« Evrim, Pandalar, Aptallık ve Cehalet | Ana Sayfa | Kılıçbay'la Yeniden—Bilimsel ÇapanoÄŸulları ve Materyalizm »

October 23, 2005

Ahmet Altan'dan Din Üzerine İlginç Duygular

Ahmet Altan'ın bugünkü Hürriyet'teki "Cami ışıklarına bakan çocuk..." başlıklı yazısı, okumaya değer. Herkese öneririm. Bir ateist olan Altan, çocukluğundaki inançlı yıllarını, iftar sofralarını, teravih namazlarını özlemle anmış. Dahası, "içinde bir vahşetle, bencillikle hatta kötülükle doğan ve ölüm gibi karanlık bir yok oluşla varlıkları sona eren insanların gelişiminde, yaşama gücü buluşunda, ahlakı yaratışında, vahşetini sınırlayışında dinin çok önemli kültürel bir değer olduğunu" nasıl fark ettiğini anlatmış. Allah hakkında ise, "Varlığına inanmıyorum ama o varmış gibi hissetmekten hoşlanıyorum" demiş.

Turan Dursunvari "gözünü nefret bürümüş tepki ateizmleri" bir kenara bırakılırsa, hayattan demini almış pek çok ateistin geldiği noktadır aslında bu. Dinsiz bir yaşamın insan doğasındaki tahribatını bizzat yaşar ve "keşke inanabilseydim" derler. İnanamamalarının nedeni ise, Allah'ın varlığını irrasyonel (akıl dışı) bir inanç olarak tarif eden, dahası Allah'ın varlığına dair kanıtları gözlerden uzak tutup diskalifiye eden materyalist felsefedir. Modern dünyada "akıl" ve "bilim" kavramları materyalist bir temele oturdulduğu için, "akılcı" olmakla Allah'ı kabullenmek, ister istemez çelişik durumlar gibi görülür. Nitekim Ahmet Altan da çocukluğundaki dindarlığı anlatıp, "Sonra büyüdüm, inanmanın huzurundan aklın huzursuzluğuna geçtim" diyor.

Ama buradan daha ileri gitmek de mümkün. Amerikalı hukuk projesörü ve yazar Phillip E. Johnson da "dini incelediğimde, 'yazık, keşke doğru olsaydı' diye düşünmüştüm" der. Johnson bugün inançlı bir Hıristiyan ve Akıllı Tasarım hareketinin en önemli beyinlerinden biridir. "Keşke doğru olsaydı" dediği şeyin zaten doğru olduğunu ise, materyalizmi çözümlediğinde görmüştür. İşte bu nedenle materyalizmi eleştirmek, neden "bilimin temeli" değil, aksine ona aykırı olduğunu ısrarla göstermek gerekiyor.

Bir de şunu düşünmek gerek: Acaba din neden insana huzur veriyor? İnsanın doğası ile din arasındaki bu uyum, ikisinin birbirine uygun olarak "tasarlandığını" gösteriyor olmasın?...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: October 23, 2005 12:47 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

-Yazdıklarım daha once yazıldı mı bilmiyorum, tekrar etmis olmak istemem ama daha onceki yazilarin kaybolmasina(en azından gecici olarak) sebep olan teknik aksaklıktan once okuyamamış olmamı, siz ve yazıları onceden okuyanlar mazur gorur umarım-

Siz bulundugunuz konum icabı AT ile olan ilgisine dikkat cekmissiniz dogal olarak. Ama benim dikkatimi fazlasiyla korku-sevgi ikilemi cekti. -AT de dahil olmak uzere- ogrenecegimiz cok sey var, ozellikle Allah ın insanlara "sadece! korkulacak bir varlik" olarak takdim edilmesinden ne elde edilir, ne kazanılır (kaybedilir!) ogrenilmesi lazim. İnandıgını iki degisik sekilde yasayan kisilerin arasındaki farkı, Tanrıya inanmayan Ahmet Altan gibi birinin farkedipte Allah ın farketmeyecegini mi sanıyoruz..

Onun hissettigini dile getiren ama sizin gibi arkasinda ne olduguna, "inanıyorum dedigimde ki huzur nedir?" sozuyle dikkat ceken Tolstoy gibi niceleri var. En ilkel kabilelere bile gidildiginde bir Tanri inanclarinin oldugu ve kendilerine gore bir Tanrı tasavvurlarının oldugu goruluyor, bu da dediginiz ihtiyacin veya yatkinligin bir sebebi oldugunu gosteriyor, "tasarlanmis" olabilecegini dusunduruyor. Ama ben bu iliskili tasarlamanın sizin dediginiz gibi "insan dogasi ve din" arasında degil "insan dogasi ve Allah" arasında oldugunu dusunuyorum. Farkli dinlere inanan insanlar pekte digerini huzurlu bulmuyor, huzur bir Yaratıcıya inanılınca duyuluyor, dinler ise butun inancı derleyip toparlıyor ve bir kemale ulastırıyor, mensup olunan dinin butunlugunu ve derinligini anladikca insanın huzuruda artıyor muhakkak. yalnız demek istedigim dinler ayrıca konusulur ama insandaki Tanrı inancına yatkinlik, inandıgındaki huzur dinlerden once Yaratıcının var olabilecegine isaret ediyor gibime geliyor.

Selam ve Saygılar..

Yazan: Yasemin Tarih: December 28, 2005 04:05 PM

selamlar.her halukarda bir insan Allh'ı aklıyla bulabilir.mustaka kemal kesinlikle ataist degildir.bu kadar zeki konuşan bir insan asla aklını mantıksız konulara yormaz.diye düşünüyorumve dedigimin arkasındayım.lütfen bu şekilde düşünüp insanların kafasını karıştırmayın.sagcılar dini solcularda atamı öne sürüp ortalıgı karıştırıyorlar.gündemde ele alınır hiçbir parti yok.müslüman ülkesinde baş örtüsü tartışılır mı?atam olsaydı görürdüm sizleri.hayırlı günler.

Yazan: gülçin Tarih: February 25, 2006 03:16 PM

ben lise ögrencısıyım ve seriat yönetimini savunuyorum artık toplumdaki bu pislikleri ve namussuzlukları din bitirecek mahserde görüsürüz bos insanlar RABBİM hepinizi dogru yola iletsin insallah\ vesselam

Yazan: Anıl Öztürk Tarih: May 5, 2006 07:04 PM

Mustafa Kemal'in müslüman olmadığını hiçbirşeye dayanmadan düşündüğümü sanmıyorsun heralde.demis vinci.ama o arkadasimizin,yazi sonunda belirtmek istedigini idrak etmemis.eger boyle bir durum sozkonusuysa o halde ataturk ikiyuzlu yani YALANCI oluyo.ne dersiniz olabilir mi?

Yazan: omer Tarih: June 25, 2006 02:09 AM

Doğa daki işleyiş iki yüzü keskin bir bıçak gibi. Birinci yüzü korkunç düzeyde düzen ve anlam içeriyor. Düşünen bir varlığın bu yöne bakıpta Evrendeki bir tasarımcı ve yaratıcıyı görmemesi ya da böyle bir sonuca ulaşmaması mümkün değil. Doğanın bir başka boyutu kaos ve anlamsızlıktır. Mesela hiçkimse bir ana serçenin , ya da sincabın yavrusunun yılan tarafından yutulurken çektiği acının nedenini ve anlamını açıklayamaz. Yani bu evrende bir ana sincap ve ya serçe neden acı çeker?Hiç kimse bu durumu '' mümkün dünyaların en iyisi '' teziyle bir açıklama getirmesin, çünkü Allah eğer Allahsa hiç acının ve kötülüğün olmadığı dünyayı yaratmaya muktedirdir.Bunun yanısıra iyiliğin ancak kötülükle anlaşılabileceği tezi de fazla tutarlı değil.Çünkü Allah eğer isteseydi kötülük olmadan da iyiliğin anlaşılabileceği bir evren yaratırdı. o halde en büyük problem Evrende ki kaotik yapı, kötülük ve yer yer anlamsızlık problemidir. Düşünen kafaları ateizme götüren en önemli hususlar da bunlardır.

Yazan: yusuf çokbilir Tarih: July 14, 2006 01:13 PM

Yazıyı ve yorumları okuduyunca çok üzüldüm. Maalesef tarihimizi bilmiyoruz ve günümüzü daha iyi göstermek için de bol keseden ahkam kesiyoruz. Evet Osmanlı eğrisiyle doğrusuyla 600 sene hüküm sürdü ve ardında şanlı bir tarih, küllerinde de şanlı bir Cumhuriyet bırakarak tarih sahnesinden çekildi. Bugün Vatanımızda rahat ve huzur içinde yaşıyorsak bunu Mustafa kemal Paşa'ya borçlu olduğumuz gibi vatanını terkedip açlık ve sefalet içinde ölümü göze alan fedakar Sultan Vahdettin Han'a da borçluyuz.

Son Halife'nin tutumuna gelince. Halifelik İslam dünyasına lider olan ülkenin hükümdarlığıdır ki Abdülmecid Efendi hiçbir devletin başı olmadığı için zaten hiçbir zaman da meşru halife olamamıştır. Ayrıca dediğim gibi halife bir dini makam değil bir siyasi makamdır. Yani halifeliği Papalık olarak değerlendirmek tarihi bilgi eksikliğidir. Dolayısıyla Müslüman bir ülkenin başının mutlaka ülema olması gerekmez. Nitekim şimdi de hiçbir Cumhurbaşkanı ulema değil ama hepsi İslem Konferansı örgütü toplantısında temsilci değil mi.

Dedelerine küfredenler birgün gelip de torunlarının da kendilerine küfredeceğini unutmasınlar.

ALLAH DEVLETİMİZE ZEVAL VERMESİN.

Yazan: Mahmut OsmanoÄŸlu Tarih: September 23, 2006 03:36 AM

İyi günler,23.11.2005 tarihli''Son Halife,Modernite ve Ruhat Mengi'' başlıklı yazınıza ''Ece'' ismiyle yazılan ve üzerine yapılan yorumları yeni ve tesadüf eseri okuduğum için ancak şimdi yazabiliyorum.
Son Osmanlı Şeyhülislamı Es-Seyit İstanbullu Mehmet Nuri Medeni Efendi'dir. Müderrislik,Kazaskerlik,Evkaf Kadılığı,Mısır Kadılığı gibi çeşitli görevlerden sonra 26.9.1920-4.11.1922 tarihleri arasında son Şeyhülislam olarak görev yapmıştır.İstanbul'da 19.11.1859-29.7.1927 tarihleri arasında yaşamıştır.Üç kızı bir oğlu olmuştur.Kendisi anneannem Şerife Kamile Firdevs Yüksel'in babası
olmaktadır.Bu konudaki bir yazıyı Sadık Albayrak'ın ''Son Devir Osmanlı Uleması'' Cilt 3
sayfa 265-267 arasında bulabilirsiniz.Bu bilgilerin dayanağı ise sicil defteri,c.2,sh.97,sicil dosyası no.768 olarak
verilmiÅŸtir.
Keriman Halis belki bir Şeyhülislamın torunu olabilir ama son Şeyhülislam olan dedemizin soyunda, sağında solunda ve devamında Keriman Halis isminde hiçkimse olmamıştır.Gerçek ismi Keriman Halis değilse,ailemizden hiç güzellik
yarışmasına giren olmamıştır,hiç duymadım.
Uzun bir ulemalar seceresine sahip ailemizde, düşününce beni de şaşırtan, ''Cumhuriyet''e hızlı bir intibak olmuş.Bu durumu da o günlerin şartlarına bağlıyorum.Dini vecibelere saygılı, yüksek eğitime çok önem veren, çağının gereklerine de tam ayak uyduran,terbiye,saygı
vs konularında Osmanlı olmuş ama çok modern bir aile.Yani mayo giymek vs üstünde konuşulmayı bile akla getirmeyen bir konu.Ama o zamanlar için güzellik yarışına girmek ve bu amaçla mayo giymek herhalde ailemizde hoş karşılanmıyacak ve bize yakıştırılamıyacak bir konu olarak görünüyor.
Saygılarımla.


Yazan: Firdevs Memba Tömek Tarih: October 5, 2006 12:52 PM

Evet, tek-tanrılı dinler ne güzel huzur veriyor insana. Aynen Floridalı 21 yaşındaki Ronnie Paris'in 3 yaşındakini oğlunu kız gibi davrandığı için gay olmasın diye döverek öldürmesi gibi. Yanlış okumadınız, 3 yaşındaki oğlunu kız gibi davrandığı için gay olmasın diye döverek öldürdü, ve çocuk ölmeden önce komada yatarken, açıp bütün imanıyla Hristiyanlığın "Mein Kampf"'ını okumaya başladı. Ne adam!

http://downwithtyranny.blogspot.com/2005/07/man-beats-gay-son-to-death-son-was-3.html

Yazan: Pagan Tarih: October 5, 2006 06:35 PM

@Pagan

tek tanrılı dinler ile Mein Kampf arasındaki ilişkiyi anlayamadım, rica etsem açıklar mısınız?

Yazan: VolkanS Tarih: October 5, 2006 11:39 PM

Volkan, daha önce bir yorumumda yazmıştım. Tek-Tanrılı dinler büyük oranda Nazizmle aynı.

-Tek Tanrı-Tek Fuhrer
-Otoritesi Sorgulanamaz-Aynen
-Sorgularsan Cehenneme Gidersin-Sorgularsan Toplama kampına gidersin
-Ona inanmazsan Cehenneme Gidersin-Ona inanmazsan toplama kampına gidersin.
-Onun dediklerini yapmazsan Cehenneme Gidersin-Onun dediklerini yapmazsan toplama kampına gidersin.
-Müslümanlar kafirlerden üstündür-Aryanlar diğerlerinden üstündür
-EÅŸcinsellik yasak-EÅŸcinsellik yasak
-Kadın ikinci sınıf vatandaş-Aynen
-Yahudileri lanetliyor-Aynen
-Åžiddete teÅŸvik ediyor-Aynen

Yazan: Pagan Tarih: October 6, 2006 01:53 AM

Pagan,

kadınlar, yahudiler vs. benzetmeniz içerik yönünden eleştirilebilir. ama buna gerek bile yok. çünkü usulünüz yanlış. Kafanızda nazizm ile dinleri birleştirmişsiniz sonra da buna uygun deliller bulmuşsunuz. Bu şekilde ben nazizmi TSK ya, fenerbahçe futbol takımına , bir öğrenci topluluğuna, bir aileye ya da başka bir şeye benzetebilirim.

mesela TSK ya kadın - homoseksüel alınmaz. itaatsizlik edenler hapse atılır, komutanın otoritesi sorgulanmaz falan filan. Şimdi bu sapığın hareketlerinden yola çıkıp TSK ya laf atabilir miyiz?

Bir de aksine nazizm ile tek tanrılı dinler neredeyse birbirinin zıddıdır. Pagan nickini almış biri olarak bunları bilmeniz gerekir.

biraz mantık lütfen...

Yazan: VolkanS Tarih: October 9, 2006 11:03 PM

Mustafa Bey,
Bir kaç gün önce ''son''şeyhülislam hakkında düzeltici bilgi mahiyetinde bir yazı göndermiştim.E-mail adresimi yanlış yazmış olabileceğimi düşünüp tekrar yazıyorum. İnternet vasıtasıyla öğrendiğim ve varlığını şimdiye kadar bilmediğim pek çok ortamda nedense bir ''son şeyhülislam'' merakının olduğunu keşfetmek çok garip geldi bana.Kimisi ısrarla Mustafa Sabri Efendi diyor,kimisi isim belirtmeden son şeyhülislam ''torun''u diyor,
kimisi bildiği şeyhülislama ille de ''son''luğu yakıştırıyor.Bu konudaki bilgilerin yeni yeni ortaya çıkarılmasından,yazanların araştırma yapma gereği duymamasından ve düzelten ya da sahiplenen çıkmadığından olsa gerek boşta buldukları ve çok önem verdikleri anlaşılan bir ''payenin'' olur olmaz sahiplenilmesine
şaşırıp duruyorum.Bu yanlışı düzeltmeyi de tarih bilimi,kronolojisi ve gerçekler adına gerekli görüyorum.
Hem baba tarafından hem anne tarafından uzun ve
yüksek makamlı bir ulema şeceresine sahip büyük
dedemiz yani anneannemin babası''Son Osmanlı Şeyhülislamı İstanbullu Mehmet Nuri Medeni Efendi'nin ''son'' olmasının önemi ve nedeni gerçekten ''son'' olması.Kaydı da,sicil defteri,c.2,sh.97,sicil dosyası no.768.
Kendisini de, pek çok kuşaklardan bize taşıdığı derin bilgi,Osmanlı görgüsü,inceliği ve hakkettikleri makamlarla birlikte saygıyla ve gururla anıyorum.Tarihi açıdan da,o günlerin şartlarında bulunduğu ortamın gereklerini yerine getirmiş olduğunu düşünüp kendisinde ''son'' olması dolayısıyla yargılanacak bir taraf göremiyorum.Kendisini de hiç unutmuyorum.
Bunun dışında son hükümet ile birlikte istifa etmiş olup maaş bağlanmadan yaşamına İstanbul'da devam etmiştir.Her birimiz bazen çok iyi,bazan ağır hayat şartlarıyla,felaketlerle uğraşmak zorunda kalmış olarak hayat gailesiyle ve tam laik olarak iyi kötü yaşamımıza devam ediyoruz.Kendi adıma,çocuğuma eğitimin önemini atalarını örnek gösterek anlatıyorum.Aileden gelen derin ''görgü''nün bu devirde artık izlerini kaybettiğimiz dar bir ''kendimiz'' gibiler dışında hiçbir işe yaramadığına da şahit oluyorum ama ümidimi kaybetmiyorum.Hele size ait olan manevi aile mirasının ''asalet'' adına başkaları tarafından sahiplenmeye çalışılmasına hayretle bakıyorum.Ayrıca,''Son'' şeyhülislamı, adı ne olursa olsun sahiplenenlerin acaba beyinlerinin bir köşesinde ileriye yönelik dini bir miras özlemi mi var nedir?
Şimdiye kadar yazılmamış gerçek''son''şeyhülislam
hakkında naçizane bir yazı olması dileğiyle.
Saygılarımla.


Yazan: Firdevs Memba Tömek Tarih: October 10, 2006 12:28 PM

pagan adlı vatandaşa kesinlikle katılmıyorum. Böyle ezber konuşmayla islam anlaşılmaz ve anlaşılmayan bir şey hakkında da yargı vermek adaletsizliktir.

Yazan: yusuf çokbilir Tarih: October 12, 2006 07:47 PM

NEDEN TEK TANRI İNANCI?

Socrates Eski Yunan egemenleri tarafından baldıran zehiri içerek ölüme mahküm edildi. Gerekçesi eski yunan gençlerini dinsizleştirmekti. Oysa Socrates dinsizleştirmek bir yana gerçek inanca davet ediyordu tüm Yunan gençliğini ve tüm insanlığı. Bu gerçek inancı, tek tanrı inancı ya da tevhid inancı idi.

Benim kişisel kanaatim tek tanrı inancı esaretin değil gerçek özgürlüğün manifestosudur. Çünkü insan tek tanrıyı kabul ettiğinde bütün köleleştirici unsurlardan bağını koparmış oluyor. Çünkü Allah var ise eğer, ve o tek ise , ve yine o her şeye gücü yeter ise eğer o zaman hiçbirşey tapmaya ve tapılacak derecede önemsenmeye, sevmeye, korkulmaya değmez. Oysa Tanrı yok ise ya da o çok sayıda ise herşey tehdit unsurudur ve dolayısıyla herşey özgürlüğümüzü yok edecek kudrete sahiptir.

Allah bütün dostların tükendiği yerde karşımıza çıkan tek dosttur. Hiçbirşeyin yardımcı olamadığı tenhalıklarda tek tutunacağımız daldır o. Bu inancı afyon ya da züğürt tesellisi olarak kabul edebilirsiniz, ama insanoğlunun bu uçsuz bucaksız evrende ondan başka yöneleceği hakiki sığınağı yoktur.

Allah inancı bazılarının zannetttiği gibi bizim haksızlıklara karşı mücadeleci olmamızı ortadan kaldıran bir unsur değil aslında haksızlığa başkaldırmamızın en önemli motivasyon kaynağıdır. İnanmayan Atatürkün Çanakkale savaşında tuttuğu notlara baksın.
Ölümün mutlak olduğu bir ortamda Türk askerlerinin mücadeledeki en önemli motivasyon kaynakları neydi? Elbetteki Allaha duyulan şeksiz şüphesiz kesin inançtı.

Bana göre Sağlam bir Allah inancı Devrimci mücadelenin de , Haksızlığa karşı mücadelenin de , özgürlük mücadelelerinin de , anti emperyalist mücadelenin de temelidir.
Bırakın bu oryantalist kafalıların tevhid inancı ile faşizm eşleştirmelerini.

Biraz okyun arkadaÅŸlar.
Hz hüseyin i okuyun, Ömer Bin Abdülazizi okuyun,Hz Aliyi okuyun, Ebu zer i Giffari yi okuyun.

Ayn el kuzzatı okuyun.
Muhammet İkbali okuyun.
Ali Åžeriatiyi okuyun.
Mehmet Akifi okuyun.
RaÅŸid el gannuÅŸi yi okuyun

Anlıyorum sizi sizler din adına ortaya çıkan zalimlere karşı tepki ortaya koyuyorsunuz. Ama dinin tümü adına genelleme yapmanız büyük hata. Din faşizme ve emperyalizme çanak tutmaz özü itibarıyla.Sapla samanı birbirine karıştırmayın.Din adına ortaya çıkıp din düşmanlığı yapanların yaptıklarının faturasını ne olursunuz Allaha ve dine kesmeyin ne olursunuz.

Yazan: yusuf çokbilir Tarih: November 11, 2006 05:58 PM

RUHAT MENGİ'NİN DİKKATİNE
sayın ruhat mengi öncelikle fikirlerinize kesinlikle katılmıyorum her açıdan adlı programınızda bardakoğluyla yaptığınız tartışmayı izledim ve kanım dondu öncelikle misafirinize saygınız olsun bunu öğrenin.....yorum yapmasına izin vermeden tabiri caizse lafı sürekli ağzına tıkadınız....evet fikirleriniz uyuşmayabilir ama programınıza katılan heleki diyanet işlerinden katılan birisine bu şekilde yaklaşmanızı hiç beğenmedim...yazar yada gazeteci olmanız size her şeye yorum yapmanız hakkını vermez HELEKİ DİN YANİ İNSANLARIN EN ÖNEMLİ KONULARINDAN BİRİNİ ELEŞTİRİP YORUM YAPMA HAKKINI VERMEZ....SİZİN GİBİ İNSANLAR OLDUĞU SÜRECE TÜRKİYEDE İŞİMİZ ZOR..ama tabi herkesin kendi fikri....saygılarımla...

Yazan: ceyda Tarih: January 28, 2007 03:07 PM

Mustafa Akyol televizyondaki konuşmalarından dolayı size teşekkür ederim.pozitif bilimlere inandığını söyleyen Ruhat Mengi,Can ataklı ve onların anlayışındaki kişiler sosyolojinin verileri olan bazı araştırmaları işlerine gelmediği için kabul etmemektedirler.Militarist ve ideolojik takıntılarıyla cumhuriyeti koruyacaklarına inanıyorlarsa yanılıyorlar özellikle Ruhat Mengi hanım efendi mimikleriylede olsa islama ve müslümanlara duyduğu kini ve nefreti kusmaktadır.Televizyon ekranına çıkıp birşeyleri korumak adına kendi ideolojik saplantılarını dillendirmekten başka birşey yapmamaktadır.O kadar paradoksal ifadeler kullanıyor ki bir taraftan bir kutsala bağlı olduğunu bir tarafdan da kutsal adına ne varsa ona hakaret ettiğinin farkında değil böyle ufku dar vizyonu yarım insanların medya potronlarına yakın olmaları ve bir gazete köşesi veya televizyon ekranını işgal edenler şunu bilmelidirler ki globalleşen dünyada sizin gibilerin artık ahkam kesmeleriyle bu toplum şekillenmemektedir. Lütfen bir konu hakkında konuşurken biraz araştırırsanız özellikle dini konular hakkında cehl-i Mürekkep kimliğinizle sırıtıyorsunuz.Proğramınızı yönetirken de sesinizi yükselterek insanlara görüşlerinizi dikte ettirmeyiniz.Şunu unutmayın ki sayın Ruhat Mengi hayat sadece sizin doğrularınızdan ve inançlarınızdan ibaret değildir.Biliyorum ki sizde bu düşüncelerinizle kemalist ideoloji adına bu ülkede nemalanarak burujuvazi bir yaşam sürmektesiniz...tabi sizin gibiler yaşamlarınızdaki bu büyük pastayı birileriyle paylaşmak istemediğiniz için halka fil külelerinden bakmaya devam edersiniz. Şunu unutmayın ki insan fanidir. Sizde bu fanilerden birisiniz hiç olmasa zaman yenik düşecek olan bedeniniz ve ruhuhunuzla geriye dönüp baktığında utanç verici hakaretlerinizden utanırsınız inşaalah...sizin gibi düşünmeyen ama sizin gibi düşünen insanların varlığından goçunmayan aynı zamanda sizin mutlak varlığınıza saygı gösteren biriyim. Lütfen sizde ben ve benim gibi düşünmeyen bütün farklılıklara höşgürüyle bakmayı öğrenin. Rejim ve kurumlar sizin gibilerin tekelinde değildir.Bırakın artık ülkemizde Kutsal devlet anlayışı değil kutsal insan anlayışı hüküm sürsün şunu biliniz ki insan ne kadar yüceltilirse devletlerde o kadar yücelir...

Yazan: vadat Tarih: May 20, 2007 02:45 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)