« 'Kusurlu Tasarım' İtirazları Hakkında İkinci Bir Hatırlatma | Ana Sayfa | Akıllı Tasarım 'Test Edilebilir' Bir Teori midir? »
September 21, 2005
Nasıl Var Olduğumuz Neden Önemlidir?
Bazı okurlar -- örneğin sayın "Müzmin Anonim" -- Akıllı Tasarım teorisinin ve dahası bu teorinin ele aldığı "yaşam nasıl var oldu" sorusunun niçin önemli olduğunu soruyor. Sorunun ardındaki yaklaşımı anlamak açıkçası çok kolay değil. Yeryüzündeki yaşamın nasıl var olduğu sorusu, biz insanların da nasıl var olduğu sorusunu içeriyor. Buna doğru cevap vermek ise önemli, çünkü verilen cevaplara göre farklı dünya görüşleri oluşuyor.
Yaşamın kökeni hakkında pek çok farklı görüş, açıklama, teori ve inanç bulunsa da, bunları temelde iki kategoriye indirgemek mümkün: Yaratılış ve rastlantısal (doğal süreçlerle) oluşum. Bunların farklı dünya görüşlerine ve inançlara zemin oluşturduğunu görmek ise çok zor değil. Birincisi teizme, yani Allah'ın varlığı fikrine ve dolayısıyla İlahi dinlere, ikincisi ise materyalizme ve ateizme uygun açıklamalar.
Dolayısıyla "yaşam nasıl var oldu sorusunu niçin önemli görüyorsunuz" diyenler, aslında "teizmi veya ateizmi kabul etmek arasında ne fark var" demiş oluyorlar. Bence çok büyük fark var ve dahası bu fark belki de insanlar arasındaki en temel ayrım noktası. Hayatın anlamı, amacı, izlenmesi gereken ahlaki değerlerin kaynağı gibi pek çok soruya verilecek cevaplar, bu ayrım noktasından hareket ediyor.
Akıllı Tasarım teorisinin işaret ettiği en önemli gerçek ise, teizmin aslında ateizme göre çok daha "rasyonel" (akılcı) olduğu. Son iki yüzyıldır modern dünyada çoğunlukla bunun tam aksine inanıldı. Ateizmin veya en azından agnostisizmin "rasyonel" yol olduğu, teizmin ve ona dayalı İlahi dinlerin ise salt "inanca" dayandığını ileri sürdü. (Bu, bazı dindarların, özellikle de Ortaçağ Katolisizmi'nin "fideist" -- yani "inançcı", dini kabul etmeyi hiç bir akılcı delil olmaksızın sadece inanmaya bağlayan -- yaklaşımıyla da desteklenmiş oldu.) Oysaki Kitab-ı Mukaddes'te ve Kuran'da, Allah'ın varlığını kabul etmenin akılcı bir değerlendirmeye dayanması öğütlenir.
Akıllı Tasarım teorisi, söz konusu "akılcı değerlendirmenin" yöntemlerinden biridir. Teori, en önemli öncüsü sayılan Phillip E. Johnson'ın ifadesiyle "teistik realizm"le uyumludur. Teistik realizme göre, Allah'ın varlığı somut bir gerçektir ve içinde yaşadığımız maddesel evrendeki işaretlerden çıkarsama yapılarak anlaşılabilir.
Bu noktadan sonra;
"Böyle şeylere ne gerek var, ben zaten inanıyorum" diyen dindarlar, fideizm yoluna girmiş olurlar ki, bunun sonucunda materyalizm karşısında yenik düşmeye başlarlar;
"Böyle şeyleri kabul etmiyorum, çünkü maddesel evrende, madde-ötesinin kanıtı olamaz" diyerek materyalizmi tartışılmaz bir önkabul olarak alan materyalistler ise, aslında aksine yönde bir fideizm uygulamış olurlar.
Teistik realizmin ve Akıllı Tasarım teorisinin çağrısı ise objektiftir: Gelin, kanıtlar bizi nereye götürüyorsa, oraya gidelim.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: September 21, 2005 12:59 AM


"Bazı okurlar -- örneğin sayın "Müzmin Anonim" -- Akıllı Tasarım teorisinin ve dahası bu teorinin ele aldığı "yaşam nasıl var oldu" sorusunun niçin önemli olduğunu soruyor. Sorunun ardındaki yaklaşımı anlamak açıkçası çok kolay değil."
'Nicin onemli?' sorusunun hala daha pek anlasilamadigini soyleyebilirim. Sorunun ardindaki yaklasimi anlamamis olsaniz bile, cevabin ardindaki yaklasim aciklanmis oldugunuz icin tesekkur ederim, O da bu:
"Yaşamın kökeni hakkında pek çok farklı görüş, açıklama, teori ve inanç bulunsa da, bunları temelde iki kategoriye indirgemek mümkün: Yaratılış ve rastlantısal (doğal süreçlerle) oluşum. Bunların farklı dünya görüşlerine ve inançlara zemin oluşturduğunu görmek ise çok zor değil. Birincisi teizme, yani Allah'ın varlığı fikrine ve dolayısıyla İlahi dinlere, ikincisi ise materyalizme ve ateizme uygun açıklamalar."
"Dolayısıyla "yaşam nasıl var oldu sorusunu niçin önemli görüyorsunuz" diyenler, aslında "teizmi veya ateizmi kabul etmek arasında ne fark var" demiş oluyorlar. Bence çok büyük fark var ve dahası bu fark belki de insanlar arasındaki en temel ayrım noktası. Hayatın anlamı, amacı, izlenmesi gereken ahlaki değerlerin kaynağı gibi pek çok soruya verilecek cevaplar, bu ayrım noktasından hareket ediyor."
Bu paragraflardan da anlasilabilecegi uzere, asil amac, 'yasam nasil var oldu?'ya cevap aramak degil, teizm ile ateizm arasindaki fikirsel kavgayi ortulu bir savas olarak burada da devam ettirmek.
Birincisi, ben bunu durust bulmuyorum. Bu yaklasim (ortulu ve dusuk yogunluklu savas), cagimizda, siyasi arenada, hayli yaygin olsa da, fikir planindaki tartismalari boyle gizli ajandalara perdeleme icin yapmak dogru degil.
Ikincisi, 'Akıllı Tasarım' teorisi zannedildigi uzere, Evrimcilerin ocagina kibrit suyu dokecek ve Tanricilari de abad edecek degil. Olsa olsa bir ucuncu yol, bir sentez olacak:
-- Evrimcilerin ilk varolus hakkinda dedikleri pek tutarli gelmiyor; bunu Akilli Tasarim ile aciklayacagiz.
-- Tanricilarin da yaratiklarin nelere iktidari oldugu konusunda soyledikleri tutarli degil. Bunu da 'Tasarimci tasarladiktan ya da yarattiktan sonrasina karismaz' diyerek aciklayacagiz. (Bkz. 'irade-i cuzi' konusunda yazdiklarim, ve kimsenin tek satir cevap vermedigi yazilar.)
Kisacasi, hem Tasarimcilarin hem de Evrimcilerin burnu kanamis olacak; kimin daha cok kaybi olmus oldugu da tartismali olacak:
-- Evrimciler sayisal degilse de 'siyasal cogunluk' olduklarindan, gozle gorulur (prestij anlaminda) kayiplari yuksek olacak.
-- Tanricilar ise tanri tarifini yeniden yapmak zorunda kalacaklar. Dinler allak bullak olacak.
Sonuc?
Bir imparatorluk olmasina ragmen bir dine hukmetmek sansi hic olmamis olan ABD'nin yeni bir din peydahlamasinasina zemin hazirlamaga kadar gider mi bilmem...
"Akıllı Tasarım teorisinin işaret ettiği en önemli gerçek ise, teizmin aslında ateizme göre çok daha "rasyonel" (akılcı) olduğu. Son iki yüzyıldır modern dünyada çoğunlukla bunun tam aksine inanıldı. Ateizmin veya en azından agnostisizmin "rasyonel" yol olduğu, teizmin ve ona dayalı İlahi dinlerin ise salt "inanca" dayandığını ileri sürdü. (Bu, bazı dindarların, özellikle de Ortaçağ Katolisizmi'nin "fideist" -- yani "inançcı", dini kabul etmeyi hiç bir akılcı delil olmaksızın sadece inanmaya bağlayan -- yaklaşımıyla da desteklenmiş oldu.) Oysaki Kitab-ı Mukaddes'te ve Kuran'da, Allah'ın varlığını kabul etmenin akılcı bir değerlendirmeye dayanması öğütlenir."
Allah'in varligi bir din icin gerekli olsa da, Allah'in dinlerden bagimsiz oldugunu biliyorsunuz, degil mi?
Baska bir deyisle, dinsiz olup Allah'a inanmak mumkundur ve bu sekilde inannalarin sayisi 'Akilli Tasarim' tartismasi sonucunda biraz daha artacaktir.
"Akıllı Tasarım teorisi, söz konusu "akılcı değerlendirmenin" yöntemlerinden biridir. Teori, en önemli öncüsü sayılan Phillip E. Johnson'ın ifadesiyle "teistik realizm"le uyumludur. Teistik realizme göre, Allah'ın varlığı somut bir gerçektir ve içinde yaşadığımız maddesel evrendeki işaretlerden çıkarsama yapılarak anlaşılabilir."
Tasarimcinin varligi bir seyi degistirmez. Ta ki, bir dogma gibi, tasarimcinin kelaminin belli bir din/inancin kitaplarinda oldugunu iddia edinceye kadar... Bu iddiayi ispatlamak icin de, oluyu dirltmek, bakireye cocuk dogurtmak gibi /mucize/ler yetmez, yetmiyor artik.
Kisacasi, mesele teist/ateist olmak degil, dinlerin kredibilitesidir. Bunu da bu tartisma halletmek bir yana, daha da derinlestirecektir.
"Teistik realizmin ve Akıllı Tasarım teorisinin çağrısı ise objektiftir: Gelin, kanıtlar bizi nereye götürüyorsa, oraya gidelim."
Kanitlar... Hangi kanitlar?
Cok olsa, isaretlerin yorumlari diyebiliriz... Ki, bunlar da herkes tarafindan degisik yorunlanabilir... Baska bir deyisle, yanlislanamaz 'kanit' yok.
Her neyse.
Yukaridaki son cumlenizi 'Nicin onemli?' sorusunun dolayli bir cevabi olarak da dusunebiliriz: Darwin yerine yeni bir ahir zaman peygamberi olarak Johnson'u oneriyorsunuz.
Tutarsa ne ala, tutmazsa da 'enjoy the ride'..
O kadar.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: September 21, 2005 04:43 PM
Sayın Müzmin Anonim,
Ortada bir "örtülü" bir şekilde yürütülen bir fikirsel kavga yok ki. Bilakis ben açıkça ateizme karşı teizmi savunuyorum. Ortada "örtülü" bir durum yok iken, sizin bunu vehmetmeniz sonra da buradan hareketle "gizli ajanda"lardan kuşkulanmanız biraz garip geldi bana.
Tasarım Teorisinin İlahi dinlere uymadığı, bir "üçüncü yol" sunduğu iddianıza da katılmak mümkün değil. Teori, canlılığın kökeninin yaratılış olduğunu söylüyor. Bunun ötesinde bir "teoloji" sunmuyor ki... Siz yaratılış bilgisinin üzerine, cüzi irade, külli irade gibi konularda istediğiniz gibi düşünebilirsiniz. İslam'ın bu konuda öğrettiklerini aynen benimseyebilirsiniz. Size kalmış.
Şunu görmeniz lazım: Tasarım teorisi bir din değil, felsefe değil, Allah ile evrenin arasındaki irtibatın tümünü açıklamaya çalışan bir öğreti de değil. Sadece canlılığın kökeni meselesini inceliyor ve buradan yaptığı çıkarım teistik dinlere uygun. Mesele bundan ibaret.
Cüz-i irade gibi konularda yazdıklarınıza bir cevap vermedim, çünkü bu, burada tartışılan bir mesele değil. İlahiyatçılardan daha doğru bilgiler alabilirsiniz belki bu konuda. Aynı şekilde namaz vakitleri, haccın farzları gibi binlerce dini konu var. Bana "Tasarım teorisi bunlara dair ne diyor" diye sorarsanız, cevabım "hiç bir şey" olur.
Tasarım teorisi bırakın böyle salt dini konuları, "Allah'ın tarifi" dediğiniz meseleye dahi girmiyor. Bu, ne bilimin ne de söz konusu teorinin konusu.
Tasarım teorisi bunlara girmiyor diye, insanlar deist olacak ve dinlere inanmayacak diye bir sonuç çıkarmak da yanlış. Zaten fiili durum da bunun aksini gösteriyor. Teoriyi savunan pek çok insan, Hıristiyanlık ve İslam gibi inançlarını koruyor, hatta bunlarda da güçlü ve kararlı davranıyorlar.
Tüm bu konularda yazdıklarınızda bir kafa karışıklığı seziyorum. Aşağıdaki cümleniz de bunu gösteriyor:
"Darwin yerine yeni bir ahir zaman peygamberi olarak Johnson'u oneriyorsunuz."
Ne ilgisi var? Johnson'ın doğru bulduğum bir yaklaşımını aktarmakla, onu "ahir zaman peygamberi" olarak göstermek arasında ne gibi bir alaka kuruyorsunuz?
Saygılar,
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: September 21, 2005 05:04 PM
Sayın Muzmin Anonim,
Sizin gibi 'border-line' agnostik birinin, "dinsiz olup Allah'a inanmak mumkundur ve bu sekilde inannalarin sayisi 'Akilli Tasarim' tartismasi sonucunda biraz daha artacaktir." cümlesini daha temkinli bir kiple bitirmesini beklerdim. Tabii ki siz bu iddiayı belli nedenlere göre ifade ettiniz. Başka biri bu cümleyi "azalacaktır" ile ifade etseydi de ben bunun "tutarlı" bir yorum olmadığını düşünecektim. Çünkü, bu, bir 'bilimsel' teoriden ya da yaklaşımdan yola çıkarak teolojik bir varsayım kurmaktır. Ve bence birebir aralarında mantıksal bir ilişki yoktur. Bu tip bağdaştırmalarda, işin teolojik yönünden ziyade sosyolojik-psikolojik yönlerini de gözönüne almalıyız. Bu da, bu konuda (yani söylediklerinizde) kesin bir çıkarımda bulunmamızın önüne ciddi zorluklar çıkarır.
"Tasarimcinin varligi bir seyi degistirmez. Ta ki, bir dogma gibi, tasarimcinin kelaminin belli bir din/inancin kitaplarinda oldugunu iddia edinceye kadar..."
Akıllı tasarım teorisyenlerinin, bir din tartışması içinde olduklarını görmedim. İslamı ya da Hristiyanlığı, tavsiye eden - akıllı tasarıma göre şu din daha uygundur diyen bir akıllı tasarımcı da tanımadım. Dolayısıyla, sizin deyiminizle bir 'dogma' empozesi içerisinde değiller. Sadece, çok basit olarak, tasarım varsa Tasarımcı vardır, derler. Tasarımcı'yı farkedenin, daha derin inanç ve eylemlerinin hangi din'e uygun olup olmadığı üzerinde bir yorum ya da yönlendirme yapmazlar.
"Kisacasi, mesele teist/ateist olmak degil, dinlerin kredibilitesidir. Bunu da bu tartisma halletmek bir yana, daha da derinlestirecektir."
Akıllı tasarım ve Evrim teorisi arasındaki mesele, "teolojik planda", teizm ve ateizm'in aslında hiç de gizlisi saklısı olmayan ve yüzyıllardır herkesin gözününde cereyan eden fikirsel bir mücadeledir. Bununla ilgili "Gizli ajandalar" var ise, siz bunun nasıl farkına vardınız?.. Adı üzerinde "gizli"..
"Darwin yerine yeni bir ahir zaman peygamberi olarak Johnson'u oneriyorsunuz."
O halde, her düşünceyi bu tip yaklaşımla etiketleyelim. Agnostikleri de, "Siz, Huxley'i, Herbert Spencer'ı, William Hamilton'ı, Leslie Stephen'ı ya da (felsefi açıdan agnostik olduğu bilinen)Russell'ı peygamber olarak öne sürüyorsunuz" gibi bir tezle karşılayabiliriz. Bu tip etiketlemeden bigane kalacak bir düşünce ekolü tanıyor musunuz?
-Sahte- Peygamber, sosyolojik-ekonomik-psikolojik-kültürel-bilimsel, kısaca tüm yaşam paradigmasının değişmesinde etkili olan biridir. Darwin'in ya da daha doğrusu Darwinizm'in tüm bu alanlarda at koşturduğu ve belli değişimleri oluşturduğu biliniyor. Henüz, Johnson'ın sahte peygamber olacağına dair düşünceleriniz sağlam temele dayanmıyor ve dolayısıyla birbaşkasına "bu ismi sahte peygamber olarak öneriyosunuz" iddiasıda havada kalıyor.
Saygılarımla,
Yazan: Abdullah Esin Tarih: September 21, 2005 07:37 PM
[Sayin] Mustafa bey [Akyol], [*]
'Ortada bir 'örtülü' bir şekilde yürütülen bir fikirsel kavga yok ki. Bilakis ben açıkça ateizme karşı teizmi savunuyorum. Ortada 'örtülü' bir durum yok iken, sizin bunu vehmetmeniz sonra da buradan hareketle 'gizli ajanda'lardan kuşkulanmanız biraz garip geldi bana.'
:-)
Semdin Sakik da, eminim, ortada ortulu bir mucadele olmadigini soylerdi...
'Tasarım Teorisinin İlahi dinlere uymadığı, bir 'üçüncü yol' sunduğu iddianıza da katılmak mümkün değil. Teori, canlılığın kökeninin yaratılış olduğunu söylüyor. Bunun ötesinde bir 'teoloji' sunmuyor ki... Siz yaratılış bilgisinin üzerine, cüzi irade, külli irade gibi konularda istediğiniz gibi düşünebilirsiniz. İslam'ın bu konuda öğrettiklerini aynen benimseyebilirsiniz. Size kalmış.'
Dogru bana kalmis. Size de kalmis. Ama, bunu kamusal ortamda yapiyorsaniz, herkesin --benim de, sizin de-- goruslerini ifade etmek hakki hatta gorevi olur.
Teolojinin ugrasi kapsaminda hemfikir degiliz anlasilan.
Tasarim var ise, tasarimci da vardir. Peki, Tasarim var ise Tasarimci kimdir? Kim olabilir?
Dolayisi ile, gulun adini ne koyarsaniz koyun, cok farketmez.
Darwinizm, esasen, tasarim ve tasarimci kabul etmez. Ateist oldugu soylenebilir. Kendisini de bilimsel olarak takdim eder. Bu inancin savunucularinin tabii ki birer 'ahir zaman' peygamberi vardir. Bunlarin kisa bir listesini Abdullah bey verdi.
Bugune kadar Darwinisme dise dokunur muhalefet sadece elinde vahiy kaynakli kitaplar olanlardan geliyordu. Bugun, Tasarim kavramini ortaya atanlar baska birileri. Bilim camiasindan geliyorlar.
Peki, de, Darwinismin yanlisini tekrar etmek nicin? Inanci bilimle ispat etmege calismak, ve onu da elde tekrarlanabilir ve yanlislnanabilir olmayan seylere dayanarak yapmak...
Siz hala daha buna bir teolojik ugras demiyorsaniz, ben ortulu oldugunu dusunurum.
'Cüz-i irade gibi konularda yazdıklarınıza bir cevap vermedim, çünkü bu, burada tartışılan bir mesele değil. İlahiyatçılardan daha doğru bilgiler alabilirsiniz belki bu konuda. Aynı şekilde namaz vakitleri, haccın farzları gibi binlerce dini konu var. Bana 'Tasarım teorisi bunlara dair ne diyor' diye sorarsanız, cevabım 'hiç bir şey' olur.'
Ibadet unsurlari ile iman unsurlarini birbirine karistirmaniz yapmak istediginiz espriye hic de hizmet etmemis.
Tasarim teorisinin 'bunlara ne dedigi', 'bunlar'in ne oldugunu anlasaydiniz, soruldugunda daha anlamli bir cevaba goturebilirdi bizi.
Tasarlanan'in Tasarimci'nin yetkilerine tecavuz etmek noktasinda oldugu bir devirdeyiz ve Tasarimci (eger var ise) 'buna karsi ne yapacak?' sorusu onemsiz olsun...
Ilginc, o zaman, Tasarimci'nin artik elini etegini 'dunya islerinden' cektigine ya da Tasarimci filanin hic olmadigina karar verecegiz herhalde...
Bu da sizin Tasarim Teorinizi nereye goturur bilemem...
"Johnson'ın doğru bulduğum bir yaklaşımını aktarmakla, onu 'ahir zaman peygamberi' olarak göstermek arasında ne gibi bir alaka kuruyorsunuz?"
Yukarida nalatmaga calistim. Inanc konularinda --bilim adami, ya da baska her kisveyle lursa olsun-- referans gosterinlenleri bu sifatla tanimlamak yersiz olmasa gerek.
[*]: Bu 'Sayin'lara oldum olasi hic alisamadim. Bunu yerine 'Mustafa bey' demegi tercih ederim. Sizce bir sakincasi yoksa, tabii ki.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: September 21, 2005 11:38 PM
'Sizin gibi 'border-line' agnostik birinin, 'dinsiz olup Allah'a inanmak mumkundur ve bu sekilde inannalarin sayisi 'Akilli Tasarim' tartismasi sonucunda biraz daha artacaktir.' cümlesini daha temkinli bir kiple bitirmesini beklerdim.'
Temkini ne acidan beklediginize bagli olarak degisir: Kehanet oldugu intibaini veriyorsa, evet, daha temkinli olmam gerekirdi. Ama, sadece gelismlerin gittigi istikamete bakarsak temkinli olmami cok beklersiniz ;-)
'Tabii ki siz bu iddiayı belli nedenlere göre ifade ettiniz. Başka biri bu cümleyi 'azalacaktır' ile ifade etseydi de ben bunun 'tutarlı' bir yorum olmadığını düşünecektim.'
Nicin oyle dusuneceginizi tahmin edebiliyorum. Ama, Tasarimcinin varligini kabul ettiginiz anda, 'tasarlanan'larin tasarimcinin kita sahanligina girdigini gordugunuzde Ibrahimi dinlerin cok ciddi sorunlari olacagini, bu dinlere inananlarin yasayacagi celiskileri siz goremiyor musunuz?
Sonuc ne olacak sizce, ortaya cikmis olacak olan yeni realiteyi mi reddedecegiz, yoksa yepyeni ve belki de dinlerin temel taslarini yerinden oynatacak ictihatler mi gerekecek...
'Çünkü, bu, bir 'bilimsel' teoriden ya da yaklaşımdan yola çıkarak teolojik bir varsayım kurmaktır. Ve bence birebir aralarında mantıksal bir ilişki yoktur. Bu tip bağdaştırmalarda, işin teolojik yönünden ziyade sosyolojik-psikolojik yönlerini de gözönüne almalıyız. Bu da, bu konuda (yani söylediklerinizde) kesin bir çıkarımda bulunmamızın önüne ciddi zorluklar çıkarır.'
Bu teorinin 'bilimsel'ligini siz de tirnak icinde yaziyorsunuz. Dogrudur, ortaya atan ve savunanlar kilise/cami/havra vs.den degil, akademiyadan geliyor. Bunu 'bilimsel' yapan tek unsur da bu olsa gerek.
"Bununla ilgili 'Gizli ajandalar' var ise, siz bunun nasıl farkına vardınız?.. Adı üzerinde 'gizli'.."
Ooofff, OK... Peki, yeniden yazayim: 'gizli oldugu intibai veren'.. Simdi herhalde bu tur sorularla karsilasmam (baskalari mahfuz, tabii ki).
Simdi de size 2005-09-21 tarihli Aksam gazetesindeki Mahir Kaynak
in yorumlarindan bir paragraf alintilayayim:
"Başlıkla hiç ilgisi olmayan bir soruyla başlayalım. Sigara aleyhindeki büyük kampanyayı görünce şöyle bir soru sordum: ‘Dünyada çeşitli nedenlerle, açlık ve hastalıklarla milyonlarca insan ölürken neden bazıları insanların sağlığını bu kadar çok düşünür oldular ve sigaraya savaş açtılar? Acaba gerçek neden sigara tekellerinin iktisadi gücünü kırmak mı? Bu tekeller hangi siyasi kampı temsil ediyorlar?’. Sigara iyidir demiyorum ama neden kötüler arasında bir tercih yapıldığını anlayamıyorum." [ www.aksam.com.tr ]
Ote yandan,
"-Sahte- Peygamber, sosyolojik-ekonomik-psikolojik-kültürel-bilimsel, kısaca tüm yaşam paradigmasının değişmesinde etkili olan biridir. Darwin'in ya da daha doğrusu Darwinizm'in tüm bu alanlarda at koşturduğu ve belli değişimleri oluşturduğu biliniyor. Henüz, Johnson'ın sahte peygamber olacağına dair düşünceleriniz sağlam temele dayanmıyor ve dolayısıyla birbaşkasına 'bu ismi sahte peygamber olarak öneriyosunuz' iddiasıda havada kalıyor."
Isin dogrusu, kendi yazdiginizi bir daha okursaniz, Darwin'in etkileri vs da dikkate alinirsa, ona 'sahte peygamber' demek daha zor. Ustelik, benim yazimda 'sahte peygamber' turunden bir ibare gecmemis oldugu icin havada kalip kalmayacagi konusunda bir endise tasimami benden beklmezsiniz umarim. :-)
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: September 21, 2005 11:58 PM
Tabi, "bey" diyebilirsiniz, sadece ben "Müzmin Bey" diyemediğim icin "Sayın Anonim" diyorum... Şaka bir yana, nezaketinize teşekkür.
"Kamusal alanda" inancımı sordunuz. Ben Müslüman'ım. Kuran'ın doğruluğuna iman ediyorum. Akıllı Tasarım teorisi, benim için Allah'ın varlığının bilimsel bir işareti. Tabi ki bu nedenle teoriye bu kadar ilgi duyuyorum. Akıllı Tasarım teorisi, evreni yaratmış, düzenlemiş, canlılığı yaratmış bir Yaratıcı'ya işaret ediyor. Bu da zaten Allah'ın tarifi, benim için.
"Neden Inanci bilimle ispat etmege calismak" yolunu seçtiğimi sormuşsunuz. İspat değil, ama desteklemektir burada yapılan. Nedeni de, bizzat Kuran'ın Allah'ın varlığına doğayı kanıt göstermesidir. Böylesi bir akıl yürütme, İslam'ın en temel kaynağında var yani. Akıllı Tasarım ise aynı gerçeğin seküler bir dille ifadesi.
İnanç ve itikat konuları arasındaki farka işaret etmekte hakılsınız; ama hepsi de dini olan ve inançla varılan bu gerçeklerle, Akıllı Tasarım teorisin ayırmakta ısrarlıyım. Teorinin kendisi öyle gerektiriyor zaten.
Ama Tasarım Teorisi'nin değil de benim cüzi irade hakkında ne düşündüğümü sorarsanız, buna cevap verebilirim: Bence cüzi irade vardır; insanın sorumlu olmasının gereğidir bence bu.
"Tasarlanan'in Tasarimci'nin yetkilerine tecavuz etmek noktasinda" olması ise, insanlar açısından ahlaki bir meseledir. Canı almak da Allah'ın yetkisinde değil mi? Ama insanlar asırlardır cinayet işliyor. Bunu yaparak yanlış yapmış oluyorlar. Onların yanlış yapması, Allah'ı etkilemez. Kendilerini etkiler.
Phillip Johnson'a gelince... Ateizme ve materyalizme karşı önemli bir hareket başlatmış önemli bir düşünür görüyorum. "Peygamber" değil.
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: September 22, 2005 12:59 AM
Mustafa bey,
"'Kamusal alanda' inancımı sordunuz. "
Hayir, oyle bir sey demis degilim. Sizin kisisel inanciniz beni hic ilgilendirmiyor. Malum, 'Lekum, dinikum, veliyeddin'..
Sizin su yazdiginiz
"Siz yaratılış bilgisinin üzerine, cüzi irade, külli irade gibi konularda istediğiniz gibi düşünebilirsiniz. İslam'ın bu konuda öğrettiklerini aynen benimseyebilirsiniz. Size kalmış."
uzerine, ben de soyle soylemistim:
"Dogru bana kalmis. Size de kalmis. Ama, bunu kamusal ortamda yapiyorsaniz, herkesin --benim de, sizin de-- goruslerini ifade etmek hakki hatta gorevi olur."
Yani, kimin neye inandigi onemli olmasa da kamusal ortamda savunulan bir inanc/fikir hakkinda kanaat serdetmek herkesin hakkidir demege getirmistim. Herhalde yanlis anlama filtresinden gecmis :-)
"Ben Müslüman'ım. Kuran'ın doğruluğuna iman ediyorum. Akıllı Tasarım teorisi, benim için Allah'ın varlığının bilimsel bir işareti. Tabi ki bu nedenle teoriye bu kadar ilgi duyuyorum."
Eh, iste 'gizli' meselesinde de belli bir yere vardik demektir. Bu teoriye, teorinin inherent/implicit tutarlilgi yuzunden degil, taraf tuttugu --daha da otesi sizin takimin tarafini tuttugu-- icin 'bu kadar ilgi' duyuyorsunuz.
Bu noktada, bir Amerikan hukuk burosu dizisinde olabilecegi uzere, 'Baska sorum yok, Hakim bey' diyerek sahneyi bosaltmak da var, ama, film cevirmiyoruz ;-)
"Akıllı Tasarım teorisi, evreni yaratmış, düzenlemiş, canlılığı yaratmış bir Yaratıcı'ya işaret ediyor. Bu da zaten Allah'ın tarifi, benim için."
Allah'i bulmak icin bir teoriye ihtiyaciniz oldugunu duydugumua uzulmedim desem dogruyu soylemis olmam. Bu kadar harice gitmege bunca zahmete ne gerek var. Allah'i bulmak kolay. Zor olan, dinlerin getirdigi mevzuati ogrenip onlara uymagi icine sindirebilmek..
"'Neden Inanci bilimle ispat etmege calismak' yolunu seçtiğimi sormuşsunuz. İspat değil, ama desteklemektir burada yapılan."
Allah'in varliginin ispatinin bilim vb gibi dunyevi seylerle desteklenmek zorunda kaldigi gunlerdeyiz simdilerde.
Hic unutmam , daha dun, Hz Galileo da tam tersini, yani, bilimin Allah'a aykiri olmadigini ispatlamaga, insanlari buna inandirmaga calisiyordu...
Zaman/dunya cok degisti, cok..
"Nedeni de, bizzat Kuran'ın Allah'ın varlığına doğayı kanıt göstermesidir."
Iyi de, Kuran zaten Allah'in kelami degil mi? Kuran'in Allah'in Kelami olduguna inaniyorsaniz, Allah'in varligina dogayi kanit gostermesi zaten gerekmiyor.
Yok, inanmiyorsaniz, neyi neye kanit gosterirse gostersin anlamli inanmak zorunlulugu olmaz.
Kisacasi, sizin bu kanit meseleniz bana luzumundan fazla totolojik geliyor azizim...
"Böylesi bir akıl yürütme, İslam'ın en temel kaynağında var yani."
Yukarda dedigim gibi, Kuran'in temel dogrulari soyledigine inaniyorsaniz, is bitmistir. Daha fazla kanita gerek nicin olsun.
"Akıllı Tasarım ise aynı gerçeğin seküler bir dille ifadesi."
Gulun adi... Gulun adi !...
Bir de bana ortulu bir ugrasi var mi diye sordugumda sitem etmistiniz.. Apacik 'Allah' demek yerine 'Tasarimci' filan demek nedir simdi?... neyin takiyyesidir? ve nicin?
"İnanç ve itikat konuları arasındaki farka işaret etmekte hakılsınız; ama hepsi de dini olan ve inançla varılan bu gerçeklerle, Akıllı Tasarım teorisin ayırmakta ısrarlıyım. Teorinin kendisi öyle gerektiriyor zaten."
Bakin, Allah'i dinden yari tutmak istemenize bir sey demem. Cunku, yaridir --dinler Allah'tan cok sonra peydahlandi. Eger tutarli olursaniz, hic itiraz etmem.
Ama, hem "Akıllı Tasarım teorisi, evreni yaratmış, düzenlemiş, canlılığı yaratmış bir Yaratıcı'ya işaret ediyor. Bu da zaten Allah'ın tarifi, benim için." demek, hem de ayri tutmaga calismak... hic de tutarli degil.
Kafasi karisik olan sadece ben degilim galiba :-)
"Ama Tasarım Teorisi'nin değil de benim cüzi irade hakkında ne düşündüğümü sorarsanız, buna cevap verebilirim: Bence cüzi irade vardır; insanın sorumlu olmasının gereğidir bence bu."
Ama, insanin sorumlu olmasi gereken limitler giderek inanilmaz hizlarda artiyor. Tanrisal boyutlara varmak uzere... Tanrisal boyuta varmis cuzi iradenin, kulli iradeye ne biraktigini dikkate alirsaniz meselenin ilgincligi herhalde sizin icin de artar --umarim.
"'Tasarlanan'in Tasarimci'nin yetkilerine tecavuz etmek noktasinda' olması ise, insanlar açısından ahlaki bir meseledir. Canı almak da Allah'ın yetkisinde değil mi? Ama insanlar asırlardır cinayet işliyor."
Eh, hem oyle hem de degil... Insanin can almasi, conveniently, Ibrahimi dinlerden once olmus bir seydi. Bu da bunu inanc bulutunun icine Habil-Kabil-Karga ile yerlestirmek imkani olmustu. Ruh uflemek ise cok yeni bir sey. Buna hic bir dinde yer yok. Ahlakiligi filan gecin, kavram olarak hafsalalara sigar bir sey degil...
"Bunu yaparak yanlış yapmış oluyorlar. Onların yanlış yapması, Allah'ı etkilemez. Kendilerini etkiler."
Ruh uflemek, canlandirmak, ne zamandan beri ahlaki acidan kotu bir sey oldu... Bu, sadece Allah'in yetkisinde idi..
"Phillip Johnson'a gelince... Ateizme ve materyalizme karşı önemli bir hareket başlatmış önemli bir düşünür görüyorum. 'Peygamber' değil."
Peygamber kelimesinin lugati anlamina hic baktiniz mi?
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: September 22, 2005 04:11 AM
Kendim olmasam bile, parmaklarim disleksik olabiliyor... Asagidaki paragraftaki 'yari' kelimesinin dogrusu 'ayri' olmaliydi.
"Bakin, Allah'i dinden yari tutmak istemenize bir sey demem. Cunku, yaridir --dinler Allah'tan cok sonra peydahlandi. Eger tutarli olursaniz, hic itiraz etmem."
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: September 22, 2005 04:52 PM