Islam Without Extremes - by Mustafa Akyol
 

2005

...Yıllık Arşiv

 

Kansas’ta Akıllı Tasarım Kazandı

Wednesday, November 9th, 2005

Akıllı Tasarım teorisi, ABD’de yeni bir zafer kazandı. Kansas eyaletinin ders kitapları için önerilen değişiklik, 8 Kasım’da Eğitim Bakanlığı Komisyoneri Alexa Posny tarafından yapılan açıklama ile kabul edildi. Bundan böyle Kansas eyaletindeki tüm biyoloji ders kitaplarında, Darwin’in evrim teorisinin önemli bilimsel açmazları olduğu, teorinin yaşamın kökenini açıklayamadığı veya fosil kayıtları tarafından doğrulanmadığı gibi bilgiler de yer alacak.

Posny'nin açıklamasıKansas’taki müfredat tartışması uzun süredir devam ediyordu. Akıllı Tasarım teorisini savunan bilimsel kuruluş Intelligent Design Network yöneticilerinin Eyalet Eğitim Bakanlığı’na verdiği değişiklik önergesi, 2004 yılı başından beri inceleniyordu. Mayıs ayında konu hakkındaki uzmanlar Eyalet Eğitim Bakanlığı’na çağrılmış, bunlardan biri olarak ben de bilirkişi görüşü vermiştim.

Sonuçta bakanlık kararını verdi ve müfredatı olduğu gibi korumaya çalışan Darwinist taraf kaybetti. Haber, tüm dünyada büyük yankı buldu ve bulmaya devam ediyor. ABD’nin tüm büyük gazeteleri konuyu manşetlerine taşıdılar. USA Today gazetesi “Kansas Okulları Akıllı Tasarım’ı Öğretecek” derken, BBC “Kansas’ta Evrime Geri Adım” başlığını kullanmış. The Washington Times “Darwin Hakkındaki Kuşkular Onaylandı”, The Seattle Times “Kansas Eğitim Kurulu Akıllı Tasarım’a Arka Çıktı” derken, Southern Standard ise şu yorumu yapmış: “Akıllı Tasarım Hakereti Kansas’ta Büyük Zafer Kazandı”.

Ve bu sadece bir başlangıç… Kansas’ı başka eyaletler ve ülkeler izleyecek…

‘Seküler Ahlak’a Dair Düşünceler…

Monday, November 7th, 2005

Seküler, yani din-dışı bir ahlak olur mu? Bu soru sıkça tartışılır ve bu sitenin yorum bölümlerinde de son günlerde gündeme geldi. Kanımca, evet, seküler ahlak olur. Dine inanmayan insanlar da ahlaki erdemler (sözgelimi dürüstlük, fedakarlık, tevazu, namus) gösterebilirler. Nitekim böyle pek çok insan vardır da…

Fakat mesele bu noktada kapanmaz.

Yazının Devamı »

Cumhuriyeti Yaşatmak, ‘Kutsal Görevimiz’ Mi?

Saturday, October 29th, 2005

[29 Ekim 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

1930'larda bir Cumhuriyet töreniSon günlerde İstanbul’da araba kullananlar otobanların üzerinde görkemlice uzanan şu cümleyi fark etmiş olmalılar: “En kutsal görevimiz, Cumhuriyet’i yaşatmaktır.”

Bu cümleyi içeren dev afişlerin Cumhuriyet Bayramı’nı idrak ettiğimiz günlere daha bir anlam katmak için asıldığı belli. Bu bayramın önemine ise denebilecek hiç bir şey yok; aksine hepimize alabildiğine kutlu olsun. Ama Cumhuriyet’i yaşatmanın tüm vatandaşlara “en kutsal görev” olarak belirlenip ilan edilmesi üzerine biraz düşünmekte yarar var.

Yazının Devamı »

Türkiye’nin Ahlak Krizi

Thursday, October 27th, 2005

Türkiye iki haftadır Malatya’daki Çocuk Esirgeme Kurumu’nun yurdunda yaşanan rezaleti tartışıyor. Küçücük çocukları kafalarını tokuşturarak, terliklerle vurarak döven, aşırı sıcak suyla yıkayıp yakan zalim “bakıcılar”dan daha da kötü olan ise, televizyonlarda gördüklerimizin buzdağının sadece su üstündeki kısmı olması.

Malatya Çocuk Yurdunda Banyo İşkencesiBu gibi “esirgeme” kurumlarında yaşanan alçaklıkların, sadece şidettle sınırlı kalmadığı, cinsel taciz ve tecavüzlere kadar uzandığı da, mesele biraz deşildikçe ortaya çıkıyor. Taha Akyol, Malatya Sosyal Hizmetler İl Müdürü’nün, kendini savunurken, “Livatalar yaşanmış bir yurdu devraldım” dediğine işaret etmiş. Bu, erkek çocuklara tecavüz demek… Devletin “esirgeme” kurumlarında…

Eğer daha önce hiç böyle şeyler duymamış, görmemiş olsaydık, şaşırabilirdik. Ama, hayır. Bu gibi olaylar, biz Türkler için ucu-bucağı olmayan bir toplumsal skandallar zincirine yeni bir halka olarak ekleniyor. Bürokraside, siyasette, iş dünyasında, emniyette, toplumun hemen her köşesinde bir takım dolapların sürekli dönmekte olduğunu, savunmasız insanların ezildiğini ve “zalim”lerin at oynattığını zaten herkes adı gibi bildiği için, artık bu tip şeyler “sıradan vaka” olarak karşılanıyor.

Yazının Devamı »

Kılıçbay’la Yeniden-Bilimsel Çapanoğulları Ve Materyalizm

Tuesday, October 25th, 2005

Mehmet Ali KılıçbayMehmet Ali Kılıçbay, Yeni Aktüel dergisindeki köşesinde geçen hafta “Mustafa Akyol['a] cevabım gecikmeyecek, anlaşılan artık inancı da tartışmak gerekiyor…” diye yazmıştı. Bu hafta ise gecikmeyen cevabını ortaya koymuş. “Tek doğru var, benim bildiğim” başlıklı yazısında, bana ve Akıllı Tasarım teorisine yönelik eleştirilerini sıralamış.

Aslında ben biraz daha dişe dokunur eleştiriler umuyordum kendisinden. Belki yazısında belirttiği gibi, sorun yer darlığıdır. Mevcut durumu buna yoralım ve yine de Sayın Kılıçbay’ın söylediklerini ele alalım.

Yazının Devamı »

Ahmet Altan’dan Din Üzerine İlginç Duygular

Sunday, October 23rd, 2005

Ahmet Altan’ın bugünkü Hürriyet’teki “Cami ışıklarına bakan çocuk…” başlıklı yazısı, okumaya değer. Herkese öneririm. Bir ateist olan Altan, çocukluğundaki inançlı yıllarını, iftar sofralarını, teravih namazlarını özlemle anmış. Dahası, “içinde bir vahşetle, bencillikle hatta kötülükle doğan ve ölüm gibi karanlık bir yok oluşla varlıkları sona eren insanların gelişiminde, yaşama gücü buluşunda, ahlakı yaratışında, vahşetini sınırlayışında dinin çok önemli kültürel bir değer olduğunu” nasıl fark ettiğini anlatmış. Allah hakkında ise, “Varlığına inanmıyorum ama o varmış gibi hissetmekten hoşlanıyorum” demiş.

Turan Dursunvari “gözünü nefret bürümüş tepki ateizmleri” bir kenara bırakılırsa, hayattan demini almış pek çok ateistin geldiği noktadır aslında bu. Dinsiz bir yaşamın insan doğasındaki tahribatını bizzat yaşar ve “keşke inanabilseydim” derler. İnanamamalarının nedeni ise, Allah’ın varlığını irrasyonel (akıl dışı) bir inanç olarak tarif eden, dahası Allah’ın varlığına dair kanıtları gözlerden uzak tutup diskalifiye eden materyalist felsefedir. Modern dünyada “akıl” ve “bilim” kavramları materyalist bir temele oturdulduğu için, “akılcı” olmakla Allah’ı kabullenmek, ister istemez çelişik durumlar gibi görülür. Nitekim Ahmet Altan da çocukluğundaki dindarlığı anlatıp, “Sonra büyüdüm, inanmanın huzurundan aklın huzursuzluğuna geçtim” diyor.

Ama buradan daha ileri gitmek de mümkün. Amerikalı hukuk projesörü ve yazar Phillip E. Johnson da “dini incelediğimde, ‘yazık, keşke doğru olsaydı’ diye düşünmüştüm” der. Johnson bugün inançlı bir Hıristiyan ve Akıllı Tasarım hareketinin en önemli beyinlerinden biridir. “Keşke doğru olsaydı” dediği şeyin zaten doğru olduğunu ise, materyalizmi çözümlediğinde görmüştür. İşte bu nedenle materyalizmi eleştirmek, neden “bilimin temeli” değil, aksine ona aykırı olduğunu ısrarla göstermek gerekiyor.

Bir de şunu düşünmek gerek: Acaba din neden insana huzur veriyor? İnsanın doğası ile din arasındaki bu uyum, ikisinin birbirine uygun olarak “tasarlandığını” gösteriyor olmasın?…

Evrim, Pandalar, Aptallık Ve Cehalet

Saturday, October 22nd, 2005

Of Pandas and PeopleHürriyet gazetesi köşe yazarı Ayşe Özek Karasu, “Pandanın Başparmağını Kim Yarattı?” başlıklı bugünkü yazısında, Akıllı Tasarım teorisine karşı mahkemede “bilirkişi” görüşü veren Darwinist biyolog Dr. Kevin Padian’ın “Akıllı Tasarım insanları aptal ve cahil yapar” sözünü aktarmış. Dahası, bu sözü çok da benimsemiş olacak ki, yazısına ara başlık yapmış.

Elbette bir insan görüşlerini kabul etmediği insanları “aptal ve cahil” olmakla suçluyor ise, bunu inandırıcı kılacak kanıtlar göstermesi beklenir. Diğer türlü, sadece hakaret etmiş olur. Bu nedenle, Sayın Karasu’nun yazısına baktım ve kanıt aradım. Bulduğum şeyler, oldukça enteresandı.

Yazının Devamı »

Agnostik Aklın İlkeleri Üzerine…

Friday, October 21st, 2005

“Agnostik” rumuzunu kullanan okur, Anthony Flew ve Ateist Okurun Süregiden Yanılgıları başlıklı yazının sayfasına eklediği yorumlarda, Kuran’ın ilahi kaynağı olmadığını ileri sürüyor. Bu okurun iddialarına cevap niteliğindeki bazı yorumlarımı aynı sayfaya eklemiştim.

Ancak sadece bu dar tartışmayla sınırlı kalmaması gerektiğini düşündüğüm önemli bir yöntem sorununa dikkat çekmek istiyorum. Çoğunlukla ateist, materyalist ve hatta “agnostik” okurlarda gördüğüm bu sorun, başkalarını “inanmakla” suçlarken, kendi inançlarının – hem de hiç sorgulamadan, büyük bir hırsla tutundukları inançlarının – farkında olmamaları.

Yazının Devamı »

Bir Ateistin Yanılgıları

Thursday, October 20th, 2005

Sitenin düzenli okurlarından Ataman Ertuğrul, son günlerde eklediği bir dizi uzun yorumla Allah inancına ve ilahi dinlere karşı bazı itirazlar dile getirdi. İtirazların üslubu ve tarzı pek hoş olmasa da, içeriği nedeniyle Sayın Ertuğrul’a teşekkür ediyorum. Çünkü bu içeriği oluşturan klasik ateist argümanlar ile, gerçekte “ateist aklın” ne gibi yanılgılar, yargı bozuklukları ve çarpıtmalara dayandığını bizlere bir kez daha göstermiş oldu.

Gelin, Sayın Ertuğrul’un sitenin çeşitli sayfalarında yer alan yorumları üzerine birlikte düşünelim ve ateist aklın sorunlarını birlikte görelim.

Yazının Devamı »

ABD, Akıllı Tasarım’ı Tartışıyor

Wednesday, October 19th, 2005

Michael J. BeheBugünlerde Pennsylvania eyaletindeki lise ders kitaplarına Akıllı Tasarım teorisinin Darwinizm’e alternatif olarak girmesi hakkındaki tartışma, ABD basınında büyük ilgi topluyor. Özellikle teorinin en önemli kuramcılarından biri olan biyokimya profesörü Michael J. Behe’nin (yanda), Darwinist velilerin mahkemeye yaptığı şikayet nedeniyle Harrisburg kentinde açılan davada yaptığı tanıklık, geniş yankı uyandırdı. New York Times, Washington Post, The Guardian (İngiliz), MSN, Seattle Times, Philadelphia Inquirer gibi önde gelen medya kuruluşlarının büyüteç altına aldığı mahkemede, Prof. Behe, teorinin bilimsel kritelerle dayandığını, teoriye gösterilen şiddetli muhalefetin ise ideolojik temelli olduğunu anlattı.

Kanımca, son dönemde ABD basınında bu konuda yayınlanan en önemli yorumlardan biri ise, Jeff Jacoby’nin 2 Ekim tarihli The Boston Globe’da yayınlanan makalesi. Jacoby, şöyle diyor:

Her şey ne kadar da değişti. John Scopes 1925′te Tennessee’de mahkemeye çıktığında, dini fundamentalistler evrimi okulların dışında tutmak istiyorlardı, çünkü bu Kutsal Kitap’ın lafzi okunuşuyla çelişiyordu. Bugün ise Darwinci fundamentalistler, dünya üzerindeki yaşamın çeşitliliğindeki akıllı tasarıma dair kanıtları okulların dışında tutmak istiyorlar, çünkü bu sıkı sıkıya materyalist bir dünya görüşüyle çelişiyor. Seksen yıl önce, düşünce kontrolörleri Darwin’i istemiyorlardı, bugün ise düşünce kontrolörleri sadece Darwin’i istiyorlar.

Jacoby yazısını şöyle bitiriyor: “Akıllı Tasarım, ilkellik ve Kutsal Kitap dayatmacılığı değildir…. bilimdir.”

Anthony Flew Ve Ateist Okurun Süregiden Yanılgıları

Tuesday, October 18th, 2005

Anthony Flew“Ateist” rumuzunun kullanan – ve Ateist Forum sitesini adres gösteren, yani bu ideolojide hayli kıdemli ve iddialı gözüken – okurumuzla tartışmamız sürüyor. En son kendisi ateizmin bilim tarafından desteklenen bir düşünce olduğunu savunmuş, ben de, diğer bazı argümanlarla birlikte, “o zaman neden ateizmin en büyük beyinlerinden olan Flew, bu inancından döndü” diye sormuştum. “Ateist” okur şöyle cevap vermiş:

Antony Flew yeni çıkaracağı kitap öncesinde böyle bir dönüş yaparak kitap satışını heralde en azından 4-5 katına çıkarmıştır. Ayrıca yaşamının sonlarına yaklaşmışken böyle bir dönüş yapması da insanı düşündürüyor.
Antony Flew ateizmden deizme dönmüşür. Bu doğru. Ama dünyada teizmden ateizme dönen milyonlarca kişi vardır. Bir ateistin teizme de değil deizme dönmesi sizi neden bu kadar sevindiriyor anlamıyorum.

Dünyada hala milyonlarca ateist var. Antony Flew’un diğerlerine bir üstünlüğü olduğunu mu düşünüyorsunuz?… Bence hiç de önemli bir olay değil ateizmi bırakmış olması.

Burada “Ateist” okurun üç iddiası var; Flew’ün amacı kitap satışını artırmaktır, teist değil deist olmuştur ve zaten önemli bir adam da değildir, diyor. Böyle demekle de bize bir kez daha ateizmin ardında yatan dogmatizmi sergileme fırsatı veriyor.

Yazının Devamı »

Türkiye Ve Başörtüsü

Sunday, October 2nd, 2005

[Yazının İngilizce orjinali 2 Ekim 2005 tarihli The Washington Times gazetesinde ve TheWhitePath.com'da yayınlandı]

headscraf.jpgDünyanın çok az ülkesinde polisler kadınların uygun kıyafet giyip giymediklerini denetler. Bu ülkelerden biri Suudi Arabistan’dır. Suudilerin kötü bir şöhrete sahip olan “mutavva” adlı “din polisleri”, kadınlara başlarını ve vücutlarını zorla örttürür. Türkiye’de ise durum tam tersinedir: Türk polisler kadınları başlarını açmaya zorlarlar.

Tabi adil olmak gerek: Türkiye’nin kıyafet yasaları Suudi Arabistan’a kıyasla çok daha hafiftir. Türkiye’de ise yasaklama sadece “kamusal alan” denen yerlerde uygulanır. Yani devlet binalarında, mahkemelerde, üniversite kampüslerinde ve tüm okullarda.

Yazının Devamı »

Ulusal Çıkar Mı, Ulusalcıların Çıkarı Mı?

Friday, September 30th, 2005

[30 Eylül 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

ulusalci.jpgFransızların 18. yüzyıldaki ünlü siyaset teorisyeni Jean-Jacques Rousseau’nun ortaya attığı ‘genel istek’ diye bir kavram vardır. Rousseau bununla bir toplumun ortak, kolektif taleplerini ifade eder. Ancak bu yüzden çok da eleştirilmiştir. Çünkü ‘genel istek’ çok belirsizdir ve bu nedenle toplum adına düşünüp karar verdiğini ileri süren diktatörler ya da cuntalar tarafından da tanımlanabilir. Bu nedenle denir ki, ‘genel istek’ tehlikelidir, çünkü kolaylıkla ‘generalin isteği’ haline gelebilir!..

Yazının Devamı »

Adnan Menderes Üniversitesi’nde Akıllı Tasarım Konferansı

Monday, September 26th, 2005

aydin.jpgAydın Adnan Menderes Üniversitesi, 27 Eylül 2005 Salı günü, “Akıllı Tasarım” konulu bir konferansa ev sahipliği yaptı. Benimle birlikte Nevada Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yunus A. Çengel ve Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nden Prof. Dr. Osman Çakmak’ın da konuşmacı olarak söz aldığı konferansa, 1000′in üzerinde dinleyici katıldı. Konferansla ilgili yorumlar için Haber 7 sitesindeki bir habere ve uzak bir yoldan gelerek toplantıya katılan — ve bu nedenle kendisine son derece müteşekkir olduğum — Sayın Cengiz Çebi’nin siteye eklediği izlenime göz atabilirsiniz. Konferansın video görüntülerine ise yakında bu siteden ulaşabileceksiniz.

Bir Kaç Küçük Gelişme

Sunday, September 25th, 2005

Türkiye’de evrim-tasarım tartışması giderek büyüyor. Bugünkü Radikal gazetesinin “MEB’den biyolojiye ‘evrim’ makası” başlıklı haberinde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, ilköğretim 8. sınıf fen bilgisi ve biyoloji kitaplarında evrim teorisi ile ilgili bölümleri ayıkladığı haber veriliyor. Radikal, “Darwin mahkemelik” başlıklı bir diğer haberinde de, ABD’nin Pennsylvania eyaletindeki okul müfredatı hakkında süren evrim-tasarım tartışmasını konu edinmiş.

Bugünkü Zaman gazetesinde ise, Türkiye’nin önde gelen felsefe profesörlerinden Hilmi Yavuz’un “Hayatın Başlangıcı ve Evrim Kuramı” başlıklı iyi bir yazısı var. Prof. Yavuz, rastlantısal evrim teorisinin temelindeki materyalist dogmayı doğru teşhis etmiş. Zaman, bir zaman önce de, Akıllı Tasarım teorisinin önde gelen kuramcılarından Behe ve Johnson‘ın iki önemli makelesini yayımlamıştı.

Son olarak da sitedeki küçük ama yararlı bir teknik gelişmeye işaret edeyim. Bu sayfanın en altına indiğinizde göreceğiniz “Önceki 10 Yazı” kısmı ve “Tüm Yazılar” linki, geçmiş tarihlerdeki yazılara ulaşmak isteyen okurlara kolaylık sunuyor. MustafaAkyol.org, hizmetinizde…

Dindar Olmayan İslamcılık

Thursday, September 22nd, 2005

[22 Eylül 2005 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

islamicknife2.jpgİstanbul’da 2 Eylül günü cuma namazı çıkışı Fatih Camii’nde yapılan ‘hilafet gösterisi’nden bu yana, dikkatler bu işi organize ettiği anlaşılan Hizb-ut Tahrir örgütüne yöneldi. Örgütün ‘Türkiye sözcüsü’ Yılmaz Çelik olaydan sonra kayıplara karışmış durumda. Ancak amaçlarının ne olduğunu Tempo dergisinin bir hafta önce kendisiyle yaptığı röportajda açık açık anlatmıştı. “Hilafet bayrağını yeniden göndere çekeceğiz” diyen Çelik, bunu nasıl başarmayı düşündüğüne dair de ‘şok’ açıklamalar yapmış, silahsız bir yoldan ‘İslam devrimi’ne nasıl ulaşacaklarını tarif ederek “Önce orduya sızacağız” demişti.

Yazının Devamı »

Akıllı Tasarım ‘Test Edilebilir’ Bir Teori Midir?

Wednesday, September 21st, 2005

microscope.gifAkıllı Tasarım teorisi hakkında dile getirilen itirazlar arasında “test edilebilir” ve “gözlemlenebilir” olmadığı argümanı önemli bir yer tutuyor. Bazı Darwinistler, “Tasarım denen süreç test edilemez ve gözlemlenemez, dolayısıyla yanlışlanamaz, dolayısıyla bilimsel değildir” diyerek, teoriyi diskalifiye etmeye ve tartışmayı en baştan kazanmaya çalışıyorlar.

Oysa gerçekte test edilebilirlik ve yanlışlanabilirlik kriterleri açısından, Tasarım da Darwinizm de aynı durumdadır.

Çünkü her iki teori de, yeryüzündeki ilk hücrenin, ilk balığın, ilk kuşun veya ilk insanın nasıl ortaya çıktığı gibi, geçmişte yaşanmış olaylara dair açıklamalar sunar. Söz konusu olayların ne yeniden gözlemlenmesi ne de laboratuvarda tekrar edilmesi mümkündür. Bu nedenle bu olayları araştırmaya başladığımızda, aslında kimya, fizik, biyoloji gibi “operasyonel bilim” alanından çıkar; arkeoloji gibi “tarihsel bilim”lerin alanına gireriz. Bu bilim dallarında sonuçlar deney ve gözlemden çok, kanıtların incelenip en doğru açıklamaya çıkarım yapılması yoluyla varılır.

Yazının Devamı »

Nasıl Var Olduğumuz Neden Önemlidir?

Wednesday, September 21st, 2005

question.jpgBazı okurlar — örneğin sayın “Müzmin Anonim” — Akıllı Tasarım teorisinin ve dahası bu teorinin ele aldığı “yaşam nasıl var oldu” sorusunun niçin önemli olduğunu soruyor. Sorunun ardındaki yaklaşımı anlamak açıkçası çok kolay değil. Yeryüzündeki yaşamın nasıl var olduğu sorusu, biz insanların da nasıl var olduğu sorusunu içeriyor. Buna doğru cevap vermek ise önemli, çünkü verilen cevaplara göre farklı dünya görüşleri oluşuyor.

Yazının Devamı »

‘Kusurlu Tasarım’ İtirazları Hakkında İkinci Bir Hatırlatma

Tuesday, September 20th, 2005

Siteye eklenen yorumlarda, Akıllı Tasarım teorisine eleştirel (hatta kimi zaman tepkili) yaklaşan bazı okurlar, ısrarla “kusurlu tasarım” argümanını öne sürmeye devam ediyorlar. Oysa daha önceki “Kusurlu Tasarım Argümanının Cevaplanması” başlıklı makalede, bu argümanın neden geçersiz olduğunu bir kaç ayrı yönden anlatmıştım. Ne Tasarım Teorisi’nin ne de İlahi dinlerin, canlıların, kusursuz olmaları gerektiği gibi bir iddiası yoktur. Böyle bir iddia varmış veya olması gerekirmiş gibi ısrarla “kusurlu tasarım” üzerinde durmak, eleştirilerin objektiflikten uzak olduğunu gösteriyor.

Öte yandan sağduyulu bir okur, meselenin bir diğer yönüne dikkat çekmiş. Kendisine teşekkürlerle birlikte, getirdiği önemli yorumu aşağıya ekliyorum:

Yazının Devamı »

CNNTürk Ekranlarında Darwin-Tasarım Tartışması

Monday, September 19th, 2005

CNNTürk’te yayınlanan ve Cüneyt Özdemir’in sunduğu 5N1K adlı haber programında, Mustafa Akyol ve Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Ergi Deniz Özsoy, Akıllı Tasarım teorisini tartışacaklar. 21 Eylül Çarşamba akşamı saat 21.00′de yayınlanacak olan programı, CNNTürk ekranlarından ve 92.5 FM’de yayın yapan CNNTürk Radyo’dan izleyebilirsiniz.

İlginç Bir Okur Yorumunun Düşündürdükleri

Sunday, September 18th, 2005

MustafaAkyol.org okurlarının siteye eklediği yüzlerce yorum için tekrar teşekkür ediyorum. Ne yazık ki şu günlerdeki yoğun çalışma tempom nedeniyle, yorumlardaki karşı görüşlerin hepsine tek tek cevap yazma imkanım yok. Ancak son günlerde “Gezgin” ismini kullananan sayın okurun yaptığı iki yorumu, ideal bir “case-study” (çalışma örneği) oluşturduğu için, ele almak istedim.
Koyu materyalist olduğu anlaşılan sayın “Gezgin”, Tasarım teorisine şöyle itiraz etmiş:

Yazının Devamı »

Teşekkür ve Bir Duyuru

Thursday, September 8th, 2005

MustafaAkyol.org’a gösterilen yoğun ilgi nedeniyle tüm okurlara ve katkılarıyla siteyi zenginleştiren yorumculara teşekkür ediyorum. Makalelere eklenen yorumların içinde bana yönelik bazı sorular da var ve son günlerde bunların bir kısmı cevapsız kaldı. Bir süredir devam eden ve biraz daha devam edecek gibi gözüken yoğun çalışma programı ve seyahatlerden kaynaklanan bu durumun anlayışla karşılanacağını umuyorum.
Ancak sorular cevapsız kalmayacak. (Zaten aslında çoğunun cevabı da sitenin içindeki farklı makalelerde yer alıyor.) Akıllı Tasarım teorisini anlatan, teoriye yönelik itirazları cevaplayan ve genel olarak da din-bilim ilişkisi hakkındaki yanılgıları çözümleyen bir kitap üzerinde çalışıyorum. İnşallah çok yakında yayınlanmış olacak. Tüm “site sakinleri”ne saygıyla duyurulur.

‘Kusurlu Tasarım’ İtirazının Cevaplanması

Saturday, September 3rd, 2005

handbydesign2.jpgAkıllı Tasarım teorisine karşı çıkanların sıkça dile getirdiği itirazlardan biri, “Kusurlu Tasarım argümanı”dır. Bu argümanın sahipleri, özetle, “canlılar tasarlanmıştır diyorsunuz, ama pek çok kusurlu, mükemmellikten uzak yönleri var” derler.
Böyle diyenlere sıkça rastlamak mümkün. Örneğin Aktüel dergisinin Akıllı Tasarım teorisini ele aldığı 9 Ağustos 2005 tarihli sayısında Prof Ertan “kullanışlı sistemlerin insanlardan esirgendiğini” ileri sürüyordu. Prof. Aykut Kence ise gazeteci Devrim Sevimay’ın kendisi ile yaptığı ve Vatan gazetesinin 29 Ağustos 2005 tarihli sayısında yayınlanan röportajda canlıların “kusurlu tasarım”larla dolu olduğu iddiasındaydı.
Ancak her iki sayın profesör de yanılıyordu… Nedenini inceleyelim.

Yazının Devamı »

SkyTurk TV’deki Akıllı Tasarım Programı

Saturday, September 3rd, 2005

skyturk3.jpgHaber kanalı SkyTurk Tv’de yayınlanan ve Selvi Naz’ın sunduğu 18 Ağustos 2005 tarihli Interaktif Haber programına konuk olarak Mustafa Akyol katılmış ve Akıllı Tasarım teorisi hakkındaki soruları cevaplandırmıştı.
45 dakikalık bu programın video görüntülerini bilgisayarınıza indirip izleyebilirsiniz. Video dosyaları, kolay indirebilmeniz açısından dört parçaya bölünmüştür: Bölüm I, Bölüm II, Bölüm III ve Bölüm IV.
Dosyaları izleyebilmek için bilgisayarınızda Quicktime Player’in kurulu olması gerekli. Bu programı buradan ücretsiz indirebilirsiniz.

Materyalizmin Sonunun Başlangıcı

Monday, August 29th, 2005

[29 Ağustos 2005 tarihli Yeni Şafak gazetesinde yayınlandı]
Cevdet.jpgGeçenlerde Abdullah Cevdet’in ismini taşıyan bir sokağa Meclis kararıyla yeni bir ad verilince, medyamız bu “Osmanlı aydını”nı yeniden hatırladı. Hatıra gelen en önemli şey de Abdullah Cevdet’e atfedilen “bu milleti adam etmek için Batı’dan damızlık erkek getirmek gerek” lafıydı.
Abdullah Cevdet’in tam olarak böyle deyip demediğini bilmiyorum. Ama aslında bundan daha da önemli bir şey söylemiş, daha doğrusu ileri sürmüştü: Cevdet’e göre, Osmanlı’nın gerilemesinin sorumlusu din, kurtuluşunun yolu ise bilimdi.

Yazının Devamı »