« Darwin, Bush ve Post-Modern Engizisyon | Ana Sayfa | Göze Çarpanlar »
December 31, 2005
Konferans: Medyanın Dine Bakışındaki Sorunlar
Mustafa Akyol ve Turkey Unveiled kitabının da yazarı olan İsviçreli gazeteci Nicole Pope, Değerler Eğitimi Merkezi tarafından Aralık ayında düzenlenen "Medyanın İslam'a Bakışı" konulu panelde birlikte söz almışlardı. Nicole Pope Batı medyasındaki durumun genel bir tablosunu çizerken, Mustafa Akyol Türk medyasının bir kısmında rastlanan "din alerjisi"nin ideolojik ve psikolojik temelini ele alıp eleştirdi. Akyol'un konuşmasının ses dosyasını buradan indirebilirsiniz.
Yazan: WebMaster Tarih: December 31, 2005 01:09 AM
Okur Yorumları
(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)



Türkiye'de ki inanç özgürlüğü isteyen insanların önce kendi varlıklarıyla barışmaları gerekiyor.Bende bu kesimden biri olarak hayattan kendimizi soyutlamaya devam ettikçe sizin bahsettiğiniz insanların işlerinin çok kolaylaştırdığımızı düşünüyorum.Şu andaki oluşturulmuş tablo(tv) aslında varolan tablonun kendisi değil zaten, oluşturulmak istenen tablo..sessizlik bunun oluşturulabilmesine zemindir....
Yazan: EMEL Tarih: December 31, 2005 10:05 PM
Media! An empty gun.
Valla başlık aslında tüm düşüncelerimi anlatıyor hatta artıyor.Neden mi ingilizce yazdım?Konuştuğumuz bu güzel dili bu ülkede yaşadığı halde kullanırken anglo-saxon+evangelist patronlarının diline benzetmeye çalışanlar var.Onlarda insan sonuçta anlasınlarlar istedim.Belki bu'empty gun'nın bir gün onlar için dolacağını anlarlar diye.Uşaklar efendilerinin işlerine yaradığı müddetçe değerlidir...
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 1, 2006 02:58 AM
Bence temel sorun bu ülkenin "müslümanlarının" gerçekten cahil olması, sizin gibi entellektüel birikimi olan inançlı insan sayısı göreceli olarak az...
siz konuşmanızın bir yerinde suudi arabistandaki uygulamaları örnek gösterince dinleyicilerden biri "ama islamın böyle bir emri yokki" gibi bir laf etti. müslüman kızımız ne yazıkki konuşmayı bile tam anlayamıyor.
Yazan: Volkan Serin Tarih: January 2, 2006 01:28 AM
Sayın Akyol,
Yorumlarınız ve bunları sunuş biçiminizle, yaklaşık her yazınızda katılmadığım bölümler olsa da, takip edilmeyi sonuna kadar hakettiğinizi düşünüyorum. Abdülhamid ve Atatürk ile ilgili yazılarınız ve düşünceleriniz de çok eksik yerler olduğunu düşünüyorum, ki bunları da o makalelerin altında tartışmak daha sağlıklı olur. Bu konferanstaki görüşlerinize gelince, dindeki yozlaşmayı hiçbir şekilde konu edinmemeniz açıkçası beni hayal kırıklığına uğrattı. Şu an toplumun "laikler" ve "dinciler" şeklinde karşı karşıya gelmesinde ve gereken özgürlükleri halkın alamamasında, sorunu Cumhuriyet döneminden itibaren ele almanızın argümanınızı çok eksik bıraktığını düşünüyorum. 1100 yıllarından itibaren bilime sırt çevrilmesinin, ki bunu bir yazınızda bahsettiğiniz gibi sadece Moğol vs. akınlarına bağlamak hiç gerçekçi değildir, dinin hurafelerle dolmasının, Abdülhamid'in 3 kişinin bir araya gelip gündelik şeylerden bahsetmesini bile engelleyen baskıcı rejiminin (ki Osmanlı İmparatorluğu'nun son yazıcısı (Vak'anüvis) Abdurrahman Şeref Efendi'nin yazdıkları bu konuda son derece açıklayıcıdır ) bugün oluşan sistemle çok yakından ilgisi vardır. Bireysel haklardan tamamen mahrum bırakılmış ve bir hakka sahip olabileceğinden bile haberdar olmayan bir toplum şu anki düzene ancak böyle geçebilirdi. Tekrar başa dönersek Kur'an harici düşüncelerin/hurafelerin günümüzde bile dinin kaynağı olarak gösterilmesi ve bunun getirdiği baskıcı sistem, yine Kur'an'da yer alan "hoşgörü" ve "özgürlük" kavramlarıyla hiç uyuşmamaktadır. Eğer dinimizi hakettiği yere çıkaracaksak önce hurafelerden ayırmalıyız. Bu anlamda benim için, başörtüsü ve "dine hoşgörüsüz bakış açısı" ufak problemler olarak gözükmektedir (Başörtüsünü dinin bir gereği olarak görmesem de, elbette öyle gören insanların bu özgürlüğü yaşaması taraftarıyım). Keşke verdiğiniz konferanslarda veya yazılarınızda biraz da bu konulara eğilip görüşlerinizi insanlara sunsanız. Verdiğiniz "link"lerden bazıları görüşlerimizin birebir örtüşmeyeceğini belli etse de bu konuda yazacaklarınızın önemli olacağını düşünüyorum.
Yazan: Gokhan Tarih: January 3, 2006 09:56 AM
Gokhan bey,
Düşünceli mesajınız için teşekkür ederim. Sizin işaret ettiğiniz problemlerin varlığının ben de farkındayım ve zaten dinle geleneğin birbirinden ayrılması, dinin modern çağın gerçeklerini göz önüne yapılan yeni yorumlarının yapılması, yeni içtihatlar getirilmesi gibi gereklilikleri ben de savunuyorum. Zaten bu konuşmamda da "dine hoşgörüsüz bakış açısı"nın yanında, din adına hoşgörüsüzlüğe eleştirdim, farklı yaşam biçimlerine saygı gerektiğini vurguladım. Başörtüsü konusunda ise sizle aynı fikirdeyim.
Selam ve saygılar,
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 3, 2006 07:27 PM
tanrıya'he ' yerine'she' denmesinde feminist yaklaşımın gerçekten etkisi var mı merak uyandırıcı bir durum ama asıl merak uyandıran tanrının ve daha farklı birçok kelimenin ingilizcede olduğu kadar türkçede de feminen olarak tanımlanmaya çalışılmasıdır. feminen anlam yükleme durumu yeni ortaya çıkan yani feminizmin baskıları sonucu ortaya çıkan bir durum değildir. türkçe de de 'anadolu, anavatan, .....' gibi birçok kelime zaten vardır ve uzun süredir kullanılmaktadır. ama bu kelimelerin neden dişilik anlamıyla yüklendiği sorusunun cevabı dişi koruma içgüdüünün yoğunluğu, merhametli olması olabilir...
Yazan: sultan Tarih: March 6, 2006 12:32 PM
It was a great pleasure for me to visit and enjoy your site. Keep it running!
Yazan: Kimadio Tarih: December 3, 2006 07:49 PM