« Avrupalıların Soyu Neden Tükeniyor? | Ana Sayfa | 'Soyu Tükenen' Avrupa'da İslam'ın Geleceği »
January 23, 2006
Anlama ve Eleştirme Usulü Üzerine
Son yazılarım üzerine bazı okurların getirdiği eleştiriler, Türkiye'de yaygın olan bir problemin yeni dışavurumları niteliğinde. Bu problem, her türlü meselenin siyah-beyaz katılığında algılanması ve bir bütünün bir parçasına getirilen eleştiri karşısında, o bütünün tümünü savunma tepkisi verilmesi.
Örneğin bir okur, Avrupa'nın Soyu Neden Tükeniyor? başlıklı yazım üzerine, Avrupa'yı "insafsızca karaladığımı" ileri sürüyor ve Avrupa medeniyetinin başarılarından dem vuruyor. Oysa Avrupa'yı karalamadığım gibi başarılarını ve erdemlerini de kötülemedim. Sadece Avrupalı toplumların çoğunda aile kurup çocuk yetiştirme eğiliminin zayıfladığını belirttim ve bunun kültürel nedenlerine işaret ettim. Bunun böyle olması, Avrupa'nın iyi yönlerinin teslim edilmeyeceği anlamına gelmez.
(Aynı okur, Avrupa'daki nüfus artışı ile ilgili verilerin "hiçbir bilimsel bir çalışmanın sonucu olmadığını" ileri sürüyor. Böyle yapmakla, kaynak göstererek [The Wall Street Journal] belirttiğim nüfus artışı verilerini, kendisi hiç bir kaynak göstermeden reddetmiş oluyor.)
Bir diğer okur, "Nüfus artışı bir erdem mi? İnsan nüfusu zaten aşırı kalabalık değil mi?" diye itiraz ediyor. Oysa ben "nüfus artışı erdemdir" demedim; nüfus azalmasının sonuçlarına dikkat çektim. Bence nüfusun aşırı artması kadar aşırı azalması da bir problem.
Bir başka yorumda ise benim Avrupalılar için "mutsuz" dediğim ileri sürülmüş. Böyle bir genelleme elbette yapılamaz ve nitekim yapmadım da. Ancak modern insanın "mutluluk" kavramının çerçevesini daralttığını belirttim ve dini yeniden düşünmesini önerdim. (bkz. İlginç Bir Soru: "Aşk mı, Para mı?" yazısı.) Bir diğer okurun zannının aksine, "mutluluğun tek yolu İslamiyet'tir" gibi bir yargıda da bulunmadım.
Öte yandan sürekli olarak İslami kavramlara sataşan bir diğer okur ise, "İslam'a değil Arap milliyetçiliğine" karşı olduğunu belirtiyor. Kendisi koyu Türk milliyetçisi iken Arap milliyetçiliği ile ne alıp-veremediği olduğu, kendisi için doğru gördüğü bir ideolojiyi bir başka millet sahiplendiği zaman neden bunu lanetlediği gibi detayları nedense aklına getirmiyor. Herhangi bir milliyetçiliğe inanmayan benim gibi biri içinse, bu okur ve onunla aynı paralelde düşünen kişilerin derdinin "Arap milliyetçiliği" değil doğrudan İslam olduğu açıkça ortada.
Örnekler çoğaltılabilir. Söylemek istediğim, bu tür bir anlama ve tartışma yöntemi ile bir yere varılamayacağı. Bir insanın meseleleri doğru anlaması ve tartışması için, öncelikle, o güne dek yanılmış olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurması gerekiyor. Sonra da meseleleri siyah-beyaz basitliğinde değil, aradaki binlerce tonu da görecek bir derinlikte düşünmesi...
Umarım bu sitede bu düzeyi hep birlikte yakalarız.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 23, 2006 02:13 PM


Sayın sitemiz müdavimleri
Mustafa Beyin serzenişlerine zaten evvelden katıldığımı az çok yorumlarımı okuyanlar bilir. Bende din ve kültür üzerine olan makaledeki yorumlarımdan birinde Batının bu siyah-beyaz alışkanlığının bizlerde olmadığını dil yapısı üzerinden anlatmaya gayret etmiştim. Orada Kuantumun ve Göreceliğin artık bilimin içinde Newton mekaniğinin yerini çoktan aldığını, ama sosyal olarak hala insanların grilere tahammül edemediğini(kendileri gri olsa bile)bununda sıkıntısını en çok biz doğulu toplumların çektiğini söyledim. Nedeni gayet basit, doğu toplumlarının ruhsal dünyasına uygun olmayan bu siyah-beyaz dünya algılayışı maalesef popüler kültür öğeleri ile toleranssızlığı da beraberinde getirmiş oldu.(küreselleşmek tek düzeleşmektir bu anlamda)Tabi toleranstan kastım asla ve asla yapılan hakaret dolu eylemleri hak ettiği şekilde karşılıksız bırakmak değil. Dekart’ın söylediği mükemmellik ideasının ve mutlak kötülüğün arasında şu an yaşayan tüm insanlar bulunmuyor mu? Eleştiride bulunan kardeşlerimizin de samimi niyetlerle bunu dile getirdiğini düşünüyorum ve bezende gerekli bir refleks olarak da görüyorum. Bizim inançlarımızı paylaşmayanlarında bizlerin gösterdiği edep çerçevesinde karşılık beklememiz doğaldır. Mustafa Bey'in de okuyucu yorumlarını neşrederken elinden gelen dikkati ve edebi gösterdiğinden de eminim. Nitekim,bizlerin Müslümanlar olarak elimizden gelen en iyi şekilde kötülüğe karşı mücadele etmemiz ve bunu en güzel şekliyle yerine getirerek dinimizin hoşgörünün kaynağı olduğunu dünya aleme göstermemiz gerekir.(Naçizane kanımca insanlara hal ile örnek olup onların hal duruşlarına saygı göstermek,gerektiğinde de kültürel değerlerimizi yozlaştırmaya çalışan olursa çocuklarımızı eğiterek önlemek)Geçmişte içimizde yaşayan tüm azınlıklar kendi dillerini ve dinlerini korumuşlar.Bundan daha güzel bir hoşgörü örneği sosyal olarak başka hangi medeniyete görülmüştür?Sizlere Ara Güler Beyin bir röportajında ondan duyduğum çok güzel bir düşünceyi aktarayım.Usta derki,siyah beyaz fotoğraf çekmek için siyah ile beyaz arasında filme yansıyan en az 19 ara tonu yakalamak gerekir.Eğer karede bunları yakalarsanız iyi fotoğraf çekmişsinizdir demektir..Sizce bu fotoğrafı tarih içinde bizden başka çeken var mı?
Saygılarımla
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 23, 2006 03:50 PM
Mustafa bey,
Tamam guzel kendinizi iyi ifade ediyorsunuz. Zeytinyagi gibi uste cikmayi da basariyorsunuz. Tebrikler. Bakalim yazdiklarinizin arkasina saklanacak misiniz.
Kendinizi herhangi bir milliyetcilige inanmayan birisi olarak tanimlamissiniz. Burasi da cok guzel. Peki, Arapca ibadet israri ve Arapca olarak insanlarin ibadet etmeye cagrilmasi (ezan)
konusunda ne dusunuyorsunuz?
Yine isin kolayina kacip Islami kavramlara saldiri olarak tanimlamazsiniz umarim.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 23, 2006 04:39 PM
Ataman bey,
Bir Müslüman olarak, bireysel açıdan, Türkçe ibadet ve hatta ezana olumlu bakıyorum. Ama bunların devlet eliyle, hem de "laik" olduğunu iddia eden, yani dine karışmaması gereken bir devlet eliyle topluma dayatılması bence kabul edilemez bir tahakkümdür. Müslümanlar, nasıl ibadet edeceklerine kendileri karar verirler. Bireysel ibadette zaten istedikleri gibi davranabilirler, ezan ve toplu namaz gibi "ümmet"in tümünü ilgilendiren konularda, toplumun genelinin kanaati önemlidir. Bu kanaat ise genel olarak Arapça ezan yönündedir; kanaat değişirse farklı bir uygulama olabilir.
Saygılar
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 23, 2006 06:40 PM
Herhalde camiye gidemiyenler ezanin Turkce okunmayisindan dolayi gitmiyorlar. Diger yonden bakilacak olursa, bugunku cagda ezan sartmidir (turkce veya arapca). Bunun dini bir sakincasi varmidir yoksa diger yontemler ezan sartini yerine getirebilirmi?
Amerika'da ezan okunan camiler yakinimizda olmadigi ve ezan duymadigimiz halde camiye ne zaman gidilecegini biliyoruz ama ezan'i duyamadigimizi mazeret gostererek camiye gitmeyisimizi acaba anlatabilecekmiyiz.
Yazan: metin Tarih: January 23, 2006 08:17 PM
Sayın Akyol,
Hiç ilgisi olmasa bile her olguyu dine dayandırarak çözümlemeye çalışıyor ve bunu dolaylı veya doğrudan doğruya empoze etmeye çalışıyorsunuz.Yazılarınız ben de gizli bir propaganda yapıyormuşsunuz izlenimi uyandırıyor.Gösterilen tepkinin nedeni bu.
Avrupa da aile anayışının azaldığını iddia ediyorsunuz,ama bilimsel veriler sunamıyorsunuz.Ben de azalmadığını söylüyorum,hangimiz haklıyız?
Avrupadaki aile anlayışı değişiyor ve her değişim gibi buda toplum tarafından absorbe edilerek gerçekleşiyor.
Avrupalı sizin inanç sistemine göre aile yapısını düzenlemek zorunda mı?
Avrupalı bizim aile sistemimizi acaba nasıl görüyor?Daha doğrusu bizim yaşam sistemimiz konusunda neler düşünüyor?
Bakın ,yanlış olabilirim ama taraflı yazılarınızdan dolayı,sanki Avrupalılar kendilerini savunmaktan acizlermiş gibi onların avukatlığına soyunmuş bulunuyoruz.Lütfen kavramlara inanç sistemimiz açısından değil her açıdan bakalım ve birşeler öğrenmeye çalışalım.
Saygılar.
Yazan: bekir Tarih: January 23, 2006 09:02 PM
Bekir bey,
Dikkat ederseniz bu sitenin başlığında "Din, Politika, Bilim ve Kütür Üzerine" yazıyor. Yani din, birinci dereceden önem verdiğim ve bu sitede ele aldığım bir konu.
Ancak "her olguyu dine dayandırmıyor", sadece dinle ilgi gördüğüm noktalarda bunu belirtiyorum. Siz bunu bir önyargı olarak algılamışsınız. Peki ama acaba sizin de, dinin etkisinin ve öneminin az olduğu yönünde bir önyargınız olamaz mı? Ben dinle neyin nasıl ilişkili olduğunu anlatıyorum, yani ortaya veri koyuyorum, siz ise önkabulünüzü öne sürüyorsunuz.
"Bilimsel veriler" demişsiniz. Size makale gösterdim. Bilimsel olması için sizce başka ne olması lazım? Eğer aynı konuda daha detaylı bilgi isterseniz, şuradaki kitaba da müracaat edebilirsiniz:
http://www.amazon.com/exec/obidos/tg/detail/-/0465092667?v=glance
Benim "taraflı" olduğumu söylemişsiniz. Bu zaten bir sır değil. Ancak hemen herkes bir taraftır. Ama önemli olan nasıl taraflı olunduğudur; bağnazca mı, akılcı bir biçimde mi?
Saygılar,
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 23, 2006 11:26 PM
Mustafa bey,
Peki ummet adina konusurken "Arapca"yi Arap olmayanlara dayatan kim? Allah'in boyle bir emri mi var? Yok tabiiki. "Biz Kur'an'i anlasilsin diye Arapca indirdik" ayetini Arap olan olmayan herkes Arapca ibadet edecek seklinde yorumlayamayacaginiza gore bu bir Arap Milliyetciliginin dayatmasidir.
Ummet fikri veya ummetcilik size mantikli geliyor mu? Neden uygulanamiyor?
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 24, 2006 05:35 PM
Ataman bey,
Kimsenin kimseye Arapça dayattığı yok. Arapça İslam'ın orjinal dili olduğu için, İslam'ı kabul eden pek çok kavim bundan etkilendi. Böyle olması sizin varsaydığınız gibi "Arap milliyetçiliği"nin bir komplosu değil; o dönemde ne Araplar ne Türkler ne de bir başkası milliyetçi değildi zaten.
Arapça'nın Türkleri etkilemesi, aynı zamanda o devirde ileri bir kültürün dili olmasındandır. 8 ila 13. yüzyıllar arasında dünyanın en ileri uygarlığı Arap (İslam) uygarlığı idi. Bilim, felsefe vs.'de Arapça egemendi. Avrupalılar bile Arapça bilmeyi bir presjij olarak görüyorlardı. Bugün hala Batı dillerinde Arapça'dan gelme bir çok sözcük vardır.
Arapça gramer olarak da çok sofistike bir dildir. Hiç Arapça öğrendiniz mi? Tarafsız bir gözlemci olarak, Arapça'nın Türkçe'den daha zengin bir dil olduğunu ve bu yüzden "öz Türkçeleşme"nin bir fakirleşme olduğunu söyleyebilirim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 24, 2006 06:17 PM
Ataman Bey,
şu an final dönemindeyim ve çalıştığım derslerde beş kelimede bir kelime oranında türkçe terim var.
Sizler gibi büyüklerim bu işe bir el atsanız da,bilimsel terminoloji de türkçeleşse biz öğrenciler de rahat etsek...
Atatürk sağolsun Kuran-ı Kerimi tercüme etirdiği için anlayabiliyorum,size de bir Türkçe meal almanızı öneririm.
Siz bana şu cümle için ne önerirsiniz(bir büyüğüm olarak)
[b]Boyarmaddenin dispersiyon stabilitesini artırmak için flotteye konulan dispergir maddelerinin ve düzgün boyamayı desteklemek için kullanılan egaliz maddelerinin seçiminde dikkatli olmak gerekmektedir.Temperetür yükseltildiğinde(130-140 C)hidrofob karakter kazanan non-iyonik dispergir maddelerinin kulanılmasından kaçınılmalıdır.Zira carrierlerde de belirtildiği gibi ,bu hidrofob maddeler flotteye geçmiş bulunan hidrofob oligamerlerin agiomerizasyonunu artırmaktadırlar.Oksetilleme derecesi yüksek olan non-iyonik tensidler ve anyonik tensidler ise bu sakıncayı göstermektedirler.[/b]
Arapça dayatması var diye feveran ederken,bir zahmet araya bize dayatılan ingilizce/latince terminoloijiyi de sıkıştırıverin :))
Biraz samimiyet lütfen:)
saygılarımla
ece.
Yazan: ece Tarih: January 24, 2006 06:30 PM
ece tebrikler!))
bir örnek daha.
Cumhuriyet Halk Partisi
bilin bakalim hangisi Türkce?))
//////////
hukukta Arapca veya Farsca kullanmaya mecbursunuz.
ekonomide
sosyolojide
astronomide
fizik
kimya
felsefe de vb tm ilimlerde
Arapca veya Farsca dan kelimeler vardir.
Endülüs döneminde Arapca bir metin görüldügünde
Arapca ise dogrudur gibi bir önyargi olusmustur..
o zamanlar ilmin dili arapca idi..
Arapca diline
bir dine dayanarak küsmek
veya onu asagilamak kisiyi kücültür diye düsünüyorum.
gözünüzde
ingilizce fransizca ne ise
arapca da ol olmalidir.
syg.
Yazan: XSI Tarih: January 24, 2006 10:16 PM
Sayın XSI,
ben sizin üslubunuzla ilgili bir eleştiri yapmak istiyorum. konuya da uygun.
üslubunuzdan son derece rahatsızım. fikirlerinizin içeriğinin yanı sıra üslubunuza takıldım.
Şöyle demişsiniz:
" Arapca diline
bir dine dayanarak küsmek
veya onu asagilamak kisiyi kücültür diye düsünüyorum.
"
"Yanlıştır", "hatalıdır" veya "çelişkilidir" diyebilirsiniz de "küçültür" ne demek??
bu tip kışkırtıcı bir üslup, esas söz sahibini küçültür.
Yazan: Yilmaz Tarih: January 25, 2006 06:58 AM
Eğer burada iseniz okuyorsunuz demektir. Okuyorsanız beğeniyorsunuz demektir.
Beğenmiyor ama yine de okuyorsanız, mazoşistsiniz demektir.
Beğenmiyor, okuyor ama mazoşist değilim diyorsanız, bir şeylerin taraftarısınız demektir.
Taraftar değilim diyorsanız, o halde ne olduğunuzu bilmiyor ve sadece saldırıyorsunuz demektir.
Yazan: Arzu Tarih: January 25, 2006 01:01 PM
Bu yorumumu geçen günlerde Abdülhamit Han ile ilgili yazı içersinde yorumda bulunan bir site müdavimine yazmıştım ama gördüm ki bu başlık altına çok daha uygun düşmekte.Burada da dikkatlerinize düzenleyip bir kaç küçük ekleme ile sunayım istedim.Arap milliyetçiliği ile ilgili suçlamalar sanırım çok kolaycılığa kaçmak Din tartışmalarında.Araplarla ne gibi bir alıp veremediğini bilmediğim bir çok kişi Arap kültürünü ve öğelerini karalamak için tabiri caizse her türlü fırsatı kullanıyor.Bu çok üzücü bir durum,bir ulusun çok küçük bir kısmının(vahabilerin ve filistinlilerin)yaptığının genel ulus kimliğine yamanması ancak tarih sığlığı ve partizanlıkla açıklanabilir.Hatayı her ulus tarihinde yapmıştır,vede yapacaktır önemli olan hatalardan ders alınmasıdır.Bugün Filistinli kardeşlerimizin yaşadıkları en güzel örnektir.Nerde hata yaptıklarını biliyor ve diyetini en ağır şekilde ödüyorlar.Araplar iyisiylede kötüsüylede biz Türk Müslümanların kardeşleri(vahabiler isyan ederken Trasblusgarp ve ve Afrikadaki Arap kentlerindeki halifeye bağlılık gösterilerini hatırlayın.) dünya üzerinde ortak nokta olarak en çok onlarla keder ve acıyı paylaşabileceğimizide unutmayalım, kültürel olarak her ne kadar Batılılaşmaya ve evrenselleşen değerler bütününü benimsemeye çabalasakda bu apaçık bir gerçek.(kardeşlik konusunda ateistleri Müslüman Arapların kardeşi olarak göndermede bulunmadım tabi ama öle hissedende varsa ne ala ve evrensel değerlerinde kabulunde hayırlı sonuçlar görüyorum)Öncelikle genelde ateistlerin inananlara tavrı üzülerek söylüyorum aşağılama yönündedir.Aşağılama mevzusunda son yıllarda biz inananlarda da malesef söylenilen tarzda bir eğilimi var.Bu da zannedersem onca yılın aşağılanmışlığının,hor görülmüşlüğünü,ilkel sayılmışlığının getirdiği bir refleks.Bunu körükleyen olgununda materyalist ve ateistlerin bilim ve teknoloji ilerledikce inançın gelenekten ibaret olduğunun kesin kanıtının çıkacağına olan inanışlarının derin darbelere maruz kalması.Genelde yaşayan varlıkların en bilinçsiz anları yaralandıkları anlardır.Zaman ilerledikçe ters orantılı olarak Tasarımın ve Aklın doğaya egemen olduğunun işaretlerinin birer birer ortaya çıkması(kuantumdan moleküler biyolojiye değin)ateistlerin en büyüklerini bile derinden sarsmıştır belkide yaralamıştır.(Antony Flew örneğinde olduğu gibi)Geçenlerde NTV televizyonunda seyrettiğim ünlü mimar Lou Khan ile ilgili belgeselde mimarın bir sözü beni gerçekten çok etkiledi.Mimar sanat eserini tanımlarken ,gerçek sanat eserinin,Onu yapanın insan olduğunu kavratacak denli tasarıma sahip olması olduğunu ve sanatın doğanın yapamadığını yapmak olduğunu belirtmiş.Tabi bu bir yorum ama kanımca oldukça rasyonel bir anlatımı var.Söylenmek istenen ,çevrenizdeki Mucizeleri neye bağlamak istediğiniz sizin seçiminizdir.İşte sırf bu seçim yüzünden insansınız ve değerlisiniz.Ama ateistlerin yaptığı seçime katılmamak demek bir takım tutar gibi bunu savunmak değildir.Biz inananlar olarak bu seçimimizi bahşedilen akılla bir Yaratana bağlıyoruz.Bu bağlılık sanıldığının aksine bizi bu alemde mahkum değil sistematik madde bağlamından azad eden bir bağlılık.Bunu rasyonel temelleri olan herşeyle de savunmak en doğal hakkımız.Hele ki bu olgular inancın bilimle uyumundan doğan bir bütünlük oluşturuyorsa.Umut ediyorum ki materyalistlerde bağlı olduğu duruşa böyle bağlıdır ve onları mutlu kılıyordur.Benim itirazım ateistlerin duruşlarının bilimsel kaygıdan çok,tahamülsüzlükten kaynaklandığıdır.Elbette inananlar içinde de ateistlerden nefret eden ve tahammül gösteremeyenler olacaktır.(bende kişisel olarak sempatim var diyemem )Bu tür durumlar karşılıklı malesef.Ama Muhafazakarlığın bilinçli bir şekilde geri kalmışlıkla ilintirendiren bir medyanın varlığında sanırım inananların refleks yakınışlarını yapması daha olağan.Bilindiği üzere inanç ve din üzerine söylenenler genel olarak kişisel çıkarım ve uygulamalardır, ama inanan için asla bütünden bağımsız ve aykırı olmazlar,olamazlar.Çünkü kendini inanan olarak niteleyebilmek için herkesinde az çok bildiği belli akideler ve çerceveler vardır,ve çoğuda sistematik içeriklidir.Esas olarak inanların soruları,hiç değilse kendi kişisel deneyimim için söylemek gerekirse 'daha iyi mümin nasıl olabilirim?'e yöneliktir.Son olarak ateistlerin onları anlamadığımız konusunda yakınmalarında haklılık payı var,inanaların ateistleri anlaması daha zordur.Şimdi var olana inanan birinin onu tememlendirip sistematik bir şekilde anlatması mı kolaydır?Yoksa yokluğa inanan birinin yokun ne olduğunu anlatması ve bunu sistematik bir biçimde temellendirmesi mi?Eğer ilk hakaret eden taraf inananlar ise bir tartışmada,aşalayıcı ve hakaret dolu sözler için,inanan kardeşlerim adına sadece özür dileyebilirim o an,ama benim şahid olduğum genelde inananlara yapılan ağır hakaret ve kötü sözlerden sonra böyle durumların yaşandığıdır.İnanç edeptir ve inananlar kendilerine yapılan haksızlık ve hakaretlere bile en güzeli ile karşılık vermek ile yükümlüdürler sosyal bağlamda iyiyi doğruyu öneriler ve uygularlar.Bu sitede de genel olarakda kardeşlerimin edebe uyduğunu gördüm.Ateistleri yada materyalistleri anlamak için onlardan önyargısız ve düzeyli katkılar bekliyorum.Karşılılklı saygı ancak böyle inşa edilebilir sanırım.
Saygılarımla.
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 25, 2006 02:50 PM
Bir gün.... Yaşadığımız toplumda ,tüm farklılıklarımıza rağmen beraber yaşayabilme erdemini gösterebilirsek...Düşüncemiz,inandığımız değerler,sahip olduğumuz dünya görüşümüz her ne olursa olsun"öteki" olarak nitelendirdiğimiz kişilere karşı biraz daha sağduyu ve hoşgörü ile yaklaşabilirsek...İşte o zaman,yukarıda kaleme alınan yazıların hiçbirisi olmazdı diye düşünüyorum.
SELAM SEVGİ VE DUA DİLEKLERİMLE.............
Yazan: ceren Tarih: January 25, 2006 03:05 PM
Mustafa bey,
Sadece Arap dilinden etkilenmis olmak mumkundur buna katiliyorum. Daha sonrasinda Imparatorluk topraklarimizda bir arada yasadigimiz Arap'larin orf ve adetlerinden, giyim, kusamlarindan da bulasmis birazcik. Bu etkilenmeler cok normal.
Arapca sadece Turkce den degil bir cok dilden daha zengin olabilir dogrudur. Ama tartistigimiz konu Arapca'nin zenginligi degil ki. Bazi milletlerin dillerinin kelime hazinesi diger dillere kiyasla fazla zengin olmamasi o milletin insanlari kendi aralarinda anlama zorlugu mu cektigini dusunuyorsunuz?
Eger sizin mantiginizla hareket edersek o zaman Araplara Rusca ogrenmelerini mi tavsiye edecegiz? Cunku Rusca Arapca'dan cok daha zengin bir dil. O halde Arapcalasmanin da bir fakirlesme oldugunu soyleyebiliriz.
Oz Turkcelesmenin bir fakirlesme oldugu saviniza hic ama hic katilmiyorum. Bir Turk vatandasinin kendi oz dilinin diger dillere gore zengin olmamasindan sikayet etmesi de cok komik ayrica.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 25, 2006 04:54 PM
Sayin ece,
Final sinavlarinizda basarilar diliyorum. Allah zihin acikligi versin.
Boyarmaddenin dispersiyon diye baslayan paragrafinizi "bold" yapmaya calismissiniz anlasilan. Ama boyarmadde zaten gerek yok buna. :)
Yabanci kelimeler konusundaki hassasiyetiniz icin sizi tebrik ederim. Sizinle hemfikirim bu konuda. Dinsel Arap emperyalizmi gibi Ingilizce de Great Britain Emperyalizm'i malesef. Dolayisiyla ortak bilim dili de Ingilizce. :(
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 25, 2006 05:52 PM
Sayin XSI,
Siz hukukta, ekonomide, sosyolojide, astronomide, fizikte, kimyada, felsefede vb tum ilimlerde Arapca veya Farsca kullanmaya devam edin. Ben kullanmiyorum.
Ben dinsel Arap milliyetciliginden bahsediyorum. Allah'a ibadet etmek icin insanlarin (Arap olmayanlarin) ne mecburiyeti var Arapca'nin? Boyle ilahi bir emir mi var? Ben sordum ben yanitliyorum.
YOK.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 25, 2006 07:04 PM
Siz hukukta, ekonomide, sosyolojide, astronomide, fizikte, kimyada, felsefede vb tum ilimlerde Arapca veya Farsca kullanmaya devam edin. Ben kullanmiyorum
tabi haklisiniz
ben zaten
o dallarla alakali kisileri kast etmistim
siz ise konu mankeni idiniz..
size basitcene saati nasil sordugunuzu sormak gerekirdi))
yada lugatinizden zaman veya saat kelimelerinizi cikarip cikarmadiginizi.
gündelik hayatta Arapca'ya mahkumsunuz.
istemesenizde mahkumsunuz
vazgecemezsiniz, üzgünüm bunu sindirmek zorundasiniz))
Allah'a ibadet etmek icin insanlarin (Arap olmayanlarin) ne mecburiyeti var Arapca'nin?
bende sizin gibi düsünüyorum
ibadetin Arapca olmasi zorunlu degil diye biliyorum.
bu önemli degilde
sizi neden bu kadar ilgilendiriyor bu?
onu anlamis degilim.
yani hem isin disinda olun
hemde burada insanlara alakaniz olmayan hususlarda karisin.
olacak is mi? )
Yazan: XSI Tarih: January 26, 2006 09:33 AM
Ummet fikri veya ummetcilik size mantikli geliyor mu? Neden uygulanamiyor?
insaniyet bakimindan kiyas yapacaksak
milliyetcilikten daha insani oldugu ortada.
üstünlügü irksalliga degilde
metafizik bir olguya bagliyor en azindan.
üstelik kozmopolit..
ise yaradigi dönemler oldugu gibi
irkciligin yaygin oldugu dönemlerde tökezledigi de olmustur.
irksal milliyetcilik
ara sira damarlara giren bir hastaliktir bana göre..
Yazan: XSI Tarih: January 26, 2006 09:38 AM
Yanlıştır", "hatalıdır" veya "çelişkilidir" diyebilirsiniz de "küçültür" ne demek??
bu tip kışkırtıcı bir üslup, esas söz sahibini küçültür.
sn Yilmaz
herhangi bir dile dinsel nedenlerden ötürü düsman olan bir insan
yada akli bakimdan sakattir
yada kin güdüyordur
ben kinci insanlarin kendini kücülttügünü düsünüyorum..
celiski yok ki ortada?
yolda herhangi bir Arapca düsmanini cevirin sorun
eger kafasinda bir sakatlik yoksa
size gayet mantikli bicimde
Arapca'yi asagilayacaktir.
üstelik tenakuzsuzz olarak))
dolayisiyla kücültür demem cok normaldir.
sizce de bir dili asagilamak saglikli bir beynin eseri degilse
irkci bir beynin eseridir.
irkcilar ise
kücük
küp-kücük insanlardir bana göre.
syg..
Yazan: XSI Tarih: January 26, 2006 09:43 AM
İşte blogların açmazı. Foruma çevrilen yorum köşeleri.
Yazan: Arzu Cihangir Tarih: January 26, 2006 01:57 PM
Guler misiniz, aglar misiniz? Sayin XSI beni Arap dili ve edebiyati dusmani ilan etti. Simdi anlasildi Sayin XSI yorumu okumadan once yazan kim ona bakiyor sonra ne yazdigi onemli degil artik onun icin. Ataman Ertugrul yazmis dusmandir nasil olsa.
Sayin XSI, benim Araplari, Arap irkini, kulturunu, dilini ve edebiyatini kotuleyip dusman oldugumu ifade eden birakin yaziyi bir tane kelime bile bulamazsiniz.
Eh bir ozur borcunuz var bana.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 27, 2006 04:25 PM
Ataman bey
Peki ummet adina konusurken "Arapca"yi Arap olmayanlara dayatan kim? Allah'in boyle bir emri mi var? Yok tabiiki. "Biz Kur'an'i anlasilsin diye Arapca indirdik" ayetini Arap olan olmayan herkes Arapca ibadet edecek seklinde yorumlayamayacaginiza gore bu bir Arap Milliyetciliginin dayatmasidir /
Arapca milliyetciliginin dayatmasi oldugunu nereden cikariyorsunuz?
suradan cikariyorsunuz.
Biz Kur'an'i anlasilsin diye Arapca indirdik" ayetini Arap olan olmayan herkes Arapca ibadet edecek seklinde yorumlayamayacaginiza gore
sonucunuz Arap Milliyetciligi dayatmasi
cok komik durmuyor mu?
mesela ben farkli düsünüyorum
ezan konusunu ele alalim
orijini ne bunun?
Arapca
o halde Arapca okunur.
dünyanin neresine giderseniz gidin
ezani Arapca olarak duydugunuzda taniyabilirsiniz.
baska türlü tanimaniz imkansiza yakindir.
ihtisas sahibi olmaniz gerekebilir.
Cin de Cince
Japonya da Japon ca
ABD de ingilizce
cok komik durur.
orijini ne ise
o olmalidir.
yani Arapca.
ben diyorum ki sürekli
basitcene tarif edersek
bir nedenden
zorunlu bir sonuc cikaracaksaniz
sonuc
sadece o nedene mahkum olmalidir.
ama siz kalkip baska bir nedenlere baglanabilecek bir seyi
sadece kendi anladiniz yada anlayisinza uygun nedene bagliyorsunuz.
bu hatanizi görün artik..
söyleye söyleye ben biktim yahu))
ezanin Arapca okutulmasi bir zorunluluk degil
geleneksellesmis bir kabuldür.
ayni sekilde ibadetinde Arapca yapilmasi zorunlulugu yok.
bu konuda benzer düsündügümüzü söylemistim hatta.
ama sizin klavyenizde Arap Milliyetciligi akiyor
peygamberde deyin arasira
Nuh diye israr etmeyin)).
Ataman bey yazdi
Dinsel Arap emperyalizmi gibi Ingilizce de Great Britain Emperyalizm'i malesef. Dolayisiyla ortak bilim dili de Ingilizce. :(
Bakin burada bir suclama var
dinsel arap emperyalizmi dediginiz seye ben
yillarin getirdigi Arapca gelenegi diyorum.
Great Britain e ait
ingilizce orijinli bir kelimeyi
sirf Türklestirmek adina
kastirarak cevirmeye calismiyorum.
geriye yaslanip bir düsünün yaptiginiz seyip abzürdlügünü.
kemosentez = yadimlama
yahu ne gerek var kastirmaya
uymuyorsa
kalsin orijini
computer = bilgisayar
bakin bu uymus
uyani kullanin
uymayani oldugu gibi alin
Motör = motor
klavye= ? yazgaç?
ne diyeceksiniz buna?
öncelikle TÜRK OLARAK bir kesfin
bir icadin sahibi olun
ondan sonra
orijinini kendinize göre uydurun.
Siz Behcet Syndrome 'unu kendi diline ceviren birilerini gördünüz mü?
onu Behcet bey buldu
buldugu icin de
adini verme serefine nail oldu..
eger Behcet ismini degistiren biri varsa da
o da muhtemelen sizin gibi degisime kapali
tutucudur.
Ataman bey yazdi
Siz hukukta, ekonomide, sosyolojide, astronomide, fizikte, kimyada, felsefede vb tum ilimlerde Arapca veya Farsca kullanmaya devam edin. Ben kullanmiyorum
apacik bicimde
inat ediyorsunuz
sonrada hani nerede yazdim diyorsunuz
fakat dünyadan o kadar habersizsiniz ki
kullandiginizin bile farkinda degilsiniz.
istemesenizde mahkumsunuz kullanmaya.
istemem demekle olmuyor
ya simdiki gibi kullanmayi icinize sindirerek devam edersiniz
ya da kendinize yeni bir terminoloji uydurursunuz..(bu imkansiz).
imposible is nothing!
isterseniz
önce saati sormaktan baslayin))
syg
Yazan: XSI Tarih: January 28, 2006 01:55 AM
müslümanlık 2 çeşittir;
1.tahkiki müslümanlık
2.taklidi müslümanlık
siz taklidi müslüman olduğunuz için Kuran-ı Kerim'in arapçası hakkında yeteri kadar bilginiz olmadığını düşünüyorum. Aksi takdirde özür dilerim fakat siz ibadet derken aklınıza namaz ibadeti geliyor.Tamam doğru Türkçe ibadet edebilirsiniz.Ama Kuran-ı Kerim-i anlayamazsınız.
Ayetler söz sanatlarıyla sicimlenmiş ve bu yönüyle sadece akla hitap etmekte Türkçenin hayranı olduğum kadar İslam'ında hayranıyım.
Sayın Akyol'a yaptığınız tartışmayı duygusal buldum.Bu duygusal tartışmanın İslam'a zarar verdiğini düşünüyorum. Çünkü siz Türkçe ezan derken İslamın evrenselliğine aykırı olduğunuzu anladım. Düşünün bir arnavut , bir hint veya bir ingiliz müslüman islamın şartı olan namaz ibadetine milli bir daveti nasıl anlar veya nasıl kabul eder? Ezan'ın arapça olmasının sebebi islamın arabistanda doğmasıdır. Arapların bir islam referansı olma ihtimali ile ilgili değildir.Hutbeler ve vaazlar bunun aksine Türkçedir oysa ki ve referans aranırsa emin olun referansı kabe'ye gümüş sancakla hizmet eden petrol kral'ı araplar yerine altın sancağını eksik etmeyen halifeliği evrensellik için alıp evrensellik için kaldıran Türkler hakeder.
Ben Türküm adım Kutalmış ve ben müslümanım adım Samet...
Kutalmış Samet BAYRAKTAR
Yazan: Kutalmış BAYRAKTAR Tarih: January 28, 2006 11:10 AM
Sayin Kutalmis Samet BAYRAKTAR,
Araplar her zaman bir Islam referansidir. Butun dinler gibi Islam'da bir ideolojidir. Bu ideolojinin kurucusu da Muhammed'dir. Muhammed bu ideolojisini kabul ettirme dogrultusunda savasmis bir komutan, devlet kurucusu ve devlet baskanidir. Bu ozelliklerini gozardi ederseniz yanilgiya dusersiniz.
Muhammed sadece bir din getirici degil, ayni zamanda asker, savas yonetmis bir komutan, devlet kurucusu ve devlet baskanidir.
Medine doneminde inen ayetlerle (Kur'an'in %85 lik bolumu) Mekke doneminde inen ayetleri iyi okuyup incelemenizi tavsiye ederim. Medine donemi ayetleri tamamen toplumsal duzeni saglama ve devlet kurmaya ve kendi kisisel haklarini saglamaya yoneliktir. Dolayisiyla bu donemde inmis ayetlerin evrensel oldugunu ve tum zamanlara hitap ettigini iddia etmek mantikli olmadigi gibi Islam'a da bir faydasi yoktur.
Herkes aklini basina toplamak zorunda. Bugun Islami teror diye bir kavram varsa bu teroristler bu eylemlerini Allah'a ve Kur'an emirlerine dayandirdiklarini soyleyip durmaktadirlar. Bahsettikleri bu ayetlerde Medine doneminde Muhammed'in savas ortaminda bulundugu sirada inmis ayetlerdir.
Dolayisiyla Kur'an'in evrenselliginden bahsederken bir kez daha durup dusunmekte fayda var. Islam'in bir din olarak kalmasi ve sonsuza dek surmesi isteniyorsa Medine donemi ayetlerine takilip kalinmamalidir. Arap olmayan musluman ulkelerde Arap milliyetciligi dayatmalarindan vazgecilmeli. Kur'an tercumesinden anlasilamaz illaki Arapca bilinmeli gibi iddialar zaten olasi bir Tanri'ya en buyuk hakarettir. Her seye muktedir olan bir zat'in kendi yarattiklarinin aklindan gecenleri anlayamamasi mumkun mudur?
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 28, 2006 01:54 PM
gok süper
Yazan: meral Tarih: February 25, 2006 10:25 AM
yorum yazmakda biraz geç kaldım ama, içimdekini söylemek istiyorum:) acaba nasıl olduda, bu yazıyı dönüp dolaştırıp konuyu yazıyla alakasız bir boyuta getirip, türkçe ibadete arap ırkçılığı yada milliyetçiliğe çevirdiniz :)hayret verici bir olay ayrıca bunu el birliği ile yapan arkadaşları tebrik ediyorum süpersinizz:)mustafa bey bununüstüne türkçe ibadetle ilgili bir yazı yazmalıydı bence:)
belkıs..
Yazan: belkıs Tarih: April 3, 2006 03:34 PM