Islam Without Extremes - by Mustafa Akyol
 

2007

...Yıllık Arşiv

 

Başörtülüler Daha Az Vergi Ödemeli

Monday, October 8th, 2007

[8 Ekim 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Şu sıra üniversitelerdeki başörtü yasağının kaldırılması gündemde. “Olağan şüpheliler”in hep birlikte uyguladığı “tama saha pres”in işe yarayıp yaramayacağı ve dünyada eşi-benzeri bulunmayan bu yasağın sürüp sürmeyeceği belli değil. Ama eğer sürecekse o zaman bir başka hukuki düzenleme yapılması, başörtülü vatandaşlara vergi indirimi getirilmesi lazım.

Yazının Devamı »

‘Mahalle Baskısı’ Devlet Baskısını Aklamaz

Monday, October 1st, 2007

[1 Ekim 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Türkiye’nin “beyaz” vatandaşları, korku açlıklarını uzun zaman Suudi Arabistan ve İran sayesinde bastırmışlardı. Ama başkaları kadar hızlı olmasalar da kendilerini yeniliyorlar. Bundan bir ay öncesinde haritada yerini bile gösteremeyecekleri Malezya’yı keşfediverdiler hemen. Bir de Prof. Şerif Mardin’den duyup yalap-şalap anladıkları “mahalle baskısı”nı.

Yazının Devamı »

Kürt Sorununa AK Çözüm Mü?

Thursday, September 13th, 2007

Gul.jpg
Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül bugünlerde kapsamlı bir güneydoğu gezisinde. Bölge halkının ona büyük bir ilgi gösterdiği, Sayın Cumhurbaşkanı’nın adeta bir “sevgi seli” ile karşılandığı gözlerden kaçmıyor. Bu, kuşkusuz Türkiye için büyük bir şans. Güneydoğu’nun çoğunluğu Kürt kimlikli olan yurttaşlarının devletin zirvesini bu denli kendilerine yakın ve hatta “kendilerinden” hissetmeleri, 80 yıldır kanayan yaraların sarılması için önemli bir psikolojik zemin oluşturuyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nı bu isabetli gezisinden ötürü kutluyor, “milletin evladı”nın milletin en kenarda kalmış kesimlerini kucaklayışını sevinçle karşılıyorum.

Yazının Devamı »

Türk İslamı Nasıl Modernleşti?

Friday, August 31st, 2007

[31 Ağustos 2007 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

islam.gifWashington’daki “Türkiye uzmanları” arasında en çok Brookings Enstitüsü Türkiye Programı Direktörü Ömer Taşpınar’ın görüşlerine katılırım. Radikal’deki düzenli yazılarını daimi bir beğeniyle okuyorum. 20 Ağustos tarihli “Batı AKP’yi Anlamaya Çalışıyor ” başlıklı makalesini ve içindeki “Türk İslamı modernleşiyor” görüşünü de isabetli buldum. Ancak bu modernleşmenin nasıl ortaya çıktığı konusunda öne sürdüğü argümanlardan birine bir “şerh” düşmeye gerek gördüm.

Bu, “Türkiye’de İslam’ı bu kadar ılımlı hale getiren Kemalizmin ta kendisi” argümanı. Dr. Taşpınar bu yargısını şöyle desteklemiş: “Neden mi? 28 Şubat sürecini hatırlayın ve Adalet ve Kalkınma Partisi neden böylesine dört elle Avrupa Birliği projesine sarıldı diye sorun.”

Yazının Devamı »

Çankaya Köşkü de Artık Milletin Olacak

Tuesday, August 14th, 2007

AK Parti Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı adayı göstererek demokrasiye ve kendi değerlerine uygun düşeni yaptı. Türkiye tarihinin en başarılı dış işleri bakanlarından biri olan, tüm dünyada saygı gören, Türkiye toplumunda ise büyük bir sevgiye mazhar olan Sayın Gül, inanıyorum ki bu ülkenin gördüğü Cumhurbaşkanlarının en iyilerinden biri, belki de en iyisi olacak. Onun için kullanılan “milletin evladı” sıfatı hem doğru hem de anlamlı: Cumhuriyet’in başına, millete tepeden bakan değil, onu temsil eden birisi gelmiş oluyor. Millete hayırlı olsun.
Bu arada “uzlaşma” lafını dilinden düşürmeyen Deniz Baykal’ın CHP’si Abdullah Gül’ün randevu talebine olumsuz cevap vererek ne kadar “uzlaşmacı” olduğunu da göstermiş oldu. Asıl derdi uzlaşma değil “milletin temsilcilerini bürokratik oligarşiye boyun eğdirmek” olan, zaten tarihi boyunca sırtını sandıklara değil “kurumlara” yaslamış bulunan bu “siyasi parti”, artık açıkça Türkiye demokrasisinin önündeki en büyük engel olarak ortada duruyor. Kendini reforme etmesini diliyorum, ama ümitvar değilim.

‘Bölünmez Bütünlüğün’ Garantisi AK Parti

Saturday, July 28th, 2007

[28 Temmuz 2007 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde bağlı Dalbudak mezrası
Diyarbakır’ın Ergani ilçesine bağlı Dalbudak mezrasında, köy korucusu Hacı Ulaş Bey’in taştan yapılma mütevazı evinde yer sofrasının etrafında oturuyoruz. Evin en büyüğü sayılan 72 yaşındaki Hacı Hasan Uğur Bey, anlamadığım bazı Kürtçe sözlerden sonra, az önce yediğimiz lezzetli yemek için Arapça “şükür duası” yapıyor. Hepimiz “amin” dedikten ve çaylar geldikten sonra “Hacı amca” bir dua daha ediyor. “Allah Erdoğan’ı başımızdan eksik etmesin” diyor, “çok doğru adamdır.”

Yazının Devamı »

Dini Jakobenizm’e Alet Etmek

Wednesday, July 25th, 2007

[25 Temmuz tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

06.gifTürkiye’de enteresan bir gelenek vardır. Toplumun din özgürlüğünü savunan her türlü sivil politik girişim “dini siyasete alet etmek”le suçlanıp susturulurken, devletin kendi siyasi hedefleri için dini kullanmasında hiç bir beis görülmez. Sayın Uygar Aktan’ın 29 Haziran tarihli Radikal’de yayınlanan “AKP’nin ‘Uzak Düşmanı’yla Anlaşması” başlıklı yazısı, bu geleneği daha da ileri bir boyuta taşıyor: Dini, Jakoben Kemalist ideolojinin aleti haline getiriyor.

Yazının Devamı »

Bir İtiraf

Tuesday, July 24th, 2007

Hürriyet yazarı Emin Çölaşan, AK Parti’nin seçim zaferi üzerine, “bunu daha önce neden göremedik” diye yakın dostlarıyla konuşmuş ve şu sonuca varmışlar:

Demek ki biz uzayda, başka bir gezegende yaşıyormuşuz. Türkiye’nin ve toplumun hiçbir şeyini bilmiyormuşuz! Demek ki insanlar durumdan, gidişten memnunmuş. Seçim günü uzay gemisinden paraşütle, hiç bilmediğimiz bir ülkeye indik. Burasının Türkiye olduğunu öğrendik. Ülkenin gerçeklerini, nasıl böyle yanıldığımızı da yakında inşallah öğrenmeye başlayacağız!

Bu durumda bize de “hayırlı olsun” demek düşüyor. Umarım üstteki satırlardaki samimi itirafın psikolojisi, “mağlubiyet sarhoşluğu” ile sınırlı kalmaz, devamlı olur.

Millet, ‘Yeter Söz Benimdir’ Dedi

Monday, July 23rd, 2007

DİYARBAKIR – 22 Temmuz seçimleri Türk demokrasi tarihine geçecek büyük bir mihenk taşı oldu. AK Parti’nin yaklaşık yüzde 47′lik oy oranına varan görkemli zaferi, aylardır yürütülen “psikolojik operasyon”ların millet katında itibar görmediğini ortaya koyuyor. Millet, kendi iradesini saf dışı etmek ve onun yerine “devlet iktidarı” kurmak isteyenlere “hayır” dedi; “hakimiyet, kayıtsız şartsız benimdir.”

Yazının Devamı »

‘Amerikan Emperyalizminin Maşası’ Acaba Kim?

Wednesday, July 18th, 2007

Malum, seçim döneminde AK Parti’ye getirilen eleştirilerin başında “Amerikan emperyalizminin dümen suyunda gitmek” suçlaması var. Öyle ki Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı ihtimali karşısında sokaklara dökülen ateşli laikçiler onu “ABD-ullah” diye yaftaladılar. Halen de bir sürü “AK Parti düşmanı”, özellikle de “ulusalcı”, hükümetin Washington’a göbekten bağlı olduğunu söyleyip duruyor.

Yazının Devamı »

Neden AK Parti?

Tuesday, July 10th, 2007

Seçimler yaklaşıyor. Bazen dostlarım veya yazılarımı takip eden okurlar “kime oy vereceksin, sence kime vermek gerek” diye soruyorlar. Benim cevabım beş yıl önce neyse, yine o: AK Parti.

Yazının Devamı »

Devlete ‘Ilımlı İslam’ Değil, ‘Ilımlı Laiklik’ Lazım

Thursday, June 14th, 2007

[14 Haziran tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

Radikal’de yayınlanan “Laikliği Asıl Laikçiler İhlal Ediyor” başlıklı yazıma, Emekli Sayıştay Denetçisi sayın Hasan Özhan’dan yine Radikal sayfalarında eleştirel bir cevap geldi. Sayın Özhan yazılarımı “rahatsız edici” bulduğunu belirtmekle işe başlamış. Ben ise, aksine, onunkini yararlı buldum: laiklik gibi önemli ilkelerin doğru anlaşılması için bürokratlarımızın “monolog” yerine “diyalog”a geçmesi kuşkusuz iyi bir adım.

Yazının Devamı »

Fox TV’de Kuzey Irak, PKK ve Kürt Sorunu Tartışması

Monday, June 11th, 2007

Fox TV’de Nazlı Ilıcak ve Reha Muhtar’ın sunduğu “Çapraz Ateş” adlı tartışma programına bu akşam (11 Haziran) konuk olarak katılacağım. Kuzey Irak, PKK ve Kürt sorununun konuşulacağı, “Irak’a müdahale”nin tartışılacağı programı saat 23.45′ten itibaren izleyebilirsiniz.

İslam ve Özgürlük: Yerinde Bir Yorum

Saturday, June 9th, 2007

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Bardakoğlu’nun bazı önemli konulardaki isabetli görüşlerinin altını daha önce de çizmiştim. Prof. Bardakoğlu en son “okulda namaz” konusunda açıklama yaparken de önemli şeyler söylemiş. Şöyle demiş:

Sadece Müslümanların değil, diğer din mensuplarının ibadetlerine de saygılı olmak zorundayız… İnsanların namaz kılmalarına ya da kılmamalarına göre ayrım yapmak yerine insanlara özgürlük alanı bırakmak ve demokrasiyi güçlendirmek, en çıkar yoldur. Diyanet İşleri Başkanlığı olarak hep özgürlükten ve demokrasiden yana olduk. Sadece Müslümanların din ve ibadet özgürlüklerinin değil, diğer din mensuplarının ve inanmayanların ibadet ve özgürlüklerini savunmak zorundayız. Namaz kılanın kılma sebebini, kılmayanın kılmama sebebini sonuna kadar savunmak zorundayız.

Bu yorumlara hem tümüyle katılıyor, hem de bir “kilometre taşı” olarak not edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hem İslam’ın özgürlüklükle uyuşmadığını düşünen kimi “laikçiler”, hem de özgürlük kavramına kuşkuyla bakan bazı Müslümanlar tarafından…

Namaz Kılarken ‘Suç Üstü’ Yakalanmak

Friday, June 1st, 2007

[1 Haziran 2007 tarihli Zaman gazetesinde yayınlandı]

namaz1.jpgDün Türkiye’nin bazı gazetelerinde “Lisede Topluca Namaz” veya “Devlet Lisesinde Gizli Mescit” gibi manşetler vardı. Konu, İstanbul’un Bağcılar Lisesi’ndeki bir odanın bazı öğrenciler tarafından namaz kılmak için kullanıldığının “ortaya çıkması”ydı. Bu “ifşaat”, kızlarında beliren dindarlık emareleri üzerine kuşkulanıp okulu takibe alan “duyarlı” bir aile tarafından ortaya çıkarılmış, “müdür yardımcısının kıldırdığı gizli namaz” gizli kameralarla görüntülenmişti.

Yazının Devamı »

Council on Foreign Relations’da Konuşma

Tuesday, May 29th, 2007

Son günlerde siteye pek yazamadım; sebebi seyahatte oluşum. Geçen Cuma günü (25 Mayıs) ABD’nin dış politika konusunda en önemli düşünce kuruluşu sayılan New York merkezli Council on Foreign Relations‘da (CFR) Türkiye siyasetini yorumlayan bir konuşma yaptım. “Turkey’s Political Battle: Secularism vs. Democracy” başlıklı konuşmanın ve soru-cevap kısmının ses dosyasını buradan indirip dinleyebilirsiniz. Sanırım “Batılılara Türkiye’yi tanıtma” açısından verimli bir toplantı oldu…
İLAVE NOT: Toplantıdaki konuşmaların tam İngilizce dökümünü de CFR’ın internet sitesindeki bu sayfada bulabilirsiniz.

Sorun, Milletin Ta Kendisi…

Saturday, May 19th, 2007

Ülkemizde “Cumhuriyet” kavramının anlam kaymasına uğradığını ve “demokrasi”ye karşı “elitler hakimiyeti”ni ifade eder hale geldiğini pek çok yazımda belirttim. Zaten söz konusu “Cumhuriyet”in ateşli savunucularına bakınca, “milli irade”den hiç hoşlanmadıkları, bunun önüne geçmek için her türlü yolu denedikleri açıkça görülüyor. Örneğin AK Parti’nin “Cumhurbaşkanı’nı millet seçsin” teklifi, malum, CHP ve taraflarınca kabul edilmiyor. Açıkça söylemeseler de “olur mu canım, millet gider yanlış adamı seçer” diye düşünüyorlar.
Murat Belge – ki bir “mürteci” olmadığından kimsenin kuşkulanamayacağı bir isimdir – bugünkü yazısında CHP’nin söz konusu zihniyetini şöyle yorumlamış:

Yazının Devamı »

Laikliği Asıl ‘Laikçiler’ İhlal Ediyor

Friday, May 18th, 2007

[18 Mayıs 2007 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

Son dönemde AK Parti muhalifliği ve “Cumhuriyet teorisyenliği” ile öne çıkan Radikal yazarı Sayın Gündüz Aktan, “AKP iddia ettiği gibi laikse,” demiş, “Anayasa’nın 24. maddesindeki tüm unsurları tek tek benimsediğini sözle ve uygulamayla kanıtlamalı”.
Bu talebi değerlendirmek kuşkusuz AK Partililerin işi. Ama laiklik konusunda kendilerini kanıtlaması gereken başka çevreler de var. Bunların başında da, “laiklik elden gidiyor” diyerek Ankara kurumlarında ve memleket meydanlarında kükreyenler, diğer bir deyimle “laikçiler” (yahut “laik fundamentalistler”) geliyor.

Yazının Devamı »

Friday, May 11th, 2007

Konferansa davetlisiniz!
NOT: Konferansın Mustafa Ajlan Abudak tarafından yapılmış iyi bir özet ve değerlendirmesini Akıllı Tasarım sitesinde okuyabilirsiniz.

Laiklik İyidir-Sorun ‘Laikçi’lerde

Saturday, May 5th, 2007

Bazı yazılarda kullandığım “laikçi” sözü üzerine bazı okurlardan soru ve itirazlar geliyor: Ne demekmiş “laikçilik”?
Benim kast ettiğim ve eleştirdiğim “laikçiliği” açıklayayım: Toplumun dinden uzaklaştırılmasını, toplumdaki dini cemaatlerin ve hareketlerin bastırılmasını, dini özgürlüklerin kısıtlanmasını savunmak. Türkiye’de bunu 80 küsur yıldır pek çok insan savunuyor ve zaten bu iş sistemli olarak yapılıyor. “Bu ülkede dincilere yer yok” gibi sloganlar havada uçuşuyor. Oysa özgür bir ülkede “dinci” ve hatta “gerici” olmak serbesttir; isteyen istediği boyutta ve şekilde dindarlık yaşayabilir. Aynı şekilde isteyen de istediği boyutta ve şekilde “seküler” yani din dışı bir hayat sürebilir. Buradaki tek sınır, başkalarının özgürlüğüne müdahale etmemektir.

Yazının Devamı »

Vesayet Altındaki Çocuklar

Saturday, May 5th, 2007

Kemalizm’in sadece bir ideoloji değil aynı zamanda bir “psikolojik durum,” bir tür “mutluluk hapı” olduğunu düşünmüşümdür hep: Hayata anlam ve amaç verir, sarsılmaz ve sorgulanmaz “ilke”leriyle inananlarının yüreklerine su serper, onları hem rahatlatır hem de motive eder. Radikal yazarı Perihan Mağden – ki demokrasiye olan bağlılığı ve otoriterizme olan dik duruşu ile hep parlamıştır – bugünkü yazısında söz konusu psikolojik durumu çok iyi anlatıp hicvetmiş.

Yazının Devamı »

İngilizce Makale: ‘Asıl Tehdit, Laik Köktencilik’

Friday, May 4th, 2007

Türkiye’de son haftalarda yaşanan “laiklik gerilimi”ni yorumlayan “Asıl Tehdit, Laik Köktencilik” (The Threat Is Secular Fundamentalism) başlıklı yazım, International Herald Tribune gazetesinde yayınlandı. Türkiye’deki mücadelenin “İslamcılar” ile “laikler” arasında değil, demokrasi yanlıları ile karşıtları arasında geçtiğini, bu nedenle AK Parti’yi destekleyen pek çok seküler liberal insanın da bulunduğunu anlatan yazıda, asıl sorunun Türkiye’deki aşırı katı ve otoriter laiklik anlayışı olduğu vurgulanıyor.

Hıristofobi Eken Vahşet Biçer

Thursday, May 3rd, 2007

[Derin Düşünce sitesinde yayınlandı]

bicak.jpgSon yıllarda sık sık Batı’daki “İslamofobi” tehlikesinden söz ediyor, İslam’a ve Müslümanlar’a yönelik korku ve nefret duygularından yakınıyoruz. Bunda da haklıyız elbette. Ama öte yandan iğneyi kendimize de batırmak ve son yıllarda Türkiye’ye giderek büyüyen “Hıristofobi”yle yüzleşmek gerekiyor.

Malatya’daki insanlık dışı cinayetlerin sorumlusu, hayali “karanlık mihraklar” değil, Türkiye’deki bazı çevrelerde cinnet boyutlarına varmaya başlamış olan Hıristofobi’dir. Eğer siz topluma, ülkenin yeni bir “Sevr”in eşiğinde olduğunu, vatanın satıldığını, dinin elden gittiğini, Hıristiyan misyonerlerin de bu “hayasız akın”ın beşinci kolu olduğunu telkin edip durursanız, durumdan vazife çıkaran lümpen faşistler de Hıristiyan avına girişirler. Tandoğan’daki kara cübbelileriniz “emperyalizmin yeni Haçlı Seferi”ne dair nutuklar atarsa, Malatya’daki “kara gömlekliler”iniz de haça inananları doğramaya koyulur.

Yazının Devamı »

Her Laik Paranoyak Değildir

Monday, April 30th, 2007

Bugün Batı dünyasında “şu aralar bizi hedef alan her terörist Müslüman olsa da, her Müslüman terörist değil” diye bir laf var. Bu lafın kendisini biraz sakıncalı bulsam da, Türkiye’ye yönelik bir adaptasyonu işe yarar diye düşünüyorum: Şu sıralarda ülkemizdeki her paranoyak laik olsa da, her laik paranoyak değil.
Bir başka deyişle Önce Tandoğan’a sonra da Çağlayan’a yüzbinleri taşıyan “laik Cumhuriyet elden gidiyor” nevrozu, seküler bir yaşam biçimine ve dünya görüşüne sahip olan pek çok kişi tarafından paylaşılmıyor. Bunlardan biri, Türkiye’nin en ünlü ve saygın akademisyenlerinden biri: Bilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı, Türkiye Bilimler Akademisi üyesi hukukçu ve siyaset bilimci Prof. Metin Heper. Prof. Heper Radikal’den Neşe Düzel’in kendisiyle yaptığı söyleşide çok önemli şeyler söylemiş. Tümü mutlaka okunmalı.

Yazının Devamı »

Genel Kurmay’ın İnternet Mesajı Üzerine

Saturday, April 28th, 2007

Türkiye dün gece yarısından bu yana Genel Kurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yayınlanan laiklik uyarısını konuşuyor. Ben, meseleyi fazla büyütmek gerekmediği kanısındayım. Bu, hükümeti istifaya zorlayan bir “muhtıra” değil. Metinde işaret edilen hususlar ise – örneğin genç kız öğrencilerin başları örtülü halde ilahi okumaları – ne “rejime tehdit” olarak görülebilecek şeyler, ne de hükümetle bir ilgileri var. TSK’nın laiklik konusunda hassas olduğunu zaten biliyorduk, bir kez daha duymuş olduk. Mesele, bu.
Kanımca bundan sonraki süreç için de fazla endişelenmeye gerek yok. Ülke en fazla altı ay içinde zaten genel seçimlere gidecek. Millet, tüm bu “laiklik tehlikede” mesajlarına ne kadar katılıp katılmadığını, AK Parti hükümetini güvenilir bulup bulmadığını sandıkta gösterecek. Onun üzerine hiç kimse hiç bir şey diyemez.