« Radyo Programı: Akıllı Tasarım ve Evrim | Ana Sayfa | 'Kurban Bayramı'nda Kurban Kesmek Gerekli midir? »

January 10, 2006

Din ve Medeniyet Üzerine Bir Kaç Tespit

Tüm okuyucuların Kurban Bayramını tebrik ederim.

Bugün Türk basınından iki yazı önereceğim. Birisi, Milliyet yazarı Hurşit Güneş'in "Dinle Kalkınma İlişkisi" başlıklı makalesi. Sayın Güneş, Türkiye'de bir kesimde hayli yaygın olan, bu sitenin bazı okurları tarafından da paylaşılan "dinin toplumları geri bıraktığı" efsanesinin neden yanlış olduğunu örnekler vererek anlatmış.

Yine Milliyet'te, Taha Akyol'un sütununda ise, Suudi Arabistan'ın resmi mezhebi olan Vahabilik ile "Osmanlı İslamı" arasındaki farka vurgu yapan önemli bir makale var. Akyol, "Türkler'in İslam öncesinde daha ileri bir medeniyete sahip olduğu" şeklindeki uydurma tarih tezinin de geçersizliğine işaret ederek şöyle demiş:

Türk tarihinde bozkır göçebeliği, Arap tarihinde Bedevilik büyük rol oynadı. İslam'dan sonra iki kavim de yerleşik medeniyete yöneldi; şehir, cami, medrese, mahkeme ve devlet gibi yerleşik kurumların yanında mezarlık mimarisi ve türbe gibi yerleşik kurumlar da gelişti. Bizde göçebeliğin tasfiyesine Selçuklular başladı, Osmanlılar tamamladı.

Gerçekten de — o dönemin başka edebi eserlerine kıyasla çok zayıf bir örnek olan "Orhun Anıtları" dışında — İslam öncesi Türkler'in hiç bir kayda değer edebiyatı, mimarisi, sanatı yoktur. Bu medeniyet unsurları, ancak Türkler'in İslam'ı kabul etmesiyle birlikte başlar. Başta Kur'an olmak üzere "yazı temelli" bir medeniyet olan İslam, Ortadoğu'daki diğer barbar kavimleri medeniyete taşıdığı gibi, Türkler'i de aydınlatmıştır. Bu önemli konuyu, bir zaman sonra daha detaylı olarak işlemeyi planlıyorum...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 10, 2006 01:06 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Dinle iktisadi kalkınma arasında bağlantı kurmaya çalışmak ne derece anlamlı bilemiyorum. Kalkıma böyle tek boyutta incelenemeyecek kadar karmaşık bir konu(bu kadar karışık olmasa şimdiye kadar okulu çoktan bitirmiştim:)).Din- kalkıma ilişkisini Türkiye için incelemeye çalışsak... Din olarak referans alacağımız şey nedir? Klasik "Türkiye'nin %99'u müslümandır" geyiği mi? Bu %99'u müslüman olarak nitelerken kullandığımız "objektif" kriterler nedir?

İslam ile geri kalmışılığı ilişkilendirmeye çalışmak tamamiyle boş bir uğraştır ve de İslam hakkında en ufak bilgisi olmayan kimselerin yapacağı bir iştir(bunu bir tür savunma refleksiyle söylemediğimide belirtmeliyim çünkü müslüman değilim).

Yazan: Hasan Huseyin DER Tarih: January 10, 2006 04:19 PM

Türkler İslam olmasa idi Türk kalabilirlermiydi?


Ben asıl bu sorunun sorulması gerektiği kanısındayım.Ben genelde bir dilçi olarak insanları ırk zemininden daha çok dil bilimsel grublara ayırmayı yeğlerim çünkü insan beyni dünyanın en gelişmiş canlı yapısı ise dil bu yapının çalışmasını sağlayan ona belli bir biçim duruş sağlayan yazılımdır.Yazılımsıl bir bilgisayar ne işe yarar ki?

Amacım insanla bilgisayar arasındaki paralliği göstermek falan değil sadece vurgu ve giderek Dilbilimciler içinde önemi artan Sinirsel Dil Yapılanması ve bunu insan hayatını nasıl şekillendirdiğine olan inançım.NLP(Neuro Linguistic Programing).Şimdi bu girişden sonra Sümerlerden bu yana gelen biz eklemli dil insanının macerasında din her zaman önemli idi Sümerler bugün kü Sami toplumları bile öle derinden etkilemişlerdir ki nerdeyse Hz.İsa (RA) doğumuna kadar bölgede Sümerce kullanıla gelmiştir hiç değilse dini olarak önemini yitirmedi.Bu Sümer edebiyatınında , zengin Arap edebiyatının oluşturan temellerden biri olarak görülmesini sağlar.

Ama ne olmuştur?Tehvid dini peybamberlerinin gelişlerinden sonrada giderek Sümer dili ve dini yok olmuştur neden mi? Çünkü Sümerler bölgenin yerlileri değillerdi onlarda göçebe step halklarından biriydi geldiklerinde Mezopotamya ya yerleşik halkın içinde gelen Tehvid Dini başta olmak üzere bir çok diğer kültürel ve siyasal sebepler yüzünden M.Ö 5 yüzyıl asimile olarak tarih sahnesinden çekildiler.Buna daha yakın ve çarpıcı bir örnek amca oğullarımız Macarlar ve Finlerin Hristiyanlıkdan sonra şu anda ne kadar Turkic kalabildiklerindedir. Şimdi biz Sümerlerin uzak torunları eğer islamla şereflenmesek ne olurdu sorun bir kendinize?Yani Selçuklularla başlayan fethin akımı başlamadan önce islam olmasak fetih ettiğimiz Rum ve İslam topraklarında kalıcı olabilir miydik?Yada fetih sonrası müslüman olsak Moğollar gibi Orta doğuda asimile olmazmıydık?Ya da fetih lerin amacı sömürü mü yeni toprak kazanımı yoksa Gaza şuuru muydu?Eğer benim gibi sonuncusu olduğunu söylüyorsanız,bu şuurun kaynağı elbette İslamdır.Türklerde İslama yavaş ama sağlam bir şekilde sindire sindire özümseyerek ve kültürerin onun üstüne inşa ederek geçmişler.Şu sosyal bir gerçektir ki yerleşik kültürler göçebe kültürlerden daha donanımlı ve daha güçlüdürler.Güçleride kendilerinden önce orada iz bırakmış insanların miraslarından kaynaklanır oysa göçebeler sürekli kendilerini temel yaşam gereklerini bulmaya ve sürdürmeye adarlar yani birkim pek olmaz, maddi olarakda mirasları maddi özgürlükten başka bir şey olamaz.

Yalnız İslam öncesi batıda Turkic adı verilen eklemli dili konuşan toplumların kültürünüde hepten yok saymak pek uygun değil.Çin gibi bir kültürün bizi yegane tehdit olarak görmesi bile Türk kültürünün azınsanmayacak denli askeri ve siyasal yapılanma bakımından zamanının çok ötesinde olduğunun kanıtıdır.Uzaydan görülen tek insan yapısı inşaatın yapım sebebi olmak küçümsenecek bi olgu değil sanırım.Şimdi biz gerçek manada kültürel olarak ilk yerleşmemizi Uygurlarla yapmışız ve kısa zamanda yaklaşık iki yüz yılda da bazı önemli alanlarda(matbaa ve şehir planlamacılığı) Çinle yarışacak denli ilerlemişiz.

Benim bakış acımdan bakarsanız Türklerin İslamla şereflenmesi kadar Rabbinde Dini İslamın bayraktarlığını layıkıyla yapan ve yapacak millet olarak bizleri seçmesinin bir sırrı olsa gerek.Yani aslında demek istediğim Türkler daima Orta yolda yürümüşler.Bunu Dinde ,siyasal ve sosyal hayatda da uygulamışlardır. Göçebeliğin üstün taraflarını yerleşik kültürün faziletleriyle en güzel şekilde harmanlamışlar.Bunu askeri,idari ve ilmi olarak da Dünya üzerinde en iyi yapmış insanlar olarak tarih de yerlerini almışlardır.Vicdan sahibi her tarih bilgini Dünyanın En Büyük Kara İmparatorluklarını kurmuş onlan Türk milletin Tarih sahnesindeki önemli rolünü kabul eder.Elbette bu İmparatorlukların evrensel uygarlık seviyesine gelebilmesi İslam sayesindedir .Bu sayededir ki biz sadece kendimizi değil tüm dünyayıda aydınlatabilmişiz,yoksa Cengiz Han gibi gene Danimarka'ya kadar gider ama Hanın ölümünden sonrada Altaylara doğru çekilirdik.


Not:Sayın Taha Akyolun Mezarlıklar konusunda vahabilere yaptığı eleştirilere de bazı acılardan katılmıyorum.Evet vahabilerin uugulama ve anlayışlarının büyük çoğunluğunu paylaşmayabiliriz ama bu onların yaptığı bazı doğruları görmemizi engellememeli.Kabul edilmeli ki Vahabiler bu doğruyu uygulamakta ölçüyü oldukça kaçırmışlardır ama bizde bu mezar işini Anadoluda 40 bin evliya mezarı ile abartmadık mı?İnanç ve Uygulamada İmam Gazalinin (RA)dediği gibi Orta Yol bizlere en çok yakışanı sanırım.

Başta İslam Aleminin ve Büyük Türk Miiletinin Bayramı Mübarek olsun..

Yazan: Musatafa Ajlan Abudak Tarih: January 10, 2006 04:52 PM

Sayin Akyol,

Islamiyeti de Turkleri de lutfen rahat birakin. Babaniz Sayin Taha bey'in ve sizin illaki Turklugu asagilayip Islamiyet'i hakli cikarma gayretleriniz cok anlamsiz. Iktidardaki partinin soylemlerine destek bulma gayretleriniz beyhude.

Turkler Islamiyeti kabul ettikten (zorla butun dinlerde oldugu gibi) sonra Kur'an'in emridir diye yerlesik duzene gecmediler. Resmi tarih diye karalamalarinizda cok komik ayrica. Turkler Mustafa Kemal Ataturk'un dedigi gibi Islamiyet'ten oncede cok buyuk bir milletti. Gocebe olmalari bir seyi degistirmez. Turklerin gectikleri yerde biraktiklari ayak izleri bile yeter.

Turkler Islamiyet'i kabul ettiler ama hicbir zaman gercek musluman olmadilar olamazlarda zaten. Ornegin evlatlarinin ya da evlatliklarinin bosandiklari esleriyle evlenmediler hicbir zaman. Yani cahilliyye donemi haram sayilan bu sekilde evlenme yasagini aynen uyguladilar. Bu konuda cahilliye donemi Araplarin guzel ahlakini ornek almislar da diyebiliriz.

Bu kisacik aciklama bile Turklerin ne kadar buyuk bir millet oldugunu gostermeye yeter sanirim. Gelmis gecmis 36 Osmanli Padisahlarinin hicbiri hac'ca bile gitmeye gerek duymamis. Neden? Cunku Turkler isteselerde Araplar gibi musluman olamazlar.

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 10, 2006 05:07 PM

Mustafa Ajlan bey'in de kafasi cok karisik olmali. Macar Turkologlarin bundan 100 yil kadar once ortaya attiklari Ural Altay dil ailesi teorisi coktan terk edildi. Artik modern dilciler boyle bir seyden soz etmiyorlar. Dolayisiyla Fin ve Macarlarla kuzen oldugumuzun bir dayanagi yoktur.

Ayni sekilde Sumerlerin de torunlari falan degiliz. Dogal olarak Turkler Anadolu'ya geldiginde Anadolu'daki yerli halk arasinda Sumerlerin torunlari vardi. Ama Mustafa Ajlan bey bunu kastetmiyor. Anadolu'ya gelen ve dillerini Anadolu da yerlesik halklara ogreten Oguz boylarinin Sumerlerin torunu oldugunu zannediyor. Artik akli basinda hic kimse boyle bir seyi ileri surmuyor.

NLP nin de bilimle yakindan uzaktan hicbir alakasi yok daha dogrusu astrolojinin astronomiyle ne kadar alakasi varsa NLP nin de dil bilimle o kadar ilgisi vardir. Bir zamanlar buyuk sirketlerin CEO'larini verimliliklerini artiracagiz diye ikna edip butun personelini otellerde toplayip ateste falan yurutuyorlardi ama artik simdi o furyada gecti.

Boyle sahte bilimcilerin gelip de buralarda Islam'i savunmalari hic sasirtmiyor cunku ayni akil disi kaynaktan besleniyorlar.

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 10, 2006 07:36 PM

Önemseyen, değer veren herkesin ve Rabbi'ne kul Habibine (sav) ümmet olan bütün müslümanların kurban bayramını tebrik ederim..


Ataman Bey,

Daha Osmanlı padişahlarının niçin hacca gitmediğini ulemanın niçin padişaha hac için cevaz vermediğini bilmeme cahilliğiniz bir yana bunu sürekli ve çeşitli vesilelerle tekrar etme gereği duymanız inanın sizin ruhsal arkaplanınızı ayan beyan gösteriyor..


İslam hakkında bu kadar cehalet ancak tahsille olur diyeceğim ama yaptığınız yorumlardan anlaşıldığı kadarıyla sizde pek tahsil de yok..
Provake edebileceğiniz konu oldu mu hemen sahneye çıkıyorsunuz, bilgi gerektiren, bir derinlik isteyen mesele oldu mu Ataman Bey'i ara ki bulasın..


İki tane Turan Dursun ve İlhan Arsel kitabı okumakla kendini İslam gibi muhteşem bir dinin ve olağanüstü bir medeniyetin "eleştirmeni" zannetmek ve uluorta bu dine ve mensuplarına hakaret etmek çok yakışıksız bir davranıştır. İnsanda, hiç olmazsa içinde yaşadığı topluma olan saygısı nedeniyle -tabii saygısı varsa- vicdanının bu hakaretlere ve alaycılığa engel olması beklenir.Bu cehalet kokan hakaret ve alaycılık aynı zamanda sizi de küçük düşürmektedir.

Yani diyeceğim o ki bu bilgi seviyenizle kendinizi buraya yorum yazmak için mecbur hissedip daha fazla küçük düşürmeyin.Ama bu "küçük düşmekten" zevk alan mazoşist bir
tarafınız varsa bilemem tabii..

İnanın burası sizsiz de güzel..

Yazan: S.Ozturk Tarih: January 10, 2006 10:53 PM

İslam insanın yeniden inşasıdır. İslam insanın tasavvurunun, aklının ve şahsiyetinin ve bunların toplamıyla hayatının yeniden inşasıdır. Bu nedenledir ki kız çocuklarını diri diri toprağa gömen, güçlülerin zayıfı ezdiği , bedeviliği yaşam biçimi kabul etmiş bir toplumdan dünyanın en büyük medeniyetlerinden birini ortaya çıkarmış, bununla da kalmamış göçebe yaşayan şaman atalarımızı da medeniyetle tanıştırmıştır.
Ve yine bu nedenledir ki İslam , ataları dünyanın en korkutucu, talancı ve yağmacı ordusuna sahip Moğollardan Uluğ Bey gibi bilginleri yetiştirebilen bir medeniyetin oluşmasına vesile olmuş, bir Kürt olan Selahaddin Eyyubi’den de bugün batılıların bile hayran olduğu bir devlet adamı ortaya çıkartmıştır.
Günümüzde sözde İslamı temsil ettiğini söyleyip saçma davranışlarda bulunan, ya da ifrat – tefrit noktasında bulunan kişiler ve topluluklar mutlaka vardır, olmuştur hatta olacaktır da... Ancak bunların olması İslam’ın temel gerçeklerinin hiçbirisini ortadan kaldırmaz.

Yazan: Tuncay Tarih: January 10, 2006 11:51 PM

İslam köleliği ve akraba evliliğini mazur gören bir dindir (nisa 23). Kuran'da basbayağı kölelik ve cariyelik gibi kurumlar bulunmaktadır.

"Peygamber"in 9 yaşındaki çocuklarla (pedofilinin cezası yoktu heralde o zamanlar) ve hala kızlarıyla evlendigini, kölelerinin ve cariyelerinin bulunduğunu ve hatta "tüm insanlığa hitap eden bir kutsal kitap" içine kendisi öldükten sonra eşleriyle evlenilmesini yasakladığını inkar mı edeceksiniz?

Turan Dursun ve İlhan Arsel gibi aydınlar safsataların gerçek yüzünüzü ortaya çıkardığı zaman onlardan öldürecek derecede nefret ettiğinizi de mi inkar edeceksiniz?

Belki, ama şunu bilin: İslam ilk ortaya çıktığından itibaren BOL BOL kan dökmüştür. İnsanlar arasına sevgiyi ve barışı değil, nefreti ve korkuyu getirmiştir.

İnanmazsanız "kutsal kitap"ı açın ve okuyun. Mekke ve Medine dönemlerinde "indirilen" sureler arasındaki "şiddet" farkını inceleyin.

Cesaretiniz varsa bunu yapın ve yayınlayın.

Yazan: Yilmaz Tarih: January 11, 2006 11:29 AM

Sayin S.Ozturk,

Igneyi kendinize cuvaldizi baskasina batirin. Bir baskasinin benim hakkimdaki duygu ve dusunceleri beni baglamaz. Benim hakkimda istediginizi dusunup soyleyebilirsiniz. Ama Turklugu asagilamaya kalkacaksiniz, Turk bagimsizliginin ve Turk ozgurlugunun sembolu Cumhuriyetimizin degerlerine saldiracaksiniz kimse size dur demeyecek. Hay hay baska bir arzunuz?

Hani guzel Turkcemizde bir deyim vardir ya dinime soven bari musluman olsa diye. Sizin Islam'a sayginiz yok ki kendi oz benliginize sayginiz olsun. Muhammed'in olumunden sonra Islam'i yuzlerce mezhep ve binlerce tarikata bolen ben miyim? Islam'i bolup parcalayin sonra bunu elestirenleri suclamaya kalkin.

Dunyalar harikasi Islam medeniyetini aksam izledik televizyonlarda uzun uzun bir guzel. Bu mudur sizin ove ove bitiremediginiz Islam medeniyeti? Turkler Islamiyeti kabul etmeden once boyle goruntuler var miydi?

Islam medeniyeti dediginiz sey kendi anlatiminizla sadece turbeler mi? Islam medeniyetini anlamak icin once Herodot'u sonra da Tevrat ve Yahudi geleneklerini incelemek yeterli. Turan Dursun veya Ilhan Arsel okumaya bile gerek yok. Bunlarin dogrulugunu gormek icin Kur'an ve hadisler en buyuk kaynak zaten.

Islam medeniyeti dediginiz sey eski Yahudi geleneklerinden ve kotulediginiz cahilliyye donemi geleneklerinden ibarettir.

Osmanli Padisahlari hac'ca gitmek isteyecek de ulema cevaz vermedi diye gidemeyecek. Yalan dolan fetvalar bunlar. Bu iddialara ancak kargalar guler. Ayrica Osmanli imparatorlugu tarihinin hicbir doneminde Islam seriatiyla yonetilmemistir. Kaldi ki, Islam kulturu imparatorlugun kurulusundan 200 - 250 yil sonra Osmanli toplumuna nufuz etmeye baslamistir. Bu tarihten sonra da zaten Ataman adi Osman'a donusturulmustur. Osmanli imparatorlugunun kurucusu Osman bey degil Ataman beydir. Ne ugursuzluktur ki Osman'a cevrildikten sonra da cokus baslamis Ataman beyin kurdugu imparatorluk Osmanli adiyla tarihin karanliklarina gomulmustur.

O nasil ulemaymis ki, Fatih Sultan Mehmet'in hac'ca gitmesine cevaz vermiyor ama Hiristiyan hac sembollu kolye takmasina ve Isa'ya siirler yazmasina cevaz veriyor.

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 11, 2006 02:19 PM

İslam köleliği ve akraba evliliğini mazur gören bir dindir (nisa 23). Kuran'da basbayağı kölelik ve cariyelik gibi kurumlar bulunmaktadır


ayni paraf icinde kölelik ve akraba evliligi diye iki kavrami harmanlayip
elestiri yapiyor arkadasimiz.

arkadasimiza ögretmek acisindan

1-) Islam zaten kölelik sisteminin üzerine geldi,
sartlar elverdigi ölcüde giderme yoluna gitti
bu bakimdan
mazur görmesi sizinki gibi bir elestirinin nedeni olamaz.
(aksini iddia ediyorsaniz yazin, hamaset yapacaksaniz yazmayin)

2-) Akraba evliligi o zamanda vardi günümüzde de var.
anadoluda bazi köylere gidin
bu normal karsilanr
mesela bizde bu tür evlilik yapilmaz
ama anormal karsilanmazda


Size göre teyze veya amca kizi ile evlenmek ensest sayiliyor olabilir.
(zaten bunu batiya bakarak ögreniyorsunuz,
zaten onlar ensest saydigi icin ensest sayiyorsunuz,
sanidan ibaret, isim takmak kadar basit)

bu size göredir
sübjektiftir.

bu konuda ortaya herkesin uzlasabilecgi objektif veri getirmelisiniz
abde de ki john'un, fransa da ki jean'in nasil davrandigi veya ne isim taktigi ölcüt degildir


genetik sakatlik vb. savlar cok kücük degerlerle yorumlanir.
sadece yanlis genlerin karisma olasigi cok kücük ihtimalde olsa daha fazladir denir.
ve buna ragmen
her akraba evliliginde bu sakatliklar olmaz..
ensest iliskinin oldugu bir gen havuzunda
ensest iliskinin olmadigi bir gen havuzuna oranla
daha az sakat birey dogabilir.

düsünün
kardes kardese evliliklerde bile mutant bebek dogma olasiligi yüksek degildir.
roma ve misirda bu nesiller boyu devam eden bir gelenek idi.


///////////////

""Peygamber"in 9 yaşındaki çocuklarla (pedofilinin cezası yoktu heralde o zamanlar) ve hala kızlarıyla evlendigini, kölelerinin ve cariyelerinin bulunduğunu ve hatta "tüm insanlığa hitap eden bir kutsal kitap" içine kendisi öldükten sonra eşleriyle evlenilmesini yasakladığını inkar mı edeceksiniz?

1-) birinci hata!!
- önce 9 yasinda evlendigini kesin olarak kanitlamalisiniz.
- bu kanit öyle bir kanit olmali ki tartismaya mahal birakmamali.
- Islam tarihinin kendi kaynaklarini aha iste kanit
diye getirmeyiniz, cünkü kaynaklarda uzlasamayiz, ayni kaynaklar 18 ve 15 yaslarinda evlendiklerinide bildirmekte.

var mi kesin kanitiniz??
kimse itiraz etmeyecek hadi buyrun..


2-) .ikinci hata!!

hatiriniz icin 9 yasinda evlendigini kabul edelim
peygamberin o zamanlar gayet normal sayilan bir evlilik cesidini gerceklestirmis olmasi
sizin günümüzdeki bakis acinizla elestirelemez.
onu o zamana göre degerlendireceksiniz
bakin bakalim
bu
o zaman normal karsilanmis mi
karsilanmamis mi.

yoksa söyleyeceginiz hersey bos olacaktir.
su anda söylediginiz gibi.

3-) ücüncü hata!!

kabulunüze göre yaziyorum

-tüm insanliga hitap eden kutsal bir kitabin icinde
-yasantisi tüm insanlari ilgilendirmekte olan bir peygamber olmalidir.
-peygambere özel bu durumun o kitabin bir kisminda yer almasi,
kitabin yekününün tüm insanligi ilgilendirmedigini göstermedigi gibi
o kisminin sadece paygemberi ilgilendirdigini göstermektedir.

aksi bir örnek
peygamber tüm insanlardan daha fazla ibadet ederdi
buda bizi ilgilendirmez.
umarim aciklayici olmustur...!

///////////////


Turan Dursun ve İlhan Arsel gibi aydınlar safsataların gerçek yüzünüzü ortaya çıkardığı zaman onlardan öldürecek derecede nefret ettiğinizi de mi inkar edeceksiniz?

onu öldürene söylemelisiniz.
burada kimse öldürmüyor görüyorsunuz.
hatta öldürmeyip
güzel güzel cevap vriyor turan dursun ve ilhan arsel safsatalarina

not :turan dursun neyse de, ilhan arsel bu tartismalarda pek ciddiye alinmaz, kafasi cok karismis onu-))


////////////////


Belki, ama şunu bilin: İslam ilk ortaya çıktığından itibaren BOL BOL kan dökmüştür. İnsanlar arasına sevgiyi ve barışı değil, nefreti ve korkuyu getirmiştir.

bakin
ayni gecerlilikte bir argüman da benden

Ama sunu bilin : Islam ilk ortaya ciktigindan itibaren bol bol köle azad etmistir,
ac yatan komsuyu düsünmeyi,
disleri fircalamayi,
agac dikmeyi,
fakirlere yardim etmeyi,
ilmin pesine düsmeyi,
baska inanclarla alay etmemeyi,
tartida hile yapmamayi,
anne ve babaya öf bile dememeyi,
hayasizliktan sakinmayi,
ahlakli olmayi,
v............daha nicelerini ögütlemistir.

peki
simdi nolacak ??)))

İnanmazsanız "kutsal kitap"ı açın ve okuyun. Mekke ve Medine dönemlerinde "indirilen" sureler arasındaki "şiddet" farkını inceleyin.


acip okuyoruz
turan dursun dan bile okuyoruz
ayetler arasindaki siddet farkinin nedenine gelince.

1- siddet icerigi yüksek olan kisimdaki siddetin nedeni
siyasal erk'in ele gecirilmesi ve güc kazanilmasi.

2- yeterince güclenen ve pisen bir toplulugun gördügü zulüm karsisinda
artik harekete gecme zamani gelmistir.


hangisi kanitlanabilir??
hic biri
nolacak simdi??-))

Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 03:08 PM

Sayin XSI,

Evet Aise 18 yasindaydi ama Muhammed vefat ettiginde tabiki. Sahih kabul edilen ve edilmeyen butun hadislerde Amcasinin kizi Aise'nin Muhammed'le 6 yasinda nisanlandigini ve 9 yasinda da gerdege girdigini yaziyor. Google'dan hadisler yazip internet ten bu hadislere ulasilabilir. Hatta Muhammed Aise'yi amcasindan kendisine es olarak istediginde o donemlerde bu tur evlilikler haram oldugundan amcasi bunu hatirlattiginda artik islamda kardesiz diye yanit veriyor. Artik bunun caiz oldugunu soyluyor. Hadislerde anlatilan bu yanlisim varsa duzeltin lutfen.

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 11, 2006 05:04 PM

sayin XSI,

argümanlarıma kesinlikle tatmin edici yanıtlar getiremediğinizi belirtmek isterim. şöyle ki:

1) kölelik hakkında: islamiyet niçin köleliği "elinden geldiği kadar" kaldırmaya çalışmıştır? (ki böyle bir istek kesinlikle mevzubahis değildir!) "kölelik yasak" dense.. bitti gitti işte! birçok konuda konuda acımasız kesin hükümler verilirken bunda niçin böylesine çekimser bir tavır ortaya konmuştur? islamiyet'in köleliği kaldırmak gibi bir niyeti YOKTUR.

2) 9 yaşında çocukla evlendiğini ben söylemiyorum. sizin "ilmi" kaynaklarınız söylüyor. eğer kendi kaynaklarınıza da inanmıyorsanız, ben ne diyebilirim ki.

Ayrıca o zaman "normal" karşılanması argümanı çok çok hatalı. kölelik de o zaman normal karşılanıyordu, veya el kesme. günümüzde veya geçmişte, bu tip uygulamaların doğru olduğuna inanıyorsanız, size hiçbir sözüm yok. ama geçmişte doğruydu, günümüzde yanlıştır derseniz bu kez de islam'ın "tüm insanlığı ve tüm zamanları kapsayan bir referans" olduğu fikrini reddetmiş olursunuz.

3) sizin dediğniz şekildeki bir yorum "zorlamadır". peygamber'in sırf kıskançlık nedeniyle bu ayetleri kuran'a yerleştirdiği açıktır. aksini iddia etmek, en iyimser tabirle "saflıktır". 1 kişinin karılarının kiminle evlenip evlenemeyeceği kendisinden sonraki 2000 yıl içinde hiçkimseyi enterese etmemektedir!

4) amca ve hala kızlarıyla evlenmenin ensest olduğunu batı filozofları değil, biyoloji bilimi söylüyor. bu nedenle bu konu kesinlikle subjektif bir kavram değildir. ayrıca anadoluda bu çeşit ensestin yaygın olarak yapılıyor olması bunu haklı çıkarmaz, aksine halkın cahil olduğunu gösterir. bilimadamları bas bas bağırıyor yapmayın etmeyin diye, bazıları da nasıl olsa "helal" diye bilmeden spastik çocuklar üretiyor. bunun adı C-E-H-A-L-E-T'tir!

5) bana şiddet olmadan, güzel güzel cevap vermenizin nedeni, hem sizin "medeni" bir insan olmanız, daha da önemlisi türkiye gibi laik ve özgürlüklerin güvence altında olduğu bir ülkede yaşadığımız içindir. teokrasiyle yönetilen bir ülkeye gidip bunları söylersem, örneğin iran'da, malezya'da, pakistan'da veya suudi arabistan'da (o kadar uzağa gitmeye gerek yok, mesela fatih çarşamba'da) bunlar muhtemelen son sözlerim olacaktır. hiç kimse çıkıp da "aaa adam fikirlerini beyan ediyor ne güzel" demeyecektir. "kafir gebersin köpek" diyecektir. itirazınız var mı?

6) islamiyet'in içinde iyiliğe yönelik birçok ayetin ve surenin olduğunu kabul ediyorum. ancak dediğim gibi, islam, yoruma bağlı olarak ŞİDDET'e dayalı bir din olabilir. kuran'ı kimin ne şekilde kafasına göre yorumladığını veya yorumlayacağını bilemediğimiz için, her zaman potansiyel bir şiddet kaynağı olacaktır.

Ayrıca islamiyet'in müslüman olmayanları küçük ve değersiz gördüğünü, hatta onları insan yerine koymadığını da unutmayın (ki bazı yorumlara bakarsak kafir ve münafıkların öldürülmeleri bile vacip olabiliyor). islam insana "insan" olduğur için değer vermez. inançlı olduğu için değer verir. insana "insan" olduğu için değer vermek, islam dışı uygarlıklardan çıkan bir kavramdır (batı ve doğu felsefeleri)

itirazınız var mı?

7) mekke ve medine dönemleri arasındaki farkı siz de güzel bir şekilde açıklamışsınız. bana bu hiç de onurlu bir davranış gibi gelmedi açıkçası.

peki bu durumun kuran içinde çelişkilere neden olduğunu biliyor musunuz? örneğin bazı ayetlerde hıristiyanlardan ve yahudilerden -göreceli olarak- inançlı olarak bahsedilirken, diğer ayetlerde "onları arkadaş dost edinmeyin" deniyor? (bu örneğe itiraz edeceğinizden eminim, diğer örnekleri belirtmek için yeterli zamanım ve yerim yok malesef)

XSI bey/hanım ve bu yazıyı okuyan "inançlı" kişiler,

fikrinizi savunmadaki kararlılığınızı anlayabiliyorum. ancak kuran'ın allah sözü olmayabileceğini, hatta allah diye bir varlığın olmayabileceğini hiç düşündünüz mü?.. bir an bile.

sanmıyorum. çünkü şüphe etmeniz YASAK.

saygılar

Yazan: Yilmaz Tarih: January 11, 2006 05:10 PM

sn Ataman bey


dedigim yere gelmissiniz.
kaynaklar
iste sorun burada.
sahihligin aksi iddia edilemezlik ölcütünü
burada gösterirseniz bizi ikna edebilirsiniz.
ama yapamayacaginizi biliyorum
yapamama nedeniniz Ataman bey olmaniz degil
bunu kimsenin yapamayacak olmasidir.

cünkü
sahihlik
kolayca ve nesnel
olarak tanimlanacak bir sey olmadigindan

üzerinde anlasilacak objektif bir konu degildir.
yani getireceginiz argümanlara karsi daima
bir anti-argüman bulunur.
hepside kisisel yorum olur.
ve kabulsel olmaktan öte gecmez.
2*2=4 ü tartismiyoruz burada.
bastan uyarayimda))

Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:50 PM

sn Yilmaz


ki böyle bir istek kesinlikle mevzubahis değildir

neden bir yorum konusunu kesinlik icinde tartismaya calisiyorsunuz.
mesela
sizin kesinlik kriterleriniz nedir?
peki
ya ben onlari kabul etmezsem?
mesela ben kesinlikten 1+1=2 anliyorum
nasil anlasicaz sizinle?

konuya dönüyorum
yani siz ciddi ciddi köleligi kaldirmak istemedigini mi iddia ediyorsunuz?))

Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:51 PM


kölelik yasak" dense.. bitti gitti işte! birçok konuda konuda acımasız kesin hükümler verilirken bunda niçin böylesine çekimser bir tavır ortaya konmuştur?.


bunu bir sosyologa sorsaydiniz keske
cünkü basittir bunun cevabi

acikliim izninizle

Islam kölelik düzeni üzerine gelmis bir dindir demistik di mi?
o zamanlar
kölelik tüm dünyada yaygin olan
sosyo ve ekonomik bir kazanc araciydi.
ekonomi bir devletin devinimi icin gerekli olan bas aktördür..
para para para
savas onun icin yapilir..

kölelik birden kaldirilsaydi
sosyo ekonomik anlamda kargasa cikabilirdi.
Islam dini
köleligi birden kaldirmamis
öncelikle daha cok iyilestirme yoluna gitmistir.

düzeltme yollarini az cok bilirsiniz.
amele islerinde
takatlerinin yetmeyecegi islere sürülmemesi
sürüldügünde ise
sahibin köleye yardim etmesi istenmesi
sahibi ne yiyorsa ne giyiyorsa
onlarada aynisini köleye de saglanmasi.

bide alinti yapalim

/////////////////////////////////

a) Bir köle bedelini ödeyerek hür olmak isterse -kölenin durumu müsait olduğu takdirde- sahibi bu teklifi kabul edecek ve ona bazı günler bu maksatla çalışması için izin verecektir.

b) Kölelerin bedelleri ödenerek azat edilmeleri için zekat bütçesine ödenek konmuştur.

c) Sahibi, kadın köle ile karı koca hayat yaşar da cariye çocuk doğurursa bu çocuk hür olduğu gibi anasının da statüsü değişmekte, "ümmü'l-veled" adını alan cariye artık alınıp satılır olmaktan çıkmaktadır.

d) Devamlı köleleştirmenin kaynakları ortadan kaldırılmış, geçici olarak ve daha ziyade misilleme zorunluluğu yüzünden savaş esirlerinin köle olarak gazilere dağıtılması uygun görülmüştür. Bunun dışında hür bir insanı köleleştirmek şiddetle yasaklanmış, Hz. Peygamber (s.a.) "Bunu yapanlar kıyamette karşılarında dâvacı olarak beni bulacaklar" buyurmuştur. Harp esirlerine yapılacak muamele hakkında karar vermek devletin yöneticilerine bırakıldığı için yöneticilerin "karşılıksız salma, bedel ile serbest bırakma, müslüman esirler ile değişme" gibi bir karar vermeleri halinde köleliğin hiçbir meşru kaynağı kalmamış olacaktır.

e) Yemin edip vazgeçme, Ramazan orucu tutarken cinsel temas yaparak oruç bozma, kaza yoluyla adam öldürme gibi birçok durumda kölesi olana köle azat etme mecburiyeti getirilmiştir. Böyle bir mecburiyet olmadığı halde köle azat edenlere büyük mükâfatlar vadedilmiştir....
Bütün bunlara rağmen İslam tarihinde köleliğin devam etmesi ve bu insanlık ayıbını başka milletlerin, oldukça geç de olsa müslümanlardan önce kaldırmaya teşebbüs etmeleri müslümanların kusurudur; dinlerini iyi anlamamaları, Allah ve Resulü'nün maksadını gerçekleştirme konusunda titiz davranmamaları, dünya menfaatini ahiretinkine tercih etmeleri yüzünden bu böyle olmuştur.

bakin
köle azad etmek icin fosurtajdan sebepler aranmis))

Islam da köle almak, köle olmak demektir
diye bir söz bile cikmis ortaya.

asagidaki NIYET okumaniz gecersizlesiyor böylece.

Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:52 PM

islamiyet'in köleliği kaldırmak gibi bir niyeti YOKTUR.


sizin kadar isabetsiz
niyet okuyan birine daha önce rastlamamistim
buda özel bir yetenek olmali))

2) 9 yaşında çocukla evlendiğini ben söylemiyorum. sizin "ilmi" kaynaklarınız söylüyor. eğer kendi kaynaklarınıza da inanmıyorsanız, ben ne diyebilirim ki.


tabiki bir sey diyemezsiniz.
bunu cok iyi bildigim icin
size yöntem önerdim zaten

kaldiki
yönteme uysaniz bile
iddianizi yine kanitlayamazsiniz.
neyi tartistigimiz cok acik ve net cünkü.


kendi kaynaklarimiza inanmadigimizi söylemedim
kendi kaynaklarimizin celiskili oldugunu
ve
sizin isinize gelen yeri aldiginizi
kabaca söyledim))

Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:53 PM


Ayrıca o zaman "normal" karşılanması argümanı çok çok hatalı. kölelik de o zaman normal karşılanıyordu, veya el kesme. günümüzde veya geçmişte, bu tip uygulamaların doğru olduğuna inanıyorsanız, size hiçbir sözüm yok.

tarih ilminin en önemli yöntemi sudur:
Oaylar gunumuzun deger yargilarina gore yorumlanmamalidir

öncelikle bunu akliniza kaydetmelisiniz..


konuya dönelim.
hirsiza yapilan muamelat farklidir,
evlenme gelenekleri farklidir.
bu ikisini normal karsilanma prosesine indirgeyemezsiniz.
hangi gerekceyle iliskilendireceksiniz??
bu düsünceniz cok sacma olmus.


üstelik ikinci kez karistirmissiniz gene
normal karsilananlari bir kez daha hatirlatalim..
yine sizin kabulünüze göre

A) -9 yasinda evlendi (!)
iste bu o zaman icin normaldir, peygamber o yönde elestiri almis mi??
destek acisindan
dönemin hristiyan kaynaklarina bakin isterseniz
var mi?
demek ki arap adetiymis bu
simdi
burada anlastik mi?

B) -el kesme o zamanin sartlari icin normaldi
simdi size ABD de yasanan Orleans kasirgasini misal verecegim.

o kasirgada ne olduda ABD ordusu tecavüzcü, barbar ve yagmacilari vurdu???
ben söylim
cünkü öyle olmasi gerekiyordu..
bu bir kontrol yöntemidir.

demek ki sartlar ve zaman uygunsa
katliam gerekli oluyor..

bunu hep söylerim
gerektiginde el degil kol
kol degil kafa bile kesersiniz..
itici gelsede
bunu siz yapmasaniz bile
onaylarsiniz.

fakat
simdi bicaktan daha etkili aletlerimiz var
dolayisiyla kafa kesmek cok abes kacar..

Birlesik Devletler Seriati
gayet kursuni bir temizlik yapti..
nehirden makineli tüfeklerle taranmis ölü akiyordu..
iste size gerekli katliam..

Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:55 PM


ama geçmişte doğruydu, günümüzde yanlıştır derseniz bu kez de islam'ın "tüm insanlığı ve tüm zamanları kapsayan bir referans" olduğu fikrini reddetmiş olursunuz

gecmiste dogru simdi yanlis diye bir argümanla öne cikarsaniz
kendi kafanizla Kuran arasinda celiski bulursunuz.
Kuran in icinde celiski arayip bulmalisiniz..

konuya dönersek..

Kuran basitcene izlenecek yöntem sunar.
o yöntemde der ki:
bazi sart ve hallerde bu bu isler yapilirsa dogru sonuca gidersiniz
fakat bunu yaparken kendinize uygun olan adaleti bozmayacak bicimde istediginiz muamelati kullanin

özetle dedigi bu
cok basit degil mi??

simdi hirsizin elini kesmeyip iceri atiyoruz
buda yöntemin kapsama alani icindedir..
fakat
muamelatimiz 6. yüzyildaki gibi olmak zorunda degil..
yönteme uyalim yeter..

böylece
tüm insanligi ve zamanlari kapsayan bir referans oldugu iddiasinin icinde kalmis oluyorsunuz
kisaca 6. yüzyilda da yemek yeniyordu
simdide yeniyor..
simdi cesidimiz fazla...
ama yemek
tüm zamanlarda ve tüm insanlara özgüdür..

siz muamelatta takilip kaliyorsunuz..

gördügünüz gibi
ben
tüm insanligi ve zamanlari kapsayan bir referans
oldugu iddiasininin icini istedigim argümanla doldurabiliyorum..

iste bu yüzden cabalariniz yetersiz kaliyor..

Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:55 PM

3) sizin dediğniz şekildeki bir yorum "zorlamadır" .

ben sizin kabullerinize göre yazdim
düsünün
o bile ise yaramiyor)

peki ben sorayim
sizin argümanlariniz kanit mi??))

peygamber'in sırf kıskançlık nedeniyle bu ayetleri kuran'a yerleştirdiği açıktır.


siz bu cümleyi kuruyorsunuz
tamam kurun
fakat
önermenizin kendisi kanita muhtac.
false causa
baska nedenlere de baglanabilir..
o yüzden cümlenin sonuna aciktir
kesindir gibi seyler yazmayiniz
cok pis siritiyor))

1 kişinin karılarının kiminle evlenip evlenemeyeceği kendisinden sonraki 2000 yıl içinde hiçkimseyi enterese etmemektedir!


gene muamelata takilmis bir iddia..


yukarida ne dedik
anlamamissiniz
mesele enterese meselesi degil...

tüm insanliga hitap eden kutsal bir kitabin icinde
-yasantisi tüm insanlari ilgilendirmekte olan bir peygamber olmalidir.
-peygambere özel bu durumun o kitabin bir kisminda yer almasi,
kitabin yekününün tüm insanligi ilgilendirmedigini göstermedigi gibi
o kisminin sadece paygemberi ilgilendirdigini göstermektedir.

Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:56 PM

mesela biz seni dogru yola getirmeseydik, hüsrana ugrayanlardan olurdun
ayeti benzer bir ayettir.
bu vb ayetler müminleri degil peygamberi ilgilendirir..

//////////////////////////////////////

4) amca ve hala kızlarıyla evlenmenin ensest olduğunu batı filozofları değil, biyoloji bilimi söylüyor. bu nedenle bu konu kesinlikle subjektif bir kavram değildir

Allah Allaaah
objektifmis.
hemde biyoloji ilmi diyormus))))
bende biyoloji ilmini bisey sanardim
psikoloji ile sosyoloji öldü galiba


hadi bende ensest degildir diyorum
mesela ensestin tanimi cekirdek aile icindeki cinsel iliskidir bana göre..
anne-ogul
baba-kiz
vb..

nolucak simdi??
kimin tanimi gecerli??
biyolojide var mi böyle bir tanim
varsa hangi objektif kritere dayandirilarak yapilmis??
atmadan yazalim pls..


sahi sizin akrabalariniz arasinda
amca veya teyze kizi ile evlenen yok mu??
bizde yok mesela
adetten heralde..

bu sorunuza cevap vermeye degmezdi ama
Shakespeare den bisey yazmadan edemeyecegim..
belki düsüncenz reverse edilirse
anlayabilirsiniz ne demek istedigimi..

ismin hic bir önemi yok, cicek dedigimiz sey baska isimle de güzel kokar..

Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:56 PM

teokrasiyle yönetilen bir ülkeye gidip bunları söylersem, örneğin iran'da, malezya'da, pakistan'da veya suudi arabistan'da (o kadar uzağa gitmeye gerek yok, mesela fatih çarşamba'da) bunlar muhtemelen son sözlerim olacaktır. hiç kimse çıkıp da "aaa adam fikirlerini beyan ediyor ne güzel" demeyecektir. "kafir gebersin köpek" diyecektir. itirazınız var mı?

olmaz mi))

simdi turan dursun u öldüren kisilerin eylemi
dinin yanlis oldugunu göstermez..
o adamlarin yanlis yaptigini gösterir.

alin size itiraz..

ikinci olarak
fatihte sokak ortasinda bagirirsaniz size kizarlar dogal olarak..
sakince usulca
usülüne uygun olarak
fikirlerinizi söylerseniz
karsidaki cahil degilse
sizi öldürmez..
adam gibi dinler..
(ki fatih referans degildir, referans yoktur ortada)

halk arasinda 4 cesit adam vardir..

1 tokat attiginda tokat atan
2 tokat attiginda dönüp bakan
3 tokat attiginda irkilen
4 tokat attiginda seni takmayan

sen gidipte 1 numarayla konusursan
o senin cahil cesaretindir..

bu salt dinle alakali da degildir
1 numaranin deger yargisi ne olursa olsun
deger yargisindan etkilendigi oranda size kötü davranacaktir.
cogunluklada bunlar
cehaletten laf anlamamaktan kaynaklanir.
bu dogaldir..

Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:57 PM

6) islamiyet'in içinde iyiliğe yönelik birçok ayetin ve surenin olduğunu kabul ediyorum. ancak dediğim gibi, islam, yoruma bağlı olarak ŞİDDET'e dayalı bir din olabilir. kuran'ı kimin ne şekilde kafasına göre yorumladığını veya yorumlayacağını bilemediğimiz için, her zaman potansiyel bir şiddet kaynağı olacaktır.


simdi dinin yerine
genellikle ne oldugunu bilemeden taptiginiz
ilmi koyalim bakalim

madem bir olgunun varlik sebebi suc potansiyeli sayillyor..
o halde
ilmin varolmasi demek
savas makinalarinin gelismesi
ve suursuzca üretilmesi demek olur
adam öldürmenin
toplu
tek tek
zevkle
binbir cesit yolunu gelistiriyor ilim..

toplumlari
hatta
dünyani yoketmeninde binbir yolunu gelistiriyor.
bunun sonuda yok..

nolucak simdi??
ilmin varligi buna neden oluyor..
simdi bu suc mu??))

bu nedenlerle
iddianiz gecersizdir.

Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:57 PM

7) mekke ve medine dönemleri arasındaki farkı siz de güzel bir şekilde açıklamışsınız. bana bu hiç de onurlu bir davranış gibi gelmedi açıkçası.

ben aciklama yapmadim
kanit yapamayacaginizi
iddiaya binaen öne sürülen
ve
görünen zorunlu iki secenegi sundum..

ve secimin
kisinin dünya görüsüne kaldigini söyledim..

peki bu durumun kuran içinde çelişkilere neden olduğunu biliyor musunuz? örneğin bazı ayetlerde hıristiyanlardan ve yahudilerden -göreceli olarak- inançlı olarak bahsedilirken, diğer ayetlerde "onları arkadaş dost edinmeyin" deniyor?


dost-arkadas edinmeyin demesiyle
onlarin inancli olmasi arasinda bir celiski yok ki??

ben bir müslümanla dost olmayabilirim
ona güvenmem
belki bir yahudiye daha fazla güvenirim
bu iliskiye bagli..
ama ayni zamanda o güvenmedigim ve dostlugundan kacindigim kisinin müslümanligiyla celisik bir durum olusturmaz.
)))

fikrinizi savunmadaki kararlılığınızı anlayabiliyorum. ancak kuran'ın allah sözü olmayabileceğini, hatta allah diye bir varlığın olmayabileceğini hiç düşündünüz mü?.. bir an bile.
sanmıyorum. çünkü şüphe etmeniz YASAK.

ne kadarda kesin konusuyorsunuz..
baskalari yerine hüküm vermeye pek meraklidir ateist arkadaslarimiz))

cok düsünmüslügüm vardir
hatta bu konuda ihtisaslasma yolunda ilerliyorum))

siz müslümanlari robot saniyorsunuz heralde.
Allahin varligi rasyonel olarak olasi bir durumdur.
ihtimalin oldugu yerde
kabulde olur
redde
kisiye kalmistir..

zaten kesn bir sekilde kanitlanabilir olmasi
vahyin kendisiyle celisir..
siz bu savinizla
Islami argümanlari kullanarak
biz müslümanlara yardim ediyorsunuz
ama farkinda degilsiniz)))

syg..

Yazan: XSI Tarih: January 11, 2006 11:58 PM

Islam koleligi kaldirmak bir yana tamamen mesru kilmis ve kurumlastirmistir. Iste apacik ayetler:


Bakara(178) Ey iman edenler, öldürülenler hakkında üzerinize kısas yazıldı. Hüre hür, köleye köle, dişiye dişi. Bununla birlikte her kim kardeşi tarafından kısmen bağışlanırsa, o vakit görev, birinin geleneğe uyması birinin de ona borcunu güzellikle ödemesidir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmetttir. Her kim, bunun ardından yine tecavüz ederse, artık ona pek elem veren bir azap vardır.


Nahl(75) Allah şunu mİsal getirdi: Bir yanda hiçbir şeye gücü yetmeyen bir köle, diğer yanda tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz, ondan gizli, açık olarak harcayan hür bir insan, bunlar hiç eşit olur mu? Bütün hamd, Allah'a mahsustur, fakat çokları bilmezler.


Rum (28) (Allah) size kendinizden bir misal verdi: Hiç size kısmet ettiğimiz şeyde elleriniz altındaki kölelerinizden ortaklarınız bulunur da onlarla siz eşit olur, aranızda birbirinizi saydığınız gibi, onları da sayar mısınız? İşte düşünecek bir toplum için ayetleri böyle ayırdediyoruz.


Bunlarin uzerine bir de yorum yapmaya gerek var mi? Kisas emredilirken hur, kole ve kadin ayriliyor. Kadinla erkek esit tutulmadigi gibi, kole de ayrilmis. Nahl ve Rum surelerinde de hic hurle kole esit olur mu? denerek, kolelik mesrulastirilmis ve kalici hale getirilmis. Daha bundan acik ne olabilir? Islam'in koleligi kaldirmaya ya da derece derece azaltarak yok etmeye calistigi gibi yorumlar kivirtmadir ve esasen Kur'an hukukunu degil cagdas laik hukuku icgudusel olarak savunmak yoluyla bir tur sirktir. Bir musluman nasil olurda sonradan insanlarin ortaya cikardigi insan aklinin urunu olan hukuk kurallarini Kur'an hukumlerine ustun gorebilir.


Tabii ki her zaman oldugu gibi yine Sayin Mustafa Akyol da bu gercekler karsisinda yani savunma yapilamaz gercekler konusunda hicbir yorumda bulunmayacaktir.


Sizleri celiskilerinizle yuzlesmeye davet ediyorum.


Saygilar,


Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 12, 2006 12:27 AM

Ataman bey,

Her iddianiza cevap vermeye gerek görmüyorum. Daha önce siteye eklediğiniz, ama aslında başka bir yerden kesip yapıştırmış olduğunuz için "intihal" yorumlarına neden olan bir dizi yazınıza uzun uzun cevap vermiştim.

İslam'ın neden köleliği kaldırmadığını soruyorsunuz. İslam'ın indirilme amacı, toplumlarda devrimsel değişiklikler yapmak değil, insanları Allah'ın yoluna iletmektir. İslam öncesi toplumdaki bazı facialar (kız çocuklarının öldürülmesi, kadınların değersiz sayılması, kabile savaşları) yasaklanmıştır, ancak toplumsal yapılar bir anda hemen değişmez.

Kölelik o dönemin sosyal bir sınıfıdır, bugünkü kol işçiliği gibi.. Bunu bir anda yok edemezsiniz. Köleliğin kaldırılması, mevcut köle sınıfının "işsiz" ve belki de aç kalması gibi sonuçlar da doğurabilecek bir karardır. Bunun yapılabilmesi için, toplumsal gelişimin belli bir düzeye gelmesi gerekir. 19. yüzyıl Amerikası'nda bile köleliğin kaldırılması ile birlikte yeni problemler çıkmıştır.

Ama Kuran, kölelere iyi davranılmasını ısrarla emreder. Yani mevcut sosyal yapıyı, olabildiğince iyileştirme yönünde emirler içerir.

Ayrıca "köle" dendiğinde illa kırbaçla çalışıtırılan, insan yerine konmayan insanlar anlamayın. Böylesi bir köleliği elbette ki Kuran yasaklamıştır. Ama o dönemde var olan bir sosyal sınıf olan köleliğin varlığını kabul edip, bunun iyileştirmeyi hedeflemiştir.

Teolojik yönden mesele, İlahi iradenin, hitap ettiği toplumun bazı şartlarına göre ifade bulması olarak da açıklanabilir. Allah'ın insanlar için belirlediği ahlaki ilkeler evrenseldir, ancak bunların farklı tarihsel şartlara göre farklı ifadeleri olabilir.

Umarım anlaşılmıştır.

Saygılar,

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 12, 2006 01:18 PM

Sayın Ataman Ertuğrul

Dünyanın en çok Türkoloji enstitüsü hangi yabancı ülkede vardır ve halen, bu ülkedeki üniversitelerde ardı ardına her üniversitede Türkoloji bölümü açılmaya devam ediyor her sene bakın, zahmet olacak?

Birde Sümerlerin torunu olduğumuz şu açıdan doğru Sümerlerin konuştuğu dilin Eklemli dil olduğuna dair en küçük bir şüphe yoktur. Bizim konuştuğumuz dil hangi gruba girer detaylıca bakın. Ayrıca Google’da zahmet olacak tekrar bir karşılaştırmalı bakın Macar Fin ve Türk dilinin benzerlikleri ve ortak kökenleri ile ilgili Finlerin Anneye ne dediklerini bir öğrenin, çünkü Diller büyük değişimler geçirse de zaman içinde hatta alakasızlaşacak kadar değişsellerde Dil Gruplarının ilk kullandıkları kelimeler genelde radikal değişimler geçirmez. Sümerlerde anne ile baba ya ne demiş bir bakın zahmet olacak ama siz araştırmayı seviyorsunuz belli. Belki Atatürk bu konuda ki ciddi bilimsel çalışmalarını ve niçin Cumhuriyetimizin

İlk kamusal girişimlerinden birinin adını Sümer koydu öğrenirsiniz. Ayrıca Genelkurmayımızın da yaptığı değerli çalışmalar siz aydınlatacaktır.

Birde şu neyin bilimsel neyin olmadığı üzerine yorumlarınıza bayılıyorum lütfen bakınız http://www.sciencedaily.com/directory/Science/Social_Sciences/Psychology/Alternative/Neuro_Linguistic_Programming NLP Yale'de bile Computer Associated Science Departmanlarında okutuluyor siz neden bahsediyorsunuz anlayamadım bu üniversiteler zaten bilimle ilgilenmezler değil mi?Zaten Duygusal Zeka gibi NLP kitaplarında Dünyanın en çok satanlar listesinde olmadı hiçbir zaman.

Size Zenon’nu okumanızı öneriyorum işinize çok yarayacak bilgiler edinirsiniz...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 12, 2006 02:26 PM

19.yy Amerikası'nda köleliğin kaldırılmasıyla sorunlar çıkmış olabilir, ancak sonuçta kaldırılmıştır ve bu insanlar artık özgür olarak yaşamaktadır. Bu da İslamiyet'in yapamadığını Amerikalıların bir çırpıda yapıverdiğini ortaya koymaktadır.

Sayın XSI'nın ortaya attığı "tarihi gerçeklerin "etiği" dönemine göre değerlendirilir" tezi, modern batı tarih anlayışının bir ürünüdür ve tarih incelemeleri için gerçekten de doğrudur.

Ancak kendisine bir kez daha tekrar ediyorum: Kuran eğer tüm zamanlara hitap eden değerler koyan bir kitap ise, bu durum Kuran için geçerli olmamalıdır. Yani eğer çocuklarla evlilik, kölelik-cariyelik veya akraba evliliği 620 yılında "helal" ise, 2620 yılında da "helal" olmalıdır. Aksi takdirde Kuran, her döneme hitap eden bir kitap olma özelliğini kaybeder.

Eğer sayın XSI'nın mantığıyla, yani batı biliminin
tarihe bakış açısıyla diğer örnekleri incelersek, o zaman eşcinselliğin, kız çocuklarını toprağa gömmenin veya yamyamlığın da haram olmadığını iddia edebiliriz. Eski Yunan'da eşcinsellik bir kurum olarak vardı. Mayalar ve aztek'ler insan kurban ediyorlar, afrika kabileleri insanları yiyorlardı. İslam öncesindeki arap kabileleri kız çocuklarını toprağa diri diri gömüyorlardı. Aynı mantıkla düşünürsek, bunları asla yargılamamamamız gerekir.

Aynı mantıkla devam edelim: günümüze bakarsak, İngiltere'de Elthon John erkek sevgilisiyle evlendi. İslamiyet'ten bu yana devir değiştiğine göre tarihsel olarak bunu eleştirmememiz gerekir. Değil mi? Siz Eltohn John'un düğününe katılır mıydınız sayın XSI?

Sayın XSI, çifte standart uyguluyorsunuz. İşinize geldiği zaman batı tezlerini kabul ediyor, gelmediği zaman reddediyorsunuz. Çelişkidesiniz, bunu size açık açık izah ediyorum ancak anlamamakta direniyorsunuz.

Kölelik konusuna geri dönersek, İslamiyet'in köleliği kaldırmaması veya kaldıramaması (hangisi doğruysa) bu kurumu toplumlar içinde kökleştirmiştir ve meşru hale getirmiştir. Bu nedenledir ki yüzyıllar boyunca kölelik ve cariyelik İslam ülkelerinde asla kaldırılamamıştır. Bugün bile kalkıp bir din uleması "ben köle edineceğim, nasıl olsa kuran'da yazıyor" dese, buna verebileceğimiz bir cevabımız yoktur.

Diğer bir konu ise belki "Ensest" kelimesini belki rahatsız edici buldunuz, o zaman "akraba evliliği" tabirini kullanalım. Kuzen evlilikleriyle ilgili ısrarınız da gerçekten komik, günümüzde çoğu ülkede kuzen evlilikleri kanunla yasaklanmıştır. Etik olarak yanlış olduğu için değil, ama sakat doğum ve genetik sorun oranlarını artırdığı için. Bu konuyu daha fazla tartışmayı gerçekten gereksiz görüyorum, tüm bilimsel kantılara karşın, kuzen evliliğinin doğacak bebek açısından zararlı olduğunu kabul etmek istemiyorsanız yapabileceğim birşey yok.

Daha fazla polemiğe girmeyeceğim. Zaten lirik yazı tarzınızı deşifre etmekte oldukça zorlandım.

Son kez düşüncemi söylemek isterim ki, bence islamiyetin başlıca eksikliği/kusuru yukarıda yazanlardan hiçbirisi değildir.

En önemlisi, insana sadece "insan" olduğu için değer vermemesidir.

saygılar

Yazan: Yilmaz Tarih: January 12, 2006 04:37 PM

Sayın Ertuğrul,


Dünden beri siteye uzağım, yokluğumda yine epeyce eğlendirici şeyler yazmışsınız..


Örnek.1: Şöyle yazmışsınız..

Hatta Muhammed Aise'yi amcasindan kendisine es olarak istediginde o donemlerde bu tur evlilikler haram oldugundan amcasi bunu hatirlattiginda artik islamda kardesiz diye yanit veriyor. Artik bunun caiz oldugunu soyluyor. Hadislerde anlatilan bu yanlisim varsa duzeltin lutfen.


Kusura bakmayın ama cehaletiniz gerçekten korkunç boyutlarda.Hz.Aişe Hz.Ebu Bekir'in kızıdır.Hz.Ebu Bekir Hz.Peygamberin amcası değil arkadaşıdır. Ayrıca amcası olsaydı bile arap toplumunda böyle bir evlilik yasak değildi."Yanlışım varsa düzeltin" diyorsunuz ama yazdığınızın tamamı yanlış, neresini düzeltelim?


Hz.Aişe'nin Hz.Peygamberle evlendiği anda ki yaşı ihtilaflıdır.Fakat kaynaklarda kesin olan şey Hz.Aişe'nin Hz.Peygamberle evlenmeden önce mekke de bir müşrikle nişanlı olduğudur.Bu nişan bozulduktan sonra Hz.Peygamberle evlenmiştir.Yani bu evlilik o zamanın şartlarında oldukça normal bir evliliktir.

Ayrıca İslam'da kadınların evlenebilme durumu gayet açıktır.Adet görmeye başlayan kadın olgunluk yaşına gelmiş kabul edilir.Yani doğurganlığa ulaşmıştır, evlenebilir.


Buradan hareketle İslam'a saldırmaya çalışmak aczdir, basitliktir.İslam alimleri bu gibi saldırıları ciddiye bile almamışlardır.


Örnek 2. Şöyle yazmışsınız..

Ama Turklugu asagilamaya kalkacaksiniz, Turk bagimsizliginin ve Turk ozgurlugunun sembolu Cumhuriyetimizin degerlerine saldiracaksiniz kimse size dur demeyecek. Hay hay baska bir arzunuz?


Yahu siz bu Türklüğü fazla ciddiye alıyorsunuz.

Sizin ve sizin gibilerin inancına göre -en son yolsuzluktan yargılanan Van rektörünün buyurduğu üzere- hepinİZ primatlardan türemiş canlılarsınız.3.5 milyar önce her nasılsa çamurda çırpına çırpına bekleşen moleküllerin bir gün kendilerini farkedip "canlanmasıyla" başlayan serüvenin "doğal" sonuçlarısınız.Evrimde şu anda sirklerde/tv'lerde gösteri yapan maymunlardan biraz daha şanslısınız o kadar.

Hasbelkader "insan" olarak türemenizin ve yine hasbelkader Darwin'in (evrimcilerinin peygamberinin) "aşağı ırk" dediği Türk miliiyetine sahip olmanızın "öz" de ne önemi var?
Sonuçta yeme içme ve üremeden başka bir amacı olmayan ve "doğa" nın türettiği atomlardan müteşekkil bir makinesiniz..bence siz bu "türklük" meselesine fazla duygusal yaklaşıyorsunuz. Çok değil, şöyle bir 20.000 yıl geriye gidiversek ne türklükten ne de başka bir ırktan eser kalmaz.

Ben Hz.Ademin torunu olduğuma ve "eşrefi mahlukat" olarak yaratıldığıma inandığım için çizmiş olduğum "köken" bakımından sizden tabiatıyla ve tabii ki büyük bir onurla ayrılıyorum.


Özbe öz Türküm.Ama Türklüğümle değil Müslümanlığımla şeref duyuyorum.Bu dünyaya başka bir ırka mensup olarak ta gelebilirdim.Benim için ırkın hiçbir önemi yoktur.Önemli olan İnsandaki ahlaki erdemlerdir.Ama Türklüğümle de Türklerin İslam'a ettikleri hizmetler dolayısıyla gurur duyarım..


Örnek 3 Şöyle yazmışsınız..

Osmanli Padisahlari hac'ca gitmek isteyecek de ulema cevaz vermedi diye gidemeyecek. Yalan dolan fetvalar bunlar. Bu iddialara ancak kargalar guler. Ayrica Osmanli imparatorlugu tarihinin hicbir doneminde Islam seriatiyla yonetilmemistir. Kaldi ki, Islam kulturu imparatorlugun kurulusundan 200 - 250 yil sonra Osmanli toplumuna nufuz etmeye baslamistir. Bu tarihten sonra da zaten Ataman adi Osman'a donusturulmustur. Osmanli imparatorlugunun kurucusu Osman bey degil Ataman beydir. Ne ugursuzluktur ki Osman'a cevrildikten sonra da cokus baslamis Ataman beyin kurdugu imparatorluk Osmanli adiyla tarihin karanliklarina gomulmustur.


Siz Osmanlı Tarihini nereden okuyorsunuz ? Ya da hiç okudunuz mu ? Siz bu söylediklerinizi ortalama bir lise talebesine söyleseniz size "münasip bir şekilde" güler.Osmanlı tarihini Halil İnancık'tan Cevdet Paşa'dan ,Kemal Karpat'tan, Mustafa Armağan'dan hadi vazgeçtim hiç olmazsa A.Tonybee'den okuyun.Eğer okursanız böyle saçma sapan savlarla hem kendinizi küçük düşürmemiş , hem de bu yazıları okuyan aklı başında insanlara kahırlarından kahkaha attırmamış olursunuz.

Diğer konularda XSİ arkadaşımız ve Mustafa Bey gerekli cevabı sizin anlayabileceğiniz düzeyde gayet güzel bir şekilde vermiş.Daha karmaşık ve ilmi derinliğe sahip cevaplar hem sizin düzeyinizi hem de bu sitenin yazı hacmini aşacağından gerek yok..


Syg.

Yazan: S.Öztürk Tarih: January 12, 2006 04:53 PM

Sayin Mustafa Akyol,



Daha once burasinin bilimsel bir platform ya da yazilarla para kazanilan bir ortam olmadiginin altini cizmis dolayisiyla intihal diye bir seyin olmadigini belirtmistim. Hala dogru durust yanit vermediginiz ve veremeyeceginiz "Sagduyu" alintilarinin sizde yaratmis oldugu ezikligi anlayabiliyorum. Zaten bunlara Hiristiyan dunyasi dahil 350 yildir elle tutulur bir yanit veren de cikmamistir.



Icinde cok ayrintili bir sekilde miras dagitimindan tutun da, faize, cihada, zinaya, hirsizliga verilecek cezaya ve kadinlarin ortunmesine kadar her turlu sosyal duzenleme konusunda emirler gecen ve "Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir" (Maide-44, 45, 47) diyen bir kitabin inanirinin Kur'an'in indirilme amacinin toplumlarda devrimsel değişiklikler olmadigini soylemesi kendi kendisiyle tutarsizliktir. Zaten bu da zaman gectikce gelisen ve degisen toplumsal kosullarin dinin dar gomlegine sigmamasinin butun muminlerde yarattigi sonuclardan biridir. Ayni kivirtmayi bugun Suleyman Ates gibi "alimler" faiz konusunda da yapmaya calisiyorlar.



Eger din sadece insanlarin vicdanini ilgilendiren inanma ya da inanmama sorunu olsaydi butun bunlari tartisiyor olmazdik. Butun sorun dinlerin insanlara bicmeye calistigi toplumsal kurallardir.



Konu basligimiz "Din ve Medeniyet Uzerine bir kac tespit" ve burada sizin iddianiz olan Islam'in Turk medeniyetine katkisi tartisiliyor. Oysa siz bu iddialari yazdiktan sonra uc satir asagida bana verdiginiz yanitta Islam'in devrimsel degisiklikler yapmak icin gelmedigini soyluyorsunuz. Bu kadar kisa zamanda bu kadar cok celiskiye dusmeyi nasil beceriyorsunuz?



Bu soylediklerinizle dinlerin iclerinden ciktiklari toplumun sosyal kurallarinin yansimasi oldugu seklindeki Marksist tezleri kabul etmis oluyorsunuz. Toplumsal kosullar zamanla degisecektir. Ve binlerce yil oncesinin toplumsal ust yapi kurumlari olan dinler de bu degisme karsisinda yetersiz ve anlamsiz kalacaktir. Gunumuzde cariyelik ve kolelik diye insanlik onurunu ayaklar altina alan bir kurumdan soz edilebilir mi? Her tarafinda bu ve buna benzeri konuda hukumler olan bir kitabin bugune hitap ettigi ne kadar ileri surulebilir ve evrensel oldugu nasil iddia edilebilir?



Saygilar,



Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 12, 2006 08:34 PM

Sayin S.Ozturk,



Arapca'da "amca" kayinpeder, "amca kizi" da zevce karsiligi olarak kullanilir. Hadisi aynen aktardigim kaynak da Ebu Bekir'i bu anlamda Muhammed'in amcasi olarak anmis olmali. Her neyse Arapca'nin ayrintilarini bilmek zorunda degilsiniz. Ama hic olmazsa Aise'nin babasinin Ebu Bekir oldugunu bilmemekle itham etmeden once dilinizi biraz isirsaymissiniz. Uctur tekrarladiginiz tahsilimle ilgili yorumlariniza ise bu konudaki kompleksinizi cok belli ettiginiz disinda fazla bir sey soylemiyorum.



Konuyla ilgili baska hadisleri asagiya aktariyorum. Eger siz Aise'nin Muhammed ile evlendiginde daha yasli oldugu yolunda baska hadisler varsa aktarirsaniz sevinirim.



1422…….: Aişe şöyle dedi: Ben altı yaşımda iken Resulullah beni (nişan) akdi yaptı. (Üç yıl sonra) ben dokuz yaşında bir kız iken de benimle evlendi.



Aişe dedi ki: Biz Medine’ye geldik. Akabinde ben bir ay sıtmaya tutuldum, hummanın şiddetinden saçım döküldü. (Hastalıktan kurtulunca) saçım gürleşti ve omuzlarıma kadar uzadı. Bir kere ben arkadaşlarımla beraber bir salıncak üzerinde oynarken annem Ummu Ruman bana doğru geldi ve beni çağırdı. Ben de annemin yanına geldim. Benden ne isteyeceğini bilmiyordum. Annem elimden tuttu sonunda beni evin kapısı önünde durdurdu. Bende yorgunluktan dolayı “heh, heh” diyerek kaba kaba soluyordum. Nihayet derin derin soluyuşum geçti. Sonra beni eve soktu. Evde Ensar’dan birtakım kadınlarla karşılaştım. Bu kadınlar: Hayır ve bereket üzere, en hayırlı kısmete dediler. Annem beni bu kadınlara teslim etti. Onlar da başımı yıkadılar ve üstümü başımı düzelttiler. Duha vaktinde Resulullah’ı habersizce görmekten başka beni hiçbir şey heyecanlandırmadı. Akabinde Ensar kadınları beni Resulullah’a teslim ettiler.



Aişe: Peygamber beni altı yaşında bir kız iken akid yaptı, dokuz yaşında bir kız iken de benimle evlendi demiştir.



Ma’mer, Zuhri’den, o da Urve’den, o da Aişe’den haber verdi ki: Peygamber Aişe’yi yedi yaşında bir kız iken akid yaptı, dokuz yaşında ve oyuncakları beraber iken de evlendi ve nihayet Aişe on sekiz yaşında bulunduğu sırada Resulullah vefat etti.



6542 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe radıyallahu anha ile yedi yaşında iken onunla nikahlandı, dokuz yaşında iken zifaf yaptı. Resulullah aleyhissalatu vesselam, Hz. Aişe onsekiz yaşlarında iken vefat etti"



5607 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm benimle Şevvâl'de nikâh yapmıştı. Şevvâl'de gerdek yaptı. Yanında hangi kadını benden daha bahtlı idi?" (Urve der ki: "Hz. Aişe radıyallahu anhâ) yakınlarından olan kadınları şevvâl ayında gerdeğe sokmayı müstehab addederdi."

Müslim, Nikah 73, (1423);

Tirmizi, Nikah 9, (1093);

Nesai, Nikah 77, (6, 130).




Baskalari da var ama Mustafa Bey uzun alintilardan rahatsiz oldugu icin aktarmiyorum..



Ayrica adet goren kiz cocugunun evlenmeye hazir oldugunu iddia etmek insafsizliktir. Turkiye'de son zamanlarda ozellikle besinlerdeki hormonlar yuzunden kiz cocuklarinin adet gorme yasinin 9 ve 10'a kadar dustugu one suruluyor. Kiziniz var mi bilmiyorum ama yoksa gidin bekleyin ilkogretim okullarinin onunde besinci altinci sinifa giden kizlar elli yasindakilerle evlenmeye mustehak miymis?



Ayni anda iki celisik tezi savunuyorsunuz. Hangisi dogru, Aise'nin Muhammed ile evlenirken dokuz yasinda olmadigi mi, yoksa adet gordukten sonra dokuz yasinda kizla evlenmekte mahzur olmadigi mi? Yoksa birisi olmazsa oburu mu?



O donemin adetleri ile konuyu gecistiremezsiniz. Tum hareketleri sunnet kabul edilen ve muslumanlarca birebir taklit edilen birinin o donemin adetleri itibariyla mazur gorulecek davranislar icinde olmasi kabul edilemez. Bugun dokuz yasinda bir kiz cocuguyla evlenmeye kalkanin akibeti ya hapishanedir ya da akil hastanesi.



Saygilar,



Ataman Ertugrul


Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 12, 2006 09:10 PM

Sayin S.Ozturk,



Osmanli Imparatorlugu'nun seriatla yonetildigi zanni ancak ortalama bir lise ogrencisine ait olabilir. Dediginiz kitaplari gercekten okumus olsaydiniz, Osmanli Devleti'nde seriatin sadece bir makyaj oldugunu anlardiniz. Gidin o kitaplari biraz karistirin da seyhulislamlarin nasil emirle gunun kosullarina gore fetvalar verdiklerini gorun.



Her hac doneminde 300 ila 1000 kisinin seytan taslarken ezilerek feci sekilde oldugu Islam'la gurur duyup duymamak size kalmis. Turklugu bize birakin da Islam varsin sizin olsun.



Saygilar,



Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 12, 2006 09:33 PM

Ateist olduğunu söyleyen, inanmayan arkadaşlar!

Yazdığınız yorumların hiçbiri , Mustafa Bey'in makalesinde sözü edilen konuyla alakalı değil.
Her zamanki gibi kaçak dövüşüyor, belden aşağı vuruyorsunuz! Oysa sizin net birşeyler söylemeniz lazım.
Cevap verin lütfen.
Türklerin İslamiyetle tanışmadan önce herhangi bir medeniyeti var mıdır? Ortaya koydukları eserler var mıdır?
Şaman atalarımızdan bugün bile dünyaya yol gösteren felsefeci, edebiyatçı çıkmış mıdır?

Olur ya öğrenmiş oluruz.

Yazan: Tuncay Tarih: January 12, 2006 09:58 PM

Sayın XSI'nın ortaya attığı "tarihi gerçeklerin "etiği" dönemine göre değerlendirilir" tezi, modern batı tarih anlayışının bir ürünüdür ve tarih incelemeleri için gerçekten de doğrudur

sükür))
peki madem böyle kabul ettiniz
neden peygamberin Aise ile olan 9 yas evliligine simdinin sosyal kabulleriyle itiraz ediyorsunuz??
benim üzerinde durdugum buydu..
bunun yanlis oldugunu anlamaniza sevindim..

tekrar edersek

1- ortada 9 yasinda evlendigine dair
kesin denebilecek
bir kanit yoktur (bazi rivayetlere göre Aise evlenmeden önce nisanli oldugunu bildirmekte, bide buradan yakiniz))


2- 9 yasinda evlenmis olsa bile
bunu o dönemin siradan bir gelenegi gibi algilamalisiniz.


3- cariyelik/kölelik
akraba evliligi
ve
cocukla evlenmeyi
ayni kategoride degerlendiremezsiniz,

hem
Kuran da cocuklarla evlenin diye bir seyde gecmez ki??

kölelik ekonomik yapiyi olusturan ve etkileyen bir seyken
akraba evliligi kücük capli kabilelerin vazgecilmeziydi
cocukla evlenmek diye bir sey var ise
bu o zaman icin normal sayilmaktaydi...


Kuran eğer tüm zamanlara hitap eden değerler koyan bir kitap ise, bu durum Kuran için geçerli olmamalıdır. Yani eğer çocuklarla evlilik, kölelik-cariyelik veya akraba evliliği 620 yılında "helal" ise, 2620 yılında da "helal" olmalıdır. Aksi takdirde Kuran, her döneme hitap eden bir kitap olma özelliğini kaybeder.


hala muamelat ve yöntemi karistiriyorsunuz.
eger Kuran icindeki tüm olaylar ve anlatilar
bir örnek teskil etme amacindaysa
o örnekler
duruma, yere ve zamana göre tüm zamanlari ve insanlari kapsayici olur.
bunu anlamak zor degil ki??

kölelik tavsiye edilen birsey mi ki
2620 de gecerli olsun?? (hata 1)

cocuklarla evlilk tavsiye edilen birsey mi ki
2620 de gecerli olsun?? (hata 2)

ayrica
tarihi dikkate almadan
karalamak istiyorsaniz
9 yasinda evlenmis bir pedofili iste
deyip keyfi olarak gecistirirsiniz.


2620 yilinda olsanizda
o örnek sizi kapsar..
eger zorunlu bir sekilde
yalitilmis bir toplumda yasiyorsaniz
akrabanizla evleneceksiniz
hic sansiniz yok))
merak etmeyin
o kücücük riski
gönül rahatligiyla alacaksiniz.


tarihe bakış açısıyla diğer örnekleri incelersek, o zaman eşcinselliğin, kız çocuklarını toprağa gömmenin veya yamyamlığın da haram olmadığını iddia edebiliriz

Allah Allaah
durun hizinizi kesmeyeyim
bende biseyler eklim

-adam öldürmek
-tecavüz etmek
......
....
..


sanki escinsellige
cocuklari topraga gömmeye
ve yamyamliga prim/izin verilmiste.

tarihin bakis acisina göre degerlendirin dedikse
olan biten herseyi normal karsilayin demedik kardsesim)))

daha bunun teknik ayrimini yapamiyorsaniz
ugrastirmayin bizi.

İngiltere'de Elthon John erkek sevgilisiyle evlendi. İslamiyet'ten bu yana devir değiştiğine göre tarihsel olarak bunu eleştirmememiz gerekir. Değil mi? Siz Eltohn John'un düğününe katılır mıydınız sayın XSI?


dikkat ediyorum
hep ayni bakis acisiyla benzer hatalara düsüyorsunuz

1- Islam da escinsellik yasaktir
2- Islamda topraga gömerek kiz öldürmek yasaktir.

Elton John un dügününe katilmam
igrenc birsey bana göre.

elestiri yapalim biraz
bunun ne topluma
ne de insanliga faydasi vardir.
bide cocuk edinme hakkini kazandilar mi
tamamdir o zaman..
güle oynaya alkislarsiniz artik...

İşinize geldiği zaman batı tezlerini kabul ediyor, gelmediği zaman reddediyorsunuz

bati tezi dogruysa alirim
dogu tezi yanlissa almam
bu kadar basit..
anlasilmayacak birsey yok ki ortada??

Kölelik konusuna geri dönersek, İslamiyet'in köleliği kaldırmaması veya kaldıramaması (hangisi doğruysa) bu kurumu toplumlar içinde kökleştirmiştir ve meşru hale getirmiştir
Bu nedenledir ki yüzyıllar boyunca kölelik ve cariyelik İslam ülkelerinde asla kaldırılamamıştır

nihayet Isla min köleligi benimsemeyip reddettigine kismende olsa ikna oldunuz
simdide neden beceremedi kaldirmayi diye hayiflaniyorsunuz))
ben ayni gerekce ile suclayacak cok sey bulurum..


Bugün bile kalkıp bir din uleması "ben köle edineceğim, nasıl olsa kuran'da yazıyor" dese, buna verebileceğimiz bir cevabımız yoktur.

kimse demez
diyen carpitma yapmis olur..
müslümanlarin arasinda bagnaz insan vardir.
bu bagnazlara engel olmak isteyen müslümanlar daha coktur merak etmeyin..

Diğer bir konu ise belki "Ensest" kelimesini belki rahatsız edici buldunuz, o zaman "akraba evliliği" tabirini kullanalım. Kuzen evlilikleriyle ilgili ısrarınız da gerçekten komik, günümüzde çoğu ülkede kuzen evlilikleri kanunla yasaklanmıştır. Etik olarak yanlış olduğu için değil, ama sakat doğum ve genetik sorun oranlarını artırdığı için. Bu konuyu daha fazla tartışmayı gerçekten gereksiz görüyorum, tüm bilimsel kantılara karşın, kuzen evliliğinin doğacak bebek açısından zararlı olduğunu kabul etmek istemiyorsanız yapabileceğim birşey yok

sirayla gidelim
1- demek ki batinin taktigi ismin bir önemi yokmus
sükür ki buna ikna oldunuz..
Shakespeare olmasaydi
napardim ben))


2- kuzen evlilikleriyle alakali bir israrim olmadi
bunun anadoluda normal karsilandigini
buna ragmen bizde böyle bir adet olmadigini
söyledim..

yukarida yazdiklarimi tekrar yapistiriyorum..
carpitma yapmayalim pls.


----genetik sakatlik vb. savlar cok kücük degerlerle yorumlanir.
sadece yanlis genlerin karisma olasigi cok kücük ihtimalde olsa daha fazladir denir.
ve buna ragmen
her akraba evliliginde bu sakatliklar olmaz..
ensest iliskinin oldugu bir gen havuzunda
ensest iliskinin olmadigi bir gen havuzuna oranla
daha az sakat birey dogabilir.----

bati bu ihtimali göz önüne alarak yasaklamistir.
ama bu
bir toplumu genetik sakatligin önüne geciremez.
saglam bireylerden bile sakat cocuklar dogmakta.
buna karsin
eski misir ve roma da
geleneksel olarak
kiz ve erkek kardesler
evlenir
ve saglikli prens/prensesler dünyaya getirirlerdi.

konuya dönersek
akraba ile evlenme hususunda
2620 yilinda olsanizda

eger zorunlu bir sekilde
yalitilmis bir toplumda yasiyorsaniz
akrabanizla evleneceksiniz
hic sansiniz yok))
merak etmeyin
o kücücük riski
gönül rahatligiyla alacaksiniz.

gelelim en önemli meseleye

Islam da helal olan
veya
haram olmayan
bir cok sey
kisinin veya toplumun bünyesine zarar verebilir.

kisi veya toplum
o sey helal olsa
veya haram olmasa bile
onu yapmaktan men olunur.

sagligi korumak caiz ve hatta sart ise
zorunlu hallerde (yalitilmis kabile düzeni gibi) helal olan
veya haram olmayan (akraba evliligi) seylerden uzak durulur..
mesele bu kadar basittir.

Yazan: XSI Tarih: January 12, 2006 10:46 PM

Son kez düşüncemi söylemek isterim ki, bence islamiyetin başlıca eksikliği/kusuru yukarıda yazanlardan hiçbirisi değildir.

En önemlisi, insana sadece "insan" olduğu için değer vermemesidir

hümmm..
ilginc bir düsünce
peki
Mevlana
Bektasi
ve
Yunus gibiler
neden sizin gibi düsünmedi dersiniz??

Yazan: XSI Tarih: January 12, 2006 10:48 PM

Ataman bey,

Ben sizin ileri sürdüğünüz gibi "dinlerin iclerinden ciktiklari toplumun sosyal kurallarinin yansimasi oldugu seklindeki Marksist tezleri" kabul etmedim. "Allah'ın insanlar için belirlediği ahlaki ilkeler evrenseldir, ancak bunların farklı tarihsel şartlara göre farklı ifadeleri olabilir" dedim. Yani dinin toplumsal şartların ürünü olmadığını, ama bunları göz önünde bulundurduğunu söyledim.

Siz tümüyle farklı bu iki yorumu birbirine benzer gösterip, beni söylemediğim şeyleri söylemiş gibi göstermeye çalışıyorsunuz.

Aynı şekilde ben İslam'ın toplumları değiştirmediğini söylemedim, "İslam'ın indirilme amacı, toplumlarda devrimsel değişiklikler yapmak değil, insanları Allah'ın yoluna iletmektir" dedim. Devrimsel değişim yapmakla, değişime yol açmak farklıdır. Islam insanları dönüştürür, bu da elbette önemli toplumsal sonuçlar doğurur. Ben bunun sonuçların her konuda "devrimsel" olmadığını vurguladım.

Burada da yaptığınız, her dediğimi farklı bir anlama çekip, sonra da onun üzerinden saldırıya geçmek.

Bu ise, ya ciddi bir anlama sorununun ya da samimiyetsizliğin göstergesidir ki, her ikisi de yazdıklarınıza cevap vermenin zaman kaybı olduğu anlamı gelir.

Oysa fazla zaman kaybetmek istemiyorum.

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 12, 2006 11:49 PM

Değerli Arkadaşlar

İnsanların bazıları çok küçük bir şeyle Ayetlerden yani delillerden hidayete varır,kimileri ise yine Kuran-ı Kerim de belirtildiği gibi gökten kapı açılmasını diler,açılsa bile biz muhakak büyülendik diyecektir durum bu ise hakikaten zaman kaybetmiyelim,bırakalım damızlık ırklar birilerinin,insan olmanın faziletide bizlere kalsın herkes mutlu olsun.sevelim sevilelim bu Dünya Marx'a da kalmadı Şanlı Kanuni'yede...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 13, 2006 03:24 AM

Mustafa Bey,



Kolelik ve cariyelik gibi bir kurum kotudur, insanlik onuruna aykiridir, hos gorulemez. Bu bugun de oyledir, dun de oyleydi. Eger oyle olmasaydi, iki bin yildan daha eski Spartakus ayaklanmasi bugun hala destan gibi okunmaz, filmleri yapilmazdi.



Siz isinize geleni goruyor, isinize gelmeyeni gormemezlikten geliyorsunuz. Islam'in tepeden tirnaga her turlu sosyal konudaki hukumlerini bir anda yok sayiyor, "Islam toplum hayatinda devrimsel degisiklikler yapmak icin gelmedi" diyebiliyorsunuz. Boyle bir seyi ilk defa sizden duyuyorum. Sizin bu sozlerinizi bizzat Kur'an yalanliyor, "Allah'in indirdikleriyle hukmetmeyenler kafirdir" diyor. Madem Islam dediginiz gibi bireysel inanc ve ahlak ilkelerinden ibarettir ve ancak bu yolla toplumu dolayli olarak degistirmeyi ongorur, o zaman neden Allah'in indirdikleriyle hukmetmek farz olsun? "Allah'in indirdikleriyle amel etmek" derdi o zaman kitapta, hukmetmeyi hic karistirmazdi.



Allah'a inanmak, ibadet etmek, o kitapta yazilana uygun olarak amel etmek yetmiyor. Ayni zamanda onun toplumsal kurallarina da uymak gerekiyor. Peki ya sunnete, fikiha ne diyorsunuz? Koskoca fikih diye bir "ilim" var. Onu gecersiz mi sayiyorsunuz?



Kaldi ki eger dediginiz gibi Islam'in amaci teker teker insanlari Allah yoluna ileterek dolayli yoldan toplumlari degistirmekse, bunun sonuclari ortadadir: koca bir basarisizlik ve aci bir husran! Ister "devrimsel", ister "dolayli" yoldan olsun, Islam'in iyi yonde donusmus, baskalarina ornek gosterilecek toplumlar olusturdugu kesinlikle soylenemez.



Gelinen nokta budur: Islam ulkelerinin durumu ortadadir, aralarindan tartismasiz en iyisi de Laik Turkiye'dir. Dine sarilmak ve onun hukumlerini tavizsiz uygulamakla degil, ondan mumkun oldugu kadar uzak kalmak, insanlarin vicdanlarinda birakip, dunyasal islere, tolum hayatina kesinlikle karistirmamakla adam olunuyor.



Bir de isin felsefi boyutu var. Madem Allah her seye kadir, her seyin yaraticisi, o zaman nasil oluyor da koleligin "zorunlu" olmadigi bir tarih yaratamiyor? Insanlarin parayla pazarlarda satilmadigi, dort tane yasal hur es yanisira zenginlige gore sinirsiz sayida cinsel kolenin (cariye) hediye alinip verilmedigi bir toplumsal duzeni yaratmak elinden gelmez miydi? Toplumu bu sekilde yaratmak "zorunda" miydi Allah? Allah'in yarattigi toplumsal duzenin kurbanlarinin ne gunahlari vardi?



Kolelik bugun ortadan kaldirilip bir gun dinlerin de firlatilacagi tarihin coplugune atildiysa, bu rahiplerin, papazlarin, brahmanlarin, hahamlarin, imam ve sozumona alimlerin destekledigi cagdisi rejimlere baskaldirilarak gerceklesti. Insanligin her turlu atilimda, gerceklestirdigi her devrimde istisnasiz karsisina din cikarildi. Ve insanoglu tarih boyunca dinlere itaat ederek degil, onlara bas kaldirarak, emirlerini cigneyerek, fetvalarini yirtarak bugun eksik buldugumuz esitlik ve ozgurluge kavusabildi.



Saygilar,



Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 13, 2006 08:43 PM

Sayin Mustafa Ajlan Bey,



En cok Turkoloji Enstitusu nerede vardir diye sorarken herhalde Macaristan'i kastettiniz. En cok Turkoloji enstitusunun Macaristan'da olmasi Macarlarin Turkler hakkinda her dedigini dogru yapmaz, bu bir. Arti, Ural-Altay dil ailesi kuramini ortaya atan da Macar turkologlardir, bugun bu kurami elestirenlerin onemli bir kismi da.



Artik cagdas dilbilimciler, Ural-Altay dil ailesi tezini cogunlukla reddediyorlar. Ural ve Altay dillerinin birbirinden bagimsiz dil obekleri oldugu konusunda cogu birlesiyor.



http://www.bartleby.com/65/ur/UralAlt.html

http://en.wikipedia.org/wiki/Ural-Altaic_languages

http://www.helsinki.fi/~jolaakso/fufaq.html
http://homepage.univie.ac.at/Johanna.Laakso/fu_tu.html


Ozellikle bunlardan sonuncusuna dikkatinizi cekerim. Finli bir bilimadami olan Johanna Laakso'nun Turkce ile Fince'nin akraba olup olmadiklarina iliskin aciklamasini okumanizi tavsiye ederim.


Sumercenin eklemli bir dil oldugu dogrudur. Ama bir dilin eklemli olmasi o dilin Turkce ile akraba oldugunu gostermez. Turkce ile hicbir ilgisi olmayan bir cok dil eklemlidir. Ornegin Dravidyen dilleri, Filipince, Malezyaca, Madagaskar dilleri, Hawai, Maori ve diger butun polinezya mikronezya dilleri eklemlidir. Hatta sizin gibi bundan yola cikip Sumerce'nin bu dillerle akraba oldugunu iddia eden baskalari da var:

http://www.geocities.com/Tokyo/Temple/9845/sumer.htm

Ornegin Gurcu dili de eklemlidir ama kimse Gurcu dilinin Turkce ile akraba oldugunu one surmez.

Ayrica, "anne", "baba" gibi bir kac sozcuge bakilip bunlarin ortak olmasinin dillerdeki akrabaligi gosterdigi one surulemez. Anne ve baba, cocuklarin en once ogrendigi sozcuklerdir, dolayisiyla bunlarin her dilde kolay soylenir, arka arkaya tekrar eden hecelerden olusan kisa sozcukler olmasi beklenir. Bunlarin bir cok dilde cakismasi da dogaldir.


Ataturk zamaninda, ozellikle, Turkleri Anadolu'da isgalci olarak goren Avrupalilara karsi, Anadolu'nun ilk sahipleriyle Turkler arasinda ilgi kuran bu turden savlara yakinlik gosterildigi dogrudur. Ancak unutulmamalidir ki, Ataturk bir bilim adami degil, bir devlet adamidir.



Sumer dili ile ilgili bilgi icin:

href=http://en.wikipedia.org/wiki/Sumerian_language


NLP konusuna gelince, verdiginiz kaynak "alternatif" bilimler basligi altinda, "biofeedback", "el yazisi analizi", "parapsikoloji", "frenoloji", "yeni cag-New Age" altgurubu altinda ise, "Simya", "Astroloji", "duyu otesi algilama", "hipnoterapi", gibi obur sarlatanlik dallarini da sayiyor.

Bu arada Yale University'de okutulan NLP sizin sandiginiz, "Neuro-Linguistic Programming" degil, dogal dillerin bilgisayarlar tarafindan islenmesi demek olan "Natural Language Processing".. Yani bu NLP baska bir NLP.


Ayrica "Duygusal Zeka" gibi moda konularda yazilmis kitaplarin cok satmasi, icinde yazanlarin dogrulugunu gostermez. Dunyada en cok satilan kitabin Incil olmasinin Incil'in dogrulugunu kanitlamadigi gibi.


NLP, zenginlere "yasam koclugu" yapip paralarini tirtiklamak, daha az zenginlere de hokus pokus kitaplari pazarlayip yine paralarini tirtiklamak uzere, uyaniklar tarafindan ortaya atilmis onlarca benzeri gibi, sahte bilimlerden birisidir.

Saygilar,


Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 13, 2006 09:49 PM

Sayın Ertugrul

Bu iş güzel Türkçemizle olmuyor anlamıyorsunuz yada anlamak istemiyorsunuz olsun bide bu dili deneyelim ne dersiniz?yetinmezseniz bende en az 866 daha kaynak var memnuniyetle yolarım çoğunu.

ANCIENT TURS/TURKS OF TURAN AND THEIR LEGACIES TO THE WORLD

("Sumerians" - Ancient Turanian Tur/Turk people)

By

POLAT KAYA

(Copyright (c) 1999 Polat Kaya)


INTRODUCTION

In starting this section that I call ANCIENT TURANIANS PART-I, I would like to introduce a concept that has been the cause of my suspicion for a long time regarding the originality and independent development of some languages. Let me introduce the concept called, "ANAGRAMMATIZING".

ANAGRAMMATIZING

As most of you may know, there is a term in English called "anagrammatize" which comes form the word "anagram" meaning "1 A WORD OR PHRASE FORMED BY TRANSPOSING THE LETTERS OF ANOTHER WORD OR PHRASE. 2 A GAME IN WHICH THE PLAYERS MAKE WORDS BY TRANSPOSING OR ADDING LETTERS." [EBWLD, 1963, Vol. 1, p. 52]. It is my finding that this very innocent sounding game has been used as a technique to manufacture new languages from ancient and recent Turkish words/phrases. In other words, the ancient Turkish language, which was a widely spoken language over a vast geographic area since very ancient times, has been used as a data base to manufacture other languages. And in this game, most likely, the religious people have been the primary players. Turkish words and phrases have been broken down, parts transposed, changed, deleted, vowels dropped or replaced with other vowels, some of the consonants changed to other related consonants, even new consonants and vowels added, and the resulting mixture is all concatenated into one word which becomes a word of a new language. To top it all off, even the pronounciation has been altered.

This thechnique of breaking words and phrases is known by the word "ANAGRAM" which itself appears to be formed from the Turkish phrase "ONU-GIRAM" (GIRMAK/KIRMAK fiilinden) meaning "let me break it" - contrary to given etymologies of "ANAGRAM" in the dictionaries. After anagrammatizing the original Turkic word or phrase, the meaning of the original Turkic word and/or phrase is mostly maintained, however, in a rather disguised manner.

The ancient Greek name for this is "anagrammatismos" [1] [Websters Collegiate Dictionary, Fifth Edition, 1947, p. 38]. ANAGRAMMATISMOS

In this case, the Turkic phrase "ONU-GIRAM" has been used as the root of the new word which is similar to Turkish "onu-kirma". MA is one of the suffixes of Turkic languages which is a duality word, that is, it is both negative and positive. Thus when it is used after the stem of the verb, it gives two meanings. For example Turkish OKU is the stem of the verb "OKUmak" meaning "to read". But the term OKU-MA has two meanings: a) "okuma" as a noun means: "reading"; b) "okuma" as a command means: 'do not read". Thus in order to differentiate the real meaning, one has to consider the context in which it is used. This is one of the most unique aspects of the Turkish language.

MA also means "magnificent" which is an adjective to describe the magnificance of the Sky-God or anything that deserves to be described as "magnificent". In Turkish OGUZ-KAGAN Destani (epic), Oguz-Kagan uses MA as an adjective to describe the Moon as "magnificent." The moon was the ancient Turanian Moon-God (Ay-Tanri). Ma/Mah (also meaning "moon" in ancient Turkish) has been used in the middle east at least since the time of the Sumerians. The word is also found in Sumerian as MA/MAH meaning "high, exalted; as verb, to be or make great" [2] [C. J. Gadd, "A Sumerian Reading - Book", Oxford at The Clarendon Press, 1924, p. 187.]

In the process of anagrammatizing, certain letters are used as camouflage letters. For example, the letter I (ay) is one such letter. It can be the letter I of the text, but it can also represent the Turkish numeral one ("BIR"), that is, I is the symbol representing the Turkish word "bir". Thus if the original intent was Bir (one), but it is now read as the letter I, the meaning becomes obliterated and unrecognizable. For example in the Turkish word BORI we have a disguised situation. In one hand BORI means "wolf" (Tr. KURT) - a national logo of Turkic peoples. However, the hidden form of the word BORI is "BIR-O" which is a name of the ancient Turanian sky-God (Gök-Tanri). Of course Gök-Tengri is also the national god of all ancient and present Turanians. So BORI is also a logo for the One-Sky-God "BIR-O". By the way, the reverse of the Turkish word KURT is TRUK TURUK TURK.

The letters Y and V were the letter U in their original form. The Turkish sound "sh" was mostly anagrammatized as "S". The W (uu) and X (ks and kh) were also disguising letters. Please take a look in Encyclopaedia Britannica , 1963, Vol. 1, under the entry of "ALPHABET". Additionally, many suffixes of the Turkish language were anagrammatized into different forms. For example the suffix LOGY assumed to be from Greek is actually derived from the ancient Turkish "OLGU" meaning "created". The Turkish phrase "KAN-HAN-IDILER" (KUN-HAN-IDILER) meaning "they were the Sun-Lords" becomes "CAN-AAN-ITES". Thus, Turkic suffix "IDIS/IDIZ/IDILER" becomes the suffix "ITES" in some languages. And again the Turkic past tense verbal suffix, "dI, di, du, dü and idi" meaning "was" becomes suffix "ed" as in English.

Thus anagrammatizing ancient Turkic languages into new ones must have been a big activity in the past as Akkadians anagrammatized the Turanic Sumerian language into so-called "Akkadian". Similarly the ancient Greeks anagrammatized ancient Turkish (i.e., Pelasgian, Saka, Trojan, Ionians [Ay-Hans] ) into the language presently called "Greek".

Since Turkic languages are agglutinative, the technique of anagrammatizing was known and was being used by the Turanians themselves in generating new terms used to express titles for deified kings, major reference points such as mountains, rivers, seas, new concepts and various important situations in their language. For example when they joined two words together and two vowels ended up side by side, they would either drop one or insert a connecting consonant. However, the non-Turanians took the technique and generated new languages for themselves. Probably it was the Akkadians who first started this to create a so-called Semitic "Akkadian" language from the Turanian Sumerian. In the first millennium B.C. and also A.D., the ancient Greeks, Latins and Hebrews must have been quite busy in anagramatizing Turkish for their own purposes.

It is interesting to note that even the term "millennium" is an anagrammatized Turkish phrase: MILLENNIUM

When scholars try to find correspondences between Turkish words and words of other languages, they are generally looking for a one-to-one correspondence. This generally gives unsatisfactory results, Yet if they compared foreign words with Turkish phrases as being the possible source, they would be far more successful. However, knowing Turkish alone is not sufficient. The researcher should also have familiarity with Turkic cultures as well.

After five years of research, it is my finding that the so called Indo-European and Semitic languages have been manufactured from Turkish. I am aware that what I say has very far reaching consequences for the linguists to investigate. Please bear with me.

All of us have been taught, erroneously and intentionally, that Turks came to the stage of history only during the last 2000 years. This is not the truth. Such a claim has been perpetrated so that modern Turks completely forget their ancient TUR ancestry. Written material emphasizes this aspect in order to obliterate the presence of Turs/Turks in ancient times. The culture and civilizations of ancient Turs have already been divided among peoples that had no relations with the creations of those cultures. Now they claim them as their own. The reason for this is that ancient Turanians gave the world most of the civilization that we use at present. Contrary to the established false beliefs, the Turkish speaking Turanians have been all over the world since very ancient times. This glorious past of ancient Turkic speaking Turanians has indeed been the cause for envy of many groups. For that reason the ancient and present Turanians have been the subject of verbal and in many cases physical abuse. It can be said that most extinct languages are the Turanian languages spoken by ancient Turanians in various parts of the world. For instance Sumerian, so-called "Egyptian" (originally "Masar" not "Egypt"), the so-called Phoenicians whose names were Turkic "Kün-Hans (Kan-Hans), and many more. Most of them will be discussed in time.

CONFUSING THE TURANIAN LANGUAGES

In the vast world of ancient Turanian geography, each Turanian group developed cultures which were essentially the same, but different only in some details. This whole Turanian world spoke one language and one speech as reported in Genesis 11:1. Although the identity of that "one language" the world spoke was left blank, it is clear in many ways that that language was the "Turkish language" that all the so-called ancient "pagans" spoke. This ancient Tur language probably had many dialects. Evidently this unique and all encompassing superior culture was not well taken by some envious non-Turanians who decided to confuse this unique 'one language'. This idea was put into the holy books as if it was an order by God himself so that it could be religiously fullfilled. In the Old Testament Genesis 11:1-9, the following is stated: [3] ["New World Translation of the Holy Scriptures" rendered from the Original Languages by the New World Bible Translation Committee, 1984.]

"1 NOW ALL THE EARTH CONTINUED TO BE OF ONE LANGUAGE AND OF ONE SPEECH. 2 AND IT CAME ABOUT THAT IN THEIR JOURNEYING EASTWARD THEY EVENTUALLY DISCOVERED A VALLEY PLAIN IN THE LAND OF SHINAR, AND THEY TOOK UPDWELLING THERE. 3 THEY BEGAN TO SAY, EACH ONE TO THE OTHER: "COME ON! LET US MAKE BRICKS AND BAKE THEM WITH A BURNING PROCESS." SO BRICK SERVED AS STONE FOR THEM. 4 THEY NOW SAID "COME ON! LET US BUILD OURSELVES A CITY AND ALSO A TOWER WITH ITS TOP IN THE HEAVENS, AND LET US MAKE A CELEBRATED NAME FOR OURSELVES, FOR FEAR WE MAY BE SCATTERED OVER ALL THE SURFACE OF THE EARTH.

5 AND JEHOVAH PROCEEDED DOWN TO SEE THE CITY AND THE TOWER THAT THE SONS OF MEN HAD BUILT. 6 AFTER THAT JEHOVAH SAID: "LOOK! THEY ARE ONE PEOPLE AND THERE IS ONE LANGUAGE FOR THEM ALL, AND THIS IS WHAT THEY START TO DO. WHY, NOW THERE IS NOTHING THAT THEY MAY HAVE IN MIND TO DO THAT WILL BE UNATTAINABLE FOR THEM. 7 COME NOW! LET US GO DOWN AND THERE CONFUSE THEIR LANGUAGE THAT THEY MAY NOT LISTEN TO ONE ANOTHER'S LANGUAGE. 8 ACCORDINGLY JEHOVAH SCATTERED THEM FROM THERE OVER ALL THE SURFACE OF THE EARTH, AND THEY GRADUALLY LEFT OFF BUILDING THE CITY. 9 THAT IS WHY ITS NAME WAS CALLED BABEL, BECAUSE THERE JEHOVAH HAD CONFUSED THE LANGUAGE OF ALL THE EARTH, AND JEHOVAH HAD SCATTERED THEM FROM THERE OVER ALL THE SURFACE OF THE EARTH."

One meaning of this statement is that the people who wanted to confuse this "one language of the world" evidently did not have a language of their own. Otherwise they would not want to confuse that "one language of the world". Additionally, those who wanted to confuse this one-language of the world were also speaking the same language. If they spoke another different language, then there would be more than one-language being spoken in the world. That one-language that the world spoke was the Turanian Turkic languages, that is, at least the language of Sumerians. The purpose of this rather extremely ill meaning suggestion to confuse the existing one-language of the world was to destroy not only the language but also the people who spoke it and used it in creating the most magnificent civilization of the ancient world. Of course the confusers not only confused that one-language but also obliterated, in time, most of the people who spoke that language. In the meantime, the confusers adopted and took all the civilization created by the Turanian peoples and declared it to the world as their own.

Additionally, no God speaks to any mortal and gives instructions to confuse a language that men use continuously in their daily life. Gods are not supposed to do this sort of thing.

On the other hand, it appears that this religious justification was the main reason for confusing and eliminating the ancient Turanian languages during at least the last 2,500 years or even earlier. It is most likely that the so-called religious peoples and their messengers were given the task of fulfilling this confusion process over a long period of time. This confusion of the ancient Turkic languages was done by way of "anagrammatizing" the Turkic languages to generate new languages. This resulted in many languages - such as the so-called Indo-European and Semitic languages and others. In this "cut, alter and paste" method, the ancient Turkish language of the world was used as the source data base. This ancient game started much earlier than the time of arrival of the Seljuks and Ottomans in the Middle East. The same technique has also been used by the ancient Greeks and Latins to create the so-called "Greek" and "Latin" languages from which supposedly other Indo-European languages sprang.

I claim that the ancient native peoples of Europe spoke Turkic throughout the continent. The making of Indo-European languages in Europe was probably accelerated after Christianity was established. By the time they finished, not many ancient Turkic speaking Turanian peoples were left un-altered in identity, language and religion. So what happened to these ancient Turanian peoples and their languages in Europe? It seems that when the Indo-Europeans took control of the lands throughout Europe from the Turanians, the ancient Turanians were all assimilated and their languages were used as a resource to create new "Indo-European" languages. The assimilated Turanians lost their ancient TUR language and TUR identity. Those who resisted were eliminated by force.

TURANIAN

The term 'Turanian' may not be a clear one for the reader. One of the definitions by the Encyclopaedia Britannica World Languages Dictionary (EBWLD) under the entry TURANIAN gives the following: [4] [EBWLD, 1963, Vol. 2, p. 1353.]

"TURANIAN. OF OR PERTAINING TO A LARGE FAMILY OF AGGLUTINATIVE LANGUAGES OF EUROPE AND NORTHERN ASIA, NEITHER INDO-EUROPEAN NOR SEMITIC, SPECIFICALLY KNOWN AS THE URAL-ALTAIC LANGUAGES, OR ANY OF THE PEOPLE WHO SPEAK THEM. AS NOUN. 1 ONE WHOSE MOTHER TONGUE IS A URAL-ALTAIC LANGUAGE; A PERSON OF URAL-ALTAIC STOCK. 2 THE URAL-ALTAIC LANGUAGES COLLECTIVELY. 3 THEORETICALLY, ONE OF AN UNKNOWN NOMADIC PEOPLE WHO ANTEDATED THE ARYANS IN EUROPE AND ASIA. [

In this definition, the reference is made particularly to Central Asia (Turan) which was the homelands of ancient Turs/Turks; this is an already accepted fact. Hence people from Turan are called the Turanians. In this definition it must also be noted that Turanians are Turkish/Turkic speaking peoples and have been so for a very long time. Although the term Turan refers to rather a limited area in Asia, it is actually much larger than that. Turanians have migrated all over the world in ancient times. In the above given definition we note the statement saying that: "THEORETICALLY, ONE OF AN UNKNOWN NOMADIC PEOPLE WHO ANTEDATED THE ARYANS IN EUROPE AND ASIA. [

This last statement highlights, in a diluted fashion by using the term "theoretically", a most important fact - that the Turanians existed in Asia and Europe before the so-called "ARYANS" (Europeans) came - and one of those Turanians were the Saka Turs/Turks. Indeed starting probably some 20,000 years ago towards the end of the last Ice Age, the Turanians must have started their migrations from their homelands in Asia to the rest of the world. The Native peoples of the Americas are examples of these early migrating Turanians. The migrations most likely happened in many waves. Turanians spread to the rest of the Asian continent at the east, west, north and south since very ancient times. Additionally they went to Europe and Northern Africa. The ancient so-called "Mesopotamian" world and the rest of the Middle East were the most prominent cultural centers of ancient Turanians in addition to Central Asia. They went to the sub continent of India since very early times and blended there with the native peoples. Similarly the Central Asians went to China and established themselves there and then blended with the native peoples. It was probably because of this boundless tolerance for others that most of the ancient Turanians became extinct peoples by being totally assimilated and/or annihilated by other groups.

Additionally, the term "nomad" applied to Turanians is disinformation and intended as a putdown rather than expressing the facts. On the face of it, it means "one of an unsettled, wandering people, tribe, or race" implying that such peoples had no land of their own. This is far from the truth regarding Turs/Turks in spite of the fact that, with their horse riding culture, they were a very mobile people. However that does not mean that they were landless and wandering people. They not only had vast lands in Asia, Europe and Africa, but they also invented living in the enclosed quarters. The fact is that it was the ancient Turs/Turks who gave the world the concept of living in such an environment. The so-called "civil" meaning "living in houses" is a term that has been anagrammatized from the Turkic word "IVCIL / EVCIL" meaning "tamed; living in house". This we will discuss in detail later. So the term "NOMAD" as applied to Turs/Turks is a misnomer used against the Turs/Turks by those who themselves were indeed landless roaming peoples. But turning the tables around is a very clever trick used against the Turs/Turks.

SUMERIANS

The name Sumer is an Akkadian name for the TUR people who called themselves "KI-EN-GI(R)".

In his book entitled "A Manual of Sumerian Grammar and Texts", John L. Hayes [5] [John L. Hayes, "A Manual of Sumerian Grammar and Texts", Undena Publications, Malibu, 1990, p. 48.] notes the following:

"KI-EN-GI THIS GEOGRAPHICAL NAME (GN) IS ALWAYS WRITTEN SYLLABICALLY. THE ETYMOLOGY IS UNSURE; THIS IS DISCUSSED BELOW. THE WORD ENDED IN A /R/, NOT REFLECTED IN THE SCRIPT. THE AKKADIAN EQUIVALENT OF KIENGI WAS SHUMERU. THIS AKKADIAN WORD MAY BE A DIALECTAL PRONOUNCIATION OF THE WORD KIENGI(R). THE ENGLISH WORD "SUMER" IS USUALLY THOUGHT TO DERIVE FROM THE AKKADIAN FORM.

THE FIRST APPEARANCE OF KI-EN-GI IS IN AN INSCRIPTION OF ENSHAKUSHANNA OF URUK (WHO RULED APPROXIAMATELY 2432-2403 BC) WHO REFERS TO HIMSELF AS: EN-KI-EN-GI LUGAL-KALAM-MA, "THE LORD OF SUMER, THE KING OF THE LAND".

The Turkic names such as KYRGYZ (KIRGIZ / KORGUZ and also KIEN-KUN) [6] ["Türk Dünyasi El Kitabi" by Türk Kültürünü Arastirma Enstitüsü, Ankara, 1992, Vol.1, p. 150], and UIGUR (House of KOR), HUNGAR (KUN-KOR) (Sun-Fire) and in BULGAR (aBa-ULu-GOR) and in KORE / KOREA (KOR ÖY) (House of Fire), etc.. referring to their ancient Turanian religion of SUN-GOD (KÜN-TENGRI) worshipping. The name KI-EN-GI(R), (Akkadian SHUMERU

John Hayes also notes [page 48] the name KI-EN-GI being in the inscription of ENSHAKUSHANNA OF URUK and referring to himself as: EN-KI-EN-GI LUGAL-KALAM-MA. The name ENSHAKUSHANNA is a title made up with syllabic Turkic words. It appears to be the concatenation of Turkic words in phrase in syllabic form: "EN-ISHA-AKUS-HAN'NA/NI", that is, (Gök-Ishi-Okus/Oguz-Han'ni) meaning "The followers of Oguz-Han the Light of Sky) indicating that king ENSHAKUSHANNA and his people of KI-EN-GI(R) were Akus/Ogus/Oguz worshipping people. Five years of research has revealed that OGUZ-KHAN was the name of the ancient Turanian trinity Sky-God (Tan-Tengri/Kün-Tengri/Ay-Tengri) and the name Oguz represented the Sun and hence the Sun-God of the ancient Turanians. It is most important here to recognize Turkish Prof. Dr. Bahaeddin Ögel who has given us a treasure-chest full of information in his book entitled "Türk Mitolojisi" (Turkish Mythology) [6b] [Prof. Dr. Bahaeddin Öge, "Türk Mitolojisi", Vols. 1 & 2, Devlet Kitaplari, Milli Egitim Basimevi, Istanbul, 1971]. In his book Prof. Ögel likens Oguz Kagan to God (Tanri) himself. So we find the name AKUS/OGUS-HAN embedded in the name of the Sumerian King ENSHAKUSHANNA. This is most enlightening. It must be noted that the time is 2432-2403 BC. when the name of AKUS/OGUZ-HAN is being used. Thus the Sumerian King titled ENSHAKUSHANNA and his people were Sun-God (OGUZ-KAGAN) followers.

It must be noted that all ancient Turanian king titles are transcribed by scholars as long concatenated words rather than being spelled out in syllabic form. When the ancient Tur/Turk names and titles are spelled in totally joined form, which itself is a form of anagrammatizing, their Turkic identity is lost. Thus it becomes clear that we are face to face with a very subtle game of distorting ancient Turanic titles. If EN-KI-EN-GI LUGAL-KALAM-MA can be spelled out in syllabic form, other Sumerian king titles could also be spelled out in syllabic form which would make their identification quite easy. For example, let us take a look at the title EN-KI-EN-GI(R) LUGAL-KALAM-MA. The title appears to be in three parts:

First part is: EN-KI-EN-GI(R); in Turkic form: HEN / HAN KIENGI(R)/KENGIR meaning "The Khan of KIENGI(R)/KENGIR" (Khan of the Sumerians);

Second part is: LUGAL meaning "KING"; in Turkic form: LUGAL from Turkic "uLU-aGa-AL" meaning "Great Lord AL (SUN)" referring to the "RED-SUN" of sky as the KING. It must be noted that even the modern term "KING" is from the Turkish phrase "KIN-aGa" (Kün-Aga) meaning "LORD-SUN". The Sun (Kin / Kün / Gün in Turkish) is indeed the King of the Sky. When it shines everything else in the sky disappears from sight.

Third part is: KALAM-MA; in Turkic form: "aKa-ALAM-MA" (Aka/Aga Alem Ma) meaning "The Magnificent Lord of Universe".

Thus the title EN-KI-EN-GI(R) LUGAL-KALAM-MA deifies this Sumerian king so that he refers to himself not only as "HAN KIENGI(R)/KENGIR "the Khan of the Land of Sumer", but also the "ULU-AGA-AL" the Sun (Sun-God) and "AKA-ALAM-MA" the Father God of the universe". This type of deifiying ancient Tur/Turk rulers (Kings) was the tradition (TORA / TÖRE) in the ancient Turanian world. Thus the title of the king is: "KING OF KENGIR, SUN-GOD AND THE LORD OF THE UNIVERSE". The ancient Tur/Turk MASARIAN (so-called EGYPTIAN) king names are clear examples of such transcriptions alienated from Turkic. One such example being King AKHENATEN - the ancient Masarian ruler (Pharoah). The Turkic form of the title AKHENATEN is a) AK-HAN-ATA-AN meaning White-Lord-Father-of-Sky referring to the Sun God (Sun); and b) AK-HAN-OT-AN meaning White-Lord-Fire-of-Sky referring again to the Sun. The scholars have claimed wrongly that he was the first Masarian king to claim the Sun as the main deity - which he was not. The Tur/Turk Masarian (so-called Egyptian) Kings were always Sun-worshipping people - just like their ancient KI-EN-GIR (Sumerian) kins. Many scholars already point out that the Sumerians and Masarians were very similar to one another.

Additionally the Sumerian (Ki-en-gi(r)) city name URUK is very much the same as the Turkic URUK / ÖRÜK (örük/örülmüs) meaning "interwoven, built up" as in the case of a city. Uruk was one of the main Sumerian cities. The name is derived from the Turkish verb "örmek", hence, örü, örük, ör/ur, uru, uruk, etc..

In view of all these Sumerian and Turkish linguistic correspondences in the given Sumerian titles and names, if Sumerian and Turkish are not regarded as the same language by scholars, then they are looking for something that is not there.

DRAVIDIAN

Some scholars bring forth the similarities between the DRAVIDIAN and Sumerian languages. Encyclopaedia Britannica World Languages Dictionary [1963, Vol.1, p. 384] defines DRAVIDIAN as follows:

"ONE BELONGING TO THE MOST ANCIENT INDIGENOUS RACE OF SOUTHERN INDIA. A NON-INDO-EUROPEAN FAMILY OF AGGLUTINATIVE LANGUAGES SPOKEN PRIMARILY IN SOUTHERN INDIA AND NORTHERN CEYLON, INCLUDING TAMIL, MALAYALAM, KANARESE, AND TELUGU".

Let us examine the etymology of the name DRAVIDIAN: "DR-AVIDI-AN"

Thus it becomes unquestionably clear that these so-called DRAVIDIANS (TAMIL, MALAYALAM, KANARESE, AND TELUGU) are the descendants of the most ancient Turs of India. This fact may also help to understand the claim that the ancient INDUS culture was also TUR culture. In view of all these findings, it is no wonder that the Turanian Turkic languages and Dravidian (TUR-EVIDI-LER) languages are related to the Sumerian language. Because, all of these peoples were the most ancient TUR peoples of the ancient world before the so called Aryans were around.

Sumerians (KI-EN-GIR / KENGIR) were neither Indo-European nor Semitic, but were Turanians, that is, a Central Asiatic people. Using the Akkadian name "Sumer" rather than their own name "KI-EN-GIR" or "KENGIR" is a very subtle deception. It is also the same for the Tur Phoenicians who are identified as "West Semitic" and also the ancient Tur Masar people of the so-called ancient "Egypt". By such misrepresentations, their Turkic and Turanian identity has been lost, and hence the wrong impression is given to the readers as if they were Semitic peoples, or anyone else except Turs/Turks. Such misrepresentations are not excusable if they are done knowingly, however if the scholars do it unknowingly, then of course they become the innocent victims themselves. It is an injustice to these ancient Turanian peoples who have given so much in terms of civility and culture to the world to be denied their true Tur/Turk identity.

At this point let me add that all of these ancient names of peoples are in Turkish and are named after their ancient Turanian Sky-God. This will be discussed later.

The so-called Akkadian name SHUMERU (SUMER) has the etymology: SHUMERU

Similarly, SUMERIA

In line with ancient Turanian culture, Sumerians also buried horses, gold, silver and earthly artifacts with their dead as did all other Turanians of the time. This was done so because all Turanians were ancestor worshipping people. Findings from the Royal Tombs of UR are proof of this fact. These cultures were Turanian and Turkic. Therefore their language was also Turkic. They were incredibly knowledgeable and were the most advanced people in all fields of life (e.g., their outstanding knowledge of the cosmos, the solar system, the stars, the planets, plants, animals, and ATAOLGU (theology) etc.). Their knowledge was so immense on so many subjects that Zecharia Sitchin thinks that only aliens could have imparted such knowledge to them. This denial view takes the credit away from the ancient Tur/Turk people and gives it to some imaginary aliens.

On the other hand, Samuel Noah Kramer writes by saying "History Begins at Sumer," [8] [Samuel Noah Kramer, "The Sumerians Their History, Culture and Character", University of Chicago Press, 1972, p. vii.], that is, to say, with the (KI-EN-GIR / KENGIR) people.

SOME OF THE CONTRIBUTIONS OF THE KI-EN-GIR/KENGIR (SUMERIANS)

The contributions of the KI-EN-GIR, (like the other Turanians) to the civilization of the world, both in the Old World and in the New World, is so great that anyone denying that fact is making a gross error. Like all other Tur brethrens of Sumerians, they built mountain-like temples so-called ZIGGURAT for their gods. Those who can build buildings like ziggurats are capable of building all kinds of buildings including cities. Thus they were the givers of house building and living in them as the original constructors. Ziggurat is the Akkadian name of huge step pyramid like structures resembling mountains. The name is made up from Turkish phrases describing the ancient Turanian Sky-God. The name has the following etymology:

a) ZIGGURAT

b) ZIGGURAT

Another name for Ziggurat is ETEMENANKI. []9 [Encyclopaedia Britannica, 1963, Vol. 2, p. 950.]

a) ETEMENANKI

b) ETEMENANKI

Thus, in both cases one title refers to both the Sky-Father-God and the Sun-God of ancient Turanians. The so-called name "Akkadian" is also an anagrammatized Turkish phrase indicating that Akkadian was anagrammatized from Sumerian, that is a Turkic language of Central Asia. Akkadians are known to have generated their so-called Semitic language from the Sumerian language.

The Tur peoples and of course the Tur KI-EN-GIR (Sumerians) invented many things for the benefit of human beings. The present world has taken much from the ancient Tur/Turk culture (CULTURE

In fact the ancient Greeks were one of the peoples who prepared the destruction of the Tur identity of the ancient Tur culture. Once the Tur identity was obliterated, then most everyone adopted the Tur civilization as their own.

Turanians domesticated animals such as the dog, horse, sheep and cattle. All these helped to develop Tur/Turk peoples horse riding culture, animal farming and all the milk based products. Wool from their sheep were used in all the needs of clothing, felts were used from making boots to making the coverings of Yurts and fantastically coloured and ornamented carpets.

Sumerians invented the arch and the so-called Babylonians adopted its use from the Sumerians [10] [Anne Terry White, "Lost Worlds The Romans of Archaeology", Random House, New York, 1941, p. 216.]

Sumerians invented the plow thus making farming possible. Sumerians invented the wheel and the cart (kagni) drawn by various animals. Horse pulled chariots are shown on the Standard of Ur.

Sumerians invented the cuneiform syllabic writing system. This was natural for the Sumerian and for other Turs because their Tur language was a phonetic and agglutinative language where syllabic words were joined to each other to make larger words (same as in Turkish).

The Sumerians were the first users of laws. The Babylonian laws on which were based the Hebrew laws that have so greately influenced the modern laws in the world-were built on Sumerian laws, [Anne Terry White, "Lost Worlds The Romans of Archaeology", Random House, New York, 1941, p. 217]. Thus, the original law makers are Turanian peoples contrary to other claims.

The cuneiform writing of the Babylonians was an adaptation of the Sumerian cuneiform. The Sumerians invented writing, [Anne Terry White, "Lost Worlds The Romans of Archaeology", Random House, New York, 1941, p. 217].

The Sumerians invented the school system, book writing, establishing libraries, the postal mail sytem, professional teaching, weaving, etc..

The Sumerians invented musical instruments such as the "harp/lyre" as proven to be the case by the findings from the Royal Tombs of UR.

The Sumerians farmed the fat-tailed sheep [11] [Samuel Noah Kramer, "The Sumerians Their History, Culture and Character", University of Chicago Press, 1972, p. 110.] which is one of the most traditionally grown sheep by Turks in Anatolia, Iran, Azerbaijan and other parts of Asia.

The Sumerians called their lamentation songs "IZKIG" ( Turkic Türkü, Ezik, ezgi" meaning lamentation type of songs). These are the kind of songs that the Turks of Anatolia, Azerbaijan and Turkmens of Kerkük and Musul in present day IRAK still sing and call "EZGI". [12] [Samuel Noah Kramer, p. 207-208].

Even the Babylonian gods were Sumerian gods except that they had different names, [ATW, p.217] [13] [Anne Terry White, "Lost Worlds The Romans of Archaeology", Random House, New York, 1941, p. 216.]

Regarding the alterations of ancient gods and texts by Babylonians, Zecharia Sitchin, the author of the book "The Twelfth Planet" writes:

"THIS USURPATION OF THE ENLILSHIP (LONG AFTER THE INCIDENT WITH ZU) WAS ACCOMPANIED BY AN EXTENSIVE BABYLONIAN EFFORT TO FORGE THE ANCIENT TEXTS. THE MOST IMPORTANT TEXTS WERE REWRITTEN AND ALTERED SO AS TO MAKE MARDUK APPEAR AS THE LORD OF HEAVENS, THE CREATOR, THE BENEFACTOR, THE HERO, INSTEAD OF ANU OR ENLIL OR EVEN NINURTA. AMONG THE TEXTS ALTERED WAS THE "TALE OF ZU"; AND ACCORDING TO THE BABYLONIAN VERSIONS IT WAS MARDUK (NOT NINURTA) WHO FOUGHT ZU."

It is clear that extensive falsification of ancient Sumerian language, history and culture and similarly the Tur/Turk language, history and culture have been made in the hands of perpetrators of forgery in the so-called ancient "BABYLONIA." Even the name BABYLONIA is a misnomer because it is an anagrammatized form of the ancient Turkish phrase "BABa-ULU-HAN-ÖYÜ" meaning "The House of Great Sky-Lord Father" referring to the ancient Turanian Sky-Father God.

Samuel Noah Kramer wrote that: "SUMERIAN RESEMBLES NO LITTLE SUCH AGGLUTINATIVE LANGUAGES AS TURKISH, HUNGARIAN, AND SOME OF THE CAUCASIAN LANGUAGES" [14] [Samuel Noah Kramer, "The Sumerians", The University of Chicago Press, Chicago & London, 1972, p. 306.]. This identification by S. N. Kramer implies that Turkish did linguistically resemble Sumerian. His expression with double negatives was, in a way, an admission of Sumerian and Turkish kinship. My finding is that Turkish not only resembles Sumerian but also is the Sumerian of ancient times. One must compare Turkish and Sumerian not only on a one to one basis, but rather on a Turkish phrase basis.

Having a linguistic kinship with the Sumerian language that existed at least some six thousand years ago implied that Turkish ancestors were as old as the Sumerians and were related to them. The Sumerian words ADDA and AMA for 'father' and 'mother' are the same as Turkish ATA / ATTA and AMA / ANA for "father" and "mother" respectively. There are many Sumerian words that are the same as the Turkish ones. Particularly, when we analyze words with probable anagrammatizing in mind, the number of word / phrase relations increase dramatically.

The Sumerians being non-Indo-European and non-Semitic people and being from Central Asia makes them kin to all other Tur/Turk peoples. In this regard I have many findings myself. Among the Turkish researchers of the Sumerian language, Prof. Dr. Osman Nedim Tuna [15] [Osman Nedim Tuna, "Sümer ve Türk Dillerinin Tarihi Ilgisi Ile Türk Dili'nin Yasi Meselesi", Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayinlari: 561, Ankara, 1990], and Selahi Diker [16] [Selahi Diker, "Ten ~Thousand Years of the Turks "And The Whole Earth Was of One Language"", A Self-Publication, Izmir, 1996] are important names in this regard. Since Hungarians are Turanian Turkic people, Hungarian linguists have also been very active in trying to establish the linguistic tie between Sumerian and Hungarian. Evidently there are also many Hungarian words that show affinity to some Sumerian words. Fred Hamori [17] [Fred Hamori: www2.4dcomm.com/millenia/sumerpg.htm] is one such researcher who has an extensive internet page for his studies in Hungarian and Sumerian relations, with additional information for the Turkish-Sumerian connections.

THE HORSE CULTURE

Among the pictures shown on the Standard of Ur by the Sumerians, we see that Sumerians trimmed the manes of their horses like the Central Asiatic Tur/Turk peoples. They also left well separated bundles of mane (generally three in number) in the mane. This is a Turanian Tur/Turk horse related culture used by all Central Asiatic peoples throughout the ages. They even buried horses with their dead which is a Turanian culture of ancient Turs.

Here are some sample Sumerian words and their Turkic equivalents.
Sumerian
Turkish
Meaning of Col. 2 in English
ABZU (Water God) APa-SU or Aba-ZU Father (God) of Water
ABBA (father) APA / ABA / BABA Father, grandfather
ADDA (father) ADA / ATA / DADA / DEDE Father, grandfather
AGA (crown) AGA / AKA / EKE Lord, Ruler
AMA (mother) AMA / EME Mother
AMA (mother) MEME mother's breast
AMA (mother) EME thing being suckled
AN (Sky) AN (GÖK) Sky, as in TAN (Ata-AN)-Tanri
ANA (Sky mother) AN-A or AN-O It is Sky
ANA (Sky mother) ANA mother
a-na, a-ni

(suffix 3rd person pronoun)
onu or ani


him/her/it


a-na

(interrogative pronoun, what?)
O-ne?


what is it?


ANU (Supreme Sky God) AN-U or AN-O (Gok-O) It is sky
ANU (Supreme Sky God) HAN-U or HAN-O He is Lord of sky
AR (glory, renown) ER (yigit, kahraman) Hero
AS (one, one alone)


AS (Bir, essiz, az)


One, peerless

AS is one of the descriptive names of the ancient Turanian Sky-God (Tan-Tengri / Gün-Tengri / Ay-Tengri)
ASAR (Strong, powerful)


AS-ER / AZ-ER


One man or Peerless man

ASAR/ASER is one of the descriptive names of the ancient Turanian Sky-God (Gök-Tengri), Sun-God (Kün-Tengri) and Moon-God (Ay-Tengri)
BAR (shine, be bright) BIR (Kün-Tanri) Sun (Sun-God)
BAR (shine, be bright)


aBa-AR (Gök-Tanri)


Father Man

BAR / BIR is one of the descriptive names of the ancient Turanian Sky-God (Gök-Tengri), Sun-God (Kün-Tengri) and Moon-God (Ay-Tengri)
BABBAR (bright)


BABa-BAR or BABa-BIR


BABBAR / BABA-BIR is one of the descriptive names of the ancient Turanian Sky-God and one of the names of the Sun-God)
BILGAMESH (GILGAMESH)

See detailed definition below
BILGAMESH or

BILGEMESH
Learned One, all-knowing


DAM-GAR (middle man, agent)


aDAM-KAR

(kâr adami, araci adam)
Commissioner, middle man who gets a cut of the sale


DINGIR (God)


TENGIR / TENGRI

(Tanri, Tangara, Tengere)
Sky-God


GILGAMESH (King of Ur)


AGIL-GA-MISH or

AKIL-GA-MISH
see definition below


HAR (usury, interest) KAR (kâr, kazanç) monetary gain
HAR-RA (usurer) KAR-ERI (Kâr yapan kimse) one who makes monetary gains
KUR (mountain) KIR / KUR mountain side
LALARTU (phantom)


LAL-ARTU / LAL-ERTU

(Dilsiz erdi)
one who is speechless (ghost, phantom)


LUGAL (king)


uLU-aGa-AL


Great Red Lord (Sun). LUGAL is one of the anagrammatized descriptive names of the ancient Turanian Sun-God because of its particular redness at sunset and sunrise
MA (Magnificent)


MA / ME / MU

(Gorkemli; muhtesem, Gök-Tanri'yi tanimlamada kullanilan bir sifat)
Magnificent; an all encompassing adjective used to describe the ancient Turanian Sky-God


NINA (lady) NENE / NINE grandmother
NINASU (Goddess of Water)


NENE-SU

(Firat-Suyu; Avrat-Su)


"Grandmother of Water", ("Goddess of water")

It was also the ancient Sumerian name of the River EUPHRATES which is from Turkish "AVRAT-SU" meaning "Wife (Goddess)-Water". The Greek name Aphrodites also has similar etymology.
UD (Sun, Light, Day, Time)


UD / OD / UT / OT (atash)

UDU (Kün, Gün, zaman)
Fire; Sun, Time

Sun, day, time
URU (City of Ur)


ORU / ÖRÜ

(orulmus/örülmüs)
Walled in or woven (as in of a wall, a carpet or town)


URU (large, great) IRI / URU Large
URUK (city of Uruk) ORUK / ÖRÜK / URUK Walled in (the present country name of IRAQ is most likely derived from URUK).
UTU (Sun God) UT-U / OT-O / OD-O It is Fire, It is Sun (Sun God)

To this list I will add a few specific Sumerian names which are particularly worthy of note.

NAME OF SUMERIAN EPIC STORY GILGAMESH (BILGAMESH)

One such specific Sumerian name is the name DINGIR GILGAMESH. It should be noted that the title GILGAMESH is not the original. The original title was DINGIR BILGAMESH [18]. This is clearly indicated by John L. Hayes, in his book entitled ["A Manual of Sumerian Grammar and Texts", Undena Publications, Malibu, 1990, p. 129, Lesson 12.]. He writes:

"THIS IS NOW THE PREFERRED READING (OR AT LEAST THE MORE ORIGINAL READING) OF THE NAME MORE FAMILIARLY KNOWN AS "GILGAMESH". THE APPARENT MEANING OF THE NAME IS: "THE OLD MAN (BIL-GA) IS NOW A YOUNG MAN )MESH)". IT IS NOT KNOWN WH