« Göze Çarpanlar | Ana Sayfa | Devlet'e Hitabe »
January 02, 2006
Cumhurbaşkanı Sezer ve Türkiye'nin 'Çimentosu'
[2 Ocak 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Başbakan Erdoğan'ın geçen haftalarda dinin Türkiye için birleştirici bir "çimento" olduğunu söylemesi üzerine başlayan tartışmaya, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de katıldı. "Anayasa'daki ulusçuluk anlayışı" dedi Sayın Cumhurbaşkanı, "ırksal ve dinsel ögelere değil, gurur ve övünmede, sevinç ve tasada, hak ve ödevlerde, nimet ve külfette ortaklık ve birlikte yaşama isteği gibi değerlere dayanmaktadır."
Dün yayınlanan bazı gazetelerde ise Cumhurbaşkanı'nın bu sözleri "Din çimento değil" diye özetleniyor ve "tartışmada son nokta" olarak tanımlanıyordu.
Oysa mesele bu kadar basit değil.
Basit sanılmasının ve o basit düzeyde tartışılmasının nedeni ise, Türkiye'nin hukuki gerçekleri ile sosyolojik realitesinin birbirine karıştırılması. Bu gerçek karıştırıldığı için "birlikte yaşama isteği" denip geçiliyor; o isteğin tarihsel süreç içinde nasıl yoğrulduğu göz ardı ediliyor.
Türkiye'nin hukuki gerçeğinin ne olduğu, Anayasa'da yazılı ve gayet açık: Türkiye laik bir devlettir, vatandaşlığını elbette herhangi bir dini kimliğe göre tanımlayamaz. Ama bir de Türkiye'nin sosyolojik gerçeği var: Vatandaşlarımızın yüzde 90'ından fazlası Müslüman. Böyle olması da hiç tesadüf değil; çünkü Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu'nun Müslüman unsurlarından elde kalanların bir araya getirilmesiyle kuruldu. Mustafa Kemal Paşa 1 Mayıs 1920'de Meclis kürsüsünde " Meclis-i âlinizi teşkil eden zevat yalnız Türk değildir, yalnız Çerkes değildir, yalnız Kürt değidir, yalnız Laz değildir, fakat hepsinden mürekkep (oluşan) anasır-ı İslamiye'dir, samimi bir mecmuadır" derken, bunu ifade ediyordu. Lozan'da ve sonrasında da Atatürk, gayrı Müslim vatandaşlarımızı "azınlık" olarak kabul ederken Müslümanlığı Türk kimliğinin temel unsuru olarak korudu: Etnik yönden Türk olmayan Müslümanlar (Boşnak, Arnavut gibi) Türkiye'ye kabul edildi, Müslüman olmayan Türkler (örneğin Gagavuz Türkleri) alınmadı.
Elbette toplum zamanla değişiyor ve çoğulculaşıyor. Ama Türk toplumunun Müslüman kimliği hala son derece güçlü. Ezici çoğunluğu kendini Müslüman olarak tanımlıyor. Yapılan uluslararası kamuoyu araştırmalarında, Türkler dünyanın en dindar milletlerinden biri çıkıyor.
İşte bu dindarlık, Başbakan'ın dediği gibi gerçekten de bir "çimento". Müslümanlık bağı sayesinde bugüne dek Kürt sorunu belirli bir eşiği aşmadı, terör örgütü PKK ile devlet arasındaki çatışma, "Türk-Kürt savaşına" dönüşmedi. Öylesine bir savaşı isteyenler de, Kürt ve Türk tarafında İslam ile bağlarını en çok koparmış olan koyu ırkçı/milliyetçiler...
"Cumhur", Başkanını Bekliyor
Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal, İslam'ın Kürt sorununun çözümündeki bu önemli rolünün farkındaydı. O yüzden Güneydoğu'daki konuşmalarında halka İslam kardeşliği mesajları verir, Kuran'daki "Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, ayrılıp dağılmayın" ayetini okurdu. "Resmi Türkiye"nin pek alışık olmadığı, "devlet üslubu"ndan ziyade halkın inançlarına yakın olan bu söylemi sayesinde, "bölge"deki halkın büyük bölümünün sevgi ve güvenini kazanmıştı.
Merak ediyorum, acaba Sayın Sezer, içine "öz Türkçe" katarak topluma daha da yabancı hale getirdiği "devlet üslubuyla" Güneydoğu'da bir miting düzenleyip halka konuşsa ne olur? Çıksa Diyarbakır'da veya Hakkari'de kürsüye, ağzına bir kez bile "Kürt" kelimesini almasa, "Türk ulusunun gönencinden" söz edip dursa, ne tepki alır?
Bu sorulara cevap vermek zor, çünkü Sayın Cumhurbaşkanı hep Çankaya'dan konuşuyor, o fildişi tepeden inip "cumhur"un, yani halkın arasına pek karışmıyor.
Bu durumda "cumhur"a da gerçekten kendisinin ve kendisinden olan bir "başkan" için 2007'i beklemekten başka pek bir şans kalmıyor.
AYRICA...
Mustafa Akyol'un "Sezer ve 'Ilımlı İslam'" başlıklı yazısını da okuyabilirsiniz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 2, 2006 12:15 AM



Sayın Akyol,
Mustafa Kemal'in bu konuyla ilgili olarak kendi el yazısı ile yazmış olduğu bir yazıyı sunmak isterim. Türk Tarihi Kurumu tarafından basılan ve Prof. Dr. A. Afetinan'ın yazmış olduğunu Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün El Yazıları kitabında Mustafa Kemal'in el yazısıyla yazmış olduğu bir bölümde şöyle yazıyor:
Bunların üzerine Mustafa Kemal'in konuyla ilgili düşünceleri üzerine yorum yapma gereği duymuyorum.
Saygılar
Yazan: Da Vinci Tarih: January 2, 2006 01:36 AM
Da Vinci bey/hanim,
Keseke yorum da yapsaydiniz.
Bu cok acik degil. Ayni devletin parcasi olmalari mi en onemli olan noktadir? Bulgaristan'dakileri sadece soydas saymamiz bundan dolayi midir?
Iyi bir sey de, hem o gun hem de daha sonra surdurulen gayretlerle, dilimiz bizim bizden bildiklerimizde o kadar farkli hale geldi ki..
Ote yandan, Kurtulus Savasi'ni veren ahaliye herhalde o gun millet demek mumkun olmazdi.. Cunku, mesela, Karadeniz ahalisi ile Trakya ahalisi neredeyse birbirini anlamaz sekilde konusuyordu..
'Yurt' kelimesi muglak bir sey.. Paylasilan vatan demek ise, zaten esas konu o. Yok, gelinen (yani, orjinal olarak paylasilmis olan) mekan ise, mesele icinden cikilmaz hale gelir.
Bu da zor bir sey.. Ayni irktan oldugumuzu nereden bilecegiz? Mense ne demektir? Degisik menselerden gelenler az mi burada?
Buna denecek cok az sey var. Yani, ortak bir gecmis olsa iyi olur.
Bu da tabii ki onemli. Benzer seyleri yanlis ya da dogru saymak faydali. Ama, bunun din-disi olustugunu kabul etsek bile, o devirde bunu boyle kabul eden kac kisi idi?..
Sonuc?
Herzaman oldugu gibi, lider dediklerimizin yazdiklare receteleri degil, ya yaptiklarina, ya da ona onerilenlere bakmak daha yerinde olur bence.
Bir arada yasayan toplumlarin, benzer seylerde olabildigince (fakat asiri degil) standardlasmaya gitmesinin faydali oldugunu dusunuyorum. Dil ve alfabe bunlardan birisi. Aksi halde ekonomik hayat basta olmak uzere bir suru sey icinden cikilmaz hale gelir; ya da cok verimsiz bir isleyise donusur.
Dinin de asagi yukari bu mertebede oldugunu dusunuyorum. Dinleri farkli olan toplumlarin konustuklari diller ve/ya kullandiklari alfabe de giderek farkli oluyor... Daha kolay parcalaniyorlar --bence.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 2, 2006 03:27 AM
Sevgili Müzmin Anonim,
Yorum yapmadım çünkü burdaki konu bunun doğru olup olmadığı değil. Mustafa Beyin yazısında Atatürk'ün millet oluşumunda dinin önemli bir unsur olduğunu söylediği ima ediliyordu. Ben de buna karşı argümanımı Atatürk'ün el yazısıyla açık bir şekilde ortaya koyduğumu düşünüyorum. Bunlar mutlak doğrulardır da demiyorum. Zaten yine aynı kitabın 372. sayfasında M. Kemal şöyle diyor:
Yani her millet için farklı unsurlar olabilir ve milletin genel ve bilimsel bir tanımını yapmak çok zordur diyor. Ama Türk milletinin oluşumunda din unsurunun etkisi yoktur diyor. M. Kemal'in düşüncelerinin farklı yansıtılmasına karşı bu alıntıları yaptım, bunların doğruluğunu sorgulamak için değil.
Saygılar
Yazan: Da Vinci Tarih: January 2, 2006 11:07 AM
Bana göre, siyasi tarihimizde son 20 yılda üç önemli hata yapılmıştır. Rahmetli Turgut Özal’ın hatası Mesut Yılmaz’dı, Süleyman Demirel’in ise Tansu Çiller. Bülent Ecevit’e gelince, onun hatası Çankaya’da.
Daha önceki yorumlarımın birinde ifade ettiğim düşüncemi yinelemek istiyorum. Devlet içinde öyle kademeler, mevkiler vardır ki bunları ayrı bir yere koymak gerekir. O makamlar, katı memur zihniyetiyle taşınamaz, taşınmamalıdır. Ayrı bir üslup, anlayış, ayrı bir vizyon ister. Bu makamlar; sadece bir iki imza ile mesai doldurmakla, gelen resmi konukları köşkünde top patlatarak karşılamakla ve sadece önemli günlerde ulusal kanallardan yüzünü gösterip uzun uzun cümleler sarf ederek sanki vatandaşına yakınmış gibi davranmakla doldurulamaz.
Sayın Akyol’un merakını ben de merak ediyorum, küçük bir farkla. Şu kış günlerinde kalkıp taa Güneydoğu’ya kadar gitmeye gerek yok. Çankaya’dan çıkıp Kızılay meydanına inmesi yeterli (en fazla on dakikasını alır), orada bir miting düzenleyip halka konuşsa ne olur?
Bizim bir Cumuhurbaşkanımız var dı değil mi???
Şu günlerde, belki daha önce hiçte sıcak bakmadığım başkanlık sistemini düşünür oldum. Şu durumdan daha mı iyi olur acaba?
Yazan: Arife Tarih: January 3, 2006 02:16 PM
A. Necdet Sezer vb...
Bunlar her ne kadar "din değil ulusçuluk" filan diyorlarsa da kafalarında kendilerine göre bir din kurgulayıp herşeyi o dinin buyruklarına uydurmaya çalıştıklarını görmek gerek. Ulusçuluk bu dinsel uygulamayı çekici göstermek için gerek duyulan içi boş bir söylem. Ulusçu mulusçu değil, düpedüz "tabiatçıyız, putperestiz" deselerdi nasıl oralara çıkabilirdiler? Cumhur için de gerçi yüzde doksan müslüman diyoruz ama, tabiatçılığın büyüsünden dolayı ortalığı cehalet kaplamış olmasaydı bu insanlara bugüne kadar dur denilmiş olurdu. Bu cehaletten kurtulmak için vatandaşımız TV okumak yerine KİTAP okumayı öğrenmeli.
Saygılar...
Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni
Yazan: Cengiz Cebi Tarih: January 3, 2006 03:51 PM
Maraşta,Çorumda biribirini boğazlıyanların,Sivasta adam yakanların çimentosu din mi?
Hangi çimento? Kırsalın heterodoks islamı mı?Kasabaların ortodoks İslamı mı? Metropollerin daha adı konmamış İslamı mı?
Samimi müslümanları domuzbağı ile öldürenlerin;El kaide denen ne olduğu belli olmayan Arap yayılmacılarının emrine girerek kindi insanlarını öldürenlerin çimentosu mu din?
Yazan: bekir Tarih: January 4, 2006 12:47 PM
Sayin Cebi,
Tencere dibin kara seninki benden kara. Tabiatci ve putperest olmayan bir din var mi? Bakin butun dinlere ve ibadetlerine putperestligin ve tabiatciligin alasini gorursunuz. Butun dinlerin ozudur bir mevhuma tapmak.
Tabiatciligin buyusunden dolayi ortaligi kaplayan cehalet nedense sadece Islam dunyasinda var. 1400 yildir bir arpa boyu ilerleme kaydedemeyen Islam dunyasinda yani. Binlerce mezhep ve tarikatlara bolunerek yok olmak uzere olan Islam dunyasinda yani. Insan aklina deger vermeyen Islam dunyasi yani. Ati alan Uskudar'i gecti. Dikkatlice etrafiniza bakarsaniz bu dunyada butun her sey Yahudilerin cikarina gelisiyor. Dunyayi Yahudiler yonlendirip yonetiyor. Neden? Cunku akillarini kullaniyorlar. Miskin miskin yatmiyorlar. Omurlerini tarikat koselerinde gecirmiyorlar. Kimseye usaklik yapmiyorlar.
Siz cagdas dusunen insanlari tabiatci, putperest diye anlamsizca suclamaya devam edin durun. Ati alan Uskudar'i gecti. Yahudilere hizmet etmeye devam.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 4, 2006 01:19 PM
Reklam yapiyorsunuz. Bu ticari tarifeye girmeli..
Bu arada, Moiz Kohen'i (Munis Tekinalp'i) bilir misiniz?
Cagdas dusunmek pek de matah marifet sanki..
Eyyamcilik eski dilde kaldi ya; simdiki ismi 'cagdas' dusunmek..
Eh, peki; kolay gelsin..
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 5, 2006 02:01 AM
Gorunen koy kilavuz istemez. Allah'in degil Yahudilerin dedigi oluyor artik. Siz uyuyun adamlar protestan tarikatlarini bile yonetmeye basladilar. Sizin neyinize gerek cagdaslik ve cagdas insan aklina saygi.
1400 yil oncesinin putperestlik ten kalma yahudi geleneklerini Allah'in emri dinsel buyruk diye dayatmaya ve yasamaya calisacaginiza aklinizi kullanmayi deneyin. 1400 yildir bir kerecik olsun aklinizi kullansaydiniz meydan Yahudiler'e kalmazdi. Heyhat ati alan Uskudar'i gecti. Yuzmede bilmediginiz icin mecburen bogulacaksiniz kizildenizin iliman sularinda. Yuzmeyi ogrenmemekte israr ederseniz Yahudilere hizmet etmeye devam edeceksiniz baska careniz yok. Cunku butun alemlerden ustun yaratilmislar. Degil mi? Bu inancla devam Yahudilere hizmet etmeye.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 5, 2006 02:36 PM
Ataman Bey,
eğer biz softalıktan geri kaldıysak bizden çok daha softa yahudiler neden bizden daha ileride?
Kıvanç Tarhan.
Yazan: Kıvanç Tarhan Tarih: January 5, 2006 11:31 PM
Sayın Ertuğrul,
Tabiatci ve putperest olmayan bir din var mi? Bakin butun dinlere ve ibadetlerine putperestligin ve tabiatciligin alasini gorursunuz. Butun dinlerin ozudur bir mevhuma tapmak.
"Birçok din" tabiatçılığın bir uydurması tabi. Öyle çok din filan yok. Tabiatçılık var, bir de onun kökten inkar eden bir şey var. Bunların dışındakiler bu ikisinin -Muzmin Bey'in deyimiyle- subsetleri durumundalar.
Öte yandan sizin islam dünyası, yahudi milleti vb. kavramlarınız ile hiç ilgili değilim. Bunlar da tabiatçılığın boyasından yeterince nasiplenmiş durumdalar. Hele "dünyayı yönetme" gibi anlamsız muhabbetlerle hiç işim olamaz. Kimin neyin yönettiği sahilden bakınca gayet iyi görünüyor. Aklı kullanmak nasıl bir iştir diye merak edecek olursanız size bir parça Platon okumanızı önereyim. Yahudi dediğiniz insan tipinin makamını oradan keşfedebilir, tabiatçılığın insanı ne kadar da 'akıllı' yaptığını oradan müşahede edebilirsiniz.
Siz cagdas dusunen insanlari tabiatci, putperest diye anlamsizca suclamaya devam edin durun. Ati alan Uskudar'i gecti. Yahudilere hizmet etmeye devam.
Ortada ne at alan var, ne de Üsküdar'ı geçen. Bunlar sizin muhayyilenizde cereyan eden vesveseler. Üstelik tabiatçılık niye suç olsun? Suç olan şey, bunu çağdaşlık, ulusçuluk bilmem ne gibi şeylerle saklamaya çalışmak. Oysa bir takım ulular bir zamanlar "insan tabiatın mahlukudur" gibi hezeyanları ulu orta söylüyor idiler. Tabi "Boyle deyince mi birilerine hizmet ediliyor, yoksa birilerine hizmet edilince mi böyle deniliyor" türü bir şeyi de tartışabilirsiniz.
Sizin yazdıklarınız TV kanallarındaki açık oturum sohbetlerini andırmış. Ortada hiçbir argüman göremedim.
Saygılar...
Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni
Yazan: Cengiz Cebi Tarih: January 6, 2006 02:46 AM
Sayin Cebi,
Siyasi dusunce tarihini dolayisiyla insan aklinin gelisimini incelerken sadece Eflatun'u okumak yetmez.
Benim kastettigim aklini kullanma ise "sadece bize sunulanlar disinda cozum bulmaktir esas akıl."
Bir bakin gunumuz Islam dunyasina aklini kullanmis mi hic 1400 yildir? Hala 1400 yil oncesinin Medine sartlarindaki ahlak anlayisi ve toplumsal duzeni surdurulmeye ve savunulmaya calisiliyor. Boyle giderse zaten bir arpa boyu yol katedememis olan Islam dunyasi cok degil bir kac yuz yil sonra dinler tarihi muzesinde sergileniyor olacak. Bu da iyimser bir tahmin. Yuz yil bile surmeyebilir.
Yogun dinsel egitimin ve anlayisinin hukum surdugu 200 - 300 yil oncesine kadar dinler ne vermistir insanliga? Hangi dertlerine care bulmus binlerce yil? Insanoglu, yeryuzu insanlik tarihinin yuzkarasi dincileri tarafindan binlerce yil aklini kullanamadi ve kullanmaya calisanlar feci sekilde katledildi. Kati bir dini egitimden gecmis olan Charles Darwin bile elde ettigi bilimsel bulgulari icinde bulundugu yobaz dinsel ortam nedeniyle hemen aciklayamadi bunun icin 20 yil beklemek zorunda kaldi.
Sizler ugrastiginiz ve kendi uydurdugunuz hayal kahramani ideolojiniz Darwinizm'i yok etmeye calisin. Yani yel degirmeniyle savasa durun siz. 200 - 300 yil oncesine kadar insanoglunun aklini kullanmasina engel olan dinler yuzunden binlerce yil insanlar hastaliktan mikroplardan kirilip yok oldular.
Tarih, ondan ders almayanlar icin tekerrurden ibarettir!
Din cimentoymus. Bu safsatalarla ancak kendi muritlerinizi avutursunuz. Irak'i nasil parcaladiklarini gormemeniz icin kor olmaniz lazim. Hani cimento? Sirada Iran var simdi. Sonra Turkiye. Dinsel boluculerle etnik boluculer istedikleri kadar kolkola girsinler. Sonunda nasil olsa yine cagdas insan aklinin savunucusu Kemalistlere dua etmek zorunda kalacaklar. 1919 ruhu sonsuza dek cagdas Turk devrimlerinin ve Turk bagimsizliginin sembolu olmaya devam edecektir. Cunku Turk milleti Atasinin dedigi gibi caliskandir, zekidir ve akillidir!
NE MUTLU TURKUM DIYENE !!!
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 6, 2006 11:58 AM
Elbette... Moru da, Turuncuyu da.. Erguvani da okumak lazim.. Turkuazi gecince Fistiki^ gorulur; sakin sasirilmayacak ama orada da durulacak.. ;-)
Hay bin kunduz.. Sunulan cozumleri bulmak da ne ola ki.. Sizin asagida yaptiginiz mesela bunlardan birine ornek olabilir mi --gerci pek de sunar gibi degil, daha cok kerh ile yogrulmus bir tahakkum arzusu hakim..
Eh.. peki, bakalim..
Hmm... Ama, bakmadiniz ki.. Hoppadanak, bugunku bir seylere atifta bulundunuz.
Olmaz, boyle de yapilmaz ki.. Hop dedik de diyemeyiz ki..
'Boyle giderse' ne demek? Ikbal ile zevalin bir kapida baki kalmayacagini bilmez misiniz...
Bu kultur dairesinin cok ciddi ikbal donemleri olmustur. o kadar ki, --bir ornek-- onemli bir Kardinale "Papanin hacina, Turk'un sarigini yeglerim" dedirtecek kadar..
O noktaya ulu/buyuk/yuce gakguk sloganlari ile gelmis degildik.. oradan geri gelisimiz ise hep sloganlarla oldu..
Sizi dinledikce o sloganlarin guncel dile cevrilmis hallerinin yankilarini duyuluyor...
Bu kadar onyargi size bile yakismiyor. Yakismiyor diyorum, cunku ustunuzde egreti duran bir entari kadar sakil.. kapatmasi gereken yerleri kapatmiyor, gosterdigi yerleri de gostermemeli..
Siz hala daha savaslarin sebeplerini dinler mi sanarsiniz? Hacli Seferlerinde Haclilarin oldurdugu Musluman sayisi mi sizce daha coktur, yoksa kurtarmaga geldikleri din kardeslerinin sayisi mi?..
Bu kadar kara balta sallamak da olmaz ki..
Vah vah.. Ne kadar uzgunc... Adi Ingiliz yobazlari! Bak neye engel olmuslar.. Hmmmm.. hemen gidip uf yapmak lazim..
Hadi canim.. Bu topraklarda kizamik asisinin tarihcesini bile bilmiyorsunuzdur siz..
O yuzden mi okumuyorsunuz?
Irak'i dindarlar/dinciler parcaladi, he mi?
Kamyonda. Kapida. Biz de indirmege birisi cikip gelir diye umitleniyorduk. Torba basina uygun bir fiyat da veririz...
Kimin adina konusuyorsunuz?
Derdiniz dua ise, o kolay. Edelim ve siz de huzura (Huzur-u Divan'a) erin..
Ruh.. Sembolu olmak... Ilginc bir tercih..
'Ozgurluk ve baris ozlemi olacak tum insanlarin.. yarinlarda' diyen de sizin kadar dusunerek yazmisti eminim..
Gerci, oralarda bir yerlerde bir de cevik olacakti, ama, o kadar eksiklik kadi kizinda da olur..
Neyse.
Demek ile oluyorsa, siz kolayini bulmussunuz zaten: Ne mutlu caliskan, zeki ve akilliyim diyene, desenize..
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 6, 2006 05:17 PM
Sayın Ertuğrul,
Tabiatçılık ile bağlarınızın çok güçlü olduğunu görüyorum. Çünkü bu dinden türeyen dünya görüşünüzü gerçek dünya yerine ikame etmişsiniz. Bir zamanlar bu dinin içinde bulunmuş olduğumdan, olayı kavramam güç değil. Ancak bu saatten sonra hala oradaymışım numarası yapmamın da gereği yok. Platon'un mağara alegorisi iki farklı bakışın doğasını mükemmel şekilde yansıtıyor. Düşünürün Devlet adlı eserinin sözkonusu alegoriyi de içeren 7. kitabı bence herkes tarafından dikkatlice okunup incelenmeli. Bu olmaksızın ortak bir zemin bulabilmek imkansız görünüyor.
Saygılar...
Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni
Yazan: Cengiz Cebi Tarih: January 6, 2006 05:27 PM
Platon,Platon'un Devlet adlı eseri ve Ataman Bey, ilginç bir üçlü..
Bahse girerim Ataman Bey, Platon ve onun felsefesini hiç okumamıştır.Hatta sayın Cebi söylemeden önce "Platon" ismini McDonalds'ın yeni çıkan bir menüsü veya TDK nın yeni bir uydurukçası, ya da bir Alman arabasının model ismi "zan"netmesi daha olası..
Malum "10 yılda 15 milyon genç yarattık en baştan" ama bu hızlı "evrim"in aslında bir imalat hatası olduğu da ortada..
Örnek mi, bu site de bile yeterince yok mu ?
Yazan: S.Öztürk Tarih: January 6, 2006 06:06 PM
Sayin Ertugrul,
Biz uskudari otomobille geciyoruz, siz hala at mi kullaniyorsunuz. Siz aklinizi kullanarak ay'a cikacaktiniz da islam dunyasi mi celme takti size yoksa. En basiti, daha dune kadar anne sutunun zararlarindan bahsediyordunuz icinde demir yok diye, bumu sizin akilciliginiz.
saygilar
Yazan: I. Capa Tarih: January 7, 2006 04:32 AM
Benim kastettigim aklini kullanma ise "sadece bize sunulanlar disinda cozum bulmaktir esas akıl."
Dersin Çözüm bulmaktır esas akıl,
Hani nerde senin çözümün be âkıl(kendini akıllı zanneden),
Sen devam et bu yolda git Düşmanlara katıl,
Yahudiler veya Sen ne farkınız var hepiniz batıl,
Düşmanlarında istediği senin gibiler durma atıl
Yurdunu savunmak nerde sen daha da batır,
Gözünü kapamakla yapamazsın gece haydi ayıl
Üflemekle Söndüremezsin Güneşi be e gafil
Yazan: E.Kara Tarih: January 8, 2006 01:47 AM
mustafa akyol din eğer sizin dediğiniz gibi çimento görevini görseydi müslüman ülkeler veye hristiyan milletler birbirileriyle savaşmazlardı diyorsunki din sayesinde pkk olayı belli eşiğe gelmedi nasıl gelmedi onbinlerce insan öldü bumudur çimento görevi yapmayın allah aşkına cumhurbaşkanımızın görev ve yetkileri bellidir fildişi kule diye tabir ettiğiniz köşke onun kadar sade biri vatandaşa yakın biri çıkmışmıdır halkın içinde değil diyorsun neye dayanarak bunu diyorsunuz basına bakarakmı aynı basın bundan iki üç sene öncesine kadar cumhurbaşkanımızın halkın içinde nasıl gezdiğini anlatıyordu taaki onların çarklarına çomak sokana kadar olayları irdelerken belli bir hedefe doğru yönlendirmek istediğiniz aşikar bir biçimde ortada fakat bunu yaparken gerçekleride göz önüne almanız gerektiğine inanıyorum saygılarımla xkaragul
Yazan: xkaragul Tarih: January 8, 2006 02:27 PM
Sayın xkaragul,
Aynı dine inanan insanlar arasında da savaş ve çatışma olması, dinin hiç bir zaman için birleştirici olmadığı anlamına gelmez. Nasıl aile içi kavgaların varlığı "aile önemsizdir" sonucunu vermezse, din içi kavgalar da "din önemsizdir" sonucunu vermez. Islam ve Hıristiyanlık gibi evrensel dinlerin birleştirici özelliği vardır; ama bu özelliğin etkili olup olmaması başka pek çok faktörden etkilenir.
"Çimento görevi varsa nasıl 30 bin insan öldü" demişsiniz. Ben ise daha fazla insanın ölmemesinin nedenine işaret ettim. Din bağı olmasa, eski Yugoslavya gibi olabilirdi Türkiye.
Cumhurbaşkanı'nın sokakta yürüyüp markete gitmesi kast ettiğim anlamda "halkın arasına karışması" değil. Halkın duyarlılıklarına, inançlarına, diline, kültürüne saygıdan söz ediyorum. Bu ne yazık ki pek görülemiyor Sayın Cumhurbaşkanı'nda... Türbana karşı saygısızlığında açıkça görüldüğü gibi...
Saygılar,
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 8, 2006 03:07 PM
Halkla pek çok şekilde kaynaşılabilir. Çoban Sülü gibi şiveli konuşulabilir, yer sofrasına oturup soğan kırılabilir, ağza alınmayacak atasözleri kullanılabilir (atlı matlı), ya da Sezer gibi markette sıra beklenilebili, hatta trafik kurallarına bile uyulabilir. Ancak bazı faullü davranışlar vardır ki halk tarafından kırmızı kart ile cezalandırılır. Örneğin ramazan ayında kameralara göstere göstere su içmek. Bundan sonra o şahıs ağzıyla kuş tutsa artık bizden değildir. Birlikte yaşamayı ne kökten dinciler ne de kökten laikler başarabiliyor malesef.
Kıvanç Tarhan.
Yazan: Kıvanç Tarhan Tarih: January 8, 2006 08:14 PM
Sayın xkaragül
bumudur çimento görevi yapmayın allah aşkına
Dikkat ettimde sizde aslında dinin birleştirici olmadığını söylerken bile "Allah aşkına" diyorsun. İnsanları birleştiren gerçek dinin anlamı bu değil mi? ALLAH aşkı. İnsanlar birbirlerini şucu bucu gibi şeylerle sevmek için uğraşmak yerine ALLAH aşkına sevseysi o zaman dünya cennet olurdu.
Herkes için ALLAH Aşkına.
Sevgilerle
Yazan: E.Kara Tarih: January 9, 2006 12:40 AM
Sayin Cebi ve sayin S.Ozturk,
Siz Eflatun dan once Herodot'u okuyun. Muhammed'den bin yil once yasamis Bodrum'lu Herodot'u yani. Bence Muhammed okumus Herodot'u sizde okuyun. Nasil namaz kilindigini, nasil abdest alindigini bunun gibi daha bir cok seyi yazmis Herodot.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 9, 2006 11:51 AM
Sayin Akyol,
Turkiye Cumhuriyeti seyhler, dervisler, tarikatlar, meczuplar ulkesi degildir. Sayin Cumhurbaskanimiz Turkiye Cumhuriyeti'nin basi olarak anayasada tanimlandigi sekilde Turk halkinin duyarliliklarina, inanclarina, diline ve kulturune, Cumhuriyetimizin kurulus felsefesine ve anayasasina bu ulkedeki belki en saygili insanlardan bir tanesidir.
Turbana saygisizlik sizin kendi psikolojik rahatsizliginizdir. Asil turban kadina karsi yapilmis en buyuk saygisizliktir. Bu cagda kadinlari turban takmaya zorlayanlarin turbani namus davasi yapanlarin tedaviye ihtiyaci vardir.
Kadinlari ilahi emir adi altinda turban takmaya mecbur etmek en buyuk ayrimciliktir en buyuk kadin (insan) haklari ihlalidir. Turban Arap milliyetciliginin semboludur. Turk kadinina reva gorulemez.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 9, 2006 12:29 PM
Sayın Ertuğrul,
Şöyle yazmışsınız.
Asil turban kadina karsi yapilmis en buyuk saygisizliktir.
Aslında size hitaben yazmaktan -malum nedenlerle-büyük hicap duyuyorum, ama sormak istediğimi sormazsam kendime olan saygımı yitireceğim..
Google'a girin ve sex yada porno yazın..Listelenen milyonlarca sitede, alınıp-satılan ,değer biçilen, vücutlarını "mal" gibi sergileyen erkeklerin iştahlı bakışlarından nemalanan milyonlarca kadına bir bakın.. Sizin ölçülerinize göre bu kadınlar çağdaş mıdır ? Veya bu durum sizin ölçütlerinize göre çağdaşlık mıdır ?
Acaba kadın dünyada varolduğundan beri hiç bu günkü modern zaman kadar küçük duruma düşürülmüş müdür ? Hiç bu kadar aleni, küçük yaştaki çocukların bile bir tık uzağında vücudunu teşhir etmiş midir ?
İnancı gereği başını örten, aklı başında ergin insanlara kendi kendilerine saygısızlık (kendi isteğiyle başını örten birisi kendisine nasıl saygısızlık yapıyorsa !) yaptığını ima eden düşünceleriniz ve "çağdaşlık" anlayışınız acaba bu "vücut teşhir eden kadın" konusu hakkında ne der ?
Şayet kadınsanız (ki sizin -ciddi olarak Dr.Firdevs Hanım olduğunuzu düşünüyorum) kadınların vücut teşhirinden ve bu teşhirin kadını küçük düşürmesinden rahatsız olmuyor musunuz ?
Yazan: S.Öztürk Tarih: January 10, 2006 11:30 PM
Sayin S.Ozturk,
Cagdasligin porno sektorunde teshir edilen kadinlarla veya erkeklerle ne alakasi var? Nasil dinsel somuru varsa bu da cinsel somuruden baska bir sey degildir.
Ayni sekilde google'a girip "hadisler" yazalim en kokten ve asiri dinci sitelerdeki hadisler de dahil okursaniz bizzat Muhammed'in ve hanimi Aise'nin agzindan aktarilan cinsel hayatlariyla ilgili cok ozel bilgilere ulasabilirsiniz. Bu hadislerdeki amac nedir lutfen bana sormayin hadiscilere sorun. Ister sahih ister degil bunlarin hepsi bu sitelerdeki hadislerde yer aliyor.
Insanlarin ilgisi oldugu muddetce hem dinsel hem cinsel somuru olmaya devam edecektir. Bu ilgi cikar amaclidir da. Bazi insanlar bol paralar kazaniyor bu somuruden.
Sayin S.Ozturk, iyi guzel soruyorsunuz da porno sektorunde calisan kadinlarin hepsinin turbansiz (yani size gore Allah'in emrine karsi gelen ahlaksizlar) oldugu kanisina nerden variyorsunuz? Bu sektorde calisip hayatlarini kazanan kadinlar porno setinde turbanlarini cikarmis disarda ise turban takan kadinlar olamaz mi? Dolayisiyla bu konulara hic girmeyelim isterseniz. Cunku gercek dogrulara bu ornekle ulasamayiz.
Simdi bana kalkip Islam seriatiyla yonetilen bir dunyada bunlar olmaz demeyin sakin. Olur bal gibi olur hemde dik alasi olur. Insanin dogasi buna musait cunku. Baksaniza 1400 yil once peygambere ve esine bile merak edip sormuslar cinsel hayatlarini ki hadislere konu olmus insanlarda sehvet yaratacak sekilde. Ornek vermek istemiyorum. Siz kendiniz okuyabilirsiniz hadislerden.
Bu orneklerdeki cagdaslik anlayisim dinsel olarak kadinlar turban takmaya mecbur birakiliyorlar. Cinsel (pornografik) olarak ise kadinlari vucutlarini teshir etmeye zorlayan ne bir sistem ne de bir mecburiyet var. Aradaki fark burada. Birisinde zorlama var digerinde kadinin kendi secimi var. Para karsiliginda vucudunu teshir edenin kendi deger yargilari kendisini ancak kendisi yargilayabilir. Cagdas toplumlarin geregide bu zaten. Onlara kotu gozle bakma ve yargilama hakkina sahip degiliz.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 11, 2006 03:59 PM
Sayın Ertuğrul,
Bir kere ben kadınları türban takan ahlaklıdır, takmayan ahlaksızdır gibi bir ayrıma tutmuyorum.Böyle bir ayrım, benim hem dini düşünceme hem yaşam felsefeme aykırı olur.Türban takmayan ama çok ahlaklı ve dine inanan faziletli kadınlar olabileceği gibi, türban taktığı halde ahlaki erdemlerden yoksun insanlar olabilir.
Ama yazdılarınız bakınca sorumun cevabı havada kalıyor.Ve ısrarla hiçbir örneğini gösteremeden bütün kadınların "zorla" türban taktığını söylüyorsunuz.Yani diyorsunuz ki kişi herhangi bir dine inanmamalı, inansa da o dinin gereğini yerine getirmemeli..Bu ne çarpık anlayıştır, anlamak güç.
Porno sektöründe kendi isteği ile çalışan kadının bu davranışını "kendi seçimi" gören anlayış, inancı gereği başını örten kadınları ayırıyor ve "zorla taktırılıyorlar" diyerek dışlıyor.Bu nasıl insanlıktır ? Nasıl vicdandır?
Para karşılığı ya da başka nedenlerle vücudunu teşhir eden kadının değer yargısı kendini ilgilendirecek, inancı gereği başını örtüp ahlaki bir erdemle yaşamak isteyen ve bir dine inanan kadının değer yargısı ise sizi ilgilendirecek öyle mi ?
Bu söylediklerinizi ortalama bir ahlaka , akli melekelere ve insani vicdana sahip bir kişinin kabul etmesi mümkün değildir.
Ne diyeyim, "kayıpların en büyüğü minarelerin gölgesi altında olandır.."
Yazan: S.Öztürk Tarih: January 12, 2006 05:09 PM
Sn Öztür yazdi..
Para karşılığı ya da başka nedenlerle vücudunu teşhir eden kadının değer yargısı kendini ilgilendirecek, inancı gereği başını örtüp ahlaki bir erdemle yaşamak isteyen ve bir dine inanan kadının değer yargısı ise sizi ilgilendirecek öyle mi ?
BINGO
ama gene anlamazlar))
Ataman bey ve benzerlerinin lugatinde
hep zorla örtündürme vardir.
Soruyorum Ataman ve onun zihniyetine
Ümit Meric bir bilimadamidir.
sanirim 30 yil boyunca da Istanbul üniversitesinde görev yapmis..
50 sinden sonra basini örtmüstür.
Neden örttü biliyor musunuz?
Ben zorladim örtün diye))) (!)
Yazan: XSI Tarih: January 15, 2006 02:00 PM
XSI bey,
Elin adaminin basi acik olur kapali olur size ne kuzum... ;-)
Basini ortmesi icin zorlmaniz kabul edilir gibi degil :-)
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 16, 2006 01:31 AM
Sayin XSI,
Tam tersi halbukisi yuce Allah Kur'an da yaşlı kadinlarin ortunmelerine gerek olmadigini buyuruyor.
Sayin Umit meric'in durumu klasik Turk muslumanligi. Yani okumadan bilmeden etmeden kulaktan dolma bilincsiz muslumanlik. Ortunmesi gerekli yaslarda ortunmuyor ortunmemesi gereken yaslarda ortunuyor. Umit Meric'in durumunda milyonlarca insan var. Kulaktan dolma tarikat muslumanligi yani.
Biz olmasak bu ayetleri buraya tasimasak Kur'an dan bi haber yasayacaksiniz. Kur'an'i bizim sayemizde okudugunuzdan hic suphem yok.
Bingo'ymus ne bingosu? Soylediklerim gayet acik ve net. Kadinlari porno sektorunde calismaya zorlayan ilahi bir emir mi var? Ama ortunmeleri icin boyle bir emir var. Yani mecburiyet ve zorlama.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 16, 2006 11:35 AM
Ilahi emir yok tabii ki, ama, mesela Turkiye ozelinde konusursak, 1211 nolu kanunun emredici hukumlerini gozardi edemeyiz ;-)
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 16, 2006 04:32 PM
Ataman/Yılmaz bey/[Dr]Firdevs Hanım,
Sayin Umit meric'in durumu klasik Turk muslumanligi. Yani okumadan bilmeden etmeden kulaktan dolma bilincsiz muslumanlik. Ortunmesi gerekli yaslarda ortunmuyor ortunmemesi gereken yaslarda ortunuyor. Umit Meric'in durumunda milyonlarca insan var. Kulaktan dolma tarikat muslumanligi yani.
Yahu siz ne söylüyorsunuz ? Siz Ü.Meriç'in kim olduğunu biliyor musunuz? Bir sosyoloji prof.unu ne ile suçladığınızın farkında mısınız?
Ve bunları yazarken gerçekten ciddi misiniz ?
Yazan: S.Öztürk Tarih: January 16, 2006 07:34 PM
tek bir sorum olucak bizim halkımız neden sahte din hocalarına inanıyolar zekeriya beyaz gibi yasar nuri gibi
Yazan: yiğit Tarih: January 31, 2006 12:33 PM
Sayin S.Ozturk,
O yasta bir insanin ortunmesiyle ilgili bir zorunluluk var mi? YOK!
Bunu vurgulamak istedim.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: February 2, 2006 03:57 AM
Ben daha ince konulara inmek isterdim ama kısa keseceğim.Tüm dünya Müslümanları ayrı görmek istiyor ama maalesef İslam artık yaşanmıyor sadece yaşanıldığı zannediliyor.tür islam ilikilerine gelince İslamiyet olmazsa Türklerin bir zamanlar düşmanlığını yapan ve halen öyle olan topluuluklardan bir farkımız kalmaz ne başımıza gelmişse İslamdan uzaklaşmakla geldi diretmeye gerek yok biz kendimiz benliğimizi unutmuşuz daha kim tanır bizi şuan Türkiye Kasr ı Şirin antlaşmasında ki gibi bölündü bu devlet yıkılacak ve yerine yeni bir devlet kurulacak ama hiç kimseye duyurtulmadan saman altından su yürütülerek yapılacaktır.Türkiyemi uyandırmak basına düşüyor.
Yazan: burhan Tarih: October 31, 2006 01:29 PM