kitap makale ve yazıların çoğunu okumuş biri olarak zannedersem sıradan birinden daha çok sizin inanmak istemediğiniz çıkarımları yapabilmeme hakkım var. Ben sizin gibi Türkçe 400den fazla kelimenin Sümercede 5000 yıl gibi koca bir zaman dilimine rağmen var olmasını tesadüf sayamam hele ki benzerlik denilen yapılar nerdeyse kelimenin aynısı olacak kadar ise. Bir ikincisi Sümer'in kurulduğu topraklarda yani aşağı Mezopotamya’nın coğrafi konumu beni böyle bir inanışa sürüklemiştir.Hami-Sami yada Hint-Avrupa ırkı olmayan Sümerler nerden gelebilir?Yukarı kafkasyadan olmaz ne ırk olarak ne dil olarak,Hint hiç olamaz kültür olarak komşu olunmasına rağmen ,Elam zaten düşmandır ve oda Hint-Avrupa’dır. Örneğin, yaptıkları Zigguratlar dağ sembolleridir. Anavatanlarını beraberlerinde getirdiler dümdüz arazilere ve tapınaklarını dağ modeli olarak yapan insanların öncellikli olarak gök temelli dinleri olması sizi pek şaşırtmamış olmalı. Gelebilecekleri tek yer Maveraünnehr ve Horasan arasında kalan topraklardır. Birde Dillerinin Türkçe ile aynı son-ek sistemine dâhil olması artık tesadüfü aşar(aynı Kültürel habitat +aynı Dil öbeği+Aynı ırksal özellikler(Sümerlerin lakabı karabaşlı insanlardır)).Belki Tesadüf hususu Mayaların yada Kızılderililerin dilinde yer alan 100 Türkçe kelime de kabul edilebilir ama yukarıdaki durumda kusura bakmayın siyaseti siz yapıyorsunuz. Ben sadece Batı dünyasın da tahammül edilemeyen bir gerçeği dile getiriyorum. Türk barbarların dedeleri medeniyetin esas kurucularıydılar! Bunun bir ikinci nedeni Philedelphia Üniversitesinden bile daha fazla Sümer çivi yazısı tabletin(en önemlileri bizde) hala bizim elimizde olmasından da(İstanbul arkeoloji ve Ankara etnografya)kaynaklanıyor. Çünkü Bilinmeyen tarihle ilgili tüm gerçekler onların üstünde. Tarihin cilvesi diye bakıyorum çünkü Amerika ilk yağmaladığı yer dikkat edin tesadüfe bakın Bağdat müzesi ve özellikle Sümer ve Asurun Ninova Kütüphanelerinde çıkan buluntularının saklandığı yerlerdi.
Neuro Linguistic Programing İçinde google da arama yaptığımda 772 sonuç buldum bunların hepside 'clikable' ve önemli üniversiteler olumlu yâda olumsuz birçok çalışma yapmaya değer bulmuşlar bu bile sizin küçümsediğiniz kadar değersiz olmadığını gösterir.(Ama sanırım sizin inanmadığınız herşey sizce 'fasa fiso'). Ben zaten Nlp İçin söyledikleri mide Teorinin genel tarihsel bakış açısında kültürel yönünü vurgulamıştım. Yani konuşulan Dilin, İnsanın Kültürel Dünyasını şekillendirdiğini, biçimlendirdiğini. Bunun içinde, tarih içinde asimilasyonun nasıl yapıldığını bilmek yeterli. Konuyu anlamak içinde Nlp nin Bilim olarak 'Nobel' dalı olmasına gerek yok sanırım.
Son olarak alıntı ile ilgili bir yorumda bulunmuşsunuz, Siz ve Sayın Ataman sanırım önünüzde bir kitap veyahut site ya yazıyor yâda kes ve yapıştır çalışıyorsunuz, zor oluyordur eminim. Benim 'kısıtlı bilgime' rağmen böyle bir sıkıntım yok. Sizlerin engin 'çalışmalarından 'öğreniyoruz yeteri kadar.
Saygılarımla
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 16, 2006 12:33 PM
Mustafa Ajlan Abudak bey,
Bu sizin kanaatiniz, ve ben katilmiyorum.
'Resmi gorus'e katilmak zorunda da degilim, ve degiliz. Bunun 'nicin?'lerini tartismak gerekiyorsa tartisiriz.
Yerel agizlar ve veya sarki sozleri Ingilizce degil mi?
Bolca var, ama, akademik/yazi dilinde degil.
Sizin bahsettiginiz turden bir sey bir Dil 'Calistay'inda (kongresinde) bir 'bildiri' olarak ilginc olabilir.
Yakin sayilacak bir zamanda buna taalluk eden bir iki seyden haberim var. Sumru (Ozsoy; Prof.) hanimin kitaplarindan birinde miydi, yoksa Bogazici yayinlarindan birinde miydi simdi tam hatirlamiyorum.
Okumus, ve okurken 'cok ilginc' temasiyla birlikte bol bol da esnemis oldugumu iyi hatirliyorum.. :-)
Turkcenin sunlarla bunlarla akrabaliginin onemli oldugunu siz vurguluyorsunuz. Bunun suradan ya da buradan oldugunu ispatlamak icin siz burada bir cihat acmis gibisiniz.
Benim acimdan, kelime bazinda etimolojik meraklar haricinde, akrabalik hic de ilginc degil, cunku --daha once de soyledim-- bu akrabalik meselesi sadece siyasi acidan anlam ifade ediyor.
Ve, bu da, sizin cevabinizda olan (fakat yer isgal etmemek icin buraya aktarmadigim) noktalarda geziniyor.
Yani, Turkce Sumerce ve Etruskce ile akrabadir; dolayisi ile buralarda coook onceleri yasamis olan Sumerler ve Etruskler uzerinden bizim bu topraklarda tapu/miras hakkimiz vardir...
Butun hikaye gelip gelip, bizim bu topraklarda var olusumuzun mesruiyetini percinlemege gelir. Bu bakimdan anlamli olabilir.
Ama, bizim bu topraklarda var olusumuzu percinlemez; olsa olsa bilmemkacinci dereceden destekleyici bir arguman olur.
Etruskcenin Turkce ile akrabaligi konusunda hayli inandirici iddialari olan, Net uzerinden yazistigimiz, Kanada'da yasayip zannedersem orada olen, (ismi malesef simdi aklima gelmiyor) Kaya soyadli bir ahbabim vardi...
Etruskcenin Turkce ile akrabaligi, benim baktigim yerden, sadece ve eger Turk medeniyeti tekrar Akdeniz'i gol haline getirir ise, ondan sonra kullanilabilir (siyasi amacla ise yarar) bir arguman olur.
Daha once bu konuda yapilacak olan iddialar, sizin de yazinizda degindiginiz uzere, Bati medeniyeti tarafindan alaya alinarak onemsizlestirilecektir. Erken otmek, bu konuda ters teper yani.
Cunku konunun derin siyasi yansimalari vardir. Akrabalik meselelerinde bu hep boyledir.
Benim 'clickable' olmadigini soyledigim sey, sizin yazinizda verdiginiz linklerin kendileri idi. Yazarken itina gostermemis olsaniz gerektir ki, mesela DPT'deki PDF icin verdiginiz link soyle:
'http://1.http//ekutup.dpt.gov.tr/turkdili/oik542.pdf'
halbuki, bunun dogrusu boyle olmaliydi. Bu ikinci onegi tiklarsaniz ilgili PDF'in yuklenmege basladigini goreceksiniz.
Aradaki farki gormek icin bu sayfanin HTML kaynak koduna bakmaniz gerekir. Ya da 'a' taginin nasil kullanildigina bir daha bakmalisiniz.
Ben inanmadigim icin mi 'fasa-fiso' yoksa 'fasa-fiso' oldugu icin mi ben inanmiyorum?...
Bunu soylemek icin uyduruk ve baskasinin 3 harfli kisaltmasina kalk gidelim demis birilerinin sehadetine ihtiyaciniz mi var. Tabii ki dil birinci dereceden onemlidir.
Nobele layik olmasini dayatmiyorum tabii ki, ama, bahse deger olmasinda fayda olurdu.
Uzun zamandir ilk defa Ataman bey (Firdevs hanim) ile bir noktada hemfikir oldum. Dolayisi ile, beraberligimiz sizin sandiginizi dusundugum kadar eskiye dayanmaz :-)
Ote yandan, kes-yapistir meselesine gelince: Evet, size yazdiklarim, tipki bu yazida da oldugu uzere, daha onceleri ayni konularda yazilmis yazilarimdan birebir kes-yapistir suretiyle alinmistir. Bunun boyle oldugunu fark etmis olmaniz beni gercekten sasirtti. Cok zekisiniz.
Cok sukur ve ne mutlu. Sonunda amaca ulasir gibi oluyorum... Cunku, malum, benim butun gayem, siz yeni neslin --ve bilhassa zat-i alinizin-- benim yazdiklarimdan yeni bir seyler ogrenmesidir.
Butun yazilarimi, aman nasil yapar da millet yeni bir seyler ogrenir diyerek yaziyor oldugumun da farkedilmis olmasi sevindirici..
Ben sizi anlaMAmisim, ama, ne mutlu ki, siz beni cozuvermissiniz.. Bravo.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 16, 2006 04:28 PM
Sayın Müzmin Anonim
Yazımda birkaç şeyi kabul etmişsiniz,Etrüskler gibi,ziyadesiyle bahtiyar oldum.Ben siyasi tarafında ,toprak talebinde falan değilim aksine kimlik sorunun kaynaklarından biri olarak dili belki gereğinden fazla irdeledim.Evet malesef htmlde yazı yazma konusunda eksiklerim var,inşallah bilgilendim ve yanlışlarımı gösterdiğiniz için müteşekkirim.Faso fiso konusunda siz karar kılmışsınız herhalde inandıklarınız bilimsel ve meşrudur,bizler gibi eksik akıllıların tespit yada yorum gücü sınırlı işte kusura bakmayın.Biz cehaletimizi sizlerin samimi çabalarına gerek kalmadan da kabul ederiz,zaten bilenim diyen en çok yanılır değil mi?
Biraz da alınmış gördüm sizi,kes yapıştır mevzu hususunda müteesir oldum.Halbuki okuyamadığımız yayınları kast etmiştim sayenizde ulaşıyoruz o bilgilere demek istemiştim.Sizi çözmek bizim haddimize değil,kördüğümler uzmanlık ve profesyonnelik gerektirir.
Saygılarımla
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 16, 2006 06:01 PM
Ilhan bey,
Kabul ettigimi soylemedim. Ama, reddetmek de gerekmiyor. Proto-Turkce doneminde bir seylerin baska bir seyler ile ilgili olabilecegi iddialarini benim kabul ya da reddetmem ney degistirir.
Ben akraba olup olmadiklarindan ziyade, akrabalik arayislari hakkindaki fikrimi soylemek istedim.
Enteresan bir donemden geciyoruz; tek basina pek az sey kimlik sorununun cozumunu saglayacak gibi gorunuyor --surekli baska bir seylerin eksikligi gundeme geliyor ve kimlik konusu da tartismali kalmaga devam ediyor. Sanki daha derinde bir seylerin halledilmesi ile ancak bu konu cozulebilecek --ama, ne oldugunu bilmiyorum.
Bu kadar tevazu --nasil soyleyeyim-- pek de gitmemis..
'Natural Language Processing'in bir bilim oldugunu soylemedim, Noam Chomsky'nin meshur edip --ya da sayesinde meshur olup-- daha sonra da comezlerine terkettigi bir arastirma/inceleme dali.. Bir yere kadar faydali sonuclar verdi, ama, oralarda bir yerlerde de tikandi kaldi.
Buna karsilik 'Neuro Linguistic Processing' hakkinda aradikca, baktikca, daha bir hayal kirikligina ugruyorum. Asagidaki paragraf bunlardan birisi: [ www.nlpschedule.com/whats-nlp.html ]
So, now to the question of our basic theory in NLP. We don't really have one. NLP is not based on theory. It is based on the process of making models. There is a big difference. A model doesn't have to be "true" or "correct" or even perfectly formed. It only has to be useful when applied to what it's designed for. If it isn't, it can be discarded in any situation where it fails. NLP is really an epistemology (the study of the origin and structure of knowledge itself). Everything in NLP is based on specific evidence procedures for effectiveness and is thoroughly tested. "Doing NLP" means working diligently to be sure we know what we know, and use it appropriately.
Simdi buradan ne anliyoruz?
Bilginin kaynagini arastirma faaliyeti mi? Yoksa, telkinin gucunun neye dayandigini anlamga calismak mi?
N-L-P kisaltmasindaki 3 harfin hangisi burada var, ne bir anlam butunlugu veriyor mu? Bence yok; ve vermiyor.
Davul tozu, minare golgesi..
Benim butun itirazim bunaydi.
Cok bilmek iddiam yok.. Ogrenmek gayretim var.
Demek ki, cozum bir baska bahara kaldi.. :-)
Benim okuyup anlamak zahmetine katlanmadigim bir metni muhatabima yuklemegi, yani, 'kes-yapistir'i hic sevmem. Samimi bulmam. Sizin yazinizdaki ima ona isaret edince hosuma gitmedi, tabii ki. Ondan gayri, alinmadim.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 21, 2006 01:52 AM
Sayın Müzmin Anonim yâda İlhan Bey,
Dilin kimlik sorununda ki en temel öğe olması benim şahsi kanaatim sizin kimliğiniz sizi bağlar. Ben Türk olarak atalarımın dilinin yaşayan izlerini yâda ancak taşlara kazınmış köklerini aramakla nasıl bir hata yapıyorum bilemeyeceğim rahatsızlığınız bu konuda memnuniyet verici . Bunları yazmam deki asıl sebep Türk kültürünün İslam öncesinde de asli var olan bir kültür yapısı olduğu ve köklerininde zannedildiğinin aksine çok derin olduğunu anlatmaya çabalamaktır. Etrüskler yâda Sümerler ile ilgili çalışmaların şahsen kültür yönüyle ilgilenmek demek akrabalıkla ilgilenmek mi oluyor ilgilenen Türk olunca Öyle olduğunda yani akrabalık bağlarını aramak olsa da yapılan İtalya'da yâda Kuveyt’te toprak talebi mi demek siyasi olarak maşallah ne hayal gücü. Bu konu ile samimi olarak uğraşan hiç kimseden böyle bir talep ne okudum ne duydum. Siyaseti sevmem ilgi alanıma da girmez, ama sanırım Altayların tapusu sizin yâda siyaseten çok yaralısınız. Türk’ün sizce objektif olamama sorunu mu var yoksa ne bileyim bu tip konularda Türk olan araştırmacıya karşı 'bilimsel' gıcığınız mı var? Yoksa bana katılmamanız en doğal hakkınız. Chomsky konusunda kişisel görüşlerinizi şu an önümde duran Oxford University How Languages are learned? Kitabının editörüne de söyleyin içinde önemli bir yer arz eden bilim adamının aslında faso fiso ile uğraştığını öğrensin zavallı. Size baharatlar konusunda yardımcı olamayacağım sizin gibi her şeyi bilme çabam yok, hazımsızlığa da ne iyi gelir bilmiyorum neden olduğunu da sizin bir fikriniz mutlaka vardır kendiniz için. NLP için söyledikleriz ne kadar takıntı mağduru olduğunuzu göstermekte maalesef. Ben NLP yi inanan biri olarak NLP'nin eğitimdeki amaçlarından ziyade dilin insanın entelektüel zihinsel faaliyetiyle olan yakın ilişkisini belirtmek için kullandım bundan az bir zaman önce popüler olan bir konu üzerinden. Siz gereğinden de fazla abartarak işi Nobel ödülü almaya kadar getirdiniz nerdeyse. Yoksa NLP hızlı eğitim için hâlihazırda denenen ve geniş şekilde de enstitülerce uygulanan bir bilimsel çabadır. Telkin sizce manasızsa Psikologlara Freud külliyatını çöpe atmalarını salık verin, sizi dinlerler. NLP’nin bir teorisi bir öngörüsü ve bu öngörüsünün oluşturduğu yolları destekleyen edinimleri vardır. Evrim teorisine inananların da o zaman, teori ispatlanmadığı yâda kanunlaşmadığı için aynı bilimsel kefeye koyalım bu iş hallolsun. Tevazu muz sizin bilimsel kibrinizden büyük değil. Kördüğüm meselesine gelince,
profesyonellikten kastedilenin Mustafa Akyol olduğu aşikâr ama o bile sizi zaman kaybı olarak gördüyse bize düşen izcilere sizi önermek o kadar.
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 22, 2006 01:13 AM
Sayın Mustafa Akyol,
Daha önce de belirttiğim nedenlerle, sitenizdeki yorumların birçoğu oldukça rahatsız edici boyutlar taşıyor.
Yada boyutsuzluk dememiz lâzım.
Bu yorumların içinde, Peygamber'le, Peygamber'in ailesiyle ilgili, ayetlerle ilgili bilgisizlik dolu, maalesef inançsızlığa ilişkin yorumlar bulunmaktadır.
Ben, kişisel olarak bunlardan rahatsızlık duyduğum için yorumları okumamaya gayret etsem de, arada sırada ister istemez bana da bulaşıyor bu virüslerden.
Söylemek istediğim şudur:
Sayın Akyol,
yazılarınızdaki ifadeler, taşıdığınız fikirler bu yorumlara vesile oluyorsa üzerinde tekrar düşünülmesi lâzım değil midir?
Yazılarınızın büyük çoğunluğunda, İslâm Dinine modernist bir bakışın izleri var. İslâm'ı yeniden yorumlama ihtiyacı duyuyorsunuz. Ve bu fikirlerinizi hangi insanlarla paylaşma ihtiyacı
içindesiniz? Burada seçici olmanız, sizin niyetinizi gösterir. Ama böyle bir niyet göremiyorum.
"yanlisim varsa duzeltin lutfen." demiş birisi.
Yanlışları o kadar çok ki; hangisini düzelteyim.
En iyisi yanlışlarıyla başbaşa bırakmak kişi oğlunu.
Ayrıca, beni ne ilgilendirir ki, bana ne demek de bir başka tehlikeli yaklaşımdır.
Değerler ayağa düşmüş durumda. Hassasiyet sıfır.
Bilip bilmeden, araştırmadan, kuşkulu yollarla, inançsızlık içeren yorumlar yapılmakta ve bu yorumlara yer verilmekte.
Mustafa Akyol Org. değerlerin ayağa düşmesine
-belki de farkında olmadan!- izin veriyor, göz yumuyor. Öyle mi?
Yazan: Ömer Aksay Tarih: January 22, 2006 08:27 AM
Ömer Bey,
Elbette ki amacım İslami değerlere saldırılara zemin açmak değil. Zaten siteye gelen yorumlar içinde hakarete varan saygısız ifadeler de oluyor ve bunları kabul etmiyorum.
Ama İslam'a karşı olanların, neden karşı olduklarını ifade etmeye bence hakları var. Böylece belki de karşı çıkışlarının yanlışlığını onlara anlatma imkanı da olabilir.
Saygılar
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 22, 2006 04:45 PM
Mustafa bey,
Karsi oldugumuz ve elestirdigimiz nokta Arap milliyetciliginin din diye dayatilmasinadir. Yoksa islam karsiti veya islam dusmani gibi tanimlamalar cok gereksiz ve yanlistir.
Bu elestirilerimizden rahatsiz olan Islamci arkadaslarimiz igneyi kendilerine cuvaldizi baskalarina batirsinlar lutfen.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 23, 2006 11:31 AM
Mustafa Ajlan Abudak bey,
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 24, 2006 03:11 AM
Sayın Müzmin Anonim
Sizinle inandığım iki dünya bir araya gelse bir uzlaşmamız olması kanaatimce çok zor.
(1).Benim Mustafa Beyin avukatlığına soyunduğumu söylemeniz beni çok güldürdü.Mustafa Beyin işini gayet iyi yaptığının bir göstergesi.
(2).Bugün Boğazköyde Hitit kazılarını yapan Alman arkeologlar neyi arıyorsa bende onu arıyorum sanırm onlarada bugünkü Alman kimliği yetmemiş ki ilk yazılı Hint-Avrupa dilini oluşturan kavmin geride bıraktıklarını 100 seneyi aşkındır durmaksızın kazıyorlar muahakkak evrensel niyetleri vardır.
(3).Benim siyaseti sevmemem görüşlerini siyah-beyazı hayat şiarı edinmiş insanların partizanlık yapmasındandır ve din içeriğinde siyaseti meşru bulmadığımdan siyaseti sevmem.Siyaset ve dini aynı koltukta taşıyan insanların hataları, genel geçer yargıyı sevenlere Din'e haketmediği çirkin ithamlarda bulunma fırsatını verir.Din olgusu hayatımızı her alanda şekillendirir ama onun üzerinden metalanmak acizliktir.
(4).Noam Chomsky'nin de sizden daha meşgul olduğa eminim.Ama eleştirisel katkılarınızı bekliyordur.
(5).Siz herhangi bir konuda 'salık verince' oluyorda başkaları yapınca neden rahatsız oluyorsunuz?Bürokratsınız sanırım yada bir kurumda yönetici.
(6).NLP nin popülerliği popüler kültür içinde olması değersiz olması demek olmuş normal karşıladım sizce herşey siyah-beyaz popüler kültür içersindeyse değersizdir,kendinizcede haklısınız.Merak eden arkadaşlar arama motorlarında yarım saat arayıp bir kaç linki tıklayıp okusunlar bırakın onlar karar versinler.Sonuçta NLP nin verilerine inanmamın nedeni kendi hayatımda aldığım olumlu sonuçlardandır.Herkesin bu olumlulukta sonuçlar almasını ne NLP teorisyenleri ne de başka biri somut olarak beklemektedir.
(7).Davul tozu minare gölgesi yazarak baharatlar konusuna siz girdiniz,Küçümsemek için bile olmayan farzi baharatları benim söylediklerimin hiç olmadığı manasına gelmesi için kullanmak sizle aynı fikir ,inanç vesaireyi paylaşmayan herkesin durumlarını aktarmak için olağan mı?.Bende bunun sizde neden rahatsızlık yaratığını anlayamadımdan ve 'gerçek baharatlardan'sizin mutlakak bildiğiniz bir şifanıın olduğumdan bahsettim o kadar.
(8).Bizim,size göre aşağılık kompleksimizin olması size keyif veriyor olmalı ki biz mevzuyu sonlandıralım derken bakıyoruz siz tekrarlara devam ediyorsunuz ,ama insanların varsa rahatsızlığı ile keyiflenmekte çok sağlıklı bir psikolojik durum değil.Ama keyif aldığınızdan da emin değilim öyle ise yukarıdakiler geçerli.
(9).Son olarak değerli vakitinizi ayırarak cevapladığınız yorumlarınızdan aldığımız dersler var bunun için müteşekkirim.(samimiyim)Eksik olan kısımları sizin gibi büyüklerimiz ısrar ve inadla kafamıza kakacak ki bizde kendimizin var olan sayısız eksik yönlerimizden bir kaçını tamamlamak için çalışalım.
Saygılarımla...
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 24, 2006 03:05 PM
ı ben bir yorum ekledim cevabı gelmedi ama burda sorim hz.muhammet in oğlu varmıydı
Yazan: dilan Tarih: March 6, 2007 09:22 PM
öncelikle bn bu siteyi beğendim ama soru soramıyorum nerden soru soruluyor
Yazan: dilan Tarih: March 9, 2007 02:28 PM