« Kadına Ayrımcılık, İslam'dan mı, Gelenekten mi? | Ana Sayfa | SKYTURK TV'de 'Avrupa İslamı' Tartışması »
December 02, 2005
İngilizce Makale: Under God or Under Darwin?
Mustafa Akyol'un "Under God or Under Darwin?" (Tanrı'nın mı yoksa Darwin'in mi Egemenliği Altında?) başlıklı İngilizce makalesi, Amerikan sağının en köklü ve etkin düşünce dergisi olarak bilinen National Review dergisi tarafından yayınlandı.
"Akıllı Tasarım Medeniyetler Arasında Bir Köprü Olabilir" altbaşlığını taşıyan makalede, Akıllı Tasarım teorisinin kültürel ve dini etkileri ele alınırken, Batı ve İslam dünyası arasında son 150 yıldır yaşanan kültürel gerilimin önemli bir nedeninin, Batı'nın materyalizminin Müslümanlar tarafından tepkiyle karşılanması olduğu vurgulanıyor. Makaleye göre Akıllı Tasarım bu yönden çok önemli, çünkü bu teoriyle birlikte "ilk kez Batı medeniyeti materyalizmin kaynağı değil onun panzehiri gibi duruyor." Makalede Akıllı Tasarım teorisine yönelik kimi "bilimsel" eleştirilerin ardındaki bağnaz materyalist yaklaşım da, özellikle Darwinist biyolog Jerry Coyne'un yazıları eleştirilerek, ortaya konuyor.
Yazan: WebMaster Tarih: December 2, 2005 04:48 PM




Hayat ne garip. Et yığınından ibaret olan insanlık kendi kendini tartışır halde. Et denince aklınıza ne gelir? Kasaptan 250 gram yağsız et alırsınız. Halis muhlis kuzu eti. Kaderin tuhaf bir cilvesi olmalı ki insan beyni de etten ibar"et". Yine bir tuhaflık var ki bir maymun beyni de etten ibaret. İnsan düşünüyor ister istemez. Beni bir maymundan farklı kılan ne diye? Sonra anlıyorum ki benim de etten bir beynim ve etten bir dilim var tıpkı maymununki gibi ancak tek bir şey dışında :AKIL.
Derken etimde gizlenmiş aklım ile konuşmayı öğrendim. Harfleri, kelimeleri ve cümleleri öğrendim. Bu doğadaki en akıllı et yığını ben idim. Sonra beynimden dökülen harfler kelimelere ve kelimelerde cümlelere gebe kalıverdi. Düşünsenize biz insanlara öğretilen harfler kalemle yazıldı (ki kalem odundandır). Kalemin yazdığı yer defterdi (ki defter de odundandır). Sonra öğrendim kalemin deftere yazdıklarını ve etten oluşan "aklım" tutuverdi bu harfleri, kelimeleri ve cümleleri. Nerede tuttu? Etin içinde. Kurşun kalem defter üzerinde çizikler atmayı bırakıp beynime karaladı yazılarını.
Düşündüm derken bu bir mucize miydi? Ben kimdim ve ne idim? Kendi aklıma şaştım. Şaşırdım. Nefessiz kaldım. Ben doğmadan önce yok idim. Hiç bir şey hissetmedim. Peki ben doğmadan önce nerelerdeydim? Babam beni sperm hücrelerinin içerisinde taşıyordu. O daha çocukken bile bünyesinde beni taşıyordu. Tüm erkekler bedenlerinde olası bir çocuğu taşıdıklarının farkında olmadan hayatlarına devam ediyorlardı. Derken babam annemi tanıdı. Nasıl tanıdı ki? Ülkenin iki ayrı ucunda yaşayan baba ve anne tanıştı ve beni yokluk rütbesinden varlık konumuna taşıdılar. Bu tesadüf müydü?
Düşündüm derken. Önceleri yok idim. Babamda gizli idim. Babam ise babasında, onun babası ise kendi babasında ta ki Adem'de gizli olana dek. Hayat ne garip. Var oldum. Işığı gördüm. Bu dünyayı gördüm. Derken öleceğim ama yeniden farklı bir dünyayı, farklı bir ışığı göreceğimin bir garantisi olmadığı gibi görmeyeceğimin de bir garantisi yok idi. Ölüm yok olmaktır diyemedim. Önceden de yok idim. Sonra var oldum. Ya yine var olursam diye düşündüm. Kim bilir?
İnsanoğlu kendisi gibi konuşan bir et parçasını mucize olarak görmezken, insanoğlu aldığı nefesi bile bir mucize olarak görmezken, insanoğlu güney kutbundakilerin niye uzay boşluğuna düşmediklerini yerçekimi kanuna vasıtası ile makul görürken her nedense insanoğlu yaratıldığı ihtimalini kendisine çok uzak görür. Tuhaf doğrusu. Akvaryumdaki balığın tüm dünyası sudur. Su onun için hayattır. Akvaryumun içindeki her şeyin balık olduğunu düşünür alık balık. İnsan da bu dünyada etrafı atmosfer ile çevrili bir tür akvaryumda her şeyi kendisi gibi zanneden bir alık balık rolüne soyunmuş. Uzayda hava alamaz boğulur. Niye diye sorsan hava yoktur der geçer.
Harbiden tuhaf doğrusu. Ateizm neydi ki? Bir ateist neden anne ve babasına Tanrı gözüyle bakamazdı ki? Beni kimse yaratmadı diyen bir ateist annesinin ve babasının iş birliğiyle yaratıldığını neden hiç aklına getiremez ki? Ne o? Ateizm çöker mi yoksa? O ki her şey anlamsız, o ki her şey gereksiz, o ki bu doğa tamamen tesadüf ürünü neden ama neden tek bir ateist kendi anlamsız hayatını seve seve sonlandırmak istemez? Neden bir ateist bilinçsiz bir şekilde soluğu havayı bilerek ve isteyerek sonlandırmak istemez? Yoksa Tanrı hava mı? Hangi insan aç kalarak ölmek ister? Yoksa Tanrı ekmek mi? Su içmeden kaç gün dayanır bir beden? Yoksa Tanrı su mu?
Kalbimiz bizden izin almadan çılgınlar gibi atarken, vücudumuzdaki mikrobu bizlerden müsaade istemeden öldürmek isteyen aslan ruhlu akyuvarlarımız teker teker şehit düşerken, Güneş hiç umurunda olmadığı halde dünyayı ısıtırken, Ay güneşten aldığı ödünç ışık ile kahrolası insanların gecesini hafif de olsa aydınlatırken, tarlalar ekmek yapılsın diye buğday verirken, kanserden korunalım diye ağaçlar elma sunarken, etraf hoş koksun diye çiçekler kendilerini yorarken daha da mucize arayan insanların gözlerini ne mi doyurur? Bunun cevabını ben de bilmiyorum. Zaten insan kendine zulmetmede uzman olmuş. Gerisi yalan.
Yazan: Murat Tarih: February 21, 2006 09:07 PM
çok yanliş düşünüyooooo kendisini kınıyorum
Yazan: sevcan namlı Tarih: October 19, 2006 05:07 PM
Sonuçta herkez inandığı düşünceyi savunur ve bunda bir kesinlik yoktur.Tanrının var olduğuna ve ya olmadığına dair insanlar bilimsel kanıtlar sunamaz.Burada esas inançtır.Ben dinlerin insanları birleştiren ve toplumları düzenleyen bir kültür olduğuna inanıyorum.Bir başkası da tek yaratıcı tarafından indirilmiş ayetler olduğuna inanabilir.Gene amaç aynıdır.Bana göre insanın en büyük ihtiyaçlarından biri olan inanç insanın yapısı gereği farklılıklar gösterecektir.Önemli olan bence tasavvufun temelini de oluşturan hoşgörüdür,bir atenin ya da agnostiğin de içersinde bulunduğu özgür irade ve vicdandır.Kimse kafir ve ya mümin olarak dışarıdan nitelenemez.İmanın sözlerde değil kalpde olması onu var eder sonuçta.Herkezin inancı kendinedir.
Yazan: ziyaretçi Tarih: May 5, 2007 01:12 AM