« Misyonerlere Özgürlük! | Ana Sayfa | Fransa'dan İbret Almak »

October 08, 2004

Kürtler, "Azınlık" Olmayı Lozan Döneminde Reddettiler

[8 Ekim 2004 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Avrupa Birliği Komisyonu'nun 6 Ekim 2004 tarihli "Türkiye Raporu"nda, ülkemizdeki Kürt vatandaşlarımız "azınlık" olarak tanımlanıyordu, ancak hükümet son dakikada müdahale ederek bu ifadeyi değiştirtti. Yine de bu konu önümüzdeki dönemde sorun olacağa benziyor.

Nitekim, Cengiz Çandar'ın da işaret ettiği gibi, raporun İngilizce baskısının 48. sayfasında Türkiye'nin azınlıkları Lozan terminolojisi çerçevesinde anladığı işaret ediliyor ve bunun "azınlık haklarının korunmasını önlemek açısından kaygı verici olduğu" ileri sürülüyor.

Bu kaygı, aslında bir anlayış farkından kaynaklanıyor. Avrupa'ya göre "azınlık" bir ülke içindeki etnik veya dini her türlü farklı grubu ifade ederken, Türkiye geleneğinde "azınlık" kavramından sadece farklı dini gruplar anlaşılıyor.

Lozan'daki Türk heyetinde yer alan Rıza Nur anılarında buna işaret ederek, "Frenkler bizde ekalliyet (azınlık) diye üç nevi biliyorlar: Irkça ekalliyet, dilce ekalliyet, dince ekalliyet" dedikten sonra, "bütün kuvvetimi bu tabirleri kaldırmaya verdim... Pek müşkilat ile fakat kaldırdım" diye yazmıştı.

Rıza Nur'un ve Lozan'daki Türk heyetinin argümanının en büyük kanıtı ise, "azınlık" olarak tanımlanmak istenen Kürtlerin, bu kavramı reddedişidir.


Kürtler'in Osmanlı'ya Sadakati

Kürtlerin "azınlık" kavramına tepkisini anlamak için, Osmanlı içindeki tarihlerine bir göz atmak gerekir.

Kürtler, kendi istekleriyle Osmanlı egemenliğine girdikleri 16. yüzyıldan bu yana Türklerle bir arada kardeşçe yaşadılar. Ortak düşmanlarla karşı, omuz omuza birlikte mücadele ettiler. Osmanlı'nın parçalanma döneminde de, impatorluğa büyük bir sadakat gösterdiler. Bu sadakatinin en çarpıcı göstergesi, 1912'den 1918'ye kadar aralıksız devam eden kanlı savaş yıllarında imparatorluk ordularında çarpışmalarıydı. Ardarda gelen Trablusgarp, Yemen ve Balkan Savaşları ve hemen sonra patlak veren I. Dünya Savaşı'nda, pek çok Kürt Osmanlı ordusunda görev aldı. Kürt tarihi uzmanı David McDowall şöyle yazar:

"Kürtler Osmanlı ordusuna kayda değer bir insan gücü sağladılar. Binlerce Kürt asker, Sarıkamış'taki Üçüncü Ordu'da ve diğer cephelerde hayatını kaybetti. Doğal olarak, düzenli orduda görev yapmaya karşı evrensel bir gönülsüzlük vardı, ama bu durumda bile, çoğu silah altına girdi. Bölgedeki (doğu Anadolu'daki) Osmanlı kuvvetlerinin büyük bölümü Kürtlerden oluşuyordu."

Kürtler, sadakatlerini, oldukça da ağır bir bedele rağmen korudular. Dünya Savaşı yılları boyunca, Rus-Ermeni kıyımları, ardından gelen açlık ve salgın hastalıklar sonucunda yaklaşık 500 bin Kürt sivil yaşamını yitirdi. David McDowall, savaşa katılan askerlerle birlikte bu rakamın 800 bine çıkarılabileceğini belirmektedir. Bunun anlamı, 300 bin Kürt'ün de Osmanlı orduları safında savaşırken can verdiğidir.

Kürtler, Kurtuluş Savaşı'na da büyük destek verdiler. Atatürk, Samsun'a çıkışından hemen sonra Kürt ileri gelenlerine telgraflar çekmiş ve onlardan büyük destek görmüştü. Bu destek, Milli Mücadele boyunca sürdü. Urfa ve Maraş'ın düşman işgalinden kurtarılmasında, Kürtler çok önemli roller üstlendiler. İsmet İnönü'nün yıllar sonra belirttiği gibi, "Kürtler... Milli Mücadelenin devamınca canla başla gayret gösterdiler."


Kürtlerin Sevr'e Protestosu

Ancak Milli Mücadele'ye destek vermektense, savaşın galip devletleriyle işbirliği yapmayı seçen az sayıda Kürt de vardı. Bu devletlerin Osmanlı'yı nasıl paylaşacaklarına karar vermek için düzenledikleri Sevr Konferansı'na, bir grup Kürt temsilci de katıldı. Bunlar milliyetçi Kürt entellektüelleriydi. Başlarında Şerif Paşa vardı ve amaçları Ermenilerle anlaşarak, Anadolu'nun bir parçasında bir "Kürt Devleti" oluşturmak için Avrupalı devletlerden onay almaktı. Ermenilerle gerçekten anlaştılar ve Avrupalı devletlerden aradıkları desteği de buldular.

1920 Ağustos'unda imzalanan Sevr Antlaşması'nın 62. maddesi, "yoğun olarak Kürtlerin yaşadığı bölgelere yerel otonomi" verilmesinden söz ediyor, 64. madde ise "Kürt halkları"nın "Türkiye'den bağımsızlık elde etmeleri"nin dahi yolunu açıyordu.

Ne var ki bu "Jön" Kürtler, Avrupalı diplomatlardan aldıkları desteğin bir benzerini, güneydoğu Anadolu'da bulamadılar. Kürtler arasında bu habere duyulan şiddetli tepki, Paris'e bir seri telgrafın yollanmasına neden oldu. Bu telgraflarda Kürtlerin Türklerden ayrılmak istemedikleri hararetle savunuluyordu. Erzincan'dan on ayrı Kürt aşiret lideri, Fransız Yüksek Komiserliğine yolladıkları telgrafta "Türklerin ve Kürtlerin soy ve din itibarıyla kardeş olduklarını" vurguluyorlardı.

Öte yandan Milli Mücadele lehindeki fetvayı Mustafa Kemal Paşa'yı destekleyen Kürt din alimleri de imzaladılar. Hakimiyet-i Milliye gazetesinin 5 Mayıs 1920 tarihli sayısında yayınlanan ve Halife'nin "esaret ve hakaret"ten kurtulmasını savunan fetvayı imzalayanlar arasında; Diyarbakır, Urfa, Hizan, Bayezid, Diyadin, Hınıs, Siverek, Viranşehir, Bitlis, Silvan, Van gibi Kürt yoğunluklu bölgelerin Kürt müftülerinin de isimleri yer alıyordu.

Kürt Mebuslar: "Azınlık Değiliz"

Kurtuluş Savaşı'na "canla, başla" destek veren Kürtler, savaşın ardından başlayan Lozan görüşmeleri sırasında da, Türklerle kader birliği yaptılar.

Lozan'da da, Avrupalı devletler Kürtler'in "azınlık" olduğunda ısrar edince, İsmet Paşa buna karşı çıkarak şöyle demişti:

"Türkler ve Kürtler Türkiye'nin ana unsurlarıdırlar. Kürtler bir azınlık değildir. Ankara Hükümeti hem Türklerin hem de Kürtlerin hükümetidir."

Lozan'daki Türk heyetinin azınlıklar konusundaki en büyük destek ise, Meclis'teki Kürt temsilcilerden gelmişti. Erzurum milletvekili Necati Bey ile Bitlis milletvekili Yusuf Ziya Bey, 3 Kasım 1922'de Meclis kürsüsünden yaptıkları konuşmalarda Lozan'daki Türk heyetinin tezine yürekten destek vermişlerdi. Yusuf Ziya Bey, Sevr'i bir "paçavra" olarak niteleyip Avrupa devletlerine karşı çıkarak, Türk-Kürt kardeşliğini vurgulamıştı. Bu konuşma, Meclis tutanaklarında şöyle geçiyor:

"Avrupalılar diyorlar ki: 'Türkiye'de yaşayan azınlıkların en büyüğü, en kalabalığı Kürtlerdir. Bendeniz Kürdoğlu Kürdüm. Binaenaleyh bir Kürt mensubu olmak sıfatiyle sizi temin ederim ki Kürtler hiç bir şey istemiyorlar. (Alkışlar) Biz Kürtler vaktiyle Avrupa'nın Sevr paçavrası ile verdiği bütün hakları, hukukları ayaklarımız altında çiğnedik ve bütün manasıyle bize hak vermek isteyenlere iade ettik. Nasıl ki Elcezire Cephesi'nde çarpıştık. (Alkışlar) Nasıl ki, Türklerle beraber kanımızı döktük, onlardan ayrılmadık ve ayrılmak istemedik ve istemeyiz. (Alkışlar) Binaenaleyh sözüme son verirken muhterem heyetinizden rica ederim ki, azınlıklar mevzuubahis edildiği zaman Kürtlerin hiç bir talebi olmadığını ve Kürtlerin kanaatine tercüman olarak buradan söylediklerimi söylesin ve iddia etsin."


"Türk, Kürt Tek Bir Vücuttur"

TMBBB'nin bir sonraki celsesinde ise, Bitlis, Erzurum, Kastamonu, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Pozan, Diyarbakır, Van milletvekillerinin hepsinin altına imza attıkları şu metin yayınlanmıştı:

"Türk, Kürt tek bir vücuttur. Kürtler, hiç bir vakit Türkiye camiasından ayrılamaz ve bunu ayırmak için hiç bir kuvvetin tesiri yoktur. Avrupa hükümetlerinin Kürtleri müdafaa etmeye salahiyetleri olmadığı defaatle memleketimiz halkıyle beraber protesto edilmiş olduğu halde, yine azınlıkların mevzuubahis edilmesi şayanı teessüftür. Kürtler her vakit Türklerle beraber vatan uğrunda daima ölmüş ve ölmeye hazır oldukları cümlenin malumudur."

25 Aralık 1922'de ise, Sivas milletvekili Hüseyin Rauf Bey, yine Meclis Kürsüsü'nden şöyle konuşmuştu:

"Malumu aliniz efendiler, İngiliz'lerin Türkiye'de yaşayan Türk ve Kürtleri imha edebilmek için teşebbüsatlarının hepsi bu iki necip milletin birliği karşısında iflas etmiştir. Her türlü fesadları din kardeşi, kan kardeşi, emel kardeşi olan insanların karşısında erimiştir... [Kürtlerin] Türkiye halkı ile mukadderatları birdir, her şeyleri birdir, gayeleri, dinleri birdir. Azınlıklar bunlara teşmil olunamaz. Bugün Kürt için azınlık mevzu bahis etmek, Türk için azınlık bahsetmek demektir. Şu halde bu tamamen reddolunmuştur."

Türkiye, bu atmosfer içinde Lozan'a gitti ve orada, bu ülkede sadece gayrimüslimlerin azınlık olduğu tezini dünyaya kabul ettirdi. Kürtler, bunu sonuna kadar desteklediler.

Bugün de Kürtler, Türklerle paylaştıkları ortak din, tarih ve kültür nedeniyle, onlarla aynı milletin bir parçası. Elbette gayrı müslim vatandaşlarımız da milletimizin bir unsuru, ancak onların "azınlık" olduklarını kabul ediyor ve o tanımlamayla kendilerini kucaklıyoruz. Kürtler ise "azınlık" değiller.

Bu gerçeği Lozan'da olduğu gibi bugün de savunmak ve Rıza Nur'un ifadesiyle "Frenklerin" bu konudaki yaklaşımının hatalı olduğunu göstermek gerekiyor.


Atatürk, Milli Birliği Müslüman Kimliğine Dayandırdı

Osmanlı İmparatorluğu'nda "milletler", etnisitiye veya ana dile göre değil, dine göre tanımlanırdı. Türk, Kürt, Arap, Boşnak, Arnavut gibi tüm Müslüman unsurlar, tek bir "millet" sayılıyordu. Bu anlayış, söz konusu unsurlar arasında tarihi bir kaynaşma ve kardeşlik meydana getirdi ve bu sosyolojik gerçek Cumhuriyet tarafından da benimsendi.

Bilindiği gibi Cumhuriyet'le birlikte, daha önceden dini bir kimlikle tanımlanan toplum, ulusal bir kimlikle tanımlanmaya başladı. Ama aslında pratikte Osmanlı yapısı sürdü. Atatürk, Ziya Gökalp'in "ortak kültür, ortak din" şiarına bağlı kalarak, Türkiye'nin inşasında asli kimlik olarak Müslümanlığı benimsedi.

Bunun en belirgin göstergesi, Atatürk döneminde Arnavutlar, Boşnaklar, Pomaklar gibi Türk olmayan Müslümanların Türkiye'ye göç taleplerine olumlu cevap verilmiş olmasıydı. Oysa aynı olumlu cevap, Müslüman olmayan Türklere (Hıristiyan Gagavuz Türklerine) verilmemişti. Öte yandan da ülkedeki gayrimüslim Rumlar, Yunanistan ile yapılan nüfus mübadelesi ile oradaki Müslüman Türkler ile değiştirilmişti. Hatta, Konya yakınlarında Rum Ortodoks Kilisesi'nin Türkçe konuşan cemaati, ibadetlerini Türkçe yapmalarına ve hiç Rumca bilmemelerine karşın Yunanistan'a gönderilmişti.

Genç Cumhuriyet, ülkedeki temel birleştirici unsurun Müslümanlık olduğunun bilincindeydi.

Bu politika sonucunda, Boğaziçi Üniversitesi'nden Kemal Kirişçi ve Gareth Winrow'un ifadesiyle, "Türklük, İslam'la oldukça bağlantılı kaldı." (Kirişçi & Winrow, "Kürt Sorunu", s. 103)

Büyük sosyoloğumuz Şerif Mardin de, bu konuda şu önemli tespiti yapar:

"Cumhuriyet... ümmet yapısının devam etmesini sağladı. Yurtseverlik, birleşik olmak ve (dışarıdaki) ötekilere direnmek, bir ümmet duygusu geliştirmenin yollarıydı. Okullarda birlik, beraberlik ve bütünlük kavramına yapılan vurgu, insanları ümmet fikrinden çok da uzaklaştırmadı." (Mardin, "Din ve İdeoloji", s. 139)


Kaynaklar:
Çağrı Erhan (ed), "Yaşayan Lozan", Ankara, 2003
"Türk Parlamento Tarihi", TBMM Yayınları, Ankara, 1995
David McDowall, "A Modern History of the Kurds", London, 1996
Selahattin Tansel, "Mondros'tan Mudanya'ya Kadar", Ankara, 1978

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: October 8, 2004 03:14 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

yukardaki yaziları okuyunca kurtlerle gurur duydum ama bugun onlara yapılan muamele acaba onların nekadar yanlış biryol izledıklerının göstergesi olsa gerek atalarının kemiklerı sızliyordur oinsanlara layik olmamızlazım

Yazan: mehmet tuter Tarih: March 25, 2006 11:37 AM

Bence Asıl Sorun türk-kürt meselesi değil nerde çıktı bu türk-kürt meselesi anlamıyorum biz türkmüyüz kürtmüyüz yoksa müslümanmıyız asıl sorun burada bence biz gerçek müslüman olursak hiç bir ayrım olmaz. Türk olsak ne olu kürt olsak ne olacak halimiz ortada hiç biryerde borumuz ötmüyor asıl mesele bu nedeni cumhurriyeti kuranlar yanlış kurmuşlar yada eksik kurmuşlar, türkiyenin geleceği karanlık biz birbirimizi sevmedikçe 21yızyılda yok olup gideceğiz asıl sorun burada.Eğitim ama doğru eyitim olmadıkca batmaya mahkumuz........

Yazan: Muhammed Alpay Turan Tarih: August 31, 2006 06:33 PM

bence sorun anlayışsızlıkta.ama en önemli sorun ise 2 kültür arasında sıkışıp kalmakta biri bizim kültürümüz diğeri avrupai kültür.bizim kültürümüz islama dayalı bi kültürdü yani anlayışlı,sevgi dolu,şimdiyse benciliği temel alan toplumların kültürlerini benimsiyoruz.ve bunu benimsedikçe de birbirimizden kopmaya mahkumuz.bu kopma yalnız 2 ırk arasında değil.yai bu bir başlangıç yakında avrupadaki gibi aileden bahsedemeyeceğiz.keşke biraz daha ileri görüşlü olabilsek.bu çok mu zor?

Yazan: umutsuz Tarih: September 14, 2006 06:27 PM

Geçmişte beraber omuz omuza şavaştığımız doğrudur.Bu mücaddeleyi kanla başla ve büyük bir vijdan rahatlığıyla işgalcilere karşı mücadele verdik.Türkleri kardeş olarak bildik.Bunların hepsi doğrudur.Zaten bu anlamda birkaç örnek vermişsiniz.Ama bu kardeşlik duyguları bir yerden yavaş yavaş koybolmaya başladı.Bu da ne zamandan beri diye soracak olursak Türkiye Cumhuriyeti'nin şekilenmesi yani saddece türk halkına hitaben kurumların içini doldurulmaya çalışmasıyla oldu.Örneklendirirsek sadece türkçe'nin resmi dil, türk tarih kurumunun kurulması... bir çok kurumun türklerin diğer halklar üzerinde baskı kurmasına yol açtı ve bu mevzu Atatürkle başlar günümüzde dahi devam ediyor.Kısacası kardeşliğin bozolmasını istemeyen kürtler bu kültürel haklarına olan tacizlere karşı doğal olarak tepki vermesi gayet normal karşılıyorum. Sanki kürtler bu ülkede huzur bozcu,bir sorunmuşcasına dinlendiriliyor.Yahu!''KÜRT SORUNU'' deniliyor biz kürtler kendimizi bir sorun olarak görmüyoruz.türk kardeşlerimiz artık bizi bir sorun olarak algılamaya başlamışlar...

Yazan: ÅŸoreÅŸ Tarih: November 2, 2006 04:29 PM

sayın "umutsuz Tarih" adlı arkadaşım gerçekten çok güzel bir yorum yazmışsın. seni tebrik ediyorum. olayı çok güzel bir şekilde dile getirmişsiniz. biz hiçbir zaman kendimizi ayrı görmedik, ama türk kardeşlerimiz bizleri her zaman yok saydılar. herşeyde biz dediler biz biz biz... işte şimdide durum bu hale geldi. üzülmemek elde değil. ben şahsen çok üzülüyorum ama elden birşey gelmiyor. artık kendi kendime diyorum lanet olsun böyle hayat böyle dünya.

Yazan: yılmaz Tarih: February 24, 2007 04:53 PM

arkadaşlar syn umutsuz syn soreş türkler asla kürtleri ayırmadı sadece olay şu türk bayra altındayız türkiye sınırları içindeki herkez türk vatandaşıdır tartışılamaz reddedilemez!!eğer bu sözü 1 dk düşünürseniz ne demek istedimi anlıycaksınız türk bayraa altındayız hepimizin kimliğinde tc yazıyorr bu nedemekk hepimiz türküzz. ikincisi kürtler kardeşimizdir ayrım yapılamaz sadece doğudaki (BAZI) kürtler ortalığı telef etmekde amaçlarıda doğu anadoluyu türkiye devletinde koparmak ama bazı ları tabikide ama tabikide bu olmaz yapamazlar bunu sizlerde biliyorsunuz okudunuz için teşekkürlerimi sunarım SAYGILARIMLA

Yazan: ÅŸafak Tarih: February 26, 2007 05:16 PM

Arkadaşlar asıl sorun türklere sağlanan haklar aynısı kürtlerede sağlanması örneğin kürtçenin de türkiyede resmi dil olması veya okullarda haftada 2 saat de olsa kürtçe eğitim verilmesi ve diğer konularda eşitlik bunlar olsun bakalım o zaman sorun kalıyormu kalmıyormu ama bizim her iki tarafta uzlaşmacı deil uzlaşmadan yana deil..

Yazan: murat Tarih: April 11, 2007 08:49 PM

Arkadaşlar asıl sorun türklere sağlanan haklar aynısı kürtlerede sağlanması örneğin kürtçenin de türkiyede resmi dil olması veya okullarda haftada 2 saat de olsa kürtçe eğitim verilmesi ve diğer konularda eşitlik bunlar olsun bakalım o zaman sorun kalıyormu kalmıyormu ama bizim her iki tarafta uzlaşmacı deil uzlaşmadan yana deil..


peki.... bayragımızın alt ve ustune sarı ve yesıl renkte serıtler de ekleyelım, ıstıklal marsına kahraman ırkıma yerıne kahraman turk ve kurt ulusna dıye degısıklık yapaılım, hatta kurtce ve turkce olarak ayrı ayrı da okunabılır (gercı kurtceye zor cevrılır ya neyse) turkıyenın remsı dılı turkce ve kurtcedır dıye degıstırelım adını da anadolu turk kurt federe devletı koyalım, cumhurbaskanı bır donem kurtlerden bır donem turklerden olsun meclıs nufus oranına gore mılletvekılı bakımından kurtlerden ve turklerden olussun, ya da dırekt ıc ıslerınde bagımsız bır kurdıstan eyaletı olayına da gırılebılır bununla bırlıkte... nasıl agzınızın suyu aktı degıl mı... bunun olmasından on yıl sonra kesınlıkle federe kurt bolgesı bagımsızlıgını ılan edecektır zaten :) ya ırakta yasanan durumunun aynısı olacakytır kesınlıkle hatta hatta bır hayalperestın makalesınde dedıgı gıbı bız guneydogunun bozkırlarında yasayalım turkler marmaranın yesıllıklerınde akdenızın kıyılarında yasayıp sefa sursun oh ne guzel hesabı oradan bır de sunu da demeye baslarlar kurdıstan dısında turkıyede hala bes mılyon kurt kaldı felan der ıken kalan turk parcasını da turk kurt federe devletı yapıp zaten turkler de turk degıl kı laz roman rum ermenı felan eyaletlerını de kurmak lazım derken en sonunda bır kac yuz bın turk kaldı bunlar da ne barbar canım deyıp kompleten hepsını orta asyaya surun dunya da rahatlasın sız de eee barbarlardan kurtulmadıkca kardes kardes yasamayacaksınız ne de olsa burada degıl mı :) yanı ınsana bu esprılerı yapmak zorunda bırakıyorsunuz daha ne dıyeyım

Yazan: ancazin Tarih: April 14, 2007 12:34 AM

ilahi ancazin yani gercekten cok güzel espri yapıyorsun gülmemek elde deil.eskiden çok deil 10 15 sene önce tv de tek bir kürtçe kelime konusulldumu kıyamet kopardı. doguda kürtçe müzikmi dinliyorsun eyvah eyvah bittiginin resmidir hele bir devlet kurulusunda tek bir kelime kürtçe konustunmu deymeyin o garibin haline pişmiş tavugun basına gelmezdi onun basına gelecek olanlar.bak eskiden böyleydi ama şimdi nasıl herkes serbestce kürtçe konusuyor hem tv de hem devlet kuruluslarında. istediğin kadar kürtçe müzik dinle kimin umurunda (tabi sen gibiler bunun dısında) dilediğini yapmakda serbest korkusuzca ben kürdüm diyebiliyor kürtçe eğitim serbest trt kürtçe yayın yaıyor şimdi.peki bütün bunlar pkk ortaya cıkmadan önce bütün bunları ve bunun gibi bi sürü sacmalıgı siz ortaya koymamıs olsaydınız bunların hiç biri yasanmamıs olacaktı sanırım yanlısmıyım? birde bayragımız dediğin bayragın üstünde unutmaki kürtlerinde kanı var eğerki canakkale sehitliklerinde mezar taslarına dikkatlice bakmıssan bunu farketmiş olacaksın bakarkör gibi davranmıssındır eğerki dolasmıssında sadece benim bayragım diyorsun.bu ülke üzerinde kanı dökülmüş her halkın HAKKIDIR...hak sahibi kişiyede hakkını vereceksin eşitliği sağlayacaksın eğitimde olsun ekonomik sosyal haklar eşitliğini sağlamak zorundasın

Yazan: Feqi Tarih: April 16, 2007 04:33 AM

oncelikle sana bu konuda katılmadığımı belirtmek isterim ben şağcı birisi değilim bununda degerlendirmeden once bilmeni istedim cünkü kürtlerin kurtuluş savaşında turkiyenin yanında savaşa girmelerinin en buyuk nedeni ermeni saldırısından korkmalarıdır cunku yeni kurulacak olan kurt devletinin guney sınırı o sıralarda milletler cemiyetinin desteğiyle oluşmaya calışan ermeni devletinin kuzey sınırlarında hak iddaa atmekte oluşlarıdır

Yazan: ahmet Tarih: April 16, 2007 02:30 PM

ancazin harika söylemişsin aynen dediğin gibi olsun:)

Yazan: haydar Tarih: April 18, 2007 01:37 AM

feqi'ye
sevgili kardesim, (ben sana kardesim diyorum, sen beni kardesin olarak görmüyorsan bu senin sorunun)
zaten sen kendin çok güzel bir noktaya deyinmissin ki buda "çanakkale"
Tabiki çanakkale'de sehit olanlar, omuza omuza çarpisanlar Türk ve Kürt kökenliydi, ama tam burda bir seyi iyi anlamak lazim, yüz yillar boyu beraber yasamis milletler arasinda (Türk, Kürt, Arap, Yunan, Ermeni, Bosnak, vs.) neden ermenisi arabi yunani çanakkalede omuz omuza vermemis? çünkü bu milletler kendi menfaatlerini düsünüp, bagimsizlik hevesi ile bati devletlerinin arkasina düsüp Osmanli'yi arkadan vurmuslardir. Peki Kürtler neden böyle yapmamis? Türklerle bir arada kalip yasamayi kabul ettikleri için. Tabiki O bayragin üstündeki kan sadece Türk kani degildir(irk olarak bakarsak), ama su an Türkiye'de yasayan Kürt kökenliler T.C vatandasi vede Türktür, ve neticesinde O bayragin üstündeki kan Türk kanidir dedigimiz zaman Kürt kökenli vatandaslarimizi ayirt etmis olmayiz. Yani simdi T.C. vatandasi ve Kürt asilli biri çikip da ben bir Kürt devleti kurmak istiyorum, yada federe bir devlet kurmak istiyorum derse bu kanunen suçtur(devlet'in üniter yapisina tehdit olusturdugu için), ama daha vahimi, zamaninda batili devletlerin oyununa gelmeyen atasinin mirasi olan bu üniter devleti, Türkiye'yi bölmek isteyen pkkyi kurarak veya üye olarak, batililarin oyununa düsmüs olur.

Saygilarimla.

Yazan: polat Tarih: April 18, 2007 03:35 PM

Polat

sevgili kardesim(içtenlikle söylüyorum bunu)sadece sana karsı deil bütün türk insanına karsı içtenlikle kardesim diyorum.yazının baslıgında sen beni öyle görmüyorsan bu senin sorunun demişsin ben seni öyle görmesem seninde değindiğin gibi canakkalede omuz omuza carpışmazdık düşmana karsı....

biz daha canakkalede deil ondan yuzyıllar öncesinden beri beraberiz bu topraklarda.
bu kürt sorunu nerden çıktı bunların derdi neydide daga cıktılar diye soran birine daha rastlamadım ve eminim sunaki bu sorun daha bastan cözülürdü doguda ilk silah patladıgında diğer bölgelerdeki insanlarımız çıkıp bu insanların sorunu nedir kardesim ne işleri var dagda neden kendi kardeslerine silah sıkıyorlar diye bir tepki vermiş olsalardı bu sorunun bunca sene devam etmiş olabileceginihtimal vermiyorum.
demekki sadece sen benim kardesimsin demekle olmuyormus yeri geldiginde kardesine sahip cıkacakmıssın çıkacakmıssınki bu tür olaylar ortaya çıkmayacak.

sunuda kabul edecegini tahmin ediyorum mademki seninde hakkın var diyorsun o bayragın üstünde o zaman hakkımıda vereceksin seninle esit sartlarda yasamam için gerekli olan herseyi yapacaksın yani kürtlerin cogunlukta yasadıgı bölgeyi mahrumiyet bölgesi yapmayacaksın ekonomik saglık eğitim vs.. alanlarında esit davranacaksın...

sunuda söyliyim bence terör bir tek dagda olmaz terör her yerde eğer yorumları dikkatli okursan aramızdaki bir kaç teröriste rast gelirsin.ben vatansever bir insanım milliyetci deilim ve bence en güzelide budur VATANSEVERlik topragımıda seviyorum ve bu toprak üzerinde yasayan dini dili ırkı ayırt etmeden bütün insanlarımızı seviyorum.birileri çıkıp ya sev ya terket demeden önce bi düşünsünler bana ne mutlu türküm diyene dedirtenler düşünsünler ben kürdüm mademki sen benim var oldugumu biliyorsun ve bu topraklarda benimde hakkım oldunu biliyorsun ozaman bana bunları dedirtmeyeceksin zorbalıkla hiç bir yere varılamaz tehditle hiç bir yere varılamaz. bunlar sadece ama sadece bu topraklar ugruna sehit olmus yüzbinlerce kardesin torunları arasına nifak tohumları eker...

bazı arkadaslar takındıkları ırkcı tutumdan vazgecsinler oda dagın dısında kalan terör seklidir ve buda haliyle kısasa kısas misali bir hal doguruyor yani zora zorlukla cevap verilir

Saygılar...

Yazan: Feqi Tarih: April 20, 2007 05:35 AM

ilahi ancazin yani gercekten cok güzel espri yapıyorsun gülmemek elde deil.eskiden çok deil 10 15 sene önce tv de tek bir kürtçe kelime konusulldumu kıyamet kopardı. doguda kürtçe müzikmi dinliyorsun eyvah eyvah bittiginin resmidir hele bir devlet kurulusunda tek bir kelime kürtçe konustunmu deymeyin o garibin haline pişmiş tavugun basına gelmezdi onun basına gelecek olanlar.bak eskiden böyleydi ama şimdi nasıl herkes serbestce kürtçe konusuyor hem tv de hem devlet kuruluslarında. istediğin kadar kürtçe müzik dinle kimin umurunda (tabi sen gibiler bunun dısında) dilediğini yapmakda serbest korkusuzca ben kürdüm diyebiliyor kürtçe eğitim serbest trt kürtçe yayın yaıyor şimdi.peki bütün bunlar pkk ortaya cıkmadan önce bütün bunları ve bunun gibi bi sürü sacmalıgı siz ortaya koymamıs olsaydınız bunların hiç biri yasanmamıs olacaktı sanırım yanlısmıyım? birde bayragımız dediğin bayragın üstünde unutmaki kürtlerinde kanı var eğerki canakkale sehitliklerinde mezar taslarına dikkatlice bakmıssan bunu farketmiş olacaksın bakarkör gibi davranmıssındır eğerki dolasmıssında sadece benim bayragım diyorsun.bu ülke üzerinde kanı dökülmüş her halkın HAKKIDIR...hak sahibi kişiyede hakkını vereceksin eşitliği sağlayacaksın eğitimde olsun ekonomik sosyal haklar eşitliğini sağlamak zorundasın

feki bey yazılarımda bunun aksını mı okudun gercı sana daha oncekı yanıtım yayınlanmadıgı ıcın okuyamadın da neyse yazdıklarına bır bır cok guzel yanıtları verecegım ama amasıyla kalsın

Yazan: ancazin Tarih: April 20, 2007 07:09 PM

ancazin efendi benim söylemek istediğimi sen anlamamıssın sanırım.

yazdıklarımdan şu yorumu rahatlıkla çıkarabilirdin ki bende buna vurgu yapmıstım.
türkiyede 30 bin insanımızın ölmesimi gerekiyordu kürtlerin hakettikleri gibi yasaması için?

yazılarındada aksini okudugum yok ne yazmıssan dogru okumusum birde neden yayınlanmadı yazın oda bir baska mevzu malum burda eleştirinin dozu kaçtımı yayınlanmıyor buda burda seviyenin düşmemesi için gereklidir.sencede öyle deilmi AMA...

Yazan: Feqi Tarih: April 21, 2007 05:54 AM

yazdıklarımdan şu yorumu rahatlıkla çıkarabilirdin ki bende buna vurgu yapmıstım.
türkiyede 30 bin insanımızın ölmesimi gerekiyordu kürtlerin hakettikleri gibi yasaması için?

... dağa potansiyel terorist olmaları , askerle memurla işbirliği yapmamaları, neden o yörelerimize öğretmen hemşire doktor gelmek istemediğini, kepenk açtırmayan pkkyaya neden direnmediklerini düşünürsek yanıtı da sizde sanırım

Yazan: ancazin Tarih: April 21, 2007 05:50 PM

kurtuluş savasında beraber savastılarda ne oldu peki? dogu her zaman o sıkıntılarla yasadı bugüne değin pkk nın ortaya cıkısıyla deil doktor öğretmen sıkıntısını cekiyordu her zaman ancazin efendi nerdenmi biliyorum yaslılarımızın türkçenin T sini bile bilmemelerinden.

Yazan: Feqi Tarih: April 22, 2007 06:32 AM

demek ki cumhuriyetimiz savladığınız özümletme çabalarında oldukça hoşgörülü imiş, bundan sonra seni kimler avutsun bilmem ki...artık amerikan ingilizcesini kürdi şive ile harmanlayarak (ibrahim tatlıses bunu çok iyi beceriyor örneğin) konuşmaya başladılar bile sınırın öte yakasındakiler, aslında bayağı bir şanslısınız, türkçe arapça farsa kırması ancak özgün diliniz yanında her iki bölgedeki kürt topluluğu hem türkçe hem arapça irana doğru ise aynı zamanda farsça konuşabiliyorlar en azından dertlerini anlatacak kadar, bunun yanına şimdi ingilizce de eklendi, valla torunlarınız çok şanslı olacak

Yazan: ancazin Tarih: April 22, 2007 10:38 AM

madem ayrılıkçılık rüzgarları esiyor bizimde bir katkımız olsun bari.Türkçe Farsça İngilizce kırması bir dil diyorsunuz ancazin bey.Siz önce kendi dilinize bakın.Türkçe dediğiniz dil %60 Arapça %20 Farsça %10 Kürtçe Rumca bir dil değil midir.Dünyada VE bağlacı olmayan ender dillerden biri değil midir Türkçe.Bizim dilimizde hiç olmazsa İNSAN kelimesinin karşılığı var.Sizde yok ne yazık ki.Dilinizin ne kadar zayıf olduğunu herkes biliyor siz hariç.Kesinlikle bilmediğine inandığım için yazıyorum İnsan Arapça kökenli bir kelimedir

Yazan: metin Tarih: May 23, 2007 02:49 PM

Öncelikle herkese merhaba!Ben en çok şunu merak ediyorum ve siz büyüklerimden bu konuda bilgi istiyorum.Ne zamandır araştırıyorum bunu.Günümüzde Kürt ler neden Türk lerle bu duruma geldiler madem önceden hep birlik vardı günümüzde neden böyle oldu??Kiminiz,Kurtuluş Savaşı'na katılan Kürt lerin Ermenilerle ilgili çıkar yüzünden katıldığını söylemiş;kiminiz ise Kürt lerin Türk lerle birlikte yaşamak istemesinden kaynaklandığını söylemiş.Bana sorarsanız Kürt lerle Türk ler arasında hiçbir sorun yoktu Ermenilerle de olduğu gibi.Ta kii 2. Dünya Savaşı'na kadar.Avrupa devletleri Kürt lerle Türk lerin birlik içinde olmalarını kendi çıkarlarına hiç uygun bulmadıkları için arabozuculuk görevini rahatlıkla üstlendiler ve her bir Avrupa ülkesi kendine göre bi bahane buldu.Günümüzün acımasız Amerika'sı(gerçi geçmişte de böyleymiş) gibi olmak istemiyorumm ülkemizin barış ve huzur içinde egemenliğini sürdürmesini isteyenlerden biriyim.Ama ne yazık ki günümüzde o kadar kötü niyetli insanlar var ki!!Bunu anlamak çok zorr..Ben de şuna şaşıyorum madem biz Kürt lerle birlikte yaşarken sorun yaşamıyoruzz nasıl oluyor da Avrupa Devletleri'nin kötü çıkarlarına boyun eğiyoruzzz.Bizim Atalarımız Kurtuluş Savaşı'nda nasıl bu ülkeyi milli birlik ve beraberlik içinde kurtarmışlarsa bu milli birlik ve beraberlik devam etmelii..Kötü çıkarların ülkemizi işgal etmesine izin vermeyelim.Özellikle ben gibi Türkiye'nin geleceklerii asla ve asla bölünmeyelim ki Avrupa ülkeleri görsünler Türkiye neymiş,Türkiye'yi bölmek istemek neymişşş görsünler!!!
Hepinize saygılarımı sunarım..

Yazan: Tuß!Sh Tarih: June 4, 2007 02:11 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)