« November 2005 | Ana Sayfa | January 2006 »

December 31, 2005

Konferans: Medyanın Dine Bakışındaki Sorunlar

Mustafa Akyol ve Turkey Unveiled kitabının da yazarı olan İsviçreli gazeteci Nicole Pope, Değerler Eğitimi Merkezi tarafından Aralık ayında düzenlenen "Medyanın İslam'a Bakışı" konulu panelde birlikte söz almışlardı. Nicole Pope Batı medyasındaki durumun genel bir tablosunu çizerken, Mustafa Akyol Türk medyasının bir kısmında rastlanan "din alerjisi"nin ideolojik ve psikolojik temelini ele alıp eleştirdi. Akyol'un konuşmasının ses dosyasını buradan indirebilirsiniz.

Yazan: WebMaster Tarih: 01:09 AM | Yorumlar (7)

December 28, 2005

Darwin, Bush ve Post-Modern Engizisyon

[28 Aralık 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Referans'taki evrim karikatürüReferans gazetesinin iki gün önceki sayısında Darwin'in evrim teorisi ile ABD Başkanı George W. Bush'u bir güzel içiçe geçirmiş bir karikatür vardı. Balıklardan karaya ilerleyen, ilkel sürüngenlerden insana doğru devam eden "evrim şeması"nın orta yerinde, maymunların az gerisinde, tıpkı bir maymun gibi yürüyen ve şaşkınca bakınan Bush yer alıyordu. Mesaj açıktı: Bugün hala evrim teorisine inanmayan bazı ilkel insanlar vardır ve bunlar da aynen Bush gibidir: "Dinci", bağnaz veya düşük IQ'lu; artık Bush'a ne atfediyorsanız...

Bu mesaj aslında sözkonusu karikatüre ait değil; dünya basınında ve bizde de "bir kısım medyada" bolca işleniyor. Karikatür bunu sadece yansıtmış. Dolasıyla karikatürde bir sorun yok. Sorun, mesajın kendisinde.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:59 AM | Yorumlar (46)

December 26, 2005

Yorum Yazımında Teknik Bir Kolaylık

Sitede, bir diğer okurun yorumundan alıntılar yaparak yorum yazan okurların işini kolaylaştıracak bir düzenleme yapıldı. Bundan sonra yorumlara "HTML tagleri" eklenebilecek. Bu, şu demek: Eklenen yorumlarda istenen kısımlara bold, italik gibi formatlamalar yapılabilecek. Standardizasyon açısından tüm okurlardan ricam, yorum yazarken bir başkasının yorumundan alıntı yaparlarsa, alıntılanan kısmı italik hale getirmeleri. Bu da alıntılanan kısmın başına, <> işaretinin içine "em", sonuna ise "/em" yazılarak yapılıyor. (Tırnaklar dahil değil.)

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 05:54 PM | Yorumlar (4)

December 25, 2005

Teknik Bir Sorun ve Özür

Under ConstructionSon iki gündür sitede yaşanan teknik bir sorun nedeniyle bazı dokümanlara ulaşılamadı. Dahası son iki buçuk ay içinde yazılan yazılar ve okurların bunlara eklediği yorumlar da silindi. Sitenin "server"ındaki bir karmaşadan kaynaklanan bu beklenmedik problem nedeniyle tüm okurlardan özür diliyorum.

Aslında silinen yazıların da, bunlara eklenen yorumların da yedekleri var ve siteye yeniden eklenecek; ancak bu işlemin tamamlanması bir kaç hafta sürebilir. Sitenin bundan sonra sorunsuz çalışması içinse gerekli teknik önlemler alındı. Yorumlarınızı eklemeye devam edebilirsiniz. Sabır ve anlayışlarınıza teşekkür ediyorum.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:22 PM | Yorumlar (8)

December 22, 2005

'Darwin'in Zaferi' mi?

ABD'nin Pennsylvania eyaletindeki Dover bölgesinde biyoloji müfredatına Akıllı Tasarım (AT) teorisinin dahil edilmesinden şikâyetçi olan 11 ebeveyn, bir süre önce mahkemeye başvurmuştu. Konuyu inceleyen bölge yargıcı John Jones dün kararını açıkladı ve "AT'nin öğretilmesi, anayasanın kilise-devlet ayrılığı ilkesine aykırıdır" dedi. Yani AT teorisi Dover'da müfredeta girmeyecek.

Bu gelişme doğal olarak büyük yankı uyandırdı. Tercihlerini zaten en baştan Darwinizm'den yana kullanan medya organları, yargıç Jones'un kararını "Akıllı Tasarım'a büyük darbe" olarak yorumlama eğilimindeler. Örneğin bugünkü Radikal gazetesi, "Darwin'in Zaferi" başlığını kullanmış. Oysa ortada bir "zafer" değil, Darwinist eğitim lehine mahkeme kararıyla alınmış bir "sansür" kararı var. Ve bu sayede, AT ile Darwinizm arasında 10 yıldır süren ve bir kaç on yıl daha sürecek olan uzun bilimsel ve kültürel çatışmanın içinde, Darwinist tarafın sansüre, diğer tarafın ise objektif eğitime taraftar olduğu, bir kez daha ortaya çıkmış oldu.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:30 PM | Yorumlar (81)

December 21, 2005

Bir Tarih Revizyonu: 'Kubilay'ın Başı Kesilmedi mi?

Tarihe 'devrim şehidi' olarak geçen Mustafa Fehmi Kubilay

Bu haftaki Aktüel dergisinde yer alan "Kubilay'ın Başı Kesilmedi mi?" başlıklı yazı, kayda değer. Yazıda, tüm zamanların en ünlü ve popüler "irtica prototipi" olan Menemen Olayı'nın, aslında anlatıldığı gibi olmadığı belirtiliyor. Bu görüşün kaynağı ise, ABD'nin ilk Türkiye büyükelçisi olan Joseph Grew'un 1920-45 yılları arasında ülkesine gönderdiği kripto, mektup ve hatıraların derlenmesiyle hazırlanan: "Yeni Türkiye: Amerika'nın İlk Türkiye Büyükelçisi'nin Anıları" isimli kitap.

Aktüel'ün yazdığına göre, Büyükelçi Grew, "Menemen'de Kubilay'ın başının kesilmediğini, dönemin yöneticilerinin Cumhuriyet devrimlerini yerleştirmek için olayı abarttığı"nı yazmış. "Hükümet yanlısı gazeteler Kubilay'ın başının kesildikten sonra bir sırığa takılarak dolaştırıldığı ve fanatik dervişlerle yardakçılarının kanını içtikleri konusunda ısrar ediyor, ama bu haberlerin gerçekliğinden şüphe etmek için yeterince sebep var" diyen Amerikalı diplomat, dönemin genel tablosunu ise "halkla hükümet arasında geniş bir uçurum var" diyerek özetlemiş.

Bu tarih revizyonun üzerine bir de Menemen Olayı gerekçe gösterilerek tutuklanan ve bazıları idam edilen din adamlarının trajik öyküsünü eklemek gerekir elbette. O zaman daha iyi tanırız, Cumhuriyetimizin ilk yıllarını...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:33 PM | Yorumlar (9)

BBC'nin Akyol ile Yaptığı Röportaj

BBC röportajıBBC'nin uluslararası yayın yapan Worldwide Service radyosu, Akıllı Tasarım teorisi konusunda yaptığı haber programda Mustafa Akyol'un görüşlerine de yer verdi. Akyol'un BBC editörü Trevor Barnes'in sorularına verdiği cevapların ses dosyasını buradan dinleyebilir, programın tümüne ise BBC'nin sitesindeki ilgili sayfadan ulaşabilirsiniz.

Yazan: WebMaster Tarih: 10:10 AM | Yorumlar (1)

December 19, 2005

İngilizce Makale: Halife Olsa Ne Yapardı?

Sultan II. AbdülhamidMustafa Akyol''un Sultan II. Abdülhamid ile ilgili yeni bir makalesi, "Washington'ın en etkili siyasi dergisi" olarak tanımlanan The Weekly Standard'da yayınlandı. Abdülhamid'in Halife sıfatıyla önemli bir modernleşme ve kalkınma projesi yürüttüğünü vurgulayan makalede, 20. yüzyılın başında Filipinler'deki Müslümanlar ile çatışmaya giren ABD'nin Halife'den nasıl yardım istediği, onun bu isteği kabul ederek Amerikalılarla savaşmamaları için Filipinli Müslümanlara bir mektup gönderdiği ve bu sayede barış sağlandığı anlatılıyor. Hilafet'in kaldırılmasının İslam dünyasında kaos yaratarak çeşitli radikal akımların gelişmesine yol açtığını anlatan yazıda, bu dünyanın bugün de Osmanlı tecrübesine ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor.

The Weekly Standard sitesinde "A Sultan with Swat: Remembering Abdul Hamid II, a pro-American caliph" başlığıyla yayınlanan yazının tam metnine, Akyol'un İngilizce sitesi TheWhitePath'den ulaşabilirsiniz.

Yazan: WebMaster Tarih: 11:35 PM | Yorumlar (10)

December 17, 2005

Avrupa'nın İslam Endişesine 'Türk İslamı' Çare Olabilir

[17 Aralık 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Aralık ayının ilk günlerinde, "Türkiye, AB ve İslam" konulu bir panelde konuşmak üzere Amsterdam'daydım. Hollanda'nın "ultra-liberal" kültürüyle ünlü bu kentinin yanında, politik başkenti Lahey'de de bir dizi toplantı ve görüşmeye katıldım. Konu hep Türkiye ve İslam, konuyu merak edenler ise hükümet yetkilileri ve aydınlardı.

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:37 PM | Yorumlar (0)

December 16, 2005

'Muhalefet'in Üslubu ve Düzeyi Üzerine

Yazılarıma destekleyici yorumlar kadar itirazlar da alıyorum ve bu çok normal. Ancak bu itirazların bir kısmı çok ilginç: Bu tür itirazların sahipleri ortaya koyduğum görüşlere karşı aksi yönde argümanlar getirmek yerine, sadece öfke dolu protestolar yağdırıyorlar...

Örneğin "Büyüklere Masallar (I): 'Araplar Osmanlı'ya İhanet Etti'" başlıklı yazım üzerine, "Türk milletinin milli duygularını yalanlarla dolanlarla zayıflatma çabalarıyla hiç kimse bu milletin kalbinden ve beyninden söküp atmaya gücü yetmez" diye başlayan yorumlar geldi.* Onaylamadığım diğer bazı yorumlarda "Arap yalakalığı" gibi çirkin suçlamalar da var. Daha önceki yazılarımda da benzer tepkilerle karşılaşmıştım.

Burada şaşırtıcı olan şu: Bu tepkileri veren muhalif okurlar — ki onlar gibi düşünen daha pek çok insan var, yani birer "örnek vaka" sayılırlar — ele alınan meselenin olgusal yönüyle hiç ama hiç ilgili değiller. Örneğin Arapların gerçekten de bir bütün olarak Osmanlı'ya ihanet edip etmediğini hiç bir şekilde sorgulamıyorlar. Meselenin böyle olmadığını gösteren tarihsel verilerle, alıntılarla, akademik kaynaklarla karşılaşıyorlar; ama hiç bir şey fark etmiyor. Onların dünya görüşüne göre, Arapların hain olmuş olması gerekiyor. O kadar... Bundan farklı bir gerçeklik mümkün değil. Aksini söyleyenler ise mutlaka hain, "gerici", "şeriatçı" veya "satılmış" ve kirli emeller peşindeler. Bu da, yine, sorgulamaksızın inandıkları bir dogma.

Oysa birisi bana "senin savunduğun görüş şu yüzden yanlış" diye bir argüman sunsa, "öyle mi, bir bakalım" der, dinlerim. Sözünü ettiğim türde öfkeli muhalif okurlarda ise, dinlemek ve dinlediğini anlayıp ona göre kendini sorgulamak gibi bir eğilim yok.

Bu durum bana çok enteresan geliyor ve nedenini bir süredir düşünüyorum. Belki de sebep, sözkonusu okurların inandıkları felsefi ve siyasi -izm'lerin, ancak olgularla yüzleşmemek ve bunları dile getirenlere karşı köpürmek sayesinde ayakta kalabiliyor olmasıdır. Yani bu şizofrenik alarm psikolojisi olmasa, zaten geriye başka bir dayanak kalmayacak olabilir. Dolayısıyla belki de onlardan bu psikolojiden vazgeçmelerini istemekle, haksızlık etmiş oluyoruz. O yüzden kendilerini fazla zorlamayacak, sadece olguları ele almaya devam edeceğim. İlgilenenler için...

* Anlatım bozukluğu yorumun orjinalinde vardır.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 09:41 AM | Yorumlar (0)

December 12, 2005

Büyüklere Masallar I: Araplar Osmanlı'ya İhanet Etti

Osmanlı İmparatorluğu yönetimindeki OrtadoğuHürriyet gazetesinin tarih yazarı Murat Bardakçıoğlu'nun bugün yayımlanan "Din birleştirici unsursa Osmanlı İmparatorluğu neden battı?" başlıklı yazısı, dikkat çekici. Bardakçı, Başbakan Erdoğan'ın "Türkiye'de din birleştiricidir" sözünü eleştirirken "Din meselesi bu kadar bağlayıcı ise, biz, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma sürecinde devletin hákim ve en kalabalık unsuru olan Müslümanlar’dan neden kazık yemiştik ve Anadolu’da cumhuriyetin ilk yıllarında çıkan ayaklanmaların bahanesi neden hep ‘din’ olmuştu?" diyor.

Aslında Bardakçı yeni bir şey söylemiyor: Türklere 80 yıldır anlatılan bir masalı tekrar ediyor. Bu masal, "Araplar ve diğer 'Müslüman kardeşleriniz' I. Dünya Savaşı'nda sizi sattı" diye başlar ve "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" diye de noktalanır. Türk'ün özellikle de Müslüman dostu yoktur...

Masal budur. Peki gerçek nedir?

Yazının devamı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:41 PM | Yorumlar (48)

December 09, 2005

Evrim Teorisi Yüzünden 'Sürülen' Öğretmenlere Dair

Bugünkü Radikal gazetesinin manşetten girdiği bir haberde, "Mersin'de beş öğretmenin 'evrim teorisi yüzünden' sürüldüğü" yazılı. Bu haber, eğer doğruysa, elbette son derece büyük bir yanlışa işaret ediyor. Evrim teorisi Türkiye'de müfredatın bir parçasıdır, öyle kalmaya devam etmelidir ve elbette öğrencilere de öğretilmelidir. Yapılması gereken, evrim teorisiyle, daha doğrusu Darwinizm ile çelişen bilimsel bulguların da müfredata eklenmesi ve alternatif bir teori olan Akıllı Tasarım'ın da öğrencilere anlatılmasıdır.

Kısacası, her konuda olduğu gibi bu konuda da izlenmesi gereken doğru eğitim yöntemi, bilgileri öğrencilere objektif bir biçimde sunmak ve onların bunlar üzerinde düşünüp, tartışıp, kendi perspektiflerini geliştirmelerine yardımcı olmaktır. Bu nedenle "evrim sürgününü" — dediğim gibi, eğer gerçekten varsa — kınıyorum.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 11:44 AM | Yorumlar (3)

December 02, 2005

İngilizce Makale: Under God or Under Darwin?

Charles DarwinMustafa Akyol'un "Under God or Under Darwin?" (Tanrı'nın mı yoksa Darwin'in mi Egemenliği Altında?) başlıklı İngilizce makalesi, Amerikan sağının en köklü ve etkin düşünce dergisi olarak bilinen National Review dergisi tarafından yayınlandı.

"Akıllı Tasarım Medeniyetler Arasında Bir Köprü Olabilir" altbaşlığını taşıyan makalede, Akıllı Tasarım teorisinin kültürel ve dini etkileri ele alınırken, Batı ve İslam dünyası arasında son 150 yıldır yaşanan kültürel gerilimin önemli bir nedeninin, Batı'nın materyalizminin Müslümanlar tarafından tepkiyle karşılanması olduğu vurgulanıyor. Makaleye göre Akıllı Tasarım bu yönden çok önemli, çünkü bu teoriyle birlikte "ilk kez Batı medeniyeti materyalizmin kaynağı değil onun panzehiri gibi duruyor." Makalede Akıllı Tasarım teorisine yönelik kimi "bilimsel" eleştirilerin ardındaki bağnaz materyalist yaklaşım da, özellikle Darwinist biyolog Jerry Coyne'un yazıları eleştirilerek, ortaya konuyor.

Yazan: WebMaster Tarih: 04:48 PM | Yorumlar (3)

Kadına Ayrımcılık, İslam'dan mı, Gelenekten mi?

AKP'li bir bakanın eşinin ayrı bir masada yemek yemesi üzerine, medyadaki "sekülerist düşünce polisi" yeniden ayağa kalktı ve "dincilerin bağnazlığı" üzerine koro halinde söylenmeye başladı. Bu söylenmenin ne denli yüzeysel ve bilgisizce olduğu, Taha Akyol'un köşesinde iyi izah edilmiş. Murat Belge ise Radikal'deki yazısında aynı konuda şu yorumu yapmış:

AKP için 'İslamcı' deniyor, 'muhafazakâr' deniyor. Bu sıfatlarla anılmayan toplumsal kesimler kadın-erkek ilişkilerinde nasıl davranıyor, bu toplumda?... Kurulduğundan beri içine bir kere kadın ayak basmamış bütün o kahveleri düşünün. Oyun oynayan, fosur fosur duman saçan o adamlar 'şeriatçı' mı hepsi birden? İçeri giren kadına kötü kötü bakmayı AKP mi öğretti onlara?... Devrimci köylünün köyünde, evinde kaldım. Aile reisi Mao'cu olmuştu. Aile içinde herkes de onu izlemişti, doğal olarak. Ama o kalabalık ailede ev halkı akşam yemeğine bir arada oturmuyordu. Yemek, ayrı odalarda yeniyor, bizim oturduğumuz odaya kadınlar yalnız dolu tabak getirip boş tabak götürmek için geliyorlardı...

Kısacası toplumumuzda kadını "ikinci sınıf vatandaş" olarak görme yönünde bir eğilim gerçekten de var. Ama bu İslam'ın veya ona inanan "dincilerin" ürettiği bir sorun değil. Dine de bulaşmış, ama aslında dinin değil geleneklerin ürettiği bir sorun. Çözümü için bir taraftan din ile geleneği ayrıştırmak, bir taraftan da gelenek üstünden dine saldıran bağnaz seküleristlerin propagandasını etkisizleştirmek gerek...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: 01:51 PM | Yorumlar (4)